Kişiler'deki FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 13.348 başlık/FaRk ile birlikte,
13.348 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(3/55)
- AİLE BASKISI ile/ve/||/<>/> MAHALLE BASKISI
- AİLE ve/||/<> ÇOCUK ve/||/<> ARKADAŞ
( Arkadaşını [tanımada/anlamada]. VE/||/<> Akrabayı [tanımada/anlamada]. VE/||/<> Sevgiliyi/eşi [tanımada/anlamada]. [ve sana zarar/yarar verip vermeyeceğinde] [PEK/KOLAY KOLAY YANILMAZ] )
- AİLE ile/||/<> MAAİLE
- AİLE ile ZODRUGA
( ... İLE Bazı Balkan ülkelerinde rastlanan büyük aile tipi. Kırk ilâ seksen kişiyi kapsayan dört kuşağı içine alan topluluklar. [Aynı ekonomik düzene bağlılardır.] [Aile içindeki en yaşlı erkek ya da kadın, aile önderidir.] )
- AİLE/AĞIL/AVUL ile/ve SÜLÂLE[< SÜR-AİLE]/AKRABA
( Ateşten esen yel, aileyi simgeler. )
( ... ile/ve ÂL [Âl'i Sultan: Sultan çocukları. | Âl-i Osman: Osmanoğulları.] )
( OIKIA ile/ve ... )
( FAMILY vs./and RELATIVE )
( AİGA ile/ve ... )
- AİLEVİ[Ar.] değil/yerine/= OĞUŞSAL
- AİT OLMA ile/ve/||/<>/> BİREY OLMA ile/ve/||/<>/> BİRLİKTE OLMA
- AJAN ile/||/<> MEDYA ile/||/<> MODERATÖR
- AJİTATÖR/PROVOKATÖR/MUHARRİK[Ar.] değil/yerine/= KIŞKIRTICI
- AK/AQ[Oğuz] ile/||/<> AK SAY/AQ SAY ile/||/<> AK TEREK/AQ TEREK
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
- AK KEŞİŞ/LER ile/ve KARA KEŞİŞ/LER
( ... İLE/VE Benediktenler. )
- AK, NEVZAT (İST. 1945) :
( İ.Ü. İktisat Fakültesi Maliye Bölümünden mezun oldu. İnşaat sektöründe iş hayatına atıldı. Gayrimenkul yatırımları ile ilgilenmektedir. Sarıyer Spor Kulübü'nde 1 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. )
- AKADEMİSYEN değil/yerine/= BİLİMCİ
- A'KAL[Ar. < AKIL ] ile ÂKAL[Fars.]
( [daha/çok/pek] Akıllı. İLE Çer-çöp. )
- AKALEM ile/||/<> AKALEM
( Saltanat sancağı. İLE/||/<> Yedi Osmanlı saltanat sancağından birinin adı. )
- AKALP, PROF. DR. TAHSİN (1945 İST.) :
( Üniversite Öğretim Üyesi. 1959 yılında Kuleli Askeri Lisesi'ni kazandı ve 1962 yılında mezun oldur. 1963 yılında Kara Harp Okulundan ayrıldı ve aynı yıl girdiği İ. Ü. Orman Fakültesinden 1967' de mezun oldu. 1968'de İ.Ü. Orman Fakültesi Orman Hasılatı ve İktisadı Kürsüsü'ne asistan olarak atandı. Asistanlığı sırasında girdiği İ. Ü. Fen Fakültesi Matematik - Fizik bölümünden 1975 de mezun oldu. 1975'te "Türkiye'deki Doğu Ladini (Picea orientalis Lk. Carr) Ormanlarında Hasılat Araştırmaları" isimli tezi ile "Ormancılık Bilimleri Doktoru" unvanını aldı. 1981'de "Değişik Yaşlı Meşcerelerde Artım ve Büyümenin Simülasyonu" tezi ile "Üniversite Doçenti" oldu. 1988'de Profesör unvanı aldı. 1985 yılında İ.Ü. Or. Fak. Tütün Eksperleri Yüksekokulu'na geçti, bu okulun Celal Bayar Üniversitesi'ne bağlandığı 1994 yılına kadar müdürlük görevini yürüttü. 1988 - 1990 yılları içinde 3 yıl süreyle Tekel Enstitüler Müdürlüğünü yürüttü. 1994 yılında İ. Ü.Orman Fakültesi'ne geri döndü. 1995–1998 yılları arasında İ.Ü. Orman Fakültesi'nde Dekan Yardımcılığı yaptı, 1996 yılında yeniden kurulan Orman Hasılatı ve Biyometri Anabilim Dalı Başkanlığı görevini 2005 yılına kadar sürdürdü. Dekan Yardımcılığı döneminde 21 - 23 Ekim 1998 tarihlerinde düzenlenen "Cumhuriyetimizin 75. Yılında Ormancılığımız" isimli Ulusal Sempozyumun organizasyonunda da başkan olarak görev yaptı. 2005 - 2010 yılları arasında ise iki dönem İ. Ü.Orman Fakültesi Dekanlığı yaptı. İ. Ü.Orman Fakültesinde ve Tütün Eksperleri Yüksek Okulunda Matematik, İstatistik Yöntemler, Bilgisayar Programlama, Kalite Kontrol, Dendrometri ve Orman Hasılat Bilgisi derslerini, Orman Mühendisliği Bölümü Orman Hasılatı ve Biyometri Yüksek Lisans ve Doktora programında ise Bilimsel Araştırma Yöntemleri, Ormancılıkta Matematiksel Ekonomi Çözümlemeleri, Büyüme Modelleri, Nonparametrik Yöntemler ve Tek Ağaç ve Meşçere Simulasyon Modelleri derslerini verdi. 18.07.2011 tarihinde kendi isteği ile emekliye ayrıldı. 1)Türkiye'deki Doğu Ladini (Picea Orientalis Lk. Carr) Ormanlarında Hasılat Araştırmaları İst. 1978, 2) Değişik Yaşlı Meşcerelerde Artım ve Büyümenin Simulasyonu, İst. 1983, 3) Yüksek Matematik I Ders Notları I, İst. 1983, 4) Yüksek Matematik II Ders Notlar II, İst, 1984, 5) Kalite Kontrolü, İst. 1988, 6) Applesoft Basic Bilgisayar Programlama (Ö. Saraçoğlu ile birlikte), İst. 1989, 7) Büyüme Modelleri Ders Notları, İst, 2002, 8) Nonparametrik Yöntemler Ders Notları, İst. 2003, 9. Bilimsel Araştırma Yöntemleri Ders Notları, İst. 2004, 10) İstatistik Yöntemler, İst. 2016, 11) Matematik, İst. 2016 isimleri kitap ve pek çok bilimsel makalesi var. )
- AKAM[Ar.] ile AKAM[ka uzun okunur]
( Kısırlık. İLE Kısır, çocuksuz. | Tedavi olanağı bulunmayan hastalık. [ÂKIM: Kısır. | Verimsiz.] )
- AKAR ve/||/<>/> BAKAR
( Su. VE/||/<>/> Deli. )
- AKARÇAY, RAFET (1926 - ) :
( Ticaretle uğraştı. Sarıyer Spor Kulübü'nde 1 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. )
- AKATAY. BÜLENT (İZMİT, 1970) :
( Sporcu, futbol antrenörü ve spor adamı. Sarıyerlidir. İlkokul ve Ortaokulu Sarıyer'de okudu. Sarıyer Vehbi Kaç Vakfı Lisesinden mezun oldu. Sarıyer altyapısı futbol okulunda spora başladı, yaş gruplarının hemen hepsinde oynadıktan sonra Sarıyer'den ayrıldı. Sönmez Filament, Kütahyaspor, Tavşanlı Linyitspor, İstanbul Maltepe Spor, Beykoz, İst. Deniz İşletmeleri, Dedeman Kağıtspor kulüplerinde oynadı. Profesyonellikten amatörlüğe dönüş yaptı. Spordan kopmadı antrenörlük kursuna gitti ve UEFA B Lisansı aldı. Deniz İşletmeleri Spor Kulübü, Tarabya, Sarıyer Belediye Spor, Rumelikavak, İstinye, Kısırkaya, Bahçeköy, Yenimahalle, Fatih Mimar Sinan, Beykoz, Anadolu Hisar kulüplerinde antrenör olarak görev yaptı. Futbol oynarken de antrenörlük yaparken de şampiyonluklar kazandı. Antrenör olarak çalıştırdığı takımlardan Tarabya, İstinye, Sarıyer Belediyespor, Yenimahalle (2 kez) ve Kısırkaya'ya şampiyonluklar kazandırdı. 2015'te bir kısım arkadaşı ile Beyaz Martı Spor Kulübünü kurdu ve yönetiminde görev aldı. Ayrıca bu kulüpte öğreticilik görevini devam ettiriyor. Türkiye Futbol Adamları Derneği (TURFAD), İstanbul Şubesi Yönetim Kurunla görev aldı, Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Eğitim Dairesinin tertiplediği E antrenör kurslarında sorumlu antrenör olarak görev aldı. İki yıl süre ile Akademik Liginde gözlemcilik yaptı. )
- AKBULUT, AYDOĞAN (İST. 1949 - 2018) :
( D.Ç. Karabükspor'dan transfer edildi (1972). Üç Sezon Sarıyer'de oynadı. 54'ü resmi (lig) ve 24'ü özel olmak üzere 78 maçta forma giydi. Takımına 5 gol kazandırdı. Sarıyer Spor Kulübünde bir dönem (1980/1990) yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. )
- AKÇAN, GÜNİZ (İST. 1937 - 2008) :
( Büyükdereli müzisyendir. İlkokulu Büyükdere, Ortaokulu Sarıyer Ortaokulunda okudu. İstanbul Konservatuarından mezun oldu.. Çok uzun yıllar TRT İstanbul Radyosunda piyanist olarak görev yaptı. )
- AKD/AKİD[Ar.] ile/ve/||/<> ÂKİD[Ar. çoğ. AKADE]
( Bağ, bağlama, düğümle(n)me, bağlanma. | Sözleşme, kararlaştırma. | Kurma, düzme. | Nikâh. | Düzyazıyı, koşuğa çevirme. İLE/VE/||/<> Sözleşmenin/nikâhın tarafları, sözleşen kişi/ler. | Çeviriyi yapan. )
- AKDAĞ, HAMDİ (İST. 1954) :
( Yeniköylü işadamı, işletmeci. AKP de siyaset yaptı. Sarıyer Belediye Meclisinde iki dönem AKP'li Belediye Meclis üyesi olarak bulundu. Yeniköy Spor Kulübü, Sarıyer Spor Kulübü ve Yeni Sarıyer Merkez Cami Derneği üyesidir. )
- AKDAĞ, MEHMET (İST. 1959) :
( Yeniköylü olup Akdağlar Şirketi yönetim kurul başkanıdır. İş hayatına Akdağlar ailesinin taş, kum ve çakıl ocaklarında başladı. Kısa sürede şirketin başına geçti ve yönetim kurulu başkanı oldu. Madencilik dalında da faaliyette bulunarak iş alanını genişletti. İnşaat taahhüt işlerine yöneldi. Müteahhitlik alanında da hizmet vermektedir. Sarıyer Spor Kulübü üyesi olup bir dönemi başkan olmak üzere 10 dönem yönetim kurulunda görev yaptı. Rizespor Kulübü üyesi olarak da bir süre görev yaptı. )
- AKDENİZ KORSAN(LIĞ)I ile/ve OKYANUS KORSAN(LIĞ)I
- AKDOĞAN ile ŞÂHBÂZ[Fars.]
