KİŞİLER (HİZMET EDİLENLER ve DURUMLAR, SORUMLULUKLAR)

- KOMİSYONCU/SİMSAR[Ar.] değil/yerine/= ARACI

- KOMŞU ile/ve/değil AKRABA

( Çoğu zaman ve durumda komşu akrabadan daha yakındır! )
( Komşu komşunun küll'üne[herşeyine] muhtaçtır. )
( Hayır dile komşuna, hayır gelsin başına. )

- KOMŞU ile/ve ÖTEKİ

- KÖTÜ GÜN/DURUM/HAL DOSTU (OLMAK) ile/ve/yerine İYİ GÜN/DURUM/HAL DOSTU (OLMAK)

( Arkadaşlıkta ve evlilikte geçerli olabilir, olmalıdır. İLE/VE/YERİNE Sevgililikte geçerli olmalıdır. )

- [ne yazık ki]
"KULLUK"
ile/ve/değil/<> GÖNÜLLÜ "KÖLELİK"

( Annelik. )

- KURBAĞANIN ile KURBANIN

- KURBAN ile/değil/yerine MAĞDUR

- KURNAZ/LIK ile/değil/=/<>/>/< APTAL/LIK

( İkisinin de hiçbir "kazanımı", kalıcı değildir/olamaz. )

- Lİ-EBB ile/||/<> Lİ-ÜMM

( Baba bir kardeş. İLE/||/<> Ana bir kardeş. )

- MADUR değil MAĞDUR


- MAĞDUR HAKLARI ile/ve/<> SANIK HAKLARI

- MAĞDUR/HASTA EDEN/ETMEK ile/ve/değil/||/<>/< MAĞDUR/HASTA OLAN/OLMAK

- [ne yazık ki]
MAĞDUR
ile/ve/||/<> MAZLUM

- MAĞDUR/İYET[Ar.] değil/yerine/= KIYGIN/LIK

( Haksızlığa uğramış kişi. )

- MAĞDUR/İYET ile MAHCUB/İYET

- MAĞRUR ile/ve/değil/yerine/||/>< MAĞDUR

( Mağdur olan, mağrur olur. )
( "Mağrurun" değil mağdurun yanında olmayı yeğleriz/yeğlemeliyiz... )

- MAHPUS[Ar.] değil/yerine/= KAPATILMIŞ

( Kapatılmış, hapsedilmiş. | Bir çeşit tavla oyunu. )

- MAHRUM ile MAZLUM

- MAHÛLE[Ar.] değil/yerine/= DUL

( Kocası ölmüş kadın. İLE Eşi ölmüş ya da eşinden boşanmış kadın ya da erkek. )

- MÂLİK[Ar. < MÜLK | çoğ. MÜLLEK] ile Mâlik[Ar.] ile Mâlikî[Ar.]

( Sahip, bir şeye sahip olan. İLE Yedi Cehennem'in hâkimi ve kapıcısı olan, Zebânileri idâre eden melek. RIDVÂN )

- MALÛL[Ar.] değil/yerine/= SÖKEL/SAKAT | GÜÇSÜZ

- MANYAK ile/değil GÜVENİLİR "MANYAK"

- MA'SÛM[Ar. < İSMET] ile MASÛN[Ar. < SAVN]

( Suçsuz, kabahatsiz. | Küçük çocuk. İLE Saklanmış. | Korunmuş, korunan, sıyânet olunmuş. | Sâlim, sağlam. )

- MÂSUM ile MAHFUZ

- MASUM ile/ve/||/<> MAHZUN

- MASUMDUR! ile/ve/değil/yerine/||/<> SUÇLU DEĞİL!

( "Suçlu değil!" demek, her zaman, zemin ve koşulda "Masumdur!" anlamına gelmez. )

- [ne yazık ki]
MAZLUM
ile/ve/||/<> HORLANANLAR

- MAZLUM[Ar.] ile/ve/değil/||/<>/< MASUM[Ar.]

- MECBUR ile/ve/değil/||/<> MÜKELLEF

- MECNÛN[< CİNN] ile MA'TÛH[< ATEH]

( Deli, çıldırmış. | Delice seven, tutkun. İLE Bunamış, bunak. )

- MECNÛN-I MUTBİK ile MECNÛN-I GAYRİ MUTBİK

( Deliliği, tüm zamanını kaplayan. İLE Bazen mecnun olup, bazen iyileşen. )

- MELEK ile/ve/||/<>/> MELEKE

( Doğa/da, canlı/da[bitki/de, hayvan/da]. İLE/VE/||/<>/> İnsan/da. )
( Kavram. İLE/VE/||/<>/> Yeti. )

- MERHUM ile/ve/||/<> "MAHRUM"

( [Osmanlı mahkeme kayıtlarında] Vefât etmiş müslümanlar için kullanılan. İLE/VE/||/<> Vefât etmiş müslüman olmayanlar için kullanılan. )

