İngilizce karşılıkları olan FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 23.947 başlık/FaRk ile birlikte,
23.947 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(9/94)
- AY ve/<> 2016 HO3
( [Dünyanın] Uydusu. VE/<> Yarı uydusu. )
( ... VE/<> NASA, 2016 HO3 adlı bir asteroid keşfettiğini ve bunun dünyanın yarı uydusu olduğunu açıkladı. 2016 HO3 adlı asteroidin, 10 yıl önce görüntüden kaybolan 2003 YN107'nin bir benzeri olduğu belirtildi. İlk keşfin, 27 Nisan'da Hawaii'deki Pan-STARRS 1 araştırma teleskopunu kullanan bilimkişileri tarafından yapıldığını açıklayan NASA, o günden bu yana incelenip gökbilimciler tarafından kayıt altına alınan asteroidin, "2016 HO3" adıyla etiketlendiğini açıkladı. İncelemeler sonucunda, bir yarı uydu olduğu sonucuna varılan asteroidin, 38 - 120 metre çapında olduğu tahmin ediliyor. )
( )
- AY ile AY ile AY
( Birdenbire duyulan acı, ağrı, şaşırma, ürkme ya da sevinç anlatan bir söz. İLE Art arda gelen iki yeni ay arasında geçen süre. | Yılın on iki bölümünden her biri. | Bir ayın herhangi bir gününden ertesi ayın aynı gününe kadar geçen ya da yaklaşık otuz gün olarak kabul edilen süre. İLE Dünyanın uydusu olan gök nesnesi. )
- AYA ile FINDIK YUVASI
( Avuçiçi. İLE Eldeki çukurluk. )
- AYAK MESAFESİ ile AYAK TABANI ile PATİKA
- AYAK SÜRÜYEREK YÜRÜMEK ile/yerine/değil AYAK SÜRÜMEDEN YÜRÜMEK
- AYAK ile PİYADE ile FUTBOL ile FUTBOL ANTRENÖRÜ ile BASAMAK ile ALT BİLGİ ile TEMEL ile AYAKSIZ ile SAHNE IŞIĞI ile UŞAK ile AYAK İZİ ile AYAK İZİ ile AYAK SESİ ile AYAK SAPI ile BASAMAK ile AYAK TAŞI ile TABURE ile AYAKKABI ile AYAK HAREKETİ
- AYARLAMAK ile AYARTMAK
- AYARLAMAK ile İLE AYARLAMAK ile AYARLANABİLİR ile AYARLANABİLİR ANAHTAR ile AYARLAYICI ile AYARLAMA ile AYAR
- AYDIN = MÜNEVVER = INTELLECTUAL[İng.] = INTELLECTUEL[Fr.] = INTELLEKTUELL[Alm.] = INTELLETTUALE[İt.] = INTELECTUAL[İsp.] = PAIDEUMENOS[Yun.] = MUFEKKİR[Ar.] = RÛŞENFİKR[Fars.] = INTELLEKTUEEL[Felm.] = ZİYÂLİ[Azarbaycan = Özbek Tr.] = BİLİKTİ[Kazak Tr.] = BİLİMDÜ[Kırgız Tr.] = DIANOOUMENOS[Yun.] = PROSVEŞÇONNIY[Rusça]
- AYDINLANMA(/IŞIKLANMAK) = TENEVVÜR = İŞRAK(tasavvuf) = ENLIGHTENMENT[İng.] = ENLAITEMENT, SIÈCLES DES LUMIÈRES[Fr.] = AUFKLæRUNG[Alm.] = ESSERE ILLUMINATO[İt.]
- AYDINLANMA ile/ve/> AŞMA
- AYDINLANMA ile OLGUNLAŞMA
( Olgun olanlar daha çok deneyim birikimine sahip olanlardır. )
( AYDINLANMA: Aklını kullanabilme cesâreti. )
( Tüm aklını aydınlanmaya ulaşma amacına yöneltmiş ve tüm duygusal zevklerden arınmış kişiye, "akıntıya karşı giden kişi" adı verilmiştir. Çünkü, o kişi, sonsuzluğun sevincine ulaşmak için, dünya yaşamının korkunç dalgalarıyla boğuşmaktadır. )
( The ripe ones had more experience behind them. )
- AYDINLANMA ile/ve/||/<>/> SÜKÛNET
- AYDINLANMIŞ ile BİLGE
( Kendini tanıyan. İLE Kendini tanımakla birlikte/öte başkalarını da tanıyan. )
( Bir bilge, şeylerin, olduklarından farklı olmalarını istemez/beklemez. )
( Mutlu olmak için kendimizi(özümüzü) bilmek dışında, hiçbir şeye gereksiniminiz olmadığını bilmek, bilgeliktir. )
( Bilge, şu dört zaaftan tamamıyla korunmuş olan kişidir:
* Benlik
* Bencillik
* Önyargı
* İnat )
( Bilge, iç deneyimler ile sezgiyi yansıtmaktan âciz kalan kavramlarla elden geldiğince az iş görmeye bakar. )
( BİLGE: Seni, sana bildiren. )
( MERKEZ EFENDİ )
( Knows the self. VS. Knows the self with all others.
A wise/saint does not want things to be different from what they are.
To know that you need nothing to be happy, except self-knowledge, is wisdom. )
- AYDINLANMIŞLIK(ENTELEKYA) ile/ve AKIL(REASON) ile/ve ORAN(RASYO)
( Ereğe bağlı akıl. İLE/VE Nedene/sebebe bağlı akıl. İLE/VE Tasıma/kıyasa bağlı akıl. )
( Ereğe ulaştırır. İLE/VE Hikmet sunar. İLE/VE Düzen sağlar. )
- AYDINLATILABİLİR ile AYDINLATMAK ile AYDINLATILMIŞ ile AYDINLATMA
- AYDINLATMA ile/ve/değil AYDINLANMA
- AYDINLATMAK ile AYDINLANMIŞ ile AYDINLATICI ile AYDINLANMA
- AYETULLAH ile AYETULLAH HAKİM ile AYETULLAH SEYYİD MUHAMMED BAGİR EL HAKİM ile AYETULLAH SİSTANİ ile AYETULLAH VAEZ TABASİ
- AYGIR ile BEYGİR[Fars.]
