D ile başlayan FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 10.845 başlık/FaRk ile birlikte,
10.845 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(11/45)
- ALTERNATING GRADIENT[İng.] / GRADIENT ALTERNATIF[Fr.] ile/değil/yerine/= DEĞİŞKEN YÖNELİMYÖNELME
- ALTERNATING GRADIENT SYNCHROTRON[İng.] ile/değil/yerine/= DEĞİŞKEN YÖNELMELİ SİNKROTRON
- DEĞİŞKEN ile/||/<> BAĞLAMSAL
- DEĞİŞKEN ile DALGALANMA ile DALGALANAN ile DALGALANMA
( FLUCTUANT vs. FLUCTUATE vs. FLUCTUATING vs. FLUCTUATION )
( نوساني ile نوسان کردن ile نوسان داشتن ile مواج ile نوسان )
( نوساني ile NOSAN KARDAN ile NOSAN DASHTAN ile MOVAJ ile NOSAN )
- DEĞİŞKEN ile/ve DEĞİŞKİ
( VARIABLE vs./and ... )
( ... cum/et AFFECTION )
- DEĞİŞKEN ile/ve GİZLİ DEĞİŞKEN
( VARIABLE vs. HIDDEN VARIABLE )
- DEĞİŞKEN ile/ve/değil/||/<>/< OLASILIK
( [not] VARIABLE vs./and/||/<>/and/but/< PROBABILITY
PROBABILITY instead of VARIABLE )
- DEĞİŞKEN ile/||/<> SABİT
( Değişken bilinmeyen İLE sabit belirli değerdir )
( Formül: x İLE 5 )
- DEĞİŞKEN ile/ve/değil/||/<>/< VERİ
( Her değişken, bir veridir fakat her veri bir değişken değildir. )
( [not] VARIABLE vs./and/||/<>/but/< DATA
DATA instead of VARIABLE )
- DEĞİŞKEN/LİK ile/ve AKICI/LIK
( VARIABLE/VARIATION vs./and FLUENT/FLUENCY )
- DEĞİŞKEN/LİK ile/ve GÖRELİ/LİK
( VARIABLE/VARIATION vs./and RELATIVE/NESS )
- DEĞİŞKEN/LİK ile/ve/||/<> NEDENSEL/LİK ile/ve/||/<> UZAKLIK/MESAFE
( INVARIANCE vs./and/||/<> CAUSALITY vs./and/||/<> DISTANCE )
- DEĞİŞKEN/PARAMETRE ile/ve/||/<> ETMEN/FAKTÖR
- TENSION ALTERNATIVE[Fr.] ile/değil/yerine/= DEĞİŞKİN GERİLİM
- DEĞİŞME ile/ve/değil BİR BAŞKA OLMA
( Sizi, eskisi gibi kullanamadıklarında, değiştiğinizi "söylerler". )
( [not] ALTERATION vs./and/but BEING AN OTHER )
- DEĞİŞME ile DEĞİŞMEZ/LİK ile DEĞİŞMEZ MALİYET
- DEĞİŞME ile TAKAS EDİLDİ ile DEĞİŞ TOKUŞ ile GÖRÜŞ ALIŞVERİŞİNDE BULUNMAK
( EXCHANGE vs. EXCHANGED vs. EXCHANGING vs. EXCHANGING VIEWS )
( رد و بدل کردن ile تسعير نمودن ile عوض ile عوض کردن ile پاياپاي ile مصالحه ile معاوضه ile باهم عوض کردن ile تبادل ile تعويض کردن ile تبادل کردن ile مصالحه کردن ile عوضي ile تسعير ile تبادل نظر )
( RAD VE BEDEL KARDAN ile TASYR NEMUDAN ile AVAZ ile AVAZ KARDAN ile PAYOPAY ile MOSALEHEH ile معاوضه ile BANPAM AVAZ KARDAN ile TABADEL ile TAVYZE KARDAN ile TABADEL KARDAN ile MOSALEHEH KARDAN ile AVAZY ile تسعير ile TABADEL NAZAR )
- DEĞİŞMEK ile DEĞİŞTİRİL(E)ME(ME)K
( TO CHANGE vs. TO GET (NOT) (ABLE TO) CHANGE )
- DEĞİŞMEK ile DEĞİŞTİRMEK ile DEĞİŞEBİLMEK ile DEĞİŞİVERMEK ile DEĞİŞTİRİLMEK ile DEĞİŞ ile DEĞİŞİCİ/LİK ile DEĞİŞ TOKUŞ
- DEĞİŞMEK ile/ve/değil/||/<>/< FARKINA VARMAK
- DEĞİŞMEMEK ile/değil/yerine/||/<> KORUNMAK
- DEĞİŞMEYEN TEK ŞEY -ile
( DEĞİŞİM )
- DEĞİŞMEYEN ile/ve/>/değil/yerine DÖNÜŞÜMDE, DEĞİŞMEYEN
- DEĞİŞMEYEN ile/ve/değil/||/<> ORTAK
- DEĞİŞMEYEN/LER ile/ve DEĞİŞENLERDE DEĞİŞMEYEN
- KÂİDE-İ GAYR-İ TAHAVVÜL[Osm.] / INVARIANCE PRINCIPLE[İng.] / INVARIANZGRUNDREGEL[Alm.] ile/değil/yerine/= DEĞİŞMEZLİK İLKESİ
- DEĞİŞMEZ/LİK ile/ve/değil/yerine BENZER/LİK
- DEĞİŞMEZLİK ile DEĞİŞMEZ ile DEĞİŞMEZ
( INVARIABILITY vs. INVARIABLE vs. INVARIANT )
( تغييرناپذيري ile نامغير ile نامتغير ile تغييرناپذير )
( TAGHYYRANAPAZYRY ile نامغير ile نامتغير ile تغييرناپذير )
- SEBAT, SÜBUT[Osm.] / INVARIANCE[İng.] / INVARIANCE[Fr.] / INVARIANZ[Alm.] ile/değil/yerine/= DEĞİŞMEZLİK
- DEĞİŞMEZ/LİK ile SÜREKLİ/LİK
( Süreklilik, geçmiş-şimdi-gelecek'teki kimlik aynılığını gerektirir. Böyle bir ayrılık olanaklı değildir, çünkü tanımlama vasıtası durmadan dalgalanıp değişir. )
( Süreklilik, kalıcılık, bunlar belleğin yarattığı yanılsamalardır; yalnızca zihnin yansıttığı -aslında var olmayan- bir resim, bir kalıptır. )
( Şehrin yeri değişirse de kuyunun yeri değişmez. )
( INVARIABLE/NESS vs. CONTINUITY
Continuity implies identity in past, present and future. No such identity is possible, for the very means of identification fluctuate and change.
