Bugün[07 Mart 2026]
itibarı ile 10.891 başlık/FaRk ile birlikte,
10.891 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(42/45)


- UZMANLIK ile/ve/değil/yerine/||/<> MESLEK


- ÜZMEK ile/değil ZORLAMAK

( [Öğretmen, öğrencileri biraz ...] "üzmüş". İLE/DEĞİL "zorlamış". )


- ÜZÜM, ÜZÜME, BAKA BAKA KARARIR ile/ve/||/<> KÖRLE YATAN, ŞAŞI KALKAR


- UZUN SORU değil YANITI, UZUN (OLABİLECEK) BİR SORU


- UZUN SÜRE ile/ve "ÇOĞUNLUKLA"


- UZUN SÜRE ile SABAHTAN BERİ


- UZUN SÜREÇ değil UZUN SÜRE


- UZUN SÜRME = SÜRERLİK


- UZUN UZADIYA (KONUŞMAK/ANLATMAK)


- UZUN UZUN (KONUŞMA ANLATMAK)


- V ve/||/<> P ve/||/<> T ve/||/<> E

( Hız. VE/||/<> Basınç. VE/||/<> Zaman. VE/||/<> Enerji. )


- VA ROLUŞ" değil VAR OLUŞ


- VA ile O
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Birinin başka birine verdiği buyruğun yadsınmasına ilişkin ikinci kişinin kullandığı bir reddetme ilgeci. İLE Bir buyruğun yerine getirilmesinin reddedildiğini belirten ilgeç. )


- VAAD[Ar. VA'D] ile/||/<> TAAHHÜT/D[Ar.] / ÜSTENME/ÜSTLENME

( Bir işi yerine getirmek için verilen söz. @@ Bir şey yapmayı üstüne alma. | Bir işin yapılmasını üzerine alıp resmî olarak sözleşme yapma. )


- VABESTE[Fars.] değil/yerine/= BAĞLI


- VAHİ[Ar.] ile/değil/>< VAHİY[Ar.]

( Boş, saçma. İLE/DEĞİL/>< Tanrı tarafından, bir buyruk ya da düşüncenin, peygambere bildirilmesi. )


- VAHİH değil VAHİY


- VAHİM ile/ve HAZİN


- VÂİZ[< VA'Z] ile ...

( DÎNÎ ÖĞÜTLERDE BULUNAN (İBADET YERLERİNDE) )


- VAK'A ile/ve/<> KAZÂ


- VAK'A ile/ve VAKIA

( Olay, olgu. İLE/VE Gerçeklik. [Düştüğü gibi.] )

( Tekrarlanmayan. İLE/VE Tekrarlanabilir olan. )


- VÂKİ ile/ve ZÂHİR


- VÂKIF/VUKÛFİYET ile/ve/||/<> FARKINDA/LIK


- VAKIF ile/ve/||/<> İNFAK


- VAKIF ile VÂKIF (/OLMAK)

( Para, mülk. İLE Bilmek. | Vakfeden. Bir şeyi, vakıf haline getiren. )


- VAKİT "KAYBETMEYELİM" ile/değil/yerine VAKİT GEÇİRMEYELİM


- VAKİT ile/ve/<> NAKİT


- VAKTAKİ ...[Ar., Fars.] değil/yerine/= NE ZAMAN Kİ ...


- VALEYBOL değil VOLEYBOL


- VANTOK KÜLTÜRÜ ile ...

( "Tek ağız" anlamına gelen, Papua Yeni Gine'de bulunan bir kabilenin, üyelerinin aynı dili kullanmalarıyla birbirini her yönden korudukları bir kültür. )


- VANTRİLOK[Fr. VENTRE ile ...


- VANTUZ[Fr. < VENTOUSE] değil/yerine/= ÇEKMEN

( Türlü hayvanlarda, asalaklarda, yer değiştirmeye, kendini bir yere bağlamaya ya da yutmaya yarayan örgen. | Şişe çekmekte kullanılan araç. )


- VAR DA MI ile YOK DA MI
YOK?


