YAPMAYABİLECEKLERİM(İZ)(/YAPMAYALIM!) (/DİRENÇ/İHTİYÂR[< HAYIR])

- ÖNGÖRÜSÜZLÜK ile/ve/< BİLGİSİZLİK/CEHALET

( CEHALET: Dönüp dolaşmak, sabitesi olmamak. )
( Cehalet diye bir şey yoktur, yalnızca dikkatsizlik ve ilgisizlik vardır. )
( Cehalet neden acı verici olsun?
Acı verici durumlar ve sonu gelmez yanılgıların kaynağı olan arzu ve korkunun kökeninde o vardır. )
( Kederin nedeni, cehalettir. Mutluluk anlayışı izler. )
( Bilgisizliğin belirtisi, adâletsizlik ve trajediye olan inancın derinliğidir. )
( Üzüntü, zihinsel bir acıdır (ıstırap) ve acı, mutlaka dikkat ister. Ona dikkatinizi verdiğinizde, çağrı durur ve cehalet sorunu da kaybolur. )
( Bilmeyene yaraşan ceza, bilen birinden öğrenmektir. )
( Bilgisizlik, öğrenim ile de öğrenilir. )
( Meğer, cehalet, esaretten betermiş. )
( Cehalet, tahsil ile tahsil olunur. )
( There is nothing like ignorance, only inattention.
Why should ignorance be painful? It is at the root of all desire and fear, which are painful states and the source of endless errors.
Ignorance causes sorrow. Happiness follows understanding.
Worry is mental pain and pain is invariably a call for attention. The moment you give attention, the call for it ceases and the question of ignorance dissolves. )

- ONİKOFAJİ değil/yerine/= TIRNAK KEMİRME

- ONUN-BUNUN PEŞİNDEN KOŞ(MAK) ile/değil/yerine ONUN PEŞİNDEN KOŞ!

- ÖNYARGI ile/ve/||/<> GENELLEME

( Ne kadar genelleme yapılıyorsa düşünce de o derece yoktur. )

- [ne yazık ki]
ÖNYARGI
ile/ve/||/<> KUŞKU

- ÖNYARGI ile/ve/değil/yerine ÖN ANLAMA

- ÖNYARGI ile/değil/yerine/>< ÖNGÖRÜ

- ÖNYARGI = PEŞİN HÜKÜM, FİKR-İ BATIL, İTİKAT-I BATIL = PREJUDICE[İng.] = PRÉJUGÉ[Fr.] = VORURTEIL[Alm.] = PRAEJUDICIUM[Lat.] = PERJUICIO[İsp.]

- ÖNYARGI ile/ve SAPLANTI

- ÖNYARGI ile/ve/değil/||/<>/> SONUÇ ODAKLILIK


- ÖNYARGI ile TESPİT

- [ne yazık ki]
ORANTISIZ GÜÇ
ve/||/<>/< KÖR ŞİDDET

- ORANTISIZ GÜÇ ile/ve/||/<> ORANTISIZ HOŞGÖRÜ

- ORANTISIZ ÖFKE ile/değil/yerine ÖFKE

- ORANTISIZ ŞİDDET ve/<> ORANTISIZ GÜÇ

- [ne yazık ki]
ORANTISIZ (YORUM)
ile AŞIRI (YORUM)

- [ne yazık ki]
ÖRGÜTLÜ BİLİNÇSİZLİK
ile/ve/||/<>/> BİLİNÇSİZLİĞİ ÖRGÜTLEMEK

- ORILAMAK/ORILAMAQ ile ORILAMAK/ORILAMAQ ile ORLAŞMAK/ORLAŞMAQ / ORILAŞMAK/ORILAŞMAQ
[<

( Bağırmak. İLE Övünmek ve bu böbürlenmede aşırıya kaçmak. İLE Haykırış ve haykırışın yükselmesi, halkın haykırması. )

- ÖRSELEMEK ile TIRMALAMAK

- ORTADAN KALDIRMAK ile/||/<> KÖKÜNÜ KAZIMAK


- [ne yazık ki]
ORTAK ALANDA:
"KİŞİSEL DAVRANIŞ"
ve/||/<>/< "KEYFÎ TUTUM"

( İkisi de yapılmamalı! )

