Değil/yerine (... değil/yerine ... bağlaçlı FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 25.786 başlık/FaRk ile birlikte,
25.786 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(52/105)
- KAZIMAK ile/ve/değil/yerine SIYIRMAK
- KAZİYYE-İ MUHKEME/MUHKEM KAZİYE değil/yerine/= KESİN YARGI
- KB/BLOOD PRESSURE[İng.] değil/yerine/= KAN BASINCI
- KBB/EAR-NOSE-THROAT[İng.] değil/yerine/= KULAK BURUN BOĞAZ
- KBRN/CHEMICAL, BIOLOGICAL, RADIOACTIVE, NUCLEAR[İng.] değil/yerine/= KİMYASAL, BİYOLOJİK, RADYOAKTİF, NÜKLEER
- KBTA/CORONARY COMPUTED TOMOGRAPHYANGIOGRAHY[İng.] değil/yerine/= KORONER BİLGİSAYARLI KESITÇEKİM DAMAR GÖRÜNTÜLEMESİ, KORONER BİLGİSAYARLI TOMOGRAFİK ANJIOGRAFİ
- KBY/CHRONIC RENAL FAILURE | PERSONAL INFORMATION MANAGEMENT[İng.] değil/yerine/= KRONİK BÖBREK YETMEZLİĞİ | KİŞİSEL BİLGİ YÖNETİMİ
- KBYS/PERSONAL INFORMATION MANAGEMENT SYSTEM[İng.] değil/yerine/= KİŞİSEL BİLGİ YÖNETİMİ DÜZENİ
- KDS/DECİSION SUPPORT SYSTEM[İng.] değil/yerine/= KARAR DESTEK DÜZENİ
- KEBED değil/yerine/= DİK DURMAK | MEŞEKKÂT
- KEDİLERDE:
CEZA ile/değil/yerine ÖDÜL
( Kediler, cezaları algılayamazlar. İLE/DEĞİL/YERİNE Ödüllere tepki verebilirler. )
- KEEN TESTER[İng.] ile/değil/yerine/= KEEN ARACI
- KEFÂLET SENEDİ değil/yerine/= YÜKÜMLÜK BELGİTİ
- KEFÂLET/NÂME değil/yerine/= YÜKÜMLÜK/BELGE
- KEFÂRET/PENANCE değil/yerine/= SUÇ ÖRTER
- KEFLEX[İng.] ile/değil/yerine/= KEFFEKS
- KEFİL[Ar.] değil/yerine/= YÜKÜMCÜ
- KEFİLE KEFALET/SECONDARY GUARANTEE değil/yerine/= YÜKÜMCÜYE YÜKÜMLÜK/İKİNCİL GÜVENCE
- KEFTIR[İng.] ile/değil/yerine/= KEFTİR
- KEHÂNET[Ar.] ile/ve/değil/yerine/||/<>/>< ALÂMET[Ar.]
- KEHÂNET değil/yerine/= ÖNBİLİ
- AMBER, ELECTRON, SUCCINUM[İng.] / AMBER, ÉLECTRON[Fr.] / AMBER, BERNSTEIN, ELEKTRON[Alm.] ile/değil/yerine/= KEHRİBAR, ELEKTRON
- CAKE[İng.] / SE GRUMELER[Fr.] / KLUMPEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KEK
- CAKING[İng.] / S'AGGLOMÉRER[Fr.] / ZUSAMMENBACKEN, FESTBACKEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KEKLEŞME
- KELÂM[Ar.] değil/yerine/= SÖZLEM
- KELÂMÂT-I DİNNİYE ile/ve/değil/yerine/<>/> KELÂMÂT-I FENNİYE
- KELÂM'IN:
İHMÂLİ değil/yerine/>< İMÂLİ
( Kelâmın imâli, ihmâlinden evlâdır. )
( Kelâmın imâli, mümkün olmaz ise ihmâl olunur. / Kelâm, imâl olunmazsa, ihmâl olunur. )
- CHALATE[Fr.] ile/değil/yerine/= KELAT LİGANDI
- KELENE[İng.] ile/değil/yerine/= KELEN
- CLAMP[İng.] ile/değil/yerine/= KELEPÇE
- KELHEIM[İng.] ile/değil/yerine/= KELHEİM
- KELİME HAZİNESİ[Ar.] değil/yerine/= SÖZ AĞIŞI/DAĞARCIĞI/VARLIĞI
- KEL/LİK ile/değil/yerine SAÇSIZ/LIK
- KELLIN[İng.] ile/değil/yerine/= KELLİN
- KELLNER EYEPIECE[İng.] / OCULAIRE DE KELLNER[Fr.] ile/değil/yerine/= KELLNER GÖZMERCEĞİ
- KELLNER-OKULAR[Alm.] ile/değil/yerine/= KELLNER OKÜLERİ
- KELLOGG EQUATION[İng.] / ÉQUATION DE KELLOGG[Fr.] / KELLOGG-GLEICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KELLOGG DENKLEMİ
