Bugün[14 Temmuz 2026]
itibarı ile 3.574 başlık/FaRk ile birlikte,
3.574 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(6/16)


- GENELLEME ile/ve/değil/yerine/||/<>/< YORUM


- GENİŞ ile/ve/||/<>/< KUŞATICI


- GENİŞLETME ile/||/<> GENİŞLETMEK

( Bir konuyu ayrıntılarını da katarak geliştirme Bir konuyu ayrıntılarını katarak geliştirmek GENİŞLETME Amplification bayağı kesirlerin matematik büyültmek uzamak )

( EXPAND | WIDEN | UPSETTING )

( AMPLIFICATION | AMPLIFIER | AMPLIFICATION D'UNE FRACTION ORDINAIRE )

( STAUCHUNG )

( AMPLIAMENTO )

( ΔΙΕΎΡΥΝΣΗ / διεύρυνση )


- GENİŞLETMEK ile/ve/||/<>/> GELİŞTİRMEK


- GERÇEKTEN ile/ve/değil/||/<>/< GEREKTİĞİ GİBİ/KADAR


- GEREKLİ/GEREKSİZ ile/||/<> MELİ/MALI ile/||/<> ZASSHHHH

( ... @@ ... @@ "zaten" | "aslında" | "sonuçta" | "sadece" | "hep/hiç" | "herkes/hiçkimse" )

( Üçünden de uzak durmaya çabalamak ve kullanmamayı yeğleyerek konuşmak ve düşünmek... )


- GEREKLİ/LİK ile/değil/yerine KENDİLİĞİNDEN/LİK


- GEREKLİLİK ile/ve/||/<>/> YARAR


- GEREKSİNİM ile/ve/değil/||/<>/< TAMAMLAYICI/LIK


- GERİKAZANMA ile/ve/değil/||/<>/< GERİDÖNÜŞÜM


- GİBİ (")DURUYOR(") ile/ve/değil/||/<>/< GİBİ GÖRÜNÜYOR


- GİBİ GİBİ ile/değil/yerine GİBİ


- ... GİBİ ŞEYLER DE ...:
SÖZ KONUSU ile/değil OLASI(/LIK İÇİNDE)


- GİBİ ile/ve/||/<> DİYE


- ... GİBİLERİNDEN değil ... GİBİ


- GİRİŞ-GELİŞME-SONUÇ ile/ve/değil/yerine/||/<> SÜREÇ-SONUÇ / USÛL-ESAS

( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Süreç olmadan(düşünülmeden/konuşulmadan), sonuca; yöntem(usûl) olmadan, asıl(esas) konuya geçilemez/değinilemez! )

( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Konuşuruz[konuşmalıyız!], etkin susmak üzere; susarız[susabilmeliyiz!], yetkin konuşmak üzere! ["Söyleyerek" değil söyleşerek/konuşarak!] )

( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Tümdengelim yapabilmek için tümevarımsal düşünmüş olmak gerekir! )

( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Anlamak için konuşmak; konuşmak için dinlemek; dinlemek için de susabilmek gerekir! [Anlamanın iki temel koşulu: 1. Nötr olmak/olabilmek. | 2. (Nitelikli) Soru sormak.] )

( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Algı düzenimizi (paradigmamızı) düzeltmek/değiştirmek/geliştirmek üzere, zaman zaman/sık sık "fabrika ayarlarımıza" dönmek gerekir. [Yaşamın ve özellikle de gündelik yaşamın/konuların hızına/yoğunluğuna (fazla) kapılmamak için!] )

( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Çıkarlarımıza yönelik/uygun olarak, "kazanın" "doğurduğuna" inanma eğilimi gösterirken; sonuç odaklı/merkezli olmamak üzere, "kazanın" "öldüğünü" kabul edebilme ve düşünme gücünü kullanmaya cesâret etmemiz gerekir. )


- GİRİŞ ile/ve/değil/||/<> AÇIŞ


- GİRİŞ ile/ve/||/<> ALTYAPI


- GİRİŞ ile/ve/||/<> BAĞLAM


- GİRİŞ ile/ve/||/<>/> GELİŞME ile/ve/||/<>/> SONUÇ


- GİRİŞİK/LİK ile/ve/değil/||/<>/> YAPIŞIK/LIK


- GİRİZGÂH | GİRİŞLİK ile/||/<> GİRİFTLİK | GİRİŞİKLİK ile/||/<> GİRİŞKENLİK | GİRİŞKİNLİK ile/||/<> GİRİŞİK CÜMLE | GİRİŞİK TÜMCE ile/||/<> GİRİŞİK BEZEME | GİRİFT TEZYİNAT


- GİRİZGÂH["GİRİŞGÂH" değil!] ile/değil/yerine/= GİRİŞ


- GİRİZGÂH ile/değil/yerine/= GİRİŞLİK


- GİRYÂN ile/ve NERGİS

( Ağlayan göz. İLE/VE Mahmur bakan göz. Yan bakış/lı. )

( ... İLE/VE Divan edebiyatında zehir, bazen panzehir olarak geçer. )


- GİZEM ile/ve/değil/yerine/||/<> BELİRSİZLİK


- GİZLİ ile/ve/değil/||/<> GİZEMLİ


- GÖÇ TERİMLERİ ile/ve/||/<> İLTİCA TERİMLERİ


- GÖĞSÜNÜN KABARMASI" ile/||/<> KOLTUKLARININ KABARMASI"


- GÖLGE:
BENİMLE ile/değil BENSİZ


- GÖLGE ile İZDÜŞÜM


- GÖLGELEMEK ile/ve/||/<> KAPATMAK


- GÖNDERME ile/ve/değil/||/<>/< ÇAĞRIŞIM


- GÖNDERME ile/ve/değil/||/<> YÜKLEME


- GÖRKEM:
BAKILANDA ile/ve/değil/||/<>/< BAKIŞTA


- GÖRÜLME/GÖRÜLÜYOR ile KABUL ETMEK/EDİLİYOR


- GÖRÜNTÜ ile/ve GÜZELLİK

( Rüya. İLE/VE Gerçek. )

( APPEARANCE vs./and BEAUTY )


- GÖRÜNTÜNÜN/MANZARANIN:
EN ÇİRKİNİ/KORKUNCU ile/değil/yerine/>< EN GÜZELİ

( Somurtan bir "yüz". İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Gülen bir yüz. :) )

( Gülen İnsan Yüzünün Görsel FaRkLaR'ı için burayı tıklayınız... )

( Kara delik. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Güneş. )

(

ile/değil/yerine/><

)


- [ne yazık ki]
GÖRÜNÜŞTE ile/ve/||/<> SÖZDE


- GÖRÜŞ ile/ve/||/<> YORUM


- GÖSTERİMSEL -ile

( DEICTIC )


- GÖSTERMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÖRTEREK GÖSTERMEK

( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>< Sanat. )


- GÖSTERMEK ile/ve/değil/yerine/<> SİMGELERLE/ÖYKÜLERLE/MASALLARLA ANLATMAK


- GÖZ:
GÜNEŞ ve/<> GÜZELLİK


- GÖZ UYGARLIĞI ile/ve/<> SÖZ UYGARLIĞI

( Dışa bakar. İLE/VE/<> İçe bakar. )


- GÖZLEM ile/ve/değil/||/<> ÖNGÖRÜ


- GÖZLERİM ...:
"YAŞLANACAK" değil YAŞARACAK


- GÖZLÜK ve/||/<> GAZEL

( Körler çarşısında satma! VE/||/<> Sağırlar çarşısında satma! )


- GÖZÜKÜYOR/GÖZÜKTÜ değil GÖRÜNÜYOR/GÖRÜNDÜ


- GÖZYAŞI İLE YAZILAN ve/||/<>/> GÖZYAŞI İLE OKUTUR


- GRAFOLOJİ ile/değil/yerine/= YAZIBİLGİSİ

( El yazısından, yazanın karakter ve duygularını anlamayı amaç edinen inceleme yöntemi. )


