Bugün[14 Haziran 2026]
itibarı ile 33.910 başlık/FaRk ile birlikte,
33.910 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(97/137)


- INTRINSIC SEMICONDUCTOR[İng.] / SEMI-CONDUCTEUR INTRINSÈQUE[Fr.] / EIGENHALBLEITER[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖZ YARI İLETKEN, KATKISIZ YARI İLETKENLER


- INTRINSIC SEMICONDUCTORS[İng.] ile/değil/yerine/= ÖZ YARIİLETKENLER


- ÖZ ile/ve/değil ANA ÇİZGİLER/HAT


- ÖZ ile/değil KISACA

( [not] ESSENCE vs./but BRIEFLY/SHORTLY )


- -OUS[İng.] ile/değil/yerine/= -ÖZ


- ÖZ ile/ve/değil SÜREKLİLİK


- ÖZ ile/ve/değil UZAM

( Özde, hareket aranmaz/"bulunmaz". )

( [not] ESSENCE vs./and/but EXTENT )


- ÖZBEKLER'DE:
KİRİL ABECESİ değil/yerine LATİN ABECESİ

( 02 Eylül 1993 tarihinde, resmen, Latin abecesine geçtiler. )


- ÖZDEŞ ile/ve/<>/değil/yerine DENK


- ÖZDEŞLEŞME ile/değil/yerine SOYUNMA


- ÖZDEŞLEŞTİRMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< EŞLEŞTİRMEK


- ÖZDEŞLİK:
"MANTIĞI" değil İLKESİ


- ÖZDEŞLİK ile/değil BİLEŞİM


- ÖZDEŞLİK ile/değil İÇİÇELİK


- ÖZDEŞMİŞ değil ÖZDEŞLEŞMİŞ


- ÖZEL BİR ... ile/ve/değil/yerine/||/<> BELİRGİN BİR ...


- ÖZEL BÖLGELERİN TEMİZLENMESİNDE:
10 KEZ ile/değil 3 KEZ


- ÖZEL KÜME ile/ve/değil/||/<> ALT KÜME


- ÖZEL OKUL ile/ve/değil/yerine/||/<> DEVLET OKULU


- ÖZEL OKULLARDA:
"MÜŞTERİ" değil/yerine ÖĞRENCİ


- EXCEPTIONAL OR CIRCUIT[İng.] / CIRCUIT OU EXCLUSIF[Fr.] ile/değil/yerine/= ÖZEL VEYA DEVRESİ


- ÖZEL YAŞAM ile/ve/değil GİZLİ YAŞAM


- ÖZEL ile/ve/değil/yerine/||/<> AYRINTI


- ÖZEL ile/ve/değil/||/<>/< DUYARLI/LIK


- ÖZEL ile/ve/değil/yerine/||/<> ÖZELLİĞİ OLAN


- ÖZEL ile/değil ÖZGÜ

( Durumun özel koşulları kavranıp, büyük başarı beklenmemeli. )

( SPECIAL vs. PECULIAR )


- ÖZEL ile/ve/değil ÖZGÜN


- ÖZEL ile/ve/değil/yerine SIRADIŞI

( [not] SPECIAL vs./and/but EXTRAORDINARY
EXTRAORDINARY instead of SPECIAL )


- ÖZE-LİKLE değil/< ÖZELLİKLE

( Vurgu ve harfi tam/doğru seslendirerek! [Dudak ve bilgi tembelliği yapmadan!] [Harfleri biraraya getirerek değil kulak dolgunluğuyla, doğrusu nasıl söyleniyorsa o biçimde söyleyerek!] )


- ... "ÖZELLİĞE HAİZ" değil ... ÖZELLİĞİ HAİZ


- ÖZELLİK:
AYRIŞTIRAN ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BİRLEŞTİREN


- ÖZELLİK ile/ve/değil DURUM


- ÖZELLİK ile/ve/değil/||/<>/< OLANAK


- VASIF[Osm.] / PROPERTY[İng.] / EIGENSCHAFT[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖZELLİK


- ÖZENDİRME ile/ve/değil/yerine (SADECE) ANLATIM

( [not] TO ENCOURAGE vs./and/but (ONLY) EXPLAINING
(ONLY) EXPLAINING instead of TO ENCOURAGE )


- ÖZENTİ ile/değil/yerine ÖZENLİ

( Olma! İLE/DEĞİL/YERİNE Ol! )


- ÖZGEÇMİŞ ile/ve/değil/+/||/<>/> ÖZGELECEK


- SIKLET-İ ZÂTÎYE, ZÂTÎ SIKLET[Osm.] / SPECIFIC GRAVITY[İng.] / GRAVITÉ SPÉCIFIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ÖZGÜL AĞIRLIK


- ACTIVITÉ SPÉCIFIQUE[Fr.] / SPEZIFISCHE AKTIVITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖZGÜL AKTİVİTE


- SPECIFIC ACOUSTIC RESISTANCE[İng.] / RÉSISTANCE ACOUSTIQUE SPÉCIFIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ÖZGÜL AKUSTİK DİRENÇ


