İngilizce karşılıkları olan FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 22.832 başlık/FaRk ile birlikte,
22.832 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(2/93)
- ...NIN SÜRECİ ile/ve ...NIN SÜRECİ
- ...SIZ ile ...'YA KARŞIN/RAĞMEN
- ...SIZ ile YOK
- .asp(x) ile/yerine .php
- 'X'İN BİLGİSİ ile/ve 'X1'İN BİLGİSİ ile/ve 'X2'NİN BİLGİSİ ile/ve 'X3'ÜN BİLGİSİ
- (...-SIZ) (....-LI)
- (HER KOŞULDA) YAP!:
NE YAPABİLİYORSAN ile/ve/||/<> NE KADARINA SAHİPSEN ile/ve/||/<> NEREDEYSEN
- (MERZİFON'LU) KARA MUSTAFA PAŞA CAMİSİ ile KARA MUSTAFA MESCİDİ / KASAPLAR MESCİDİ
( Bayezıd'ta, Çarşıkapı karşısında, Yeniçeriler Caddesi'ndedir. [Minaresizdir.] İLE Yedikule'dedir. [Kasaplar kullandığı için Kasaplar Mescidi olarak tanınmıştır.] )
- (TORNA) VİDALARDA:
DÜZ ile YILDIZ
- [hem] BİLMEK ile/ve/||/<>/>/</=/hem de YAPABİLMEK
( Bilmek, yapabilmektir! )
( Bildiklerimiz, yapabildiklerimizdir. )
- [hem] BİLMEK ile/ve/hem de/||/<>/> YAPMAK
( Yapmak, onu bildiğini göstermektir. )
( Bilmek, yapabilmektir. )
( Kişi, bildiklerini, yönetir/yönetmelidir: bilmedikleri tarafından yönetilir. )
( [ne yazık ki]

- Yapabilen istemiyor,
- İsteyen yapamıyor,
- Bilen yapmıyor,
- Yapan bilmiyor ve
Dünya böyle kötüye gidiyor...
Ascoli Piceno, İtalya [1529] )
- [hem] ŞİFRELEME ile/ve/değil/yerine/hem de/<>/>/< VERİYİ/BİLGİYİ GİZLEME
- [ne yazık ki]
MUHTEKİR[Ar.]/SPEKÜLATÖR[İng.] değil/yerine/= VURGUNCU
( Yolsuz kazanç elde eden, vurguncu, istifçi, ihtikâr yapan. )
- [ne yazık ki]
!GENOSİT[İng./Fr. < GENOCIDE] değil/yerine/= SOYKIRIM
- [ne yazık ki]
!MÜSTEHZÎ/SARKASTİK[İng. < SARCASTIC] değil/yerine/= ALAYCI/İĞNELEYİCİ
- [ne yazık ki]
!SABOTAJ[Fr.] ile !KOMPLO[Fr. COMPLOT]["KOMPLE" değil!] ile !KUMPAS/KOMPAS[Fr. COMPAS] ile !MANİPLE[Fr.]
( Baltalama. [Fransa'daki işçilerin, haklarını almak/savunmak üzere tepki olarak ayaklarındaki saboları[tahta ayakkabı], makinelerin içine atmasıyla] İLE Birine, bir kuruluşa karşı, toplu olarak alınan, gizli karar. | Topluca ve gizlice yürütülen herhangi bir tasar. İLE Dizicilerin, harfleri, satır durumuna getirirken, içine yerleştirdikleri ayarlanabilir demir yuva. | Gizli bir iş, düzen hazırlamak. İLE Telgraf imlerini göndermek için bir devredeki akımı kesmekte ya da yeniden vermekte kullanılan aygıt. | Roma ordusunda, 60 ya da 120 erden ibaret bölük. | Bazı papazların ayinlerde sol kolun bileğine yakın taktığı süslü şerit. )
- [ne yazık ki]
DEVİNİMSİZLİK ile/ve/değil DEĞİŞMEZLİK
- [ne yazık ki]
ET YİYENLER ile LEŞ YİYENLER
( [Ar., Fars.] LÂHİME ile CÎFE-HÂR )
( BUGAS[Ar.]: Leş yiyen kuşlar. )
( MEYTE/MEYYİTE/CÎFE[çoğ. CİYEF][Ar.]/LÂŞE[Fars.]/CARCASS[İng.]: Hayvan leşi. )
- [ne yazık ki]
GENELLEME ile/ve/ya da/||/<>/= İNDİRGEME ile/ve/ya da/||/<>/= ÖZDEŞLEŞTİRME ile/ve/ya da/||/<>/= "KÖKTENCİLİK" ile/ve/ya da/||/<>/= "TOPTANCILIK" ile/ve/ya da/||/<>/= "SONUÇ ODAKLILIK"
( Tüm genelleme ya da indirgemeler, tamamen yanlıştır! )
- [ne yazık ki]
İNSANLIK SUÇLARI:
SOYKIRIM ile/ve/||/<> İŞKENCE/ŞİDDET ile/ve/||/<> TERÖR ile/ve/||/<> NEFRET/DÜŞMANLIK ile/ve/||/<> IRKÇILIK ile/ve/||/<> KÖLELEŞTİRME ile/ve/||/<> İNSAN KAÇAKÇILIĞI ile/ve/||/<> ORGAN TİCARETİ ile/ve/||/<> BAĞIMLILAŞTIRMA
( Bağımlılaştırma - İnsanlık Suçu İlişkisi - Muharrem Balcı )
( * Kasten öldürme
* Kasten yaralama
* İşkence, eziyet ya da köleleştirme
* Kişiyi, özgürlüğünden yoksun kılma
* Bilimsel deneylere tâbi kılma
* Eşeysel saldırıda bulunma, çocukların eşeysel istismarı
* Zorla gebe bırakma
* Zorla fuhşa sevketme )
- [ne yazık ki]
KAPİTALİZM ve/> BİLGİSİZLEŞMEK ve/> YOKSULLAŞMAK
( Kapitalizm, okudukça cahil bırakır; çalıştıkça fakirleştirir. )
- [ne yazık ki]
KAYIRMA ile/ve/||/<> ŞIMARTMA
- [ne yazık ki]
KÖTÜMSERLİK = BEDBİNLİK = PESSIMISM[İng.] = PESSIMISME[Fr.] = PESSIMISMUS[Alm.] = PESSIMUS[Lat.]