Continuity, permanency, these are illusions created by memory, mere mental projections of a pattern where no pattern can be. )
- DEĞİŞMEZ/LİK ile/ve/değil/||/<> TÜKETİLEMEZ/LİK
- DEĞİŞMEZ/LİK ile/değil TUTARLI/LIK
- EMSAL[Osm.] / PARAMETER[İng.] / PARAMÈTRE[Fr.] / PARAMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= DEĞİŞTİRGE, PARAMETRE
- DEĞİŞTİRGE ile DEĞİŞTİRGEÇ
- PARAMETRIC AMPLIFIER[İng.] ile/değil/yerine/= DEĞİŞTİRGELİ YÜKSELTEÇ
- DEĞİŞTİRGEN -ile
( PARAMETER )
- DEĞİŞTİRİCİ ile BELİRLEYİCİ
- DEĞİŞTİRİLEBİLİR ile KOMÜTATÖR ile İŞE GİDİP GELMEK
( COMMUTABLE vs. COMMUTATOR vs. COMMUTE )
( قابل تبديل ile جابجا گر ile رفت و آمد کردن )
( GHABEL TABADYLE ile JABEJA GAR ile RAFT VE AMAD KARDAN )
- DEĞİŞTİRİLEBİLMEK ile DEĞİŞTİRİLİVERMEK
- DEĞİŞTİRMEK ile ALTERNATİF ile DEĞİŞİKLİK ile DEĞİŞİKLİK ANAHTARI ile DEĞİŞTİRİLMİŞ
( ALTER vs. ALTERANT vs. ALTERATION vs. ALTERATION SWITCH vs. ALTERED )
( دگرگون شدن ile پس و پيش کردن ile دگرگون کردن ile تبديلي ile دگرش ile گزينه دگرگوني ile مخدوش )
( DEGARGON SHODAN ile PES VE PEYSH KARDAN ile DEGARGON KARDAN ile تبديلي ile DEGARSH ile GOZYNAH DEGARGONY ile MOKHODUSH )
- DEĞİŞTİRMEK ile/değil/yerine DEĞİŞİM
( [not] TO CHANGE vs./but ALTERATION
ALTERATION instead of TO CHANGE )
- DEĞİŞTİRMEK ile/ve/değil/yerine DEĞİŞİME KATKIDA BULUNMAK
( Değişimin sırrı, tüm enerjini, yeniyi inşâ etmek üzerine odaklamandır! Eskiyle savaşmak üzerine değil! )
( The secret of change is to focus all of your energy, not on fighting the old, but on building the new. )
- DEĞİŞTİRMEK ile/ve DÖNÜŞTÜRMEK
( Dıştakileri. İLE/VE İçtekileri/Kendini. )
( İnsanı. İLE/VE Toplumu. )
- DEĞİŞTİRMEK ile/ve/değil/yerine GÜNCELLEŞTİRMEK
- DEĞİŞTİRMEK ile RENGİ DEĞİŞTİR ile ROTAYI DEĞİŞTİR ile DAHA İYİYE DOĞRU DEĞİŞMEK ile VİTES DEĞİŞTİR ile EL DEĞİŞTİR ile EL DEĞİŞTİRMEK ile KİMLİĞİNİ DEĞİŞTİR ile PARAYI DEĞİŞTİR ile FİKRİNİ DEĞİŞTİR ile KONUMU DEĞİŞTİR ile DURUMU DEĞİŞTİR ile SIRAYI DEĞİŞTİR ile DEĞİŞTİRİLEBİLİR ile DEĞİŞTİ ile DEĞİŞİYOR
( CHANGE vs. CHANGE COLOR vs. CHANGE COURSE vs. CHANGE FOR BETTER vs. CHANGE GEAR vs. CHANGE HAND vs. CHANGE HANDS vs. CHANGE IDENTITY vs. CHANGE MONEY vs. CHANGE OPINION vs. CHANGE POSITION vs. CHANGE SITUATION vs. CHANGE THE ORDER vs. CHANGEABLE vs. CHANGED vs. CHANGING )
( عوض کردن ile جا بجا کردن ile پس و پيش کردن ile تغيير کردن ile تغيير ile تغيير دادن ile تحول ile تبدل ile تبديل ile دگرگون کردن ile پول خرد ile عوض شدن ile متغير ساختن ile دگرگوني ile رنگ برنگ شدن ile تغيير جهت دادن ile تبديل به احسن کردن ile دنده عوض کردن ile دست بدست رفتن ile دست بدست گشتن ile تغيير ماهيت دادن ile صرافي کردن ile تغيير عقيده دادن ile چهره عوض کردن ile تغيير چهره دادن ile تغيير وضع دادن ile تغييرپذير ile عوضي ile دگرگون ile تغييرکننده ile واگردان )
( AVAZ KARDAN ile JA BEJA KARDAN ile PES VE PEYSH KARDAN ile TAGHYYR KARDAN ile TAGHYYR ile TAGHYYR DADAN ile TAHVAL ile TABDEL ile TABADYLE ile DEGARGON KARDAN ile POL KHARD ile AVAZ SHODAN ile MOTEGHYR SAKHTAN ile DEGARGONY ile RANG BARANG SHODAN ile TAGHYYR JOHAT DADAN ile TABADYLE BAH EHSAN KARDAN ile DANDEH AVAZ KARDAN ile DAST BADAST RAFTAN ile DAST BADAST GOSHTAN ile TAGHYYR MAHYT DADAN ile SARAFY KARDAN ile TAGHYYR AGHYDAH DADAN ile CHEHAREH AVAZ KARDAN ile TAGHYYR CHEHAREH DADAN ile TAGHYYR VAZE DADAN ile تغييرپذير ile AVAZY ile DEGARGON ile TAGHYYRAKONANDEH ile VAGARDAN )
