YAPMAYABİLECEKLERİM(İZ)(/YAPMAYALIM!) (/DİRENÇ/İHTİYÂR[< HAYIR])

- MİSTİK/LİK ile MİSKİN/LİK

- MIYMINTI/LIK ile MİSKİN/LİK[Ar.]

( Kişinin sabrını tüketecek derecede yavaş ve mızmızca iş gören. İLE Çok uyuşuk olan. | Hoş görülmeyecek durumlar karşısında tepki göstermeyen. | Âciz, zavallı. | Cüzzam hastalığına tutulmuş olan. )

- MIZIKÇI/LIK değil/yerine/= OYUNBOZAN/LIK

( Çeşitli nedenlerle oyunu bozan, yenilgiyi kabul etmeyen, kolayca darılan kişi. )

- MIZMIZ/LIK ile/ve/ne yazık ki/||/<>/> BASKIN/LIK / BASKICI/LIK

- MOBBING[İng.] değil/yerine/= BEZDİRİ

- MONARŞİ[Fr. < Lat. < Yun.] değil/yerine/= TEKERKLİK

( Siyasal yetkenin, genellikle miras yolu ile bir kişinin üzerinde toplandığı devlet yönetimi. )

- MONDEN[Fr.]

( Toplum yaşamı ile ilgili. | Yüksek sosyete yaşamını seven. )

- MORARMAK ile/ve/||/<> CIBARMAK

( ... İLE/VE/||/<> Vurma nedeniyle/sonucunda morarma. )

- MÜBÂYENET[Ar.] değil/yerine/= ÇELİŞKİ

( Bir şeyin, kendinden başka bir şey olmaması. )

- MÜBAYENET[Ar.] değil/yerine/= UYUŞMAZLIK


- MÜBEZZİR ile MÜSRİF

- MÜBEZZİR değil/yerine/= TEBZÎR EDEN, GEREKSİZ, YERSİZ HARCAYAN, İSRÂF EDEN

- MÜCBİR[< CEBR] değil/yerine/= ZORLAYICI/ZORLAYAN

- MÜCRİM[Ar.] değil/yerine/= SUÇLU

- [ne yazık ki]
MÜDÂRÂ[T][< DERY]
ile İKİYÜZLÜLÜK | YÜZE GÜLME, DOST GİBİ GÖRÜNME

- MUDİL[Ar. çoğ. MUDİLÂT] ile MUDİLL[Ar. < DALÂLET]

( Güç, zor, çetin. İLE Doğru yoldan çıkarıp eğri yola saptıran, dalâlete düşüren. )

- MÜFRİT[Ar.] değil/yerine/= AŞIRI

- MÜFRİT ile/değil/yerine/>< MÛNİS ve MÛTEDİL

- [ne yazık ki]
!MÜFSİT[Ar.]/MÜZEVİR[Ar.]
değil/yerine/= ARABOZUCU

- MÜFTERİ/İFTİRACI değil/yerine/= KARAÇALAN/KARALAMACI


- MUGALATA[Ar.] değil/yerine/= YANILTMACA

( Yanıltmak için, yanıltacak yolda söz söyleme. | Başkasını yanıltmak için, doğru olmadığı bilinerek yapılan uslamlama ve çıkarsama. )

- MUGALEBE[< GALEBE]/TEGALÜB ile ...

( GALEBE ÇALMAYA, ÜSTÜN GELMEYE UĞRAŞMA | GALİP, ÜSTÜN )

- MUHÂCEZE[Ar.] ile MUACCİZE[Ar. < ACZ]

( Fısıldamak. İLE Sıkıntı verme, bıktırma, usandırma, tâciz etme. | Yapışkanlık, sırnaşıklık. )

- MUHÂCİM[Ar. < HÜCUM] değil/yerine/= SALDIRAN/SALDIRICI

- MUHADDİR/E[Ar. < HADR] ile MUHADDİR[Ar.]

( Uyuşturan, uyuşturucu, tahdîr eden. [Fr. NARCOTIQUE] İLE Kabartan, şişiren. )

- MUHAFAZAKÂR[Ar., Fars.] değil/yerine/= TUTUCU

- MUHAFAZAKÂR/LIK ile BAĞNAZ/LIK

- MUHAFAZAKÂRLIK ile/ve/||/<> TEPKİSELLİK

- MUHALEFET:
"SİLAHLI"
ile/değil/yerine/>< SİYASAL

- MUHALEFET[Ar.] ile/||/<> HİZİP[Ar. < HİZB]


- MUHAREBE[Ar.] değil/yerine/= ÇARPIŞKI

- [ne yazık ki]
!MUHTERİ
ile/değil/yerine/>< MUCİT

( Yeni bir şey yaratan, icat eden. | Yalanlar uydurarak birine iftirada bulunan. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Yeni bir buluş ortaya koyan. | Yaratıcı, yaratan. )

- MUKÂBERE[Ar.] ile/ve/||/<> MUÂNEDE[Ar.] ile/ve/||/<> MÜCÂDELE[Ar.] ile/ve/||/<> MÜNÂZARA[Ar.] ile/ve/||/<> MUÂKEDE[Ar.] ile/ve/||/<> MUŞÂABE[Ar.] ile/ve/||/<> MUGÂLATA[Ar.]

