Değil (... değil ...) bağlaçlı FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 33.805 başlık/FaRk ile birlikte,
33.805 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(73/137)
- KLOZET[Fr. < CLOSETTE] değil/yerine/= ALAFRANGA TUVALET
- KM/BY/KNOWLEDGE MANAGEMENT değil/yerine/= BİLGİ YÖNETİMİ
- KMR/CARDIAC MAGNETIC RESONANCE[İng.] değil/yerine/= KARDİYAK MANYETİK REZONANS
- KMY/BONE MINERAL DENSITY[İng.] değil/yerine/= KEMİK MINERAL YOĞUNLUĞU
- NEOID[Fr.] ile/değil/yerine/= KNET
- KNOXVILLITE[İng.] ile/değil/yerine/= KNOKSİLLİT
- KNOT[İng.] ile/değil/yerine/= KNOT
- KNOW-HOW ile/ve/değil/||/<>/< DATABASE
( Yöntem bilgisi. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Veri tabanı. )
( deneme )
- KNOWING THAT ONE KNOWS[İng.] değil/yerine/= BİLDİĞİNİ BİLMEK
( Bildiğini bilmek, epistemik öznenin hali hazırda edindiği bilgileri biliyor olduğunu ifade etmektedir. Daha açık bir deyişle epistemik öznenin, belleğinde bulunan bilgileri, hangi biçimde ve nasıl bildiğinin farkında olmasıdır. Böylelikle bildiğini bilmek, öznenin içsel süreçlerine erişiminin olmasını, rasyonel ve bilinçli bir biçimde bilgilerini denetleyebilmesini gerektirmektedir. Bu nedenle içselci yaklaşımların, bildiğini bilmenin, bilgiyi meydana getirmekte önemli bir koşul olarak gördüğünü söylemek mümkündür. Bildiğini bilmekle ilgili tartışmalar geleneksel epistemolojide Pryyhon’un bilgi için bir ölçüt aramasından başlamıştır. Bu konu çağdaş epistemolojide Gettier’in karşı örnekleri ile farklı bir boyuta taşınmıştır. Çünkü Gettier’in örnekleri, ‘biliyor olduğunu bilmek’ ile ‘bilmek’ arasındaki ayrıma işaret etmektedir. Bu örneklerden yola çıkarak dışsalcılık, yalnızca ‘biliyorum’ demenin şans faktörünü dışarıda bırakmak için yeterli olduğunu savunurken içselcilik daha farklı bir tutum sergileyerek bilgide, ‘biliyor olduğunu bilme’nin şans faktörünü engelleyeceğini ileri sürmüştür. Bu doğrultuda bilgide şans faktörünü engelleyecek bir dördüncü koşul arayışına girilmiştir. (Bkz: Teminat Koşulu).
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- KNUDSEN'S EQUATION[İng.] / ÉQUATION DE KNUDSEN[Fr.] / KNUDSEN-GLEICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KNUDSEN DENKLEMİ
- KNUDSEN GAUGE[İng.] / JAUGE DE KNUDSEN[Fr.] / KNUDSEN-LEHRE[Alm.] ile/değil/yerine/= KNUDSEN ÖLÇERİ
- KNUDSEN NUMBER[İng.] / NOMBRE DE KNUDSEN[Fr.] / KNUDSEN-ZAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= KNUDSEN SAYISI
- COAGULASE[Fr.] / KOAGULASE[Alm.] ile/değil/yerine/= KOAGULAS
- KOAGÜLASYON/COAGULATION[İng.] değil/yerine/= PIHTILAŞMA
- COAGULATION PLASMA[İng.] ile/değil/yerine/= KOAGÜLASYON PLAZMASI
- COAGULATION[İng.] ile/değil/yerine/= KOAGÜLASYON
- COAGULATE[İng.] ile/değil/yerine/= KOAGÜLAT
- COAGULATOR[İng.] ile/değil/yerine/= KOAGÜLATÖR
- KOAGÜLOPATİ/COAGULOPATHY[İng.] değil/yerine/= PIHTILAŞMA SAYRILIĞI
- KOAGÜLÜM/COAGULUM[İng.] değil/yerine/= PIHTI
- KOALİSYON[Fr./İng. < COALITION] değil/yerine/= ORTAKLIK, ORTAK YÖNETİM
( Çeşitli güçlerin biraraya gelmesiyle oluşturulan birlik. )
