"ÖZELLİKLER (GÖREVLERDE / ""YETKİLERDE"")... (ON TASKS/""AUTHORS"")"

- ŞEHİT ile/ve/||/<>/< GAZİ

( Nurlu. İLE/VE/||/<>/< Onurlu. )
( Toplum ve hizmet için canından vazgeçen. İLE/VE/||/<>/< Toplum ve hizmet için yola çıkan. )

- ŞEHREMİNİ ile ŞEHREMÂNETİ

( Belediye başkanı. İLE Belediye, yerel yönetim. | Belediyeciliğin, ilk biçimi. )

- ŞEHRÎ/ŞEHRİYYE[Ar.] ile ŞEHRÎ[Ar.]

( Aylık, ayla ilgili. İLE Şehirli. | İstanbul'lu, İstanbul'da doğup büyüme. | İnce, kibar. )

- ŞEHZÂDE[Fars.] ile/ne yazık ki/||/<> ŞEYHZÂDE

( Sultan çocuğu. [eril] İLE Şeyh çocuğu. )

- ŞEİME/ŞEYİME değil ŞEHÎME

- SEKTER[Fr. SECTAIRE] değil/yerine/= HOŞGÖRÜSÜZ

- SELÂM ve/> İKRAM ve/> KELÂM

- SELEF ile/ve/değil/yerine/||/<> MUHALEFET

- SELEKTÖR[Fr., İng.] değil/yerine/= SEÇİCİ

( Tahılı, yabancı maddelerden ayırmak için kullanılan aygıt. | Araba farlarının, uzun ya da kısa uzaklıkta yanmasını sağlayan aygıt. )

- SELENİN:
KESİLMESİ
ile/değil KISILMASI


- SELÎS[Ar.] ile SELÎS[Ar. < SELÂSET]

( SELÎS-ÜL-BEVL: Sidiğin sürekli akıntısı. | Sidiğini tutamayan. )

- SELVİ BOYLU değil SERVİ BOYLU

- SEMÂ[Ar.] ile/ve/||/<>/> SEDÂ[Ar.]

- ŞEMAL" değil ŞEMAİL

- SEMPATİ[İng.] ile EMPATİ ile APATİ ile ANTİPATİ ile TELEPATİ

( Duygudaşlık, yakınlık, sıcakkanlılık. İLE Duyumsama, kendini ötekinin yerine koyma çabası. İLE [hiçbir şey] Duyumsamama, duyumsuzluk, kayıtsızlık. | Sürekli cansızlık, gevşeklik. İLE Karşıduyum, soğukluk. İLE Uzaduyum. | Zihinsel, uzaktan [işaretsiz, yazısız, sözsüz] iletişim kurma (becerisi). )
( PATHOS[Yun.]: Duyum/samak, his/setmek. )

- SEMPATİK/SYMPATHETIC[İng.] değil/yerine/= SEMPATİK (SİNİR BİLİMİ) | SEVİMLİ, CANA YAKIN

- SEMPATİK ile/değil/yerine/<> YAKIŞIKLI/GÜZEL

- SEMPATİZAN[Fr.] değil/yerine/= DUYGUDAŞ

- SEN DE Mİ BRÜTÜS? değil SEN DE Mİ OĞLUM?

- ŞEN-ŞAKRAK (BİRİ)


- SEN ve/||/<>/> BEN

( Sar! VE/||/<>/> Hoş olurum. )

- SENDEN/BENDEN FARKLI DÜŞÜNEN(E TAHAMMÜL) ile SENDEN/BENDEN FARKLI İNANAN(A TAHAMMÜL)

- SENDEN "KONUŞUYORDUK/KONUŞUYORUZ" değil SENDEN SÖZ EDİYORDUK/BAHSEDİYORDUK (/EDİYORUZ/BAHSEDİYORUZ)

- SENİ, SENDEN EDEN ile/değil/yerine SENİ, SEN EDEN

- SENİ SEVİYORUM (DEMEK/DİYEMEMEK) ile/ve/değil/yerine SEVDİĞİNİ GÖSTERMEK/YANSITMAK/YAŞATMAK

- (SENİN) DEDİĞİN (GİBİ) OLSUN (DİYE) ile/ve/değil/yerine/||/<>/< GÖNLÜN OLSUN (DİYE)

- SENİN, İÇİN FESAT değil/yerine ÖKÜZ ALTINDA, BUZAĞI ARAMAMAK GEREK

- SENSİZ ile/ve/||/<> SONSUZ

- SENYÖR[Fr. < Lat.] ile MONSENYÖR[Fr. < Lat.]

( Ortaçağ Avrupa'da, toprağı olan derebeyi. | Fransa'da bir ayrıcalıklılık sanı. İLE Hristiyan prenslerine verilen san. | Yüksek aşamalı din adamlarına verilen san. )

- SENYÖR ile/||/<> SÜZEREN

( Ortaçağ Avrupa'sında toprağı olan derebeyi İLE/VE/||/<> Toplumun, koruması altına girdiği kişilere verilen ad. )

- MİKROPLU/SEPTİK[İng. < SEPTIC] ile/değil KUŞKUCU/SKEPTİK[İng. < SCEPTIC]["SPEKTİK" değil!]

