Bugün[23 Mart 2026]
itibarı ile 6.471 başlık/FaRk ile birlikte,
6.471 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(14/27)


- KANUN ile SABİT/E


- KANUN-U EVVEL[Ar.] ile KANUN-U SANî[Ar.]

( Aralık ayı. İLE Ocak ayı. )


- KÂR[Fars.] ile/ve/||/<> KÂM[Fars.]

( Alışveriş işlerinin sağladığı para kazancı. | İş. | Yarar, fayda. | Üretim etmenlerinden biri olan girişimcinin üretimden aldığı pay. | Maliyet fiyatıyla satış fiyatı arasındaki fark. İLE/VE/||/<> Ağzın üstü, damak. | Meram, arzu, emel, istek. | Lezzet, zevk. )


- KAR' ile KAR' ile KA'R[çoğ. KUÛR] ile KÂR[Fars.] ile -KÂR[Fars.]

( Kapıyı çalma. İLE Hekimin, hastayı muayene ederken, ses almak üzere, bir örgene/uzva parmakla vurması. | Kapı çalma. | Su kabağı. İLE Çukur şeyin dibi, dip, son/nihayet. | Derinlik. İLE İş güç, iş. | Kazanç, temettü. | Meşguliyet; sanat. | İşleme, etki/te'sir. | Savaş. İLE "-li, -ci, eden, -edici" eklerinin karşılığıdır. Adları sıfat yapar.[HİLE-KÂR, İSYAN-KÂR, KANAAT-KÂR vb.] )


- SİYAH CİSİM[Osm.] / BLACK BODY[İng.] / CORP NOIR[Fr.] / SCHWARZER STRAHLER/KÖRPER[Alm.] ile/değil/yerine/= KARA CİSİM


- KÂR-ÂGÂH[Ar.] ile KARÂR-GÂH[Ar., Fars.]

( İş bilir, uyanık. İLE Bir yerde oturup karar kılınacak, dinlenilecek yer. | Bir ordu kurmay kurulunun bulunduğu yer/merkez. )


- KARAKTER = SECİYE, HASİSA = CHARACTER[İng.] = CARACTÈRE[Fr.] = CHARAKTER[Alm.] = KHARAKTER < KHARASSEIN[Yun.] = CARÂCTER[İsp.]


- KARAR[AR.] ile/||/<> İTİDAL[AR.]


- KARARLI MÜREKKEP[Osm.] / STABLE COMPOUND[İng.] / COMPOSE STABLE[Fr.] ile/değil/yerine/= KARARLI BİLEŞİK


- MÜSTAKARR MUVÂZENE[Osm.] / STABLE EQUILIBRIUM[İng.] / ÉQUILIBRE STABLE[Fr.] / BESTÄNDIGES GLEICHGEWICHT[Alm.] ile/değil/yerine/= KARARLI DENGE


- İSTİKRAR NAZARİYESİ[Osm.] / STEADY STATE THEORY[İng.] / THÉORIE DE L'ÉTAT STATIONNAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= KARARLI DURUM KURAMI


- İSTİKRÂR[Osm.] / STABILITY[İng.] / STABILITÉ[Fr.] ile/değil/yerine/= KARARLILIK


- İSTİKRARSİZ MUVÂZENE[Osm.] / UNSTABLE EQUILIBRIUM[İng.] / ÉQUILIBRE INSTABLE[Fr.] / INSTABILES GLEICHGEWICHT[Alm.] ile/değil/yerine/= KARARSIZ DENGE


- KÂR-GİL[Fars.] ile KÂR-GÎR[Fars.]

( Kerpiç bina. İLE İş tutan/tutucu. | Taştan ya da tuğladan yapılmış bina. )


- KARİ'[Ar. < KIRAAT | çoğ:
KURRÂ]["ka" uzun okunur] ile KARİ["ka" uzun okunur]

( Okuyan/okuyucu, kıraat eden. | Kur'an-ı Kerim'i usûlünce okuyan. İLE Köylü, kariyye ahalisinden. )


- KARÎHA[Ar.] ile TABÎ'AT[Ar.]


- BİLLUR-U SAKÎM[Osm.] / MIXED CRYSTAL[İng.] / CRISTAL MIXTE[Fr.] / MISCHKRISTALL[Alm.] ile/değil/yerine/= KARIŞIK KRİSTAL


- MAHLUT[Osm.] / MIXTURE, BLENDING[İng.] / MELANGE, MÉLANGE[Fr.] / GEMISCH, MISCHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KARIŞIM, HARMANLAMA


- İHTİLAT[Osm.] / MIXTION[Fr.] / MISCHEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KARIŞMA


- MUHARRİK[Osm.] / AGITATOR, MIXER[İng.] / ABRASSER[Fr.] / AGITATOR, MISCHER, RÜHRER[Alm.] ile/değil/yerine/= KARIŞTIRICI, BLENDER


- KARN[Ar.] ile KAVM[Ar.]


- MUZÂDD-İ UKDE[Osm.] / ANTINODE[İng.] / ANTINŒUD[Fr.] ile/değil/yerine/= KARŞIT DÜĞÜM


- MUZÂDD-İ NESNE[Osm.] / ANTIMATTER[İng.] / ANTIMATIÈRE[Fr.] / ANTIMATERIE[Alm.] ile/değil/yerine/= KARŞIT NESNE


- MUZÂDD-İ TANÎN[Osm.] / ANTIRESONANCE[İng.] / ANTIRÉSONANCE[Fr.] / GEGENRESONANZ[Alm.] ile/değil/yerine/= KARŞIT REZONANS


- KARZ -ile

( ÖDÜNÇ VERME/ALMA )

( BORÇ )


- KASÂVET[Ar.] ile/ve AZAP[Ar.]

( Üzüntü, tasa, kaygı, sıkıntı. İLE Büyük sıkıntı, eziyet, ezinç. | İslâm inanışına göre, dünyada günah işlemiş olanlara, daha sonra[ahirette] verilecek cezâ. )


- KASD[Ar.] ile NAHV[Ar.]


