Bugün[23 Mart 2026]
itibarı ile 6.471 başlık/FaRk ile birlikte,
6.471 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(4/27)


- BÂTIL[< BUTLÂN] değil/yerine/= BOŞ, BEYHÛDE | ÇÜRÜK | ZEMİNİ OLMAYAN

( BOŞ, BEYHÛDE | ÇÜRÜK | ZEMİNİ OLMAYAN )


- BATIN/BATN[Ar. çoğ. BUTÛN, EBTÂN] ile BÂTIN[Ar. çoğ. BEVÂTIN] ile BATÎN[Ar.]

( Karın. | Nesil, soy. İLE İç. | İç yüz. | Gizli, görünmeyen nesne. | Tanrı. | İçteki. | Çukur, kuytu yer. İLE Büyük karınlı. | Uzak yer. )


- BATÎR[Ar.] ile BÂTİR[Ar.] ile BÂTİR[Ar.]

( Nalbant. İLE Keskin kılıç. İLE Turna. )


- BÂYİ[Ar.] ile/ve/||/<> ŞÛBE[Ar.]


- BÂZ[Ar.] ile BÂZ[Ar.] ile BA'Z[Ar.]

( Geri, gerisin geriye. | Tekrar, yeniden. İLE Doğan, şahin, şeh-bâz. | Açık. | Oynatıcı, oynayan. | Tekrar, geri, yine. | Bir kulaç boyu. | İniş. | Fark etme, ayırma. | Sel uğrağı. | Yan taraf. | Karış. | Dönük. | Şarap. | Haraç. İLE Bir şeyin küçük parçası. | Birkaç, bir miktar, bir kısım, bir takım. )


- BÂZ[Fars.] ile BÂZ[Fars.] ile -BÂZ[Fars.] ile BAZ[Fr./İng. < BASE]

( Bir kulaç boyu. | Karış. İLE Doğan. Yırtıcı kuş. | Açık. | Ayırma. Temyiz etme. | İniş. İLE Yeniden, tekrar oynatan, oynayan, geri ve arka tarafa doğru ... gibi anlamlara gelir. [Sözcüğün sonuna ya da baş tarafına getirilerek kullanılan bir "ek"tir.] İLE Temel. | Bir asitle birleştiğinde bir tuz oluşturan nesne. )


- BA'Z[Ar.] ile CÜZ'[Ar.]


- BÂZÎ[Ar.] ile BÂZÎ[Ar.]

( Beğenmeyen, istihfâf eden, ağzıbozuk, küfürbaz. İLE Oyun, eğlence. )


- BECÂ'[Ar.] ile BECÂ[Ar.]

( Geniş, bol. | Geyik, karaca. İLE Yerinde, uygun. )


- BECÂYİŞ[Ar.] ile TAKAS[Ar.]

( Karşılıklı yer değiştirme. İLE Değişim. | İki ülke arasında yapılan alışverişin, karşılıklı olarak malla ödenmesi. )


- BEDÂ'[Ar.] ile NESH[Ar.]


- BEDÂN[Ar.] ile BED'AN[Ar.]

( Fenâlar, yaramazlar, çirkinler. | Onunla. İLE Başlangıçta, ilk önce. )


- BEDEN[Ar.] ile BED'EN/BED'AN[Ar.]

( Gözde, nesne, ten. İLE Başlangıçta, ilk önce. )


- BEDEN[Ar.] ile CESED[Ar.]


- BEDEN[Ar.] değil/yerine/= GÖVDE


- BEDENE[Ar.] ile HEDY[Ar.]


- BEDEVÎ[Ar.] ile Bedevî[Ar.]

( Göçebe. | Çölde yaşayan. [BEDÂVET: Bedevîlik, göçebelik.] İLE Seyyit Ahmed-ül-Bedevî tarafından kurulan tarikat. )


- BEDÎHE[Ar.] ile NAZAR[Ar.]


- BEDÎHE[Ar.] ile/ve/değil/yerine/||/<>/> REVİYYE[Ar.]

( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Bir konuda uzun uzun düşünmek. )

( İlk aşama. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Son aşama. )


- BEDÎHİ/YAT[Ar.] ile/ve/||/<> BEDÎ'İ/YAT[Ar.]

( Apaçık olan. İLE/VE/||/<> Görkey/li. | Güzel, güzellik. Güzellik ölçülerine uyan, gözü gönlü okşayan, beğenilen. | Güzel sanatlar, sanat felsefesi. )


- BEDR[Ar.] ile Bedr[Ar.]

( Ayın ondördüncü gecesi, dolunay. İLE Hz. Muhammed'in dinsizlerle çarpıştığı Mekke ile Medîne arasında bir yer. Bedir Gazâsı. )


- BED-RÂM[Fars.] ile BED-RÂN[Fars.]

( Sert başlı at. | Sürekli/dâima. | Hoş, lâtif, yakışıklı, süslü. İLE İşleri kötü yöneten. | Çapkın. [kadın] | Orospu. )


- BEDRE[Ar.] ile BEDRİ[Ar.]

( Kuzu, oğlak derisi. | İçi altın dolu kese. İLE İçi altın dolu kese. )


- BEDR-İ KEMÂL[Ar.] ile BEDR-İ KÂMİL[Ar.]

( Bir yazı çeşidi/tarzı. İLE Ayın ondördüncü gecesi. )


- BEDV[Ar.] ile ZUHÛR[Ar.]


- BEGÂYET[Fars. BE + Ar. GÂYET] değil/yerine/= SON DERECE


- BEHCET[Ar.] ile HÜSN[Ar.]


- BEHERGLAS[Osm.] / BEAKER[İng.] / BECHERE[Fr.] / BECHERGLAS[Alm.] ile/değil/yerine/= BEHER


- BEHİYE[< BEHÂ]:
GÜZEL -<


- BEHL[Ar.] ile LA'N[Ar.]


- BEHMEN[Fars.] ile Behmen[Fars.]

( Zekî, anlayışlı. | Tedbirli. | Turpa benzeyen ve "kavza kökü" denilen bir ot. İLE İran hükümdarlarından İsfendiyâr'ın oğlu Erdşîr'in lâkabı. )


- BEHREME[Ar.] ile BEHREME[Ar.]

