"ÖZELLİKLER (GÖREVLERDE / ""YETKİLERDE"")... (ON TASKS/""AUTHORS"")"

- MÜVERRİH[< ÎRÂH] ile VAK'A-NÜVÎS[Ar., Fars.]

( Tarih yazan, tarihçi. | Ebced hesabına göre manzûm olarak tarih düşürenler. İLE Tarihi olayları günü gününe kaydeden tarihçi. | Osmanlı'larda devletçe görevlendirilen tarih yazarı. )

- MÜVESSİ'[Ar. < VESÜ ve SAAT] ile MÜVESSİH[Ar.] ile MÜVEZZİ'[Ar. < VEZ | çoğ. MÜVEZZİÎN]

( Genişleten, tevsi eden. İLE Kirleten, tevsîh eden. İLE Dağıtan, tevzi ve taksim eden. | Postacı, posta, mektup, telgraf gibi şeyleri, ev ev dağıtan kişi. | Gazeteci, evlere, gazete dağıtan kişi. )

- MÜXBİR[Azr.] = MUHABİR[Tr.]

- MÜYESSER[Ar. < YÜSR] ile MÜYESSİR[Ar. < YÜSR]

( Kolayı bulunup yapılan, kolay gelen, kolaylıkla olan. İLE Kolayını bulup yapan, kolaylıkla ortaya çıkaran. )

- MUZA'FER[Ar.] ile MUZAFFER[Ar. < ZAFER]

( Safran renginde, sarı renkte. | Safranlı. [pilav vb.] İLE Üstün, üstünlük, zafer kazanmış. )

- MUZÂHÎ[Ar. < ZAHY] ile MUZÂHİR/MÜZÂHİR[Ar. < ZAHR]

( Benzeyen, benzeyici. İLE Arka, taraflı çıkan, yardım eden, koruyan, zahîr olan. )

- MUZAHİR[Ar.] değil/yerine/= DESTEKLEYEN, YARDIM EDEN

- MUZCER[Ar. < ZUCRET] ile MUZCİR[Ar. < ZUCRET]

( Sıkıntılı, ıstıraplı. İLE Sıkıntı veren, ıstırap. )

- MÜZELLİL[Ar. < ZÜLL ve ZİLLET] ile MÜZERRİ'[Ar. < ZER]

( Hakirleştiren, zelilleştiren. İLE Tohum eken makine. )

- MÜZEVİR/MUZEVVİR[Ar.] değil/yerine/= ARABOZAN

( İki kişinin arasındaki dostluğu ya da geçimi bozan "kişi". )

- MÜZEVVER[Ar. < ZEVER] ile MÜZEVVİR[Ar. < ZEVER]

( Uydurulmuş, düzme söz, haber, tezvîr olunmuş. İLE Yalanı, telleyip pullayan, arabozucu, tezvîr eden. )

- MÜZEYYEN[Ar. < ZÎNET | çoğ. MÜZEYYENÂT] ile MÜZEYYİN[Ar. < ZÎNET]

( Süslenmiş, süslü, zînetlendirilmiş. İLE Süsleyen, tezyîn eden. )

- MUZÎ'[Ar.] ile MÛZÎ[Ar. < EZÂ] ile MUZÎ'[Ar. < ZÂYİ] ile MUZÎ/E[Ar. < ZİYÂ] ile MÛZİH/MUVAZZİH[Ar. < VUZÛH]

( Meydana çıkaran, açığa vuran, izâa eden. İLE İnciten, eziyet veren, rahat bırakmayan, îzâ eden. İLE Kaybeden, zâyi' eden. İLE Işık veren, parlayan, parlak, ziyâlandıran. İLE Açıklayan, ayrıntılı olarak anlatan, îzâh eden. )

- MÜZİK/ŞARKI ALBÜMLERİNDE:
10'DA BİRKAÇ
ile 10'DA 10 ile 10'DA 100/1000

( Bir sanatçının, albümlerinde yaptığı müzik ve şarkıların ancak birkaçı, ötekilere göre çok daha fazla sevilir. İLE Bazı sanatçılarımızın, bazı albümlerinde bulunan parçaların, 10'unun da tutması, çok az sanatçının yakalayabildiği bir durum ve başarıdır. İLE Ancak birkaç sanatçımız da, 10 parçalık albümleriyle, bizde 100/1000 büyük şarkılık etki ve coşku uyandırıyor. Aşk şarkıları, bunların başında geliyor. Yazdığı sözleriyle, müziğiyle, buğulu hoş sadâsı, kişilere olan saygısı ve yakınlığıyla, sanat yaşamının başlangıcından beri aynı biçimde ve artarak devam eden tüm dinleyici/hayran kitlesine de baktığımızda, özellikle Yaşar'ım/ız, bu sanatçı ve şarkılara en iyi örneklerden biridir. Başarılarının artarak devamını dileyerek, saygı, sevgi ve teşekkürümüzü sunuyoruz... )

- MÜZİKÇİ/MÜZİSYEN[Fr.] ile MÜZİKSEVER

( Müzik yapan. İLE Müzik tutkusu olan, müziği seven kişi. )

- MÜZİKOLOJİ/MÜZİKOLOG değil/yerine/= MÜZİKBİLİM/Cİ

- MÜZİK'TE:
"ÖZGÜN/LÜK"
değil BİZE ÖZGÜ/LÜK

- MÜZÎL[Ar. < ZEVÂL] ile MÜZİLL[Ar.] ile MÜZİLL[Ar. < ZELLE]

( Yok eden, gideren, izâle eden. İLE Zelil kılan, izlâl eden. İLE Ayak kaydırıcı. | Yanlış yaptıran, yanlış iş gördüren. )

- MUZIR[Ar. < ZARAR] ile MUZİP[Ar.]