- SER[Fars.] ile/ve/||/<> CAN[Fars.]

- SERBEST FIRKA ile/||/<> SENED-İ İTTİFAK

( 1930'da kurulan Türkiye'nin ilk partilerinden biri. İLE/||/<> 1808'de Osmanlı hükümeti ile büyük toprak sahipleri arasında imzalanan antlaşma. )

- SER-BEST ile/ve SER-ÂZÂD

( Başı[ser] bağlı[best], sorumluluğunu alan/üstlenen, bağlamını ve çevresini dikkate alan. | Engelsiz. | "Başıboş, kayıtsız." | "İstediği gibi hareket eden." | "Sıkılmayan." İLE/VE Serbest, hür, başıboş. | Rahat, dertsiz. )

- SER-BEST[Ar.] ile/ve SER-BESTE[Ar.]

( Başıboş, kayıtsız. | İstediği gibi hareket eden. | Sıkılmayan. | Engelsiz. İLE/VE Başı bağlı. | Başı toplu, aklını başına toplamış. | Örtülü, gizli, kapalı. )

- SER-BEST ile/ve/> SER-MEST

- SERBEST(İ) değil/yerine/= ÖZGÜR/LÜK

- SERBEST/LİK değil/yerine/= ERKİN/LİK

- SERD[Ar.] ile SERD[Ar.] ile SERD[Fars.]

( Sözü, düzgün ve uygun söyleme. İLE Doğrama, doğranma. İLE Soğuk. | Sert, haşin, çirkin. | Sert, kaba, hoyrat. )

- SERDAR ile/||/<> SERDAR-I EKREM

( Başkomutan, başbuğ. İLE/||/<> Osmanlı'da, Sadrazam'ın sefer sırasında kendi yetkilerinin yanında Sultan'a ait olan yetkileri de kullanmasından dolayı aldığı san. )

- ONUR = ŞEREF[Ar.] = HONOUR[İng.] = HONNEUR[Fr.] = EHRE[Alm.] = ONORE[İt.] = HONOR[İsp.]

- ŞEREF ve/||/<> ŞEREFYÂB[Ar., Fars.]

( ... VE/||/<> Şeref kazanan kişi. )

- ŞERGİL değil/yerine/= ASKINTI, BAŞ BELÂSI

- SERHOŞ değil SARHOŞ

- ŞERÎF ile/ve/||/<>/> EŞREF

( Tüm canlılar. İLE/VE/||/<>/> İnsan. )

- ŞERÎF[Ar.] ile ŞERİF[İng. SHERIFF]

( Kutsal, şerefli. | Temiz. | Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'in soyundan olan kişi. İLE Büyük Britanya'da, kendi bölgesi içinde kralı temsil eden, yasalara saygı gösterilmesini sağlamakla görevli yönetici. | Amerika Birleşik Devletleri'nde, seçimle iş başına gelen, tüzel yetkisi sınırlı olan yönetici. )

- ŞERİK[Ar.] değil/yerine/= ORTAK

- SERKEŞ[Fars.] değil/yerine/= KAFA TUTAN, BAŞKALDIRAN

- SERMÜRETTİP değil/yerine/= BAŞDİZGİCİ

- SERSEM/HIRTAPOZ ile ŞAVALAK

( ... İLE Aptal, alık, budala. )

- SERSERİ ile BER-DÛŞ[Fars.]

( ... İLE Omuz üzerinde, omuzda. [HÂNE BER-DÛŞ: Evi omuzunda] )

- SERSERİ[Fars.] ile/ve/||/<> HERCÂÎ[Fars.]

( Başı boş.[baş başa][kendi kendine] İLE/VE/||/<> İsteğinde kararlı olmayan ya da konudan konuya geçiveren. | Aşkta, değişken, vefâsız. )

- SERSERİ ile HIRSIZ/UĞRU

- SER-SER-Î ile/>/değil/yerine SER-BEST

( Başıboş. Kendi kendine/kendiyle. İLE/>/DEĞİL/YERİNE Başıboş, kayıtsız. | İstediği gibi hareket eden. | Sıkılmayan. | Engelsiz. )

- SERSERİ[Fars.]
ile/değil/yerine/></<>
SERBEST[Fars.] ile/ve/||/<>/> SERMEST[Fars.]

( Çırak. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< | Kalfa. İLE/VE/||/<>/> Usta. )
( Başı boş.[baş başa/başı başında/başına buyruk][kendi kendine] İLE/DEĞİL/YERİNE/>< | Başı bağlı/düğümlü, sorumluluk almış olan.[boş değil!] İLE/VE/||/<>/> Başı hoş, yetkin, deneyimli. | )

- SERSERİ/LİK ile AYLAK/LIK

- SERT (OLMAK) ile/değil/yerine DİSİPLİNLİ (OLMAK)

- SERT ile HAŞİN[Ar.]