( Bildiği hâlde inkâr etmek. İLE/VE/||/<> Bilmediği halde iddia etmek. İLE/VE/||/<> Doğrunun tespiti için başkasıyla tartışmak. İLE/VE/||/<> Doğrunun tespiti için kendiyle ya da başkasıyla tartışmak. İLE/VE/||/<> Konuşmaksızın kendiyle tartışmak. İLE/VE/||/<> Bilimsel bir konuyu, yalnızca doğrunun tespiti için tartışmak. İLE/VE/||/<> Bilimsel bir konuyu, yalnızca râkibi alt etmek için tartışmak. )

- MUKÂVEMET[Ar.] değil/yerine/= DİRENME

( Dayanma, karşı durma, karşı koyma, direnme, direniş. | Direnç. )

- [ne yazık ki]
MÜKEMMELİYETÇİLİK"
ile/ve/değil/||/<>/< ERTELEME "ALIŞKANLIĞI"

- MÜKEMMELİYETÇİ/LİK ile/ve/değil/<> GARANTİCİ/LİK

- MUMLA ARAMAK ile/ve SAMANLIKTA İĞNE ARAMAK

- [ne yazık ki]
!MÜNÂFIK[< NİFÂK]
ile/ve/<> !MÜFSİD[< FESAD]

( Ara bozan, bölücü, karıştırıcı. İLE/VE/<> Ara bozan, karıştırıcı, fesatçı. )

- MÜNÂFIK[< NİFÂK] ile/değil/yerine/>< MÜ'MİN[< EMN]

( İki yüzü olan. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< İki dünyası olan. )
( Günahı da, sevâbı da küçük görür. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Günahı, büyük görür. )
( Gideceği yeri beğenmeyen. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Gideceği yere koşa koşa giden. )

- MÜNÂFIKLIK ile/ve FİSK-Ü FÜCÛR


- MÜNASEBETSİZ değil/yerine/= DENSİZ

- [ne yazık ki]
MÜNKER
ile/ve/||/<> FAHŞA-YI MÜNKER

- [ne yazık ki]
!MÜPTELA[Ar. < BELÂ]
değil/yerine/= BAĞIMLI | DÜŞKÜN, TUTULMUŞ

- MÜPTELÂ/MÜBTELÂ[Ar. < BELÂ] ile MÜPTEZEL/MÜBTEZEL[Ar. < İBTİZÂL]

( Bağımlı. | Düşkün, tutulmuş. İLE Değersiz. )

- MÜPTEZEL/MÜBTEZEL[Ar. < İBTİZÂL] değil/yerine/= DEĞERSİZ, SAYGINLIĞINI YİTİRMİŞ, BAYAĞI KİŞİ, AŞAĞILIK KİŞİ

( Saygınlığını yitirmiş. | Çokluğundan dolayı değerini yitiren, değersiz. )

- MÜSÂDERE (ETMEK) değil/yerine/= GÜCERLE ALIM/ALMAK

- MUSALLAT (OLMAK) ile/değil/yerine MÜDAHİL (OLMAK)

- MUSALLAT[Ar.] değil/yerine/= PEŞİNE DÜŞME/DÜŞEN

( Bir kişi ya da şeyin üzerine, bıktıracak kadar düşmek/düşen. )

- MUSALLAT değil/yerine/= SARKINTI

- MÜŞKÜLPESENT[Ar., Fars.] değil/yerine/= GÜÇ BEĞENEN, GÜÇBEĞENİR, TİTİZ


- MÜSRİF[Ar.] değil/yerine/= SAYPAK/TUTUMSUZ/SAVURGAN

- MUSTAR ile/değil/yerine/||/>< MUHTAR

( Şarap. İLE/DEĞİL/YERİNE/||/>< Yapmayabilme ve yeğleme olanağını ve gücünü kullanan kişi. | "Hayır!" diyebilme farkındalığı/önceliği. )

- MÜSTEHLİK[Ar. < HELÂK] değil/yerine/= TÜKETİCİ | YİYİP İÇEREK TÜKETEN, BİTİREN

- [ne yazık ki]
!MÜSTEHZÎ/SARKASTİK[İng. < SARCASTIC]
değil/yerine/= ALAYCI/İĞNELEYİCİ

- [ne yazık ki]
!MÜSTEMLEKE[Ar.]
değil/yerine/= SÖMÜRGE

- MUTCULUK(MUTLULUKÇULUK) ile/ve YARARCILIK ile/ve HAZCILIK

- MÜTEADDÎ[Ar. < UDVÂN] ile MÜTEÂDÎ[Ar. < ADÛ]

( Saldıran, zulm eden, taaddî eden. | Geçişli fiil.[düşündürmek, anlatmak vb.] | Türk müziğinin en az altı yüzyıllık bir mürekkep makamı olup, zamanımıza kalmış bir örneği bulunmamaktadır. İLE Düşmanlık eden, teâdî eden. )

- [ne yazık ki]
!MÜTECÂVİZ[Ar.]
değil/yerine/= SALDIRGAN/SALDIRICI/SATAŞKAN

- MÜTEHADDİ'[Ar. < HUD'A] ile MÜTEHADDÎ[Ar.]