- [Ortalık yerde karıştırılmamalı!]
BURUN DELİKLERİ
ve/||/<> KULAK DELİKLERİ

- ÖRTBAS["ÖRTPAS" değil!] ETMEK ile KORUMAK ile BASTIRMAK ile GÖZARDI ETMEK

- ÖRTÜŞME" ile/ve/değil/||/<>/< DOLAYLI BAĞLANTI

- OSAL ile OSAYUK/OSAYUQ
[<

( Savsak, özen göstermeyen kişi. İLE Boşlayan/ihmalkâr kişi. )

- OSURMAK ile OSRUK/OSRUQ ile OSURGAN ile OSRUŞMAK
[<

( Gaz çıkması. İLE Osuruk. İLE Çok osuran. İLE Osuruk yarıştırmak. )

- OTA-BOKA (KARIŞMAK, BURNUNU SOKMAK)

- YAŞAMAK:
ÖTEKİLERE/DİĞERLERİNE GÖRE
ile/değil/yerine DEĞERLERİNE GÖRE

( Kaç kuruşunun olduğu önemlidir. İLE/DEĞİL/YERİNE Nasıl bir duruşunun olduğu önemlidir. )

- ÖTEKİLERİ YOK SAYMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BELİRGİNİ ÖNE ÇIKARMAK

- ÖTEKİLEŞMİŞ/LİK ile/değil ÖTEKİLEŞTİRİLMİŞ/LİK


- [ne yazık ki]
!ÖTEKİLEŞTİRME
ile/ve/||/<>/> !DÜŞMANLAŞTIRMA

- ÖTEKİLEŞTİRME ile "ETİKETLEME" ile "DAMGALAMA"

- ÖTEKİLEŞTİRME ile/değil/yerine/>< HAK/LAR

- ÖTEKİLEŞTİRME ile/ve/değil/||/<> KORUYUCULUK/MUHAFAZAKÂRLIK

- ÖTEKİLEŞTİRME değil/yerine/>< [sadece] ÖTEKİ/BAŞKASI

- ÖTEKİLEŞTİRME ile/değil TANIYAMAMA

- [ne yazık ki]
ÖTEKİLEŞTİRME
ile/ve/<> TEKTİPLEŞTİRME

- [ne yazık ki]
ÖTEKİLEŞTİRMEDE:
AYRIMCILIK
ile/ve/<> NEFRET (SÖYLEMLERİ/TUTUMLARI)

- OTİZM ile/ve/<> BENCİLLİK ile/ve/<> TEKBENCİLİK

- [ne yazık ki]
OTORİTER/LEŞME
ile/ve/<> TOTALİTER/LEŞME


- OTURMA!:
TAŞA
ile YAŞA ile BAŞA

( Taşa, başa, yaşa oturmamak gerek. )
( Do not sit/stand on/at stone, wet, front! )

- OTURMAK ile/ve/||/<>/> "OSURMAK"

- ÖVGÜ(MEDH) >< YERGİ(TENKİD)

- ÖVME ile KÖTÜLEME

( Memnun ettiğin zaman, sende olmayan şeylerle seni öven kişi, kızdırdığın zaman da seni, sende olmayan şeylerle kötüler. )

- ÖVME ile/ve YÜCELTME

- ÖVMEK ile/ve BOŞBOĞAZ/LIK

- ÖVMEK ile/ve/||/<>/>< GÖMMEK

- ÖVMEK ile TAKDİR ETMEK

( Birini, gıyabında övmek, fitneye neden olur/olabilir. )
( MEDÂR-I İFTİHÂR: Övünme nedeni/vesilesi. )

- ÖVMEK ile/ve/=/> YERMEK

- ÖVMEK ile YÜCELTMEK


- ÖVÜNME ile/ve/değil "KORKUTMA" (ÇABASI/ZANNI)

- ÖVÜNMEK/"HAVA BASMAK" ile/değil MUTLULUĞUN DIŞAVURUMU

- ÖVÜNMEK İÇİN ile/ve/değil/yerine LÂYIK OLMAK İÇİN

- ÖVÜNMEK ile/ve AVUNMAK

- ÖVÜNMEK ile BÖBÜRLENMEK

- ÖVÜNMEK ile BÖBÜRLENMEK

- [ne yazık ki]
OYALAMAK
ile/ve/||/<> "UYUTMAK"

