Bugün[28 Mart 2026]
itibarı ile 10.845 başlık/FaRk ile birlikte,
10.845 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(28/45)


- DURAĞAN/LIK ile/ve/||/<> KABIZ/LIK


- DURAĞAN/LIK ve YOK/LUK

( STABLE/STABILITY and NONEXISTENT/NONEXISTENCE )


- DURAĞANLIK/ATÂLET ile/değil/yerine/||/<> DURUŞ


- DURAĞAN/STATİK ile/>< DEVİNGEN/DİNAMİK

( Durağan nesnelerin dengesi ve Güçlerle ilgilenen fizik dalı. İLE/>< devimli nesnelerin Güç ve devimle ilgilenen fizik dalı. )


- DURAĞIN ORADA ile DURAKTA


- DURAK ile/ve/değil EŞİK


- DURAK ile/değil İSKELE


- DURAK ile PERON[Fr.]

( ... İLE Tren istasyonlarında, tren yolu boyunca uzanan, inilip binilen, yüksekçe döşeme. )


- Duraklamak için SUS!!!


- DURAKLAMAK ile/ve/değil DURAKSAMAK


- DURAKSAMA ile DURAKSAMALI ile DURAKSAMASIZ


- DURAKSAMAK ile DURAKSATMAK


- DURAL, ŞÜKRÜ (SAMSUN/LADİK, 1956) :

( Yıldız Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Makine Bölümünden Makine Mühendisi olarak mezun oldu. Türkiye Gemi Sanayi A.Ş. İstinye ve Pendik tersanelerinde 1974 ve 1987 yılları arasında çalıştı. 1987 ve 1994 yılları arasında serbest gemi tamir ve bakım işleriyle ilgilendi. Siyasete Fazilet Partisinde başladı ve 1991 - 1994 yılları arasında Fazilet Sarıyer İlçe Başkanı olarak görev yaptı. İstanbul Büyükşehir ve Sarıyer Belediye Meclis Üyeliği ve Başkan Yardımcılığı görevlerinde bulundu. )


- DURALAMAK ile DURABİLMEK ile DURAKLAMAK ile DURALATMAK ile DURAKLATMAK ile DURAK/LIK ile DURAL/LIK ile DURAÇ ile DURAKLI ile DURAKSIZ/LIK ile DURAN TOP ile DURAKLI DALGA


- DURAN ADAM ve/||/<> OTURAN TOPLUM


- STEHFELD[Alm.] ile/değil/yerine/= DURAN ALAN


- STANDING WAVE LOSS FACTOR[İng.] / FACTEUR DE PERTE EN ONDES STATIONNAIRES[Fr.] / STEHWELLENVERLUSTFAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= DURAN DALGA KAYIP FAKTÖRÜ


- STANDING WAVE RATIO[İng.] / STEHWELLENVERHÄLTNIS[Alm.] ile/değil/yerine/= DURAN DALGA ORANI


- DURAN DALGA ile/||/<> İLERLEYEN DALGA

( Duran dalga yerinde titreşir, ilerleyen dalga hareket eder )

( Formül: y = 2A sin(kx) cos(ωt) İLE y = A sin(kx - ωt) )


- STANDING WAVE, STATIONARY WAVE[İng.] / ONDE STATIONNAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= DURAN DALGA


- ONDES STATIONNAIRES[Fr.] / STEHWELLEN[Alm.] ile/değil/yerine/= DURAN DALGALAR


- DURAN İLE İLERLEYEN İLE MODÜLE ile/||/<> DALGA FORMLARI

( Farklı dalga davranış biçimleri. )

( Formül: y = 2A cos(kx) cos(ωt) )


- DURAN, OKTAY (İST. 1949) :

( Şişli İktisadi Ticari İlimler Akademisinden mezun oldu. Ayakkabı sanayinde işe atıldı, bilahare ateşe mukavim malzemeler üreticisi, matbaacılık ve ambalaj sanayi ve mümessillik gibi işlerle ilgilendi. Sarıyer Spor Kulübü'nde 6 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. Kulübün Divan Kurulu üyesi olup, meslek kuruluşlarında ve Türkiye Jimnastik Federasyonu üyeliği görevlerinde bulundu. )


- DURAN, YAŞAR (HACIBEKİR, 1955) :

( Malatyaspor'dan kaleci olarak transfer edildi ve iki sezon (1988 - 1990) tescilli kaldığı Sarıyer Spor Kulübü'nün 46 lig ve 7 kupa olmak üzere 53 resmi ve ayrıca 23 özel maçla birlikte toplam olarak 76 maçında oynadı. Lig maçlarında 58, kupa maçlarında 8 olmak üzere resmi maçlarda 66 ve ayrıca özel maçlarda 18 gol olmak üzere toplam olarak 84 gol yedi. 11 kez A Milli tıkım formasını giydi. Futbol bıraktıktan sonra kursları tamamlayarak antrenör lisansı aldığı ve Sarıyer dahil değişik kulüplerde görev yaptı. )


- DURAN ile/ve/>/değil/yerine DÖNENDE, DURAN


- DURAN ile/ve/||/<> DURAĞAN


- DURAN ile/ve/değil/yerine/||/<>/></>/< DÜŞÜNEN

( Susmak bilmez. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Hemen susar.
bkz. www.FaRkLaR.net/SUS )


- DURANDA, DÖNEN ile/ve/<> DÖNENDE, DURAN

( Doğa. İLE/VE/<> İnsan/kendi. )


- Durarak KONUŞ!!!


- DURATION vs. PROCESS


- DÛR-BÎN[Fars.] ile DÛR-NÜMÂ/Y[Fars.]

