Dil'deki
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 10.521 başlık/FaRk ile birlikte,
10.521 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(18/43)
- GÖRÜNTÜSEL YANSITICI ile/ve/||/<> SAYMACA UZLAŞIMSAL GÖSTERGELER
- GÖRÜNTÜSÜ ile/ve/değil/yerine İŞLEVSELLİĞİ
( [Beynin] Sağ yarımküresi. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Sol yarımküresi. )
- GÖRÜNÜRDE değil GÖRÜNÜŞTE
- GÖRÜRSEM ile GÖRDÜĞÜMDE
- GÖRÜŞ ile/ve/değil/yerine KAVRAM
- GÖRÜŞ ile/ve/||/<> YORUM
- GÖRÜŞME/EYLEME:
"UYGUN OLDUĞUN(UZ)DA ..."
ile/ve/değil/yerine/<>/>
"UYGUN OLURSAN(IZ) ..."
- GÖRÜŞMEDEN ÇIKTIM:
"GÖRÜŞMEDEN ÇIKTIM" ile "ÇIKTIM, GÖRÜŞMEDEN"
( Görüşmenin yapıldığı yeri ve/ya da görüşmeyi merkeze aldığını vurgular. İLE Bulunduğun yerden çıktığını ve görüşmediğini vurgular. )
- GÖSTERGE ile/ve BELİRTİ
- GÖSTERGE = İŞARET = SIGN[İng.] = SIGNE[Fr.] = ZEICHEN[Alm.] = SIGNUM[Lat.] = SENAL[İsp.]
- GÖSTERGE ile/ve/değil/||/<> ÖLÇÜT
- GÖSTERGEBİLİM = SEMIOTIC[İng.] = SÉMIOTIQUE, SÉMIOLOGIE[Fr.] = SEMIOTIK[Alm.] = SEMA, SEMEION[Yun.]
- GÖSTERİMSEL -ile
( DEICTIC )
- GÖSTERME ile/ve/değil/yerine İMLEMEK/İŞARET (ETME)
- GÖSTERMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÖRTEREK GÖSTERMEK
( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>< Sanat. )
- GÖSTERMEK ile/ve/değil/yerine/<> SİMGELERLE/ÖYKÜLERLE/MASALLARLA ANLATMAK
- GÖSTERMEK ile/ve/||/<> TANITMAK
- GÖT-GÖBEK (SALMAK, BÜYÜTMEK)
- GÖTÜ KALKMAK ile/ve/değil/yerine KANI BİTLENMEK
- GÖTÜ-BAŞI (AÇIKTA GEZMEK/AYRI OYNAMAK)
- GÖTÜN GÖTÜN (UZAKLAŞMAK/KAÇMAK)
- GÖTÜNLE" GÜLMEK değil GÖTÜYLE GÜLMEK
- GÖTÜRMEK ile YÜRÜTMEK
- GÖZ GÖZE (GELMEK)
- GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURMAK ile/ve/ya da ÇÖZMEK
- GÖZ ÖNÜNDE:
()TUTMAK() ile/ve/değil/<> ()BULUNDURMAK()
- GÖZ ÖNÜNE ALARAK/ALMAK değil GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURARAK
- GÖZ ÖNÜNE ALARAK/ALMAK değil GÖZE ALARAK/ALMAK
- GÖZ ÖNÜNE ALMAK değil GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURMAK
- GÖZ ÖNÜNE ALMAK değil GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURMAK
- GÖZ ÖNÜNE ALMAK değil GÖZE ALMAK
- GÖZ VAR, NİZAM VAR değil GÖZ VAR, İZAN VAR
( İZAN: Anlama yeteneği, anlayış. | Bir şeyin, göz ve akıl yoluyla anlaşılabilmesi. )
- GÖZ ve/||/<>/>/< AKIL
( Göz, odur ki; dağın arkasını göre! VE/||/<>/>/< Akıl, odur ki; başına geleni/geleceği bile! )
- GÖZ ve/||/<> KALP
( Gülmek için!... :) VE/||/<> Sevmek için!... )
- GÖZDEN ÇIKARMAK ile/değil/yerine GÖZDEN KAÇIRMAK
- GÖZDEN GEÇİRMEK ile/ve ELDEN GEÇİRMEK
- GÖZDEN GEÇİRMEK ile/ve/||/<> GÖZLEMLEMEK
- GÖZDEN GEÇİRMEK ile İRDELEMEK
- GÖZDEN IRAK OLAN, GÖNÜLDEN IRAK OLUR
ile/ve/değil/yerine
GÖNÜLE GİREN, GÖZDEN UZAK OLSA NE OLUR
- GÖZE ALMAK değil GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURMAK
- GÖZE BATMA ile/değil/yerine GÖZE ÇARPMA
- GÖZE GÖZ
- GÖZLEM = MÜŞAHEDE = OBSERVATION[İng., Fr.] = BEOBACHTUNG[Alm.] = OBSERVAR, MIRAR[İsp.]
