YAPMAYABİLECEKLERİM(İZ)(/YAPMAYALIM!) (/DİRENÇ/İHTİYÂR[< HAYIR])

- [ne yazık ki]
SAÇMA
ile/ve/değil/||/<> BAĞLANTISIZ

- SAÇMAK" ile/değil/yerine/||/>< AÇIKLAMAK

- SAÇMALAMAK ile/ve DENSİZLİK[< TENG/LİG]

- SAÇMALAMAK ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/< SAYGISIZLAŞMAK

- SAÇMALAMAK ile/ve/||/<>/> YOZLAŞMAK

- SAÇMA/LIK:
KİŞİNİN ÇIĞLIĞI
ile/ve/ne yazık ki/||/<> DÜNYANIN SESSİZLİĞİ/SUSKUNLUĞU

- SAÇMALIK ile AHMAKLIK

- SAÇMALIK ile/ve/değil/||/<>/> KISIR DÖNGÜ

- SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR:
BİÇİMSİZ
ile/ve/||/<> BELİRSİZLİK ile/ve/||/<> SALDIRI ile/ve/||/<> KONUNUN ÖZÜNÜ KAÇIRMA ile/ve/||/<> TARTIŞMALI NEDEN ile/ve/||/<> İSTATİSTİKSEL HATA ile/ve/||/<> ŞAŞIRTMA ile/ve/||/<> YETKEYE BAŞVURMA ile/ve/||/<> DUYGULARA BAŞVURMA ile/ve/||/<> KIYASLAMA HATALARI ile/ve/||/<> SINIFLANDIRMA HATALARI

( BİÇİMSİZ SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR ile/ve/||/<> SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR
( INFORMAL FALLACIES vs./and/||/<> FALLACIES )

BELİRSİZLİK SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: GÖNDERMELİ ile/ve/||/<> VURGULAMA ile/ve/||/<> ÇOK ANLAMLILIK
( FALLACY OF: EQUIVOCATION vs./and/||/<> ACCENT vs./and/||/<> AMPHIBOLY )

SALDIRI SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: KARALAMA ile/ve/||/<> NİTELİKSEL ile/ve/||/<> "SEN / SEN DE ..." ile/ve/||/<> DOLDURUŞA GETİRME
( ARGUMENT AGAINST THE MAN vs./and/||/<> CIRCUMSTANTIAL AD HOMINEM vs./and/||/<> FALLACY OF "YOU / YOU ALSO" vs./and/||/<> POISONING THE WELL )

KONUNUN ÖZÜNÜ KAÇIRMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: KISIR DÖNGÜ ile/ve/||/<> İLGİSİZ AMAÇ ile/ve/||/<> İLGİSİZ SONUÇ ile/ve/||/<> İDDİAYI ZAYIFLATMA ile/ve/||/<> KONUYU SAPTIRMA
( BEGGING THE QUESTION vs./and/||/<> FALLACY OF IRRELEVANT PURPOSE vs./and/||/<> IRRELEVANT CONCLUSION vs./and/||/<> FALLACY OF STRAW-MAN vs./and/||/<> FALLACY OF RED HERRING )

TARTIŞMALI NEDEN SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: YANLIŞ NEDEN ile/ve/||/<> ÖNCESİNDE ile/ve/||/<> ORTAK ETKİ ile/ve/||/<> GÖZDEN KAÇIRILABİLİR NEDEN ile/ve/||/<> YANLIŞ YÖN ile/ve/||/<> KARMAŞIK NEDENLER
( FALLACY OF FALSE CAUSE vs./and/||/<> FALLACY OF "PREVIOUS THIS" vs./and/||/<> JOINT EFFECT vs./and/||/<> GENUINE BUT INSIGNIFICANT CAUSE vs./and/||/<> WRONG DIRECTION vs./and/||/<> COMPLEX CAUSE )

İSTATİSTİKSEL HATA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: YETERSİZ ÖRNEK ile/ve/||/<> TEMSİL ETMEYEN ÖRNEK ile/ve/||/<> YANLIŞ BENZETME ile/ve/||/<> YOK SAYMA ile/ve/||/<> SÜMEN ALTI ile/ve/||/<> KUMARBAZ
( FALLACY OF INSUFFICIENT SAMPLE vs./and/||/<> UNREPRESENTATIVE SAMPLE vs./and/||/<> FALSE ANALOGY vs./and/||/<> SLOTHFUL INDUCTION vs./and/||/<> FALLACY OF SLANTING vs./and/||/<> GAMBLER'S FALLACY )

ŞAŞIRTMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: DEVEDE KULAK ile/ve/||/<> YA SİYAH, YA BEYAZ ile/ve/||/<> KANITLAMA ZORUNLULUĞU ile/ve/||/<> FELÂKET ÇIĞIRTKANLIĞI ile/ve/||/<> İMÂLI SORU ile/ve/||/<> ÇOK SORULU ile/ve/||/<> SINIRLI SEÇENEK
( FALLACY OF THE BEARD vs./and/||/<> BLACK OR WHITE FALLACY vs./and/||/<> ARGUMENT FROM IGNORANCE vs./and/||/<> FALLACY OF SLIPPERY SLOPE vs./and/||/<> COMPLEX QUESTION vs./and/||/<> FALLACY OF MANY QUESTIONS vs./and/||/<> FALLACY OF LIMITED CHOICES )

