Bugün[09 Nisan 2026]
itibarı ile 33.733 başlık/FaRk ile birlikte,
33.733 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(70/136)


- KENDİNİ:
"YÜCELTEN" değil/yerine/>< ALÇALTAN

( Alçalır. DEĞİL/YERİNE/>< Yücelir. )


- KENDİSİ AÇISINDAN değil KENDİ AÇISINDAN


- KENDİSİNDEN / KENDİSİNİ" değil KENDİNDEN / KENDİNİ

( "Sahibisi" demediğimiz gibi. )


- KENDİYLE OYNAMAK ile/ve/değil/||/<> KENDİ KENDİNE OYNAMAK


- HEMPSEED OIL[İng.] ile/değil/yerine/= KENEVİR YAĞI


- HEMP[İng.] / VHANVR[Fr.] / HANF[Alm.] ile/değil/yerine/= KENEVİR


- KENNARD PACKET[İng.] / PAQUET DE KENNARD[Fr.] / KENNARD-PAKET[Alm.] ile/değil/yerine/= KENNARD PAKETİ


- KENNELY-HEAVISIDE LAYER[İng.] ile/değil/yerine/= KENNELY TABAKASI


- KENT/ŞEHİR[Ar.] yerine/değil BALIK


- KENTET[Fr. < QUINTETTE] değil/yerine/= BEŞLİ


- KENTİN, KİŞİYE/TOPLUMA ETKİSİ/KATKISI ile/ve/değil/||/<>/>/< KİŞİNİN/TOPLUMUN, KENTE KATKISI/ETKİSİ


- KENTSEL "ÖTELEME" ile/değil/yerine/||/<>/< KENTSEL DÖNÜŞÜM

( )


- AT:
KENTTE değil/yerine TAŞRADA


- KENTTE YAŞAMAK ile/ve/değil/yerine KENTLİ OLMAK


- KEPAYANG OIL[İng.] ile/değil/yerine/= KEPAYANG YAĞI


- KEPÇIR[İng. < CAPTURE] değil/yerine/= YAKALAMA


- KEPEKSİZ TAHİN ile/değil/yerine KEPEKLİ TAHİN

( ... İLE/DEĞİL/YERİNE Daha yoğun ve akışkanlığı daha azdır. )


- KEPHALOIDIN[İng.] ile/değil/yerine/= KEPHALOİDİN


- KEPLER TELESCOPE[İng.] / TÉLESCOPE DE KEPLER[Fr.] / KEPLER-TELESKOP[Alm.] ile/değil/yerine/= KEPLER TELESKOBU


- KEPLER'S LAWS[İng.] / LOIS DE KEPLER[Fr.] / KEPLER-GESETZE, KEPLERSCHE GESETZE[Alm.] ile/değil/yerine/= KEPLER YASALARI


- KER[İng.] ile/değil/yerine/= KER


- KERÂMÂT-I DİNNİYE ile/ve/değil/yerine/<>/> KERÂMÂT-I FENNİYE


- KERÂMET ile/ve/değil/||/<>/> KERÂHET

( Kerâmetin ilk tecellisi kerâmet de, tekrarı kerâhet. )

( Kerâmet, yapılır da terk edilirse kerâmettir, terk edilmezse kerâhettir. )

( Maneviyat yolunda yürüyenlerin yoluna kerâmet de çıkabilir. Orayı geçerse kerâmet de, orada kalırsa kerâhet. )

( Kerâmet görme ya da gösterme çabası bir tür küfürdür. )

( Kerâmeti beğenip orada kalanlar küfür ehlidir. )

( Kerameti gösterenlerin çoğunluğu, oraya saplanıp kalır. İnsan böyle olacaksa bu yola hiç girmesin daha iyi. )

( Kerâmetin kime yararı var ki? Kimin kudretini kime gösteriyorsun? Kerâmet gösterenler, daha bu yolun büyüklüğünü idrak edememiş olanlardır. Kerâmet çocuk oyuncağıdır. İnsan büyüdükten sonra, çocuk oyuncağıyla uğraşır mı? )

( Bağış, kerem. | İkram, ağırlama. | Velîlerin, gerektiğinde, gösterdikleri olağanüstü durum. | Ermişcesine yapılan iş, hareket ya da söylenilen söz, düşünce. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> İğrenme, tiksinme. | İstemeyerek, baskı ile yapma. | [şer'î] Bir halin/hareketin, açık ve kesin bir biçimde değil delâlet suretiyle men olunması. )


- KERÂMET ile/ve/değil KESKİN ZEKÂ

( Keskin zekâ, kerâmete kıç attırır. )


- KERÂMET değil/yerine RIZÂ


- KERASIN[İng.] ile/değil/yerine/= KERASİN


- KERACYANIN[İng.] ile/değil/yerine/= KERASİYANİN


- KERASOL[İng.] ile/değil/yerine/= KERASOL


- KERATIN[İng.] ile/değil/yerine/= KERATİN


- KERATOELASTIN[İng.] ile/değil/yerine/= KERATOELASTİN


- KERATOLYTIC[İng.] ile/değil/yerine/= KERATOLİTİK


- DEFA/KERE[Ar.] değil/yerine/= KEZ


- KEREN ile/değil KARAN

( Boynuzlu. İLE/DEĞİL Parlamak. )

