Değil/yerine (... değil/yerine ... bağlaçlı FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 25.800 başlık/FaRk ile birlikte,
25.800 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(101/105)
- YADIRGAMA ile/değil/yerine/<> BENİMSE(YE)MEME
- YADSIMA ile/ve/değil/yerine SORGULAMA
( [not] TO DENY | REJECT vs./and/but TO INTERROGATE
TO INTERROGATE instead of TO DENY | REJECT )
- FATTY ACID[İng.] / ACIDE GRAS[Fr.] / FETT[Alm.] ile/değil/yerine/= YAĞ ASİDİ
- OIL BATH[İng.] / BAIN D'HUILE[Fr.] / ÖLBAD[Alm.] ile/değil/yerine/= YAĞ BANYOSU
- OIL ANALYSIS[İng.] / ÖL ANALYSE[Alm.] ile/değil/yerine/= YAĞ ÇÖZÜMLEMELERİ/ANALİZLERİ
- ANALYSE DE HUILE[Fr.] ile/değil/yerine/= YAĞ ÇÖZÜMLEMELERİ
- OLEOMETER[İng.] / OLEOMETER, ÖLMESSER[Alm.] ile/değil/yerine/= YAĞ YOĞUNLUĞU ÖLÇME AYGITI/CİHAZI
- OLÉOMÉTRE[Fr.] ile/değil/yerine/= YAĞ YOĞUNLUĞU ÖLÇME AYGITI
- LUBRICANT[İng.] / LUBRIFIENT, AGENT DE LUBRIFICATION[Fr.] / SCHMIER MITTEL, SCHMIERSTOFF[Alm.] ile/değil/yerine/= YAĞLAYICI
- YAHNÎ[Fars.] değil/yerine/= KATIK
( Katık, zâhire. | Pişmiş şey. )
- JEW'S PITCH[İng.] ile/değil/yerine/= YAHUDİ ZİFTİ
- YAHUDİ ile/değil/yerine/= MUSEVÎ
- YÂHUT değil/yerine/= YA DA
- KÖPRÜ:
YAKACAĞIN ile/ve/değil/yerine/>< GEÇECEĞİN
- CAPTURE CROSS SECTION[İng.] / CAPTURE DE LA SECTION EFFICACE[Fr.] / EINFANGSQUERSCHNITT[Alm.] ile/değil/yerine/= YAKALAMA TESİR KESİTİ
- KABZ[Osm.] / CAPTURE[İng.] / CAPTURE[Fr.] / EINFANG[Alm.] ile/değil/yerine/= YAKALAMA
- INCENDIARY[İng.] / BRANDSTIFTER[Alm.] ile/değil/yerine/= YAKICI
- NEAR INFRARED RADIATION[İng.] / RAYONNEMENT PROCHE INFRAROUGE[Fr.] ile/değil/yerine/= YAKIN KIZILÖTESİ IŞINIM
- NEAR-ULTRAVIOLET RADIATION[İng.] / RAYONNEMENT PROCHE ULTRAVIOLET[Fr.] ile/değil/yerine/= YAKIN MORÖTESİ IŞINIM
- YAKINDIĞIMIZ" ile/ve/değil/yerine/ne yazık ki/||/<>/< (")YAKINIMIZ(")
- YAKINLIK[< KURBİYET / KURBAN] BAYRAMIMIZ:
HAYVAN KESEREK / CAN ALARAK değil/yerine
SEVDİKLERİMİZİ, BİRBİRİMİZİ ANLAMAK VE
YAKINLAŞMAK[< KURBİYET / KURBAN] İÇİN BİR ŞEYLER(İN)DEN VAZGEÇEREK/VEREREK...
- YAKINMA/ŞİKÂYET" değil/yerine/>< CESARET
- YAKINMA ile/değil/yerine "DİLE GETİRME"
- ADESE-İ MUHADDEB, ADESE-İ MÜTEKÂRİB[Osm.] / CONVERGING LENS[İng.] / LENTILLE CONVERGENTE[Fr.] ile/değil/yerine/= YAKINSAK MERCEK
- CONVERGENCE COIL[İng.] / BOBINE DE LA CONVERGENCE, ENROULEMENT DE CONVERGENCE[Fr.] / KONVERGENZSPULE[Alm.] ile/değil/yerine/= YAKINSAMA BOBİNİ
- CONVERGENCE ELECTRODE[İng.] / ÉLECTRODE DE CONVERGENCE[Fr.] / KONVERGENZELEKTRODE[Alm.] ile/değil/yerine/= YAKINSAMA ELEKTRODU
- CONVERGENCE MAGNET[İng.] / AIMANT DE LA CONVERGENCE[Fr.] / KONVERGENZMAGNET[Alm.] ile/değil/yerine/= YAKINSAMA MIKNATISI
- TEKÂRÜB[Osm.] / CONVERGENCE[İng.] / KONVERGENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= YAKINSAMA
- KERNBRENNSTOFFKREISLAUF, KERNBRENNSTOFFZYKLUS, KERNKRAFTSTOFFSCHLEIFE, KRAFTSTOFFZYKLUS[Alm.] ile/değil/yerine/= YAKIT ÇEVRİMİ
- FUEL ROD[İng.] / BARRE DU FUEL[Fr.] / BRENNSTAB[Alm.] ile/değil/yerine/= YAKIT ÇUBUĞU
- FUEL CLUSTER[İng.] / FAISCEAU DE COMBUSTIBLE[Fr.] / KRAFTSTOFFBLOCK[Alm.] ile/değil/yerine/= YAKIT DEMETİ
- FUEL ELEMENT[İng.] / ÉLÉMENT COMBUSTIBLE[Fr.] / BRENNELEMENTE[Alm.] ile/değil/yerine/= YAKIT ELEMANI
- FUEL PELLET[İng.] / GRANULE DE COMBUSTIBLE[Fr.] / KRAFTSTOFFTABLETTE[Alm.] ile/değil/yerine/= YAKIT PELETİ
- FUEL CELL[İng.] ile/değil/yerine/= YAKIT PİLİ
- MAHRUKAT[Osm.] / FUEL[İng.] / BRENNSTOFF, KRAFTSTOFF[Alm.] ile/değil/yerine/= YAKIT, YAKACAK
- YAKLAŞIK/LIK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< (YÜKSEK/DÜŞÜK) OLASILIK (İLE)
( [not] APPROXIMATE/LY vs./and/but/||/<>/< PROBABILITY
PROBABILITY instead of APPROXIMATE/LY )
- COMBUSTION-TUBE METHODS[İng.] ile/değil/yerine/= YAKMA BORUSU YÖNTEMLERİ
- BRENNOFEN, KALZINIEREIFEN[Alm.] ile/değil/yerine/= YAKMA FIRINI
- COMBUSTION TUBE[İng.] / TUBE A FUSION[Fr.] / EINSCHMELZRÖHRE[Alm.] ile/değil/yerine/= YAKMA TÜPÜ
- YAKMAK ile KAVURMAK ile/değil/yerine/>< ISITMAK
- YALAKA/LIK ile/değil/yerine/>< SAYGI/LI
- YALAN SÖYLEME! ile/değil/yerine DOĞRUYU SÖYLE!