- KELVIN AMMETER[İng.] / AMPÈRMÈTRE DE KELVIN[Fr.] / KELVIN-STROMMESSER[Alm.] ile/değil/yerine/= KELVİN AKIMÖLÇERİ
- KELVIN BODY[İng.] / CORPS DE KELVIN[Fr.] / KELVIN-KÖRPER[Alm.] ile/değil/yerine/= KELVİN CİSMİ
- KELVIN CONTACTS[İng.] / CONTACTS DE KELVIN[Fr.] ile/değil/yerine/= KELVİN KONTAKTLARI
- KELVIN BRIDGE[İng.] / PONT DE KELVIN[Fr.] / KELVIN-BRÜCKE[Alm.] ile/değil/yerine/= KELVİN KÖPRÜSÜ
- KELVIN TEMPERATURE SCALE[İng.] / ÉCHELLE THERMOMÉTRIQUE KELVIN[Fr.] / KELVIN TEMPERATURSKALA, KELVIN-SKALA[Alm.] ile/değil/yerine/= KELVİN SICAKLIK ÖLÇEĞİ
- KELVIN BALANCE[İng.] / BALANCE DE KELVIN[Fr.] ile/değil/yerine/= KELVİN TERAZİSİ
- KELVIN[İng.] / KELVIN[Alm.] ile/değil/yerine/= KELVİN
- KEMADRIN[İng.] ile/değil/yerine/= KEMADRİN
- KEMER[Fars.] değil/yerine/= EĞME/TÜMSEKLİ
- KEMER değil/yerine/= KAYIŞ
- KEMER/SEMER değil/yerine/= ÇIKAÇ
- KEMFERT[İng.] ile/değil/yerine/= KEMFERT
- BONE GLUE[İng.] / COLLE D'OS[Fr.] / KNOCHENLEIM[Alm.] ile/değil/yerine/= KEMİK TUTKALI
- BONE OIL[İng.] / KNOCHENÖL, DIPPETISCHES ÖL[Alm.] ile/değil/yerine/= KEMİK YAĞI
- BONE[İng.] / OS[Fr.] / KNOCHEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KEMİK
- CHEMILUMINESCENCE[İng.] ile/değil/yerine/= KEMİLÜMİNESANS
- CHEMI OSMOSIS[Fr.] / CHEMISCHE OSMOSE[Alm.] ile/değil/yerine/= KEMO OSMOS
- CHEMOABSORPTION[İng.] ile/değil/yerine/= KEMOABSORPSİYON
- CHEMOANESTHESIA[İng.] ile/değil/yerine/= KEMOANESTEZİ
- KEMOLİZ/CHEMOLYSIS[İng.] değil/yerine/= KİMYASAL AYRIŞIM
- KEMOPREVANTİF/CHEMOPREVENTIVE[İng.] değil/yerine/= İLAÇLA ÖNLER
- KEMOPROFİLAKSİ/CHEMOPROPHYLAXIS[İng.] değil/yerine/= İLAÇLA KORUMA
- CHEMOSYNTHESIS[İng.] / CHEMISCHE SYNTHESE[Alm.] ile/değil/yerine/= KEMOSENTEZ
- CHIMIQUE ADSORPTION[Fr.] / CHEMOSORPTION, CHEMISCHE ADSORPTION[Alm.] ile/değil/yerine/= KEMOSORPSİYON
- CHEMOSTASIS[İng.] ile/değil/yerine/= KEMOSTAZ
- KEMOTAKSİ/CHEMOTAXIS[İng.] değil/yerine/= KİMYASAL YÖNELIM
- KEMOTAKTİK/CHEMOTACTIC[İng.] değil/yerine/= KİMYASAL YÖNELIMLİ
- KEMOTERAPİ/CHEMOTHERAPY[İng.] değil/yerine/= İLAÇLA KANSER SAĞALTIMI | İLAÇLA SAĞALTIM
- KEMOTERAPİ değil/yerine/= KİMYASAL/KİMYEVÎ SAĞALTIM/TEDAVİ
- KEMOTERAPÖTİK/CHEMOTHERAPEUTIC[İng.] değil/yerine/= KANSER İLACI
- KEM-TER değil/yerine/= AŞAĞIDA BULUNAN, HAKÎR, İTİBARSIZ | EKSİK
( AŞAĞIDAN BULUNAN, HAKÎR, İTİBARSIZ | EKSİK )
- KENAR değil/yerine/= KIYI
( ŞÂTİ'[çoğ. ŞEVÂTÎ] )
- KENDİ DÜNYANDA YAŞAMAK ile/ve/değil/yerine KENDİ DÜNYANI YAŞAMAK
( Sizi tutsak etmiş olan, kendi hakkınızda beslediğiniz fikirdir. )
( Bizi içeri kilitlemiş olan kapı, aynı zamanda bizi dışarı bırakacak olan kapıdır. )
( Bazıları. [Çoğunlukta olsa da herkes değil.] İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Herkes. )
( The idea you have of yourself that keeps you in bondage.