( Uzağı/ileriyi/geleceği gören. İLE Uzağı gösteren. )


- DÜRBÜN[Fars. < DÜR:Uzak. + BÎN: Gören(/gösteren).] değil/yerine/= BAKAÇ

( Uzaktaki nesnelerin görüntülerini büyütmeye ya da yaklaştırmaya yarayan, objektif ve oküler adlı iki mercekten oluşan optik araç. | Gözetleme deliği. )


- DÜRBÜN ile/değil BÜYÜTEÇ

( [not] BINOCULARS vs. MAGNIFYING GLASS )


- DÜRBÜN ile ÇİÇEK DÜRBÜNÜ(KALEYDESKOP)

( ... İLE Bir ucu buzlu camla kapatılan, metal ya da mukavvadan bir boru içine yerleştirilmiş aynaların aracılığıyla, boru içine konulmuş renkli küçük nesnelerin ve görüntülerin oluşturduğu çeşitli biçimleri gösteren araç. )


- DÜRBÜN ile DÜRBÜN

( BINOCULAR vs. BINOCULARS )

( دو چشمي ile دو چشمه ile دوچشمه ile دوربين )

( DO CHESHAMY ile DO CHESHMEH ile DOCHESHMEH ile DORBYNE )


- DÜRBÜN ile DÜRBÜNLÜ


- DÜRBÜN ile PERİSKOP[Fr. < Yun. PERI: Dolay. SKOPEIN: Gözetlemek.]

( ... İLE Denizaltılarda, tanklarda, siperlerde kullanılan, gözlemcinin gözünü çevirmeksizin çevreyi araştırmasını sağlayan optik araç. )


- DÜRBÜN ile TELESKOP

( BINOCULARS vs. TELESCOPE )


- DÜRD -ile

( TORTU )


- DÜRDÂNE değil/yerine/= İNCİ TANESİ


- DUR-DURAK (BİLMEMEK)


- STOPPING POWER[İng.] / POUVOIR D'ARRÊT[Fr.] / BREMSVERMÖGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= DURDURMA GÜCÜ


- STOPPING POTENTIAL[İng.] / POTENTIEL D'ARRÊT[Fr.] / BREMSSPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DURDURMA POTANSİYELİ


- DURDURMA ile/ve/||/<> BERTARAF ETME


- DURDURMA ile/ve/||/<> SINIRLANDIRMA


- DURDURMAK ile DURDURTMAK ile DURDURULMAK ile DURDURABİLMEK ile DURDURUVERMEK


- DURDURMAK ve/||/<>/< DURMAK

( Yaşamımızdaki ve çevremizdeki tüm yakın ya da uzak sorunları, öncelikle sorunların ve sorunları yaratanların karşılarında durarak, yapmayarak, yaptırmayarak, "Hayır!" deme olanağımızla[ihtiyârımızla/muhtariyetimizle] durdurabiliriz. )


- DURDURMAK ile/ve/<> ENGELLEMEK


- DURDURMAK ile/ve/||/<> KURTULMAK


- DURDURMAK ile/ve/değil SABİTLEMEK


- DURDURMAK ile VARLIĞININ SONA ERMESİ

( CEASE vs. CEASE TO EXIST )

( پايانيافتن ile دستکشي ile موقوف شدن ile بازايستادن ile منتفي شدن )

( PAYANYAFTAN ile DASTKESHY ile MOGHOOF SHODAN ile BAZAYSETADAN ile MONTEFY SHODAN )


- DURDURMAK ile/ve YAVAŞLATMAK

( TO CEASE/STOP vs./and TO SLOW DOWN )


- DURDURUCU ile/ve YAPTIRICI

( STOPPER vs./and SANCTER )


- STOPPED FLOW METHOD[İng.] ile/değil/yerine/= DURDURULMUŞ AKIŞ YÖNTEMİ


- DURENDİŞ[Fars.] -ile

( Uzağı görür, ileriyi düşünür, öngörülü. )


- DURGUN BAKIŞ ile/ve DARGIN BAKIŞ


- STATIC PRESSURE[İng.] / RUHEDRUCK[Alm.] ile/değil/yerine/= DURGUN BASINÇ


- SYSTÈME DE RÉFÉRENCE AU REPOS[Fr.] ile/değil/yerine/= DURGUN BAŞVURU SİSTEMİ


- REST FRAME[İng.] ile/değil/yerine/= DURGUN ÇERÇEVE


- STATIONARY PHASE MASS-TRANSFER TERM[İng.] ile/değil/yerine/= DURGUN FAZ KÜTLE AKTARIM TERİMİ


- STATIONARY PHASE[İng.] ile/değil/yerine/= DURGUN FAZ


- REST MASS ENERGY[İng.] / ÉNERGIE DE MASSE AU REPOS[Fr.] / RUHEENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= DURGUN KÜTLE ENERJİSİ


- DURGUN KÜTLE ile/||/<> GÖRELİ KÜTLE

( Durgun kütle invariant m₀ İLE göreli kütle hızla artar m = γm₀. )

( Formül: m₀ İLE m = γm₀ )


- REST MASS[İng.] / MASSE AU REPOS[Fr.] / RUHEMASSE[Alm.] ile/değil/yerine/= DURGUN KÜTLE


- REST POTENTIAL[İng.] / POTENTIEL DE REPOS[Fr.] / RUHEPOTENTIAL[Alm.] ile/değil/yerine/= DURGUN POTANSİYEL


- RUHESYSTEM[Alm.] ile/değil/yerine/= DURGUN SİSTEM


- REST DENSITY[İng.] / DENSITÉ AU REPOS[Fr.] / RUHEDICHTE[Alm.] ile/değil/yerine/= DURGUN YOĞUNLUK


- STATIC CHARGE[İng.] / CHARGE STATIQUE[Fr.] / RUHELADUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DURGUN YÜK