( Eril at.[Damızlık] İLE Arabaya koşulan. Erildir fakat enenmiştir/kısırlaştırılmıştır. )
( EFRÂS[Ar. < FERES]: Atlar, beygirler, kısraklar. )
( ESB-İ LÂGAR[Fars.]: Zayıf beygir. )
( YÂM[Fars.]: Posta[menzil] beygiri. )
- AYI ile MEYVE VERMEK ile TAŞIYICI ile RULMAN ile MEYVE VEREN
- AYIKLAMA ile/ve GÖZARDI ETME
- AYIKLAMA ile/ve SINIFLANDIRMA
- AYIKLAMA ile SOYUTLAMA
- AYIKLAMAK ile SÜZMEK
( Araçsız. İLE Araçlı/araçla. )
- AYILMA ile FARKINDALIK
- ÂYÎNE-İ MUHADDEB, MİRÂT-İ MUHADDEB[Osm.] / CONVEX MIRROR[İng.] / MIROIR CONVEXE[Fr.] ile/değil/yerine/= TÜMSEK AYNA
- ÂYÎNE-İ MUKAAR, MİRÂT-İ MUKAAR[Osm.] / CONCAVE MIRROR[İng.] / MIROIR CONCAVE[Fr.] / HOHLSPIEGEL[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇUKUR AYNA
- ÂYÎNE-İ MÜSTEVÎ[Osm.] / PLANE MIRROR[İng.] / MIROIR PLAN[Fr.] / FLACHER SPIEGEL[Alm.] ile/değil/yerine/= DÜZLEM AYNA
- ÂYÎNE, MİNZAR, MİRAT[Osm.] / MIRROR[İng.] / MIROIR[Fr.] ile/değil/yerine/= AYNA
- AYIRDINDA/LIK ile/ve/<> FARKINDA/LIK
( Ayırt edebilme bağımlılıklardan kurtuluşa götürür. )
( Ayırt edebilme yeteneği, bizi bağımlılıklardan kurtuluşa, tutkusuzluğa götürecektir; bu durum ise doğru davranışı, eylemi sağlayacaktır; doğru davranış ise bizi gerçek var oluşumuza ulaştıran içsel köprüyü kuracaktır. )
( Ayırt etme ve ayrılık duygusu olmadığında, buna sevgi diyebilirsiniz. )
( Olgun kişi toplulukları düzenleyerek neyi birbirinden ayırması gerektiğini bilir. )
( Kişinin kendi için doğru olanı ayırd etmesi ve sıkı çalışması er ya da geç ödüllendirilecektir. )
( Kişi durumunun mükemmel olduğunun ve hatta daha da ilerleyeceğinin ayrımına varmalıdır. )
( Farkındalık her şeyin ötesidir - hem varlığın, hem yokluğun. )
( Farkına varın ki, her ne olursa, size, sizin tarafınızdan, sizin aracılığınızla olur ve siz, her ne algılarsanız, onun yaratanı, tadına varanı ve yok edenisiniz. )
( Önemli[öncelikli] olan, yalnızca farkındalıktır, onun içerdikleri değil. )
( Tam farkındalık halinde temas kurulmuştur. )
( Bir ilişki kurmak ve sürdürmek için, doğrudan eylemle ifade edilen sevecen bir farkındalık hali gereklidir. )
( Yeni ve özel bir farkındalık biçimi gerekmez. )
( Kişinin gönlünü görebilecek berrak içgörüye sahip olmadıkça ayırt edemezsiniz. )
( Kendi hakkınızdaki farkındalığınızı derinleştirin ve genişletin, o zaman tüm hayırlar ve lütûflar akacaktır. )
( Şimdi yapılmakta olan ayırt edebilme ve ihtirassız olma uygulaması, zamanı geldiğinde meyvesini verecektir. )
( Tüm gereksiniminiz, varoluşunuzun, bir sözlü beyan biçiminde değil fakat her an mevcut bir gerçek olarak farkında olmaktır. )
( Varoluşunuzun farkındalığı, gerçek varlığınızı görmenizi sağlayacaktır. )
( Sadece var olduğunuzun farkında olun ve farkında kalın. )
( Discrimination leads to detachment. )
( In full awareness the contact is established.
Discrimination will lead to detachment; detachment will ensure right action; right action will build the inner bridge to your real being.
Awareness is beyond all - being as well as not-being.
Awareness itself is all important, not the content of it.
Deepen and broaden your awareness of yourself and all the blessings will flow.
You cannot, unless you have a clear insight into the heart of person.
Be aware that whatever happens, happens to you, by you, through you, that you are the creator, enjoyer and destroyer of all you perceive.
For establishing and maintaining relationship affectionate awareness expressed in direct action is required.
No new, or special kind of awareness is needed.
Discrimination and dispassion practised now will yield their fruits at the proper time.
All you need is to be aware of being, not as a verbal statement, but as an ever-present fact.
The awareness that you are, will open your eyes to what you are.
Just be aware that you are and remain aware. )
- AYIRDINDALIK ile/ve/<> İÇSELLEŞTİRME
- AYIRMA ile/ve/||/<>/> SINIFLANDIRMA ile/ve/||/<>/> SONSAL SINIFLAMA
- AYIRMAK/AYIRABİLMEK ile/ve/>/= TOPARLAMAK/TOPARLAYABİLMEK
- AYIRMAK ile/ve/||/<> AYIKLAMAK
- AYIRMAK ile DIŞARIDA BIRAKMAK
- AYIRMAK ile KOPARMAK
- AYIRMAK ile MÜSTAKİL ile MÜFREZE
- AYIRMAK ile/değil SIYIRMAK
- AYKIRI/LIK / KARŞITLAMLI = MUFÂRIK[Ar.] = TENÂKUZ[Fars.] = PARADOX[İng.] = PARADOXE[Fr.] = WIDERSINNING/KEIT, PARADOX/IE[Alm.] = PARADOSSO[İt.] = PARADOX[İsp.] = PARADOXON[Lat.] = PARADOKSOS[Yun.] = PARADOX[Felm.]