The door that locks you in, is also the door that lets you out. )
( [not] TO LIVE THE PERSONAL LIFE vs./and/but TO LIVE IN THE PERSONAL LIFE
TO LIVE IN THE PERSONAL LIFE instead of TO LIVE THE PERSONAL LIFE )
- KENDİ HAKKIN ile/ve/değil/yerine/||/<> KİŞİ(İNSAN) HAKLARI
- KENDİ İÇİN KILMA ile/değil/yerine BELİRLEME
- KENDİ İŞİNİ YAPTIRMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< İŞİNİ KOLAYLAŞTIRMAK
- KENDİ KENDİNE) HÜKÜM VERMEK değil/yerine İSTİŞÂRE
- KENDİ ...:
ZAVİYEM(/DEN BAKINCA) değil/yerine/= AÇIM(/DAN BAKINCA)
- FISSION SPONTANÉE[Fr.] ile/değil/yerine/= KENDİLİĞİNDEN BÖLÜNME
- SPONTANEOUS FISSION[İng.] ile/değil/yerine/= KENDİLİĞİNDEN ÇEKİRDEK BÖLÜNMESİ
- SPONTANEOUS POLARIZATION[İng.] / POLARISATION SPONTANÉE[Fr.] ile/değil/yerine/= KENDİLİĞİNDEN KUTUPLANMA
- SPONTANEOUS MAGNETIZATION[İng.] / AIMANTATION SPONTANÉE[Fr.] ile/değil/yerine/= KENDİLİĞİNDEN MIKNATISLANMA
- SPONTANEOUS PROCESS[İng.] ile/değil/yerine/= KENDİLİĞİNDEN OLAN SÜREÇ
- SPONTANEOUS COMBUSTION[İng.] / COMBUSTION SPONTANÉE[Fr.] / SELBSTVERBRENNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KENDİLİĞİNDEN YANMA
- KENDİLİK ile/ve/değil/yerine/||/<> TARİHSELLİK
- KENDİMİ AŞMAM GEREK DÜŞÜNCESİ
ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/<
HİZMETİNİ ARTIRMAK VE SÜRDÜRMEK
- KENDİMİ TANIYORUM" YANILGISI değil/yerine KENDİNİ TANIMAK
- KENDİMİZİ:
DEV AYNASINDA GÖRMEK ile/değil/yerine/>< DEVÂ AYNASINDA GÖRMEK
- KENDİMİZİ:
"YÜCELTMEK" değil/yerine DÜZELTMEK
- KENDİMİZİN ..." ile/değil/yerine KİŞİNİN KENDİNİN ...
- KENDİNDEN EMİN OLDUĞUN İÇİN İSTEMEK değil/yerine ALLAH'TAN EMİN OLARAK İSTEMEK
( [not] ASKING WITH SELF-CONFIDENCE but ASKING WITH TRUST IN ALLAH
ASKING WITH TRUST IN ALLAH instead of ASKING WITH SELF-CONFIDENCE )
- KENDİNDEN KAÇMAK ile/değil/yerine/||/<>/< KENDİNİ KOVALAMAK/TANIMAK
- KENDİNE BİRİNİ BULMA ARAYIŞI/ÇABASI ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KENDİNİ BULMA ARAYIŞI/ÇABASI
- KENDİNE DÖNÜŞTÜRMEK ile/değil/yerine KENDİNİ DÖNÜŞTÜRMEK
- KENDİNE SAKLAMAK / KENDİNDE SAKLI TUTMAK ile/ve/değil/yerine İÇİNDE TUTMAK
- KENDİNE YET(E)MEMEK ile/ve/değil/yerine KABUĞUNA SIĞ(A)MAMAK
- KENDİNE YONTMAK değil/yerine KENDİNİ YONTMAK
- KENDİNİ ...:
"AKLAMAK" ile/değil/yerine/>< YOKLAMAK
( Kendini tanımayan, bilgisiz/cahil. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Kendini tanıyan, bilge. )
- KENDİNİ ANLATMAK ile/ve/değil/yerine (DİNLEYENE/ANLAMAK İSTEYENE) YARDIMCI OLMAK
( [not] TO EXPRESS THE SELF vs./and/but TO HELP [WHO REQUEST TO UNDERSTAND/LISTEN]