- [ne yazık ki]
PARA BATIRMA YANILIMINDA:
TITANIC ile/ve/||/<>/> CONCORDE
( İlgili yazıyı okumak için burayı tıklayınız... )
- [ne yazık ki]
PEZEVENK/TERES/KAVAT[Ar. < KAVVÂD]/GODOŞ[Erm. < KODOŞ]/PIMP/COCKOLD[İng.] ile/değil PUZEVENK
- [ne yazık ki]
SAHTE[Fars.] değil/yerine/= YAPAY/YAPMA, DÜZMECE
( Sahte olan, zaman ve uzay ile sınırlıdır ve koşulların ürettiğidir. )
( Bir an gerçek gibi görünmek, sahte olanın doğasıdır. )
( Sahte olanı yıkamazsınız, çünkü onu durmadan yaratıyorsunuz. )
( Sahtenin sahteliği anlaşıldığında, o, kendi kendine erir gider. )
( Sahte olanı sahte olarak görmek ve sahte olanı terk etmek, gerçeği getirecektir. )
( Sahte olduğunu gördüğünüz her ne ise o eriyip kaybolur. )
( Sahte olandan vazgeçin, doğru olan kendi yerini bulacaktır. )
( Sahte olanın zamana gereksinimi olduğunu ve zamana gereksinimi olanın sahte olduğunu bir kez anlarsanız, zaman ötesi ve hep şimdi'de olan Gerçek'e yakınlaşmış olursunuz. )
( Gerçeğin görülmesini o kadar zorlaştıran, sahte olana tutunup ondan kopamamaktır. )
( Gerçek, sahtenin reddi ve inkârı ile ifade edilebilir -eylemle. )
( Gerçek, herkes için birdir, ancak sahte olan kişiseldir. )
( Sahte olanı fark edip onu reddetmek, gerçeğe giden yolu açar. )
( Sahte olanlar gittiğinde, geride kalan, gerçek olandır. )
( Doğru kendini öne sürmez, o sahtenin sahte olarak görülmesi ve reddedilmesinde yatar. Zihin, sahte olan tarafından kör edilmişken, doğruyu aramak yararsızdır. Doğru olanın sezilebilmesi için önce sahtenin tamamen temizlenip yok edilmesi gerekir. )
( Sahte olanın keşfedilip terk edilmesi, gerçek olanın zihne girişini sağlar. )
( Sahte olanın yıkımı, şiddet değildir. )
( Sahte olanın reddi, özgürleştirici ve enerji vericidir. )
( Sahte olan "Ben-im" duygusu değil fakat kendinizi ne sandığınızdır. )
( The false is limited in time and space and is produced by circumstances.
It is the nature of the false that it appears real for a moment.
You cannot destroy the false, for you are creating it all the time.
To see the false as false and abandon the false brings reality into being.
It is the discarding the false that opens the way to the true.
What you see as false, dissolves.
Once you understand that the false needs time and what needs time is false, you are nearer the Reality, which is timeless, ever in the now.
It is the clinging to the false that makes the true so difficult to see.
Reality is common to all. Only the false is personal.
The false dissolves when it is discovered.
The discovery and abandonment of the false remove what prevents the real entering the mind.
The destruction of the false is not violence.
Renunciation of the false is liberating and energizing.
It is not the "I am" that is false, but what you take yourself to be. )
- [ne yazık ki]
YOKUŞA SÜRMEK ile/yerine ÜMİTSİZLENDİRMEK
- [not] ANTONYMS vs. DIFFERENCES
- [not] BOOK vs. WORK
- [not] CLASSIFICATION vs. CATEGORY
- [not] COMMITTEE vs./and COORDINATION
- [not] GOING TO MEANING (BASED) FROM WORD vs. GOING TO WORD (BASED) FROM MEANING
- [not] OPPOSITE vs. OTHER TIP
- [not] SOON vs. LATER
- [not] TO BE PART OF vs. TO BE EXTENSION
- [not] TO CHANGE vs. ALTERATION
- [not] WRONG/FALSE vs. INCOMPLETE/LESS/LACK/DEFICIENCY/DEFECT
- [ÖĞRENİYORUZ/ANLIYORUZ]
OKUDUĞUMUZU ile/ve/<> DUYDUĞUMUZU ile/ve/<>
GÖRDÜĞÜMÜZÜ ile/ve/<>
HEM DUYUP, HEM GÖRDÜĞÜMÜZÜ ile/ve/<>
TARTIŞTIĞIMIZI ile/ve/<> DENEYİMLEDİĞİMİZİ ile/ve/<>
ANLATTIĞIMIZI/ÖĞRETTİĞİMİZİ
( %10 ile/ve/<> %20 ile/ve/<> %30 ile/ve/<> %50 ile/ve/<> %70 ile/ve/<> %80 ile/ve/<> %95 )
- [önce] YORUM ile/ve/sonra/> AŞIRI YORUM
( YORUM VE AŞIRI Y0RUM (UMBERTO ECO) kitabını okumanızı salık veririz.
