D ile başlayan FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 10.845 başlık/FaRk ile birlikte,
10.845 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(6/45)
- ÇIĞLIK ile/ve/değil/=/||/<>/< ÇAĞRI
- ÇIKAR ile/değil/yerine (")DEĞER(")
- ÇIKARIM ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DOLAYIM
- ÇIKARSAMA ile "DOĞURTMA"
- ÇIKMAZ ile GEÇİLMEZ ile GEÇİLMEZ ile TUTKU ile TUTKULU ile DUYGUSUZ
( IMPASS vs. IMPASSABLE vs. IMPASSIBLE vs. IMPASSION vs. IMPASSIONED vs. IMPASSIVE )
( ششدر ile صعب العبور ile نا گذرا ile بي گدار ile فاقد احساس ile بههيجانآوردن ile بسيار غيور ile پوست کلفت )
( ششدر ile صعب العبور ile NA GOZARA ile BEY GODAR ile FAGHAD EHSAS ile بههيجانآوردن ile BESYAR GHYVAR ile POOST KOLOFT )
- ÇİLEK ile BÖĞÜRTLEN/DİKENDUTU/İT ÜZÜMÜ ile DUT ile AHUDUDU(AĞAÇÇİLEĞİ)/FRAMBUAZ[Fr. < FRAMBOISE]
( BÜK, DİKENDUTU: Böğürtlen. )
( AGREGAT MEYVELER: Birkaç karpeli olan, tek bir çiçekten gelişen meyve. )
( Gülgillerden, sapları sürüngen, çiçekleri beyaz bir bitki. | Bu bitkinin güzel kokulu, pembe, kırmızı renkli meyvesi. İLE Gülgillerden, bahçe çitlerinde, yol kenarlarında kendiliğinden yetişen dikenli ve çok yıllık bir çalı, diken dutu. | Bu bitkinin önce kırmızı, olgunlaştığında kararan mayhoş yemişi. İLE Gülgillerden, böğürtleni andıran, çalı görünümünde, dikenli bir bitki. | Bu bitkinin duta benzeyen, kırmızı renkli, sulu ve kokulu yemişi. )
( FERAVLE ile HİM ile ... ile ... )
( STRAWBERRY vs. BLACKBERRY/DEWBERRY vs. MULBERRY vs. RASPBERRY )
( FRAGARIA VESCA cum RUBUS cum MORUS ALBA cum RUBUS IDAEUS )
( ... ile TÛT-İ ŞEVKÎ ile TÛT ile ... )
- ÇİLEK ile DAĞ ÇİLEĞİ/YABANİ ÇİLEK/KOCAYEMİŞ/PİĞRETİN
- ÇILGIN ile SAYIKLAMA ile DELİRYUM TİTREMELERİ
( DELIRIOUS vs. DELIRIUM vs. DELIRIUM TREMENS )
( سرسامي ile هذياني ile پرتگويي ile داء الخمر ile جنون خمري ile سرسام ile هذيان ile هذيان خمري )
( SARSAMY ile هذياني ile PORTEGOYY ile داء الخمر ile JENON KHMARY ile SARSAM ile NPAZYAN ile هذيان خمري )
- CILIBIT ile DOĞU CILIBITI
- CİN KÜLTÜRÜ ile/değil/yerine/||/>< DİN KÜLTÜRÜ
( Din kültürünün bittiği yerde/zaman cin kültürü başlar. )
( [not] JINN CULTURE vs./but/instead of/||/>< RELIGION CULTURE )
- ÇINAR AĞACI ve DUT AĞACI
( Kuşların en çok konduğu ağaçlar. )
- ÇİNGENE ile DENİZ ÇİNGENESİ(BAJAU/BADJAU)
- ÇINGIRAKLI YILAN ile DOĞU ELMAS SIRTLI ÇINGIRAKLI YILAN ile BATI ELMAS SIRTLI ÇINGIRAKLI YILAN
- CİNNET[Ar.] değil/yerine/= DELİLİK
- CİNS ile DOĞAL CİNS
( NATURAL GENDER )
- CİNSELLİK YAŞAMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DÜZÜŞMEK
- CIRCLE :/yerine DAİRE
- CIRCUMSTANCE :/yerine DURUM, KOŞUL
- CİSİM ile/ve/değil DÜZGÜN KESİTLİ KATI CİSİMLER
- CİSMİ CAMİD değil/yerine/= DİRİMSİZ EYİN
- CİSN[Ar.] ile DARB[Ar.]
- ÇİT ile DEFETMEK ile ESKRİMCİ ile ÇİTLE ÇEVRİLEBİLİR ile ESKRİM
( FENCE vs. FENCE OFF vs. FENCER vs. FENCIBLE vs. FENCING )
( شمشير بازي کردن ile حصاردرست کردن ile پرچين ile شمشير بازي ile حفاظ ile حصار ile نرده ile نردهگذاري کردن ile محجر ile نرده کشيدن ile حصار دار کردن ile حصار کشيدن ile شمشير زن ile شمشيرباز ile قابل دفاع )
( SHMASHYR BAZY KARDAN ile HESARDAREST KARDAN ile PARCHYNE ile SHMASHYR BAZY ile HAFAZ ile HESAR ile NARDEH ile NARDEGGOZARY KARDAN ile محجر ile NARDEH KESHYDAN ile HESAR DAR KARDAN ile HESAR KESHYDAN ile SHMASHYR ZAN ile شمشيرباز ile GHABEL DAFA )
- ÇİTA ile DAĞ ASLANI/YENİDÜNYA ASLANI/PUMA/KUGAR
(
)
( CHEETAH vs. COUGAR )
- CİVAR değil/yerine/= DOLAY
- DEW POINT[İng.] / POINT DERASÉE[Fr.] / TAUPUNKT[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇİY/LENME NOKTASI
- ÇİYAN ile DEV ÇİYAN
- ÇİZGİ ile DAMAR
- ÇİZGİLİ KASLAR ile/ve DÜZ KASLAR(RECTUS)[Baş ve gözde bulunur] ile/ve KALP KASLARI
- LINEAR DEFECT[İng.] / DÉFAUT LINÉAIRE[Fr.] / LINEARER DEFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇİZGİSEL KUSUR
- LINEAR CHARGE DENSITY[İng.] / DENSITÉ DE CHARGE LINÉIQUE[Fr.] / LINEARE LADUNGSDICHTE[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇİZGİSEL YÜK YOĞUNLUĞU
- ÇİZGİSEL ile/değil/yerine DOĞRUSAL
- ÇİZMEK ile İÇERİ ÇEKMEK ile ÇİZGİ ÇEKMEK ile ÇİZGİLER ÇİZ ile DIŞARI ÇEKMEK ile HAZIRLAMAK ile ÇEKMECE ile ÇİZİM ile ÇİZGİ ÇİZME
