Bugün[23 Mart 2026]
itibarı ile 6.471 başlık/FaRk ile birlikte,
6.471 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(7/27)


- ECMA'U[Ar.] ile CEM'[Ar.]


- ECZEM[Ar. < CÜZÂM] ile ECZEM[Ar.]

( Cüzâmlı, miskinlik illetine uğramış olan. | Parmakları ya da eli kesik kişi. İLE Burnu kesilmiş. )


- EDÂ[Ar.] ile İBLÂĞ[Ar.]


- EDEBÎ (OLAN) ile/ve/||/<>/>/< EBEDÎ (OLAN)


- EDEBİYAT[Ar.] ile/=/||/<> YAZIN

( "EDEB" sözcüğünün uzatmalı -Î eki ile "Edeb'e ait olan", "Edeb alanında bulunan" anlamının, -YÂT eki [Türkçe'deki -SEL eki] ile çoğulu olarak kullanımıdır.
Bir şeyi düşünür, dile getirir ve yazarken, paylaşıma, aktarıma sokarken sahip olunması gereken dikkat, incelik(rikkat), titizliklerin önemini eserde yansıtmak üzere vurgu olarak ve -çoğul olarak ifade edilişiyle- önemini işaret etmek üzere bu adı almıştır.
[ Bugünkü Türkçe kullanımıyla "YAZIN" olarak, niteliksel özelliğinden çok
nesnesinin üzerinden tanımlanmaktadır. ] )


- EDEYÂN[Fars.] -ile

( Çok koşan hayvan. )


- EDRA'[Ar.] -ile

( Başı kara, gövdesi beyaz hayvan. )


- EFDAL[Ar. < FÂDIL/FÂZIL] ile EFDÂL[Ar. < FAZL]

( Daha erdemli/fazîletli. | En üstün/âlâ. İLE Fazlalar/ziyâdeler. | İyilikler, ihsanlar, meziyetler, lütûflar. )


- EFFAK[Ar.] ile EFFÂK[Ar. < İFK]

( Ticaret için tüm dünyayı gezen. İLE Fazla iftirâ eden. )


- EFGÂN -ile

( Bağırıp çağırma, feryâd. )


- EFHÂM[Ar. < FEHM] ile EFHAM[Ar. < FEHÎM]

( Zihinler, anlamalar, idrâkler. İLE En ulu, çok şeref sahibi, daha fehâmetli. )


- EFHÂS[Ar. < FAHS] ile EFHÂZ[Ar. < FAHZ]

( Herşeyin içi/boşlukları. İLE Yakın akrabalar. )


- EFHÂS[Ar.] ile EFHÂZ[Ar. < FİKR]

( Daha fakir ve muhtaç. İLE Düşünceler. )


- EFLÂK -ile

( ROMANYA )


- EFLÂK[Ar. < FELEK] ile EFLÂK[Ar. < FİKR]

( Gökler, semâlar, felekler, küreler, zamanlar. | Bahtlar, tâlihler, kaderler. İLE Osmanlı döneminde, merkezi Bükreş olan, iki memleketten bir kısım. )


- EFRA'[Ar.] ile EFRÂH[Ar. < FERH] ile EFRÂH[Ar. < FERAH]

( Vesveseli, kuruntulu. | İşi gücü olmayan. İLE Piliçler. | Piçler. İLE İç açıklıkları, sevinmeler. )


- EFRÂS[Ar. < FERES] ile -EFRÂZ/FİRÂZ[Fars.]

( Atlar, beygirler, kısraklar. İLE Kaldıran, yükselten. )


- EFRÛZ[Fars.] ile -EFRÛZ[Fars.]

( Parıltı, şûle. İLE Aydınlatan, parlatan. | Tutuşturan, yakan. )


- EFSÂNE CÛ/Y[Fars.] ile EFSÂNE GÛ/Y[Fars.]

( Efsâne arayan/arayıcı. Boş vakit geçirmek isteyen. İLE Masal söyleyen, saçmasapan söyleyen. )


- EFSÂNE ile/||/<> ESÂTİR ile/||/<> KISSA ile/||/<> HİKÂYE ile/||/<> HABER ile/||/<> MASAL

( Güzelliğin ileri derece etkileyici niteliği. İLE/||/<> ... İLE/||/<> ... İLE/||/<> ... İLE/||/<> ... İLE/||/<> ... )

( ... İLE/||/<> ... İLE/||/<> Kendi deneyimini anlatmak. İLE/||/<> İkinci elden aktarmak/anlatmak. İLE/||/<> Olmuşu aktarmak/anlatmak. İLE/||/<> ... )


- EFSÛN[Fars.] ile EFZÛN[Fars.]

( Gözbağcılık, "büyü", "sihir", arpağ. İLE Fazla, çok, yukarı, aşkın. )


- EFŞÜRDE[Fars.] ile EFŞÜRE[Fars.]

( Sıkılmış, posası çıkarılmış şey. İLE Öz, uşâre. )


- EFZÂ'[Ar. < FEZÂ] ile -EFZÂ/-FEZÂ[Fars.] ile EFZAH/EFDAH[Ar. < FAZÎH] ile EFZÂR[Fars.]

( Korku ile bağırmalar. İLE Artıran, çoğaltan. İLE Daha/pek rezil. İLE Ayakkabı, kundura. | Gemi yelkeni. | Sanatçıların kullandıkları aletler. | Yemeğe konulan baharat. )


- EĞE -ile

( Göğüs kafesini oluşturan kemiklerden her biri. )


- EGET -ile

( Gerdek gecesi gelin ile gönderilen hizmetçi. )


- MEYELÂN, MEYİL[Osm.] / GRADIENT, INCLINATION, SLOPE OF A CALIBRATION, LINE[İng.] / INCLINAISON[Fr.] / GRADIENT, NEIGUNG, STEIGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= EĞİM, M


- MÜNHANİ[Osm.] / CURVE[İng.] / KURVE[Alm.] ile/değil/yerine/= EĞRİ


- EGVÂL[Ar. < GUL] ile EGVÂR[Ar. < GAVR]

( Büyük kazalar, felâketler. | Şeytanlar, türlü biçim alan periler. | Gulyabaniler, gövdesi olmayan hayvanlar. İLE Dipler, çukurlar. Sonlar. )


- EHAD[Ar.] ile EHADD[Ar. < HADD]

( Tek, bir, ilk sayı. İLE Daha keskin. )


- EHÂLÎ/AHÂLİ[Ar. < EHL] ile EHÂLÎL[Ar. < İHLÎL]

( Bir mahallede/semtte/kasabada/köyde yerleşip oturanlar. | Halk, umûm. İLE Penis deliği. )


- EHASS[Ar. < HASİS] ile EHASS[Ar. < HÂSS]

( Daha cimri, çok pinti. | Çok/en bayağı. İLE En özel. | Başlıca. )


- EHL -ile

( SÂHİP, MÂLİK, MUTASARRIF OLAN | USTA, BECERİKLİ | EŞLERDEN HER BİRİ )


- EHL-İ DİL -ile

( Gönül ehli. [Sözcük/leri kullanmadan durumunu/halini yansıtan.] )


- EHRAM/PİRAMİT değil/yerine/= ...