- DEĞİŞTİRMEK ile/ve/değil/yerine ZENGİNLEŞTİRMEK
- DEĞİŞ(TİR)MEYE ÇALIŞMAK ile/ve/değil/yerine/< ANLAMAYA ÇALIŞMAK
- DEĞİŞTİRTMEK ile DEĞİŞTİREBİLMEK ile DEĞİŞTİRİVERMEK
- deglut.[Lat. < DEGLUTIATUR] değil/yerine/= YUT, YUTUNUZ
- DEĞME ile/değil GERİ TEPME
- DEĞNEK yerine ÂSÂ
- DEĞNEK ile ÇİLİK
( ... İLE Çelik çomak oyununda kullanılan ince değnek. )
- DEĞNEK ile CIRDAVAL
( ... İLE Ucu demirli, uzun, cirit değneği. )
- DEĞNEK ile ÇÖTELE
( Tehlikeyi belirtmek için dikilen değnek. )
- DEĞNEK ile/değil ISTAKA/İSTAKA[İt. < Cerm.]
( ... İLE/DEĞİL Bilardo oyununda kullanılan değnek. | Basımevlerinde, kitap formalarını kırmak, katlamak için kullanılan, tahtadan yapılmış küçük araç. )
- DEĞNEK ile SOPA
( ... İLE Kalın değnek. )
- DEĞNEKLEMEK ile DEĞNEK ile DEĞNEKÇİ/LİK
- DEGRADASYON/DEGRADATION[İng.] değil/yerine/= BOZUNMA | YIKILIM
- DEGRADASYON değil/yerine/= BOZUNMA, YIKIM
- DEGRADASYON ile DEGRANÜLASYON ile DEJAVU
( Yıkım, parçalanma. İLE Tanecik boşalımı. İLE Görmüş gibilik, yaşanmışlık yanılsaması. )
- DEGRADE ile GRADYEN
- DEGRADER İLE PROTAC İLE MOLECULAR GLUE ile/||/<> PROTEİN DEGRADASYON
( Hedefli protein yıkımı. )
( Formül: POI-PROTAC-E3 )
- DEGREE :/yerine DERECE
- DEH ile DEHA
- DEH[Fars.] ile DEH/DÂH[Fars.]
( İyi, güzel. | Saf, sıra. İLE On[10]. [Ar. AŞR] )
- DEHÂ:
%1 ile/ve/değil/||/<>/< %99
( "İlham." İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Ter/çalışmak. )
- DEHA/DAHİ ile/ve/||/<> YARATICI/LIK
- DEHA ile/||/<> DEHA-BUDDHİ ile/||/<> SWARUPA
( Fiziksel gövde. @@ Öz Varlığı fiziksel gövdeyle özdeşleştiren akıl. @@ Bireyin kendi şekli, doğası, karakteri. )
- DEHÂ ile/ve/||/<>/>< DELİLİK
( İkisinin arasında, çok ince bir çizgi, aralık vardır. )
- DEHÂ ile/ve/değil/||/<> ODAKLANMA GÜCÜ
- DEHÂ =/||/<> RAB
- DEHÂ ile/ve/değil TUTKU
( [not] GENIUS vs./and/but PASSION )
- DEHA-BUDDHİ -ile
( Öz Varlığı fiziksel gövdeyle özdeşleştiren akıl, düşünme yetisi. )
- DEHÂN[Fars.] ile DEHEN[Fars.]
( Ağız. İLE Ağız. )
- DEHYDRATION, DEHYDROGENATION[İng.] / DEHYDRIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DEHİDRASYON, DEHİDROJENASYON
- DEHİDRATASYON/DEHYDRATION[İng.] değil/yerine/= SU-YÜKÜN YİTIMİ/SU KAYBI
- DEHİSANS/DEHISCENCE[İng.] değil/yerine/= DOKU AYRILIM | AYRILMA
- DEHLEMEK ile DEHLENMEK ile DEHLETMEK
- DEHLİZ[Fars.]/KORİDOR[Fr. < CORRIDOR] değil/yerine/= GEÇENEK
- DEHLİZLİ KİLİSELER ile/||/<> DİLİMLİ KUBBE ile/||/<> KUBBELİ BAZİLİKA
( Son Bizans devrinde ortaya çıkmış bir kilise biçimi. Kubbe kasnağı yüksek, kubbeli mekânın üç tarafından başka bir dehliz çevrilir. Ayrıca bu tip kiliselerde binanın cephesine çok önem verilmiştir. Tüm örneklerde çok süslü bir cephe görülür. İLE/||/<> İçi yarım yuvarlak, dışı dilimli olan kubbe. | Tonoz parçalarından oluşan kubbe. İLE/||/<> Bazilika ile merkezi planlı tiptin birleşmesinden oluşan yapı. )
- DEHR[Ar.] ile EBED[Ar.]