- MEŞRÛ ve/||/+/<>/> MAKUL ve/||/+/<>/> MASUM

( Tütün[sigara vb.], çevremizdeki en çok maruz kaldığımız ve en sorunlu dayatmalardandır ne yazık ki. Tabii, bizim izin/fırsat vermememiz dışında! )

- METRES ile KUMA

( Kendi bildiğin. İLE Herkesin bildiği. )

- MEVT ile/ve/değil/||/<>/< FEVT

( Kişilerin/toplumun huzurundan kaybolmak. İLE/VE/DEĞİL/<>/< Allah'ın huzurundan kaybolmak. | Bir daha ele geçememek üzere kaybetme, elden çıkarma, kaçırma. )
( Geçmiş. İLE/VE/DEĞİL/<>/< Gelecek. )
( Matem. İLE/VE/DEĞİL/<>/< Hüzün. )
( Ayrılık, ölümden beterdir. )
( Fevt, mevt'ten daha zordur.
[Kaybedecek olduğunu bilmek, kaybetmekten daha zordur.] )

- MİMAR İÇİN FELSEFENİN SAĞLADIĞI:
İLKELİLİK
ile/ve/||/<> ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK/TEVÂZU

( Felsefe, mimarı, ilke sahibi ve alçakgönüllükle açgözlü olmadan, dürüst, nazik ve âdil kılar.[VITRUVIUS] )

- MİNNETTAR[Ar.] ile/ve/değil/||/<> MÜTEŞEKKİR[Ar.]

- MİSK KOKUSU ile/ve/değil/yerine DOST KOKUSU

- MUAF[Ar. < MA'FUVV]["MUHAF" değil!] değil/yerine/= AYRI

( Bağışlanmış, affedilmiş. | Ayrı tutulmuş, ayrıcalık tanınmış. | Özgür. )

- MUAF[Ar.] ile/ve/<> MASUM[Ar.]

- MUAHEDE[< AHD | çoğ. MUÂHEDÂT] ile MUÂHEZE[< AHZ]

( Karşılıklı and içme. | Antlaşma. İLE Azarlama, paylama, çıkışma, darılma. | Tenkîd. )

- MUÂKADE[Ar. < AKD] ile/ve/||/<>/> MÜKÂTEB/E[Ar. < KETB]

( Sözleşme yapmak, antlaşma, akid. İLE/ve/||/<>/> Tamamlandığı zaman özgürleştirilmek üzere bedele bağlanan köle/lik. )

- MÜBAŞİR[Ar.] değil/yerine/= ÇAĞRICI

- MÜCRİM[Ar.] değil/yerine/= SUÇLU

- MÜDÂHİL ile/ve/<> NÜFÛZ

- MÜDÂVİM ile/ve BELEŞÇİ

- MÜDDEÎ[Ar. < DA'VÂ] ile MÜDDÎ[Ar.]

( İddia eden, dâvâcı. | Bir yargıda ayak direyen. | İnatçı. İLE [felsefe] ... [Fr. PROTENSIF] )

- MÜDDET-İ İDDET:
BOŞANMIŞ
ile DUL ile GEBE

( 3 ay[üç âdet dönemi] İLE 4 ay, 10 gün. İLE Doğum ile kayıtlıdır. )
( Boşanmış bir kadının tekrar evlenebilmesi için beklemek zorunda olduğu süre. )

- MUHÂCİM[Ar. < HÜCUM] değil/yerine/= SALDIRAN/SALDIRICI


- MUHASSAS[Ar.] değil/yerine/= AYRILMIŞ

( Birine ayrılmış, tahsis olunmuş. )

- [ne yazık ki]
MUHTEKİR[Ar.]/SPEKÜLATÖR[Fr.,İng]
değil/yerine/= VURGUNCU

- [ne yazık ki]
!MUHTELİS[Ar.]
değil/yerine/= ÇALAN

( Beylik mal ya da parayı zimmetine geçiren, çalan. )

- MÜKÂTEBE[Ar. < KETB] ile/>< MÜKÂTEME[Ar. < KETM]

( Tamamlandığı zaman özgürleştirilmek üzere bedele bağlanan köle/lik. İLE/>< Gizleme. )

- MÜKELLEF[Ar. < KÜLFET | çoğ. MÜKELLEFÎN] ile MÜKENNEF[Ar.]