- AYKIRI/LIK ile/ve/değil/yerine/<>/< AYRI/LIK
- AYKIRI ile "UZAK"
- AYKIRI ile TUHAF
- AYNA ile/ve YANSIMA
(
)
- AYNEN ile/ve TAMAMEN
- AYNI FİKİRDE OLMAMAK ile NAHOŞ ile ANLAŞMAZLIK
- AYNI TÜR ile İMAN KARDEŞİ ile YURTTAŞ ile İKAMET ARKADAŞI ile ASKER ARKADAŞI ile KARDEŞLİK
- AYNI/LIK ile ÖZDEŞ/LİK
- AYNI ile/değil/!= BENZER
- AYNI ile/ve/değil HEMEN HEMEN AYNI
- AYNI ile/ve ORTAK
- AYNİYET ile ANALOJİ
- AYNŞTAYN ile AYNŞTAYNİYUM
( Avagadro sayısıyla foton enerjisinin çarpımına eşit olan ve fotokimyada kullanılan bir ışık enerjisi birimi. İLE İlk kez, 1952'de, hidrojen bombası denemesinde keşfedilen, artık hızlandırıcılarda üretilen, aktinitler ailesinden, atom numarası 99, kütle numarası 244'ten 254'e kadar değişmekle birlikte, nötronlarla bombardımanı sonucunda, 15 nötronun peşi peşine U²38; çekirdeğine girmesinin ardından, 6.63MeV enerjili alfalar yayan, 20 gün yarılanma süreli, 253 kütle numaralı izotopu ve daha sonra Pu²39;'un termik nötronlarla bombardımanında, 1.1MeV enerjili betalar[Β¯] yayan, 36 saat yarılanma süreli, 200Μg-300Μg kadar 254 kütle numaralı radyoizotopları elde edilen yapay öğe. Simgesi: Es )
- AYNÜŞŞEMS, ŞEFFAF[Osm.] / OPAL, TRANSPARENT[İng.] / OPALE, TRANSPARENT[Fr.] / OPAL, DURCHSICHTIG[Alm.] ile/değil/yerine/= SAYDAM, OPAL
- AYRI/LIK ile/ve BAŞKA/LIK
- AYRI/LIK ile/ve TAŞKIN/LIK
- AYRI ile/ve APAYRI
- AYRI ile/ve BAŞKA
- AYRI ile DIŞINDA ile BUNUN DIŞINDA ile DAİRE ile APARTMAN KOMPLEKSİ
- AYRI ile/ve ÖZEL
- AYRICALIK ile/ve/değil/yerine FARK
- AYRILABİLİR ile ASOSYAL ile AYRIŞTIRICI ile AYRIŞMAK ile AYRIŞMA
- AYRILIK/İKİLİK ile/değil SALINIM
- AYRILIK ile/ve ALAN AYRILIĞI
- AYRILIK ile AYRILMAK
- AYRILIK ile/ve/>/değil BAŞLANGIÇ
- AYRILIK ile İKİLİK
- AYRILIK ile/ve SON
- AYRILMA ile/ve KOPUŞ/KOPMA
( [bir şeyi/kavramı/durumu/olayı] Süreç ve sonucun(un) birlik ve bütünlüğüyle görerek tanımlama ve/ya da değerlendirme. İLE/VE Süreç merkezli/odaklı (aşırı) "yorum"/"okuma". )
( Davranış ve tutum, yeğleme/tercih. İLE/VE Durum. )
( Kişide. İLE/VE Nesnelerde.[Benzetme olarak, tırnak içinde] )
( Tekrar biraraya gelebilme, buluşabilme olanağıyla. İLE/VE Bir daha birleşmemek üzere. )
( "AYRIŞMA"yı da karşılıklılık/işteşlik durumu olduğundan dolayı AYRILMA ile birlikte ya da ayrı ayrı kullanmak olanaklı olduğu gibi bunlarla da karıştırmamak gerekiyor. )
- AYRILMAK ile AYRILIŞ ile BÖLÜMLERE AYIRMAK ile KALKIŞ
- AYRILMAK ile FARKLILIK ile FARKLI
- AYRILMAK ile/ve UZAKLAŞMAK
- AYRILMAK ile YALNIZ BIRAK ile GERİDE BIRAKMAK ile ÇABUK AYRIL ile YARIM BIRAKMAK ile SÖYLENMEDEN BIRAKMAK ile AYRILMAK
- AYRIM/AYRILIK = FASL-I KARİP = DIFFERENCE[İng.] = DIFFÉRENCE/DIVERSITÉ[Fr.] = DIFFERENZ/VERSCHIEDENHEIT[Alm.] = DIFFERENTIA/DIVERSITAS[Lat.] = DIAPHORA[Yun.] = DIFERENCIA[İsp.]
- AYRIM ile/ve ANLAMLANDIRMA
- AYRIM ile AYIRIM
- AYRIM ile/ve İLİŞKİ
- AYRIM ile/ve SINIR
- AYRIM ile/ve/||/<>/< TANIM
- AYRIMCILIK YAPMAK ile AYRIMCI ile AYRIMCILIK ile AYRIMCI
- AYRINTI/LAR ile/ve/yerine TEMEL İLKE/LER
- AYRINTI ile AYIRTI
- AYRINTI ile AYIRTI
- AYRINTI ile AYRIM
- AYRINTI ve BASAMAK
- AYRINTI ile/ve DERİNLİK
- AYRINTI ile İNCELİK
- AYRINTI ile NÜANS
( ... İLE Resim sanatında renk ayrıntısı. )
- AYRINTI ile/ve ÖZEL
- AYRIŞIK/HETEROJEN[İng., Fr.] (KARIŞIMLAR) ile/ve/||/<>/>< BAĞDAŞIK/MÜTECÂNİS[Ar.]/HOMOJEN[İng., Fr.] (KARIŞIMLAR)
( Gözle ayırt edilebilen farklı fazlardan oluşur. İLE/VE/||/<>/>< Tek bir fazda homojen bir biçimde dağılmış nesnelerden oluşur. )
- AYRIŞIM[İng. SEPARATION] ile/||/<> MENDELİN BİRİNCİ YASASI: AYRIŞMA[İng. MENDEL'S FIRST RULE]
( Hücre bölünmesinin anafaz evresinde kromozom çiftlerinden her birinin zıt kutuplara çekilmesi. @@ Alellerin ayrışımı ilkesi olarak bilinir. Gregor Mendel'in her canlıda, her özelliğe ait, her bir genin iki adet aleli bulunduğunu ve bu alellerlerin üreme gözelerine eşit bir biçimde dağıldığını söyleyen yasa.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- AYRIŞMAK ile AYRIŞMA
- AYRIŞTIRILAMAZ ile UYGUNSUZ
- AYSBERG[İng. < ICEBERG] değil/yerine/= BUZDAĞI
- AYTA = HİTABE[Ar.] = DECLAMATION[İng.] = DÉCLAMATION/HARANGUE[Fr..] = DEKLAMATION[Alm.]
