Osmanlı Türkçe'sindeki FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 6.471 başlık/FaRk ile birlikte,
6.471 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(20/27)
- NÂCİZ[Ar. çoğ. NEVÂCİZ] ile NÂ-ÇÎZ[Ar.] ile NÂCİS[Ar.]
( Azı dişi. İLE Değersiz, hiç sayılan, önemsiz, çok küçük şey. | Recâizâde Ekrem'in 1886'da basılmış, Fransızca'dan yaptığı çevirileri içeren bir kitabı. İLE Onulmaz hastalık. )
- NÂDÂN[Fars.] ile/değil/yerine/>< DÂNÂ[Fars.]
( Bilmez. | Nobran, kaba, terbiyesi kıt. | Kendini beğenmiş, kibirli. >< Bilen, bilici, bilgiç. )
- NÂDİM ile ...
( PİŞMÂN OLAN )
- NÂDİR[Ar. < NEDRET | çoğ. NÂDİRÂT, NEVÂDİR] ile NADÎR/NAZÎR[Ar.]
( Seyrek, az, ender bulunur. İLE Taze. | Altın. )
- ENDER / NÂDİR/EN[Ar.] ile İSTİSNÂ/Î[Ar.]
- NAFAKA[Ar.] YÜKÜMÜ değil/yerine/= GEÇİMLİK YÜKÜMÜ
- NÂFÎ[Ar. < NEFY] ile NÂFİ'[Ar. < NEFY]
( Gideren, giderici, yok eden/edici. İLE Yararlı, kârlı. )
- NÂFİLE[Ar.] ile NEDB[Ar.]
- NÂFİLE ile/ve/||/<> ZİYÂDE
- NÂH[Fars.] ile NAH[Fars.]
( Göbek. İLE Tel. | İp. | Değerli kumaşlardan yapılan bir çeşit halı, kilim. )
- NAHB[Ar.] ile NAHB[Ar.]
( Ölüm, ecel. | Yüksek sesle ağlama. İLE Çekip çıkarma. | Şerefe içilen kadeh. | En iyi şeyi seçme, tercih etme. )
- NAHHÂT[Ar.] ile NAHHÂT[Ar.]
( Kereste kesicisi, doğramacı, marangoz, tahta/ağaç oymacısı. İLE Kibirli, gururlu. )
- NÂHÎ[Ar. < NEHY] ile NÂHÎ[Ar. çoğ. NUHAT]
( Yasak eden, önleyen, men eden. İLE Sözdizmi, nahiv, sentaks. )
- NÂHİB[Ar. < NEHB] ile NAHÎB[Ar. çoğ. NAHB] ile NAHÎB[Ar.]
( Yağmalayıcı/yağma eden, talanlayan/talanlayıcı, çapulcu. İLE Korkak. İLE Avaz avaz ağlama. )
- NAHÎF[Ar.] ile NAHÎF/NAÎF[Ar. < NEHÂFET] ile NAHİF/NAİF[Fr.]
( Genizden gelen ses. İLE Zayıf, arık. İLE Kendini yetiştirmiş, doğal bir plastik sanat yeteneğine sahip sanatçılar tarafından yaratılan resim sanatı. | Güzel sanatların, özellikle resim alanında kendini yetiştirmiş sanatçısı ya da onun yapıtı. | Saf, deneyimsiz. | Acemice yapılan. )
- NAHÎL[Ar. < NAHL] ile NÂHİL/E[Ar. < NAHL] ile NÂHİL[Ar. < NAHL] ile NÂHİL[Ar.]
( Hurma ağacı. İLE İnce, zayıf, arık. İLE Kalburcu. İLE Susuz, suyu olmayan. )
- NÂHİR[Ar. < NAHR] ile NAHÎR[Ar.]
( Çürüyüp ufalanmış kemik. İLE Burundan hırlama. )
- NÂHİRE[Ar.] ile NAHÎRE[Ar.]
( Ayın birinci günü. | Ayın sonu, son gecesi. İLE Ayın ilk günü ya da son gecesi. )
- NÂHİS[Ar.] ile NAHÎS[Ar. < NAHS]
( Kıtlık yılı. İLE Uğursuz. | Kıtlık. )
- NÂHL[Ar. çoğ. NÜHÛL] ile NAHL[Ar.]
( Dişil bal arısı. İLE Hurma ağacı. | Zamanında, âdet olan süs ağacı. | Gümüş ya da mumdan yapılarak gelinlerin önünde götürülmesi ve sonra gelin odasına konulması. | [yazında/edebiyatta] İnce, uzun, nârin gövdeli dilber. )
- NAHZ[Ar.] ile NAHZ[Ar.]
( Bir şeyle dürtme. | Biber gibi şeyleri havanda dövme. İLE [cerrahlıkta] Ameliyatta kesilecek kemiği açma. )
- NAÎB[Ar.] ile NÂİB[Ar. < NEVB| çoğ. NÜVAB]
( Karga ve çirkin sesli kuşların ötüşü. İLE Birinin yerine geçen, vekil. | Kadı vekili. | Kadı, şeriat hükümlerine göre hüküm veren hâkim. | Nöbet bekleyen, nöbetle gelen. )
- NAÎB[Ar.] ile NAÎK[Ar.]
( Karga ve çirkin sesli kuşların ötüşü. İLE Karga ötüşü. | Horoz sesi. )
- NAÎK ile ...
( Karga ötüşü. | Horoz sesi. )
- NÂİM[< NEVM] ile ...
( LEZZETİ ALINAN HER TÜRLÜ NİMET, BOLLUKTA YAŞAYIŞ | CENNETİN BİR KISMI | UYUYAN )
- NÂİM[Ar. < NEVM | çoğ. NÂİMÎN, NİYÂM, NÜVVÂM, NÜVVEM, NÜYYEM] ile NÂİM[Ar. < Nİ'M] ile NAÎM[Ar.]
( Lezzeti alınan her türlü yiyecek, bollukta yaşayış. | Cennetin bir bölümü. | Uyuyan, uykuda bulunan. İLE Taze, körpe. | Yumuşak, kemiksiz şey. İLE Bollukta yaşayış. | Cennetin bir bölümü. )
- NAÎR[Ar.] ile NÂİR[Ar. < NÂR]
( Haykıran, na're atan. İLE Parlayan. )
- NAK'[Ar.] ile -NÂK[Ar.]