( DRAW vs. DRAW IN vs. DRAW LINE vs. DRAW LINES vs. DRAW OUT vs. DRAW UP vs. DRAWER vs. DRAWING vs. DRAWING LINES )
( رسم کردن ile کشيدن ile نگاشتن ile کشاندن ile ترسيم نمودن ile قرعه کشيدن ile نقاشي کردن ile جلب کردن ile نقش کردن ile دم کشيدن ile قرعه کشي ile بداخل کشيدن ile خط کشيدن ile خط خط کردن ile خط کشي کردن ile استخراج کردن ile سيخ ايستادن ile نقشه کش ile زير شلواري ile برات کش ile نقشه کشي ile ترسيم ile خط کشي )
( RASM KARDAN ile KESHYDAN ile NEGASHTAN ile KESHANDAN ile TARSYM NEMUDAN ile GHARE KESHYDAN ile NAGHASHY KARDAN ile JALAB KARDAN ile NAQSH KARDAN ile DAM KESHYDAN ile GHARE KESHY ile BEDAKHAL KESHYDAN ile KHAT KESHYDAN ile KHAT KHAT KARDAN ile KHAT KESHY KARDAN ile ESTEKHARAJ KARDAN ile SYKH AYSETADAN ile NAQSHEH KESH ile ZYR SHALVARY ile BARAT KESH ile NAQSHEH KESHY ile TARSYM ile KHAT KESHY )
- CLASS NUMBER ile/||/<> DİSCRİMİNANT
( Class number eşdeğerlik sınıfı İLE discriminant b²-4ac değer. )
( Formül: Equivalence İLE invariant )
- CLOSER :/yerine DAHA YAKIN
- CNN İLE RNN İLE TRANSFORMER ile/||/<> DERİN ÖĞRENME MİMARİLERİ
( Farklı veri türleri için ağ yapıları. )
( Formül: Attention(Q ileK ileV) )
- COASTLİNE İLE CLOUDS İLE MOUNTAİNS ile/||/<> DOĞAL FRAKTALLAR
( Doğada görülen fraktal yapılar. )
( Formül: L ∝ r^(1-D) )
- ÇOCUKLARA, DAHA İYİ BİR DÜNYA BIRAKMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DÜNYAYA, DAHA İYİ ÇOCUKLAR BIRAKMAK
- ÇOĞA-ZANBİL değil DUR-UNTAŞ/DURAN-TAŞ
( ELAM, M.Ö. 1250 )
- ÇÖGEN ile DEĞNEK
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Çevgen oyununda kullanılan değnek. İLE ... )
- ÇOĞUNLUKLA ... ile DAHA ÇOK ...
- MULTIGROUP DIFFUSION[İng.] / DIFFUSION À PLUSIEURS GROUPES[Fr.] ile/değil/yerine/= ÇOK GRUPLU DİFÜZYON
- ÇOK SESLİLİK / İFADE HAKKI ile/değil DENSİZLİK
( "Sosyal medya"da. İLE/DEĞİL Günlük yaşamda. )
( Keyfiyette. İLE/DEĞİL Gerçeklikte. )
( "Kendi çıkarlarında." İLE/DEĞİL Ortak alanda, olanaklarda ve koşullarda. )
- ÇOK ile DELİM
( ... İLE Çok, fazla, ziyade. )
- MULTISCATTERING[İng.] / DIFFUSION MULTIPLE[Fr.] / MEHRFACHE STREUUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇOKLU SAÇILMA
- ÇÖKME ile DAĞILMA
( TO COLLAPSE vs. TO DISPERSE )
- ÇÖL[Azr.] = DIŞARI[Tr.]
- COMPTON SHIFT[İng.] / DÉPLACEMENT COMPTON[Fr.] / COMPTON-VERSCHIEBUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= COMPTON KAYMASI
- COMPTON SCATTERING[İng.] / DIFFUSION COMPTON[Fr.] / COMPTON-STREUUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= COMPTON SAÇILMASI
- CONDİTİON NUMBER ile/||/<> DETERMİNANT
( Condition κ(A) numerik kararlılık, determinant hacim. )
( Formül: Stability İLE volume )
- CONDITION :/yerine DURUM, KOŞUL
- CONSIDER :/yerine DÜŞÜNMEK, DİKKATE ALMAK
- CONSIDERATION :/yerine DÜŞÜNCE, DEĞERLENDİRME
- CONSULTANT :/yerine DANIŞMAN
- CONTINUE :/yerine DEVAM ETMEK
- CONTINUED :/yerine DEVAM EDEN
- CONVERT :/yerine DÖNÜŞTÜRMEK
- ÇORBA:
SULU = DURU
- CORRECT :/yerine DOĞRU, DÜZELTMEK
- COŞKU ile DİDİŞME
- COŞKU ile/ve/değil/||/<>/< DÜŞ
- DISPERSION DE COULOMB[Fr.] / COULOMB-STREUUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= COULOMB SAÇILMASI
- COUNSELOR :/yerine DANIŞMAN
- DISSOLVE[İng.] / LÖSEN:[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇÖZME
- ÇÖZÜLME ile/ve/||/<> DAĞILMA/DAĞILIM ile/ve/||/<> ERİME
( İki ya da daha fazla nesnenin bağdaşık moleküler karışımı. İLE/VE/||/<> ... İLE/VE/||/<> Bir gaz, sıvı ya da katının, başka bir gaz, sıvı ya da katı içinde kimyasal bir değişikliğe uğramadan bağdaşık olarak dağılması. | İki ya da daha fazla nesnenin bağdaşık moleküler karışımı. )
( ... vs. DISTRIBUTION, DISPERSION, DISSIPATION vs. SOLUTION )
( ... vs. İNTİŞAR vs. İNHİLÂL )
- ÇÖZÜM ile/ve/||/<> DÜZENLEME
- DISSOLUTION ENTHALPY[İng.] / AUFLÖSUNG ENTHALPIE[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇÖZÜNME ENTALPİSİ, DHC
- DISSOLUTION[İng.] / DISSOLUTION[Fr.] / AUFLÖSEN[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇÖZÜNME
- MÜNHAL[Osm.] / DISSOLVED[İng.] ile/değil/yerine/= ÇÖZÜNMÜŞ
- CRAZY :/yerine DELİ
- CREDO UT INTELLIGAM ile/ve/||/<> NOVETIM TE, NOVETIM ME ile/ve/||/<> TE INVOCO, DEUS VERITAS ile/ve/||/<> DEUS SAPIENTIA ile/ve/||/<> DEUS BEATITUDO