( Bir şeyi yapmaya, ödemeye zorunlu olan. | Külfetle süslenmiş, mükemmel biçimde hazırlanmış olan. | Vergi vermekle yükümlü kişi. İLE Etrafı sınırlanmış. )

- MÜKELLEFİYET[Ar.] ile YÜKÜM/LÜ/LÜK

( Yapılması zorunlu olan iş ya da bir işi yapma zorunluluğu. | Mükemmel hazırlanmış, külfetle süslenmiş olan. )

- MÜLTECİ:
ÜLKESİNDE
ile/ve/||/<> YERİNDEN EDİLMİŞ ile/ve/||/<> YERİNDE/MAHALİNDE [IDPs]

- MÜLTECİ ile ŞARTLI MÜLTECİ

( YUKK61 ile YUKK62 )

- MÜMESSİL ile VEKİL

- MÜNEBBİH[Ar.] değil/yerine/= UYARICI


- MÜNKİR[< NEKR] değil/yerine/= İNKÂR EDEN, KABUL ETMEYEN

- MÜRÂÎ/LİK[< RİYÂ] değil/yerine/= İKİYÜZLÜ/LÜK

- MUSA ile/ve/||/<> MUSA

( [Osmanlı döneminde] [Müslümanlar için "SİN" ile yazılan.] İLE/VE/||/<> Müslüman olmayanlar için "SAD" ile yazılan. )

- MÜSTAKÎL[Ar.] ile MÜSTAKİLL[Ar. < KILLET]

( Pazarlığın bozulmasını isteyen. İLE Başlı başına, kendi başına, kendin kendine, ayrıca, bağımsız. )

- MUSTARİP ile MÜTEESSİR

( Acı çeken. İLE Kederli, hüzünlü, üzüntülü. | Birinin acısıyla acılanan. | Etkilenen. )

- MÜSTEFİT[Ar.] değil/yerine/= YARARLANAN

- MÜSTEHLİK[Ar. < HELÂK] değil/yerine/= TÜKETİCİ | YİYİP İÇEREK TÜKETEN, BİTİREN

- MÜSTEKFİ[Ar.] ile MÜSTEKİF[Ar.]

( Yetecek kadarını isteyen. İLE Dilenmek üzere elini uzatan. | Bakarken, gözünü korumak için elini, kaşının üstüne koyan. )

- MÜŞTEKÎ ile MAĞDUR

( Şikâyetçi, yakınan. | Şahitlik durumunda olabilen. | Olayın birebir etkisi altında kalmamasının yanısıra rahatsızlığını belirten. İLE Haksızlığa uğramış. )

- MÜSTEKÎN[Ar.] ile MÜSTEKİNN[Ar. < KENN]

( Alçakgönüllülük gösteren. İLE Gizlenen/saklanan, istiknân eden. )

- MÜŞTERİ değil/yerine YOLCU

- MUTEBER[Ar.] ile MUTEMET[Ar.]

( Saygın, itibarı olan, hatırı sayılır. | İnanılır, güvenilir, sözü geçer. | Yürürlükte olmak, geçerli olmak. İLE Kendine inanılıp güvenilen kişi. | Dairelerde, işyerlerinde, bazı para işlerine bakan görevli. )

- [ne yazık ki]
!MÜTECÂVİZ[Ar.]
değil/yerine/= SALDIRGAN/SALDIRICI/SATAŞKAN

- MÜTECESSİS[Ar.] değil/yerine/= MERAKLI

- MUTLAK/LIK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> YETKİN/LİK

( Bir şeyin mutlak olması, yetkin olduğu anlamına gelmez. )

- MUTTALİ'[< TULÛ] değil/yerine/= ÖĞRENMİŞ, HABER ALMIŞ, BİLGİLİ, HABERDAR

- MÜVEKKEL[Ar. < VEKÂLET] ile MÜVEKKİL/MÜEKKİL[Ar. < VEKÂLET]

( Biri tarafından vekil edilen kişi. İLE Birini, kendine vekil olarak seçen kişi. )

- MUZDARİP/MUZTARİB[Ar. < DARB] ile MÜSTARİB[Ar. < ARAB] ile MÜSTAHLİB[Ar. < HALBB]

( Istırap çeken. İLE Araplaşmış olan, aslen Arap olmadığı halde sonradan Araplaşmış olan. İLE Tırmalayan, istihlâb eden. )

- NÂHİB[Ar. < NEHB] ile NAHÎB[Ar. çoğ. NAHB] ile NAHÎB[Ar.]

( Yağmalayıcı/yağma eden, talanlayan/talanlayıcı, çapulcu. İLE Korkak. İLE Avaz avaz ağlama. )

- NEBÎ[Ar. < NEBE | çoğ. ENBİYÂ] ile NEBÎH[Ar.]