( Suçlamak. İLE/DEĞİL/YERİNE Yol göstermek. )
- YALAN SÖYLEMEK ile/değil/yerine/>< GERÇEĞİ SÖYLEMEK
( Geleceğinizin önemli/belirleyici bir parçası olur. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Geçmişinizdeki (herhangi) bir parçadır. )
( If you tell the truth, it becomes a part of your past. If you lie, it becomes a part of your future. )
( [not] TO LIE vs./but/>< TO SAY THE TRUTH
TO SAY THE TRUTH instead of TO LIE )
- [ne yazık ki]
YALAN SÖYLEYEN ile/değil/yerine/>< DOĞRU SÖYLEYEN
( İkna etmeye çalışır. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Sadece anlatır. )
( Yalan söyleyen/ler, doğru söyleyen(ler)e inanmaz. )
- YALAN SÖYLEYİP UTANMAK değil/yerine/>< DOĞRUYU SÖYLEYİP/DÜRÜST OLUP "KAYBETMEK"(/KAZANMAK)
- YALAN SÖYLÜYORSUN! ile/değil/yerine HATA EDİYORSUN
- YALAN ile/değil/yerine/>< DOĞRU
( [ne yazık ki] Yalan, öyle işlemiş ki bireylerin diline, "doğruyu söylemek gerekirse" diye bir kalıp "var". )
( Ocağını batırır. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Onurunu artırır. )
( Doğruları biliyorsak, yalanları dinlemek, eğlencelidir. )
- YALAN ile/ve/değil/yerine FELSEFE
( [not] LIE vs./and/but PHILOSOPHY
PHILOSOPHY instead of LIE )
- YALAN ile/değil/yerine/>< GERÇEK
( Yüksek sesle çıkar, gürültülüdür ve çok söz söyletir. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Sessizdir ve az söz söyletir. )
- YALAN ile/ve/değil/yerine/||/<> KISMEN "DOĞRU"
- YALAN ile/değil/yerine MASAL
( Portakalı soydum
Başucuma koydum
Ben bir yalan uydurdum. İLE/DEĞİL/YERİNE Ben bir masal uydurdum. )
- YALAN ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÖZVERİ
( )
- YALANCI/LIK ile/değil/yerine/>< DOĞRULUK / DÜRÜST/LÜK[Fars.]
( Haksız da olsa hiç susmaz. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< İncitilirse, bir daha hiç konuşmaz. )
- YALANLAMAK ile/değil/yerine YANLIŞLAMAK
- [ne yazık ki]
YALANLARLA OYALANMAK ile/değil/yerine/>< GERÇEKLERLE "YARALANMAK"
- ISOLATOR[İng.] ile/değil/yerine/= YALITICI
- ISOLATED SYSTEM[İng.] / ISOLIERTE SYSTEME[Alm.] ile/değil/yerine/= YALITILMIŞ SİSTEM
- TECRİD[Osm.] / ISOLATION[İng.] / ISOLIERUNG, ISOLATION[Alm.] ile/değil/yerine/= YALITIM/İZOLASYON
- DIELECTRIC VISCOSITY[İng.] / VISCOSITÉ DIÉLECTRIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= YALITKAN AĞDALILIĞI
- DIELECTRIC SUSCEPTIBILITY[İng.] / SUSCEPTIBILITÉ DIÉLECTRIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= YALITKAN ALINGANLIĞI
- DIELECTRIC ANTENNA[İng.] ile/değil/yerine/= YALITKAN ANTEN
- DIELECTRIC WAVE GUIDES[İng.] ile/değil/yerine/= YALITKAN DALGA KILAVUZLARI
- DIELECTRIC STRENGTH[İng.] ile/değil/yerine/= YALITKAN DAYANIMI
- DIELECTRIC BREAKDOWN[İng.] ile/değil/yerine/= YALITKAN DELİNMESİ
- DIELECTRIC HYSTERESIS[İng.] ile/değil/yerine/= YALITKAN ERESİMİ
- DIELECTRIC POWER FACTOR[İng.] ile/değil/yerine/= YALITKAN GÜÇ ÇARPANI
- DIELECTRIC FILM[İng.] ile/değil/yerine/= YALITKAN İNCEFİLM
- DIELECTRIC HEATING[İng.] ile/değil/yerine/= YALITKAN ISITMA
- DIELECTRIC LOSS[İng.] ile/değil/yerine/= YALITKAN KAYBI