( ... İLE İri bir tür akdoğan. | Çevik ve becerikli. | Yiğit, kahraman, mert kişi. )
- AKDOĞU, İBRAHİM (ŞEKERCİ İBRAHİM) (İST. 1917 - 1980) :
( Sarıyerlidir. Sarıyer ilkokulunda okurken, kara tahtanın silgisi kaybolur. Öğretmen silgiyi arar bulamaz ve öğrenciler kaybetti kanaatiyle çocukları tek ayak üzerine durmakla cezalandırır. Öğlen zilinin çalması üzerine öğrenciler dışarı çıkar, sadece İbrahim sınıfta kalır ve kara tahtaya "Seveyim hocadaki bilgiyi/ Kıçına soktu koca silgiyi" mısralarını yazar. Şiiri kimin yazdığını kimse anlamaz. Bu iki mısralık şiiri yazdığında ilkokul 3. sınıfta idi. Şiir yazmaya ilkokul çağlarında başladı ve devam etti. Şiirlerini deftere yazmadı, yayınlamadı ve derlemedi. Her zaman kalabalık mekanda şiirlerini söyledi. Arkadaşlarına, yoldan geçenlere, dükkandan alışveriş yapanlara; balıkçıya, esnafa, mahalleliye şiirlerini okudu. Zamana ve mekana çok dikkat eder, her olayı şiirin ilhamı kabul ederdi. Sahibinin peşinden giden siyah beyaz renkli bir köpeği gördüğünde "Şekerci İbrahim'in gözleri yaşlı/Aman Allah'ım bu köpek Beşiktaşlı" diye bağırması; bir başka gün sakal traşını takiben terkos suyunun kesilmesi üzerine kala kalır, bunu da şöyle hicveder "Ey namussuz musluk/Ettin bana orospuluk". Kayda geçmiş tek şiiri Sarıyer'deki Mesut Ağa Çeşmesi'nin tamiri sırasında çeşmenin kitabesine yazdığı şu şiirdir: Halkı kurtarmak için nihayet susuzluktan/Tertemiz güzel sular akıttı şu musluktan/ Yaptırdı sevabına yepyeni bir suyolu/Sarıyer'de fırıncı Abbas Okumuşoğlu". Bu şiir için ısmarlama yazdığım tek şiirdir der ve bu nedenle de ismini şiirin altına yazdırmaz. )
- AKGÜN KOLEJİ :
( Boyacıköy'de Matbaacı İsmail Akgün tarafından açıldı. Uzun bir süre hizmet verdikten sonra, Emniyet teşkilatına devredilerek Polis Moral Eğitim Merkezi yapıldı (bkz. Polis Eğt. Mrk.) )
- AKGÜN, İSMAİL (İSTANBUL, SULTANAHMET, 1910 - 2008) :
( İptidai ve Rüştiye'den mezun oldu. İş hayatına Matbaa - i Amire'de (Milli Eğitim Basımevi) başladı. Daha sonraları Orhaniye Matbaası, Mahmut Bey Matbaası, Hilal Matbaası ve Cumhuriyet Gazetesi'nde çalıştı. İş hayatına kendi matbaası olan İsmail Akgün matbaasını kurarak başladı. Bilahare Hak Kitabevi, Boğaziçi Akgün Koleji, Santa Farma İlaç Sanayi A.Ş. ve Sarıyer İsmail Akgün Devlet Hastanesini iş dünyasına kazandırdı. Amatör olarak spor yapmış katıldığı yelken yarışmalarında büyük başarılar elde etmiştir. )
- AKHILLEUS İLE KAPLUMBAĞA AÇMAZI ile/ve/||/<>/> TRUVA SİNEĞİ AÇMAZI ile/ve/||/<>/> KOŞU YOLU AÇMAZI ile/ve/||/<>/> NUMARALI TOPLAR AÇMAZI ile/ve/||/<>/> OK AÇMAZI ile/ve/||/<>/> TANRILAR AÇMAZI ile/ve/||/<>/> TRISTRAM SHANGDY AÇMAZI ile/ve/||/<>/> UZAY GEMİSİ AÇMAZI
- AKI/AQI ile/||/<> AKI (YAGAK)/AQI (YAGAQ)
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Eli açık, cömert. İLE İyi ceviz. )
- ÂKİF[Ar. çoğ. ÂKİFÂN, AKÛF] ile/ve/||/<> ÂRİF[Ar. < İRFAN | çoğ. UREFÂ]
( Sebât eden. | İbâdet eden. İLE/VE/||/<> Bilen, bilgili, irfan sahibi.[(Bildiğinin, yapacağının ve söyleyeceğinin) Zamanını ve zeminini] )
- AKİL BALİĞ/BALİĞ değil/yerine/= ERGEN/ERİN/YENİYETME
- AKIL-BALİĞ değil ÂKİL-BALİĞ
- AKIL:
BÜTÜNSEL ile/ve/değil/||/<>/< BÜTÜNLEYİCİ
- AKIL:
CEVHER ile İŞLETİM/İ
- AKIL-FİKİR SAHİBİ OLMA(MA)K ile İFLÂH OLMA(MA)K
- AKIL HOCASI ile/ve/değil/<> ESİN KAYNAĞI
- AKIL:
USTA ve/<> MÜRŞİD
( Öncelikle, kendi [donanımlı/yetkin] aklın ve kendine! )
- AKIL:
"YARATICI" değil DÜZENLEYİCİ
- AKIL:
YAŞTA ile/ve/değil/||/<>/< BAŞTA
- AKIL ile/ve/> ÂKİL ile/ve/> ÂKİL
( Us. İLE/VE/> Aklı başında. Kendi "aklını", evrenin aklıyla birleştirmiş/bütünleştirmiş kişi. İLE/VE/> Yiyen/yiyici, obur. )
- ÂKİL ile/ve ÂŞIK
- AKIL ile/ve/||/<> BİLGİ ile/ve/||/<> HİKMET
( Akıl kavramsal olup akla; Bilgi simgesel olup sezgiye; Hikmet mistik olup iç görüye ve iç deneyime hitap eder. )
( Aklın bilgiye ve hikmete kavuşması, neredeyse tüm uygarlıklarda ortak olarak Güneş, Işık, Nur simgeleri ile belirtilmektedir. )
( Genç ve kuvvetli iken uyanmayan ve uyandığı zaman çaba göstermeyen, böylelikle tembelliğe ve karar yoksunluğuna düşen kişi, hiçbir zaman hikmet yolunu bulamaz. )
( Gölgesinin, bir kişiyi izlemesi gibi, saf olan akılla konuşan ve davranan kişiyi de sevinç izler. )
( Uyanmak için bir şoku beklemeyen, akıllıdır. [ki bu çok sert olabilir] )
( Herşeyin akılla kavranamayacağını akıl edemeyen, akılsızdır. )
( Hikmetin dili, simge ve sükûttur. )
( HİKMET: Cehaleti kaldıran herşey! )
( HİKMET: Kuramsal aklın erdemi. )
( Wise is he who does not wait for a shock, which can be quite rude. )
( REASON vs./and/||/<> KNOWLEDGE vs./and/||/<> WISDOM )
- AKIL ile/ve/||/<> FİKİR
( Varolanları[mevcudu] bilmek. İLE/VE/||/<> Varlığı[vucudu] bilmek. )
( REASON vs./and/||/<> IDEA )
- AKIL ve İLİM/BİLİM ve İBÂDET
( Bu 3 alanda tatil[< ÂTIL] olmaz. )
- AKIL ile/ve/<> SEZGİ
( Dışı kavrar. İLE/VE/<> İçi kavrar. )
( Varolana düzen verir. İLE/VE/<> ... )
( Açıklayıcı, düzenleyici. İLE/VE/<> Yaratıcı. )
- AKILLI ÇALIŞKANLAR ile/ve AKILLI TEMBELLER ile/ve
AKILSIZ ÇALIŞKANLAR ile/ve AKILSIZ TEMBELLER
( Ödüllendirilmeli! İLE Teşvik edilmeli! İLE Ceza verilmeli! İLE Kovmalı! )
( Takdir etmeli! İLE Dikkat etmeli! İLE İkaz etmeli! İLE Terk etmeli! )
( [+ +] ile [+ -] ile
[- +] ile [- -] )
- AKILLI (OLAN/OLMAK) ile/ve/değil/yerine "AKLI BAŞINDA" (OLAN/OLMAK)
- AKIL/LI ile/ve/||/<>/> ERDEM/Lİ
( Akıllı kişiler, sudan hoşlanır. Erdemli kişiler, dağlardan zevk alır.
Akıllılar kıpır kıpırdır, erdemliler dingindir.
Akıllılar neşelidir, erdemlilerse uzun ömürlüdür. )
- AKILLI ile/ve "GÖZÜNDEN AKILLI"
( Ancak görünene/gördüğüne yönelmiş (zavallı) zihinlerin/kişilerin, kavramsalların alanına girdiklerinde nasıl da insafsızca genellemeler yaptıklarına dikkat ediniz! )
- [ne yazık ki]
AKILLILARIN DURUMU ile/ve/||/<> APTALLARIN TUTUMU
( [ne yazık ki] Sürekli, kuşku içinde. İLE "Küstahça, kendinden emin." )
- AKILSIZ "KİMLİK" ve/||/<> KEYFİYET
- AKILSIZ"/"KAFASIZ" ile YETERSİZ(/DÜŞÜNCESİZ)
- AKIM ile/ve/değil/yerine/||/<> UYANIŞ
- AKIN, AYÇA (İST. 1981) :
( Üç yaşında doktor hatası nedeni ile RA rahatsızlığına yakalandı ve "Engelli" sıfatına sahip oldu. Lise eğitimini Şükran Ülgezen Anadolu Meslek lisesinde, üniversite eğitimini Kadir Has Üniversitesi Grafik Bölümünde aldı ve dönem birincisi olarak mezun oldu. Yabancı dil eğitiminin yanında kişisel gelişim, yaşam koçluğu ve Reiki eğitimleri aldı. Yaşadıklarını, kaybettiklerini, zorluklara rağmen elde ettiği başarıları, kendini ve yaşamını nasıl elde ettiğini kendi gerçek yaşanmışlıklarından örnekler sunarak, yeniden başlamak isteyenlere, sağlıklı bireyler olarak adlandırıldıkları halde çabuk vazgeçenlere ışık tutması amacıyla "Hadi Cesaret" bilahare de "Yaşamak Şart" kitaplarını yazdı. Ayça Akın yazarlığı dışında danışmanlık ve master'lik yapıyor, aynı zaman bir reklam ajansında grafik tasarımcısı olarak iş hayatına devam ediyor. )
- AKINCI ile/||/<> ALABEYİ
( Sınır bölgelerinde akınlar yapan hafif süvari. İLE/||/<> Bölgedeki tımarlı sipahilerin en büyük âmiri. )
- AKINCI/GAZİ[Ar.] ile/ve/||/<> MÜCAHİT[Ar.]
( [ne yazık ki]
[!savaşta]
Sınırların dışına gidenler. İLE/VE/||/<> Sınır içinde savunmada kalanlar. )
- AKİNEZİ[Yun.] ile AKİNETİK[Fr.]
( Parkinson sendromunun belirtileri. İLE Akinezi hastalığına tutulmuş olan. )
- AKKAYAN, DR. S. CAN (İST. 1943 - 1989) :
( İlk öğrenimini Erzurum'da, orta ve lise öğrenimini İstanbul Vefa Lisesinde tamamladı. İ.Ü. Orman Fakültesinden 1967 yılında mezun oldu. Aynı yıl İ.Ü. Orman Fakültesi Amenajman Kürsüsünde Teknik Asistanlık görevine başladı bilahare sınavı kazanarak asistan oldu. 1981 yılında tezini tamamlayarak "Ormancılık İlimleri Doktoru" unvanını aldı. İ.Ü. Orman Fakültesi, Orman Mühendisliği Bölümü, Orman Ürünleri Kimyası ve Teknolojisi Anabilim Dalı'nda görevini sürdürürken 28 Mart 1989 tarihinde vefât etti. )
- AKKOYUN, SAFFET (SELİMİYE, 1949) :
( Sanayici. Üniversite öğrenimini Makine Mühendisi olarak tamamladı. Kendi şirketini kurup iş hayatına atıldı. Sosyal çalışmaların dışında kalmadı. Uzun süre İstinye Spor kulübünden Başkanlık yaptı. Sarıyer Spor Kulübü üyesi olduktan sonra Yönetim kuruluna seçildi. Bir dönem (2011 - 2012) yöneticilik yaptıktan sonra dört dönem (2012 - 2020) kulüp başkanı olarak görev yaptı. Başkanlığı döneminde TFF'nu genel kurullarında delege olarak yer aldı. )
- AKLEDİLEBİLİRLİK ile/ve/<> EBEDİLİK
- AKLI BAŞINDALIK ile/ve/<> YALNIZLIK
- AKLI BOŞ ile/değil/yerine AKLI BAŞINDA
( [(")anllatıklarından(")] "öykü" dinleriz. İLE/DEĞİL/YERİNE Yaşam(ay)ı öğreniriz. )
- AKL-I SÂLİM ile/ve/> KALB-İ SELÎM ile/ve/> SEKÎNE
- AKLIN AHLÂKI ve/||/<> KALBİN AHLÂKI
( Mantık. VE/||/<> Edep. )
- AKLIN:
DÜZEN VERİCİLİĞİ ile/ve/||/<> İŞLEM GÖRÜCÜLÜĞÜ
- AKLIN" KULLANDIĞI KAVRAMLAR DİL ve/||/<> KAVRAMLARIN/DİLİN KULLANDIĞI "AKIL"/ZİHİN/KİŞİ
- AKLIN NİTELİKLERİ:
HİKMET ve KUDRET ve SEVGİ/ŞEFKÂT ve ADÂLET
( Bunları içermeyen hiçbir söz, davranış/tutum, akılsal değildir/olamaz. )
- UĞRAŞMAK:
AKLINDAKİLERLE ile/ve/||/<> GÖNLÜNDEKİLERLE
( Gündüzleri. İLE/VE/||/<> Geceleri. )
- AKLINI BEĞENDİĞİMİZ BİRİNİN ...
ve/||/<>
AKLINI KULLANMAYAN BİRİNİN ...