YETKEYE BAŞVURMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: BİR BİLENE SORMA ile/ve/||/<> YETERSİZ KAYNAK ile/ve/||/<> İNANCA BAŞVURMA ile/ve/||/<> ORTAK TUTUMA BAŞVURMA ile/ve/||/<> ÖBEK BASKISI ile/ve/||/<> YARARCI ile/ve/||/<> BEĞENDİRME ile/ve/||/<> DAYATMA ile/ve/||/<> İÇİNDEKİ DEĞİL DIŞINDAKİ(ZARF-MAZRUF) ile/ve/||/<> GENETİK
( ARGUMENT TO AUTHORITY vs./and/||/<> FALLACY OF UNQUALIFIED SOURCE vs./and/||/<> APPEAL TO BELIEF vs./and/||/<> APPEAL TO COMMON PRACTICE vs./and/||/<> BANDWAGON, PEER PRESSURE vs./and/||/<> PRAGMATIC FALLACY vs./and/||/<> APPEAL TO PERSONAL INTERESTS vs./and/||/<> FALLACY OF "IS" TO "OUGHT" vs./and/||/<> STYLE OVER SUBSTANCE vs./and/||/<> GENETIC FALLACY )

DUYGULARA BAŞVURMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI: TEHDİT ile/ve/||/<> DUYGU ile/ve/||/<> ÖNYARGILI DİL ile/ve/||/<> MAZERET
( ARGUMENT FROM FORCE vs./and/||/<> ARGUMENT TO PITY vs./and/||/<> PREJUDICIAL LANGUAGE vs./and/||/<> FALLACY OF SPECIAL PLEADING )

SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR ile/ve/||/<> HATALAR
( FALLACIES vs./and/||/<> MISTAKES/WRONGS )

KIYASLAMA HATALARI: GENELLEŞTİRME ile/ve/||/<> ÖZELLEŞTİRME
( FALLACY OF CONVERSE ACCIDENT vs./and/||/<> FALLACY OF ACCIDENT )

SINIFLANDIRMA HATALARI: BÜTÜNLEME ile/ve/||/<> İNDİRGEME
( FALLACY OF COMPOSITION vs./and/||/<> FALLACY OF DIVISION ) )

- SAÇMA(LIK)LAR/SAFSATALAR ile/ve/||/<> HATALAR


- SADAKA DAĞITMAK ile/ve/||/değil/yerine/< HAKSIZLIKLARI ORTADAN KALDIRMAK

- SADAKAYI:
SAKAT DİLENCİYE VERMEK
ile/ve/değil/||/<>/< YOKSUL FİLOZOFA VER(E)MEMEK

( Bir gün, kötürüm ya da kör olmaktan korktuklarından, "gözünden/gördüklerinden akıllı" olmalarından dolayı. İLE Gün gelip de, felsefenin içinde olacaklarını düşünememekten dolayı. )

- SADECE KENDİ DENEYİMİNİ "YEĞLEMEK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/>< ÖTEKİNE (DE) İNANMAK

( Bazıları, gökyüzünde 300 trilyon yıldız olduğunu söylerseniz inanır/kabul eder ama "Şu masa, boyalı!" derseniz gidip önce bir eller.

Sen söylersin, dinlemez; doktor söyler, anında yapar.

"Köleleştirirsin", aldırmaz; "köle" dersin, "kaldırmaz". )

- SAF ile/ve/değil/||/<> SAFA YATAN

- SAFDİL[Fars.] ile/= SAFDERUN[Fars.]

( Kolayca aldatılan. )

- SAĞIR(") ile ŞAİR

( Sağırın uydurduğunu, şair uyduramaz. )

- SÜSLEME!:
"SAĞIRA"
ve/||/<> "KÖRE"

( Sözünü. VE/||/<> Yüzünü. )
( Yorma dilini. VE/||/<> Süsleme sözlerini.
[Köre yormam dilimi, sağıra süslemem sözlerimi.] )

- SAHİBİNE SORULMADAN/İZİN ALINMADAN KİŞİLERİN (ÖZEL) EŞYALARINA DOKUNULMAZ!

- SAHİPLENME ile/değil/yerine/< AİDİYET

( Kentte. İLE/DEĞİL/YERİNE/< Köyde, doğada. )

- ŞAHSİLEŞTİRMEK ile ŞAHSİ-LEŞ-TİRMEK


- SAHTE PARA ile/değil/yerine/>< GERÇEK PARA

- SAHTE ile/ve/değil/||/<>/> GEÇERSİZ

- SAHTE ile/değil SANKİ

- SAHTE ile/ve/||/<> TAKLİT

- SAHTEKÂR ile HİLEKÂR

( Sahtekâr kişi, sahici kişinin gözüne bakamaz. )

- SAHTE/LİK ile/değil/yerine/>< İÇTEN/LİK

- SÂİBE[Ar.] ile SÂİBE[Ar. < SEVÂB] ile ŞAİBE[Ar. < ŞEVB | çoğ. ŞEVÂİB]

( Başıboş bırakılmış hayvan, dişil deve. İLE Saib'in dişili/müennesi. İLE Leke, kusur, ayıp; noksan, nakîsa. | Art düşünce. | Hile. | Kir, leke | Kötü eser, iz. )

- ŞAKA YAPMAK değil/yerine LÂTÎFE[Ar.]/ESPRİ[Fr., Lat.] YAPMAK

( Kişiye yönelik. DEĞİL/YERİNE Duruma, olguya, kavrama yönelik. )
( Aradaki ilişki ne kadar yakın olursa olsun, hangi şakanın kimi, ne kadar etkileyeceği, rahatsız edebileceği bilinmez! )
( Aşağılama. DEĞİL/YERİNE Yüceltme. )