- DIELECTRIC LOSS ANGLE[İng.] ile/değil/yerine/= YALITKAN KAYIP AÇISI
- DIELECTRIC LOSS FACTOR[İng.] ile/değil/yerine/= YALITKAN KAYIP ÇARPANI
- DIELECTRIC CRYSTAL[İng.] ile/değil/yerine/= YALITKAN KRİSTAL
- DIELECTRIC LENS[İng.] ile/değil/yerine/= YALITKAN MERCEK
- ISOLIERSTOFF[Alm.] ile/değil/yerine/= YALITKAN NESNE
- DIELECTRIC ABSORPTION[İng.] ile/değil/yerine/= YALITKAN SOĞURMASI
- DIELECTRIC AMPLIFIER[İng.] ile/değil/yerine/= YALITKAN YÜKSELTEÇ
- MÜCERRİD[Osm.] / DIELECTRIC, INSULATOR[İng.] / ISOLANT[Fr.] / ISOLATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= YALITKAN
- YALNIZ ile/ve/değil/yerine/||/<>/> AYRI
- YALNIZLIK:
FARKINDA OLUNMAYAN ile/değil/yerine FARKINDA OLUNAN
( Hakkında, "konuşabildiğin". İLE/DEĞİL/YERİNE Susmaktan başka çarenin olmadığı. )
- YALNIZLIK ile/değil/yerine/||/<>/> ÜRETKEN YALNIZLIK
- YALPALAV -değil/yerine/=
- YALVARMAK ile/değil/yerine KİBARLIK(TAN)
( "Uygun bir yerde indirir misin!" diyen bir yolcuya, minibüs şöförünün yanıtı: "Ne yalvarıyorsun! 'İndir!' de, indirelim!" )
- YAMUK ile/değil/yerine/>< DÜZGÜN OLMAYAN
- YAMYAM("İNSAN YİYEN İNSAN") ile/değil/yerine/>< İNSAN
( )
- YAN DAL ile/ve/değil/yerine/||/<>/> ÇAP
- SIDE REACTION[İng.] / NEBEN REAKTION, SEITEN REAKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= YAN TEPKİME
- SIDE PRODUCT, BY-PRODUCT[İng.] / SOUS-PRODUIT[Fr.] / NEBENPRODUKT[Alm.] ile/değil/yerine/= YAN ÜRÜN
- YAN YANA ile/ve/değil/yerine/||/<>/> CAN CANA
- YAN YANA/LIK ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< BİRLİKTE/LİK
- SIDE CHAIN ISOMERY[İng.] ile/değil/yerine/= YAN ZİNCİR İZOMERİSİ
- SIDE CHAIN[İng.] / CHAINE LATÉRAL[Fr.] / SEITENKETTE[Alm.] ile/değil/yerine/= YAN ZİNCİR
- ...'YA/NA:
DAYANARAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< GÜVENEREK
- YANAK değil/yerine/= BUKKAL
( .... İLE Yanak içi [ile ilgili]. )
- YANAŞMA / FOSİLLEŞME değil/yerine/>< BİLMEK / ÇÖZÜMLEMEK / YÜZLEŞMEK
- YANCI (OLMAK) ile/ve/değil/yerine/||/<>/>< OYUNCU (OLMAK)
- RAYONNEMENT PARAXIAL[Fr.] ile/değil/yerine/= YANEKSEN IŞINIM
- PARAXIAL RADIATION[İng.] ile/değil/yerine/= YANEKSENLİ IŞINIM
- PARAXIAL[İng.] ile/değil/yerine/= YANEKSENLİ
- YANİ[Ar.] değil/yerine/= DEMESİ
- YANİ ile/ve/değil/yerine/||/<> YA DA
- COMBUSTIBLE GASES[İng.] / GAZ COMBUSTIBLE[Fr.] ile/değil/yerine/= YANICI GAZLAR
- KABİLİ İHTİRAK[Osm.] / COMBUSTIBLE, FLAMMABLE[İng.] / COMBUSTIBLE[Fr.] ile/değil/yerine/= YANICI
- SADÂ-İ BASÎT[Osm.] ile/değil/yerine/= YANIK
- YANIK" ile/değil/yerine/>< UYANIK (OLMAK)
- YANILMAZ/LIK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< YETERLİ/LİK
- YANIŞ değil/yerine UYANIŞ
- YANIT ile/ve/değil/yerine AÇIKLAMA
- YANITI OLAN ile/ve/değil/yerine SORUSU OLAN
( Yetişkin/ler. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Çocuk ve çocuksu yanını/zihnini sürdürebilen/ler. )
( [not] WHO HAS GOT ANSWER vs./and/but WHO HAS GOT QUESTION
WHO HAS GOT QUESTION instead of WHO HAS GOT ANSWER
[not] Adults. WITH/AND/BUT Children and who can continue to think childish.