( Bilerek aldanan, tahaddu' eden. İLE Çekişen, tahaddî eden. )

- MÜTEREDDİT[Ar.] değil/yerine/= İKİRCİKLİ


- MUTLAK KABUL ETMEK ile/değil/yerine ÖNEMSEMEK

- MUTLU İKEN ile ÜZÜNTÜLÜ İKEN ile ÖFKELİ İKEN

( Söz verme! İLE Yanıt verme! İLE Karar verme. )

- MUTLULUK:
DAHA ÇOK OLANI ARAMAK
değil/yerine/>< DAHA AZ OLANIN, TADINI ÇIKARMAK

- MUTLULUK >< KİBİR/BÖBÜRLENME

- MUTSUZLUK değil/yerine/></> DEĞERİNİ AZALTMAK

( Bir şeyin/kişinin, bize verdiği mutsuzluktan kurtulmak istiyorsak, ona verdiğimiz "değeri/itibarı" azaltmamız gerekiyor. )

- [ne yazık ki]
"MUTSUZ/LUK"
ile/ve/||/<>/>/< "UMUTSUZ/LUK"

( Ahlâksızlık. İLE/VE/||/<>/>/< Küfür. )

- MÜZEVİR/MUZEVVİR[Ar.] değil/yerine/= ARABOZAN

( İki kişinin arasındaki dostluğu ya da geçimi bozan "kişi". )

- MUZIR[Ar. < ZARAR] ile MUZİP[Ar.]

( Zararlı, zarar veren, zarara sokan. | Yaramaz, herşeyi bozan/karıştıran. İLE Şaka yapmaktan hoşlanan, takılgan. )

- NAĞRA değil NARA[Ar. < NARE]

( Haykırma, bağırma. | "Sarhoş ya da külhanbeyi" bağırması. )

- NANKÖR[Fars.] ile/değil/yerine/>< VEFÂLI

( Tek bir yanlışınızı/eksiğinizi/zararınızı görse, tüm iyiliklerinizi/artılarınızı/yararlarınızı unutur. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Çok fazla yanlışınızı/eksiğinizi/zararınızı görse bile iyiliklerinizi/artılarınızı/yararlarınızı unutmaz. )

- NARSİSİZM/NARSİSİST ile SOLİPSİZM/SOLİPSİST

- NARSİSİZM ile/ve/||/<> KÖTÜCÜL(MALIGNANT) NARSİSİZM

- NARSİSİZM değil/yerine/= ÖZSEVERLİK

- NAYLON POŞETLER(İ KULLANMAK) yerine/değil FİLE/SEPET (KULLANMAK)

- NAZ ile/ve/||/<> CAZ

- NAZ ile/ve/değil GAZ

- NAZLI ile/ve/değil/yerine/||/<>/</>< NAZENİN

- NE ALÂKA/KEL ALÂKA değil/yerine/= NE İLGİSİ VAR/İLGİSİ YOK

- [ne] ANLAŞILABİLİR ile/ve/||/<> [ne] KAVRANABİLİR ile/ve/||/<> [ne de] KABUL EDİLEBİLİR OLAN

- [ne] EGEMEN/LER ile/ne de/||/<> EZİLEN/LER


- [ne] EMMEYE ile/ve/||/<>/ne de GÖMMEYE (GELMEK)

- [ne] İSTEMEK ne de DAYATMAK

- [ne] KÖY ne de KASABA (OLAMAMAK)

- [ne]
"SERT"
ne de "YUMUŞAK"

( [ne] Çevremizdekileri kıracak kadar. NE DE Kişilere cesâret verecek kadar. )

- NE YAPACAĞINI BİLMEK
ile/ve/değil/yerine/<
NE YAPMAYABİLECEĞİNİ/YAPMAYACAĞINI! BİLMEK !!!

( Ne yapman gerektiğinden çok, önce ne yapmaman gerekiğini bil, yeter. Çoğu zaman ne yapman gerektiğini bilemeyebilirsin, fakat ne yapmaman gerektiğini her zaman çok iyi bilebilirsin. )
( İsabet ve kesinlik tutturulamayabilir. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/< İsabet ve kesinlik üzerinedir, kolaylıkla sağlanabilir, tamamen uzlaşımsal ortak bir hareket noktası sunabilir. )
( Kendini gerçekleştirmiş, saygın ve önemli birine sormuşlar:
Nasıl bu noktaya geldiniz?
Yakınlarında bulunan bir kişiyi göstererek, herşeyi ondan öğrendiğini söylemiş.

Çevresindekiler hayret içinde ve inanamayarak demişler ki:
Nasıl olur? O işaret ettiğiniz kişi, her türlü, düzenbazlığı, yalanı, rezilliği yapan biridir.