- GÜÇ ile GİZİL GÜÇ


- GÜÇ ile/ve/<> GÜZELLİK

( Kendinden. İLE/VE/||/<>/> Yansıma. )

( POWER vs./and BEAUTY )


- GÜÇ[KUVVET] ve/||/<> ALAN


- GÜDÜLENMEDE/HAREKETE GEÇMEDE:
[bazen/biraz] HEYECAN/COŞKU/ÜMİT ile/ve/bazen/biraz da/||/<> OLANAK


- GÜFTÂR[Fars.] ile SÖZ

( SÖZ )


- GÜFTÂR-I ŞİRİN[Fars.] ile/değil/yerine/= "TATLI" SÖZ


- GÜFTE[Fars. < GOFTE] ile ŞİİR

( Söylenilmiş söz. | Şarkı sözü. İLE Sözün, en nitelikli/üst biçimi. )


- GÜL ve/||/<> GECE

( [... ve ...]
Dikeni. VE/||/<> Gizemi. )


- GÜL ile/<> NİLÜFER(LOTUS)

( Dikenlikte. İLE/<> Bataklıkta. )


- GÜLDESTE[Fars.]/ANTOLOJİ[Fr. < ANTHOLOGIE < Yun. ANTHOS: Çiçek. | LEGEIN: Seçmek.]["ANATOLOJİ" değil!] ile/değil/yerine/= SEÇKİ


- GÜLDÜRMEYEN "DURUMA" ile/ve/||/<>/> GÜLÜP GEÇMEK

( Seni güldürmeyen "şeye/duruma/soruna" gülüp geç. )


- BİR ŞEY/BİRİ:
GÜLDÜRMEYEN/GÜLDÜRMÜYORSA > GÜLÜP GEÇMEK


- GÜLDÜRÜ/KOMEDİ[Fr.] ile GÜLMECE/MİZAH[Ar.]/HUMOR[Fr. < HUMOUR]

( Gövdeyle ilgili, gövde üzerine. İLE Zihin/akıl yürütmeyi gerektiren. )

( Gördüğü üzerinden ve doğrudan. İLE Olumsuz olanı, olumluya çevirme. )

( GARGANTUA - Francois RABELAIS )


- GÜLDÜRÜ/KOMEDİ ile/ve "VAHÂMET"


- GÜLMEK:
GÜLÜNÇ/KOMİK OLMASINDAN ile/ve/||/<>/> EĞLENCELİ OLMASINDAN


- GÜLÜN (DAHA) GÜZELİ ve/||/<>/> DOSTUN (DAHA) GÜZELİ ve/||/<>/> İNSANIN (DAHA) GÜZELİ

( Çiçek veren. VE/||/<> Vefâsı uzun süren. VE/||/<> Selâm veren ve gülümseyen. :) )


- GÜNDELİK METİN ile KURMACA METİN ile KULLANMALIK METİN


- GÜNEŞ (DÜZENİ) ve/=/||/<> DÜŞÜNCE (DÜZENİ)


- GÜNEŞ SAATİ ile BASÎTE[Ar.]

( Yalnızca hoş geçen [güneşli/serin/sakin] anları gösteririm.
(Horas non numero nisi serenas.)

[güneş saatleriyle ilişkilendirilmiş bir söz] )


- GÜNEŞ ile/ve/değil/||/<>/< KIŞIN DOĞAN GÜNEŞ


- GÜNLÜK DEFTER ile/||/<> GÜNLÜK DEĞER ile/||/<> GÜNLÜK GÜNEŞLİK ile/||/<> AĞ GÜNLÜĞÜ

( O günkü o günle ilgili Üzerinden gün geçmiş ya da geçecek Her gün yapılan her gün yayımlanan her gün çıkan jurnal Her gün için Her gün yaşanan Günü gününe tutulan hatıra günce muhtıra Her gün giyilen kıyafet Günü gününe tutulan anı yazısı ya da bu yazıları içine alan eser günce güncelik )


- GÜNLÜK ile/||/<> GÜNCE ile/||/<> GÜNCELİK


- GÜPGÜZEL


- GÜRİZGAH[Fars. < GÜRĪZGĀH] ile/değil/yerine/=/||/<> GİRİZGÂH

( Bir başka söze yol açmak için söylenen söz girişlik )


- GÛYÂ ile/değil/yerine/= SÖZDE/SANKİ/SÖZÜMONA


- GÜZEL AHLÂK ve/=/<> İLİM


- GÜZEL/ÇİRKİN diye bir şey yok!

( There is no "BEAUTIFUL"/"UGLY"! )


- GÜZEL DEĞİL değil BAKILIŞI (YETERİNCE) GÜZEL DEĞİL


- GÜZEL GENÇ ve/||/<> GÜZEL YAŞLI

( Doğanın yapıtıdır. VE/||/<> Sanatın yapıtıdır. )


- GÜZEL GÜZEL (ÇALIŞMAK, KONUŞMAK, OYUN OYNAMAK)


- GÜZEL İNSAN değil/yerine KİŞİDEKİ(/İNSANDAKİ) GÜZELLİK


- GÜZEL KUR'AN OKUYOR değil AĞZI KUR'AN'A YAKIŞIYOR


- GÜZEL OLAN, SEVGİLİDİR değil/yerine SEVGİLİ OLAN, GÜZELDİR


- GÜZEL (OLAN) ile/değil İSTEDİĞİM GİBİ (OLAN)

( [not] THE BEAUTIFUL vs./but WHICH/WHAT I WOULD LIKE TO )


- GÜZEL OLANLAR:
DURUNCA/SUSUNCA ile/ve/yerine KONUŞUNCA ile/ve/yerine HEM DURUNCA/SUSUNCA, HEM KONUŞUNCA


- GÜZEL ÖRNEK ile/ve/değil/||/<>/< İYİ ÖRNEK


- GÜZEL SÖZ ile/ve GÜZEL EYLEM


- GÜZEL ile/ve/değil AHSEN

( ... İLE/VE/DEĞİL Güzellerin güzeli. | Kaybedilemeyecek derecede güzellik. )


- GÜZEL ile/ve/değil DİKKAT ÇEKİCİ

( Güzel ol, âşık bol! )


- GÜZEL ile/ve/değil ETKİLEYİCİ

( Tümüyle güzellik yoktur! Her zaman, 1 [ya da 2 yanı] baskındır/etkiler ve ona göre ilgi görür. )


- GÜZEL = GÖZ-EL = BEAUTIFUL[İng.] = BEAU[Fr.] = SCHÖN[Alm.] = KALOS[Yun.] = HERMESO/SA, BELLO[İsp.]


- GÜZEL ile/||/<> GÜZEL

( Biçimindeki uyum ve ölçülerindeki dengeyle hayranlık dugusu uyandıran ve hoşa giden yazı şiir yapıt Sözcüğün somut anlamı Görmeyle ilgili göze hoş görünen Estetiğin temel kavramı değer yargılarının ana kavramlarından biri Güzel genellikle uyumlu birlik olarak kabul edilir Platondan beri güzel üzerine çeşitli öğretiler geliştirilmiştir İnsanın estetik duygusunu heyecana getiren hal )

( BEAUTIFUL )

( BEAU | LE BEAU | BEAUTÉ )

( SCHÖN )

( PULCHER )

( BELLO )

( ΌΜΟΡΦΟΣ / όμορφος )


- GÜZEL ile/ve/||/<>/> GÜZİDE[Fars.]