- KOAPTASYON/COAPTATION[İng.] değil/yerine/= KAVUŞUM
- KOARKTASYON/COARCTATION[İng.] değil/yerine/= DAMAR DARALIMI
- COBALAMIN[İng.] ile/değil/yerine/= KOBALAMİN
- COBALT BLUE; KING'S BLUE[İng.] / BLEU DE COBALT, BLEU ROYAL[Fr.] / KOBALTBLAU, KÖNIGSBLAU[Alm.] ile/değil/yerine/= KOBALT MAVİSİ
- COBALT SULFATE[İng.] ile/değil/yerine/= KOBALT SÜLFAT
- COBALT[İng.] / COBALT[Fr.] / KOBALT, COBALT[Alm.] ile/değil/yerine/= KOBALT
- COBALTOUS ARSENATE[İng.] / AROMATIQUE COBALTEUX[Fr.] / KOBALTORSENIAT[Alm.] ile/değil/yerine/= KOBALT(II) ARSENAT
- COBALTOUS ACETATE[İng.] / ACETATE COBALTLEX[Fr.] / ESSIG SÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= KOBALT(II) ASETAT
- COBALTOUS[İng.] ile/değil/yerine/= KOBALT(II)
- COBALTITE[İng.] ile/değil/yerine/= KOBALTİT
- COBRA[İng.] ile/değil/yerine/= KOBRA
- KOCA KARI İLÂCI ile/değil KOCA KARİA İLÂCI
- KOCAMAN ALKIŞ değil/yerine/= BÜYÜK ALKIŞ
- KÖÇEK ile/değil KOÇAK
( Kadın kılığına girip çengi gibi oynayan erkeklere verilen ad. | Ağırbaşlı davranışları olmayan kişi. | Deve yavrusu, köşek. İLE Yürekli, yiğit. | Eliaçık, cömert. )
- KOD[Fr. < CODE] değil/yerine/= YAZAÇ, ŞİFRE
- KOD ile/ve/değil EŞİK
- CODAMINE[İng.] ile/değil/yerine/= KODAMİN
- CODEINE[İng.] / CODEINE[Fr.] / CODEIN, KODEIN[Alm.] ile/değil/yerine/= KODEİN
- KOENFEKSİYON/COINFECTION[İng.] değil/yerine/= EŞBULAŞ, BİRLİKTE BULAŞ
- KOENZİM/COENZYME[İng.] değil/yerine/= EŞENZİM
- COENZYME[İng.] / COENZYME[Fr.] / COENZYM, COFERMENT[Alm.] ile/değil/yerine/= KOENZİM
- COESITE[İng.] ile/değil/yerine/= KOEZİT
- KÖFTEHOR[Fars. < KUFTE HAR] değil/yerine/= ÇENESİ DÜŞÜK | ŞARLATAN | ÇAPKIN
- KOGNİTİF[İng. < COGNITIVE] değil/yerine/= BİLİŞSEL
- KOHERANS/COHERENCE[İng.] değil/yerine/= EŞ EVRELİLİK | TUTARLILIK
- KOHEZYON/COHESION[İng.] değil/yerine/= YAPIŞMA, KAYNAŞMA, BÜTÜNLEŞME
- COHESION[İng.] / COHESION[Fr.] / KOHÄSION[Alm.] ile/değil/yerine/= KOHEZYON
- COHYDROL[İng.] ile/değil/yerine/= KOHİDROL
- KOEHLINITE[İng.] ile/değil/yerine/= KÖHLİNİT
- KOHLRAUSCH METHOD[İng.] / MÉTHODE DE KOHLRAUSCH[Fr.] / KOHLRAUSCH-METHODE[Alm.] ile/değil/yerine/= KOHLRAUSCH YÖNTEMİ
- KOHORT ÇALIŞMASI/COHORT STUDY[İng.] değil/yerine/= ORTAK ÖZ ÇALIŞMASI, DÖNEMDAŞ ÇALIŞMASI
- KOHORT/COHORT[İng.] değil/yerine/= ORTAK ÖZ, DÖNEMDAŞ
- KOİL/COIL[İng.] değil/yerine/= SARMAL TIKAÇ, SARGI
- KOILIN[İng.] ile/değil/yerine/= KOİLİN
- KOILONYCHIA[İng.] ile/değil/yerine/= KOİLONİŞYA
- KOINSIDANS/COINCIDENCE[İng.] değil/yerine/= EŞ RASTLANTI
- COINCIDENCE CIRCUIT[İng.] / CIRCUIT CONDENSE[Fr.] / KOINZIDENZSCHALTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KOİNSİDANS DEVRESİ
- KOINSIDENTAL/COINCIDENTAL[İng.] değil/yerine/= EŞ RASTLANTISAL
- KOJIC ACID[İng.] / ACIDE KOJIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= KOJİK ASİT
- KOJINSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= KOJİN ASİT
- COKE OVEN GAS[İng.] / GAZ DE COCERIE[Fr.] ile/değil/yerine/= KOK FIRINI GAZI
- KOKSGAS[Alm.] ile/değil/yerine/= KOK FİRİNİ GAZI
- COKE OVEN[İng.] / FOUR A COKE[Fr.] ile/değil/yerine/= KOK FIRINI