- EHRENFEST NAZARİYESİ[Osm.] / EHRENFEST'S THEORY[İng.] / THÉORIE D'EHRENFEST[Fr.] / EHRENFEST/SCHE-THEOREM/THEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= EHRENFEST KURAMI


- EHVÂ'[Ar. < HEVÂ'] ile EHVÂL[Ar. < HEVL] ile EHVÂR[Fars.]

( İstekler, arzular, şehvetler, hevesler, meyiller. İLE Korkular, dehşetler. İLE Şaşkın, sersem, alık. )


- EİNSTEİN MÜADELET KÂİDESİ[Osm.] / EINSTEIN'S EQUIVALENCE PRINCIPLE[İng.] / PRINCIPE D'ÉQUIVALENCE D'EINSTEIN[Fr.] / EINSTEIN/SCHE ÄQUIVALENZGLEICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= EİNSTEİN EŞDEĞERLİK İLKESİ


- EİNSTEİN UMÛMÎ İZÂFİYET NAZARİYESİ[Osm.] / EINSTEIN'S GENERAL THEORY OF RELATIVITY[İng.] / THÉORIE DE LA RELATIVITÉ GÉNÉRALE D'EINSTEIN[Fr.] / EINSTEIN/SCHE ALLGEMEINE RELATIVITÄTSTHEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= EİNSTEİN GENEL GÖRELİLİK KURAMI


- EKÂME Bİ'L-MEKÂN[Ar.] ile GANİYE Bİ'L-MEKÂN[Ar.]


- EKBER[Ar.] ile/ve/||/<>/> EKBER[Ar.]

( Büyük. @@ Daha büyük. )


- EKİLENEN -ile

( PAIENT )


- EKİSTİK -ile

( İnsan yerleşimlerini inceleyen bilim dalı. )


- EKLENTİ -ile

( ADJUNCT )


- EKLEŞTİRME -ile

( AFFIXATION )


- HÂİL, PERDE[Osm.] / ÉCRAN[Fr.] / BILDSCHIRM, SCHIRM[Alm.] ile/değil/yerine/= EKRAN


- MİHVER[Osm.] / AXIS[İng.] / AXE[Fr.] / ACHSE[Alm.] ile/değil/yerine/= EKSEN


- EKSEN/MİHVER[Ar. çoğ. MAHÂVİR] ile/<> ORTAY

( Bir cismi, iki eşit parçaya bölen, gerçek ya da sanal çizgi. | Üzerinde bir pozitif yön varsayılan sonsuz doğru. | Dingil. İLE/<> [mat.] Bir düzlem biçimin aynı yöndeki koşut tüm kirişlerini eşit parçalara bölen çizgi. | Bir uzayı, bir yüzeyi, iki eşit parçaya bölen çizgi/düzlem. )

( MİHVER ile/<> ... )


- GAYR-İ MUNTAZAM BİLLUR[Osm.] / NEGATIVE CRYSTAL[İng.] / CRISTAL NÉGATIF[Fr.] ile/değil/yerine/= EKSİ KRİSTAL


- NÂKUS[Osm.] / MINUS, NEGATIVE[İng.] / MOINS, NÉGATIF, NÉGATIVE[Fr.] / MINUS[Alm.] ile/değil/yerine/= EKSİ, OLUMSUZ


- EKTÂR[Ar. < KETER] ile EKTÂR/AKTÂR[Ar. < KUTR]

( Şerefler, haysiyetler. Hasepler, nesepler. Mertebeler, dereceler. İLE Taraflar, yanlar. )


- EKVÂS[Ar. < KEVS] ile EKVÂZ[Ar. < KÛZ]

( Yaşmaklar. İLE Kadehler, kâseler, bardaklar. )


- el-KÂDİR 'ALE'Ş-ŞEY'İ[Ar.] ile el-MÂLİK LEHÛ[Ar.]


- EL TUTMAK -ile

( DERVİŞ OLMAK )


- ELÂ[Ar.] ile ELA[Ar.]

( Başlama ve tenbih edatı.[Nazımda ve sözün başında kullanılır.][ELÂ'dan sonra EY nidâsı gelir.] İLE Sarıya çalar kestanerengi.[göz] )


- EL'ÂN -ile

( ŞİMDİ, ŞU ANDA | HÂLÂ, DAHA )


- ELASTİKÎ, ELASTİK[Osm.] / ELASTIC[İng.] / ELASTIQUE[Fr.] / ELASTISCH, ELASTISCH, ELASTIZITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= ELASTİK, ESNEK/LİK


- EL-BURHÂN ile CEDEL ile HATÂBE(T) ile ŞİİR ile MUĞÂLATA/SAFSATA

( İspat. Kesin sonuç olmak amacıyla kesinlik taşıyan öncüllerden oluşturulan kıyas. İLE Diyalektik. Yaygın olarak bilinen önermelerden oluşan kıyas. İLE Retorik. Güvene bağlı olarak kabullenilen(makbûlât) önermelerden oluşan kıyas. İLE Poetik. İnsan ruhunu mutluluğa ya da mutsuzluğa yöneltici etkisi olan önermelerden oluşan kıyas. İLE Sofistik. Gerçeğe benzer ya da yaygınlık kazanmış yalan ya da kuruntudan oluşan önermelerden oluşan kıyas. )

( Safsata Türleri )


- ELBÜRZ[Ar.] ile ELBÜZ[Ar.]

( Kafkas sıradağlarının en yükseği. | Hakkında türlü hûrafeler anlatılan Kaf Dağı. | Uzun boylu, yakışıklı. İLE Yüce, yüksek, bâlâ. | Kafkas Dağı'nın tepesi. )


- CEREYÂN-İ BERKİYE[Osm.] / ELECTRIC CURRENT[İng.] / COURANT ÉLECTRIQUE[Fr.] / ELEKTRISCHER STROM[Alm.] ile/değil/yerine/= ELEKTRİK AKIMI


- ELEKTRİKLİ SAHA[Osm.] / ELECTRIC FIELD[İng.] / CHAMP ÉLECTRIQUE[Fr.] / ELECTRISCHES FELD[Alm.] ile/değil/yerine/= ELEKTRİK ALANI


- BERKİYE, KEHRİBAR[Osm.] / ELECTRICITY[İng.] / ÉLECTRICITÉ[Fr.] / ELEKTRISITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= ELEKTRİK


- KUDRET-İ BERKİYE[Osm.] / ELECTRICAL ENERGY[İng.] / ÉNERGIE ÉLECTRIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ELEKTRİKSEL ENERJİ