- ŞAKA YAPMAK ile LAUBALİLİK

- ŞAKA ile/ve/||/<>/> İNTİKAM


- SAKİL[Ar.]["SAKİR" değil!] değil/yerine/= AĞIR | KABA

( Ağır. | Sıkıntı veren, sıkıntılı. | Çirkin, kaba. | Türk müziğinde bir usûl. )

- SAKINCA/BEYİS GÖR(ME)MEK ile/ve/||/<> İMTİNA ETME(ME)K

- SAKİN/LİK ile/değil KAYITSIZ/LIK

( Her sakin/lik görüntüsü sakinlik olmayabilir hatta kayıtsızlıktan/ilgisizlikten/içekapanıklıktan kaynaklanıyor olabilir! )

- SAKİN/LİK ile SOĞUK/LUK

( Her sakin/lik görüntüsü sakinlik olmayabilir hatta anlamamasından/uzak kalmasından kaynaklanıyor olabilir! )

- SAKLAMAK ile/ve/değil PAYLAŞMAMAK

- SAKLAMA(MA)K ile/ve/<> ESİRGEME(ME)K

- SAKLI GİZLİ (İŞLER YAPMAK)

- [ne yazık ki]
ŞAKŞAKÇI/LIK
ile/ve/||/<>/> YALAKA/LIK ile/ve/||/<>/> AYAKÇI/LIK

- SAKSIYI SÜSLEMEK değil/yerine ÇİÇEĞİ SULAMAK

- SALAK ile/değil ASALAK

( "Asalak" sözcüğünün salak ile hiçbir ilişkisi yoktur. )

- SALAK/LIK ile/ve "ÖKÜZ/LÜK"

- SALAK/LIK ile/değil/yerine/>< SABIRLI/LIK

- SALAK/LIK ile/ve/değil/||/<> ŞAŞKIN/LIK

- [ne yazık ki]
SALDIRGAN/LIK
ile/ve "AZGIN/LIK"

( Psişik. İLE/VE Ahlâkî. )

- SALDIRI SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI:
KARALAMA
ile/ve/||/<> NİTELİKSEL ile/ve/||/<> "SEN / SEN DE ..." ile/ve/||/<> DOLDURUŞA GETİRME

- SALDIRI ile/değil/>< HAKKINI SAVUNMAK

( Etkin olmaya alışık olmayana, hakkını savunmak, "saldırı" gibi gelebilir. )

- SALDIRI ile/ve/||/<>/> İŞGAL

- SALDIRI ile/ve/değil/||/<>/< MEYDAN OKUMAK

- [ne yazık ki]
!SALDIRI
ile/ve/||/<>/>/< !ŞİDDET

( Şiddet, saldırganlığın da ötesinde onun, nefret, düşmanlık gibi duygu ve etkinlik kazandığı biçimi ya da çeşit ve derecesidir. )

- [NE YAZIK Kİ]
SALDIRI
ile/ve/değil/yerine TEPKİ


- SALDIRMAK ile/değil/yerine/>< SARILMAK

- SALDIRMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SATAŞMAK

- SALDIRMAK ile/ve/<>/> "SAYDIRMAK"

- SALDIRMAK ile/ve/değil YÜKLENMEK

- SALLAMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> YUVARLAMAK

- SALLAPATİ (İŞ YAPMAK)

( Düşünmeden ve saygısızca davranan. | Düşüncesizce, saygısızca ve patavatsız bir biçimde. )

- SALMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> SAÇMAK

- [ne yazık ki]
ŞAMAR OĞLANI (NA DÖN[DÜR/ÜL]MEK)
ile/ve/||/<> GÜNAH KEÇİSİ (İLÂN ETMEK/EDİLMEK)

- SAMİMİYET ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/> ÇIKAR

- SANA GÖRE ile BANA GÖRE


- SANA SÖVÜYORUM değil/yerine/>< SENİ SEVİYORUM

( DEĞİL/YERİNE/>< )

- SANA YAPILAN "KÖTÜLÜK" ile/değil/yerine/ne yazık ki/>< SENİN YAPTIĞIN KÖTÜLÜK/YANLIŞ/HATA

( Unut/abil! İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Unutma! )

- SANATÇIDA:
KAPRİS
ve/||/<> KİBİR

( "Yakışır" )

- SANIYORUM ile/ve/||/<> SAYIYORUM

- SANMAK ile/değil/yerine/>< "SAYMAK"

- SANSASYON[Fr./İng. < SENSATION] ile/ve/||/<> SKANDAL[Fr. < SCANDALE]

( Dalgalanma. | Çok sayıda kişiyi ilgilendiren, etkileyen, heyecan verici olay. İLE Büyük yankı uyandıran, utanç verici ya da küçük düşürücü olay. )

- SAPIK/LIK" ile SAPKIN/LIK | ile/değil/yerine/||/<>/< SAPMA

( "Yükleme". İLE Tespit. İLE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Durum. )

- SAPKINLIK ile "DEJENERASYON"

- SAPLANMA ile/||/<> TUTULMA

- SAPLANTI ile/değil/yerine İSTİKRAR


- SAPLANTI ile/değil TİK[Fr.]