- GÜZEL ile/ve/değil "HAVALI"


- GÜZEL ile HOŞ


- GÜZELDE/GÜZELLİKTE ARANANLAR:
BAKIŞIM/LI(SİMETRİ/K) ve ORANTI/LI(EURYTMIE) ve UYUM/LU(HARMONİ/K)

( DÜZGÜN ve DÜZENLİ ve DİZGELİ ve AÇIK/LIK/PARLAK/LIK(CLARITAS/MUŞÂ'ŞÂA) )


- GÜZELE, GÜZEL DEMEM, GÜZEL, BENİM OLMADIKÇA yerine/değil GÜZELE, GÜZEL DERİM, GÜZEL, BENİM OLSUN DİYE! / BENİM OLAN, GÜZEL OLSUN DİYE!


- GÜZELİ SEVMEK ile/ve/değil/yerine/<> GÜZELLİĞİ SEVMEK


- GÜZELLEME ile/||/<> GÜZELLEME

( 1 Sevilen bir varlığı öven koşuk türü Çoğu sevi üzerine olur dağ at konulu olanları davardır Biçim bakımından en çok koşma ve hece ölçülü semai olur 2 Şen sevinçli sevi duygularını dile getiren türkülerde özel bir ezgi Daha çok halk öykülerinde uygulanır Halk edebiyatı terimi Lirik bir koşuk şekli Halk yazınında ve öykücülüğünde lirik koşuk biçimi )

( ÉLOGE )


- GÜZELLİĞİN DÖRT TÜRÜ -ile


- GÜZELLİĞİN:
İDRAKİ ile/ve/<> İFADESİ

( Ancak sendeki güzellik kadar. İLE/VE/<> Ancak sendeki güzellik kadar. )


- GÜZELLİK FELSEFESİ ile SANAT FELSEFESİ


- GÜZELLİK:
İZLENİLEN ile/ve/değil/yerine/||/<>/> YAŞANILAN


- GÜZELLİK:
MANTIK'TA ile ESTETİK'TE

( Doğruluk. İLE Güzellik. )

( GÜZEL: Amacı olmayan amaçlılık. )


- GÜZELLİK [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]


- GÜZELLİK YAPMAK ile KIYAK GEÇMEK


- GÜZEL/LİK ve AHLÂK


- GÜZELLİK ile/ve/hem de AKIL

( Güzellik ondur, dokuzu don-dur. )

( Güzele kırk günde doyulur, iyi huyluya kırk yılda doyulmaz. )

( Güzel bürünür, çirkin görünür. )

( vs./and/||/<> REASON/MIND )


- GÜZELLİK ve/=/< ARINMA

( BEAUTY and/=/< PURIFICATION )


- GÜZELLİK ile/ve/||/<>/>/< AŞK

( GÜZELLİK: Aşkın olmadığı yerde ne işim var?! VE AŞK: Güzelliğin olmadığı yerde ne işim var?! )

( ... İLE/VE/||/<>/>/< Güzelliğe duyulan özlem. )

( BEAUTY and/<> LOVE )


- GÜZEL/LİK ile BAKIMLI/LIK

( BEAUTINESS vs. WELL CARED )


- GÜZELLİK = BEAUTY[İng.] = BEAUTÉ[Fr.] = SCHÖNHEIT[Alm.] = PULCHRITUDO[Lat.]


- GÜZELLİK ile/ve BİLEŞİK

( vs./and/||/<>/and COMPOUND )


- GÜZELLİK ile/ve/||/<> BÜTÜNSEL KAVRAYIŞ


- GÜZELLİK ile/ve/değil/yerine CÂZİBE


- GÜZEL/LİK >< ÇİRKİN/LİK

( HÜSN >< KUBH )


- GÜZELLİK ile/ve/< DÜZEN

( GÜZELLİK: GERÇEĞE ÖZGÜ İNCELİĞİN PARLAKLIĞI [HAKİKATİN ŞÂŞA-İ LETÂFETİ - RECAİZÂDE EKREM BEY] )

( BEAUTY vs./and/< ORDER )

( YOUMEI ile/ve/< ... )


- GÜZEL/LİK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DÜZGÜN/LÜK


- GÜZELLİK ile/ve EDÂ


- GÜZELLİK ile/ve/<> EDEB

( Güzeli güzel yapan edeptir, edep ise güzeli sevmeye sebeptir. )

( BEAUTY vs./and/<> ETHICS/MANNERS )


- GÜZELLİK ile/ve/<> EDEB

( BEAUTY vs./and/<> ETHICS/MANNERS )


- GÜZELLİK >< FAZLALIK

( Güzellik, fazlalıklardan arınmışlıktır. )


- GÜZELLİK ile/||/<> GÜZEL

( Görme ve işitme duyuları aracılığıyla hoşumuza giden ve bizde hayranlık duygusu uyandıran biçim ve ölçülerin oluşturduğu uyumlu bütün güzel güzel Biçimindeki uyum ve ölçülerindeki dengeyle hayranlık dugusu uyandıran ve hoşa giden yazı şiir yapıt Sözcüğün somut anlamı Görmeyle ilgili göze hoş görünen Estetiğin temel kavramı değer yargılarının ana kavramlarından biri Güzel genellikle uyumlu birlik olarak kabul edilir Platondan beri güzel üzerine çeşitli öğretiler geliştirilmiştir İnsanın estetik duygusunu heyecana getiren hal )

( BEAUTÉ )


- GÜZEL/LİK ile İDDİALI GÜZEL/LİK


- GÜZEL/LİK ile/ve/değil/yerine/||/<> İLGİNÇ/LİK


- GÜZELLİK ile/ve/<> İNCELİK


- GÜZELLİK ile/ve/değil IŞILTI

( Güzel yüzün, süse/boyaya/makyaja gereksinimi yoktur/olmaz! [Fars. Hâcet-i meşşâta nîst rûy-ı dil-ârâmrâ - Hâfız-ı Şirâzî] )


- GÜZEL/LİK ile/ve/değil/yerine/||/<> ÖZEL/LİK

( BEAUTY(TIFERET[Kabala]) vs. FEATURE )


- GÜZELLİK ve/||/<>/> ÖZGÜRLÜK

( Güzellik, özgür kılar. )


- GÜZELLİK ile/ve/||/<> SEVDÂ

( Güzelliğin beş para etmez, bende/onda bu sevdâ olmasa. )


- GÜZEL/LİK ile/ve SÜRÜKLEYİCİ/LİK

( BEAUTY vs./and FASCINATING )


- GÜZELLİK ve VASIF

( BEAUTY and QUALITY )


- GÜZEL/LİK ile YETERLİ/LİK

( BEAUTY/NESS vs. SUFFICIENCY )


- GÜZEL/LİK ile/ve/<>/>< YÜCE/LİK ile/ve/<>/>< YALIN/LIK (GELİŞMİŞ/LİK)

( Hz. Muhammed. İLE/VE/<>/>< Hz. Âlî. )


- GÜZELLİKTE:
3 BEYAZ ve/<> 3 SİYAH ve/<> 3 KIRMIZI

( Ten, diş ve el. VE/<> Göz, kaş ve kirpik. VE/<> Yanak, dudak ve tırnak. )


- HABERCİ ile/ve/değil/||/<> ANLATICI


- HABERİN/BİLİNİN "DEĞERİ":
"DOLAŞIM GÜCÜ" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DOĞRULUK


- HABİTAT ile/ve/||/<> ATMOSFER ile/ve/||/<> AMBİYANS


- HAİLE | TRAGEDYA ile/||/<> TRAGEDYA ile/||/<> TRAGEDYA[Lat.]