- SPECIFIC ACOUSTIC IMPEDANCE[İng.] / IMPÉDANCE ACOUSTIQUE SPÉCIFIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ÖZGÜL AKUSTİK EMPEDANS


- OHM ACOUSTIQUE SPÉCIFIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ÖZGÜL AKUSTİK OHM (RAYL)


- SPECIFIC ACOUSTIC OHM[İng.] ile/değil/yerine/= ÖZGÜL AKUSTİK OHM


- SPEZIFISCHE AKUSTISCHE REAKTANZ[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖZGÜL AKUSTİK REAKTANS


- SPECIFIC ACOUSTIC REACTANCE[İng.] / RÉACTANCE ACOUSTIQUE SPÉCIFIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ÖZGÜL AKUSTİK TEPKİL


- İZÂFÎ HASSÂSİYET[Osm.] / SPECIFIC SUSCEPTIBILITY[İng.] / SUSCEPTIBILITÉ SPÉCIFIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ÖZGÜL ALINGANLIK


- SPECIFIC RESISTANCE[İng.] ile/değil/yerine/= ÖZGÜL DİRENÇ


- SPECIFIC RESISTIVITY[İng.] ile/değil/yerine/= ÖZGÜL DİRENÇLİLİK


- POUVOIR ROTATOIRE SPÉCIFIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ÖZGÜL DÖNDÜRME GÜCÜ


- SPECIFIC ROTATION[İng.] / SPEZIFISCHE DREHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖZGÜL DÖNME


- ZÂTÎ KUDRET[Osm.] / SPECIFIC ENERGY[İng.] / ÉNERGIE SPÉCIFIQUE[Fr.] / SPEZIFISCHE ENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖZGÜL ENERJİ


- SPECIFIC ACTIVITY[İng.] ile/değil/yerine/= ÖZGÜL ETKİNLİK


- SPECIFIC GAMMA-RAY CONSTANT[İng.] / SPEZIFISCHE GAMMASTRAHLUNGSKONSTANTE[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖZGÜL GAMA IŞINI SABİTİ


- ZÂTÎ TÂKAT[Osm.] / SPECIFIC POWER[İng.] / PUISSANCE SPÉCIFIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ÖZGÜL GÜÇ


- SPECIFIC VOLUME[İng.] / VOLUME SPÉCIFIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ÖZGÜL HACİM


- NÂKİLİYET-İ ZÂTÎ[Osm.] / SPECIFIC CONDUCTIVITY[İng.] / CONDUCTIVITÉ SPÉCIFIQUE[Fr.] / SPEZIFISCHE LEITFÄHIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖZGÜL İLETKENLİK


- SPECIFIC HEAT CAPACITY[İng.] / CAPACITÉ DE LA CHALEUR SPÉCIFIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ÖZGÜL ISI SIĞASI


- MAHSUS HARARET[Osm.] / SPECIFIC HEAT[İng.] / CHALEUR SPÉCIFIQUE[Fr.] / SPEZIFISCHE WÄRME[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖZGÜL ISI


- RATIO OF SPECIFIC HEATS[İng.] ile/değil/yerine/= ÖZGÜL ISILAR ORANI


- SPECIFIC IONIZATION[İng.] / IONISATION SPÉCIFIQUE[Fr.] / SPEZIFISCHE IONISATION[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖZGÜL İYONLAŞMA


- SPECIFIC REFRACTIVITY[İng.] / SPEZIFISCHE REFRAKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖZGÜL KIRICILIK


- SPECIFIC MAGNETIC RESISTIVITY[İng.] ile/değil/yerine/= ÖZGÜL MANYETİK DİRENÇ


- ZÂTÎ RUTÛBET[Osm.] / SPECIFIC HUMIDITY[İng.] / HUMIDITÉ SPÉCIFIQUE[Fr.] / SPEZIFISCHE FEUCHTE[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖZGÜL NEM


- SPEZIFISCHE VERBRENNUNGSWÄRME[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖZGÜL YANMA ISISI


- SPECIFIC COMBUSTION[İng.] / COMBUSTION SPÉCIFIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ÖZGÜL YANMA


- RÉFLECTANCE SPÉCIFIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ÖZGÜL YANSITIRLIK


- ZÂTÎ HAMÛLE-İ BERKÎ[Osm.] / SPECIFIC CHARGE[İng.] / CHARGE SPÉCIFIQUE[Fr.] / SPEZIFISCHE LADUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖZGÜL YÜK


- SPECIFIC SURFACE AREA[İng.] ile/değil/yerine/= ÖZGÜL YÜZEY ALANI


- ÖZGÜN ile/değil KAFASI KARIŞIK


- ÖZGÜN/LÜK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> BEN/LİK


- ÖZGÜN/LÜK ile/ve/değil ÖZGÜL/LÜK

( Yalnız kendine özgü bir nitelik taşıyan. | Bir buluş sonucu olan, nitelikleri bakımından benzerlerinden ayrı ve üstün olan. | Çeviri olmayan, asıl olan. İLE/VE/DEĞİL Bir türle ilgili, bir türe ait. )

( ÖZGÜL AĞIRLIK: Bir nesnenin, 1 cm³ oylumundaki parçasını ağırlığı. [Sadece suyun özgül ağırlığı, 1'dir.]