- OYALANMA ile/ve/değil/||/<> OYUN

- OYALIYOR ile OY ALIYOR

( Geciktiriyor. İLE Oy desteği yüksek ya da belirli bir oranda olan kişinin durumu. )

- ÖYKÜ ile/ve/<> ÖVGÜ


- OYNAYAN/LAR ile/yerine GİBİ YAPANLAR

- OYUN ile DÜMEN

- OYUNA GELMEK ile/ve/||/<> TAKLAYA GELMEK

- OYUNA GE(TİRİ)LME! değil/yerine/><

- ÖZDEŞLEŞTİRME ile KENDİNDE BULMAK/GÖRMEK

( Ne olmadığımızı bilmek yeterlidir. Ne olduğumuzu bilmemiz gerekmez. Ne olduğumuzu bilmek için ne olmadığımızı bulmamız gerekir. Ne olduğumuzu tarif, tümüyle red dışında olanaklı değildir. )
( Ancak kendi farkındalığınız ve kendi çabanızla keşfettikleriniz sizin işinize her zaman yarayacak olanlardır. )
( Kendinize saygıyla ve sevgiyle yaklaşınız. )
( Kişi, kendinin ışığıdır. )
( Kendi hakkınızdaki yanlış düşünceleri terk edin. )
( Algılanabilir ya da akıl-alabilir bir şey olmadığınızı ve bilinç alanında beliren hiçbir şeyin öz varlığınız olamayacağını bir kez anladıktan sonra, daha derin bir kendini-biliş'e götürecek tek yol olan, herhangi bir şeyle özdeşleşme alışkanlığını kökünden kazıma işine girişeceksiniz. )
( Aranacak ve bulunacak hiçbir şey yoktur, çünkü kaybedilmiş bir şey yoktur. )
( Sakin kalın, sessiz kalın. O, ortaya çıkacaktır. Daha doğrusu, bizi içine alır. )
( Herşey ya kendinde ya da başkasındadır. )
( To know what you are, find what you are not!
Only what you discover through your own awareness, your own effort, will be of permanent use to you.
Approach your self vs. reverence and love.
Remove and abandon your wrong ideas about yourself.
Once you have understood that you are nothing perceivable or conceivable, that whatever appears in the field of consciousness cannot be your self, you will apply yourself to the eradication of all self-identification, as the only way that can take you to a deeper realisation of your self.
There is nothing to seek and find, for there is nothing lost.
Keep quiet, keep silent; it will emerge, or rather, it will take you in. )
( It is enough to know what we are not. We need not know what we are. To know what we are, we must find what we are not. What we are cannot be described, except as total negation. )

- ÖZDEŞLEŞTİRME ile/ve/||/<> KÖRLÜK

- ÖZDEŞLEŞTİRME ile YÜCELTME

- ÖZDEŞLEŞTİRMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< EŞLEŞTİRMEK

- ÖZDEŞLEŞ(TİR)MEK ile İNDİRGEMEK

- [ne yazık ki]
ÖZENSİZ ÜRETİM
ve/||/<>/> SINIRSIZ TÜKETİM


- ÖZENSİZ/LİK ile/ve/<> HAZIRLIKSIZ/LIK

- [ne yazık ki]
ÖZENSİZ/LİK
ile/ve/||/<> SAYGISIZ/LIK

- ÖZENSİZ/LİK ile/ve/||/<>/> UMURSAMAZ/LIK ile/ve/||/<>/> SIRADAN/LIK ile/ve/||/<>/> BOŞVERMİŞ/LİK

- ÖZGÜRLÜĞÜNÜN" ELİNDEN ALINMASI ile/ve/değil/||/<>/< DAYATMALARIN (ÇOK) OLMASI

- ÖZGÜRLÜĞÜNÜN" ELİNDEN ALINMASI ile/ve/||/<>/> ÖZGÜRLÜĞÜN ELİNDEN ALINMASI

- ÖZGÜRLÜK:
"(HER) İSTEDİĞİNİ YAPMAK"
değil İSTEMEDİĞİNİ YAPMAMAK

( Özgürlük, hiçbir zaman her istediğini yapmak anlamına gelmemiştir ve öyle bir hak vermemiştir/veremez. )