- KASİD[Ar. < KASD | çoğ. KASİDÂN]["ka" uzun okunur] ile KÂSİD[Ar. < KESÂD] ile KASÎD[Ar.]

( Kasdeden, tasarlayan, kıyan. | Postacı, haberci, tatar, ulak. İLE Sürümsüz, geçmez, aranmaz. İLE Kasîde. )


- KÂŞİH[Ar.] ile 'ADUVV[Ar.]


- KASIM[< KISMET]["ka" uzun okunur] ile KASIM[çoğ. KAVÂSIM]["ka" uzun okunur] ile KASIM[Fars.] ile Kasım[Ar. < KÂSİM] ile KASIM[Ar. < KÂSİM]

( Taksim eden, ayıran, bölen. | [matematik] Bölen. İLE Kırıcı, ezici, ufaltıcı. İLE İnce, narin, çabuk kırılabilen. İLE Yılın on birinci ayı, son teşrin, teşrin-i sâni. İLE Kışın başlangıcı sayılan 08 Kasım günü başlayıp Hıdırellez'in ilk günü olan 06 Mayıs'a kadar altı ay süren dönem. )

( Yüz elli, yaz belli. )

( Kasım'ın 150. günü (08 Nisan) olunca, kötü havalar geçer, yazın ucu görünür. )

( Kasım'dan on gün evvel ek, on gün sonra ekme. )


- KASÎR -ile

( Kısa, ufak, kısa boylu. )


- KASIR[Ar. < KASR]["ka" uzun okunur] ile KÂSİR[Ar. < KESÎR < KESRET] ile KÂSİR[Ar. < KESR] ile KASIR[Ar. < KUSÛR]["ka" uzun okunur]/KASÎR[Ar. < KASR] ile KASR[Ar. çoğ. KUSÛR] ile KASÎL[Ar.]

( Zorla işleten. İLE Çok olan. İLE Kıran, kesreden. İLE Kısa, boysuz. Kısa kesme, kısaltma, kısma. | Azaltma, kesme, eksiklik. | İbarenin çok kısaltılması. | Aruzda tef'ile'nin son harfinin düşürülmesi. İLE Köşk, kâşâne, saray. İLE Hayvanlara yedirmek üzere zamanından önce biçilen yeşil ot. )


- KASTÂL[Ar.] ile KASTAR[Ar.] ile KÂSTÂR[Ar.]

( Şeker tozu. İLE Yalancı. İLE Pamuk ipliğini ya DA bezini bol ve soğuk su ile yıkayarak ağartma işi. )


- KAT/KATT[Ar.] ile KAT'[Ar.]

( Katı bir şeyi enine kesme, yontma. | Tahıl fiyatlarının yüksekliği. | Geçme, ilerleme, yol alma. | Kağıtları oyarak dantel gibi süslü biçimler oluşturma sanatı. | Sözün etkisini artırmak ve dinleyenin anlayışına bırakmak için sözü bitirmeden kesme. [şöyle şöyle oluyor, dikkat edin, yoksa ...] İLE Kesme, keslme, biçme. | Halletme, karar verme, sona erdirme, bitirme. )


- KAT MÜLKİYETİ[Ar.] değil/yerine/= KAT İYELİĞİ


- KAT ile KAT[Ar.]

( Bir yapıda iki döşeme arasında yer alan daire ya da odaların bütünü. | Bir yüzey üzerine az ya da çok kalın bir biçimde, düzgün olarak yayılmış bulunan şey. | Üst üste konulmuş şeylerden her biri, tabaka. | Giyeceklerde takım. | Apartman dairesi. | Ön, yan. | Huzur. | Bükülen ya da kıvrılan bir şeyin her kıvrımı. | Makam, mevki. | Kez, defa, misil. | Katman. | Tekrarlanan bir sayının toplamı. İLE Kesme, kesilme. | İlgiyi kesme. | Sonuca bağlama, bitirme. | Kesme. )


- KAT'Â[Ar.] ile KAT'EN[Ar.]

( Hiçbir zaman, asla. İLE Asla, hiçbir zaman. )


- KAT'Â[Ar.] ile KATIA["ka" uzun okunur]

( Hiçbir zaman, asla. İLE Katı'ın dişili/müennesi. | Katı' sanatı ile yapılmış dantel gibi kâğıt oyması yapıt. | Kesen, kesici. )


- SULP ERİYİK[Osm.] / SOLID SOLUTION[İng.] / SOLUTION SOLIDE[Fr.] / FESTE ELEKTROLYTE[Alm.] ile/değil/yerine/= KATI ÇÖZELTİ


- SULBİYET[Osm.] / SOLID STATE[İng.] / ÉTAT SOLIDE[Fr.] / FESTKÖR[Alm.] ile/değil/yerine/= KATI HÂL


- KAT'I MÜKAFTİ/PARABOL değil/yerine/= ...


- SULP MAHRUK[Osm.] / SOLID FUEL[İng.] / COMBUSTIBLE SOLIDE[Fr.] / FESTE LÖSUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KATI YAKIT


- KATI[Ar.] ile KATI[Ar.] ile KATI'[Ar. < KAT]["ka" uzun okunur] ile KAT'Î[Ar.]

( Sert. [>< YUMUŞAK] | Hoşgörüsüz, acımasız, merhametsiz. | Düşünce ve davranışlarında belirli ilkelere sıkı sıkıya bağlı olan. | Sıvıların ve gazların tersine, içinde bulunduğu kabın ya da üstünde bulunduğu yerin biçimini almayan. [sulp] | Çok, aşırı derecede. İLE Kuş vb. hayvanların sindirim kanalları üzerinde bulunan kaslı, öğütücü mide. [taşlık, konsa] İLE Kesen, kat eden, durduran. İLE Kesip atan, ikirciye düşmeye olanak bırakmayan, kesin. )


- SULP[Osm.] / SOLID[İng.] / SOLIDE[Fr.] / FERRONICKEL[Alm.] ile/değil/yerine/= KATI


- KATÎ[Ar.] ile YAKÎN[Ar.]

( Kesin. İLE Sağlam, kesin bilgi. | Bir şeyi iyice, kesinlikle bilme. )


- KATİL(")[Ar.] ile/||/<> (")CÂNÎ(")[Ar.]