Özgül Ağırlık...

Özgül sözcüğü, Türkçede "kendine özgü", "özellikle o var olana ya da duruma ait" anlamında kullanılır. Fizikte ise bir niceliğin, belirli birim kütleye ya da oyluma düşen oranını tanımlar.

Özgül Ağırlık Tanımı

Özgül ağırlık, bir nesnenin birim oylumunun ağırlığıdır.

  • Tanım: 1 cm³ hacmindeki bir nesnenin ağırlığıdır.
  • Birim: g/cm³ ya da N/m³ [Newton m³]

SI birim düzeninde, "ağırlık" yerine "kütle" temel alınır. Bu yüzden, özgül ağırlık, çoğu zaman, yoğunlukla karıştırılır.

Su, Neden Referans Alınır?

  • 1 atmosfer basınç [deniz seviyesi] ve 4°C'de, 1 cm³ suyun kütlesi yaklaşık 1 gramdır.
  • Bu nedenle, suyun yoğunluğu, bu sıcaklıkta, 1 g/cm³ olur.
  • Bu sıcaklık ve yoğunluk, özgül ağırlık ölçümleri için kaynak/dayanakça kabul edilir.

Su, sıcaklığa bağlı olarak yoğunluk değiştirir. Örneğin 20°C’de yoğunluğu, yaklaşık 0.998 g/cm³'tür.

Özgül Ağırlık ile Yoğunluk...

  • Yoğunluk (ρ): Kütle / Oylum (kg/m³)
  • Özgül Ağırlık: Ağırlık / Oylum (N/m³)

Öteki Nesnelerin Özgül Ağırlığı...

  1. Belirli bir oylumda nesne alınır.
  2. Tartılarak ağırlığı ölçülür.
  3. Ağırlık / oylum oranı hesaplanır.
  4. Su ile karşılaştırılarak göreli özgül ağırlık belirlenebilir.
Nesne Yaklaşık Özgül Ağırlık (g/cm³)
Su (4°C)1.00
Buz0.92
Alüminyum2.70
Demir7.87
Kurşun11.34
Cıva13.60
Altın19.30
Hava (20°C, deniz seviyesi)0.0012
)

( ... ile/ve/değil VİSEŞA )


- ÖZGÜR DÜŞÜNME'Yİ:
"ÖĞRETMEK" ile/değil/yerine OLANAKLARINI SAĞLAMAK/SUNMAK

( Özgür düşünmeyi ancak kişinin kendi gerçekleştirebileceğinden öğretilemez fakat olanaklarını sunmak/sağlamak gereklidir! )

( TO FREE IMAGINATION: [not] TO TEACH vs./but TO SUPPLY/OFFER POSSIBILITIES
TO FREE IMAGINATION: TO SUPPLY/OFFER POSSIBILITIES instead of TO TEACH )


- ÖZGÜR İRÂDE değil İHTİYÂR

( "Özgür İrâde", yanlış bir tanım ve "tamlama"dır. (İngilizce "Free Will"den bire bir çeviri olduğundan, Türkçe'nin yapısına ve kullanımına uymaz.)

İrâdenin çeşitleri ya da özgür olanı/olmayanı yoktur. Kişiden(insandan) bağımsız ayrı ve tek başına da değildir. Ancak "irâdenin özgürce kullanılması" diye bir tanım olabilir.

İrâde, tekil bir kavram da değildir. Kişi için öncelikli/ağırlıklı olarak ihtiyâr ve sonrasında da irâde olarak işler. Bunlar ayrılamaz bir kavram çiftidir.

İrâde, bitki ve hayvan ile ortak olduğumuz gövdemizle sınırlı/çerçeveli bir olanak, araç ve işlevdir. Bir şeye yönelme, kas ve sinirleri seferber etme olanağı, yapma gücü ve bilgisidir. "Evet" diyerek yönelmedir. "Zekâ"[< tezkiye/keskinleştirilmiş/bileylenmiş] ile ilişkilidir.

İhtiyâr ise "Hayır!" diyebilme, yapmayabilme gücü ve bilgisidir. Sadece insana özgü bir olanak olarak, sorgulayarak, düşünerek ve ayırt ederek yeğleme/tercih olanağımızdır.[Muhtar/iyet] "Yöneldiğimiz/yönelebileceğimiz" düşünce, söz ve eylemden göz, söz ve elimizi/ayağımızı çekebilmemizdir.[EDEB]

2.5 yaş, 4 yaş 4 ay, 7 yaştaki ayırt edebilme[temyiz] becerisi ve yetkinliğiyle 13'ten gün alarak hak, fiili ve cezai ehliyet kazanma durumu, ihtiyârımızladır. 16'dan gün alarak bazı yetkinlikler itibarı ile bir seviye daha yukarı çıkarılır. 19'dan gün aldıktan sonra da aklî meleke kaybolmadığı sürece ve bunama, Alzheimer görülmedikçe yaşam boyunca öncelikle ihtiyâr sahibi olarak yaşamını sürdürürüz. )