( Tragos keçi ile Ode ezgi Keçi ezgisi anlamında ortaya çıkmıştır Sonradan özel bir türün adı olmuştur Antik ve Klasik tanıma göre yüceltilmiş sözlerle yazılan bir kahramanın iyi bir durumdan kötü bir duruma düşmesiyle duyusal arınmayı sağlayacak acıma ve korku duygularına yönelen bir oyun türü Klasik anlayışta manzum olarak yazılan tragedya daha sonra düzyazıyla da yazılmıştır Örn Aiskhylos Sophokles Euripides Corneille Racine Goethe ve Schiller Konusunu tarih ya da söylencelerden alan kahramanları ünlü kişiler olan çarpıcı olaylar içinde insanın tutkularını uğradığı yıkılışları göstererek acıma duyguları uyandırarak kişiyi ürpertmek ereği güden koşuk biçiminde bir oyun türü Klasik tanımlamasında yüceltilmiş sözlerle yazılan yüceltilmiş bir kahramanın iyi bir durumdan kötü bir duruma düşmesiyle seyircinin korkuya ve acımaya yönelerek duygusal arınmaya gittiği oyun türü Çağdaş tanımı içinde olağan bir kişinin gerçekçi bir çevre içinde toplumsal çelişkilerini hissetmesiyle ortaya çıkan oyun türü )

( TRAGEDY )

( TRAGÉDIE )

( TRAGÖDIE | TRAUERSPIEL, TRAGÖDIE )


- HAİLE[Ar. < HĀʾİLE] ile/değil/yerine/=/||/<> HAİLE

( Çok acıklı olay Manzum biçimde yazılmış trajedi )


- HAKARET ile/değil/yerine/||/>< ELEŞTİRİ


- HAKARET ile/ve SÖZLÜ SALDIRI


- HAKARET ile/değil TESPİT


- HAKLILIK/HAKSIZLIK" ile/değil ABARTI


- HALK ŞAİRİ | ÂŞIK ile/||/<> ÂŞIK ile/||/<> HALK OZANI

( halk ozanı Halk edebiyatı terimi Saz şâiri Türk gölge oyununda ciddi tiplerden biri saz çalarak şiir okur Halk ozanlarının ezgicilerine ve öykücülerine verilen ad Halk kültürüyle kişisel yeteneğin birlikte oluşturduğu yaratılarını sazla çalıp söyleyen geleneksel ozan halk koşuğu sözlü halkbilim Halk içinde yetişen deyişlerini sazla söyleyen sözlü koşuk geleneğine bağlı ozan Bunlara saz şairi âşık da denir )


- HALK ŞAİRLİĞİ ile/||/<> SAZ ŞAİRLİĞİ

( Şair olma durumu ozanlık )


- HALKÇILIK ile/||/<> HALKÇILIK

( 1929 yılında Fransada Leon Lemonniernin öncülüğünde ortaya çıkan her şeyden önce önemsiz insanların yoksul halkın yaşayışı ve duyguları üzerinde durmak isteyen bir yazın çığırı Yirminci yüzyıl başlarında Fransız yazarlarından A Thérive ve L Lemonnier tarafından açılmış bir çığır ki romantikliğe aşırı duygululuğa hele Zola nın karamsarlıklarına sapmadan hiç bir özelliği olmıyan halk içinde sıradan bir takım tipleri anlatan sadeleştirilmiş bir gerçekçilikten ibarettir 1 Hiçbir grup ya da sınıfa ayrıcalık tanınmadan gönencin geniş halk kitlelerine yaygınlaştırılmasını öngören ilke 2 19 yüzyılda Rusyada çiftçi sınıfının hayat standardını yükseltmeye yönelik olarak A Herzen ve N Çernişevski tarafından ortaya atılmış ütopik bir sosyalizm 3 Hiçbir bireyin ailenin sınıfın ya da birliğin diğerlerinden daha üstün olmadığını kabul eden Atatürk ilkelerinden biri halkçılık )

( POPULISM )

( POPULISME )


- HAM[Fars.] ile/değil/yerine/>< HAS/S[Ar.]


- HAMASİ[Ar. < ḤAMĀSĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> HAMASİ

( Yiğitlerden ve yiğitliklerden söz eden destan şiir Dinleyenleri etkilemek ya da heyecanlandırmak için abartılı anlatım )


- HAMÎRE | BİRA MAYASI ile/||/<> BİRA MAYASI ile/||/<> MAYA

( maya Hücre biyolojisi genetik deneylerinde ve rekombinant DNA için model olarak kullanılan bir hücreli mantar 1 Bira üretimi sırasında elde edilen protein ve lizin bakımından zengin ham proteinin sindirilme derecesi yüksek bir ürün 2 Hücre biyolojisi genetik deneylerinde ve rekombinant DNA için model olarak kullanılan bir hücreli mantar Halk yazınında özel bir ezgi ile söylenen bir tür koşuk İçerdikleri enzimlerin tezgensel etkisiyle şekerleri karbondioksit ve alkole dönüştüren tek gözeli bitki organizmaları 1 Bira ve şarap mayalanmasından sonra yüzeyde kalan ya da dibe çöken maddeler Bu çöküntüler canlı ya da ölü birgözeli mantarlar ile bakterilerden ibarettir 2 Saccharomycetacae familyasına ait bir gözeli mikroskobik mantarlar Bunların içinde en önemlisi bira mayasıdır Saccharomyces cerevisiae Kapsadığı zengin proteinler ve B vitaminlerinden dolayı hem insanlar tarafından yenir hem de hayvanlara yem olur Canlı halde sahip oldukları enzimleri kurtulmuş iken de kapsadıklarından kurutulmuş bira mayası da mayalanma yapabileceği gibi besin maddesi olarak da kullanılır 3 Hamur mayası botanik kimya tarım 1 Bira ve şarap mayalanmasında kullanılan canlı ya da ölü bir hücreli mantar ve bakteriler 2 Hamur mayası 3 Canlı hâlde sahip oldukları özellikleri kurutulmuş olarak da muhafaza edildiği için kuru hâlde de kullanılan hem insanlar tarafından kullanılan hem de hayvanlara yem olarak verilen protein ve B vitamininden zengin bira mayası 1 Kendisi değişim göstermeksizin diğer bir maddede kimyasal değişikliğe neden olan madde fermantasyon yapıcı madde ferment 2 Tek hücreli tomurcuklanmayla çoğalan mantarlar Bakterilerden daha büyük elipsoit küre ya da silindir biçiminde olan mikrobiyal aktiviteyi uyararak ya da sindirim kanalı pH sını dengeleyerek sindirimi artıran tek hücreli canlılar Ekmek bira vb bazı gıdaların üretiminde kullanılan tomurcuklanmayla çoğalan tek hücreli mantar )

( YEAST | BREWERS YEAST, YEAST, BARM )

( LEVURE )

( HEFE )

( SACCHAROMYCES CEREVISIAE )


- HAMÎRE | MAYA ile/||/<> MAYA ile/||/<> MAYA[Fars. < MÂYE]

( Halk yazınında özel bir ezgi ile söylenen bir tür koşuk İçerdikleri enzimlerin tezgensel etkisiyle şekerleri karbondioksit ve alkole dönüştüren tek gözeli bitki organizmaları 1 Bira ve şarap mayalanmasından sonra yüzeyde kalan ya da dibe çöken maddeler Bu çöküntüler canlı ya da ölü birgözeli mantarlar ile bakterilerden ibarettir 2 Saccharomycetacae familyasına ait bir gözeli mikroskobik mantarlar Bunların içinde en önemlisi bira mayasıdır Saccharomyces cerevisiae Kapsadığı zengin proteinler ve B vitaminlerinden dolayı hem insanlar tarafından yenir hem de hayvanlara yem olur Canlı halde sahip oldukları enzimleri kurtulmuş iken de kapsadıklarından kurutulmuş bira mayası da mayalanma yapabileceği gibi besin maddesi olarak da kullanılır 3 Hamur mayası botanik kimya tarım 1 Bira ve şarap mayalanmasında kullanılan canlı ya da ölü bir hücreli mantar ve bakteriler 2 Hamur mayası 3 Canlı hâlde sahip oldukları özellikleri kurutulmuş olarak da muhafaza edildiği için kuru hâlde de kullanılan hem insanlar tarafından kullanılan hem de hayvanlara yem olarak verilen protein ve B vitamininden zengin bira mayası 1 Kendisi değişim göstermeksizin diğer bir maddede kimyasal değişikliğe neden olan madde fermantasyon yapıcı madde ferment 2 Tek hücreli tomurcuklanmayla çoğalan mantarlar Bakterilerden daha büyük elipsoit küre ya da silindir biçiminde olan mikrobiyal aktiviteyi uyararak ya da sindirim kanalı pH sını dengeleyerek sindirimi artıran tek hücreli canlılar Ekmek bira vb bazı gıdaların üretiminde kullanılan tomurcuklanmayla çoğalan tek hücreli mantar )