)
- | BUĞDAY ile KEPEK ile ARPA/CEVDE ile ÇAVDAR | ile YULAF
( Gramineae ailesinin triticeae ve aveneae olmak üzere iki bölümü vardır. Buğday, çavdar ve arpa, triticeae; yulaf ise aveneae bölümündendir. )
- | VERİ ve/> BİLİ(ENFORMASYON) ve/> BİLGİ | ile/ve/+/<>/>/<
FARKINDALIK | BİLGELİK(İRFAN/HİKMET) ile/ve/+/<>/>/< ZARİFLİK/ZARÂFET
( BİLGİ: İnsan aklı sınırıları içerisinde evreni ve doğayı anlama çabası. )
( Bilgi, göklere uçabileceğimiz kanatlardır. )
( Yapmanız gereken şey farkında olmanın farkında olmaktır. )
( Tüm sonuçlarına katlanabilmektir. )
( Hiçbir uygarlık, varolan bilgiyle çatışmadan, bilgi üretemez. )
( KUTADGUBİLİG: Mutluluk/saadet veren bilgi, kutlu bilgi.
Çinliler, ona Edebü'l-Mülûk der; Maçinliler, onu Enîsü'l-memâlik diye adlandırır. Bu meşrık ilinin büyükleri, buna doğruca Zînetü'l-ümerâ der.
İranlılar buna Şehnâme der, Turanlılar ise Kutadgu bilig diye anar. )
(
)
( | Before AND/> After. AND/> Inside AND/> Outside |
vs./AND/+/<>/>/<
Time and place. )
( | [by] ... AND/> "What, where, when, who?" questions and answers. AND/> "How?" question and answers. |
vs./AND/+/<>/>
"Why?" question and answers. )
( | Letter, phoneme. AND/> Morpheme. AND/> Word. |
vs./AND/+/<>/>/<
Sentence. )
( [bilginin/kavramın/nesnenin/olgunun] | Öncesi VE/> Sonrası VE/> İçi ve dışı |
İLE/VE/+/<>/>/<
Zamanı ve Zemini )
( | Yazaç/harf. VE/> Hece. VE/> Sözcük. |
İLE/VE/+/<>/>/<
Tümce. )
( | ... VE/> "Ne, ne zaman, nerede, kim?" soruları ve yanıtlarıyla/karşılıklarıyla. VE/> "Nasıl?" sorusuyla ve yanıtlarıyla/karşılıklarıyla. |
İLE/VE/+/<>/>/<
"Neden?" sorusuyla ve yanıtlarıyla/karşılıklarıyla. )
- | ZAYIF/LAR ile/ve/<> "ZEKİ/LER" |
ile/değil/yerine/></<>
GÜÇLÜ/LER
( | İntikam alırlar. İLE/VE/<> Başkasını umursamazlar, yok sayarlar. | İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Affederler. )
( [not] | Revenges. vs./AND/<> Don't cares the others. | vs./BUT/>< Forgives. )
- 1-CHLORONAPHTHALENE[İng.] / CHLORONAPHTHALIN[Alm.] ile/değil/yerine/= 1-KLORONAFTALİN
- 1 ve 2 ve 3
( Belirsiz. VE Sonsuza gider. VE Belirli. )
- 1 ile 2 ile ÇOK
( Şaşma! İLE Aşma! )
- 100% T ADJUSTMENT[İng.] ile/değil/yerine/= YÜZDE YÜZ T AYARI
- 1730-EULER
- 2, 4, 6-TRICHLOROPHENOL[İng.] ile/değil/yerine/= 2,4,6-TRİKLOROFENOL
- 3 > 6 ile 3 > 6
- 4S:
SPOR ve/ SEKS[UYKU / GÜNEŞ] ve/ SANAT ve/ SEYAHAT
- 5 PARMAKLI EL ile 6 PARMAKLI EL
- A-BATTERY[İng.] / BATTERIE-A[Fr.] / A-BATTERIE[Alm.] ile/değil/yerine/= A BATARYASI
- A-MİHVERİ[Osm.] / A-AXIS[İng.] / AXE D'A[Fr.] / A-ACHSE[Alm.] ile/değil/yerine/= A-EKSENİ
- A-MİKYÂSI[Osm.] / A-SCALE[İng.] / ÉCHELLE A[Fr.] / A-SKALA[Alm.] ile/değil/yerine/= A ÖLÇEĞİ
- A-POSITIVE[İng.] / A-POSITIVE[Fr.] / A-POSITIV[Alm.] ile/değil/yerine/= A ARTI
- A-SUPPLY[İng.] / SOURCE D'ÉNERGIE A[Fr.] / A-NETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= A-AĞI/A-KAYNAĞI
- A-UNIT[İng.] / UNITÉ A*[Fr.] / A-MADEINHEIT/A*MASSEINHEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= A* BİRİMİ-VÂHİD-ÜL KIYASÎSİ[Osm.]