( Zararlı, zarar veren, zarara sokan. | Yaramaz, herşeyi bozan/karıştıran. İLE Şaka yapmaktan hoşlanan, takılgan. )

- MUZIR ile ZIPIR


- MUZIRR[Ar. < ZARAR] ile MÜNZİR[Ar. < NEZR][>< MÜBEŞŞİR]

( Zararlı, zarar veren, zarara sokan. İLE Sonunun kötülüğünü söyleyerek korkutan. )

- MÜZİSYEN değil/yerine/= KÜYCÜ, KÜĞCÜ

- MÜZİSYEN ile/ve/ya da MÛSİKÎŞİNAS

- MÜZİSYEN ile VİRTÜÖZ

- MÜZMİN[Ar.]/CHRONIC[İng.]/KRONİK[Fr.] değil/yerine/= SÜREĞEN/SÜREGEN

( Ne kadar süreceği belirli olmaksızın sürüp giden. | Uzun zamandan beri süren. | Uzun zamandan beri süren, uzun süreli olan (hastalık). )

- MUZUR değil MUZIR

- NABZA GÖRE ŞERBET ile/ve/||/<> EŞREF/EŞEK SAATİ

- NABZI/M/N ve/||/<>/> KALBİ/M/N

( [atsın, ...] Seksen. VE/||/<>/> Tek sen. )

- NÂCÎ[Ar.] ile NÂCİ'[Ar.] ile Nâcî[Ar.]

( Kurtulan, selâmete kavuşan, necat bulan. | Cehennemden kurtulmuş, cennetlik. İLE Sindirimi kolay yiyecek. İLE Birçok eseri bulunan, Tercemân-ı Hakîkat gazetesi yazarı.[öl. 1893] )

- NÂDÂN değil/yerine/>< YÂRÂN


- NADİM[Ar.]/PİŞMAN[Fars. < PAŞMAN PAŞEMAN] değil/yerine/= ÖKÜNÇLÜ

- NAGBİGA ile ...

( Kendi kendine şair olan. )

- NAĞRA değil NARA[Ar. < NARE]

( Haykırma, bağırma. | "Sarhoş ya da külhanbeyi" bağırması. )

- NAHHÂT[Ar.] ile NAHHÂT[Ar.]

( Kereste kesicisi, doğramacı, marangoz, tahta/ağaç oymacısı. İLE Kibirli, gururlu. )

- NÂHİB[Ar. < NEHB] ile NAHÎB[Ar. çoğ. NAHB] ile NAHÎB[Ar.]

( Yağmalayıcı/yağma eden, talanlayan/talanlayıcı, çapulcu. İLE Korkak. İLE Avaz avaz ağlama. )

- NAHÎF[Ar.] ile NAHÎF/NAÎF[Ar. < NEHÂFET] ile NAHİF/NAİF[Fr.]

( Genizden gelen ses. İLE Zayıf, arık. İLE Kendini yetiştirmiş, doğal bir plastik sanat yeteneğine sahip sanatçılar tarafından yaratılan resim sanatı. | Güzel sanatların, özellikle resim alanında kendini yetiştirmiş sanatçısı ya da onun yapıtı. | Saf, deneyimsiz. | Acemice yapılan. )

- NAHÎF/NAÎF[Ar. < NEHÂFET] ile/ve/değil/||/<>/< ZARİF[Ar. < ZARÂFET]

- NAÎB[Ar.] ile NÂİB[Ar. < NEVB| çoğ. NÜVAB]

( Karga ve çirkin sesli kuşların ötüşü. İLE Birinin yerine geçen, vekil. | Kadı vekili. | Kadı, şeriat hükümlerine göre hüküm veren hâkim. | Nöbet bekleyen, nöbetle gelen. )

- NÂİL OLMAK ile/ve/<> LÂYIK OLMAK/OLABİLMEK

- NÂİL[< NEYL] ile ...

( MURADINA EREN, ERMİŞ, ELE GEÇİREN | (OLMAK) ile ABCDEF
( ERİŞMEK )

- NÂİM[Ar. < NEVM | çoğ. NÂİMÎN, NİYÂM, NÜVVÂM, NÜVVEM, NÜYYEM] ile NÂİM[Ar. < Nİ'M] ile NAÎM[Ar.]

( Lezzeti alınan her türlü yiyecek, bollukta yaşayış. | Cennetin bir bölümü. | Uyuyan, uykuda bulunan. İLE Taze, körpe. | Yumuşak, kemiksiz şey. İLE Bollukta yaşayış. | Cennetin bir bölümü. )

- NAKAHA[Ar.]-!TAZAVVACA[Ar.]

- NAKALE[Ar.] ile NAKARE[Ar.]