- ÖZGÜR ile/ve/değil ÖZGÜVENLİ


- ÖZGÜRLEŞME ile/ve/değil/||/<>/> YALNIZLAŞMA


- ÖZGÜRLEŞME:
"KAFESİN" İÇİNDEN ÇIKARAK değil "KAFESİ İÇİMİZDEN ÇIKARARAK


- ÖZGÜRLÜĞE ULAŞMAK/SAHİP ÇIKMAK değil ÖZGÜRLÜĞÜN ZORUNLULUĞU (VE DOLAYISIYLA SORUMLULUĞUNU ALMAK)

( [not] REACH/CLAIM TO THE FREEDOM but OBLIGATORY OF THE FREEDOM (AND CONSEQUENTLY TO GET RESPONSIBILITY OF THE FREEDOM )


- ... "ÖZGÜRLÜĞÜ" değil ... HAKKI


- ÖZGÜRLÜĞÜNE MÜDAHALE değil YAKINLIK ya da SAMİMİYET


- ÖZGÜRLÜĞÜNE YÖNELİM/EĞİLİM ile/ve/değil/yerine ÖZGÜRLÜĞE YÖNELİM/EĞİLİM


- ÖZGÜRLÜĞÜNÜN" ELİNDEN ALINMASI ile/ve/değil/||/<>/< DAYATMALARIN (ÇOK) OLMASI


- ÖZGÜRLÜK:
BAĞIMSIZ OLMAK ile/ve/değil/< ÖZGÜRCE YARATABİLMEK

( Özgürlük bilinci, var oluşu ya da yaşamı duyumsama, özünü, hem özdek, hem de tin olarak algılamadır. )

( Özgürlüğün en yüksek tadı, onun tümüyle yitiminin sınırındadır. )


- ÖZGÜRLÜK:
EREK/AMAÇ değil BAŞLANGIÇ


- ÖZGÜRLÜK:
"(HER) İSTEDİĞİNİ YAPMAK" değil İSTEMEDİĞİNİ YAPMAMAK

( Özgürlük, hiçbir zaman her istediğini yapmak anlamına gelmemiştir ve öyle bir hak vermemiştir/veremez. )

( FREEDOM vs. DOING WHATEVER YOU WANT )


- ÖZGÜRLÜK:
KİŞİNİN, ...
"CANININ İSTEDİĞİ GİBİ DAVRANMASI" ile/değil İSTEMEDİĞİ HİÇBİR ŞEYİ YAPMAK ZORUNDA OLMAMASI

( Özgürlük, hiçbir zaman canının istediği gibi davranmak anlamına gelmemiştir ve öyle bir hak vermemiştir/veremez. )

( İkinci görüşün olmadığı yerde özgürlük olmaz. )

( ÖZGÜRLÜK: Belirlenimden, belirlenime geçmek. )

( FREEDOM IS: [not] BEHAVING IN HOWEVER YOU WANT vs./but NO OBLIGATION TO SOMEONE WHO DOES NOT REQUEST TO DO SOMETHING )


- ÖZGÜRLÜK ve EŞİTLİK ve KARDEŞLİK
ile/ve/değil/yerine/tersine/önce/||/<>/></<
KARDEŞLİK > EŞİTLİK > ÖZGÜRLÜK


- ÖZGÜRLÜK ile/ve/değil/||/<>/> ESNEKLİK


- ÖZGÜRLÜK ile/değil/ne yazık ki/>< KEYFÎLİK

( Sorumluluk alıyorsak. İLE/DEĞİL/NE YAZIK Kİ/>< Sorumluluk almıyorsak. )

( Hak ile sınırlanmış olanda. İLE/DEĞİL/NE YAZIK Kİ/>< Hak ile sınırlanmamış olanda. )

( [not] FREEDOM vs./but/unfortunately/>< DISCRETIONARINESS )


- ÖZGÜR/LÜK ile/ve/değil/||/<>/< ÖZERK/LİK


- ÖZGÜRLÜK ile/ve/değil/yerine ÖZGÜRLÜĞÜN KULLANILIŞI

( [not] FREEDOM vs./and/but USING OF THE FREEDOM
USING OF THE FREEDOM instead of FREEDOM )


- ÖZGÜRLÜK ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<> YALNIZLIK

( Yalnızlığı sevmeyen, özgürlüğü de sevmez. )

( Kişi, ancak yalnız olduğunda özgürdür. )

( FREEDOM vs./and LONELINESS )


- ÖZGÜVEN:
"HERKESTEN DAHA İYİ OLDUĞUMUZU DÜŞÜNMEK/SANMAK" değil KENDİMİZİ, BAŞKALARIYLA KIYASLAMANIN ANLAMSIZLIĞINI FARKETMEK