( Tumturaklı konuşma. | Resmî bir yerde, üst seviyedeki kişiler karşısında söylenen ve oldukça kısa olması gereken söylev. [AYTA VURGUSU / ACCENT ORATOIRE] )
- AZ İLE YETİNMEK ile/ve/||/<>/>/< ÖLÇÜLÜLÜK
- AZ-ÇOK ile VAR-YOK
- AZ ile Az
( Nicelik, nitelik, güç, süre, sayı bakımından eksik. | Alışılmış olandan, umulandan ya da gerekenden eksik olarak. İLE Azot öğesinin simgesi. )
- AZ ile DAHA AZ TEHLİKELİ ile DAHA AZ ile KİRAYA VEREN
- AZ ile/ve/<>/değil GİZLİ
- AZ ile YOK
- AZAL(T)MA ile/ve ÇOĞAL(T)MA
- AZALMA ile KÜÇÜCÜK ile KÜÇÜLTME ADI
- AZALTMAK ile AZALDI ile AZALAN
- AZALTMAK ile AZALTILABİLİR
- AZAM ile AZAM OL-SEDAT ile AZAM OL-MOLUK
- AZAMET, CESÂMET, KADİR[Osm.] / MAGNITUDE[İng.] / GRÖSSE, MAGNITUDE[Alm.] ile/değil/yerine/= BÜYÜKLÜK, PARLAKLIK
- AZERBAYCAN ile AZERİCE
- AZİM ile ISRAR
- AZIMSAMAK ile KÜÇÜMSEMEK
- AZİMUT ile/ve/<> MANYETİK AZİMUT ile/ve/<> AZİMUT AÇISI ile/ve/<> AZİMUT PUSULASI
( Sabit bir nokta ya da kutup etrafında bir açıyla ölçülen konum, tepe noktası. İLE/VE/<> Manyetik kuzeye bağlı azimut. İLE/VE/<> Gök küresinin herhangi bir noktasıyla güney yönü arasındaki açı. İLE/VE/<> Herhangi bir gökcisminden kerteriz alarak, onun manyetik güney açısını belirlemek için kullanılan pusula. )
- AZIMUTH COMPASS[İng.] / BOUSSOLE AZIMUTH[Fr.] / AZIMUTALKOMPASS[Alm.] ile/değil/yerine/= AZİMUT PUSULASI
- AZIMUTH[İng.] / AZIMUT, ZÉNITH[Fr.] / AZIMUT[Alm.] ile/değil/yerine/= AZİMUT
- AZINLIK ile/değil ETNİK ÖBEK
- AZİZE ile AZİZE BEYGOM
- AZLETME ile İFADE VERMEK ile TAHTTAN İNDİRİLMİŞ
- AZLETMEK ile İŞTEN ÇIKARILMA ile GÖREVDEN ALINDI
- AZO INDICATORS[İng.] ile/değil/yerine/= AZO BELİRTEÇLERİ
- AZOT = NITROGENE[İng.] = AZOTE[Fr.] = STICKSTOFF[Alm.] = AZOTO[İt.] = NITROGENO[İsp.] = NİRÛCÎN, AZÛT[Ar.] = NÎTRÛJEN, AZOT[Fars.] = STIKSTOF[Felm.]
- B FACTOR[İng.] değil/yerine/= B FAKTÖRÜ
( Bir fungal uyumsuzluk faktörü. Basidiomycetes türü Schizophyllum commune'de bulunur (bağışıklık sisteminin B etmeni ile karıştırılmamalıdır).
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- B KAT SAYISI[EINSTEIN KAT SAYILARI] ile B KAYNAĞI
( Atom ya da moleküllerin elektronik seviyeleri arasındaki geçiş olasılığını ve soğurma kat sayısı bulunduğu takdirde, ışıma kat sayısının da kendiliğinden bulunabileceğini gösteren Anm, Bmn, ve Bnm kat sayıları. Bir n durumundaki atomlar v frekanslı bir elektromanyetik ışınıma maruz kaldıklarında, hv enerjili bir foton soğurarak daha yüksek bir m enerji seviyesine geçiş yapabilirler. Bu geçişi yapan atomların sayısı; Bnm Nn.u(v) ile verilir. Burada, u(v), v frekanslı ışının enerji yoğunluğu, Nn; n durumundaki atomların sayısı, Bnm; soğurma için Einstein kat sayısıdır. Benzer biçimde, m durumundaki atomlar da ışınla etkileşebilir ve foton yayarak n durumuna geçiş yapabilirler. Bu değişimi yapan atomların sayısı, BnmNmu(v) ile verilir. m durumundaki atomlar da kendiliğinden, bir foton yayınıyla n durumuna geçiş yapabilir. Bu geçişi yapan atomların sayısı da AnmNmu(v) ile verilir. Bu kat sayılar arasında Bnm/Bmn = gm/gn bağıntısı vardır. Burada, gm ve gn; m ve n durumlarının istatistik ağırlıklarıdır. Isıl denge durumunda Bmn = Bnm ve Anm = 8 πv³/c³ Bnm = 8 πv³/c³Bnm dir.
İLE
Elektron tüplerinde anot için yüksek gerilim, ekran ızgara için de güç kaynağı. )
- B-BATTERY[İng.] / BATTERIE-B[Fr.] / B-BATTERIE[Alm.] ile/değil/yerine/= B BATARYASI
- B-H CURVE[İng.] / B-H-KURVE[Alm.] ile/değil/yerine/= B-H EĞRİSİ
- B-POWER SUPPLY[İng.] / SOURCE B, SOURCE D'ÉNERGIE B[Fr.] ile/değil/yerine/= B KAYNAĞI
- B-SCAN[İng.] / BALAYAGE-B[Fr.] ile/değil/yerine/= B TARAMA
- BABA ile BABACIĞIM
- BABA ile KAYINPEDER ile BABALIK ile BABASIZ ile BABACAN ile BABALAR
- BABCOCK FRICTION COEFFICIENT[İng.] / COEFFICIENT DU FROTTEMENT DE BABCOCK[Fr.] / BABCOCK-REIBUNGSKOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= BABCOCK SÜRTÜNME KATSAYISI
- BABİL ile BABİL
- BABINET COMPENSATOR[İng.] / COMPENSATEUR DE BABINET[Fr.] / BABINET-KOMPENSATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= BABİNET DENGELEYİCİSİ
- BACA ile BACA ÇÖMLEĞİ ile BACA TEMİZLEYİCİSİ
- BACAK ile AYAK
- BACAK ile KOYUN BUDU ile BACAKLI ile TOZLUK ile UZUN BACAKLI
- BACILLUS[İng.] / BACILLE[Fr.] / BAZILLE[Alm.] ile/değil/yerine/= BASİL/LER, BASİLYUS
- BACITRACIN[İng.] / BACITRACINE[Fr.] / BACITRACIN[Alm.] ile/değil/yerine/= BASİTRASİN
- BACK SCATTERING[İng.] / DIFFUSION RÉTRAGRADE[Fr.] / RÜCKSTREUUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= GERİ SAÇILIM/SAÇILMA
- BACK TITRATION[İng.] / TITRAGE EN RETOUR[Fr.] / RÜCKTITRATION[Alm.] ile/değil/yerine/= GERİ TİTRASYON
- BACK-END OF NUCLEAR FUEL CYCLE[İng.] ile/değil/yerine/= NÜKLEER YAKIT ÇEVRİMİNİN SON AŞAMASI