TO HELP [WHO REQUEST TO UNDERSTAND/LISTEN] instead of TO EXPRESS THE SELF )
- KENDİNİ AZIMSAMAK değil/yerine/>< KENDİNİ ANIMSAMAK
- KENDİNİ, BAŞKALARINDAN KORUMAK ile/ve/değil/yerine BAŞKALARINI, KENDİNDEN KORUMAK
( [not] TO PROTECT THE SELF FROM OTHERS vs./and/but TO PROTECT OTHERS FROM THE SELF
TO PROTECT OTHERS FROM THE SELF instead of TO PROTECT THE SELF FROM OTHERS )
- KENDİNİ BİLME BİLGİSİ ile/ve/değil/yerine HAKİKAT BİLGİSİ
( [not] KNOWING THE SELF vs./and/but WISDOM/KNOWLEDGE OF THE TRUTH
WISDOM/KNOWLEDGE OF THE TRUTH instead of KNOWING THE SELF )
- KENDİNİ/BİRİNİ "DEĞERLENDİRİRKEN":
SAHİP OLMADIKLARI(N) İLE ile/ve/değil/yerine/||/<> SAHİP OLDUKLARI/N İLE NELER YAPTIĞI(N)/YAPABİLDİĞİ(N)
- KENDİNİ HERKESTEN "ÜSTÜN GÖRMEK" ile/değil/yerine YALNIZLIĞINI KABUL ETMİŞ OLMAK
- KENDİNİ İSPAT (ETME ÇABASI) ile/değil/yerine KONUYU/DURUMU İSPAT
- KENDİNİ ÖVEN ile/değil/yerine/>< KENDİNİ BİLEN
- TANIMAK:
KENDİNİ ile/ve/değil/yerine/||/<> KENDİNDEKİNİ
( Sen, sende ve sana emânetsin. )
( [not] THE SELF vs./and/but WHICH YOU HAVE IN SELF
WHICH YOU HAVE IN SELF instead of THE SELF )
- KENDİNİ "TANIMLAMAK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KENDİNİ TANIMAK
( Yapmamız gereken tek şey, kendimizi [sınırlayıp ayırarak] tanımlama eğiliminden kurtulmaktır.[Tüm "tanımlar", yalnızca gövdemize ve onun görünümlerine özgüdür.] )
( All we need is to get rid of the tendency to define ourselves. [All definitions apply to our body only and to its expressions.] )
( [not] EXPRESS THE SELF vs./and/but/||/<>/< RECOGNIZE THE SELF
RECOGNIZE THE SELF instead of EXPRESS THE SELF )
- KENDİNİ/ZİHNİNİ:
(")UYUŞTURMAK(") ile/değil/yerine/>< MEŞGUL ETMEK
- KENDİNİ:
"YÜCELTEN" değil/yerine/>< ALÇALTAN
( Alçalır. DEĞİL/YERİNE/>< Yücelir. )
- HEMPSEED OIL[İng.] ile/değil/yerine/= KENEVİR YAĞI
- HEMP[İng.] / VHANVR[Fr.] / HANF[Alm.] ile/değil/yerine/= KENEVİR
- KENNARD PACKET[İng.] / PAQUET DE KENNARD[Fr.] / KENNARD-PAKET[Alm.] ile/değil/yerine/= KENNARD PAKETİ
- KENNELY-HEAVISIDE LAYER[İng.] ile/değil/yerine/= KENNELY TABAKASI
- KENTET[Fr. < QUINTETTE] değil/yerine/= BEŞLİ
- KENTSEL "ÖTELEME" ile/değil/yerine/||/<>/< KENTSEL DÖNÜŞÜM
( )
- AT:
KENTTE değil/yerine TAŞRADA
- KENTTE YAŞAMAK ile/ve/değil/yerine KENTLİ OLMAK
- KEPAYANG OIL[İng.] ile/değil/yerine/= KEPAYANG YAĞI
- KEPÇIR[İng. < CAPTURE] değil/yerine/= YAKALAMA
- KEPEKSİZ TAHİN ile/değil/yerine KEPEKLİ TAHİN
( ... İLE/DEĞİL/YERİNE Daha yoğun ve akışkanlığı daha azdır. )
- KEPHALOIDIN[İng.] ile/değil/yerine/= KEPHALOİDİN
- KEPLER TELESCOPE[İng.] / TÉLESCOPE DE KEPLER[Fr.] / KEPLER-TELESKOP[Alm.] ile/değil/yerine/= KEPLER TELESKOBU
