Bugün[30 Mart 2026]
itibarı ile 25.800 başlık/FaRk ile birlikte,
25.800 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(91/105)


- TAKSA[Lat.] değil/yerine/= ÜCRET

( Pulu yapıştırılmadan ya da eksik yapıştırılarak gönderilen mektup için alıcının cezalı olarak ödediği posta ücreti. )


- TAKSİ ALDIM değil/yerine/= BİNİTE BİNDİM


- TAKSİM ETMEK[Osm.] / TO DIVIDE[İng.] / TEILEN[Alm.] ile/değil/yerine/= TAKSİM ETMEK


- TAKSİM değil/yerine/= BÖLME


- TAKSİMETRE[Fr.] değil/yerine/= SAYAÇ

( Taksilerde, ödenecek ücreti gösteren sayaç. )


- TAKSİMETRE değil/yerine/= YOLSAYAÇ


- TAKSİR[Ar.] değil/yerine/= HATA

( Kısaltma, kısma. | Kusurda bulunma. | Dikkatsizlik, tedbirsizlik, meslekte acemilik ya da düzene, buyruklara ve talimata uymazlıktan doğan kusurlu olma durumu. )


- TAKSİRAT[Ar.] değil/yerine/= HATALAR


- TAXIS[İng.] / TACTISME[Fr.] / TAXIEN[Alm.] ile/değil/yerine/= TAKSİS


- TAKSONOMİ/TAXONOMY[İng.] değil/yerine/= BÖLÜMLEME, SINIFLANDIRMA, SINIFLANDIRMA KURALLARI


- TAKT[Fr. < TACT] değil/yerine/= YERİNDE KONUŞMA/DAVRANMA


- TAKTİK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< YAKLAŞIM


- TAKTIL AGNOZİ/TACTILE AGNOSIA[İng.] değil/yerine/= DOKUNMA TANIMAZLIĞI


- TAKVİM YAŞI/KRONOLOJİK YAŞ/CHRONOLOGICAL AGE[İng.] değil/yerine/= TAKVİM YAŞI


- TAKVİM[Ar.] değil/yerine/= ÖYDEM


- TAKVİYE (ETMEK) değil/yerine/= PEKİŞTİRİ/SAĞLAMLAŞTIRMA/GÜÇLENDİRME/DESTEKLEME/BERKİTME


- TACHYON[İng.] / TACHYON[Fr.] / TACHYON[Alm.] ile/değil/yerine/= TAKYON


- TALAN[Fars.]/İHTİKÂR[Ar.]/ÇAPUL/PLAÇKA[< Arnavutça] değil/yerine/= YAĞMA/VURGUN


- TALBOT'S BANDS[İng.] / BANDES DE TALBOT[Fr.] / TALBOT-BÄNDER[Alm.] ile/değil/yerine/= TALBOT BANTLARI


- TALBOT'S LAW[İng.] / LOI DE TALBOT[Fr.] / TALBOT-GESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= TALBOT YASASI


- TALBOT[İng./Fr.] / TALBOT[Alm.] ile/değil/yerine/= TALBOT


- TALEBE[Ar.]/ŞAKİRT/ŞAKİRD[Fars.] değil/yerine/= ÖĞRENCİ


- TALEP (ETMEK) değil/yerine/= İSTEM (İSTEMLEMEK/İSTEMEK)


- TALEP/TÂLİP değil/yerine/= İSTEK/İSTEYEN


- TALEP ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SUAL

( [not] REQUEST vs./and/but/||/<>/< TO ASK
TO ASK instead of REQUEST )


- TALEPNÂME[Ar.] değil/yerine/= İSTEMBELGE


- TÂLÎ değil/yerine/= İKİNCİL


- TÂLİ değil/yerine/= İKİNCİL


- TÂLİM MÜRŞİDİ ve TARİKAT MÜRŞİDİ ile/ve/değil/yerine/> SOHBET MÜRŞİDİ

( Mürşit, mürşitten kurtulmak içindir. )


- TÂLİM VE TERBİYE değil/yerine/= ÖĞRETİM VE EĞİTİM


- TALİMAT ile/ve/değil/yerine/||/<>/< TALEP


- TALİMATNÂME[Ar.] değil/yerine/= YÖNETMELİK


- TA'LÎMÎ[Ar.]/DİDAKTİK[Fr./İng.] değil/yerine/= ÖĞRETİCİ/ÖĞRETÇİ


- TÂLİP değil/yerine/= İSTEMCİ/İSTEKLİ


- TÂLİP değil/yerine/= İSTEYEN


- TALİS[Lat. < TALIS] değil/yerine/= BÖYLE, BUNUN GİBİ


- TALC; TALCUM[İng.] / TALC[Fr.] / TALK, TALKUM[Alm.] ile/değil/yerine/= TALK


- TALTİF[Ar. < LÛTF çoğ. TALTÎFÂT] değil/yerine/= ÖDÜLLENDİRME

( LÛTUFLAR, İHSANLAR)] ile ABCDEF ( GÖNÜL OKŞAMA, GÖNLÜ HOŞ ETME ] YUMUŞATMA,YUMUŞATACAK BİR İLÂÇ KULLANMA ] RÜTBE, NİŞAN, MAAŞ ARTIRIMI GİBİ ŞEYLERLE SEVİNDİRME )