- TASALLUP[Osm.] / SOLIDIFICATION[İng.] / VERFESTIGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KATILAŞMA


- KAT'İYYET -ile

( KESİNLİK )


- KATL[Ar.] ile MEVT[Ar.]

( Öldürmek. İLE Ölüm. )


- KATRE[Ar. çoğ. KATER, KATARÂT] ile/ve/||/<> ZERRE[Ar.]

( Denizde/deryada. İLE/VE/||<> Güneşte/şemste. )


- KAVÂRİ'[Ar. < KARİA] ile KAVÂRÎR[Ar. < KARÛRE]

( Şiddetli esen rüzgârlar. | Ansızın gelen büyük belâlar. | Kıyâmetler. | Belâdan kurtulmak üzere okunan dualar. İLE Gözbebekleri. | Sırçadan/camdan, bazen de gümüşten yapılan kablar. | Sidik kabları. )


- KÂVÎ[Ar. < KEYY | çoğ. KÂVİYÂN] ile KAVÎ[Ar. < KUVVET]

( Dağlayan, yakan/yakıcı. [Fr. CAUSTIQUE] İLE Güçlü, kuvvetli. | Güvenilir, sağlam. )


- MEFHUM[Osm.] / NOTION[İng.] / BEGNIFI., BEGRIFF[Alm.] ile/değil/yerine/= KAVRAM


- KAVS[Ar.] ile/ve/||/<>/> KAVL[Ar.] ile/ve/||/<>/> KAVM[Ar.]


- KAVUK/ERSUSA ile/||/<> KALLAVİ ile/||/<> YUSUF

( Kavuk. İLE/||/<> Sadrazam, vezir kavuğu. İLE/||/<> Sultan, sadrazam, vezirler ve yüksek dereceli devlet erkanının giydiği kavuk. )


- KAVVAM[Ar.] ile/değil/<> KAVRAM

( Gözleyen ve koruyan. İşlerin sorumluluğunu alıp iyi yöneten. İLE/VE/||/<>/< Bir nesnenin ya da düşüncenin zihindeki soyut ve genel tasarımı. )


- NOKTA-İ GALEYAN[Osm.] / BOILING POINT[İng.] / POINT D'ÉBULLITION[Fr.] / SIEDEPUNKT[Alm.] ile/değil/yerine/= KAYNAMA NOKTASI


- GALEYAN[Osm.] / BOILING[İng.] / ÉBULLITION[Fr.] / KOCHEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KAYNAMA


- KÂZIM/KEZÎM[Ar. çoğ. KÂZIMÎN] ile KÂZIM/KAZIMA["ka" uzun okunur] ile KAZIM

( Kızgınlığını, öfkesini, hırsını yenen. İLE Kemirici.[hayvan] İLE Kazmak eylemi. )


- KE[Ar.] ile KE[Ar.]

( Benzetme/teşbih harfi olup "gibi, misillü" anlamlarına gelir. [KE-'L-EVVEL: Önceki gibi. | KE-ZÂLİK: Yine böyle/öylece.] İLE Küçültme edatıdır. [MERDÜMEK: Adamcağız] )


- KEBÂD[Ar.] ile KEBBÂD[Ar.]

( İri limon. İLE Ağaç kavununa benzer bir çeşit büyük ve yumuşak bir limon.[dilim dilim kesilerek tatlısı yapılır] )


- KEBÎR[Ar. >< SAGİR] ile/ve/||/<> CELÎL[Ar. >< HAKİR] ile/ve/||/<> ÂZÎM[Ar.]

( Fiziksel büyük/lük. İLE/VE/||/<> Kabul ya da saygınlıkla ilgili, itibarî büyük/lük. İLE/VE/||/<> Azâmet, heybet ve ihtişam olarak büyük. )


- KEBS[Ar.] ile KEBŞ[Ar. çoğ. KİBÂŞ]

( Çukurluğu doldurup düzleme. İLE Koç[eril koyun], çebiş. )


- KEF[Ar.] ile KEF[Ar., Fars.] ile KEFF[Ar. çoğ. KÜFÛF]

( Köpük. | Sünger taşı. İLE Eski Türkçe abecesinin yirmibeşinci harfidir.[ebced hesabında yirmi sayısının karşılığıdır] İLE Eliçi, aya, avuç. RÂHE[Ar.] | Ayağın altı, taban. | El çekme, vazgeçme. | [edebiyatta] Arûz'un yedinci sâkin harfini çıkarma. )


- KEF[Ar.] ile MİSL[Ar.]


- KEFERE'N-Nİ'METE[Ar.] ile BATİRA'N-Nİ'METE[Ar.]


- KEFF[Ar.] ile İHCÂM[Ar.]


- KEFF[Ar.] ile MEN'[Ar.]


- KEFF[Ar.] ile TERK[Ar.]


- KEFFÂRET[Ar.] ile KEFÂLET[Ar.]

( Örtücü ve imhâ edici. | Bir mecburiyet altında ya da yanlışlıkla işlenmiş günahı affettirmek ümidiyle şeriata uygun olarak verilen sadaka ya da tutulan oruç. | Günahtan arınma. İLE Kefillik, birine kefil olma. )


- KEHÂNET[Ar.] ile/ve/değil/yerine/||/<>/>< ALÂMET[Ar.]


- KEHF[Ar.] ile KEYF[Ar.]

( Mağara. İLE Araçlı "duyum"/haz.[bkz. 6532] )


- KEHL[Ar.] ile KEHL[Ar. çoğ. KİHÂL, KÜHÛL, KÜHLÂN] ile KEHL[Ar.]

( Göze sürme çekme. İLE 30 - 50 yaş arasında bulunan kişi, olgun çağı. İLE Bit. )


- KELÂM ile/ve/||/<>/> KÂMİL

( Kâmil, kelâmı/sözü işittirendir. )


- KELÂM[Ar.] ile TEKLÎM[Ar.]


- KELÂMCI(MÜTEKELLİM) ile FİLOZOF(HUKEMA)

( Onlar, "Ve nefahtü"den, yani kelâmdan gıda alırlar. )


- KELİK ile ...