- DEHR[Ar.] ile MÜDDET[Ar.]
- DEHŞ[Ar.] ile HAYRET[Ar.]
- DEHŞET ile KORKUNÇ
( HORRIFICATION vs. HORRIFYING )
( هولناکي ile هراسناک )
( TEOOLNAKY ile NPARASENAK )
- DEHŞET değil/yerine/= YILGI
- DEHŞETLENMEK ile DEHŞET ile DEHŞETLİ
- DEHÛN[Fars.] ile DEH-ÜM[Fars.]
( Ezber okuma, anımsama. İLE Onuncu. )
- DEIOUS ile DEMIORGUS
- DEITY -ile
( Meleksi varlık. )
- DEIONIZED WATER[İng.] / EAU DE DÉSIONNISE[Fr.] / ENTHALPIE[Alm.] ile/değil/yerine/= DEİYONİZE SU
- DEİZM:
(")İNANÇ(") ile/ve/değil/||/<>/< "TAVIR"
- DEİZM ile PANTEİZM
- DEİZM ile/ve SEKÜLERİZM
- DÉJÀ ENTENDU[İng.] değil/yerine/= SANKİ İŞİTTIM SANISI
- DÉJÀ PENSÉ[İng.] değil/yerine/= SANKİ DÜŞÜNDÜM SANISI
- DÉJÀ VU[Fr./İng.] değil/yerine/= SANKİ GÖRDÜM SANISI
- DEJENERASYON ile ASİMİLASYON
- DEJENERASYON ile DEJENERATİF ile DEJENERE
( Yozlaşma, bozulma. İLE Yozlaştırıcı, bozucu. İLE Yoz, yozlaşmış. )
- DEJENERASYON/DEGENERATION[İng.] değil/yerine/= YOZLAŞMA | BOZUNMA
- DEJENERATİF/DEGENERATIVE[İng.] değil/yerine/= BOZUNDURAN
- DEJENERE ile DEFORME
- DEJENERE ile DEJENERASYON ile DEJENERATİF
( DEGENERATE vs. DEGENERATION vs. DEGENERATIVE )
( ناخلف ile انحطاط ile فساد ile فاسد کننده )
( NAKHOLF ile ENHETAT ile FESAD ile FASAD KONANDEH )
- DEJENERE ile/||/<> DEJENERATİF
( Yoz. İLE/VE/|| Yozlaştırıcı. | Bozunduran. )
- DEJENERE değil/yerine/= YOZ
( Doğada olduğu gibi kalarak işlenmemiş olan. | Kaba, adi, bayağı. | Yozlaşmış. | Kısır. )
- DEJENERELEŞMEK ile DEJENERE/LİK ile DEJENERASYON
- DEK ile DEK[Fars.] ile DEK/TEK
( "...ya kadar" gibi, bir eylemin sona erdiği noktayı ya da zamanı anlatır. Bir işin, bir durumun sona erdiği zamanı ya da yeri gösteren bir söz; kadar, değin. | Belirtilen zamanı, yeri vb.ni içine almayacak bir biçimde; kadar, değin. İLE Düzen, hile, desise, entrika. | Dilenci. | Tokuşma, çatışma. | Sağlam. İLE Tek. )
- DECA-[İng.] / DÉCA-[Fr.] / DEKA[Alm.] ile/değil/yerine/= DEKA-
- DEKADAN/LIK ile DEKADANS
- DEKADANS[Fr., İng. < DECADENCE] değil/yerine/= ÇÖKÜŞ, GERİLEME
- DEKAGRAM[Yun.] ile DEKALİTRE[Yun.] ile DEKAMETRE[Yun.]
( Bir kilonun yüzde biri.[dag] İLE On litrelik oylum ölçü birimi.[dal] İLE On metre uzunluğunda bir ölçü birimi.[dam] )
- DEKALSİFİKASYON değil/yerine/= KİREÇSİZLEŞME
- DEKAN değil/yerine/= YETİLBEY
( Mâlî Papaz. DEĞİL/YERİNE ... )
- DEKAN/LIK ile DEKAN YARDIMCISI ile DEKAN YARDIMCILIĞI
- DEKAR ile DEKARTÇI/LIK
- DEKAT/DECADE[İng.] değil/yerine/= ON YIL
- DEKATLON ile DEKATLONCU
- DEKATLON[Yun.] ile TRİATLON[Yun.] ile PENTATLON[Yun.]