- CEZİR[Osm.] / RADICAL[İng.] / RADICAL[Fr.] / RADICAL[Alm.] ile/değil/yerine/= KÖK, RADİKAL
- COCA[İng.] / COCA[Fr.] / COCA[Alm.] ile/değil/yerine/= KOKA
- COCAINE[İng.] / COCAINE[Fr.] / COCAIN, KOKAIN[Alm.] ile/değil/yerine/= KOKAİN
- KOKART[Fr. < COCARDE] değil/yerine/= SİMGE
( Asker şapkalarına takılan ve rengi uluslara göre değişen simge/işaret. | Belirli bir topluluğa özgü olan simge/işaret. )
- KÖKEN ile/ve/değil/||/<>/< KAYNAK
- KÖKEN ile/ve/değil/yerine/||/<>/> OLUŞUM
- KOKLAMA[İng.] değil/yerine/= KOKLAMA
( Küçük konsantrasyonları havada çözülmüş halde bulunan kimyasal maddelerin kullanımı.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- KOKLAŞARAK/KOKLAŞA KOKLAŞA ile/değil KONUŞARAK/KONUŞA KONUŞA
- COKING[İng.] / COKÉFACTION[Fr.] / VERKOKUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KOKLAŞTIRMA
- KÖKTEN ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KALICI
- KOKTEYL[İng. < COCKTAIL] değil/yerine/= YİYİMLİK-İÇİMLİK | KARIŞIM
- KOKU KULLANMAK ile/değil/yerine ÖNCE TEMİZ OLMAK/TUTMAK
- ODOROMETER[İng.] / GERUCHSMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= KOKU ÖLÇME AYGITI/CİHAZI
- ODORIMÈTRE[Fr.] ile/değil/yerine/= KOKU ÖLÇME AYGITI
- ODORIMETRY[İng.] / ODORIMÉTRIE[Fr.] / ODORIMETRIE, GERUCHSMESSUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KOKU ÖLÇME TEKNİĞİ
- ODOUR INTENSITY[İng.] / INTENSITÉ DE ODEUR[Fr.] / GERUCH STÄRKE[Alm.] ile/değil/yerine/= KOKU ŞİDDETİ
- ODEUR, ODOR[İng.] / ODEUR[Fr.] / GERUCH[Alm.] ile/değil/yerine/= KOKU
- [ne yazık ki]
"KOKULU" ŞAMPUANLARLA:
"YIKANMAK" değil KİRLENMEK/KÖTÜ/AĞIR KOKMAK
- KOKUŞMAK ile/değil KOKLAŞMAK
- KOL SENTIR/CALL CENTER değil/yerine/= ÇAĞRI MERKEZİ
- KOL ile/ve/değil/||/<>/< BACAK
( Denge. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Güç. )
- KOLA[İng.] / COLA[Fr.] ile/değil/yerine/= KOLA
- KOLAJ[Fr. < COLLAGE] değil/yerine/= KES-YAP
- KOLAJ ile/değil KAKOFONİ
- COLLAGEN[İng.] / COLLAGÉNE[Fr.] ile/değil/yerine/= KOLAJEN
- KOLLAGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KOLAJİN
- CHOLANE[İng.] ile/değil/yerine/= KOLAN
- KOLANIN[İng.] ile/değil/yerine/= KOLANİN
- KOLANYA değil KOLONYA[İt. < COLONIA]
( İçinde limon, lavanta vb. bitkilerin yağı bulunan, hafif kokulu alkollü bir nesne. )
- KOLAPS/COLLAPSE[İng.] değil/yerine/= GÖÇME | ÇÖKME | SÖNME
- COLLARGOL[İng.] ile/değil/yerine/= KOLARGOL
- KOLATERAL/COLLATERAL[İng.] değil/yerine/= YANDAL (DAMAR YA DA SİNİR)
- COLLATERAL[İng.] ile/değil/yerine/= KOLATERAL
- KOLAY KOLAY ile/değil HİÇ
- KOLAY (OLAN) ile/ve/değil/yerine ETKİLİ (OLAN)
- KOLAY OLDUĞUNDAN YAPMAMAK
ile/ve/değil/yerine/||/<>/<
(YETERİNCE)
(B)İLGİLENMEDİĞİNDEN/ANLAMADIĞINDAN YAPMAMAK/ERTELEMEK
- KOLAY OLMAYAN:
UYUYANI UYANDIRMAK değil UYUMA TAKLİDİ YAPANI UYANDIRMAK
- KOLAY OLMAYAN/ZOR "YAŞAM" İÇİN ile/değil/yerine/>< KOLAY YAŞAM İÇİN
( "Kolay/kısa seçimler/sonuçlar". İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Kolay/kısa olmayan seçimler/süreçler. )
- KOLAY "YOL/YÖNTEM" ile/ve/değil/yerine/||/></< KOLAY OLMAYAN YOL/YÖNTEM
( [Yaşamı ...]