- BACKGROUND RADIATION[İng.] ile/değil/yerine/= DOĞAL FON IŞINIMI, ARKA PLAN RADYASYONU
- BACKGROUND[İng.] ile/değil/yerine/= ARKA PLAN
- BACTERIA[İng.] / BACTÉRIA[Fr.] / BAKTERIEN[Alm.] ile/değil/yerine/= BAKTERİ
- BACTERIAL[İng.] / BACTERIELL[Alm.] ile/değil/yerine/= BAKTERİYEL
- BACTERICIDE[İng.] / SUBSTANCE BACTERICIDE[Fr.] / BAKTERIZID[Alm.] ile/değil/yerine/= BAKTERİSİT
- BACTERIOLOGY[İng.] / BACTÉRIOLOGIE[Fr.] / BACTERIOLOGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= BAKTERİYOLOJİ
- BACTERIOPHAGE[İng.] / BACTÉRIOPHAGE[Fr.] / BAKTERIOPHAGE[Alm.] ile/değil/yerine/= BAKTERİYOFAJ
- BACTERIOSTATIC[İng.] ile/değil/yerine/= BAKTERİOSTATİK
- BADELEYITE[İng.] ile/değil/yerine/= BADDELEYİT
- BADEM ile BADEM SAKIZI ile BADEM ŞEKİLLİ
- BADİ GARD[İng. < BODYGUARD] değil/yerine/= KORUMA
- BAĞ/BAĞLANTI ile/ve AYRIM
- BAĞ ile/ve/<> BAĞINTI
- BAĞ ile BAĞLANTI
- BAĞ ile/ve/<> İLİŞKİ
- BAĞA[İng. BAGA] ile/||/<> ANAPSİT[İng. ANAPSID] ile/||/<> APOSEMATİZM[İng. APOSEMATISM] ile/||/<> KİTİN[İng. CHITIN] ile/||/<> SICAKLIĞA BAĞLI CİNSİYET TESPİTİ (TSD)[İng. TEMPERATURE-DEPENDENT SEX DETERMINATION]
( Bazı omurgasızların ve az sayıda da omurgalıların gövdelerinin en dışında yer alan sert örtü ya da üst kabuk. Kemikten ya da selüloza benzer bir madde olan kitinden oluşur. Böceklerde ve öteki omurgasızlarda bu üst kabuk, dış iskeletin bir bölümünü oluşturur. Kaplumbağa gibi omurgalılarda ise koruyucu görevi görür. @@ Temporal boşluklara sahip olmayan kafatası tiplerini bulunduran omurgalı grubudur. Evrimsel olarak sürüngenlerin en eski alt sınıfı oldukları düşünülür. Paleontolojik olarak bu kafatası tiplerinin izleri Karbonifer Devri'nde 350 milyon yıl kadar geriye sürülebilir. Günümüzdeki kaplumbağalar ve Captorhinus cinsi gibi birçok soyu tükenmiş sürüngen bu tipte kafatasıya sahiptir. @@ Uyarıcı renklenme olayıdır. Zehirli ya da av olan türlerin parlak renklerinin ya da çarpıcı desenlerinin avcılar için uyarıcı olarak iş görmesi olarak da bilinir. Çarpıcı renkleri olan zehirli kurbağalar buna bir örnektir. Bu türlere aposematik türler de denir. @@ Eklembacaklıların dış iskeletinin oluşmasında kullanılır ve mantarlarda göze çeperini oluşturan polisakkarittir. Bilindiği kadarıyla doğada en çok bulunan ikinci polisakkarittir. Kitin, sağlam ve elastik bir madde olduğu için tıp alanında cerrahi iplerde kullanıma uygundur. Yaralar iyileşirken kitin yavaş bir biçimde ayrışır ve dağılır. Kitinden tıp, tarım ve endüstri gibi pek çok alanda faydalanılmaktadır. @@ Canlının cinsiyeti ortam sıcaklığına göre belirlenir.Timsahların tamamı, çoğu kaplumbağa, bazı kertenkeleler; embriyonik gelişmenin kritik bir döneminde yumurtaların inkübasyon sıcaklıklarına göre cinsiyetleri belirlenir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- BAGASSE[İng.] / BAGASSE[Fr.] / BAGASSE[Alm.] ile/değil/yerine/= BAGAS
- BAĞDAŞIK = MÜTECÂNİS = HOMOGENEOUS[İng.] = HOMOGÈNE[Fr.] = GLEICHARTIG[Alm.] = OMOGENO[İt.] = HOMOGÉNEO[İsp.] = EIUSDEM GENERIS[Lat.] = HOMOGENES, HOMOIOMERES[Yun.] = MUTECÂNİS[Ar.] = MOTECÂNES[Fars.] = GELIJKSOORTIG[Felm.]
- BAĞDAŞTIRMA ile ÖZDEŞLEŞTİRME
( Romantizme kapılma ya da saçma amaçları kendininkilerle özdeşleştirme tehlikesi vardır. )
( Arzuladığınız, korktuğunuz ve kendinizi duygularınızla özdeşleştirdiğiniz zaman, keder ve tutsaklığı yaratırsınız. )
( Sizi mutlu ya da mutsuz eden sadece kendinizi zihninizle özdeşleştirişinizdir. Zihninizin kölesi oluşunuza başkaldırın, tutsaklığınızı kendiniz yaratmış olduğunuzu görerek bağımlılık ve nefret zincirlerini kopartın. Özgürlük amacınızı zihninizde sürekli tutun, ta ki, özgür olduğunuz, özgürlüğün uzak bir gelecekte ve acı verici çabalarla kazanılacak bir şey olmadığı fakat onun her zaman sizin için, kullanmanız için hazır olduğu gerçeği içinize doğuncaya dek! )
( Tek sorununuz, her algıladığınız şeyle kendinizi özdeşleştirme hevesinde oluşunuzdur. )
(
When you desire and fear, and identify yourself vs. your feelings, you create sorrow and bondage.
It is only your self-identification vs. your mind that makes you happy or unhappy. Rebel against your slavery to your mind, see your bonds as self-created and break the chains of attachment and revulsion. Keep in mind your goal of freedom, until it dawns on you that you are already free, that freedom is not something in the distant future to be earned vs. painful efforts, but perennially one's own, to be used!
Your only problem is the eager self-identification vs. whatever you perceive. )
- BAĞDAŞTIRMACILIK, SENKRETİZM = SYNCRETISM[İng.] = SYNCRÉTISME[Fr.] = SYNKRETISMUS[Alm.] = SINCRETISMO[İt.] = SYNCRETISMUS[Yeniçağ Lat.] = SÜNKRATISMOS[Yun.]