- ÖZGÜVEN ile/değil ŞIMARIKLIK


- FORCE ÉLECTROMOTRICE D'AUTO-INDUCTION[Fr.] ile/değil/yerine/= ÖZİNDÜKSİYON ELEKTROMOTOR KUVVETİ


- COEFFICIENT DE SOI-INDUCTION[Fr.] ile/değil/yerine/= ÖZİNDÜKSİYON KATSAYISI


- ÖZLEDİM ile/ve/değil/yerine/||/<>/> ÇOK GÖRESİM GELDİ

( Ahmet Hamdi Tanpınar'ın, eşine yazdığı mektubu sonlandırırken, "özledim" demekten utanıp "çok göresim geldi" diye yazmış olması... )


- ÖZLEŞMEK ile/ve/değil/||/<> ÖZDEŞLEŞMEK

( Birbirini özlemek. @@ Her türlü nitelik bakımından eşit olan, aralarında fark bulunmayan. )


- ÖZLEŞTİRME ile/değil ÖZDEŞLEŞTİRME


- OZMOLARITE/OSMOLARITY[İng.] değil/yerine/= GEÇİŞİMLİK


- OSMOMETER[İng.] / OSMOMÉTRE[Fr.] ile/değil/yerine/= OZMOMETRE


- OZMOMETRİ/OSMOMETRY[İng.] değil/yerine/= GEÇİŞİM ÖLÇÜMÜ


- OZMOS[Fr.] değil/yerine/= GEÇİŞME


- OSMOTIC PRESSURE[İng.] / PRESSION OSMOTIQUE[Fr.] / OSMOTISCHER DRUCK[Alm.] ile/değil/yerine/= OZMOTİK BASINÇ


- OZMOTİK/FRAJİLITE OSMOTIC FRAGILITY[İng.] değil/yerine/= GEÇİŞİM KIRILGANLIĞI


- OZMOTİK/OSMOTIC[İng.] değil/yerine/= GEÇİŞİMLİ


- OSMOSIS[İng.] / OSMOSE[Fr.] ile/değil/yerine/= OZMOZ


- ÖZNE ile/ve/değil/yerine ETKİN ÖZNE

( [not] SUBJECT vs./and/but ACTIVE SUBJECT
ACTIVE SUBJECT instead of SUBJECT )


- ÖZNEL ile/ve/değil/||/<>/< ÖZGÜN ile/ve/değil/||/<>/< ÖZGÜ ile/ve/değil/||/<>/< ÖZERK


- ÖZNELLİK FİLOZOFU ile/değil ÖZNE FİLOZOFU


- OZOKERİT değil/yerine/= YERMUMU

( Petrol ve terebentin içinde eriyen, doğal hidrokarbonlardan oluşan bir tür mum. )


- OZON/OZONE[İng.] değil/yerine/= ÜÇ MOLEKÜLLÜ OKSİJEN


- OZONE ÉCRAN[Fr.] / OZON ABSCHIRMUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= OZON TABAKASI


- OZONE[Fr.] / OZON[Alm.] ile/değil/yerine/= OZON


- OZONISIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= OZONİZASYON


- OZONLAMA[Fr.] ile/değil/yerine/= OZONLAMA


- JUICE[İng.] / JUS[Fr.] / SAFT[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖZSU


- ÖZÜ" "GEREĞİ" ile/ve/değil/||/<>/< YAPISI GEREĞİ


- GELÖST WERDEN[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖZÜLMEK


- ÖZÜMSEME ile/ve/değil ÖZÜMLEME


- GELÖSTE[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖZÜNEN


- GELÖST[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖZÜNÜMÜŞ


- ÖZÜR DİLERİM değil/yerine ÖZÜR/ÖZRÜMÜ BEYAN EDİYORUM/EDERİM


- EXTRACT[İng.] / EXTRAIT[Fr.] / EXTRACT, ESSENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖZÜT


- EXTRACTION[İng.] / EXTRACTION[Fr.] / EXSICCATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖZÜTLEME


- p.ae.[Lat. < PARTES AEQUALES] değil/yerine/= EŞİT PARÇALARLA


- P-VALUES[İng.] ile/değil/yerine/= P-DEĞERİ


- P-IONMETER[İng.] ile/değil/yerine/= P-İYONMETRE


- P-FOLD SYMMETRY[İng.] ile/değil/yerine/= P-KATLI BAKIŞIM


- SYMÉTRIE D'ORDRE P[Fr.] / P-KLAPPSYMMETRIE[Alm.] ile/değil/yerine/= P KATLI SİMETRİ


- P-N JUNCTION DIODE[İng.] ile/değil/yerine/= P-N BAĞLANTILI DİOT


- p.r.n.[Lat. < PRO RE NATA] değil/yerine/= ARA SIRA, BAZEN


- P-TYP-ELEKTRISCHE LEITFÄHIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= P-TİPİ ELEKTRİKSEL İLETKENLİK


- P-TYPE GERMANIUM[İng.] ile/değil/yerine/= P-TİPİ GERMANYUM


- P-TYPE CONDUCTIVITY[İng.] / CONDUCTIVITÉ DE TYPE P[Fr.] ile/değil/yerine/= P-TİPİ İLETKENLİK