Zorlaş[tır]ır. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/>< Kolaylaş[tır]ır. )
- KOLAY ile/ve/değil EN KOLAY
( Doğa, kolayı değil en kolayı tercih eder. )
( [not] EASY vs./and/but THE EASIEST
Nature prefers the easiest, not the easy one! )
- KOLAYCILIK ile/ve/değil/<> TESLİMİYET
- KOLAYCILIK ile/değil/yerine/>< YARDIM GEREKSİNİM EŞİĞİ
- ANNE/LİK/TE:
KOLAYLAŞTIRICI/LIK ile/değil/yerine/>< DÜZENLEYİCİ/LİK
( [Yaklaşım] Esnek ve destekleyici. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Katı ve kurallara dayalı.
[Amaç] Çocuğun özgüvenini ve bağımsızlığını artırmak. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Çocuğun disiplinli ve sorumlu bir birey olmasını sağlamak.
[Destekleyici Rol] Çocuğun ilgi ve yeteneklerini keşfetmesine yardımcı olmak. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Çocuğa net sınırlar ve beklentiler koymak.
[Özgüven] Çocuğun kendine güvenini artırmak. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Çocuğa sorumluluklar vererek güvenli bir çerçeve sağlamak.
[Bağımsızlık] Çocuğun kendi kararlarını almasına olanak tanımak. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Çocuğun belirli kurallara ve sorumluluklara uymasını sağlamak.
[Disiplin ve Kurallar] Daha az vurgu. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Belirli bir düzen ve disiplin içinde yetiştirme.
[Net Beklentiler] Esneklik gösterme. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Çocuklardan ne beklendiğini açıkça belirtme.
[Sorumluluk] Çocuğun sorun çözme becerilerini geliştirmek. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Çocuğa belirli görevler ve sorumluluklar verme. )
( [Annelik] Bir gelişim aşaması. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Bir rol.
[Annelik] Kendini gerçekleştirme. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Yaşama geçici bir ara vermek.
[Annelik] İdealize edilmiş. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Küçük görülen.
[Öznel deneyim] Uyarıcı. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Tüketici.
[Rol dağılımı] Anneliğin sıradüzeni. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Eş ile eşitlik.
[Kimlik] Anne. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Birey.
[Anne bakımı] İçgüdüsel. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Edinilen.[Doğru yöntemleri uygulamak]
[Yönetim] Sezgisel doğaçlama. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Alışılagelmişleri önemsemek.
[Hedef] Kendiliğindenlik. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Öngörülebilirlik.
[Bebeğin imgesi] Savunmasız, iyi huylu. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Güçlü, doyumsuz.
[Oryantasyon] En iyisini bebek bilir. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< En iyisini yetişkin bilir.
[Anne-bebek] Karşılıklı memnuniyet. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Gereksinim bakışımsızlığı.
[Annenin işlevi] Vezgeçilmez. Tam zamanlı. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Başka biri tarafından da gerçekleştirilebilir. )
( Çocuğun bireysel gelişimini desteklemeyi, bağımsızlık kazanmasını desteklemeyi ve onların özgüvenini artırmayı amaçlar.
[Bu yaklaşımda anneler, çocuklarının kendi kararlarını almalasına, sorun çözme becerilerini geliştirmesine ve kendi yeteneklerini keşfetmesine yardımcı olur.]
[Destekleyici Rol] Anneler, çocuklarının ilgisini ve yeteneklerini keşfetmesi için onları destekler.
[Özgüven] Çocukların kendine güvenini artırmak için teşvik edici bir ortam sağlar.
[Bağımsızlık] Çocukların kendi kararlarını almasına ve sorunları çözmesine olanak tanır.
İLE/DEĞİL/YERİNE/><
Çocukların belirli kurallara ve disiplin çerçevesine uygun biçimde yetiştirilmesini hedefler. Bu yaklaşımda anneler, çocuklarına net sınırlar ve beklentiler koyar ve bu kurallara uyulmasını sağlar.
[Disiplin ve Kurallar] Çocukların belirli bir düzen ve disiplin içinde yetişmesini sağlar.
[Net Beklentiler] Anneler, çocuklardan ne beklendiğini açıkça belirtir ve bu beklentilere uyulmasını denetler.
[Sorumluluk] Çocukların sorumluluk sahibi bireyler olarak yetişmesi için belirli görevler ve sorumluluklar verir. )
( [Yaklaşımlar] Daha esnek ve destekleyici bir yaklaşımla çocuğun bireysel gelişimini ön planda tutar. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Daha katı ve kurallara dayalı bir yaklaşımla çocuğun toplumsal düzene ve disipline uygun biçimde yetişmesini hedefler.
[Amaçlar] Çocuğun özgüvenini ve bağımsızlığını artırmayı amaçlar. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Çocuğun disiplinli ve sorumlu bir birey olmasını sağlamayı hedefler.