- BAGER ile BAGHER AL HAKİM
- BAĞIMLI BİÇİMBİRİM -ile
- BAĞIMLI DEĞİŞKEN[İng. DEPENDENT VARIABLE] ile/||/<> BAĞIMSIZ DEĞİŞKEN[İng. INDEPENDENT VARIABLE]
( Bağımsız değişkende olan değişiklikler sonucunda (ya da onunla birlikte) ölçülebilen farklılıklar gösteren değişkendir. Psikolojik denemelerde bağımsız değişken genellikle bir uyarıcıya verilen tepkidir. @@ Deneyicinin denetimi altında olan ve etkisi gözlenmek için değerleri değiştirilen faktördür.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- BAĞIMLI/LIK(MÜPTELÂLIK) ile ISRARCI/LIK
- BAĞIMLI/LIK ile/yerine BAĞLI/LIK
( Onlar mı size, siz mi onlara bağlısınız? )
( Do they depend on you, or you on them? )
( Herhangi bir şeye bağımlı değilim. Geçip giden gösteriyi, geçip giden gösteri olarak görüyorum.[Bazı/çoğu kişi ise nesnelere tutunup yapışıyor ve onlarla birlikte hareket ediyor.] )
( I am detached and see the passing show as a passing show, while you stick to things and move along with them. )
- BAĞIMLI ile BAĞIMLI ile BAĞIMLILIK
- BAĞIMLILIK ile/ve AŞIRILIK
- BAĞIMLILIK ile/değil/yerine/>< GEREKSİNİM
- BAĞIMLILIK ile ÖZDEŞLİK
( İnsan değil mi, hem yapar, hem tapar! )
- BAĞIMLILIK ile/ve SAPLANTI
- BAĞIMLILIK = TAVAKKUF[Ar.] = BASTEGÎ[Fars.] = DEPENDENCE[İng.] = DÉPENDANCE[Fr.] = ANHÄNGIGKEIT, DEPENDENZ[Alm.] = DIPENDENZA[İt.] = DEPENDENCIA[İsp.] = CONIUNCTIO[Lat.] = TO KATANTES, SÜNDESMOS[Yun.] = AFHANKELIJKHEID[Felm.]
- BAĞIMLILIK ile/ve YERİNDEN OYNATILAMAZLIK
- BAĞIMSIZ/LIK ile/ve/||/<> TAM/LIK ile/ve/||/<> TUTARLI/LIK
- BAĞIMSIZLIK ile BAĞIMSIZLIK HAREKETİ ile BAĞIMSIZLIK ARAYAN ile BAĞIMSIZ ile BAĞIMSIZ OLARAK
- BAĞIMSIZLIK ile/ve/yerine DAYANIŞMA
- BAĞIMSIZLIK ile KEYFÎLİK
- BAĞIMSIZLIK ile/ve ÖZGÜRLÜK
( Bağımsızlığınızı idrak edin ve mutlu kalın. )
- BAĞIMSIZLIK ile/ve/||/<> TARAFSIZLIK
- BAĞINTI ve/||/<> ÖLÇÜT
- BAĞIRAN) AĞAÇ KURBAĞASI ile EKVADOR AĞAÇ KURBAĞASI ile YEŞİL AĞAÇ KURBAĞASI
- BAĞIRMAK ile BAĞIRMAK ile HOLLERİTH
- BAĞIRSAK ile/ve KÖRBAĞIRSAK
- BAĞIRSAK ile OLUK
- BAĞIŞ YAPMAK ile KAN BAĞIŞI ile BAĞIŞLANDI ile BAĞIŞ
- BAĞIŞIKLIK ile BAĞIŞIKLIK ile BAĞIŞIKLIK KAZANDIRMAK
- BAĞLAÇ = CONJUNCTION[İng.] = CONJONCTION[Fr.] = KONJUNKTION[Alm.] = CONGIUNZIONE[İt.] = CONJUNCIÓN[İsp.] = COPULA[Lat.]
- BAĞLAÇ ile MUTLULUK BİRLEŞİMİ ile PARADOKSLARIN BİRLEŞİMİ ile BAĞLAÇLI ile BAĞLAÇ ile KONJONKTÜR
- BAĞLAM ile/ve/||/<>/< ANLAM ile/ve/||/<>/< KAVRAM
( Hiçbir sözcük[anlam (birimi) (ya da değer) yoktur ki bağlamı olmasın(/bağlamdan bağımsız olsun]. )
- BAĞLAM ile/ve BAĞLAÇ
- BAĞLAM ile BAĞLAMLAR
- BAĞLAM ile/ve/||/<> KOŞUL/LAR
- BAĞLAM ve/> NİYET ve/> EREK
- BAĞLAMAK ile BAĞLAYICI ile CİLTLEME ile BAĞLAYICI ile BAĞLAMA SÜRESİ
- BAĞLAMAK ile TAHVİL HİZMETÇİSİ ile BAĞLANILABİLİR ile BAĞLI ile TAHVİL SAHİBİ ile BAĞLAMA ile KEFİL
- BAĞLANMA:
KAYGILI <> KAÇINGAN
ile
GÜVENLİ <> KAYITSIZ-KAÇINGAN <> KORKULU-KAÇINGAN <> TAKINTILI
(
Düşük Kaygı
Düşük Kaygı
Yüksek Kaygı
Yüksek Kaygı
Yetişkin bağlanma biçimleri, iki temel bağlamda sınıflandırılır...
- Kaygı: İlişkilerde terk edilme korkusunun şiddetini gösterir.
- Kaçınma: Yakınlık kurmaktan rahatsızlık duyma derecesini yansıtır.
Dört Temel Biçim:
- Güvenli (Secure): Dengeli ilişkiler kurabilenler.
- Kayıtsız-Kaçıngan (Dismissing-Avoidant): Yakınlıktan kaçınan, bağımsızlığı vurgulayanlar.
- Takıntılı (Preoccupied): Aşırı ilişki odaklı, onay gereksinimi yüksek bireyler.
- Korkulu-Kaçıngan (Fearful-Avoidant): Yakınlık istemesine karşın reddedilmekten korkanlar.
)(
Bağlanmada, Güvenli, Kaçıngan, Kaygılı, Takıntılı FaRkLaR'ı...
