İngilizcesi yerine Türkçe'si Varken...

- CHLORINE DIOXIDE[İng.] / DIOXYDE DE CHLORE[Fr.] / CHLORDIOXYD[Alm.] ile/değil/yerine/= KLORDİOKSİT

- CHLORITE[İng.] / CHLORIT[Alm.] ile/değil/yerine/= KLORİT

- CHLORINATION[İng.] / CHLORATION, CHLORURATION[Fr.] / CHLORIERUNG, VERCHLORUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KLORLAMA

- CHLORINE WATER[İng.] / EAU DE CHLORE[Fr.] / CHLOR WASSER[Alm.] ile/değil/yerine/= KLORLU SU

- CHLORO ETHANOIC ACID[İng.] ile/değil/yerine/= KLORO ETANOİK ASİT

- CHLORO-[İng.] / CHLORO-[Fr.] / CHLORO-[Alm.] ile/değil/yerine/= KLORO-

- CHLOROACETIC ACID[İng.] ile/değil/yerine/= KLOROASETİK ASİT

- CHLOROBENZALDEHYDE[İng.] ile/değil/yerine/= KLOROBENZALDEHİT

- CHLOROBENZENE[İng.] ile/değil/yerine/= KLOROBENZEN

- CHLOROETHANE[İng.] ile/değil/yerine/= KLOROETAN


- CHLOROPHENOL RED[İng.] ile/değil/yerine/= KLOROFENOL KIRMIZISI

- CHLOROPHYLL[İng.] / CHLOROPHYLLE[Fr.] / CHLOROPHYLL[Alm.] ile/değil/yerine/= KLOROFİL

- CHLOROFORM[İng.] / CHLOROFORME[Fr.] / CHLOROFORM, TRICHLORMETHAN[Alm.] ile/değil/yerine/= KLOROFORM

- CHLOROMETHANE[İng.] / MONOCHLORMETHAN, METHYLCHLORID[Alm.] ile/değil/yerine/= KLOROMETAN

- CHLORONEB[İng.] ile/değil/yerine/= KLORONEB

- CHLORONITROBENZENE[İng.] ile/değil/yerine/= KLORONİTROBENZEN

- CHLOROPICRIN[İng.] / CHLOROPICINE[Fr.] / CHLOROPICRIN, NITROCHLOROFORM[Alm.] ile/değil/yerine/= KLOROPİKRİN

- CHLOROPLATINATE[İng.] / HEXACHLOROPLATINAT, CHLOROPLATINAT (IV)[Alm.] ile/değil/yerine/= KLOROPLATİNAT

- CHLOROPLATINIC ACID[İng.] ile/değil/yerine/= KLOROPLATİNİK ASİT

- CHLOROPRENE RESIN (RUBBER)[İng.] / CHLOROPREN KAUTSCHUK, POLYCHLOREN[Alm.] ile/değil/yerine/= KLOROPREN REÇİNESİ


- CHLOROPRENE[İng.] / CHLOROPREN, 2-CHLOR-1, 3-BUTADIEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KLOROPREN

- CHLOROSULFONIC ACID[İng.] / ACIDE CHLOROSOLFONIQUE[Fr.] / CHLORSULFONSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= KLOROSÜLFONİK ASİT

- CHLOROSULPHURIC ACID[İng.] / CHLORHYDRINE SULFURIQUE[Fr.] / CHLORSCHEFELSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= KLOROSULFÜRİK ASİT

- CHLOROTHYMOL[İng.] ile/değil/yerine/= KLOROTİMOL

- CHLOROUS ACID[İng.] / CHLORIGE SÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= KLORÖZ ASİT

- CHLORPROMAZINE[İng.] / CHLORPROMAZINE[Fr.] / CHLORPROMAZIN[Alm.] ile/değil/yerine/= KLORPROMAZİN

- KLOSTROFOBİ[Fr./ing. < Yun.]["KLASTROFOBİ" değil!] değil/yerine/= KAPALI YER KORKUSU

- KMR/CARDIAC MAGNETIC RESONANCE[İng.] değil/yerine/= KARDİYAK MANYETİK REZONANS

- KMY/BONE MINERAL DENSITY[İng.] değil/yerine/= KEMİK MINERAL YOĞUNLUĞU

- KNOXVILLITE[İng.] ile/değil/yerine/= KNOKSİLLİT


- KNOT[İng.] ile/değil/yerine/= KNOT

- KNOWING THAT ONE KNOWS[İng.] değil/yerine/= BİLDİĞİNİ BİLMEK

( Bildiğini bilmek, epistemik öznenin hali hazırda edindiği bilgileri biliyor olduğunu ifade etmektedir. Daha açık bir deyişle epistemik öznenin, belleğinde bulunan bilgileri, hangi biçimde ve nasıl bildiğinin farkında olmasıdır. Böylelikle bildiğini bilmek, öznenin içsel süreçlerine erişiminin olmasını, rasyonel ve bilinçli bir biçimde bilgilerini denetleyebilmesini gerektirmektedir. Bu nedenle içselci yaklaşımların, bildiğini bilmenin, bilgiyi meydana getirmekte önemli bir koşul olarak gördüğünü söylemek mümkündür. Bildiğini bilmekle ilgili tartışmalar geleneksel epistemolojide Pryyhon’un bilgi için bir ölçüt aramasından başlamıştır. Bu konu çağdaş epistemolojide Gettier’in karşı örnekleri ile farklı bir boyuta taşınmıştır. Çünkü Gettier’in örnekleri, ‘biliyor olduğunu bilmek’ ile ‘bilmek’ arasındaki ayrıma işaret etmektedir. Bu örneklerden yola çıkarak dışsalcılık, yalnızca ‘biliyorum’ demenin şans faktörünü dışarıda bırakmak için yeterli olduğunu savunurken içselcilik daha farklı bir tutum sergileyerek bilgide, ‘biliyor olduğunu bilme’nin şans faktörünü engelleyeceğini ileri sürmüştür. Bu doğrultuda bilgide şans faktörünü engelleyecek bir dördüncü koşul arayışına girilmiştir. (Bkz: Teminat Koşulu).