( Haberci. | Peygamber. İLE Ünlü, onurlu/şerefli. )

- NÎRÂN ile/ve/<> ZÎFÂN ile/ve/<> KURBÂN

( Canını, ateşe. İLE/VE/<> Malını, misafire. İLE/VE/<> Yakınını, Allah'a. )

- [NİTELİĞİN GÖSTERGESİNDE]
DOST
ile ÂŞIK

( Kavgada belirli olur. İLE Vedâda belirli olur. )

- O DA HAKLI, O DA, O DA ile/değil/yerine HER BİRİNDE, HAKLILIK PAYI VAR

- ÖKSÜZ değil/yerine/= ANNESİZ

- OLGUN KİŞİ:
"KIZMAYAN"
değil ÖFKESİNİ YÖNETEBİLEN/YUTABİLEN

- OLGUN/LUK ile/ve YETKİN/LİK

- OLMA!:
[ne] PİŞMAN
ne DÜŞMAN ne [de] KAHRAMAN

- SAVAŞI KAYBETMEK:
ÖLÜNCE
değil DÜŞMANA BENZEYİNCE

- OROSPU ile/değil METRES

- OROSPU/LUK / KAHPE[Ar. < KAHBE] / EKEK/LİK / ERSEK[dvnlgttrk] ile FÂHİŞE/LİK | KEVÂŞE

( Kısaca: Orospuluk Zihinde; Fahişelik Gövdede
Orospuluk, spekülatif düşüncelerle, çıkara yönelik, işine geldiği gibi hareket etme eğilimi(eşeysel göstergesi olmaksızın). İLE Fahişelik ise, içinde bulunduğu/bulunmuş oldukları koşullardan/olumsuzluklardan/"acziyetten" kaynaklanabilen, çok geniş/özel nedenlere dayanabilen ya da kişisel seçim/karar ile gövdenin eşeysel yönde, nesnel karşılığı için kullandırılması. )

- [ne yazık ki]
!ÖTEKİLEŞTİRME
ile/ve/||/<>/> !DÜŞMANLAŞTIRMA

- ÖZEL YAŞAMIN GİZLİLİĞİ ve/||/<> MUTLULUĞU ARAMA HAKKI

- ÖZERKLİK:
BİREYSEL
ve/||/<> BİLİSEL(ENFORMASYONEL)

- [ne yazık ki]
"ÖZGÜVENLİ" CAHİL
ile/ve/||/<> GÖRGÜSÜZ VARSIL ile/ve/||/<> SIMARTILMIŞ APTAL ile/ve/||/<> ÇOCUK DAVRANIŞLI "YETİŞKİN"

- ÖZNE ile/ve/||/<> ANLAK/ZEKÂ

- [ne yazık ki!]
ÖZÜR DİLEYEMEMEK/DİLEYEMEYEN
ile/ve/<> TEŞEKKÜR EDEMEMEK/EDEMEYEN

- PEDER ile/||/<> PEDEREŞ

( Baba. İLE/||/<> (Onun) babası. )

- PERÎŞAN ile/ve PERÎ-ŞÂN

( Âşık. İLE/VE Sevgili/mâşuk. )

- PERSONEL ile MÜRETTEBAT

- PESİMİST/PESSIMIST[İng.]/BEDBİN[Fars.] değil/yerine/= KARAMSAR/KÖTÜMSER


- [ne yazık ki]
PEZEVENK/TERES/KAVAT[Ar. < KAVVÂD]/GODOŞ[Erm. < KODOŞ]/PIMP/COCKOLD[İng.]
ile/değil PUZEVENK

- PİÇ/FIR/KOPİL[Yun.] ile PUŞT[Fars.]

- PİŞMAN ile/ve/||/<> PERİŞAN

( Alan. İLE/VE/||/<> Almayan. )

- POLYBIUS ve/||/<> MONTESQUIEU

( Hiçbir şey insan kalbindeki vicdandan daha korkunç bir tanık ya da daha dehşet verici bir suçlayıcı olamaz. İLE " 'Önyargı' dediğimiz, bazı şeylerin bilinmemesi değil kişinin, kendini tanımamasıdır." )

- PSİKOPAT ile/ve/değil/< CAHİL

- PSİKOPAT ile/değil/yerine SOSYOPAT

- [ne yazık ki]
PUTUNU, KENDİ YAPAR, KENDİ TAPAR"
ve/||/<> KÖLELEŞTİRİRSİN ALDIRMAZ; "KÖLE" DERSİN, KALDIRMAZ

- RAKİP ile/ve/< KURBAN

( (gerektiğinde) Rakip olabilmek/olmak için kurban da olabilmelisindir. )

- REFİK[< RIFK]/ZEVC[Ar.] ile/ve/||/<> REFİKA/ZEVCE[Ar.]

( Eril olan eş. Koca. İLE/VE/||/<> Dişil olan eş. Karı. )

- REHBER[Fars.] ile REHDÂN[Fars.] ile REHZEN[Fars.]