- CÜCE[Fars. < CİVCİV] ve/< DEV[Fars. < DÎV]
( MIDGET/DWARF and GIANT )
- CUMHURİYET ile/ve DEMOKRASİ
( Belirli (bir) ideolojide. İLE/VE İdeolojiler arasında. )
( ONAFHANKELIJKHEIDPLEIN
[Paramaribo'daki, Cumhuriyet Meydanı'nın yerel adı.] )
- CURA/ÇURA ile/> ÇÖĞÜR ile/> TAMBURA ile/> DİVAN
- CURCUNA ile DEBDEBE
( Musikîde hızlı bir usûl. İLE ... )
- CURVATURE İLE TORSION İLE CONNECTİON İLE PARALLEL TRANSPORT ile/||/<> DİFERANSİYEL GEOMETRİ
( Eğri uzayların geometrisi. )
( Formül: Rμν - ½gμνR = 8πGTμν )
- CYCLE :/yerine DÖNGÜ
- D SHAPE ELECTRODE[İng.] / DEE, D-FORME ELEKTRODE, D-FÖRMIGE ELEKTRODE[Alm.] ile/değil/yerine/= D BİÇİMLİ ELEKTROT
- D-BLOCK[İng.] ile/değil/yerine/= D-BLOKU
- D-LINES[İng.] / RAIES D[Fr.] / D-ZEILEN, D-LINIEN[Alm.] ile/değil/yerine/= D ÇİZGİLERİ
- D-ELECTRON[İng.] / ÉLECTRON D[Fr.] / D-ELEKTRON[Alm.] ile/değil/yerine/= D ELEKTRONU
- DEE[İng.] ile/değil/yerine/= D ELEKTROT
- d. in.p. aeq.[Lat. < DIVIDE IN PARTES AEQUALES] değil/yerine/= EŞİT PARÇALARA BÖLÜNÜZ
- D-KABEL[Alm.] ile/değil/yerine/= D-KABLO
- D-CABLE[İng.] / CÂBLE-D[Fr.] ile/değil/yerine/= D KABLOSU
- D-LAYER[İng.] / D-SCHICHT[Alm.] ile/değil/yerine/= D KATMANI
- DEE, ÉLECTRODE EN FORME DE D[Fr.] ile/değil/yerine/= D ŞEKİLLİ ELEKTROT
- COUCHE D[Fr.] ile/değil/yerine/= D TABAKASI
- D:
"VİTAMİNİ" değil HORMONU
- VİTAMİN:
D2(ERGOKALSİFEROL) ile/ve/||/<> D3(KOLEKALSİFEROL)
( D vitamini, metabolizma için gerekli olan kalorisiz bir organik nesnedir. Yağlarda çözünür ve yağ dokusunda depolanır. İkisi de D vitamininin etkin biçimine dönüştürülür. D vitamini, sağlık için gerekli olan birçok süreçte yer alır. Kas gücünü artırır, bağışıklık düzenini güçlendirir, yangıyı önlemeye yardımcı olur, ince bağırsakta kalsiyum emilimini artırır, kemik oluşumu, bileşimi, büyümesi ve onarımı için gerekli olan yeterli kalsiyum ve fosfat seviyelerinin korunmasına yardımcı olur. İkisi de karaciğerde kalsifediol'e metabolize edilir. Bu nesne, böbreklere geçer ve D vitamininin etkin biçimi olan kalsitriolün salınmasını sağlar. Gıdalardan D vitamini alımı düşük olduğundan, birçok uzman takviye almayı önermektedir. Yeterli dozlar konusunda düşünce birliği yoktur. Ayrıca güneş koruyucu olmadan her gün 10-15 dakika güneşlenmek D vitamini seviyesini artıracaktır. D3 vitamininden daha az kararlı olan D2 vitamini, nem ve ısıya daha duyarlıdır. D3 vitamini gövdedeki kalsitriol seviyesini D2 vitamininden daha fazla artırmaktadır. Uzmanlar, gövde tarafından daha iyi emildiğinden, D3 vitamini desteği önermektedir. )
( Bitki kökenlidir. İLE/VE/||/<> Ultraviyole ışığın kolesterol üzerindeki etkisi ile ciltte üretilir. )
( Tahıllar gibi çoğu gıdada az oranda bulunur. İLE/VE/||/<> Yağda çözünen bir vitamindir. Gıda yoluyla alınabildiği gibi güneşlenme yoluyla da deride üretilir. )
- ...DA KALMA ile/ve/değil/||/<>/< SINIRLAMA
- ...'DA OLMAMDAN/OLUŞUMDAN DOLAYI ...(KATILAMIYORUM) ile/ve/değil ...'DA OLDUĞUMDAN DOLAYI ...(KATILAMIYORUM)
- ...'DA ... VARDIR ile/değil ...'DA ... GİZLİDİR
- AMELİYAT:
DA VINCI İLE ile/değil/yerine OLAĞAN
- DA/DE ile/değil İSE
( "Savaştığımızda/küstüğümüzde". İLE/DEĞİL Savaşırsak/küsersek. )
- DABB[Ar.] ile DÂB[Ar.]
( Kertenkele. İLE Şan ve şeref. )
- DABNE ile/ve/<> MERAK
( Büyükayının sonundaki iki parlak yıldız. )
- DAD :/yerine BABA
- DAD[Ar.] ile DÂD[Ar.]
( Osmanlı abecesinin onyedinci harfidir.[ebced değeri 800'dür.] İLE Adâlet, doğruluk. | İhsan, vergi. | Veriş, satış. | Sızlanma, yanıp yakılma. | Feryâd, figan. | Kısmet, nasip. | Tuzlu balgam denilen bir cilt hastalığı. )
- DADANMAK ile DADANDIRMAK ile DADANABİLMEK ile DADAY ile DADAŞ/LIK ile DADACI/LIK ile DADAİST ile DADAİZM
- ... da demeden DİNLE!!!
- ... da demeden SUS!!!
- DÂDER[Fars.] ile DÂDENDER[Fars.] ile DÂDER-ENDER[Fars.]
( Kardeş. İLE Üvey kardeş. İLE Üvey kardeş. )
- DADI/TAYA[Fars. < DÂYE] ile/ve DÂDÛ/LÂLÂ[Fars.]
( Bayan çocuk bakıcısı. | Süt annesi. İLE/VE Bay çocuk bakıcısı. | Şehzâdelerin özel eğitmenleri. | Sultanların, vezirlerine seslenirken kullandıkları bir söz. )
- DADI/LIK ile DADILI
- DADLI[Azr.] = NEFİS, LEZZETLİ[Tr.]