( ... İLE/DEĞİL Herhangi bir kas kümesinin, istençdışı devinmesi. | Alışkanlıkla sık sık yinelenen, gülünç, sıkıcı söz ya da el, kol, yüz devinmesi. )

- SAPMA ile/ve/<> SAPLANMA

- SAPTIRMA ile/değil/yerine SAPTAMA

- SARAN ile/ve/ne yazık ki/||/<>/> SAĞAN

- SARHOŞ ile KÖR KANDİL/GÖK KANDİL

( ... İLE Aşırı derecede sarhoş. )

- SARHOŞLUK ile ZAFER SARHOŞLUĞU

( ... İLE En kötü sarhoşluk. )

- SARKINTILIK ile/değil İLTİFAT

- ŞARLATAN/LIK ile SAHTEKÂR/LIK

- ŞAŞIRTMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI:
DEVEDE KULAK
ile/ve/||/<> YA SİYAH, YA BEYAZ ile/ve/||/<> KANITLAMA ZORUNLULUĞU ile/ve/||/<> FELÂKET ÇIĞIRTKANLIĞI ile/ve/||/<> İMÂLI SORU ile/ve/||/<> ÇOK SORULU ile/ve/||/<> SINIRLI SEÇENEK

- ŞAŞKIN/LIK ile/değil/yerine AŞKIN/LIK


- ŞAŞKIN/LIK ile/ve/<> GÜVENSİZ/LİK

- ŞAŞKIN/LIK ve PANİK

- SATAŞMAK ile/ve/||/<> DALAŞMAK

- SATAŞMAK ile/ve/||/<>/> SÜRTÜŞMEK

- SATİR[Fr.] değil/yerine/= YERGİ

- SATRANÇTA:
AÇILIŞ
ve/||/<> YAPILMAMASI GEREKENLER

( * At ile başlanmaz!
* Kalelerin önündeki piyonlarla başlanmaz! [Yandan değil ortadan başlanır!]
* Vezir'in önündeki piyonla başlanmaz! )

- SATVET[Ar.] değil/yerine/= (ZORLU/SİNDİRİCİ) GÜÇ

- [ne yazık ki]
!SAVAŞ
ile ASKERİCİLİK/MİLİTARİZM

- [ne yazık ki]
!SAVAŞ
ile/ve/değil/||/<> !İÇ SAVAŞ/AYAKLANMA

- SAVAŞ ile KORSANLIK ile TİCARET


- SAVAŞ ya da KORSANLIK ile/ve/değil/yerine/||/<>/>< TİCARET

- SAVAŞ ile/ve/değil/yerine/< SALDIRI/Ş

- SAVAŞ ile/ve/değil/||/<>/< TUZAK

- [ne yazık ki]
!SAVAŞ
ve/||/<>/>/< !YILDIRMA/TERÖR[Fr.]

- [ne yazık ki]
SAVAŞ DÖNEMLERİNDE:
RİTÜELLEŞMİŞ
ile SINIRLAMACI OLAN ile FETİH ile MUTLAK AMACI OLAN ile SINIRI OLMAYAN

- [ne yazık ki]
SAVAŞLARDA:
PARTİZAN
ile/<> GERİLLA ile/<> TERÖR

- [ne yazık ki]
!SAVAŞLAR:
RASYONEL
ile/ve/<> KİTLELERİN SEFERBER EDİLDİĞİ ile/ve/<> ASİMETRİK

- SAVAŞMA değil/yerine/<>/> TANIŞMA

- [ne yazık ki]
SAVAŞTAN GERİYE KALANLAR:
ÖLÜLER "ORDUSU"
ile/ve/||/<>/> YAS TUTANLAR "ORDUSU" ile/ve/||/<>/> HIRSIZLAR "ORDUSU"

- SAVRUK ile SAVSAK

( Aklını işine vermeyen, dikkatsiz. | Düzensiz, dağınık. İLE İşlerine önem vermeyip onları gelişigüzel yapıveren ya da daha sonraya bırakan. )

- SAVRULMAK ile/değil/yerine/>< SALINMAK

- [ne yazık ki]
SAVSAKLAMA
ile/ve/||/<> BOŞVERME

- SAVSAKLAMA ile/ve/<> SALLAMA

- SAVUNDUĞUNDAN DOLAYI BİLMEK ile/değil/yerine/>< BİLDİĞİNDEN DOLAYI SAVUNMAK

- SAVUNMA İÇİN BAHANE (BULMAK) ile/yerine/değil ŞÜKÜR İÇİN BAHANE (ARAMAK/BULMAK)

( Bulmak için değil kaybetmek için arıyoruz. )
( Her mazharata bir mazeret bulunur. )

- SAVUNMA ile CAHİLLERİN "SAVUNMASI"

( Konu/olgu çerçevesinde kalarak geçerli dayanakçaları öne sürme çabası ve hakkı. İLE
Konuyu/olguyu değerlendirmek yerine ya kendilerini savunurlar ya da kişileri örnek gösterir ve saldırırlar. )
( Duygular, bilgilerle ters orantılıdır. Ne kadar az biliş varsa o kadar savunuş vardır. )

- SAVURGAN/LIK >< CİMRİ/LİK

- SAVURGAN/LIK ile/ve/<>/değil/yerine DAĞINIK/LIK

- SAVURGAN/LIK ile/değil/yerine/>< SADÂKAT/SÂDIK

- SAVURMAK ile/değil/yerine/>< SAVUNMAK


- SAYDIRMAK ile/ve/||/<>/> SALDIRMAK

- SAYDIRMAK ile SAYDIRMAK

- SAYGINLIK/PRESTİJ[Fr.,İng. < PRESTIGE] ile GÖSTERİŞ

- SAYGINLIK/İTİBAR ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/< BEKLENTİ

- SAYGISIZ/LIK:
ÇEKİNMEMEK(TEN)
ile/ve/değil/||/<>/< YETERİNCE ÇEKİNMEMEK(TEN)