- THALLIUM[İng.] / THALLIUM[Fr.] / THALLIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= TALYUM


- FULL RADIATOR[İng.] / VOLLSTRAHLER[Alm.] ile/değil/yerine/= TAM IŞINIMCI/IŞIYICI


- TAM OLARAK ... değil/yerine YETERİ KADAR ...


- TOTAL EXTRACTION[İng.] ile/değil/yerine/= TAM ÖZÜTLEME


- TAM TAHNÎT ile/değil/yerine YARIM TAHNÎT

( Mısır'da. İLE/DEĞİL/YERİNE Osmanlı'da. )

( TAHNÎT: Ölüyü, bozulmaması için belirli bir yapı ve oranda ilâçlama, koruma. )


- TAM TARİFE/İSKONTOSUZ/TENZİLATSIZ değil/yerine/= İNDİRİMSİZ


- TAMAH ETMEK değil/yerine/= GÖZ İNDİRMEK


- TAMAH[Ar. TAMA] ile/değil/yerine İSTEK

( Açgözlülük. | Bir şeyi gönülden ve/ya da zihinden geçirerek netleştirmeden düşünmek, hayal etmek. İLE Tanımlı, net, bir nebze daha bilişsel karşılığı olan düşünüş. )


- TAMAM" değil/yerine/>< ÇABA/GAYRET


- TAMAM değil/yerine/= PEKİ/OLUR


- TAMAMEN ile/değil/yerine BÜYÜK ORANDA


- COMPLEMENT[İng.] / KOMPLEMENTÄR[Alm.] ile/değil/yerine/= TAMAMLAYAN


- COMPLEMENTARY COLOR[İng.] / COLORANT COMPLÉMENTAIRE[Fr.] / KOMPLEMENTARFARBE[Alm.] ile/değil/yerine/= TAMAMLAYICI RENK


- TAMAMLAYICI ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DESTEKLEYİCİ


- TÂMÎK[Ar.] değil/yerine/= DERİNLEŞ(TİRİL)ME


- TAMİM[Ar.]/SİRKÜLER[Fr.] değil/yerine/= GENELGE | GENELEME/GENELLEŞTİRME


- TAMİR ETMEK ile/ve/değil/yerine YENİDEN YAPILANDIRMA


- TAMİRAT/TAMİR değil/yerine/= ONARIM/ONARMA


- TAMİRCİ değil/yerine/= ONARGAN


- TÂMİRHANE[Ar.] değil/yerine/= ONARIM YERİ


- TAMLAMA ile/ve/değil/yerine/||/<>/< TANIMLAMA


- TAM/LIK ile/ve/değil/yerine YETERLİ/LİK


- BUFFER RANGE[İng.] / PUFFER ZONE[Alm.] ile/değil/yerine/= TAMPON ARALIĞI


- TAMPON ÇÖZELTİ/BUFFER SOLUTION[İng.] değil/yerine/= DENGELEYİCİ ÇÖZELTİ


- BUFFER SOLUTION[İng.] / SOLUTION TAMPON[Fr.] / PUFFERLÖSUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TAMPON ÇÖZELTİ


- BUFFER CAPACITY[İng.] / CAPACITÉ DE TAMPON[Fr.] / PUFFER KAPAZITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= TAMPON KAPASİTESİ


- BUFFER[İng.] / TAMPON[Fr.] / PUFFER[Alm.] ile/değil/yerine/= TAMPON


- TAMPON[Fr.] değil/yerine/= TIKAÇ | BASKIT | DENGELEYİCİ

( Bir deliği kapamaya yarayan, herhangi bir nesneden yapılmış büyük tıkaç. | Bir darbenin şiddetini azaltmaya yarayan, içi yumuşak nesneyle dolu şey. | Çarpışmaların etkisini azaltmak için vagonların, otomobillerin ön ve arkalarında bulunan donanım. | Kanı silmek, durdurmak için kullanılan gazlı bez yumağı ya da sterilize edilmiş pamuklu özel parça. | Bir darbenin, çatışmanın şiddetini azaltan etken. )