- GÖZLEMEK ile/değil GÖZLEMLEMEK
- GÖZLEMLEMEK ile/ve/||/<> YAKALAMAK
- GÖZLENEBİLİYOR değil GÖZLEMLENEBİLİYOR
- GÖZLERİM "YAŞLANDI" değil GÖZLERİM "YAŞARDI"
- GÖZLEYEN ile/değil GÖZLEMLEYEN
- GÖZLÜK ...:
GİYMEK değil TAKMAK
- GÖZLÜK ve/||/<>/>/< SÖZLÜK
- GÖZÜKMEK/GÖRÜKMEK değil GÖRÜNMEK
- GÖZÜKÜYOR/GÖZÜKTÜ değil GÖRÜNÜYOR/GÖRÜNDÜ
- GÖZÜM/ÜZ GÖNLÜM/ÜZ (AÇILSIN)
- GÖZÜNE-DİZİNE (DURSUN)
- GÖZÜNÜ:
"SEVİM" değil SEVEYİM
- GRAFOLOJİ değil/yerine/= YAZIBİLGİSİ
( El yazısından, yazanın karakter ve duygularını anlamayı amaç edinen inceleme yöntemi. )
- GRAMER ile/ve LOCUTIO SECUNDARIA
( Birincil dil. İLE/VE İkincil dil. )
( Skolastik Latince. İLE/VE Latince. )
( Doğal. İLE/VE Yapay. )
( Halk dili. Çocukların annelerini taklit ederek, herhangi bir kurala gereksinim duymadan edindikleri sesleri çıkarmaya başladıklarında kullanmayı öğrendikleri dil. İLE/VE Belirli kuralları olan, uzun çalışmalarla öğrendiğimiz ve alışkanlık kazandığımız dil. )
- GRUP OLMAK ile GRUP YAPMAK
- GÜÇ (FİZİKSEL) ile/ve/değil/yerine/||/<>/< AKIL
- GÜÇ BELÂ (HALLETMEK, ÇARE BULMAK)
- GÜÇ-KUDRET
- GÜÇ-KUVVET (BULMAK)
- GÜÇ:
SIÇRAYIŞ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SARSILMAZ DURUŞ
- GÜÇ/LÜ ile/ve/değil/||/<>/< YÜK/LÜ
- GÜÇ ile GİZİL GÜÇ
- GÜÇLEN(DİR)ME ile/ve/||/<>/< DEVİN(DİR)ME/HAREKETLEN(DİR)ME
- GÜÇLENDİRME ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< SAĞLAMLAŞTIRMA/BERKİTME
- GÜÇLEŞTİRME ile/değil GÜÇLENDİRME
- GÜFTÂR-I ŞİRİN[Fars.] değil/yerine/= "TATLI" SÖZ
- GÜFTÂR[Fars.] ile SÖZ
( SÖZ )
- GÜL BAHÇESİ ile/ve/değil/yerine ÇİÇEK BAHÇESİ
- GÜL GİBİ ve/||/<> GÜN GİBİ
- GÜL[Fars.] ile GÜL | ile GÜL
( | Çiçeklere verilen genel ad. İLE En güzel çiçeğe[çiçek olan güle] verilen ad. | İLE Gülmenin buyruk kipi. )
( Cins ad. İLE Özel ad. İLE ... )
( Genel. İLE Özel. İLE ... )
- GÜL ile/<> NİLÜFER(LOTUS)
( Dikenlikte. İLE/<> Bataklıkta. )
- GÜLDÜR GÜLDÜR (AKMAK)
