Tüze(Hukuk) ve Türe/Adâlet'teki FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 15.345 başlık/FaRk ile birlikte,
15.345 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(55/63)
- TESİR[Ar.] değil/yerine/= ETKİ
- TESİR ile HÜKÜM
- TESKERE[Fars. < DESKERE] ile/değil TEZKERE[Ar.] ile/değil TEZKİRE[Ar.]
( Sedye. | Eskimiş yapılarda malzeme taşımak için kullanılan, dört kollu ve iki kişinin taşıdığı tahta araç. @@ Pusula. | Bir iş için izin verildiğini bildiren resmî kâğıt. | Askerlik görevinin bittiğini bildiren belge. @@ Divan şairlerinin yaşamlarını ve şiirlerini genellikle öznel bir bakış açısıyla değerlendiren yapıt. )
- TEŞKİK[< ŞAKK] ile TEŞKÎK[< ŞEKK | çoğ. TEŞKÎKÂT]
( Yarma, yarılma, ikiye ayırma, parça parça yarma. İLE %50/50 olarak şüpheye düşürme/düşürülme, şüphede bırakma/bırakılma. )
- TESLİM ETMEK ile/ve TESLİM ETMEYİ SÜRDÜRMEK
- TESLİMİYET ile/ve/||/<> ADÂLET
- TESLİMİYET ile/ve/||/<> ÇARESİZLİK
- TESLİMİYET ile/ve İNSAF
- TESLİMİYET ile/ve/||/<>/< SABIR
( Özellikle, Anthony Hopkins'in, "The Edge" ve "The Instinct" adlı filmlerini de izlemenizi salık veririz. )
- TESLİMİYET ile/ve/||/<> TEVEKKÜL
( Ne kadar âlim olsak da iki dakika sonra başımıza ne geleceğini bilemeyiz. )
( İnsan da, varlık da, kudret de küçülmedikçe büyümez. [muhitleşmek] )
( Kendinden haberin olmayacak ki, vuslata çıkasın. )
( Herşeyin modeli vardır fakat hakikatin yok. Hem kafes içinde duracaksın, hem de aradan çıkacaksın. )
( Azrail'e can vermeyen,
Hakk'a, Hakikat'e varamaz. )
( KENAR GEZME!
DOLAN, GEL!
GİR İÇERİ! )
- TESLİMİYET ve/||/<>/< UTANMAK/UTANABİLMEK
- TESLİMİYET/KABUL EDİLME/AFFEDİLME:
TÖVBE ve/||/<> DOĞRU/DÜZGÜN İŞ YAPMAK / SÂLİH AMEL
- TESMİYE[Ar. < İSM] ile ADLANDIRMA, AD VERME/KOYMA
( AD KOYMA, ADLANDIRMA, İSİM VERME | BESMELE ÇEKME )
- TESPİT ETMEK ile/ve ELDE ETMEK
( TO DETERMINE vs. TO OBTAIN/GET )
- TESPİT ile ÇIKARIM
( TO DETERMINE vs. INFERENCE )
- TESPİT ile GENELLEME
- TESPİT ile İLERİ SÜRMEK
( TO DETERMINE vs. TO PUT/BRING FORWARD )
- TESPİT değil/yerine/= SAPTAMA
( [not] DETERMINATION but/= DETECTION
DETECTION instead of DETERMINATION )
- TESPİT ile/ve TEKLİF
( TO DETERMINE vs./and TO PROPOSE )
- TESPİT ile/ve TEŞHİS
( ESTABLISHING vs./and DIAGNOSIS )
- TESPİT ile/ve/değil/||/<>/>/< (HAKKI/NI) TESLİM
- İCTİHÂD:
TEŞRÎ ile/ve/||/<> ADLÎ
- TEŞRİ ile FETVÂ
- TESRİ[Ar.] değil/yerine/= HIZLANDIRMA, ÇABUKLAŞTIRMA
- TEŞRÎH[Ar. < ŞERH | çoğ. TEŞRÎHÂT] ile TEŞRÎHÎ[Ar.] ile TEŞRÎ/Î(LEGISLATIVE)[Ar.]