( Görüntüsünü nerak etmeyelim. VE/||/<> "Görüntüsünden" etkilenmeyelim. )
- AKMAN, METİN (İSTİNYE, 1947) :
( İstinyeli, İnşaat Mühendisi. Recaizade İlkokulundan sonra Maçka Erkek Sanat Okulunda Elektronik bölümünde okudu. İstanbul Devlet Mühendislik Mimarlık Akademisinden (DMMA) İnşaat Mühendisi olarak mezun oldu. Askerlik görevini Samsun'da 6. Bölge Komutanlığında yaptı. Hayata serbest mühendis ve mimar olarak atıldı. Çeşitli yerlerde inşaatlar yaptı. Gençlik yıllarında voleybol oynadı, İTÜ, Eczacıbaşı, Bursaspor ve İETT kulüplerinde profesyonel olarak oynadı, milli takım seviyesine kadar yükseldi. Anavatan saflarında siyasete atıldı. 1999 yerel seçimlerinde Sarıyer İlçe Belediye Meclisi üyeliği için aday oldu ve kazandı. Aynı biçimde seçimi kazanarak Sarıyer Belediye Başkanı olan Sedat Özsoy'un Başkan Yardımcısı olarak görev üstlendi. Siyasi hayattan koptuktan sonra özel Yol Yapı firmasında koordinatör ve CEO olarak çalıştı. Ailenin isteği olan İstinye'de bir kız meslek lisesi açılması işine sarıldı. Gerekli olan arsayı aldı ve büyük uğraşlar sonucunda Şükran Ülgezen Kız Meslek Lisesinin açılışını gerçekleştirdi. Sarıyer Spor Kulübü, Sarıyer Yeni Merkez Camii ve Sarıyer Spor Kulübü gibi pek çok sosyal amaçlı dernekte üyelikleri var. )
- AKPINAR, BİNBAŞI HAFIZ NAZMİ (YENİKÖY/SARIYER, 1875 - 1940) :
( Sarıyer Yeniköy'lüdür. Nusrat Mayın Gemisinin Müstahkem Mevki Komutanlığı Mayın Komutanı idi. 1894'te Harbiye'yle girdi. 14.03.1896'da mezun oldu. 19.07.1915'te Binbaşılığa terfi etti ve 20.11.1923'te emekli oldu. Çanakkale Savaşının kaderini değiştiren 18 Mart zaferinin kahramanlarından biridir. Çanakkale Boğazına dayanan onlarca düşman gemisinin saldırısı kırmak ve düşmanın Çanakkale'yi geçmemesi için görevlendirildi. 17 Mart gecesi aldıkları görev icabı Nusrat Mayın Gemisindeki mevcut 26 mayını büyük sessizlik ve ustalıkla Karanlık limanın değişik yerlerine dökülmesini sağladı. Durumdan habersiz olan düşman gemileri sabahın erken saatlerine Karanlık Limana girmeye çalışırken çarptıkları mayınların infilak etmesi üzerine birçoğu yara aldı, bir kısmı sulara gömülerek saf dışı kaldılar ve onlarca ölü vererek çekildiler. Binbaşı Hafız Nazmi Bey, Nusrat Mayın Gemisi Kumandanı Tophaneli İsmail Hakkı Kaptan ile birlikte efsane isimler arasına katıldılar. Binbaşı rütbesi aldıktan kısa bir süre sonra emekli olan Nazmi Bey İstanbul Boğaz'ında sivil kılavuz kaptanlık yaptı,1940'da ise vefât etti. )
- AKRABA ile/değil/ne yazık ki "AKBABA"
- AKRABA[Ar.] değil/yerine/= OĞUŞGİL
- AKRAN[Ar. < KİRN]["AKRANLAR" değil!] değil/yerine/= YAŞIT/ÖĞÜR/BÖĞÜR/BOYDAŞ/TAYDAŞ[halkta]
( Yaşça yakın, yaşıt, boydaş, taydaş. | Öğrenmiş, alışmış. | Alışılmış, yadırganmaz olmuş, menus. | Takım, fırka, zümre. )
- AKROMAT ile/||/<> AKROMATOPSİ
( Renk körlüğüne sahip kişileri tanımlamak için kullanılan terim. İLE/||/<> Kısmen ya da tamamen renkli görme yoksunluğu.[Artan ışık duyarlılığı ve azalan görme keskinliği ile karakterize nadir görülen, ilerleyici olmayan bir görme bozukluğu.] )
- AKROSTİŞ/MUVAŞŞAH/TEŞVİH değil/yerine/= DİKDİZE/İLKLEME
- AKSİYON[Fr./İng. < ACTION] değil/yerine/= EYLEM | HİSSE SENEDİ
( Bir kuvvetin, nesnel bir etkenin, bir düşüncenin ortaya çıkması. | İnsan etkinliğinin ya da iradesinin açığa çıkması. | Hareket, iş. | Sermayenin belirli bir bölümü. | Hisse senedi. [AKSİYONER: Hissedar.] | Bir oyuncunun, sahne üzerindeki hareketi. | Oyunun temasını geliştiren başlıca olay, öykü, gelişim. )
- AKSOP, BEYHAN SERTEL (BURSA, 1970) :
( İlk, Orta ve Lise öğrenimini Bursa'da tamamladı. Eskişehir Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü'nden Lisans eğitimi aldı (1987 - 1991). Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumunda Yurt yönetim Memuru olarak görev yaptı. 1998'de öğretmenliğe geçiş yaptı ve Sarıyer Fahrettin Aslan İ.Ö.Okulunda sınıf öğretmeni olarak göreve başladı. 2002'de branş değişikliği ataması ile Sarıyer İ.Ö. Okulunda Sosyal Bilgiler Öğretmeni olarak atandı. 2004'te Sarıyer Hüseyin Kalkavan Lisesine Tarih Öğretmeni olarak atandı. 2009'da Sarıyer Vehbi Koç Vakfı Lisesi tarih öğretmenliğine atandı. Öğretmenliğinin yanı sıra Eğitim - İş Sendikası Sarıyer Şubesi yöneticiliği, Atatürkçü Düşünce Derneği Sarıyer Şubesi Yönetim Kurulu üyesi olarak görev yapmakta ayrıca Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) ve Sarıyerliler Derneği (SADER) üyesidir. )
- AKSOY, ERDAL (ERZURUM, 1943) :
( İTÜ'den Elektronik Mühendisi olarak mezun oldu. İş hayatına inşaat müteahhitliği yaparak başladı. Bilahare Armatör ve daha sonra da petrol işine girerek iş alanını genişletti. Şirketlerini Aksoy Holding bünyesine topladı. Mesleki teşekküllerin yönetim kurullarında bulundu. Sarıyer Spor Kulübü'nde 3 dönem yönetim kurulu üyeliği ve 10 dönem de başkanlık olmak üzere 13 dönem görev yaptı. Sarıyer Spor Kulübü'nde 10 dönem ile en çok başkanlık yapan kişi olarak tarihe geçti. ANAP Sarıyer İlçe Başkanlığı ve İstanbul İl Başkanlığını yaptı. Sarıyer Spor Kulübü'nün Divan Kurulu üyesidir. )
- AKSOY, NEJAT (GİRESUN, 1946) :
( İnşaat Müteahhitliği yapmakta olup Sarıyer Spor Kulübü'nde 1 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. )
- AKSOY, PROF. DR. HÜSEYİN (USKUMRUKÖY/SARIYER, 1933) :
( İ.Ü. Orman Fakültesi Öğretim Üyesi. İlkokul öğrenimini Midye (Kırklareli) yaptıktan sonra Orta ve Lise öğrenimini Edirne'de tamamlayarak 1953 yılında mezun oldu. Aynı yıl İ.Ü. Orman Fakültesine girdi ve 1959'da Orman Yüksek Mühendisi olarak mezun oldu. Bir süre mesleği ile ilgili Almanya'a araştırma ve inceleme yaptıktan sonra Bolu Orman Bölge Müdürlüğü, Bolu Orman İşletmesine Bölge Şefi Refiki olarak atandı. 1961 yılında doktora çalışması için Almanya'ya gitti. 1965 de "Münih Ludwig - Maximilian Üniversitesi "Staatswirtschaftliche Fakultat" in Ormancılık Bölümü, Orman Tohumları ve Fidanları İslahi Enstitüsünde "Untersuchungen zur Bewertung von Jungpflanzen verschicdener Nadelbaumarten" adlı doktora tezini iyi derece ile tamamlayarak "Dr. Occ.publ." ünvanını aldı. Ülkeye döndükten sonra 1966 da İ.Ü. Orman Fakültesi Silvikültür Küsüsünde Dr. Asistan olarak göreve başladı. 1973'te "Karabük - Büyükdüz Araştırma Ormanındaki Oman Toplumları ve bunların silvikültürel özellikleri üzerine araştırmalar" adlı doçentlik tezini tamamlayarak "Üniversite Doçenti" oldu. 1982 yılında is Profesörlüğe yükseltildi. 1986 - 2000 yılları arasında Uluslararası Ormancılık Araştırma Kurumları Birliğinin (IUFRO) Silvikültür Bölümü, Sedirin Silvikültürü Çalışma Grubu Başkanlığı görevini yürüttü. Birçok idari görevde bulundu. Yayınlarından bir kısmı: Untersuchungen zur Bewertung von Jungplanzen verschidener Nadelbaumarter, 1965", "Einflüsse von Erbgut und Umwelt auf die Entwicklung der Koniferen - Jungflanzer, 1966", "Karabük - Büyükdüz Araştırma Ormanındaki Orman toplumları ve bunların silvikültürel özellikleri üzerine araştırmalar, 1978", "Almanca - Türkçe Silvikültür Terimleri, 1980", "Türkiye Ormanları (Walder der Türkei). Batı Karadeniz Ormancılık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü, 1998" ve pek çok bilimsel makalesi var. )
- AKSU, OKTAY (ORDU, 1966) :
( İşadamı ve siyasetçi. Hatay Dörtyol Ticaret Meslek Lisesi ve İ.Ü. Veteriner Hekimliği Fakültesinden mezun oldu. CHP'de siyasete atıldı. 2009'da CHP Kâğıthane Belediye Meclis Üyesi, 2014'te Sarıyer Belediyesi Meclis Üyesi ve İstanbul Büyük Şehir Belediyesi Meclis Üyesi, Sarıyer Belediyesi CHP Grubu sözcüsü, 2018'de CHP İl Başkanı Yardımcısı, 2018 genel seçimlerinde İstanbul Milletvekili adayı oldu. 2019 Yerel seçimlerde CHP'den Kartal Belediyesi ve İstanbul Büyük Şehir Belediyesi Meclis üyesi olarak seçildi. Kartal Belediye Başkan Yardımcısı olarak görev yapmaktadır. )
- AKSUNGUR, RAHMİ (İZMİR, 1955) :
( İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Heykel Bölümünde eğitim gördü. 1979'da diploma projesiyle "Üstün Başarı Ödülü" ne layık görülerek mezun oldu. Aynı okulda asistan oldu. 1983'te doktorasını verdi. 2001'de "Cumhuriyet Tarihi Düzenlemesi Sanat Eserleri Yarışması"nda birincilik ödülü alarak Ankara'daki Devlet Mezarlığı projesini uyguladı. Bu heykel projesi aynı alanda Türkiye'deki ilk büyük kapsamlı heykel düzenlemesi olma özelliğini taşır. Halen Mimar Sinan Üniversitesi rektörüdür (2009 itibariyle). Cumhuriyet Tarihi Yolu Anıtlar Düzenlemesi (Doç. Ayla Aksungur ile birlikte) (Antalya); Akşam Misafiri (Avşa Adası); Yolcu Ashkelon, Mavi (Ankara Devlet Mezarlığı); Barış (Telaviv/İsrail), Omurga (Ankara Cumhurbaşkanlığı Köşkü) önemli heykellerindendir. 1979 Mayıs Sergisi Birincilik Ödülü, 1992 Maçka Demokrasi Parkı Ödülü, 2001 Sedat Simavi Görsel Sanatlar Okulu, 2001 Cumhuriyet Tarihi Düzenlemesi Sanat Eserleri Yarışması birincilik ödüllerini aldı. )
- AKTA[Ar.] ile AKTÂ'[Ar.]