[Yöntemler] Çocukların kendi kararlarını alması teşvik edilir. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Çocukların belirli kurallara ve sorumluluklara uymaları sağlanır.
[Çocuk Üzerindeki Etki] Çocukların yaratıcılıklarını ve sorun çözme becerilerini geliştirmelerine yardımcı olabilir. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Çocukların daha disiplinli ve düzenli bireyler olarak yetişmesini sağlar. )
( MOTHER:
[not] FACILITATOR vs./but/>< REGULATOR
REGULATOR instead of FACILITATOR )
- KOLAYLAŞTIRMA ile/ve/değil KAÇMA
( [not] TO FACILITATE vs./and/but TO ESCAPE )
- KOLAY/LIK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DOĞRUDAN/LIK
- KOLAYLIKLA BAŞARABİLMEK ile/değil ÜSTESİNDEN GELMEK
- KOLAY(LIKLA) SÖYLEMEK ile/ve/değil/<> İNAN(M)IYOR OLMAK
- GÜÇ/DAYANIKLILIK/DENGE:
KOL/DA ile/ve/değil/||/<>/< BACAK/TA
( Yüzmede[özellikle suyun üstünde durmada], tutunma ve tırmanmada kolun gücüne değil bacakların gücüne ve olanaklarına yönelmek/odaklanmanın önceliği ve farkındalığı... )
- KÖLE ile/değil CERAHOR
- KÖLE ile/değil/yerine GÖNÜLLÜ "KÖLE"
- KÖLE ile/değil/yerine GULÂM[Ar. çoğ. GILMÂN]
- KÖLE ile/değil/<>/< İŞÇİ
( [not] SLAVE vs./but/<>/< WORKER )
- KOLEJ değil/yerine/= ÖZEL OKUL | BİLGİTEY
- KOLEKSİYON[Fr./İng.] değil/yerine/= DERLEM
- KOLLEKTIVMODELL[Alm.] ile/değil/yerine/= KOLEKTİF MODEL
- KOLEKTİF ŞİRKET değil/yerine/= İŞBİRLİKSEL ORTAKLIK
- KOLEKTİF değil/yerine/= ORTAK(LAŞA)
- KOLEKTÖR[Fr. < COLLECTEUR] değil/yerine/= TOPLAÇ
( Atık suların akmasını sağlayan boru. | Elektrik dinamolarında, hareketli bölümün üzerindeki iletken devrelerde oluşan akımı toplayıp tek bir devreye veren araç. )
- COLEMANITE[İng.] / COLEMANIT[Fr.] / COLEMANIT[Alm.] ile/değil/yerine/= KOLEMANİT
- CHOLESTERIC MATERIAL[İng.] ile/değil/yerine/= KOLESTERİK NESNE
- CHOLESTEROL[İng.] / CHOLESTÉROL[Fr.] / CHOLESTRIN, GALLENFETT[Alm.] ile/değil/yerine/= KOLESTEROL
- KOLESTEROL[Fr. < CHOLESTEROL]/KOLESTERİN[Fr. < CHOLESTERINE] ile/değil KOLESTEROLÜN ARTMASI
- COLLIGATIVE PROPERTY[İng.] / COLLIQUATIF PROPRIETÉ[Fr.] / KOLLIQUATIVE EIGENSCHAFT[Alm.] ile/değil/yerine/= KOLİGATİF ÖZELLİK
- CHOLIC ACID[İng.] / ACID CHOLIQUE[Fr.] / CHOLÉSURE, GALLENSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= KOLİK ASİT
- KOLİK/COLIC[İng.] değil/yerine/= SANCI
- KOLİK[Fr. < COLIQUE] değil/yerine/= SANCI
( Bağırsak, böbrek gibi içi boş organlarda, aralıklı duyulan güçlü sancı. )
- KOLIMASYON/COLLIMATION[İng.] değil/yerine/= IŞIN YÖNLENDİRME
- KOLIMATÖR/COLLIMATOR[İng.] değil/yerine/= IŞIN YÖNLENDİRICİ
- COLLIMATOR[İng.] / COLLIMATEUR[Fr.] / KOLLIMATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= KOLİMATÖR
- KOLKOLA" değil KOL KOLA
- KOLLARI:
SIYIRMAK ile/değil KIVIRMAK
- COLLOIDAL METAL[İng.] / KOLLOIDALE METALL[Alm.] ile/değil/yerine/= KOLLOİDAL METAL
- COLLOIDAL SUSPENSION[İng.] ile/değil/yerine/= KOLLOİDAL SÜSPANSİYON