- RAKKÂS-İ BERKÎ[Osm.] / ELECTRICAL PENDULUM[İng.] / PENDULE ÉLECTRIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ELEKTRİKSEL SARKAÇ


- SEYL-İ BERKÎ, SEYL-İ ELEKTRÎKÎ[Osm.] ile/değil/yerine/= ELEKTROAKI


- SAVT-İ BERKÎ, SAVT-İ ELEKTRİKÎ[Osm.] / ELECTROACOUSTICS[İng.] / ÉLECTROACOUSTIQUE[Fr.] / ELEKTROAKUSTIK[Alm.] ile/değil/yerine/= ELEKTROAKUSTİK


- ELEKTROLİTİK NAKİL[Osm.] / ELECTROLYTIC CONDUCTIVITY/CONDUCTANCE[İng.] / CONDUCTIBILITÉ ÉLECTROLYTIQUE[Fr.] / ELEKTROLYTISCHE LEITFÄHIGKEIT/KONDUKTANZ[Alm.] ile/değil/yerine/= ELEKTROLİTİK İLETKENLİK


- TAHLİL-İ ELEKTRÎKÎ[Osm.] / ELECTROLYSIS[İng.] / ÉLECTROLYSE[Fr.] / ELEKTROLISE[Alm.] ile/değil/yerine/= ELEKTROLİZ


- MİKNÂTÎS-İ BERKÎ, MİKNÂTÎS-İ ELEKTRİKÎ[Osm.] / ELECTROMAGNET[İng.] / ÉLECTRO-AIMANT[Fr.] / ELEKTROMAGNET[Alm.] ile/değil/yerine/= ELEKTROMIKNATIS


- KUVVE-İ MUHARRİKE-İ ELEKTRİKİYE[Osm.] / ELECTROMOTIVE FORCE[İng.] / ELEKTROMOTORISCHE KRAFT[Alm.] ile/değil/yerine/= ELEKTROMOTOR KUVVET


- SÂHA-İ BERKİYE-İ SÂKİNE, SÂHA-İ ELEKTRİKİYYE-İ SÂKİNE[Osm.] / ELECTROSTATIC FIELD[İng.] / CHAMP ÉLECTROSTATIQUE[Fr.] / ELEKTROSTATISCHES FELD[Alm.] ile/değil/yerine/= ELEKTROSTATİK ALAN


- KUDRET-İ BERKİYE-İ SÂKİNE[Osm.] / ELECTROSTATIC ENERGY[İng.] / ÉNERGIE ÉLECTROSTATIQUE[Fr.] / ELEKTROSTATISCHE ENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= ELEKTROSTATİK ENERJİ


- BERKİYE-İ SÂKİNE, ELEKTRÎK-İ SÂKİNE, SÂKİN ELEKTRİK[Osm.] / ELECTROSTATICS, STATIC ELECTRICITY[İng.] / ÉLECTROSTATIQUE[Fr.] / ELEKTROSTATIK, RUHEELEKTRIZITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= ELEKTROSTATİK


- ELEM[Ar.] ile/değil/yerine/>< EMEL[Ar.]

( Derin üzüntü. İLE Gerçekleştirilmesi zamana bağlı istek. )

( Kişi, ya elem ya da emel içinde sürdürür yaşamı/nı. )


- ELEM[Ar.] ile VEC'[Ar.]


- ELEM[Ar.] ile VESAB[Ar.]


- UNSUR[Osm.] / ELEMENT[İng.] / ÉLÉMENT[Fr.] / ELEMENT[Alm.] ile/değil/yerine/= ELEMENT


- İPTİDAÎ[Osm.] ile/değil/yerine/= ELEMENTAR


- UNSURÎ[Osm.] ile/değil/yerine/= ELEMENTEL


- ELİBBÂ[Ar. < LEBÎB] ile ELİFBÂ/ELİFBE[Ar.]

( Akıllı, olgun, kâmil kişiler. İLE 33 harften oluşan Osmanlı abecesi. | Bir şeyin başlangıcı. | Bir örgü motifi. )


- ELİF:
İBTİDÂ[Ar.] ile/ve/||/<> İSTİVÂ[Ar.] ile/ve/||/<> İNFİRÂD[Ar. < FERD] ile/ve/||/<> İNKITÂ[Ar.] ile/ve/||/<> İSTİĞNÂ[Ar.] ile/ve/||/<> ÜLFET[Ar.]


- ELİF[Ar.] ile/ve/<> LÂM[Ar.] ile/ve/<> LÂM-ELİF[Ar.]

( Osmanlı abecesinin birinci yazacı.[ebced hesabında 1 sayısının karşılığıdır] İLE/VE/<> Osmanlı abecesinin yirmi altıncı yazacı.[ebced hesabında 30 sayısının karşılığıdır] | Şevval ayı. İLE/VE Osmanlı abecesinde lâm ile elif yazacının bir arada yazılmış biçimi. | Eğri, dolambaç. )


- ELİF ile/||/<> LÜTFEN


- ELİNİN KÖRÜ değil/< ÖLÜNÜN GÛRU(MEZARI)[Fars.]


- MİKYÂS-İ KAT-İ NÂKİS[Osm.] / ELLIPSOMETER[İng.] / ELLIPS MESSINSTRUMENT[Alm.] ile/değil/yerine/= ELİPSOMETRE


- TAKATTUB-İ BEYZÎ[Osm.] / ELLIPTICAL POLARIZATION[İng.] / POLARISATION ELLIPTIQUE[Fr.] / ELLIPTISCHE POLARISIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ELİPTİK KUTUPLANMA


- ELÎZ[Fars.] -ile

( Çifte. )


- ELMA'/ELMAÎ[Ar.] ile ELMAH/ELMAHÎ[Ar.]

( Pek zeki, çok anlayışlı. İLE Her gördüğü şeyi, incelemeye/tetkike, araştırmaya meraklı. )


- ELMA'Î[Ar.] ile LEVZÂ'Î[Ar.]


- ELTAF[Ar. < LATÎF] ile ELTÂF[Ar. < LÛTF]

( Daha/pek lâtif, güzel, hoş. İLE İyilikler, iyilikseverlikler, nezâketler. )


- EM[Ar.] ile EV[Ar.]


- EMÂLÎC[Ar. < ÜMLÛC] ile EMÂLÎS[Ar. < İMLÎS/E]

( Uzun yapraklı otlar/fidanlar. İLE Otsuz ve susuz çöller. )


- EMÂRÂT[Ar. < EMÂRE] ile EMÂRET[Ar. < EMR] ile EMÂRİD[Ar. < EMRED]

( Nişanlar, eserler, deliller, alâmetler. İLE Emirlik, beylik, prenslik. | Emir'in hali ve sıfatı. İLE Bıyıkları terlememiş gençler. )


- EMÂRE[Ar.] ile/ve/||/<> ESAM/E[< ESÂM/İ / İSİMLER][Ar.]