( ... İLE Sert, kırıcı, gönül kırıcı olan. )

- SERT ile/değil/yerine MERT

- SER-TÂB[Fars.] ile SERTÂB[Fars.]

( İnatçı. İLE Cildin tamamlayıcısı olarak yapılan ve kitabın üst bölümünü örten miklab'ın açıkta duran üst bölümü. )

- SER-TABBÂH ile ...

( AŞÇI BAŞI )

- SERVER[Fars.] ile SERVER[İng.]

( Baş. İLE Sunucu. )

- SES DUVARINI GEÇEN İLK UÇAK VE PİLOT

( BELL XI - CHUCK YEAGER [1947] )

- SES-SEDÂ (ÇIKMIYOR)

- SESSİZ ADÂLET ile/ve SESLİ ADÂLET

( Para. İLE/VE Yöneticiler. )

- SESSİZ-SEDÂSIZ (GİTMEK/GELMEK)

- SESSİZ/CE ile/ve/||/<>/> SİNSİ/CE

- SESSİZ/LİK ile/ve DİNGİN/LİK

- SESSİZLİK ile/ve/<> SİZSİZLİK

- SESSİZLİK ile/ve YALNIZLIK

( Bazıları için ve/ya da bazı dönemler, sessizlik en büyük ses, yalnızlık en içten dosttur. )

- SEVDÂ ve/||/<> AYRILIK

( Ayrılık da sevdânın içinde/parçası. / Ayrılık, sevdâya dahil. )

- SEVDİĞİMİZ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SEVEBİLECEĞİMİZ

- SEVDİĞİN ile/değil/yerine GÜVENDİĞİN

- SEVDİKLERİNİZE VERİN!:
KANAT/LAR
ve/||/<> KÖK/LER ve/||/<> NEDEN/LER

( Uçmaları için. VE/||/<> Geri dönebilmeleri için. VE/||/<> Yanınızda kalmaları için. )

- SEVECENLİK = ŞEFKÂT = COMPASSION[İng.] = MISÉRICORDE[Fr.] = BARMHERZIGKEIT, MITGEFÜHL[Alm.] = MISERICORDIA[Lat.]

- SEVEN/SÖVEN ||/>< ÖVEN

( (Fazla) Sövmek ile övmek arasında fark yoktur. )

- SEVENE ile/ve/||/<> SEVMEYENE

( Hay hay. İLE/VE/||/<> Bay bay[İng. < bye bye] )

- SEVGİ:/=/<
"ANTLAŞMAK"
değil/yerine NEDENSİZ DE

( Sevgi, antlaşmak değildir,
Nedensiz de sevilir.
Bazen küçük bir an için
Ömür bile verilir. )

- SEVGİ:
SÖZ/SES
ve/||/<> GÖZ ve/||/<> ÖZ

( Sevgi, gözden alınır, gözden verilir.
Sonra da, özden ve özden yaşanır. )
( Kaynağı sende olanı, başkasından bekleme! )

- SEVGİ ve/<> BENZETME

( Kişi, sevdiğine benzer (ve/ya da benzetir). )

- SEVGİ ile/ve/değil/||/<> BİR BAŞKASINDA, KENDİ

- SEVGİ ile/ve/<> GÜZELLİK

( Sevdiğinden dolayı güzel bulmak, güzel olduğundan dolayı sevmek. )

- SEVGİ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< İLGİ

- SEVGİ ile/ve/<> SEVİ/ŞEFKÂT

( İstenç/irâde dışı. İLE/VE/<> İstençli/irâdeli. )
( Şefkatli ol! Bil ki, karşılaştığın herkes, kolay olmayan bir yaşam mücadelesi veriyor. )
( ŞEFKAT: İmbikten geçirilmiş aşk. )
( ... İLE/VE/<> Kişiyi, içeriden, kurtuluşa erdiren. )
( Sadece şefkat, iyileştiricidir. Çünkü, kişinin içindeki tüm hastalıklar, sevginin eksikliğinden kaynaklanmaktadır. )
( Without will. VS./AND/<> Strong-willed. )

- SEVGİ ve/||/<> SÜCÛD

- SEVGİ:
PLATON'U
ile/ve/daha çok/||/<>/< HAKİKATİ

( "Platon'u severim fakat hakikati daha çok severim." - Aristoteles )

- SEVGİDE:
"İSPAT"
değil İKNÂ

- SEVGİLİ ile/ve ÂŞIK

( Sultan. İLE/VE Kul. )
( Âşıksan, o da sana âşık olur. [Âşık-mâşuk ayrımı/farkı da kalmaz.] )
( Sevgili ile başbaşa olana, ağyâr gerekmez. )
( Birbirinin güneşinde ısınırlar. İLE/VE Yanarlar. )
( DAVUD: Sevgili. )