- ÖZGÜRLÜK:
KİŞİNİN, ...
"CANININ İSTEDİĞİ GİBİ DAVRANMASI"
ile/değil İSTEMEDİĞİ HİÇBİR ŞEYİ YAPMAK ZORUNDA OLMAMASI

( Özgürlük, hiçbir zaman canının istediği gibi davranmak anlamına gelmemiştir ve öyle bir hak vermemiştir/veremez. )
( İkinci görüşün olmadığı yerde özgürlük olmaz. )
( ÖZGÜRLÜK: Belirlenimden, belirlenime geçmek. )

- ÖZGÜRLÜK ile BAŞIBOŞLUK

- ÖZGÜRLÜK ile/değil/ne yazık ki/>< KEYFÎLİK

( Sorumluluk alıyorsak. İLE/DEĞİL/NE YAZIK Kİ/>< Sorumluluk almıyorsak. )
( Hak ile sınırlanmış olanda. İLE/DEĞİL/NE YAZIK Kİ/>< Hak ile sınırlanmamış olanda. )

- ÖZGÜVEN:
"HERKESTEN DAHA İYİ OLDUĞUMUZU DÜŞÜNMEK/SANMAK"
değil KENDİMİZİ, BAŞKALARIYLA KIYASLAMANIN ANLAMSIZLIĞINI FARKETMEK


- ÖZGÜVEN ile GÖRGÜSÜZLÜK

( Fazla gevşek ya da fazla özgüvenli olunmamalı. )
( HAMHALAT: Kaba saba, görgüsüz. )

- ÖZGÜVEN ile/değil ŞIMARIKLIK

- ÖZLEŞTİRME ile/değil ÖZDEŞLEŞTİRME

- [ne yazık ki!]
ÖZÜR DİLEYEMEMEK/DİLEYEMEYEN
ile/ve/<> TEŞEKKÜR EDEMEMEK/EDEMEYEN

- PAÇASINA SARILMA/TAKILMA ile/ve/ya da/||/<> PARÇASINA SARILMA/TAKILMA

- PAHALILANDI değil PAHALANDI(< BAHALANDI)

- PANİK ATAK ile/ve/değil/||/<>/< KAYGI

- PANİK YAPMA! ile ACELE ETME!

- PANİK ile/ve/||/<> STRESLİ ile/ve/||/<> SİNİRLİ (OLMAMAK!)

- PARA AKLAMAK ile/ve/değil "VİCDAN(LAR)I/NI" "RAHATLATMAK"


- PARA (SAPLANTISI) değil/yerine KİŞİ[KARDEŞ/ARKADAŞ/OLANAKSIZ/MAĞDUR]

- PARA TUTKUSU/HAMAN ile/ve ORUN/MEVKİ TUTKUSU/BELÂM ile/ve RUHBANLIK/İLÂH OLMA TUTKUSU

( KÂRUN ile/ve FİRAVUN ile/ve BELÂM )
( Emeğin sömürücüsü. İLE/VE Siyasetin zâlimi. İLE/VE Maneviyatın gaspçısı. )

- [ne yazık ki]
PARA
ile/ve/||/<> DİN

( [ne yazık ki]
Konu "para" olduğunda, herkesin dini aynıdır. )

- PARA ve/||/<>/> DÜDÜK

( "Parayı veren, düdüğü çalar." [ne yazık ki] )

- PARA" ile/değil/yerine İNSANLIK

( Ne önemi var? İLE/DEĞİL/YERİNE Önemli/mühim[öncelikli] olan. )

- PARAN:
VARSA
ile/ne yazık ki YOKSA

( Sayarlar. İLE/NE YAZIK Kİ "Satarlar." )

- PARANOYA:
ERDEM
ve/||/<> AMAÇTAN UZAKLAŞMA/"SOYUTLANMA"

- PARANOYA ile KISKANÇLIK

- PARANOYA ile KOMPLO

- PARANOYA ile KORKU


- PARANOYA ile KURUNTU

- PARAYI, MEZARA GÖTÜREN >< PARANIN, MEZARA GÖTÜRDÜĞÜ

( Yoktur. >< Çoktur. )