- VAR OLAN ile/ve KAVRAM


- VAR OLAN ile/ve/değil/||/<> KAYNAK


- VAR OLANLARIN, VAR OLMASI...:
GÖZLEMLEYEBİLSEK DE ve/||/<> GÖZLEMLEYEMESEK DE


- VAR OLMAK ile/ve/||/<>/> KİŞİ/İNSAN OLMAK

( Doğada. İLE/VE/||/<>/> Ancak, başka bir insan ile. )


- VAR ve/||/<> VAR'IN BİLGİSİ ve/||/<> VAR'IN PAYLAŞILABİLİRLİĞİ

( Vardır. VE/||/<>/> Bilinebilir. VE/||/<>/> Her zaman, zemin ve koşulda. )


- VARDA[İt.] ile VARDAKOSTA[İt.] ile VARDA BANDIRA

( Dikkat et, savul, destur! İLE Kıyıları koruyan gemilere verilen ad. | İriyarı ve gösterişli kadın. İLE İşaretçi er. )


- VARGI = NETİCE = CONSEQUENCE[İng.] = CONSÉQUENCE[Fr.] = KONSEQUENZ, FOLGERUNG[Alm.] = COMSEQUENTIA[Lat.] = CONSECUENCIA[İsp.]


- VÂRİDÂT[Ar. < VÂRİDE] ile ŞUÛNAT/ŞÜÛNAT[Ar. < ŞU'ÜN < ŞE'N]

( Gelirler, gelir. | Kulun kastı ve dahli olmaksızın kalbe gelen mânâlar, feyizler, ilhamlar. İLE İşler, durumlar, olaylar, hâdiseler. )


- VARİYANT[İng. < VARIANT / Fr. < VARIANTE] değil/yerine/= DEĞİŞİKLİK, DÖNEMEÇ


- VARLIĞIM ile BEN VARIM


- VARLIK ile/ve/||/<> ÂLEM


- VARLIK ile/ve/||/<>/>/< GÖZLEM/NAZAR[Ar.]


- VARLIK ile/ve/<> YORUMLANMIŞ VARLIK

( ... İLE/VE/<> Dil. )


- VARLIKLAR/HER "VARLIK" değil VARLIK(VUCUD) ya da HER VAROLAN(MEVCUD)


- VAROL-MASI değil VAR OLMASI


- VAROL-UŞSAL değil VAR OLUŞSAL


- VAROLANIN/NESNENİN:
YÜKLEM ALABİLMESİ ile/>< YÜKLEM ALAMAMASI

( Varlık. İLE/>< Yokluk. )


- VAROLUŞ ile/ve/<> DEĞİŞTİRİLEMEZLİK


- VAROLUŞ ile/ve/||/<> DİL ile/ve/||/<> MANTIK


- VAROLUŞ ve/||/<> EŞİTLİK


- VAROLUŞ ile/ve/değil/<> VAROLAN

( Varolan, olasıların en iyisidir. )

( Saf varoluşta, parça fikri yoktur. )

( Varoluş başlangıçsızdır ve sonsuzdur. )


- VARSAYIM ile ÇIKARIM


- VARSAYISAL değil SAYISAL


- VARSAYISAL değil VARSAYIMSAL


- VARSAYMAK ile/ve/<>/değil/yerine ZANNETMEK


- VARSIL/LIK(ZENGİN[Fars. < SENGİN]/LİK) ile/ve/değil/yerine/=/||/<>/></< YOKSUL/LUK(FAKİR/LİK)

( Malı. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/=/||/<>/>

( Rezilliğin yardımcısı. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/=/||/<>/>

( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/=/||/<>/>

( )

( Paranın satın alamayacağı bir şeye sahip olana kadar varsıl değilizdir. )

( "Beş parasızmış" gibi yaşadıklarından dolayı. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/=/||/<>/>

( Yoksulluğu över. İLE/VE/NE YAZIK Kİ/DEĞİL/YERİNE/=/||/<>/>

( )


- VARYASYON//VARIATION[İng.] yerine ÇEŞİTLE(N)ME, DEĞİŞİK


- VASAT ile/ve/değil/<> İTİDAL


- VASİ ile VÂSİ

( Mirası yöneten. İLE Geniş, engin. )


- VASIF[Ar. çoğ. EVSAF] değil/yerine/= NİTELİK


- VÂSITA[Ar.] değil/yerine/= ARAÇ/TAŞIT


- VASITA ile TAŞIT ile ARAÇ


- VATAN-MİLLET (ELELE/SAKARYA)


- VATAN ile YURT

( Vatan sevgisini içten duyanlar
Sıdk ile çalışır benimseyerek
Milletine, ulusuna uyanlar
Demez, "neme lâzım, neyime gerek"

Her ferdin hakkı var, bizimdir vatan
Babamız, dedemiz, döktüler al kan
Hudut boylarında can verip yatan
Saygıyla anarız, şehid diyerek

Vatan hakkıyla çalışan kafa
Muhakkak erişir öndeki saffa
Teshîr, nüfûz olur her bir tarafa
Herkes onu büyük tanır, severek

Olmak istiyorsan dünyada mesûd
Hakk'a, halk'a yarayacak bir iş tut!
Çalıştır oğlunu, kızını okut!
İnsan olmak için okumak gerek!