- GÜLDÜRÜ/KOMEDİ[Fr.] ile GÜLMECE/MİZAH[Ar.]/HUMOR[Fr. < HUMOUR]
( Gövdeyle ilgili, gövde üzerine. İLE Zihin/akıl yürütmeyi gerektiren. )
( Gördüğü üzerinden ve doğrudan. İLE Olumsuz olanı, olumluya çevirme. )
( GARGANTUA - Francois RABELAIS )
- GÜLDÜRÜ/KOMEDİ ile/ve "VAHÂMET"
- GÜLE GÜLE ile/değil/yerine GÖRÜŞMEK ÜZERE
( Ayrılıkta. İLE Buluşmada/uyuşmada. )
- GÜLE-OYNAYA (GİTMEK, KABUL ETMEK)
- GÜLLÜK-GÜLİSTANLIK
- GÜM GÜM (VURMAK)
- GÜMBÜR GÜMBÜR (GELMEK | KOŞMAK)
( Daha çok, çocukların çıkardığı seslerde. )
- GÜN BE GÜN
- GÜN GİBİ ile/ve DÜN GİBİ
- GÜN GÖRMEMİŞ (KONULAR) ile YAKASI AÇILMAMIŞ (KONULAR)
- GÜNAHI-VEBÂLİ (ÜZERİNE)
- GÜNAYDIN ve/<> ZİHNAYDIN
- GÜNCELLİK/GÜNLÜK/ŞİMDİKİ/AKTÜEL[Fr.] yerine GÜNCELLİK/AKTÜALİTE[Fr.] yerine GÜNCELLEŞTİRME/AKTÜALİZASYON[Fr.]
- GÜNDEN-GÜNE (İYİLEŞMEK/KÖTÜLEŞMEK)
- GÜNEŞ (DÜZENİ) ve/=/||/<> DÜŞÜNCE (DÜZENİ)
- GÜNEŞ, BATIDAN DOĞAR değil GÜNEŞ, BÂTI(N)DAN[İÇİMİZDEN] DOĞAR
- GÜNEŞ ile/ve/<>/> AY
( Arı bilinç. İLE/VE/||/<>/> Süreçteki bilinç. )
( Özbilinç. İLE/VE/||/<>/> Nefs/ego. )
( Tümel, kavramsal. İLE/VE/||/<>/> Kavramsal. )
( Ziyâ saçar. İLE/VE/||/<>/> Nur saçar. )
( [görselde/çizimde] "Okları"[ışınım gösterimi] olan. İLE/VE/||/<>/> "Okları" olmayan. )
( Kaynak ışığı. İLE/VE/||/<>/> Yansıma ışığı. )
- GÜNEŞTE:
YANMAK ile/ve/değil/yerine KARARMAK
( 11:00 ile 16.00 arası güneş altında kalınmamalı! [yaz saati uygulamasına göre] )
- GÜNLÜK "DİL" / HUKUK/TIP "DİLİ" / YAZI/KONUŞMA "DİLİ" değil GÜNLÜK KONUŞMA / HUKUK/TIP TERİMLERİ / YAZININ/KONUŞMANIN KOŞULLARI/KURALLARI
- GÜNLÜK GÜNEŞLİK GÜLLÜK GÜLİSTANLIK
- GÜNLÜK KONUŞMALARIN SIRADANLIĞINDA/YALINLIĞIYLA:
AMAÇLI ile/ve/||/<> BİLEREK ile/ve/||/<> BİLMEDEN ile/ve/||/<> BÜTÜNLÜKLÜ
( Reklam. İLE/VE/||/<> Evlilik. İLE/VE/||/<> Dostluk. İLE/VE/||/<> Sanat. )
( Kitlelere "oynanıyorsa". İLE/VE/||/<> Saygıyla bütünleşilecekse. İLE/VE/||/<> Sevgiyle yaklaşılıyorsa. İLE/VE/||/<> Susulabiliyorsa. )
( )
- GÜNLÜK/GÜNCEL ... ile GÜNDELİK ...