- SAYGISIZLIK ile/ve/değil/<> DİKKATSİZLİK

- SAYGISIZLIK ile/ve/değil DÜŞÜNCESİZLİK

- SAYGISIZLIK ile/ve/değil EDEPSİZLİK

- SAYGISIZLIK ile/değil/yerine/>< ELEŞTİRİ

- SAYGISIZLIK ile/değil/yerine (FAZLA/AŞIRI/AYKIRI) RAHATLIK


- SAYGISIZLIK ile/ve/değil/<> İLGİSİZLİK

- SAYGISIZ/LIK ile/ve/<> SEVGİSİZ/LİK

- ŞAYİA[Ar.] değil/yerine/= DUYULTU/SÖYLENTİ

- SAYMAK ile/ve/=/||/<> İNDİRGEMEK

- SEÇENEK ile "ÖNCELİK"

( Onun yaşamında, onun için seçeneksek; onu, öncelik yapmayalım. )

- SEÇİM MALZEMESİ ile/ve/değil/||/<> SEÇİM FIRSATI

- SEFÂ ve/||/<>/> SEFÂLET

- SEFÂLET ile/ve/değil İÇ SEFÂLET

- ŞEHVET ile CİMRİLİK

( Maddeye olan bağımlılık. İLE Elisıkılık, Elindekikini sakınma/paylaşmama. )
( İnsanı mağlup eden her arzu şehvettir. )
( ŞEHVET: Nefsin aldığı tüm paylar. )
( ŞEHVET: Allah'ın varlığını bildiğin halde kendi varoluşunu gözardı edememek. )

- ŞEHVET ile/ve/ne yazık ki/||/<>/> FAHİŞ/FUHUŞ


- ŞEHVET ile/ve/||/<>/> GULMET

( Maddeye olan bağımlılık. | Anımsamak - imgelemek - ummak/beklentide olmak. İLE/VE/||/<>/> Şehvet fazlalığı. )

- ŞEHVET ve ŞİDDET

- ŞEKER KARIŞTIRMA'DA...

( Çay kaşığı bardağa çarptırılmadan, ses çıkarttırmadan karıştırılır. )

- SEKİR[Ar.] ile/değil/yerine/||/<> SEKİN[Ar.]

- SEKTER[Fr. SECTAIRE] değil/yerine/= HOŞGÖRÜSÜZ

- ŞEKVÂ değil/yerine/= ŞİKÂYET, HOŞNUTSUZLUK

( ŞİKÂYET, HOŞNUTSUZLUK )

- SELEF ile/ve/değil/yerine/||/<> MUHALEFET

- SEMİRMEK ile/ve/<>/< SÖMÜRMEK

- SEN ÇOK DEĞİŞTİN ile/değil/ne yazık ki SENİ ESKİSİ GİBİ KULLANAMIYORUM

( (Hint Denizi'ndeki bir adanın adından)
Bir cins kokulu sandal ağacı, yalancı öd ağacı. | Bir cins mısır. )

- SEN Mİ ÇOK "AKILLISIN"? ile BEN/BİZ Mİ, ÇOK "APTAL GÖRÜNÜYORUM/Z"?


- SEN Mİ ÇOK ZEKİSİN?" ile/ya da/<> "BEN Mİ ÇOK APTALIM?"

- SENİ, SENDEN EDEN ile/değil/yerine SENİ, SEN EDEN

- SENİ SEVMEYENE GÖSTERME!:
SABIR
ve/||/<> FEDÂKÂRLIK ve/||/<> SEVGİ

( [gösterirsek, onun için ...] ... "Yüzsüzlük" "olur". VE/||/<> ... "Eziklik" "olur". VE/||/<> ... "Kişiliksizlik" "olur". )

- SENİN, İÇİN FESAT değil/yerine ÖKÜZ ALTINDA, BUZAĞI ARAMAMAK GEREK

- SEPETLEMEK" ile/değil/yerine KOVMAK

- [ne yazık ki]
SERA GAZI SALIMINDA:
1990
ile/ve/||/<>/> 2002 ile/ve/||/<>/> 2016

( )

- SERAP[Fars. < SERÂB] ile/ve/değil ZAN

( "Görsel/görüntülü" zan. İLE/VE/DEĞİL "Görüntü"süz serap. )
( Afrika'da, bir şey, sabahın ilk ışığında gerçek, öğle saatinde ise yalandır. )

- SERBEST ÇAĞRIŞIM ile/ve/değil SALLAMAK

- SERD[Ar.] ile SERD[Ar.] ile SERD[Fars.]

( Sözü, düzgün ve uygun söyleme. İLE Doğrama, doğranma. İLE Soğuk. | Sert, haşin, çirkin. | Sert, kaba, hoyrat. )

- ŞERGİL değil/yerine/= ASKINTI, BAŞ BELÂSI


- SERHOŞ değil SARHOŞ

- SERKEŞ[Fars.] değil/yerine/= KAFA TUTAN, BAŞKALDIRAN

- SERPİLME ile/||/<> SAÇILMA

- SERSERİ[Fars.] ile/ve/||/<> HERCÂÎ[Fars.]

( Başı boş.[baş başa][kendi kendine] İLE/VE/||/<> İsteğinde kararlı olmayan ya da konudan konuya geçiveren. | Aşkta, değişken, vefâsız. )

- SERSERİ/LİK ile AYLAK/LIK

- SERT ile HAŞİN[Ar.]