- DADYAN, ARTİN (1830 - 1901) :
( Soyları Ermeni kralı Senekerim Ardzruniye kadar uzanan Dadyan ailesinin bir ferdidir. Aile büyükleri Osmanlı devletinde üç kuşak barutçu başı olarak görev yaptı. Hovhannes Dadyan'ın oğlu olan Harunyan (Artin) Dadyan Fransa'da öğrenim gördü. İstanbul'a geldikten sonra Hariciye Nezaretine girdi. Delegasyon üyelikleri ve elçilik gibi önemli görevlerde bulunduktan sonra Paşa unvanı verilmiş, Hariciye Nezareti müsteşarlığı yapmıştır. Yeniköy'de ikamet etmiştir. )
- DADYAN/ADİL SEZER YALISI :
( Yeniköy, Köybaşı Caddesindedir. 18. yy'ın sonlarında inşâ edilmiştir. Sahibi II. Abdülhamid (1773 - 1789) vezirlerinden Dadyan'dı. Yalı daha çok Harutyan(Artin) Dadyan (1830 - 1901) Paşa adı ile anılır. Yalı Mari Dadyan'a ait iken 1972'de Adil Sezer tarafından satın alındı ve 1974'te onarıldı. Bu yalı ile ilgili olarak Ermeni Tarihi'nde şu kayıt vardır: 4 Ekim 1819'da, yalının penceresinden Mikayel Çelebi Düzyan ve amcası Mıgırdıç Düzyan Halet Efendi'nin iftirası ile idam edilmiştir". )
- DAĞ EVLERİ ORTA CAMİ :
( Kazım Karabekir Mahallesinde Osmanlı mimari tarzın yapılan bir camidir. )
- DAĞ FARESİ ile ÇAYIR FARESİ
( )
- DAĞ KEÇİSİ ile ÇENGEL BOYNUZLU DAĞ KEÇİSİ
- DAĞ KEÇİSİ ile PİRENE DAĞ KEÇİSİ
( IBEX vs. PYRENEAN IBEX )
( PYRENAICA PYRENAICA vs. CAPRA PYRENAICA PYRENAICA )
- DAĞ, KÛH[Fars.] ile/ve RÂG[Fars.]
( ... İLE/VE Dağ eteği. | Çayırlık, çimenlik, bağlık, bahçelik. )
- DAĞ NANESİ ile TAŞ NANESİ
- DAĞ OLMAK ile/değil/yerine VADİ OLMAK
( Yağmur yağar ama akar gider. İLE/DEĞİL/YERİNE Yağmuru toplar, göl olursun. )
- DAĞ, ŞEVKET (İSTANBUL, 1875 - 1944) :
( Güzel Sanatlar Akademisini bitirdikten sonra Galatasaray Lisesi ve İstanbul Öğretmen Okullarında resim öğretmenliği yaptı. Ev ve cami içleri, çini süslemeler üzerinde çalıştı. 5. de Konya, 7. dönemde Siirt milletvekili olarak T.B.M.M. de bulundu. Yunanistan, Almanya ve Fransa'da açtığı resim sergileri ile ödüller kazandı. Rumelihisarı Spor Kulübü'nün (1931) kurucuları arasında yer aldı ve bu kulübün başkanlığını yaptı. 1944'te İstanbul'da vefât etti. )
- DAG[Argu] ile/ve/||/<>/> TEGUL[Oğuz]
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
- DAĞ ile/ve AKLAN/MAİLE[Ar.]
( ... İLE/VE Bir dağ sırasının yamaçlarından her biri. )
- DAĞ ile/||/<> AŞAK/AŞAQ[Oğuz] ile/||/<>
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( ... İLE Dağ eteği. )
- DAĞ ile/ve/değil/yerine/<>/>/>< BAĞ
( Bakmazsak/özenmezsek. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<>/>/>< Bakarsak/özenirsek. )
- DAĞ ile BALKAN
( ... İLE Sarp ve ormanlık sıradağlar. )
- DAĞ ile/ve BERDENG[Fars.]
( ... İLE/VE Çöl ortasında bulunan küçük dağ ve tepe. )
- DAĞ ile BÎSÜTÛN
( Şîrîn'in emriyle, Ferhad'ın deldiği dağ. Bugün Bağdat ile Hamedan arasında Kirman Şâh'ın 30 km. doğusunda kalır. Dik, kayalık ve sarp bir dağdır. )
- DAĞ ile/değil/yerine/>< DENİZ
( Uzaklaştırır, ayırır. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Yakınlaştırır, birleştirir. )
- DAĞ ile/||/<> GÖKKUŞAĞI DAĞI/VINICUNCA
( ... İLE/||/<> Peru'da. )
- DAĞ ve/||/<>/> KAR
( Dağına göre kar... )
( MOUNTAIN and/||/<>/> SNOW )
- DAĞ ile/ve/||/<> KAR
( Dağına göre kar. )
( MOUNTAIN vs./and/||/<> SNOW )
- [NE] DAĞ ne de KASABA
- DAĞ ile TEPE
( ŞİMRÂH: Dağ tepesi. )
( BÎSÜTÛN: Âşık Ferhad'ın, sevgilisi Şîrîn'in emriyle Kermanşah civarında deldiği dağ. | Gökyüzü. )
( Sevgili Ersin Alok'un çektiği dağ fotoğraflarını görmek için burayı tıklayınız... )
(
)
( En yüksek dağlar:
Mauna Kea (Hawaii) 10.200 m.
Everest (Nepal) 8848 m.
K2 (Kaşmir) 8611 m.
Kangchenjunga (Nepal) 8600 m.
Makalu (Nepal) 8481 m.
Dhaulagiri (Nepal) 8172 m.
Nanga Parbat (Kaşmir) 8126 m.
Annapurna (Nepal) 8078 m.
Gasherbrum (Kaşmir) 8068 m.