( Çiçeğin göz alıcı güzelliği ve parlaklığı. | Hindlilerin ibâdeti. | Saç ve sakalı kına ile boyama. İLE Burgu. )


- BEHV/BEHVE[Ar.] ile BEHV[Ar.]

( Misafir odası. | Yer altında hayvan ağılı. | Geniş meydan, yer. | Göğsün içi, boğazdan mideye kadar olan aralık. | Rahim ile mahrecinin/çıkışının arası. İLE Köşk. | Sofa. | Salon. | Cumba. | Çardak. )


- BEKÂ[Ar.] ile HULÛD[Ar.]


- KIYMET-İ MEMUL[Osm.] / EXPECTED VALUE[İng.] / VALEUR D'ESPÉRANCE[Fr.] / ERWARTUNGSWERT[Alm.] ile/değil/yerine/= BEKLENEN DEĞER


- BEL[Ar.] ile BEL[Ar.]

( Belki. İLE Ökçe. )


- BELÂ[Ar.] ile BELÂ[Ar.]

( Evet, hayhay, peki. İLE Gam, keder, musîbet, âfet, cezâ, gayet zor iş, büyük uğraş. )


- BELÂ[Ar.] ile NE'AM[Ar.]


- BELÂ'[Ar.] ile NİKME[Ar.]


- BELÂBİL[Ar. < BELBÂL] ile BELÂBİL[Ar. < BÜLBÜL]

( Vesveseler, telâşlar, tasalar, kuruntular. İLE Bülbüller. )


- BELÂDE/BELÂD[Ar.] ile BELÂDET[Ar.]/ABRUTISSEMENT, APATHIE[Fr.]

( Kötü kişi, günahkâr, müzevir. | Fenâ şey. İLE İzansızlık, akılsızlık, sersemlik, budalalık. )


- BELÂGAT ile/ve/||/<> BEDÂHET

( İyi konuşma, sözle inandırma yeteneği. | Söz sanatlarını inceleyen bilgi dalı. Retorik. | Konuya tüm yönleriyle kavrayarak, hiçbir yanlış ve eksik anlamaya yer bırakmayan, yorum gerektirmeyen, yapmacıklıktan uzak, düzgün anlatma sanatı. | Bir şeyde, gizli olan derin anlam. İLE/VE/||/<> Apaçık olma durumu. | Bir konuda, hazırlıksız konuşabilme yeteneği. )


- BELDE[Ar. çoğ. BİLÂD, BÜLDÂN] ile BELED[Ar.]

( Şehir, kasaba, memleket. İLE Şehir, memleket. )


- İŞÂRET[Osm.] / SIGNAL[İng.] / SIGNAL[Fr.] / SIGNAL[Alm.] ile/değil/yerine/= BELGİT, SİNYAL


- BELÎ -ile

( BAŞ ÜSTÜNE, HAY HAY )

( EVET )


- ALÂMET[Osm.] / SYMPTOM[İng.] / SYNAPSE, AUSSCHWITZEN[Alm.] ile/değil/yerine/= BELİRTİ


- BELİRTİLİ -ile

( DEFINITE )


- BELKA'[Ar.] ile BELKA'[Ar.]

( Alaca, alaca bacaklı at. İLE Tenha [çöl], harap ve boş yer. )


- BELLA -ile

( Tümbuktu - Mali'de yaşayan, kalker, odun, kum ve tuz ticareti yapan bir göçebe halkı. )


- BELLEK = HÂFIZA = MEMORY[İng.] = MÉMOIRE[Fr.] = GEDÄCHTNIS[Alm.] = MEMORIA[dissil/f.]/RECUERDO[eril/m.][İsp.]


- BELVÂZ[Fars.] -ile

( Çıkıntı, duvardan dışarı çıkan direk ucu. )


- BEMM[Ar.] -ile

( Kanun, tambur gibi çalgılara takılan tel. | Pes perde. )


- BEN -ile

( Kuşun yavrusuna taşıdığı yem. )


- BEN[Ar.] ile BEN[Ar.] ile BEN[Ar.] ile BEN[Ar.]

( Çoğu doğuştan, tende bulunan, ufak, koyu renkli leke ya da kabartı. | En çok üzümde, olgunlaşma belirtisi. | Saçta, sakalda beliren beyazlık. İLE Kuşun, yavrusuna taşıdığı yem. İLE Kişi. | Birinci tekil kişiyi gösteren adıl. | Bireyi, öteki varolanlardan ayıran bilinç. | Bir kişinin, kişiliğini oluşturan temel öğe. İLE Harman, ekin. | Bağ. | Çitlenbik. )


- BEN[Fars.] ile BENG[Fars.]

( Harman, ekin. | Bağ. | Çitlenbik. İLE Küçük çitlenbik. )


- BENDAKA[Ar.] -ile

( Hiddetli bakma, sert bakış. | Bir şeyi fındık gibi ufalama. )


- BEND-İ HİSÂR -ile

( Sûz-i dil, pûselik~sultânî yegâh makamlarından oluşmuştur. )


- BENEK[Ar.] ile BENEK[Tr.]

( Atlas zemin üzerine sırma işlemeli bir tür kumaş. İLE Herhangi bir şey üzerindeki ufak leke. )


- LEKE[Osm.] / SPOT[İng.] / TACHE[Fr.] / FLECK[Alm.] ile/değil/yerine/= BENEK


- BENGÂH -ile

( Keçeden yapılmış Türkmen evi. | Emirlere~yüksek rütbelilere ait özel çadır. )


- BENÎ[Ar.] -ile

( OĞULLAR(/I) (BENÎ İSRÂİL )


- BENÛ/H[Fars.] ile BENÛ/N[Ar. < İBN]

( Yığın, küme. İLE Oğullar. )


- TEŞBİH[Osm.] / SIMULATION[İng.] / SIMULATION[Fr.] / SIMULATION[Alm.] ile/değil/yerine/= BENZETİM


- BER[Ar.] ile -BER[Ar.] ile BER[Ar.] ile BER'/BÜR/BÜRÛ'[Ar.]