( )


- KERENES[İng.] ile/değil/yerine/= KERENLER


- KERHEN değil/yerine/= İĞRENEREK/TİKSİNEREK


- KERHEN değil/yerine/= İSTEMEYEREK/GÖNÜLSÜZCE


- KERHEN[Ar. < KERH] ile/değil/yerine/>< TAV'AN[Ar. < TAV]

( Zorla yapma, bir işi yapmak için kendini zorlama. İstemeyerek, ister istemez. | İğrenme, tiksinme, ikrah. )

( İsteyerek yapmak. )


- KERMA[İng.] / KERMA[Fr.] / KERMA[Alm.] ile/değil/yerine/= KERMA


- KERMESITE[İng.] ile/değil/yerine/= KERMESİT


- KERN[İng.] ile/değil/yerine/= KERN


- KERNITE[İng.] / KERNITA[Fr.] / KERNIT, RASORIT[Alm.] ile/değil/yerine/= KERNİT, KERNİTEN


- KEROGEN[İng.] / KERNOGENE[Fr.] / KERNOGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KEROGEN


- KEROLES[İng.] ile/değil/yerine/= KEROLES


- KEROSINE[İng.] / KÉROSÉNE (PETROLE LAMPANT L)[Fr.] / KEROSIN, (LEUCHT PETROLEUM)[Alm.] ile/değil/yerine/= KEROSEN


- KEROTENES[İng.] ile/değil/yerine/= KEROTENLER


- KERR EFFECTS[İng.] / EFFETS KERR[Fr.] / KERR-EFFEKTE[Alm.] ile/değil/yerine/= KERR ETKİLERİ


- KERR EFFECT[İng.] ile/değil/yerine/= KERR ETKİSİ


- KERR CELL[İng.] / CELLULE DE KERR[Fr.] / KERR-ZELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= KERR GÖZESİ/HÜCRESİ


- EFFET KERR MAGNÉTO-OPTIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= KERR MANYETO-OPTİK ETKİSİ


- KERR CONSTANT[İng.] ile/değil/yerine/= KERR SABİTİ


- KERRAKE/KERÂKE[Ar.] değil/yerine/= ÜSTLÜK

( İnce softan hafif ve dar bir üstlük. )


- KERRAT[Ar.] (CETVELİ) değil/yerine/= ÇARPMA/ÇARPIM (TABLOSU)


- KERTENKELE/YILAN ile/değil OLUKLU KERTENKELE

( ... İLE Ayakları olmayan bir kertenkeledir. Hızlı hareket edemez. Derisinin içinde kemik pullar bulunur. Akciğeri genişlesin ve soluk alabilsin diye bu kemik pulların olmadığı oluklar vardır. Adını da bu oluklardan alır. Isırmazlar. Karınca, termit ve küçük böceklerle beslenirler. Tarım zararlılarını tüketirler. Zehirli değillerdir. Lütfen yılan korkusu ya da başka nedenlerle öldürmeyiniz! )

( )

( ... cum PSEUDOPUS APODUS )


- KERTENKELE ile/değil OLM/İNSAN BALIĞI

( )

( Toprak altında kalmış su kanallarında yaşar ve tamamen kördür. [Ortalama olarak 20-30 santimetre boyundadır.] )

( ... cum PROTEUS ANGUINUS )


- KERTENKELE ile/değil UÇAN KERTENKELE

( ... İLE/DEĞİL Güneydoğu Asya'ya özgü bir kertenkele türüdür. Draco cinsinin öteki üyeleri gibi bu tür de "patagia" adı verilen cildin kanat gibi yan uzantılarını kullanarak kayma yeteneğine sahiptir.

Kuyruk da katılarak 22 cm.'e kadar uzayan bu tür, koyu ten üzerine, koyu renk beneklere sahiptir. Erilin patagium'u, koyu renkli çizgiler ile açık turuncu renktedir. Dişilin patagium'u ise çizgiler yerine düzensiz işaretlere sahiptir. Draco volans türlerinin kanatları, kanatlarının iskeletini oluşturan kaburgalarıyla desteklenir. Fakat uzun kaburga kemikleri, kanatları oluşturmaya yardımcı olmasına karşın solunum yardımcı olmaz.

Tür, gündüzleri etkindir ve genel olarak ağaçlarda yaşar. )

( ... İLE/DEĞİL )

( ... İLE/DEĞİL )

( ... cum DRACO VOLANS )


- KERTENKELE ile/değil YUSUFÇUK


- KERTERİZ[Yun.] (ALMA) değil/yerine/= ÖLÇME, ÖLÇÜ ALMA

( Bir yerin nerede bulunduğunu pusula ile ölçme. Denizcilerin, denizde sığlıkları belirlemek için kullandıkları imlerin tümü. )