Gosainthan (Tibet) 8013 m. )
( CEBEL[çoğul > CİBÂL] ile ... )
( KÛH ile ... )
( MOUNTAIN vs. HILL )
- DAĞ ile TÛR
( ... İLE Hazreti Musa'nın ilâhi tecelliye mazhar olduğu dağ. )
- DAĞ ile/ve YANARDAĞ
( Cameroun
Cotopaxi
Etna
Fujiyama
Hecla
Mauna Loa
Mount St. Helens
Popacatapetl
Stromboli
Tristan de Cunha
Vesuvius )
( ... ile/ve
)
( CEBEL ile/ve BÜRKÂN )
( MOUNTAIN vs./and VOLCANO[< Fr.] )
- DÂG[Fars.] değil/yerine/= YANIK YARASI
- DAĞ ile/ve YAYLA
( ... İLE/VE Akarsularla derin bir biçimde yarılmış, parçalanmış, üzerinde düzlüklerin belirgin olarak bulunduğu, deniz yüzeyinden yüksek yeryüzü parçası. PLATO | Dağlık, yüksek bölgelerde, kışın, yaşam koşulları güç olduğundan dolayı boş bırakılan, yazınsa havası iyi ve serin olan dinlenme yeri. )
( CEBEL[çoğ. CİBÂL], TAVD[çoğ. ATVÂD] ile/ve ... )
( KÛH ile/ve ... )
( MOUNTAIN vs./and UPLAND/HIGH PLATEAU )
- DAĞCI/LIK ile DAĞCIL
- DAĞ/DA BAYIR/DA
- DAĞDAĞA ile DAĞDAĞALI ile DAĞDAĞASIZ
- DAĞDİBİ ÇEŞMESİ :
( Gümüşdere Köy içine girilirken solda dağ dibindedir. Yapılış tarihi ve yaptıranı belli değil. Gümüşdere halkı mübadele ile bu köye geldiklerinde bu çeşmeyi bulmuşlar. Bu demektir ki bu çeşmenin yapılış tarihi çok eskidir. Çeşmenin su akışı vardır. )
- DISTRIBUTION FUNCTION[İng.]FONKSIYONU / FONCTION DE DISTRIBUTION[Fr.] / DISIPATIONSFUNKTION, VERTEILUNGSFUNKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= DAĞILIM/DAĞILMA İŞLEVİ/FONKSİYONU
- İNTİŞÂR[Osm.] / DISPERSION (LONDON) FORCES[İng.] / DISPERSION[Fr.] / DISPERSION[Alm.] ile/değil/yerine/= DAĞILIM, DİFÜZYON, YAYILMA, SAÇILMA, DİSPERSİYON (LONDON) KUVVETLERİ
- VERTEILUNGSRAUSCHEN[Alm.] ile/değil/yerine/= DAĞILIM GÜRÜLTÜSÜ
- DISTRIBUTION COEFFICIENT[İng.] ile/değil/yerine/= DAĞILIM KATSAYISI
- DISTRIBUTION LOSS[İng.] / VERTEILUNGSVERLUST[Alm.] ile/değil/yerine/= DAĞILIM KAYBI
- DISTRIBUTION RATIO[İng.] ile/değil/yerine/= DAĞILIM ORANI
- LOI DE DISPERSION[Fr.] ile/değil/yerine/= DAĞILIM YASASI
- DAĞILIM ile AYIRMA
( DISPERSION vs. ALLOCATION )
- DAĞILIM ile DAĞITIM
( DISPERSION vs. DISTRIBUTION )
- DISTRIBUTION, DISPERSION[İng.] / DISTRIBUTION[Fr.] / DISIPATION, DISPOSITION, DISTRIBUTION, DISPERSION, VERTEILUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DAĞILIM
- DAĞILIM/DAĞILMAK ile/ve/değil/||/<>/< YAYILIM/YAYILMAK
- FACTEUR DE DISSIPATION[Fr.] / DISIPATION-FAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= DAĞILMA/DAĞILIM FAKTÖRÜ
- PARTITION COEFFICIENT[İng.] / PARTITIONNER[Fr.] ile/değil/yerine/= DAĞILMA KATSAYISI (KROMATOGRAFİ)
- PERTE PAR DISSIPATION[Fr.] ile/değil/yerine/= DAĞILMA KAYBI
- PARTITION CHROMATOGRAPHY[İng.] / VERTEILUNGS CHROMATOGRAPHIE[Alm.] ile/değil/yerine/= DAĞILMA KROMATOGRAFİSİ
- DISPERSION FORCE[İng.] / FORCE DE DISPERSION[Fr.] ile/değil/yerine/= DAĞILMA KUVVETİ
- COEFFICIENT DE DISTRIBUTION[Fr.] / TEILUNGS VERHÄLTNIS, TEILUNGSKOEFFIZIENT, VERTEILUNGSKONSTANTE[Alm.] ile/değil/yerine/= DAĞILMA ORANI, DAĞILMA KATSAYISI
- DAĞILMA ÖZELLİĞİ ile/ve BİRLEŞME ÖZELLİĞİ
- DISPERSION LAW[İng.] ile/değil/yerine/= DAĞILMA YASASI
- DISSIPATION[Fr.] / DISSIPATION[Alm.] ile/değil/yerine/= DAĞILMA, YİTİM
- DAĞILMA ile/ve/> İNCELME
- DAĞILMA ile SAÇILMA
- DAĞILMA ile/ve/> SEYRELME
- DAĞILMA ile/ve/değil YAYILMA
- DAĞILMAK ile DAĞILABİLMEK ile DAĞILIVERMEK
- DAĞILMAK ile DAĞINIK ile DAĞILMA ile DAĞILIM
( DISPERSE vs. DISPERSED vs. DISPERSEMENT vs. DISPERSION )
( پراکندن ile متفرق کردن ile پراکنده ile متفرق ile برهم خوردگي ile تفرق ile پراکنش ile تلاشي ile پراکندگي ile تفرقه )
( PARAKANDAN ile MOTEFARGH KARDAN ile PARAKANDEH ile MOTEFARGH ile BAREAM KHORDEGY ile TAFARGH ile PARAKONASH ile TALASHY ile PARAKANDEGY ile TAFARGHEH )
- DAĞILMAK değil/yerine/>< DALMAK
- DAĞILMA/SI ile/ve/<> UZAKLAŞMA/SI
- RAYONNEMENT DISPERSÉ[Fr.] ile/değil/yerine/= DAĞILMIŞ IŞINIM
- DAĞILMIŞLIK ile/ve/değil/yerine BOĞULMUŞLUK
- DIFFUSE SERIES[İng.] / SÉRIES DIFFUSES[Fr.] ile/değil/yerine/= DAĞINIK DİZİLER
- DIFFUSE TRANSMISSION[İng.] / TRANSMISSION DIFFUSE[Fr.] ile/değil/yerine/= DAĞINIK İLETİM
- DIFFUSE RADIATION[İng.] / RAYONNEMENT DIFFUS[Fr.] / DIFFUSE STRAHLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DAĞINIK IŞINIM
- DIFFUSE REIHE[Alm.] ile/değil/yerine/= DAĞINIK SERİ
- DIFFUSE SOUND[İng.] / SON DIFFUSÉ[Fr.] / DIFFUSER SCHALL[Alm.] ile/değil/yerine/= DAĞINIK SES
- DIFFUSE SPECTRUM[İng.] / SPECTRE DIFFUS[Fr.] / DIFFUSES SPEKTRUM[Alm.] ile/değil/yerine/= DAĞINIK TAYF/SPEKTRUM
- DIFFUSE REFLECTION[İng.] / RÉFLEXION DIFFUSE[Fr.] / DIFFUSE REFLEXION[Alm.] ile/değil/yerine/= DAĞINIK YANSIMA
- RÉFLECTEUR DIFFUS[Fr.] ile/değil/yerine/= DAĞINIK YANSITICI