( Üzere. İLE Alan, getiren, götüren. [DİL-BER: Gönül alan. | PEYÂM-BER: Haber getiren.] İLE Göğüs, sîne. | Meyva, yemiş. | Meme. | Kucak. | Yaprak. | Genç hanım. | Evin kapısı. | En, genişlik. İLE Hastanın iyileşmeye başlaması. )


- BER'[Ar.] ile HALK[Ar.]


- BERÂAT ile BERÂET[Ar.] değil
BERÂT[Ar. çoğ. BEREVÂT] (KANDİLİ/GECESİ)[Ar.]

( Olgunluk, iyilik, güzellik, meziyet, erdem/fazîlet. İLE Bir dâvâ sonucunda, temiz ve ilişkisiz çıkma, aklık, arılık, aklanma. DEĞİL [eskiden] Rütbe, nişan ve ayrıcalık/imtiyaz verildiğini bildiren ferman. | Bir buluştan, bir haktan yararlanmak için devletçe verilen belge. )

( BERÂT GECESİ: Hz. Muhammed'e, peygamberliğinin bildirildiği, Şaban ayının beşinci gecesi. )


- BERÂT -ile

( BELGE )


- BERAT ile/||/<> BERAYA

( Rütbe, görev, nişan ya da imtiyaz verildiğini bildiren ferman. İLE/||/<> Vergi ve haraç vermeyen müslüman ahaliye verilen ad. )


- BERÂT-I CİBÂYET ile BERÂT GECESİ ile BERÂT-I HÜMÂYÛN ile BERÂT-I TERHÂNÎ

( Vergi, resim ve icâre gibi, hazineye ya da vakfa ait paraları toplama yetkisini veren belge/vesîka. İLE Hz. Muhammed'e, peygamberliğinin bildirildiği, Şaban ayının beşinci gecesi. İLE Sultanlara özel ferman. İLE Gördüğü büyük bir hizmet karşılğı olarak vergiden muaf tutulması hakkında sultan tarafından verilen ferman. )


- BERÂY-İ MA'LÛMAT -ile

( BİLGİ VERMEK İÇİN )


- BER-BÂD[Ar.] ile BER-BATT[Ar., Fars. YELDE]

( Perîşan, harap, viran. | Pis, fenâ, kirli. İLE Kaz göğüslü. | Lavuta/lavta adlı bir çalgı.[LYRE(Fr.)] )


- BERBER[Fars.]/BARBER[İng.] ile BERBER[Fars.]

( Saç/sakal kesen usta/esnaf. İLE Afrika'nın kuzeyinde bulunan bir budun/kavim[Ar.]. )


- BERÇEKER -ile

( Acem/Pers. )


- BERDE[Ar.] ile BERDE/BENDE[Ar.]

( Mide dolgunluğu. İLE Tutsak, esir, köle, karavaş. )


- BER-EFŞÂN[Fars.] -ile

( Türk müziğinin büyük usûllerindendir. )


- BEREHREHE[Ar.] -ile

( Çok güzel hanım. )


- BEREKET[Ar.] ile BEREKÂT[Ar.]

( Bolluk. | Meymenet, saâdet, mutluluk. | Tanrı vergisi. İLE Bolluklar, hayırlar. | Meymenetleri saâdetler, mutluluklar, hayırlar. )


- BEREM[Fars.] -ile

( Üzüm çubuklarının altına konulan çatal ağaç, herek. | Asma ve kabak çardağı. )


- BERG[Fars.] ile BERG[Fars.]

( Bent, set. İLE Yaprak. )


- BERHANE[Ar.] ile/ve/||/<> METRUK[Ar.]


- BERHAVA[Fars. + Ar.] değil/yerine/= YARARSIZ, BOŞ

( Havaya atılmış, uçurulmuş. | Yararsız, boş. )


- BERÎA[Ar.] -ile

( Güzelliği ve olgunluğuyla akranlarından üstün olan hanım. )


- BERÎCEN/BERÎZEN[Fars.] -ile

( İçinde ekmek pişirilen ocak, fırın. )


- BERÎK[Ar.] ile BERÎK/E, BÜRÛK[Ar.]

( Işık, parıltı. İLE Un helvası. )


- BERİYYE -ile

( ÇÖL, KIR, SAHRÂ | HALK, BİREYLER )


- BERİYYE[Ar.] ile NÂS[Ar.]


- BERNOULLİ-EULER KANÛNU[Osm.] / BERNOULLI-EULER LAW[İng.] / LOI DE BERNOULLI-EULER[Fr.] ile/değil/yerine/= BERNOULLİ-EULER YASASI/KANUNU


- BERNOULLİ NAZARİYESİ[Osm.] / BERNOULLI THEORY[İng.] / THÉORIE DE BERNOULLI[Fr.] / BERNOULLISCHE THEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= BERNOULLİ KURAMI


- BERR[Ar.] ile BERR[Ar.]

( Kara toprak. İLE Doğru sözlü, hayır işleyen. )


- BERR[Ar.] değil/yerine/= KARA


- BERS[Ar.] ile BERŞ[Ar., Fars.]

( Çukur, yumuşak yer. İLE Afyon şurubu, keten yaprağı ile yapılan bir çeşit yatıştırıcı/müsekkin mâcun. | Arzu, gönül isteği. )


- BER-TENG[Fars.] -ile

( At koşumunun sırt kayışı. | Cübbe ya da ferâce kuşağı. | Küçük çocuğu annesinin sırtına bağlamaya yarayan göğüs kuşağı. )


- BERTILLONAGE/ANTROPOMETRİ -ile

( Suç işleyenlerin kimliğini bulmaya yarayan yollardan biri. )


- BERVECH-İ ÂDE ile/ve/||/<> BERVECH-İ ÂTÎ/ZÎR ile/ve/||/<> BERVECH-İ BÂLÂ ile/ve/||/<> BERVECH-İ MÂRUZ ile/ve/||/<> BERVECH-İ PEŞİN

( Âdet olduğu üzere. İLE/VE/||/<> Aşağıda olduğu gibi, aşağıda görüleceği üzere. İLE/VE/||/<> Yukarıda olduğu gibi, yukarıda görüldüğü üzere. İLE/VE/||/<> Bildirildiği gibi, arz olunduğu üzere. İLE/VE/||/<> Peşin olarak. )


- BE'S/BEİS[Ar.] ile BES[Ar.]