( Haberciler, nakledenler. | Eşyayı bir yerden başka bir yere taşıyanlar. | Bir maddenin geçmesine uygun, elverişli olan şeyler. | Bir kitabı/yazıyı bir dilden başka bir dile çevirenler, aktaranlar. | Elektrik akımını ya da ısıyı ileten maddeler/iletkenler. İLE ... )

- NAKİL ile NÂKİL

( Taşıma. İLE Taşıyan. )

- NÂKIL[Ar. < NAKL | çoğ. NÂKILÂN] ile NÂKIR["ka" uzun okunur]

( Taşıyan. | Geçiren. | Çeviren.[bir dilden] | Duyduğunu anlatan. | İletken.[Fr. CONDUCTEUR] İLE Nişana isabet olan ok. | Delen, oyan, kazan. )

- NAMDAR[Fars.] değil/yerine/= ÜNLÜ

- NAMİJA = BACANAK
[<

( Eşin[kadın] kız kardeşinin kocası. )

- NÂM-ZED ile ...

( NİŞANLI, SÖZLÜ, YAVUKLU | ADAY | MİRAS BIRAKANIN FEVKALÂDE İKAME YOLUYLA TAYİN ETTİĞİ MİRASÇI | LEHİNE VASİYET YAPILAN KİMSE )

- NAMZET[Fars.] değil/yerine/= ADAY

- NANKÖR[Fars.]["NAMKÖR" değil!] değil/yerine/= İYİLİKBİLMEZ


- NANKÖR[Fars.] ile/değil/yerine/>< VEFÂLI

( Tek bir yanlışınızı/eksiğinizi/zararınızı görse, tüm iyiliklerinizi/artılarınızı/yararlarınızı unutur. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Çok fazla yanlışınızı/eksiğinizi/zararınızı görse bile iyiliklerinizi/artılarınızı/yararlarınızı unutmaz. )

- NANNY vs. BABYSITTER

- NARATOR[İng. < NARRATOR] değil/yerine/= ANLATICI

- NÂRE'NİN ile NÂRİN'İN

- NARİN/NAZENİN değil/yerine/= İNCEYİN/YEPELEK

- NARİN ile/ve/||/<> NAZİK

- NARSİSİZM/NARSİSİST ile SOLİPSİZM/SOLİPSİST

- NAŞİ[Ar.] ile NAŞİR[Ar.]

( Ötürü. @@ Yayımcı. | Yayan, saçan. )

- NÂSIH/NASÎH[< NUSH (çoğ. NASÂYİH)] ile ÖĞÜT VEREN, NASÎHAT EDEN | KUŞATMA

- NÂSİK[Ar. < NESAK] ile NÂSİK[Ar.]

( Düzenleyen, tertip eden. İLE Allah yolunda ibâdet eden, dine bağlı. )

- NÂSİL[Ar. < NESAK] ile NÂSİR[Ar. < NESR] ile NASÎR[Ar. < NASR] ile NASL[Ar. çoğ. NİSÂL, NUSÛL] ile NASR[Ar.]

( Kıl dökücü ilâç. İLE Yayan, saçan. | Düzyazı/nesir yazan. İLE Yardımcı, nusret eden. İLE Ok, kargı, temren gibi şeylerin ucundaki sivri demir. İLE Yardım. | Üstünlük. )

- NASİR[Ar.] değil/yerine/= DÜZYAZAR

- NÂS(I)R[Ar.] ile YARDIMCI, YARDIM EDEN

( YARDIMCI, YARDIM EDEN )

- NAZ ile/ve NİYAZ (EHLİ OLMAK)

( ... İLE/VE Yalvarma, yakarma. | Dua. | Bazı tarikatlarda, küçüğün, büyüğe yönelik selâm, saygı ve duası. )

- NÂZİK[Ar.] değil/yerine/= İNCELİKLİ

- NAZIM ile NÂZIM

( Manzume. İLE Düzenleyen. )

- NÂZIR ile/||/<> NAİB

( Bakan. İLE/||/<> Vekil, tahtta Sultan olmadığı zaman ya da Sultan'ın çocukluğu sırasında devleti yöneten kişi. )

- NAZLI ile/ve/değil/yerine/||/<>/</>< NAZENİN

- NE BULA?(") ile/değil BULUTSU/NEBULA[İng.]

( O, neyi bulabilir? @@ Uzayda gaz ve toz bulutu. )

- [ne] EGEMEN/LER ile/ne de/||/<> EZİLEN/LER


- [ne] KARDAŞ, [ne de] ARKADAŞ ile/değil/sadece HALDAŞ

( Sükût kıvâmındaki çığlığı, ne kardaş, ne de arkadaş; sadece hâldaş olanlar duyar. )

- [ne] KUSURSUZ KİŞİ ne de KİŞİDE/İNSANDA KUSUR

( Seveceksen, öylece sev! Ne kusursuz insan ara, ne de insanda kusur. )
( Kusursuz olsaydık, başkalarının kusurlarını bulup çıkarmaya o kadar meraklı olmazdık. )

- NE OLDUĞUN ile/değil/yerine NE OLACAĞIN

( Belirlidir. İLE/DEĞİL/YERİNE Belirli değildir. )

- NE OLDUM! ile/değil/yerine NE OLACAĞIM?