Vatan bizim, ülke bizim, el bizim
Emin ol ki, her çalışan kol bizim
Ay yıldızlı bayrak bizim, mal bizim
Söyle Veysel, övünerek, överek...

[ Veysel (Âşık) 'ın yazdığı ilk şiirlerindendir ]

[ Sürekli erişim adresi...
www.FaRkLaR.net/sozluk/fark/11307 ]

)

( VATAN: Rüyayı, doğru ve birlikte görmek. )


- VATANDAŞ ile/ve/<> BİREY


- VATANDAŞ ile SEÇMEN


- VATANDAŞ değil/ile/ve/yerine/<>/= YURTTAŞ


- VATANINI SEVMEK ve/||/<> ALLAH'I SEVMEK


- VATANSEVER(/PERVER) değil/yerine/= YURTSEVER


- VAY ... ile/||/<>/> BAY ...


- VAZ CAYDIM değil VAZGEÇTİM


- VAZCAYMAK" değil VAZGEÇMEK ya da CAYMAK


- VAZGEÇ! ile/ve/||/<> VAZGEÇME!

( Dünyadan. İLE/VE/||/<> Kendinden! )


- VÂZIH[Ar.] ile ...

( Açık, meydanda, belirli, kapalı olmayan söz/tümce. )


- VAZİYET ETMEK değil VÂZ-I YED ETMEK

( ... DEĞİL Duruma el koymak. )


- VAZİYET değil/yerine/= DURUM


- VE DE ... ile Kİ ...


- VE":
ZORUNLULUK ile/ve/||/<> EK


- VE[v] ile VE/VEYA[^/v]


- VE ile/ve +(ARTI)


- VE ile/ve/||/<> İLE

( )


- VECHE yerine AÇI


- VECHE ile CEPHE/CEBHE

( ... İLE Alın (yüz). | Savaş bölgesi. | Taraf, yön. )


- VECHE ile CİHET


- VECHE ile/ve/değil İTİBAR


- VECİZE/KELÂM-I KİBAR/AFORİZMA[Fr. < APHORISME] değil/yerine/= ÖZDEYİŞ


- VEHÂMET[Ar.] ile/ve/||/<> GARÂBET[Ar.]


- VEHÇE değil VECHE


- VEHİM ile KARMAŞA


- VEHİM ile ZAN


- VEHLETEN[Ar.] değil/yerine/= ANSIZIN


- VEJETERYANVEJETARYEN


- VELÂYET ile/ve VESÂYET

( Korunma. İLE/VE Sakınma. )


- VELEV[Ar.] değil/yerine/= İSTER, İSTERSE, OLSA DA, KALDI Kİ, DİYELİM Kİ, HATTA


- VELHÂSIL[Ar.] değil/yerine/= KISACASI


- VER PİYAZI, ÇEK AYAZI ile ...


- VERBAL/NON-VERBAL değil/yerine/= SÖZEL/SÖZEL OLMAYAN


- VEREBİLİNİR değil VERİLEBİLİR


- VEREM" ile/değil VEREYİM


- VERESİYE/YAPASIYA KADAR değil/yerine VERENE/YAPANA KADAR


- VERİ/BİLGİ:
DUYU ile/ve/||/<>/> AKIL
( ile/ve/||/<>/> HABER-İ SÂDIK)


- VERİ ile/ve/||/<> YORUM

( Fotoğraf. @@ Resim. )


- VERİLİ OLAN ile GERÇEK OLAN

( Gerçeğe varmış kişi, en içten kişidir. )

( Gerçeği arayışın kendi gerçeğin devinimidir. )

( Gerçeğin devam gereksinimi yoktur. )

( En iyi olan, yalnızca gerçek olandır. )

( Zaman ve uzay ile sınırlı ve bir tek kişi için geçerli olan, gerçek değildir. )