- a.c./ANTE CIBUM[İng., Lat.] değil/yerine/= YEMEKTEN ÖNCE
- A/D KONVERTER/ANALOG-TO-DIGITAL CONVERTER[İng.] değil/yerine/= A/D DÖNÜŞTÜRÜCÜ, ÖRNEKSELDEN SAYISALA DÖNÜŞTÜRÜCÜ
- A ile BİRKAÇ ile ÇOK FAZLA ile BİR AVUÇ ile LA GARCONNE ile BİRAZ ile BİRAZ SONRA ile ÇOK FAZLA ile BİRÇOK ile BİR BÖLÜMÜ ile BİR SÜRE ile BİR SÜRE ÖNCE ile BİR SÜRE SONRA
- AA/ASSOCIATION ANALYSIS[İng.] değil/yerine/= BİRLİKTELİK ÇÖZÜMLEMESİ
- AB-İ GİRÂN[Osm.] / HEAVY WATER[İng.] / EAU LOURDE[Fr.] / DEUTERIUMOXID, SCHWERES WASSER, SCHWERES WASSER[Alm.] ile/değil/yerine/= AĞIR SU
- ABAMPER/CM²[İng.] / ABAMPER.CM², ABAMPER/CM²[Fr.] / ABAMPER.CM² [Alm.] ile/değil/yerine/= ABAMPER/CM²
- ABAMPERE[İng.] / ABAMPÈRE[Fr.] / ABAMPERE[Alm.] ile/değil/yerine/= ABAMPER
- ABANOZ ile ABANOZ AĞACI
- ABARTMAK ile ABARTMA ile ABARTI ile ABARTILI ile ABARTICI
- ABASIN[İng.] ile/değil/yerine/= ABASİN
- ABBAS ile ABBAS ABDİ ile ABBAS AĞA ile ABBAS ALİ
- ABBE MENŞÛRU[Osm.] / ABBE PRISM[İng.] / PRISME D'ABBE[Fr.] / ABBE-PRISMA[Alm.] ile/değil/yerine/= ABBE PRİZMASI
- ABBE MİYÂRI[Osm.] / ABBE CRITERION[İng.] / CRITÈRE D'ABBÉ[Fr.] / ABBE-KRITERIAN[Alm.] ile/değil/yerine/= ABBE ÖLÇÜTÜ
- ABBE MÜKÂSİFİ[Osm.] / ABBE CONDENSER[İng.] / CONDENSEUR D'ABBE[Fr.] / ABBE-KONDENSOR[Alm.] ile/değil/yerine/= ABBE YOĞUNLAŞTIRICISI
- ABBE NAZARİYESİ[Osm.] / ABBE'S THEORY[İng.] / THÉORIE D'ABBE[Fr.] / ABBE-THEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= ABBE KURAMI
- ABBE NUMBER[İng.] / NOMBRE D'ABBE[Fr.] / ABBE-NUMMER, ABBE-ZAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= ABBE SAYISI
- ABBE REFRACTOMETER[İng.] / RÉFRACTOMÈTRE D'ABBE[Fr.] / ABBE-REFRAKTOMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= ABBE KIRILMAÖLÇERİ
- ABCOULOMB[İng.] / ABCOULOMB[Fr.] / ABCOULOMB[Alm.] ile/değil/yerine/= ABCOULOMB
- ABCOULOMB/CM²[İng.] / ABCOULOMB/CM²[Fr.] / ABCOULOMB/CM²[Alm.] ile/değil/yerine/= ABKULOMB/CM² / ABCOULOMB/CM²
- ABCOULOMB/CM³[İng.] / ABCOULOMB/CM³[Fr.] / ABCOULOMB/CM³[Alm.] ile/değil/yerine/= ABKULOMB/CM³ / ABCOULOMB/CM³
- ABDAL ile Abdal
( Eskiden, bazı gezgin dervişlere verilen ad. İLE Safeviler döneminde, İran'da yaşayan önemli Türk oymaklarından biri. | Anadolu'da yaşayan, bu addaki bir oymak. [Geygel Abdalları] )
- ABDEST ile NAMAZDAN ÖNCE ABDEST ALMAK ile TOPRAKLA ABDEST ALMAK
- ABDOLMALEK ile ABDÜLMEHDİ
- ABDÜLHAMİD ile ABDÜLHASAN
- ABDULLAH ile ABDULLAH GOL
- ABDURRAHİM ile ABDOLRAHMAN ile ABDÜLRASUL
- ABDÜSSELAM-WEİNBERG NAZARİYESİ[Osm.] / ABDÜSSELAM-WEINBERG'S THEORY[İng.] / THÉORIE D'ABDUS SALAM-WEINBERG[Fr.] / ABDÜSSELAM-WEINBERGSCHE THEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= ABDUS SALAM-WEİNBERG KURAMI
- ABERRATION[İng.] ile/değil/yerine/= SAPINÇ
- ABIENNINIC ACID[İng.] ile/değil/yerine/= ABİENİNİK ASİT
- ABIETIC ACID[İng.] / ACIDE ABIETIC[Fr.] / ABIETIĆ SÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= ABİYETİK ASİT
- ABLATION[İng.] / ABLATION[Alm.] ile/değil/yerine/= ABLASYON
- ABNEY OLAYI ile/ve/||/<> ABNEY YASASI
( Işıklılığı ve baskın dalga boyu değişmez kılınmış bir renk uyartısının, arılığının değişmesi ile oluşan renk türü değişmesi. İLE/VE/||/<> A ve B gibi iki renk uyartısının, parıltıları birbirinin aynı olarak algılanıyorsa ve C ve D gibi iki renk uyartısının da parıltıları aynı algılanıyorsa, A ve C ile B ve D'nin toplamsal karışımlarının parıltıları da aynı olur.