( Belirti. İLE/VE/||/<> Adlar/isimler. )


- EMCÂD[Ar. < MECÎD] ile EMCED[Ar. < MECÎD]

( Onur, şeref, haysiyet sahibi olanlar. İLE Daha/pek çok onur, şeref, haysiyet sahibi olan. )


- EMED[Ar.] ile EMEDD[Ar. < MEDD]

( Son, nihâyet. İLE Daha/pek uzun, sürekli. )


- EMED[Ar.] ile GÂYE[Ar.]


- EMEL[Ar.]/AMAÇ[Fars.] ile/ve EREK

( Zorunluluk/lar ile. İLE/VE Keyfî. )


- EMHÂR[Ar. < MEHR] ile/ve/||/<> EMHÂR[Ar. < MÜHR] ile/ve/||/<> EMHÂL[Ar. < MEHL]

( Nikâh bedelleri, ayrılma durumunda, hanım eşe verilecek, nikâhta kararlaştırılan para vs. @@ Taylar, at yavruları. @@ Bir şeyin yapılması için verilen fazla zamanlar, mühletler, vâdeler. )


- EMÎHE -ile

( Koyunlarda meydana gelen uyuzluk. )


- EMÎN[Ar.] ile ME'MÛN[Ar.]


- EMİR[Ar.] değil/yerine/= BUYRUK/BUYURU


- EMLÂ'[Ar. < MELÂ] ile EMLAH[Ar. < MELÎH] ile EMLÂH[Ar. < MİLH]

( Bölükler, kalabalıklar, cemaatler. İLE Son derece güzel, en melâhatli, pek melîh. İLE Tuzlar. )


- EMNİYET ÂMİRİ değil/yerine/= GÜVENLİK BUYRANI


- EMNİYET[Ar.] STOKU[İng./Fr. STOCK] değil/yerine/= GÜVENLİK YIĞIMI


- EMR/EMİR[Ar.] ile HABER[Ar.]


- [önce] (NEHY-İ ANİ'L) MÜNKER[Ar.] ile/ve/sonra/||/<>/>/>< (EMR-İ) BİL MÂRUF[Ar.]

( Günah ve kötü şeyler[in yapılmaması]. İLE/VE/||/<>/>/>< Herkesçe bilinen, tanınan, belirli, sanlı. | Şeriatın uygun gördüğü, beğendiği ve buyurduğu[nun yapılması]. )


- EMSÂL[Ar. < MESEL] ile EMSÂL[Ar. < MİSL]

( Destanlar, öyküler, kıssalar. İLE Örnekler, nümûneler. | Eş, benzer. | Eşler, benzerler. | Katsayı. Kaç katı/misli alınacağını bildiren sayı. )


- EMSAL[Ar.]/COEFFICIENT[İng.] değil/yerine/= KATSAYI


- EMSÂL ile NUMUNE

( BENZER ile ÖRNEK )


- SÜBEYE[Osm.] / EMULSION[İng.] / ÉMULSION[Fr.] / EMULSION[Alm.] ile/değil/yerine/= EMÜLSİYON


- EMYÂH[Ar. < MÂ] ile EMYÂ/EMYÂN[Fars.]

( Sular. @@ Para kesesi/çantası. )


- EN ÇOK ÖLDÜREN -ile

( KIR FARESİ )


- EN GÖZDE ÇEŞME -ile

( KÜÇÜKSU ÇEŞMESİ [ 1806, III. Selim tarafından yaptırılmıştır. ] )


- EN HOŞ ŞEY -ile

( SOHBET )


- EN İNCE ZAR -ile

( SUYUN ZARI )


- EN İYİ/LER -ile


- ASGARÎ İNHİRAF[Osm.] / MINIMUM DEVIATION[İng.] / DÉVIATION MINIMALE[Fr.] / MINIMALE ABWEICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= EN KÜÇÜK SAPMA


- EN RAHATLATICI/LAR -ile

( BOŞALMAK/ORGAZM, İŞEMEK, DIŞKILAMAK(SIÇMAK), YELLENMEK(OSURMAK) )


- EN ZOR GÖRÜLEBİLEN YER/LER -ile

( * KAMÇATKA
* AMAZON )


- ENÂM[Ar.] ile NÂS[Ar.]


- ENÂT[Ar.] ile HİLM[Ar.]


- ENÂT[Ar.] ile TU'EDE[Ar.]


- ENBÂR[Ar. < NİBR] ile ENBÂR[Fars.]

( Anbarlar. İLE Dolu, yığın, küme. | Güç vermek üzere ekinlere dökülen çer-çöp, gübre. )


- ENBÂZ[Ar. < NEBEZ] ile ENBÂZ[Fars.]

( Takma adlar, lâkaplar. İLE Ortak, eş. )


- ENBERİ -ile

( Çiftyıldızlarda bileşenlerin kütle merkezine göre çizdikleri elips yörüngede, kütle merkezinin bulunduğu odağa en yakın nokta. )


- ENCÜR -ile

( Isırganotu, çalaganotu. )


- ENDÂD[Ar. < NİDD] ile ENDÂD/ENZÂD[Ar. < NADAD/NAZAD] ile ENDÂHT[Fars.]

( Benzeyenler, eşler, misiller, nazîrler. İLE Onurlu ve düzenli kişiler. | Toprak tabakaları. İLE Atma, atış, atılma. | Silah atma, boşaltma. )


- ENFÂL[Ar. < NEFEL] ile ENFÂR[Ar. < NEFÎR]

( Ganimetler, düşmandan alınan mallar, emeksiz kazançlar. İLE Kalabalıklar, halk, cemâatler. )


- ENHÂ'[Ar. < NAHV] ile ENHÂR[Ar. < NEHR]

( Taraflar, yanlar, cihetler. | Yollar. İLE Irmaklar, çaylar. )


- ENİS ile/ve/||/<> KURBİYET


- ENÎSE ile ENÎSE[Fars.] ile ENÎŞE[Fars.]

( Ateş, od. İLE Donmuş, pekişmiş nesne. İLE Hafiye. | Câsus. | Dalkavuk. )


- ENİŞTE[Fars. < ANGUŞTE] ile GÖRÜMCE[Fars. < KÖRÜMÇİ < KÖRÜM[:Görmek, bakmak.]

( Varsıl çiftçi, kodaman. | Ablanın/kız kardeşin kocası. İLE Gelin bakmaya giden kadın. )


- ENKAS[Ar.] ile ENKAZ[ka uzun okunur!][Ar. < NUKZ]

( Daha/pek/çok eksik. İLE Binâ yıkıntıları, moloz. | Eski hayvanların artıkları. )


- ENKERE MİN-HU KEZÂ[Ar.] ile NEKAME MİN-HU KEZÂ[Ar.]