( Açma, yayma, etraflıca şerh etme/edilme. | Dilim dilim, parça parça kesme. | Bir ölü gövdesini kesip parçalara ayırma. Otopsi. | Anatomi. | İskelet. İLE Anatomiye özgü, anatomiyle ilgili. İLE Yasa ile, yasa ile ilgili. )
- TEŞRİHHANE[Ar. + Fars.] ile DERSLİK
( Otopsi yapılan yer. | Tıp fakültelerinde anatomi dersi yapılan yer. )
- TEŞRİK[Ar.] ile/ve/||/<> MÜŞTEREK[Ar.]
( Yaptığı bir işe birini ortak etmek. İLE Ortak. | Ortaklaşa, el birliğiyle yapılan/hazırlanan. | Ortaklaşa kullanılan. | Ortaklaşa, birlikte. )
- TEST ile ANALİZ TEST vs. ANALYSIS
( TEST ile ANALİZ TEST )
- TEST ile/ve/değil/||/<>/< CHECK
- TESTLERDE:
POZİTİF ile/ve NEGATİF
( Bulunmuşsa/varsa. İLE/VE Bulun(a)mamışsa/yoksa. )
( Anlamlandırması/yorumlaması, beklenilen/aranılan şeyin karşılığına göre değişir. [ur/bakteri vb. için bakılmışsa pozitif çıkması olumsuzdur/kötüdür fakat gebelik, aşının tutması vb. için bakılıyorsa pozitif çıkması olumludur/iyidir.] )
( POSITIVE vs./and NEGATIVE : ON TESTS )
- TEŞVİK ETMEK ile/değil ÇANAK TUTMAK
- TEŞVİK ile/ve/<> CEVAZ
- TEŞVİK-İ MESAİ değil TEŞRİK-İ MESAİ/İŞBİRLİĞİ
- TEŞVÎŞ[< ŞEVEŞE] ile KARIŞTIRMA, BULANDIRMA
( KARIŞTIRMA, KARMAKARIŞIK ETME, KARIŞIKLIK )
- TESVİYE[< SEVÎ] ile/ve/<> TASFİYE[< SAFV]
( Beraber etme, düz etme, düzleme, düzeltme, düz duruma getirme. | Ödeme, verme. | Hükûmetçe bir yere gönderilen erlere verilen ve bilet yerine geçen kâğıt. İLE/VE/<> Saf kılma, saflaştırma, arıtma, ayıklama, temizleme. | Özleştirme. | Bir ticaret kuruluşunun batması, kapanması vb. nedenler üzerine hesapların kesilmesi, alacaklılara, ortada kalan mal ve paradan paylarına düşen miktarın verilmesi, likidasyon. | Türlü nedenlerle çok sayıda çalışanın görevine son verme. )
- TETABBU'[Ar. < TETABBUÂT] ile TETÂBU'[Ar. < TEBA | çoğ. TETÂBUÂT] ile TETEBBU'[< TEBA | çoğ. TETEBBUÂT]
( Tabiatlanma. İLE Aralıksız, birbiri ardından gelme. İLE Bir şeyi etraflıca tetkik etme, mahiyetini anlamaya çalışma, kapsamlı inceleme, bir şey hakkında geniş bilgi edinme. )
- TETİKLEME ile KIŞKIRTMA
( TRIGGER vs. PROVOKE )
- TETİKLEME ile/değil YANKILANDIRMA
- TETİKLEMEK ile KÖRÜKLEMEK
- TEVAFFUK[Ar. < VEFK] ile TEVÂFUK[Ar. < VEFK | çoğ. TEVÂFUKÂT]
( Başarma, muvaffak olma. İLE Uyma, uygun gelme. )
- TEVAKKİ[Ar.] değil/yerine/= SAKINMA, KORUNMA, ÇEKİNME
- TEVAKKUF[Ar.] değil/yerine/= DURMA, DURAKLAMA | BAĞLI/İLGİLİ OLMA
- TEVÂLÎ[Ar. < VELY] ile TEVÂRÎ
( Birbiri ardından gelme, arası kesilmeksizin devam etme, sürme. İLE Bir şeyin arkasına saklanıp görünmez olma, gizlenme. )
- TEVÂRÜS[Ar. < VERÂSET] ile/ve/> TEMELLÜK[Ar. < MELK/MÜLK] ile/ve/> TEMESSÜL[Ar. < MİSL] ile/ve/> TERCÜME[Ar. < TERCEME] ile/ve/> TELİF[Ar. < ÜLFET] ile/ve/> TEKELLÜM[Ar. < KELÂM]