( Eli kesik. İLE Kesmeler, kırılmalar. | İlgiyi kesmeler. | Beylik arâziler. )
- AKTAR[Ar. < ATTÂR] değil/yerine/= BAHARATÇI
( Baharat ya da güzel kokular satan kişi ya da dükkân. | İğne, iplik, baharat, zarf, kâğıt vb. satılan dükkân. )
- AKTARICI ile AKTARICI ile AKTARICI ile AKTARICI
( Dam kiremitlerini aktarıp kırıkları yenileyen kişi. İLE Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyuran ve yayan kişi. İLE Görüntüyü bir bölgeden başka bir bölgeye ileten araç. İLE Bisiklette, zincirin çark geçişlerini sağlamaya yarayan parça. )
- AKTARIM ile/ve/değil/> ÜRETİM
- AKTAŞ, ÇETİN :
( CHP de siyaset yaptı ve 1994/1999 döneminde yerel seçimlere CHP listesinden katıldı ve Belediye Meclisine üye seçilerek görev yaptı. )
- AKTAŞ, OSMAN (GİRESUN, 1928) :
( Uzun yıllardan beri Bahçeköy'de ikamet etmektedir. Bahçeköy Orman İşletme Müdürlüğünden emeklidir. Bahçeköy Cami Derneği Başkanlığı, 1992 - 1994 ve 1994 - 1999 dönemlerinde DYP den Bahçeköy Belediye Meclis Üyeliği ve iki dönem Kemer Mahallesi muhtarlığı yaptı. )
- AKTEPE, AHMET (BAHÇEKÖY, 1948) :
( Orman Fakültesinden emeklidir. 2004 - 2009 döneminde Bahçeköy Belediye Meclisinde AKP üyesi olarak bulundu. )
- AKTÖR/LER ile/ve/değil/yerine/<>/>< FAKTÖR/LER
( [değerlendirmede/yorumlamada/konuşmada] Kişi/ler. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<>/>< Konu/kavram/olay/olgular. )
- DOPPLER TESÎR-İ SAVTİYESİ[Osm.] / ACOUSTICAL DOPPLER EFFECT[İng.] / EFFET DOPPLER ACOUSTIQUE[Fr.] / AKUSTISCHER DOPPLER EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= AKUSTİK DOPPLER ETKİSİ
- ACOUSTIC OHM[İng.] / OHM ACOUSTIQUE[Fr.] / AKUSTISCHES OHM[Alm.] ile/değil/yerine/= AKUSTİK OHM
- AKUSTİKÇİLER ile MATEMATİKÇİLER
( Gizi savunanlar. İLE Açıklığı savunanlar. )
- AKYAMAÇ, MÜGE (İST.) :
( Tiyatroya 1982'de Tuncay Özinel - Halit Akçatepe Tiyatrosunda başladı. 1984' de Çevre Tiyatrosu'nda bir sezon oynadı. 1985'te Nisa Serezli, Tolga Aşkıner Tiyatrosu'na katıldı ve altı yıl boyunca burada Töre, Ah Şu Gençler gibi oyunlarda rol aldı. Aynı tarihlerde sinema ve televizyon filmlerinde rol almaya başladı. Önce Canan, Ayaşlı ve Kiracıları, Bizim Mahalle, Kurtlar Sofrası gibi diziler ve Çark, Milyarder, Gurbetçi Şaban, Doruk gibi on beşe yakın sinema filminde rol aldı. 1981'deki Bay Alkolü Takdimimdir dizi filmi ile kendisini kanıtladı. 1992'de İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları kadrosuna katıldı. Bu kurumda; Kadınlar Savaşı Yitirdi, Gazeteciden Dost, Halay, Hasır Şapka, Önce İnsan, Bir Adam Yaratmak ve son olarak İhtiras Tramvayı'nda oynadı. Aynı kurumda 2004 - 2005 sezonunda sahne direktörlüğü yaptı. İhtiras Tramvayı'ndaki Blanche DuBois rolü ile 2005 - 2006 sezonu Sadri Alışık En İyi Kadın Oyuncu Ödülü'nü aldı. )
- AKYAMAÇ, NECDET (1922 - 1974) :
( Sarıyer esnaflarındandı. Sarıyer Spor Kulübü'nde 5 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. )
- AKYÜZ, ÖMER (SARIYER, 1952) :
( Sarıyerlidir. Sarıyer Pertevniyal İlkokulu ve sonrasında Maçka Sanat Okulundan mezun oldu. Üç dönem (1994 - 2014) Sarıyer Merkez Mahallesi muhtarı olarak görev yaptı. )
- AKYÜZ, SALİM (1900 - 1961) :
( Sarıyer'in ilk efsane futbolcularından. Altınordu gibi büyük bir lig takımında oynamış Sarıyerli ilk futbolcudur. )
- ALÂ[Ar.] ile ALÂ, ALE[Ar.] ile A'LÂ ile ÂLÂ[Ar. < EYL] ile ÂLÂ[Fars.]
( Rütbece yükseklik, büyüklük, şeref, şan. İLE Üst, üzere. İLE [daha/çok/pek] Yüksek. İLE İhsanlar. İLE Kirleten. )
- ALA ile ALÂ ile ÂLÂ
( Karışık renkli. | Alabalık. | Açık kestane renginde olan, ela göz. | Kekliğin boynundaki siyah halka. İLE Üstün. İLE İhsanlar, bahşişler. | Kirleten. | Pekiyi. )
- ALA ile/||/<> ALA ile/||/<> ALA ile/||/<> ALA
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Beyaz tenli kişi. İLE Kır at. İLE Sayrılıklı görünen kişi. "İnsanın alası içinde, atın alası dışında"[Kişi alası, içtin; yılkı alası, taştın.][Bu atasözü, ihanetini gizlemek için dalkavukluk yapan kişi için kullanılır.] İLE Fergâna'ya yakın bir yayla adı. )
- ALÂKA[Ar.] ile MÜNÂSEBET[Ar.]
- ALÂKADAR değil/yerine/= İLGİLİ/İLİŞKİN
- ALAWILHELM[Fr.] değil/yerine/= ALMAN İMPARATORU WILHELM BİÇİMİNDE BIYIK
- ALAY KÖŞKÜ :
( Emirgan'dan İstinye'ye giderken Tokmakburnu mevkiinde bulunan Alay Köşkü, çok eski bir tarihi eser olmamasına rağmen sahibi Ulusal Kurtuluş Savaşı Komutanlarından Org. Fahrettin Altay olması nedeni ile önem kazandı. Bu köşk bir süre Billur Köşk Gazinosu olarak da kullanıldı. )
- ALAYCI TUTUM/LAR yerine SAYGI GÖSTERMEK
- ALAYCILIK ile/<>/> DIŞLAMAK
- ALAYLI ile ALAYLI ile ALAYLI
( Erlikten yetişmiş, askerî okullarda okumadan başarı gösterip yükselen subay. | Gerekli okul eğitimini görmeden kendini yetiştirmiş olan kişi, [>< OKULLU/MEKTEPLİ] İLE Alay edici, küçümseyici, müstehzî. İLE Gösterişli, görkemli, debdebeli. )
- TUĞGENERAL
ile
TUĞBAY
ile
ALBAY
( Tugay komutanı.
İLE
Tugay komutanlığı yapan albay.
İLE
Alay komutanı. )
- ALBAYRAK, ADNAN (OF, 1957) :
( İşadamı. Eğitimini tamamladıktan sonra kendi şirketlerinde müteahhitlik işkolundu çalışmaya başladı. Üyesi olduğu Sarıyer Spor Kulübünde iki dönem (2002 - 2004) yöneticim kurulu üyesi, bir dönem de (2004/2005) Kulüp Başkanı olarak görev yaptı. Kulübü TFF'nu nezdinde temsil etti federasyon toplantılarına delege olarak katıldı. )
- ALBERT EINSTEIN ve/||/<> CHARLIE CHAPLIN
( Sanatınızda en çok takdir ettiğim şey, evrensellik. Tek bir söz bile kullanmıyorsunuz fakat tüm dünya sizi anlıyor. VE/||/<> Doğru. Sizin ününüz daha da yüce! Tüm dünya size hayranlık duyuyor fakat kimse, dediğiniz hiçbir şeyi anlamıyor. )
( What I admire most about your art is that it is universal. You don't say any word and the whole world understands you. AND/||/<> But your glory is greater. The world admires you while no one understands you. )
- ALBERT EINSTEIN ve/||/<> KARL SCHWARZSCHILD
- ALBERT MICHELSON ile/ve/||/<> EDWARD MORLEY
( Michelson–Morley deneyi, fizik tarihinin en önemli ve ünlü deneylerinden biridir. 1887'de, Case Western Reserve Universitesi'nde yapılan deney, genel olarak eter kuramına karşı en büyük kanıt olarak düşünülür. )
- ALBİNİZM/ALBİNO[Fr. < Lat.] ile AKŞIN/LIK
( Saç, kirpik, kaş ve deride aşırı beyazlık hastalığı. (Soydan geçer.) )
- Alçakgönüllülük için DİNLE!!!
- Alçakgönüllülük için SUS!!!
- ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK(TEVÂZÛ GÖSTERMEK) ile/ve/<>/değil/yerine/hem de SUSMAK
- ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK ile CEHALET
( MODESTY vs. IGNORANCE )
- ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK ile/ve HİKMET
( MODESTY vs./and WISDOM )
- ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK = MODESTY[İng.] = MODESTIE[Fr.] = BESCHIEDENHEIT[Alm.] = MODESTIA[Lat.]
- ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK ile/ve ŞANS
- ALÇAKGÖNÜLLÜ/LÜK ile/ve YÜCEGÖNÜLLÜ/LÜK
( MODESTY vs./and ... )
( MODESTIA cum/et GENEROSITAS )
- ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK/TEVÂZÛ [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]
- ALÇAK/ALÇAQ ile/||/<> AMUL
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Yumuşak huylu, uslu. İLE Herhangi bir şeyin hareketsiz[sâkin] olanı. | Yumuşak huylu. )
- ALDANAN ya da ALDATAN ile/ve/||/<> HEM ALDANAN, HEM ALDATAN
( Hayvan. İLE/VE/||/<> İnsan. )
- ALDANMAK/KANMAK ile HÜSRAN
- ALDAR ile ALDATIR
( Aldatır. )
- ALDATANI:
ALDATMAK ile/değil/yerine "ATLATMAK"
- ALDATMA ile/değil/yerine PAYLAŞIM
- ALDI BENİ ile/ve/||/<>/> YAKTI BENİ
( İki kaşın arası. İLE/VE/||/<>/> Gözlerinin karası. )
- ALDIRMAMAK ile/ve/<> AFFETMEK
- ALDIRMAZ ile/ve/<> KALDIRMAZ
( Köleleştirince. İLE/VE/<> "Köle!" deyince. )
- ALEKO NİKOLADİS YALISI :
( Yeniköy'de vapur iskelesi yanındadır. 19. yy' da yapılmıştır. Yalı bir ara M. Levi tarafından otel olarak kullanıldı. Yalı Rum Parayia Kilisesi vakfına aittir. Halen Aleko'nun yeri ve diğer adıyla Deniz Park Restaurant olarak kullanılmaktadır. )
- ÂLEM ile/ve/<> ÂDEM
( Her ne ki var âlemde,
Örneği var Âdem'de!
Her ne ki var Âdem'de,
Örneği var âlem'de! )
( Bir ağaçtır, bu âlem
Meyvesi olmuş, âdem
Maksûd olan, meyvedir
Sanma ki ağaç ola. )
( Mâdem ki ademliktir âhiri bu âlemin
Âlemde her kelâmın işitme sen âdemin
[Madem ki evrenin sonu yokluktur
Kişilerin sözlerini çok fazla duyma!] )
( Kâh çıkarım gökyüzüne, seyrederim âlemi
Kâh inerim yeryüzüne, seyreder âlem beni )
- ALEMCİ ile "ÂLEMCİ"
( Camilerin kubbelerine, minarelerine alem yapan ya da takan kişi. İLE Eğlenceyi seven, her fırsatta "eğlenen", [eğlendiğini varsayan/zanneden] kişi. )
- ALEMDAR ile/||/<> BAYRAKTAR/SANCAKTAR
( Bayraktar. İLE/||/<> Yeniçerilerin bayrağını taşıyan subay.[Sonradan "Sancaktar" adı verildi] )
- ALEMDAROĞLU, İSMAİL (İST. 1933) :
( Ortaköy'den transfer edildi (1957) Bir sezon Sarıyer'de kaldı ve 4 lig bir özel maç oynadı. )
- ÂLET ile/ve İLİM
( Mantık. İLE/VE ... )
( Âlet işler, el/kişi övünür; tâlih işler, kul övünür.[< At işler, er ögünür.] )
( TOOL/DEVICE/INSTRUMENT vs./and SCIENCE )
- ALEVÎ ile/ve/değil ALEVÎ[< ULVİYET]
( Hz. Ali. İLE/VE/DEĞİL Yüce[ulvî]. )
- ALEXANDER FRIEDMANN ve/||/<> GEORGES LEMAITRE
( Einstein'in denklemlerini, kozmolojik sabit olmadan çizen ve evrenin genişlediğini, kuramsal olarak kanıtlayan ilk kişidir. VE/||/<> Einstein'ın genel görelilik kuramından yararlanarak evrenin genişlediğini söyledi. )
( 16 Haziran 1888 - 16 Eylül 1925 VE/||/<> 17 Temmuz 1894 - 20 Haziran 1966 )
- ALFRED PRUFROCK'UN AŞK TÜRKÜSÜ[T S ELIOT] ŞİİRİNİN ÇEVİRİSİNDE:
CAN YÜCEL ile SUPHİ AYTEMUR ile NURDAN SÜMER
- ALGI BOZUKLUĞU ile/ve GERÇEK İLE HAYALİN AYRILAMAMASI
( İkisi de deliliğin/delirmenin göstergesi olabilir. )
- ALGI YANILSAMALARI'NDA:
MÜLLER-LYLER ve POGGENDORFF ve WUNDT ve ZOLLNER ve BOURDON
- ALGI ile/ve/> DEĞER ile/ve/> YARGI
- ALGILAMAK = İDRAK ETMEK = PERCEIVE[İng.] = PERCEVOIR[Fr.] = ERKENNEN/WAHRNEHMEN[Alm.] = PERCIPIO[Lat.]