- DURGUNLAŞMAK ile DURGUNLAŞTIRMAK ile DURGU ile DURGUN/LUK ile DURGUN ŞİŞKİNLİK


- DURGUN/LUK ile/ve/değil/yerine DİNGİN/LİK


- DURGUN/LUK ile/ve/değil/||/<> DURAĞAN/LIK


- DURGUN/LUK ile/ve/değil/||/<>/< YORGUN/LUK


- DURING vs. FOR


- DURING vs. IN


- DURING :/yerine SIRASINDA


- DURITE[İng.] ile/değil/yerine/= DURİT


- DURMA PROBLEMİ ile/||/<> KARAR PROBLEMİ

( Durma problemi bir programın durup durmayacağının belirlenmesi İLE karar problemi genel algoritma varlığı sorusudur. Turing durma probleminin çözülemez olduğunu kanıtladı İLE bazı soruların algoritmik çözümü yoktur. )

( Alan Turing tarafından 1936 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1912-1954) (Ülke: İngiltere) (Alan: Matematik, Bilgisayar) (Önemli katkıları: Turing makinesi, yapay zeka) )


- DURMA ile/||/<> DÜZGÜN DOĞRUSAL DEVİM HAREKET

( )

( Bilinmiyor tarafından keşfedildi/formüle edildi. )


- DURMA = DÜZGÜN DOĞRUSAL DEVİM/HAREKET

( Aralarında fark yoktur. )


- DURMAK ile DURMALI ÇIKIŞ


- DURMAK ve/<> DURU BAKMAK


- DURMAZ, CAHİT (İST. 1916 - 1983) :

( Berber olarak uzun yıllar Sarıyer'de çalıştı. Kulübün 14 kurucusundan biri olup 7 dönem yönetim kurulunda görev yaptı. )


- DÜRMEK ile DÜRMECE


- DÜRMEK ile KATLAMAK


- DURMUŞ DEDE DERGÂHI :

( Rumelihisar'dadır. Son şeyhi Şeyh Eşref Efendi olup Halvetiye tarikatı mensubudur. )


- DURMUŞ DEDE SOKAK :

( Rumelihisarı Mahallesi sokaklarından biridir. Kayalar mezarlığının üst kısımlarında bulunan Tekke 17. yy başlarında buraya gelen Durmuş Baba tarafından kurulmuş, öldükten sonra da müritleri tarafından kendisine tekke yapılmıştır. Şeyh Durmuş ve tarihi eser özelliği taşıyan tekke ve türbesi unutulmamış ve sokağa "Durmuş Dede Sokak" ismi verilmiştir. )


- DURMUŞ DEDE TEKKESİ :

( Rumelihisar kalesinin güney, kayalar mescidinin üst tarafındaydı. Sefere çıkar denizcilerin ziyaret ettikleri bir tekke idi. )


- DURR[Ar.] ile ŞERR[Ar.]


- DURR[Ar.] ile SÛ'[Ar.]


- DÜRR-Ü YEKTÂ -ile

( YEGÂNE İNCİ )


- DURSUN FAKİH SOKAK :

( Merkez Sarıyer Mahallesinin en uzun sokaklarından biridir. Bu sokak köşkleri, konakları, evleri ile eskiyi hatırlatır. Adeta Osmanlıyı günümüze taşır. Sarıyer'in ekabirleri, okumuşları bu sokakta bulunuyordu. Sokağa "Dursun Fakih Sokak" denmesinin nedeni budur. Bu sokaktaki önemli isim ise Milli Mücadelenin büyük isimlerinden Mareşal Fevki Çakmak'ın İlkokulu buradaki Özel Hayriye okulunda (Hakkı Paşa Konağında - okuldu) okumuş olmasıdır. Tabii ki bu sokakta pek çok paşa ikamet ettiği gibi, işgal günlerinin önemli milislerinden de bu sokakta pek çok kişi vardı. Muhtar Hacı Müezzin Mehmet Raci Efendi bunlardan biriydi. )


- DURSUN, SEFER (İST. 1980) :

( Sarıyer altyapısından yetişti ve yaş gruplarında oynarken profesyonel takım kadrosuna alındı. 10 Sezon (1977 - 2006 ve 2007 - 2008) Sarıyer profesyonel takım kadrosunda bulundu. Bu süre içinde 120 lig, 6 kupa olmak üzere 126 resmi ve 60 özel maçla birlikte 186 kez lacivert - beyazlı formayı giydi. Lig maçlarında 39, kupa maçlarında 5 olmak üzere resmi maçlarda 44 ve özel maçlarda attığı 17 golle birlikte toplam olarak takımına 61 gol kazandırdı. Futbol yaşamını devam ettirmektedir. )


- DÜRTEN ile/ve/||/<>/> DÜŞÜNDÜRTEN


- DÜRTME ile/ve/değil/||/<> SÜRTME


- DÜRTMEK ile DÜRTÜLMEK ile DÜRTELEMEK ile DÜRTÜ ile DÜRTÜCÜ KILIÇ


- DÜRTMEK ile GIDIKLAMAK


- DÜRTMEK ile İTMEK


- DÜRTMEK ile/değil/yerine UYARMAK


- DÜRTÜ = DRIVE, IMPULSE[İng.] = IMPULSION[Fr.] = TRIEB[Alm.] = IMPETUS[Lat.]