( Suda ıslanma. | Sıcak suda haşlama. | İlâç olarak çıkarılan su. | Hayvanın yiyeceğini soğuk su ile ıslatma. | Toz. İLE Adlara takılarak sıfat oluşturan bir edat.[-li,-lü anlamını verir][DERD-NÂK: Dertli. | ELEM-NÂK: Elemli.] )
- NAKA'["ka" uzun okunur] ile NÂKA[Ar.]
( Temiz olma, paklanma. İLE Dişil deve, maya. )
- NAKAHA[Ar.]-!TAZAVVACA[Ar.] -ile/ve/||/<>
- NAKALE[Ar.] ile NAKARE[Ar.]
( Haberciler, nakledenler. | Eşyayı bir yerden başka bir yere taşıyanlar. | Bir maddenin geçmesine uygun, elverişli olan şeyler. | Bir kitabı/yazıyı bir dilden başka bir dile çevirenler, aktaranlar. | Elektrik akımını ya da ısıyı ileten maddeler/iletkenler. İLE ... )
- NAKARE["ka" uzun okunur][Fars.] ile NÂ-KÂRE[Fars.]
( Davul, kös. | Dümbelek. İLE İşe yaramaz, yararsız. | Tembel, üşengen, uyuşuk. )
- NAKDEN[Ar.] ile NAKDÎ[Ar.]
( Para olarak, para ile. | Peşin, elden. @@ Nakitle ilgili, para bakımından olan, paraca, nakde mensup. )
- NAKÎ[Ar.] ile NAKÎ'[Ar.]
( Temiz, pak. İLE Kandırıcı/kandıran. )
- NAKÎB[< NAKABET] ile ...
( VEKİL | BİR TEKKEDE, ŞEYHİN YARDIMCISI OLAN EN ESKİ DERVİŞ YA DA DEDE )
- NAKÎİYE[Ar.]/INFLUSOIRES[Fr.] ile ...
( Haşlamlılar. )
- NÂKIL[Ar. < NAKL | çoğ. NÂKILÂN] ile NÂKIR["ka" uzun okunur]
( Taşıyan. | Geçiren. | Çeviren.[bir dilden] | Duyduğunu anlatan. | İletken.[Fr. CONDUCTEUR] İLE Nişana isabet olan ok. | Delen, oyan, kazan. )
- NÂKİL[Ar.] ile NAKÎR[Ar. < NAKR]
( Dönen, nükûl eden. | Kaçınan, çekinen.[MUHTERİZ] İLE Hurma çekirdeğinin arkasındaki beyaz çukur. | Pek küçük, önemsiz şey. )
- NAKÎS[Ar. < NOKSÂN] ile NÂKİS[Ar. < NEKS | çoğ. NEVÂKİS] ile NAKÎZ[Ar. < NAKZ]
( Eksik. İLE Başını sürekli öne eğen kişi. | Alçak, adi, bayağı. İLE Karşı, zıt. )
- NÂKIS ile/||/>< ZÂİD
( Eksi/negatif. İLE/||/>< Artı/ pozitif. )
- NÂKIS/A[Ar. < NAKS] ile NAKIŞ[Ar.] ile NÂKIZ[Ar. < NAKZ]
( Eksik, noksan, tam olmayan. | Kusurlu, kusuru olan. | [matematikte] -[eksi] imi/işareti. İLE Genellikle kumaş üzerine, renkli iplikler ya da sırma ve sim kullanarak, elle, makineyle yapılan işleme. | Özellikle duvar ve tavanları süslemek için yapılan resim. | Beste ve semailerin, dört yerine iki haneli olanlarına verilen ad. | [mecaz] Hile. İLE Bozan, bozucu, bozma, çözme, kırma. )
- NAKL[Ar.] ile NAKR[Ar.]
( Bir şeyi başka bir yere götürme. | Taşıma, aktarma, geçirme. | Aynısını başka bir şey üzerine alma. | Masal/öykü anlatma, söyleme. | Çeviri yapma, tercüme etme. | [coğrafya] Taşın.[Fr. TRANSPORT] İLE Vurma. | Kuşun yem toplaması. | Oyma, kazma, taş oyma, heykel yapma, taş oymacılığı. )
- NAKLEN[Ar.] ile NAKLÎ[Ar.]
( Nakil yoluyla. | Anlatma ya da öykü yoluyla. İLE Akla değil nakle dayanan. )
- NAKŞ (ETMEK):
HARF[HRF] ile/ve/<> RAKAM[RKM] ile/ve/<> KİTAP/KETEBE[KTB]
( Üçünün de anlamı, "Kazıyarak nakşetmek"tir. )
- NAKS[Ar.] ile NAKŞ[Ar.]
( Eksiklik, noksan. | Eksiltme, azaltma. İLE Resim. | Duvarlara, tavanlara yapılan yağlı ya da sulu boya resim, süsleme sanatı. | İpekle, sırma ile işletme. | Hile, renk. )
- NA'L[Ar.] ile NÂL[Ar.]
( Ayakkabı, pabuç. | Nal. | Oturacak yerlerin en aşağısı. İLE Kamış düdük. | Kamış. | Kamış kalemin içindeki saz. | Şeker kamışı. | İnleyen/inleyici. )
- NAL[Ar.] ile NALÇA[Ar. + Fars.]
( At, eşek, öküz vb. yük hayvanlarının tırnaklarına çakılan, ayağın biçimine uygun demir parçası. İLE Ayakkabıların altına çakılan demir. )
- NÂLE ile ...
( İNLEMEK, İNİLTİ )
- NÂME[Fars.] ile -NÂME[Fars.]
( Mektup. | Sevgiye ve aşka dair yazılmış mektup. | Kitap, dergi/mecmûa. İLE "Yazılı/yazılmış, küçük kitap" anlamlarına gelerek birleşik/mürekkep sözcükler oluşturur.[EMİR-NÂME, KÂNUN-NÂME, KARAR-NÂME] )
- NÂMÎ[Ar. < NÜMÜVV] ile NÂMÎ[Ar. < Fars. NÂM]
( Yerden biten, yetişen, büyüyen, artan. İLE Ünlü, namlı, şöhretli. )
- NÂ-MÜTENÂHÎ[Fars., Ar.] değil/yerine/= SONSUZ
- NAN ile ...
( EKMEK )
- NÂR ile ...