- ENKERE[Ar.] ile NAKAME[Ar.]


- ENSÂB -ile

( Logaritma cetvellerinin sayıları. [CEYB(SINUS), TECEYB(COSINUS), MÜMÂS(TANGENT), TAMAM MÜMÂS(COTANGENT), KATI'(SÉQUENCE), TAMAM KATI'(COSÉQUENCE) )


- ENSÂB[Ar. < NESEB] ile ENSÂB[Ar. < NUSUB]

( Soylar, baba tarafından akrabalar/hısımlar. | Logaritma cetvellerinin sayıları. [CEYB(SINUS), TECEYB(COSINUS), MÜMÂS(TANGENT), TAMAM MÜMÂS(COTANGENT), KATI'(SÉQUENCE), TAMAM KATI'(COSÉQUENCE)] İLE Belâlar, şerler. | Putlar, heykeller. )


- ENSÂF[Ar. < NISF] ile ENSAF[Ar. < İNSÂF]

( Yarımlar, yarılar. İLE Daha/pek insaflı. )


- ENSÂL[Ar. < NESL] ile ENSÂR[Ar. < NÂSIR]

( Soylar, evlâtlar, sülâleler. İLE Yardımcılar/muavinler, koruyucular/müdâfîler. )


- ENSÂL[Ar. < NESL] ile ENZÂL[Ar. < NEZL/NEZÎL]

( Soylar, evlâtlar, sülâleler. İLE Soysuzlar, alçaklar, aşağılıklar. )


- ENSÂR[Ar. < NÂSIR] ile ENZÂR[Ar. < NAZAR]

( Yardımcılar/muavinler, koruyucular/müdâfîler. İLE Bakışlar, bakmalar. )


- HARARET MUHTEVASI[Osm.] / ENTHALPY[İng.] / ENTHALPIE[Fr.] / ENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= ENTALPİ, ISI İÇERİĞİ


- ENZÂL[Ar. < NEZL/NEZÎL] ile ENZÂR[Ar. < NAZAR]

( Soysuzlar, alçaklar, aşağılıklar. İLE Bakışlar, bakmalar. )


- EPOPE[Fr. < Yun.] -ile

( Destan. Konusu kahramanlık olan uzun manzume. )


- ER[Ar.] ile ER[Ar.] ile ER[Tr.] ile Er.[kimya]

( Eğer, ise, olsa, olur ise. İLE Erken. İLE Erkek. | Aşamasız asker. | Yiğit, kahraman. | İşini iyi bilen, yetenekli. İLE Erbiyum'un simgesi. )


- ERÂNİB[Ar. < ERNEB] ile ERÂNÎB[Ar. < ERNEBE]

( Tavşanlar. İLE Burun ucları. )


- ERÂZÎ/ARÂZÎ[Ar.] ile ERÂZİL[Ar. < ERZEL]

( Yerler, topraklar. İLE Reziller, namussuzlar, yüzsüzler. )


- ERBAÂ'[Ar.] ile ERBAA[Ar.]

( Çarşamba günü. İLE Dört. )


- ERBÂB[Ar. < RABB] ile ERBÂB[Fars.]

( Sahipler, mâlikler. | Becerikli, ehil, muktedir. İLE Ulu, başkan, reis. )


- ERCÂ[Ar. < RECÂ] ile ERCÂ[Ar.] ile ERCAH[Ar. < RÂCİH]

( Taraflar, yönler. İLE Daha çok istenilen, ricâ edilen. İLE Üstün, uygun, tercihe uygun. )


- ERDEB/İRDEB[Ar.] ile ERDEB[Ar.]

( Arap şehirlerinde kullanılan ve İstanbul kilesiyle 9 kileyi karşılayan bir ölçek. İLE Savaş. )


- ERDEN/DÛŞÎZE[Fars.] -ile

( Bakir. | Kız. )


- ERDENİ EZU -ile

( Moğolistan'daki ilk ve en büyük Budist manastırı. [İçinde de 100 tapınak kurulmuştur.] )


- ERES[Ar.] ile ER'ES[Ar.]

( Çiftçilik, çiftçi olma. İLE Başı büyük, kocakafa. )


- TEMEYYÜ, ZEVEBAN[Osm.] / FUSION, MELT, MELTING[İng.] / FUSION[Fr.] / FUSION, SCHMELZEN, SCHMELZUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ERGİME/ERİME, KAYNAŞMA, FÜZYON


- HARÂRET-İ TEMEYYÜ, ZEVEBAN HARARETİ[Osm.] / MELTING HEAT, HEAT OF FUSION[İng.] / CHALEUR DE LA FONTE, CHALEUR DE FUSION[Fr.] / SCHMELZWÄRME[Alm.] ile/değil/yerine/= ERGİME ISISI


- ERHAM[Ar. < RAHÎM] ile ERHÂM[Ar. < RAHM]

( Daha/pek merhametli. İLE Döl yatakları. | Akrabalar, hısımlar. )


- ERİL -ile

( MASCULINE )


- ERİL YALANCI EŞEYSEL BOZUKLUK[Ar.] ile DİŞİL YALANCI EŞEYSEL BOZUKLUK[Ar.] ile ANORMAL EŞEYSEL GELİŞİM[Ar.]

( Erillik göstergesi/örgeni baskın gelen hünsâ. İLE Dişillik göstergesi/örgeni baskın gelen hünsâ. İLE [hukukta] Erillik ya da dişillik örgenlerinden her biri kendinde bulunan fakat bu örgenlerden birinin etkinliği, hareketi ve oluşumu ötekine baskın gelmediği ya da önde olmadığı gözönünde bulundurularak durumu belirgin olmayan hünsâ. )

( HÜNSÂ-Yİ RECÛLÎ ile HÜNSÂ-Yİ NİSÂÎ ile HÜNSÂ-İ MÜŞKÎL )


- NOKTA-İ ZEVEBAN[Osm.] / MELTING POINT[İng.] / POINT DE FUSION[Fr.] / SCHMELZPUNKT[Alm.] ile/değil/yerine/= ERİME NOKTASI


- ZEVEBAN ETMEK[Osm.] ile/değil/yerine/= ERİMEK


- ERÎS ile ERÎS[Fars.] ile ERİŞ[Fars.]

( Çiftçi, ekinci. İLE Zeki, uyanık, akıllı, uslu. İLE Bilek. | Endâze, arşın. )


- İZABE ETMEK[Osm.] / TO MELT[İng.] ile/değil/yerine/= ERİTMEK


- KUDRET[Osm.] / ENERGY[İng.] / ÉNERGIE[Fr.] / END-STÄNDIG[Alm.] ile/değil/yerine/= ERKE, ENERJİ


- ERMÂ'[Ar. < REMH] ile ERMÂH[Ar. < REMH]

( Çok güzel ve cilveli olan.[sevgili] İLE Vuruşlar, darbeler. | Mızraklar, süngüler.[< RUMH] )


- ERŞ-MUKADDER[Ar.] ile ERŞ-İ GAYR-İ MUKADDER[Ar.]