- NE ŞEKER ile/ve NE TUZLU

( Bir şeyin hoşluğu anlatılmak istendiğinde. )
( Türkiye ve birçok kültürde. İLE/VE İran'da. )

- [ne]
"SERT"
ne de "YUMUŞAK"

( [ne] Çevremizdekileri kıracak kadar. NE DE Kişilere cesâret verecek kadar. )

- NE VAROLANI ile/ve/<> KİM VAROLANI

( İnsan dışındaki herşey. İLE/VE/<> İnsan. )

- [ne yazık ki]
ACELECİ/LİK
ile/ve/||/<> İNSAFSIZ/LIK

- [ne yazık ki]
ANLATILANLARI/SÖYLENİLENLERİ:
"BEĞENMEMEK"
ve/||/<>/> KİŞİLERİ İTHAM ETMEK

- [ne yazık ki]
ATSAN
ile/ve/||/<> SATSAN

( Atılmaz. İLE/VE/||/<> Satılmaz. )

- [ne yazık ki]
AYNI HAMAM
ile/ve/||/<> AYNI TAS

- [ne yazık ki]
FAHİŞE
ve/||/<>/< PEZEVENK ve/||/<>/< MÜŞTERİ ve/||/<>/< TOPLUM

( [Suç/hata ve sorumluluk]
"1" ise. VE/||/<>/< İki katı. VE/||/<>/< Üç katı. VE/||/<>/< Dört katı. )

- [ne yazık ki]
GÂSİB
ile/ve/||/<>/> KATİL

( Zorla alan, gasbeden, gasp edici. İLE/VE/||/<>/> İnsan öldüren kişi. | Öldürücü, ölüme neden olan. )

- [ne yazık ki]
GÜCE TAPMAK
ile/ve/değil/yerine/||/<>/< GÜCE BAKMAK

- [ne yazık ki]
KABA GÜÇ
ile/ve/değil/yerine/||/<> ÇIPLAK GÜÇ

- [ne yazık ki]
KUYUSUNU KAZMAK
ile/ve/||/<> ALTINDAN HALIYI ÇEKMEK

- [ne yazık ki]
YARIM DOKTOR
ve/||/<> YARIM HOCA

( Candan eder. VE/||/<> Maldan eder. )

- [ne] YİĞİDİ ÖLDÜRMEK ne de HAKKINI YEMEK

- NEBÎ[Ar. < NEBE | çoğ. ENBİYÂ] ile NEBÎH[Ar.]

( Haberci. | Peygamber. İLE Ünlü, onurlu/şerefli. )

- NEBÎ ve/||/<> PÎR ve/||/<> VELÎ
ve/||/<>
EDEB ve/||/<> AHLÂK ve/||/<> ZANAAT


- NEBİSE[Ar.] ile NEBİSE[Ar.]

( Kız torun. İLE Kuyu toprağı. | Irmak toprağı. )

- Necâtî'ye KONUŞ!!!

- NECÎB ve/> HALÎL

( ... İLE Samimi arkadaş. )

- NEDEN:
400
değil 4YÜZSÜZ(/LÜK)

- NEDEN "KULLANAMAYIŞINI" değil NEDEN KULLANAMADIĞINI

- NEDEN? ile/ve/değil/yerine/||/<>/> NEREDEN?

- NEDENİN YOKLUĞU ve/||/<>/> YOKLUĞUN NEDENİ

- NEDENİNİ GÖRÜP:
GÖZARDI EDEN / KAYITSIZ KALAN(LARDAN OLMAK)
ile/değil/yerine GÖRDÜKLERİNDEN HOŞLANMAYANLARDAN OLMAK

- NEDÎM ile ...

( Yeniçeri ocağına yeni yazılan. )

- NEDÎM[Ar.] ile Nedîm

( Meclis/sohbet arkadaşı. | Büyükleri, fıkra ve öyküleriyle eğlendiren. | Güzel, öykü anlatan, tatlı konuşan. | Yeniçeri ocağına yeni yazılan. İLE Osmanlı şairlerindendir. [öl. 1730] )

- NEDİM/E[Ar.] ile/ve/||/<> SAĞDIÇ

( Sohbet erbabı. | Yardımcı kadın. | Düğünde, geline kılavuzluk eden kişi. İLE/VE/||/<> Düğünde, gelin ya da damada/güveye kılavuzluk eden kişi. )

- NEFS ile/ve/değil/||/<>/< BİLGİSİZ/LİK / CEHÂLET/CAHİL

- NEFS ve/<> MUHÂLEFET

( DİN: MUHALEFETÜN NEFS[Nefsine muhalefet olmak.] )

- NEFS ile/değil/yerine NEFES

( Bilmeyene. İLE/DEĞİL/YERİNE Bilene. )

- NEFSÂNÎ ile/ve/||/<>/< ŞEHVÂNÎ/ŞEHVETLİ

- NEFSİN:
ESİRİ
ile/değil/yerine EMİRİ

- NEFSİNİ:
"SİLEN"
değil/yerine/>< BİLEN

- NEHY (ETMEK) ile/ve/||/<>/> MEN (ETMEK)

- NEM ile NEM/NEYİM

- NEMRUT/LUK ile YÜZÜ/SURATI ASIKLIK


- NEREDEN GELDİĞİNİ:
BİLMEYEN
ile/değil/yerine/>< BİLEN

( [nereye gideceğini] Bilmez. İLE/DEĞİL/YERİNE Bilir. )

- NERGİSZAMBAĞI = GÜZELHATUNÇİÇEĞİ

( Soğanla üretilen, iri ve güzel çiçekli bir süs bitkisi. )

- NEŞE >< HASTALIK ya da KURUNTU

( Neşeli olmayan kişiden, iki türlü kuşkulanılır. Ya hastadır ya da o kişinin, başkalarına bildirmek istemediği bir kuruntusu vardır. [ATATÜRK] )

- NEŞİD/E[Ar.] ile/ve/||/<> NEŞİT[Ar.]