- DÜRTÜ ile DÜRTÜ ile DÜRTÜSEL

( IMPULSE vs. IMPULSION vs. IMPULSIVE )

( محرک آني ile دژ انگيز ile بلهوس )

( MAHRAK ANY ile DEZH ENGYZ ile بلهوس )


- DÜRTÜ ile/ve/||/<>/> GÜDÜ(MOTİVASYON)

( Fiziksel kaynaklı gereksinim. İLE/VE/<> Zihinsel/düşünsel kaynaklı gereksinim. [ve bunların harekete geçmesi/geçirilmesi] )

( DRIVE vs./and/||/<>/> MOTIVATION )


- DÜRTÜ ve/||/<> ÖRÜNTÜ KURMA DÜRTÜSÜ


- DÜRTÜ ile/ve/değil/||/<>/> UYARAN ile/ve/değil/||/<>/> UYARILMA


- DÜRTÜ ile/değil/ne yazık ki/||/<>/> ZORLAMA

( [not] DRIVE vs./||/<>/>/but ENFORCE )


- DÜRTÜLER ile ACELECİLİK ile İVME

( IMPETUOS vs. IMPETUOSITY vs. IMPETUS )

( تهور آميز ile تهور ile نيروي جنبش )

( TEHOR AMYZ ile TEHOR ile NEYROY JONBASH )


- DÜRTÜLER ile/ve/||/<> KAYGI ile/ve/||/<> SAVUNMALAR


- DÜRTÜŞMEK ile DÜRTÜŞLEMEK ile DÜRTÜŞ


- DURU -ile

( Kalktığı zaman. )


- PRESSION STATIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= DURUK BASINÇ


- DURUK DİN ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DEVİMSEL/DİRİMSEL DİN


- DURUL, ORHAN (SARIYER, 1944) :

( Öğrenimini tamamladıktan sonra Fransa'da mesleği ile ilgili tekstil planlama ve işletme eğitimi gördü. Göz Nurunu Koruma Vakfı kurucu üyesi olup, Sarıyer Spor Kulübü'nde 1 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. Ayrıca Fethiye Spor Kulübü'nde 3 dönem yönetimi kurulu tüyesi ve 5 dönem başkanlık yaptı. Sarıyer Spor kulübü Divan Kurulu Üyesidir. )


- RELAXATION TIME[İng.] / TEMPS DE RELAXATION[Fr.] ile/değil/yerine/= DURULMA SÜRESİ


- RELAXATION[İng.] / ENTSHIEDENHEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= DURULMA


- DURULMAK ile DURULAMAK ile DURULANMAK ile DURULAŞMAK ile DURULUVERMEK ile DURULAŞTIRMAK ile DURU/LUK ile DURUK/LUK ile DURUM ile DURUŞ ile DURUM EKİ ile DURUM ULACI ile DURUP DURUP ile DURUM ORTACI ile DURUP DURURKEN ile DURUP DİNLENMEDEN


- DÜRÜLMEK ile DÜRÜMLEMEK ile DÜRÜ ile DÜRÜM ile DÜRÜLÜ ile DÜRÜMCÜ/LÜK ile DÜRÜM DÜRÜM ile DÜRÜM EKMEĞİ


- DÜRÜLÜ-BÜKÜLÜ -ile/ve/değil/yerine/<>


- DURUM -ile

( CASE )


- ZUSTANDSGRÖSSE[Alm.] ile/değil/yerine/= DURUM BÜYÜKLÜĞÜ


- CHANGE OF STATE[İng.] / CHANGEMENT DE ÉTAT[Fr.] / ZUSTANDSÄNDERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DURUM DEĞİŞİMİ


- ZUSTANDSVARIABLE[Alm.] ile/değil/yerine/= DURUM DEĞİŞKENİ


- ZUSTANDSGLEICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DURUM DENKLEMİ


- STATE EQUATIONS[İng.] ile/değil/yerine/= DURUM DENKLEMLERİ


- ZUSTANDSDIAGRAMM[Alm.] ile/değil/yerine/= DURUM DİYAGRAMI


- DÜRÜM DÜRÜM (KATLAMAK)


- [DURUM > DUYGU > DÜŞÜNCE > DAVRANIŞ >= ... ]
ile
[DURUM > DÜŞÜNCE > DAVRANIŞ > DUYGU >= ... ]
ile
[DUYGU > DURUM > DAVRANIŞ >= ... ]
ile
[DÜŞÜNCE > DAVRANIŞ > DURUM > DUYGU >= ... ]

( Sorun. İLE Çözüm. İLE Âşık. Düşünme[sonradan]. İLE Biliminsanı. )


- KUDRET-İ HÂL[Osm.] ile/değil/yerine/= DURUM ENERJİSİ


- DURUM/SÜREÇ İÇİN:
"ANLATIYOR" ile/değil ANLAŞILIYOR/ANLAŞILABİLİR


- FUNCTION OF STATE[İng.] / FONCTION D'ÉTAT[Fr.] / ZUSTANDSFUNKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= DURUM İŞLEVİ/FONKSİYONU


- DURUM - KARŞILAŞMA ile/ve/||/<>/> DURUŞ - KARŞILAMA


- Durum ne kadarını gerektiriyorsa onu KONUŞ!!!


- ZUSTANDSSUMME[Alm.] ile/değil/yerine/= DURUM TOPLAMI


- ZUSTANDSRAUM[Alm.] ile/değil/yerine/= DURUM UZAYI


- ŞUÂ-İ HÂL[Osm.] / STATE VECTOR[İng.] / VECTEUR D'ÉTAT[Fr.] ile/değil/yerine/= DURUM VEKTÖRÜ


- DENSITY OF STATES[İng.] / DENSITÉ D'ÉTATS[Fr.] ile/değil/yerine/= DURUM YOĞUNLUĞU


- ZUSTANDSFLÄCHE[Alm.] ile/değil/yerine/= DURUM YÜZEYİ


- DURUM ile/ve/<> ARADURUM


- DURUM ile BADİRE

( ... İLE Birdenbire ortaya çıkan tehlikeli durum. )


- DURUM ile/ve/değil/||/<>/>/< DURUŞ


- DURUM ile/ve/değil GEREKSİNİM

( [not] STATE/SITUATION vs./and/but NEED )


- DURUM ile/ve GÖRÜNTÜ

( STATE/SITUATION vs./and SPECTRE/PHANTOM/PHENOMENON )


- HÂL-İ MUVAKKAT[Osm.] / STATE[İng.] / ÉTAT[Fr.] / ZUSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= DURUM