( RÜMMÂN[Ar.] ile ABCDEF ( Ateş, od. | Cehennem. )
- NÂR[Ar.] ile NÂR[Ar.]
( Ateş, od. | Cehennem. | Yakıcı şey. İLE Nar. )
( ... cum PUNICA GRANATUM )
- NÂRCÎL[Ar.] ile NÂRÇÎL[Ar.]
( Hindistan cevizi. İLE Hindistan cevizi. )
- NARENCİYE[Ar.] değil/yerine/= TURUNÇGİLLER
- NÂS ile ...
( İNSAN/BİREYLER, HERKES )
- NÂS[Ar.] ile/ve/||/<> İHTİYÂR[Ar.]
- NÂS[Ar. < İNS] ile NAS/NASS[Ar. < NUSÛS] ile NA'S/NA'SE[Ar.]
( Kişiler, halk, herkes. İLE Açıklık, sarihlik, kat'îlik. | Anlamında açıklık, kesinlik bulunan Kur'an-ı Kerîm ayetinin delil olarak gösterileni. | [felsefe] İnak, dogma. | [eskiden] Sadece bir anlama gelen sözcük. İLE Uykusu gelme, uyku bastırma, ımızganma. | Zayıflık, bitkinlik, kuvvetsizlik. )
- NÂS[Ar.] ile SUBE[Ar.]
- NÂS[Ar.] ile VERÂ[Ar.]
- NASAF[Ar.] ile NÂ-SÂF[Fars. Ar.]
( Uşak, hizmetçi. İLE Saf/hâlis olmayan, karışık. | Kirli, pis. )
- NASARA ile/ve NÂSİRUN
( Yardım etmek. İLE/VE Yardım edici. )
- NASB ile ...
( DİKME, SAPLAMA )
- NAŞİ[Ar.] ile NAŞİR[Ar.]
( Ötürü. @@ Yayımcı. | Yayan, saçan. )
- NASİB ALMAK ile ...
( BEKTÂŞİYE'DE İNTİSÂB, DERVİŞ OLMAK )
- NASÎB ile ...
( PAY, HİSSE | RIZIK )
- NASÎB ile NASB
( Pay, kısmet. | Birinin elde edebildiği şey. İLE Bir memurluğa tâyin. | Dikmek, saplamak. )
- NÂSİH[Ar. < NESH] ile NASÎH[Ar. çoğ. NUSAHÂ]
( İptal eden, nesh eden. | Kopyasını çıkaran, istinsâh eden. İLE Öğüt veren, nasihat eden. )
- NÂSİK[Ar. < NESAK] ile NÂSİK[Ar.]
( Düzenleyen, tertip eden. İLE Allah yolunda ibâdet eden, dine bağlı. )
- NÂSİL[Ar. < NESAK] ile NÂSİR[Ar. < NESR] ile NASÎR[Ar. < NASR] ile NASL[Ar. çoğ. NİSÂL, NUSÛL] ile NASR[Ar.]
( Kıl dökücü ilâç. İLE Yayan, saçan. | Düzyazı/nesir yazan. İLE Yardımcı, nusret eden. İLE Ok, kargı, temren gibi şeylerin ucundaki sivri demir. İLE Yardım. | Üstünlük. )
- NASÎR[Ar.] ile VELÎ[Ar.]
- NÂSİRÛN ile/ve MENSURUN
( Yardım eden. İLE/VE Yardım edilen. )
- NAT'[Ar. çoğ. ENTÂ', NUTÛ'] ile NA'T[Ar. çoğ. NUÛT]
( Sofra bezi. | Meşinden yapılan döşek.[Fr. NATTE] İLE Bir şeyi överek/medhederek anlatma, vasıflandırma. | Hz. Muhammed'i övmek üzere yazılan şiirler. )
- NAT ile ...
( Hasır ya da meşin sofra. )
- NATS[Ar.] ile NATŞ[Ar.]
( Nadas. İLE Bünyenin gücü ve şiddeti. )
- NÂY[Ar.] ile -NÂY/NÂ-[Ar.] ile NA'Y[Ar.]
( Kamış. | Ney, kamıştan yapılan düdük. İLE Sözcüğün başına getirilerek sözcüğü olumsuzlaştıran bir edat. İLE Ölüm haberi getirme. )
- NÂY ile NEY
- NA'Z/İNTİÂZ[Ar.] ile NÂZ[Ar.]
( Güçlenme, kıvama gelme. | Kalkma. İLE Kendini beğendirmek için takınılan yapmacık. | Bir şeyi beğeniyormuş gibi görünme. | Şımarıklık. | Yalvarma, ricâ. )
- NAZAR[AR.] ile/ve/||/<> MÜŞÂHEDE[AR.]
- NAZAR[Ar.] ile RÜ'YET[Ar.]
- NAZAR[Ar.] ile TE'EMMÜL[Ar.]
- NAZAR/NAZÂRET[Ar.] ile NAZAR[Ar. çoğ. ENZÂR]
( Altın. | Tazelik. İLE Bakma, göz atma. | Düşünme. | Göz değme. | İltifat. | İtibar. | Yan bakış. | Güzel, dilber. )
- NÂZİL[Ar. < NÜZÛL] ile NAZÎR[Ar.] ile NAZÎR[Ar. < NAZAR]
( Yukarıdan aşağı inen/inici. | Bir yere konan, bir yerde konaklayan. | [müzikte] İnici, tizden pese doğru giden dizi. İLE Taze. | Altın. İLE Benzer, eş. )
- [ne yazık ki]
GÂSİB ile/ve/||/<>/> KATİL
( Zorla alan, gasbeden, gasp edici. İLE/VE/||/<>/> İnsan öldüren kişi. | Öldürücü, ölüme neden olan. )
- NE?[Ar.] ile NE[Ar.]
( ... İLE Değil, yok. )
- NEÂB[Ar.] ile ...
( Karga yavrusu. | Karga ya da horoz gibi ötme. )
- NEBÂİL[Ar. < NEBÎLE] ile NEBÂİR[Ar. < NEBÎRE]
( Yüceler, yüksekler. İLE Torunlar. )
- NEBÂT[Ar. çoğ. NEBÂTÂT] ile NEBÂT[Ar.]
( Topraktan çıkan/biten her türlü şey, bitki. İLE Nöbet şekeri. )
- NEBÎL[Ar.] ile NEBÎR[Ar.]