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- KNUDSEN'S EQUATION[İng.] / ÉQUATION DE KNUDSEN[Fr.] / KNUDSEN-GLEICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KNUDSEN DENKLEMİ

- KNUDSEN GAUGE[İng.] / JAUGE DE KNUDSEN[Fr.] / KNUDSEN-LEHRE[Alm.] ile/değil/yerine/= KNUDSEN ÖLÇERİ

- KNUDSEN NUMBER[İng.] / NOMBRE DE KNUDSEN[Fr.] / KNUDSEN-ZAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= KNUDSEN SAYISI

- KOAGÜLASYON/COAGULATION[İng.] değil/yerine/= PIHTILAŞMA

- COAGULATION PLASMA[İng.] ile/değil/yerine/= KOAGÜLASYON PLAZMASI

- COAGULATION[İng.] ile/değil/yerine/= KOAGÜLASYON

- COAGULATE[İng.] ile/değil/yerine/= KOAGÜLAT

- COAGULATOR[İng.] ile/değil/yerine/= KOAGÜLATÖR


- KOAGÜLOPATİ/COAGULOPATHY[İng.] değil/yerine/= PIHTILAŞMA SAYRILIĞI

- KOAGÜLÜM/COAGULUM[İng.] değil/yerine/= PIHTI

- KOAPTASYON/COAPTATION[İng.] değil/yerine/= KAVUŞUM

- KOARKTASYON/COARCTATION[İng.] değil/yerine/= DAMAR DARALIMI

- KOASERVAT ile/||/<> EN İLKİN FORM[İng. PROGENOTE]

( Hidrofobik kuvvetler tarafından bir arada tutulan ve çeşitli organik moleküllerden oluşan (özellikle lipit molekülleri) küçük, küresel damlacık. Canlılığın cansızlıktan evrimindeki ilk adım olarak görülmekte. Tıpkı virüsler gibi, "canlılığın eşiğinde" olan yapılar olarak görülebilir. İlk bakterilerin, koaservatların farklılaşmasıyla oluştuğu düşünülmekte. @@ Kimyasal dönüşümlerden ötürü kendisini kopyalayabilen ve doğal seçilimin etkisi altında evrimleşebilen ilk canlılardır. Diğer tüm canlılar, bu ilkin canlı formlarından evrimleşmiştir. "Koaservatlar" olarak da bilinirler.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- COBALAMIN[İng.] ile/değil/yerine/= KOBALAMİN

- COBALT BLUE; KING'S BLUE[İng.] / BLEU DE COBALT, BLEU ROYAL[Fr.] / KOBALTBLAU, KÖNIGSBLAU[Alm.] ile/değil/yerine/= KOBALT MAVİSİ

- COBALT SULFATE[İng.] ile/değil/yerine/= KOBALT SÜLFAT

- COBALT[İng.] / COBALT[Fr.] / KOBALT, COBALT[Alm.] ile/değil/yerine/= KOBALT

- COBALTOUS ARSENATE[İng.] / AROMATIQUE COBALTEUX[Fr.] / KOBALTORSENIAT[Alm.] ile/değil/yerine/= KOBALT(II) ARSENAT


- COBALTOUS ACETATE[İng.] / ACETATE COBALTLEX[Fr.] / ESSIG SÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= KOBALT(II) ASETAT

- COBALTOUS[İng.] ile/değil/yerine/= KOBALT(II)

- COBALTITE[İng.] ile/değil/yerine/= KOBALTİT

- COBRA[İng.] ile/değil/yerine/= KOBRA

- KOÇ/LUK[İng. < COACH] ile YÖNDER/LİK / MENTOR/LUK[Fr./İng.]

- CODAMINE[İng.] ile/değil/yerine/= KODAMİN

- CODEINE[İng.] / CODEINE[Fr.] / CODEIN, KODEIN[Alm.] ile/değil/yerine/= KODEİN

- KODON ile/||/<> İNOZİN[İng. INOSINE] ile/||/<> KODON ÖNYARGISI[İng. KODON BIAS] ile/||/<> KOZAK SEKANSI[İng. KOZAK SEQUENCE] ile/||/<> SESSİZ YER DEĞİŞTİRME[İng. SILENT SUBSTITUTION]

( Belirli bir aminoasit taşıyıcı tRNA üretimi için kullanılan, DNA'da bulunan üçlü baz dizileri. @@ tRNA (antikodon) üzerinde bulunan, kodonda adenin, timin, urasil ya da sitozinle eşleşebilen, modifikasyona uğramış nükleosit. @@ DNA dizilimi içerisindeki kodonların rastgele olmayan dağılımları. @@ Bazı viral mRNA'larda, başlatma AUG 5 'ACCAUGG 3'ü çevreleyen konsensüs dizisi. Ribozomal bağlanmayı ve dolayısıyla protein sentezini kolaylaştırır. En tutarlı konum, başlatma kodonundan (ATG) üç nükleotid önce bulunur ve neredeyse her zaman bir adenin nükleotidir. @@ Bir DNA kodonundaki bir değişikliğin amino asit çevirisinde bir değişikliğe neden olmadığı bir mutasyon.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- KOENFEKSİYON/COINFECTION[İng.] değil/yerine/= EŞBULAŞ, BİRLİKTE BULAŞ