- SEVGİLİ ve/değil GÖLGE

- SEVGİLİ ile METRES


- SEVGİLİNİN:
SÖZLERİ
ile/ve/değil/yerine/||/<> GÖZLERİ

( Dürüstlüğün göstergesi. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Samimiyetin belirtisi. )

- SEVGİLİNİN/MÂŞUK'UN YANAĞI ile/ve ÂŞIĞIN YANAĞI

( Pembe ve/ya da kırmızıya yakındır. İLE/VE Sarıdır. )

- [ne yazık ki]
SEVGİSİZ/LİK
ile/ve/||/<> İLETİŞİMSİZ/LİK ile/ve/||/<> İLGİSİZ/LİK

( [kişileri] Geçimsiz yapar. İLE/VE/||/<> Birbirine düşman eder. İLE/VE/||/<> Güzellikleri yok eder. )
( [ne yazık ki] Bireyleri sevemeyenler, "insanlık" kavramına sığınır... )

- SEVİLEN ve SEVİLENİN ARKADAŞLARI/ÇEVRESİ ve SEVİLENİ SEVENLERİ SEVMEK

- SEVİLME İSTEĞİ/BEKLENTİSİ ile/ve/değil/yerine/||/<> SEVMEK

( Hiçbir zaman doymazsın. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<> Ancak, sevdikçe doyarsın. )

- SEVİLMEK ile/ve/değil/<> ANLAŞILMAK

- SEVİMLİ ile/ve GÖSTERİŞLİ

( Ördek. İLE/VE Kuğu. )

- SEVİNCE ile/ve/||/<>/> SEVİNCE[< SEVİNÇ'E]

( Sevdiğimizde. İLE/VE/||/<>/> Sevinçli olmaya/olma durumuna. )

- SEVİYE[Ar.] değil/yerine/= DÜZEY

- SEVİYELİ/LİK / SEVİYESİZ/LİK ile/ve/||/<>/> SEVİYESİ


- SEVK ile/ve/>/değil/yerine İDRAK

- ŞEVKET[Ar.] değil/yerine/= BÜYÜKLÜK, ULULUK, YÜCELİK

- ŞEVKÎ[Ar.] ile ŞEVKÎ[Ar.]

( Dikenle ilgili. İLE Şevkle, neşe ile ilgili. )

- SEVMEK ile/ve/+/||/<>/>/< (DAHA ÇOK) SEVMEYİ İSTEMEK/YEĞLEMEK

- SEVMEK ve/||/<>/> SEVDİRMEK ve/||/<>/> SEVİNDİRMEK

- SEVMEK ve/||/<>/>/< SEVİLMEK

( Bir şey. VE/||/<>/>/< Çok şey. )
( Cesaret verir. VE/||/<>/>/< Güç verir. )
( Kimseye, kendinizi sevdirmeye kalkmayın! Yapılması gereken tek şey, kendinizi sevilmeye bırakmaktır. )

- SEVMEZ ve GİTMEZ

( Her gelen. VE Hiçbir seven. )

- SEWER vs. SEWER

- ŞEYH ile/ve/= SAMED'ÜL KAVM

- ŞEYH ile/ve ŞEYHÛHET


- ŞEYH-ÜL İSLÂM ile/||/<>/> DİYÂNET İŞLERİ BAŞKANI

( Osmanlı Devleti'nde kabinede din işlerine bakmakla birlikte, dünya işlerini de din bakımından yürüten üye. İLE/||/<>/> ... )

- ŞEYHÜLİSLÂM (OLABİLMEK)

( En az 35 yıl hizmet ve ilmî çalışma gerektirir. )
( Medreseyi tamamladıktan sonra...
Kasabada/Şehirde Kadı Yardımcılığı > Küçük Şehir Kadılığı > Büyük Şehir Kadılığı > Üsküdar Kadılığı > Eyüp Sultan Kadılığı > Galata Kadılığı > İstanbul Kadılığı görevlerinden sonra Rumeli Kazaskeri olunur ve en son Anadolu Kazaskeri olduktan sonra ancak Şeyhülislâm olunurdu. )
( İlk Şeyhülislâm, Celâlzade Hızır Bey'dir. [Fatih Sultan Mehmet döneminde] )
( En uzun süre Şeyhülislâm'lık görevi yürütenler: Ebû Suud [29 yıl], Molla Fenârî [24 yıl], Zembilli Ali Efendi [23 yıl], Yahya Efendi [18,5 yıl]. )
( 131 Şeyhülislâm'ın 21'i şairdi. Ancak beşinin Divân'ı elimizdedir. )
( Bu makam, Kanuni Sultan Süleyman zamanında, saltanattan sonra gelen yer olarak sayılmıştır. )
( [HİZMET-İ/MAKAM-I/MANSIB-I/MESNED-İ İFTÂ'] )