( Birinden miras kalması, mirasa konma. | Kalıtım yoluyla birinden ötekine geçme. İLE/VE/> Kendine mâl etme. İLE/VE/> Benzeşme. | Özümleme. İLE/VE/> Çeviri. İLE/VE/> Birleştirmek. İLE/VE/> Dile getirmek, anlatmak, söylemek. )
- TEVÂTÜR:
UYDURMA SÖZ değil GÜVENİLİR KİŞİLERDEN GELEN BİLGİ/HABER
- TEVÂTÜR ile ŞÂYİA
( ... İLE Yayılmış haber, yaygın olan, söylenti. )
- TEVÂZU'[Ar. < VAZ | çoğ. TEVÂZUÂT] ile TEVAZZU'[Ar.] ile TEVAZZUH/TAVAZZUH[Ar. < VUZÛH | çoğ. TETEBBUÂT]
( Alçakgönüllülük (gösterme). İLE Konulma, konuluş. İLE Açıklanma, açıklığa kavuşma, aydınlanma. )
- TEVÂZÜN[< VEZN] değil/yerine/= TARTIDA BİR OLMA, DENK OLMA, DENGEDE BULUNMA
- TEVBE ile İ'TİZÂR
( Tövbe, işlenmiş bir günah ya da suçun bir daha işlenmeyeceğine dair verilen söz. | Kulun, sahf bir kalple Hakk'a yönelmesi, tekrar günah işlememeye ahd etmesi. İLE Özür dileme, bir şeyin, kendinden uzaklaştırılması. )
- TEVBÎH ile TEKDÎR ile MUÂHEZE[< AHZ | çoğ. MUÂHEZÂT]
( Azarlama, paylama. | Memurlara uygulanan bir disiplin cezası. İLE Bulandırma. | Kederlendirme. | Azarlama. | Öğrenciye verilen ve siciline işlenen bir cezâ. İLE Azarlama, paylama, çıkışma, darılma. | Tenkîd. )
( ... İLE Tevbîhten daha ağırdır. )
( Nush ile uslanmayanı, etmeli tekdîr
Tekdîr ile uslanmayanın hakkı kötektir! )
- TEVCÎH[< VECH] değil/yerine/= ÇEVİRME, YÖNELTME, DÖNDÜRME | SÖZ ATMA, BAKMA | ANLAM VERME, YORUMLAMA | RÜTBE, MEVKİ VERME
- TEVCÎH[AR. < VECH] ile/ve/||/<> TEVDÎ[AR. < VED]
( Çevirme, yöneltme, döndürme, söz atma, bakma, anlam verme, yorumlama, rütbe/mevki verme. İLE Bırakma, emânet etme, vedâlaşma. )
- TEVDÎ (ETMEK) ile/ve/||/<> HAVÂLE (ETMEK)
( Bırakma, emânet etme. | Vedâlaşma. İLE/VE/||/<> Bir işi bir başkasının sorumluluğuna bırakma, ısmarlama, devretme. | Banka, postane vb. aracılığıyla gönderilen para. | Postane, banka vb. aracılığıyla para gönderildiğinde gönderenle alacak olanın adları ve para miktarı yazılı kâğıt, havale kâğıdı, havalename. | Genellikle çocuklarda görülen, ateşli ya da ateşsiz olan çırpınma nöbetleri. | Bir arsayı çevirmek, kapamak için çekilen perde ya da duvar. | Yüksek ve büyük bir görünüşü olma. )
- TEVDÎ[Ar. < VED] değil/yerine/= BIRAKMA, EMÂNET ETME | VEDÂLAŞMA[Ar.]
- TEVECCÜH[< VECH] değil/yerine/= ÇEVRİLME, YÖNELME, DOĞRULMA | BİR YERE DOĞRU HAREKET ETME | GÜLERYÜZ GÖSTERME, YAKINLIK DUYMA | HOŞLANMA, SEVGİ | NASİP VE MÜYESSER OLMA
- TEVEKKELÎ[Ar.] değil/yerine/= NEDENSİZ, BOŞ YERE/BOŞUNA
- TEVEKKÜL ve/||/<>/> RIZÂ ve/||/<>/> SABIR
( Ulaşamadığına gösterdiğin. VE/||/<>/> Ulaştığına gösterdiğin. VE/||/<>/> Kaybettiğine gösterdiğin. )
- TEVELLÜT[Ar. < VİLÂDET] değil/yerine/= DOĞMA | DOĞUM (ZAMANI)
- TEVFİK FİKRET ile/ve/||/<>/> ATATÜRK
( Kimseden ümmîd-i feyz etmem, dilenmem perr-ü-bâl
Kendi cevvim, kendi eflâkimde kendim tâirim,
İnhinâ tavk-ı esâretten girandır boynuma;
Fikri hür, irfanı hür, vicdânı hür bir şâirim.