- GÜNÜ GÜNÜNE (NOT ALMAK, ÇALIŞMAK)
- GÜNÜBİRLİK ... ile/değil GÜNLÜK ...
- GÜNÜMÜZDEKİ ENTELEKIA ile/değil/yerine KAVRAMSAL ENTELEKIA
( ... İLE/DEĞİL/YERİNE Ereğe bağlı nedenin bilgisi. Aynı ilke altında donanmışlık. )
- GÜPEGÜNDÜZ
- GÜPGÜZEL
- GURBET ile/ve KURBET
- GÜRBÜZ ile GÜRBÜZ
( Cerbezeli. | Kahraman. | Anlayışlı. İLE Hilekâr. )
- GÜRÜL GÜRÜL (AKMAK)
- GÜRÜLTÜ-PATIRTI (ÇIKARMAK)
- GÛŞ[Fars.] (ETMEK) ile/ve/||/<> KULAK | İŞİTMEK
( Kulak, gûş edecek. )
- GÜVEN:
SÖZ/SÖYLEM (İLE) ile/ve/değil/||/<>/< EYLEM/HİZMET (İLE)
( Güven, sözle olursa sözde olur. )
- GÜVEN/LİK ile/ve/||/<>/> GÜVENCE
( Bir şeyin doğruluğu, gerçekliği konusunda kanaat verici belge, delil, iz, argüman. | Anlaşmazlık konusu olan şeyde, yargıcın kanılarını oluşturan şey, delil. | Sonurguya ulaşan bir uslamlamanın dayandığı gerçek, delil. )
- GÜVEN ve/||/<> DERİNLİK ve/||/<> SEVGİ
( Söz ile yapılan iyilik. VE/||/<> Düşünce ile yapılan iyilik. VE/||/<> Vererek yapılan iyilik. )
- GÜVEN ile/ve/||/<>/< ÖZGÜVEN
( Özgüveni olmayana, kimse güvenmez. )
- GÜVEN ile/ve/değil/||/<>/< SONUÇ
- GÜVENİRLİK değil GÜVENİLİRLİK
- GÜVENLİ ile/ve/değil/||/<>/< AVANTAJLI
- GÜVENLİK ile/ve/||/<>/>/< GÜVEN
- GÜVERTE ile PALAVRA[İsp. < PALABRA]
( ... İLE [eskiden] Genellikle posta vapurlarında, üst güvertenin altındaki güverte. | [argo] Herhangi bir konuda, gerçeğe aykırı, uydurma söz ya da haber. Uzun ve boş konuşma. )
- GÜYA ile HESAPTA
- GÜYA ile KENDİNCE
- GÛYÂ değil/yerine/= SÖZDE/SANKİ/SÖZÜMONA
- GÜZEL DEĞİL değil BAKILIŞI (YETERİNCE) GÜZEL DEĞİL
- GÜZEL GÜZEL (ÇALIŞMAK, KONUŞMAK, OYUN OYNAMAK)
- GÜZEL/LİK (ARAYIŞI) ile/ve/değil/yerine/ne yazık ki/||/<>/< "YENİ/LİK" ("İSTEĞİ/BEKLENTİSİ")
- GÜZEL/LİK >< ÇİRKİN/LİK
- GÜZEL/LİK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DÜZGÜN/LÜK
- GÜZEL/LİK ile/ve/değil/yerine/||/<> İLGİNÇ/LİK
- GÜZELLİĞİN:
İDRAKİ ile/ve/<> İFADESİ
( Ancak sendeki güzellik kadar. İLE/VE/<> Ancak sendeki güzellik kadar. )
- GÜZELLİK YAPMAK ile KIYAK GEÇMEK
- GÜZELLİK:
İZLENİLEN ile/ve/değil/yerine/||/<>/> YAŞANILAN
- GÜZELLİK = BEAUTY[İng.] = BEAUTÉ[Fr.] = SCHÖNHEIT[Alm.] = PULCHRITUDO[Lat.]