( YEAST | FERMENT, YEAST )

( LEVURE | LÉVURE | FERMENT )

( HEFE )


- HAMSE ile/||/<> BEŞLİK

( beşlik Divan edebiyatı terimi Mesnevi şekliyle yazılmış beş kitaptan ibaret takım Sinema TV Aydınlatmada kullanılan 5 kilovatlık toplayıcı ışıldak Divan çağında beş mesnevinin bir araya gelmesinden oluşan yapıta verilen ad Genceli Nizaminin hamsesi vb gibi )


- HAMSE/HAMSE[Ar. < ḪAMSE] ile/||/<> GAZEL/GAZEL[Ar. < ĠAZEL] ile/||/<> GAZELHAN/GAZELHVAN[Ar. < ĠAZEL + Fars. -ḪVĀN] ile/||/<> GAZELİYAT/GAZELİYYAT[Ar. < ĠAZELİYYĀT] ile/||/<> MESNEVİ/MESNEVİ[Ar. < MES̱NEVĪ] ile/||/<> MÜSEDDES/MUSEDDES[Ar. < MUSEDDES] ile/||/<> MÜSEMMEN/MUSEMMEN[Ar. < MUS̱EMMEN] ile/||/<> MÜSTEZAT/MUSTEZAD[Ar. < MUSTEZĀD] ile/||/<> TERCİİBENT/TERCİBEND[Ar. < TERCĪʿ + Fars. BEND] ile/||/<> TERKİBİBENT/TERKİBBEND[Ar. < TERKĪB + Fars. BEND] ile/||/<> TARDİYE/TARDİYYE[Ar. < ṬARDİYYE] ile/||/<> RONDEL/RONDEL[İng. < RONDEL]

( Divan edebiyatında beş mesnevinin bir araya gelmesinden oluşan eser )


- HAMSE[Ar. < ḪAMSE] ile/değil/yerine/=/||/<> HAMSE

( Divan edebiyatında beş mesnevinin bir araya gelmesinden oluşan eser )


- HANDBILL/CREDENTIAL[İng.] ile/değil/yerine/= PROSPECTUS[Fr.] ile/değil/yerine/= TANITMA

( Karşılaşmadan önce yumrukoyuncularının milliyetinin, köşesinin, ağırlık sınıfının adı ve soyadı ile tanıtılması. @@ Bir oyun, kitap vb. için yazılan, eleştirel nitelikler taşıyan kısa oylumlu yazı. @@ Bir araştırıcının bağlı olduğu kurumu ve araştırmanın amacını belirterek kendisini sunması, )


- HANEK[Ar. :
Damak.] değil/yerine SÖZ/KONUŞMA


- HANİ ile/ve/||/<> ASLINDA


- HAPSETMEK" ile/değil BELİRGİNLEŞTİRMEK


- HARF (KULLANIMI) ile/ve RAKAM (KULLANIMI)

( Sürekli nicelik ve süreksiz nicelik farkını karşılayabilmeye yarar. )

( Rakamların, değerlerle karışmamasını da sağlar. )

( NAKŞ ETMEK )

( Türk abecesinde en yüksek dereceye sahip olan yani en sık kullanılan yazaçlar, A, E, İ, N, R, L; üst-orta derecede olanlar, I, D, K, M; alt-orta derecede olanlar, U, Y, T, S, B, O; düşük dereceli olanlar, Ü, Ş, Z, G, Ç, H, Ğ, V, C, Ö, P, F, J'dir.

Gazete köşe yazıları ve 9 yazara ait 37 kitaptan elde edilmiş, 11 milyon karakterden oluşan 13.4 MB boyutundaki metin seti üzerinden elde edilmiş Türkçe yazaçlara ait kullanım sıklıkları aşağıdaki adreste belirtilmiştir. Türk abecesindeki yazaçların kullanım sıklıkları )

( İngilizce'de:
E T A O I N S H R D L C U M W F G Y P B V K J X Q Z

Almanca'da:
E N I S R A T D H U L G C O M W B F K Z Ü V P Ö Ä ß J Y X Q

İspanyolca'da:
E A O S R N I D L C T U M P B G V Y Q H F Z J X W K

Fransızca'da:
E S A I T N R U L O D C P M É V Q F B G H J À X Y È Ê Z W Ç Ù K Î Œ Ï Ë

Çekçe'de:
O E A N T I V L S R D K U P Í M C H Á Z Y J B Ř Ě É Č Ž Ý Š Ů G F Ú Ň W Ď Ó X Ť (Q) (časopis, 2500 besed)

Lehçe'de:
A I E O N Z W S C R Y T K D P M J U L Ł G B H Ą Ę Ó Ź Ś Ć Ń F Ż X V (Q) (časopis, 11.000 besed)

Rusça'da:
О Е А И Н Т С В Л Р К Д М П У Ы Я Г Б З Ч Й Х Ж Ш Ю Ц Щ Э Ф Ё (Solženicin, 86.000 besed)
О Е А И Н Т С Р В Л К М Д П У Ы Я Г З Б Ч Й Ж Х Ю Ш Ц Щ Э Ф Ё (časopis 25.000 besed) )

( FaRkLaR Kılavuzu'ndaki sözcüklerin yazaçlara göre kayıt oranı )


- HARF ile/ve/<> ANTROPOMORF HARF

( ... İLE/VE/<> İnsan yüzü biçiminde büyük harf. [Bu harfleri, özellikle VIII. - XI. yy.lar arasında, minyatürcüler kullanmışlardır.] )


- HARF ile/ve/<>/> HECE ile/ve/<>/> CÜZ ile/ve/<>/> TEFİLE ile/ve/<>/> VEZİN ile/ve/<>/> BAHRİ


- HARF[Ar.] ile/değil/yerine/= İMCE/İMLEÇ/YAZAÇ/TANIK/KIMSA


- HARİKA ile/ve/||/<> ŞAHİKA


- HARS | EKİN ile/||/<> EKİN

( İnsan topluluğunun yazınsal sanatsal ve tinsel ürünlerinin tümü Bir toplumun tüm yaşam tasarımı ya da geçmişten aktardığı ve yeniden biçimleyerek geleceğe taşıdığı kalıt )

( CULTURE )

( CULTURE )


- HASASET | DÜŞÜKLÜK ile/||/<> DÜŞÜKLÜK

( Düşüncede duyguda anlatımda aşağılığa bayağılığa kaçan bir yolda olma Karşıtı soyluluk basınç düşüklüğü )