( 100 m. koşusu, uzun atlama, gülle atma, yüksek atlama, 400 m. koşusu, 110 m. engelli koşu, disk atma, sırıkla yüksek atlama, cirit atma, 1500 m. koşularını içeren atletizm yarışması. İLE Üç ayrı sporun[sırasıyla, yüzme, bisiklet ve koşu] yapıldığı yarışma. İLE Eski Yunan'da, koşu, uzun atlama, cirit atma, disk atma ve güreşi kapsayan atletizm yarışması. | Beş spor dalını [uzun atlama, mızrak atma, 200 m. koşusu, disk atma, 1500 m. koşusu] kapsayan atletizm yarışması. )
- DEKATRON[İng.] / DÉCATRON[Fr.] / DEKATRON[Alm.] ile/değil/yerine/= DEKATRON
- DEKLARASYON değil/yerine/= BİLDİRİM
- DEKLARE (ETMEK) değil/yerine/= BİLDİRMEK
- DEKLARE ile DEKLARASYON
- DEKODER[İng. < DECODER] değil/yerine/= ÇÖZÜCÜ
- DEKOHERANS ile/||/<> ÖLÇÜM
( Dekoherans çevreyle etkileşim, ölçüm aktif müdahale. )
( Formül: Gradual İLE instant )
- DEKOLMAN/DETACHMENT[İng.] değil/yerine/= DOKU AYRILMASI
- DEKOLMAN değil/yerine/= AYRILMA
- DEKOMPANSASYON ile/||/<> DEKOMPANSE
( Dengelenememe. | Ödünleyememe. @@ Dengelenememiş. | Ödünlenememiş. )
- DEKOMPANZASYON/DECOMPENSATION[İng.] değil/yerine/= DENGELENEMEME | DAĞILMA
- DEKOMPOZE OLMAK ile DEKOMPOZİSYON
( Ayrışmak, parçalanmak. İLE Ayrışım, parçalanma. )
- DEKOMPRESYON/DECOMPRESSION SICKNESS[İng.] değil/yerine/= BASI GİDERME | BASINÇ GİDERME | VURGUN
- DEKONJESTAN ile DEKONJESYONE ETMEK
( Kan dolum/göllenme giderici. İLE Kan dolumunu/göllenmeyi gidermek. )
- DEKOR ile DEKORASYON ile TERBİYELİ
( DECOR vs. DECORATION vs. DECOROUS )
( دکور ile تزيين ile تراز ile آرايشگري ile آرايش ile پيراستگي ile پيرايش ile آذين بندي ile پيرايه ile دکر ile زينت دار )
( DOKOR ile TEZYYNE ile TARAZ ile ARAYSHGARY ile ARAYSH ile PEYRASTGY ile PEYRAYSH ile AZYNE BANDY ile پيرايه ile DEKAR ile ZYNAT DAR )
- DEKOR ile DEKORE ile DEKORCU/LUK ile DEKORASYON
- DEKOR[İng.] değil/yerine/= KURULGU
- DEKOVİL[Fr. < DECAUVILLE] değil/yerine/= KÜÇÜK DEMİRYOLU
( Ray aralığı 60 santimetre ya da daha az olan, araçları buhar ya da insan gücüyle yürütülen küçük demiryolu. )
- DEKREŞENDO/DECRESCENDO[İng.] değil/yerine/= GİDEREK AZALAN
- DEKREŞENDO değil/yerine/= GİDEREK AZALAN
- DEKSTER/DEXTER[İng.] değil/yerine/= SAĞ
- DEXTRO LACTIC ACID[İng.] / DEXTROGYRE ACIDELACTIQUE[Fr.] / RECHTSDREHEND MILCHSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= DEKSTRO LAKTİK ASİT
- DEKSTROKARDİ değil/yerine/= SAĞDA YÜREK
- DEKÜBİTUS ile/||/<> DEKÜBİTUS ÜLSERİ
( Yatar durum. İLE/VE/|| Bası/yatak yarası. )
- DEKÜBİT/US ile DEKÜBİT/US ÜLSERİ
( Yatar durumda. İLE Yatak yarası. )
- DELABORNE PRISM[İng.] / PRISME DE DELABORNE[Fr.] / DELABORNE/SCHES-PRISMA[Alm.] ile/değil/yerine/= DELABORNE PRİZMASI
- DELÂLÂT[Ar.] ile DELÂLET[Ar.]
( Yol göstermeler, kılavuzluklar. İLE Gösterme, yol gösterme, kılavuzluk. | İz, işâret. )
- DELÂLET:
AKLÎ/ZÂTÎ ile/ve TABİÎ ile/ve VAZ'Î
( Lafzî. | Gayr-ı lafzî. İLE/VE Lafzî. | Gayr-ı lafzî. İLE/VE Lafzî. | Gayr-ı lafzî. )
- DELÂLET ile DALÂLET
( Delil. İLE Yanılgı/sapınç. )
( Delâleti(rehberi) olmayan, dalâlete düşer. )
( Ben istiyorum delâlet
"Gönül" istiyor dalâlet )
- DELÂLET ile DALÂLET
- DELÂLET[Ar.] ile DELÎL[Ar.]
- DELÂLET[Ar.] ile EMÂRE[Ar.]
- DELÂLET ve HİDÂYET
- DELÂLET[Ar.] ile HÜCCET[Ar.]
- DELÂLET[Ar.] ile 'ILLET[Ar.]
- DELÂLET[Ar.] ile İSTİDLÂL[Ar.]
- DELÂLET ile/ve/<> MUTABAKAT
- DELÂLET[Ar.] ile ŞÜBHE[Ar.]
- DELÂLETEN ile/ve/<> İŞÂRETEN
( Doğrudan. İLE Dolaylı. )
- DELÂLET-İ LAFZİYE ile DELÂLET-İ GAYR-I LAFZİYE
( Sesli/Sözlü delâlet. İLE Sessiz/Sözlü delâlet. )
( Tabii | Vazî | Aklî İLE/VE Tabii | Vazî | Aklî )
( İkisi de; Tabiiye, Akliye, Vaz'iye olarak 3'e ayrılır. )
( Delâlet-i Gayr-ı Lafziye'ye örnekler; * Tabiiye(Aşık, maşuku rüyet zamanında(gördüğünde), vech-i aşıkta zuhur eden kırmızılık) * Akliye[Kardaki (ayak/dal vs.) iz(i)] * Vaz'iye[ (-Duman işaretleri, -Trafik lambaları) (uylaşım(sal)) (muvadaa/karşılıklı konmak) (dil) (mantık)] )
( Delâleti(rehberi) olmayan, dalâlete düşer. )
- DELÂLETU'L-ÂYET[Ar.] ile DELÂLETU'L-TAZMÎNU'L-ÂYET[Ar.]