- GÜZELLİK ile/ve/||/<> BÜTÜNSEL KAVRAYIŞ
- GÜZELLİK ve/||/<>/> ÖZGÜRLÜK
( Güzellik, özgür kılar. )
- GÜZERGÂH/[Fars.]/ROTA[İt.]/DESTİNASYON[İng. < DESTINATION] değil/yerine GEÇEKYOL, İZLENİLEN YOL
- HÖRMET değil HÜRMET
- HAMMAL değil HAMAL
- HABABAM-DEBABAM (ÇALIŞMAK)
- HABER ALIRSAM ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< HABER ALINCA
- HABER ALMA GEREKSİNİMİ ile/ve/değil/<> HABER ALMA HAKKI
- HABER ile/ve HAVÂDİS
- HABER ile/ve/= VERİ
- HABERİM OLMADI ile/değil/yerine HABERİM BİLE OLMADI
( Kendini merkeze koyarak. İLE/DEĞİL/YERİNE Kavramı, olguyu, süreci, ortak alanı/durumları göz önünde bulundurarak. )
- HABERİN/BİLİNİN "DEĞERİ":
"DOLAŞIM GÜCÜ" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DOĞRULUK
- HABERLER KÖTÜ GELSE DE ile/değil KÖTÜ HABERLER GELSE DE
( Haberlerin, "kişinin algısına/yorumuna göre değişebilir" anlamına gelmesi/getirilebilmesi. İLE/DEĞİL Haberlerin, kötü/olumsuz haberler olduğunu bildirmesi. )
- HABİTAT ile/ve/||/<> ATMOSFER ile/ve/||/<> AMBİYANS
- HAÇ ile HAC(C)
- HÂCET[çoğ. HÂCÂT] ile HÂCET
( Dilek. İLE Gerek, gereklilik. )
- HAD ile/ve/<> ÖLÇÜ
( Bilgelik, aklın;
Cesaret, kalbin;
Ölçülülük, duyguların denetimidir. )
( Wisdom is reason's;
Courage is heart's;
Moderation is control of feelings. )
- HADD-İ ZÂTINDA ile AYNI ZAMANDA
( Özünde, merkezinde, gerçeğinde, doğrusu şu ki. İLE Bununla birlikte. )
- HADDİ'Nİ BİLDİRMEK ile HADDİNİ "BİLDİRMEK"
( Bir şeyin/durumun. İLE Bir kişinin/tutumun. )
( Sınırların bilgisini belirtmek/anlatmak. İLE Haddini aşanı engellemek.[bedelini ödetmek üzere ya da öncelikli olmamalı!] )
- HADDİNİ BİLMEK ile/ve HAKKINI BİLMEK
( Olgunlaşmayan meyveye, el uzanmaz. )
- HADDİNİ-HESABINI (BİLMEMEK)
- HADESE(HUDÛS) ile HADESE(HADS)
( Olmak. İLE Sezgi./Sürat-i intikal. )
- HADİS[Ar.] ile/ve/||/<> MÜLK[Ar.]
- HADİS ile HÂDİS(E)
( Peygamber sözü. İLE Meydana gelen. )
- HÂDİSE değil/yerine/= OLAY | DURUM
- HAF değil HAV[Ar.]