- KESAT[Ar. < KESÂD] değil/yerine/= DURGUNLUK, YOKLUK, KITLIK


- KESE[Fars. < KÎSE] ile/değil KESE ile/değil HAVA KESESİ

( Cepte taşınan, içine para vb. konulan, kumaştan ya da örgüden küçük torba. | Bu küçük torba miktarında olan. | Bazı şeylerin üzerine geçirilen, kumaştan çanta biçiminde kap. | Yıkanırken kir çıkartmak için ele geçirilen, gövdeyi ovmaya yarayan, bürümcükten, cep biçiminde bez. | Birinin mal varlığı. | Organizmanın bazı boşlukları. | Su bitkilerinde içi hava ile dolu olan ve bitkinin suda yüzer durumda kalmasını sağlayan şişkinlik. | Beş yüz kuruşluk para birimi. @@ Kısa, kestirme yol. @@ ... )

( POUCH vs. SAC vs. AIR SAC )


- KESER" ya da "RENDE" GİBİ OLMAK değil/yerine "TESTERE" GİBİ OLMAK

( "Hep bana, hep bana." YA DA "Hep sana, hep sana." DEĞİL/YERİNE Hem sana, hem bana. )

( Olma! Keser gibi hep bana, hep bana
ya da rende gibi hep sana, hep sana/ona...
Ol! Testere gibi hem sana, hem bana... )


- | KESER ya da RENDE | ile/değil/yerine/>< KOL HIZARI

( | Kendine yontar. YA DA Ötekine/dışarıya yontar. | İLE/DEĞİL/YERİNE/>< İki tarafa da yontar. )


- KEŞF ile/ve/değil SONUÇ

( Felsefede/tasavvufta. İLE/VE/DEĞİL Bilimde. )


- KEŞFEDECEK" değil KEŞFEDİLECEK


- KEŞFETMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< FARKETMEK


- KEŞÎDE[Fars.]/KÂF-I FARSÎ değil/yerine/= ÇEKİLİŞ

( Banka ve her tür piyango ikramiyesinde çekme. | Arap harfli yazıda bazı yazaçların baş tarafı yazıldıktan sonra süs için çekilen uzatma. )


- KEŞİF değil/yerine/= BULUŞ


- KESİF[Ar.] değil/yerine/= YOĞUN

( Oylumuna oranla, ağırlığı çok olan. | Koyu, kalın. | Etkisi güçlü olan.[koku vb.] | Artmış, çoğalmış bir durumda olan. | Dolu, sıkı, çok. | Kaba, kalın, iri.[elek, iğne için] )


- BATCH PROCESS[İng.] / PROCESSUS INTERMITTENT[Fr.] ile/değil/yerine/= KESİKLİ İŞLEM


- SPECTRE DISCONTINU[Fr.] / UNTERBROCHENES SPEKTRUM[Alm.] ile/değil/yerine/= KESİKLİ TAYF/SPEKTRUM


- KESYL ALCOHOL[İng.] ile/değil/yerine/= KESİL ALKOL


- KESİLECEK ŞEYİN ÜZERİNDE, BIÇAĞI:
İTMEK/BASTIRMAK değil/yerine ÇEVİRMEK


- KESİLECEK ŞEYİN ÜZERİNDE BIÇAĞI:
İTMEK/BASTIRMAK değil/yerine ÇEVİRMEK/YUVARLAMAK


- CEREYÂN-İ İNKİTA[Osm.] / BREAKDOWN CURRENT[İng.] / COURANT DE RUPTURE[Fr.] / DURCHBRUCHSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= KESİLME AKIMI


- BREAKDOWN REGION[İng.] / RÉGION DE CLAQUAGE[Fr.] / DURCHBRUCHBEREICH[Alm.] ile/değil/yerine/= KESİLME BÖLGESİ


- BREAKDOWN DIODE[İng.] ile/değil/yerine/= KESİLME DİYODU


- BREAKDOWN IMPEDANCE[İng.] / IMPÉDANCE DE COUPURE[Fr.] / DURCHBRUCHIMPEDANZ[Alm.] ile/değil/yerine/= KESİLME EMPEDANSI


- BREAKDOWN VOLTAGE[İng.] / DURCHSCHLAGSPANNUNG, DURCHBRUCHSPANNUNG[Alm.][Alm.] ile/değil/yerine/= KESİLME GERİLİMİ


- CUT OFF BIAS[İng.] ile/değil/yerine/= KESİM BESLEMESİ


- TENSION DE COUPURE[Fr.] ile/değil/yerine/= KESİM GERİLİMİ


- CUT-OFF PARABOLA[İng.] ile/değil/yerine/= KESİM PARABOLİ


- KESİMDE:
BIÇAK İLE ile/değil/yerine İP İLE


- KESİN BİLGİ ile/ve/değil/yerine YETKİN BİLGİ


- KESİN DÜŞÜNCE ile/değil/yerine TEMEL DÜŞÜNCE


- KESİN OLAN ÜZERİNE ile/ve/değil/yerine OLASILIK ÜZERİNE

( [not] ON CERTAINTY vs./and/but ON PROBABLITY
ON PROBABLITY instead of ON CERTAINTY )


- KESİNLEŞTİRME ile/değil/yerine/>< BULANIKLAŞTIRMA

( TO BECOME DEFINITE vs./and TO BECOME TURBIDITY )