- PARÇALAMA ile/ve AÇIKLAMA

- PARÇALAMAK ile/değil/yerine YARGILAMAK

- PARFÜM (KOKUSU) ile/yerine TEMİZ TEN (KOKUSU)

- PARLAMA ile ALEVLENME

( İŞTİAL: Tutuşma, parlama, alevlenme. )

- PARMAKLA GÖSTERMEK ile/değil/yerine GÖSTERMEK

- PARMAKLARI:
ÇITLATMAK
ile KÜTLETMEK

( TO CRACK )

- PASAKLI/LIK, ÇAPAÇUL ile/ve/değil DAĞINIK/LIK

- PASAKLILIK ile/ve/değil/||/<>/< KENDİNE GÖRELİK


- PASPAL[Yun.] ile PESPÂYE[Fars. PEST-PÂYE] ile PEJMURDE[Fars. < PİJMURDE]/SALAŞ

( Çok kepekli un. | Bakımsız, dağınık, pis. İLE Alçak, aşağılık. İLE Eski püskü, yırtık. | Dağınık, perişan. )

- PATA-KÜTE (GİRİŞMEK, VURMAK)

- PATAKLAMAK ile/ve/||/<> DÖVMEK

- [ne yazık ki]
PATAVATSIZLIK
ile/ve/||/<> TOKSÖZLÜLÜK

( Sözlerinin nereye varacağını düşünmeden saygısızca konuşma, davranışlarına dikkat etmememe. İLE Hatır ve gönül dinlemeden, hiçbir şeyden "çekinmeden" konuşmak. )

- PATLAYANA KADAR ile/değil/yerine DOYANA/DOYACAK KADAR

- [ne yazık ki]
"PAY KAPMAYA ÇALIŞMAK"
değil/yerine HAK ETMEK

- PAYLAMAK değil/yerine PAYLAŞMAK

( İter. DEĞİL/YERİNE Çeker. )

- [ne yazık ki]
PAYLAŞIMSIZ/LIK
ile/değil/< "DOYUMSUZ/LUK"

- PAYLAŞMAK ile/ve "YÜKLENME(ME)K"

- PAZARLAMA ile HİLE


- PAZARLAMA ile/ve "KAKALAMA"

- PAZU GÖSTERMEK" ile/değil/yerine/||/<>/></< GÖNLÜNÜN GENİŞLİĞİ

- PERSECUTE vs. PROSECUTE

- PERVÂSIZ/LIK[Fars.] ile/<> PATAVATSIZ/LIK

( Çekinmez, sakınmaz, korkusuz kişi. / Çekinmeden, sakınmadan, korkmadan. İLE/VE/||/<>/> Sakınmama, korkusuzluk: Sözlerinin nereye varacağını düşünmeden saygısızca konuşan, davranışlarına dikkat etmeyen kişi/tutum. )

- PES ETMEK ile/ve/değil/yerine/>< AKIŞINA BIRAKMAK

- PES ETMEK ile KAÇMAK

- PES ETMEK ile/ve/değil/yerine VAZGEÇMEK

- PEYDERPEY[Fars. < PEY:Arka. | -DER: İçinde.]["PEYDELPEY" değil!] (ÖDEMEK) AZAR AZAR/BÖLÜM BÖLÜM/YAVAŞ YAVAŞ (ÖDEMEK) | BİRBİRİ ARDINCA, ART ARDA

- PEZEVENK[Erm.] ile/ve/||/<> GAVAT/KAVAT[Ar. < KAVVÂD]

- PEZEVENK/LİK ile/değil ÇÖPÇATAN/LIK


- PİS OLMAK ile/ve/<>/değil/yerine (YETERİNCE) TEMİZ OLMAMAK

- PİS PİS (GÜLMEK)

- PİSBOĞAZ/ŞİKEMPERVER[Fars.] değil/yerine/= OBUR

( Zamansız ve ayırt etmeden, eline geçeni yiyen kişi. İLE Gereğinden çok yemek yiyen, doymak bilmeyen. )

- PISIRIK ile PİNPİRİK

( Tutuk, yüreksiz, beceriksiz. İLE Yaşlı ve güçsüz. )