Yanıt: Heh işte!
O ne yaptıysa ben yapmadım! )
( Bir şey ki, yapmasan da olur, YAPMA!
Bir şey ki, söylemesen de olur, SÖYLEME! )
( Irmağın derinliği, iki ayakla birden ölçülmez! )
( Bilme sanatı, neyi gözardı edeceğini bilmektir. )
( )

- [ne yazık ki]
ACELECİ/LİK
ile/ve/||/<> İNSAFSIZ/LIK

- [ne yazık ki]
ANLATILANLARI/SÖYLENİLENLERİ:
"BEĞENMEMEK"
ve/||/<>/> KİŞİLERİ İTHAM ETMEK

- [ne yazık ki]
AYNI HAMAM
ile/ve/||/<> AYNI TAS

- [ne yazık ki]
DESPOTİZM
ile/ve/değil/||/<>/< YUMUŞAK DESPOTİZM

- [ne yazık ki]
FAHİŞE
ve/||/<>/< PEZEVENK ve/||/<>/< MÜŞTERİ ve/||/<>/< TOPLUM

( [Suç/hata ve sorumluluk]
"1" ise. VE/||/<>/< İki katı. VE/||/<>/< Üç katı. VE/||/<>/< Dört katı. )

- [ne yazık ki]
GÂSİB
ile/ve/||/<>/> KATİL

( Zorla alan, gasbeden, gasp edici. İLE/VE/||/<>/> İnsan öldüren kişi. | Öldürücü, ölüme neden olan. )

- [ne yazık ki]
GÜCE TAPMAK
ile/ve/değil/yerine/||/<>/< GÜCE BAKMAK

- [ne yazık ki]
HIZ
ile/ve/değil/||/<>/< TELÂŞ

- [ne yazık ki]
KABA GÜÇ
ile/ve/değil/yerine/||/<> ÇIPLAK GÜÇ

- [ne yazık ki]
KARALAMA/İFTİRA
ile/ve/değil/||/<>/< YANSITMA

- [ne yazık ki]
KUYUSUNU KAZMAK
ile/ve/||/<> ALTINDAN HALIYI ÇEKMEK

- [ne yazık ki]
LİNÇ
ile/ve/değil/||/<> İZDİHAM

- [ne yazık ki]
SALDIRI SAVAŞI
ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SAVUNMA SAVAŞI

- [ne yazık ki]
SAYGISIZ/LIK
ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/< KAYITSIZ/LIK

- [ne yazık ki]
YANLIŞA/SUÇA:
TEŞEBBÜS
ile/ve/||/<>/< TENEZZÜL


- [ne] YİĞİDİ ÖLDÜRMEK ne de HAKKINI YEMEK

- YANILGI:
"NEDEN"
ile/ve/||/<> "BİLGİ" ile/ve/||/<> "ÖZGÜVEN"

- NEFRET ile/ve/||/<>/> KİN/BUĞZ

( Gereksiz/fazla/aşırı düşünce yönelimi. İLE/VE/||/<>/> Gereksiz/fazla/aşırı olan düşünceyi, süresiz ya da çok uzun süre sürdürme ve eyleme geçme düşüncesi ya da girişimi. )
( Nefret, çok gereksiz/fazla/anlamsız, isabetsiz ve olumsuz bir düşünceyi sürdürmek gerektirdiğinden dolayı, kimseye nefret gerektirecek kadar zaman/enerji/bellek ayırmanın gereği/anlamı/değeri ya da etkisi yoktur/olmaz/olmayacaktır! İLE/VE/||/<>/> Kimseye fakat özellikle de birinci derece yakınlara ve üzerimizde (çok/az) emeği geçenlere kin tut(a)mayacağımızı anımsamamızda, kabul etmemizde yarar vardır. )

- NEFRET ile/ve/değil/yerine/<> ÖFKE

( Nefretiniz, elektriğe dönüştürülebilseydi, dünyanın tamamını aydınlatırdı. )

- NEFRET ile/değil/yerine/>< SEVGİ

( 3 DEREKE[Cehâletle orantılı olarak] ile/değil/yerine/>< 3 DERECE )
( Kendinden. Yanındakilerden. Onu sevenlerden. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Kendini. Yanındakileri de. Onu sevenleri de. )
( Eden uzaklaşır. >< Yakınlaştırır. )
( Düşmanlarımızdan nefret etmemek gerek. Bu, algılama ve yargılama yetimizi sınırlar. )
( Nefret, başarısızlığa uğramış sevgidir. )
( Ürküp kaçma. | Tiksinme, iğrenme. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< ... )
( NEFRET-İ TECEDDÜD: Yenilik kaygısı. )

- NEFS ile/ve/değil/||/<>/< BİLGİSİZ/LİK / CEHÂLET/CAHİL

- NEFSİ:
"TEMİZE ÇIKARMA KAYGISI"
ile/değil/yerine/>< TEZKİYE ETME ÇABASI

- NEFSİN:
ESİRİ
ile/değil/yerine EMİRİ

- NEGATİF/LİK ile/ve İÇEDÖNÜK/LÜK

- NEHY[Ar.] ile/ve/||/<> MENFİ[Ar.]