- KOENZİM/COENZYME[İng.] değil/yerine/= EŞENZİM


- COENZYME[İng.] / COENZYME[Fr.] / COENZYM, COFERMENT[Alm.] ile/değil/yerine/= KOENZİM

- COESITE[İng.] ile/değil/yerine/= KOEZİT

- KOGNİTİF[İng. < COGNITIVE] değil/yerine/= BİLİŞSEL

- KOHERANS/COHERENCE[İng.] değil/yerine/= EŞ EVRELİLİK | TUTARLILIK

- KOHEZYON/COHESION[İng.] değil/yerine/= YAPIŞMA, KAYNAŞMA, BÜTÜNLEŞME

- COHESION[İng.] / COHESION[Fr.] / KOHÄSION[Alm.] ile/değil/yerine/= KOHEZYON

- COHYDROL[İng.] ile/değil/yerine/= KOHİDROL

- KOEHLINITE[İng.] ile/değil/yerine/= KÖHLİNİT

- KOHLRAUSCH METHOD[İng.] / MÉTHODE DE KOHLRAUSCH[Fr.] / KOHLRAUSCH-METHODE[Alm.] ile/değil/yerine/= KOHLRAUSCH YÖNTEMİ

- KOHORT ÇALIŞMASI/COHORT STUDY[İng.] değil/yerine/= ORTAK ÖZ ÇALIŞMASI, DÖNEMDAŞ ÇALIŞMASI


- KOHORT/COHORT[İng.] değil/yerine/= ORTAK ÖZ, DÖNEMDAŞ

- KOİL/COIL[İng.] değil/yerine/= SARMAL TIKAÇ, SARGI

- KOILIN[İng.] ile/değil/yerine/= KOİLİN

- KOILONYCHIA[İng.] ile/değil/yerine/= KOİLONİŞYA

- KOINSIDANS/COINCIDENCE[İng.] değil/yerine/= EŞ RASTLANTI

- COINCIDENCE CIRCUIT[İng.] / CIRCUIT CONDENSE[Fr.] / KOINZIDENZSCHALTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KOİNSİDANS DEVRESİ

- KOINSIDENTAL/COINCIDENTAL[İng.] değil/yerine/= EŞ RASTLANTISAL

- KOJIC ACID[İng.] / ACIDE KOJIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= KOJİK ASİT

- COKE OVEN GAS[İng.] / GAZ DE COCERIE[Fr.] ile/değil/yerine/= KOK FIRINI GAZI

- COKE OVEN[İng.] / FOUR A COKE[Fr.] ile/değil/yerine/= KOK FIRINI


- CEZİR[Osm.] / RADICAL[İng.] / RADICAL[Fr.] / RADICAL[Alm.] ile/değil/yerine/= KÖK, RADİKAL

- COCA[İng.] / COCA[Fr.] / COCA[Alm.] ile/değil/yerine/= KOKA

- COCAINE[İng.] / COCAINE[Fr.] / COCAIN, KOKAIN[Alm.] ile/değil/yerine/= KOKAİN

- KOKLAMA[İng.] değil/yerine/= KOKLAMA

( Küçük konsantrasyonları havada çözülmüş halde bulunan kimyasal maddelerin kullanımı.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- COKING[İng.] / COKÉFACTION[Fr.] / VERKOKUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KOKLAŞTIRMA

- KÖKTENCİLİK = CEZRİYE = RADICALISM[İng.] = RADICALISME[Fr.] = RADIKALISMUS[Alm.] = RADICALMENTE[İsp.]

- KOKTEYL[İng. < COCKTAIL] değil/yerine/= YİYİMLİK-İÇİMLİK | KARIŞIM

- ODOROMETER[İng.] / GERUCHSMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= KOKU ÖLÇME AYGITI/CİHAZI

- ODORIMETRY[İng.] / ODORIMÉTRIE[Fr.] / ODORIMETRIE, GERUCHSMESSUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KOKU ÖLÇME TEKNİĞİ

- ODOUR INTENSITY[İng.] / INTENSITÉ DE ODEUR[Fr.] / GERUCH STÄRKE[Alm.] ile/değil/yerine/= KOKU ŞİDDETİ