( Yüksek yetenek ve onur sahibi. | Akıllı, anlayışlı. | Bilgili ve erdemli. İLE Torun. )
- NEBL[Ar.] ile NEBR[Ar.]
( Ok. | Ok yapma. İLE Yükseğe çıkarma, kaldırma, yükseltme, sesi yükselme. | Korkup çığlık atma, haykırma. )
- NEBZ[Ar.] ile TARH[Ar.]
- NECÂT[Ar.] ile TEHALLUS[Ar.]
- NECD[Ar.] ile Necd[Ar.]
( Yüksek yer. | Yiğitlik durumu. | Gamlılık. | Yol. İLE Arap Yarımadası'nın orta bölgesi. )
- NEC(İ)M ile ...
( SÖNÜP-YANAN YILDIZ, VAKİT, ÜLKER YILDIZI | KUR'AN-I KERİM )
- NECİS[Ar.] ile NECÎS[Ar.]
( Pis, murdar. İLE Pis, kirli, murdar. | Onulmaz hastalık. )
- NECVÂ ile ...
( FISILTILI, GİZLİ SÖZ | SIR SÖYLEŞMEK )
- NECVÂ ile ...
( FISILTILI, GİZLİ SÖZ | SIR SÖYLEŞMEK )
( GİZLİ SORGULAMA )
- NECVÂ[Ar.] ile SIRR[Ar.]
- NEDÂMET ile ...
( PİŞMANLIK )
- NEDÂRET ile ...
( TAZELİK, PARLAKLIK | ENDER )
- NEDBE[Ar. çoğ. NEDEB, NÜDÛB] ile NEDEBE[Ar.] ile NEDEBÎ[Ar.]
( Yara izi. İLE Yara/kırık yeri. İLE Yara izi ile ilgili. )
- NEDEM[Ar.] ile TEVBE[Ar.]
- NEDF[Ar.] ile NEDFÎ[Ar.] ile NEDÎF[Ar. < NEDF]
( Pamuk atma/ditme. İLE Didilmiş/nedfolunmuş yün topağı. İLE Atılmış pamuk, yün. )
- NEDÎM[Ar.] ile Nedîm
( Meclis/sohbet arkadaşı. | Büyükleri, fıkra ve öyküleriyle eğlendiren. | Güzel, öykü anlatan, tatlı konuşan. | Yeniçeri ocağına yeni yazılan. İLE Osmanlı şairlerindendir. [öl. 1730] )
- NEDY[Ar.] ile MECLİS[Ar.] ile MUKÂME[Ar.]
- NEFEL[Ar.] ile NEFER[Ar.]
( Düşmandan alınan mal. | Ülül-emrin iznini almadan düşmana karşı çıkan, sayısı az bir topluluk. İLE Bir adam, tek kişi. | Rütbesi olmayan asker, er. | İnsan sayısı bildiren sözler için kullanılır. )
- NEFER[Ar.] ile RAHT[Ar.]
- NEFFÂ'[Ar. < NEF] ile NEFFÂH[Ar.]
( Çıkarı çok olan. İLE Hayırlı, hayır ve iyilik sahibi. | Kokusu çok. )
- NEFH[Ar.] ile NEFH[Ar.]
( Güzel kokunun yayılması. | Rüzgârın esmesi. İLE Üfürme. | Boru vs. üfleme. )
- NEFHA ile ...
( GÜZEL KOKU | RÜZGÂRIN BİR KERE ESMESİ | NEFES ÜFÜRME )
- NEFHA[Ar. çoğ. NEFEHÂT] ile NEFHA[Ar.]
( Güzel koku. | Bir esim yel, rüzgârın bir kere esmesi. | Üfürük, soluk üfürme. İLE Üfürük. | Karın şişmesi, şişkinlik. )
- NEF'Î[Ar. < NEF] ile Nef'î[Ar.]
( Çıkar ile ilgili, yararcı. İLE Divan Edebiyatı'nın en yüksek kasidecisi. [öl. 1634][IV. Murat döneminde, Bayram Paşa tarafından, bir hicvinden dolayı boğdurularak öldürtülmüştür.] )
- NEFL[Ar.] ile NEFR[Ar.]
( Fazladan, vacib olmayan ibadet. İLE Ürküp kaçma. | İğrenme, tiksinme. )
- NEFS ile LEYH
( Kendi nefsinin siyaseti ile başlayan, kişilerin siyasetini de idrak eder. )
( "Ancak nefis terbiyesi(tehzîb) ve istikâmet üzere olma(takvim) ile ıslah gerçekleşir." )
- NEFS[Ar.] ile NEFS[Ar.]
( Tükürükle üfleme. Üfleme. İLE Can, yaşam/hayat. | Kişinin yeme-içme gibi dirimsel gereksinimleri. | Kendi, kişi. | Asıl, maya, töz/cevher. | Bir şeyin ta kendi. | Döl suyu. | İç, iç taraf. | Bir kentin içinden olan kişi. )
- NEFY ile ...
( SÜRME, SÜRGÜN ETME )
- NEFZ[Ar.] ile NEFZ[Ar.]
( Saçma, yayma. İLE Meyveli bir ağacı sallama. | Giysinin tozunu silkme. | Hastalık nöbetiyle titreme. | Kur'ân-ı Kerîm'i hatmetme. | Bir şeyi inceleme. )
- NEHÂR[Ar.] ile YEVM[Ar.]
- NEHK[Ar.] ile NEHK[Ar.]
( Yıpratma/yıpranma. | Bir şeyi aşırı ölçüde kullanma. | Cezalandırma, işkence etme. | Zayıflayıp güçten düşme. İLE Eşek anırtısı. )
- NEHY (ETMEK) ile/ve/||/<>/> MEN (ETMEK)
- NEHY[Ar.] ile/ve/||/<> MENFİ[Ar.]
- NEHZ/NEHZÂT[Ar.] ile NEHZAT[Ar.]
( Davranma, kalkışma. İLE Hareket, yola çıkma. )
- NEKABET["ka" uzun okunur] ile NEKÂBET[Ar.]