- [ne yazık ki]
NE KADAR, KENDİMİZİ "DÜŞÜNÜYORSAK"
ile/ve/||/<>/> O KADAR, İŞTEN/SORUMLULUKTAN KAÇMAK/ÇALMAK

- NEMRUTLUK ile MESAFELİLİK

- NEMRUT/LUK ile YÜZÜ/SURATI ASIKLIK

- [ne yazık ki]
| NEPOTİZM[< NEPHEW] ile/ve/||/<> KRONİZM[< CRONY] |
ile/ve/||/<>
TRİBALİZM

( | Akraba/"yeğen" kayırmacılığı. İLE/VE/||/<> Uzun süren arkadaşlık, hemşehricilik kayırmacılığı. | İLE/VE/||/<> Aşiretçilik/kabilecilik. )

- NEPOTİZM ile PATRONAJ ile KAYIRMA

- NEREDEN GELDİĞİNİ:
BİLMEYEN
ile/değil/yerine/>< BİLEN

( [nereye gideceğini] Bilmez. İLE/DEĞİL/YERİNE Bilir. )

- NESEB/SOY değil/yerine/>< NİSBET

- NESNE/MADDE BAĞIMLI/LIĞI ile/ve/||/<> DAVRANIŞSAL BAĞIMLI/LIK

- NESNELERİ, YERE ...:
ATMAK
ile/değil/yerine KOYMAK

- [ne yazık ki]
[ne] "SÖZ DİNLEMEK"
ile/ve/ne de/||/<>/< RİCÂ TANIMAK


- NETLİK ile "AŞIRILIK"

- NEVMÎD[< NÂ-ÜMÎD] ile ...

( ÜMİTSİZ )

- [ne yazık ki]
NEYİ
BÖLÜŞEMİYORUZ?
ve/||/<> NİYE DÖVÜŞÜYORUZ?

( Hiçbir mal, bizim değil! VE/||/<> Hiçbir can, bizim değil! )

- İNCELİK/NEZÂKET[Ar.] ile/<> İKİYÜZLÜLÜK/RİYÂ[Ar.]

( Nezâkette, çoğunlukla, bir parça ikiyüzlülük saklıdır/vardır. )

- NEZÂKET ile REZÂLET

- NEZAKETSİZ/LİK değil/yerine/= KABA/LIK

- NICOTIANA RUSTICA ile NICOTIANA TABAKUM

( Rusya ve Hindistan'da yetişir. İLE Dünyanın çoğu bölgesinde bulunanın adıdır. )

- NİFAK değil/yerine/= GEÇİMSİZLİK/ANLAŞMAZLIK/ARABOZU

- NİFÂK ile/değil/yerine/>< İNFÂK

( (")Saklıyorsak("). İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Veriyorsak. )
( İnfâk, nifâğın panzehiridir. )

- ...'NIN:
"KARŞITI"
ile/değil DIŞINDA KALAN/BIRAKILAN


- NİSYAN ile GAFLET

( Kendi muhtaç himmete, bir dede
Nerede kaldı, gayrıya himmet ede )

- NİYET BOZUKLUĞU ile/değil NİYET EKSİKLİĞİ

- [ne yazık ki]
"NİYET OKUMA"
ile/ve/||/<> "AKIL OKUMA"

( İkisi de yanlıştır ve olanaksızdır. Hiçbir zaman, zemin ve koşulda yapılmamalıdır! )

- NİYET OKUMAK" ile/değil/yerine/>< ANLAMAYA ÇABALAMAK/ÇALIŞMAK

- NİYET "OKUMAK" ile/ve/||/<> "KİŞİLİK ÇÖZÜMLEMESİ"

- NİYETSİZ/LİK ile/ve TERBİYESİZ/LİK

- NUTUK ATMAK ile NUTUK ÇEKMEK

- ZULMET-İ CEHL-İ İLTİZAM[Ar.]/OBSKÜRANTİZM[İng. < OBSCURANTISM] değil/yerine/= BİLMESİNLERCİLİK

- ÖÇ ile/ve/||/<> ÖD

( Acı, öfke. İLE/VE/||/<> Öd, safra. )

- ODAKLANMA ile/ve/||/<> BASTIRMA


- ÖDEŞMEK ile/ve/<> BOY ÖLÇÜŞMEK

- ÖDÜL ile/ve/değil/||/<>/< UYARAN

- ÖFKE(> ADRENALİN >) ve/> KALP KRİZİ

( Keskin sirke, küpüne zarar. )

- ÖFKE GÜCÜ" ve "İSTEK/ARZU GÜCÜ" | ile/ve/değil/yerine/<>/> DÜŞÜNME/DÜŞÜNCE/AKIL GÜCÜ

( Öfkeni, akılla yenemiyorsan, kendini, insandan sayma! )
( Öfkenin her zaman bir nedeni vardır fakat iyi bir nedeni yoktur. )

- ÖFKE:
KUDRET
ile/ve/değil/yerine ŞECAAT

- ÖFKE = ANGER[İng.] = COLËRE[Fr.] = ZORN[Alm.] = ira[Lat.]