( Ölüme neden olmayarak kesilen ya da kullanılamaz duruma getirilen örgenlere özgü, miktarı belirli olan diyet. İLE Ölüme neden olmayan ve miktarı belirli olmayan örgenler için bilirkişinin takdir ve tayinine bırakılan diyet. )

( ERŞ[Ar. çoğ. URÛŞ]: Sakatlanan bir örgen için neden olan kişiden alınan şerî diyet, kan pahası. | Satılık malın, kusuru dolayısıyla değerinden indirilen para. )


- ERŞ[Ar. çoğ. URÛŞ] ile ERS[Ar.]

( Sakatlanan bir örgen için kesenden alınan diyet, kan pahası. | Satılık malın kusuru dolayısıyla değerinden indirilen para. İLE Gözyaşı. )


- ERS[Fars.] ile ERZ/ERZİŞ[Fars.] ile ERZ/ERÜZ[Ar.][Fars.]

( Gözyaşı. İLE Değer, kıymet, kadir ve îtibar. İLE Pirinç.[hubûbat] )


- ERVA'[Ar.] ile ERVÂH[Ar. < RÛH]

( Çok güzel genç. | Son derece cesur ve yiğit. İLE Canlar, yaşamın cevher"ler"i. )


- ERZE -ile

( Çam ağacı. )


- ERZE[Ar.] ile ERZE[Ar.]

( Çam ağacı. İLE Samanlı sıva çamuru. | Çamdan çıkarılan zift. | Eski yönteme göre yeryüzünün bölündüğü yedi iklim.[yedi parçadan birinci iklim, ekvatora yakın olan bölge.] | Çam. )


- ESÂBİ'[Ar. < ISBI] ile ESÂBÎ'[Ar. < ÜSBÛ] ile ES'ABÎ[Ar.]

( Parmaklar. İLE Haftalar. İLE Gayet güzel ve beyaz göz. )


- ESÂKIF[Ar. < ÜSKUF] ile ESÂKİF[Ar. < ESKEF]

( Piskoposlar, metropolitler. İLE Eskiciler, kunduracılar, köşkerler. )


- ES'ÂR[Ar. < SI'R] ile ES'ÂR[Ar. < SU'R]

( Satılan şeylerin bilinen fiyatları, narhlar. İLE Yiyecek-içecek artığı. )


- EŞ'ÂR[Ar. < Şİ'R] ile EŞ'AR[Ar. < ŞAİR]

( Ölçülü/vezinli ve uyaklı/kâfiyeli sözler. | Kıllar.[< ŞA'R] İLE En/daha güzel şiir okuyan. )


- ESÂS[Ar.] ile ESÂS[Ar. çoğ. ESÂSÂT]

( Döşeme, minder gibi ev eşyası. İLE Asıl, temel, dip, kök. | Doğruluk, gerçek. )


- EŞBÂH[Ar. < ŞEBÂH] ile EŞBÂH[Ar. < ŞİBH/ŞEBÎH]

( Kişiler, nesneler, gövdeler. | Büyük kapılar. | Uzaktan görünen şeyler, hayaller, karaltılar. İLE Nazîrler, misiller, benzeyenler, eşler. | İbn-i Nüceym ile İbn-i Vekîl'in "Furû"a, Süyûtî'nin "nahv"e ait ünlü eserleri.[el-eşbâh ve-n-nezâir] )


- EŞCA'[Ar. < ŞECÎ] ile EŞCÂR[Ar. < ŞECER]

( Daha şecâatli, en cesur ve yiğit. İLE Ağaçlar. )


- ESEF[Ar.] ile GAMM[Ar.] ile HASRET[Ar.]


- EŞEK[Ar.] ile EŞEKK[Ar.]

( Hayvan. İLE Çok şek sahibi, fazla ikircikli, tereddüd eden. [SEPTİK] )


- ESEN ile ESEN[Fars.]

( Sağlık/lı. İLE Kolay. )


- ESER[Ar.] ile ESER[Ar. çoğ. ÂSÂR]

( Serçe kuşu. İLE Nişan, iz, alâmet. | Te'lif. | Basılmış kitap. | Hadîs-i şerîf. | Tarih, vakayi kitabı. | Bir kimsenin meydana getirdiği şey. | Te'sir. )


- ESFÂ[Ar.] ile ESFÂR[Ar. < SEFER] ile ESFÂR[Ar. < SİFR]

( En saf/temiz. İLE Yolculuklar, yola gidişler. | Düşmana karşı gidişler. İLE Büyük kitaplar, ciltler. )


- EŞFAK[Ar. < ŞEFÎK] ile EŞFÂK[Ar. < ŞAFAK]

( Daha şefkatli, çok merhametli. İLE Şefkatler, merhametler, acımalar. )


- EŞGAL[Ar. < ŞUGL] ile EŞGAL[Ar. < MEŞGUL] ile EŞKÂL[Ar. < ŞEKL]

( İşler. İLE Çok işi olan. İLE Şekiller, biçimler, sûretler, tarzlar. )


- ESHÂ'[Ar.] ile ESHÂ'[Ar. < SAHÎ]

( Rengârenk, türlü türlü. İLE Daha cömert, eli açık, sahî. )


- EŞHÂ[Ar. < ŞEHÎ] ile EŞHÂR[Fars.]

( En çok sevilen, sevilerek/istekle yenilen şey. İLE Kalye taşı denilen radyom hamızı. | Nişadır. )


- EŞHEB -ile

( KIR AT | SOĞUK (GÜN) | GÜÇ İŞ | ARSLAN )


- EŞHEL[Ar.] ile EŞHER[Ar. < ŞEHÎR]

( Koyun gözlü, elâ gözlü adam, kırmızı ile karışık koyu mavi, elâ.[dişili/müennes ŞEHLÂ] İLE En/pek ünlü, çok iyi tanınmış. )


- ESÎL[Ar.] ile ESÎL[Ar.]

( Uzun, dolgun ve parlak yüz. | Doğru şey. İLE Şerefli ve otoriter kişi. )


- ESÎNE[Ar.] ile ESİNNE[Ar. < SİNÂN]

( Kirişin bir katı. | Yalın kat tasma. İLE Kılıçlar. | Süngüler. | Bileği taşları. )


- ESÎR, LOKMAN RUHU[Osm.] / AETHER, ETHER[İng.] / ÉTHER[Fr.] / ÄTHER[Alm.] ile/değil/yerine/= ESİR, ETER


- ESÎR[Ar. < Yun.] ile ESÎR[Ar. çoğ. ÜSERÂ]

( Evreni dolduran ve tüm cisimlere işleyen, fizikçilere ışık, harâret ve elektrik gibi şeylere aktarım aracılığı hizmeti gördüğü varsayılan, tartısız, esnek ve akıcı hafif bir cisim. İLE Savaşta düşman eline düşen kimse, tutsak. | Kul, köle. | Düşkün, vurgun. )


- MÜSÂVÎ[Osm.] / GLEICH[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞİT


- EŞİTLİK = MÜSÂVÂT = EQUALITY[İng.] = ÉGALITÉ[Fr.] = GLEICHHEIT[Alm.] = AEQUALITAS[Lat.] = IGUALDAD[İsp.]