- DURUM ile/ve/<> KONUM

( STATE/SITUATION vs./and/<> POSITION )


- DURUM ile KOŞULLU ile KOŞULLU ATLAMA ile ŞARTLANDIRILMIŞ ile İKLİMLENDİRME ile KOŞULLAR

( CONDITION vs. CONDITIONAL vs. CONDITIONAL JUMP vs. CONDITIONED vs. CONDITIONING vs. CONDITIONS )

( وضع ile وضعيت ile حالت ile شايسته کردن ile حال ile شرط ile چوني ile شريطه ile شرطي ile مشروط ile جهش شرطي ile شايسته سازي ile اوضاع ile احوال ile شروط ile شقوق ile شرايط )

( VAZE ile VAZEYT ile HALT ile SHAYSETEH KARDAN ile HAL ile SHORT ile چوني ile شريطه ile SHORTY ile MOSHRUT ile JOHASH SHORTY ile SHAYSETEH SAZY ile OZA ile AHVAL ile SHRUT ile SHQUQ ile SHARAYT )


- DURUM ile/ve/<> OLGU

( STATE/SITUATION vs./and/<> FACT )


- DURUM ile/ve/değil/<> ÖTESİ


- DÜRÜM ile/değil SIKMA


- DURUM ile/ve/> SONUÇ

( Neden-sonuç, sadece zihindedir. )

( Kişi, tüm etmenleri bilmeden, hemen sonuçlar çıkarmamalıdır. )

( Durum beter, durun yeter! )

( STATE/SITUATION vs./and/> CONSEQUENCE/RESULT
Causality is in the mind.
One must not draw conclusions without understanding all the factors. )


- DURUM ile/ve/<> SÜREÇ

( Durumun doğasını değerlendirmeden zorla sürdürmeye çalışmak sorunlara yol açmıştır. )

( Durumunun doğasını ve ruhunun derinliklerini araştırmaktan daha yaşamsal bir şey yoktur. )

( STATE/SITUATION vs./and/<> PROCESS )


- DURUM ile/ve/||/<> SÜREDURUM/EYLEMSİZLİK


- DURUM = VAZİYET = SITUATION[İng., Fr., Alm.] = SITUS[Lat.] = SITUACION[İsp.]


- DURUMDAN/HALDEN ANLAMAK ve/||/<> GÖNÜL KIRMAMAK


- DURUM/HAL ve/<>/|| GENİŞ/GELECEK ZAMAN


- DURUM/LAR ile/ve/||/<>/> KOŞUL/LAR ile/ve/||/<>/> KARAR/LAR


- DURUMLAR'I(HALLER'İ)


- ["DURUMU"] KABUL ETME(ME)K ile KABULLENME(ME)K

( TEK ELİNİ KALDIRMAK ile İKİ ELİNİ BİRDEN KALDIRMAK )


- Durumu KONUŞ!!!


- DURUMUNDA OLMAK ile/ve KONUMUNDA OLMAK

( BEING IN THE STATE OF vs. HAD TO IN THE STATE OF )


- DURUMUNDA OLMAK ile ZORUNLULUK

( BEING IN THE STATE OF vs. OBLIGATION )


- DURUMU/OLAYI BÜYÜLTMEYE:
"YAKIN" ile/ve/değil/<> "AÇIK"

( Cahil ve/ya da ahmak kişiler[zihin(li)ler]dir. )


- DURUM/VAZ:
TAHKİKÎ ile/ve/||/<>/> TEVİLÎ


- DURUP DURURKEN (AĞLAMAK, GÜLMEK VS.)


- DURUŞ SAHİBİ OLMALI!!


- DURUŞ ile/ve/||/<> BAKIŞ


- DURUŞ ile/ve/||/<>/> DİRENİŞ


- DURUŞ ile/ve/||/<>/< İLKE


- DURUŞ ile/ve/||/<>/>/< OTURUŞ


- DURUŞ ve/<> SAYGI ve/<> SEVGİ

( Kıyam. VE/<> Rükû. VE/<> Secde. )


- DURUŞ ile/ve TUTUM

( Sen doğru dur, kötüler ecelini bulur! )

( POSTURE/POSITION vs./and ATTITUDE )


- DURUŞMA ile/ve/||/<> TENSİB DURUŞMASI/İSTİNÂBE

( ... İLE/VE/||/<> Davanın görülmekte olduğu mahkemeye gönderilmek için başka bir yerde bulunan bir tanığın, oradaki mahkemece ifadesinin alınması. )


- DOĞRU/DÜRÜST[Fars.] OLMAK =/||/<> "MANZARA KAPATAN AĞAÇ OLMAK"

( Ne yazık ki, bazı "kişiler" için dürüst kişilerin (istenilmeme) durumu. )


- DÜRÜST OLMAK/OLMAM "GEREKİRSE" değil DÜRÜST OLMAK/OLMAM GEREKİR Kİ


- DÜRÜST[Fars.] değil/yerine/= DOĞRU


- DÜRÜŞT[Fars.] ile/değil/yerine/>< DÜRÜST[Fars.]