- ÖFKE ile/ve/değil/yerine/>< ANLAMA

( Öfkenin olduğu yerde anlama, anlamanın olduğu yerde öfke barın(a)maz. )

- ÖFKE ile/değil BATKI/HÜSRAN

- ÖFKE ile/ve/değil/||/<>/< "BEKLENTİ"

- ÖFKE ile/ve/=/||/<> BİR ATIMLIK BARUT/OK


- ÖFKE ile/ve/değil/||/<>/< ÇARESİZLİK

- ÖFKE/GADAP ile CELÂLLENME

( Hiçbir şeyi gözü görmeyecek biçimde kızmak. İLE Haksızlığa karşı haklı olarak gösterilen tepki. )

- ÖFKE ile/ve/değil/||/<>/< ENGELLENME

- ÖFKE ile/değil/yerine/>< GÜLÜMSEME :)

( Öfkenin uzaklaştırdığını, gülücükler geri getiremez. )

- [hem] "ÖFKE" ile/ve/hem de/||/<>/>< "HAYRANLIK"

- ÖFKE ile/ve/||/<> HIRS

( [gelirse/yönetilemezse ...]
Akıl gider. İLE/VE/||/<> Edep gider. )

- ÖFKE ile HIŞIM/HIŞM[Fars.]

( Öfkeyi sükûnetle, kötülüğü iyilikle, cimriliği cömertlikle ve yalanı gerçekle yenin. )
( Öfkeyi/gadabı tatmin etmek, hayvanlıktır. )
( Ancak öfkesini/hışmını yenen, yiğittir. )

- ÖFKE yerine HÜZÜN

- [ne yazık ki]
ÖFKE
ile/ve/||/<> İFRİT[Ar.]

( ... İLE/VE/||/<> Doğu masal ve efsanelerinde kötü, korkunç yaratık. | Öfkeli, ortalığı birbirine katan kişi. | İçini kemiren, meşgul eden şey. )

- ÖFKE ile/ve/||/<>/> KAYGI


- ÖFKE ile/ve/||/<> KEDER ile/ve/||/<> ÜZÜNTÜ ile/ve/||/<> STRES ile/ve/||/<> KORKU

( Karaciğeri yorar ve hasta eder. İLE/VE/||/<> Akciğeri yorar ve hasta eder. İLE/VE/||/<> Mideyi yorar ve hasta eder. İLE/VE/||/<> Kalbi ve beyni yorar ve hasta eder. İLE/VE/||/<> Böbrekleri yorar ve hasta eder. )

- ÖFKE" ile/ve/değil/yerine/||/<>/>< ÖZNE

- ÖFKE ile/ve/değil/||/<>/< REFLEKS

- ÖFKE ile/ve/ne yazık ki/> SALDIRI

- ÖFKE =/||/<> SAMAN ALEVİ

- ÖFKE ile/değil/yerine/>< ŞECÂAT

( ... İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Haksızlığa karşı olan öfke. | Yiğitlik, yüreklilik. )
( Öfkeyi, şecaate çeviren, merhamettir. )
( Merd-i kıptî, şecaat arz ederken sirkatin söylermiş.
)

- ÖFKE ile/ve/||/<>/> SUÇLULUK DÜŞÜNCESİ VE DUYGUSU

- ÖFKE ile/<> SUSMA/SÜKÛT

( Kızmış olduğunun göstergesidir. İLE/<> Kırılmış olduğunun göstergesidir. )

- ÖFKE ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< "TEPKİ"

- ÖFKE ile/ve/> UTANMAK

( Öfke gelir, göz kararır; öfke gider, yüz kızarır. )

- ÖFKE ile/ve/değil/||/<>/< YOK SAYILMA

- [ne yazık ki]
ÖFKE
ile/ve/||/>/<>/>< ZARAR

( Öfkeyle kalkan, zararla oturur. )

- ÖFKEDE:
GÖZ KIZARIR
ile/ve/değil/yerine/||/<>/> YÜZ KIZARIR

( [Öfke ...]
Gelince. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Gidince. )
( Kâzım[öfkesini tutan/yutan] olmayı yeğle/yelim!) )

- ÖĞRENEN ANCAK DÜŞÜNMEYEN ile/ve/||/<> DÜŞÜNEN ANCAK ÖĞRENMEYEN

( Kaybolmuştur. İLE/VE/||/<> Tehlikededir. )

- ÖĞRENİLECEK OLAN ile/ve/değil/yerine/||/<>/< TERK EDİLECEK OLAN

- [ne yazık ki]
ÖĞRENMEME
ve/||/<>/> ÖĞRENİLEN YANLIŞLARDAN VAZGEÇMEME ve/||/<>/> YENİDEN ÖĞRENMEME

- ÖĞRETMEK ile/ve/değil/yerine/||/=/<>/< ÖĞRENMEK

( Öğretirken, kendini araya sokmamalı; öğrenirken, "ben varım" dememeli. )
( Öğretirken alçakgönüllülük, öğrenirken o bile değil [tam teslimiyet!(bilgiye tabii! kişiye değil!)]. )
( [öğrenmek] İki kere. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/=/<>/< Bir kere. )
( Ne yazık ki bildiğini kullanmayanların/uygulamayanların, aklını kullanmayanların/kullanmayacakların kapıldığı. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/=/<>/< Aklını kullananların/kullanacakların önceliği. )