- DAĞINIK ile/ve/değil/||/<>/< PARÇA PARÇA
- DAĞINIK ile PİS
( MESSY vs. DIRTY )
- DAĞINIK ile YAYILMA
( DIFFUSED vs. DIFFUSION )
( پاشيده ile پخش ile پاشيدگي ile پخش شدگي )
( PASHYDAH ile POKHSH ile PASHYDEGY ile POKHSH SHODEGY )
- DAĞINIK ile/değil YAYILMIŞ
- DAĞINIK/LIK ile BİÇİMSİZ/LİK
( MESSY/MESS vs. UNSHAPELINESS )
- DAĞINIK/LIK ile DAĞINIKÇA ile DAĞINIK IŞIK ile DAĞINIK GÖZENEK
- DAĞINIK/LIK ile KOPUK/LUK
- PUISSANCE DISPERSIVE[Fr.] ile/değil/yerine/= DAĞITICI GÜÇ
- DAĞITILABİLMEK ile DAĞITILIVERMEK
- PERTE PAR DISTRIBUTION[Fr.] ile/değil/yerine/= DAĞITIM KAYBI
- DAĞITIM ile/ve/<> BÖLÜŞÜM
- DAĞITIM ile DAĞITIMCI/LIK ile DAĞITIM BÜROSU
- DAĞITIMCI ile DAĞITMAK ile DAĞITILMIŞ ile DAĞITIM ile DAĞITICI ile DİSTRİBÜTÖR ile SEMT ile BÖLGE YÖNETİMİ ile KAYMAKAM ile BÖLGE MÜDÜRÜ ile İLÇELER
( DISTRIBUTARY vs. DISTRIBUTE vs. DISTRIBUTED vs. DISTRIBUTION vs. DISTRIBUTIVE vs. DISTRIBUTOR vs. DISTRICT vs. DISTRICT GOVERNING vs. DISTRICT GOVERNOR vs. DISTRICT MANAGER vs. DISTRICTS )
( پخش کننده ile شعبهرود ile انشعابي ile پخش شدن ile تقسيم کردن ile غرماء کردن ile توزيع کردن ile تقسيمشده ile مقسوم ile پخش ile توزيع ile تقسيم ile سرشکني ile توزيعي ile دلکو ile مقسم ile پخشگر ile محله ile بخشداري ile بخشدار ile بخش دار ile رئيس بخش ile نواحي )
( POKHSH KONANDEH ile شعبهرود ile انشعابي ile POKHSH SHODAN ile TAQSYM KARDAN ile GHARMA KARDAN ile TOZYE KARDAN ile تقسيمشده ile MOGHSUM ile POKHSH ile TOZYE ile TAQSYM ile SARSHKANY ile TOZYEY ile DELKO ile MOGHASM ile POKHSHGAR ile MAHLEH ile BAKHSHODARY ile BAKHSHODAR ile BAKHSH DAR ile REYS BAKHSH ile NAVAHY )
- DISPERSIVE MEDIUM[İng.] / MILIEU DISPERSIF[Fr.] ile/değil/yerine/= DAĞITKAN ORTAM
- DISPERSIVE POWER[İng.] ile/değil/yerine/= DAĞITMA GÜCÜ
- [ne yazık ki]
DAĞITMAK/DAĞILMAK ile/ve/||/<> SAVURMAK/SAVRULMAK
- DAĞITMAK ile DAĞILMAK
- DAĞITMAK ile DAĞITILMAK ile DAĞITTIRMAK ile DAĞITABİLMEK ile DAĞITIVERMEK ile DAĞITICI/LIK
- DAĞITMAQ[Azr.] = YIKMAK[Tr.]
- Dâğıstân[Ar.] ile DÂĞISTAN[Ar.]
( Kafkas dağlarının kuzeyinde ve Hazar Denizi'nin batı kıyısında bulunan bir bölge. İLE Dağlık yer. )
- DAĞLAMA ile DAĞLAMA RESİM
- DAĞLAMAK ile DAĞLANMAK ile DAĞLATMAK ile DAĞLANIVERMEK ile DAĞLAYABİLMEK ile DAĞLAYIVERMEK ile DAĞLAR ANASI
- DAĞLAR ile/ve/değil/yerine/||/<>/< FARKLAR
- DAĞLARA-TAŞLARA
- DAĞLI, SAMET (KARAMAN, 1993) :
( Profesyonel futbolcu. Orta saha elemanı olarak Kızılcabölük Spor'dan transfer edildi ve 2019/2020) sezonunda Sarıyer takım kadrosunda yer alrdı. Sezon bitmeden ara transfer de serbest bırakıldı. Bu süre içinde Sarıyer'in 6 lig ve 1 Kupa maçı olmak üzere Sarıyer'in 7 resmi maçında oynadı. Sarıyer'den önce Başakspor, 1922 Konyaspor, Karaman Gençlik, Sarayönü Belediye, Karaman Belediye, Utaş Uşakspor, Serik Belediye ve Kızılcabölükspor'da forma giydi. )
- DAĞLI, TUNCAY (İSKENDERUN, 196I) :
( Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Bölümü'nden mezun oldu. İzmir Yeni Asır (1982 - 84), Milliyet (1986 - 87) ve Hürriyet 1988 - 2000) gazeteleri ile Doğan Haber Ajansı (DHA) (2000 - 2006) Adana Bürosu'nda muhabir olarak çalıştı. 2007 başında İstanbul'a gelerek Sarıyer'e yerleşti. Gazeteciliğini Sarıyer'de devam etmekte ve Sarıyer Posta Gazetesi Haber Müdürlüğü görevini yürütmektedir. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), Çukurova Gazeteciler Cemiyeti (ÇGC), Türkiye Edebiyatçılar Derneği, ADD, ÇYDD, Gönüllüler Derneği, Sanatçılar Platformu ve Sarıyer Basın Birliği Üyesi'dir. Gazeteciliği yanında şiir ve öykü yazmaktadır. Değişik edebiyat dergilerinde şiir ve öyküleri yayınlandı. Fotoğraf ve şiir sergileri açarak çalışmalarını devam ettirmektedir Başkanlık Tutkusu (Öykü, 1998), Ayrılıklar Olmasın (Şiir, 1999), Morgdan Dünya (Öykü, 2000), Çoban Yıldızı (Şiir, 2002), Koltuk Düşkünü (Öykü, 2003), Yol Parası (Öykü, 2005), Bana Hep seni Seviyorum De (Roman, 2008), Aşk Seni İstiyorum (Şiir, 2008), Çekme lan...(Gazetecilik anı ve muhabirlik, 2008 ve Kendini Öptürmeyen Başkan (Öykü, 2011) ve Dün (2018) kitapları yayımlandı. Sarıyer Belediyesince düzenlenen Edebiyat Günlerinde "Herkesin Bir Öyküsü Vardır" öykü yarışması Seçici Kurul üyesi olarak görev yaptı. 6. Edebiyat Günleri etkinliğinde ise "Beyaz Martı Onur Ödülü"nü aldı (2017). )
- DAĞLI/LIK ile DAĞLIK ile DAĞLIÇ
- DAH ile DAHA ile DAHİ/LİK ile DAHİCE ile DAHİLİ ile DAHA BİR ile DAHA DAHA ile DAHİLİ HARP ile DAHİLİ DENİZ ile DAHİLİ NİZAMNAME ile DAHİLİ TALİMATNAME
- DAHA "AKILLI" OLMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DAHA DİSİPLİNLİ OLMAK
- DAHA AZ DÜŞÜN! ile/ve/<> DAHA ÇOK DÜŞÜN!