( Sert; gücendirici, kırıcı. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Sözünde ve davranışlarında, doğruluktan ayrılmayan, doğru, onurlu. | Doğru, yanlışsız. )


- DÜRÜSTLÜK:
"ÇOK ARKADAŞ" değil/yerine İYİ DOST (KAZANDIRIR)


- DOĞRU/LUK/DÜRÜST/LÜK[Fars.] ile/ve AÇIK/LIK

( TO BE HONEST vs./and OPEN/NESS, CLARITY )


- DÜRÜST/LÜK >< BİLGİSİZ/LİK(CEHÂLET)


- DÜRÜST/LÜK ile DÜRÜST OYUN


- DOĞRULUK/DÜRÜSTLÜK[Fars.] =/> RAHATLIK


- DOĞRULUK/DÜRÜSTLÜK[Fars.] ile/ve/<> SAYGI

( Dürüst olmayan cezalandırılır. İLE/VE Saygı göstermeyene toplumda yer verilmez. )

( Teşekkür ve özür dilemeyi bilmek/uygulamak ile. )

( TO BE HONEST vs./and RESPECT )


- DÜRÜSTLÜKTE:
KOLAY İNCİNME ile/ve/||/<> KOLAY İNCİTME


- DURYAN MEYVESİ:
TATLI ile/değil KOKULU

( "Cennet" gibi. İLE/DEĞİL "Cehennem" gibi. )


- DÜRZÜ değil/>< DÜRZİ

( Ağır bir hakaret ve küfür sözü olarak kullanılır. DEĞİL/>< Suriye'nin, Havran bölgesinde yaşayan ve kendilerine özgü mezhepleri olan bir müslüman topluluğu. )


- DUŞ ALMAK değil/yerine YIKANMAK


- DÜŞ/HAYAL[Ar.]:
KESİNTİLİ/MUNFASIL[Ar.] ile/değil/yerine/>< KESİNTİSİZ/MUTTASIL[Ar.]


- DÜŞ KURMA ve/||/<>/> UYANIŞ YAŞAMA

( Dışa bakınca. VE/||/<>/> İçe bakarak. )


- DÜŞ/ÜNÜ KURMAK ve/||/<>/> HAREKETE GEÇMEK


- DUŞ TROBLEMİ" değil/< TROPLEN[Fr. < TROP: Fazla. + PLEIN: Dolu.]

( ... @@ Fazla suyu boşaltan. )


- DÜŞ ile DÜŞ GÜCÜ ile DÜŞE KALKA ile DÜŞ KIRIKLIĞI


- DUŞ ile DUŞ KABİNİ ile DUŞ TEKNESİ


- DÜŞ ile/ve/||/<>/> GÜLÜŞ


- DÜŞ ile/||/<> GÜNDÜZ DÜŞLERİ


- DÜŞ/RÜYÂ ile DÜŞ/HAYAL

( Rüya görmekte olduğunuzu gerçekten anlamadınız. Tutsaklığın özü de budur - gerçek ile gerçek olmayanı birbirine karıştırmak. )

( Rüya gördüğünüzü anladığınız anda, uyanacaksınız. Fakat anlamazsınız çünkü rüyanın devam etmesini istersiniz. )

( Sorununuz rüya değil rüyanın bir kısmından hoşlanıp bir kısmından hoşlanmamaktır. )

( Bir gün gelecek, rüyanın sona ermesini tüm aklınız ve gönlünüzle özleyeceksiniz ve bunun bedeli her ne olursa ödemeye istekli olacaksınız. )

( Rüya, gündüz yaşadığının gece hapşırmasıdır. )

( Bir kişi, yılda 1.500 kadar rüya görür. )

( )

( It is because you have not really understood that you are dreaming. This is the essence of bondage - the mixing of the real vs. unreal.
Once you have seen that you are dreaming, you shall wake up. But you do not see, because you want the dream to continue.
Your problem is that you like one part of your dream and not another.
A day will come when you will long for the ending of the dream, vs. all your heart and mind, and be willing to pay any price. )

( DREAM vs. TO IMAGINE )


- DÜŞ ile/ve/||/<>/> OYUN


- DUŞAKLAMAK ile DUŞAK


- DUŞAMBE -ile

( Pazartesi. )


- DÜŞE-KALKA/ÜFTÂN Ü HİZÂN[Fars.] (BÜYÜMEK)

( ÜFTÂN Ü HÎZÂN )


- DÜŞES ile DÜŞEŞ[Fars. DÜ: İki. + ŞEŞ: Altı.]

( Büyük ve önemli bir toprak parçasını yöneten yüksek rütbeli soylu. | Bazı devletlerde prensten sonra gelen en yüksek soyluluk gösteren san. İLE Zarla oynanan oyunlarda, atılan zarlardan her ikisinin de altı benekli olan yüzlerinin üste gelmesi. | Umulmayan iyi bir rastlama. )


- HOCHACHSE[Alm.] ile/değil/yerine/= DÜŞEY EKSEN


- VERTICAL POLARIZATION WAVE[İng.] ile/değil/yerine/= DÜŞEY KUTUPLANMA DALGASI


- ONDE À POLARISATION VERTICALE[Fr.] ile/değil/yerine/= DÜŞEY KUTUPLANMIŞ DALGA


- ŞAKULÎ[Osm.] / VERTICAL[İng.] / SENKRECHT[Alm.] ile/değil/yerine/= DÜŞEY


- DÜŞEY/LİK ile DÜŞEY DÜZLEM ile DÜŞEY ÇEMBER


- DÜŞ/HAYAL ile/değil ANIMSAMA


- DÜŞKÜN ile DÜŞKÜN ile SEVGİ

( FOND vs. FOND OF vs. FONDNESS )

( انس گرفته ile خواهان ile علاقمند ile راقب بودن ile موله ile خاتر خواهي ile علاقه )

( ENS GARAFTEH ile KHAEHAN ile ALAGHAMAND ile RAGHAB BODAN ile موله ile KHATAR KHAHY ile ALAGHEH )


- DÜŞKÜNLEŞMEK ile DÜŞKÜ ile DÜŞKÜN/LÜK ile DÜŞKÜNLER YURDU


- DÜŞKÜNLÜK ile/ve/değil/yerine ÖNCELİK (VERMEK/VERİLEN)

( [not] FONDNESS/ADDICTION vs./and/but PRIORITY
PRIORITY instead of FONDNESS/ADDICTION )


- DÜŞKÜNLÜK ile/ve/değil/yerine SEVGİ

( Sevgi, tutkunluk ve düşkünlük göstermez, düşkünlük ise sevgi değildir. )


- DÜŞLEM = HAYAL = FANTASY[İng.] = FANTAISIE[Fr.] = EINBILDUNG, PHANTASIE[Alm.] = PHANTASIA[Lat., Yun.] = FANTASÍA[İsp.]