( Kadife, çuha vb.'nin yüzeyindeki ince tüy. )
- HAFİFE ALMAK ile/ve/değil/<> BOŞLAMAK
- HÂFIZA[Ar.] değil/yerine/= BELLEK
- HÂFIZA ile/||/<> HÂTIRA ile/||/<> HÂSILA
( Üçünün de son A'sı kısa söylenir. )
- HAĞTIRAĞ/HAATIRAA değil HATIRA/ANI
- HAK YEME ile/değil ÜZERİNE GİTME
- HAK-HUKUK (SAHİBİ OLMAK, PEŞİNDE KOŞMAK)
- HAK:
KESİNLİK ve/||/<> DOĞRULUK ve/||/<> GENELLİK
- HAK ve/||/<>/> GÜÇ
- HAKİKA-TEN değil/< HAKİKATEN
- HAKİKAT:
ÖĞRENİLEBİLİR fakat ÖĞRETİLEMEZ
( Belki. FAKAT Asla! )
- HAKİKAT/İ ile/ve/değil/<> OLGUSALLIK/I
- HAKİKAT ile/ve/||/<> EVRENSEL/LİK
- HAKİKAT ile HAKİKAT
( Temel. İLE Ayrım. )
( HAKİKAT: İlkesel tutum/bakış. )
- HAKİKAT ile/ve/||/<>/< İTİBAR
- HAKİKAT ile/ve KEMÂLÂT
( İzi yoktur ki izinden biline, Dahi tozmaz ki tozundan biline, Sen anı sanma sözünden biline, Hakikat ehlinin olmaz nişanı. )
( GÜZELLİK/KEMÂL: * TENASÜB-Ü ÂZÂ(ÖRGENLERİN UYUMU) * AKIL * AHLÂK * ÇÖZÜM ÜRETEBİLMEK )
( Kemâlâtın en büyüğü, kişinin kendini herkesten küçük görmesidir. )
( Hakikat, tüm âleme değil ancak ehline gösterilir. )
( Hakikat karşılığında ne para alınır, ne de bir şey. )
( Hakikati biliyorsan ölümü iste! )
( Kelâmı, hakikati zamanından önce kulağımıza çalsalar, zeytinyağıyla şişirilen ve çürüyen incire benzeriz. )
- HAKİKAT =/||/<> NOKTA
- HAKİKAT ile/<> UPUYGUNLUK
- HAKİKATEN[Ar. + Fars.] ile HAKİKATTEN[Ar. + Tr.]
( Arapça olan Hakikat sözcüğünün, Farsça olan -en eki kullanılarak hakikate ilişkin/ait olarak. İLE Hakikat sözcüğüne, Türkçe "-den" eki kullanılarak temel/esas/öz ile ilgili, oradan[hakikatten] olan[bilgi/haber/durum/(")deneyim(")]. )
- HAKİM ... ile BASKIN ...
- HAKİM BAKIŞ ile/ve/değil/yerine/ne yazık ki/||/<>/< YAYGIN BAKIŞ
- HAKİM OLMAK" ile/ve "SAHİP ÇIKMAK"
- HÂKİM OLMAK ile/ve/<> VÂKIF OLMAK
- HAKİM ile HÂKİM
( Hikmet sahibi. İLE Yargıç. )
- HÂKİM değil/yerine/= YARGIÇ
- HAKÎR ile/değil HAKİR
( Değersiz, aşağı, bayağı. İLE Eskiden şalvar ve üç etek entâri yapmakta kullanılan, işlemeli görüntüsü verecek biçimde dokunmuş, sağlam ve kalın bir kumaş çeşidi. )
- HAKKATEN" değil HAKİKATEN
- HAKKINI VERMEK değil HAKKINI TESLİM ETMEK
- HAKLI ..." ile/değil/yerine YERİNDE
(BİR KARAR/SONUÇ/TUTUM)
- HAKLI ÇIK(AR)MA ÇABASI ile/ve KÂRLI ÇIK(AR)MA ÇABASI
- HAKLI ÇIKMAK ile/değil/yerine/>< HAKLI OLMAK
- HAKLI OLAN ile/ve/değil/yerine/||/<> HAKÇA OLAN
- HAKLI OLARAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< HALİYLE
- HAKLI OLARAK ile/ve/değil/||/<>/< YERİNDE/GEREKLİ/İSABETLİ OLARAK
- HAKLILIK/HAKSIZLIK" ile/değil ABARTI
- HAKLISIN!/YANLIŞSIN! değil DOĞRU!/YANLIŞ!