- ODEUR, ODOR[İng.] / ODEUR[Fr.] / GERUCH[Alm.] ile/değil/yerine/= KOKU

- KOLA[İng.] / COLA[Fr.] ile/değil/yerine/= KOLA

- KOLAJEN[İng. COLLAGEN] ile/||/<> FASYA[İng. FASCIA] ile/||/<> TENDON

( Kıkırdak, kemik, eklem ve lif gibi hareket sisteminin yapı taşlarını oluşturan protein. Bağ dokusunun ana bileşeni olarak memelilerde en bol bulunan proteindir. Kolajen, amino asit açısından zengindir ve kaynar suya maruz kaldığında jelatine dönüşür. @@ Latince’de “bant” anlamına gelen fasya; vücut içinde kasların üzerini örten, kasları ve iç organları birbirinden ayıran, bağlayan ve sabitleyen kolajen zar yapılı bir bağ doku katmanıdır. Katmanlarına ve fonksiyonlarına göre birbirinden çeşit olarak ayrılır. @@ Tendon ya da kiriş; vücutta kas dokuyu kemik dokuya bağlayan sert, gergin, oldukça güçlü bant yapısında sıkı fibröz bağ dokuya verilen addır. Kolajen yapılı tendonlar ligamentlere benzer özellik gösterir. Aradaki fark ligamentlerin kemikleri birbirine bağlamasıyken tendonlar kasları kemiklere bağlarlar. Tendonların gözesel bileşenleri tenosit (tendon gözeleri) ve fibroblastlardır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- COLLAGEN[İng.] / COLLAGÉNE[Fr.] ile/değil/yerine/= KOLAJEN

- CHOLANE[İng.] ile/değil/yerine/= KOLAN

- KOLANIN[İng.] ile/değil/yerine/= KOLANİN

- KOLAPS/COLLAPSE[İng.] değil/yerine/= GÖÇME | ÇÖKME | SÖNME

- COLLARGOL[İng.] ile/değil/yerine/= KOLARGOL

- KOLATERAL/COLLATERAL[İng.] değil/yerine/= YANDAL (DAMAR YA DA SİNİR)

- COLLATERAL[İng.] ile/değil/yerine/= KOLATERAL


- KOLEKSİYON[Fr./İng.] değil/yerine/= DERLEM

- COLEMANITE[İng.] / COLEMANIT[Fr.] / COLEMANIT[Alm.] ile/değil/yerine/= KOLEMANİT

- CHOLESTERIC MATERIAL[İng.] ile/değil/yerine/= KOLESTERİK NESNE

- CHOLESTEROL[İng.] / CHOLESTÉROL[Fr.] / CHOLESTRIN, GALLENFETT[Alm.] ile/değil/yerine/= KOLESTEROL

- COLLIGATIVE PROPERTY[İng.] / COLLIQUATIF PROPRIETÉ[Fr.] / KOLLIQUATIVE EIGENSCHAFT[Alm.] ile/değil/yerine/= KOLİGATİF ÖZELLİK

- CHOLIC ACID[İng.] / ACID CHOLIQUE[Fr.] / CHOLÉSURE, GALLENSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= KOLİK ASİT

- KOLİK/COLIC[İng.] değil/yerine/= SANCI

- KOLIMASYON/COLLIMATION[İng.] değil/yerine/= IŞIN YÖNLENDİRME

- KOLIMATÖR/COLLIMATOR[İng.] değil/yerine/= IŞIN YÖNLENDİRICİ

- COLLIMATOR[İng.] / COLLIMATEUR[Fr.] / KOLLIMATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= KOLİMATÖR


- KOLİN ASETİLTRANSFERAZ[İng. CHOLINE ACETYLTRANSFERASE] ile/||/<> ASETİLKOLİN[İng. ACETYLCHOLINE]

( Kolini, asetilkoline sentezleyen enzim. @@ Bazı nöronların sinapslarında bulunan bir tür sinirsel aktarıcıdır. Kısaca "ACh" olarak bilinir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- KOLLAPS[İng. COLLAPSE] ile/||/<> SENKOP[İng. SYNCOPE]

( (Genel) Fizyolojik işlev ya da yapıda ani ve ciddi bir bozulma. (Tıp) Senkop (bayılma) ya da bilinç kaybı olmaksızın postural kas tonusu kaybı gibi çeşitli bilinç kaybı biçimleri. @@ Bayılma ya da "kendinden geçme" olarak bilinen, kısa süreli bilinç kaybını tanımlamak için kullanılan bir tıbbi terimdir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- COLLOIDAL METAL[İng.] / KOLLOIDALE METALL[Alm.] ile/değil/yerine/= KOLLOİDAL METAL

- COLLOIDAL SUSPENSION[İng.] ile/değil/yerine/= KOLLOİDAL SÜSPANSİYON

- COLLOIDAL PARTICLE[İng.] ile/değil/yerine/= KOLLOİDAL TANECİK

- KOLM[İng.] ile/değil/yerine/= KOLM

- COLOPHONIC ACID[İng.] ile/değil/yerine/= KOLOFONİK ASİT

- COLOMAL[İng.] ile/değil/yerine/= KOLOMAL

- COLUMN RESOLUTION, R[İng.] ile/değil/yerine/= KOLON AYIRMA GÜCÜ, R

- COLUMN CHROMATOGRAPHY[İng.] ile/değil/yerine/= KOLON KROMATOGRAFİSİ


- KOLONİZASYON/COLONIZATION[İng.] değil/yerine/= ÖZDEŞ KÜMELENME

- COLORIMETER[İng.] / COLORIMÉTRE[Fr.] / FARBEN ÖL[Alm.] ile/değil/yerine/= KOLORİMETRE

- COLORIMETRY[İng.] ile/değil/yerine/= KOLORİMETRİ

- COLORIMETRIC ANALYSIS[İng.] / KOLORIMETRISCHE ANALYSE[Alm.] ile/değil/yerine/= KOLORİMETRİK ÇÖZÜMLEME/ANALİZ

- RAPESEED OIL, COLZA OIL, COLE OIL, RAPE OIL[İng.] / RUBSAMEN OIL, RAPSSAMENOIL[Alm.] ile/değil/yerine/= KOLZA TOHUMU YAĞI