( ... İLE Sert, kırıcı, gönül kırıcı olan. )

- SERTLİK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< REDDETMEK

- SERZENİŞ ile HAYIFLANMA

- SERZENİŞ ile SIZLANMA

- SESİMİZİ YÜKSELTMEK ile/değil/yerine/>< SÖZÜMÜZÜ YÜKSELTMEK


- SESLİ DÜŞÜNME ile/<>/ne yazık ki SÖYLENME

- SESSİZ/CE ile/ve/||/<>/> SİNSİ/CE

- SEV ile/ve SEVMİYORSA

( Zor ise. İLE/VE Zorlama!
[Zor ise sev, sevmiyorsa zorlama!] )

- SEVEN/SÖVEN ||/>< ÖVEN

( (Fazla) Sövmek ile övmek arasında fark yoktur. )

- SEVGİ ile/ve/||/<> KAYRA/LÜTÛF/İHSAN

( ... İLE/VE/||/<> Tanrısal. )

- SEVGİ/İLGİDE:
ABARTI
ile/ve/||/<>/> BOĞMA

- SEVGİNİN:
"AŞIRISI"
değil/olmaz BİLİNÇSİZİ

- [ne yazık ki]
SEVGİSİZ/LİK
ile/ve/||/<> İLETİŞİMSİZ/LİK ile/ve/||/<> İLGİSİZ/LİK

( [kişileri] Geçimsiz yapar. İLE/VE/||/<> Birbirine düşman eder. İLE/VE/||/<> Güzellikleri yok eder. )
( [ne yazık ki] Bireyleri sevemeyenler, "insanlık" kavramına sığınır... )

- [ne yazık ki]
SEVGİSİZLİK
ve/||/<>/> KAYITSIZLIK

- SEV(İL)MEK ile/ve/||/<>/> ŞIMART(IL)MAK


- SEVİNMEK ile/ne de/>< YERİNMEK

( [ne] Var olana. İLE/NE DE/>< Yok olana. )

- SEVİYELİ/LİK / SEVİYESİZ/LİK ile/ve/||/<>/> SEVİYESİ

- SEVİYESİZ/KARŞILIKSIZ/TUTARSIZ İDDİA ile/yerine/değil SEVİYELİ İDDİA

- SEVİYESİZLEŞME ile/ve/||/<>/> YOZLAŞMA

- SEVMEK:
"SAHİP OLMAK"
ile/değil/yerine/< DEĞER VERMEK

- SEVMEMEK ile/değil/yerine/>< SEVMEK

( Ölmek. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< ("Istırap") Yaşamak. )

- ŞEYLERİ:
HAYAL ETTİĞİMİZ GİBİ GÖRMEK
yerine (ONLARI) OLDUKLARI GİBİ GÖRMEK

( Hayal ettiklerinizin varlığını reddetmeniz daha akıllıca olurdu. )
( Eğer kendinizi her zaman sınamazsanız, gerçek ile hayali ayırt edemezsiniz. )
( Sizi kendinize karşı kör eden, sizin davranışlarınızdır. )
( Düşüncelerinizi ve duygularınızı, sözlerinizi ve eylemlerinizi yakından izlemedikçe ve nedenini ve nasılını bilmeden sizde meydana gelen değişimlere hayretle bakmadıkça, gerçeğe vardığınızı nasıl söyleyebileceksiniz? )
( Düşünülüp hayal edilebilen hiçbir şeyin kendiniz olamayacağını bir kez anladığınızda, imgelemelerinizden kurtulmuş olursunuz. )
( You would be wiser to deny the existence of what you imagine.
If you do not test yourself all the time, you will not be able to distinguish between reality and fancy.
It is your behaviour that blinds you to yourself.
How do you know that you have realised unless you watch your thoughts and feelings, words and actions and wonder at the changes occurring in you without your knowing why and how?
Once you have understood that nothing perceivable, or conceivable can be yourself, you are free of your imaginations. )

- ŞEYTANI/SÜTUNU TAŞLAMAK değil KAFANI/KENDİNİ TAŞLAMAK

- SEYYİÂT[< SEYYİE] değil/yerine/= KÖTÜLÜKLER | SUÇLAR, GÜNAHLAR | KÖTÜLÜĞE KARŞILIK ÇEKİLEN SIKINTILAR

- SEYYİAT ile/değil/yerine/>< HASENAT


- SEYYİE[Ar.] değil/yerine/= KÖTÜLÜK

- SEZGİ" ile/değil "NİYET OKUMASI"

- SICAK SAVAŞ" ile SOĞUK SAVAŞ

(

Sıcak Savaş ile Soğuk Savaş Arasındaki Farklar

Özellik Sıcak Savaş Soğuk Savaş
Tanım Doğrudan askeri çatışmaların yaşandığı savaş türüdür. Doğrudan askeri çatışma olmadan siyasi, ekonomik ve teknolojik mücadelelerin yaşandığı çatışma durumudur.
Koşullar
  • Açık düşmanlık ve çatışma durumu.
  • Askeri birlikler ve silahlar etkin olarak kullanılır.
  • Sivil toplum, doğrudan etkilenir.
  • Doğrudan, askeri çatışma yoktur.
  • Propaganda, casusluk, ekonomik yaptırımlar ve vekâlet savaşları yaygındır.
  • Taraflar, dolaylı yollarla mücadele eder.
Çatışma Türü Doğrudan askeri çatışmalar. Dolaylı mücadeleler (siyasi, ekonomik, teknolojik).
Askeri Operasyonlar Etkin ve yaygın. Sınırlı ya da dolaylı (vekâlet savaşları).
Can Kaybı Yüksek. Düşük ya da dolaylı.
Fiziksel Tahribat Yaygın ve doğrudan. Sınırlı ya da yok.
Araçlar Silahlar, askeri birlikler. Propaganda, casusluk, ekonomik yaptırımlar.
Örnekler I. ve II. Dünya Savaşları, Kore Savaşı, Vietnam Savaşı. ABD ile Sovyetler Birliği arasındaki Soğuk Savaş. [1947-1991]
)