(Kimseden bir yarar ummam ben, dilenmem kol kanat.
Kendi boşluk, kendi gökkubbemde kendim gezginim.
Bir eğik baş, bir boyunduruktan ağırdır boynuma;
Fikri hür, irfânı hür, vicdanı hür bir şairim.)
Tevfik Fikret )
( )
- TEVFİKAN[Ar.] değil/yerine/= UYARAK, UYGUN OLARAK, ...'E GÖRE
- TEVFİKAT:
TAM ile/ve/değil/yerine/<> KISMÎ
( Ayrıntılarını okumak için burayı tıklayınız... )
- TEVHÎD ve/< ADÂLET ve/< MUHABBET
- TEVHİD ve SÜKÛNET
( Tevhîd, sükûnettir. )
- TEV'ÎD[Ar. çoğ. TEV'ÎDÂT] ile TEHDÎD[HÜDÛD | çoğ. TEHDÎDÂT]
( Sözle korkutma. İLE Birinin gözünü korkutma, göz dağı verme. )
- TE'VÎD[Ar.] ile TEV'ÎD[Ar. çoğ. TEV'ÎDÂT]
( Eğriltme, eğritilme. İLE Sözle korkutma. )
- TEVKİF[Ar.] değil/yerine/= DURDURMA | TUTUKLAMA
- TEVKİFHANE[Ar.] değil/yerine/= TUTUKEVİ
- TEVKÎL[Ar. < VEKÂLET] ile TEVKÎR[Ar. < VEKAR | çoğ. TEVKİRÂT]
( Vekil etme. İLE Güzel karşılama, ağırlama, ululama. )
- TEVLİT[Ar.] değil/yerine/= DOĞURMA, DOĞURTMA | NEDEN OLMA, OLUŞTURMA
- TEVLİYET[Ar.] değil/yerine/= VAKIF MALLARINA BAKMA GÖREVİ
- TEVSİ[Ar.] ile TEVŞİ[Ar.]
( Genişletme, yayma. İLE Süsleme. )
- TEVSİK[Ar.] değil/yerine/= BELGELEME
- TEVZÎ'[< VEZ |çoğ. TEVZÎÂT] ile TEVZÎÎ[Ar.]
( Dağıtma/dağıtılma. | Herkese payını dağıtma, üleştirme. İLE Dağıtma, üleştirme ile ilgili. )
- TEYAKKUZ[Ar. < YAKAZA] değil/yerine/= SAKLIK/UYANIKLIK
( Uyanma, uykudan kalkma. | Uyanık olma, uyanıklık, açıkgözlülük. )
- TEYAKKUZ[Ar.] değil/yerine/= SAKLIK/ANIKLIK/UYANIKLIK
- TEYİD ile TASDİK
- TEZ[Fars.] ile TEZ[Fr.]
( Çabuk olan, hızlı. | Hızlı bir biçimde. İLE Sav. | Üniversitelerde öğrencilerin ya da öğretim üyelerinin hazırlayıp bazen bir sınav kurulu önünde savundukları bilimsel çalışma. )
- TEZEKKÜR ile/ve/||/<>/> TEDEBBÜR
( Geçmişe yönelik. İLE/VE/||/<>/> Geleceğe yönelik. )
( İlgili yazıyı okumak için burayı tıklayınız... )
- TEZELZÜL[Ar.] değil/yerine/= SARSILMA, SALLANMA
- TEZGÂH[Fars. < DESTGÂH] ile ISDAR/ISTAR
( Genellikle dükkânlarda satıcıların önündeki uzun masa. | Kahve, meyhane vb.nde müşterilerin üzerinde yiyip içtikleri uzun masa ya da büfe. | Üzerinde genellikle el ya da küçük makinelerle iş görülen yapım aracı. | Tersane. | Genellikle yasal olmayan bir işi yapmak için tutulan uygunsuz yol. İLE Halı, kilim dokunan tezgâh. )
- TEZGÂHLAMAK ile DOLANDIRMAK
( Dokunacak bezi tezgâha yerleştirmek. | Bir iş için hazırlık yapmak, işe girişmek. | Yasal olmayan bir işi gerçekleştirmek için plan yapmak. İLE Dolanma işini yaptırmak. | Dolaştırmak. | Birini aldatarak parasını ya da malını elinden almak. )
- TEZGÂHTAR ile "TEZGÂHTAR"
( Satışla uğraşan. İLE Üçkağıtçı. )
- TEZVÎR[< ZEVR | çoğ. TEZVÎRAT] değil/yerine/= YALAN DOLAN | ARABOZUCULUK
- TEZYÎF[Ar. < ZEYF] ile/ve/||/<> İSTİHFAF[Ar.]