- DELÂLETU'L-KELÂM[Ar.] ile DELÂLETU'L-BURHÂN[Ar.]
- DELAY vs. LATE
- DELAY :/yerine GECİKME
- DELBRÜCK SCATTERING[İng.] / DIFFUSION DE DELBRÜCK[Fr.] / DELBRUCK-ZERSTREUEN[Alm.] ile/değil/yerine/= DELBRÜCK SAÇILMASI
- DELDİRMEK ile DELDİRTMEK ile DELDİRİLMEK ile DELDİREBİLMEK
- DELEGE/LİK ile DELEGASYON
- DELEPMEK ile DELEBİLMEK ile DELEP DELEP
- DELESYON değil/yerine/= SİLİNME | YİTİM
- [DELETE] TUŞUYLA SİLMEK ile/+ [SHIFT + DELETE] TUŞUYLA SİLMEK
( Çöp kutusuna atar. Geri alma şansı vardır. İLE Bilgisayara bir kayıt bırakmaksızın siler. Geri alma şansı yoktur. Çok dikkatli olunması gerekir. )
- DELFİ(DELPHOI) TAPINAĞI -ile
( Atina'nın 130 km. kuzeybatısındadır. )
- DELGEÇ/ZIMBA[Ar.] ile DELGİ/MATKAP
( Mukavva, kâğıt, kayış, maden gibi şeylerde delik açmaya yarayan araç. İLE Maden, tahta, taş vb. üzerinde delik açmaya yarayan araç. )
- DELGİ ile DELGİÇ
- DELHİ SARANGİSİ ile/ve NEPAL SARANGİSİ
( Çalınışı zordur. İLE/VE Yalnızca gelir düzeyi yüksek eriller çalar. Ses rengi nedeniyle "yüz renkli çalgı" adı da verilir. )
- DELHİZ değil DEHLİZ[Fars.]
( ... DEĞİL Üstü kapalı, dar ve uzun geçit, koridor. )
- DELİ BEKİR AĞA CAMİİ :
( Maden Mahlallesindedir. İnşaa tarihi 1900 olup yaptıran kişinin adı ile anılmaktadır. Cami 1971 yılında büyük onarım gördü. )
- DELİ DOLU (YAŞAMAK/DAVRANMAK)
- DELİ FUAT PAŞA (KAHİRE/MISIR, 1835 - 1931) :
( Babası Müşir Hasan Paşa'nın görevi nedeni ile Mısır'da bulunması nedeni ile Kahire'de doğdu. Ataklığı, olağanüstü cesareti ve dobra dobra konuşması nedeni ile "Deli" lakabı ile anıldı. Öğrenimini Mısır'da Abbasiye mektebinde yaptı. Aynı mektepte hocalık yaptıktan sonra Albay rütbesi ile İstanbul'a tayin edildi. Dar - ı Şura - yı Askeriye'de çalışırken Aşiret ayaklanmalarını bastırmakla görevlendirildi (1872). Karadağ Savaşlarına katıldı (1876), 93 Harbi de denilen Osmanlı Rus Savaşına katıldı (1877/78) ve başarılı oldu. Elana'da Rusları bozguna uğratınca "Elena Kahramanı" olarak anılır oldu. Bu başarısını takiben Padişahın Yaver - i Ekremliğine (Padişah Yaverliğine) getirildi ve olağanüstü elçi olarak Avusturya ve Rusya'ya gönderildi (1894). Abdülhamid yönetimine muhalefet edince Padişaha karşı bir komploya katıldığı iddiası ile evini basan hafiye Fehim Paşa ile çatışmaya girdiği için sıkıyönetim mahkemesine verildi, nişanları alındı ve rütbeleri söküldü ve Şam'a sürüldü. İkinci Meşrutiyetin ilanı ile (1908) İstanbul'a getirildi ve Ayan Meclisi üyesi yapıldı. Hürriyet ve İtilaf Partisi kurucuları arasında yer aldı. Damat Ferit'in istifası üzerine Parti Başkanlığını üstlendi ise de kısa süre sonra istifa ederek ayrıldı (1912). Balkan Savaşlarına katıldı. Damat Ferit Hükümetinin düşmesi için uğraş verdi. Müşirliğe (Mareşallığa) kadar yükseldi. Ömrünün son yıllarını İstinye koyundaki görkemli yalısında geçirdi ve 1931 yılında öldü. )
- DELİ OLMAK ile/ve/değil/||/<>/< ZIRVA BULABİLMEK
( "Deliyim" demek bir şey değil. Önemli olan, zırva bulabilmek. )
- DELİ ile/değil/yerine/<>/>< AKILLI
( Sadece, aklı başında olanlar, deli olduklarını kabul ederler. )
( Dışından, kendi kendine konuşunca. İLE/DEĞİL/YERİNE/<>/>< İçinden, kendi kendine konuşunca. )
- DELİ ile AKILSIZ
- DELİ ile/değil/yerine "AKLI DALGALI"
- DELİ ile/ve/değil ÂŞIK
- DELİ ile/değil DENÎ
- DELİ" ile/ve/değil/yerine/||/<> "DERİN"
- DELİ ile DÎVÂNE
( Dîvan'dan, bir söz çıkar, âleme sığmaz. Dîvâne'den bir söz çıkar, Dîvân'a sığmaz. )
( "Ârifim ben!" diye hiçbir kimseye tan etme sen,
Defter-ü-divâna sığmaz söz gelir, dîvâneden!
[ Bâyezîd-i Bistâmî, bir tımarhanenin önünden talebeleriyle birlikte geçiyormuş.