- PİŞKİN/LİK ile/ve/değil/yerine EMİN/LİK

- PİŞKİN/LİK ile/ve PUŞT/LUK

- PİŞKİN/LİK ile/ve/||/<> YÜZSÜZ/LÜK

- PİŞMANLIK:
YAPTIKLARIMIZDAN
ile/ve/değil/yerine/ne yazık ki/||/<>/> YAPMADIKLARIMIZDAN

( Zamanla geçer. İLE Çözümü yoktur. )

- PİŞMANLIK ile/ve/> ÜZÜLMEK

( Son pişmanlık işe yaramaz. )
( Yaptığımız şeyler için.["Keşke yapmasaydım."] İLE/VE/> Yapmayı isteyip henüz yapamadıklarımızdan dolayı.["Keşke yapabilsem."] )

- PLASEBO (ETKİSİ) ile/ve/<>/>< NOSEBO (ETKİSİ)

( "Memnun edeceğim." İLE/VE/<>/>< "Zarar vereceğim." )

- POLARİZASYON/POLARISATION değil/yerine/= UCLAŞMA/KUTUPLAŞMA

- [ne yazık ki]
POLİFALJİ
ile/ve/||/<> OBURLUK

- POLİTİKA EKONOMİSİ değil/yerine/>< EKONOMİ POLİTİKASI

- POLYBIUS ve/||/<> MONTESQUIEU

( Hiçbir şey insan kalbindeki vicdandan daha korkunç bir tanık ya da daha dehşet verici bir suçlayıcı olamaz. İLE " 'Önyargı' dediğimiz, bazı şeylerin bilinmemesi değil kişinin, kendini tanımamasıdır." )

- POMPALAMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> ŞİŞİRMEK

- PROBLEM/Lİ yerine SORUN/LU

- PROTESTO ile/ve/||/<>/> BOYKOT

- PROVOKASYON/PROVOCATION[İng.] değil/yerine/= KIŞKIRTMA

- PROVOKATÖR değil/yerine/= KIŞKIRTMACI

- [ne yazık ki]
PSİKOPAT/LIK
ile/ve/||/<> İNSAFSIZ/LIK


- PUL ile/ve/ne yazık ki/||/<>/> KUL

( Varsa pulun, cümle âlemdir kulun. )

- PÜRÜZ ÇIKARMAK ile/ve/||/<>/> YOKUŞA SÜRMEK

- PUT/LARI/NI KIRMAMAK ve/||/<>/> KENDİNİ, PUT KILMAK

- PUT/LAŞTIRMA ile/ve/değil/||/<> İLÂH/LAŞTIRMA

- PUTLAŞTIRMA ile/değil/yerine VEFÂ

- [ne yazık ki]
PUTUNU, KENDİ YAPAR, KENDİ TAPAR"
ve/||/<> KÖLELEŞTİRİRSİN ALDIRMAZ; "KÖLE" DERSİN, KALDIRMAZ

- RAHAT-HUZUR (VERMEMEK)

- RAHAT ile ÇOLPA/MELEME

( Rahatına düşkün. )

- RAHATINA GELME(ME)K ile/ve/değil İŞİNE GELME(ME)K

- RAHATLIK ile/ve/değil ATÂLET


- RAHAT/LIK ile AYLAK/LIK

- RAHATLIK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/></< BİLEN KİŞİNİN RAHATLIĞI

- RAHAT/LIK(") ile/ve/değil/||/<>/></< (")EMİN/LİK(")/KENDİNDEN EMİN

- [ne yazık ki]
!"RAHAT"/LIK
ve/||/<>/>/< !KAYITSIZ/LIK

- RAHAT/LIK ile LAUBALİ/LİK

- RAHAT/LIK ile/ve/değil TERBİYESİZ/LİK

- RAHATSIZ ETMEK ile/ve RENCİDE[Fars.] ETMEK

( ... İLE/VE Kalbi kırılma, incinme. )

- Rahatsız etmeyecek şekilde DİNLE!!!