( Ululuk, bir topluluğun durumunu takip eden büyük kimselerin durumu/özelliği. | Belirli kesimlerin başları. | Sapma, vazgeçme, yön değiştirme. İLE Dönme, vazgeçme, cayma. )
- NEKAİS[Ar. < NAKÎSA]["ka" uzun okunur] ile NEKAİZ[Ar. < NAKÎZA]["ka" uzun okunur]
( Eksiklikler, noksanlar. İLE Birbirine zıt olan, birbirini çelen şeyler. )
- Nekîr[< NEKRE] ile ...
( BİLİNMEMİŞ ŞEY, ÖRTÜLÜ OLAN | SORGU MELEKLERİNDEN BİRİ [öbürü "MÜNKİR"] )
- NEKÎR[>< MA'RUF] >ile Nekîr[Ar. < NEKRE] >ile NEKR[Ar.]
( Bilinmemiş şey. İLE Mezarda ölüleri sorguya çekecek olan iki melekten birinin adı. | Tanınmamış, inkâr edilmiş. İLE Zeki, anlayışlı, akıllı. )
- NEKL[Ar.] ile NEKR[Ar.]
( ... İLE Zeki, anlayışlı, akıllı. )
- NEKS[Ar.] ile NEKS[Ar.] ile NEKS[Ar.] ile NEKZ[Ar.]
( Çok çekinme, kaçınma. İLE Ters çevirme, başaşağı etme, altüst etme. | Geri dönme. | Hastalığın geri dönmesi, depreşmesi.[NÜKS] İLE Ayırma, parçalama, parçalara bölme. İLE Çok çabalama, gayret etme. )
- MİKYÂS-İ RUTÛBET[Osm.] / HYGROMETER[İng.] / HYGROMÈTRE[Fr.] / FEUCHTIGKEITSMESSER[Alm.] ile/değil/yerine/= NEM ÖLÇER
- RUTÛBET[Osm.] / HUMIDITY[İng.] / HUMIDITÉ[Fr.] / FEUCHTE, FEUCHTIGKEIT, FETTSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= NEM
- NEREDEN:
ZUHUR ETTİ? ile/ve/değil/yerine/||/<> ÇIKTI?
- NES'[Ar.] ile NEZ'[Ar.]
( "Eşhür-ül-Hurum"un muayyen vaktini geçirme. İLE Bir şeyi yerinden koparma, sökme. | Kaldırma, yok etme. | Bozma. | Halkı birbirine düşürme. )
- NEŞİD/E[Ar.] ile/ve/||/<> NEŞİT[Ar.]
( Bir toplulukta, okunmaya değer şiir. | Atasözü derecesinde kullanılan ünlü beyit ya da mısra. | [müzik] Eski Arap müziğinde usullü olmak koşuluyla, kendiliğinden ya da hazırlanarak söylenilen güfteli müzik yapıtı. İLE Sevinçli, neşeli, şenlikli. )
- NESİK[Ar.] ile NESÎK[Ar.]
( Düzenli/nizamlı. | Bezenmiş, süslü. İLE Altın. | Gümüş. )
- NESİL[Ar.] değil/yerine/= KUŞAK
- NESÎMÎ[Ar.] ile Nesîmî[Ar.]
( Hafif ve lâfif esen rüzgârla ilgili. İLE XIV. yüzyılın en büyük Türk şairlerindendir.[öl. 1417/1418] )
- NESİR[Ar.] ile NESÎR[Ar.]
( Düzyazı. İLE Hayvan aksırması. )
- NESL[Ar. çoğ. ENSÂL] ile NESR[Ar. çoğ. ENSÜR, NÜSÛR, NİSÂR] ile NESR[Ar.] ile NEŞR[Ar.]
( Kuşak, nesil. İLE Akbaba. | Kartal. | Nûh kavminin putlarından biri. İLE Yayma, saçma. | Manzum olmayan söz. )
- EŞYA[Osm.] / OBJECT[İng.] / OBJET[Fr.] / DING, GEGENSTAND, OBJEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= NESNE
- MADDE[Osm.] / MATTER[İng.] / MATIÈRE[Fr.] / STOFF[Alm.] ile/değil/yerine/= NESNE
- NEŞR[Ar. çoğ. NÜŞÛR] ile/ve/||/<>/> NEŞREN[Ar.] ile/ve/||/<>/> NEŞRÎ[Ar.] ile/ve/||/<>/> NEŞRÎYAT[Ar. < NEŞR]
( Yayma, dağıtma, saçma, açma. | Herkese duyurma. | Gazeteye yazma, yazdırma. | Kıyamette tüm bireylerin dirilmesi. İLE/VE/||/<>/> Neşir yoluyla. İLE/VE/||/<>/> Neşir ile ilgili. İLE/VE/||/<>/> Yayın, yazılan şeyler. | Basılıp dağıtılan yazılar/makaleler, yapıtlar/eserler. )
- NESRÎN[Fars.] ile NESTER/BESTEREN/NESTERÛN/NESTERÎN[Fars.]
( Ağustos gülü, yaban gülü. | Mısır gülü. | Van gülü. İLE Ağustos gülü, yaban gülü. )
- NEŞTER ile/ve/||/<> TEŞRİH
- NEŞVE ile/ve TEMÂYÜL
- NEV[Ar.] ile NEV'[Ar. çoğ. ENVÂ']
( Yeni. | Yeni, son zamanlarda çıkmış. | Taze, körpe. İLE Çeşit, tür. | Cins. | Sınıf. )
- NEVÂFİS[Ar. < NEFSÂ] ile NEVÂFİZ[Ar. < NÂFİZE]
( Loğusalar. İLE Nüfuz edici şeyler. )
- NEVÂHÎ[Ar. < NÂHİYE] ile NEVÂHÎ[Ar. < NEHY]
( Yanlar, taraflar. Bucaklar, nâhiyeler. İLE Yasak şeyler. )
- NEVÂHİK[Ar. < NÂHİKA] ile ...
( Dudaklı hayvanların göz pınarları. )
- NEVÂÎ[Fars.] ile Nevâî[Ali Şîr-][Fars.]
( Makam, uyum ve nasip ile ilgili. İLE [1441-1501]. )
- NEVÂİR[Ar. < NÂİRE] ile NEVÂÎR[Ar. < NÂÛRE]
( Ateşler, alevler. İLE Bostan dolapları. )
- NEVÂKIS[Ar. < NAKÎSA] ile NEVÂKIS[Ar. < NÂKİS] ile NEVÂKÎS[Ar. < NÂKUS]
( Eksikler, noksanlar. İLE Başlarını sürekli önüne eğen adamlar. İLE İbâdet zamanlarında kilisede çalınan çanlar. )
- NEVÂTÎ[Ar. < NÛTÎ] ile NEVÂTÎR[Ar. < NÂTÛR]
( Gemiciler. İLE Hamam hizmetlileri, natırlar. | Bostan bekçileri. )
- NEVBET[Ar. < NÜVEB] ile NEVBET[Fars.]