- ÖĞÜT ile/ve/<>/>< HAKARET

( Bir insana, başkaları yanında verilen "öğüt", öğüt değil "küçük düşürme", "aşağılama" ya da "hakaret" olabilir/olur[bazen/çoğunlukla]. Kimseye ve de özellikle çocuklara, ne kıyas, ne de öğüt, doğru/uygun zaman, zemin ve koşullar oluş(turul)madıkça, yapılmamalıdır. )

- OH OLSUN ile/değil/yerine/>< O OLSUN

- OKUMA YAP(M)IYORUM" değil OKU(MU)YORUM


- OKYANUSU AŞMAK ve/ne yazık ki/||/<>/> DEREDE BOĞULMAK

- OKYANUSU GEÇİP DEREDE BOĞULMAK" ile/ve/||/<> "BİR KAŞIK SUDA FIRTINA KOPARMAK"

- OLAMAZ/OLMAMALI!:
ZEKÂSIZ VE AKILSIZ SEVGİ
ile SEZGİSİZ ZEKÂ

( Köleliğe yol açar. İLE Diktatörlüğe yol açar. )

- OLASILIK ile/ve/değil/yerine/||/<>/>< DENEYİM

- OLASILIK ile/ve/değil/ne yazık ki "NİYET OKUMASI"

- OLAY "AÇLIĞI" ile/ve/değil/||/<>/< ONAY AÇLIĞI

- OLAY/OLGU/DURUM ile/ve/||/<>/>< YADSIMA

- OLAY ve/||/<>/< KOLAY

( Olay ortaya çıkınca, çözümü de belirsizliğe göre nispeten daha kolay olur. )

- ÖLÇÜ ile/ve/||/<> KARAKUŞÎ

( ... İLE Yasa, kural, mantık ölçülerine dayanmayan. )

- ÖLDÜRME ile !KIYA/!CİNAYET[Ar.]

( )

- ÖLDÜRME ile/ve/||/<> YOK ETME

- OLMADIKLARIMIZ ve/||/<>/> YAPMADIKLARIMIZ ve/||/<>/> DÜŞÜNMEDİKLERİMİZ ve/||/<>/> KONUŞMADIKLARIMIZ

- ... OLMALI ile/değil/yerine ... OLMASA DAHA İYİ

- OLMA!:
[ne] PİŞMAN
ne DÜŞMAN ne [de] KAHRAMAN

- OLMAYANLARI ARAMAK ile/değil/yerine OLANLARI BULMAK/GÖRMEK

- ÖLMEYE DEĞER ile ÖLDÜRMEYE DEĞER ile/değil/yerine YAŞAMAYA DEĞER

( Birkaç şey var. İLE Hiçbir şey yok. İLE/DEĞİL/YERİNE Çok şey var. )

- OLTA" (ATMAK) ile/||/<> "ZARF" (ATMAK)

- ÖLÜM KORKUSU < GÖVDE ZANNI

- ÖLÜM ve/<> APTALLIK

( Öldüğünde, öldüğünü bilmezsin. Sadece, başkaları için zordur. VE/<> Aynı şey, aptallıkların için de geçerlidir. )

- ÖLÜM ile ESTONYA FERİBOTU SENDROMU

( Batan Gemideyken, Geminin Batışını 'İzleme/Bekleme' Belirgisi/Sorunu
(Estonya Feribotu Sendromu)

Modern deniz tarihinin en büyük kazası, 28 Eylül 1994 yılında Baltık Denizi’nde yaşandı. 1980 yılında, Almanya’da, Mayer Werft tersanesinde inşâ edilen Estonya Feribotu’nun batmasıyla 852 yolcu yaşamını kaybetti. Bu korkunç kazadan 137 kişi kurtuldu. Kıyıya yakın uzaklıkta su alması nedeniyle yan yatarak batan feribot, sadece gemi mühendisleri tarafından değil aynı zamanda kazadaki ölümlerin nedeni açısından da davranış psikolojisi uzmanlarınca yıllarca incelendi.

İnsan davranış psikolojisi uzmanları, bu kazada ölen 852 yolcunun neden kurtulamadığını araştırdı. Aileleriyle görüşüp geçmişlerini incelediler. Ölenlerin yüzde 98’inin çok iyi yüzme bildiğini belirleyen uzmanlar, son olarak kazadan kurtulanlarla görüştü.