- KEPLER'S LAWS[İng.] / LOIS DE KEPLER[Fr.] / KEPLER-GESETZE, KEPLERSCHE GESETZE[Alm.] ile/değil/yerine/= KEPLER YASALARI
- KER[İng.] ile/değil/yerine/= KER
- KERÂMÂT-I DİNNİYE ile/ve/değil/yerine/<>/> KERÂMÂT-I FENNİYE
- KERÂMET değil/yerine RIZÂ
- KERASIN[İng.] ile/değil/yerine/= KERASİN
- KERACYANIN[İng.] ile/değil/yerine/= KERASİYANİN
- KERASOL[İng.] ile/değil/yerine/= KERASOL
- KERATIN[İng.] ile/değil/yerine/= KERATİN
- KERATOELASTIN[İng.] ile/değil/yerine/= KERATOELASTİN
- KERATOLYTIC[İng.] ile/değil/yerine/= KERATOLİTİK
- DEFA/KERE[Ar.] değil/yerine/= KEZ
- KERENES[İng.] ile/değil/yerine/= KERENLER
- KERHEN değil/yerine/= İĞRENEREK/TİKSİNEREK
- KERHEN değil/yerine/= İSTEMEYEREK/GÖNÜLSÜZCE
- KERHEN[Ar. < KERH] ile/değil/yerine/>< TAV'AN[Ar. < TAV]
( Zorla yapma, bir işi yapmak için kendini zorlama. İstemeyerek, ister istemez. | İğrenme, tiksinme, ikrah. )
( İsteyerek yapmak. )
- KERMA[İng.] / KERMA[Fr.] / KERMA[Alm.] ile/değil/yerine/= KERMA
- KERMESITE[İng.] ile/değil/yerine/= KERMESİT
- KERN[İng.] ile/değil/yerine/= KERN
- KERNITE[İng.] / KERNITA[Fr.] / KERNIT, RASORIT[Alm.] ile/değil/yerine/= KERNİT, KERNİTEN
- KEROGEN[İng.] / KERNOGENE[Fr.] / KERNOGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KEROGEN
- KEROLES[İng.] ile/değil/yerine/= KEROLES
- KEROSINE[İng.] / KÉROSÉNE (PETROLE LAMPANT L)[Fr.] / KEROSIN, (LEUCHT PETROLEUM)[Alm.] ile/değil/yerine/= KEROSEN
- KEROTENES[İng.] ile/değil/yerine/= KEROTENLER
- KERR EFFECTS[İng.] / EFFETS KERR[Fr.] / KERR-EFFEKTE[Alm.] ile/değil/yerine/= KERR ETKİLERİ
- KERR EFFECT[İng.] ile/değil/yerine/= KERR ETKİSİ
- KERR CELL[İng.] / CELLULE DE KERR[Fr.] / KERR-ZELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= KERR GÖZESİ/HÜCRESİ
- EFFET KERR MAGNÉTO-OPTIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= KERR MANYETO-OPTİK ETKİSİ
- KERR CONSTANT[İng.] ile/değil/yerine/= KERR SABİTİ
- KERRAKE/KERÂKE[Ar.] değil/yerine/= ÜSTLÜK
( İnce softan hafif ve dar bir üstlük. )
- KERRAT[Ar.] (CETVELİ) değil/yerine/= ÇARPMA/ÇARPIM (TABLOSU)
- KERTERİZ[Yun.] (ALMA) değil/yerine/= ÖLÇME, ÖLÇÜ ALMA
( Bir yerin nerede bulunduğunu pusula ile ölçme. Denizcilerin, denizde sığlıkları belirlemek için kullandıkları imlerin tümü. )
- KESAT[Ar. < KESÂD] değil/yerine/= DURGUNLUK, YOKLUK, KITLIK
- KESER" ya da "RENDE" GİBİ OLMAK değil/yerine "TESTERE" GİBİ OLMAK
( "Hep bana, hep bana." YA DA "Hep sana, hep sana." DEĞİL/YERİNE Hem sana, hem bana. )
( Olma! Keser gibi hep bana, hep bana
ya da rende gibi hep sana, hep sana/ona...