- HAKLISIN yerine DOĞRU
- HAKLISIN ile/değil O KONUDA HAKLISIN
- HAKSIZLIK ile/değil BİLİNÇ FARKLILIKLARI
- HAL-HATIR (SORMAK)
- HÂL-İ HAZIRDA ... ile HÂLEN ...
- HAL-YOL (ETMEK)
- HÂL/İM ile/ve/değil/||/<>/< HALÎM[Ar.]
( Durumum. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Yumuşak huylu olan. )
- HAL ve/< ÂSÂN[Fars.]
( Durum. VE/< Kolaylık. )
- HÂL ile HAL
( Durum. İLE Sebze-Meyve toptan satış yeri. )
- HAL ile HÂL/GÖVEÇLİK ile HAL[Fr. < Cerm.] ile HAL
( Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların ya da taşıdığı niteliklerin tümü, durum. | Davranış. | Şimdiki zaman, içinde yaşanılan zaman. | Güç, kuvvet, takat. | Kötü durum, sıkıntı, dert. İLE Genellikle üstü kapalı pazaryeri. İLE Çözme, çözülme eritme, karışık bir sorunun içinden çıkma, sonuca varma. İLE Tahttan indirme. )
- HÂLÂ ile/ve/||/<> DAİMA/SÜREKLİ
- HALA değil HÂLÂ
- HÂLÂ ile HÂLEN
- HÂLÂ ile/ve/değil/||/<> HENÜZ
- HÂLÂ ile/ve/değil/||/<> HER ZAMAN
- HÂLÂ değil/yerine/= ŞİMDİYE DEK
- HALÂKA ile/ve/||/<> İBDÂ'
( Bir şey aracılığıyla yaratmak. İLE/VE Örneksiz, malzemesiz yaratmak. )
( Gelenek. İLE/VE/||/<> Örneksiz olarak bir şey meydana getirme, yaratma. | Yeni ve güzel bir yapıt oluşturma. | Yoktan ortaya koyma, icâd. )
- HÂLBUKİ değil/yerine/= OYSA
- HALBUKİSİ" değil HALBUKİ
- HALDIR HALDIR (ÇALIŞMAK)
- HALDUR HULDUR (HAREKET ETMEK)
- HALEL ile/değil/yerine/>< HELÂL
- HÂLEN değil/yerine/= ŞİMDİ/ŞİMDİLİK
- HALEP ve/> ARŞIN
( Orada. [ise] VE/> Burada. )
- HALİ-VAKTİ (YERİNDE OLMAK)
- HALİL < TAHALLÜL
- HALÎM-SELÎM (BİR KİŞİ)
- HALK YÖNETİMİ ile/ve/||/<> ÜNİVERSİTE ile/ve/||/<> TİYATRO ile/ve/||/<> SPOR
( İyonya'lıların, insanlığın gelişimindeki önemli katkı eşikleri. )
- HALK[Ar.] ile/ve/değil KAMU
- HALK ile/değil/yerine/= TOPLUM/KAMU
- HALKA ile "HALK"A
- HALLETMEK ile BAĞLAMAK
- HALT[< HALATA]:
KARIŞTIRMAK -<
- HÂLÛK[Ar.] ile/değil HALÛK[Ar.]
( Sıçan otu. | Mercimek ocağı. İLE İyi huylu, ahlâklı, insaniyetli, geçim ehli olan. )
- HÂM[Fars.] ile HAMM ile AM
( Pişmemiş, olmamış, çiğ. | İşlenmemiş, üzerinde çalışılmamış. | Boş, nâfile, beyhûde. | Terbiye, deneyim görmemiş, acemi. İLE Sevgi. | İstenilen. | Dişilik örgeni, vajina. )
(1996'dan beri)