( Sıra, sıra ile görülen iş. | Hastalık ateşi. | Zaman zaman ortaya çıkan aynı cinsten fizyolojik bozuklukların hepsi. | Nokta hizmeti, karakol. İLE Resmî ya da saray ve konak gibi bazı belirli yerlerde ve belirli zamanlarda çalınan davul, dümbelek gibi şeyler, seferlerde çalınan askerî mızıka, bando. )
- NEVEND[Ar. < NÜVEB][Fars.] ile LEVEND[LEVENDÂN][Fars.]
( Hızlı giden at. | Postacı, atlı postacı. İLE Yeniçeri devrinde deniz erlerine verilen bir ad. | Zamanında, Venedik'lilerin, doğu bölgelerinden, maaşla topladıkları deniz askeri. | Tembel. | Ayyaş, içkici. | Zampara. | Kabadayı. | Hizmetçi, gündelikçi, çırak. | Namussuz kadın. | İbne. [Türkçe'de kullanılan anlamlar, Farsça'da yoktur!] )
- NEVH[Ar. < NÂİHA] ile NEVH[Ar.]
( Ağıt yakan, ağlayan hanımlar. İLE Ölüye avaz avaz ağlama. | Güvercinin nağma ile ötmesi. )
- NEVHA ile ...
( Ağıt. )
- NEVHÂT[Ar. < NEVHA] ile NEV-HATT[Fars., Ar.]
( Ölüye yüklsek sesle ağlamalar. İLE Sakal başı yeni çıkmaya başlamış genç. )
- NEVÎ[Ar. < NEV] ile NEV'Î[Fars.] ile Nev'î[Ar.]
( Türü/nevi ile, çeşitle, cinsle, sınıfla ilgili. İLE Yenilik. İLE Müderrislik, kadılık, kazaskerlik görevlerinde bulunmuştur. Divânı, edebi risaleleri ve bazı ilmi eserleri vardır.[1533 - 1599] )
- NEVRÂ[Ar. < NEVR] ile NEV-RÂH[Fars.]
( Parlak. İLE Yeni yolcu, ilk olarak yolculuğa çıkan. | Yeni yol. )
- NEV-RÛZ[Fars.] ile ...
( Yeni gün. )
- NEZ'[Ar.] ile NEZ'[Ar.]
( Bozma, halkı birbirine düşürme. İLE Bir şeyi yerinden koparma, sökme. | Kaldırma, yok etme. | Can çekişme. )
- NEZÂFET ile TEMİZLİK, PÂKLIK | TAM SAĞLIK VE SELÂMET
( TEMİZLİK, PÂKLIK | TAM SAĞLIK VE SELÂMET )
- NEZÂRET[Ar. < NAZAR] ile/ve/<> VEKÂLET/VEKİLLİK[Ar.]
( Bakma, bakış, etrafı görme, seyir. | Gözetme, gözden geçirme, denetim. | İdâre, reislik. | Nâzırlık, vekillik. İLE/VE/<> Başkasının işini görmeye görevli ve/ya da yetkili olma. | Birini, kendi yerine geçirme. | Birinin yerini tutma. | Vekillik, nezâret. | Vekilin, görev yaptığı yer/bina. )
- NEZÂRET[Ar.] ile NEZÂRET[Ar. < NAZAR]
( Tazelik, parlaklık. İLE Bakma, bakış, etrafı görme, seyir. | Gözetme, gözden geçirme, denetim, kontrol. | İdare, reislik. | Bakanlık/nâzırlık, vekillik. )
- NEZDİNDE ile/ve/||/<>/< ADDETMEK
( Yanında, huzurunda, gözetiminde. İLE/VE/||/<>/< Saymak. )
- NEZÎL[Ar. < NÜZL] ile NEZÎR[Ar. < NEZR | çoğ. NÜZERÂ, NÜZÜR]
( Konuk, misafir. İLE Birini, doğru yola sokmak için gözdağı vererek korkutma. | Hz. Muhammed'in adlarından. )
- NEZR ile ...
( ADAK, ADAMA )
- NİDÂ ile ...
( ÇAĞIRMA, SESLENME | SU VERME )
- NİDÂ[Ar.] ile SIYÂH[Ar.]
- NİGÂL[Fars.] ile NİGÂR[Fars.] ile Nigâr[Fars.]
( Yeni. | Yeni, son zamanlarda çıkmış. | Taze, körpe. İLE Resim. | Resim gibi güzel sevgili. | Resmedilmiş, resmi yapılmış. | Put. | Türk müziğinin en az altı yüzyıllık bir mürekkep makam. İLE Ünlü hanım şairlerimizdendir. Aks-i sadâ, Efsûs, Nîran adlı kitapları vardır.[1856 - 1918] )
- -NİH[Fars.] ile -NİH[Fars.]
( Kent, belde. İLE "koyan" anlamıyla birleşik sözcükler yapar.[KADEM-NİH: Ayak koyan, ayak basan.] )
- NİHÂN[Fars.] ile/||/<> PİNHÂN[Fars.]
( Gizli, saklı. | Sır. | Bulunmayan, görünmeyen. İLE/||/<> Gizli, saklı, gizlenmiş. )
- NİHÂVEND[Fars.] ile NİHÂVEND[Fars.]
( İran'ın batısında bulunan ünlü bir şehir. İLE Türk müziğinde bir makam. )
- NİKAB ile ...
( PEÇE, YÜZ ÖRTÜSÜ )
- NİKAB["ka" uzun okunur] ile NİKÂB[Ar.]
( Peçe, yüz örtüsü. | Perde, örtü. İLE Kuşçu eldiveni. )
- NİKABET[Ar. < NAKABET | çoğ. NUKABÂ] ile NİKÂBET[Ar.]