Children and who can continue to think childish. INSTEAD OF Adults. )
- YANITLARI DİKKATE ALMAK ile/ve/değil/yerine SORULARI DİKKATE ALMAK
- YANIYORUM değil/yerine/>< UYANIYORUM
- AKS-İ SADÂ, İNİTÂF-İ SADÂ[Osm.] / ECHO[İng.] / ECHO, WIDERHALL[Alm.] ile/değil/yerine/= YANKI
- YANKI ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SELEN/SES
( AKSİSEDÂ, BİNT-ÜL-CEBEL[ )
( Yankı değil ses ol! )
( [not] ECHO vs./and/but/||/<>/< VOICE
VOICE instead of ECHO )
- SCHALLTOTER RAUM[Alm.] ile/değil/yerine/= YANKISIZ ODA
- YANLAMAK ile/değil/yerine/>< ANLAMAK
- YANLIŞ YAPMAK ile/ve/değil/yerine/||/<> YALNIZ KALMAK
- YANLIŞ YERDE/ZAMANDA/KOŞULLARDA:
KALMAK değil/yerine KALKMAK
- YANLIŞ ile/değil/yerine BEYHÛDE
( [not] WRONG vs./but VAIN/FUTILE
VAIN/FUTILE instead of WRONG )
- YANLIŞ ile/değil/yerine/>< DOĞRUSU
( SUYU:
YEMEKTE İÇMEK
YEMEKTEN 1 SAAT ÖNCE YA DA 1 SAAT SONRA İÇMEK
DUŞU: YEMEKTEN/KAHVALTIDAN SONRA, DOLU MİDEYLE YAPMAK
YEMEKTEN/KAHVALTIDAN ÖNCE, BOŞ MİDEYLE YAPMAK
NAYLON POŞETLER(İ KULLANMAK)
FİLE/SEPET (KULLANMAK)
YERE ÇÖP ATMAK
CEPTE/ÇANTADA TUTMAK
TAŞA-BAŞA-YAŞA OTURMAK
SAĞLIĞA UYGUN ZEMİNLERDE OTURMAK
YARAYI(/NIN ÜSTÜNÜ) KAŞIMAK
YARANIN ETRAFINI KAŞIMAK
TANSİYON ÖLÇÜMÜ'NDE:
SOL KOL
SAĞ KOL
( Sol Kol'dan alınan değerler Sağ Kol'a göre[doğru olan] 1'er derece daha yüksektir[sol kolun kalbe yakın olması nedeniyle]. )
EŞYALARI/ÇANTAYI:
BIRAKMAK, ORTAMA GÜVENMEK
YANINDA TUTMAK, SAHİP ÇIKMAK
( Eşyanın/çantanın yanınızda tutulmasının gerekliliği, çalınmaması için değil/yanısıra, bir hasar/kayıp ya da hırsızlık durumunda orada bulunan herkesi zan altında bırakmaması içindir. )
EŞYALARI VİTRİNDE/SANDIKTA/... TUTMAK/SAKLAMAK
EŞYALARI KULLANMAK
ASANSÖRDE: DOĞRUCA ADIM ATMAK
ADIM ATMADAN ÖNCE AYNAYI (KENDİNİ AYNADA) GÖRMEK
İLİŞKİYİ BİTİRMEK
İLİŞKİYİ DONDURMAK
KORNA
IŞIK/SELEKTÖR
TRAMVAY'DA, METRO'DA:
BİNMEYE ÇALIŞMAK
İNENLERE ÖNCELİK TANIYIP DAHA SONRA RAHATÇA BİNMEK
ÖNCELİK'İ TELEFONA/MESAJA VERMEK
ÖNCELİK'İ ORTAMA/ÇEVREYE/TOPLANTIYA/KİŞİLERE VERMEK
CEP TELEFONUNU:
KULAKLIKSIZ KULLANMAK
KULAKLIĞIYLA KULLANMAK
SUSMAK
SUSABİLMEK
ÇOCUKLARIN:
!YÜZÜNE TOKAT ATMAK
!KIÇLARINA VURMAK
KAPIYI VURMADAN/ÇALMADAN AÇMAK/GİRMEK
KAPIYI VURARAK/ÇALARAK AÇMAK/GİRMEK
AYAK SÜRÜYEREK YÜRÜMEK
AYAK SÜRÜMEDEN YÜRÜMEK
EĞİLMEK
ÇÖMELMEK
SORUNLARI (SADECE) KONUŞMAK
SORUNLAR İÇİN ÇÖZÜM ARAMAK/BULMAK
ADANMAK
(GEREKTİĞİ/YETERİ KADAR) ÖNCELİK/ÖNEM VERMEK
"ALACAKLININ, ALACAĞINI ALMAYA GİTMESİ"
BORÇLUNUN, VERECEĞİNİ/BORCUNU, ALACAKLIYA GÖTÜRMESİ
SÖZCÜKTEN ANLAMA GİTMEK
ANLAMDAN SÖZCÜĞE GİTMEK
BİRİNE: 2 KEZ (VE ÜZERİ) BAKMAK
1 KEZ BAKMAK
TARİH AŞKI/TARİH NEFRETİ
TARİH BİLGİSİ
KIYAS
KARŞILAŞTIRMA
BELLEKTE TAŞIMAK