( Eski ayakkabı. )


- KELÎM[Ar. < KİLÂM] ile KELİM[Ar. < KELİME]

( Söz söyleyen, konuşan. | İkinci kişi.[muhâtab] İLE Sözler. )


- KEM[Ar.] ile KEM[Ar.]

( Soru edatı.[bir şeyin mikdarını öğrenmek üzere kullanılır][kaç?, ne kadar? vb.] İLE Az, eksik. | Kötü, fena; bozuk. )


- KEMÂL[Ar.] ile TAMÂM[Ar.]


- KEMER[Fars.] değil/yerine/= EĞME/TÜMSEKLİ


- KEMÎN[Ar. çoğ. KEMÂÎN] ile KEMÎN[Ar.]

( Pusuya gizlenmiş kişi. | Pusu. İLE Çok az. | Pek küçük. )


- KER[Ar.] ile KERH[Ar.]

( Sağır. | Kuvvet, kudret. | Merâm ve maksat. İLE İğrenme, tiksinme, hoşlanmama. | Zorlama. )


- KERÂHET[Ar.] ile NUFÛRU'T-TAB'[Ar.]


- KERDE ile ...

( Sebze fideliği. )


- KERHEN[Ar. < KERH] ile/değil/yerine/>< TAV'AN[Ar. < TAV]

( Zorla yapma, bir işi yapmak için kendini zorlama. İstemeyerek, ister istemez. | İğrenme, tiksinme, ikrah. )

( İsteyerek yapmak. )


- KERÎ ile KERÎ[Fars.] ile KERÎH[Ar. < KERH]

( Kazmak. İLE Örümcek ağı. | Sağırlık. İLE İğrenç, çirkin. | Pis kokan. )


- KERRAT[Ar.] (CETVELİ) değil/yerine/= ÇARPMA/ÇARPIM (TABLOSU)


- KE'S[çoğ. KÂSÂT, KÜÛS] ile KES[Fars. | çoğ. KESÂN]

( İçi dolu kap/çanak. | Bardak, kadeh. | Şarap dolu bardak/kadeh. | Çanak. Çiçeğin en dışında bulunan yeşil yaprakların hepsi. İLE Kişi, kimse.[HER-KES: Her bir kişi, her kim olursa olsun] )


- KESÂFET[Ar.] ile KESÂFET[Ar.]

( Bulanıklık, açık ve berrak olmayış. İLE Sıklık, tokluk. | [fizik] Kalabalık, koyuluk, kalınlık, yoğunluk. [DENSITY(İng.), DENSITÉ(Fr.)] | Saydam/şeffaf olmama. | Kalabalık, çokluk. )


- KESÂFET ile TEMERKUZ


- KEŞÂN[Ar. < KEŞ][Fars.] ile KEŞÂN[Fars.]

( Çekenler, çekiciler. İLE Çeken, çekerek. )


- KESB[Ar.] ile KEDH[Ar.]


- KE'SÎ[Ar. < KE'S] ile KESÎ[Fars.]

( Kadehle, bardakla, çanakla ilgili, onlara benzer. | [botanik] Çanaksı. İLE Bir kişi. | İnsanlık, mertlik. )


- KESİF[Ar.] ile KEŞİF[Ar. < KEŞF]

( Yoğun. | Saydam olmayan. | Sık. İLE Ortaya çıkarma, meydana çıkarma. | Var olduğu bilinmeyen bir şeyin ortaya çıkarılması. | Gizli olan bir şey hakkında geniş bilgi edinme. | Bir şeyin olacağını önceden anlama, sezme, tahmin. | Bir olay ya da durumun oluş nedenlerini anlayabilmek için yerinde inceleme yapma. )


- CEREYÂN-İ İNKİTA[Osm.] / BREAKDOWN CURRENT[İng.] / COURANT DE RUPTURE[Fr.] / DURCHBRUCHSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= KESİLME AKIMI


- KATİYET MÜŞÎRİ[Osm.] / PRECISION INDEX[İng.] / INDICE DE PRÉCISION[Fr.] / GENAUIGKEITSINDEX, PRÄZISIONSINDEX[Alm.] ile/değil/yerine/= KESİNLİK İNDİSİ


- KESÎR[Ar. < KESRET] ile KESÎR[Ar.] ile KESR[Ar. çoğ. KÜSÛR]

( Çok çok olan, bol. | Sık olan, çok kez olan. İLE Kırılmış. İLE Kırma/kırılma, paralama. | Bozma, halel getirme. | [dilb.] Bir harfin esre i okunması. | [mat.] Kesir. )


- KESİR ile BAYAĞI/ADİ KESİR

( ... İLE Ondalık olmayan kesir. )


- KESÎR[Ar.] ile VÂFİR[Ar.]


- KETB[Ar.] ile NESH[Ar.]


- KETEBE ile/ve SEVVEDE ile/ve NESEHA ile/ve HARRERE ile/ve NEMEKA ile/ve RAKAME ile/ve NAKALE ile/ve ZEBERE ile/ve SATARE ile/ve İSTİRAHE


- KETM ile ...

( BİR SÖZÜ/HABERİ/SIRRI SAKLAMA, GİZLİ TUTMA )


- KEVKEB[Ar.] ile NECM[Ar.]


- KEVKEBE[Ar.] ile KEVKEBE[Ar.]

( Gökteki yıldız. | Süvâri alayı. İLE Gösteriş, tantana. )


- KEVN[Ar.] ile SÜKÛN[Ar.]


- KEVNİYYÂT ile ...

( EVRENBİLİM, KOZMOLOJİ )


- KEVSEL ile KEVSER[Ar.]

( Geminin kıç tarafı. İLE Maddi ve manevi çokluk, kalabalık kuşak. | İlim, irfân. | Cennette bir havuzun adı. )


- KEY ile ...

( İyice, hakkıyla, iyi, pek adam akıllı. )


- KEYD[Ar.] ile MEKR[Ar.]


- KEZÂ[Ar.] ile ZİRA[Fars.]