( Bir kavim ya da kabilenin reisi ya da vekili. | Bir tekkede, şeyhin, yardımcısı olan en eski dervişi ya da dedesi. İLE Rüzgârın, ters yönlerden esmesi. )
- NİKAT[Ar. < NOKTA]["ka" uzun okunur] ile NİKÂT[Ar. < NÜKTE]
( Noktalar. İLE Herkesin anlayamadığı ince anlamlar. | İnce anlamlı, zarif ve şakalı sözler. )
- NİKRİS/NİKRÎS[Ar. < NEKARÎS] ile NÎKRÎZ/NÎRÎZ[Fars.]
( Ayak parmaklarında, topuklarda ve eklemlerde meydana gelen ağrılı hastalık. [Fr. GOUTTE] İLE Türk müziğinin en eski bileşik makamlarından. )
- Nîl ile NÎL[Ar.]
( Mısır'da geçen, Akdeniz'e dökülen ünlü ırmak. İLE Çivit otu. )
- NİMÂL[Ar. < NEML] ile NİMÂR[Ar. < NİMR]
( Karıncalar. İLE Kaplanlar. )
- NİMET[Ar.] değil/yerine/= ERGİ
- NİMET[Ar.] ve/<> RAHMET[Ar.]
- NİSÂL[Ar. < NASL] ile NİSÂR[Ar.] ile -NİSÂR[Ar.]
( Temrenler, ok, kargı gibi şeylerin uclarındaki sivri demirler. İLE Saçma, serpme. | Saçı, düğünde saçılan para. İLE "Saçan/saçıcı" anlamlarına sözcükleri sıfatlandırır.[PERTEV-NİSÂR: Işık saçan.] )
- NİŞÂN[Fars.] ile -NİŞÂN[Fars.]
( İz, belirti. | İşaret, fabrika işareti. | Yara izi. | Amaç, hedef, vurulması istenilen nokta. | Vurulacak noktaya silahı çevirme. | Sevgililik işareti. | Bu işareti takmak üzere yapılan tören. | Hatıra için dikilen taş. | Tuğra. | Taltif için verilen madalya. | Ferman. İLE "duran, dikilen, kalan" gibi anlamları gelerek bileşik sıfatlar yapar.[HATIR-NİŞAN: Unutulmayan, akılda kalan.] )
- NİSBÎ ile KISMÎ
- NISF ile/ve/||/<> CERH
( Yarım. İLE/VE/||/<> Yarmak. )
- NISF-I KUTUR değil/yerine/= YARIÇAP
- NİSHİREN[Jap.] ile ...
( Tendai Budizm okulundan türemiş yurt sevgisini herşeyden öne alan, çağımızda savaşçı Japon faşizmini etkilemiş olan Budist okulu. )
- NİSYÂN[Ar.] ile SEHV[Ar.]
- NİVRİTTİ ile ...
( Dünyevi mevcudiyetten kurtuluş, vazgeçiş, terk. Dönüş yolu. )
- NİYÂBE[Ar.] ile NİYÂBET[Ar.]
( Nöbet. İLE Vekillik, vekâlet, nâiblik. | Kadı vekilliği, kadılık. )
- NİYÂM[Ar. < NEVM, NÂİM] ile NİYÂM[Fars.]
( Uyuyanlar, uykuda olanlar. İLE Kın, kılıö kını, kılıf. )
- NİYÂZÎ[Fars. | çoğ. NİYÂZİYÂN] ile Niyâzî[Ar.] ile Niyazî[MISRÎ]
( Yalvarıcı, niyaz edici. | Sevgili. İLE XV. yüzyılın divan şairlerindendir. İLE XVIII. yüzyılın büyük Türk mutasavvıfı. )
- NOME ile ...
( Alaska'da Nome diye bir yer yoktur! [NOME NOME )
- NORDİK ile ...
( Kuzeyli. [Avrupa'da kullanılır.] )
- ŞERÂİT-İ TABÎÎ[Osm.] / CONDITIONS NORMALES[Fr.] / PHYSIKALISCHE NORMALBEDINGUNGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= NORMAL KOŞULLAR
- AMÛDÎ KUVVET[Osm.] / FORCE NORMALE[Fr.] / NORMALKRAFT[Alm.] ile/değil/yerine/= NORMAL KUVVET
- AMUD[Osm.] / NORMALE[Fr.] ile/değil/yerine/= NORMAL
- NORTON NAZARİYESİ[Osm.] / THÉORIE DE NORTON[Fr.] / NORTONSCHER LEHRSATZ[Alm.] ile/değil/yerine/= NORTON KURAMI/TEOREMİ
- MUTEDİL[Osm.] / NEUTRAL[İng.] / NEUTRE[İng./Fr.] ile/değil/yerine/= NÖTR, NÖTÜR
- NÜ ile ...
( Çıplak gövde resmi. )
- NÜFÛS[Ar. < NEFS] ile NÜFÛZ/İÇEGEÇİ[Ar.]
( Canlar. | Kişiler. İLE İçe geçme/işleme. | Sözü geçme/dinlenme. )
- NUHÂT[Ar. < NÂHÎ] ile NUHÂT[Ar.]
( Sözdizimi/nahiv/sentaks âlimleri. İLE Hıçkırma. )
- NUHLE[Ar.] ile NUHRE[Ar.]
( Din şubesi, mezhep. | Çeyiz, düğün hediyesi. İLE Kemik dokusunun çürümesi. )
- NUHNEVİDEN KALMA (ÂDETLER) değil NUH NEBÎ(PEYGAMBER)'DEN GELEN
- NÜHÜFT[Fars.] ile ...
( Türk müziğinde, bir bileşik makam. )
- NÜHÛL[Ar. < NAHL] ile NÜHÛR[Ar. < NAHR] ile NÜHÛR[Ar. < NAHR] ile NÜHÛR[Fars.]
( Arılar, bal arıları. | Çok zayıflı, arıklık, lâgarlık. İLE Kurbanlar. İLE Akarsular, çaylar, ırmaklar. İLE Göz. )
- NÜKET[Ar. < NÜKTE] ile NÜKHET/NEKHET[Ar.]
( Nükteler, herkesin anlayamayacağı ince, zarif, anlamlı sözler. İLE Koku. | Ağız kokusu. )
- NÛŞ[Fars.] ile -NÛŞ[Fars.]
( Tatlı, bal. | İçki, işret. İLE "içen/içici" anlamlarıyla sözcüklere takılır.[BÂDE-NÛŞ: Şarap içen.] )
- NÜŞ-HÂR[Fars.] ile ...