BİLMEK
ELEKTRİKLİ ÜRÜNLERİN KABLOLARINI:
PRİZE TAKTIKTAN SONRA CİHAZA BAĞLAMAK
ÖNCE CİHAZA KABLOSUNU TAKIP SONRA PRİZE TAKMAK
KONSERVE KAPAĞININ AÇILMASINDA KAPAĞINI:
KENDİNE DOĞRU ÇEKMEK
İLERİYE DOĞRU İTMEK
( Çok dikkat etmek gerek. Hiç farkında olmadan elinizi kesebilirsiniz! )
ASANSÖRDE:
DOĞRUCA ADIM ATMAK
ADIM ATMADAN ÖNCE AYNAYI (KENDİNİ AYNADA) GÖRMEK
KORNA
IŞIK/SELEKTÖR
TRAMVAY'DA, METRO'DA:
BİNMEYE ÇALIŞMAK
İNENENLERE ÖNCELİK TANIYIP DAHA SONRA RAHATÇA BİNMEK
TOPRAĞI:
GÜNEŞTE SULAMAK
GÖLGEDE/AKŞAMÜSTÜ SULAMAK
ÖNCELİK'İ:
TELEFONA/MESAJA VERMEK
ORTAMA/ÇEVREYE/TOPLANTIYA/KİŞİLERE VERMEK
GELEN TELEFONU/MESAJI/ÇAĞRIYI/MEKTUBU:
HER ŞEYİ BİR YANA ATARAK, KONTROLDIŞI/BİLİNÇDIŞI YANITLAMAK
ORTAMI/ÇEVREYİ/KİŞİYİ/KİŞİLERİ GÖZÖNÜNDE BULUNDURARAK UYGUN ZAMANDA, UYGUN TUTUM İLE YANITLAMAK
"BAK! BEN NE YAPTIM!" İÇİN YAPMAK
HİZMET OLARAK YAPMAK
KONUŞMAK
İSPATLAMAK
ÇOCUKLARIN:
YÜZÜNE TOKAT ATMAK
KIÇLARINA VURMAK
KAPIYI VURMADAN/ÇALMADAN AÇMAK/GİRMEK
KAPIYI VURARAK/ÇALARAK AÇMAK/GİRMEK
AYAK SÜRÜYEREK YÜRÜMEK
AYAK SÜRÜMEDEN YÜRÜMEK
EĞİLMEK
ÇÖMELMEK
( Yerden bir şeyi alacağamız zaman belden eğilerek değil dizleri kırıp çömelerek yükü dizlere vermek gerekir! )
ADANMAK
(GEREKTİĞİ/YETERİ KADAR) ÖNCELİK/ÖNEM VERMEK
ALACAKLININ ALACAĞINI ALMAYA GİTMESİ
BORÇLUNUN VERECEĞİNİ ALACAKLIYA GÖTÜRMESİ
SÖZCÜKTEN ANLAMA GİTMEK
ANLAMDAN SÖZCÜĞE GİTMEK
( Sözlerin ötesine geçmeye çalışın. )
BİRİNE:
2 KEZ (VE ÜZERİ) BAKMAK
1 KEZ BAKMAK
TARİH AŞKI/TARİH NEFRETİ
TARİH BİLGİSİ
OSMANLI İMPARATORLUĞU
OSMANLI DEVLETİ
( Avrupa'lıların sonradan yüklediği bir tanımdır. Osmanlı hiçbir zaman imparatorluk olmamıştır! [insanı, hak ve hukuku hiçe saymak gibi bir tutumu yoktur] )
DUBLÖR
DUBLÜR
( Çıkrık. DEĞİL Büyük perdelerin astarı. )
( [Fr.] DOUBLEUR değil DOUBLURE )
KIYMAK
KILMAK
KIYAS
KARŞILAŞTIRMA
"( Tanım/Örnek: Bir sayfanın ikiye bölünerek, iki ayrı olgunun/kavramın kendi özlerinin iki ayrı sütunda sadece veri olarak dizilişi ve öylece yorum eklemeden bırakılması. İLE
Yapılan tablonun/karşılaştırmanın altına ekleme/yorum biçiminde göreceliliği, sınırlılığı ve kısıtlılığı potansiyelinin gözardı edilerek bir değerlendirme yapılması.(sınırı aşmak/bilmemek).
Sonuç: Kıyasın değil karşılaştırmanın daha yerinde, arı, saf, doğru olacağı ve kıyas yapmama gerekliliği. )"
BELLEKTE TUTMAK/TAŞIMAK
BİLMEK
( Bilgi 2'dir.
1. Hakkında veri sahibi olmak.
2. Nerede bulacağını/bulabileceğini bilmek.
[Bu çağda olması gereken ve öncelikli olan nerede bulabileceğini bilmektir.] )
BİR ŞEY Kİ...
YAPMASAN DA OLUR! YAPMA!!!
BİR ŞEY Kİ...
SÖYLEMESEN DE OLUR! SÖYLEME!!!
BİR ŞEY Kİ...
YEMESEN DE OLUR! YEME!!!
BİR ŞEY Kİ...
İÇMESEN DE OLUR! İÇME!!!