- COMATIC ACID[İng.] ile/değil/yerine/= KOMANİK ASİT

- KOMBİNASYON/COMBİNATION[İng.] değil/yerine/= BİRLEŞİM

- KOMBINE/COMBINED[İng.] değil/yerine/= BİRLEŞİK

- KOMBİNEZON[Fr. COMBINAISON]/KOMBİNASYON[İng. COMBINATION] ile/değil/yerine/= DÜZENLEME | BİRLEŞTİRME

( Kadınların giydikleri kısa ve kolsuz iç çamaşırı. İLE/DEĞİL/YERİNE/= Bir işi başarıya ulaştırmak için alınan önlemler, düzenleme. | Birleştirme. )

- KOMİSYON[Fr., İng.]/SİMSARİYE[Ar.] değil/yerine/= YÜZDE


- KOMMOSYO/COMMOTIO[İng.] değil/yerine/= SARSINTI

- KOMOF[İng.] ile/değil/yerine/= KOMOF

- KOMORBİDİTE/COMORBIDITY[İng.] değil/yerine/= EŞSAYRILIK

- KOMPAKSİYON/COMPACTION[İng.] değil/yerine/= KİLITLENME | TAKILMA

- KOMPAKT/COMPACT[İng.] değil/yerine/= SIKI | YOĞUN

- KOMPANSASYON/COMPENSATION[İng.] değil/yerine/= ÖDÜNLEME | DENGELEME

- KOMPANSATUVAR/COMPENSATORY[İng.] değil/yerine/= ÖDÜNLEYİCİ | DENGELEYİCİ

- KOMPANSE/COMPENSATED[İng.] ile/>< DEKOMPANSE/DECOMPENSATED[İng.]

( Ödünlenmiş. | Dengelenmiş. @@ Dengelenememiş. | Dağılmış. )

- KOMPARATİF/COMPARATIVE[İng.] değil/yerine/= KARŞILAŞTIRMALI

- KOMPARTIMAN/COMPARTMENT[İng.] değil/yerine/= ODACIK | BÖLÜM


- KOMPETAN[Fr./İng. < COMPETENT]["KOMPEDAN" değil!] değil/yerine/= UZMAN, YETKİN

- KOMPETİTİF/COMPETITIVE[İng.] değil/yerine/= YARIŞMALI

- COMPLEX ACID[İng.] / ACID COMPLEXE[Fr.] / KOMPLEXE SÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= KOMPLEKS ASİT

- COMPLEX COMPOUND[İng.] / COMPOSÉ COMPLEXE[Fr.] / KOMPLEXVERBINDUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KOMPLEKS BİLEŞİK

- COMPLEX ION[İng.] / ION COMPLEXE[Fr.] / COMPLEX-ION[Alm.] ile/değil/yerine/= KOMPLEKS İYON

- COMPLEX FORMATION[İng.] / KOMPLEX BILDUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KOMPLEKS OLUŞUMU

- KOMPLEKS/COMPLEX[İng.] değil/yerine/= KARMAŞIK | BİRLEŞİM | KARMAŞA

- COMPLEXIMETRY, COMPLEXOMETRI[İng.] / COMPLEXOMETRY[Fr.] / KOMPLEXOMETRI[Alm.] ile/değil/yerine/= KOMPLEKSİMETRİ

- KOMPLEKSİTE/COMPLEXITY[İng.] değil/yerine/= KARMAŞIKLIK

- COMPLEXING AGENT[İng.] / AGENT COMPLEXANT[Fr.] / ABSCHEIDEMITTEL[Alm.] ile/değil/yerine/= KOMPLEKSLEŞTİRİCİ


- COMPLEXON[İng.] / KOMPLEXON[Alm.] ile/değil/yerine/= KOMPLEKSON

- KOMPLET/COMPLETE[İng.] değil/yerine/= TAM

- KOMPLİKASYON/COMPLICATION[İng.] değil/yerine/= ART SORUN

- KOMPLİKE/COMPLICATED[İng.] değil/yerine/= KARMAŞIK

- KOMPLİYANS/COMPLIANCE[İng.] değil/yerine/= UYUNÇ

- KOMPONENT/COMPONENT[İng.] değil/yerine/= ÖGE, BİLEŞEN

- KOMPOZİSYON/COMPOSITION[İng.] değil/yerine/= BİLEŞİM

- KOMPOZİT/COMPOSITE[İng.] değil/yerine/= BİLEŞİK

- COMPRAL[İng.] ile/değil/yerine/= KOMPRAL

- KOMPRES/COMPRESS[İng.] değil/yerine/= BASKIT


- KOMPRESÖR/COMPRESSOR[İng.] değil/yerine/= SIKIŞTIRICI

- KOMPRESYON/COMPRESSION[İng.] değil/yerine/= BASI

- KOMPRIMEV COMPRIME[İng.] değil/yerine/= HAP

- KOMPÜLSİF/COMPULSIVE[İng.] değil/yerine/= ZORLANTILI

- KOMPÜLSİYON/COMPULSION[İng.] değil/yerine/= ZORLANTI

- KOMÜNİKAN/COMMUNICANT[İng.] değil/yerine/= BAĞLANTILI

- KOMÜNİKASYON/COMMUNICATION[İng.] değil/yerine/= İLETİŞİM

- KOMÜNİZM = COMMUNISM[İng.] = COMMUNISME[Fr.] = KOMMUNISMUS[Alm.] = COMMUNIS:ORTAK[Lat.] = COMUNISMO[İsp.]