( Gerçek, herkes için her zaman geçerlidir. )

( Eğer anlatabilirseniz, o gerçek olan değildir. )

( Gerçeğe varış, kaynağı keşfetmek ve onda karar kılmaktır. )

( The realised person is the most earnest person.
The search for reality is itself the movement of reality.
Reality need not continue.
The real is your only good.
What is limited in time and space, and applicable to one person only, is not real.
The real is for all and forever.
If you can convey, it is not the real thing.
Realisation consists in discovering the source and abiding there. )


- VERİM / VERMİM/VERMEYİM" ile/değil VEREYİM / VERMEYEYİM


- VERİNİN/BİLİNİN/BİLGİNİN:
DAĞITIMI ile/ve/||/<> DENETİMİ


- VERİP VERİŞTİRME


- VERİRSEN ALIRSIN değil VERİRSEN, ALIRSIN


- VERITAS ile/ve/||/<>/< VERUM

(

VERITAS ile VERUM arasındaki FaRkLaR...
Ölçüt VERITAS VERUM
Latince Köken veritas (hakikat, doğruluk) verum (doğru olan şey)
Temel Tanım Bilgi, yargı ya da önermenin gerçeğe uygun olma durumu Doğruluğu kendinde taşıyan var olan ya da olgu
Felsefî Alan Epistemoloji, mantık Ontoloji
Doğruluğun Yeri Bilgide ve yargıda Var olan ve nesnede
Konu Bilgi, önerme, söylem Var olan, nesne, durum
Doğruluk Türü Bilişsel/bilideki doğruluk Varoluşsal doğruluk
Örnek Soru “Bu yargı doğru mu?” “Bu şey doğru olarak var mı?”
Skolastik Yaklaşım Us ile şeyin uygunluğu [adequatio intellectus] Var olanın doğru olması [verum est ens]
Aralarındaki İlişki Verum’a dayanarak kurulur Veritas’ın nesnel zeminini oluşturur
Yaygın Yanlış Anlama Sanki "şeyin kendi"ymiş gibi algılanması Sanki "doğru bilgi"ymiş gibi algılanması
Modern Kullanım Bilgi ve doğruluk kuramlarında merkezî Varoluşsal arka planda, dolaylı
)


- VERİVERMEK ile VERİ VERMEK


- VERİYİM değil VEREYİM


- VESAİRE["VESAYRE" değil!] ile/ve/> VE ŞAİRE


- VESAİT[Ar.] değil/yerine/= ARAÇ


- VESİLESİYLE ile/ve/değil/yerine/||/<> ÜZERİNDEN


- VETED:
MECMÛ ile/ve/<> METRÛK

( İlk ikisi harekeli, sonundaki sakin ise. [örnek: sekiz] İLE/VE/<> Sondaki sakin, ortaya gelmişse. [örnek: altı] )

( Kısa hece önce ve uzun hece sonra. İLE/VE/<> Uzun hece önce ve kısa hece sonra. )


- VETO ile/değil/yerine/= İPTAL

( Bir yetkinin/yasanın/kararın yürürlüğe girmesine karşı çıkma hakkı. )


- VEYA[v] ile VE/VEYA[^/v]


- VİBRATÖR değil/yerine/= TİTREŞTİRİCİ


- VİCDAN[Ar. < VCD]["VİJDAN" değil!] değil/yerine/= BULUNÇ/DUYUNÇ


- VİCDAN ile/||/<> GAM


- VİCDAN ile/ve/||/<> İNSAF


- VICIK VICIK (KAYGAN, YAĞLI)


- VIDI VIDI (KONUŞMAK)


- VİK VİK


- VİNÇA DAMGALARI ile/ve/||/<>/> ORHUN ABECELERİ


- VIR VIR (KONUŞMAK)


- VİRA[İt.] değil/yerine/= DURMADAN/ARALIKSIZ


- VİRA[İt.] ile VİYA[İt.]