( Aynı zamanda. İLE Çünkü. )

( Zarf. İLE Bağlaç. )


- KEZİB[Ar.] ile MUHÂL[Ar.]


- KİBR[Ar.] ile KİBRİYÂ'[Ar.]


- KİBR[Ar.] ile TÎH[Ar.]


- KİBR[Ar.] ile ZEHV[Ar.]


- KÎH[Ar.] ile KİH[Fars. çoğ. KİHÂN]

( İrin, cerahat. İLE Küçük. )


- KILÂ'[Ar. < KAL'A] ile KILÂA[Ar.]

( Kaleler, surlar. İLE Yelken. )


- KOL, BAĞ, BAĞ TEŞKİLİ[Osm.] / CHEMICAL BOND, BOND, BONDING, LINKAGE[İng.] / LIAISON[Fr.] / CHEMISCHE BINDUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KİMYASAL BAĞ, BAĞ, BAĞLANMA


- KİMYEVÎ TERKİP[Osm.] / CHEMICAL COMPOSITION[İng.] / COMPOSITION CHIMIQUE[Fr.] / CHEMISCHE ZUSAMMENSETZUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KİMYASAL BİLEŞİM


- KİMYEVÎ TAHAVVÜL[Osm.] / CHEMICAL CHANGE[İng.] / CHANGEMENT DE CHIMIQUE[Fr.] / CHEMISCHE ÄNDERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KİMYASAL DEĞİŞME


- MUADELE-İ KİMYEVİYE[Osm.] / CHEMICAL EQUATION[İng.] / ÉQUATION CHIMIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= KİMYASAL DENKLEM


- RUMUZ-İ KİMYEVİYE[Osm.] / CHEMISCHE SYMBOL[Alm.] ile/değil/yerine/= KİMYASAL SEMBOL


- KÎR[Ar.] ile KÎR[Ar.] ile KİR[Tr.]

( Zift, katran. İLE Erillik örgeni, penis. )


- KİRÂM[< KERÎM] ile ...

( SOYU TEMİZ, ULULAR, ŞEREFLİLER | CÖMERTLER )


- KIRAN ile KIRAN ile KIRAN/ÂFET ile KIRÂN[Ar. < KIRÂNÂT] ile KIRÂN[Fars.]

( Kırma işini yapan kişi. İLE Kıyı, kenar, çevre, uç. | Dağ sırtı, tepe, bayır. | Kıraç toprak. | Birbirine paralel olarak uzanan iki akarsu arasında kalmış dağ sırtı. İLE Bir topluluğun ve özellikle hayvanların büyük bir bölümünü yok eden hastalık ya da başka neden. İLE Yakınlık. | İki şeyin birleşmesi. | Gezegenlerden ikisinin bir burçta birleşmesi. İLE 1848'den 1927'ye kadar İran'da kullanılan bir gümüş para.[1.25 Dolar değerindeydi. 10 kıran, 1 toman ederdi.] )


- TEKÂSÜR MÜŞÎRİ[Osm.] / REFRACTIVE INDEX[İng.] / INDICE DE RÉFRACTION[Fr.] / BRECHUNGSINDEX[Alm.] ile/değil/yerine/= KIRILMA İNDİSİ


- İNKİTA[Osm.] / BREAKDOWN[İng.] / DURCHBRUCH[Alm.] ile/değil/yerine/= KIRILMA/KESİLME


- KAVÂNÎN-İ İNKİSÂR[Osm.] / REFRACTION LAWS[İng.] / LOIS DE LA RÉFRACTION[Fr.] / BRECHUNGSGESETZE, REFRAKTIONSGESETZE[Alm.] ile/değil/yerine/= KIRILMA YASALARI


- İNİTAF, İNKİSAR[Osm.] / REFRACTION[İng.] / RÉFRACTION, RUPTURE[Fr.] / BRECHUNG, REFRAKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= KIRILMA


- KİŞ[Fars.] ile KÎŞ[Fars.]

( [satrançta] Bir taşı zorlama. İLE Din, mezhep. | Ok kuburu. | Keten kumaş. | Kuş yeleği. | Şimşir. | Âdet, huy, töre. )


- KISAS[Ar. < KISSA] ile KISÂS[Ar.]

( Fıkralar, öyküler, söylenceler. İLE Suçun birebir aynısının işleyene uygulanması. )


- KISAS ile KIYAS


- KÎSE-İ FEM ile ...

( Bazı hayvanların avurtları içindeki kese. )


- KISSA[Ar. < KISAS] ile KISSA'[Ar.] ile KISA[>< UZUN]

( Fıkra, öykü, söylence. | Vak'a, macera. İLE Salatalık/hıyar.[KISSÂ ÜL-HİMÂR: Eşek hıyarı.(Fr. ÉLATER)] İLE Boyu, uzunluğu az olan, kesik. )


- KISSA[Ar.] değil/yerine/= OLAY/DURUM ANLATI


- KIST[Ar.] ile NASÎB[Ar.]


- KISTÂS[Ar.] ile/ve/||/<> KISAS[Ar.]

( Bir suçlunun, başkasına yaptığı kötülüğü, aynı biçimde uygulayarak cezalandırılması. İLE/VE/||/<> Ölçü. | Büyük terazi. )


- KITA[Ar.] değil/yerine/= KESİT


- KITÂ'[Ar.] ile KIT'A[Ar.]

( Kat etme, kesme. | Daireden bir parça/kesme/kıt'a. [İng., Fr. SEGMENT] İLE Parça, bölük, cüz. | Arazi, memleket, ülke. | Askeri birlik. | En az iki beyitten oluşan, gazel tarzında kafiyelenen, ancak ilk beytinin mısraları birbiriyle kafiyeli olmayan nazım biçimi. )


- KİTÂB[Ar.] ile MECELLE[Ar.]


- KİTÂB[Ar.] ile MENŞÛR[Ar.]


- KİTÂB[Ar.] ile MUSHAF[Ar.]


- KİTÂB[Ar.] ile SİFR[Ar.]