- COLLOIDAL PARTICLE[İng.] ile/değil/yerine/= KOLLOİDAL TANECİK
- KOLLOİDAL değil/yerine/= TUTKALSI
- KOLM[İng.] ile/değil/yerine/= KOLM
- COLOPHONIC ACID[İng.] ile/değil/yerine/= KOLOFONİK ASİT
- MÉTAL COLLOIDAL[Fr.] ile/değil/yerine/= KOLOİDAL METAL
- COLOMAL[İng.] ile/değil/yerine/= KOLOMAL
- COLUMN RESOLUTION, R[İng.] ile/değil/yerine/= KOLON AYIRMA GÜCÜ, R
- KOLON[Fr. < COLONNE] ile/değil HOPARLÖR[Fr. < HAUT-PARLEUR < HAUT: Yüksek < Lat. ALTUS(> İt. ALTO) + PARLEUR: Konuşan.(Fr. PAROLE: Söz. > PAROLA: Gizli söz/cük. PALAVRA[< PALABRA])]
( Dikme/sütun. | Katlardaki döşemeleri birbirine bağlayan düşey boru. İLE/DEĞİL Elektrik dalgalarını ses dalgasına çeviren ve gerektiğinde sesi yükseltmeye yarayan aygıt. | Radyo, pikap, teyp vb. araçlarda sesi işitilebilecek duruma getiren aygıt. )
- COLUMN CHROMATOGRAPHY[İng.] ile/değil/yerine/= KOLON KROMATOGRAFİSİ
- KOLONİZASYON/COLONIZATION[İng.] değil/yerine/= ÖZDEŞ KÜMELENME
- COLORIMETER[İng.] / COLORIMÉTRE[Fr.] / FARBEN ÖL[Alm.] ile/değil/yerine/= KOLORİMETRE
- COLORIMETRY[İng.] ile/değil/yerine/= KOLORİMETRİ
- COLORIMETRIC ANALYSIS[İng.] / KOLORIMETRISCHE ANALYSE[Alm.] ile/değil/yerine/= KOLORİMETRİK ÇÖZÜMLEME/ANALİZ
- COLORIMÉTRIQUE ANALYSE[Fr.] ile/değil/yerine/= KOLORİMETRİK ÇÖZÜMLEME
- SESSELFORM[Alm.] ile/değil/yerine/= KOLTUK ŞEKLİ
- KOLTUK ile/değil SANDALYE
- KOLYE[Fr. < COLLIER] değil/yerine GERDANLIK
( Çoğu değerli taş ve madenlerden ya da altın paradan yapılmış, boyna takılan takı. )
- RAPESEED OIL, COLZA OIL, COLE OIL, RAPE OIL[İng.] / RUBSAMEN OIL, RAPSSAMENOIL[Alm.] ile/değil/yerine/= KOLZA TOHUMU YAĞI
- .KOM değil/yerine .COM
- COMATIC ACID[İng.] ile/değil/yerine/= KOMANİK ASİT
- KOMBİ (HERMETİK) ile/değil/yerine YOĞUŞMALI KOMBİ
( Küçük alanlarda. İLE/DEĞİL/YERİNE Büyük alanlarda. )
( ... İLE/DEĞİL/YERİNE Daha verimlidir. )
( ... İLE/DEĞİL/YERİNE Daha çevrecidir. )
- KOMBİNASYON/COMBİNATION[İng.] değil/yerine/= BİRLEŞİM
- KOMBINE/COMBINED[İng.] değil/yerine/= BİRLEŞİK
- KOMBİNE/KOMBİNASYON değil/yerine/= BİRLEŞİK/BİRLEŞİM
- KOMBİNEZON[Fr. COMBINAISON]/KOMBİNASYON[İng. COMBINATION] ile/değil/yerine/= DÜZENLEME | BİRLEŞTİRME
( Kadınların giydikleri kısa ve kolsuz iç çamaşırı. İLE/DEĞİL/YERİNE/= Bir işi başarıya ulaştırmak için alınan önlemler, düzenleme. | Birleştirme. )
- KOMEDİ[İng. < COMEDY] değil/yerine/= GÜLDÜRÜ
- KOMEDYEN değil/yerine/= GÜLDÜRMEN
- KOMİK ile/ve/değil "İNANILMAZ"
- KOMİK ile/ve/değil/||/<>/> SAÇMA
- KOMİK ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<> VAHİM
- KOMİK ile/ve/değil/||/<>/> YAZIK
- KOMİK ile/ve/değil/<> ZAVALLI
- KOMİSYON[Fr., İng.]/SİMSARİYE[Ar.] değil/yerine/= YÜZDE
- KOMİSYONCU/SİMSAR[Ar.] değil/yerine/= ARACI
- KOMİTE değil/yerine/= KURUL
- KOMMOSYO/COMMOTIO[İng.] değil/yerine/= SARSINTI
- KOMOF[İng.] ile/değil/yerine/= KOMOF
- KOMORBİDİTE/COMORBIDITY[İng.] değil/yerine/= EŞSAYRILIK