( Yol gösterici/gösteren, kılavuz. | Derviş olanı, şeyh huzuruna götüren. | Hz. Cebrail. İLE Yol bilen. İLE Yol kesici. )

- REŞİT/RÜŞT[Ar.] değil/yerine/= ERGİN

( Kendini, kendine teslim ve emânet eden. )

- REZİL/LİK ile/ve/||/<> SEFİL/LİK

- | "REZİL" ve/ya da "SEFİL" |
değil/yerine/><
ASİL

( [ayrılıktan hemen sonra ...]
| Başkasının kollarına bırakana "denilen". VE/YA DA Alkole bırakana "denilen". |
DEĞİL/YERİNE/><
Zamana bırakana denilen. )

- SAĞIR/İŞİTMEZ ile/ve/ya da DİLSİZ ile/ve/ya da SAĞIR VE DİLSİZ

( Kimse duymak istemeyenler kadar sağır olamaz. )
( EBSEM[Ar.]: Dilsiz, susmuş. )
( SAMEM[Ar.]: Sağırlık. )
( Telefonu ilk bulan Alexander Graham Bell, eşi ve annesiyle -ikisinin de sağır olmasından dolayı- hiçbir zaman telefonda konuşamadı. )

- SAĞÎR ile/||/<> SAĞİRE

( Küçük yaşta erkek. İLE/||/<> Küçük yaşta kadın. )

- ŞÂHİD[Ar.] ile HÂZIR[Ar.]

- ŞÂHİD[Ar.] ile MÜŞÂHİD[Ar.]

- SAHİP/MÂLİK[Ar.] değil/yerine/= İYE

- SAHİP OLMAK ile/ve/<> HAKİM OLMAK

- ŞAHIS[Ar.] değil/yerine/= KİŞİ/BİREY


- ŞAHİT ile/değil ŞAYET

- SAHTEKÂR ile HİLEKÂR

( Sahtekâr kişi, sahici kişinin gözüne bakamaz. )

- ŞÂKÎ[Ar. < ŞİKÂYET] ile ŞAKÎ[Ar. < ŞEKÂVET]

( Şikâyetçi, şikâyet eden. İLE Bahtsız, kötü hareketli, haylaz, habîs. | Yol kesen, haydut. )

- SAKIN!:
ADAMIN, YERE BAKANINDAN
ve/||/<>
SUYUN, YAVAŞ AKANINDAN

- [ne yazık ki]
ŞAKŞAKÇI/LIK
ile/ve/||/<>/> YALAKA/LIK ile/ve/||/<>/> AYAKÇI/LIK

- SANIKTAN, KANITA GİTMEK" değil KANITTAN, SANIĞA GİTMEK

- SARHOŞ ile BEKRİ/AYYAŞ

( ... İLE İçkiye düşkün, içkici. )

- SEFİL ile SEFÎH

- SEFİL ile SEFİR

- SER-BEST ile/ve SER-ÂZÂD

( Başı[ser] bağlı[best], sorumluluğunu alan/üstlenen, bağlamını ve çevresini dikkate alan. | Engelsiz. | "Başıboş, kayıtsız." | "İstediği gibi hareket eden." | "Sıkılmayan." İLE/VE Serbest, hür, başıboş. | Rahat, dertsiz. )

- SER-BEST[Ar.] ile/ve SER-BESTE[Ar.]

( Başıboş, kayıtsız. | İstediği gibi hareket eden. | Sıkılmayan. | Engelsiz. İLE/VE Başı bağlı. | Başı toplu, aklını başına toplamış. | Örtülü, gizli, kapalı. )

- SERBEST(İ) değil/yerine/= ÖZGÜR/LÜK

- SERGERDE[Fars.] değil/yerine/= ELEBAŞI

- SERSERİ ile BER-DÛŞ[Fars.]

( ... İLE Omuz üzerinde, omuzda. [HÂNE BER-DÛŞ: Evi omuzunda] )

- SERSERİ ile HIRSIZ/UĞRU

- SER-SER-Î ile/>/değil/yerine SER-BEST

( Başıboş. Kendi kendine/kendiyle. İLE/>/DEĞİL/YERİNE Başıboş, kayıtsız. | İstediği gibi hareket eden. | Sıkılmayan. | Engelsiz. )

- SERSERİ[Fars.]
ile/değil/yerine/></<>
SERBEST[Fars.] ile/ve/||/<>/> SERMEST[Fars.]

( Çırak. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< | Kalfa. İLE/VE/||/<>/> Usta. )
( Başı boş.[baş başa/başı başında/başına buyruk][kendi kendine] İLE/DEĞİL/YERİNE/>< | Başı bağlı/düğümlü, sorumluluk almış olan.[boş değil!] İLE/VE/||/<>/> Başı hoş, yetkin, deneyimli. | )

- ŞİÂ'[Ar. < ŞUÂ] ile ŞÎA/ŞİYA/EŞYÂ[Ar.]