( Zarar, ziyan. | Zahmet, zorluk. | Azap, şiddet, korku. | Fenâlık. İLE Yeter, yetişir, tamam, kâfi. | Çok. )


- BE'SÂ'[Ar.] ile DARRÂ'[Ar.]


- BEŞÂŞET[Ar.] ile BİŞR[Ar.]


- BEŞÂŞET[Ar.] ile TALÂKATU'L-VECH[Ar.]


- BE'S/BÜ'S[Ar.] ile HAVF[Ar.]


- BEŞEN[Fars.] -ile

( Nesne, gövde/beden. )

( Uzun boy. )

( Taraf, kenar, uc. )


- BEŞER[Ar.] ile NÂS[Ar.]


- BEŞERİYYÂT[Ar.] ile BEŞERİYYET[Ar.]

( İnsan bilimi, antropoloji. İLE İnsanlık, beşerlik. )


- BEŞÎ'[Ar.] ile BEŞÎR[Ar.]

( Acı, ekşi, tadı kötü olan. İLE Müjde getiren, müjdeci. | Güleryüzlü, güleç. )


- BESLENME = TAGADDİ, TAĞDİYE, İGTİDÂ'[< GIDÂ] = NUTRITION


- BESS[Ar.] ile HÜZN[Ar.]


- BESSEHÛ[Ar.] ile FERRAKAHÛ[Ar.]


- BESTE[Fars.] değil/yerine/= KÜĞ

( Farsça'da, "kapalı" ve "paket" demektir. )


- BETA ŞUALARI[Osm.] / BETA RAYS[İng.] / BETA-STRAHL, BETASTRAHLEN[ALM.][Alm.] ile/değil/yerine/= BETA IŞINLARI


- BETİ -ile

( Resim ve yontu sanatlarında, varolanların biçimi. )


- BETÛK[Ar.] ile BETÛK[Ar.]

( Çok keskin. İLE Yuvarlak tabla, bakkal sepeti. )


- BEVÂ'[Ar.] ile BEVÂH[Ar.]

( Benzer, beraber, beraber oluş. İLE Meydanda, âşikâr, belirli. )


- BEVÂDÎ[Ar. < BÂDİYE] ile BEVÂDÎR[Ar. < BÂDİRE]

( Çöller/sahralar, kırlar. İLE Olagelen olaylar/hadiseler. )


- BEVÂRÎ[Ar. < BÂRİYÂ, BÂRİYYE/BÂRİYY] ile BEVÂRİH[Ar. < BÂRİH]

( Hasırlar, ince kamıştan örülen hasırlar. İLE Samyeli denilen sıcaklar ve şiddetli rüzgârlar. )


- BEVÂTIL[Ar. < BÂTIL] ile BEVÂTIN[Ar. < BÂTIN]

( Bâtıl, yaramaz şeyler. İLE Gizli, kapalı şeyler. )


- BEVC[Ar.] ile BEVC[Ar.]

( Yorulma. | Şimşek. | Haykırma. İLE Ziynet, süs, debdebe. | Büyüklük, gösteriş. )


- BEVGA' -ile

( Yumuşak toprak. )


- BEVH[Ar.] ile BEVH[Ar.] ile BEVH[Ar.]

( Meydanda, zâhir, âşikâr. | Belâya uğrama, kederlenme. İLE Ateşin sönmesi. | Hiddet ve kızgınlığın geçmesi. İLE Düşünme, haberli olma. | Lânet etme, sövme, beddua etme, ilenme. | Eşeysel birliktelik/ilişki. )


- BEVN[Ar.] ile BEVN[Ar.]

( İki şey arasındaki uzaklık, mesafe. İLE Pay, hisse, nasip. )


- BEVS[Ar.] ile BEVŞ[Ar.]

( Acele, ileri geçme/gitme. | Bıktırıncaya kadar ısrar etme. | Bir kimseden kaçıp gizlenme. | Bir şeyin rengi. İLE Çalım, gösteriş, debdebe. )

( )


- BEVŞ[Ar.] ile CEMÂ'AT[Ar.]


- BEVZ[Ar.] ile BEVZ / BEVZEK[Ar.]

( Sürekli oturuş. | Kaybolan çillerden sonra yüzün güzelleşmesi. İLE Nem dolayısıyla yiyeyecek ve giyeceklerde oluşan yeşil küf. | Eşek arısı. | Ağacın köküne yakın olan yerleri. )


- BEYÂN[Ar.] ile FÂİDE[Ar.]


- BEYÂN[Ar.] ile HEDY[Ar.]


- BEYAN ile/ve/<> İYAN


- BEYÂNAT[Ar.] değil/yerine/= DEMEÇ


- BEYÂN(/Î) ile/ve/değil/||/<> Â'YÂN/İYÂN/IYÂN(/Î)


- BEYÂT[Ar.] ile BEY'AT/BÎAT[Ar.]

( Gece uyuma, gece iş görme, geceyi işle geçirme. İLE Kabul ve onay/tasdik uygulaması. )


- BEYHÛDE[Fars. < BİHÛDE] ile/ve/||/<> NÂFİLE ile/ve/||/<> FUZÛLÎ

( Yararsız. | Boşuna. İLE/VE/||/<> Gerekli değilken yapılan iş. | Farzların dışında kılınan namaz. | Boşuna, gereksiz. İLE/VE/||/<> Erdemli/faziletli. | Gerekli, yersiz, boşuna. )


- BEYNE[Ar.] ile VASAT[Ar.]


- BEYT -ile

( EV, ODA, HÂNE, OBA )


- BEY-UL ...:
MUDAREBE (AKDİ) ile MUAMELE (AKDİ) ile MURABAHA


- BEYÛN[Ar.] ile BEYÛN[Ar.]