- TAMPON[İng.] değil/yerine/= TIKAÇ | BASKIT | DENGELEYİCİ


- TAMPONAT[İng. < TAMPONADE] değil/yerine/= BASKILANMA


- TANATOFOBİ/THANATOPHOBIA[İng.] değil/yerine/= ÖLÜM KORKUSU


- TANATOS/THANATOS[İng.] değil/yerine/= ÖLÜM İÇGÜDÜSÜ


- TANDANS[Fr./İng. < TENDANCE] değil/yerine/= EĞİLİM


- TANDEM ACCELERATOR[İng.] / TANDEMBESCHLEUNIGER[Alm.] ile/değil/yerine/= TANDEM HIZLANDIRICI


- TANDEM MASS SPEKTROMETRİ/TANDEM MASS SPECTROMETRY[İng.] değil/yerine/= ARDIŞIK KÜTLE İZGE ÖLÇÜMÜ


- GRANULE[İng.] / GRANULE[Fr.] / GRAM-NEGATIV[Alm.] ile/değil/yerine/= TANE


- PARTICLE GROWTH[İng.] ile/değil/yerine/= TANECİĞİ BÜYÜMESİ


- PARTICLE SIZE AND SAMPLING[İng.] ile/değil/yerine/= TANECİĞİN BOYUTU VE NUMUNE ALMA


- DENSITÉ DE FLUX DE PARTICULES[Fr.] ile/değil/yerine/= TANECİK AKISI YOĞUNLUĞU


- TANNINS[İng.] / TANINS[Fr.] / TANNINS[Alm.] ile/değil/yerine/= TANENLER


- TANIDIK/LAR ile/değil/yerine DANIŞMAN/LAR


- TANIKLIK ile/ve/değil/yerine/||/<> TANIMAK


- TANIMADIĞINDAN KORKMAK ile/değil/yerine SENİ TANIMAYANDAN KORKMAK


- TANIMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< TANIYANI(ZİHNİ) TANIMAK


- TANIMLAYAN ile/ve/değil/yerine TANIYAN


- TANİN[Fr.] değil/yerine/= TANEN

( Birçok bitkide bulunan, tıpta kullanılan, tadı buruk bir nesne. )


- TANINMIŞ/BİLİNMİŞ MELÂMET NEŞELİ ile/ve/değil/yerine TANINMAMIŞ/BİLİNMEYEN MELÂMET NEŞELİ


- TANITIM(RESM) ile/ve/değil/yerine/||/<>/< TANIM(HADD)

( [not] DESCRIPTION vs./and/but/||/<>/< DEFINITION )


- TANITMA ile/ve/değil/yerine TAKDİM ETMEK


- TANJANSİYALITE/TANGENTIALITY[İng.] değil/yerine/= ÇEVRESEL KONUŞMA


- TANGENT GALVANOMETER[İng.] / TANGENTENBUSSOLE[Alm.] ile/değil/yerine/= TANJANT GALVANOMETRESİ


- TANGENT COMPASS[İng.] / BOUSSOLE DE LA TANGENTE[Fr.] / TANGENTENKOMPASS[Alm.] ile/değil/yerine/= TANJANT PUSULASI


- TANGENT LAW[İng.] / LOI DE LA TANGENTE[Fr.] / TANGENTEN-GESETZ, TANGENTIALES GESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= TANJANT YASASI


- GALVANOMÈTRE À TANGENT[Fr.] ile/değil/yerine/= TANJANTLI GALVANOMETRE


- TANK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> KULE


- TANNIC ACID[İng.] / ACIDE TANNIQUE[Fr.] / GERBSÄURE, TANNINSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= TANNİK ASİT


- TANRILAŞTIRMAK ile/değil/yerine BAŞATLAŞTIRMAK


- TANSİYOMETRE[Fr.] değil/yerine/= GERİLİMÖLÇER


- TANSİYON ALETİ/SPHYGMOMANOMETER[İng.] değil/yerine/= KAN BASINÇÖLÇER


- TANSİYON/BLOOD PRESSURE | TENSION[İng.] değil/yerine/= KAN BASINCI | GERILIM


- TANSİYON değil/yerine/= GERİLİM, GERGİNLİK, BASINÇ


- TANSİYON değil/yerine/= KAN BASINCI


- TANSİYON[Fr.] değil/yerine/= KAN BASINCI | GERİLİM


- TANTALUM[İng.] / TANTALE[Fr.] / TANTAL[Alm.] ile/değil/yerine/= TANTAL


- TANTALITE[İng.] / TANTALITE[Alm.] ile/değil/yerine/= TANTALİT


- TANTANA[Ar.] ile/ve/||/<> TATAVA
ile/değil/yerine/<>
TERÂNE[Fars.]