- COAL TAR[İng.] / GOUDRON DE HOUILLE[Fr.] ile/değil/yerine/= KÖMÜR KATRANI

- COAL OIL[İng.] ile/değil/yerine/= KÖMÜR YAĞI


- COAL[İng.] / CHARBON, HOVILLE[Fr.] / KOHLE[Alm.] ile/değil/yerine/= KÖMÜR

- CONALBUMIN[İng.] ile/değil/yerine/= KONALBUMİN

- CONARACHIN[İng.] ile/değil/yerine/= KONARAŞİN

- KONDANSASYON/CONDENSATION[İng.] değil/yerine/= YOĞUNLAŞMA

- KONDANSATÖR[İng. CAPACITOR] ile/||/<> KAPASİTÖR[İng. CAPACITOR]

( Elektrik enerjisini elektrik alanı biçiminde depolayabilen iki iletken plaka arasına yalıtkan bir madde (dielektrik) yerleştirilerek oluşturulan elektronik bileşen. Geçici olarak elektrik yükü depolama kapasitesine sahiptir ve bu özellikten dolayı devrelerde enerji depolama, filtreleme ve zamanlama gibi çeşitli amaçlar için kullanılır. Kondansatörün birimi faraddır (F) ve kapasite değeri (C) ile ölçülür. @@ Birbirine yakın ve yalıtılmış iki iletkenden oluşan, elektrik enerjisini depolamak için kullanılan bir devre elemanıdır. Kondansatör olarak da bilinir. Kondansatörlerin basit bir örneği, paralel plakalı kondansatördür. İletkenlerden birinde toplam yükü +Q olan pozitif yükler, diğerinde ise toplam yükü -Q olan negatif yükler birikirse bu kondansatörün yükünün Q olduğunu söyleriz.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- KONDISYON/CONDİTION[İng.] değil/yerine/= DURUM | KOŞUL

- KONDİSYON[Fr./ing. < CONDITION]/ŞART[Ar.] değil/yerine/= KOŞUL

- KONDISYONEL/CONDİTIONAL[İng.] değil/yerine/= KOŞULLU

- KONDRÜL[İng. CHONDRULE] ile/||/<> AKONDRİT[İng. ACHONDRITE]

( Çoğunlukla gök taşlarında bulunabilecek, boyutları milimetrenin de altında olan ve bazı gök taşlarının %80’lik kısmını oluşturan küçük küresel objeler. Kondrüller, Güneş sistemimizin en eski materyallerinden olan kalsiyum ve alüminyum bakımından oldukça zengin. Genellikle taş gezegenler ve gök taşları, kondrüllerden oluşmuş. Bu yüzden kondrüllerin nasıl oluştuğunu anlarsak Güneş sisteminde onun sayesinde oluşmuş gezegenleri ve gök taşlarını anlamamız kolaylaşır. Kondrüllerin Güneş sisteminde düşük yer çekiminde eriyip katılaşması sonucu oluştuğu neredeyse 200 yıldır bilinmekte. Fakat oluşumlarının koşullarını ve önemlerini hâlâ tam anlamıyla bilmediğimiz için anlamamız zorlaşıyor. Bilmememizin nedeni de kondrüllerin oluşumlarının bilimde büyük bir tartışma konusu olması. Önerilen teoriler birbiriyle çelişkili. Büyük oranda kabul edilen teori, 4.56 milyar yıl önce oluştukları. @@ İçinde kondrül barındırmayan, taş grubundan bir gök taşıdır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- KONDÜVİT/CONDUİT[İng.] değil/yerine/= YAPAY-BİYOLOJİK YOL


- KONEL[İng.] ile/değil/yerine/= KONEL

- KONFERANS[Fr./İng. < CONFERENCE] değil/yerine/= KONUŞMA/KONUŞTAY

- KONFİGÜRASYON/CONFİGURATION[İng.] değil/yerine/= BİÇİM | DİZİLENİM

- CONFIGURATION[İng.] / CONFIGURATION[Fr.] / GESTALTUNG, STRUCTUR[Alm.] ile/değil/yerine/= KONFİGURASYON

- KONFİRMASYON/CONFİRMATION[İng.] değil/yerine/= DOĞRULAMA

- KONFLİKT/CONFLICT[İng.] değil/yerine/= ÇATIŞMA

- KONFOBÜLASYON/CONFABULATION[İng.] değil/yerine/= MASALLAMA

- KONFOR[İng. < COMFORT] değil/yerine/= GÖNENCE

- KONFRONTASYON/CONFRONTATION[İng.] değil/yerine/= YÜZLES¸TİRME

- KONFÜZYON/CONFUSION[İng.] değil/yerine/= BİLİNÇ BULANIKLIĞI


- KONIGRAVIMETER[İng.] ile/değil/yerine/= KONİGRAVİMETRE

- MAHRÛTÎ RAKKAS[Osm.] / CONICAL PENDULUM[İng.] / PENDULE CONIQUE[Fr.] / KONISCHES PENDEL[Alm.] ile/değil/yerine/= KONİK SARKAÇ

- KONİZASYON/CONIZATION[İng.] değil/yerine/= KONİK KESİM

- KONJENITAL/CONGENITAL[İng.] değil/yerine/= DOĞUŞTAN

- CONGRUENT[İng.] ile/değil/yerine/= KONJENİTAL

- KONJENİTAL/CONGENITAL[İng.] değil/yerine/= DOĞUŞTAN

( Doğuştan olan sayrılıklar. )