- KATİYET MÜŞÎRİ[Osm.] / PRECISION INDEX[İng.] / INDICE DE PRÉCISION[Fr.] / GENAUIGKEITSINDEX, PRÄZISIONSINDEX[Alm.] ile/değil/yerine/= KESİNLİK İNDİSİ


- KESİNLİK ile/ve/değil BAĞLAMA/İTİKAD


- KESİNLİK ile/ve/değil BİLGİ

( [not] CERTAINTY vs./and/but KNOWLEDGE )


- KESİN/LİK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BİLİM/SEL


- KESİNLİK ile/ve/değil KESİNLİĞİN OLANAKSIZLIĞI

( [not] CERTAINTY vs./and/but IMPOSSIBILITY OF CERTAINTY )


- KESİNLİK ile/ve/değil/yerine MATEMATİKSELLİK


- KESİNLİK ile/ve/değil/yerine/|| OLASILIKLI KESİNLİK

( [not] CERTAINTY vs./and/but/|| PROBABLE CERTAINTY
PROBABLE CERTAINTY instead of CERTAINTY )


- KESİNLİK ile/ve/değil/||/<>/> PEKİNLİK

( Nesneler/doga/fizik/matematik için. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> Kişide, zihinde, kavramda, süreçte. )


- PRECISION[İng.] / PRÉCISION[Fr.] / PRÄZISION[Alm.] ile/değil/yerine/= KESİNLİK


- KESİNLİK değil/yerine/>< YAKLAŞIM / YAKINLIK


- KESİN/LİK ile/ve/değil/yerine YETKİN/LİK


- KESİNLİKLE" ile/ve/değil "TAMAMEN"

( KATİYEN ile/ve/değil KÜLLİYEN )


- KESİNTİ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< EŞİK


- UNINTERRUPTIBLE POWER SYSTEM[İng.] / SYSTÈME D'ALIMENTATION SANS INTERRUPTION[Fr.] / UNUNTERBROCHENE STROMVERSORGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KESİNTİSİZ GÜÇ KAYNAĞI


- KEŞİŞ/LİK ile/ve/<>/değil/yerine DERVİŞ/LİK

( [not] MONK/CENOBITE vs./and/<>/but DERVISH
DERVISH instead of MONK/CENOBITE )


- KESİŞME ile/ve/değil ÇAKIŞMA


- FRACTION EN COUPE[Fr.] ile/değil/yerine/= KESİT ORANI


- KESİT ile/ve/değil/yerine/||/<> "SONUÇ"


- KEŞKE, YAPMAZ OLAYDIM değil YAPMAZ OLAYDIM / KEŞKE YAPMASAYDIM


- KEŞKE ... değil/yerine/>< FARKINDALIK

( Ne kadar farkında olursak, "keşke"lerimiz de o kadar az olur. )


- KEŞKE ile/değil UMARIM


- KEŞKE/LER(İMİZ) (İLE) değil/yerine/>< İYİLİK/LER(İMİZ) (İLE)

( Tükenirsin ve tüketirsin. DEĞİL/YERİNE/>< Güçlenirsin ve güçlendirirsin. )


- KESKİN ile/ve/değil/yerine BELİRGİN


- KESKİN ile/değil/yerine/>< SAKİN

( Zâhirde. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Mânâda. )


- KESKİN ile/ve/değil/||/<> SİVRİ


- COURANT DE COUPURE[Fr.] ile/değil/yerine/= KESME AKIMI


- ABSCHALTSPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KESME GERİLİMİ


- KESMEK ile/değil BUDAMAK


- KESMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DELMEK


- KESMEK ile/değil KETMEK

( Nesnelerde. İLE/DEĞİL Sözde/konuşmada. )


- KESMEK ile/ve/değil/yerine KISMAK


- KEŞŞÂF[Ar.] değil/yerine/= İZCİ


- KESSEL K LINES[İng.] ile/değil/yerine/= KESSEL K ÇİZGİLERİ


- KESSO OIL[İng.] ile/değil/yerine/= KESSO YAĞI


- KESTİRİP ATMAK ile/değil/yerine BAĞLAMAK


- KETAL[İng.] ile/değil/yerine/= KETAL


- KETALAR[İng.] ile/değil/yerine/= KETALAR


- KETAMINE HYDROCHLORIDE[İng.] ile/değil/yerine/= KETAMİN HİDROKLORÜR


- KETÇAP değil/yerine DOMATES PÜRESİ

( 1 lt. ketçapta, 200-300 gr. şeker bulunur. [Çocuklar ve bilgisizler, ketçabı ve bu tür ürünleri, içindeki şeker ve ağızdaki hızlı uyarıcı etkisinden dolayı çok severler.] )


- LINSEED OIL[İng.] / HUILE DE LIN[Fr.] / FEHLER[Alm.] ile/değil/yerine/= KETEN TOHUMU YAĞI


- LINSEED[İng.] / GRAINEDELIN[Fr.] / FEINÖL, BAUMÖL[Alm.] ile/değil/yerine/= KETEN TOHUMU


- KETENPERE[Yun. < KATO PERA] değil/yerine/= ÖTEKİ TARAFIN AŞAĞISI | KASIMPAŞA[AŞAĞI BEYOĞLU]