( Bir toplulukta, okunmaya değer şiir. | Atasözü derecesinde kullanılan ünlü beyit ya da mısra. | [müzik] Eski Arap müziğinde usullü olmak koşuluyla, kendiliğinden ya da hazırlanarak söylenilen güfteli müzik yapıtı. İLE Sevinçli, neşeli, şenlikli. )

- NESİL/KUŞAK/AHLÂF[Ar. < HALEF]

( Bir nesil üretir/tutar, bir nesil tüketir/harcar. )
( Bir nesilin çözümü, bir sonraki nesilin aksiyomudur. )

- NESİL[Ar.] değil/yerine/= KUŞAK

- NESİL[Ar.]/BATIN/JENERASYON[İng./Fr. < GENERATION] değil/yerine/= KUŞAK/GÖBEK

- NESNE AKTARIMI ile/değil/yerine KENDİLİK AKTARIMI

- NESNEDE ile/ve/||/<>/> BİTKİDE ile/ve/||/<>/> HAYVANDA ile/ve/||/<>/> İNSANDA/KİŞİLERDE

( Etkileşim. İLE/VE/||/<>/> Etkileşim ve yönelim. İLE/VE/||/<>/> Etkileşim ve iletişim. İLE/VE/||/<>/> Etkileşim ve iletişim ve bildirişim. )
( Tüketilir. İLE/VE/||/<>/> Su tüketir. İLE/VE/||/<>/> Su ve yiyecek tüketir. İLE/VE/||/<>/> Su, yiyecek tüketir ve tin/ekin üretir. )

- NESNE/LER ile/ve/||/<>/> KİŞİ/LER

( Aldığın yere bırakılmalı. İLE/VE/||/<>/> Hak ettiği yerde bırakılmalı/tutulmalı. )

- NESNENİN "GÜZELLİĞİ" ve/||/<>/> YETKİN/LİK

( Kendini oluşturan bölümlerle birlikte, göstermiş olduğu uyumdur. VE/||/<>/> Bir şeyin, kendi kavramıyla uygunluğu. )
( Doğa, en yüce uyum ve yetkinliktir. )

- NET/LİK ile KESİN/LİK

- Nevai'ye KONUŞ!!!

- NEV-CİVÂN[Fars.] ile NEV-BAHAR[Fars.]

( Her an canlı. | Genç delikanlı. İLE İlkbahar. )

- NEVEND[Ar. < NÜVEB][Fars.] ile LEVEND[LEVENDÂN][Fars.]

( Hızlı giden at. | Postacı, atlı postacı. İLE Yeniçeri devrinde deniz erlerine verilen bir ad. | Zamanında, Venedik'lilerin, doğu bölgelerinden, maaşla topladıkları deniz askeri. | Tembel. | Ayyaş, içkici. | Zampara. | Kabadayı. | Hizmetçi, gündelikçi, çırak. | Namussuz kadın. | İbne. [Türkçe'de kullanılan anlamlar, Farsça'da yoktur!] )

- NEVMÎD[< NÂ-ÜMÎD] ile ...

( ÜMİTSİZ )

- NEY ile/ve ÂDEM VE HAVVA

( 60 İLE/VE 45 + 15 )

- NEYZEN/NÂYÎ[Fars.] ile ...

( Ney üfleyen. )

- NEZÂKET ile/ve EHLİYET

- NEZAKETSİZ/LİK değil/yerine/= KABA/LIK


- NEZÂRET[Ar. < NAZAR] ile/ve/<> VEKÂLET/VEKİLLİK[Ar.]

( Bakma, bakış, etrafı görme, seyir. | Gözetme, gözden geçirme, denetim. | İdâre, reislik. | Nâzırlık, vekillik. İLE/VE/<> Başkasının işini görmeye görevli ve/ya da yetkili olma. | Birini, kendi yerine geçirme. | Birinin yerini tutma. | Vekillik, nezâret. | Vekilin, görev yaptığı yer/bina. )

- NEZD[Fars.] ile/||/<> NEZD-İ SULTAN/ŞÂHÂNE

( Yan, kat, huzur. @@ Sultan'ın huzuru. )

- NEZDİNDE ile/ve/||/<>/< ADDETMEK

( Yanında, huzurunda, gözetiminde. İLE/VE/||/<>/< Saymak. )

- [ne yazık ki]
NİCE KİŞİLER
ile NİCE GİYSİLER

( [ne yazık ki] Görürüz, üstünde giysi olmayan. İLE Görürüz, içinde insan olmayan. )

- NİGÂH-BÂN değil/yerine/= GÖZCÜ, BEKÇİ

- NİMETİN KULU" ile/>< NİMETİ "VERENİN" KULU

( Çok. @@ Az. )

- ...'NIN DEDİĞİ ile/ve/değil/||/<>/> ...'NIN BİLDİRDİĞİ

- ...'NIN:
"KARŞITI"
ile/değil DIŞINDA KALAN/BIRAKILAN

- ...'NIN ...:
YALANCI/SI
ile/değil AKTARICI/SI

- NİNE/EBE ile ANNEANNE/BABAANNE

( Nine, (daha çok) hem babanın, hem annenin annesi, hatta anneannenin annesi için seslenme nitelikli bir söz. İLE
Annenin ya da babanın annesi olduğunu belirten sözler. )