[Abney yasasının geçerliliği, gözlem koşullarına büyük oranda bağlıdır.] )
- ABNORMAL GLOW DISCHARGE[İng.] / DÉCHARGE LUMINESCENTE ANORMALE[Fr.] / ANORMALE GLIMMENTLADUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ANORMAL IŞILDAMALI/IŞILTILI BOŞALMA
- ABOLFATH ile ABOLFAZL
- ABRASION[İng.] / ABRASION[Fr.] / ABREIBEN, ABSCHLEIFEN[Alm.] ile/değil/yerine/= AŞINDIRMA
- ABRASIVE[İng.] / ABRASIVE[Fr.] / SCHLEIFMITTEL[Alm.] ile/değil/yerine/= AŞINDIRICI
- ABROTIL[İng.] ile/değil/yerine/= ABRODİL
- ABSOLUTE ALCOHOL[İng.] / ALCOOL ABSOLUE[Fr.] / ABSOLUTER ALKOHOL[Alm.] ile/değil/yerine/= MUTLAK ALKOL
- ABSOLUTE CONCENTRATION[İng.] / CONCENTRATION ABSOLUE[Fr.] / ABSOLUTE KONZENTRATION[Alm.] ile/değil/yerine/= MUTLAK DERİŞİM
- ABSOLUTE ERROR[İng.] / ERREUR ABSOLUE[Fr.] / ABSOLUTER FEHLER[Alm.] ile/değil/yerine/= MUTLAK HATA
- ABSOLUTE EXPANSION, REAL EXPANSION[İng.] / EXPANSION ABSOLUE, EXPANSION RÉELLE[Fr.] / ABSOLUTE EXPANSION, WIRKLICHE EXPANSION[Alm.] ile/değil/yerine/= GERÇEK GENLEŞME
- ABSOLUTE GLYCEROL[İng.] ile/değil/yerine/= MUTLAK GLİSERİN
- ABSOLUTE HUMIDITY[İng.] / HUMIDITÉ ABSOLUE[Fr.] ile/değil/yerine/= MUTLAK NEM
- ABSOLUTE MAGNITUDE[İng.] / MAGNITUDE ABSOLUE[Fr.] / ABSOLUTE MAGNITUDE[Alm.] ile/değil/yerine/= MUTLAK BÜYÜKLÜK
- ABSOLUTE PERMEABILITY[İng.] / PERMÉABILITÉ ABSOLUE[Fr.] / ABSOLUTE DUCHLÄSSIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= MUTLAK GEÇİRGENLİK
- ABSOLUTE REFRACTIVE INDEX[İng.] / INDICE DE RÉFRACTION ABSOLU[Fr.] / ABSOLUTE BRECHUNGSINDEX, ABSOLUTE BRECHZAHL, ABSOLUTE REFRAKTIONSINDEX[Alm.] ile/değil/yerine/= MUTLAK KIRILMA İNDİSİ
- ABSOLUTE STANDARD DEVIATION[İng.] ile/değil/yerine/= MUTLAK STANDART SAPMA
- ABSOLUTE TEMPERATURE[İng.] / TEMPÉRATURE ABSOLUTE[Fr.] / ABSOLUTE TEMPERATUR[Alm.] ile/değil/yerine/= MUTLAK SICAKLIK
- ABSOLUTE VACUUM[İng.] / VIDE ABSOLU[Fr.] / ABSOLUTE UNTERDRUCK, ABSOLUTES VAKUUM[Alm.] ile/değil/yerine/= MUTLAK VAKUM
- ABSOLUTE VELOCITY[İng.] / VITESSE ABSOLUE[Fr.] / ABSOLUTE GESCHWINDIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= MUTLAK HIZ
- ABSOLUTE VISCOSITY[İng.] / VISCOSITÉ ABSOLUE[Fr.] / ABSOLUTE VISKOSITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= MUTLAK AĞDALILIK
- ABSOLUTE VORTICITY[İng.] / ABSOLUTE VORTICITY[Alm.] ile/değil/yerine/= MUTLAK BURGAÇLILIK
- ABSOLUTE ZERO[İng.] / ZERO ABSOLU[Fr.] / ABSOLUTER PUNKT[Alm.] ile/değil/yerine/= SALT/MUTLAK SIFIR NOKTASI
- ABSOLUTE, NOMINATIVE[İng.] ile YALIN
- ABSORBANCE[İng.] ile/değil/yerine/= SOĞURUM, ABSORBANS
- ABSORBED DOSE[İng.] / ENERGIEDOSIS[Alm.] ile/değil/yerine/= SOĞRULAN DOZ
- ABSORPTION APPARATUS[İng.] / ABSORBEUR[Fr.] / ABSORPTIONSAPPARAT[Alm.] ile/değil/yerine/= SOĞURMA AYGITI/CİHAZI
- ABSORPTION BAND[İng.] / BANDE DE L'ABSORPTION[Fr.] / ABSORPTIONSBAND[Alm.] ile/değil/yerine/= SOĞURMA BANDI
- ABSORPTION CONTROL[İng.] / COMMANDE À L'ABSORPTION[Fr.] / ABSORPTIONSKONTROLLE[Alm.] ile/değil/yerine/= SOĞURMALI DENETİM
- ABSORPTION CROSS SECTION[İng.] / SECTION EFFICACE D'ABSORPTION[Fr.] / ABSORPTION-QUERSCHNITT[Alm.] ile/değil/yerine/= SOĞURMA TESİR KESİTİ
- ABSORPTION EDGE[İng.] / ARÊTE DE L'ABSORPTION[Fr.] ile/değil/yerine/= SOĞURMA KENARI
- ABSORPTION FILTER[İng.] ile/değil/yerine/= SOĞURMA FİLTRELERİ
- ABSORPTION FILTERS[İng.] / FILTRE ABSORPTION[Fr.] / ABSORPTIONS FILTER[Alm.] ile/değil/yerine/= ABSORPSİYON FİLTRELERİ
- ABSORPTION OF ELECTROMAGNETIC RADIATION[İng.] ile/değil/yerine/= ELEKTROMAGNETİK IŞININ SOĞURULMASI
- ABSORPTION SPECTRUM[İng.] ile/değil/yerine/= SOĞURMA TAYFI/SPEKTRUMU
- ABSORPTIVITY[İng.] ile/değil/yerine/= SOĞURGANLIK
- ABVOLT[İng.] / ABVOLT[Fr.] / ABVOLT[Alm.] ile/değil/yerine/= ABVOLT
- ABVOLT/CM[İng.] / ABVOLT/CM[Fr.] / ABVOLT/CM[Alm.] ile/değil/yerine/= ABVOLT/CM