- KİTAP ile/ve/değil/||/<>/< CİLT


- BETİK/KİTAP ile SUPARA[Fars. SÎ+PÂRE]

( ... İLE Osmanlı Devleti'nde, okul kitaplarının genel adı. )


- KIT'ATÜ-'D-DÂİRE ile/||/<> KIT'A DEFFÎYYE ile/||/<> KITÂ'U'D-DÂİRE ile/||/<> MÜSTEDÎR

( Daire parçası. İLE/||/<> Küre kuşağı. İLE/||/<> Daire dilimi. İLE/||/<> Dairesel. )


- TEKASÜFİYET[Osm.] / CONSISTENCE[İng.] / CONSISTANCE, VISCOSITÉ, CONSTANCE, VISCOSITÉ[Fr.] / KONSISTENZ, DICHTIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= KIVAMLILIK, KIVAM


- KIYAM ve/||/<> SÜKÛNET ve/||/<> KAVL(SÖZ) ve/||/<> HAYAT

( Hizmet ile. VE/||/<> Saygı ile. VE/||/<> Hikmet ile. VE/||/<> Edeb ile. )


- KIYÂMET ile/değil HELÂK


- KIYASİ[Ar.] ile KIYASEN[Ar.]

( Uygulama ve benzetme ile elde edilen. | Kurala göre yapılmış, kurallı. İLE Kıyas edilerek, kıyas yoluyla. | Karşılaştırarak, oranlayarak. | Benzeterek. )


- KIYMET[Ar.] ile SEMEN[Ar.]


- KOCAKARI SOĞUKLARI
(EYYÂM-I HUSUM, BERD-İ ACÛZ):
SIN[Ar.] ile/ve/||/<>/> SİNNABER[Ar.] ile/ve/||/<>/> VABIR[Ar.] ile/ve/||/<>/> AMİR[Ar.] ile/ve/||/<>/> MUTEMİR[Ar.] ile/ve/||/<>/> MUALLEL[Ar.] ile/ve/||/<>/> MATFİYÜLCEMER[Ar.]

( "Acüz", omurgamızdaki "kuyruk sokumu" dediğimiz son kemiğin adıdır. Yani soğuğun kuyruk sokumuna kadar duyumsanmasından dolayı böyle bir benzetme olmuş. Bu sözcük, Arapça'da kocakarı anlamına gelen "acüze" sözcüğü ile karıştırılınca, bir de üstüne bu soğuklarda çok fazla yaşlı kadının yaşamını yitirmesi söz konusu olunca, deyim, halkın ağzında "kocakarı soğukları" olarak kalmış. )

( Mart ayının ortalarında[11-17 Mart arasında] buz gibi bir soğuk getiren hava durumu. )


- CEZİR[Osm.] / RADICAL[İng.] / RADICAL[Fr.] / RADICAL[Alm.] ile/değil/yerine/= KÖK, RADİKAL


- KOM ile ...

( Yayla evi. )


- KON ile ...

( İlâhi Ruh. )


- MAHRÛTÎ RAKKAS[Osm.] / CONICAL PENDULUM[İng.] / PENDULE CONIQUE[Fr.] / KONISCHES PENDEL[Alm.] ile/değil/yerine/= KONİK SARKAÇ


- TEKASÜFİYET[Osm.] ile/değil/yerine/= KONSANTRASYON


- TEHÂFFUZ KANÛNU[Osm.] / CONSERVATION LAW[İng.] / LOI DE CONSERVATION[Fr.] / ERHALTUNGSSATZ, ERHALTUNGSESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= KORUNUM YASASI/KANUNU


- KUVVE-İ MÂSİKE[Osm.] / CONSERVATIVE FORCE[İng.] / FORCE CONSERVATIVE[Fr.] / KONSERVATIVE KRAFT[Alm.] ile/değil/yerine/= KORUNUMLU KUVVET


- KOSHİ[Jap.] ile ...

( Omuriliğin, göbek hizasının altında kalan bölümüne verilen ad. )


- ŞUÂÂT-İ KEVNÎ[Osm.] / COSMIC RAYS[İng.] / KOSMISCHE STRAHLEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KOZMİK IŞINLAR


- KEVNİVYAT[Osm.] / COSMOLOGY[İng.] / COSMOLOGIE[Fr.] / KOSMOLOGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= KOZMOLOJİ


- KRAMER NAZARİYESİ[Osm.] / KRAMER-THEOREM[Alm.] ile/değil/yerine/= KRAMER KURAMI/TEOREMİ


- BİLLÛRÎ[Osm.] / CRYSTAL STRUCTURE[İng.] / STRUCTURE CRISTALLINE[Fr.] / KRISTALLSTRUKTUR[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİSTAL YAPI


- BİLLUR[Osm.] / CRYSTAL[İng.] / CRISTAL[Fr.] / KRISTALL[Alm.] ile/değil/yerine/= KRİSTAL


- LEVNÎ HASSÂSİYET[Osm.] / CHROMATISCHE EMPFINDLICHKEIT, FARBIG EMPFINDLICHKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= KROMATİK DUYARLIK


- LEVNÎ İNHİRAF[Osm.] / ABERRATION CHROMATIQUE[Fr.] / CHROMATISCHE ABERRATION, FARBIGSFEHLER[Alm.] ile/değil/yerine/= KROMATİK SAPMA


- KSANTİ ile ...

( Kaçınma, tahammül, sabır. )


- KU ile ...

( Köy, mesken, mahalle. )


- KÜBÂD[Ar.] ile KÜBBÂD[Ar.]

( Karaciğer yangısı/iltihabı. İLE Ağaç kavununu andıran, iri ve yumuşak bir limon. )


- KUBBE[Ar.]/KÜMBET[Fars. < GUNBED] değil/yerine/= YUVARDAM


- KUBH[Ar.] ile SEMÂCE[Ar.]


- KUÇMAK ile ...

( Kucaklaşmak. )


- KÜDÂS ile ...

( Hayvan aksırığı. )


- KUDRET[Ar.] ile MÜNNET[Ar.]


- KUDRET[Ar.] ile SIHHAT[Ar.]


- KUDRET[Ar.] ile TÂKAT[Ar.]


- KÜFR[Ar.] ile ŞİRK[Ar.]


- KÜFÜR[Ar. KÜFR] ile/ve/||/<> HİCÂB[Ar.]