( Işın, güneşten ya da başka bir ışık kaynağından uzanan tel ışıklar. | Vektör. İLE Taraflılar, yardımcılar (topluluğu). | Hz. Ali taraflısı. | Şiîlik. )

- SIĞINMACI ile/ve/||/<> GÖÇMEN ile/ve/||/<> MÜLTECİ

- SİGORTALAYAN SİGORTALANAN


- ŞİKÂYETÇİ/MÜŞTEKÎ[Ar.] değil/yerine/= YAKINAN

- SINIR KOYMAK ile/ve HAKİMİYET ALTINDA TUTMAK

- KÜFÜR:
[ne yazık ki]
SİYASETTE
değil/yerine/>< GECE ve TOPRAK ve DENİZ ve DOST

( Hakikati örter. DEĞİL/YERİNE/>< Dünyayı örter. VE Tohumu örter. VE Dibini örter. VE Dostun, ayıbını örter. )
( KÜFR: Bir şeyin üzerini örtmek. )

- SORGU/İFADE TUTANAĞI:
ŞÜPHELİDE
ile/ve/değil/||/<>/> OLAYDA TARAF VARSA

( [Kayıt/evrak/zabıt] Şüpheli sıfatıyla düzenlenir.[Suç isnâd edilen kişinin verdiği açıklamadır/ifadedir.] İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> "Bilgi alma" sıfatıyla düzenlenir. )
( Kolluk kuvvetleri tarafından. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> Soruşturma savcısı tarafından alınır. )

- SÖVEN ile/değil/yerine/></< SEVEN

- ŞOVENİZM[Fr. < CHAUVINISME] ile DÜŞMANLIK

( Kendi ulusunu öne çıkararak değişik ırk ve uluslar arasında düşmanlık yaratmayı amaçlayan ve bu yolda kışkırtmada bulunan aşırı akım. İLE ... )

- SÖZ VERMEK/VEREN ve/||/+/<>/> SÖZÜNDE DURMAK/DURAN

- SÖZ/LÜ ile NİŞAN/LI

( YAVUKLU: Sözlü, nişanlı. | Sevgili. )
( NAMZET[Fars.]: Aday. | Sözlü, yavuklu. )

- SUÇLU ile/ve/değil/yerine/||/<>/< EYLEM SORUMLUSU

- ...'NIN:
"SUÇLUSU"
ile/ve/değil/yerine/<>/< SORUMLUSU


- SÜNEPE ile DALKAVUK/YALAKA

( BASBASA: Köpeğin, kuyruğunu sallayarak sokulması. | Dalkavukların hali. )

- SÜPERVİZÖR/"SÜPERVAYZIR"[İng. < SUPERVISOR] değil/yerine/= GÖZETMEN

- ŞÜPHELİ ile SANIK

- SUSMA HAKKI ve/||/<> ÂDİL YARGILANMA HAKKI ve/||/<> KENDİNE YÜKLENİLEN SUÇU ÖĞRENME HAKKI ve/||/<> SAVUNMA HAKKI ve/||/<> İFADE SERBESTLİĞİ ve/||/<> MASUMİYET GÖSTERGESİ ve/||/<> SİLAHLARIN EŞİTLİĞİ ve/||/<> AVUKAT YARDIMI ve/||/<> AYDINLATMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ ve/||/<> HUKUK DEVLETİ İLKESİ

- [ya] (")TÂBİ(") ile/ve/değil/yerine/||/<>/></>/ya da ÂRİF

- TÂBİ ile MAHKUM

- TAKİPÇİ ile/ve TAKLİTÇİ

- TALİP[Ar.] ile TEŞNE[Fars.]

( İsteyen, istekli. | Genellikle evlenmek isteyen ve bu isteğini evleneceği kişiye bildiren. İLE Susamış. | Çok istekli. )

- TARTIŞMAYI:
AÇMAK/AÇAN
ile/ve/değil/yerine/||/<>/> BİTİRMEK/BİTİREN

- TEDİRGİN/LİK ile/ve/<>/>/< GERGİN/LİK


- TEEBBÎ[Ar.] ile/ve TEEMMÜM[Ar.]

( Birini, baba edinme. | Birini, evlât edinme. İLE/VE Ana edinme. | Çocuğun, anne tarafından tanınması. )

- TEHLİKE/Lİ[Ar. TEHLUKE]["TELİKELİ" değil!] ile/ve/||/<> RİSK/Lİ

( Tehlike, insana zarar verebilecek bir olgu gibi yorumlansa da, doğru davranış biçimleriyle aynı tehlike, ilerleme ve iç gelişme de sağlayabilir. )
( Tehlike, bilinci/zihni güçlendirir ve içsel barışın, başarının en önemli kuralı olduğunu kavramamızı sağlar. )

- TEMBEL ile SÜNEPE/SÜMSÜK/MENDEBUR[Fars.]