( Değersiz gösterme. | Alay etme. İLE/VE/||/<> Küçümseme, hor görme, tahkir. )
- TEZYÎF[Ar. < ZEYF] ile/ve/||/<> TAHKİR[Ar.]
( Değersiz gösterme. | Alay etme. İLE/VE/||/<> Aşağılama, onur kırma, onuruna dokunma. | Hakaret. )
- [ne yazık ki]
TEZYÎF[Ar. < ZEYF] değil/yerine/= DEĞERSİZ GÖSTERME | ALAY ETME
- THANK YOU vs. NO, THANK YOU
- (THE AWARE OF) FAST ALTERATION vs. (THE AWARE OF) SLOW ALTERATION
- THE FREEDOM vs./and CAPTIVITY OF THE FREEDOM
- [not] THE LOVE/HATE OF HISTORY vs. INFORMATION/KNOWLEDGE OF HISTORY
- THE PERSON DOES NOT TO TALK BY/IN THE WISDOM vs. THE PERSON DOES NOT TO TALK IN IGNORANCE
- (not THE REST) THE REST OF
- THE SELF OF ... vs. THE REASON OF ...
- THE THING, IF HAPPENS, WOULD NOT BE A PROBLEM vs. THE THING, WHICH WOULD BE BETTER IF NOT HAPPENS
- THEORY vs. PRACTICE
- THEORY vs. SCENARIO
- THEORY vs./and UTOPIA
- THEREFOR vs. THEREFORE
- THING ile ENTITY
- THIS vs. THIS EXIST TOO
- THOUGHT vs. ATTENTION
- THRILL vs. SHIVER vs. RIGOR vs. VIBRATION
- TİCARET:
T ile/ve/||/<> İ ile/ve/||/<> C ile/ve/||/<> A ile/ve/||/<> R ile/ve/||/<> E ile/ve/||/<> T
( Tecrübe/deneyim. İLE/VE/||/<> İtibar/saygınlık. İLE/VE/||/<> Cesaret. İLE/VE/||/<> Risk. İLE/VE/||/<> Emek. İLE/VE/||/<> Tedbir. )
- TİCARET ile/değil KAÇAKÇILIK
- TİCARET ile/ve/||/<> TASAVVUF
- TİCARET ile/ve/||/<> TÜZE
- TIKAÇ ile/ve/değil/yerine/>< TAÇ
- [ne yazık ki]
TIKANIKLIK ile/ve/||/<> KISIR DÖNGÜ
- TIKANMA ile/ve/||/<> ENGELLENME
- TIKANMAK ile/ve/||/<>/>/< TÜKENMEK
- TIKMAK ile/ve/||/<>/> TIKAMAK
- TİN ve/||/<>/< ŞAŞMA
( Şaşma, tin'in kapısıdır. )
- TIP ile/ve/||/<> ADLÎ TIP
- TIPTA, 4P: PREDİKTİF ve/||/<> PREVANSİYON ve/||/<> PERSONALISED ve/||/<> PROAKTİF
- TIRESOME vs. TIRING
- TIRNAK İÇİNDE ile/ve/||/<> KENDİ İÇİNDE
- TIRNAK MAKASI [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]
- TIRNAK MAKASI [PAYLAŞILAMIYOR/PAYLAŞILMIYOR]
- TIRTIKLAMAK = ÇALMAK/AŞIRMAK
- [ne yazık ki]
PARA BATIRMA YANILIMINDA:
TITANIC ile/ve/||/<>/> CONCORDE
( İlgili yazıyı okumak için burayı tıklayınız... )
( ON SUNK COST FALLACY: TITANIC and/||/<>/> CONCORDE )
- TİTİZLİK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< ÖZEN
- TO ADOPT vs. "TO SUPPORT/LIKE"
- TO APPROVE vs. TO GET FIXED
- TO ASCRIBE vs. TO RECONCILE
- TO ASK vs. TO SAY
- TO ASK/REQUIRE vs./and TO BELIEVE
- TO ASSIMILATE vs. TO SIMULATE