Ol! Testere gibi hem sana, hem bana... )
- | KESER ya da RENDE | ile/değil/yerine/>< KOL HIZARI
( | Kendine yontar. YA DA Ötekine/dışarıya yontar. | İLE/DEĞİL/YERİNE/>< İki tarafa da yontar. )
- KEŞFETMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< FARKETMEK
- KEŞÎDE[Fars.]/KÂF-I FARSÎ değil/yerine/= ÇEKİLİŞ
( Banka ve her tür piyango ikramiyesinde çekme. | Arap harfli yazıda bazı yazaçların baş tarafı yazıldıktan sonra süs için çekilen uzatma. )
- KEŞİF değil/yerine/= BULUŞ
- KESİF[Ar.] değil/yerine/= YOĞUN
( Oylumuna oranla, ağırlığı çok olan. | Koyu, kalın. | Etkisi güçlü olan.[koku vb.] | Artmış, çoğalmış bir durumda olan. | Dolu, sıkı, çok. | Kaba, kalın, iri.[elek, iğne için] )
- BATCH PROCESS[İng.] / PROCESSUS INTERMITTENT[Fr.] ile/değil/yerine/= KESİKLİ İŞLEM
- SPECTRE DISCONTINU[Fr.] / UNTERBROCHENES SPEKTRUM[Alm.] ile/değil/yerine/= KESİKLİ TAYF/SPEKTRUM
- KESYL ALCOHOL[İng.] ile/değil/yerine/= KESİL ALKOL
- KESİLECEK ŞEYİN ÜZERİNDE, BIÇAĞI:
İTMEK/BASTIRMAK değil/yerine ÇEVİRMEK
- KESİLECEK ŞEYİN ÜZERİNDE BIÇAĞI:
İTMEK/BASTIRMAK değil/yerine ÇEVİRMEK/YUVARLAMAK
- CEREYÂN-İ İNKİTA[Osm.] / BREAKDOWN CURRENT[İng.] / COURANT DE RUPTURE[Fr.] / DURCHBRUCHSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= KESİLME AKIMI
- BREAKDOWN REGION[İng.] / RÉGION DE CLAQUAGE[Fr.] / DURCHBRUCHBEREICH[Alm.] ile/değil/yerine/= KESİLME BÖLGESİ
- BREAKDOWN DIODE[İng.] ile/değil/yerine/= KESİLME DİYODU
- BREAKDOWN IMPEDANCE[İng.] / IMPÉDANCE DE COUPURE[Fr.] / DURCHBRUCHIMPEDANZ[Alm.] ile/değil/yerine/= KESİLME EMPEDANSI
- BREAKDOWN VOLTAGE[İng.] / DURCHSCHLAGSPANNUNG, DURCHBRUCHSPANNUNG[Alm.][Alm.] ile/değil/yerine/= KESİLME GERİLİMİ
- CUT OFF BIAS[İng.] ile/değil/yerine/= KESİM BESLEMESİ
- TENSION DE COUPURE[Fr.] ile/değil/yerine/= KESİM GERİLİMİ
- CUT-OFF PARABOLA[İng.] ile/değil/yerine/= KESİM PARABOLİ
- KESİMDE:
BIÇAK İLE ile/değil/yerine İP İLE
- KESİN BİLGİ ile/ve/değil/yerine YETKİN BİLGİ
- KESİN DÜŞÜNCE ile/değil/yerine TEMEL DÜŞÜNCE
- KESİN OLAN ÜZERİNE ile/ve/değil/yerine OLASILIK ÜZERİNE
( [not] ON CERTAINTY vs./and/but ON PROBABLITY
ON PROBABLITY instead of ON CERTAINTY )
- KESİNLEŞTİRME ile/değil/yerine/>< BULANIKLAŞTIRMA
( TO BECOME DEFINITE vs./and TO BECOME TURBIDITY )
- KATİYET MÜŞÎRİ[Osm.] / PRECISION INDEX[İng.] / INDICE DE PRÉCISION[Fr.] / GENAUIGKEITSINDEX, PRÄZISIONSINDEX[Alm.] ile/değil/yerine/= KESİNLİK İNDİSİ
- KESİN/LİK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BİLİM/SEL
- KESİNLİK ile/ve/değil/yerine MATEMATİKSELLİK
- KESİNLİK ile/ve/değil/yerine/|| OLASILIKLI KESİNLİK
( [not] CERTAINTY vs./and/but/|| PROBABLE CERTAINTY
PROBABLE CERTAINTY instead of CERTAINTY )
- PRECISION[İng.] / PRÉCISION[Fr.] / PRÄZISION[Alm.] ile/değil/yerine/= KESİNLİK
- KESİNLİK değil/yerine/>< YAKLAŞIM / YAKINLIK
- KESİN/LİK ile/ve/değil/yerine YETKİN/LİK
- KESİNTİ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< EŞİK
- UNINTERRUPTIBLE POWER SYSTEM[İng.] / SYSTÈME D'ALIMENTATION SANS INTERRUPTION[Fr.] / UNUNTERBROCHENE STROMVERSORGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KESİNTİSİZ GÜÇ KAYNAĞI
- KEŞİŞ/LİK ile/ve/<>/değil/yerine DERVİŞ/LİK
( [not] MONK/CENOBITE vs./and/<>/but DERVISH
DERVISH instead of MONK/CENOBITE )
- FRACTION EN COUPE[Fr.] ile/değil/yerine/= KESİT ORANI
- KESİT ile/ve/değil/yerine/||/<> "SONUÇ"
- KEŞKE ... değil/yerine/>< FARKINDALIK
( Ne kadar farkında olursak, "keşke"lerimiz de o kadar az olur. )