- SICAK YİYECEĞİ/İÇECEĞİ:
ÜFLEMEK
değil/yerine SOĞUMASINI BEKLEMEK

- ŞİDDET" ></< "İKTİDAR"

( "iktidarın bitmeye başladığı yerde, şiddet başlar." )

- ŞİDDET ve/||/<> KÜFÜR

( [ne yazık ki] Kalbinde, muhabbet olmayanın (b)elinde. VE/||/<> Aklında, düşünce olmayanın dilinde. )

- ŞİDDET değil/yerine/>< ÖZEN

- ŞİDDET =/||/<>/>/< ÖZENSİZLİK

- [ne yazık ki]
ŞİDDET
ve/||/<> TERBİYESİZLİK

- ŞİDDET[Ar. < ŞEDD] değil/yerine/= YEĞİNLİK

( Yeğin olma durumu. | Bir etkinliğin ya da bir gücün derecesi. | Bir ses çıkarılırken algılanan ve titreşimlerin genliğinden kaynaklanan özellik. )

- ŞİDDET ile/ve/değil/||/<>/< ZORLAMA

- [ne yazık ki]
ŞİDDETİN MEŞRÛLAŞTIRILMASI
ile/ve/<> ÖTEKİLEŞTİRME

- ŞİDDETTE, KİŞİ:
[önce] MAĞDUR
ile/ve/değil/sonra/||/<>/> MAZLUM ile/ve/değil/sonra/||/<>/> ZALİM

- [ne yazık ki]
ŞİDDETTE:
"YASA"
ile "SUÇ"

( "Devlet uygularsa". İLE Kişi işlerse. )

- [ne yazık ki]
ŞİDDETTEN DOLAYI ...
ile/ve/değil/ne yazık ki/<> "BİZİM/SEN"İN "SESSİZLİĞİNDEN/TEPKİSİZLİĞİNDEN DOLAYI ..."

- 0[SIFIR]:
"YUTAN"
ile/ve/değil/||/<>/< DURAN/DURDURAN / ARA

- SİFTİNMEK/ZİFTİNMEK = OYALANMAK

( Oyalanmak, vakit geçirmek. | Bir yere sürtünerek kaşınmak. )

- SİGARA İÇEN ile/ve/değil/<> İÇİREN/İÇTİREN/İÇTİRTEN

( ... İLE/VE/DEĞİL/<> Etkin/Edilgin/Ettirgen. )
( [ne yazık ki] İçmeyenler. İLE/VE/DEĞİL/<> İçenler ve içmeyenler. )

- (SİGARA) "YASAĞI" değil SINIRLAMASI/KISITLAMA/SI

( Yürürlüğe giren yasa, bir "YASAK" koyma değildir! Toplum yaşamında ve kişiler arasında düzenin sağlanması, hakların korunması için ortak kullanım alanı kuralları uygulanmak zorundadır. Sigarayla ilgili düzenleme, kişilerin bulunmak zorunda/durumunda olduğu -kapalı ya da açık- ortamlarda sigara kullanıcılarının keyfî uygulamalarına izin vermemek üzerinedir. Bu durumdan rahatsız olan/olabilecek kişilerin haklarının korunması üzerine de bu tür kısıtlamalar getirilmesi gerekmiştir.
"YASAK" olarak ifade edilen durum, "sigara içme yasağı" değil belirli ortak kullanım alanlarında keyfî tutumda bulunulmasına engel olabilmek üzere ve çevrenin rahatsız edilmemesine yöneliktir. Doğrudan, genel bir "içmeme yasağı" getirilmemiştir.
"YASAK"[< YASA][yasaya/kanuna bağlı olan] sözcüğü ve kullanımının da, kişiler [içen-içmeyen, rahatsız olan/lar] arasında anlaşamamazlık/ihtilâf [ya da olası çatışma durumunda] toplum ve devlet tarafından kabul ve onay görmüş, uyumlu bir düzen sağlanabilmesi üzerine, gereken koşulların, yazılı ve tüzel(hukukî) bir karşılığının bulunması üzerinedir. Birlik ve bütünlüğü, sürdürülebilirliği sağlayabilmenin göstergesi ve dayanakçası olarak, "YASA" ve yasal gereklilik, işlevini yerine getirmek üzere uygulanmaktadır.
Kişi, kendi evinde istediği gibi [çırılçıplak] dolaşabileceği halde dışarıda/sokakta, ortak alanlarda dolaşamayacağı gibi. Bu durumu anlayan ve kabul edebilen tütün kullanıcıları, tütün ürünleri kısıtlamasının da bir uzlaşım ve çözüm gerektirdiğini rahatlıkla anlayacak ve kabul ediyor olacaklardır. )

- ŞIHBIZINCI ile/ve/ne yazık ki/||/<>/< KANI ALMAZ

( Açıkgöz, uyanık. İLE/VE/NE YAZIK Kİ/||/<>/< Kıskanç, çekemeyen. )

- ŞİKÂYET ETMEK ile/değil/yerine/>< DURUMU(NU)/ZİHNİ(Nİ) DEĞİŞTİRMEK

- [ne yazık ki]
ŞİKÂYET ile İSRAF ile SIRADÜZENSİZLİK[ANARŞİ] ile BASKI/İSTİBDÂD ile İFRÂD-TEFRÎT
değil/yerine/><
KANAAT ile İNFAK ile HUZUR/SELÂMET ile ADÂLET ile İSTİKÂMET