- KETIMIDE[İng.] ile/değil/yerine/= KETİMİD


- KETIMINE[İng.] ile/değil/yerine/= KETİMİN


- KETINE[İng.] ile/değil/yerine/= KETİN


- KETINES[İng.] ile/değil/yerine/= KETİNLER


- KETLEMEK/ENGELLEMEK değil/yerine ÜRETİM/DÖNÜŞÜM


- KETO-[İng.] ile/değil/yerine/= KETO-


- KETOAMINE[İng.] ile/değil/yerine/= KETOAMİN


- KETOHYDROXYESTRIN[İng.] ile/değil/yerine/= KETOHİDROKSİESTRİN


- KETOHEXOSE[İng.] ile/değil/yerine/= KETOKHEKSOZ


- KETOXIME[İng.] ile/değil/yerine/= KETOKSİM


- KETOLE[İng.] ile/değil/yerine/= KETOL


- KETONE[İng.] / CÉTON[Fr.] / KETON[Alm.] ile/değil/yerine/= KETON


- KETONURIA[İng.] ile/değil/yerine/= KETONÜRİ


- KETOSE[İng.] ile/değil/yerine/= KETOZ


- KETOSIDE[İng.] ile/değil/yerine/= KETOZİD


- KETOSIS[İng.] ile/değil/yerine/= KETOZİS


- KEVGİR[Fars. < KEFGÎR] değil/yerine/= SÜZGEÇ


- KEVIDON[İng.] ile/değil/yerine/= KEVİDON


- KEVLAR ile/değil/yerine/> ÖRÜMCEK İPEĞİ

( Çok hafif karbon kökenli çok sağlam liflerden oluşan bir malzeme. İLE/DEĞİL/YERİNE/> Protein bazlı mikrofiber. [Genetik olarak değiştirilmiş maya, şeker ve suyun fermantasyonu ile elde ediliyor.] [Otomotivden, tıp ve dış mekân giydirmeye kadar pek çok kullanım alanına sahip olması bekleniyor.] )


- KEWGİN ile/değil/yerine/>< ÇİVGİN
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Doyurucu, besleyici olmayan bir yemek [ya da ot]. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Doyurucu, besleyici olan bir yemek [ya da ot]. )


- [ne yazık ki]
KEYFÎ "DÜŞÜNMEK"/KONUŞMAK ile/değil/yerine KENDİNE GÖRE "DÜŞÜNMEK/KONUŞMAK/YAŞAMAK"

( [ne yazık ki] Kişiler, (çoğunlukla) yiyecekleri ve yatacakları bir şeyleri olduğu sürece düşünmeyi reddederler. [ya da bu yanılsamadan ve keyfiyetten vazgeçip düşün(ebil)meyi, her şeye yeğlemelilerdir] )


- KEYFÎ ile/değil ÇOKLU


- KEYFÎ ile/ve/değil/yerine FITRÎ


- KEYFÎ değil/yerine/= İSTEĞE BAĞLI


- KEYFÎ değil/yerine/= İSTEĞİL


- KEYFÎ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< İTİBARÎ

( Tüm ayrımlar, itibârîdir fakat keyfidir anlamına gelmez! )


- KEYFÎ ile/değil MUTLAK DEĞİL


- [ne yazık ki]
"KEYFÎLİK" ile/değil/yerine GÖRELİLİK


- KEYFÎ/LİK ile/değil/yerine KENDİLİĞİNDEN/LİK


- KEYFÎ/LİK değil/yerine/= OLUMSAL/LIK


- KEYFİNDE/LİK ile/değil/yerine KENDİNDE/LİK


- KEYFİNE/ÇIKARINA GÖRE DAVRANMAK ile/değil/yerine/>< KENDİN/KİŞİ/ADAM/İNSAN OLMAK

( Kendin olmak, "keyfine/çıkarına göre davranmak/davranabilmek" değildir. )


- [ne yazık ki]
"KEYFİ/Nİ YAŞAMAK" ile/ve/değil/||/<>/>/< KEYFİ/Nİ (VE KENDİNİ) DAYATMAK


- [ne yazık ki]
"KEYFİYET" ile/ve/değil/yerine/||/<> "SONUÇ ODAKLILIK"


- KEYFİYET ile/değil/yerine TASARRUF


- KEYİF/RAHATLIK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÇALIŞMA/HİZMET

( % 3[daha çok] -31[en fazla, azınlıkla/bazen] İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< % 96[daha çok] - 69[en az, çoğunlukla] )


- KEYİF değil/yerine/>< GEREKSİNİM


- [ne yazık ki]
(")KEYİF(") ile/değil "KENDİNE GÖRE OLAN"


- KEYİF ile/değil/yerine/>< KEŞİF

( [not] PLEASURE/MOOD vs./but/>< DISCOVERY
DISCOVERY instead of PLEASURE/MOOD )


- KEYİF ile/değil/yerine/||/></< KEŞİF

( [not] PLEASURE/MOOD vs./but/||/>DISCOVERY instead of PLEASURE/MOOD )