- HASEBİYLE ile/değil/yerine/= NEDENİYLE


- HASEN[Ar.] ile/değil/yerine/= GÜZEL


- HAŞIR-NEŞİR ile/ve MED-CEZİR


- HAŞİV | ŞİŞİRME ile/||/<> ŞİŞİRMEK ile/||/<> ŞİŞİRME

( Bir konunun gereksiz ayrıntılarla aşırı ölçüde genişletilmesi Söz sanatı terimi Bir konuyu uydurma ayrıntılar katarak geliştirmek ŞİŞİRME Amplification ŞİŞİRME Ampoulé Dövme işleminin yandan vurularak yapılanı Tanelerin nişasta kısmının jelatinleştirilmesi için nem basınç ve ısıya maruz bırakma işlemi Yemlere ekstrüzyon işlemi uygulandığında basıncın birdenbire düşmesi nedeniyle hacmin artması gibi )

( UPSETTING | POPPING )

( AMPLIFIER | REFOULEMENT )

( STAUCHUNG )


- HASTA ile/ve/değil/||/<>/< YASTA


- HAŞV değil/yerine SÖZ

( Uzun ve yararsız, dolma/doldurma söz. DEĞİL/YERİNE ... )


- HAT(HÜSN-İ HAT) ile/||/<> HATTAT

( Arap harfleriyle güzel yazı yazma sanatı. İLE/||/<> Güzel yazı yazan sanatçı. )


- HATA ile ABES


- HATAÎ ile HATAYÎ

( Hata yapabilen/yapan. @@ Hatay'lı olan. )


- HATÂT[Ar.] ile HATÂT[Ar.] ile HATTÂT[Ar.]

( Cilt yangısından/iltihabından meydana gelen kabukların soyularak iyi olanları. İLE Bağırma, çığırma. İLE El yazısı çok güzel olan sanatkâr. Hatt[güzel yazı] sanatçısı. )


- HATAYI/SORUNU/YÜKÜ:
ÜSTLENMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KABUL ETMEK


- HATİP ile/ve/||/<> KÂTİP ile/ve/||/<> TABİP

( Konuşan. @@ Yazan. @@ Şifa veren. )

( [ne yazık ki bazıları ...]
Konuşamayan. @@ Yazamayan. @@ Şifa veremeyen. )


- HATİP ile/değil/yerine/= SÖZEN


- HATIRA | ANI ile/||/<> ANI

( Bir kimsenin görüp geçirdiği olayları durumları ve yaşantıyı saptayan yazı Toplumun yaşantılarını tarih olaylarını yansıtması bakımından çok önemlidir Biçemci bir kalemden çıkınca yazın türlerinin en çekicilerinden olur Eskiden bu tür yapıtlara hatıra defteri denirdi 1 Genel olarak Yaşantı ve bilinç içeriklerinden belleğin sakladığı izler 2 İnsanbilimde İnsana zamansaltarihsel varlığının vazgeçilmez koşulu ve varoluş boyutu olarak geçmişi kazandıran şey )

( REMEMBRANCE )

( MÉMOIRE | SOUVENIR, MÉMOIRE )

( ERINNERUNG )


- HATIRA[Ar.] ile ANI


- HATTAT'IN/"USTA"NIN YAZDIKLARININ, ...:
HEM KENDİNİN, HEM DE HERKES TARAFINDAN OKUNABİLENLERİ ile/ve/||/<> SADECE KENDİNİN OKUYABİLDİKLERİ ile/ve/||/<> NE KENDİNİN, NE DE BAŞKASININ OKUYABİLDİKLERİ


- MÜDAFAA:
HATTI ile/ve/değil/||/<>/< SATHI


- HAYAL | DÜŞLEM ile/||/<> DÜŞLEM

( Gerçeklerden koparak içte kalan dilekleri imgelem etkinlikleri ile doyurmakta kullanılan tasarımların tümü Gerçeğin ve olanağın dışında imgenin özgür işlemesiyle oluşan kimi kez alaylı yapıt Karşılığında bir gerçeklik bulunmayan görüsel tasarım )

( FANTASY | IMAGINATION | IMAGINE )

( FANTAISIE | IMAGINATION )

( EINBILDUNG, PHANTASIE | EINBILDUNGSKRAFT )

( PHANTASIA | IMAGINATIO )

( FANTASIA )

( ΦΑΝΤΑΣΊΑ / φαντασία )


- HAYAL GÜCÜ:
TEKRARLAYICI ile/ve/değil/yerine/||/<>/< YARATICI

( IMAGINATION: PRODUCTIVE instead of/vs./||/<>/> REPRODUCTIVE )


- HAYAL | İMGE ile/||/<> İMGE

( 1 Gerçekle ilişkisi olmadığı halde insanın zihninde tasarlayıp canlandırdığı şey 2 Ortada açık bir uyaran olmadan eski bir duyusalalgısal yaşantının zihinde yeniden canlanan biçimi Var olan ya da varmış gibi tasarlanan nesnelerin zihinde canlandırılışı Bir nesneyi doğrudan doğruya yeniden tanıtmaya yarayacak bir biçimde göz önüne seren şey duyu organları ile algılanmış olan bir şeyin somut ya da düşüncel kopyası Bir şeyi daha canlı ve daha duygulu bir halde anlatmak için onu başka şeylerin çizgileri ve şekilleri içinde tasarlayış İMGELEM Muhayyile Imagination İMGELEME Tahayyül Imagination )

( IMAGE )

( IMAGE )

( BILD, VORSTELLUNG )


- HAYÂL ile/değil/yerine/= DÜŞ(LEM)/SAYIK


- HAYAL ile/ve/değil TAHMİN

( [not] TO IMAGINE vs./and/but ESTIMATE/CONJECTURE )


- HAYALÎ[Ar.]/FANTASTİK[Fr. FANTASTIQUE/İng. FANTASTIC] ile/değil/yerine/= DÜŞLEMSEL


- HAYALÎ ile/değil/yerine/>< HAKİKÎ


- HAYALÎLİK ile/||/<> FANTASTİKLİK


- HAYALÎYÛN ile/ve/||/<>/>< HAKİKİYÛN


- HAYDAR KUTLU =/< NÂBİ YAĞCI


- HAYRANLIK ile/ve/<> ÖYKÜNME


- HAZ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< AZ


- HAZF/MÜHMEL/BÎ-NOKAT ile/ve/<> HAZF

( Eski yazıda, noktasız yazılan şiir ya da düzyazılar. Dîvân şiirinin, sanatsal biçimlerindendir. İLE Söylenilmesi gereksiz olan sözün, ibareden çıkarılması ve söylenilmemesi. [Aruz'da, "failâtün" cüzünün son hecesi olan "tün" hecesinin kaldırılıp "fâila" yerine "fâilün" cüzünün getirilmesidir.] )


- HAZİF, HAZF Ü TAKDİR | EKSİLTİ ile/||/<> EKSİLTİ

( Kullanılmayışları anlatımda eksikliğe yol açmayan sözcüklerin düşürülmesi Ör Bu romanı beğendiniz mi Çok Evet bu romanı çok beğendim yerine Söz sanatı terimi Cümlenin anlaşılması için zaruri olmıyan bir ya da birkaç kelimenin kaldırılması Hava soğuk mu Çok gibi ki Evet hava çok soğuktur yerine geçer EKSİLTİLİ Elliptique Anlaşılması için zarurî olmıyan bir ya da birkaç kelimenin bir sözden kaldırılması EKŞİLTİLİ Elliptique eksilti )

( ELLIPSE )


- HAZIR ALMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÜRETMEK/YAPMAK

( [not] TO BUY A READY PRODUCT vs./and/but/||/<>/< TO PRODUCE/MAKE
TO PRODUCE/MAKE instead of TO BUY A READY PRODUCT )


- HAZIRLAMA ile/||/<> HAZIRLAMAK

( Bir eserin iyi anlaşılması için yazılan uzun giriş anıklamak kurmak )

( PROLÉGOMÈNES )


- HAZIRLIKSIZ ... ile/değil/yerine/>< HAZIRLIKLI ...