- DÜŞLEMEK ile DÜŞLEYEBİLMEK ile DÜŞLEM ile DÜŞLEMLİ/LİK ile DÜŞLEMSEL/LİK ile DÜŞLEMSİZ/LİK


- DÜŞLEMELİ/HAYAL ETMELİ!


- DÜŞLER ve/||/<>/> GÜLÜŞLER


- DÜŞMAN ve DELİ ile/değil/yerine/||/>< DOST ve ÂŞIK

( İşine geleni söyler. VE Ağzına geleni söyler. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Gerçekleri söyler. VE Gönlünden geçeni söyler. )


- DÜŞMAN OLMAK değil/yerine/>< BİRBİRİNE HAYRAN OLMAK


- DÜŞMAN OLMAK ile/ve "GICIK" OLMAK


- DÜŞMAN(") ile/ve/değil KARŞI GÜÇ


- DÜŞMAN ile OLUMSUZ ile OLUMSUZ ile SIKINTI

( ADVERSARY vs. ADVERSATIVE vs. ADVERSE vs. ADVERSITY )

( هم آورد ile هم نبرد ile نقضآميز ile ناموافق ile نکبت ile ضرا ile شقاوت ile ادبار )

( NPAM AVARD ile NPAM NABARD ile نقضآميز ile NAMVAFEGH ile NAKBAT ile ZARA ile SHGHAVAT ile ADBAR )


- DÜŞMAN(") ile/değil/yerine/||/<> RAKİP


- DÜŞMANA:
| "ZARAR VERMEK ve/ya da ÖÇ ALMAK" |
ile/değil/yerine/><
BAĞIŞLAMAK

( | Düşmanından daha alçağa düşürür. VE/YA DA Düşmanınla aynı seviyeye düşürür. | İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Yüceltir. )


- DÜŞMANCA ile DÜŞMANLIK

( HOSTILE vs. HOSTILITY )

( مخاصم ile متخاصم ile خصمانه ile خصومتآميز ile عمليات خصمانه ile مخاصمه ile خصومت ile دشمني ile عناد ile عداوت )

( مخاصم ile MOTEKHASAM ile KHSAMANEH ile خصومتآميز ile AMELYAT KHSAMANEH ile MOKHASEMEH ile KHSUMAT ile DASHMANY ile ANAD ile EDAVAT )


- DÜŞMANCA ile/ve/değil/||/<>/< SAYGISIZCA


- DÜŞMANDAN KORUNMAK ile/ve/değil/||/<> "DOST"TAN KORUNMAK

( Kendin korunabilirsin. İLE/VE/DEĞİL/||/<> Bir şeylerin ve/ya da birilerinin de koruması gerekir. )

( Dostlarım! Dünyada, dost yoktur! )

( Kusursuz dost isteyen, dostsuz kalır. )

( Ayıpsız yâr isteyen, yârsız kalır. )


- Düşmanın olsa bile DİNLE!!! -ile


- Düşmanınla KONUŞ!!!


- DÜŞMANLAŞMAK ile DÜŞMANLAŞTIRMAK ile DÜŞMAN/LIK ile DÜŞMANCA ile DÜŞMAN AĞZI


- DÜŞMANLIK değil/yerine/>< BİREŞİM/TEVHİD


- DÜŞMAN/LIK ile/değil/yerine/>< DOST/LUK

( Dostluğunun bedelini ödemekten kaçınanın, "düşmanlığı"nı önemsemeyebilirsin. Fakat düşmanlığının bedelini ödemeye hazır olanın, "dostluğu"nu ciddiye al! )

( Düşmanın en büyük hilesi, "dostluğudur". )

( Dedikodu/nu eder. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Uyarır/ikaz eder. )

( )

( [ölümü] Unutturan. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Anımsatan. )

( "Ne yapmamız gerektiğini" gösterir. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Ne yapabileceğimizi gösterir. )

( Her canımızı sıkanla. VE Her elimizi sıkanla. [Olmayalım!] )

( Her başımızı ağrıtanı düşman bilmeyelim/saymayalım. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Her başımızı okşayanı dost bilmeyelim/saymayalım. )

( Düşmana sus. İLE/VE/>< Dost ile konuş. )

( ADÂVET ile/değil/yerine/>< SÂDIK[< SIDK] )


- DÜŞMAN/LIK ile/değil/yerine FARKLI/LIK


- [ne yazık ki]
DÜŞMAN/LIK ile/ve/değil/yerine/||/<> KARŞIT/LIK


- DÜŞMAN/LIK ve KİN


- DÜŞMANLIK ile RAKİP ile DÜŞMANLAŞTIRMAK

( ANTAGONISM vs. ANTAGONIST vs. ANTAGONIZE )

( اصل مخالف ile هم آوري ile هم نبرد ile دشمني کردن ile دشمن کردن )

( ESL MOKHALEF ile NPAM AVARY ile NPAM NABARD ile DASHMANY KARDAN ile DASHMAN KARDAN )


- DÜŞMAN/LIK ve/||/<> YAKIN/LIK

( "Hiçbir şey, çetin düşmanlar kadar birbirine yakın değildir." )


- DÜŞMANLIKLAR ile DÜŞMANLIK

( ENMITIES vs. ENMITY )

( اغراض ile خصومت ile عناد ile عداوت ile دشمني ile کين )

( EGHARAZ ile KHSUMAT ile ANAD ile EDAVAT ile DASHMANY ile کين )


- DÜŞME KAYGISI ile/ve/||/<> YÜKSEK SES KAYGISI

( İnsanın, doğduğunda,sahip olduğu, sadece iki korku. [Öteki tüm korku ve kaygıları sonradan öğrenir.] )