- KONJESTİF/CONGESTIVE[İng.] değil/yerine/= GÖLLENDİRICİ

- KONJESTİYON/CONGESTION[İng.] değil/yerine/= GÖLLENME

- KONJUGASYON[İng. CONJUGATION] ile/||/<> F FAKTÖRÜ (DÖLLEME FAKTÖRÜ)[İng. F FACTOR (FERTILITY FACTOR)] ile/||/<> F- (EKSİ) SUŞ[İng. F- (MINUS) STRAIN] ile/||/<> F' (F-ÜSSÜ) FAKTÖRÜ[İng. F-PRIME FACTOR] ile/||/<> F+ (ARTI) SUŞ[İng. F+ (PLUS) STRAIN]

( Tek gözeli organizmalarda, tamamlayıcı cinsiyetler arasında geçici göze teması ve Paramecium aurelia'da olduğu gibi genetik malzeme değişimi ya da bakterideki gibi tek yönlü gen transferi. @@ Bakterilerde eşey etmeni olarak rol oynayan transfer edilebilen plazmittir. Çift iplikli ve çembersel yapıda olup yaklaşık olarak 94000 baz uzunluğundadır. Konjugasyon ve kromozomal gen transferleri, F etmeni taşıyan F+ bakteri ile F etmeni taşımayan F- bakterinin yan yana gelip alıcı gözeye F faktörünün aktarılmasıyla gerçekleşir. @@ F etmeni içermeyen suştur.Konjugasyon esnasında "alıcı" olan E. coli suşu F etmeni içermez. @@ F etmeni yalnızca konjugasyonla ilgili genleri içerirken, buna ek olarak bakteri genomuna ait parçalar da içeren plazmit F' (F-prime) etmeni olarak tanımlanır. @@ F etmeni içeren suştur.Konjugasyon esnasında "verici" olan E. coli suşu F etmeni içerir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- CONGRUENT ACIDS AND BASES[İng.] / ACIDE CONJUGUÉE[Fr.] / KONJUGIERTE SÄUREN UND BASE[Alm.] ile/değil/yerine/= KONJUGE ASİT VE BAZLAR


- CONGRUENT ACID[İng.] ile/değil/yerine/= KONJUGE ASİT

- CONGRUENT BASE[İng.] ile/değil/yerine/= KONJUGE BAZ

- CONJUGATED DOUBLE BONDS[İng.] / LIAISONS DOUBLES CONJUGUÉES[Fr.] / KONJUGIERTE DOPPELBINDUNGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KONJUGE ÇİFT BAĞLAR

- CONCAVE[İng.] ile/değil/yerine/= KONKAV

- KONKOMITAN/CONCOMITANT[İng.] değil/yerine/= EŞLİK EDEN

- KONKORDAN/CONCORDANT[İng.] değil/yerine/= UYUMLU

- KONKORDANS/CONCORDANCE[İng.] değil/yerine/= UYUMLULUK

- KONKÜZYON/CONCUSSION[İng.] değil/yerine/= SARSINTI

- KONNEKSİYON/CONNECTION[İng.] değil/yerine/= BAĞLANTI

- KONNEKTİF DOKU/CONNECTIVE TISSUE[İng.] değil/yerine/= BAĞ DOKUSU


- KONNEKTÖR/CONNECTOR[İng.] değil/yerine/= BAĞLAYICI, BAĞLANTI (DONANIM)

- KONSANTRASYON[İng. CONCENTRATION] ile/||/<> AŞIRI METAL BİRİKTİRİCİLER[İng. METAL HYPERACCUMULATORS] ile/||/<> DERİŞİM[İng. CONCENTRATION] ile/||/<> DİFÜZYON[İng. DIFFUSION] ile/||/<> HİPOTONİK[İng. HYPOTONIC]

( Bir ortamda bulunan belirli bir maddenin kütle ya da hacminin içinde bulunduğu ortamın kütle ya da hacmine oranı. "Derişim" olarak da bilinir. @@ Öldürücü konsantrasyonlardaki toksik elementleri çevrelerinden tedarik ederek dokularında aktif halde depolayan bitkiler. @@ Konsantrasyon. Bir ortamda bulunan belirli bir maddenin kütle ya da hacminin içinde bulunduğu ortamın kütle ya da hacmine oranıdır. @@ Maddelerin daha yüksek konsantrasyonlu ortamdan düşük konsantrasyonlu ortama doğru yayılmasına verilen addır. Difüzyona neden olan yoğunluk farkı olduğu için iki ortamdaki yoğunluk eşitlenene kadar difüzyon geçişi devam eder. Difüzyon, maddenin bütün hallerinde farklı hızda ve özellikte görülmektedir. Difüzyon, kolaylaştırılmış difüzyon ve basit difüzyon olarak ikiye ayrılır. @@ Hücrenin bulunduğu ortamın konsantrasyonunun kendisinden düşük olması. Yunanca "arasında, az ve altında" anlamına gelen "hypo" ile "gerilebilen" anlamına gelen "tonikos" kelimelerinden gelmektedir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- KONSANTRASYON/CONCENTRATION[İng.] değil/yerine/= GÖZEÇLENME/YOĞUNLAŞMA/DERİŞİM