- RAKİP ile/ve/< KURBAN

( (gerektiğinde) Rakip olabilmek/olmak için kurban da olabilmelisindir. )

- RANT ve/ne yazık ki/> "RAHAT"/LIK


- RANTSAL ("YAKLAŞIM") ile/değil/yerine/>< ORANSAL ("YAKLAŞIM")

- RÂZI OLUNAN ÖFKE ile RÂZI OLUNMAYAN ÖFKE

( Bizi mahkum eden şey, huylarımız, ahlâkımızdır. )

- REDÂAT[Ar.] ile REDÂET[Ar.]

( Süt emme. İLE Kötülük, fenalık, bayağılık. [REZÂLET: Niceliksel. | REDÂET: Niteliksel.] | Hastalık ve yara azgınlığı. )

- REDDETME ile/ve/<> KÜÇÜMSEME

- REDDETMEK ile AŞAĞILAMAK

- REDDETMEK ile/değil BOYUN EĞMEMEK

- REDDETMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DIŞARIDA BIRAKMAK

- REDDETMEK ile/ve/değil/ne yazık ki/+/||/<>/> ÜZERİNDE/HAKKINDA DÜŞÜN(E)MEMEK

- [ne yazık ki]
REDDETMEK
ile/ve/||/<>/> YASAKLAMAK

- REHÂVET ile/ve/||/<>/> ATÂLET


- REHÂVET değil/yerine/>< CESÂRET

- REHÂVET değil/yerine/= GEVŞEKLİK

- REHÂVET ile/değil/yerine REKÂBET

- REKÂBET[Ar.] değil/yerine/= ÇEKİŞKİ/YARIŞKI

- REKLÂM VE GÖRÜNTÜ KİRLİLİĞİ ve GÜRÜLTÜ KİRLİLİĞİ ve SİGARA SORUNU

( )

- RENCİDE ETMEK ile/ve/<> "KÜÇÜK DÜŞÜRMEK"

- REST (ÇEKMEK) ile/ve/=/||/<> SİKTİR (ÇEKMEK)

- REZİL-KEPÂZE (OLMAK/EDİLMEK)

- REZİL-RÜSVÂ (OLMAK/EDİLMEK)

- REZİL[Ar.] ile/ve/||/<> RÜSVÂ(Y)[Fars.]

( Alçak, adi, utanmaz, hayâsız. İLE/VE/||/<> İtibarsız, ayıpları ortaya çıkarılmış, onursuz, rezil. )

- | "REZİL" ve/ya da "SEFİL" |
değil/yerine/><
ASİL

( [ayrılıktan hemen sonra ...]
| Başkasının kollarına bırakana "denilen". VE/YA DA Alkole bırakana "denilen". |
DEĞİL/YERİNE/><
Zamana bırakana denilen. )

- RİBÂ:
NESİE
ile/ve/||/<>/> FADL ile/ve/||/<>/> GARAR

- RİBÂ[Ar.] ile RİBÂ'[Ar. < REB]

( Bir şeyin artması/çoğalması. | Tartısı ve ölçüsü olan bir malı, aynı cinsten daha fazla olan bir mal ile bir karşılığı olmaksızın, peşin olarak ya da veresiye değiştirmek. | Tefecilikle alınan fâhiş faiz. İLE Evler[bahçeleriyle birlikte], bahar evleri. | Barınılan yerler. | Araziler. | Yaz yağmurları. )

- RİBÂ ile RİBÂ-YI FAZL

( Bir şeyin artması/çoğalması. | Tefecilikle alınan fâhiş faiz. İLE Tartısı ve ölçüsü olan bir malı, aynı cinsten daha fazla olan bir mal ile bir karşılığı olmaksızın, peşin olarak ya da veresiye değiştirmek. )

- RİCS[Ar. çoğ. ERCÂS] ile RİCZ[Ar. çoğ. ERCÂZ]

( Dinin yasak ettiği şey, günah. | Pislik, murdarlık. İLE Azap. | Puta tapma. | Pislik. )

- RİDÂ ile/ve İZÂR

( Belden yukarı örtülen örtü. | Hırka. | Dervişlerin omzuna attığı nesne. İLE/VE Belden aşağı örtülen örtü. )
( Kibir. İLE/VE Azâmet. )