- EŞKA["ka" uzun okunur] ile EŞKAH[Ar.]

( Daha/en/pek şakî, haydut. İLE Al renkli at. | Kızıl donlu hayvan. | Kırmızı yüzlü adam. )


- ESKAL[Ar. < SIKAL]["ka" uzun okunur] ile ESKAL[Ar. < SAKİL]

( Ağır yükler/şeyler. İLE Daha sakil, en ağır. | En çirkin. | Kaba, can sıkıcı. )


- EŞK-BÂR[Fars.] ile EŞK-RÎZ[Fars.] ile EŞK-VER[Fars.]

( Çok gözyaşı döken, ağlayan. İLE Gözyaşı döken, ağlayan. İLE Gözyaşı döken, ağlayıcı. )


- ESKEF[Ar. çoğ. ESÂKİF] ile ESKEFE[Ar.]

( Eskici, kunduracı, köşker. İLE Eşik, kapının basamağı. )


- ESMÂ'[Ar. < İSM] ile ESMÂ'[Ar. < SEM] ile ESMAH[Ar.]

( Adlar. İLE Kulaklar, kulak işitmeleri. İLE En semahatli, eli açık, pek cömert. )


- ESMÂ ile/ve/||/<> EŞRÂ/T


- ESMÂR[Ar. < SEMER] ile ESMÂR[Ar. < SİMER] ile ESMÂR[Fars.]

( Meyveler. İLE Gece masalları, kıssalar, öyküler. İLE Mersin ağacı. )


- ESNÂ'[Ar. < SİNY] ile ESNA'[Ar.] ile ESNÂH[Ar. < SİNH] ile ESNÂN[Ar. < SİNN]

( Ara, aralı, vakit, sıra. İLE "Efdal" gibi "bülent, yüksek". İLE Asıllar, kökler. İLE Dişler. )


- EŞNÂ[Ar. < ŞENÎ] ile EŞNA'[Fars.]

( Daha/pek şenî, fenâ, kötü ve çirkin. İLE Çok değerli mücevher. | Yüzgeç, yüzücü. )


- ELASTİKİYET[Osm.] / ELASTICITY[İng.] / ÉLASTICITÉ[Fr.] / ELASTIZITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= ESNEKLİK


- ESRE[Ar.] ile ESRE[Ar.] ile ÖTRE[Ar.]

( Arap yazısında/harflerinde bir ünsüzün, dar, düz ve kısa okunacağını gösteren im. İLE Eski zamanlardan söylenilegelen bilgi ve haberlerin sonucu. İLE Arap yazısında, bir sesin yuvarlak, dar ve kalın[u], Türkçe'de de yuvarlak[o, ö, u, ü] okunacağını gösteren im. )


- EŞREF[Ar. < ŞERÎF] ile Eşref[Ar.]

( Daha/pek/en şerefli/onurlu. İLE Hicivleriyle tanınmış şair.[Eserleri: Hasbihal, İran'da Yangın Var, İstimdat, Deccâl, Külliyât-ı Eş'âr. 1846 - 1911] )


- ESTÂR[Ar. < SİTR] ile ESTÂR[Ar. < SATR]

( Örtüler, perdeler. İLE Yazı sıraları, dizileri. )


- EŞTÂT[Ar. < ŞETÎT] ile EŞTÂD[Fars.]

( Takımlar, sınıflar, fırkalar, çeşitler, nevîler. İLE Güneş ayının 26. günü. | O güne memur sayılan melek. | Zend'de bir sûrenin adı.[Zerdüşt] )


- EŞVÂK[Ar. < ŞEVK] ile EŞVÂK[Ar. < ŞEVK]

( Şiddetli istekler/arzular, neşveler. İLE Bitkilerin dikenleri. | Kemiklerin uzamaları. )


- EŞYA[Ar.] değil/yerine/= BUYUM, TÜYEK, ARIBERİ


- EŞYÂ'[Ar. < ŞEY] ile EŞYÂ'[Ar. < ŞÎA] ile EŞYÂH[Ar. < ŞEYH]

( Nesneler, varolanlar. | Çamaşır, yolcunun sandığı/bavulu/sepeti, evin masası, koltuğu, perdesi vb. nesneler. İLE Bölükler, yardımcılar, cemâatler. İLE Yaşlılar, ihtiyarlar. )


- ETÂ FULÂNUN[Ar.] ile CÂE FULÂNUN[Ar.]


- SİRKE ASİDİ[Osm.] / ACETIC ACID[İng.] / ACIDE ACÉTIQUE, ACIDE ACTIQUE[Fr.] / ÄTHANOÄT, ESSIGSÄURE, ERZEUGNIS, PRODUKT[Alm.] ile/değil/yerine/= ETANOİK ASİT, ASETİK ASİT, ÇARPIM, ÜRÜN


- ET(H)İK -ile


- ET'İME-İ LEZÎZE[Ar.] ile/ve ET'İME-İ NEFÎSE[Ar.]

( Lezzetli yemekler. İLE/VE Çok hoş yemekler. )


- CEREYÂN-İ MÜESSİRE[Osm.] / EFFECTIVE CURRENT[İng.] / COURANT EFFICACE[Fr.] / EFFEKTIVER STROM/STRÖMUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ETKİN AKIM


- FAAL[Osm.] / ACTIVE[İng./Fr.] / AKTIF, REAKTIONSFÄHIG[Alm.] ile/değil/yerine/= ETKİN/AKTİF


- KIYMET-İ MÜESSİRE[Osm.] / EFFECTIVE VALUE[İng.] / VALEUR EFFICACE[Fr.] / EFFEKTIVER WERT[Alm.] ile/değil/yerine/= ETKİN DEĞER


- MUKÂVEMET-İ MÜESSİRE[Osm.] / EFFECTIVE RESISTANCE[İng.] / RÉSISTANCE EFFECTIVE[Fr.] / EFFEKTIVE RESISTANZ, EFFEKTIVER WIDERSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= ETKİN DİRENÇ


- FAAL KULMA, HAREKETLENDİRME[Osm.] / ACTIVATION[İng.] / ACTIVATION[Fr.] / AKTIVIEREN[Alm.] ile/değil/yerine/= ETKİNLEŞTİRME/AKTİFLEŞTİRME


- ETRA'[Ar.] ile ETRÂH[Ar. < TERAH]

( Dere gibi akan su. İLE/VE Kaygılar, tasalar, gamlar, kederler. )


- ETRÂF[Ar. < TARAF] ile ETRÂF[Ar. < TÜRFE]

( Yanlar, uclar, kıyılar. İLE Zarif ve nazik şeyler. )


- ETVÂR[< TAV[I]R] -ile

( HAL VE HAREKETLER )


- EVÂN[Ar. çoğ. ÂVİNE] ile EVÂM[Ar.]