( Dibi geniş kuyu, bostan kuyusu. İLE Afyon. )


- BEYÛZ[Ar. < BEYZÂ] ile BEYÛS[Fars.]

( Çok yumurtlayan. İLE İstek. | Ümit. | Tamah. | Yaltaklanma. | Alçakgönüllülük. )


- BEYZÂR[Ar.] ile BEYZÂR/E[Ar.]

( Tenâsül âleti, penis. İLE Geveze, çalçene. )


- BEYZET-ÜL-HARR[Ar.] -ile

( Şiddetli sıcaklık. )


- BEZ BEZE[Ar.] ile BEZBEZE[Ar.]

( Zafer, üstünlük, galebe. İLE Hızlı yürüme, kaçma. | Şiddetli sarsma, depretme. )


- BEZÂZET[Ar.] ile BEZÂZET[Ar.]

( Bezcilik, manifaturacılık. İLE Perişanlık, pejmürdelik, kıyâfetsizlik. )


- BEZE[Ar.] ile BEZE[Ar.] ile BEZE[Ar.] ile BEZE[Ar.]

( Fakir, miskin. İLE Günah, hata, suç, kabahat. İLE Hamur topağı, pazı. İLE Yara ya da çıban nedeniyle gövdenin herhangi bir yerinde oluşan şişkinlik. )


- BEZÎM[Ar.] ile BEZÎN[Fars. < BEZÎDEN]

( Kuvvetli, zorlu kişi. İLE Esici, esen, esnek. )


- BEZME[Ar.] ile BEZME[Ar.] ile BEZME/K[Tr.]/BİZÂR

( Gündüz yenilen bir öğün yemek. İLE Sohbet ve muhabbet meclisinin bir köşesi. İLE Yaşama ya da iş görme isteğini yitirme ya da yitirmiş bir biçimde. | Devingenliğini/canlılığını yitirme. )


- BEZR[Ar.] ile BEZR[Ar. < BÜZÛR] ile BEZR[Fars.]

( Tohum, ekilecek tâne. İLE Çiçek ve sebze tanesi İLE Ekim, ziraat. )


- BEZZÂZ-İSTÂN[Ar.] ile BEZZ-İSTÂN[Ar.][Ar., Fars.]

( Bedesten/bedestan, esnaf çarşısı. )


- Bİ-[Ar.] ile BÎ-[Ar.]

( Başlarına eklendiği zaman sözcükleri -e haline getirir. [Bİ-HAKKIN: Hakkıyla.] İLE -sız, -maz. [BÎ-ÂR: arsız, utanmaz] )


- BİAT[Ar.] ile BÎ-ADD[Ar.]

( Kabul ve onay uygulaması. İLE Sayısız. )


- BİCÂD[Ar.] ile BİCÂD/E[Ar.]

( Yol yol, çizgili olarak dokunulmuş kilim, halı, aba. | Hz. Abdullah'ın takma adı. İLE Kehribar gibi saman çöpünü kendine çeken, yâkuttan daha az değerli kırmızı bir taş. | Kırmızı dudak. )


- BICIL -ile

( Aşık kemiği altındaki küçük kemik. )


- TAGAYYÛR[Osm.] / DEFORMATION[İng.] / DÉFORMATION[Fr.] / DEFORMATION, VERZERRUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= BİÇİM BOZULMASI/DEĞİŞTİRME


- TAGAYYÛR MÜNHANÎSİ[Osm.] / DEFORMATIONDIAGRAMM, DEFORMATIONKURVE, VERZERRUNGSKURVE[Alm.] ile/değil/yerine/= BİÇİM BOZULMASI EĞRİSİ


- ŞEKİL[Osm.] / FORMAT[İng.] / FORME[Fr.] / FORM[Alm.] ile/değil/yerine/= BİÇİM


- BÎD[Ar.] ile BİD[Ar.] ile BÎD[Ar.]

( Yok olma. İLE Arapça'daki bi edatının d,t ile başlayan sözcüklere katıldığı zamanki biçimidir. [Sözcüğü zarf yapar. (Bİ-D-DA'VÂ: Dâvâ ederek.)] İLE Söğüt ağacı. )


- BID'/BID'A[Ar.] ile BIDÂA/T[Ar.]

( Geceden bir bölüm. İLE Anapara, sermaya. | Bilgi. )


- BİDA' ile BİD'AT[Ar. < BİDA'] ile BİDÂD ile BÎ-DÂD/GÜRDÂS[Fars.]

( Sonradan meydana çıkan şeyler. İLE Sonradan meydana çıkan şey. | Peygamber zamanından sonra dinde meydana çıkarılan şey. İLE Hisse, bedel verme. | Arkadaşlar arasında nöbetle satın alma. İLE Zulüm, işkence. | Zâlim.[Ar. GAŞÛM] )


- BİDAK[Fars.] -ile

( Don, pantolon gibi ayaktan giyilenlerin paçası. )


- BİDÂL[Ar.] ile BÎDÂR[Ar.]

( Bir şeyi başka bir şeyle değişme. İLE Uyanık, uyumayan, uykusuz. )


- BİDÂYET ile/ve/||/<>/> NİHÂYET


- BİH ile BÎH[Fars.] ile BÎD[Fars.]

( O, onu, ona, ondan, onunla. İLE İyi, yeğ. | Ayva. İLE Kök, asıl, temel. | Kaynak. )


- BÎ[Fars.]-HABER[Ar.] değil/yerine/= ÇAVSIZ


- BİHÂR[Ar. < BAHR] ile BÎ-HÂR[Fars.]

( Denizler. İLE Dikensiz. )


- BİHİM[Ar.] ile BİHÎN/E[Ar.]

( O, onları, onlara, onlardan, onlarla. İLE Pek/en iyi, seçkin. | Hallaç. )


- BİHR[Ar.] -ile

( Ağız kokusu. )


- BİHTER/EK[Fars.] ile/değil BİHTEREK[Fars.]