Ortaya çıkan sonuç şuydu:
Feribot, 28 Eylül gecesi saat 00.50’de sert dalgalar nedeniyle su almaya başladı. Feribota giren sular, 50 santim yüksekliğe ulaşınca feribot yan yatmaya başladı. Su miktarının artmasıyla birlikte gemiyi boşaltma süreci başladı. Ancak 987 yolcudan sadece 137’si feribotu, su almaya başlar başlamaz hemen terk etti. Geri kalan 852 yolcu ise gemi kaptanının “panik yapmayın, dünyanın en güçlü feribotundasınız” sözlerine kanarak su boşaltma işlemini izledi. Saatler ilerledikçe feribot daha da yan yattı ama 852 yolcu izlemeye devam etti. Sonunda, saatler 01.50’yi gösterirken, feribot tamamen yan yatarak sulara gömüldü. 852 kişinin, feribotun su aldığını ve yan yatmaya başladığını görmesine karşın son saniyeye kadar rahat rahat batışını izlemesi, psikoloji ders kitaplarında “Estonya Feribotu Sendromu” olarak yer almıştır. Psikoloji bilimi, o kişilerin davranış biçimlerine bugüne dek mantıklı bir açıklama getirememiştir. )

- ÖLÜM ile/||/<> KIYIM/CİNAYET[Ar.] ile/||/<> ÖZKIYIM/İNTİHAR[Ar.]

- ÖLÜM ile/ve/||/<>/> SITMA

( "Ölümü gösterip sıtmaya râzı etmek." )

- OLUMSUZ BAKIŞ/BAKAN ile/değil/yerine/>< OLUMLU BAKIŞ/BAKAN

( Her çözüm için mutlaka bir "sorun" bulmak/bulanlar. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Her "sorun" için en az bir çözüm bulmak/bulanlar. )

- OLUMSUZ ÖJENİ ile/>< OLUMLU ÖJENİ

( Uygun olmayanları kısırlaştırma ya da engelleme. @@ Uygun olanlar. )

- OLUMSUZ OLASILIK ile/ve TEHDİT

- OLUMSUZ ile/ve/||/<>/> AŞAĞILAYICI

- OLUMSUZ ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/< KABA

- OLUMSUZ ile/ve/değil/||/<> UYUMSUZ

- OLUMSUZDAN "BESLENME" ile/değil/yerine OLUMLUDAN "BESLENME"

- OLUMSUZLAMA ile/değil/yerine/<> ELEŞTİRİ


- OLUMSUZLUKLARI/OLUMSUZLUKLARDAN:
"BESLE(N)ME"
ile/ve/<> "BEZE(N)ME"

- OLUMSUZ(NEGATİF) BAKIŞ ile AŞAĞILAYICI BAKIŞ

- SAVAŞI KAYBETMEK:
ÖLÜNCE
değil DÜŞMANA BENZEYİNCE

- ÖLÜNÜN MEZARI/TÜRBESİ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DİRİNİN "BAHÇESİ"

( [ne yazık ki]
[bazı/çoğu kişi]
Çiçek diker. @@ Talan eder. )

- OLUR OLMAZ (İŞLER YAPMAK, YERDE KONUŞMAK)

- 18 YAŞ:
ALTI
ile/ve/||/<>/> ÜSTÜ

( İstenç[irâde] sahibi. İLE/VE/||/<>/> Direnç[ihtiyâr] sahibi. )
( Ne "yapacağını/yapabileceğini" "bilen". İLE/VE/||/<>/> [öncelikle] Ne yapmayacağını/yapmayabileceğini ve ne "yapacağını/yapabileceğini" bilen. )

- [önce] YORUM ile/ve/sonra/> AŞIRI YORUM

( YORUM VE AŞIRI Y0RUM (UMBERTO ECO) kitabını okumanızı salık veririz.
)

- ÖNCELİK'İ:
TELEFONA/MESAJA VERMEK
değil/yerine ORTAMA/ÇEVREYE/TOPLANTIYA/KİŞİLERE VERMEK

- ÖNEMSİZ/LİK ile GÖZDEN DÜŞ(ÜR)ME

- ÖNGÖRÜSÜZLÜK ile/ve/< BİLGİSİZLİK/CEHALET

( CEHALET: Dönüp dolaşmak, sabitesi olmamak. )
( Cehalet diye bir şey yoktur, yalnızca dikkatsizlik ve ilgisizlik vardır. )
( Cehalet neden acı verici olsun?
Acı verici durumlar ve sonu gelmez yanılgıların kaynağı olan arzu ve korkunun kökeninde o vardır. )
( Kederin nedeni, cehalettir. Mutluluk anlayışı izler. )
( Bilgisizliğin belirtisi, adâletsizlik ve trajediye olan inancın derinliğidir. )
( Üzüntü, zihinsel bir acıdır (ıstırap) ve acı, mutlaka dikkat ister. Ona dikkatinizi verdiğinizde, çağrı durur ve cehalet sorunu da kaybolur. )
( Bilmeyene yaraşan ceza, bilen birinden öğrenmektir. )
( Bilgisizlik, öğrenim ile de öğrenilir. )
( Meğer, cehalet, esaretten betermiş. )
( Cehalet, tahsil ile tahsil olunur. )
( There is nothing like ignorance, only inattention.
Why should ignorance be painful? It is at the root of all desire and fear, which are painful states and the source of endless errors.
Ignorance causes sorrow. Happiness follows understanding.
Worry is mental pain and pain is invariably a call for attention. The moment you give attention, the call for it ceases and the question of ignorance dissolves. )