( Vakit, zaman, çağ. İLE Borç, ödünç. | Renk, boya. )


- EVC[Ar. çoğ. EVCÂT] ile EVC[Ar.]

( Yüce, yüksek bir şeyin en yüksek noktası, doruk. İLE Segâh dörtlüsünün ırak perdesindeki şeddi ile uşşak dörtlüsünün karışmasından oluşan eski bir makamdır. )


- EVCÂ'[Ar. < VECÂ] ile EVCÂR[Ar.]

( Ağrılar, sancılar, acılar, sızılar. İLE İçinde gizlenmek üzere oluşturulan çukurlar, siperler. )


- EVCEL[Ar.] ile EVCER[Ar.]

( Çok korkak. İLE Çok çekingen. )


- EVHÂ[Ar.] ile VEHÂ[Ar.]


- EVRÂD[Ar. < VİRD] ile/ve/||/<> EZKÂR[Ar. < ZİKR]

( Okunması âdet olunan dini dualar. | Her zaman, dilde ve ağızda dolaşan sözler. İLE/VE/||/<> Anmalar, anımsamalar/hatırlamalar, bildirmeler, söylemeler. | Zikirler. )


- SAFHA[Osm.] / PHASE[İng.] / PHASE[Fr.] / PHASE[Alm.] ile/değil/yerine/= EVRE, FAZ


- EVRE[Tr.] ile EVRE[Ar.]

( Bir olayda/işte birbiri ardınca görülen/beliren, gelişen değişik durumların her biri. Aşama, safha, merhale, faz. İLE Giysinin/esvabın dış yüzü. )


- EVSA'[Ar. < VÂSÎ] ile EVSÂH[Ar. < VESAH]

( Dahe/pek geniş/açık/enli/bol. İLE Kirler, pislikler. )


- EVSÂM[Ar. < VESM/VEŞM] ile EVSÂM[Ar. < VASM]

( Gövde üzerine bir iğne ile kara bir tozdan yapılan resimler, biçimler ya da yazılan yazılar, döğmeler. İLE Ayıplar, utanmalar, arlar, hayâlar. )


- EVSÂT[Ar. < VASAT] ile EVSAT[Ar. çoğ. EVÂSİT]

( Ortalar. İLE Bir şeyin ortası. | Ortadaki. | Orta, orta halli. | Yüksek ile alçak arası. | Türk müziğinin büyük usûllerindendir. )


- EVTÂR[Ar. < VATAR] ile EVTÂR[Ar. < VETER]

( Gereksinimler, gerekli olanlar. İLE Yaya gerilmiş ipler, kirişler, teller. | Bir eğimin iki ucuna bağlanan düz çizgiler. )


- EVVEL[Ar.] ile KABLE[Ar.]


- EVVELA[Ar.] değil/yerine/= ÖNCE/İLKİN/ÖNCELİKLE/İLK ÖNCE


- EVVELDEN[Ar.] değil/yerine/= ÖNCEDEN/ÖNCELERİ/ESKİDEN


- EVVELİYAT[Ar.] değil/yerine/= ÖNCESİ


- EVZÂ'[Ar. < VAZ] ile EVZAH[Ar. < VÂZIH]

( Durumlar/haller, duruşlar, tavırlar, vaziyetler. İLE Çok açık. )


- EVZÂR[Ar. < VEZER] ile EVZÂR/EFZÂR[Fars.]

( Kaleler, hisarlar, sığınılacak yerler. | Galebeler, üstünlükler. | Dağlar. İLE Sanat/zanaat sahiplerinin kullandıkları aletler. )


- EYÂLÂT[Ar. < EYÂLET] ile EYÂLET[Ar.]

( Vâlîlerin yönetimi altında bulunan bölgeler. İLE Bir vâlînin yönetimi altında bulunan bölge. )


- EYDÜR -ile

( Söylemek. )


- EYLEM ile/||/<> EK EYLEM/MECHÛL ile/||/<> EYLEMLİK ile/||/<> ETKEN/EDEN ile/||/<> EDİLGEN EYLEM ile/||/<> BUYRUM ile/||/<> ORTAÇ/FERÎ FİL ile/||/<> GEÇİŞLİ/MÜTEADDÎ ile/||/<> GEÇİŞSİZ/LÂZIM ile/||/<> KİŞİSİZ/MEÇHUL

( ... İLE/||/<> Ad soylu dil birimlerinin yüklem işlevi üstlenmesini sağlayan eylem. İLE/||/<> Başlıca işlevi, eylemin belirttiği oluşu göstermek olan ad özellikli eylemsi. İLE/||/<> Etken biçimde oluşa katılan öğe. İLE/||/<> Öznenin, yapılan işin etkisi altında kaldığını belirten çatıyla kurulan eylem. İLE/||/<> Eylemin yapılması gerektiğini buyurarak anlatan isteme kipi. İLE/||/<> Eylemden türemiş, çoğunlukla ön ad/sıfat, bazen de ad olarak kullanılan eylemsi. İLE/||/<> Nesneyle kullanılan eylem. İLE/||/<> Nesnesiz kullanılan eylem. İLE/||/<> Kişi belirtisi olmayan eylem kipleri ile üçüncü tekil kişi çekimlerinde öznesi belirli olmayan eylem biçimleri için kullanılan bir tanım.+ Diller/Arapca )


- ÂTİL SEYELÂN[Osm.] / INERTIAL FLOW[İng.] / ÉCOULEMENT INERTE[Fr.] ile/değil/yerine/= EYLEMSİZ AKIŞ


- MEVC-İ ATÂLET[Osm.] / INERTIA WAVE[İng.] / ONDE D'INERTIE[Fr.] / TRÄGHEITSWELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= EYLEMSİZLİK DALGASI


- KÂİDE-İ ATÂLET[Osm.] / PRINCIPLE OF INERTIA[İng.] / PRINCIPE D'INERTIE[Fr.] / TRÄGHEITSPRINZIP[Alm.] ile/değil/yerine/= EYLEMSİZLİK İLKESİ


- ATÂLET[Osm.] / INERTIA[İng.] / INERTIE[Fr.] / INERTIAL, TRÄGHEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= EYLEMSİZLİK


- [ne yazık ki]
EZÂ[Ar.] ve/||/<> CEFÂ (ÇEK(TİR)MEK)[Ar.]

( İncinme, incitme, can yakma. İLE/VE/||/<> Büyük sıkıntı, eziyet. )