Onlara ders vermek üzere hekime sorar:
"Sen akıl hastalıklarına çare buluyorsun, günah derdine de bir çâre var mı?"
Hekim, başını kaşıya dursun,
bir deli yanıt verir:
"İstiğfar kökünü tövbe yaprağıyla karıştırmalı,
gönül havanına koyup tevhid tokmağıyla dövmeli,
insaf eleğinden eleyip gözyaşıyla hamur etmeli,
aşk ateşinde pişirip muhabbet balıyla karıştırmalı
ve kanaat kaşığıyla da gece gündüz yemeli!"
Delinin bu sözü bittikten sonra, Bâyezid-i Bistâmi şöyle der:
"Ârifim ben!" diye hiçbir kimseye ta'n etme sen,
Defter-ü-divâna sığmaz söz gelir, dîvâneden!] )
( Harabât ehlini hor görme şâkir
Defîneye mâlik vîrâneler var )
( Defter-i irfâna sığmaz söz gelir divâneden - İsmail Güleç )
- DELİ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DOLU
- DELİ ile/değil DONANIMLI
( Sadece aklı başında olanlar, deli olduklarını kabul ederler. )
- DELİ ile/||/<>/> GERİ
( Baktın deli, çekil geri. )
- DELİ ile GÖZÜKARA
- DELİ[< TELÜ < TİLVE] ile/değil MECZUB
( "Deliyim!" demek, bir şey değil. Önemli olan, zırva bulabilmekte! )
( Delileri, zihinlerini yorarak sınarlardı. Zihin yorulunca kendini bırakır, delilik hali varsa böylece meydana çıkardı. )
( Delilerin sınavı, posteki saymaktı. )
( Akl-ı maaş'tan kayan. İLE Akl-ı maad'dan kayan. )
( Maddî ve siyasi iradedeki boşluk artırır. İLE Manevî alandaki boşluk artırır. )
- DELİ ile MİSTİK
( Zihnin altında ezilirsek. İLE Zihni aşabilirsek. )
- DELİ ile/ve/||/<>/>/< SUÇLU
( Gördün deli, dön geri. )
- DELİ ile VELÎ ile ÖLÜ
( Kendini kurtarmış. İLE Kendini kurtarmışlıkla birlikte bir başkasını daha kurtarabilme olanağı/kudreti bulunan. İLE ... )
( [Sürekli] Anlaşılmaya çalışan. İLE/VE Anlamaya çalışan. İLE Anlayabileceği bir şeyi kalmayan. )
( ... İLE Ermiş, seven, dost, sahip. | Tüm işlerini, Allah'a sunan kişi. İLE ... )
( Akıl, baştan çıkarsa. İLE Dünya, senden çıkarsa. İLE Sen, dünyadan çıkarsan. )
- DELİCE -ile
( Buğdaygillerden, genellikle buğday tarlalarında yetişen, tohumu zehirli, yabani bir bitki. [Lat. LOLIUM TEMULENTUM] )
- DELİCE ile/ve/değil/||/<>/< ÇOCUKÇA
- DELİCİ/LİK ile/ve/değil/yerine/||/<>/</>< VERİCİ/LİK
- DELİHASAN, MEHMET (MADEN, 1999) :
( Sarıyerli siyasetçi. İlk ve Orta öğrenimini Sarıyer İlköğretim okulunda, Liseyi Korkmaz Yiğit Anadolu Lisesinde tamamladı. İ.T.Ü. İnşaat Fakültesi İnşaat Mühendisliği bölümü öğrencisidir (2019 itibariyle). Halen Ülkü Ocakları Eğitim Birimi Başkanlığı görevini yürütmektedir. İ.T.Ü. Stratejik Araştırmalar Kulübü Başkanlığı görevini yürütmektedir. İ.T.Üniversitesi Dil Tarih ve Kültür Kulübü Yönetim Kurulu üyesidir. Basketbol, Voleybol ve boks dallarında lisanslı sporcu olup, 31 Mart Yerel Seçimlerinde Cumhur İttifakı'nın Belediye Meclis üyesi adayı oldu ve Sarıyer Belediye Meclisine üye olarak seçildi. )
- DELİK DEŞİK (ETMEK)
- DELİK/YIRTIK ile/değil İLİK
- DELİK ile/değil/yerine AÇIKLIK
- DELİK ile AVGIN
( ... İLE Duvarda, suyun geçmesine yarayan delik. | Üstü kapalı su yolu. )
- DELİK ile AYRIK
- DELİK ile/değil BARBAKAN
( ... İLE/DEĞİL Kale duvarlarında, düşmana ok atmak üzere açılmış delik. )
- DELİK ile BASTİKA[İt. < PASTECA]
( ... İLE Bir yelken serenine ya da herhangi bir ağaca açılan delik. )
- DELİK ile CIRNIK
( ... İLE Set duvarlarında, su akacak delik. )
- DELİK ile ÇİZİK
- DELİK[Tr.] ile DELÎK[Ar.]
( Dar/küçük açıklık. İLE Gül tohumu. )
- DELİK ile/ve/değil/< GEDİK/RAHNE[Fars.]
- DELİK ile GÖZENEK
( HOLE vs. PORE )
- DELİK ile KESİK
- DELİK ile LOMBAR[İt.]