- ALGILANAN ile/ve/||/<> ALGILAYAN
( Edilgin. İLE/VE/||/<> Etkin. )
- ALGÜL, ÜMİT (ÇORLU, 1974) :
( Çorluspor'dan transfer edildi (1998) 75 lig, 4 kupa 2 turnuva olmak üzere 81 resmi ve 31 özel maçla birlikte 112 maçta Sarıyer formasını giydi. Lig maçlarında 15, kupa maçlarında 4 ve özel maçlarda 8 olmak üzere toplam 27 gol kaydetti. )
- ALİ ALKANAT ÇOK PROGRAMLI LİSESİ :
( Uskumruköy'ün batı tarafındaki tepe üzerine hayırseverlerden Ali Alkanat tarafından yaptırıldı. Okula yaptıranın adı verildi. Okulda çok programlı eğitim hizmeti verilmektedir. )
- ALİ BABA RESTAURANT :
( Kireçburnu'ndaki ilk restaurant olup ve deniz sahilinde yer almaktadır. Boğaziçi'nin çok ünlü restaurantlarından biridir. )
- ALİ BABA SUYU :
( Büyükdere'nin üst kısımlarından çıkan ve sertlik dereci 2 olan çok mükemmel bir memba suyudur. )
- ALİ BEY ÇEŞMESİ :
( Büyükdere'de Çayırbaşı Caddesi üzerinde ve vapur İskelesi ile Fuat Paşa Oteli karşısındadır (H. 1011, M. 1602). Caddenin genişletilmesi sırasında 1943 yılında biraz geriye alınırken, her nedense eski biçimi tamamen bozularak, yeniden yapılmıştır. Kitabesi arka tarafta yeniden yapılan bir çeşmenin üzerine nakledilerek bunun eski mimari ve tarihi değeri mahvolmuştur. Çeşme onarımlar ve yerinden daha geriye alınmasından sonra hakiki hüviyetini kaybetti. Mermer kitabede "BSİ Ali Baba Suyu" yazısı vardır. Çeşme sonraki yıllarda birkaç kez daha onarım gördü. 2002 yılı başlarında çeşme yeniden onarılmıştır. Çeşmeyi Ali Bey isimli bir şahıs yaptırdığından bu ismi almış olup, "İstanbul Çeşmeleri " kitabında kaydedildiğe göre eski çeşmenin iki kıtalık kitabesinin tarih beyti şöyledir: Didi icüp Sebati de tarih/ Ayn - i ab nümune - i kevser" (1011). Çeşmenin kendi kaynak suyu vardır. )
- ALİ BEY ve/||/<>/> HASAN ALİ YÜCEL
( Ertuğrul Fırkateyni'nin kaptanı. VE/||/<>/> Torunu.[Milli Eğitim Bakanı, Köy Enstitüleri'ni kuran, çok sayıda önemli kitabın çevirisini yaptıran ve Türk ansiklopedisini oluşturtan kişi] )
( )
- ALİ İHSAN PAŞA YALISI :
( Rumelihisarı'nda Baltalimanı Caddesi üzerinde bulunan bu yalı 18. yy.' ın ikinci yarısında yapılmış, 19. yy.' da onarım görmüş ve tarihi özelliğini büyük oranda kaybetmiştir. )
- ALİ KETHÜDA CAMİİ :
( Sarıyer Merkez Mahallesindeki Ali Kethüda Camii 17. yy.' da Sultan II. Mustafa (1695 - 1703) döneminde Sadrazam Kethüdası Ali Efendi tarafından yaptırıldı. Cami; 18. yy. Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa'nın Kethüdası Maktul Mehmet Ağa tarafından (1720/1721) onarılmış, onarım sırasında bir de minare ilave edilmiştir. Caminin kıble tarafı denizle beraberdi ve camiin altı kayıkhane idi. Zamanla denizin doldurulması sonucu camiin ön kısmı bahçe haline geldi. Camı pek çok onarım gördü. 1969'da yapılan büyük onarım sırasında kayıkhane olan alt kat yeniden tanzim edilerek ibadet edilebilecek yeni bir kat daha kazanıldı. Sarıyer Ali Kethüda Camii İstanbul'un en ışıklı camilerinden biridir. 44 penceresi bulunmaktadır. Ayrıca ana cadde tarafından sağır iki penceresi bulunmaktadır. Batı tarafındaki pencereler kapatılarak, dış kısımdan camiye, hanımlar için ibadet edilecek bir bölme yapılmıştır. )
- ALİ PERTEK CAMİİ :
( Rumelihisarı Rakım Efendi Çeşmesinin üst tarafındadır. Tarihi eserlerden biri olup 1640'da yapılmış, 1763'te onarım görmüştür. Bu camiye "Bey Camii" veya "Hamam Camii" de denilmektedir. )
- ALİ PERTEK SOKAK :
( Rumelihisar Mahallesi sokaklarından biridir. R. Hisar'daki Ali Pertek Camiini yaptıran kişi unutulmamış ve bir sokağa da "Ali Pertek Cami Sokak" ismi verilmiştir. )
- ALİ RIZA PAŞA YALISI :
( Yeniköy'de Daire Sokaktadır. 1876'da Fransız vatandaşı bir Musevi tarafından inşâ edilmiştir. 1908 yılında Ali Rıza Paşa tarafından satın alındı. Vapur iskelesinin yanındadır. 1914/15 ve 1936 yıllarında Ali Rıza Paşa ve 1939, 1962 yıllarında kızı İclal hanım tarafından büyük onarım yaptırılmıştır. 1923'te Belediye Binası olarak kullanıldı. )
- ALİ ŞEN SERACILAR PARKI :
( Gümüşdere Mahallesindedir. 315,00 m²'lik bir alan üzerindedir, 25,58 m²'lik yeşil alanı ve 90,00 m²'lik çocuk oyun alanı vardır. )
- ALİ ŞİR NEVÂÎ
( İlk hamse ve tezkireyi yazmıştır. )
- ALİ ŞİR NEVÂÎ ve BİHZAD[Fars. BİH: İyi. + ZAD: Doğma/doğmuş.]
- ALİ UFKÎ/UFÎKÎ ile/ve/> DİMİTRİ KANTEMİR
- ÂLÎ[Ar. < ULÜVV] ile ÂLÎ[Ar.] ile ALÎ[Ar. < ÂLET]
( Yüce, ulu. Kemâlâtı kendinde toplayan. | Kişi adı. İLE/< Ebû Tâlib'in oğlu ve Hz. Muhammed'in damadı, dördüncü halife. İLE/< Âlete ait, âletle ilgili. | Yemin edici/eden. )
- ALİ YILMAZ BALIKÇILAR PARKI :
( :Büyükdere Mahallesinde bulunmaktadır. Sahildeki eski parktır. Tamamen yeniden düzenlendi ve Ali Yılmaz ismi ile açıldı. 1.173,52 m²'lik bir alan üzerindedir. 167,00 m²'lik yeşil alanı, 101,40 m²'lik çocuk oyun alanı, 27,13 m²'lik bir tesisi bulunmaktadır. )
- ÂLİCENAP[Ar.] ile ELİ AÇIK | ONURLU
- ALICI ile ALACAKLI
- ALICI ile/ve ANLAYICI
( Almaya/anlamaya hazır olan. | Satın almak isteyen kişi, müşteri. | Kendine bir şey gönderilen kişi. | Almaç. | Kayıt aracı. | Azrail. İLE/VE Katılmaya hazır olan. )
- ALIK/SERSEM/EBLEH ile KORKAK ile ALÇAK
( "Hiçbir şeyin değişmeyeceğini" "düşünüyorsak..." İLE "Düşünmek istemiyorsak..." İLE "Hiçbir şeyin değişmemesinin, kendi çıkarımıza olacağını düşünüyorsak..." )
- ALIKLIK/BELÂHET değil/yerine/>< FARKINDALIK
- ALÎM[Ar.] ile ÂLİM[Ar.]
( Önceden bilmeme olasılığı olmayan. İLE Sonradan bilen. )
( Âlim denilebilir ama ALÎM denmez. Allah'ın adıdır.[El-Alîm] "Abdul Alîm" olabilir ama sadece "Alîm" olmaz/denmez. )
- ÂLİM ve/> ÂMİL
( Bilen. VE/> Hem bilip, hem eyleyen/uygulayan/kullanan/işleyen. )
- ÂLİM ile/ve/||/<>/> ÂRİF
( Bilgi(sonuç). İLE/VE/||/<>/> Bilme(süreç). )
( Cins. İLE/VE/||/<>/> Fasıl. )
( Koşul. | Durum, hal, vaziyet. | Yemin. İLE/VE/||/<>/> Yarı, yarım. | Bölüm, kısım, parça. | Mısra. )
( Tekil.(Taksim edilir.) İLE/VE/||/<>/> Çoğul.(Tasnif edilir.) )
( İlim; Evvel ile Ahir, Batın ile Zahir'i bilip, tüm bildiklerini en iyi/üst derecede bağlantırabilme/birleştirebilme uğraşıdır. İLE/VE/||/<>/> İrfan; ilmin niteliklerinin üzerine ek olarak, hikmetine sahip olup, zaman ve zeminine/mekânına göre değerlendirme yapabilme durumudur. )
( İlim: - Kendini bilmek ve - Gayrıyı bilmek İrfan: - İlm'ul-ilim ve - İlm'un Nefs )
( İlim: - İlm-i Hudurî ve - İlm-i Husulî )
( İlim: - Tasavvur(Kavram) ve - Tasdik(Yargı) İlim: - Bilmek ve - Bilgi )
( İlimde marifet zât'ı bilmektir. Eşyanın(nesnenin) akılda hasıl olan(meydana gelen) suretine ilim denir. Hariçten kattı nazarla malûma ilim denir. )
( İhvân-ı Safâ, "Fasl fî ecnâsi'l-ulûm" başlığı altında ilimleri, -Riyâzî, -Dinî ve -Felsefî olmak üzere üç ana grupta toplamıştır. )
( Çeşm-i insaf gibi kâmile mîzân olmaz Kişi noksanını bilmek gibi irfân olmaz. )
( Âlim; Evvel ile Ahir, Batın ile Zahir'i bilen, tüm bildiklerini en iyi/üst derecede bağlantırabilme/birleştirebilme seviyesine ulaşmış kişi. İLE Ârif; aliminin niteliklerinin üzerine ek olarak, hikmetine sahip olup, zaman ve zeminine/mekânına göre değerlendirme yapabilen kişidir. )
( Sindiren. İLE/VE/||/<>/> Geviş getiren. )
( Birikime hizmet eden. İLE/VE/||/<>/> Yaşayışa hizmet eden. )
- ÂLİM ile/ve ÂRİF
( Âlim; Evvel ile Ahir, Batın ile Zahir'i bilen, tüm bildiklerini en iyi/üst derecede bağlantırabilme/birleştirebilme seviyesine ulaşmış kişi. İLE/VE Ârif; alimin niteliklerinin üzerine ek olarak, hikmetine sahip olup, zaman ve zeminine/mekânına göre değerlendirme yapabilen kişidir. )
( Fikir üretir. İLE/VE Akıl üretir. )
( Faal akıldaki bilgi ile ittisâl eder. İLE/VE Işk ile ittisâl eder. )
( Faal akıldaki bilgiyle belirli bir tecrîd-tehzîb süresince ve hads yoluyla ittisâl eder. İLE/VE Belirli bir riyâzet-tezkiye süresince, ilâhî ışığa doğrudan değer. )
( Doğru hisse sahip olandır. İLE/VE Doğru sonuca sahip olandır. )
( Sorunları/engelleri çözer/çözebilmelidir. İLE/VE Kişileri çözer. )
( İlmini ölümlüden tahsil eden. İLE/VE İlmini ölümsüzden alan. )
( Eşyanın (kesret) hakikatini inceler. İLE/VE Tek'in (letâfet) hakikatini inceler. )
( ... İLE/VE İlâhî inâyetin tecellî sürecini mistik riyâzetle deneyimleyen. )
( Ârifler, ilimsiz, gözsüz, habersiz, müşahedesiz, sıfatsız ve perdesiz görürler. )
( Ârifler meclisine git de, istersen uyu. )
( Âlim, bir konuyu ilm-el yakîn; Ârif, ayn-el yakîn olarak bilir. )
( Âlim fikir/hüküm icâd eder; Ârif, akıl icâd eder. )
( Ölümlüden ilmi alan. İLE/VE Allah'tan ilim sahibi olan. )
( Meselerle, konuşmakla, hükümleri icrâ etmekle adâleti teskin eden zât. İLE Gördüğü şey üzerine insana hali vermekle sekinete ulaştıran zât. )
( Yarım âlim, dinden; yarım doktor, candan eder. )
( Âlimlerin en faziletli ilmi sükûttur. )
( Asıl güneş, âşıkların, âriflerin kalplerinden, gözlerinden doğan güneştir. )
( Bilirler. İLE/VE Yaşadıklarını da bilirler. )
( Vazgeçer. İLE/VE Sığdırır. )
( Malumu bilirler. İLE/VE Mazeretleri bilirler. )
( Baba. İLE/VE Anne. )
- ÂLİM ile/ve ÂRİF ile/ve KÂMİL
( Bildiğini bilen, nesnesini bilen. İLE/VE Bilmediğini bilen, kendini bilen. İLE/VE Eksiğini bilen. )
( Âlimin ölümü, âlemin ölümü gibidir. )
( Âlimin yanında dilini, ârifin yanında kalbini tut! )
( Ârif'e, târif gerekmez! )
( Dünyanın anasını Kâmil ağlatır, Kâmil'in anasını da cahil. )
- ÂLİM ile/>< CÂHİL
( Allah'ın rızasına/râzı olduğu doğru hisse sahip olan. İLE/>< Allahîn rızasından/râzı olduğu doğru histen mahrum olan. )
( Âlim ile konuşursan alırsın mertebe, cahil ile konuşursan dönersin merkebe. )
( Öğrenmeyi sever. İLE/>< "Ders vermeyi" seçer. )
( Bin bilir, bir söyler. İLE/>< Bir bilir, bin söyler. )
( Bazı şeyleri (")bilir("). İLE/>< "Herşeyi bilir." )
- ÂLİM ile/ve CÖMERT
( Âlim ile cömerdin ayıbına bakılmaz! )
- ÂLİM <> İL(İ)M <> MALÛM
- ÂLİM[Ar.] ile/ve/||/<>/< KÂDİR[Ar.]