- KOMPAKSİYON/COMPACTION[İng.] değil/yerine/= KİLITLENME | TAKILMA
- KOMPAKT/COMPACT[İng.] değil/yerine/= SIKI | YOĞUN
- KOMPANSASYON/COMPENSATION[İng.] değil/yerine/= ÖDÜNLEME | DENGELEME
- KOMPANSATUVAR/COMPENSATORY[İng.] değil/yerine/= ÖDÜNLEYİCİ | DENGELEYİCİ
- KOMPARATİF/COMPARATIVE[İng.] değil/yerine/= KARŞILAŞTIRMALI
- KOMPARTIMAN/COMPARTMENT[İng.] değil/yerine/= ODACIK | BÖLÜM
- KOMPETAN[Fr./İng. < COMPETENT]["KOMPEDAN" değil!] değil/yerine/= UZMAN, YETKİN
- KOMPETİTİF[Fr. < COMPÉTITIF] değil/yerine/= REKABETÇİ
- KOMPETİTİF/COMPETITIVE[İng.] değil/yerine/= YARIŞMALI
- KOMPLE ile/değil KOMPLO
- KOMPLE değil/yerine TAMAMEN
- COMPLEX ACID[İng.] / ACID COMPLEXE[Fr.] / KOMPLEXE SÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= KOMPLEKS ASİT
- COMPLEX COMPOUND[İng.] / COMPOSÉ COMPLEXE[Fr.] / KOMPLEXVERBINDUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KOMPLEKS BİLEŞİK
- COMPLEX ION[İng.] / ION COMPLEXE[Fr.] / COMPLEX-ION[Alm.] ile/değil/yerine/= KOMPLEKS İYON
- COMPLEX FORMATION[İng.] / KOMPLEX BILDUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KOMPLEKS OLUŞUMU
- KOMPLEKS/COMPLEX[İng.] değil/yerine/= KARMAŞIK | BİRLEŞİM | KARMAŞA
- COMPLEXIMETRY, COMPLEXOMETRI[İng.] / COMPLEXOMETRY[Fr.] / KOMPLEXOMETRI[Alm.] ile/değil/yerine/= KOMPLEKSİMETRİ
- KOMPLEKSİTE/COMPLEXITY[İng.] değil/yerine/= KARMAŞIKLIK
- COMPLEXING AGENT[İng.] / AGENT COMPLEXANT[Fr.] / ABSCHEIDEMITTEL[Alm.] ile/değil/yerine/= KOMPLEKSLEŞTİRİCİ
- KOMPLEKSLİ değil/yerine/= ALINGAN
- COMPLEXON[İng.] / KOMPLEXON[Alm.] ile/değil/yerine/= KOMPLEKSON
- KOMPLET/COMPLETE[İng.] değil/yerine/= TAM
- KOMPLİKASYON/COMPLICATION[İng.] değil/yerine/= ART SORUN
- KOMPLİKASYON[Fr. < COMPLICATION] değil/yerine/= KARMAŞIKLIK
- KOMPLİKASYON/İHTİLAT değil/yerine/= KARMAŞIKLIK
- KOMPLİKE/COMPLICATED[İng.] değil/yerine/= KARMAŞIK
- KOMPLİKE[Fr. < COMPLIQUÉ] değil/yerine/= KARMAŞIK
- KOMPLİMAN[Fr. < COMPLIMENT]/İLTİFAT[Ar.] değil/yerine/= İNCELİK
( Gönül okşayıcı, hoşa giden söz. | Koltuklama. )
- KOMPLİYANS/COMPLIANCE[İng.] değil/yerine/= UYUNÇ
- KOMPLO KURAMI ile/değil/yerine TEORİ/KURAM
( [düşük/yüksek olasılıklı] Akıl hastalığı içinde. İLE/DEĞİL/YERİNE Akıl[felsefe/bilim/sanat] ile. )
- KOMPLO/TERTİP[Ar.] değil/yerine/= KURMACA
- KOMPONENT/COMPONENT[İng.] değil/yerine/= ÖGE, BİLEŞEN
- KOMPOZİSYON/COMPOSITION[İng.] değil/yerine/= BİLEŞİM
- KOMPOZİT/COMPOSITE[İng.] değil/yerine/= BİLEŞİK
- KOMPRADOR[Fr. < COMPRADOR] değil/yerine/= ARACI
( Aracı. | Çok zengin kişi. | Uzak Doğu ülkelerinde yabancı ortaklıklar hesabına iş sözleşmesi yapan yerli aracı. )
- KOMPRADOR[Fr. < COMPRADOR] değil/yerine/= İŞBİRLİKÇİ
- COMPRAL[İng.] ile/değil/yerine/= KOMPRAL
- KOMPRES/COMPRESS[İng.] değil/yerine/= BASKIT
- KOMPRESÖR/COMPRESSOR[İng.] değil/yerine/= SIKIŞTIRICI
- KOMPRESYON/COMPRESSION[İng.] değil/yerine/= BASI