( [ne yazık ki]
Bilgisizlik + Yoksulluk >= Şikâyet İLE
Bilgisizlik + Varsıllık >= İsraf İLE
Bilgisizlik + Özgürlük >= Anarşi İLE
Bilgisizlik + Güç >= Baskı/İstibdâd İLE
Bilgisizlik + Din >= İfrâd - Tefrit İLE

DEĞİL/YERİNE/><

Bilgi/(b)ilim + Yoksulluk >= Kanaat İLE
Bilgi/(b)ilim + Varsıllık >= İnfâk İLE
Bilgi/(b)ilim + Özgürlük >= Huzur, Barış/Selâmet İLE
Bilgi/(b)ilim + Güç >= Adâlet İLE
Bilgi/(b)ilim + Din >= Yön/İstikâmet )

- ŞİKÂYET ve/||/<>/> EŞKIYÂ

( Şikâyet eden, eşkıyâdır. )

- ŞİKÂYET ile/ve HAYIFLANMAK

( ... İLE Acınmak, üzülmek, yerinmek, esef etmek. )
( HAYIF: Haksızlık, insafsızlık. | Acınma, üzülme. | Yazık! Vah vah! Heyhat! )

- ŞİKÂYET ile/ve/değil/yerine/||/=/<>/></>/< HİKÂYET

( Yaşanılmış bir sorun üzerine konuşulduğunda, o konuya değinmenin gereği, sorunun kendini değil daha sonraki durum ve/ya da süreçlerde, kişinin, davranış-tutumlarını ve dilini düzeltmesine, gelişerek değişmesine katkıda bulunulacak biçimde düşünülmeye/konuşulmaya çalışılmasıdır. Biri, bir sorundan konu açıyorsa, bunu, o sorundan "şikâyet ediyor" olarak değil daha sonrası için bir çözüm arıyor ve/ya da sunuyor olarak düşünmek/konuşmak ve algılamaya çabalamak gerekir. Bir serzeniş ya da isyan olarak algılanmamalıdır.

Bu tür durumlarda, ötekine bilgi vererek, değinilecek konu/sorun için, "Benimki/bizimki*, bir şikâyât değil hikâyât![olan-bitenin öyküsü/hikâyesi]" biçiminde, öncelikle, kişinin kendinde ve daha sonra çevresinde, adâleti ve dengeyi sağlamasına destek vermek üzere, çevresiyle olan iletişimini ve ilişkisini sürekli kılmak üzere, bir bilgi verilir ve/ya da açıklama/anımsatma/uyarı yapılır.

[ * "Bizimki" sözü/sözcüğü, "bu konuda/alanda, bu ayrıntılarda, ben ve benim gibi düşünenler" olarak/anlamında ve bencilliğe/tekbenciliğe düşülmemesi için kullanılır. ] )

- ŞİKÂYET" ile/=/||/<> RESİM

- ŞİKÂYET ile/ve/değil/yerine RİCÂ

- ŞİKÂYET[Ar.] ile/değil YAKINMA

( Uyumsuzluk yaratıyor, sonra da yakınıyorsunuz. )
( You create disharmony and then complain! )

- ŞİKÂYETÇİ/MÜŞTEKÎ[Ar.] değil/yerine/= YAKINAN

- SIKBOĞAZ (ETMEK)


- SIKÇA KONUŞMAK ile/ve/değil/yerine ANIMSATMAK

- SİKE SİKE ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SÖKE SÖKE (AL[DIR]MAK/YAP[TIR]MAK)

- ŞİKESTE[Fars.] değil/yerine/= DARGIN, KIRILMIŞ/KIRGIN

( Kırılmış, kırık. | Yenilmiş, yenik düşmüş. | Gücenmiş, kırgın, kederli. )

- SIKICI ile ÇILDIRTICI

- SİKİK ile "SİKİNDİRİK"

- SIKILMAK ile/ve SALLANMAK

( Sallanmak, o ortamdan/mekândan sıkıldığınız anlamına gelir. )
( Ne kadar sıkılsanız da, bir toplantı ya da derste, dinleme/bekleme gibi durumunda sallanmamak/bacakları sallamamak gerekir. )

- SIKINTI-STRES (YARATMAK)

- SIKINTI ile/> BUNALTI

- SIKINTI ile/ve/> SIRADANLAŞTIRMA

- SIKIŞTIRMAK ile KISTIRMAK


- [ne yazık ki]
SIKIYA
ile/ve/||/<> SIKILMAYA GELEMEMEK

- SİLİP ATMAK ile SİKİP ATMAK

- SİLLE-TOKAT

- SİLMEK(") ile/ve/değil/||/<>/< (")ÇİZMEK(")

- SİLMEK ile/değil/yerine/>< SEVMEK

- [ne yazık ki]
ŞIMARIK
ile/ve/<> KÜSTAH

- ŞIMARIKLIK ile/ve KİBİR

( Şımardıysan, artık başka bir düşmana gerek kalmamış demektir. )

- ŞIMARIK/LIK ile/ve/değil YILIŞIK/LIK, YIVIŞIK

( Herşey yolunda gittiğinde, şımarmamak ve öteki kişileri küçük görmemek son derece önemlidir. )
( ... İLE/VE/DEĞİL Yapmacık bir gülüşle hoşa gitmeye çalışan. )

- ŞIMARMA/CİBİLME ile ŞIRNAMA

- SINAMAK ile/ve/ne yazık ki/||/<> İNDİRGEMEK