( [Düşündüğün...] Kendini, kötü hissettiriyorsa/hissett(ir)diğinde. İLE/VE/<> Kendini, iyi hissettiriyorsa/hissett(ir)diğinde. )
- DAHA ÇOK İNANAN:
CAMİLERDE ve/değil/||/<> HASTAHANELERDE
- DAHA ÇOK OLANI ARAMAK değil/yerine DAHA AZ OLANIN TADINI ÇIKARMAK
- DAHA ÇOK SARILMA:
DÜĞÜNLERDE ve/değil/||/<> OTOGARLARDA
- DAHA ÇOK SEVEN ile/ve/||/<>/< DAHA AZ SEVEN
( Sevdiğine ve hemen hemen her söylediğine/istediğine/kararına, onu kaybetmemek için "Olur." der. İLE/VE/||/<>/< Bu nedenle de ilişkiyi yönetir. )
- DAHA ÇOK ile/ve/<>/değil/yerine BİR DAHA
- DAHA DEĞİL değil HENÜZ DEĞİL
- DAHA FAZLA ile DAHA ŞİDDETLİ
- DAHA FAZLASI ile/ve/değil/yerine DAHA İLERİSİ
(
DAHA FAZLASINI YAPACAĞIM
Ait olmaktan daha fazlasını yapacağım,Katılacağım.
İlgilenmekten daha fazlasını yapacağım,
Yardımcı olacağım.
İnanmaktan daha fazlasını yapacağım,
Anlayışlı olacağım.
Hayal kurmaktan daha fazlasını yapacağım,
Çalışacağım.
Ögretmekten daha fazlasını yapacağım,
İlham vereceğim.
Kazanmaktan daha fazlasını yapacağım,
Kazandıracağım.
Vermekten daha fazlasını yapacağım,
Hizmet edeceğim.
Yaşamaktan daha fazlasını yapacağım,
Büyüyeceğim.
Arkadaşlıktan daha fazlasını yapacağım,
Dost olacağım.
Denemekten daha fazlasını yapacağım,
BAŞARACAĞIM! )
( [not] MORE EXCESS vs./and/but MORE FURTHER
MORE FURTHER instead of MORE EXCESS )
- DAHA FAZLA/SI ile/ve/değil/yerine İSABETLİ OLMASI
- DAHA GENÇ ile DAHA GENÇ
( Henüz yaşlanmamış. İLE Yaşı daha az. )
- DAHA GÜZEL değil/yerine BAŞKA/AYRI BİR GÜZEL
- DAHA "İYİ"/"KÖTÜ" değil/yerine NEŞE
- DAHA İYİ DUYMAK/DİNLEMEK ile/ve/||/<>/> BAĞ KURMAK
- DAHA İYİ OLAN ile/ve/||/<> DAHA İYİ HİSSETTİREN
- DAHA KOLAY ile/ve/||/<>/> EN KOLAY
( [ne yazık ki]
Kolay/rahat/hızlı kazanılan paranın tüketilmesi. İLE/VE/||/<>/> Başkasının/vatandaşın/emekçinin parasının "tüketilmesi". )
- DAHA/EN) KORKUNÇ/VAHİM OLAN:
SOKAKTAKİ KARGAŞA ile/değil DİLDEKİ KARMAŞA
( Yaşamdaki en korkunç "durum" ya da deneyim, birini çok sevmektir.
[Sevgi kadar değerli bir duygunun nesi, nasıl korkunç olabilir? O sevgimizin yoğunluğunun o kişiyi kendimizden kaçırma olasılığının artırması ve ölümünün duyulmasından dolayı her an için geçerli ve etkisi yüksek olan çok korkutucu bir durumdur.] )
- DAHA ÖTE ile/ve/değil/yerine DAHA FARKLI
- DAHA ÖTE ile ÜSTELİK
( FURTHER vs. FURTHERMORE )
( ثانوي ile بعلاوه ile دورتر ile مجدد ile آنطرف تر ile پيش بردن ile وانگهي ile ديگراينکه )
( ثانوي ile BALAVEH ile DORTAR ile MOJDAD ile ANTARF TAR ile PEYSH BARDAN ile VANGEHY ile DYGERAYNAKEH )
- DAHA ÖZEL ALGILA/YORUMLA! ile/ve/<> DAHA GENEL DÜŞÜN
( Kendini, iyi hissettiğinde. İLE/VE/<> Kendini, kötü hissettiğinde. )
- DAHA SONRA AKLIMA GELMEZ değil DAHA SONRA AKLIMA GELMEZSE/GELMEYEBİLİR
- [DAHA SONRA] "... UZUN UZUN TARTIŞIRIZ" değil/yerine [DAHA SONRA] "... AYRINTILARIYLA KONUŞURUZ"
- DAHA SONRA ile DAHA SONRA ile YANAL
( LATER vs. LATER ON vs. LATERAL )
( بعدا ile بعدها ile بعد ile بعد ها ile پهلوئي ile جانبي ile جنبي ile جناحي )
( BAEDA ile BADEHYA ile BAD ile BAD CPEHA ile PPELOYEY ile JANABY ile JONABY ile JENAHY )
- DAHA "STERİL ZAMAN/DA" değil/yerine/= DAHA UYGUN BİR ZAMAN/DA (DİYELİM)
- DAHA) ("ÜST") GÜCE[OLANAKLARA/KİŞİLERE] TAPARLIK ile/ve/değil/yerine/||/<> ÖYKÜNME
( Düşük bilgi/bilinç seviyesindeki ya da çıkarcı kişilerin(zihinlerin), iyiliğ(in)e yönelimde, güdülenmesini ve kötülüğ(ün)e başvurmada da kendini tutmasını sağlatan en etkili/etkin iki durum/tutum. )
- DAHA UYGUN ile/ve/||/<> SONRAKİ ile/ve/||/<> ÖZEL
( LEX SUPERIOR vs./||/<> LEX POSTERIOR vs./||/<> LEX SPECIALIS )
- DAHA UZAK ile EN UZAK ile EN UZAK ile EN UZAK UÇ ile METELİK
( FARTHER vs. FARTHERMOST vs. FARTHEST vs. FARTHEST END vs. FARTHING )
( جلوتر ile اقصي ile اقصي نقطه ile ابعد ile منتهي اليه ile فارثينگ )
( JELOTER ile EGHSY ile EGHSY NAGHTEH ile ابعد ile منتهي اليه ile FARSYNAG )
- DAHA ile ÇOK
( MORE vs. MUCH/MANY )
- DAHA ... ile/ve (fakat)/ne yazık ki/||/<>/>< DAHA ...