- ŞEY'İN/BİLGİNİN/(B)İLİMİN/KİŞİNİN:
KENDİ
ile/ve ZAMANI, MEKÂNI ve KOŞULLARI

( Kavram. İLE/VE Matematik geometri, aritmetik. [Hareketi de katarsak bilim olur.] )

- SEYİRCİ[Ar.] yerine İZLEYİCİ, DİNLEYİCİ

- SEYREKLEŞME ile/değil SEYRELME

( Özellikle saçlar için... )

- SEYYAH[Ar.]/TURİST[İng.] değil/yerine/= GEZGİN

- SEYYAH ile/ve/||/<> SEYYAR

- SEYYÂR[Ar. < SEYR] değil/yerine/= GEZGİN/GEZİCİ

( Belirli bir yeri olmayan. | Kolay taşınabilen, katlanarak taşınabilir olan. )

- SEYYİD ile ...

( EFENDİ, BEY; AĞA; İLERİ GELEN, BAŞ, BAŞKAN | HZ. MUHAMMED'İN TORUNU HZ. HASAN'IN SOYUNDAN OLAN KİMSE )

- SEYYİD[Ar.] ile MÂLİK[Ar.]


- SEYYİD(LİK) ile EFENDİ(LİK)

- SEZGİSEL ile/ve/<> İMGESEL

- ŞİÂR[Ar. < ŞA'R] ile ŞİÂR[Ar. çoğ. ŞAÂYİR] ile -ŞİÂR[Ar.]

( Kıllar. İLE İşaret, iz, alâmet. | Ayırıcı işâret, ayırdedici âdet. | Hacı olmak için Mekke'de yapılann tören/ler. İLE "İyi, üstünlük veren işâret, âdet" anlamlarında gelerek birleşik sözcükler meydana getirir.[MERHAMET-ŞİÂR: Merhametli. | ŞÖHRET-ŞİÂR: Ünlü.] )

- ŞİBA'[Ar.] ile ŞİBÂ'[Ar. < ŞEB'ÂN]

( Doyma, tokluk. İLE Toklar, karnı doymuşlar. )

- SIÇAN ile SIÇAN

( Fare türü. İLE Dışkılama eylemi içinde olan. )

- SİCİL ile SİLSİLE

- ŞİDDETTE, KİŞİ:
[önce] MAĞDUR
ile/ve/değil/sonra/||/<>/> MAZLUM ile/ve/değil/sonra/||/<>/> ZALİM

- SİDRET-ÜL MÜNTEHÂ ile/ve/||/<> AŞK-I MÜNTEHA/MÜNEZZEH

( Yaratılmışlığın sınırı. | Son sedir ağacı. | Kâmilin kaşı, kirpiği. İLE Sınırsız/sonsuz/bitimsiz aşk. | Yalnızlar cenneti/çölü. | Yedi cennet/beyza ve/artı sekizinci cennet. )

- SIFIR ile/ve/değil/yerine/||/<> SINIR

- SIĞ ile/ve/<> ÇİĞ


- SIĞ ile/ve/||/<> KOF ile/ve/||/<> GÜDÜK

- SİGARA İÇEN ile/ve/değil/<> İÇİREN/İÇTİREN/İÇTİRTEN

( ... İLE/VE/DEĞİL/<> Etkin/Edilgin/Ettirgen. )
( [ne yazık ki] İçmeyenler. İLE/VE/DEĞİL/<> İçenler ve içmeyenler. )

- (SİGARA) "YASAĞI" değil SINIRLAMASI/KISITLAMA/SI

( Yürürlüğe giren yasa, bir "YASAK" koyma değildir! Toplum yaşamında ve kişiler arasında düzenin sağlanması, hakların korunması için ortak kullanım alanı kuralları uygulanmak zorundadır. Sigarayla ilgili düzenleme, kişilerin bulunmak zorunda/durumunda olduğu -kapalı ya da açık- ortamlarda sigara kullanıcılarının keyfî uygulamalarına izin vermemek üzerinedir. Bu durumdan rahatsız olan/olabilecek kişilerin haklarının korunması üzerine de bu tür kısıtlamalar getirilmesi gerekmiştir.
"YASAK" olarak ifade edilen durum, "sigara içme yasağı" değil belirli ortak kullanım alanlarında keyfî tutumda bulunulmasına engel olabilmek üzere ve çevrenin rahatsız edilmemesine yöneliktir. Doğrudan, genel bir "içmeme yasağı" getirilmemiştir.
"YASAK"[< YASA][yasaya/kanuna bağlı olan] sözcüğü ve kullanımının da, kişiler [içen-içmeyen, rahatsız olan/lar] arasında anlaşamamazlık/ihtilâf [ya da olası çatışma durumunda] toplum ve devlet tarafından kabul ve onay görmüş, uyumlu bir düzen sağlanabilmesi üzerine, gereken koşulların, yazılı ve tüzel(hukukî) bir karşılığının bulunması üzerinedir. Birlik ve bütünlüğü, sürdürülebilirliği sağlayabilmenin göstergesi ve dayanakçası olarak, "YASA" ve yasal gereklilik, işlevini yerine getirmek üzere uygulanmaktadır.
Kişi, kendi evinde istediği gibi [çırılçıplak] dolaşabileceği halde dışarıda/sokakta, ortak alanlarda dolaşamayacağı gibi. Bu durumu anlayan ve kabul edebilen tütün kullanıcıları, tütün ürünleri kısıtlamasının da bir uzlaşım ve çözüm gerektirdiğini rahatlıkla anlayacak ve kabul ediyor olacaklardır. )