- KÜFÜRBAZ[Ar. + Fars.(-bâz)] değil/yerine/= SÖVGEN/SÖVÜCÜ/AĞZI BOZUK/KARA


- KÜLFET[Ar.] değil/yerine/= YÜKEÇ


- KÜLL[Ar.] ile CEM'[Ar.]


- KÜMÛN[Ar.] >< ZUHÛR[Ar.]

( Gizlenme. >< Açığa çıkma, görünme, dışlaşma. )


- KÜN/KEVN[Ar.] ile/ve/||/<>/> AYN/TAAYYÜN[Ar.]


- KUNÛ'[Ar.] ile SUÂL[Ar.]


- KUR'A[Ar. çoğ. KURÂ'] ile KURÂ[Ar. < KARYE] ile KURRÂ'[Ar. < KARİ]

( Sadece tesadüfe ve şansa bağlı bir ayırma yapmak üzere başvurulan her türlü araç, ad çekme. İLE Köyler, kasabalar. İLE Kur'ân'ı, Yedi Kırâet ve On Rivâyet dahilinde okuyan üstad hafızlar. )


- Kur'ân[Ar.] ile KÛRÂN[Fars. < KÛR] ile KÜRÂN[Ar.]

( Kur'ân-ı Kerîm. [FURKAN] İLE Körler. İLE Kırmızı/al renkli at. )


- KURB/İYET ile ...

( YAKIN, YAKINLIK )


- EBÂD-İ KÜREVÎ[Osm.] ile/değil/yerine/= KÜRESEL BOYUTLAR


- KÜREVÎ MEVC[Osm.] / SPHERICAL WAVE[İng.] / ONDE SPHÉRIQUE[Fr.] / KUGELFÖRMIGE WELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= KÜRESEL DALGA


- KÜREVÎ İNHİRAF[Osm.] ile/değil/yerine/= KÜRESEL SAPMA


- KÜREVÎ RAKKAS[Osm.] / SPHERICAL PENDULUM[İng.] / PENDULE SPHÉRIQUE[Fr.] / KUGELFÖRMIGES PENDEL, KUGELPENDEL[Alm.] ile/değil/yerine/= KÜRESEL SARKAÇ


- KÜRSÎ ile ...

( OTURULACAK YÜKSEKÇE YER | TAHT | MAKAM, VAZİFE )


- KÛS[Fars.] ile KÜS[Fars.]

( Savaşlarda, alaylarda deve ya da araba üstünde taşınarak çalınan büyük davul. Kös. İLE Dişillik örgeni, vajina. )


- KÜSÛD[Ar.] ile KÜSÛD[Ar.]

( Kesad. İLE Çekilme, amaca ulaşmadan geri dönme. [RİC'AT] )


- KÜSÛL[Ar.] ile KÜSÛR[Ar.]

( Tembel, üşenici. İLE Parçalar, artan parçalar, atıklar. | Kesirler. )


- KUSÛR[Ar. < KASÎR < KASR] ile KUSÛR[Ar. < KASR]

( Kısa, boysuz. Kısa kesme, kısaltma, kısma. | Azaltma, kesme, eksiklik. | İbarenin çok kısaltılması. | Aruzda tef'ile'nin son harfinin düşürülmesi. İLE Köşk, kâşâne, saray. )


- KÜSÛR ile/||/<> CÜZ[çoğ. ECZÂ] ile/||/<> SAHÎH ile/||/<> MAHREC

( Kesirli sayı. | Kendisinden daha büyük bir sayıya pay olan sayı ya da payda alan sayı. İLE/||/<> Kesirli sayılarda bütünden alınan parça, pay. İLE/||/<> Tam sayı. | Kendinden daha büyük bir sayıya pay olmayan sayı ya da payda almayan sayı. İLE/||/<> Payda. )


- CÂZİBE-İ ARZ, İNCİZAB[Osm.] / GRAVITATIONAL FORCE[İng.] / FORCE GRAVITATIONNELLE[Fr.] / GRAVITATIONSKRAFT[Alm.] ile/değil/yerine/= KÜTLE/YER ÇEKİMİ KUVVETİ


- MEVC-İ CÂZİBE[Osm.] / GRAVITATIONAL WAVE[İng.] / ONDE DE GRAVITÉ, ONDE GRAVITATIONNELLE[Fr.] / GRAVITATIONSWELLE, SCHWERKRAFTWELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= KÜTLEÇEKİM DALGASI


- KUTR ile/||/<> NISFU'L-KUTR ile/||/<> MUHÎT

( Çap. | Köşegen. | Çapraz. İLE/||/<> Yarı çap. İLE/||/<> Çevre. )


- KUTSAL/MUKADDES[Ar.] ile/ve/değil İDUK/MÜBÂREK

( Kutsallık, her şeye verilmez. )


- KUTÛ'[Ar.] ile KUTÛ'[Ar.]

( Kesintiler. İLE Bir yoldan ya da sudan geçme. | Kuşların göç etmesi. )


- KUTUB[Osm.] / POLE[İng.] / PÔLE[Fr.] / POL[Alm.] ile/değil/yerine/= KUTUP


- CEREYAN-İ TAKATTUB[Osm.] / POLARIZATION CURRENT[İng.] / COURANT DE POLARISATION[Fr.] / POLARISATIONSSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= KUTUPLANMA AKIMI


- ZÂİL-İ İSTİKTÂB[Osm.] / DEPOLARIZER[İng.] / DÉPOLARISEUR, DÉPOLARISANT[Fr.] / DEPOLARISATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= KUTUPLANMA GİDERİCİ, DEPOLARİZÖR


- İZÂLE-İ İSTİKTÂB[Osm.] / DEPOLARISATION[İng.] / DÉPOLARISATION[Fr.] / DEPOLARISATION, DEPOLARISIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KUTUPLANMA GİDERME


- KUTBİYET TESÎRİ[Osm.] / POLARITY EFFECT[İng.] / EFFET DE POLARITÉ[Fr.] / POLARITÄTSEFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= KUTUPLULUK ETKİSİ


- KUTBİYET[Osm.] / POLARITY[İng.] / POLARITÉ[Fr.] / POLARITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= KUTUPLULUK, POLARLIK


- EBÂD-İ KUTBÎ[Osm.] ile/değil/yerine/= KUTUPSAL BOYUTLAR


- KUTUR değil/yerine/= ÇAP


- KUVVET[Ar.] ile METÂNET[Ar.]