( Özellikle abur-cuburlar, meşrubatlar, kahve ve sigara/tütün ürünleri, et ve hayvansal ürünler gibi... ) )
- YANLIŞ ile/ve/değil/yerine EKSİK
( [not] WRONG/FALSE vs./and/but INCOMPLETE/LESS/LACK/DEFICIENCY/DEFECT
INCOMPLETE/LESS/LACK/DEFICIENCY/DEFECT instead of WRONG/FALSE )
- YANLIŞ ile/değil/yerine/||/<>/< GEREKSİZ
- YANLIŞIN/HATANIN/SUÇUN:
SAHİBİ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< NEDENİ
- YANLIŞLANABİLİRLİK ile/ve/>/değil/yerine DAHA DA İYİ BİR ARAŞTIRMA/ÇALIŞMA
- YANLIŞLARA AĞIT YAKMAK ile/değil/yerine/>< DOĞRULARI İNŞÂ ETMEK
- YANLIŞ/LIK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< YETERSİZ/LİK
- COMBUSTION ANALYSIS[İng.] ile/değil/yerine/= YANMA ÇÖZÜMLEMESİ/ANALİZİ
- HARÂRET-İ İHTİRÂK[Osm.] / HEAT OF COMBUSTION[İng.] / CHALEUR D'INCENDIE[Fr.] / BRENNENDE-HITZE[Alm.] ile/değil/yerine/= YANMA ISISI
- COMBUSTION BOAT[İng.] / GODET A FUSION, NACELLE A FUSION, GODETAFUSION[Fr.] / EINSETZER, GLÜHSCHIFFCHEN[Alm.] ile/değil/yerine/= YANMA/YAKMA KAYIKÇIĞI
- İHRAK[Osm.] / COMBUSTION[İng.] / COMBUSTION[Fr.] / VERBRENNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YANMA
- YANMAK ile/değil/yerine BRONZLAŞMAK
- YANMAK ile/ve/||/değil/yerine/>< UYANMAK
- REFLECTION PLANE[İng.] / PLAN DE RÉFLEXION[Fr.] ile/değil/yerine/= YANSIMA DÜZLEMİ
- REFLECTION FACTOR[İng.] / FACTEUR DE RÉFLEXION[Fr.] / REFLEXIONSFAKTOR, REFLEXIONSKOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= YANSIMA ETMENİ/ÇARPANI/KATSAYISI/FAKTÖRÜ
- REFLECTION LOSS[İng.] / PERTE PAR RÉFLEXION[Fr.] / REFLEXIONSVERLUST[Alm.] ile/değil/yerine/= YANSIMA KAYBI
- KAVÂNÎN-İ İNİKÂS[Osm.] / REFLECTION LAWS[İng.] / LOIS DE LA RÉFLEXION[Fr.] / REFLEXIONSGESETZE[Alm.] ile/değil/yerine/= YANSIMA YASALARI
- REFLECTION DENSITY[İng.] / DENSITÉ DE RÉFLEXION[Fr.] / REFLEXIONSDICHTE[Alm.] ile/değil/yerine/= YANSIMA YOĞUNLUĞU
- REFLEXIONSFLÄCHE[Alm.] ile/değil/yerine/= YANSIMA YÜZEYİ
- İNİKÂS[Osm.] / REFLECTION[İng.] / RÉFLEXION[Fr.] / REFLECTION, REFLEXION[Alm.] ile/değil/yerine/= YANSIMA
- REFLECTING ELECTRODE[İng.] / ÉLECTRODE RÉFLÉCHISSANTE[Fr.] / REFLEKTIERENDE ELEKTRODE[Alm.] ile/değil/yerine/= YANSITICI ELEKTROT
- MENSÛR-U MÜNAKÎSE[Osm.] / REFLECTING PRISM[İng.] / PRISME RÉFLÉCHISSANT[Fr.] / REFLEKTIERENDES PRISMA[Alm.] ile/değil/yerine/= YANSITICI PRİZMA
- ÂKİSE, MÜNAKÎSE[Osm.] / REFLECTOR[İng.] / RÉFLECTEUR[Fr.] / REFLEKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= YANSITICI
- REFLECTIVITY[İng.] / RÉFLECTIVITÉ[Fr.] / REFLEXIONSVERMÖGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= YANSITICILIK
- REFLECTANCE[İng.] / RÉFLECTANCE[Fr.] ile/değil/yerine/= YANSITIRLIK
- YANSITMAK ile/ve/değil/yerine TAŞIMAK
- REFLECTING MICROSCOPE[İng.] / MICROSCOPE À RÉFLEXION[Fr.] / REFLEKTIERENDES MIKROSKOP[Alm.] ile/değil/yerine/= YANSITMALI MİKROSKOP
- REFLECTION GRATING[İng.] ile/değil/yerine/= YANSITMALI OPTİK AĞ
- REFLECTING TELESCOPE[İng.] / TÉLESCOPE À RÉFLEXION[Fr.] / REFLEKTIERENDES TELESKOP[Alm.] ile/değil/yerine/= YANSITMALI TELESKOP
- MEVC-İ MÜNAKİSE[Osm.] / REFLECTED WAVE[İng.] / REFLEKTIERENDE WELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= YANSIYAN DALGA
- NEUTRAL CURRENT INTERACTION[İng.] ile/değil/yerine/= YANSIZ AKIM ETKİLEŞMESİ
- NEUTRAL CURRENT[İng.] ile/değil/yerine/= YANSIZ AKIM
- NEUTRAL ATOM[İng.] ile/değil/yerine/= YANSIZ ATOM
- NEUTRAL WAVE[İng.] / ONDE NEUTRE[Fr.] ile/değil/yerine/= YANSIZ DALGA
- NEUTRAL EQUILIBRIUM[İng.] ile/değil/yerine/= YANSIZ DENGE
- NEUTRAL MOLECULE[İng.] / MOLÉCULE NEUTRE[Fr.] ile/değil/yerine/= YANSIZ MOLEKÜL
- NEUTRAL PARTICLE[İng.] / PARTICULE NEUTRE[Fr.] ile/değil/yerine/= YANSIZ PARÇACIK
- NEUTRAL TEMPERATURE[İng.] / TEMPÉRATURE NEUTRE[Fr.] ile/değil/yerine/= YANSIZ SICAKLIK
- NEUTRAL FILTER[İng.] ile/değil/yerine/= YANSIZ SÜZGEÇ