- NİNE ile HAMİNNE[< HANIM NİNE]

( ... İLE Ailedeki yaşlı ve saygın kadınlara verilen san. )

- NİSYAN ile GAFLET

( Kendi muhtaç himmete, bir dede
Nerede kaldı, gayrıya himmet ede )

- [NİTELİĞİN GÖSTERGESİNDE]
DOST
ile ÂŞIK

( Kavgada belirli olur. İLE Vedâda belirli olur. )

- NİTELİKLİ" KİŞİ ile/değil TANINMIŞ KİŞİ

- NİYET ile GELİŞİGÜZEL/LİK, GÖRELİ/LİK

- NİYETSİZ/LİK ile/ve TERBİYESİZ/LİK

- NÖBETÇİ / BEKÇİ

- NÖKER ile HİZMETÇİ, HİZMETKÂR

- NOKTA ve/||/<>/>/< BİR(LİK)

- NORMAL KİŞİ :/= ANORMAL KİŞİ


- KÂTİB-İ ÂDİL/NOTER[Fr. < NOTAIRE] ile/ve/||/<> HAKEM

- NOTER/LİK değil/yerine/= ONAYCI/ONAYMAN/ONAYTAY

- NÜCEBÂ[< NECÎB] ile ...

( RİCAULLAH(TANRI ERENLERİ) YA DA RİCÂL-ÜL-GAYB(GAYB ERENLERİ) DENİLEN 40 KİŞİYE VERİLEN AD, KIRKLAR )

- NÜFUS ARTIŞI ile/||/<>/>< KİŞİ SAYISININ AZALMASI

( )

- NÜFUZ/LU değil/yerine/= SÖZÜGEÇİ/SÖZGEÇİRİCİLİK / SÖZÜGEÇER

- NÜMUNE[Fars.]/MOSTRALIK[İt.] değil/yerine/= GÖSTERMELİK

( Göstermelik. | Kötü ya da yersiz davranışlarıyla göze batan kişi. )

- NUN vs. NONE

- NUR ile/ve/<> ŞEFKÂT

( İlâhî sevgi. İLE/VE/<> ... )

- NURLANMIŞ ve/||/<> ONURLANMIŞ

( Şehit. VE/||/<> Gazi. )

- O DA HAKLI, O DA, O DA ile/değil/yerine HER BİRİNDE, HAKLILIK PAYI VAR


- O ile ...

( ANA )

- O ile/ve/<> BEN/BİZ

- O ile o

( Senden sana giderken/geçerken bile BEN/O vardır. )

- OBJECT vs. OBJECT

( Özne/kişi/birey/denek. İLE Nesne. )

- OBRİGADO[Lat.] ile OBRİGADA[Lat.]

( Teşekkür ederim. İLE Teşekkür ederim. )
( Brezilya'lı erkeklerin kullanımı. İLE Brezilya'lı kadınların kullanımı. )

- OBSESİF değil/yerine/= TAKINTILI

- OCAKLI ile/||/<> PAŞMAKLIK/ARPALIK

( Osmanlı`da gelirleri kale koruması ve tersane giderlerine ayrılan topraklar. İLE/||/<> Osmanlı'da evlenen hanedan üyesi kızlara ya da padişahın eşlerine verilen miri araziler. Gelirleri padişah kızlarına, annesine ve eşlerine ayrılan toprak. )

- ODUG ile ODUGLUK/ODUGLUQ
[<

( Uyanık[uyumayan]. İLE Uyanıklık ya da bilinçlilik. )

- OEDIPUS KARMAŞIKLIĞI/KOMPLEKSİ ve/||/<> ELEKTRA KARMAŞIKLIĞI/KOMPLEKSİ

( Eril çocuklarda. VE/||/<> Dişil çocuklarda. )

- OFFEROR ile OFFEREE

( İcapçı. İLE Kabulcü. )

- ÖFKE ile/ve/=/||/<> BİR ATIMLIK BARUT/OK

- ÖFKE" ile/ve/değil/yerine/||/<>/>< ÖZNE

- ÖFKE ile/değil/yerine/>< ŞECÂAT

( ... İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Haksızlığa karşı olan öfke. | Yiğitlik, yüreklilik. )
( Öfkeyi, şecaate çeviren, merhamettir. )
( Merd-i kıptî, şecaat arz ederken sirkatin söylermiş.
)

- [ne yazık ki]
ÖFKE
ile/ve/||/>/<>/>< ZARAR

( Öfkeyle kalkan, zararla oturur. )

- ÖFKEDE:
GÖZ KIZARIR
ile/ve/değil/yerine/||/<>/> YÜZ KIZARIR

( [Öfke ...]
Gelince. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Gidince. )
( Kâzım[öfkesini tutan/yutan] olmayı yeğle/yelim!) )

- OFTALMOLOG değil/yerine/= GÖZBİLİMCİ

- ÖGE ile/değil/yerine/||/<> ÖZNE

- OGLA[Argu] ile OGLAGU
[<

( Genç erkek. İLE Bolluk içinde büyümüş ya da buna alışmış kişi. )