( Daha, en, pek iyi. İLE/DEĞİL Farslılarca 120 yılda bir kere onüç ay olarak sayılan yılın adı. [sonraları, dört yılda bir gün fazlası olan SENE-İ KEBÎSE biçimine konulmuştur.] )


- BİHTER/EK[Fars.] ile BİHTERÎ[Fars.] ile BİHTERÎN[Fars.]

( Daha, en, pek iyi. İLE En iyi olma, üstünlük. İLE En iyi, pek iyi. )


- BİJEN[Fars.] ile BİJENG[Fars.]

( İran söylencesinde(mitolojisinde] kahraman ünlü Rüstem'in kızkardeşinin oğlu. [Efrâsyab'ın kızı Münije'ye âşık olmasından dolayı Efrâsyab tarafından bir kuyuya hapsedilmişse de Münije'nin yardımıyla Rüstem tarafından kurtarılmıştır.] İLE Kapı anahtarı. )


- BÎKA[Ar.] ile BİKA'[Ar. < BUK'A]

( Mercimek. İLE Yerler, topraklar, ülkeler. )


- BİL-[Ar.] ile BÎL[Ar.]

( -ile anlamına gelip, eklendiği -kameriyye harfleriyle başlayan- sözcükleri zarf yapar. [BİL-İKTİFÂ: Yetinerek, iktifâ ederek.] İLE Bel; çapa. | Hindayvası denilen Hindistan'a özgü bir meyve. | Gübre sepeti. )


- BİLÂ KAYDÜ ŞART/KAYITSIZ ŞARTSIZ değil/yerine/= KOŞULSUZCA/YAZGASIZ KOŞULSUZ


- BİLÂHARE[Ar.]["BİLÂHERE" değil!] değil/yerine/= SONRADAN/DAHA SONRA/SONRALARI


- BİLÂVÂSITA ile BİLVÂSITA

( Vasıtasız. İLE Vasıtalı. )


- BİLE[Ar.] ile BÎLE[Ar.]

( Birlikte. | Aynı zamanda. | Üstelik. İLE Ada. | Yanak. | Yan. | "Kesme" denilen küçük bahçıvan beli biçimindeki ok temreni. | Kayık küreği, gönderi. )


- MÜREKKİB[Osm.] / COMPONENT, CONSTITUENT[İng.] / COMPOSANT[Fr.] / KOMPONENTE[Alm.] ile/değil/yerine/= BİLEŞEN


- ADESE-İ MÜREKKEB[Osm.] / COMPOUND LENS[İng.] / LENTILLE COMPOSÉE[Fr.] / COMPOUNDLINSE[Alm.] ile/değil/yerine/= BİLEŞİK MERCEK


- MÜREKKEB, TERKİB[Osm.] / COMPOSITE, COMPOUND[İng.] / COMPOSÉ[Fr.] / COMPOUND[Alm.] ile/değil/yerine/= BİLEŞİK


- TERKİP[Osm.] / SYNTHESIS, SYNTHESIZE, COMPOSITION[İng.] / COMPOSITION, SYNTHÉSE[Fr.] / SYNTHESE, SYNTHESIEREN, ZUSAMMENSETZUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= BİLEŞİM, SENTEZ/LEMEK


- KUVVE-İ MUHASSALA[Osm.] / RESULTANT FORCE[İng.] / FORCE RÉSULTANTE[Fr.] / RESULTIERENDE KRAFT[Alm.] ile/değil/yerine/= BİLEŞKE KUVVET


- Bİ-L-Fİ'L[Ar.] ile Bİ-L-HÂSSA[Ar.]

( Gerçekten, hakîki olarak. İLE Özellikle, mahsus, hususî olarak, hele. )


- BİLHASSA/MAHSUS değil/yerine/= ÖZELLİKLE


- BİLHASSA[Ar.] ile BİLAHARE[Ar. < Bİ'L-ÂHİRE]["BİLÂHERE" değil!]

( Özellikle. İLE Sonra, sonradan, daha sonra, sonraları. )


- Bİ-L-İHTİMÂM[Ar.] ile Bİ-L-İHTİRÂM[Ar.]

( Özenerek, özenle, dikkat ederek, dikkatle. İLE Saygı duyarak, saygıyla. )


- İLİM[Osm.] / SCIENCE[İng.] / SCIENCE[Fr.] / WISSENSCHAFT[Alm.] ile/değil/yerine/= BİLİM


- Bİ-L-İSTİ'CÂL[Ar.] ile Bİ-L-İSTÎCÂR[Ar.]

( Acele ederek, aceleyle. İLE Kiraya vererek, kiralayarak. )


- BİLLÛR[Ar.] ile BİLÛR[Ar.]

( [ikisinin de anlamı aynıdır!] Gayet parlak ve saydam/şeffaf taş ya da pek saf ve temiz beyaz cam/kristal. )


- BİLMÜZÂKERE[Ar.] değil/yerine/= GÖRÜŞLEŞEREK


- BİN[Ar.] ile BİN-[Ar.] ile BİN[Ar. çoğ. BENÎ] ile BÎN[Ar. çoğ. BÜYÛN] ile -BÎN[Ar.]

( Bin sayısı. | Bir şeye çıkmak, binmek. İLE -e, -de, -ile hallerini karşılar ve şemsiye harfleriyle başlayan sözcükleri zarf yapar. [BİN-NETÎCE: Sonuç olarak.] İLE Oğul, oğlu. İLE Bölge, mıntıka. İLE Gören, görücü. [DÛR-BÎN: Uzaktan gören, dürbün.] )


- BİN[Ar.] ile BİNT[Ar.]

( Oğul, oğlu. İLE Kız, kızı. )


- BİNÂ'[Ar.] ile BÎNÂ[Ar.]

( Yapı. | Ev. | Yapma, kurma. | Müteaddî[geçişli], lâzım[geçişsiz], meçhûl[edilgen], mutâvaat[dönüşlü] gibi fiillerin esâsını konu alan kitap. İLE Gören, görücü. | Göz. )


- BÎNÎ[Fars.] ile BÎNÎ[Fars.]

( Burun. | Uc. | Dağ tepesi. | Yayın ele alındığı kısmının ucu. İLE Görürlük. )


- BİNYE[Ar.] ile TE'LÎF[Ar.]