- SIĞINIK ile SIĞINTI

( Başka bir ülkeye ya da yere sığınmış olan kişi. İLE Bulunduğu yerde kalması istenmeyen, varoluşu gereksiz görülen kişi. )

- SIĞINMACI ile/ve/||/<> GÖÇMEN ile/ve/||/<> MÜLTECİ

- SIĞINTI ve/||/<>/> SIKINTI

- SİGORTALAYAN SİGORTALANAN

- ŞIHBIZINCI ile/ve/ne yazık ki/||/<>/< KANI ALMAZ

( Açıkgöz, uyanık. İLE/VE/NE YAZIK Kİ/||/<>/< Kıskanç, çekemeyen. )

- ŞİİR:
ŞAİRİN
ile/ve/değil/||/<>/< HAKİKATİN

- ŞİİR/LER ve/||/<>/>/< ŞAİR/LER

( Az bilinen ["]çoklar["]. )

- ŞIK[Ar. < ŞIKK] ile ŞIK[Fr. < CHIC]

( İkiye bölünmüş şeyin bir parçası. | Bir işin, iki yönünden her biri. | Seçenek. İLE Güzel, zarif, modaya uygun. | Güzel, modaya uygun giyinmiş olan. | Yerinde, uygun. )

- ŞİKÂYET ve/||/<>/> EŞKIYÂ

( Şikâyet eden, eşkıyâdır. )

- ŞİKÂYETÇİ/MÜŞTEKÎ[Ar.] değil/yerine/= YAKINAN

- ŞİKESTE[Fars.] değil/yerine/= DARGIN, KIRILMIŞ/KIRGIN

( Kırılmış, kırık. | Yenilmiş, yenik düşmüş. | Gücenmiş, kırgın, kederli. )

- SIKI-FIKI (ARKADAŞ/DOST, YAKIN OLMAK)

- SIKICI ile ÇILDIRTICI

- SIKICI ile İÇ KARARTICI

- SIKICI ile/ve/değil ZORLAYICI

- SIKI/LAŞMA ile KATI/LAŞMA

- SIKINTILI ile/değil SIKINTIDA


- SIKINTILI ile ÜZGÜN

- SIKIŞ-TEPİŞ (OTURMAK)

- SIKIŞMIŞLIK ile/ve/||/<>/> SIKILMIŞLIK

- ŞIK/LIK ile GÜZEL/LİK

- SİLAHŞÖR değil SİLAHŞOR

- SİLİ ile SİLİ

( Arı, temiz. İLE İffetli. )

- SİLİK ile EZİK

- SİLMEK(") ile/ve/değil/||/<>/< (")ÇİZMEK(")

- SİLMEK ile/değil/yerine/>< SEVMEK

- SİLSİLE[Ar.] değil/yerine/= DİZİ

( Birbirine bağlı, birbiriyle ilgili şeylerin oluşturduğu dizi, sıra. | Bilinen en eski atalardan, yaşayan torunlara kadar aile sırası. )

- SİLSİLELER/İ" değil SİLSİLE/Sİ

- [ne yazık ki]
ŞIMARIK
ile/ve/<> KÜSTAH

- ŞIMARIK ile/ve/değil/yerine SAMİMİ

- ŞIMARIKLIK ile/ve KİBİR

( Şımardıysan, artık başka bir düşmana gerek kalmamış demektir. )

- ŞIMARIK/LIK ile/ve/değil YILIŞIK/LIK, YIVIŞIK

( Herşey yolunda gittiğinde, şımarmamak ve öteki kişileri küçük görmemek son derece önemlidir. )
( ... İLE/VE/DEĞİL Yapmacık bir gülüşle hoşa gitmeye çalışan. )

- SİMGE ile/ve/||/<>/> SİMGENİN SİMGESİ (ARACI VE KAYNAĞI)

( ... İLE/VE/||/<>/> Ayna ve birey[insan]. )

- ŞİMŞEK ile/= YALABIK

( ... İLE/= Parlak, parıltılı, ışıltılı. | Alevin, oynayarak parıldaması, parlama, parıltı. | Şimşek. | Güzel, yakışıklı, sevimli. | İkiyüzlü, kaypak. )

- SİMYACI ile DİRİMBİLİMCİ/BİYOLOG

( Eski zamanlarda kimya ve felsefeyi birleştirerek ölümsüzlük ve altın yapma peşinde koşanlar. İLE Canlıların yapılarını, işlevlerini, gelişimlerini ve ilişkilerini inceleyen bilim insanı. )

- SİNAMEKİ[Ar.]