- KOMPRIMEV COMPRIME[İng.] değil/yerine/= HAP
- COMPTON-MESSER[Alm.] ile/değil/yerine/= KOMPTON ÖLÇERİ
- KOMPÜLSİF/COMPULSIVE[İng.] değil/yerine/= ZORLANTILI
- KOMPÜLSİYON/COMPULSION[İng.] değil/yerine/= ZORLANTI
- KOMŞU, KOMŞUNUN KÜLÜNE (BİLE) MUHTAÇTIR değil KOMŞU, KOMŞUNUN 'KÜLL'ÜNE MUHTAÇTIR
( Komşu, komşunun her şeyine muhtaçtır. "Kül"(Küllî, Külliyat), "hepsi, her, tamamı" gibi anlamlarda kullanılır. Eğer yanan şeyden arta kalan anlatılmak istenirse, "bile"(... külüne bile ...) eklenerek kullanılabilir. )
- KOMŞU ile/ve/değil AKRABA
( Çoğu zaman ve durumda komşu akrabadan daha yakındır! )
( Komşu komşunun küll'üne[herşeyine] muhtaçtır. )
( Hayır dile komşuna, hayır gelsin başına. )
( CÂR[çoğ. CÎRÂN] ile/ve EKARİB[< AKREB (< KARÎB: Yakın.) (< KURB: Yakınlık. [KURBİYET: Arapça dilbilgisi yönünden yanlış olmakla birlikte kullanılmaktadır.])] )
( NEIGHBOUR vs./and RELATIVE )
- KOMŞU değil KONŞU
- KOMÜNİKAN/COMMUNICANT[İng.] değil/yerine/= BAĞLANTILI
- KOMÜNİKASYON/COMMUNICATION[İng.] değil/yerine/= İLETİŞİM
- KOMÜNİKASYON değil/yerine/= İLETİŞİM
- COAL TAR[İng.] / GOUDRON DE HOUILLE[Fr.] ile/değil/yerine/= KÖMÜR KATRANI
- COAL OIL[İng.] ile/değil/yerine/= KÖMÜR YAĞI
- COAL[İng.] / CHARBON, HOVILLE[Fr.] / KOHLE[Alm.] ile/değil/yerine/= KÖMÜR
- KÖMÜR ile/değil ÖKSÜ
( ... İLE/DEĞİL Yarı yanmış odun. )
- KÖMÜR değil/yerine/>< ÖMÜR
( Kömür gibi bir hiç uğruna, yüzlerce güzelim kömür gözlümüzün, gözlerinin pırıltılarını ve gölgelerini kalbimizde yaşatmaya devam edeceğiz!
Bir şeylerin ihtirası yüzünden, ölmeden önce ölemeyip işçilerin ölmesine göz yumabilenler içinse, ne desek az, ne desek çok olacağından ve onların da sonlarının, gölgeleriyle ortada olduğunu anımsamamız, belki bir nebze daha teselli olabilir ümidiyle...
:( ((((
" 'Küçük' bireylerin, gölgeleri büyüdükçe, güneş, batıyor demektir."
)
- KÖMÜR ile/ve/değil/< TÜRBİYE
( ... İLE/VE/DEĞİL/< Kömür oluşumunun başlangıcı. )
( ... İLE/VE/DEĞİL/< Su oranı yüksek ve ısı değeri çok düşüktür. )
( ... İLE/VE/DEĞİL/< İrlanda arazilerinin %17'si türbiyelerle kaplıdır. )
( ... İLE/VE/DEĞİL/< İrlanda halkı, zamanında, türbiyelerden, buzdolabı olarak bile yararlanmış. )
- KOMUT ile/değil/yerine SORGU
- KOMÜTATÖR[Fr. < COMMUTATEUR] değil/yerine/= ÇEVİRGEÇ/ANAHTAR
- KON(N)EKTÖR[Fr. < CONNECTEUR] değil/yerine/= BAĞLAYICI
( Demir yollarında fren kumanda kollarını dingilin üzerine bağlayan ve iki ucunda da kumanda kolunun girmesine uygun deliği bulunan parça ya da düzen. )
- KONACAK değil KOYULACAK
- KONAKLAMA ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BARINMA
- CONALBUMIN[İng.] ile/değil/yerine/= KONALBUMİN
- KONAR ile/değil KONUR
- CONARACHIN[İng.] ile/değil/yerine/= KONARAŞİN
- KONDANSASYON/CONDENSATION[İng.] değil/yerine/= YOĞUNLAŞMA
- KONDANSATÖR[Fr.] değil/yerine/= YOĞUNLAÇ
( İçinde, akımsız elektrik yükü biriktirilen aygıt. )
(1996'dan beri)