- ÂLİM ile KUDEMÂ
( ... İLE Eski âlimler. )
- ÂLİM ile/ve/değil NÂKİL
- ÂLİM/ÂRİF ile/ve/değil/yerine/<> İMAN EDEN
( [not] SCHOLAR/GNOSTIC vs./and/but/<> BELIEVER
BELIEVER instead of SCHOLAR/GNOSTIC )
- ÂLİMİN ÖLÜMÜ ile/ve/=/||/<> ÂLEMİN ÖLÜMÜ
- ÂLİM'KEN ÂRİF OLMAK ile ÂRİF'KEN ZARİF OLMAK
- ÂLİMLER/ÂRİFLER/ZARİFLER/ÂŞIKLAR ile/>< CAHİLLER
( Birbirini bilirler/tanırlar. İLE/>< Birbirini bilmezler ve tanımazlar. )
- ALIMLI ile ÇEKİCİ
- ÂLİM/MÜTEBAHHİR ile ALLÂME
( Bir bilim dalında uzman. İLE Birçok bilim dalında derin bilgi sahibi olan. )
( ... İLE Hem aklî, hem naklî ilimleri bilen. )
( OMNISCIENT: Çok geniş bilgi sahibi. | Allah. [rahman ve rahim olan] )
( DOCTOR cum DOCTORA UNIVERSALIS )
- ALIN, İSKENDER (BEYKOZ, 1984) :
( Bakspor'dan forvet elemanı olarak transfer edildi ve bir sezon (2018/2019) Sarıyer'de tescilli kaldı takımının 17 lig ve 2 kupa olmak üzere 19 resmi maçında oynadı ve lig maçlarında takımına 4 gol kazandırdı. Sezon sonunda serbest kaldı. Paşabahçe, Yozgatspor, İstanbulspor, Fenerbahçe, Bakırköyspor, Kartal, Başakşehir, Boluspor, Yeni Malayaspor, Gazişehir Gaziantep, Kastamonu, Bakspor ve Sarıyer'de forma giydi. )
- ALINDI ile ANILDI
- ALINGAN/LIK ile HASSAS/LIK
- ALINGAN/LIK ile PARANOYA/K
- ALİPAŞAOĞLU (BENSON), FİKRİ (İST. 1911 - 1977) :
( PTT' den emekli oldu. Sarıyer Spor Kulübü'nün 14 kurucusundan biridir. Sarıyer Spor Kulübü'nde bir dönem başkan olarak görev yaptı. Sarıyer'in komple sporcularından biri idi. Futbol, Bisiklet, Voleybol gibi dallarda yarışmalara katıldı. )
- ALIŞKANLIK (İLE) ile/değil KENDİLİĞİNDENLİK (İLE)
- ALIŞKIN ile/değil/yerine ALIŞKANLIĞI OLAN
- ALIŞMAK ile/ve/değil KOŞULLANMAK
- ALIŞMIŞ, KUDURMUŞTAN BETERDİR ile/ve/||/<> ALIŞMAMIŞ GÖTTE DON DURMAZ
- ALİYE RONA PARKI :
( Cumhuriyet Mahallesindedir. 499,05 m²'lik bir alan üzerindedir. 199,04 m²'lik yeşil alanı ve 97,56 m²'lik çocuk oyun alanı bulunmaktadır. )
- ALKAN, FERİDUN. C. (RİZE, 1964) :
( Blau Weiss (Almanya)' dan transfer edildi ve 7 sezon Sarıyer'de kaldı. 165'i lig, 17'i Kupa, 2'i turnuva olarak 185 resmi ve 73' ü özel olmak üzere 257 maçta Sarıyer forması giydi. Lig maçlarında 9, Kupa maçlarında 1 ve özel maçlarda 16 olmak üzere takımı hesabına 27 gol kaydetti. 1 kez Genç Milli oldu. )
- ALKOLİZM ile/||/<> ALKOLİK
( Alkol bağımlılığı İLE/||/<> Alkol bağımlısı. )
- ..., "SAHİBİNE" BAĞIŞLASIN değil ..., SEVDİĞİNE BAĞIŞLASIN
- ALLAH'A SECDE/HİZMET (ETMEK) ile/ve/<> ÂDEM'E SECDE/HİZMET (ETMEK)
( Namazı/nı edâ etmek. İLE/VE/<> İnsanla buluşmak/birleşmek/anlaşmak. )
- ALLAIS AÇMAZI ile/ve/||/<> İKİ ZARF AÇMAZI ile/ve/||/<> ST. PETERSBURG AÇMAZI
- ALLÂME ile FERİŞTAH
- ALMAN BÜYÜKELÇİLİĞİ YAZLIĞI :
( Tarabya Yeniköy Caddesi üzerinde ve koyun Güneybatı tarafındadır. Elçilik yazlık binalarının bulunduğu alanda eskiden Sultan II. Selim'in (1566 - 1574) emri ile Sadrazam Sokulu Mehmet Paşa tarafından bir kasır yapılmış ve "Servi Çimenzari" ismi verilmiştir. Sultan II. Abdülmecid (1839 - 1861) bu kasırda kalmasına rağmen kasır yıktırılmıştır. Sultan II. Abdülhamid)1876 - 1909) yıktırılan kasrın yerini Almanlara verince Almanlar bu alan üzerine Elçiliklerinin yazlık binalarını yapmışlardır. )
- ALMAN BÜYÜKELÇİLİK YAZLIĞI :
( Tarabya plajı karşısındadır. 185 dönümlük bir koru içindedir. Zengin florası ile örnek bir koruluğa sahiptir. Üç bloktan oluşan yazlık binalar şale tipi ahşap bağdadi üslubunda 1887 yılında inşâ edildi. Bu koruluk içinde daha önceleri II, Mahmut'un kasrı bulunuyordu. Abdülmecit tarafından kasır yıktırıldı. Arazi daha sonraları II. Abdülhamit tarafından Alman İmparatorluğuna hediye edildi. Müştemilat binalarının yanında bir de küçük şapel ve mezarlık bulunmaktadır. Mezarlıkta Çanakkale ve II. Dünya savaşında ölen Alman askerleri için şehitlik var. Alman Mareşal Moltke'nin mezarı da buradadır. )
- ALMAN ŞEHİTLİĞİ :
( Almanya Büyükelçiliği Yazlık binalarının bahçesinde I. Dünya Savaşı ile II. Dünya Savaşında ölen Alman Subay ve askerleri için şehitlik yapılmıştır. Şehitlikte 265 Alman askeri gömülü bulunmaktadır. Alman Mareşal Goltz Paşa'da bu şehitlikte gömülüdür. )
- ALMAYA GELİNCE ile/değil/yerine VERMEYE GELİNCE
( Ortada. İLE/DEĞİL/YERİNE Ortalıkta yok. )
- ALNINI "KARIŞTIRMAK" ile/ve/||/<> ALNINI KARIŞLAMAK
- ALONZO CHURCH ve/||/<> ALLEN TURING
- ALP, AYCAN :
( Sarıyerli. Siyasete CHP de başladı ve 1994 - 1999 yerel seçimlerinde CHP listesinden hem İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve hem de Sarıyer Belediye Meclisine üye olarak seçildi. )
- ALP, CENGİZ DR. (ARGUVAN, 1957) :
( İlk ve Ortaokulu Ankara'da okudu. Atatürk Lisesi Parasız Devlet Okulundan mezun oldu. 1980'da Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun oldu. Malatya Arguvan Ermişlik Sağlık Ocağı tabibi olarak görev yaptı (1980 - 1981). İstanbul, Okmeydanı SSK Hastanesinde genel cerrahi ihtisası yaptı (1981 - 1985). Sarıyer'de 1983 yılından bu yana Özel Sarıyer Kliniği adı altında faaliyet gösteren kliniğin sahibi ve işletmecisidir. Ayrıca Özel Okmeydanı Hastanesinin sahibi ve işletmecisi olup; yiyecek, içecek ve sağlık sektöründe faaliyet gösteren çeşitli firmaların sahibidir. 1985 - 1999 yıllarında siyasetle ilgilendi ve SHP ve CHP İlçe Başkanlığı görevlerinde bulundu. 1991'de CHP den Milletvekili adayı oldu. 29 Mart 2009 yerel seçimlerinde DSP den Sarıyer Belediye Başkanı Adayı oldu. )
- ALP, KAYA (İST. 1936) :
( Yeşildirek'ten transfer edildi (1959) Bir sezon tescilli kaldı ve Sarıyer'in 9 lig maçında forma giydi. )
- ALP ile/||/<>/> ALPÂGUT
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Yiğit, kahraman, bahadır. İLE/||/<>/> Tek başına düşmana saldıran, hiçbir biçimde yakalanmayan yiğit. )
- ALPASLAN İLKÖĞRETİM OKULU :
( Tarabya 51. İlkokul adıyla 1947/1948 ders yılında açılan okul 1961 ve 1981'de yeni ilavelerle büyütüldü. Okulun ismi de Alpaslan İlköğretim Okulu olarak değiştirildi. )
- ALPTEKİN, CEMAL ÜNAL PROF. DR. (MİLAS/SELİMİYE, 1950) :
( Büyükdere'de ikamet etmektedir. Milas Selimiye İlkokulu, Selçuk Ortaokulu ve Muğla Ticaret Lisesinden mezun oldu (1967). Yüksek öğrenimini İ.Ü. Orman Fakültesinde yaptı.1976 yılında Or. Gen. Müdürlüğü'nde mühendislik görevine başladı, Değişik bölgelerde görev yaptı. Askerlik görevini 1979 yılında tamamlayarak terhis oldu. Akademik hayatına İ. Ü. Orman Fakültesi Silvikültür Anabilim Dalı'nda asistan olarak başladı (1979). "Anadolu Karaçam'ının (Pinus nigra Arn. Ssp. Pallasina Lamb. Halmboe.) Coğrafik Varyasyonları" adlı doktora çalışması ile 1986 "Doktor", 1990 yılında Doçent unvanını aldı, 1998 yılında Profesör oldu. Yurtiçi ve yurtdışında araştırma ve incelemelerini sürdürdü. Panellere, sempozyumlara, kongre ve konferanslara katıldı. Rapor ve tebliğler sundu. Bilimsel rapor ve makaleleri değişik meslek yayınlarında yayımlandı. Silvikültür Anabilimdalı Başkanlığını, Süs Bitkileri Yetiştiriciliği Program Başkanlığını emekli olana kadar devam ettirdi. )
- ALPTÜRER, LÜTFÜ KÖKSAL (İST. 1938) :
( Sarıyerli, doktor. İlkokulu Kemerburgaz, Ortaokulu Sarıyer'de ve Liseyi Kabataş Lisesinde okudu. İ.Ü. Tıp Fakültesinden mezun oldu. Bolu Gerede'de hükümet Tabibi olarak görev yaptı. Haydarpaşa Numune Eğitim Hastanesinde ortopedi ve travmatoloji ihtisası yaptı. Sekiz yıl çeşitli hastanelerde çalıştıktan sonra Kocaeli Devlet Hastanesinde görev aldı ve Ortopedi ve Travmatoloji servisini kuranlardan biri oldu. 2003 yılında emekli oldu, Kocaeli'nde özel hastanelerde görev yapıyor. )
- ALTAŞ, RIFAT :
( Ekmekçi Rıfat olarak tanınır. Sarıyer'de bakkaldı ve Maden'de bir dönem muhtar olarak görev yaptı. )
- ALTAŞ, ZİHNİ (SARIYER, 1932 - 2005) :
( Yüksek Ticaret'ten mezun olduktan sonra İşletme İktisadı Enstitüsünde öğrenimini tamamladı. Sarıyer Spor Kulübü 2 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. Sarıyer Yoksulları Koruma Yurdu'nda Başkanlık yaptı. Sarıyer Spor Kulübü Divan Kurulu üyesiydi. )
- ALTAY, FAHRETTİN (İŞKODRA, 1880 - 1974) :
( Kurtuluş Savaşı komutanı ve kahramanlarındandır. Asker ve politikacı olarak tanınır. Başkomutanlık Meydan Savaşı'nda Yunan Ordusunu kovalayarak İzmir'e giren ilk Türk süvarilerinin komutanıdır. 1880'de Arnavutluk'un İşkodra kentinde doğdu. 1902'de Harp Akademisini bitirdi. Dersim'de sekiz yıl görev yaptı. 1913'te İkinci Balkan Savaşı'nda Edirne'ye kadar ilerleyen Bulgar ordusunu püskürttü. I. Dünya Savaşı sırasında 3. Kolordu Kumandanı idi. Ulusal Kurtuluş Savaşı boyunca 12. Kolordu Komutanı olarak Delibaş İsyanı'nın bastırılmasında, 1. ve 2. İnönü Savaşları'nda ve Sakarya Savaşı'nda görev aldı. 1921'de Tümgeneralliğe terfi etti ve Süvari Grup Komutanı oldu. Kurtuluş Savaşı sonlarına doğru Uşak, Afyon ve Alaşehir çevresindeki çarpışmalarda zor görevleri üstlendi. Kaçan Yunan Ordusu İzmir'e kadar kovaladı ve bu nedenle Korgeneralliğe terfi etti. 1934'te I. Ordu Komutanlığına getirildi. Aynı yıl İran - Afganistan arasındaki sınır anlaşmazlığında hakemlik yaptı. I. Dönem TBMM' de Mersin milletvekiliydi ve aynı zamanda asker olması nedeni ile devamlı cephede idi. II. Dönem TBMM de yine Mersin Milletvekili olarak yer aldı. Askerlik ile Milletvekilliğinin birlikte yürütmesi mümkün olmadığından Atatürk'ün isteği ile meclisten ayrıldı ve orduda kaldı. 1945'te yaş haddinden emekli oldu. Demokrat Parti'nin kuruluş çalışmalarına katıldı. 1946 - 1950 yılları arasında DP. den Burdur Milletvekilliği yaptı. 1950'den sonra siyasi hayattan çekildi ve Emirgan'a yerleşti. "Altay" soyadı kendisi yurtdışında (İran'da bulunduğu) sırada Atatürk tarafından kendisine verildi. Türkiye İstiklal Muhaberatında Süvari Kolordusu Harekatı, İstiklal Harbimizde Süvari Kolordusu, İslam Dini ve On Yıl Savaşı ve Sonrası 1912 - 1922 adlarını taşıyan eserleri vardır. )