- ABWATT[İng.] / ABWATT[Fr.] / ABWATT[Alm.] ile/değil/yerine/= ABVAT
- AÇ GÖZLÜ ile AÇGÖZLÜ KİŞİ
- AÇ ile AÇ KİŞİ
- ACAROID RESIN[İng.] / RÉSINE D'ACARIODE[Fr.] / AKAROIDHARZ[Alm.] ile/değil/yerine/= AKAROİD REÇİNESİ
- ACAYİPLİK ile/ve/<> ACAYİPLİK KORUNUMU
( Hadronların taşıdığı yük sayısı. | Taneciklerin çok çabuk oluşumuyla [güçlü etkileşme] çok yavaş bozunması [zayıf etkileşme] arasında görülen dengesizlik. İLE/VE/<> Zayıf etkileşimlerle ihlâl edilen yalıtılmış bir düzendeki hadronların, acayiplik sayılarının toplamının sabit olması. )
- ACCELERATING ELECTRODE[İng.] / ÉLECTRODE ACCÉLÉRATRICE[Fr.] / BESCHLEUNIGER ELEKTRODE, BESCHLEUNIGUNGS ELEKTRODE[Alm.] ile/değil/yerine/= HIZLANDIRICI ELEKTROT
- ACCELERATION VOLTAGE[İng.] / TENSION D'ACCÉLÉRATION[Fr.] / BESCHEUNGUINGSSPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= HIZLANDIRMA GERİLİMİ
- ACCEPTOR LEVELS[İng.] / NIVEAUX ACCEPTEURS[Fr.] / AKZEPTORISCHE NIVEAUS[Alm.] ile/değil/yerine/= ALICI DÜZEYLERİ
- ACCUMULATED DOSE[İng.] / DOSE ACCUMULÉE[Fr.] / AKKUMULIERENDE DOSIS[Alm.] ile/değil/yerine/= BİRİKMİŞ DOZ
- ACCUMULATOR CAPACITY[İng.] / CAPACITÉ D'ACCUMULATEUR[Fr.] / AKKUMULATORKAPAZITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= AKÜMÜLATÖR SIĞASI
- ACCUMULATOR[İng.] / AKKUMULATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= AKÜMÜLATÖR
- ACCURACY[İng.] / GENAUIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRULUK
- ACELE ETMEK ile ACELECİ
- ACELE ETMEK ile SABIRSIZLANMAK
- ACELE ile DOLANDIRICI
- ACELEYLE ile ACELEYLE ile ACELE ETMEK ile ACELE ET ile ACELE ET ile ACELE ETMEK
- ACENAPHTHENE[İng.] / ACÉNOANTHANE[Fr.] / AZENAPHTHEN[Alm.] ile/değil/yerine/= ASENAFTEN
- ACETAL[İng.] / ACETALE[Fr.] / AZETAL, AZETALDEHYDDIETHYLAZETAT[Alm.] ile/değil/yerine/= ASETAL
- ACETALDEHYDE[İng.] / ACETALDÉHYDE[Fr.] / AZETALDEHYD[Alm.] ile/değil/yerine/= ASETALDEHİT
- ACETAMIDE[İng.] / ACETAMIDE[Fr.] / AZETAMID[Alm.] ile/değil/yerine/= ASETAMİT
- ACETANILIDE[İng.] / ACETANILIDE[Fr.] / AZETANILID[Alm.] ile/değil/yerine/= ASETANİLİT
- ACETATE FIBRE[İng.] / FIBRE D'ACÉTATE[Fr.] / AZETATFASER[Alm.] ile/değil/yerine/= ASETAT ELYAFI
- ACETATE LACQUER[İng.] / VERNIS, LAQUE ACETATE[Fr.] / ACETAT LACK[Alm.] ile/değil/yerine/= ASETAT VERNİK
- ACETATE, TRIACETATE[İng.] / ACETATE, TRIACÉTATE[Fr.] / AZETAT, TRI-ACETAT[Alm.] ile/değil/yerine/= ASETAT, TRİASETAT
- ACETIC ANHYDRIDE[İng.] / ACETAMIDOHYDRIDE[Fr.] / ESSIGSÄURE KOBALT[Alm.] ile/değil/yerine/= ASETANHİDRİT
- ACETIN[İng.] / ACÉTINE[Fr.] / AZETIN, GLYZERINMONOAZZETAT[Alm.] ile/değil/yerine/= ASETİN
- ACETOACETIC ACID[İng.] / AZETESSIGSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= ASETOASETİK ASİT
- ACETOIN[İng.] / ACÉTOINE[Fr.] / AZETON, DIMETHYLKETOL[Alm.] ile/değil/yerine/= ASETOİN
- ACETOL[İng.] / ACÉTOLE[Fr.] / AZETOL[Alm.] ile/değil/yerine/= ASETOL
- ACETOLYSIS[İng.] / ACÉTOLISE[Fr.] / AZETOLYSE[Alm.] ile/değil/yerine/= ASETOLİZ
- ACETONE[İng.] / ACÉTONE[Fr.] / ACETON[Alm.] ile/değil/yerine/= ASETON
- ACETONITRILE[İng.] / ACETONITRILE[Fr.] / AZETONITRIL[Alm.] ile/değil/yerine/= ASETİLNİTRİL
- ACETOPHENONE[İng.] / ACÉTOPHENONE[Fr.] / AZOTOPHENON, METHYLPHENYLKETON[Alm.] ile/değil/yerine/= ASETOFENON
- ACETYLACETONE[İng.] / ACÉTYLACÉTONE[Fr.] / AZETYLAZETON[Alm.] ile/değil/yerine/= ASETİLASETON
- ACETYLENE[İng.] / ACÉTYLENE[Fr.] / ACETYLEN[Alm.] ile/değil/yerine/= ASETİLEN
- ACETYLSALICYLIC ACID[İng.] / ACETYLSALIZYLSAURE[Alm.] ile/değil/yerine/= ASETİLSALİSİLİK ASİT
- AÇGÖZLÜ/LÜK ile DOYMAZ/LIK
( Aç doyar fakat açgözlü doyamaz. )
- AÇGÖZLÜLÜK ile/değil/yerine/>< GEREKSİNİM
- AÇGÖZLÜLÜK ile İŞTAH
- AÇGÖZLÜLÜK = TAMAH = AVARICE[İng.] = AVARICE/AVIDITÉ[Fr.]