( Geviş. )
- NUSRET[< NASR] ile ...
- NUT(U)K ile ...
( SÖZ, LÂKIRDI | KONUŞMA | SÖYLEV | [ed.] ESKİ DERVİŞLERCE BÜYÜK BİLİNEN KİMSELERİN MANZUM SÖZLERİ )
- NUTUK ile/ve/değil/yerine/<>/=/||/hem de ÖĞÜT
- NÜZHE[Ar.] ile NÜZHET[Ar.]
( Kanuna benzer bir saz. İLE Neşe, eğlence, eğlenilecek yerlere gidip gezme. | Tazelik, sevinç, ferahlık. )
- NÜZL[Ar. çoğ. ENZÂL] ile NÜZÛL[Ar.]
( Konak yeri. | Misafir için hazırlanan yemek. İLE Aşağı inme. | Konağa inme, konaklama. | İnme, felç. )
- NÜZÛL-RÜCÛ ile HUBÛT-SU'ÛD
- NÜZÛL ile ...
( AŞAĞI İNME )
( APAKSEPANA )
- NÜZÛR[Ar. < NEZR] ile NÜZÛR/NÜZERÂ[Ar. < NEZÎR]
( Adaklar, adamalar. İLE Doğru yola getirmek üzere gözdağı vermeler, korkutmalar. )
- OBA ile ...
( Göçebe halk. )
- ZULMET-İ CEHL-İ İLTİZAM[Ar.]/OBSKÜRANTİZM[İng. < OBSCURANTISM] değil/yerine/= BİLMESİNLERCİLİK
- MİHRAK[Osm.] / FOCUS[İng.] / FOYER[Fr.] / BRENNPUNKT, FOKUS[Alm.] ile/değil/yerine/= ODAK
- NÂMİHRAK[Osm.] / AFOCAL[İng.] / AFOCAL[Fr.] / OHNE FOKUS[Alm.] ile/değil/yerine/= ODAKSIZ
- ÖDÜNÇLEME ile ...
( BORROWING )
- OENOLOJİ[< Yun. OINOS] ile ...
( Şarap bilimi. )
- OFİKLEİT ile ...
( Nefesli bir çalgı. )
- ÖKE/DEHÂ ve/||/+/<>/> GÜZELLİK
- MÜVELLİD-ÜL HÜMÛZA[Osm.] / OXYGEN[İng.] / OXYGÈNE[Fr.] / SAUERSTOFF[Alm.] ile/değil/yerine/= OKSİJEN
- MÜVELLİDULHUMUZALI SU[Osm.] / HYDROGEN PEROXIDE, HYDROGEN DIOXIDE, OXYGEN WATER[İng.] / EAU OXYGÉNÉE, EAU OXYGÉNÉ[Fr.] / WASSERSTOFFSUPEROXYD, WASSERSTOFFPEROXYD[Alm.] ile/değil/yerine/= HİDROJEN PEROKSİT, OKSİJENLİ SU
- HUMZ[Osm.] / OXIDE[İng.] / OXYDE[Fr.] / OXID[Alm.] ile/değil/yerine/= OKSİT
- FEVK-AL-MEMUL, FEVK-AL-MUTÂD, İSTİSNÂF[Osm.] / UNUSUAL[İng.] ile/değil/yerine/= OLAĞAN DIŞI
- ÂDÎ ŞUÂ, ŞUÂ-İ MUTÂD[Osm.] / ORDINARY RAY[İng.] ile/değil/yerine/= OLAĞAN IŞIN
- ÂDÎ, ALELÂDE, MUTÂD[Osm.] / ORDINARY[İng.] / ORDINAIRE[Fr.] / GEWÖHNLICH[Alm.] ile/değil/yerine/= OLAĞAN
- OLASILIK = İHTİMALİYET = PROBABILITY[İng.] = PROBABILITÉ[Fr.] = WAHRSCHEINLICHKEIT[Alm.] = PROBABILITAS[Lat.] = PROBABILIDAD[İsp.]
- HADİSE[Osm.] / VORGANG[Alm.] ile/değil/yerine/= OLAY
- MİKYAS[Osm.] / SCALE[İng.] / ÉCHELLE[Fr.] / MASSSTAB, SKALA[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖLÇEK
- MİKYAS[Osm.] ile/değil/yerine/= ÖLÇÜ
- MEHENK[Osm.] / CRITERION, STANDARD[İng.] / CRITÈRE[Fr.] / KRITERIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖLÇÜT
- ÖLÇÜT = MISDAK, MİYAR, KISTAS = CRITERION[İng.] = CRITÉRIUM, CRITÈRE[Fr.] = KRITERIUM[Alm.] = KRITERION < KRINEIN:AYIRMA, YARGILAMA[Yun.] = CRITERIO[İsp.]
- OLUŞUM = TEŞEKKÜL = FORMATION[İng., Fr.] = BILDUNG[Alm.] = FORMACIÓN[İsp.]
- OMACA ile ...
( Üzüm asmasının dip kısmı. )
- AYÂR-İ EVVEL[Osm.] / VORWAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖN AYARLAMA
- AŞÂRÎ[Osm.] / DECIMAL[İng.] / DÉCIMAL[Fr.] / DEZIMAL[Alm.] ile/değil/yerine/= ONDALIK
- ÖNEK ile ...
( PREFIX )
- OPERKULUM ile ...
( Balıkların solungaçlarını örten koruyucu kapak. )
- ZİYÂÎ FAÂLİYET[Osm.] / OPTICAL ACTIVITY[İng.] / ACTIVITÉ OPTIQUE[Fr.] / OPTISCHE AKTIVITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= OPTİK ETKİNLİK
- MEBHAS-İ ZİYÂ[Osm.] / OPTICS[İng.] / OPTIQUE[Fr.] / OPTIK[Alm.] ile/değil/yerine/= OPTİK
- NİSPET[Osm.] / RATIO[İng.] / VERHÄLTNIS[Alm.] ile/değil/yerine/= ORAN
- MÜTENASİP[Osm.] / PROPORTIONAL[İng.] / PROPORTIONAL[Alm.] ile/değil/yerine/= ORANTILI
- ORAN/TI/LI/LIK / NİSBÎ ile/ve/<> GÖRELİ/LİK / İZÂFİYET
( PROPORTION vs./and/<> RELATIVITY )
(1996'dan beri)