| Türkçe | İngilizce | Kaygı Seviyesi | Kaçınma Seviyesi |
|---|---|---|---|
| Güvenli Bağlanma | Secure Attachment | Düşük | Düşük |
| Kayıtsız-Kaçıngan | Dismissive-Avoidant Attachment | Düşük | Yüksek |
| Korkulu-Kaçıngan | Fearful-Avoidant Attachment | Yüksek | Yüksek |
| Takıntılı | Anxious-Preoccupied Attachment | Yüksek | Düşük |
- Bağlanma Kuramı: Attachment Theory (John Bowlby)
- Kaygılı Bağlanma: Anxious Attachment (genel)
- Kaçıngan Bağlanma: Avoidant Attachment (genel)
- Düzensiz Bağlanma: Disorganized Attachment (çocuklukta görülen karmaşık biçim)
- BAĞLANMAK ile DOĞUŞTAN
- BAĞLANTI (KURMAK) ile/ve YORUM (YAPMAK)
- BAĞLANTI ile "AYAK"
- BAĞLANTI ile/ve BAĞLAM
- BAĞLANTI ile ORANTI
- BAĞLANTI ile/ve ÖZDEŞLİK
- BAĞLI KALMAK ile BAĞLILIK
- BAĞLI OLMAK ile BAĞLI OLMAK ile GÜVENİLİR ile BAĞIMLILIK ile BAĞIMLI ile BAĞIMLILIK ile BAĞIMLI ile BAĞIMLI ile BAĞLI OLARAK
- BAĞLI ile BAĞLI ile SINIRLAR ile SINIR ile SINIR KOŞULU ile SINIR DEĞERİ ile SINIRLI ile BAĞLI ile SINIRSIZ
- BAĞLILIK[İng. COMMITMENT] ile/||/<> DUNBAR SAYISI[İng. DUNBAR NUMBER]
( İki birey arasında yer alan olumlu duygularla yüklü ilişki durumudur. Bu tür ilişkiler genellikle çocuk, ana-baba, kardeşler ve yakın arkadaşlar arasında olur. @@ Dunbar Sayısı bir insanın sağlıklı olarak sürdürebileceği ilişki sayısıdır. Bu sayı 150'dir. Daha fazlasını kaldıramama sebebimiz tamamen yapısal. Genel olarak 150'den sonra öbeğin üyeleri bağlılık duygusunu kaybeder.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- BAĞLILIK ile/ve GEREKSİNİM
- BAĞNAZ/LIK ile/ve/<> YOBAZ/LIK
( Bir düşünceye, bir inanışa aşırı ölçüde bağlanıp ondan başka bir düşünce ve inanışı kabul etmeyen/etmeme. İLE/VE/<> Dinde bağnazlığı aşırılığa vardıran, başkalarına baskı yapmaya yönelen/yönelme. | Bir düşünceye, bir inanca aşırı ölçüde bağlı olan/olma. | Kaba saba, incelikten anlamayan/anlamama. )
- BAHAİ ile BAHAİLİK
- BAHÂNE ile MAZERET
- BAHÇE ile BAHÇE BALZAMI ile BAHÇE MİSK ile BAHÇE PETUNYASI ile BAHÇE ADAÇAYI ile BAHÇE ÖTLEĞENİ ile BAHÇIVAN ile BAHÇIVANLIK ile BAHÇELER
- BAHİS ile DAHA İYİ
- BAHREYN ile BAHREYNLİ
- BAHS ve NAZAR
( Araştırma. VE Kuramsal bakış. )
( ... VE Herhangi bir olgu ve olayın kurucu[mukavvim] unsurlarını teşhîs; aralarındaki nedensel[illiyet] ilişkileri tesîs ve teşhîs ile tesîs'in tümel[küllî] kurallarını belirlemek. )
- BAHŞİŞ[Ar.] ile ARMAĞAN
- BAILY'S BEADS[İng.] değil/yerine/= BAİLY BONCUKLARI
( Güneş tutulmalarının belirli evrelerinde Ay'ın engebeli arazisinde bulunan boşluklar sebebiyle görülen parlak noktalar. İngiliz amatör astronom Francis Baily tarafından keşfedilmiştir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- BAJOCIAN EPOCH[İng.] değil/yerine/= BAJOSİN EPOKU
( Günümüzden 170.300.000 ile 168.300.000 yıl öncesi arasını kapsayan jeolojik zaman dilimidir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- BAKALITE[İng.] / BAKÉLITE[Fr.] / BAKELIT[Alm.] ile/değil/yerine/= BAKALİT
- BAKANAK ile TOYAK ile TOYNAK
( Geviş getiren hayvanların tırnağı. İLE At tırnağı. İLE At, eşek gibi tektırnaklı hayvanların tırnağı. )
- BAKHTYAR ile BAKHTYARİ ile BAKHTYARİ KİŞİSİ
- BAKICI ile DADI
- BAKIM ile BAKIM ile KARİYER ile KARİYER SUÇLUSU ile DİKKATLİ OLMAK ile DİKKATLİCE ile DİKKATLİLİK ile DİKKATSİZ ile DİKKATSİZ KİŞİ ile DİKKATSİZCE ile DİKKATSİZLİK ile OKŞAMAK
- BAKIMA MUHTAÇ ile İTİBARSIZ
- BAKING POWDER[İng.] / LEVURE ARTIFICIELLE[Fr.] / BACKPULVER[Alm.] ile/değil/yerine/= KABARTMA TOZU
- BAKIR ile BAKIR ALAŞIMI ile BAKIR MADENİ ile BAKIR İŞLERİ ile BAKIR LEVHA ile BAKIRCI ile BAKIRCILIK ile BAKIR EŞYA
- BAKIRLI ile BAKIRLI
- BAKIŞ ATMAK ile GÖZ ATMAK ile BAKIŞ
- BAKIŞ ile/ve AÇI
- BAKIŞIK = SYMMETRICAL[İng.] = SYMÉTRFIQUE[Fr.] = EBENMÄßIG, SPIEGELGLEICH[Alm.] = SIM(M)ETRICO[İt., İsp.] = ÆQUALIS ET CONGRUENS, CONVENIENTER COMPOSITUS[Lat.] = SÜMMETROS, EMMETROS, EURÜTHMOS[Yun.] = MAVÂZİ, MUTEVÂZİ[Ar.] = MUTEKÂRON[Fars.] = SYMMETRISCH[Felm.]
- BAKIŞIM/SİMETRİ ile/ve/||/<> EŞDEĞİŞKEN
- BAKIŞIM/SİMETRİ ile/ve UYUM
- BAKIŞIM = SYMMETRY[İng.] = SYMÉTRIE[Fr.] = EBENMAß, SPIEGELGLEICHHEIT, SYMMETRIE[Alm.] = SIMMETRIA[İt.] = SIMETRIA[İsp.] = CONVENIENTIA PARTIUM[Lat.] = SÜMMETRIA, EMMETRIA, EURÜTHMIA[Yun.] = el-TENÂSUK, el-TAMÂSUL, TAVÂZİ, MAVÂZÂT[Ar.] = TEKÂRON, SÂZOVÂRÎ[Fars.] = SYMMETRIE[Felm.]