- RİYÂ ile (GİZLİ) ŞİRK

( Bir şeyi/ibâdeti, kişiler görecek/görsün diye yapmak/eylemek. İLE Kişiler, bana riyâkâr diyecektir/demesin riyâkârlığı ile yapılması gerekeni/ibâdeti yapmamak. )
( Haset kibirin çocuğudur. )
( Kibirlinin/mağrurun düşmanı Allah'tır! )
( Farzlara inanmayan. İLE Farzları tembellikle yerine getirmeyen. )
( Zan bir kafese benzer, biz de bülbüle. O zan kafesi, bizi gül dalına kondurtmaz. )
( Zan gitmedikçe, korkudan kurtulamayız. )
( Zan, düşmanımız, azrailimizdir. )
( Zan gitmeden insan âşık olamaz. )
( Allah, icat etti.[buldu değildir!] İLE/VE Peygamber, ilm-el yakîn bilir.["zann" tanımı kullanılmış olsa bile] )
( Şehveti simgeler. İLE/VE Hırsı simgeler. İLE/VE Tûle emeli simgeler. İLE/VE Kibri/makamı simgeler. )
( Dışarıdaki değil içteki kuşları kontrol etmek gerek. )
( Eşek de sadece açlık ve şehveti için anırır. )
( Kendi muhtaç himmete, bir dede
Nerede kaldı, gayrıya himmet ede )
( NAMAZDA RİYÂ OLURSA HİÇ OLURSUN
YEMEKTE RİYÂ OLURSA AÇ KALIRSIN )

- RİYÂ ile NİFÂK

( Kendini "kandırma". İLE Başkalarını "kandırma". )

- RİYÂ'[Ar.] ile RİYÂH[Ar. < RÎH]

( Özü, sözü bir olmama, ikiyüzlülük. İLE Rüzgârlar. | Yeller, ağrılar, romatizmalar. )

- ROL ile TASLAMAK


- RÜŞVET[Ar.] değil/yerine/= ORUNÇ/URUNÇ, ETTİREÇ

- RÜYÂ ile/<> RİYÂ

( Olmadığı gibi görmek. İLE/<> Olmadığı/n gibi görünmek. )

- SABIR ile ...'A KATLANMAK

- SABIR ile KAYITSIZLIK/İLGİSİZLİK

- SABIRLI KİŞİLER:
GEMİLERİ YAKAN
ile/ve/değil/||/<>/> LİMANLARI YAKAN

- SABİTFİKİR ile/ve/> TAKINTI ile/ve/> TAASSUB/NEVROZ

( Bir "düşüncenin", yerinden oynatılamazlığı. İLE/VE/> Sabitfikre, duygunun da katılması (ile). İLE/VE/> Sinirlilik/asabileşme ve çeşitli türlerde tepkisellikler. )

- SABİT ile/ve/||/<> DONMA

- [ne yazık ki]
!SABOTAJ[Fr.]
ile !KOMPLO[Fr. COMPLOT]["KOMPLE" değil!] ile !KUMPAS/KOMPAS[Fr. COMPAS] ile !MANİPLE[Fr.]

( Baltalama. [Fransa'daki işçilerin, haklarını almak/savunmak üzere tepki olarak ayaklarındaki saboları[tahta ayakkabı], makinelerin içine atmasıyla] İLE Birine, bir kuruluşa karşı, toplu olarak alınan, gizli karar. | Topluca ve gizlice yürütülen herhangi bir tasar. İLE Dizicilerin, harfleri, satır durumuna getirirken, içine yerleştirdikleri ayarlanabilir demir yuva. | Gizli bir iş, düzen hazırlamak. İLE Telgraf imlerini göndermek için bir devredeki akımı kesmekte ya da yeniden vermekte kullanılan aygıt. | Roma ordusunda, 60 ya da 120 erden ibaret bölük. | Bazı papazların ayinlerde sol kolun bileğine yakın taktığı süslü şerit. )

- SABRI OLMAYAN ile/ve/değil/yerine/>/<>/>< RÂZI OLAN

( İntizar eden. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/>/<>/>< Zevk eden. )

- SABRI SINAMAK ile/ve/ne yazık ki/||/<> SABRI ZORLAMAK


- SAÇ SAÇA ile BAŞ BAŞA

- SAÇILIM ile/değil/yerine/>< AÇILIM

- SAÇLARIN BEYAZLAMASI:
YASTAN
ile/değil/yerine YAŞTAN