( Görkem. | Gürültü patırtı, kuru gürültü. | Gereksiz, boş söz. İLE/VE/||/<> Çok fazla söz. İLE/DEĞİL/YERİNE Ezgi, nağme, uyum, makam. | Dört dizeden oluşan, birinci, ikinci ve dördüncü dizeleri, birbiriyle uyaklı olan şiir. | Tekrarlana tekrarlana, usanç verici bir durum alan söz. )


- TANZİFAT[Ar.] değil/yerine/= TEMİZLİK İŞLERİ

( Belediyece yaptırılan temizlik işleri. )


- TANZİM ETMEK değil/yerine/= DÜZENLEMEK


- TANZİM OLUNMAK/TERTİP OLUNMAK değil/yerine/= DÜZENLENMEK


- TAPINMA ile/değil/yerine RÂBITA


- TAPINMA ile/değil/yerine/>< TUTARLILIK (ÇABASI)


- TAPINMA ile/ve/değil/yerine/||/<>/< "TUTUNMA"


- TAPMAK ile/değil/yerine "BAŞ KESMEK"


- TAPMAK ile/değil/yerine HAYRAN/HASTASI OLMAK

( [not] "WORSHIP" vs./but ADORE
ADORE instead of "WORSHIP" )


- TAPMAK" ile/değil/yerine YAPMAK


- TAPON[Fr.] değil/yerine/= NİTELİKSİZ, ESKİ, ELDE KALMIŞ


- TARAF OLMAK ile/değil/yerine/||/<>/< EMEK VERMEK


- TARAF OLMAK ile/değil/yerine/||/>< KATILIMCI OLMAK


- [ne yazık ki]
TARAF TUTMAK ile/değil/yerine/>< TARTIŞMAK


- TARAFTA/LIK ile/ve/değil/yerine ETRAFTA/LIK


- TARAFTA/LIK ile/ve/değil/yerine ETRAFTA/LIK


- TARAFTAR (OLMAK) ile/değil/yerine TARAF (OLMAK)

( Bedeli/sorumluluğu yok. İLE Bedeli/sorumluluğu çok. )


- TARAFTAR OLMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> TAVIR ALMAK


- TARAFTAR değil/yerine/= DESTEKÇİ


- [ne yazık ki]
"TARAFTAR"" ile/ve/değil/yerine/||/<>/> KARŞICIL/MUHÂLİF[Ar.]


- TARAFTAR ile/değil/yerine TAKİPÇİ


- TARAFTÂR değil/yerine/= YANDAŞ


- TARAXACUM[İng.] / TARAXACUM, PISSENLIT[Fr.] / TARAXACUM[Alm.] ile/değil/yerine/= TARAKSAKUM


- SCANNING ELECTRON MICROSCOPE[İng.] / MICROSCOPE ÉLECTRONIQUE À BALAYAGE[Fr.] / ABTASTUNGELEKTRONENMIKROSKOP, RASTERELEKTRONENMIKROSKOP[Alm.] ile/değil/yerine/= TARAMALI ELEKTRON MİKROSKOBU


- SCANNING-TRANSMISSION ELECTRON MICROSCOPE[İng.] / MICROSCOPE ÉLECTRONIQUE À BALAYAGE-TRANSMISSION[Fr.] / ABTASTUNG-TRANMISSION ELEKTRONENMIKROSKOP, RASTERTRANSMISSIONSELEKTRONENMIKROSKOP[Alm.] ile/değil/yerine/= TARAMALI GEÇİRMELİ ELEKTRON MİKROSKOBU


- TARASSUD[Ar. < RASAD] değil/yerine/= GÖZETME, BEKLEME, DİKKATLE BAKMA, GÖZLEME


- TARÂVET[Ar.] değil/yerine/= TAZELİK, TAZE OLMA, KÖRPELİK


- TARDİF DISKINEZİ/TARDIVE DYSKINESIA[İng.] değil/yerine/= GEÇ DEVİNIM BOZUKLUĞU


- TARDİF DISTONİ/TARDIVE DYSTONIA[İng.] değil/yerine/= GEÇ GERİM BOZUKLUĞU


- TARET[İng. < TURRET] değil/yerine/= TOPÇU KULESİ

( Gemilerde ya da kalelerde, topçu konumlarında, topun, makine bölümünü ve topçuları koruyacak biçimde yapılmış zırhlı kule. )


- TARH değil/yerine/= ÇIKARMA


- TÂRİF[Ar.] değil/yerine/= TANIM


- TARİH AŞKI/TARİH NEFRETİ değil/yerine TARİH BİLGİSİ

( [not] THE LOVE/HATE OF HISTORY vs. INFORMATION/KNOWLEDGE OF HISTORY
INFORMATION/KNOWLEDGE OF HISTORY instead of THE LOVE/HATE OF HISTORY )


- TARİH değil/yerine/= ÖTKEN


- TARİHİ ESER değil/yerine/= ESKİNCİL YAPIT


- TARİHİ değil/yerine/= ESKİNCİL


- TARİHTE KALAN DÜŞÜNCE ile/ve/değil/yerine/<> DÜŞÜNCENİN TARİHİ


- TARİHTE/TOPLULUKLARDA/KİŞİLERDE:
ÇÖKÜŞ ile/ve/değil/yerine/ne yazık ki/||/<>/>< SIÇRAYIŞ