- AÇGÖZLÜLÜKLE ile AÇGÖZLÜLÜK
- ACI ÇEKMEK ile ACI ÇEKEN ile ACI VEREN ile IZDIRAP ile ACI VEREN
- AÇI ile AÇILI ile AÇILAR
- ACI ile ACILIK ile ACI TATLI
- ACI ile AĞRI
- ACI ile/ve/||/<>/> ANI
- ACI ile/ve/||/<>/>< HAZ
( Hazzın bedeli. İLE/VE/||/<>/>< Acının ödülü. )
( Acı vererek haz alırsınız, haz alıyorum/veriyorum derken de acıtırsınız. [Haz ile acının bir olduğunu bilen kişi, huzur ve barıştadır.] )
- AÇI ile/ve HIZ
( 1 radian [rad] = 57.2957795131 degree [°]
1 grad [^g] = 0.9 degree [°]
1 minute ['] = 0.0166666667 degree [°]
1 second ["] = 0.0002777778 degree [°]
1 gon = 0.9 degree [°]
1 sign = 30 degree [°]
1 mil = 0.05625 degree [°]
1 revolution [r] = 360 degree [°]
1 circle = 360 degree [°]
1 turn = 360 degree [°]
1 quadrant = 90 degree [°]
1 right angle = 90 degree [°]
1 sextant = 60 degree [°] )
- ACI ile ISTIRAP
( ... İLE Zihnin ve kalbin titremesi. )
( Acıya dayanmak gerekir. Acıyı yenme diye bir şey yoktur. )
( Acı çekmeyenler, başkalarının acı çekebileceğini akıllarına getirmez. )
( Size ıstırap veren sürekli sahte (asılsız) olandır. )
( Sahte olanı terk edin, acı çekmekten kurtulursunuz. )
( Düşüncelerinde ya da duygularında olan ve olmayan şeylere karşı herhangi bir özlemin yoksa, bu acılardan kurtulmanın yoludur. )
( Istırap, kabul etmeyişten kaynaklanır. )
( Istırap, kendi yarattığımız değil midir? Evet, onu yaratmak için ayrı bir kendiniz olduğu sürece. )
( Bencillik ıstırabın nedenidir. )
( Kendim olarak tanımladığım çerçeve ne denli dar ise, arzu ve korkunun neden olduğu ıstırap da o denli keskin olur. )
( Kişisel "ben"in eriyip kayboluşuyla kişisel ıstırap da son bulur. )
( Ancak ayrılıkçılık ve çıkarcılık dünyada gerçek ıstırabın ortaya çıkmasına neden olur. )
( Istırabın nedeni bağımlılık, çaresi bağımsızlıktır. )
( Istırabın gerçek nedeni, kendini sınırlı olanla özdeşleştirmektir. )
( Uygarlık, kültür, felsefe ve din. Istıraba başkaldırıdan başka nedir ki? )
( Istırap en başta, dikkat çekmek için bir çağrıdır ve o aslında bir sevgi hareketidir. )
( Istırap tümüyle bir bağımlılık ya da direnmeden dolayıdır; bu bizim yaşam ile birlikte devinmeye ve akmaya karşı isteksizliğimizin işaretidir. )
( Istırap çeken sizin kendiniz olduğunu hayal ettiğiniz kişidir, siz değil. )
( Eğer ıstırabın ötesinde olmak istiyorsanız, onu yarı yolda karşılayıp kucaklamalısınız. )
( Akıllı kişi, zevkin değil ıstırapsızlığın peşine düşer. )
( Daha az ıstırap "istiyorsanız", kendiniz olabilmek yerine sürünün parçası olun/olursunuz. )
- ACI = PAIN[İng.] = TRISTESE[Fr.] = UNLUST[Alm.] = TRISTITIA[Lat.]
- AÇI ile/ve PARALAKS[Fr. < Yun. PARALLAX]
( ... İLE/VE Biri, yerkürenin merkezinden, öbürü, yeryüzünde bulunan bir kişinin gözünden çıkan iki doğrunun, bir gökcisminin merkezinde birleşerek oluşturdukları düşünülen açı. )
- ACI ile SIZI
- AÇI ile/ve/<> YÖN
( Geometride. İLE/VE/<> Mekânda. )
( 
Yön Bulma:
Bir çubuk ve gölgesini kullanarak Kuzey'i bulabiliriz.
1- Bir çubuğu toprak zemine dik bir biçimde yerleştirip ve gölgesinin ucuna bir taş yerleştiriyoruz.
2- 20 dakika sonra gölgenin ucuna tekrar taş bırakıyoruz. [İlk bıraktığımız taş, W(Batı); son bıraktığımız taş, E(Doğu) yönündedir.]
3- Sol ayağımızı W(Batı), sağ ayağımızı E(Doğu) taşının yanına yerleştiriyoruz. Böylelikle Kuzey'e bakıyor olacağız.
[Bu yöntem, iki yarım kürede de kullanılabilir. Tek fark, Kuzey yarım küredeysek sırtımız, güney yarım küredeysek yüzümüz Güneşe dönüktür.] )
- ACID DISSOCIATION CONSTANT[İng.] / SÄURE DISSOZIATION KONSTANT[Alm.] ile/değil/yerine/= ASİT AYRIŞMA SABİTİ (PKHA)
- ACID ERROR[İng.] / SÄURE FEHLER[Alm.] ile/değil/yerine/= ASİT HATASI
- ACID HALOGENIDES[İng.] ile/değil/yerine/= ASİT HALOJENÜRLER
- ACID RAIN[İng.] / SAUERREGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= ASİT YAĞMUR
- ACID/BASE INDICATORS[İng.] / ACID/BASE INDIKATOREN[Alm.] ile/değil/yerine/= ASİT BAZ BELİRTEÇLERİ/İNDİKATÖRLERİ
- AÇIK ARTIRMA ile MEZATÇI
- AÇIK GÖRÜŞLÜ ile AÇIK GÖRÜŞLÜ KİŞİ
- AÇIK KAHVERENGİ ile YALTAKLANAN
- AÇIK KONUŞMAK ile/ve/değil/yerine AYRINTILI İFADE ETMEK
- AÇIK KÜME ile KAPALI KÜME
- AÇIK OLMAK ile İSTEKLİ OLMAK
( YA GEL, OL VE GİT!