( Baklagillerden, sıcak bölgelerde yetişen, çok fazla türü bulunan bir bitki. | Bu bitkinin meyvesi. | Bu bitkinin, bazı türlerinden elde edilen, tıpta, iç sürdürücü olarak kullanılan madde. | [mecaz] Mızmız, sevimsiz, başkalarıyla ilişki kurmayan kişi. )

- SINAY/PROFESÖR ile AGREJE

( ... İLE Bazı ülkelerde, Profesör olmak için sınav veren kişi. )

- SİNDİRMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BEZDİRMEK

- SİNEMA TARİHÇİSİ ile/ve/değil/||/<> SİNEMA ELEŞTİRMENİ

- SİNİK ile SİNİK/KİNİK[Fr. < Yun.]

( Sinmiş, yılmış, pusmuş. İLE Kinizm yanlısı.[KİNİZM: Kişinin, erdem ve mutluluğa, hiçbir değere bağlı olmadan, tüm gereksinimlerinden sıyrılarak, bağımsız olarak erişebileceğini savunan, Antisthenes'in öğretisi.] )

- SİNİR BOZUCU" ile/ve/||/<> "MİDE BULANDIRICI"

- SINIR ile/ve/||/<> ARA

- SİNİRLİ ile DELİ

( Varsılsa. İLE Yoksulsa. )

- SİNİR/Lİ ile/ve/değil TELAŞ/LI

- SİNİRLİ/LİK ile/ve/değil/<> TEPKİSEL/LİK

- SİNOD ile SENSİNOD

( Diyakosluk'ta din işlerini konuşmak üzere toplanan kilise meclisi. İLE Eski Rus kilisesi büyük meclisi. )

- SİNSİ ile İÇTEN PAZARLIKLI


- SİNSİ ile/ve/değil/||/<> SESSİZ

- SİNSİ/LİK ile/ve/değil/<> BİLGİSİZ/LİK

- SİNSİ/LİK ile/ve/||/<>/> SİNİRLİ/LİK

- SİPÂHÎ[Fars.] ile SÜVÂRİ[Fars.]

( Osmanlı'da tımar sahibi atlı öbek. İLE "Sü Eri", atlı asker. [Geçmişte daha çok ani baskınlarda ve vurucu saldırılarda kullanılırdı. Ateşli silahların gelişmesinden önce hedefe büyük bir hızla ulaşan süvari birliklerinin savaşa katılması çoğu kez savaşın akışını değiştirirdi.][Bugün süvarilerin yerini tankların kullanıldığı zırhlı birlikler almıştır.] )

- SIRA ile SIRA

( Sınıflarda kullanılan, oturup yazı yazacak biçimde yapılan, arka arkaya ya da yan yana dizilen uzun masa/lar. | Tahtadan oturak. @@ Belirli bir düzene ve niteliğe göre dizilme durumu. )

- SIRADAN KİŞİ ile/değil AYDINLANAN KİŞİ

( Aydınlandığını sanır. İLE/DEĞİL Sıradan olduğunu anlar. )

- SIRADAN KİŞİ değil/yerine ETİK VE ESTETİK KİŞİ

( ... DEĞİL/YERİNE Bilgeliğin, etiğe; sanatın da estetiğe dönüştürmesiyle. )

- SIRADAN ile/ve/değil/yerine/||/<>/< YALIN

- SIRADAN/LIK ile YAVAN/LIK

( ... İLE Yağı az. | Katıksız. | Hoşa gitmeyen, tatsız. | Görgüsüz, bilgisiz. )

- SIRIM ile/ve/||/<> SIRIM ile/ve/||/<> SIRIM ile/ve/||/<> SIRIM ile/ve/||/<> SIRIM ile/ve/||/<> SIRIM ile/ve/||/<> SIRIM ile/ve/||/<> SIRIM

( Dar, uzun tarla parçası. İLE Dönümden küçük toprak ölçüsü. İLE Bataklık kıyılarında biten, sert yapraklı bir çeşit bitki. İLE İnatçı. İLE Kara kuru, sağlam yapılı [kişi]. | Çevik, güçlü. | İnce yapılı ve güçlü. İLE Erikten yapılan ekşi. İLE Çok fazla, sık. İLE Çarık yamalığı, çok dayanıklı. )

- ŞİRİN değil/yerine/= SEVİMLİ

- ŞİRİN/LİK / SEVİMLİ/LİK ile/ve/değil/||/<>/< SAF/LIK

- ŞİRİN/LİK / SEVİMLİ/LİK ile/ve/değil/||/<>/< ŞAPŞAL/LIK

- ŞİRİN/LİK ile/ve CANA YAKIN/LIK

- ŞİRİN/LİK ile GÜZEL/LİK

- ŞİRİN/LİK ile/ve/||/<> MASUM/İYET

- SİRKECİ ile/ve/||/<>/< SİRKE-Cİ

- ŞİRRET değil/yerine/= KAVGACI/KAPIŞKAN

- ŞİRRET[Ar.] = "ZİLLİMAŞA"