( Durmadan, aralıksız. | Maçuna ve başka makinelerin çevrilmesi için verilen komut. İLE Dümeni ortaya alarak, gemiyi, bulunduğu doğrultuda yürütme. | Gemiye, belirli bir doğrultu verildikten sonra, aynı doğrultuda tutulması için dümenciye verilen komut. )


- VİRAJ[Fr. < VIRAGE] değil/yerine/= DÖNEMEÇ


- VİRGÜL(",") KULLANIMI ile BÖLME(/AYIRMA/SLASH)("/") KULLANIMI


- VİRGÜL(",")[Fr.] ile NOKTALI VİRGÜL(";")

( ... İLE Tümce içinde virgüllerle ayrılmış tür ya da takımları ayırmada. | Öğeleri arasında virgül bulunan sıralı tümceleri birbirinden ayır­mada. | İkiden fazla eşdeğer öğeler arasında virgül bulunan tümcelerde, özneden sonra kullanılır. )


- VİRGÜL ile/ve/değil/||/<> BAŞLIK


- VİRGÜL değil/yerine/= ÇEKİK


- VİRGÜL ile/<> VAV


- VİVİ- ile/||/<> VİT- ile/||/<> BİO-/BİS-/-BİOSİS/-BİOTİC ile/||/<> -THANASİA/THANAT-/THANATO-/-THANATOUS ile/||/<> KİNE-/KİNESİ-/KİNESİA-/KİNESİO-/-KİNESİS/KİNETO-/CİNE-/CİNESİ-/CİNETO-

( Canlı, yaşayan. İLE/||/<> Canlılıkla ilgili, canlılarla ilgili. İLE/||/<> Yaşamla ilgili, canlılıkla ilgili, özel yaşam nitelikleri ile ilgili. İLE/||/<> Ölüm, ölüm biçimi, ölüme neden olan. İLE/||/<> Hareketle, yönelimle ilgili, hareketli. )


- VİYAK VİYAK (BAĞIRMAK, İNLEMEK)


- VIZIR VIZIR (DOLAŞMAK)


- VOLTAJ[Fr.] değil/yerine/= GERİLİM


- VOYVO[İsp.] değil/yerine/= SATAŞMA

( Alay ederek sataşmak için söylenir. )


- VS. VS. ... ile/ve/||/<> GİBİ ... GİBİ ...


- vs.[Ar. < VE SAİRE] ile vs.[Lat. < VERSUS]

( Ve benzeri. İLE Karşı/t. )


- vs. değil/yerine ><


- vs. ile vb.


- VÜCÛD ile/değil VÜCÛB


- VÜCUT[Ar.] değil/yerine/= GÖVDE


- VURDULU KIRDILI (FİLM/LER)


- VURGU FARKLARI

( bebek: küçük çocuk
Bebek: Bir semt

kurtuluş: kurtulma, istiklâl
Kurtuluş: Bir semt

kartal: bir kuş
Kartal: Bir semt

garson: isim
garson: ünlem

yalnız: sıfat ya da zarf
yalnız: bağlama edatı

okuma: eylem
okuma: emir

şimdi, yarın, yine, tekrar, artık, önce, sonra, iyice, zorla, şöyle, gayet

Türkiye, Ankara, İzmir, Almanya, İngiltere, Paris, nih )


- VURGU ile/ve/değil "GÖNDERME"


- VURGU ile BURGU


- VURGU ile DAYANAKÇA ile ATIF/İTHAF


- VURGULAMAK ile/ve ALTINI ÇİZMEK


- VURGULAR('I) TONLAR('I) TONLAMALAR()'I


- VURMA ile/değil ÇARPMA


- VÜS'AT ile/ve TÂKAT


- VUSLAT ile İLTİSÂK[< LÜSÛK]

( Bir şeye ulaşma/yetişme. | Kavuşma. İLE [Sevgiliye] Kavuşma, birleşme, bitişme. | [tıp] İki örgenin birbirine yapışması. )


- WILHELM VON HUMBOLDT ve/||/<> ALEXANDER VON HUMBOLDT

( 22 Haziran 1767 - 08 Nisan 1835 VE/||/<> 14 Eylül 1769 - 06 Mayıs 1859 )

( )


- WRIGHT ile WRITE ile RIGHT ile RITE ile RIDE ile RIOT

( The wright had to write the right rite before the ride turned into a riot.
Zanaatkâr, yolculuk, bir isyana dönüşmeden önce doğru âyini yazmak zorundaydı. )


- X / x yerine KS / ks


- XEN-/XENO- ile/||/<> XER-/XERO-

( Yabancı, garip. İLE/||/<> Kuru. )


- Y ile Y ile y

( Türk abecesinin yirmisekizinci harfi. Sesbilim bakımından, öndamak ünsüzlerinin ötümlüsüdür. İLE İtriyum'un simgesi. İLE Bilinmeyen, ikinci niceliği gösterir. )


- YA DA ile/ve/||/<> SADECE


- YA ÖZGÜ (OLMA) ile ...YA AİT (OLMA)


- YA[Ar.] ile YA[Fars.]