YA GİT, OL VE GEL! )
- AÇIK SEÇİK = CLEAR-CUT, CLEAR AND DISTINCT[İng.] = CLAIR(E) ET DISTINCT(E)[Fr.] = KLAR/DISTINCTEKLARE UND DEUTLICH(E)[Alm.] = CHIARO E DISTINTO[İt.] = CLARO Y DISTINTO[İsp.] = CLARUS/CLARE ET DISTINCTUS[Lat.] = SAF?S[Yun.] = VÂZIH VE MÜTEMÂYİZ[Ar., Fars.] = KLAAR EN DUIDELIJK[Felm.]
- AÇIK SÖZLÜ ile AÇIKÇASI ile AÇIK SÖZLÜLÜK
- AÇIK TOHUMLULAR ile KAPALI TOHUMLULAR
( A.T.: SEDİR AĞACI(CEDAR TREE)(ELMALI-ANTALYA) ile/ve SERVİ AĞACI(CYPRESS TREE) ile/ve MEŞE AĞACI(OAK TREE) ile/ve ÇAM AĞACI(PINE TREE) )
- AÇIK/LIK ile/ve UYGUN/LUK
- AÇIK ile AÇIK RIZA ile AÇIKÇA
- AÇIK ile AÇIKLIK
- AÇIK ile SÖNÜK
- AÇIK ile/ve/değil YARIK
- AÇIKLAMA/SI ile AD/I(/İSİM)
- AÇIKLAMA ile/ve "NOT DÜŞMEK"/DİPNOT
- AÇIKLAMA ile AÇIKLAMALAR ile AÇIKLAYICI ile AÇIKLAYICI
- AÇIKLAMA ile/ve/<>/değil/yerine ATIF
- AÇIKLAMA ile/ve AYDINLATMA
- AÇIKLAMA ile/ve/değil BETİMLEME/TASVİR[Ar.]
- AÇIKLAMA ile EĞRETİLEME
- AÇIKLAMA ile/ve İSPAT/İSBAT
- AÇIKLAMA = İZÂH/AT, TAFSİLÂT, BEYÂN = EXPLANATION[İng.] = EXPLICATION[Fr.] = ERKLÄRUNG[Alm.] = SPIEGAZIONE[İt.] = EXPLICACIÓN[İsp.] = EXPLENATIO[Lat.] = HO EKS?G?SIS[Yun.] = İZÂH, BEYÂN[Ar.] = BEYÂNKÂRÎ(far.) = VERKLARING[Felm.]
- AÇIKLAMA ile ÖZET/LEME
- AÇIKLAMA ile SAVUNMA
- AÇIKLAMA ile/ve VURGULAMA
- AÇIKLAMAK ile AÇIKLADI ile AÇIKLAYICI
- AÇIKLAMAK ile/ve ANLAMAK
( Açıklama, bir şeyi bir nedene değil bir temele dayanarak göstermektir. )
( Nedensel ya da temele dayanan. İLE/VE Amaca yönelik. )
- AÇIKLAMAK ile KANITLAMAK
- AÇIKLAMAK ile/ve KURALLAŞTIRMAK
- AÇIKLAMAK ile/ve YER VERMEK
- AÇIKLANMIŞ ile/ve/||/<> KABUL EDİLMİŞ(ZIMNÎ)
- AÇIKLIK ile BOŞLUK
- AÇIKLIK ile/ve İÇTENLİK
- ACIKMA/AÇLIK ve/<> SUSAMA/SUSUZLUK
- ACİL ile/ve/değil/yerine ÖNCELİKLİ
- AÇILIM ile EVRİM
- AÇILIM ile GİRİŞİM
- AÇILIM ile/ve KATKI
- AÇILIM ile/ve OLUŞUM
- AÇILIŞ ile AÇILIŞ TÖRENLERİ ile AÇILIŞ KONUŞMASI ile AÇILIŞINI YAPMAK ile RESMEN İŞE BAŞLAMA
- AÇILIŞ ile/değil AÇIŞ
- ACİLİYET ile ACİL
- ACİLİYET ile ACİL ile HEMEN ile TEDAVİ EDİLEMEZ
- ACIMA = PITY/COMMISERATION[İng.] = COMMISÉRATION[Fr.] = MITLEID[Alm.] = COMMISERATIO[Lat.]
- ACIMASIZ ile GRİMALKİN ile ACIMASIZCA ile VAHŞET
- AÇISAL ile AÇISALLIK ile AÇILI ile AÇILANMA
- ACITMAK ile İNCİTİCİ
- AÇLIK ile ŞİDDETLİ AÇLIK
( Aç kalan kişi, her şeye tenezzül eder. )
( Aç köpek, fırın yakar. )
- AÇLIK ve SOĞUK
( Kişiyi, çok ciddi yıpratanlar. Yaşamımıza bulaşmamasını sağlamak için elinizden gelen yapılmalıdır. )
- AÇMAK ile/ve/<> ANLATMAK
- AÇMAK ile GENİŞLETMEK
- AÇMAK ile/ve SAÇMAK
- AÇMAZ/PARADOKS ile/ve/<> ALAYSILAMA/KİNÂYE[Ar.]/İRONİ[İng.]
- AÇMAZ ile ÇIKMAZ
( [satrançta] Şahı koruyan taşlardan her birinin yerinden oynatılmaması durumu. | İçinden zor çıkılır durum. | Karşısındakine bir nükte ya da tekerleme söyleme olanağı veren söz. İLE Sonu kapalı, çıkış yeri olmayan, hiçbir yere ulaşılamayan yol, sokak. | Çözüme ulaşılamayan, çözüm yolu olmayan. )
(1996'dan beri)