- P-TYPE CRYSTAL RECTIFIER[İng.] / REDRESSEUR EN CRISTAL DE TYPE P[Fr.] / P-TYP-KRISTALLGLEICHRICHTER[Alm.] ile/değil/yerine/= P-TİPİ KRİSTAL DOĞRULTUCU


- P-TYPE SILICON[İng.] / SILICIUM DE TYPE P[Fr.] / P-TYP-SILIKON[Alm.] ile/değil/yerine/= P-TİPİ SİLİSYUM


- P-TYPE SEMICONDUCTOR[İng.] / SEMI-CONDUCTEUR DE TYPE P[Fr.] / P-TYP-HALBLEITER[Alm.] ile/değil/yerine/= P TİPİ YARI İLETKEN


- P-TOLYLALDEHYDE[İng.] / POLYLALÉDHYDE[Fr.] / P-TOLYLALDEHYD[Alm.] ile/değil/yerine/= P-TOLİL ALDEHİT


- P.C./POST CİBUM, AFTER MEALS[İng.] değil/yerine/= YEMEKTEN SONRA


- P.O./PER OS, ORAL[İng.] değil/yerine/= AĞIZDAN


- P⁺-TYPE SEMICONDUCTOR[İng.] / SEMI-CONDUCTEUR DE TYPE P⁺[Fr.] / P⁺-TYP-HALBLEITER[Alm.] ile/değil/yerine/= P⁺-TİPİ YARIİLETKEN


- P2P/PEER TO PEER[İng.] değil/yerine/= UCTAN UCA


- PA[İng.] / PA[Fr.] / PA[Alm.] ile/değil/yerine/= PA


- PACEMAKER[İng.] değil/yerine/= KALP PİLİ


- PACING[İng.] değil/yerine/= UYARI OLUŞTURMA (KALP PİLINDE)


- PACS/PICTURE ARCHIVING AND COMMUNICATION SYSTEMS[İng.] değil/yerine/= GÖRÜNTÜ SAKLAMA/ARŞİVLEME VE İLETİŞİM DÜZENLERİ


- PADİŞAH değil/yerine/= ERKLİHAN


- PAGODITE[İng.] ile/değil/yerine/= PAGODİT


- PAHALI ile/ve/değil BANA ÇOK GELİR


- PAHALI ile/değil/yerine BANA ÇOK GELİR


- PAHALILANDI değil PAHALANDI(< BAHALANDI)


- PAK[Fars.] değil/yerine/= TEMİZ


- PACKEFFECT[İng.] / PACKUNG EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= PAKETLEME ETKİSİ


- PACKUNG FRAKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= PAKETLEME FAKTÖRÜ


- PACKING FRACTION[İng.] / FRACTION DE TASSEMENT[Fr.] / PACKUNGSANTEIL[Alm.] ile/değil/yerine/= PAKETLEME KESRİ


- PACKING[İng.] / EMBALLAGE[Fr.] / PACKUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= PAKETLEME


- PAKİMETRİ/PACHYMETRY[İng.] değil/yerine/= KALINLIK ÖLÇÜM (KORNEA)


- PACHNOLIT[İng.] ile/değil/yerine/= PAKNOLİT


- PACHYMETER[İng.] / PACHOMÈTRE[Fr.] / DICKEMESSER[Alm.] ile/değil/yerine/= PAKOMETRE


- PAKT[Fr.] değil/yerine/= ANTLAŞMA


- HOISTING TACKLE, PULLEY BLOCK[İng.] / PALAN[Fr.] / DIFFERENZIALAFSCHENZUG[Alm.] ile/değil/yerine/= PALANGA, DİFERANSİYEL KUTUPLU ÇEKME


- PALARGA değil/yerine/= YAN


- PALAU[İng.] ile/değil/yerine/= PALAU


- PALEOGRAF değil/yerine/= ESKİYAZIBİLİCİ


- PALEOGRAFİ değil/yerine/= ESKİYAZIBİLİ


- PALEOGRAFİK değil/yerine/= ESKİYAZISAL


- PALEOGRAPHY[İng.] değil/yerine/= PALEOGRAFYA

( Paleografya (paleografi), tarih boyunca kullanılmış eski yazıları inceleyen bilim dalıdır. Eski alfabeleri çözmeye yardımcı olarak geçmişte yazılmış çeşitli tarihi belgelerin okunmasına katkı sağlar. Kök olarak Yunanca “eski yazı” anlamına gelen palaios grapheden gelir.[1]

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- PALEOMAGNETISM[İng.] / PALÉOMAGNÉTISME[Fr.] / PALÄOMAGNETISMUS[Alm.] ile/değil/yerine/= PALEOMANYETİZMA


- PALET ile/ve/değil/<> KARBON PALET

( Ressamların, boyaları üzerine dizerek, fırça ile karıştırdıkları tahta ya da porselen levha. | Sanayide, çeşitli ereklerle kullanılan, yayvan ve geniş levha. | Hızlı yüzmek için ayağa geçirilen araç. | Tankın, her türlü arazide yol almasını sağlayan, iki yanındaki tekerleklerini içine alan metal şerit, tırtıl. İLE/VE/DEĞİL/<> ... )