( "Daha yüksek binalarımız var." İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (bazı/çoğu) Kişinin, daha kısa sabrı var.
"Daha geniş otoyollarımız var." İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (bazı/çoğu) Kişinin, daha dar bakış açısı var.
"Daha büyük evlerimiz var." İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (bazı/çoğu) Kişinin, daha küçük ailesi var.
"Daha çok ev gereçlerimiz var." İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (çoğu) Kişinin, daha az zamanı var.
"Daha çok eğitimimiz var." İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (çoğu) Kişinin, daha az sağduyusu var.
"Daha fazla bilgimiz var." İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (çoğu) Kişinin, daha az bilgeliği var.
"Daha çok uzmanımız var." İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (çoğu) Kişinin, daha çok sorunu var.
"Daha çok ilacımız var." İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (çoğu) Kişinin, daha az sağlığı var.
"Daha çok mal varlığımız var." İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (çoğu) Kişinin, daha az değerleri var.
"Daha rahat geçinmeyi öğrendik." İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (çoğu) Kişi, yaşam kurmayı öğrenemedi.
"(bazı) Kişiler, daha büyük işler yaptı." İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (çoğu) Kişi, daha iyi işler yapamadı.
"(çoğu) Kişi, daha çok harcıyor." İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (çoğu) Kişi, daha az şeye sahip.
"(çoğu) Kişi, daha fazla satın alıyor." İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (çoğu) Kişi, daha az hoşnut kalıyor.
"(çoğu) Kişinin, daha fazla söylüyor." İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (çoğu) Kişi, daha az konuşuyor.
(çoğu) Kişi, daha çok nefret ediyor. İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (bazı/çoğu) Kişi, daha az seviyor.
(çoğu) Kişi, daha az gülüyor. İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (çoğu) Kişi, daha çok somurtuyor.
(çoğu) Kişi, daha çok sigara, alkol, şeker tüketiyor. İLE/VE/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (çoğu) Kişi, daha savurganca para harcıyor.
(çoğu) Kişi, daha hızlı araba kullanıyor. İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (çoğu) Kişi, daha çabuk kızıyor.
(çoğu) Kişi, daha geç saatlere kadar oturuyor. İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (çoğu) Kişi, daha yorgun kalkıyor.
(çoğu) Kişi, daha az okuyor, daha çok televizyon/internet vb. izliyor. İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (çoğu) Kişi, daha az şükrediyor.
(çoğu) Kişi, yaşamına, yıllar kattı. İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (çoğu) Kişi, yıllarına yaşam katamadı.
Uzaya çıkıldı. İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (çoğu) Kişi, iç dünyasına ulaşamadı.
Hava temizlendi. İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (çoğu) Kişi, zihnini kirletti.
Atom ve atom altına ulaşıldı. İLE/VE (FAKAT)/NE YAZIK Kİ/||/<>/>< (çoğu) Kişi, önyargılarına söz geçiremedi.
)
- DAHA ile/değil/yerine HÂLÂ
- DAHA ile/ve/değil/yerine/=/||/<> HENÜZ ile/ve/değil/yerine/=/||/<> HÂLÂ ile/ve/değil/yerine/=/||/<> ARTIK
- DAHA ile/yerine KERE
- [ne yazık ki]
"DAHA FAZLASI" değil/yerine/>< GEREKLİ/YETERLİ OLAN
( En büyük suçlar ve hatalar, gerekli olanı değil daha fazlasını elde etmek için işlenir. )
- DAHHÂK[Ar. < DIHK] ile Dahhâk[Fars.]
( Çok gülen/gülücü. İLE Çemşîd'in yerini almış olan Îran'ın zâlim ve gaddar bir hükümdarıydı. )
- ... DAHİ ... ile ... BİLE ...
- DAHİ ile DÂHİ
( Bile. İLE Yaratıcı gücü olan kişi. )
( ... İLE Bir Milletin Bekâsı - Teoman Duralı... )
- DÂHİ ile/ve DEVRİMCİ
( Dâhi kişi, başkasına da dehâ aşılayabilen kişidir. )
- DÂHİL[Ar.] OLMAK değil/yerine/= İÇİNDE YER ALMAK/KATILMAK
- DAHİL[Ar.] ile/||/<> DÂHİL[Ar.]["DAİL" değil!] ile/||/<> DAHÎL[Ar. < DÜHÛL]
( Karışma. @@ İç, içeri, içeride, içeri girmiş. @@ Yabancı, sığıntı, sığınan, sığınmış. )
- DAHİL değil/yerine/= İÇİNDE/İLE BİRLİKTE
- DAHİLEN[Ar.] ile DAHİLİ[Ar.]
( İçeriden, içten. | İçilerek, yutularak. İLE İçle ilgili, içsel. )
- DÂHİLÎ değil/yerine/= İÇSEL
- DAHİLİYE ile DAHİLİYECİ ile DAHİLİYE SUBAYI ile DAHİLİYE MÜTEHASSISI
- DAHİLİYE değil/yerine/= İÇSAYRILIK
- DAHÎM[Ar. < DAHÂMET] ile DÂHİM[Ar.] ile DÂHÎM[Fars.]
( Fazla kalın olan, yoğun. İLE Nasip ve rızk. İLE Taç. )
(1996'dan beri)