( Bazı duyguları güçlendirmek amacıyla tümcenin başında ya da sonunda kullanılır. | Bir şeyi onaylamada, "evet" anlamında kullanılır. İLE Birinden birinin olacağı sanılan iki iş için kullanılır. | Tümce başında, "evet" anlamında olumluluk bildirir. | Soru tümcelerinin başında kullanılır. | Birinden birinin seçilmesi gereken durumlarda kullanılır. | Bir düşüncenin karşıtı düşünülürken kullanılır. | Gereklik ve onay bildiren tümcelerde, yargının onaylandığını bildirir. | Dilek, koşul ve geniş zaman kiplerinde, yargıyı pekitir. | Bilinen, görülen, anımsanıp anlatılan bir kolay nedeniyle de sorulan başka bir konu için kullanılır. | Bir düşüncede, sıra ile yer alan ayrı cins öğelerden biri, ötekilerden üstün görüldüğünde, o öğe, tümce dışına alınır ve başına bir "ya" getirilerek "hele, özellikle" anlamında kullanılır. | Yanıt niteliğinde olan tümcenin sonuna getirildiğinde, asıl yargının, arkadan gelen tümce ile anlatılacağını belirtir. | Öykü ve söylence birleşik zamanlarından sonra gelerek anlamı berkitir. | Tümcede, eş görevli öğeler arasında, ya ... ya, ya... ya da, ya .. ya da biçimlerinde yinelenmiş olarak kullanılır. )


- YA/YA DA ile/ve/değil/yerine/||/+/<>
( HEM, HEM DE ve/||/<> NE, NE DE )

( Ayrım. | İLE/VE/<> Birlik/bütünlük. )

( 0 1 ile/ve/<> [ 1 ile/ve/<> 0 ] )

( "Ne, ne de", "hem, hem de" ile birliktedir![ayrı değildir!] [sadece insana/gelişmiş zihinlere özgüdür!] )

( Doğada/fizikte/hayvanlarda, deneyde/laboratuvarda. İLE/VE/<> Sadece İNSAN'da. )

( Bir şey(ler)i bildirtir. İLE/VE/<> Kendini bildirtir. )

( EL: [Bağlamına/işlevine/yerine/gereksinime göre]
Hem kirli, hem de temiz...
Ne kirli, ne de temiz. )

( DEKOLTE:
Hem açık, hem de kapalı...
Ne açık, ne de kapalı. )

( BEYİN:
Hem ayrık, hem de bitişik...
Ne ayrık, ne de bitişik. )


- YALNIŞ değil YANL


- YANLIŞ ve/< YALNIZ


- YANLIZ değil YALNIZ


- YABANCI DİLDE EĞİTİM ile/değil/yerine YABANCI DİL EĞİTİMİ


- YABANCI SÖZCÜKLER ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ALINTI SÖZCÜKLER


- YAD ile YÂD[Fars.]

( Yabancı. İLE Anma. | Hatır, gönül. )


- YADA ile/değil YÂDA[< YÂD(Fars.) + A(Tr.)] ile/değil YA DA

( Doğal taş. İLE/DEĞİL Anma/ya. İLE/DEĞİL Bağlaç.[Seçeneği, çeşitliliği ya yeğlemeyi/tercihi belirten söz.] )


- YADIRGAMAK ile/ve/||/<> TUHAF KARŞILAMAK


- YADSIMA >< KUTSAMA


- YADSIMAK ile/ve/<> ÖNEMSEMEMEK


- YAĞLARI/NI YAKMAK değil YAĞLARI/NI ERİTMEK


- YAĞLI BALLI


- YAĞMUR-ÇAMUR


- YAĞMUR ile/değil ÇİLENTİ

( ... İLE/DEĞİL Hafif yağmur, serpinti. )


- YAĞMUR ile/ve/değil/||/<>/< YAĞIŞ


- YAĞYI/YAĞSI değil YAĞI


- YÂHUT değil/yerine/= YA DA


- YAKA-BAĞIR (AÇIK) (GEZMEK)


- YAKA-PAÇA (ATMAK)