( ... İLE Kılıksız ve uyuşuk, sümsük. )

- TEMBELLİK ile DÜŞÜNÜR/SANATÇI "TEMBELLİĞİ"

( Yıkıcı. İLE "Tembellik" sonrası, yapıcı, yaratıcı ve dönüştürücü bir ürüne götürebilecek türden. )

- [ne yazık ki]
TERBİYESİZ
ile/değil/yerine DİK KAFALI

- TERSÂ ile/ve CEBÂNET

( Çok korkak, titrek. İLE/VE Korkaklık. )

- TUTKUN/LUK ile/değil DÜŞKÜN/LÜK

- TUTUCU ile APTAL ile KÖLE

( Düşünmeyen. İLE Düşünemeyen. İLE Düşünmüyor olmasına aldırmayan. )

- TUTUKLU/TUTUKLA(N)MA ile/ve/değil/||/<>/< GÖZALTINDA/GÖZALTINA ALMA

( [ancak özel ve zorunlu durumlarda] Yargıç dışında, ne savcı, ne de polis tutuklama yapabilir.[yaptıkları tutuklama değil gözaltına alma ve/ya da [sınırlılığında] bulundurmadır] )

- ÜÇKÂĞITÇI ile/ve/||/<>/> HAİN


- ÜÇKÂĞITÇI ile İÇTEN PAZARLIKÇI/ÇIKARCI

- UÇUK ile/ve/değil/yerine/||/<> FARKLI

- UNUTULMA HAKKI ile/ve/||/<> AF

- UNUTULMA HAKKI'NDA:
ANALOG
ile/ve/<> ÇEVRİMİÇİ ile/ve/<> SİLDİRME ile/ve/<> DİZİNDEN ÇIKARMA(DELISTING)

( Basılı. İLE/VE/<> Dijital. İLE/VE/<> Kişisel veriler. İLE/VE/<> ... )

- UNUTULMA HAKKI'NDA:
RIGHT TO OBLIVION
ile/ve/||/<> RIGHT TO BE FORGOTTEN

- ÜSTÜN/LÜK ile/değil/yerine ÖZGÜVEN/Lİ

- UYANIK/UYKUSUZ ile "UYANIK"

- UYANIK/LIK ile "UYANIK/LIK"

- UYDUM AKILLI ile/ve YARIM AKILLI

- UZUN KOLLU ile UZUN KOLLU ile/değil/yerine UZUN KOLLU

( Giyecek. İLE Hırsız. İLE/DEĞİL/YERİNE Uzaktan erişen/erişir. )

- VAKFİYE/VAKIFNÂME ile/ve/||/<> VELÂYET/TEVLİYET ile/ve/||/<> MÜTEVELLİ/NÂZIR

- VARİS[Fr. < VARICE] ile VÂRİS[Ar. < VERÂSET]

( Toplardamar genişlemesi. [Daha çok bacaklarda görülür] İLE Kalıt/miras sahibi. )

- VASİ ile VÂSİ

( Mirası yöneten. İLE Geniş, engin. )

- VATANDAŞ ile SEÇMEN

- VATANDAŞ değil/ile/ve/yerine/<>/= YURTTAŞ

- VATANSIZ/LAR ile/ve/||/<> KÂĞITSIZ/LAR

- VEKÂLET:
MÜŞTEKÎ
ile/ve/değil/||/<> MÜDÂFİ

( [Vekâletnâme] Gerekir. İLE/VE/DEĞİL/||/<> Gerekmez. )
( Müştekinin vekili olur. İLE/VE/DEĞİL/||/<> Sanığın/şüphelinin müdâfisi olur. )

- VEKÂLET ile/değil İCÂZET

- [ne yazık ki]
YALAKA/LIK/DALKAVUK/LUK
ile/ve/<> YARDAKÇI/LIK

( ... İLE/VE/<> Özellikle kötü işlerde birine yardım eden kişi. )

- YALANCI/LIK ile/değil/yerine/>< DOĞRULUK / DÜRÜST/LÜK[Fars.]

( Haksız da olsa hiç susmaz. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< İncitilirse, bir daha hiç konuşmaz. )

- YÂRÂN[Fars. < YÂR]/YÂREN ile YARAN ile YARAĞIN

( Dostlar. | Bir erek çevresinde toplanmış ya da aynı ereği güttükleri için biraraya gelmiş olanların tümü. İLE Yarma işlemini/eylemini gerçekleştiren kişi. )

- YARDIM/CI/LIK ile/ne yazık ki !YARDAK/ÇI/LIK

( ... İLE Özellikle kötü işlerde birine yardım eden kişi. )

- [ne yazık ki]
"YARIM AKILLI/LIK"
ile/ve/değil/||/<>/>/< YARDIM "AKILLI/LIK"

- YAŞAM BOYU:
DERS
ile/değil/yerine/ya da/>< DOST

( Bir kişiye tamamen güvendiğinizde, kesin olarak deneyimleyeceğiniz, ikisinden biridir. )

- YAŞLI ile AKVES[Ar.]