- DÜŞMEK ile İNMEK


- DÜŞMEK ile KAPAKLANMAK


- DÜŞMEK ile UYKUYA DALMAK ile GERİ ÇEKİLMEK ile GERİDE KALMAK ile DÜŞMEK ile DÜŞEN ADAM ile AŞIK OLMAK ile AŞIK OLMAK ile TERK EDİLMEK ile GECİKMEYE DÜŞMEK ile DÜŞMEK ile ARALARI AÇILMAK ile HASTALANMAK ile BİLİNÇSİZ DÜŞMEK ile YANGINA KURBAN GİTMEK ile YANILABİLİR ile DÜŞMEK ile KAYAN YILDIZ

( FALL vs. FALL ASLEEP vs. FALL BACK vs. FALL BEHIND vs. FALL DOWN vs. FALL GUY vs. FALL IN LOVE vs. FALL IN LOVE WITH vs. FALL INTO ABEYANCE vs. FALL INTO DELAY vs. FALL OFF vs. FALL OUT vs. FALL SICK vs. FALL UNCONSCIOUS vs. FALL VICTIM TO FIRE vs. FALLIBLE vs. FALLING vs. FALLING STAR )

( سقوط ile سقوط کردن ile نازل شدن ile خريف ile خزان ile غلط افتادن ile پائين افتادن ile افت داشتن ile زمين خوردن ile برگ ريزان ile افتادن ile انقراض ile هبوط ile افت ile پاييز ile افت کردن ile فروريختگي ile پائيز ile خواب بردن ile وا افتادن ile باز ماندن ile پس افتادن ile عقبافتاده ile عقب افتادن ile به زمين خوردن ile زود باور ile خاطرخاه شدن ile دل از دست دادن ile دل باختن ile خاتر خواه شدن ile عارض شدن ile مسکوت ماندن ile به تعويق افتادن ile ور آمدن ile بيرون افتادن ile بيمار شدن ile مريض شدن ile بي هوش شدن ile طعمه آتش شدن ile جايزالخطا ile افتان ile ريزان ile تير شهاب )

( SAGHOOT ile SAGHOOT KARDAN ile NAZEL SHODAN ile خريف ile KHAZAN ile GHALT AFTADAN ile PAYEYNE AFTADAN ile AFT DASHTAN ile ZAMYNE KHORDAN ile BARG RYZAN ile AFTADAN ile انقراض ile CPEHBUT ile AFT ile PAYYZ ile AFT KARDAN ile FOROORYKHTGY ile PAYEYZ ile KHAB BARDAN ile VA AFTADAN ile BAZ MANDAN ile PES AFTADAN ile AGHABAFTADEH ile AGHAB AFTADAN ile BAH ZAMYNE KHORDAN ile ZUD BAVAR ile KHATARKHAH SHODAN ile DEL AZ DAST DADAN ile DEL BAKHTAN ile KHATAR KHAH SHODAN ile AREZ SHODAN ile MOSKOT MANDAN ile BAH TAVYGH AFTADAN ile VAR AMADAN ile BEYRON AFTADAN ile BEYMAR SHODAN ile MARYZE SHODAN ile BEY TEOOSH SHODAN ile TAMEH ATASH SHODAN ile جايزالخطا ile AFTAN ile RYZAN ile TYR SHEHAB )


- DÜŞMEK/YERE DÜŞMEK ile/>< GÖZDEN/GÖNÜLDEN DÜŞMEK

( Çözümü/dermanı var. İLE/>< Çözümü/dermanı yok. )


- DÜŞMEMEK değil/yerine KALKABİLMEK

( Hiç. DEĞİL/YERİNE Her düştüğünde. )


- DÜŞMƏK[Azr.] = İNMEK[Tr.]


- DUST vs. SMOKE


- DUST :/yerine TOZ


- DUŞTA/YIKANMADA SICAK/SOĞUK SU AYAKLARDAN YUKARI DOĞRU ISLATMAYA BAŞLAYARAK DÖK(ÜN)MEK


- DÜSTÛR[Ar.] değil/yerine/= KURAL/ÖKKURAL

( KANUN, KAİDE, KURAL )


- DUŞU:
YEMEKTEN SONRA, DOLU MİDEYLE YAPMAK değil/yerine YEMEKTEN ÖNCE, BOŞ MİDEYLE YAPMAK


- DUŞU:
YEMEKTEN/KAHVALTIDAN SONRA, DOLU MİDEYLE YAPMAK değil/>< YEMEKTEN/KAHVALTIDAN ÖNCE, BOŞ MİDEYLE YAPMAK


- NIEDERDRUCK, UNTERDRUCK[Alm.] ile/değil/yerine/= DÜŞÜK BASINÇ


- LOW ENERGY PHYSICS[İng.] / PHYSIQUE DES BASSES ÉNERGIES[Fr.] / NIEDRIGENERGIEPHYSIK[Alm.] ile/değil/yerine/= DÜŞÜK ENERJİ FİZİĞİ


- LOW ENERGY ELECTRON DIFFRACTION[İng.] / DIFFRACTION D'ÉLECTRONS DE BASSE ÉNERGIE[Fr.] / NIEDRIGENERGIE-ELEKTRONENBEUGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DÜŞÜK ENERJİLİ ELEKTRON KIRINIMI


- DÜŞÜK ENERJİLİ FOTONLAR ile/ve YÜKSEK ENERJİLİ FOTONLAR

( X-Ray ışınları gibi. İLE/VE Gama ışınları gibi. )


- LOW ENERGY N-P SCATTERING[İng.] / DISPERSION N-P À BASSE ÉNERGIE[Fr.] / NIEDRIGENERGIE-N-P-STREUUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DÜŞÜK ENERJİLİ N-P SAÇILMASI