- PALETİ:
"GİYMEK" değil AYAĞINA) TAKMAK


- PALIGORSKITE[İng.] ile/değil/yerine/= PALİGORSKİT


- PALYNOLOGY[İng.] ile/değil/yerine/= PALİNOLOJ


- PALYNOLOGIE[Fr.] / PALYNOLOGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= PALİNOLOJİ


- PALITE[İng.] ile/değil/yerine/= PALİT


- PALLADATE[İng.] ile/değil/yerine/= PALLADAT


- PALLAD[İng.] ile/değil/yerine/= PALLADİK


- PALLADONS, PALLADIUMS[İng.] ile/değil/yerine/= PALLADUS


- PALLADIUM[İng.] / PALLADIUM[Fr.] / PALLADIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= PALLADYUM


- PALLAMINE[İng.] ile/değil/yerine/= PALLAMİN


- PALLAS[İng.] ile/değil/yerine/= PALLAS


- PALLIATIVE[İng.] değil/yerine/= PALYATİF

( Bir sorunun etkilerini hafifletmeyi amaçlayan ancak sorunu fiilen çözmeyen bir eylemdir. Bu bir ilaç ya da tedavi olabilir. Palyatif bakım, ciddi bir hastalıkla (örneğin kanser) yaşayan insanlar için uzmanlaşmış tıbbi bakımdır. Bu tür bakım, hastalığın semptomlarından ve stresinden kurtulmaya odaklanır. Amaç hem hasta hem de ailesi için yaşam kalitesini artırmaktır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- PALMKUST APPARAT[Alm.] ile/değil/yerine/= PALM KÜVET


- PALMIN[İng.] ile/değil/yerine/= PALMİN


- PALMITONITRILE[İng.] ile/değil/yerine/= PALMİTONİTRİL


- PALMİYE:
AĞAÇ değil DEV ÇİMEN


- PALMÖL[Alm.] ile/değil/yerine/= PALMİYE YAĞI


- PALMITOVITE[İng.] ile/değil/yerine/= PALMİYEVİT


- PALMQUIST APPARATUS[İng.] ile/değil/yerine/= PALMKİST ARACI


- PALMKUSIT APPAREIL[Fr.] ile/değil/yerine/= PALMKUSİT ARACI


- PALPABIL/PALPABLE[İng.] değil/yerine/= ELE GELİR


- PALPASYON/PALPATION[İng.] değil/yerine/= ELLE INCELEME/YOKLAMA


- PALPİTASYON/PALPITATION[İng.] değil/yerine/= ÇARPINTI


- PALSİ/PALSY[İng.] değil/yerine/= FELÇ


- PALYASYON/PALLIATION[İng.] değil/yerine/= HAFİFLETME, | AZALTMA


- PALYATİF/PALLIATIVE[İng.] değil/yerine/= RAHATLATICI


- PALYATİF TEDAVİ/PALLIATIVE TREATMENT[İng.] değil/yerine/= RAHATLATICI SAĞALTIM


- PALYATİF[Fr.]/MUVAKKAT[Ar.] değil/yerine/= GEÇİCİ


- PALYATİF/MUVAKKAT değil/yerine/= GEÇİCİ


- PAMPEL MUSE[Alm.] ile/değil/yerine/= PAMPELMUSE


- PAMUK:
NESNE ile/ve/değil/||/<>/< BİTKİ


- PAMUK ile/ve/değil/yerine/<>/> İP ile/ve/değil/yerine/<>/> KUMAŞ ile/ve/değil/yerine/<>/> GİYSİ ile/ve/değil/yerine/<>/> MARKA

( 1 TL. ile/ve/<>/> 10 TL. ile/ve/<>/> 100 TL. ile/ve/<>/> 1000 TL. ile/ve/<>/> 10.000 TL. )


- PANADOL[İng.] ile/değil/yerine/= PANADOL


- PANDERRITE[İng.] / PANDERMIT[Alm.] ile/değil/yerine/= PANDERMİT


- PANDÜL[Fr.]/RAKKAS[Ar.] değil/yerine/= SARKAÇ


- PANİK ATAK ile/ve/değil/||/<>/> ÇARPINTI


- PANİK ATAK ile/ve/değil/||/<>/< KAYGI


- PANCLASTITE[İng.] ile/değil/yerine/= PANKLASTİT


- PANCREATIN[İng.] / PANCRÉATIN[Fr.] / PANKREATIN[Alm.] ile/değil/yerine/= PANKREATİN


- PANMICTIC POPULATION[İng.] değil/yerine/= PANMİKTİK POPÜLASYON

( Bireylerin eşleşme ve üreme konusunda tamamen rastgele davrandığı; herhangi bir eş seçim kısıtlaması, fiziksel, sosyal ya da genetik engel olmadan üreme potansiyeline sahip bireyler arasında eşleşmelerin gerçekleştiği bir popülasyon.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- PANORAMA değil/yerine/= GENGÖRÜNÜ