( ... İLE Yaşlılıktan beli bükülmüş olan. )

- YEMİNİNE BAKIP KİŞİYE İNANMAK ile/değil/><
KİŞİYE BAKIP YEMİNİNE İNANMAK

- YENEN ile YENİLEN

( Boş konuşur. İLE Boşu boşuna susar ya da savunur. )

- YETİM ile/ve/||/<> ÖKSÜZ

( [Ergenlikten önce]
Babası ölmüş/olmayan çocuk. [Babası belirli fakat ölmüş olan.] İLE/VE/||/<> Annesi ölmüş/olmayan. | Annesi ya da hem annesi, hem de babası ölmüş olan çocuk.
["annesiz" diye bilinir ve "anneden öksüz, babadan yetim kalmak" sözü kullanılır. Oysa ki, "öksüz/ögsüz" sözcüğü, "bilge-âlim" ikilemesi gibi "ögsüz-yatim"dir.(ögsüz al-yâtîmu wa ʾl-ḥayrânu. wa-aṣluhu: ögsüz maʾḥûḏun min ōg wa-hwa ʾl-ʿaqlu wa ʾl-fiṭnatu).][İlk zamanlarda, anne ile ilgisi yoktu. Yâtîm, "Tek kalmış, ergen olmadan önce babası ölen çocuk" demektir.]
[Yetimlik, maddî manevi desteği olmamaktır. Sonraları, sözlüklerdeki "ög/öğ"(anne)nin etkisiyle yanlış ayrıştırmaya gidilmiştir. ("Atası ölen, öksüz galmaz; anası ölen, öksüz galur.")] )
( Saçı/başı, arkadan öne doğru okşanır. İLE/VE/||/<> Saçı/başı, önden arkaya doğru okşanır. )
( EYTÂM[Ar. < YETÎM/YÂTÎM] ile/ve/||/<> O/Og/Ög[: Ana.] )
( İnsan, babanın [temel] desteğiyle; hayvan, annenin [temel] desteğiyle yaşar. )

- YETİM ve SAGİR/SAGİRE

- YETKİN/LİK ve/<> GÜÇLÜ/LÜK ve/<> YETERLİ/LİK ve/<> YETENEKLİ/LİK

( Ne zaman ki güçlülük, tek çözüm olarak kalır; o zaman anlarsın, ne kadar güçlü olduğunu. )

- YOKSUL:
AZA SAHİP OLAN
değil "ÇOK"U İSTEYEN

- YÜCELİK/YÜKSEKLİK ile/değil/yerine DOSTLUK

( Allah'ta. İLE/DEĞİL/YERİNE Eşitlik'te. )

- ZAİR ve DAL

( Ziyaret eden. VE Delâlet eden. )

- ZÂLİM <>/>< ÂLİM

( Zâlim olan, âlim olabilir fakat zâlim olan, ârif ol(a)maz. )
( Yol sırasında, süreçte, kimin zâlim, kimin âlim olduğu/olacağı bilinmez. )

- ZÂLİM ile/değil/yerine LEVVÂM

( Başkasına kötülük. İLE/DEĞİL/YERİNE Kendine, [kendini geliştirmek üzere] "yüklenme". | Özeleştiri. )
( Zâlime uyan ve/ya da susan, zâlimden beterdir. )

- ZÂMİN[Ar.] ile ZAMÎN[Ar.]

( Tazmine zorunlu olan, kefil. İLE Tazmîn eden, kefil olan. )

- ZANLI ile SANIK

( Bir suç dolayısıyla sorguya çekilen. İLE Aleyhine ceza davası açılan. )

- ZARARSIZ ile MASUM

- ZÂT[Ar.]-EN[Fars.][<>/||/>< SIFAT-EN] değil/yerine/=/: ÖZCE, ÖZ OLARAK, ÖZÜ İTİBARİYLE["doğrusu" değil!]
[<>/||/>< SIFATEN: görünüşçe, görünüş olarak, görünüşü itibariyle]

- ZELÎL[Ar. < ZİLLET] değil/yerine/= AŞAĞILANAN/HOR GÖRÜLEN

( HOR, HAKİR, ALÇAK, AŞAĞI TUTULAN, AŞAĞILANAN )

- ZELİL ile/ve/<> REZİL

- ZELÎL[Ar.] ile ZELÎL[Ar. < ZİLLET | çoğ. EZİLLÂ, EZİLLE, ZİLÂL, ZULLÂN]

( Sürçüp düşen, yanılan. İLE Hor, hakir, alçak, aşağı tutulan, aşağılanan. )

- ZENGİNLİK:
[ya] ÇOK PARA
ile/değil/yerine/ya da/>< ÇOK DOST

( Belki ikisinden biri olur fakat ikisi birden olmaz! )
( Dostlarım! Dünyada, dost yoktur! )

- ZİLYET[Ar.] değil/yerine/= ELDECİ

( İyesi kendi olsun ya da olmasın, bir malı kullanmakta olan, elinde tutan kişi. )

- ZORBA ve/< ZORDA

- ZORUNLU/LUK ile GEREKLİ/LİK