- TO ASSUME vs. TO PRESUME
- TO ASSURE vs. TO ENSURE vs. TO INSURE
- TO ATTRACT ATTENTION vs. TO AROUSE INTEREST
- TO BE CARRIED AWAY vs. SENSATION
- TO BE DEVIDED vs. TO DISPERSE
- TO BE INSUFFICIENT vs. INCAPACITY
- TO BE READY vs. EXPECTATION
- TO BEGIN-TO FINISH vs. TO BEGIN-TO COMPLETE
- TO BELIEVE vs. TO AGREE
- TO BELIEVE vs. TO GET BASE
( TO BELIEVE instead of TO GET BASE )
- [not] TO BLAME vs. TO CRITICIZE
- TO BLAME vs. TO DETERMINE
( TO DETERMINE instead of TO BLAME )
- TO CALL/TO SEEK/TO SEARCH vs./and TO SHARE
- [not] TO CHANGE vs. ALTERATION
( ALTERATION instead of TO CHANGE )
- [not] "TO CHEAT" vs. NOT ABLE TO EXPLAIN
- TO CHEAT vs. "TO CONCOCT"
- TO CLOSE vs. TO GET CLOSER
- TO COLLAPSE vs. TO DISPERSE
- TO COMMEND vs. TO COMMENT
- TO COMPARE vs. "TO KNOCK"
- TO COMPLAIN vs. TO SQUEAL/SNITCH
- TO COMPOSE vs. TO COMPRISE
- TO CONCEPT vs. TO CONCEPTUAL
- TO CONFER POWERS and/||/<> TO CONFER RIGHTS
( Yetki vermek. VE/||/<> Hak vermek. )
- TO CONFUSE vs. TO COMPARE
- TO CONFUSE vs. TO DELVE
- TO CONFUSE vs. TO LOSE
- TO CONFUSE vs. TO NOT CONFUSE
- TO CONFUSE vs. TO RESEARCH
- TO CONFUSE vs. TO UNITE
- TO CONSOLIDATE vs. TO RIVET
- TO CONSTITUTE to(with) TO SHAPE
- TO CONTINUE vs. TO LIVE
- TO CONTROL AT THE END vs. TO CONTROL AT THE BEGINNING AND CONTINUOUSLY
( TO CONTROL AT THE BEGINNING AND CONTINUOUSLY instead of TO CONTROL AT THE END )
- TO CONVINCE vs. TO PERSUADE PERSUASION
- TO DEFINE vs. EVALUATION
- TO DEFINE vs. LIMITING
- TO DELUDE vs. TO DECEIVE
- TO DESCRIBE vs. TO PLAN
- TO DETERMINE vs. "TO ARRANGE"
- TO DETERMINE vs. TO PUT/BRING FORWARD
- TO DETERMINE/ACCEPTANCE THE PIECE vs. TO DETERMINE/ACCEPTANCE THE ENTIRE/WHOLENESS
- TO DETERMINE vs./and TO CLEAR
- TO DIE vs. TO BE DESTROYED
- [not] TO DISAPPEAR vs. TRANSFORMATION
- TO DISCLOSE vs. TO EXPOSE/TO REVEAL vs. TO DIVULGE
- TO DISTORT vs. TO REFLECT BACK
- TO DIVIDE vs. TO SEPARATE
- [not] TO ENCOURAGE vs./and (ONLY) EXPLAINING
- TO END/FINISH vs. TO COMPLETE
- TO EVALUATE vs. TO CHARACTERIZE/TO DESCRIBE
- TO EXAGGERATE vs./and TO GENERALIZE
- TO EXCITE vs. TO INCITE
- TO EXCLUDE vs. TO LEAVE OUT
- TO EXCLUDE vs. TO PRETEND NOT TO SEE/TO TURN A BLIND EYE
- [not] TO FACILITATE vs./and TO ESCAPE
- TO FIND STRANGE vs. TO REGARD AS A STRANGER
- TO FINISH vs. CLOSING
- TO FINISH vs. TO BRING TO END