- HECCAV[Ar.] değil/yerine YERGİCİ


- HECE:
KAPALI/UZUN ile/ve/<> AÇIK/KISA ile/ve/<> UZATILMIŞ

( 1 harekeli, 1 sakin harf. İLE/VE/<> Harekeli harf. + 1 harf. )

( Son sadâ/hece, kısa kalamaz. )

( Sakin bitmeyen hiçbir hece, uzun hece olamaz! )

( LATİN'DE (KAPALI)
[ İz. İLE Biz. İLE Bâ. ]
[ Sesli > sessiz. İLE Sessiz > sesli > sessiz. İLE Sessiz > uzun sesli. ]
[ 1 harekeli, 1 sakin ] )

( Bir kere bakıp gülse, ölürüm, konuşamam.
[ Hafif-sakîl-veted-i mecmû ] gülse, ölürüm, konuşamam. )

( DAİRE [1]
[ 1 açık/kısa, 3 uzun heceden oluşan. ]
[ Veted-i mecmû, 2 sebeb-i hafiften oluşan. ] )


- HECE:
VURGULU ile/ve/||/<> VURGUSUZ


- HECE ile/||/<> HECE[Ar. < HİCÂʾ]

( Divan edebiyatı terimi Hicvin başka bir adı Bir solukta çıkarılan ses ya da ses birliği Ah oh bak üst alt kalk dört oda oda üzüm üzüm araba araba kelebek kelebek kanatlarını kanatlarını vb Kelimeyi meydana getiren boğumlardan her biri ki en az bir açınıktan ve bazen bir açınıkla birlikte bir arada söylenebilen birkaç abanıktan ibarettir Hecede yer alan açınığa ya da bazı dillerde kimi vakit selenliye HECE ÖZEĞİ ya da DORUĞU bazen de HECELİKLİ SESLİK Centre ou sommet de la syllabe Phonème syllabant denir AÇIK HECE Syllabe ouverte sonu agınık KAPALI HECE Syllabe fermée de sonu abanık olan hecedir Bir nefes hamlesi içinde çıkan tek bir ses ya da ses grubundan oluşan yalnız başına kelime olabilen ya da kelime oluşumunda görev alabilen ses birliği Türkçenin kök kelimeleri genellikle tek hecelidir O teklik 3 şahıs zamiri üz üzmek al almak bu şu yüz yüzmek süz süzmek alp alp yiğit art ant kurt yurt sarp tar yapı tartı vb Azerbaycan Türkçesi heca Türkmen Türkçesi bogun Gagauz Türkçesi kısım Özbek Türkçesi boğin Uygur Türkçesi boğum Tatar Türkçesi icek Başkurt Türkçesi ijek buwun Krç Malk bölüm Nogay Türkçesi buwın Kazak Türkçesi buwın Kırgız Türkçesi muun Alt üye Hakas Türkçesi uya Tuva Türkçesi slog Türkçesi kezek pölük Rusça slog )

( SYLLABLE )

( SYLLABE )

( SILBE )


- HECE ve/||/=/<> SADÂ


- HECEZ ile/ve/||/<> REMEL ile/ve/||/<> RECEZ

( . _ _ _ ile/ve/||/<> _. _ _ ile/ve/||/<> _ _ . _ )

( ME-FA-İ-LÜN ile/ve/||/<> FA-İ-LA-TÜN ile/ve/||/<> MÜS-TEF-İ-LÜN )


- HEM DE AYNI ZAMANDA" değil HEM DE YA DA AYNI ZAMANDA


- HEMEN ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SICAĞI SICAĞINA


- HEMEN/HIZLICA UNUT!:
YAPTIĞIN İYİLİĞİ ve/||/<>/< SANA YAPILAN KÖTÜLÜĞÜ


- HER BİR KİŞİ, DÜŞÜNCENİN, DİLİN, SÖZCÜĞÜN VE HER ÖNEMLİ DEĞERİN:
TEMSİLCİSİ ve/||/<>/> BEKÇİSİ


- HER İKİ" ... DA ... değil BU/ŞU İKİ ... DA


- HER İKİ" DİSİPLİN/SİSTEM DE ... değil İKİ DİSİPLİN/SİSTEM DE ...


- HER İSTEDİĞİNİ SÖYLEMEK/SÖYLEYEN" ile/ve/||/<> İSTEMEDİKLERİNİ DUYURUR/DUYAR


- HERHALDE["HERALDE" değil!] ile/değil/yerine SANIRIM


- HERŞEYİ YAZMAK ile/ve/değil/yerine YAZILABİLDİĞİ KADAR/INI YAZMAK


- HEY ... ile EY ...


- HEYECAN | COŞKU ile/||/<> COŞKU

( Salgı bezleri ve devimsel etkinliklerle kendine özgü ilişkileri bulunan iç ya da dış uyaranların kamçıladığı güçlü duygu durumu Bir duygunun herhangi bir etkiyle uyanışı sanatsal coşku entheos Tanrıyla dolu olma 1 Bir düşünceyle doğruyla güzelle dolu olup yücelme ruhun kendini aşıp yükselmesi 2 İnsanın Tanrıyla dolu olması durumu )

( EMOTION | ENTHUSIASM | PASSION )

( ENTHUSIASME | PASSION )

( ENTHUSIASMUS | LEIDENSCHAFT )

( PASSIO )

( EMOZIONE )

( ΣΥΓΚΊΝΗΣΗ / συγκίνηση )


- HEZEL[Ar. < HEZL] ile MİZÂH[Ar.]

( Çevresindekileri neşelendirmek amacıyla yazılan ya da söylenilen söz. | Bir şiiri ya da şiir parçasını şakalı bir anlatıma çevirme. İLE Eğlendirme, güldürme ve birinin davranışına, incitmeden takılma amacını güden ince alay. | Gerçeğin güldürücü yanlarını ortaya koyan yazın türü. )


- HEZL[Ar. < HEZL] ile/değil/yerine/=/||/<> HEZEL

( Karşısındakini neşelendirmek amacıyla yazılan ya da söylenen söz Bir şiiri ya da şiir parçasını şakalı bir anlatıma çevirme )


- HEZLİYYAT[Ar. < HEZLİYYĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> HEZLİYAT

( Hezel türünde yazılmış şiirler )


- HİÇ ABARTISIZ" değil ABARTISIZ/MÜBALAĞASIZ


- HİCİV/HİCV[Ar. < (aslı) HECV]/SATİR ile/değil/yerine/= YERGİ/TAŞLAMA[Ar. TÂRÎZ]

( Birini, bir toplumu, bir düşünceyi, bir nesneyi ya da bir göreneği yermek için yazılmış yazı/şiir ya da söylenmiş söz. İLE "Taşlamak." | Sert madenleri aşındırıcı bir taşla parlatma ve yerine uymasını sağlama. | Alaylı halk şiiri. | Kapalı bir biçimde, dolaylı olarak söz söyleme, târîz. | Hakâret. )

( Terbiyesize, terbiyesizliğini, terbiyesizlik yapmadan ve onun seviyesine inmeden söylemek/yazmak. )


- HİCİV, HİCVİYE, HİCA | YERGİ ile/||/<> YERGİ ile/||/<> TAŞLAMA

( Bir kişiyi toplumu bir nesneyi yeri inancı gidişi ve bunların eksik biçimsiz yanlarını ele alarak acı alaycı bir dille anlatan koşuk türü taşlama Ör Bir hazakatzedeyim midemi tıp tepti benim Kırk katır tepse yıkılmazdı bu nazik bedenim Kapladı her yanımı sancı elem ağrı bere Bir mezar oldu cihan sanki etıbba haşere Neyzen Tevfik Birinin ya da bir şeyin kusurlu taraflarını acı batıcı ve alaycı bir dille anlatan yazı YERGİLİ Satirique YERGİ SÖYLEVİ Invective Bir kişiyi bir yeri bir şeyi vb kusurlu yanlarını acr alaycı bir dille yeren halk koşuk türü Halk edebiyatı terimi Yergi hicviye Taşlamaya yergiye yönelen ve insanlarla çevrelerinin kusurlu yönlerini ele alan kısa güldürü Aşındıraçlı yüzeylere sürterek metal yüzeyleri mekanik olarak temizleme işlemi Taşlamalar söyleyen ozan taşlama )