- NEUTRALIZATION[İng.] / NEUTRALISATION[Fr.] ile/değil/yerine/= YANSIZLAŞTIRMA/NÖTRLEŞTİRME
- YAP!:
(")KİŞİLERİN(") "YAPTIĞINI"
değil/yerine
KİŞİNİN(/KENDİ) YAPABİLECEĞİNİ
- YAP! | YAPSANA ile/değil/yerine YAPAR MISIN / YAPIYORUZ
- YAPALIM ile/ve/değil/yerine/||/<>/< YAPABİLELİM (HEM OLANAK, HEM DE OLASILIK OLARAK)
- YAPAMAM değil/yerine/>< YAPABİLİRİM
(
)
( [not] I CAN'T DO IT but/>< I CAN DO IT
I CAN DO IT instead of I CAN'T DO IT )
- YAPAMAYACAĞINI ZANNEDEN değil/yerine/>< YAPABİLECEĞİNE İNANAN
- YAPAMAZSIN ile/değil/yerine YAPMAMALISIN
- YAPARIM ile/ve/değil/yerine/||/<>/< YAPAYIM
- RADIOACTIVITÉ ARTIFICIELLE[Fr.] ile/değil/yerine/= YAPAY IŞINETKİNLİK
- ARTIFICIAL RADIOACTIVITY[İng.] / INDUZIERTE RADIOAKTIVITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= YAPAY RADYOAKTİFLİK
- KÜNSTLICHE RADIOAKTIVITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= YAPAY RADYOAKTİVİTE
- YAPAY ZEKÂ" değil/yerine YARDIMCI ZEKÂ
- YAPAY ZEKANIN "SONUÇLARI" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KİŞİNİN BİLMESİ
- SUNÎ[Osm.] / ARTIFICIAL[İng.] / ARTIFICIELLE[Fr.] / KÜNSTLICH[Alm.] ile/değil/yerine/= YAPAY
- STRUCTURE FACTOR[İng.] / FACTEUR DE STRUCTURE[Fr.] / STRUKTURFAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= YAPI ETMENİ/ÇARPANI/FAKTÖRÜ
- STRUCTURE TYPE[İng.] / TYPE DE STRUCTURE[Fr.] / STRUKTURART[Alm.] ile/değil/yerine/= YAPI TÜRÜ
- STRUCTURE[İng.] / STRUCTURE[Fr.] / STRUKTUR[Alm.] ile/değil/yerine/= YAPI
- YAPILABİLECEKLERİ:
ÖTELEMEK ile/değil/yerine/>< İTELEMEK
- YAPILANDIRMA ile/ve/<>/değil/yerine İLİŞKİLENDİRME
- YAPILMIŞ OLAN ile/ve/değil/yerine YAPILMASI GEREKEN
- STRUCTURAL FORMULA[İng.] / FORMULE RATIONNELLE, FORMULE DE CONSTITUTION[Fr.] / WERTIGKEITSFORMEL[Alm.] ile/değil/yerine/= YAPISAL FORMÜL
- STRUCTURAL ISOMERS[İng.] ile/değil/yerine/= YAPISAL İZOMERLER
- YAPIŞIK ile/değil/yerine BAĞLI
- BLOCAGE[Fr.] / BLOCKIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YAPIŞMA
- ... YAPIYORLAR ile/değil/yerine/< ... YAPILIYOR
( Kişi ve sonuç odaklı/lık, merkezli/lik. İLE/DEĞİL/YERİNE/< Kavram, olay, olgu ve süreç odaklı/lık. Süreç ve sonuç birlik ve bütünlüğünde. )
( Hiçbir yere ulaştırmaz. Güdük/düşük bir zihniyettir. Sorunlu ve sorun odaklıdır. İLE/DEĞİL/YERİNE/< Herşeyi anlamaya yarayacak ilk ve temel adımdır. İleri bir zihniyettir. Çözümcü ve çözüm odaklıdır. )
( "Haklısın." / "Doğru söylüyorsun" İLE/DEĞİL/YERİNE/< Doğru. )
( Belirleyici (olabilir) fakat bağlayıcı değildir. İLE/DEĞİL/YERİNE/< Hem belirleyici, hem de bağlayıcıdır. )
( Kişiler, ancak çeperdedir. İLE/DEĞİL/YERİNE/< Ancak, kavramlar merkezdedir ve merkezde olabilir. )
( Kavramları, olayları ve olguları bilir, içerir/barındırır. İLE/DEĞİL/YERİNE/< Kişileri kapsar. )
- YAPMACIK OLUP "SEVİLMEK" ile/değil/yerine/>< KENDİN OLUP BEĞENİLMEMEK
- YAPMAK değil/yerine/=
- YAPMAK ile/ve/değil/yerine/<> GERÇEKLEŞTİRMEK
- YAPMAK ile/ve/değil/yerine/=/||/<> OLMAK
( Yapmak, olmaktır; olmak, yapmaktır. )
( TO DO is TO BE, TO BE is TO DO )
( [not] TO DO vs./and/but/=/||/<> TO BE
TO BE instead of TO DO )
- YAPMAK ile/ve/değil/yerine/||/<> UYGULAMAK
- YAPMAK ile/ve/değil/yerine YAPILANDIRMAK
- YAPMAYACAĞIM ŞEY/İŞ YOK ile/değil/yerine YAPAMAYACAĞIM ŞEY/İŞ YOK
- ... YAPMAYA ÇALIŞMAK ile/ve/değil/yerine ÇABA
- BLÄTTCHENELEKTROSKOP[Alm.] ile/değil/yerine/= YAPRAK ELEKTROSKOP
- YAPTIKLARINI, "SEVMEYE ÇALIŞMAK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SEVDİKLERİNİ YAPMAYA ÇALIŞMAK
- YAPTIRIM ile/ve/değil/yerine/<> DEĞER
- YAPTIRIM ile/değil/yerine TEŞVİK
- YAR/UÇURUM OLMAK ile/değil/yerine/>< YÂR OLMAK
- YAR ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< YAREN
- YARA OLMAK ile/değil/yerine/>< YAR OLMAK
- YARALANMAK / YARALANABİLİR/LİK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> YARARLANMAK / YARARLANILABİLİR/LİK
- YARAMAYAN ile/değil/yerine/>< YARAYAN