- KEYİF ile/değil RIZÂ


- KEYİF ile/değil/< YAŞAM

( Keyifler değildir yaşamı değerli yapan. Yaşamdır, keyif almayı değerli kılan. )


- KEYİF değil/yerine/= YAŞU/YAŞUĞ


- KEYİF ile/ve/değil/yerine/||/<>/></>/< ZEVK

( Gövdesel/bedensel. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Zihinsel. )

( Maddi. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Manevi. )

( Üç duyudan biriyle [ya da ikisi/üçüyle] ten, organ, kas ve sinirlerin "az ya da çok" uyarımıyla "deneyimlenen".[Dokunma, tatma, koklama][yeme, içme, oturma/uzanma vb.] İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< İki duyudan biriyle deneyimlenen.[Görme ve duyma][Felsefe, bilim, sanat, kitap okuma, düşünme, dinleme, söyleşi/sohbet] )

( Yatarak/yatmaktan, tembelikten, miskinlikten. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Hareketle/hareketten. )

( Bir şey yapmadan "yaşadığı"[nı zannettiği/n, "iddia ettiği/n"]. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Bazı şeyler yaparak, özen ve çaba göstererek, emek ya da ödün vererek elde ettiğimiz. )

( Yaşandığı oranda pişmanlığa götürür. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Yaşandığı oranda sevinç/neşe verir. )

( Canlılığa[hayvana/hayvansallığa] özgü.
[Hayvanlarda ve gövdemiz itibarı ile de canlılıkta ortaktır.] [Keyfin simgesi ve doruğu olan eşekte de vardır.]
İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/<
İnsana özgü. [Sadece insandadır, zihindedir.] )

( Geçici. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Kalıcı. )

( Araçlı "duyum"/haz. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Aracısız algılayış/idrak. )

( Istırap akışı içinde yalnızca bir kesintidir. )

( Utanç verici bir keyfin, keyfi geçer, utancı kalır. )

( Keyifteki ölçü/oran/sayı/mikdar arttıkça eleme/işkenceye dönüşür. )

( Ancak çalıştıktan ya da bir şeyler yaptıktan sonra, kısa süreli ve hak edilen keyfin tadı ve değeri olur. )

( Zevk, susabilmeyi[sükût etmeyi] öğrendikten sonra başlar. )

( Kişi, kendini ya da başkalarını utandırabilecek ucuz keyiflere, ne şimdi, ne de sonra kapılmalıdır. )

( İki ıstırap verici durum arasındaki aralıklardır. )

( Keyifler değildir yaşamı değerli yapan. Yaşamdır, keyif ve zevk almayı değerli kılan. )

( İkisi de ıstırabın eseridir. )

( Dayatarak/dayatmacı. Sorumsuzca, kendi kendine, başı başında[Farsça "ser-ser-î"]. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Özgürce. Sorumluluğunu alarak/üstlenerek. Başı bağlı[Farsça "ser-best"] )

( [not] PLEASURE vs./and/but/||/<>/>/< ENJOYMENT
ENJOYMENT instead of PLEASURE )


- KEYLÜS/KİLÜS[Ar. < Yun.] değil/yerine/= AKKAN

( Bağırsaktan gelen, içinde yağ damlacıkları bulunan kan. )


- KEYSTONE SPECIES[İng.] değil/yerine/= KİLİT TAŞI TÜR

( Bir ekosistemin sağlıklı bir biçimde işleyebilmesi ve türler arasındaki dengenin sürdürülebilir olabilmesi için kritik öneme sahip olan türleri ifade etmektedir. Bu türler, sadece sayısal olarak değil, aynı zamanda davranışsal (etolojik) ve çevresel (ekolojik) etkileşimler açısından da önemlidir. Kilit taşı türler koruma planlamalarında ön plana çıkmaktadır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- KEZ değil GEZ

( Kere. DEĞİL 66 cm. [özellikle okçulukta kullanılan bir ölçü] )


- KEZÂ/HAKEZÂ/KEZÂLİK[Ar.] değil/yerine/= NİTEKİM/AYNI BİÇİMDE


- KEZBAN(")[Ar.] ile/değil/>< KEZBAN[Fars.]

( Kötü kadın. | (")Deneyimsiz, beceriksiz, bilgisiz, görgüsüz kadınlara yakıştırılan söz("). İLE/DEĞİL/>< Becerikli, hamarat kadın. )


- KG[İng.] ile/değil/yerine/= KG


- KHELIN[İng.] ile/değil/yerine/= KHELİN


- CHI-MESON[İng.] / MÉSON Χ[Fr.] / CHI-MESON[Alm.] ile/değil/yerine/= Kİ MEZONU


- KYANIZING[İng.] ile/değil/yerine/= KİANİZLEME


- KİBÂR[< KEBÎR] değil/yerine/= İNCE/TAYLAN/KOSTAK

( Zarif, kibar, nazik, çalımlı, güzel giyinmiş, yakışıklı. | Yiğit, kabadayı, yürekli. | Büyükler, ulular. )


- KİBAR değil/yerine/= TAYLAN


- KİBAR-I KELÂM ile/değil KELÂM-I KİBAR


- KİBARLIK ile/değil/yerine NEZÂKET

( Nasıl "görünmek" "istediğmizle". İLE/DEĞİL/YERİNE Kim olduğumuzla ilgili. )