( SATIRE )


- HİCİV ŞİİRİ, HİCVİYE | TAŞLAMA ile/||/<> TAŞLAMA

( Bir kişiyi bir yeri bir şeyi vb kusurlu yanlarını acr alaycı bir dille yeren halk koşuk türü Halk edebiyatı terimi Yergi hicviye Taşlamaya yergiye yönelen ve insanlarla çevrelerinin kusurlu yönlerini ele alan kısa güldürü Aşındıraçlı yüzeylere sürterek metal yüzeyleri mekanik olarak temizleme işlemi Taşlamalar söyleyen ozan taşlama )

( SATIRE | GRINDING )

( SATIRE | ÉBAUVURAGE, ÉMOULAGE )

( SATIRE, SPOTTSPIEL | SCHLEIFEN )

( SATURA )

( SATIRA )

( ΣΆΤΙΡΑ / σάτιρα )


- HİCİV ile MİZAH


- HİÇKİMSEYLE KONUŞ(A)MAYACAĞIN/PAYLAŞ(A)MAYACAĞIN DÜŞÜNCELER/SÖZLER[KONULAR, OLAYLAR, OLGULAR, KAVRAMLAR] ile/ve/<> KENDİNİN (BİLE) DÜŞÜNMEK İSTEMEYECEĞİN DÜŞÜNCELER/SÖZLER[KONULAR, OLAYLAR, OLGULAR, KAVRAMLAR]


- HİCV[Ar.] ile ZEMM[Ar.]


- HİKÂYE ETMEK ile/değil/yerine/= ÖYKÜLEMEK


- HİKÂYE MUHARRİRİ, HİKAYECİ | HİKAYECİ | ÖYKÜCÜ ile/||/<> ÖYKÜCÜ

( Praecurrer Anlatan Ortaçağda oyun sırasında konuyu az da olsa anlatan başta sonda ya da ortadaki özetlemeler yorumlarla oyunun ayrı bölümlerini birbirine bağlayan oyuncuya verilen ad Modern tiyatroda bu öykücüler çok kullanılır Örn Thorten Wilder Our Town Bizim Şehir Öykü yazarı 1Öykü yazan ya da yaratan 2Öykü anlatan ya da canlandıran )

( NARRATOR | STORY-TELLER )

( NARRATEUR | NOUVELLISTE | NARRATEUR, CONTEUR PUBLIC )

( ERZAEHLER | ERZÄHLER, GESCHICHTSSCHREIBER )

( PRAECURRER )


- HİKÂYE ile/||/<> BOY ile/||/<> ÇIKIŞ ÖZETİ


- HİKAYE[Ar. < ḤİKĀYE] ile/değil/yerine/=/||/<> HİKÂYE

( hikâye birleşik zamanı uzun hikâye hayat hikâyesi yılan hikâyesi Bir olayın sözlü ya da yazılı olarak anlatılması boy III Aslı olmayan söz olay Gerçek ya da tasarlanmış olayları anlatan düzyazı türü öykü Hastanın rahatsızlığı ile ilgili geçmişi Hastanın hastanede yatışı sırasında yapılan muayene ve inceleme bulguları ile tedavi ve hastalığın seyrini gösteren özet bilgi çıkış özeti epikriz )


- HİKÂYE ile/||/<> KISSA


- HİKÂYE[Ar.] ile/değil/yerine/= ÖYKÜ


- HİKÂYECİLİK ile/||/<> ÖYKÜCÜLÜK


- HİLAT[Ar.] ile/değil/||/<>/> HİLAT-İ BEYZÂ[Ar.] ile/değil/||/<>/> HİLAT-İ FÂHİRE ile/değil/||/<>/> HİLAT-BAHÂ[Fars. :DEĞER.]/ ile/değil/||/<>/> HİLAT-DÛZ[Fars. :DİKEN.]

( Sultanlar ve vezirler tarafından, birine iltifat ya da ödül olarak giydirilen, işlemeli ve değerli kaftan. @@ Şey­hü­lislâmla­ra giy­di­ri­len be­yaz kaf­tan. @@ Çok değerli kaftan. @@ Konumu hilat giydirilecek kadar yüksek olmayanlara armağan olarak verilen hilat parası. | Osmanlı'da yeni devşirilen acemi oğlanlarının devşirildiği yerden kendine giydirilecek giysi karşılığı olarak alınan para["Kul akçesi"]. @@ Zihî hayyât-ı hilat-dûz-i bâzâr-ı hakāyık kim / Kadd-i manâyı etmiş câme-i terkîb ile ber-pâ [Nâbî] )


- HİRFET ile/||/<> HAKKAK

( Osmanlı'da, kunduracılık, duvarcılık, demircilik, marangozluk, dokumacılık gibi küçük el sanatlarına verilen ad. İLE/||/<> Tahta, taş ya da maden üzerine yazı ya da biçim kazıyan sanatçı. )


- HİSSETMEK ile/değil ÇAĞRIŞIM


- HİSSETMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< DEĞERLENDİRMEK


- HİSSETTİRİYOR ile/ve/değil/||/<>/< YANSITIYOR


- HİSSİYAT ile/ve HADSİYAT


- HİTÂB/EN ile/değil İTHÂF/EN


- HİTAP ile/ve "ÇAĞRI"


- HİTÂR[Ar.] ile HİTR[Ar.]

( Saçma söz, herze. İLE Anlamsız/yararsız söz, yalan, kıtır. )


- HİYEROGLİF ve ÖZET

( Nasıl, iyi bir ilkokul öğretmeni, dersini daha açık duruma getirmek için tebeşiri eline alıyorsa mağaralarda yaşayanlar da konuşmalarının arasına, açıklayıcı küçük resimler koyuyordu. Sözgelimi, "bir karga uçup bir ağacın tepesine kondu" demek istediğinde, önce kuşun ötüşünü taklit ediyor, uçuşu "frrr!" frrr!" ile dile getiriyor, sonra bir odun parçası alarak bir ağaç ile ağacın üzerinde bir kuş çiziyordu. )

( BROSSES )


- HIZLANMAK" ile/değil/yerine/>< YAVAŞLAMAK

( Yavaşlatır. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< "Hızlandırır." )


- HIZLI OKUMA ile/değil ANLAYARAK HIZLI OKUMA


- HIZLI YAZMA/YAZIM ("GEREKSİNİMİ") ve/değil/ne yazık ki/||/<>/< "HIZLI GÖNDERME GEREKLİLİĞİ" YANILGISI

( Hızlı yazabiliriz. [gereksinim değildir!] Fakat her zaman hataları denetleyebilir ve düzeltebiliriz. Sorun, hızlı yazmakta değil hızlı gönderme yanılsamasında ve ne yazık ki davranış sorumsuzluğu, okuyuculara kayıtsızlık, "kendi rahatını tüm olası okuyuculara dayatma" vb. olarak açıklanabilir. )


- HİZMET ve EDEB


- HOKKA ile/ve/||/<> DİVİT

( İçine mürekkep konulan metal, cam ya da topraktan küçük kap. | İçine tükürülen kap. İLE/VE/||/<> Hokkadaki mürekkebe batırılarak yazı yazmaya yarayan ve değişik ucları olan bir kalem türü. )


- HOMEROS ile/ve/||/<> HESIODOS

( )