- KUVVET[Ar.] ile ŞEHÂMET[Ar.]


- KUVVET[Ar.] ile ŞİDDET[Ar.]


- KÛZ[Ar.] ile KÛZ[Ar.]

( Bardak. | Tas, çanak. İLE Kanbur. )


- KYDAROS ile ...

( ALİBEYKÖY )


- LÂ YAĞFİRU EN YUŞREKE BİHÎ[Ar.] ile LÂ YAĞFİRU'Ş-ŞİRKE BİHÎ[Ar.]

( Kendine şirk koşulmasını mağfiret etmez. İLE Kendine olan şirki mağfiret etmez. )


- LÂ[Ar.] ile MÂ[Ar.]


- LÂC[Ar.] ile LÂC[Ar.]

( Dar şey. İLE Çıplak. )


- LACİVERT[Fars. < LACVERD] değil/yerine/= KOVAK, KEVEK


- LÂFIZ[Ar.] değil/yerine/= SÖZGE


- LÂFZEN[Ar.] ile LÂF-ZEN[Ar.]

( Sözcüğün söylenilişine/yapısına göre, yazılı olmayarak. İLE Geveze, lâfazan. | Övünen, övüngen. )


- LÂFZEN[Ar.] ile LÂFZÎ[Ar.]

( Sözcüğün söylenilişine/yapısına göre, yazılı olmayarak. İLE Sözcüğün söylenilişine/yapısına ait, onlarla ilgili. )


- LÂHİN ile ...

( ÖZELLİKLE KUR'ÂN-I KERÎM'İ OKURKEN TELÂFFUZDA YANLIŞLIK YAPAN )


- LÂHÎZ[Ar.] ile LÂHÎZ[Ar.] ile LÂHİS[Ar.]

( Benzer. İLE Sel suyu, seylâb. İLE Sıcaktan ya da susuzluktan dilini çıkararak soluyan köpek. )


- LÂİNLEŞMİŞ[Ar.] değil/yerine/= KOVULMUŞ, NEFRET KAZANMIŞ, İSTENİLMEYEN


- LAKAYIK" değil LAKAYIT


- LÂKAYT değil LÂKAYIT/KAYITSIZ


- LA'L[Ar.] ile LÂL[Ar.]

( Kırmızı, al. | Kırmızı ve değerli bir süs taşı. | Dudak. İLE Dilsiz. )


- LÂLESAR[Fars.] ile LÂLE-ZÂR[Fars.]

( Sığırcık kuşu. | Lâlelik. İLE Lâlelik, lâle yetişen yer, lâle bahçesi. )


- LAMBERT KAVÂNİNİ[Osm.] / LAMBERT'S LAWS[İng.] / LOIS DE LAMBERT[Fr.] / LAMBERTISCHES GESETZE[Alm.] ile/değil/yerine/= LAMBERT YASALARI


- LAMEDH ile ...

( İBRANÎ )


- LÂMİ'[Ar. < LEMEÂN] ile LÂMÎ/LÂMİYYE[Ar.]

( Parlayan/parıldayan, parlak, lemeân eden. İLE Lâm harfi biçiminde olan. | Lâm kafiyesi ile düzenlenmiş olan kasîde. | Lâm harfi ile yapılmış isim tamlaması[izâfet terkibi]. )


- LÂMİH[Ar.] ile LÂMİH[Ar. < LEMH]

( Hz. Nûh'un kardeşi.[eril] İLE Parlayan/parıldayan, parlak. )


- LÂ'N[Ar.] ile LÂN[Ar.]

( İlenç, lanetleme. İLE Vefâsızlık, hakikatsizlik. )


- LÂS[Fars.] ile ...

( Dişil hayvan. )


- LATAF[Ar.] ile LUTF[Ar.]


- LATA[İt.] ile ...

( Osmanlılar'da, ilmiyenin giydiği bir tür üstlük. )


- LAUE ŞARTI[Osm.] / LAUE CONDITION[İng.] / CONDITION DE LAUE[Fr.] / LAUE-BEDINGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= LAUE KOŞULU


- LÂY[Fars.] ile LÂY[Ar. < LÂYÎDEN][Fars.]

( Çamur. | Tortu. | Kül. İLE Söyleyen/söyleyici. )


- LÂ-YÜS'EL ile ...

( MES'UL OLMAZ, SORULMAZ )


- LEBÂN[Ar.] ile LEBBÂN[Ar.]

( Göğüs. İLE Sütçü. )


- LEC[Fars.] ile LECC ile LEÇ[Fars.]

( Tepme. İLE Dar şey. | İnad etme, ayak direme. İLE Yanak. | Yüz. )


- LECÂC/LECÂCET[Ar.] ile LECCÂC[Ar.]

( Ayak direme, çekişme. İLE İnatçı. | İnatçılık. )


- LECLÂC ile ...

( Ustası Dahir. Sısa'nın icad ettiği bu oyunu İran'a getirip yaymıştır. İran'da geliştiği için mûcidi Leclâc sanılır. )


- LEHV[Ar.] ile LA'İB[Ar.]


- LEK ile LEK[Fars.] ile LEK[Fars.]

( Sana, senin için. İLE Ahmak, sersem. | Yüz bin. İLE Kırmızı boya çıkarmaya yarayan maden. )


- LEM YENFEKKE[Ar.] ile LEM YEBRAH[Ar.] ile LEM YEZEL[Ar.]


- LEM'[Ar.] ile LEMH[Ar.]


- LEM ile/ve LEMMÂ

( Olasılık. İLE/VE Hiç! )

( Fiil-i muzârinin başına gelerek nunsuz sıgaların sonunu sessiz kılar. )

( Fiil-i muzârinin başına gelerek nunlu sıgaların nunlarını düşürür. )