- PANORAMİK değil/yerine/= GENGÖRÜNÜL


- PANOSE[İng.] ile/değil/yerine/= PANOS


- PANPSYCHISM[İng.] değil/yerine/= PANPSİŞİZM

( Felsefede bilincin sadece insanlara özgü olmadığını, bilincin cansız nesneler de dahil olmak üzere evrendeki her maddede bulunduğunu savunan görüştür. 16. yüzyılda İtalyan filozof Francesco Patrizi tarafından Yunancada "tüm" anlamına gelen "pan" ile ruh, zihin anlamına gelen "psyche" kelimelerinden türetilmiştir. Ancak görüş M.Ö. 7. yüzyıla dayanmaktadır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- PANSCALE[İng.] ile/değil/yerine/= PANSKALA


- PANSUMAN/DRESSING[İng.] değil/yerine/= YARA BAKIMI


- PANSUMAN[Fr. < PANSEMENT] değil/yerine/= YARA BAKIMI/TEMİZLİĞİ


- PANTAL[İng.] ile/değil/yerine/= PANTAL


- PANTALON[Fr.] değil PANTOLON[]


- PANTOMORPHISM[İng.] ile/değil/yerine/= PANTAMORFİZM


- PANTOLON yerine/değil DON


- PANTOTHENIC ACID[İng.] / ACIDE PANTOTHÉNIQUE[Fr.] / PANTOTHEN SÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= PANTOTENİK ASİT


- PAPAĞAN ile/değil DENİZ PALYAÇOSU


- PAPAĞAN ile/değil HİNT KARGASI


- PAPAĞAN/PENGUEN ile/değil PUFFIN


- PAPATYA TOPLAMA:
HAZİRAN/TEMMUZ'DA değil/>< MAYIS'TA

( Zehirli. >< Zehirsiz. )


- PAPATYA ile/değil GÜMÜŞDÜĞME


- PAPATYA ile/değil PYRENTUM

( ... İLE/DEĞİL Zehir olarak kullanılmaktadır. )


- PAPAVERINE[İng.] / PAPAVÉRINE[Fr.] / PAPOVERIN[Alm.] ile/değil/yerine/= PAPAVERİN


- PAWPAW[Alm.] ile/değil/yerine/= PAPAYA


- PARA AKLAMAK ile/ve/değil "VİCDAN(LAR)I/NI" "RAHATLATMAK"


- PARA BİRİKTİRMEK ile/ve/değil/yerine PARA KAZANMAK

( Yaşamak için para kazanmak gerekir fakat para kazanmak için yaşanmaz. )

( [not] TO SAVE MONEY vs./and/but TO EARN MONEY
TO EARN MONEY instead of TO SAVE MONEY )


- PARA:
GEREKSİNİM değil MASKELEME


- PARA HARCAMAK:
"SAHİP OLMAK" İÇİN ile/değil/yerine DENEYİM KAZANMAK ÜZERE

( ... İLE/DEĞİL/YERİNE Daha mutlu kılar. )


- PARA İLE:
MAL/HİZMET ELDE ETMEK ile/yerine/değil ZAMAN ELDE ETMEK


- PARA RED[İng.] / P-ROUGE[Fr.] / P-ROT[Alm.] ile/değil/yerine/= PARA KIRMIZISI


- PARA ROSINILIN[İng.] / P-ROSANILINE[Fr.] / P-ROSANILIN[Alm.] ile/değil/yerine/= PARA ROZANİLİN


- PARA (SAPLANTISI) değil/yerine KİŞİ[KARDEŞ/ARKADAŞ/OLANAKSIZ/MAĞDUR]


- PARA "YAPMAK" değil PARA KAZANMAK


- PARA ile/ve/değil/yerine BOL PARA


- PARA ile/değil BORÇ HESAPLAMASI


- PARA ile/değil DOBRAS

( ... @@ Sao Tome'nin para birimi.[1$ = 17 Dobras] )


- PARA" ile/değil/yerine İNSANLIK

( Ne önemi var? İLE/DEĞİL/YERİNE Önemli/mühim[öncelikli] olan. )


- PARA ile/değil MADALYON


- PARA[İng.] / PARA[Fr.] / PARA[Alm.] ile/değil/yerine/= PARA


- PARA ile/ve/değil/< TOPRAK


- PARA ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< VERİ > BİLGİ

( Bilgi peşinde koşmak, altın peşinde koşmaktan daha iyidir.
[Ar. Talebu'l-ilm hayrun min taleb'z-zeheb] )

( [not] MONEY vs./and/but/||/<>/>/< KNOWLEDGE
KNOWLEDGE instead of MONEY )


- PARA ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ZAMAN

( Parayı, paranın satın alabileceği şeyler için tüketmek. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Para ile satın alınamayacak şeyler için tüketmek. )


- PARADOKSAL/PARADOXICAL[İng.] değil/yerine/= ÇELİŞKİLİ


- PARAFFIN BATH[İng.] / PARAFFIN BAD[Alm.] ile/değil/yerine/= PARAFİN BANYOSU


- PARAFFIN WAX[İng.] / CIRE DE PARAFFINE[Fr.] / PARAFFINWACHS[Alm.] ile/değil/yerine/= PARAFİN MUMU