- KONSANTRATÖR/CONCENTRATOR[İng.] değil/yerine/= YOĞUNLAŞTIRICI

- KONSANTRE/CONCENTRATED[İng.] değil/yerine/= YOĞUNLAŞMIŞ | DERİŞİK

- TO CONCENTRATE[İng.] ile/değil/yerine/= KONSANTRE ETMEK

- KONSANTRİK/CONCENTRIC[İng.] değil/yerine/= EŞMERKEZLİ

- KONSENSÜS/CONSENSUS[İng.] değil/yerine/= UZLAŞMA, | OYDAŞMA

- KONSENT/CONSENT[İng.] değil/yerine/= ONAM

- KONSEPT/CONCEPT[İng.] değil/yerine/= KAVRAM


- KONSEPT[İng. < CONCEPT] değil/yerine/= KAVRAM

- KONSER[İng. < CONCERT] değil/yerine/= DİNLETİ

- KONSERVATİF TEDAVİ/CONSERVATIVE THERAPY[İng.] değil/yerine/= MUHAFAZAKÂR SAĞALTIM

- MUHAFAZAKÂR[Ar.]/KONSERVATİF/CONSERVATIVE[İng./Fr.] değil/yerine/= | TUTUCU

- HEYET[Ar.]/COUNCIL[İng.]/KONSEY[Fr. < CONSEIL] değil/yerine/= KURUL

- KONSOLIDASYON/CONSOLIDATION[İng.] değil/yerine/= PEKİŞME | KATILAŞMA | BÜTÜNLEŞTİRME

- KONSOLİDASYON[İng. < CONSOLIDATION] değil/yerine/= SAĞLAMLAŞTIRMA | BÜTÜNLEŞME

( Borçlanmaların uzun süreli(vadeli) borç durumuna getirilmesi. )

- KONSTANT/CONSTANT[İng.] değil/yerine/= SABİTE

- CONSTANTAN[İng.] ile/değil/yerine/= KONSTANTAN

- KONSTİTÜSYONEL/CONSTİTUTIONAL[İng.] değil/yerine/= YAPISAL, BÜNYESEL


- KONSTRİKSİYON/CONSTRICTION[İng.] değil/yerine/= BÜZÜLME

- KONSTRİKTİF/CONSTRICTIVE[İng.] değil/yerine/= KISITLAYICI, DARALTICI

- KONSTRİKTÖR/CONSTRICTOR[İng.] değil/yerine/= DARALTAN

- KONSÜLTAN/CONSULTANT[İng.] değil/yerine/= DANIŞMAN

- KONSÜLTASYON/CONSULTATION[İng.] değil/yerine/= DANIŞIM

- KONSÜLTASYON[Fr./İng. < CONSULTATION]/KONSULTO[İt. < CONSULTO] değil/yerine/= DANIŞIM/DANIŞMA

- KONTAMINASYON/CONTAMINATION[İng.] değil/yerine/= BULAŞMA

- KONTAMINE/CONTAMINATED[İng.] değil/yerine/= BULAŞMIŞ

- KONTİNÜ/CONTINUOUS[İng.] değil/yerine/= SÜREKLİ | KESİNTISİZ

- KONTRAKSİYON/CONTRACTION[İng.] değil/yerine/= KASILMA


- KONTRAKSİYON[İng. CONTRACTION] ile/||/<> KONTRAKTİLİTE[İng. CONTRACTILITY] ile/||/<> KONTROL ÇAPRAZLAMASI[İng. TEST CROSS] ile/||/<> KONTROL GRUBU[İng. CONTROL GROUP]

( Kasın istemli ya da istemsiz kasılması durumu.[1] @@ Kontraktilite (kasılabilirlik), özellikle kasların ya da benzer aktif biyolojik dokunun kendi kendine kasılma yeteneğini ifade eder. @@ Fenotipi bilinen, fakat genotipi bilinmeyen bir bireyin genotipini bulmak amacıyla yapılan çaprazlama yöntemi. Bu yöntem için fenotipi bilinen fakat genotipi bilinmeyen bir canlı ile homozigot çekinik bir birey çaprazlanır. Bu çaprazlama sonucunda oluşan bireylere bakılarak genotipi bilinmeyen bireyin genotipi belirlenir. @@ Kıyaslama yapılmasını sağlayan bir referans grubu. Bir deney içerisinde, deney grubunun etkilendiği tüm değişkenlerden biri hariç her birine tabi olan grup. Bu tek hariç olan etken, deneyin sonucunda araştırılan şeyin nedeni olması beklenen unsur.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- KONTRAKTIL/CONTRACTILE[İng.] değil/yerine/= KASILABİLİR

- KONTRAKTILITE/CONTRACTILITY[İng.] değil/yerine/= KASILABİLİRLİK

- KONTRAKTÜR/CONTRACTURE[İng.] değil/yerine/= BÜZÜLÜ KALIM

- KONTRALATERAL/CONTRALATERAL[İng.] değil/yerine/= KARŞI YAN

- KONTRAST/CONTRAST[İng.] değil/yerine/= KARŞIT

- KONTRAST MADDE/CONTRAST MEDIA[İng.] değil/yerine/= GÖRÜNTÜVERİR NESNE

- KONTRENDİKASYON/CONTRAINDICATION[İng.] değil/yerine/= KULLANIM SAKINCASI

- KONTRENDİKE/CONTRAINDICATED[İng.] değil/yerine/= KULLANIM SAKINCALI

- KONTRPULSASYON/COUNTERPULSATION[İng.] değil/yerine/= KARŞI VURUM