( Krala gösterilen kibarlık, "zorunluluktandır". İLE/DEĞİL/YERİNE Dilenciye gösterileni nezâket, gerçektir. )


- KİBAS/INCREASED İNTRACRANIAL PRESSURE SYNDROME[İng.] değil/yerine/= KAFA İÇİ BASINÇ ARTIŞI BELİRGESİ, KAFA İÇİ BASINÇ ARTIŞI SENDROMU


- KİBİR:
HALKTAN "UZAK DURMAK" değil HAK VE HAKİKATTEN UZAK DURMAK


- KİBİR ile/ve/değil/<> ALAYCILIK


- KİBİR değil/yerine/>< ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK

( Büyük görünme. / Küçüklüğün ölçüsü. DEĞİL/YERİNE/>< Küçük görünme. / Büyüklüğün ölçüsü. )


- KİBİR ile/ve/<>/değil BAĞIMLILIK

( Kibir, kişinin, sahip olduklarını, "hak etmediği" korkusundan kaynaklanır... )


- KİBİR ile/değil ÇEKİNGENLİK


- KİBİR ile/değil/yerine KİBARLIK


- KİBİR değil/yerine/>< MAHVİYET


- KİBİR ile/değil/yerine MESAFE KOYMA


- KİBİR değil/yerine/>< ONUR/VAKAR[Ar.]

( Kartal, vakarı; yılan, bilgeliği simgeler. )

( Başkalarını aşağılayarak. DEĞİL/YERİNE/>< Başkalarına hizmet ederek. )

( Kendini beğenme, başkalarından üstün tutma, büyüklenme, benlik. DEĞİL/YERİNE/>< Ağırbaşlılık. )


- KİBİR ile/değil/yerine ÖZDEĞER


- KİBİR ile/değil/yerine/>< ÖZGÜVEN

( Çoğu kişiden üstün olduğumuzu zannediyorsak. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Kimseden bir eksiğimizin olmadığını düşünüyorsak. )

( Kendinden emin olmaya alışık olmayana, özgüven, "kibir" gibi gelebilir. )

( [not] ARROGANCE vs./but/>< SELF CONFIDENCE
SELF CONFIDENCE instead of ARROGANCE )


- KİBİR ile/değil/yerine ÖZSAYGI

( [not] ARROGANCE vs./but SELF-ESTEEM
SELF-ESTEEM instead of ARROGANCE )


- KIBLE ile/ve/değil/yerine/=/||/<>/> AMAÇ

( Güney ile güneybatı [Güneybatı ile güney arası]. [Türkiye'ye göre!] [Güney anlamına da kullanılır.] | Mekke'de Kâbe'nin batı köşesi ile altınok (Mizp) arasının doğrultusu. | Kabul etmek. | Güneyden esen rüzgâr. | Darlıkta başvurulan kapı. )


- KIBLE ile/ve/değil EŞİK


- KİBRİT[Ar.] değil/yerine/= KAV

( Ağaçların gövdesinde ya da dallarında yetişen bir tür mantardan elde edilen ve çabuk tutuşan, süngerimsi nesne. )


- KIBT/CONE BEAM COMPUTERIZED TOMOGRAPHY, CONE BEAM COMPUTED TOMOGRAPHY[İng.] değil/yerine/= KONİK IŞINLI BİLGİSAYARLI TOMOGRAFİ


- KIÇ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BACAK

( MÂ-BA'D ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÂMİLE[< AMEL] )

( [not] BUTTOCK[ASS, ARSE] vs./and/but/||/<>/< LEG
LEG instead of BUTTOCK )


- KIÇINDAN ANLAMAK/ANLAYAN/UYDURAN değil/< KIŞRINDAN(KABUĞUNDAN) "ANLAMAK/ANLAYAN/UYDURAN"


- KIÇINI DÖNMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SIRTINI DÖNMEK


- KIES[İng.] ile/değil/yerine/= KİES


- KİFAFLANMAK[Ar.] değil/yerine/= AZLA YETİNMEK

( Elde ne varsa onunla, çok az yiyecekle karın doyurmak, çok az şeyle yetinmek. )


- KİFÂYET değil/yerine/= YETERLİK


- KİFÂYET değil/yerine/= YETERLİ(Lİ)K


- KİFÂYETSİZ[Ar.] değil/yerine/= YETERSİZ


- KİKLOTRON[Yun. ] değil/yerine/= HIZLANDIRICI

( ... İLE Atom araştırmalarında, elektriklenmiş nesnelere yüksek hız veren bir aygıt. )


- KIKUCHI LINES[İng.] / LIGNES DE KIKUCHI[Fr.] / KIKUCHI-ZEILEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KİKUCHİ ÇİZGİLERİ


- MUFFELOFEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KİL FIRINI


- CLAY[İng.] / ARGILE[Fr.] / LEHM, TERRE GLAISE, TON[Alm.] ile/değil/yerine/= KİL


- GUIDE WAVELENGTH[İng.] / FÜHRUNGSWELLENLÄNGE[Alm.] ile/değil/yerine/= KILAVUZ DALGA BOYU