- YAKALAMA ile/ve/||/<> BELİRLEME


- YAKAN TOP değil YAKANTOP


- YAKARMAK ile YAKINMAK

( Israrla istemek, yalvarmak. İLE Sızlanmak, sızlanarak anlatmak, şikâyet etmek. )


- YAKICI ile YIKICI


- YAKIN/YAKINEN ile YAKÎN[< YAKN]/YAKÎNEN

( Yakın: Uzaklık/mesafeyle ilgilidir[uzakta olmayan] | Muhabbet ve sevgi duyulan, dayanışma içinde olunan kişi/ler. İLE/DEĞİL Kesinlik, eminlik. | Ölüm. | İlm-el-Yakîn > Ayn-el-Yakîn > Hakk-el-Yakîn )

( Yakından tanımak/bilmek, bir yakını olarak değerlendirmek. İLE/DEĞİL Kesin veri/bilgi ile değerlendirmek/bilmek. )

( YAKÎN ile ZANN ile ŞEKK ile VEHM
[ %100 İLE %50 üzeri. İLE %50 İLE %50 altı. ] )


- YAKINLAŞMA ve/<> YAKINSAMA


- YAKINLIK:
FİZİKSEL ile/ve/||/<> UYGULAYIMSAL ile/ve/||/<> DUYGUSAL ile/ve/||/<> EŞEYSEL


- YAKINLIK[< KURBİYET / KURBAN] BAYRAMIMIZ:
HAYVAN KESEREK / CAN ALARAK değil/yerine
SEVDİKLERİMİZİ, BİRBİRİMİZİ ANLAMAK VE
YAKINLAŞMAK[< KURBİYET / KURBAN] İÇİN BİR ŞEYLER(İN)DEN VAZGEÇEREK/VEREREK...


- YAKINMA ile/değil/yerine "DİLE GETİRME"


- YAKIP YIKMAK


- YAKIŞ(TIR)MAK ile BAĞDAŞ(TIR)MAK


- YAKLAŞIK/LIK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< (YÜKSEK/DÜŞÜK) OLASILIK (İLE)


- YAKLAŞIM/YORUM:
ELEŞTİREL ile/değil/yerine/>< ENTELLEKTÜEL


- YAKLAŞMAK ile/ve/değil/<>/> YAKINLAŞMAK


- YAKMAK ile YAKMAK

( Yanmasını sağlamak ya da yanmasına yol açmak, tutuşturmak. | Ateşle yok etmek. | Işık vermesini sağlamak. | Isı etkisiyle bozmak. | Keskin, sert ve ısırıcı bir duyum vermek. | Yanıyormuş gibi bir etki yapmak. | Güçlü sevgi uyandırmak. | Kurutmak, zarar vermek. | Çok sıcak olmak. | Karartmak. | Çok üşütmek. | Acıtmak. | Silahla vurmak. | Yıkıma, zarara yol açmak, büyük bir zarara uğratmak. İLE Koymak, sürmek. | Düzenlemek, bestelemek. )


- YAKOMOZ değil YAKAMOZ


- YAKUTİSTAN'IN İKİ RESMİ DİLİ:
YAKUTÇA ile/ve/<> RUSÇA

( Yakutça, Türk dilinin kuzey grubundan S kolu olarak kabul ediliyor.[YAZ=SAS, YOL=SOL] )


- YALAN (MI?) ile YANLIŞ (MI?)


- YALAN KONUŞMAK değil YALAN SÖYLEMEK


- YALAN SÖYLEME! ile/değil/yerine DOĞRUYU SÖYLE!

( Suçlamak. İLE/DEĞİL/YERİNE Yol göstermek. )


- YALAN SÖYLEMEK ile/ve/değil/<>/< GİZLEMEK


- YALAN SÖYLÜYORSUN! ile/değil/yerine HATA EDİYORSUN


- YALAN SÖYLÜYORSUN! değil YALAN!