- BİR AN EVVEL/BİR AN ÖNCE değil/yerine/= KIPICAK


- BİR[Ar.] ile Bİ'R[Ar. çoğ. ÂBÂR] ile BİRR[Ar.] ile BÎR[Ar.] ile BİR[Ar.]

( -ile, -ederek anlamına gelip eklendiği -şemsiye harfleriyle başlayan- sözcükleri zarf yapar. [Bİ-R-RECÂ: Ricâ ile.] İLE Kuyu. İLE İyilik, güzellik, hayır. | Anaya, babaya itâat. | Bağışta bulunma. İLE Yıldırım. | Yatak, döşek, kilim, halı, seccâde, örtü gibi şeyler. İLE Sayıların ilki. | Bir sayısını gösteren rakam. | Bu sayı kadar olan. | Herhangi bir varolanı belirsiz olarak gösteren. | Tek. | Birleşik. | Eş. | Ortaklaşa olan. | Sadece. | Ancak, yalnız. )


- BİRÂZ[Ar.] ile BİRÂZ[Ar.]

( Savaşa atılma. | Karşı karşıya döğüşme. İLE Az şey, biraz. )


- BÎREG[Fars.] ile BÎ-RENG[Fars.]

( Damarsız, soysuz, arsız. İLE Renksiz. | Renksiz, taslak durumunda bulunan resim. | İlâhî cevher. )


- BİRFİİL" değil BİLFİİL


- VAHİT/VAHİD[Osm.] / UNIT[İng.] / EINHEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= BİRİM


- ELVÂN-İ ASLÎ[Osm.] / PRIMARY COLORS[İng.] / COULEURS PRIMAIRES[Fr.] ile/değil/yerine/= BİRİNCİL RENKLER


- BİRR[Ar.] ile HAYR[Ar.]


- BİRR[Ar.] ile KURBÂN[Ar.]


- BİRR[Ar.] ile SADAKA[Ar.]


- BİRR[Ar.] ile SILA[Ar.]


- BÎ-RÛ[Fars.] ile BÎ-RÛH[Fars.]

( Yüzsüz, arsız. İLE Cansız. )


- BİRÛN -ile

( Taşra. )


- BÎŞ[Fars.] ile BÎŞÎ[Fars.]

( Artık, fazla. | Bıldırcın otu dnilen zehirli bir ot. [Çin'de bulunur] İLE Fazlalık. )


- BİT-[Ar.] ile BÎT[Ar.] ile BİT[Ar.]

( -ile, ederek anlamına gelip, eklendiği -şemsiye harfleriyle başlayan- sözcükleri zarf yapar. [Bİ-T-TAGYÎR: Değiştirerek]. İLE Kuvvet, gıda. İLE Yarımkanatlılar alttakımına giren, insan ve memeli hayvanların gövdesinde asalak olarak yaşayan ufak böcek. [KEHLE(Ar.) | PEDICULUS(Lat.)] )


- BİTA'[Ar.] ile BÎ-TÂ[Ar.]

( Baldan ve hurmadan yapılan bir çeşit şarap, koyu şıra. | Uzun boylu [adam]. İLE Buruşuksuz. )


- BÎTE[Ar.] ile BÎTET[Ar.]

( Geceleme, geceleyiş. )


- NEBAT[Osm.] / PLANT[İng.] / PFANZZE[Alm.] ile/değil/yerine/= BİTKİ


- BITN[Ar.] ile BITNA[Ar.]

( Zengin. | Bodur. | Obur. | Şaşkın. | Sadece kendi çıkarını düşünen kişi. İLE Mide dolgunluğu. | Malın ve paranın çokluğundan doğan sevinç. )


- HAYATÎ KİMYA[Osm.] / BIOCHEMISTRY[İng.] / BIOCHIMIE[Fr.] / BIOCHEMIE[Alm.] ile/değil/yerine/= BİYOKİMYA


- BİZ-[Ar.] ile -BİZ[Ar.] ile BİZ[Ar.]

( -e, ile, -rek anlamına gelip eklendiği -şemsiye harfleriyle başlayan- sözcükleri zarf yapar. [Bİ-Z-ZARÛRE: Zorunlulukla.] İLE Eleyen, kalburdan geçiren, tarayan. İLE Çoğul birinci kişi adılı. )


- BÎ-ZÂD[Ar.] ile/ve/<> BİZÂZ[Ar.]

( Azıksız, zahiresiz. İLE/VE/<> Yetersizlik/kifâyetsizlik, perişanlık, pejmürdelik.[BEZÂZET, BÜZÛZET] )


- BÎ-ZÂD[Ar.] ile Bİ-Z-ZÂT / BİZZAT[Ar.]

( Azıksız, zahiresiz. İLE Kendi. )


- KENDİNDE/Bİ-ZÂTİHİ ile/ve/||/<> ÖZCE(/ÖZÜ İTİBARI İLE)/ZÂT-EN[<>/||/>< SIFAT-EN]


- BÎ-ZENEB[Ar.]/ANOURE[Fr.] -ile

( Kuyruksuz/lar. )


- BİZLE[Ar.] ile BİZLE/BEZLE[Ar.]

( Gündelik giysi. İLE Şaka, lâtife. )


- BIZR[Ar.] ile BIZIR[Ar.]

( Boş, beyhûde. İLE Klitoris. )


- Bİ-Z-ZÂT / BİZZAT[Ar.] ile/değil Bİ-L-Fİ'L / BİLFİİL[Ar.]

( Kendi. İLE/DEĞİL Gerçekten. / İş olarak, eylemli, edimli. )


- Bİ-Z-ZÂT[Ar.] ile Bİ-ZÂTİHİ[Ar.]