- KEŞKE/LER(İMİZ) (İLE) değil/yerine/>< İYİLİK/LER(İMİZ) (İLE)
( Tükenirsin ve tüketirsin. DEĞİL/YERİNE/>< Güçlenirsin ve güçlendirirsin. )
- KESKİN ile/ve/değil/yerine BELİRGİN
- KESKİN ile/değil/yerine/>< SAKİN
( Zâhirde. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Mânâda. )
- COURANT DE COUPURE[Fr.] ile/değil/yerine/= KESME AKIMI
- ABSCHALTSPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KESME GERİLİMİ
- KESMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DELMEK
- KESMEK ile/ve/değil/yerine KISMAK
- KEŞŞÂF[Ar.] değil/yerine/= İZCİ
- KESSEL K LINES[İng.] ile/değil/yerine/= KESSEL K ÇİZGİLERİ
- KESSO OIL[İng.] ile/değil/yerine/= KESSO YAĞI
- KESTİRİP ATMAK ile/değil/yerine BAĞLAMAK
- KETAL[İng.] ile/değil/yerine/= KETAL
- KETALAR[İng.] ile/değil/yerine/= KETALAR
- KETAMINE HYDROCHLORIDE[İng.] ile/değil/yerine/= KETAMİN HİDROKLORÜR
- KETÇAP değil/yerine DOMATES PÜRESİ
( 1 lt. ketçapta, 200-300 gr. şeker bulunur. [Çocuklar ve bilgisizler, ketçabı ve bu tür ürünleri, içindeki şeker ve ağızdaki hızlı uyarıcı etkisinden dolayı çok severler.] )
- LINSEED OIL[İng.] / HUILE DE LIN[Fr.] / FEHLER[Alm.] ile/değil/yerine/= KETEN TOHUMU YAĞI
- LINSEED[İng.] / GRAINEDELIN[Fr.] / FEINÖL, BAUMÖL[Alm.] ile/değil/yerine/= KETEN TOHUMU
- KETENPERE[Yun. < KATO PERA] değil/yerine/= ÖTEKİ TARAFIN AŞAĞISI | KASIMPAŞA[AŞAĞI BEYOĞLU]
- KETIMIDE[İng.] ile/değil/yerine/= KETİMİD
- KETIMINE[İng.] ile/değil/yerine/= KETİMİN
- KETINE[İng.] ile/değil/yerine/= KETİN
- KETINES[İng.] ile/değil/yerine/= KETİNLER
- KETLEMEK/ENGELLEMEK değil/yerine ÜRETİM/DÖNÜŞÜM
- KETO-[İng.] ile/değil/yerine/= KETO-
- KETOAMINE[İng.] ile/değil/yerine/= KETOAMİN
- KETOHYDROXYESTRIN[İng.] ile/değil/yerine/= KETOHİDROKSİESTRİN
- KETOHEXOSE[İng.] ile/değil/yerine/= KETOKHEKSOZ
- KETOXIME[İng.] ile/değil/yerine/= KETOKSİM
- KETOLE[İng.] ile/değil/yerine/= KETOL
- KETONE[İng.] / CÉTON[Fr.] / KETON[Alm.] ile/değil/yerine/= KETON
- KETONURIA[İng.] ile/değil/yerine/= KETONÜRİ
- KETOSE[İng.] ile/değil/yerine/= KETOZ
- KETOSIDE[İng.] ile/değil/yerine/= KETOZİD
- KETOSIS[İng.] ile/değil/yerine/= KETOZİS
- KEVGİR[Fars. < KEFGÎR] değil/yerine/= SÜZGEÇ
- KEVIDON[İng.] ile/değil/yerine/= KEVİDON
- KEVLAR ile/değil/yerine/> ÖRÜMCEK İPEĞİ
( Çok hafif karbon kökenli çok sağlam liflerden oluşan bir malzeme. İLE/DEĞİL/YERİNE/> Protein bazlı mikrofiber. [Genetik olarak değiştirilmiş maya, şeker ve suyun fermantasyonu ile elde ediliyor.] [Otomotivden, tıp ve dış mekân giydirmeye kadar pek çok kullanım alanına sahip olması bekleniyor.] )
- KEWGİN ile/değil/yerine/>< ÇİVGİN
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Doyurucu, besleyici olmayan bir yemek [ya da ot]. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Doyurucu, besleyici olan bir yemek [ya da ot]. )
- [ne yazık ki]
KEYFÎ "DÜŞÜNMEK"/KONUŞMAK ile/değil/yerine KENDİNE GÖRE "DÜŞÜNMEK/KONUŞMAK/YAŞAMAK"
( [ne yazık ki] Kişiler, (çoğunlukla) yiyecekleri ve yatacakları bir şeyleri olduğu sürece düşünmeyi reddederler. [ya da bu yanılsamadan ve keyfiyetten vazgeçip düşün(ebil)meyi, her şeye yeğlemelilerdir] )
- KEYFÎ ile/ve/değil/yerine FITRÎ
- KEYFÎ değil/yerine/= İSTEĞE BAĞLI
- KEYFÎ değil/yerine/= İSTEĞİL
- KEYFÎ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< İTİBARÎ
( Tüm ayrımlar, itibârîdir fakat keyfidir anlamına gelmez! )
- [ne yazık ki]
"KEYFÎLİK" ile/değil/yerine GÖRELİLİK
- KEYFÎ/LİK ile/değil/yerine KENDİLİĞİNDEN/LİK