- FÜHRUNGS-EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= KILAVUZ ETKİSİ


- FÜHRUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KILAVUZ


- GUIDED WAVE[İng.] / ONDE GUIDÉE[Fr.] / GEFÜHRTE-WELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= KILAVUZLANMIŞ DALGA


- CAPILLARY PRESSURE[İng.] / PRESSION CAPILLAIRE[Fr.] / HAARARTIGER-DRUCK[Alm.] ile/değil/yerine/= KILCAL BASINÇ


- CAPILLARY WAVE[İng.] / ONDE CAPILLAIRE[Fr.] / HAARARTIGER-WELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= KILCAL DALGA


- CAPILLARY ELECTROMETER[İng.] ile/değil/yerine/= KILCAL ELEKTROMETRE


- CAPILLARY ACTIVE SUBSTANCE[İng.] ile/değil/yerine/= KILCAL ETKİN/AKTİF NESNE


- CAPILLARY TUBE, CAPILLARY[İng.] / CAPILLAIRE[Fr.] / KAPILLARY, KAPILLARRÖH, KAPILLARE[Alm.] ile/değil/yerine/= KILCAL, KILCAL BORU


- CAPILLARY CONDENSATION[İng.] ile/değil/yerine/= KILCAL YOĞUNLAŞMA


- CAPILLARY RISE[İng.] / ASCENSION CAPILLAIRE[Fr.] / HAARARTIGER-AUFSTIEG[Alm.] ile/değil/yerine/= KILCAL YÜKSELME


- CAPILLARITY[İng.] / CAPILLARITÉ[Fr.] / KAPILLARITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= KILCALLIK


- KILIBIK ile/değil/yerine KALBİ ILIK


- KILIÇ BALIĞI ile/değil YELKEN BALIĞI

( ... İLE/DEĞİL Su altının, en hızlı balığıdır. )


- KILIF[Ar. < GİLÂF] ile/ve/değil/yerine/||/<>/> NEVRESİM[NEV(Fars.) + RESM(Ar.)]

( Bir şeyi korumak için kendi biçimine göre, çoğunlukla yumuşak bir nesneden yapılmış özel kap; zarf. | Yolsuz bir işe bulunan sudan gerekçe. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Torba biçiminde dikilmiş, yorgana geçirilen kılıf. )


- KİLİM ile/değil/||/<> CACALA

( ... İLE Eski parça[/partal] kumaşlardan yapılan kilim. )


- KİLİSE:
KURUM değil DÜZEN


- KİLİTLE(N)ME ile/değil DÜĞÜMLE(N)ME


- KİLİTLENMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ODAKLANMAK


- KILLIAN REACTION[İng.] / KILLIANI REAKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= KİLLİANİ TEPKİMESİ


- KILLIK ile/değil (BİLİNÇLİ) TAVIR/TUTUM


- KİLO ALDIRAN ile/ve/değil YARAYAN/YARAMAYAN


- KİLO KAYBETMEK ile/değil/yerine/||/<> KİLO VERMEK


- KİLO VERMEK/ALMAK değil/yerine KİLOYU AŞAĞIYA/YUKARIYA KONTROL ETMEK

( [not] TO GIVE/TAKE WEIGHT but TO CONTROL THE WEIGHT UP/DOWN
TO CONTROL THE WEIGHT UP/DOWN instead of TO GIVE/TAKE WEIGHT )


- KILO-[İng.] / KILO-[Fr.] / KILO[Alm.] ile/değil/yerine/= KİLO-


- KILOGRAM-FORCE[İng.] / FORCE KILOGRAMME[Fr.] / KILOGRAMMKRAFT[Alm.] ile/değil/yerine/= KİLOGRAM-KUVVET


- KILOGRAM METER[İng.] / KILOGRAMME MÉTRE[Fr.] / KILOGRAMMMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= KİLOGRAM METRE


- KILOGRAM[İng.] / KILOGRAMME[Fr.] / KILOGRAMM[Alm.] ile/değil/yerine/= KİLOGRAM


- KILOHERTZ[Fr.] / KILOHERTZ[Alm.] ile/değil/yerine/= KİLOHERTS


- KILOCYCLE[İng.] ile/değil/yerine/= KİLOHERTZ


- KILOCALORIE[İng.] / KILOCALORIE[Fr.] / KILOKALORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= KİLOKALORİ


- KILOMETER[İng.] / KILOMÉTER[Fr.] ile/değil/yerine/= KİLOMETRE


- KILONEM[İng.] ile/değil/yerine/= KİLONEM


- KILOWATT-HOUR[İng.] / KILOWATTHEURE[Fr.] / KILOWATT-STUNDE[Alm.] ile/değil/yerine/= KİLOVATSAAT


- KILOVOLT-AMPERE[İng.] / KILOVOLTAMPÈRE[Fr.] / KILOVOLT-AMPERE[Alm.] ile/değil/yerine/= KİLOVOLT-AMPER


- KILOWATT[İng.] / KILOWATT[Fr.] ile/değil/yerine/= KİLOWATT


- KILURANE[İng.] ile/değil/yerine/= KİLURAN