( Kendi. İLE Kendiliğinden. )


- BEKERE, BEKKÂRE[Osm.] / BOBBIN, COIL[İng.] / BOBINE[Fr.] / BOBINE[Alm.] ile/değil/yerine/= BOBİN


- BÖBÜR -ile

( Memelilerden, sıcak ülkelerde yaşayan, derisi benekli, yırtıcı hayvan. )

( HYRAX SYRIENSIS )


- BOHR NAZARİYESİ[Osm.] / BOHR THEORY[İng.] / THÉORIE DE BOHR[Fr.] / BOHRSCHE THEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= BOHR KURAMI


- BOHR-VAN LEEUWEN NAZARİYESİ[Osm.] / BOHR-VAN LEEUWEN THEORY[İng.] / THÉORIE DE BOHR-VAN LEEUWEN[Fr.] / BOHR-VAN LEEUWEN-THEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= BOHR-VAN LEEUWEN KURAMI


- BOHR-WHEELER NAZARİYESİ[Osm.] / BOHR-WHEELER THEORY[İng.] / THÉORIE DE BOHR-WHEELER[Fr.] / BOHR-WHEELERSCHE THEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= BOHR-WHEELER KURAMI


- BOHR NİSF-İ KUTRU[Osm.] / BOHR RADIUS[İng.] / BOHRSCHER RADIUS[Alm.] ile/değil/yerine/= BOHR YARIÇAPI


- BOHR MEDÂRI[Osm.] / BOHR ORBIT[İng.] / ORBITE DE BOHR[Fr.] / BOHRSCHE BAHN, BOHRSCHER ORBIT[Alm.] ile/değil/yerine/= BOHR YÖRÜNGESİ


- KESRET[Osm.] / ABUNDANCE[İng.] / HÄUFIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= BOLLUK


- BÖLMEK[Osm.] ile/değil/yerine/= BÖLMEK


- TAKSİM[Osm.] / DIVIDED BY[İng.] / DIVIDIERT DURCH[Alm.] ile/değil/yerine/= BÖLÜ


- BÖLÜNEMEYEN -ile

( INDIVISIBLE )


- ASİT BORİK[Osm.] / BORIC ACID[İng.] / ACID BORIQUE[Fr.] / BORSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= BORİK ASİT


- BORN-İNFELD NAZARİYESİ[Osm.] / BORN-INFELD THEORY[İng.] / THÉORIE DE BORN-INFELD[Fr.] / BORN-INFELD-THEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= BORN-INFELD KURAMI


- BOSE-EİNSTEİN TEKÂSÜFÜ[Osm.] / BOSE-EINSTEIN CONDENSATION[İng.] / CONDENSATION DE BOSE-EINSTEIN[Fr.] / BOSE-EINSTEIN KONDENSIEREN, BOSE-EINSTEIN-KONDENSATION[Alm.] ile/değil/yerine/= BOSE-EİNSTEİN YOĞUNLAŞMASI


- İNBİSÂT-İ TÛLÂNÎ[Osm.] ile/değil/yerine/= BOYCA GENLEŞME


- MEVC-İ TÛLÂNÎ[Osm.] / LONGITUDINAL WAVE[İng.] / ONDE LONGITUDINALE[Fr.] / LÄNGSWELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= BOYUNA DALGA


- TAHLİL-İ BUD[Osm.] ile/değil/yerine/= BOYUT ÇÖZÜMLEMESİ/ANALİZİ


- BUUT[Osm.] / DIMENSION[İng.] / DIMENSION[Alm.] ile/değil/yerine/= BOYUT


- İNKİRAZ MÜNHANÎSİ[Osm.] ile/değil/yerine/= BOZULMA EĞRİSİ


- İNKİRAZ[Osm.] ile/değil/yerine/= BOZULMA


- TAHALLÜL (ETMEK)[Osm.] / DECOMPOSITION[İng.] / DÉCOMPOSITION[Fr.] / ZERSETZUNG, SPALTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= BOZUNMA/K


- BRANS-DİCKE NAZARİYESİ[Osm.] / BRANS-DICKE THEORY[İng.] / BRANS-DICKESCHE THEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= BRANS-DİCKE KURAMI


- ŞUBE[Ar.]/BRANŞ[Fr. < BRANCHE] değil/yerine/= DAL/KOL/DALKOL


- BREİT-WİGNER NAZARİYESİ[Osm.] / BREIT-WIGNER THEORY[İng.] / THÉORIE DE BREIT-WIGNER[Fr.] / BREIT-WIGNER-THEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= BREİT-WİGNER KURAMI


- BÛ[Ar.] ile BÛ[Ar.]

( Baba. İLE Koku. )


- BÜC[Fars.] ile BÜCC[Ar.] ile BÜÇ[Ar.]

( Keçi. İLE Kuş yavrusu, palazı. İLE Ağzın iç tarafı, avurt. )


- BU'D[Ar.] ile BÛD[Ar.]

( Uzaklık. | Aralık. | Boyut. İLE Varlık. )


- BUGAKU -ile

( Japon imparatorluk sarayında türemiş danslar. )


- BÜĞELEK -ile

( Sığırları ısıran sinek. )


- BUĞZ[Ar.] ile KERÂHET[Ar.]


- BUHAR-MÂF MUVÂZENESİ[Osm.] / VAPOUR-LIQUID EQUILIBRIUM[İng.] / ÉQUILIBRE LIQUIDE-VAPEUR[Fr.] / DAMPF-FLÜSSIGKEITS-GLEICHGEWICHT[Alm.] ile/değil/yerine/= BUHAR-SIVI DENGESİ


- TEBHİR ETMEK, TABAHHUR[Osm.] / VAPORIZATION, VOLATILIZATION, TO EVAPORATE, EVAPORATION[İng.] / ÉVAPORATION[Fr.] / ABDAMPFUNG, VERDAMPFUNG, EINDAMPFEN[Alm.] ile/değil/yerine/= BUHARLAŞMA, BUHARLAŞTIRMAK


- TEBAHHUR ETMEK[Osm.] / VERDAMPFEN[Alm.] ile/değil/yerine/= BUHARLAŞMAK


- MÜTÊBAHHİR[Osm.] / EVAPORATOR, VAPORIZER[İng.] / ÉVAPORATEUR[Fr.] / EINDAMPFGERÄT, VERDAMPFER[Alm.] ile/değil/yerine/= BUHARLAŞTIRICI