( Çoktur. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< Azdır. )


- TARİK[Ar.] değil/yerine/= YOL


- TARİK-İ AMM değil/yerine/= KAMU YOLU


- TARTARIC ACID[İng.] / ACIDE TARTARIQUE[Fr.] / WEINSTEINSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= TARTARİK ASİT


- VEZİN[Osm.] ile/değil/yerine/= TARTI


- WEIGHING FORM[İng.] ile/değil/yerine/= TARTILAN TÜR


- TARTIŞILAN ile/ve/değil/yerine BİLİNEN/BİLİNEBİLEN/BİLİNEBİLECEKLER


- TARTIŞILIR ile/değil/yerine/>< BİLİNMEZ


- TARTIŞMA" KONUSU ile/ve/değil/yerine/||/<>/> ARAŞTIRMA KONUSU


- TARTIŞMA ile/ve/değil/yerine ATIŞMA


- TARTIŞMA ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KONUŞMA

( Bilmediğimiz bir konuda konuşmazsak tartışma çıkmaz. )

( - Mutluluğun sırrı nedir?
- Aptallarla tartışmaya girmemektir.
- Kesinlikle katılmıyorum. Sır bu olamaz bence.
- "Doğru". )

( Konuşma ve tartışmanın, temel ve öncelikli koşulları...

- Konuşulanı anlamaya çalışmanın ilk koşulu olarak her bilinmeyen, yeni, farklı, aşırı, aykırı konu ya da durum karşısında düşünme ve konuşma sürecinde (olabildiğince) nötr olabilmek.
("Kişisel", "keyfî" "düşünce/sav/iddia", "önceki kayıtlar", "kalıp ya da kabuller", "inak/inanç" ve "yüklerle" başlamamak.)

- (Nitelikli) Soru sormak.["Hiç mi aklına gelmiyor?" gibi "yargı sözleri" kullanmadan, "Nasıl olabilir?" gibi anlamaya yönelik sorular sormak.]

- Konuşan kişiye ya da konuşanın kişiliğine saldırmamak ve sadece savlarını konuşmak/tartışmak.

- Daha kolay karşı sav üretmek amacıyla ötekinin savını yanlış tanımlamamak, abartmamak.

- Tekil ya da birkaç örnekle "kestirmeden" gitmeye çalışmamak, "genellemeler, indirgemeler, özdeşleştirmeler" yapmamak; "köktenci, toptancı ve sonuç odaklı" kişisel, keyfî ya da dayatmacı "çözümler üretme"mek.

- Kullanılan kanıta dayanan öncüllerden birini "doğru varsayarak" sav üretmemek.

- Bir olguyu, zamansal dizilimde, "daha önce de oldu" "savıyla" sonraki bir olgunun nedeni olarak iddia etmemek.

- Ortada ikiden fazla olanaklı yol varken savını sahte bir ikileme indirmemek.[Birden, "çok"; ikiden, "hep" "çıkarma"mak.]

- Bilinmeyen ya da bilmediğimiz bir "savın", doğru ya da yanlış olması gerektiğini savunmamak ve/ya da iddia etmemek.

- Kanıtlama yükümlülüğünü, savı sorgulayana yüklememek.

- Aralarında mantıksal bir bağ olmadıkça, "bir şeyin, bir şeyden türediğini" varsaymamak.

- Öncüllerin ya da sav sahibinin "tanınmış/tarihsel/bilimsel" "biri(/nden)" olmasını, bir çıkarımın kanıtı olarak sunmamak. )

( )

( image )

( [not] ARGUE vs./and/but TALKING )


- TARTIŞMA ile/ve/değil/yerine MÜZÂKERE


- TARTIŞMA ile/değil/yerine YAZILI TARTIŞMA/POLEMİK[Yun.]

( Söz ile. İLE/DEĞİL/YERİNE Yazı ile tartışma. )


- TARTIŞMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/</>< TARTMAK


- TARTIŞMAYI:
AÇMAK/AÇAN ile/ve/değil/yerine/||/<>/> BİTİRMEK/BİTİREN


- WEIGHING BOTTLE[İng.] / VERRE DE PESÉE[Fr.] / WIEGEFLASCHE[Alm.] ile/değil/yerine/= TARTMA ŞİŞESİ


- TARUMAR[Fars. < TARMÂR] değil/yerine/>< İMÂR

( Dağınık, karışık, perişan. DEĞİL/YERİNE/>< Yapılandırma, oluşturma. )


- TÂR U PÛD[Ar.] değil/yerine/= ARIŞ[Fars. < ERŞ/EREŞ] İLE ARGAÇ[Ar.]