- TO FINISH vs. TO CONSUME
- TO FINISH vs. TO END UP
- TO FINISH vs. "TO PUNCTUATE"
- TO FINISH vs. TO SOLVE
- TO FIX/DETERMINE vs./and TO CATCH
- TO FOLLOW vs. TO CONTINUE
- TO FORGET vs. NEGLIGENCE
- [not] TO FORGET vs. PASSING FAST
- TO GENERALIZE vs. (VALUE) TO BE AS POSSIBILITY
( [VALUE] TO BE AS POSSIBILITY instead of TO GENERALIZE )
- [not] TO GET ANGRY vs. TO SAY DIRECT
- TO (GET) COMPLETE vs. TO BE
- TO (GET) DEVOTE vs./and TO DONATE
- TO GET FINISH vs. TO RELEASE
- TO GET FURTHER/BEYOND vs. TO POSTPONE/DELAY
- TO (GET) INFORM(ATION) vs. TO TEACH/LEARN
- TO GET RELATION vs./and TO DEEPEN
- [not] TO GET/GIVE PROMISE vs. TO GET/GIVE APPROVAL/CONSENT
- TO GIVE PERMISSION vs. TO GIVE AN OPPORTUNITY
- TO GIVE vs. TO GIVE AS A GIFT
- [not] TO GIVE vs. TO GIVE IN RIGHT TIME
- TO GIVE vs. TO TAKE
- TO GIVE UP vs. TO POSTPONE/DELAY
- TO GIVE vs./and TO GIVE UP
- TO GIVE/TO TAKE vs. SHARING
- TO HIDE vs. TO SAVE
- TO INTENSIFY vs. ATTENTION
( ATTENTION instead of TO INTENSIFY )
- TO KNOW and TO DEFINE and TO UNDERSTAND
- TO KNOW vs. AWARENESS
( tu now vit eveyr-nıs )
- TO LEAN vs. TO LEAN AGAINST/OVER
- TO LEARN vs. TO GET INFORMATION
- [not] TO LIE vs./and NOT TO SAY THE TRUTH
- TO LISTEN/PRETEND TO LISTEN vs. INDIFFERENCE/UNCONCERN/NEGLIGENCE
- TO LIVE THE PERSONAL LIFE vs. TO LIVE IN THE PERSONAL LIFE
- TO LOCATE vs. TO FIT WELL
- TO MAKE BETTER vs. TO CORRECT
- TO MAKE DEEPEN vs. TO FEED
- TO MAKE DEEPEN vs. TO FIT WELL
- TO MIX vs. GET INSIDE
- TO NARROW vs. REDUCTION
- TO NOT (ABLE TO) THINK DEEP/INTENSIVE/WIDE vs. IGNORANCE/THOUGHTLESSNESS
- TO OBSERVE vs. TO SCAN
- TO ORGANIZE vs. SUMMARIZE
- TO PERCEIVE vs. TO EXCEED
- TO PERISH vs. TO DEGENERATE
- TO PRAISE vs. TO EXALT
- TO PRODUCE vs. TO CREATE
- TO PROGRESS vs. TO CONSOLIDATE
- TO PROTECT vs. ABSTAIN
- TO PROTECT/SAVE vs. TO WATCH FOR/TO PROTECT
- TO PUT vs. TO LEAVE
- TO QUIT vs. ABANDONMENT/FORSAKE/RENOUNCE/LEAVE
- TO RECONCILE vs. IDENTIFICATION
- TO REDUCE vs./and NEGLIGENCE
- [not] TO REPLACE vs. TRANSFORMATION
- TO SAVE vs. TO CLAIM
- TO SAVE vs. TO REDEEM
- TO SAVE UP vs. MOVEMENT
( MOVEMENT instead of TO SAVE UP )
- TO SAY vs. TO DETERMINE
- TO SCRATCH vs. TO DIG UP
- TO SEARCH FOR EXPECTATION vs. TO ASK [JUST TO UNDERSTAND]
( TO ASK [JUST TO UNDERSTAND] instead of TO SEARCH FOR EXPECTATION )
(1996'dan beri)