( Doğru/yanlış, tüm bireylere ve olguya/olaylara tâbidir. Dolayısıyla doğrudan ya da "dolaylı" olarak belirli/bir kişiyle sınırlanamaz/odaklanamaz! )


- YALAN-DOLAN


- YALAN-YANLIŞ


- YALAN:
SAFSATA ile/ve/<> MECAZ ile/ve/<> PROPAGANDA ile/ve/<> REKLAM ile/ve/<> HABER

( Felsefede. İLE/VE/<> Yazında(edebiyatta). İLE/VE/<> Siyasette. İLE/VE/<> Ticarette. İLE/VE/<> Gazetecilikte. )


- YALAN/YANLIŞ ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<> "ÇOK AKILLICA OLAN"/KANDIRMA

( Yapılmaması gereken [yapılmamalı!]. İLE/VE/DEĞİL/NE YAZIK Kİ/||/<> Yapılan, yapılmaya çalışılan. )


- YALAN ile/değil (BAŞKASINI İLGİLENDİRMEYEN) AYRINTI/"BİLGİ"


- YALAN ile/ve/=/||/<> ÇÖP


- YALAN ile/ve/değil/||/<> ESKİ


- YALAN ile HAKARET


- YALAN ile IĞRIP

( ... İLE Yalan, düzen. )


- YALAN ile KITIR

( ... İLE Uydurma söz. )


- YALAN ile/değil/yerine MASAL

( Portakalı soydum
Başucuma koydum
Ben bir yalan uydurdum. İLE/DEĞİL/YERİNE Ben bir masal uydurdum. )


- YALAN ile/ve PALAVRA[İsp. < PALABRA]/MARTAVAL[argo]

( ... İLE [eskiden] Genellikle posta vapurlarında, üst güvertenin altındaki güverte. | [argo] Herhangi bir konuda, gerçeğe aykırı, uydurma söz ya da haber. Uzun ve boş konuşma. )


- YALAN ile/ve/değil/<> SANAL


- YALAN ile/ve/||/<>/> TALAN


- YALANCI/LIK ile/değil/yerine/>< DOĞRULUK / DÜRÜST/LÜK[Fars.]

( Haksız da olsa hiç susmaz. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< İncitilirse, bir daha hiç konuşmaz. )


- YALANCI yerine SAHTE


- YALANLAMAK ile/değil/yerine YANLIŞLAMAK


- YALAP YALAP

( Parıl parıl, parıldayarak. )


- YALAYIP YUTMAK

( EZBERLEMEK )


- YALIM/YALIN ile YALIM

( Alev. İLE Bıçak gibi kesici araçların, keskin yüzü, keskinlik. )


- YALIN DURUM ile ...

( NOMINATIVE CASE )


- YALIN ÜNDEŞ ile/ve/<> YAPIŞIK ÜNDEŞ

( B - D - G - L ile/ve/<> LB - LD - LG - LL | NB - ND - NG - NL | RB - RD - RG - RL [hem başta, hem de sonda] )


- YALIN/BASİT[Ar.] ile/ve/değil/||/<>/>< BİLEŞİK/MÜREKKEP[Ar.]


- YALIN/LIK ile/||/<> KAVŞAK


- YALIN ile YALIN

( Alev. İLE Gösterişsiz, süssüz, sade. | Çıplak. )


- YALIN ile YALINÇ

( ... İLE Birleşik olmayan, yalnız bir maddeden oluşan. | Karışık olmayan, basit. )


- YALITMA/YALITIK/İZOLE[Fr., İng. ISOLE < Lat.] ile YOK ETME, GİDERME/İZALE[Ar.]


- YALNIŞ değil YANLIŞ

( "Yanılma"dan akılda kalabilir. )


- YALNIZ, İNSAN, ... değil YALNIZCA İNSAN, ...


- YALNIZCA ile/değil İLKSEL OLAN


- YALPALAMA(") ile/<> (")TÖKEZLEME(")


- YALVAR-YAKAR (OLMAK)


- YAMAMAK ile/ve/||/<> BOCA ETMEK


- YAMPALA ile YAMPİRİ

( Birinin, yeni bir durum karşısında ne yapacağını kestiremeyerek şaşkınlık geçirdiğini teklifsiz ve alaylık olarak anlatan, "yampala zeydün" deyiminde geçer. İLE Eğri büğrü, yan yan ve çarpık bir biçimde. )


- YAMRU YUMRU

( Eğri büğrü, çarpık, engebeli. )


- YAMUK YUMUK (İŞLER YAPMAK)


- YAMULTMAK ile RAYINDAN ÇIKARMAK


- YAN MASAMDA ile YANMASAM DA


- YAN TÜMCECİK ile ...

( SUBORDINATE CLAUSE )


- YAN YANA (GELMEK)


- YAN YANA KOYMAK ile BİRARAYA GETİRMEK


- YAN YANA/LIK ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< BİRLİKTE/LİK