( Edepsiz, geçimsiz, yaygaracı. )

- SIRT SIRTA


- SIRTINDAN VURAN('A) ve/<> ARKANDAN KONUŞAN('A)

( Kızma! Ona güvenip arkanı dönen sensin! VE/<> Darılma! Adam yerine koyan sensin! )

- ŞİŞKO >< SISKA

- ŞİŞMAN/MÜLAHHAM[Ar.] ile/değil/yerine TOPLUCA

( Deri altında fazla yağ toplanması nedeniyle gövdenin her yanı şişkin görünen kişi. İLE/DEĞİL/YERİNE Gövdece biraz dolgun. | Toplu olarak, beraber. )

- ŞİŞMAN ile SEMİZ

( BEYDAHA: Etine dolgun, iri ve şişmanca hanım. )

- ŞİŞMAN ile/||/<> TUMBADIZ

( ... İLE/||/<> Kısa boylu ve şişman. )

- ŞİŞMAN ile/ve/değil/yerine YAPILI

- [ne yazık ki]
ŞİŞMAN/LIK
ve/||/<>/> PİŞMAN/LIK

( Ağzımızı tutmazsak. VE/||/<>/> Dilimizi tutmazsak. )

- SİSTEM FELSEFESİ/FİLOZOFU ile PROBLEM(/SORUN) FELSEFESİ/FİLOZOFU

- SİT[Ar.] ile SÎT[Ar.]

( Hanım. | Altı. İLE Ün, iyi şöhret. | Çatırdı, patırtı. )

- SİTEM[Fars.] ile/değil/yerine/>< SİTÂYİŞ[Fars.]

( Batkı. @@ Övgü. )

- SİVİ[İng. < CV] değil/yerine/= ÖZGEÇMİŞ

- SİVİL TOPLUM < SİVİL İTAATSİZLİK

( Sivil itaatsizlik olmadan, sivil toplum ol(uş)maz. )

- SİYASA ile/ve/||/<> DİN

( Baba. @@ Anne. )

- SİYASET ve/||/<> DİYANET ve/||/<> TABÂBET

( [ne yazık ki]
Bilgisizlerin en iyi ya da en çok "bildiği" ve [bol bol, boş boş ve ağırlıklı/öncelikli olarak] konuştuğu[nu varsaydığı] konular. )

- SİYASETÇİ/POLİTİKACI[İng. < Yun.] değil/yerine/= YÖNETKİCİ

- SİYÂSETÇİ/LER ile/değil/yerine DEVLET ADAMI/ADAMLARI

( Devletin günlük sorunlarıyla uğraşır/lar. İLE/DEĞİL/YERİNE Devletin yüzyıllık sorunlarıyla uğraşır/lar. )

- SİYASETNAMELERDE:
SULTAN OLMAK
ile/ve/||/<>/< İYİ BİR KİŞİ OLMAK

- KÜFÜR:
[ne yazık ki]
SİYASETTE
değil/yerine/>< GECE ve TOPRAK ve DENİZ ve DOST

( Hakikati örter. DEĞİL/YERİNE/>< Dünyayı örter. VE Tohumu örter. VE Dibini örter. VE Dostun, ayıbını örter. )
( KÜFR: Bir şeyin üzerini örtmek. )

- SİYASETTE:
YOLDAŞ
ile/değil YOL

( [siyasette] "Yoldaş, yolu belirler." DEĞİL Yol, yoldaşı belirler. [Yol değiştikçe, yoldaşlar da değişir.] )

- SIYRIK ile SIYRINTI

( Yüzeyinden, bir parça sıyrılmış olan. | Utanması olmayan. | Sıyrılmış yer. İLE Kapta kalan yemek, yemek artığı. | Bir bezden el ile koparılan uzunca parça. | Sıyrık. )

- SİZ (DE) HÂLÂ ÇOK GÜZELSİNİZ değil SİZ (DE) HER ZAMAN ÇOK GÜZELSİNİZ

- SİZ ile -SİZ

- SİZE KATILIYORUM" ile/değil SÖYLEDİĞİNİZE/DÜŞÜNCENİZE KATILIYORUM

- SIZMAK ile BAYILMAK

( Yorgunluk ya da içki gibi nedenlerle kendinden geçerek uyuyakalmak. İLE
Çeşitli fizyolojik[sıcak, açlık/susuzluk, yorgunluk gibi] ve/ya da psikolojik nedenlerle dayanma gücünü kaybetmek, kendinden geçmek. )

- SIZMAK" ile/ve/||/<> "SATIN ALMAK"

- ŞİZOFREN/İ ile MÜNÂFIK/LIK[< NİFÂK]

( Beynin kimyasının bozukluğu. İLE Kalbin kimyasının bozukluğu. )