- ALTES[İt.] değil/yerine/= PRENS VE PRENSESLERE VERİLEN ONURLAMA SANI
- ALTI NOKTA KÖRLER VAKFI :
( Reşit Paşa Altı Nokta Körler Vakfı mahalle içinde olup görme engellilere hizmet vermektedir. )
- ALTI ile ATLI
( 6 | Bir nesnenin/konumun altı. İLE ... )
- ALTIN ORAN ve/<> FIBONACCI SAYILARI/DİZİSİ
( 1.6180339887 [φ = (1 + √5) / 2 = 1.6180339887498...] ve/<> 0, 1, 1, 2, 3, 5, 8, 13, 21, 34, 55, 89, 144, 233, 377, 610, 987 ... [son iki sayının toplamı alınarak devam edilir] )
( Dizideki ardışık iki sayının oranı, sayılar büyüdükçe Altın Oran'a yaklaşır. )
( MİMARLIK ÜZERİNE ON KİTAP - VITRUVIUS[Marcus Vitruvius Pollio, M.Ö. 80 ile 15] )
( Altin_Oran.mp4 [1] | Altin_Oran2.mp4 [2] )
( )
( Wikipedia'da... http://tr.wikipedia.org/wiki/Altin_oran )
( Okuduğunuz Herşeye İnanmayın: Salyangoz Kabukları ve Fibonacci Sayıları
Kişiler, mucizelere inanmak ister. Yaşamın tamamının mucizelerle dolu olmasını isterler. Her şeyin birbirine kusursuz bir biçimde oturmasını, olaylar, olgular ve sistemlerde hiçbir pürüz olmamasını isterler. Bu, insan türünün beyin yapısı ve çalışma ilkeleri düşünüldüğünde anlaşılırdır. Fakat yine de tanıdığımız en karmaşık yapı olan beynimizin, bu kadar basit hatalara düşebildiği gerçeğini göz önünde bulundurarak, etrafımızı incelerken çok daha dikkatli ve gerçekçi olmamız gerekmektedir. Burada, yardımımıza bilimsel yöntem ve analiz metotları koşmaktadır. Çünkü kişiler, kendilerini kandırmaya açıktır. Duygularına hemencecik yenik düşerler, bu bakımdan zaafları vardır. Söylediğimiz gibi, her şeyin büyüleyici, her şeyin sıradışı, her şeyin olağanüstü, her şeyin masalsı olmasını isteriz. Ancak doğa kusurludur. Bu kusurları görmemezlikten gelerek bilim üretemeyiz. Çünkü kusurlara bakarak, hataları anlayarak, eksiklikleri fark ederek sistemlerin nasıl çalıştığını, nasıl çalışmaları gerektiğini, neden kusursuz olamayacaklarını anlarız. Hatta bu sayede onları geliştiririz, doğadakilerden daha başarılı sistemler üretebiliriz.
HP, Apple, Netscape Communications gibi birçok büyük teknoloji firmasında yazılım mühendisi olarak görev almış olan, aynı zamanda astronomi, biyoloji, matematik gibi alanlarda araştırmalar yürüten, teknoloji ve bilim yazarlığı yapan, bilimin yayılması için konuşmalara katılan Akkana Peck, deniz kabuklarının matematiği ile ilgili bir araştırma yazısı üzerinde çalışırken ilginç bir gerçekle karşılaşmış. Hikayeyi bilirsiniz: doğada kusursuz bir matematik olduğu, ayçiçeklerinden salyangoz kabuklarına, kol uzunluğumuzdan çeşitli kentlerin bulunduğu coğrafi lokasyonlara kadar her şeyin "özel bir matematik" dahilinde olduğu iddia edilir. Hatta kimi zaman üniversitelerin animasyon birimleri ve grafikerleri bile bunu öyle bir göstermektelerdir ki, sanki doğada hakikaten tüm canlıların uyduğu bir matematiksel/geometrik düzen varmış gibi bir algı yaratılır. Kolumuzun toplam uzunluğunun dirseğimizden parmak ucuna kadar olan uzunluğa oranının "altın oran"a uymak zorunda olduğunu sanarız. Deniz kabuklarının ve deniz minarelerinin gerçekten de Fibonacci sayılarına mükemmel biçimde uyduğunu sanar, ayçiçeği tohumlarının kusursuz bir matematiği takip ettiğine inanırız. Bunların hepsi koca bir hatadır. Akkana Peck bu gerçekle yüzleşmesini şöyle anlatıyor:
"Bir arkadaşımın üniversitedeki matematik dersine Fibonacci sayılarıyla ilgili bilgi vermek üzere davet edilmiştim. Daha lisedeyken Fibonacci sayıları üzerine araştırmalar yapmaya başlamıştım ve onların büyüyen bir şehrin güç istasyonlarını planlamada nasıl kullanıldığını incelemiştim. Tüm bunları o derste anlatacaktım, dolayısıyla araştırmalarımda bulduğum tüm görselleri bulmaya ihtiyacım vardı. Bilirsiniz, çam kozalaklarındaki, çiçeklerin yapraklarındaki, ağaçlardaki dallanmalardaki matematiksel oranları, Altın Oran'ı, Fibonacci/Altın Spiralini, vb. doğadaki matematiği gösteren görsellere ihtiyacım vardı. Örneğin bir Nautilus kabuğunun nasıl harika bir biçimde Fibonacci sayılarına uyduğunu göstermeyi istiyordum.
Çam kozalaklarını topladım, bazı fotoğraflar çektim, slaytlar hazırladım ve iş, altın orana uyan spiralleri göstermeye geldi. Ufak bir GIMP metni hazırlayarak bilgisayarımın otomatik olarak Fibonacci spiralini oluşturmasını sağladım. Sonrasında, bir odacıklı Nautilus fotoğrafı aramaya başladım. Amacım, bu spirale ne kadar kusursuz biçimde uyduğunu göstermekti. Sonunda Wikipedia'dan harika bir örnek buldum. GIMP içerisine yapıştırdım ve üzerine altın spirali çizdim. Sonrasında ise birbirine uydurmak üzere boyutlarla oynamaya başladım. İmkansızdı. Hiçbir biçimde spiral, kabuğun biçimine uymuyordu!
Ne kadar çabalarsam çabalayayım, hiçbir biçimde kabuk ile spirali uyduramadım. Ben de Google Images'ı kullanarak daha fazla kabuk fotoğrafı bulmaya çalıştım. Bulduğum hiçbir kabuk spirale uymuyordu! Hatta Fibonacci sarmalına yaklaşamıyordum bile!"
Akkana Peck, bu konuda yalnız değildir. Başlangıçta sözünü ettiğimiz düşünceler, halk arasına o kadar yerleşmiştir ki, bizim matematiğimizden doğan bazı oranların doğada halikulade bir biçimde olması gerektiğini sanarız. Evet, bu oranlar kabaca doğadaki organizmaların yapılarında rastlanabilir. Aslında bunda şaşılacak bir şey yoktur. Örneğin Fibonacci sayıları dediğiniz sayılar, kademeli olarak bir önceki toplama eklenerek artan sayılardır. Bir deniz minaresi kabuğu da, bir önceki zaman diliminde üretilen kabuk miktarının üzerine konarak arttığı için, elbette, ister istemez Fibonacci sayıları dediğimiz sayıya uyacaktır. Bir ayçiçeğinin tohumları, merkezden başlayıp etrafa yayılır. Altın spiral de, belirli bir merkezden başlayıp etrafa yayılan çizgilerden elde edilir. Dolayısıyla ikisinin birbirine uyması kaçınılmazdır. Bizler bu oranları tanımlarız. Bu oranlar, gökten inmezler. Eğer doğada, bu oranları tanımladığımız temele uyan bazı sistemler varsa, o sistemlerin sonucunda yine bu oranları görmemiz son derece anlaşılırdır. Hatta bu, kaçınılmaz bir sonuçtur.
Daha açık bir örneği şöyle verebiliriz: tüm sayı sistemleri etrafımızda kendini tekrar eden objeleri kategorize ederek gelişmiştir. 1, 2, 3 gibi sayılar, aslında kategorizasyon amacı taşır. Tek olan bir olguya "1" deriz. Kendini tekrar ediyorsa, bu sayıyı arttırırız. Sayılar böyle oluşmuştur. Tüm matematik, bunun üzerine inşa edilmiştir. Dolayısıyla matematiği, doğadaki sistemleri tanımlamak için, doğadaki sistemlere bakarak geliştirdik. Örneğin matematikteki "türev" denen işlem, "değişim miktarını" verir. Dolayısıyla etrafımızda düzenli olarak değişen şeylere bakıp, türev hesabına uymalarına şaşıramayız. Ancak nedense bu matematiksel unsurların adı "altın oran" ya da "Fibonacci sayıları" gibi daha havalı isimler olunca, sanki özel bir anlamları varmış zannedilir. Halbuki tıpkı türev, integral, vb. matematiksel hesaplamalar gibi, bu oranlar da doğaya bakarak inşa ettiğimiz sistemlerin ürünüdür. Doğadaki sistemlerde bu matematiksel izleri görmemizde şaşılacak bir taraf yoktur.
Ancak sorun bu da değildir. Sorun, doğada bu oranlara uyduğu iddia edilen birçok sistemin, daha fazla sayıda veriyle gözden geçirildiğinde, bu oranlara hiç de uymadığını görmemizdir. Örneğin spesifik bir kişinin omuz-kol uzunluğunu, dirsek-kol uzunluğuna böldüğünüzde 1.618'e çok yakın bir sayı elde edebilirsiniz belki, ki bu "altın oran" olarak bilinir. Ancak 100 kişinin kolunu ölçtüğünüzde, bu orandan ciddi anlamda sapma olduğunu görürsünüz. Belki ortalamaları gene altın orana yakın olacaktır; ki bu son derece anlaşılırdır, çünkü bu oranların doğa yasalarının tanımından kaynaklandığı düşünülmektedir. Örneğin kütleçekiminin bir cismin yerden yüksekliğine etkisinin, ağırlıkla sınırlandırılmış olmasından ötürü birçok uzunluğun altın orana uymak zorunda olduğu düşünülmektedir ve bu konuda araştırmalar sürmektedir. Altın oran, sonradan keşfedilen bir özellik değildir. Doğada var olan oranlardan çıkarılan bir özelliktir. Eğer ki etrafımızda altın orana uyan obje sayısı gerçekten çok fazlaysa, beynimizin de bu oranı daha hoş görecek biçimde evrimleşmesi kaçınılmaz bir sonuçtur.
Science News'te yayınlanan bir makalede deniz kabuklarının spiralleri ele alınmıştır. 1999 yılında emekli matematikçi Clement Falbo San Francisco'da bulunan Kaliforniya Bilim Akademisi'nde bir dizi Nautilus kabuğunun ölçümünü yaptı. Bulguları ilginçti: evet, kabuklar altın spiral gibi logaritmik bir seriyi takip ediyordu. Ancak kabukların oranı 1.24 ila 1.43 arasında değişiyordu. Ortalama oranları ise 1.33'e 1'di! Bu, 1.618 civarında olması beklenen altın orana yakın bile değildi!
Sonradan, 2002 yılında aynı sorunu John Sharp da fark etti. Ancak matematikçilerin bu bulgularına rağmen halk arasında halen bu oranların canlıların yapısını %100 yönettiği ve bu canlıların gövdelerinin bu oranlara %100 uyduğu gibi saplantılı bir sanrı bulunmaktadır. Sharp şöyle söylüyor:
"Bu yanlış iddiayla ilgili en ilgi çekici olan şey, ne kadar yaygın olduğudur. Hatta bu konuları daha iyi bilmeleri gereken matematikçiler bile bu hataya düşmektelerdir. İşte bu, neden geometrinin daha geniş olarak ve sıradan olmayan bir biçimde öğretilmesi gerektiğini göstermektedir. Sadece geometri de değil biçimler ve oranların görsel estetiği de düzgün öğretilmelidir."