( İplik ve atkı. )

( TÂR: İplik, tel. | PÛD: Argaç, dokumada, enlemesine atılan atkı. )


- TARZ[Ar.]/STİL[Fr., İng. STYLE] değil/yerine/= BİÇEM


- TAŞ ile/değil/yerine/||/<>/>< AŞ

( Sana taş atana, aş at! )


- STONE[İng.] / PIERRE[Fr.] ile/değil/yerine/= TAŞ


- TAŞ ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< TOPRAK

( Taş gibiydin. Çok gönül kırdın. Yeter!
Toprak ol! Üstünde hoş güller biter...

Mevlânâ )

( )

( Olsaydık, erirdik. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Olduk, dayandık. )


- TASA" ile/değil/yerine NADAS


- TASALLÜB[Ar.] değil/yerine/= KATILAŞMA


- TASALLUT değil/yerine/= SARKINTILIK


- TASANNU değil/yerine/= ABARTI, YAPMACIK

( Bir şeyi olduğundan daha değerli gösterme. )


- TASARI ile/ve/değil/yerine/||/<>/< UZLAŞI


- TASARIMLAMA ile/ve/değil/yerine DÜZENLEME


- TASARRUF BONOSU değil/yerine/= KESİNTİ BELGİTİ


- TASARRUF[< SARF] değil/yerine/= ARTIRIM | KULLANIM

( SAHİP OLMA | İDÂRE İLE KULLANMA, TUTUM, EKONOMİ | ARTIRMA, ARTIRILMA )


- TASDİ[Ar.] değil/yerine/= CAN SIKMAK, BAŞ AĞRITMAK, TEDİRGİN ETMEK


- TASDİK ETMEK değil/yerine/= ONAYLAMAK


- TASDİK ETTİRMEK değil/yerine/= ONAYLATMAK


- TASDİK(NÂME) değil/yerine/= ONAY(BELGE)


- TASDÎK değil/yerine/= ONAY


- TAŞERON[Fr. < TACHERON] değil/yerine/= YÜKLENİCİ

( Büyük bir işin bir bölümünü yaptırmayı, asıl müteahhitten alarak kendi üstlenen öteki yüklenici. )


- TASFİYE (ETMEK) değil/yerine/= ÖZLEŞTİRMEK)/ARITMA(K)


- TASFİYE[Ar.] değil/yerine/= SİLİĞLEM


- TASGİR[Ar.] değil/yerine/= KÜÇÜLTME


- TASHİH[< SIHHAT]["TAHSİH" değil!] ile/ve/değil/yerine/+/> TEKMİL


- LIFT COEFFICIENT[İng.] ile/değil/yerine/= TAŞIMA KATSAYISI


- TRANSPORT FACTOR[İng.] / TRANSPORTANTEIL[Alm.] ile/değil/yerine/= TAŞIMA KESRİ


- TRANSPORT PHENOMENA[İng.] / PHENOMÈNE DE TRANSPORT[Fr.] / TRANSPORTATION PHÄNOMEN[Alm.] ile/değil/yerine/= TAŞIMA OLAYLARI


- TRANSPORT MEAN FREE PATH[İng.] / TRANSPORT-MITTLERE FREIE WEGLÄNGE[Alm.] ile/değil/yerine/= TAŞIMA ORTALAMA SERBEST YOLU


- NOMBRE DE TRANSPORT DES IONS[Fr.] / TAŞIMA SAYISI (TI)[Alm.] ile/değil/yerine/= TAŞIMA SAYISI (Tİ)


- TRANSPORT NUMBER[İng.] ile/değil/yerine/= TAŞIMA SAYISI


- TRANSPORT CROSS SECTION[İng.] / TRANSPORTQUERSCHNITT[Alm.] ile/değil/yerine/= TAŞIMA TESİR KESİTİ


- TRANSPORTATION[İng.] / TRANSPORTATION[Fr.] / TRANSPORTATION[Alm.] ile/değil/yerine/= TAŞIMA


- TASIM/KIYAS ile/değil/yerine KARŞILAŞTIRMA

( Tanım/Örnek: Bir sayfanın ikiye bölünerek, iki ayrı olgunun/kavramın kendi özlerinin iki ayrı sütunda sadece veri olarak dizilişi ve öylece yorum eklemeden bırakılması. İLE/DEĞİL/YERİNE Yapılan tablonun/karşılaştırmanın altına ekleme/yorum biçiminde göreliliği, sınırlılığı ve kısıtlılığı potansiyelinin gözardı edilerek bir değerlendirme yapılması.(sınırı aşmak/bilmemek). Sonuç: Kıyasın değil karşılaştırmanın daha yerinde, arı, saf, doğru olacağı ve kıyas yapmama gerekliliği. )

( Nispet. İLE/DEĞİL/YERİNE Oran. )

( Sabitliği dayatmaya çalışır. İLE/DEĞİL/YERİNE Özgünlük olanağı sunar/sağlar. )