( ... İLE Gemi bordalarına, küpeştelerine açılan, dörtgen biçiminde delik. )
- DELİK ile OYUK
- DELİK ile YARIK
- DELİK ile YURDU
( ... İLE İğne deliği. )
- DELİKANLI ile MERDİVEN
( LAD vs. LADDER )
( جوانک ile پسرک ile نردبان بکار بردن ile نردبان ile نردبان ساختن )
( JAVANK ile PASARK ile NARDBAN BEKAR BARDAN ile NARDBAN ile NARDBAN SAKHTAN )
- DELİKANLILAŞMAK ile DELİKANLI/LIK ile DELİKANLICA
- DELİKLİ KURUŞ ile/ve/||/<> KIRTILLI KURUŞ
(
)
- DELİL:
İZHAR EDİCİ ile/ve/||/<> İSPAT EDİCİ
- DELİL/REHBER değil/yerine/= KILAVUZ
- DELİL ile/ve DAYANAK
- DELİL ile/ve/||/<>/> DEVİR
- DELİL ile/ve GEREKÇE
( PROOF vs./and JUSTIFICATION )
- DELİL ile/ve İSPAT/İSBAT
( Önermeleri, kıyası sağlayacak biçimde düzenlemek. İLE/VE ... )
( PROOF vs./and TO PROVE )
- DELİL ile/ve/||/<> MÜLHAK DELİL
( … İLE/VE/||/<> 16 delil çeşidi bulunmaktadır. bkz. İslâm Hukuku Nazariyatı - Sava Paşa] )
- DELİL ile/ve SONUÇ
( Her delilden, her sonuç çıkarılamaz! )
- DELİL değil/yerine/= TUTAMAK
- DELİ/LER ile/değil/yerine/>< DELİL/LER
- DELİLİK ile AMOK
( ... İLE Öldürücü delilik. [Malezya'da] )
- DELİ/LİK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BİLGİLİ/LİK
( Bilgisizler/cahiller ve düşün[e]meyenler için anlayamadıkları her şey [ve herkes] "deli/lik"tir. )
- DELİ/LİK ile/ve/değil/||/></ne yazık ki BİLGİSİZ/LİK / CAHİL/LİK
( Akıl, kişiyi terk etmişse. İLE/VE/DEĞİL/||/>
- DELİ/LİK ile ÇILGIN/LIK
( MAD/NESS vs. CRAZY/NESS )
- DELİ/LİK ile ÇILGIN/LIK
( INSANE vs. CRAZY )
- DELİLİK ile/değil/yerine GÜVENİLİR "DELİLİK"
- DELİLİK ile/ve/değil İNANÇ/İMAN
- DELİ/LİK ile VELİ/LİK
( Deli, kendi deli olduğu gibi başkasını da delirten. İLE Veli, başkasını ihyâ eden. )
( İnsan aklı bırakırsa Deli, akıl insanı bırakırsa Veli. )
( "Deliyim!" demek, bir şey değil. Maharet, zırva bulabilmekte! )
( Velîlik, altın; nebîlik, gümüş kerpiçtir. İlâhî zevk ve saltanat makamına "Altın kerpiç", Peygamber'in, kişileri davet etmek için indiği tenezzül makamına da "Gümüş kerpiç" denilmiştir. )
- DELİLLER [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]
- DELİLLER [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]
- DELÎLU'L-HİTÂB[Ar.] ile FEHVA'L-HİTÂB[Ar.]
- TENSION DE CLAQUAGE[Fr.] ile/değil/yerine/= DELİNME GERİLİMİ
- DELİOTU ya da KUDUZOTU
( Turpgillerden, bahçelere süs olarak dikilen bir bitki. )
( ALYSSUM )
- DELİRMEK ile/ve/||/<> BELİRMEK
- DELİRTME değil/yerine/>< BELİRTME
( Zihnin başedemediği tek şey belirsizliktir. Eğer yakınlarımızı "delirtmek" istemiyorsak, ancak zihnimizden/düşünce(ler)mizden/niyetimizden/yaklaşımımızdan ve/ya da durumumuzdan çevremizi haberdar ederek buna engel olabiliriz. Konuşmayarak, "susmayı"/"az konuşmayı" bir "beceri/fark" görerek iletişim ve paylaşım içinde olamaz, ortak alanda, birlikte hareket edemeyiz. )
- DELİRTMEK ile DELİRTİLMEK ile DELİRTEBİLMEK
- DELİSİ OLMAK ile/ve/ne yazık ki/||/<>/> NANKÖRÜ OLMAK
( Ulaşamadıklarının. İLE/VE/NE YAZIK Kİ/||/<>/> Ulaştıklarının. )
- DELİSİ OLMAK/OLAN ile/değil/yerine DÜŞKÜN
- DELİŞMEN/LİK ile DELİŞMENCE
- DELIVER :/yerine TESLİM ETMEK
- DELIVERANCE vs. TO BECOME FREE
- DELIVERY :/yerine TESLİMAT
- DELK[Ar.] ile DELK[Ar.]
( El ile ovma, sürtme, ovuşturma/ovuşturulma. İLE Eski giysi, yamalı dilenci hırkası. | Dervişlerin giydiği eski aba ve yırtık cübbe. )
- DELMEK ile DELMECE
- DELMEK ile MATKAP BASIN ile SONDAJ ile SONDAJ KULESİ
( DRILL vs. DRILL PRESS vs. DRILLING vs. DRILLING DERRICK )
( مته زدن ile دريل ile مته ile متهزدن ile مته کردن ile تمرين ile مشق نظامي ile متهکردن ile مثقب ile بامته سوراخ کردن ile مته فشاري ile مته زني ile برج چاه )
( MOTEH ZADAN ile دريل ile MOTEH ile MOTEHAZDAN ile MOTEH KARDAN ile TAMARYNE ile MOSHGH NEZAMY ile MOTEHKARDAN ile مثقب ile BAMETEH SORAKH KARDAN ile MOTEH FESHARY ile MOTEH ZANY ile BARJ CHAH )
(1996'dan beri)