- YARARCI/PRAGMATİK (YAKLAŞIM) ile/ve/değil/yerine ALGI DÜZENSEL/PARADİGMATİK (YAKLAŞIM)
( [not] USEFUL/PRAGMATICAL (APPROACH) vs./and/but PARADIGMAL (APPROACH)
PARADIGMAL (APPROACH) instead of USEFUL/PRAGMATICAL (APPROACH) )
- YARARIN SAĞLANMASI ile/ve/değil/yerine/< ZARARIN UZAKLAŞTIRILMASI
( IZRAR[Ar.]: Zarar verme, zarara sokma. )
- YARARSIZ DOĞRU ile/ve/değil/yerine DOĞRU
- YARATICILIK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< FARKLILIK
- YARATILAN değil/yerine VAROLAN
- YARATMAK değil/yerine (OLANI) DEĞİŞTİRMEK
- YARA(/YI) ile/değil/yerine YAR'A
( Bırak. @@ Bak. )
- YARAYI(/NIN ÜSTÜNÜ) KAŞIMAK değil/yerine YARANIN ETRAFINI KAŞIMAK
( [not] ITCHING THE WOUND but/instead of ITCHING ARROUND THE WOUND )
- YARDIM EDİLMİŞ YOKSULLAR ile/değil/yerine ORTADAN KALDIRILMIŞ YOKSULLUK
( Kabul edilemeyecek olmasına karşın ne yazık ki, "istenilen", desteklenen, beklenilen, göz yumulan, gözardı edilen. İLE/DEĞİL/YERİNE İstediğimiz, her birimizin ayrı ayrı ve/ya da hep birlikte taşın altına elini koyarak gerçekleştirmesi gereken. )
- YARDIM... YÜKÜN, ...:
"YERE BIRAKILMASINDA"
ile/ve/değil/yerine/||/<>/<
"KALDIRILMASINDA"
( Kendi sorumluluğundan kaçmaya çalışanlara yardım edilmemesi gerektiği ve tembelliği/hazcılığı teşvik etmenin, büyük yanlış olduğu anımsatılmaktadır. )
- YARDIM ile/ve/değil/yerine İŞ
( [not] HELP vs./and/but BUSINESS
BUSINESS instead of HELP )
- YARDIMCI DOÇENT değil/yerine/= BİLGER
- YARDIMCI OLMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< EŞLİK ETMEK
- YARDIMCI OLMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/>< FIRSAT VERMEK
( Tekrarlanması gereken yardım, yardım değildir. )
( Yapılmaya değer tek yardım, yardıma gereksinim duymaktan kurtuluşu sağlamaktır. )
( Bizi, insan yapacak olan, berraklık ve yardımseverliktir. )
( En önemli yardımcı, gerçeğin, içimizde bulunuşudur. )
( The main thing that helps is to have reality within. )
( 
Bunu mu istiyorsunuz?
• Çocuğunuz...
– Varsın, bir çivi bile çakamasın... Ama dersleri iyi olsun.
– Varsın, omuzlarda cenaze taşıyanlara bön bön baksın... Ama matematiği düzgün olsun.
– Varsın, evin çalan telefonuna cevap veremesin... Ama notları yüksek olsun.
– Varsın, eve gelen misafirlerinizle üç kelime konuşamasın... Ama fen lisesine gitmiş olsun.
– Varsın, ağlayan bir çocuk görünce ona gülsün... Ama sınıfın birincisi olsun.
– Varsın, kendinin fazladan harçlığı olduğu halde; kantinden simit alamayan çocuklarla alay etsin... Ama öğretmenlerinin gözdesi olsun.
– Varsın, başını okşayıp hatırını soran bir yetişkine dönüp; “Ya siz nasılsınız?” diyemesin... Ama yabancı dili mükemmel olsun.
– Varsın, oyun arkadaşları olmasın... Ama sınavlarda “on” çeksin.
– Varsın;
– Taziye nedir, bilmesin,
– "Başın sağ olsun" ne demek, anlamasın,
– "Geçmiş olsun" kime denir, niçin denir, haberi olmasın,
– "Uğurlar olsun", ne anlama gelir farkında olmasın,
– Ama... Karneleri süper olsun.
– Evet… Varsın, tek dostu olmasın... Ama iyi gelir getiren bir mesleği olsun...
Üstün Dökmen )
( [not] TO HELP vs./and/but/||/<>/>< TO GIVE AN OPPORTUNITY
TO GIVE AN OPPORTUNITY instead of TO HELP )
- YARGI ile/değil/yerine/>< BİLME
- YARGILAMA ile/değil/yerine/>< GERİBİLDİRİM
- YARGILAMA" ile/değil/yerine/||/></< SORGULAMA
( [Daha ...]
Az [olsun/olmalı!]. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Çok [olsun/olmalı!].
)
- YARGILAMAK ile/değil/yerine KEŞFETMEK
( [not] TO JUDGE vs./but TO DISCOVER
TO DISCOVER instead of TO JUDGE )
- YARGILAMAK ile/değil/yerine YAPMAYABİLECEĞİNİ/İHTİYÂRINI ANIMSATMAK
- YARGILAMAK ile/ve/değil/yerine/> YARLIGAMAK
( Bir karara varmak üzere davalı ile davacıyı dinlemek. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/> Birinin suçunu bağışlamak, mağfiret etmek. )
( HÜKÜM ile/ve/değil/yerine/> MAĞFİRET/GUFRAN )
(1996'dan beri)