( Resim. İLE/DEĞİL/YERİNE Fotoğraf. )

( Kıyas, bâtıldır. )

( Her şeye/yere kıyas sokulmaz! )

( [not] TO COMPARE, SYLLOGISM vs./but COMPARISON
COMPARISON instead of TO COMPARE, SYLLOGISM )


- KONVEKTIONSSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= TAŞINIM AKIMI


- FRACTION DE TRANSPORT[Fr.] ile/değil/yerine/= TAŞINIM KESRİ


- NAKL-İ HARÂRET[Osm.] / CONVECTION[İng.] / CONVECTION[Fr.] / KONVEKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= TAŞINIM, KONVEKSİYON


- SECTION EFFICACE DE TRANSPORT[Fr.] ile/değil/yerine/= TAŞINIM TESİR KESİTİ


- CHEMIN LIBRE MOYEN DU TRANSPORT[Fr.] ile/değil/yerine/= TAŞINMA ORTALAMA SERBEST YOLU


- TRÄGERSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= TAŞIYICI AKIMI


- CARRIER WAVE[İng.] / ONDE PORTEUSE[Fr.] / TRÄGERWELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= TAŞIYICI DALGA


- TEVÂLÎ-İ ASLÎ[Osm.] / CARRIER FREQUENCY[İng.] / FRÉQUENCE PORTEUSE[Fr.] / TRÄGERFREQUENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= TAŞIYICI FREKANS


- CARRIER GAS[İng.] ile/değil/yerine/= TAŞIYICI GAZ


- TRÄGERBEWEGLICHKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= TAŞIYICI HAREKETLİLİĞİ


- CARRIER DENSITY[İng.] / DENSITÉ DE PORTEURS[Fr.] / TRÄGERDICHTE[Alm.] ile/değil/yerine/= TAŞIYICI YOĞUNLUĞU


- HÂMİL[Osm.] / CARRIER[İng.] / PORTEUR, PORTEUSE[Fr.] / TRÄGER[Alm.] ile/değil/yerine/= TAŞIYICI


- TAŞKIN/LIK ile/ve/değil/yerine AŞKIN/LIK


- TAŞLAMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< HAŞLAMAK


- TASNİ[Ar.] değil/yerine/= YAPINTI

( Gerçekle çeliştiğini, gerçekliğe uymadığını bile bile tasarlanan şey, hayal gücüyle yaratılmış olan şey. | Bilgi kuramında ve varlıkbilimde, gerçeğe uymayan, ancak belirli bir kuramsal ya da kılgılı amaç için kullanılması sakıncasız olan tasarım. )


- TAŞRA değil/yerine DIŞARLIK

( Bir ülkenin başkenti ya da en önemli kentleri dışındaki yerlerin tümü. )


- TASRİH[Ar.] değil/yerine/= BELİRTME


- TATBİKAT[Ar.]/MANEVRA[İt. < MANOVRA] değil/yerine/= KILGILIK


- TATBÎK(AT) değil/yerine/= UYGULAMA


- TATİL GÜNÜ değil/yerine İSTİNSAH GÜNÜ


- TATİL değil/yerine/>< BAYRAM

( Tatile gitmeyi, bayram eder/etmiş gibi düşünmemeli; bazı bayramları da tatil olarak düşünmemeli, "tanımlamamalı" ve "görmemeliyiz". )


- TATİLDE [SADECE] YATMAK değil/yerine 1-2 UĞRAŞ/ODAK SAHİBİ OLMAK

( Tatil sadece [ya da tamamen] yatma dönemi değildir. Günlük yaşamdaki onlarca uğraş içinde, yeteri kadar rahat zaman ayıramadığımız için yapamadıklarımızı gerçekleştirmek üzere değerlendirmemiz gereken bir süreç/dönemdir! )


- TATLI" YALAN/LAR ile/ve/değil/yerine/||/<>/< "ACI" GERÇEK/LER


- TATLI ile/ve/değil/yerine/||/<>/< VERİMLİ


- TATMİN OLMAK değil/yerine/= DOYUMLANMAK


- TATMİN ile/ve/değil/yerine ETKİLE(N)ME

( [not] SATISFACTION vs./and/but TO (GET) IMPRESS
TO (GET) IMPRESS instead of SATISFACTION )


- TATMİNKÂR değil/yerine/= DOYUMCUL


- TAUTOMERE[İng.] / TAUTOMÈRE[Fr.] / TAUTOMER[Alm.] ile/değil/yerine/= TAUTOMER


- TAUTOMERISM[İng.] / TAUTOMÉTRIE[Fr.] / TAUTOMERIE[Alm.] ile/değil/yerine/= TAUTOMERİ