- KEYFÎ/LİK değil/yerine/= OLUMSAL/LIK
- KEYFİNDE/LİK ile/değil/yerine KENDİNDE/LİK
- KEYFİNE/ÇIKARINA GÖRE DAVRANMAK ile/değil/yerine/>< KENDİN/KİŞİ/ADAM/İNSAN OLMAK
( Kendin olmak, "keyfine/çıkarına göre davranmak/davranabilmek" değildir. )
- [ne yazık ki]
"KEYFİYET" ile/ve/değil/yerine/||/<> "SONUÇ ODAKLILIK"
- KEYFİYET ile/değil/yerine TASARRUF
- KEYİF/RAHATLIK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÇALIŞMA/HİZMET
( % 3[daha çok] -31[en fazla, azınlıkla/bazen] İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< % 96[daha çok] - 69[en az, çoğunlukla] )
- KEYİF değil/yerine/>< GEREKSİNİM
- KEYİF ile/değil/yerine/>< KEŞİF
( [not] PLEASURE/MOOD vs./but/>< DISCOVERY
DISCOVERY instead of PLEASURE/MOOD )
- KEYİF ile/değil/yerine/||/></< KEŞİF
( [not] PLEASURE/MOOD vs./but/||/>< DISCOVERY
DISCOVERY instead of PLEASURE/MOOD )
- KEYİF değil/yerine/= YAŞU/YAŞUĞ
- KEYİF ile/ve/değil/yerine/||/<>/></>/< ZEVK
( Gövdesel/bedensel. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>>/< Zihinsel. )
( Maddi. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>>/< Manevi. )
( Üç duyudan biriyle [ya da ikisi/üçüyle] ten, organ, kas ve sinirlerin "az ya da çok" uyarımıyla "deneyimlenen".[Dokunma, tatma, koklama][yeme, içme, oturma/uzanma vb.] İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>>/< İki duyudan biriyle deneyimlenen.[Görme ve duyma][Felsefe, bilim, sanat, kitap okuma, düşünme, dinleme, söyleşi/sohbet] )
( Yatarak/yatmaktan, tembelikten, miskinlikten. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>>/< Hareketle/hareketten. )
( Bir şey yapmadan "yaşadığı"[nı zannettiği/n, "iddia ettiği/n"]. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>>/< Bazı şeyler yaparak, özen ve çaba göstererek, emek ya da ödün vererek elde ettiğimiz. )
( Yaşandığı oranda pişmanlığa götürür. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>>/< Yaşandığı oranda sevinç/neşe verir. )
( Canlılığa[hayvana/hayvansallığa] özgü.
[Hayvanlarda ve gövdemiz itibarı ile de canlılıkta ortaktır.] [Keyfin simgesi ve doruğu olan eşekte de vardır.]
İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>>/<
İnsana özgü. [Sadece insandadır, zihindedir.] )
( Geçici. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>>/< Kalıcı. )
( Araçlı "duyum"/haz. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>>/< Aracısız algılayış/idrak. )
( Istırap akışı içinde yalnızca bir kesintidir. )
( Utanç verici bir keyfin, keyfi geçer, utancı kalır. )
( Keyifteki ölçü/oran/sayı/mikdar arttıkça eleme/işkenceye dönüşür. )
( Ancak çalıştıktan ya da bir şeyler yaptıktan sonra, kısa süreli ve hak edilen keyfin tadı ve değeri olur. )
( Zevk, susabilmeyi[sükût etmeyi] öğrendikten sonra başlar. )
( Kişi, kendini ya da başkalarını utandırabilecek ucuz keyiflere, ne şimdi, ne de sonra kapılmalıdır. )
( İki ıstırap verici durum arasındaki aralıklardır. )
( Keyifler değildir yaşamı değerli yapan. Yaşamdır, keyif ve zevk almayı değerli kılan. )
( İkisi de ıstırabın eseridir. )
( Dayatarak/dayatmacı. Sorumsuzca, kendi kendine, başı başında[Farsça "ser-ser-î"]. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>>/< Özgürce. Sorumluluğunu alarak/üstlenerek. Başı bağlı[Farsça "ser-best"] )
( [not] PLEASURE vs./and/but/||/<>/>>/< ENJOYMENT
ENJOYMENT instead of PLEASURE )
- KEYLÜS/KİLÜS[Ar. < Yun.] değil/yerine/= AKKAN
( Bağırsaktan gelen, içinde yağ damlacıkları bulunan kan. )
(1996'dan beri)