- SAYGI DUYMAK/GÖSTERMEK | DUYAN/GÖSTEREN:
ÖĞRENCİ(N)DEN
değil ÖĞRENCİ(N/Y)E

- ÖĞRENECEK OLAN ile "AYAK UYDURACAK OLAN"


- ÖĞRENEN ANCAK DÜŞÜNMEYEN ile/ve/||/<> DÜŞÜNEN ANCAK ÖĞRENMEYEN

( Kaybolmuştur. İLE/VE/||/<> Tehlikededir. )

- ÖĞRENMEK ile/ve/<>/> "KALPTE BULMAK"

- ÖĞRETEN ile/ve/||/<>/> ÜRETEN

- ÖĞRETMEK ile/ve/değil/yerine/||/=/<>/< ÖĞRENMEK

( Öğretirken, kendini araya sokmamalı; öğrenirken, "ben varım" dememeli. )
( Öğretirken alçakgönüllülük, öğrenirken o bile değil [tam teslimiyet!(bilgiye tabii! kişiye değil!)]. )
( [öğrenmek] İki kere. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/=/<>/< Bir kere. )
( Ne yazık ki bildiğini kullanmayanların/uygulamayanların, aklını kullanmayanların/kullanmayacakların kapıldığı. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/=/<>/< Aklını kullananların/kullanacakların önceliği. )

- ÖĞRETMEN ile MÜRŞİT

( Öğretir. İLE Dertlendirir. )

- ÖĞRETMEN ile/ve/||/<>/> ÖĞRETİM ÜYESİ

( İlk ve orta derecede. İLE/VE/||/<>/> Evrenkentte/üniversitede/akademide. )

- ÖĞRETMENİN/HOCANIN SAĞLAYABİLECEKLERİ:
EMNİYETİ SAĞLAMAK
ile/ve BAŞLANGIÇTA UYGUN OLAN(LAR)I SUNMAK

- OĞUL/OGUL[dvnlgttrk] ile/<> SÜTOĞUL

( ... İLE/<> Bir kadının, kendi çocuğu değilken emzirdiği ve kocasının da evlat olarak benimsediği erkek çocuk. )

- Oğuz ile OĞUZ

( XI. yüzyılda, Harezm bölgesinde toplu olarak yaşayan ve daha sonra Batı'ya doğru göç ederek, bugünkü Türkmen, Azeri, Gagavuz ve Türkiye Türkleri'nin temelini oluşturan büyük bir Türk boyu. İLE İyi huylu kişi. )

- OH OLSUN ile/değil/yerine/>< O OLSUN


- ÖKE/DEHÂ:
DOLU
ile KEŞF

( Hazır. İLE Çabayla. )

- ÖKE/DEHÂ ve/||/+/<>/> GÜZELLİK

- ÖKE = DÂHİ = GENIUS[İng.] = GÉNIE[Fr.] = GENIE[Alm.] = GENIUS < GIGNO:YARATIYORUM[Lat.] = GENIO[İsp.]

- OK/OQ ile OK/OQ / EV OKI/EW OQI ile OK/OQ ile OK/OQ ile OK/OQ ile OK/OQ ile OK/OQ ile OKÇI/OQÇI ile OQLUQ
[<

( Ok. İLE Evin kirişi. İLE Mirasta düşen pay. İLE Bir malı bölüşürken ya da toprakları paylaşırken çekilen kuradaki pay. İLE [OK YILAN/OQ YILAN: Kendini hedefinin üzerine savuran yılan.] İLE Eylemlerin ardından gelen bir pekiştirme ilgeci. İLE Durum anlatan ifadelere eşlik eden bir ilgeç. İLE Okçu. İLE Sadak.[Okların içine konduğu kılıf.] )

- ÖKSE ile ÖKSEOTU

( Ökseotu saplarından ya da çobanpüskülü kabuklarından çıkardan yapışkan macun. | Erkekleri kendine bağlamasını bilen çok alımlı kadın. İLE Ökseotugillerden, elma, armut, ıhlamur, kiraz, erik gibi ağaçların dalları üzerinde asalak olarak yaşayan, üzüme benzer yemiş veren, saplarından ökse çıkarılan zararlı bir bitki. )

- ÖKSÜZ değil/yerine/= ANNESİZ

- ÖKSÜZ/YETİM ile/||/<> NANHAR

( Ya annesi, ya babası ya da ikisi birden olmayan. İLE/||/<> Ölen yeniçerilerin çocuklarına verilen ad. )

- OKUR-YAZAR OLMAYAN ile/değil CAHİL

- OKUYAN/YAZAN ile/ve/değil/yerine OKUR-YAZAR

- [ne yazık ki]
OKUYAN
ile/ve/||/<> ANLAYAN

( Az. İLE/VE/||/<> Sınırlı/kıt. )

- ÖKÜZ ile/değil ÇITAK

( ... İLE/DEĞİL Boynuzları düzgün, ay biçiminde öküz. | Dağda yaşayan ve geçimini odun satarak sağlayan kişi. | Kaba, huysuz, kavgacı kişi. )

- OLAN ile/ve/<>/değil/yerine OLABİLEN

( Evren/dekiler. İLE/VE/<>/DEĞİL/YERİNE İnsan... )

- OLAN ile/ve/<>/||/hem de ÖLEN ile/ve/<>/||/hem de YANAN ile/ve/<>/||/hem de YENİLEN