Burada son olarak şu sorun doğmaktadır: bir sayı, bir diğerine ne kadar yakın olursa, tamamen uyduğu söylenilebilir? Yukarıdaki sayılar arasındaki fark matematiksel olarak barizdir. Dolayısıyla 1.33 sayısını gidip de "1.618'e çok yakın, dolayısıyla bu canlılar altın orana uyuyor." dememiz olanaklı değildir. Daha önce de söylediğimiz gibi, spirallerin büyüme tipinden ötürü buna benzer bir orana uyması kaçınılmazdır. Eğer doğadaki bir sistemin, belirli bir orana uyduğunu iddia edeceksek, ondalık basamağından sonraki en az 2-3 adet değerin o orana birebir uymasını bekleriz. Örneğin pi sayısını kullanırken 3.14 olarak almak yeterlidir. Daha fazlası hesaba dikkate değer bir katkı sağlamaz (ancak dahasını eklerseniz hesabınızın isabetliliği artar). Daha azı ise kabul edilmez, çünkü çok yüksek hata payı demektir. Benzer biçimde, Dünya'nın yerçekim ivmesini 9.81 almak kabul edilebilirdir; ancak 10'a yuvarlamak ilkokul düzeyinde bir hesap yapılmıyorsa kabul edilemez. Benzer biçimde, bir sistemin altın orana uyduğu iddia ediliyorsa, o sistemden aldığınız oran en azından 1.62 civarında olmaldır ki genelde doğrudan 1.618'e uyması beklenir. Ancak 1.3 gibi bir sayının 1.618'e yakın olduğunu, dolayısıyla sistemin "altın orana kusursuz biçimde uyduğunu" söylemek akıl, bilim ve gerçek dışıdır. )
( ... VE/<> Fn = Fn-1 + Fn-2 )
( GOLDEN PROPORTION/RATIO/MEAN/SECTION and/<> FIBONACCI NUMBERS/SERIAL )
- ALTIN > TENEKE ile/ve/değil/yerine/>< TENEKE > ALTIN
( [İşi ...]
Ehline vermezsen, "altın"ı, "teneke yapar". @@ Ehline verirsen, "teneke"yi, "altın yapar". )
- ALTIN ZEHİRLİ OK KURBAĞASI ile KARA AYAKLI OK KURBAĞASI
( Dünyanın en zehirli kurbağası. İLE Dünyanın ikinci en zehirli kurbağası. )
( Adını, zehirlerini kamışçıkların ucundaki oklara bulayan yerliler vermiştir. [Şişe kapağı kadar ölçüdeki zehirle 10 kişiyi/insanı ya da 20.000 fareyi öldürebilecek kadar zehirlidir] )
( Kimi zaman nane yeşili, kimi zaman sarıdır. İLE Parlak turuncu ya da sarı renkte bir gövdesi, deniz mavisi bacakları vardır. )
( Keşfeden, Kaptan James Cochrane. [1823] İLE ... )
( APOSEMATİZM: Uyarı işareti. [Kurbağa ne kadar güzelse o kadar tehlikelidir.] )
( PHYLLOBATES TERRIBILIS cum PHYLLOBATES BICOLOR )
- ALTIN(PARA) ile/ve/değil/yerine/||/<> SÖZ/KELÂM
( Doğada. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Kişide. )
- [daha önce] "ALTINI ÇİZMEK(/ÇİZDİKLERİMİZİN)" ile/ve/değil/yerine/sonra/||/<>/< ÜSTÜNÜ ÇİZMEK
- ALTINKUM DZ. K. ÖZEL EĞT. MRK. TESİSLERİ :
( Rumelikavak Mahallesinde Altınkum ile Karataş mevkii arasındadır. Tesis askeriyeye ait olup, herkese açık değildir. Tesis içinde oteli, restaurantı, plajı ve piknik alanı bulunmaktadır. Halka açık değildir. Özel Eğitim Komutanlığı emrindedir. )
- ALTINKUM PLAJI :
( Rumelikavağı sınırları içindedir. Batı tarafında Elmaskum Plajı kuzeydoğu tarafından Altınkum Özel Eğitim Merkezi Komutanlığı lojmanları ve plajı var. Adliye Nazırı (Adalet Bakanı) Necmeddin Molla (Necmettin Kocataş) Fransa seyahati sırasında Manş kıyısında bir plaj görür. Adı "Sable d'or" dur. İsmin Türkçe karşılığı Altınkum'dur. Necmeddin Molla Türkiye'ye dönünce, yerini uygun gördüğü yerin plaj olarak açılmasını sağladı. Adını da Altınkum Plajı koydu. Aslında yeri adı antik çağ ve Bizanslar döneminde Chrysorrhoas idi. Bu kelimenin karşılığı da "Altınsu" idi. 1927'de plaj açıldı. Halkın plaja ilgi göstermesini temin için Şirket - i Hayriye tarafından buraya bir vapur iskelesi yapıldı. Plajın işletilmesi bir Rus'a verildi. 1929'da plaj kabinleri yapıldı. Altınkum Plajı değişiklikleri ile birlikte hala işlevini devam ettiriyor. Her yaz binlerce insan plaj ve tesislerinden yararlanmakta olup, giriş ücretlidir. )
- ALTINKUM PLAJI :
( Boğaziçi'nin doğal plajlarından biridir. Sahilinin önü deniz arka kısmı ormanla kaplıdır. Garipçe Köye bağlı olup, Çalıburnunun batısında yer alan koyu temiz, berrak ve ılıman deniz suyu ile çok beğenilen bir yerdir. Her ne kadar sahipliyse de halka açık hizmet vermektedir. Eski Adliye Nazırı Necmeddin Molla (Kocataş)' nın teşviki ile tanzim edilen ve 1927'de açılışı yapılan plajın ilgi görmesi için buraya bir iskele yapıldı. Şierket - i Hayriye tarafından da gemi tahsis edilerek ücretsiz yolcu taşındı. II. Dünya Savaşı çıkınca plaj kapatıldı ise de yıllar sonra tekrar açıldı ve halka açık olarak hizmet vermektedir. Ne var ki eskiden iskelesi, gişesi ve kabinleri varken halen bunlardan mahrumdur. Büyük ilgi gören bu plaja Sarıyer'den deniz motorları, sandallar ve kayıklarla gelinmektedir. )
- ALTINKUM VAPUR İSKELESİ :
( Boğaziçi'nin büyük doğal plajlarından biridir. Eski Adliye Nazırı Necmeddin Molla (Kocataş) tarafından teşvik edilerek açılan 1927 yılında açılan Plaja halkın ilgi göstermesi için vapur iskelesi yaptırıldı, sonra da Şirket - i Hayriye tarafından ücretsiz yolcu taşıyan yolcu gemileri tahsis edildi. II. Dünya Savaşı sırasında plaj kapatıldı ve iskelede yıkılıp gitti. )
- ALTINKUM YOLCU GEMİSİ :
( 74 baca No.lu ve Şirket - i Hayriye İşletmesine ait bu gemi 1929'da İskoçya, Glasgow'da Fairfield Shipb. Cop. Tezgâhlarında yolcu vapuru olarak inşâ edildi. 415 gros, 215 net tonluktu. Teknesi çelik saçtandı. Uzunluğu 46 metre, genişliği 7.6 metre, su kesimi 2.9 metre idi. Fairfeld Sb, yapımı 580 beygir gücünde, 2 adet tripil (3 silindirli) buhar makinesi vardı ve çift uskurluydu. 10 mil hız yapabilen bu gemi yazın 975, kışın 886 yolcu alabiliyordu. 1961'de yenilendi. 1984'te hizmet dışı bırakıldı. )
- ALTINSOY, MUZAFFER (HATAY, 1945) :
( İ. Ü. Orman Fakültesinden Orman Mühendisi olarak mezun oldu. Orman Teşkilatında çeşitli görevlerde bulundu. Sarıyer'de Lise öğretmenliği yaptı ve Orman İşletmesinden emekli oldu. Siyasete DYP saflarında başladı ve 1992 - 1994, 1994 - 1999 ve 1999 - 2004 dönemlerinde Bahçeköy Belediye Başkanı seçildi. 1994 - 1999 döneminde partisinden istifa edip ANAP'a geçti. Bahçeköy Spor Kulübü Başkanı olarak da görev yaptı, sosyal ve sportif amaçlı pek çok dernekte üyedir. )
- ALTINTAŞ SUYU :
( Şifa Suyu mesiresinden Çırçır mesiresine giderken sağda ve kayalıklar arasından çıkan mükemmel bir suydu. Yol genişletme sırasında ortadan kaldırıldı. )
- ALTIPLANO:
BATI CORDILLERA ile/ve/<> DOĞU CORDILLERA
( Bolivya'nın Güneybatı'sındaki dağlık bölgede yer alan Altiplano, ülkenin Güneybatı'sı boyunca uzanarak, And Dağları'nı iki kola ayırmaktadır.[Rüzgâra açık, soğuk ve yüksek bir bölge olmasına karşın, ülke nüfusunun 3/4'ü bu bölgede yaşamaktadır.][Başkenti La Paz ve Oruro gibi ülkenin tüm büyük kentleri, bu bölgede kurulmuş.][Bolivya'ya, "Republica del Altiplano(Yüksek Plato Cumhuriyeti)" da denilmektedir.] )
- ALTIPLANO ile LA PAZ
( ... İLE Bolivya'nın başkenti La Paz, Altiplano'dan 434 m. düşük rakımda kurulmuş olması nedeniyle, soğuk dağ rüzgârlarına karşı nispeten daha korunaklıdır. )
( ... İLE Güney Amerika'nın, güneşe en yakın kenti ve dünyanın en yüksek başkentidir. )
( ... İLE Yüksek rakım nedeniyle, La Paz'a giden turistler halsizlik çekmektelerdir.[La Paz'a gidip de, yükseltinin yarattığı hastalıktan dolayı ölen diplomatların gömüldüğü bir "Büyükelçi Mezarlığı" da varmış.] )
( ... İLE Deniz seviyesinden yükseklik, kentin bir bölümünde 4000 m.'ye yakın, öbür bölümünde ise 3200 m. kadar. Yani, aradaki fark yaklaşık 1 km. Bu yüzden, sıcaklık ve bitki örtüsünde olduğu kadar, ekonomik ve toplumsal etkinliklerde de büyük farklar görülüyor. Düşük gelirli ailelerin yaşadığı mahalleler ve sanayi bölgesi, yüksek kesimlerde; orta halli ailelerin yerleşim bölgeleri ise daha alçak olan kesimde yer alıyor. Ama arada ters bir orantı var. Zenginlik arttıkça, "aşağılar" tercih ediliyor. La Paz'da, "yukarıdakiler"in sayısı, "aşağıdakiler"den çok fazla. Yani yoksulluk, "zirve"ye ulaşmış durumda. )
- ALTTA KALANIN CANI ÇIKSIN" ile/ve/||/<> "GEMİSİNİ KURTARAN, KAPTAN"
- ALTUN, HASAN :
( Ticaretle uğraşıyordu. Rumelikavağı'nda iki dönem muhtarlık yaptı. )
- ALTUN, TOLGA (...) :
( Uşakspor'dan transfer edildi (2006/2007) bir sezon oynadıktan sonra ayrıldı. 2010/2011 sezonunda bu kez Beykoz'dan transfer edildi ve bir sezon daha lacivert beyazlı formayı giydi. İki sezonda Sarıyer'in 74 lig ve 15 özel maç olmak üzere 89 müsabakasında yer aldı ve lig maçlarında 7 özel maçlarda 2 olmak üzere takımına 9 gol kazandırdı. )
- ALZHEIMER ile/ve/||/<> BINSWANGER BELİRGESİ/SENDROMU
- ALZHEIMER ile/ve/||/<> PARKINSON
( 4 gen[1, 1, 14, 19, 21] + 7 gen. )
( ... İLE/VE/||/<> Beyinde dopamin üreten bölgedeki göze kaybı nedeniyle bu nesnenin az salınımı sonucu oluşur. )
- AMÂ[Ar.] ile A'MÂ[Ar.] ile AMA/AMMA[Ar.]
( Körlük, görmezlik, manevi körlük, bilgisizlik. | Yağmur bulutları. | Altında ve üstünde hava bulun(may)an bulut. İLE Kör. | Bilgisiz/cahil. İLE Bağlaç, fakat. )
- ÂMÂ ile KÖR
( Köre renk, sağıra ahenk olmaz! )
( DARÎR[çoğ. ADIRRÂ]: Doğuştan kör. )
- AMAÇ ve/||/<>/> DEĞER
( PURPOSE and/||/<>/> VALUE )
- AMAÇ ile/ve YÖNTEM
( YÖNTEM ARAYIŞLARI - SARTRE kitabını okumanızı salık veririz. )
( AIM vs./and METHOD )
- AMANT[Fr.] değil/yerine/= ÂŞIK
- AMATÖR TUTUM ile ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK
( AMATEUR ATTITUDE vs. MODESTY )
(1996'dan beri)