- TAVAF değil/yerine/= ÇEVRİNME


- TAV'AN VE KERHEN değil/yerine/= HEM İSTEYEREK, HEM DE İSTEMEYEREK


- TAVASSUT[Ar.] değil/yerine/= ARACILIK, ARA BULMA, ARACILIK ETME


- TAVATTUN[Ar.] değil/yerine/= YURT EDİNME


- TAVİ/TRANSKATETER AORTİK VALF İMPLANTASYONU/TRANSCATHETER AORTIC VALVE İMPLANTATION[İng.] değil/yerine/= KATETERLE AORT KAPAK YERLEŞTİRME


- TAVIR[Ar. < TAVR] değil/yerine/= DURUŞ


- TÂVİZ[Ar.] değil/yerine/= ÖDÜN


- TAVSİYE ETMEK değil/yerine/= ÖNERMEK/SALIK VERMEK


- TAVSİYE değil/yerine/= SALIK VERME


- TAVUK ile/değil/yerine/>< KARTAL

( Kısmen ve kısa uçabilir fakat yükselemez. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< En yüksekte uçabildiği gibi alçaktan da uçabilir. )


- TAVUKKARASI değil/yerine/= GECE KÖRLÜĞÜ


- TAVZİF ETMEK değil/yerine/= GÖREVLENDİRMEK


- TAVZİF[Ar.] değil/yerine/= GÖREVLENDİRME


- [not] TAXONOMY ile/ve/değil/yerine/<>/> CLADISTIC TAXONOMY

( Sınıflandırma. İLE Kladistik sınıflandırma. )

( LINNAEUS/LINNE vs./and/<>/>/but HELLING[1966] )


- SPEKTRALAPPARAT[Alm.] ile/değil/yerine/= TAYF AYGITI


- SPECTROSCOPY[İng.] / SPECTROSCOPIE[Fr.] ile/değil/yerine/= TAYF BİLGİSİ/BİLİMİ


- TAYF[Osm.] / SPECTRUM[İng.] / SPECTRE[Fr.] / SPEKTRUM[Alm.] ile/değil/yerine/= TAYF, ÇİZELGE, SPEKTRUM


- SHIFT OF SPECTRAL LINE[İng.] / DÉCALAGE DE LA RAIE SPECTRALE[Fr.] / SPEKTRALLINIENVERSCHIEBUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TAYF ÇİZGİSİ KAYMASI


- SPECTRAL LINE, SPECTRUM LINE[İng.] / RAIE SPECTRALE[Fr.] / SPEKTRALLINIE[Alm.] ile/değil/yerine/= TAYF ÇİZGİSİ


- SPECTRAL REGIONS[İng.] ile/değil/yerine/= TAYF/SPEKTRUM BÖLGELERİ


- SPEKTROSKOPIE[Alm.] ile/değil/yerine/= TAYFBİLİM


- SPECTROGRAPH[İng.] / SPECTROGRAPHE[Fr.] / SPEKTROGRAPH[Alm.] ile/değil/yerine/= TAYFÇEKER/SPEKTROGRAF


- SPECTROSCOPE, SPECTROSCOPY[İng.] / SPECTROSCOPE[Fr.] / SPEKTROSKOP[Alm.] ile/değil/yerine/= TAYFGÖZER/TAYFÖLÇER, SPEKTROSKOP


- SPEKTRA[İng.] ile/değil/yerine/= TAYFLAR/SPEKTRUMLAR


- SPECTRAL SENSITIVITY[İng.] / SENSIBILITÉ SPECTRALE[Fr.] / SPEKTRALE EMPFINDLICHKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= TAYFSAL DUYARLILIK


- SPEKTRALE HELLIGKEITSEMPFINDLICHKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= TAYFSAL IŞIK DUYARLILIĞI


- SPECTRAL LUMINOUS EFFICACY[İng.] ile/değil/yerine/= TAYFSAL IŞIK ETKİNLİĞİ


- SPECTRAL LUMINOUS EFFICIENCY[İng.] / RENDEMENT LUMINEUX SPECTRAL[Fr.] / SPEKTRALE LICHTAUSBEUTE[Alm.] ile/değil/yerine/= TAYFSAL IŞIK VERİMİ


- SPEKTRALE BESTRAHLUNGSSTÄRKE[Alm.] ile/değil/yerine/= TAYFSAL IŞINIM ŞİDDETİ


- SPECTRAL IRRADIANCE[İng.] / IRRADIANCE SPECTRALE[Fr.] ile/değil/yerine/= TAYFSAL IŞINIM


- SPECTRAL EXTINCTION[İng.] / EXTINCTION SPECTRALE[Fr.] / SPEKTRALE LÖSCHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TAYFSAL SÖNÜM


- SPEKTRAL YOĞUNLUK[Osm.] / SPECTRAL DENSITY[İng.] / DENSITÉ SPECTRALE[Fr.] / SPEKTRALE DICHTE[Alm.] ile/değil/yerine/= TAYFSAL YOĞUNLUK