( Hiçbirine, çözüm yoktur. )

- OLAN <>/>< OLMAYAN

( (olduğu) Kadar. <>/>< (olmadığı) Kader. )
( Yapar/yapıyor. <>/>< Bakar/bakıyor. )

- OLAN ile/ve/||/<> ORAN

- OLANAKSIZ/LIK / OLANAKLI/LIK ve/<> KARARLI/LIK

( Aralarındaki tek fark, kararlılık derecesindedir. )

- OLANAKSIZ/LIK ile/değil/yerine OLANAKLI/LIK

( Aralarındaki tek fark, kararlılık derecesindedir. )

- OLASILIĞI DÜŞÜNMEYE BAŞLAMAK ile/ve OLASILIĞIN YÜKSEK OLMASI

- OLASI/LIK ile/ve/||/<> GÖRELİ/LİK

- OLASILIKLARI DÜŞÜNMEK/HESAPLAMAK ile "ŞOM AĞIZLILIK"


- OLAY ve/<> GELİŞİGÜZEL/LİK

- ÖLÇÜLÜ ile/ve/||/<> ÖLÇÜ İLE

- ÖLÇÜSÜZ/LÜK ile/ve/değil/||/<> "GEMSİZ/LİK"

- OLD ile/değil GOLD

- OLDRUM ile OLDUK/OLDUQ
[<

( Sakatlanmış kişi. İLE Nalsız. )

- ÖLDÜ değil/yerine YORULDU GİTTİ

- OLDUĞUN GİBİ GÖRÜNMEK/KONUŞMAK ile/ve/<> GÖRÜNDÜĞÜN/KONUŞTUĞUN GİBİ OLMAK

( Kendinizi olduğunuz gibi bilmek için tüm fikirlerden vazgeçiniz. )

- OLDUĞUN GİBİ OLMAK ile/ve/değil/||/<>/< YALINLIK

- OLGUN KİŞİ:
"GÜZEL SÖZ SÖYLEYEN"
değil SÖYLEDİĞİNİ YAPAN VE YAPABİLECEĞİNİ SÖYLEYEN

- OLGUN KİŞİ:
"KIZMAYAN"
değil ÖFKESİNİ YÖNETEBİLEN/YUTABİLEN


- OLGUN ve/||/=/<> ACIYA GÜLEBİLEN

( En olgun kişi/ler, acıya gülen(ler)dir. )

- OLGUN ile/ve/değil/||/<> "DURGUN"

- OLGUN ile/ve/<>/+ YETKİN

- OLGUNLUĞUN EN ÖNEMLİ GÖSTERGELERİ:
DEDİKODUYA DAYANMA/TAHAMMÜL
ve/<>
İFTİRAYA DAYANMA/TAHAMMÜL

( Dedikodu ve iftiraya karşılığın da üç aşaması vardır.
1- Dedikodu ve iftiraya susarak[sükûnetle] karşılık vermek.
2- Dedikodu ve iftiradan "memnun olmak".
3- Dedikodu ve iftiradan "memnun olup", "dedikoducu/iftiracı" için üzülmek. )

- OLGUN/LUK ve/||/<> AKILLI/LIK ve/||/<> GÜÇLÜ/LÜK

( Hatalarımızı kabul edebilecek kadar. VE/||/<> Hatalarımızdan ders alabilecek kadar. VE/||/<> Hatalarımızı düzeltebilecek kadar. )

- OLGUN/LUK ile/değil ÇEKİNGEN/LİK

- OLGUNLUK ile/ve/||/<> SÜREKLİLİK

- OLGUN/LUK ve/||/<>/>/< SUSKUN/LUK

- OLGUN/LUK ile/ve YETKİN/LİK

- OLGUNLUK ile/ve/değil/||/<>/< ZORUNLULUK


- OLMA!:
[ne] PİŞMAN
ne DÜŞMAN ne [de] KAHRAMAN

- ÖLMEK ile/değil/yerine YAŞAM(AY)I TAMAMLAMAK/HAY(I)R'LAMAK

- OLMUŞ) OLAN ile OLMAKTA OLAN

( Nesne/ler. İLE Özne/kişi. / İnsan. )

- KİŞİ:
ÖLÜ ve ÖLÜMLÜ
ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DOLU ve OLUMLU

- ÖLÜ ile/ve/değil/||/<>/< ÖLÜMLÜ

- OLUK/OLUQ ile OLUK/OLUQ / OLAK/OLAQ ile OLUK/OLUQ ile OLUK/OLUQ ile OLUT ile OPRI ile OYTURMAK/OYTURMAQ ile OYUŞMAK/OYUŞMAQ ile OYULMAK/OYULMAQ ile OYUQ[Oğuz]
[<

( Dayanıklı, azimli kişi. İLE Ağaç kütüğünün içi oyularak yapılmış herhangi bir şey. | Yalak. İLE Küçük kayık.[Ağaç kütüğünün içi oyularak yapılmış olan.] İLE Eskimiş ve yıpranmış [giyecek]. İLE Yetişkin. | Olgunluk evresini yaşayan kişi. İLE Çukur ya da oyuk. İLE İçini boşaltmak. İLE İçini boşaltmada karşılıklılık, yardımlaşma. İLE Zeminin/toprağın çökmesi. İLE Korkuluk. | Yolu işaret eden taş. )