- BAKKAL ile BAKKAL
- BAKL/A[Ar. çoğ. BUKUL] ile ÇİN/HİNT BAKLASI
( [Ar. (botanikte)] BÂKILÂ )
- BAKMAK ile ÜVEY KARDEŞ ile KORUYUCU ÇOCUK ile KORUYUCU ANNE ile BAKICILIK
- BAKTERİ[İng. BACTERIUM] ile/||/<> ANTİBAKTERİYEL[İng. ANTIBACTERIAL] ile/||/<> ANTİBİYOGRAM[İng. ANTIBIOGRAM] ile/||/<> ANTİBİYOTİK[İng. ANTIBIOTICS] ile/||/<> ARKEA[İng. ARCHAEA] ile/||/<> BUBONİK VEBA[İng. BUBONIC PLAGUE] ile/||/<> MİKOPLAZMA[İng. MYCOPLASMA] ile/||/<> PNÖMONİ[İng. PNEUMONIA]
( Toprakta, suda, canlılarda bulunan, mayalanmaya, çürümeye ya da hastalıklara yol açan, küresel, silindirimsi ya da kıvrık biçimde olan, çok basit yapılı, bölünme yoluyla çoğalan, prokaryotik (tekgözeli) canlılardır. @@ Bakterilerin üremesini durduran ya da onları öldüren kimyasal maddeler. @@ Bir bakterinin duyarlı olduğu antibiyotiği belirlemek için yapılan test. @@ Mikrobik canlıların üremesini durduran ya da onları öldüren kimyasal maddeler. Bakteri, mantar gibi organizmalar tarafından ya da kimyasal yolla sentezlenirler. Virüsleri öldürmek için kullanılamazlar. @@ Prokaryot grubunun atalarından fazla ayrılmamış bir alemi. Diğer tüm prokaryotlar Öbakteriya'da gruplandırılır. Günümüzdeki Arkebakteri türleri ekstrem koşullarda yaşarlar. Üç ana grubu: halobakteri, sülfobakteri ve metanojenlerdir. @@ Veba, kemirgenleri, diğer bazı hayvanları ve insanları etkileyen bulaşıcı bir hastalıktır. Yersinia pestis adlı bakteriden kaynaklanır. Bubonik (hıyarcıklı) vebada, ani ateş, baş ağrısı, titreme, halsizlik, bir ya da daha fazla şişmiş, hassas ve ağrılı lenf düğümü (bubo adı verilir) gelişir. Bu form genellikle enfekte bir pire ısırığının sonucudur. Bakteriler, bakterilerin insan vücuduna girdiği yere en yakın olan lenf düğümünde çoğalır. Hasta uygun antibiyotiklerle tedavi edilmezse, bakteriler vücudun diğer bölgelerine yayılabilir. @@ Mikoplazma; göze duvarı barındırmayan, göze duvarının olmamasından ötürü penisilin benzeri yaygın antibiyotiklerden etkilenmeyen, oksijensiz ortamlarda yaşayabilen, ortalama 0,1 mikrometre çapında, parazitik ya da saprotrofik bir bakteri cinsidir. Örneğin; M. pneumoniae türü pnömoniye ya da diğer solunum yolu hastalıklarına, M. genitalium kadın üreme sistemini etkileyen pelvik inflamatuar hastalıklara sebep olabilmektedir. @@ Pnömoni terimi, alvoelleri sıvı ve kan gözeleriyle dolduran iltihabi koşulları tanımlar. Pnömoninin en yaygın olan şekli, çoğunlukla pnömokokların neden olduğu bakteriyel pnömonidir.Guyton/Textbook Of Medical Physiology-7. Edition
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- BAKTERİ ile BAKTERİYEL ile BAKTERİSİT ile BAKTERİYOLOJİ ile BAKTERİLEŞTİRME
- BAKTERİ ile/ve/||/<>/< SİYANOBAKTERİ
( )
- BAKTERİ ile/||/<> VİRÜS
( Tek gözeli mikroorganizmalardır ve antibiyotiklerle sağaltılabilir. İLE/||/<> Göze içinde çoğalan ve antibiyotiklerle sağaltılamayan mikroorganizmalar. )
- BAL ARISI ile/ve EŞEK ARISI/ZENBUR ile/ve YABAN ARISI/SARICA ile/ve ERİL ARI
( Bal yapan arı. İLE/VE Et yiyen arı. | Sarı eşek arısı, vesveseyi simgeler. İLE/VE ... İLE/VE Bal yapmayan iğnesiz arı. )
( Bal arıları, en uzun süre yaşayan böceklerdir. )
( Bal arısının iğnesinin ucu kıvrıktır, sokunca çıkaramaz. Yavaş çekse çıkarır ama öfkeli ve sinirli olduğu için, yavaş çekmek elinden gelmez. Birdenbire çekince de, iğnesi kopar ve soktuğu yerde kalır. )
( Arı, karnındaki boğum köklerden soluk alır. [Boğumlu, halkalı hayvanlar ciğersizdir.] )
( Arı kovanının ısısı insan gövdesiyle aynıdır. )
( Antenleriyle koku alırlar. )
( Balarıları, karmaşık bir dizi hareket ve sallanmadan oluşan "salınma danslarıyla" birbirine yiyeceğin niteliğini, uzaklığını ve tam konumunu anlatabilirler. [Bu iletişimlerini bizler de anlayabiliyoruz. Her salınım, kovandan 45 metre uzakta anlamına gelir. (Karl von Frisch 1945 [Bu keşfiyle, hayvan davranışları çalışmalarında verilen tek Nobel ödülünü kazanmıştır.]) ] )
( Bir turları yaklaşık 12 km.dir. )
( Saatte 30 km. hızla uçabilmektelerdir. )
( Dümdüz hatlar üzerinde gidip gelmektelerdir. )
( Tek kalan bir arı, ne kadar zeki olursa olsun, kovandan ayrı kaldığında tamamen savunmasızdır. )
( Beyinlerinde 950.000 sinir hücresi vardır. )
( Morötesi aralıkta görebilmektelerdir. [İnsan yüzlerini dahi tanırlar] )
( Arı kafalarının fotoğrafları... )
- BAL ile BAL ARISI ile BALLI ile HANIMELİ
- BALAD ile BALAD
- BALAKLAVA ile/ve/||/<> BAF
( ile/ve/||/<> )
- BALANCE ROOM[İng.] / SALLE DE PESÉE[Fr.] / WAAGE ZIMMER[Alm.] ile/değil/yerine/= TERAZİ ODASI
- BALANCED EQUATION[İng.] ile/değil/yerine/= DENGELİ DENKLEM
- BALANCING[İng.] ile/değil/yerine/= DENGELEME
- BALDIR KEMİĞİ ile KALVİKÜLER
- BALIK KARTALI ile BALIK KARTALI
( Su kıyılarında yaşayan, balıkla beslenen, beyaz, kahverengi çizgili, yırtıcı kuş. İLE Fok yavrularını avlarlar. )
- BALIK ile BALIK HATTI ile BALIK SATIŞI ile BALIK YUMURTLAMASI ile BALIKÇI ile BALIKÇILIK ile BALIKÇILIK ile OLTA ile BALIK AĞI
- BALİNA ile BALEN BALİNASI
- BALİNA ile GAGALI BALİNALAR
(
)
- BALİNA ile GRİ BALİNA/KUZEY PASİFİK GERÇEK BALİNASI
( ... İLE/VE Bilinçsizce yapılan avlanmalardan dolayı dünyada sadece 50 gri balina kalmıştır. )
( ... ile
)
- BALİNA ile KAMBUR BALİNA
( ... İLE 12 - 16 metre uzunluğunda ve 35 - 40 ton ağırlıkları vardır. )
( ... İLE Her yıl beslenme ve üreme amacıyla göç ederler. [Kışın kutuplarda, yazın tropik denizlerde olmak üzere yaklaşık 25.000 km. yolculuk ederler.] )
( ... ile
)
( ... İLE NTV - Yaşam Öyküsü 1. Bölüm (İlk Adımlar)[15:15 - 19:30 arası] )
(1996'dan beri)