İngilizce karşılıkları olan FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 23.947 başlık/FaRk ile birlikte,
23.947 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(6/97)
- ANATOMİK ile ANATOMİ UZMANI ile ANATOMİ
- ANAYOL(CADDE) ile SOKAK
- ANCAK ile AMA AYNI ZAMANDA
- ANCHORMAN[İng.] değil/yerine/= ANA HABER SUNUCUSU | BAŞKAN
- AND CIRCUIT[İng.] / CIRCUIT ET[Fr.] / UND-SCHALTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= VE DEVRESİ
- ANDERSEN ile ANDERSON ile ANDERSON KANSER ARAŞTIRMA MERKEZİ
- ANDROID[Fr./İng.] ile IOS
( )
( İnsan biçiminde otomat. | Telefon işletim düzeneği. İLE Apple telefon işletim düzeneği. )
- ANDROJEN ile ANDROJENLİK
- ANDROPHOBIA[İng.] değil/yerine/= ANDROFOBİ
( Erkeklere karşı duyulan aşırı korku.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ANEKDOT ile ANEKDOTSAL ile ANEKDOT ile ANEKDOTLAR
- ANEMOGRAF ile ANEMOGRAFİ
- ANEMOMETER[İng.] / ANEMOMÈTRE[Fr.] ile/değil/yerine/= ANEMOMETRE
- ANEMOMETRE ile ANEMOMETRİ
- ANENCEPHALY[İng.] değil/yerine/= ANENSEFALİ
( Bir canlının beyni olmadan ya da beyni gelişmeden doğması durumudur. Bir canlı, beyin sapı var olduğu sürece beynin geri kalanı olmaksızın varlığını bir süre sürdürebilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ANERJİ/ANERGY[İng.] değil/yerine/= BAĞIŞIKLIK YANITSIZLIĞI | ENERJİSİZLİK
- ANEROID[İng.] / ANEROÏDE[Fr.] / ANEROID[Alm.] ile/değil/yerine/= ANEROİT
- ANESTEZİ/ANESTHESIA[İng.] değil/yerine/= DUYUSUZLAŞ(TIR)MA
- ANESTEZİ ile UYUŞTURMAK ile ANESTEZİK ile UYUTMAK
- ANEVRİZMA/ANEURYSM[İng.] değil/yerine/= BALONLAŞMA, TORBALAŞIM
( Bir atardamarın bir bölgesinde oluşan gevşemeye bağlı ur biçimindeki genişleme. )
- ANGAJE ETMEK ile MEŞGUL OLMAK ile NİŞANLI ile NİŞANLANMAK ile NİŞAN YÜZÜĞÜ
- ANGAJMAN[Fr./İng. < ENGAGEMENT] değil/yerine/= BAĞLANTI/ÜSTLENME
- ANGARYA ile ANGARYA
- ANGLE MIRRORS[İng.] / MIROIRS À ANGLE[Fr.] ile/değil/yerine/= AÇILI AYNALAR
- ANGLE OF DEVIATION[İng.] / ABLENKWINKEL, ABWEICHUNGSWINKEL[Alm.] ile/değil/yerine/= SAPMA AÇISI
- ANGLE OF FRICTION[İng.] / ANGLE DU FROTTEMENT[Fr.] / REIBUNGSWINKEL[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜRTÜNME AÇISI
- ANGLE OF REFLECTION[İng.] / ANGLE DE LA RÉFLEXION[Fr.] / REFLEXIONSWINKEL, AUSFALLSWINKEL[Alm.] ile/değil/yerine/= GELİŞ/YANSIMA AÇISI
- ÅNGSTRÖM COEFFICIENT[İng.] / COEFFICIENT D'ANGSTRÖM[Fr.] / ANGSTRÖM-KOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= ÅNGSTRÖM KATSAYISI
- ÅNGSTRÖM PYRHELIOMETER[İng.] / PYRHÉLIOMÈTRE D'ÅNGSTRÖM[Fr.] / ANGSTRÖM-PYRHELIOMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= ÅNGSTRÖM PİRHELYOMETRESİ
- ÅNGSTRÖM'S RULE[İng.] / RÈGLE D'ÅNGSTRÖM[Fr.] / ANGSTRÖM-REGEL[Alm.] ile/değil/yerine/= ÅNGSTRÖM KURALI
- ANGSTROM[İng.] / ANGSTROM[Fr.] / ANGSTRÖM[Alm.] ile/değil/yerine/= ANGSTRÖM
- ANGULAR ACCELERATION[İng.] / WINKELBESCHLEUNIGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇISAL İVME
- ANGULAR DISPERSION[İng.] / DISPERSION ANGULAIRE[Fr.] / WINKELDISPERSION[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇISAL DAĞILIM
- ANGULAR DISPLACEMENT[İng.] / DÉPLACEMENT ANGULAIRE[Fr.] / WINKELVERSCHIEBUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇISAL YER DEĞİŞTİRME
- ANGULAR DISTANCE[İng.] / DISTANCE ANGULAIRE[Fr.] / WINKELENTFERNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇISAL UZAKLIK
- ANGULAR FREQUENCY[İng.] / FRÉQUENCE ANGULAIRE[Fr.] / KREISFREQUENZ, WINKELFREQUENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇISAL FREKANS
- ANGULAR IMPULSE[İng.] / IMPULSION ANGULAIRE[Fr.] / DREHIMPULS[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇISAL İTME, DÖNER İTKİ
- ANGULAR MAGNIFICATION[İng.] / ECKIGE-VERGRÖSSERUNG, WINKELVERGRÖSSERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇISAL BÜYÜTME
- ANGULAR MOMENTUM[İng.] / MOMENT ANGULAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= AÇISAL MOMENTUM
- ANHÂ MİNHÂ : ŞUNDAN BUNDA, ŞU BU, ÖTEBERİ, ŞÖYLE BÖYLE EDEREK
- ANHYSTERESIS[İng.] / ANHYSTÉRÉSIS[Fr.] / ANHYSTERESE[Alm.] ile/değil/yerine/= ANHİSTEREZİS
- ANİ ile ANİDEN
- ANILINE[İng.] / ANILINE[Fr.] / ANILIN[Alm.] ile/değil/yerine/= ANİLİN
- ANİLMERKEZ[Osm.] / CENTRIFUGAL[İng.] / CENTRIFUGE[Fr.] / ZENTRIFUGAL[Alm.] ile/değil/yerine/= MERKEZKAÇ
- ANIMSAMA ile/ve/değil/||/<> ÇAĞRIŞIM
( Şimdi'ye getirme. İLE/VE/DEĞİL Şimdi'yi, geçmişe/geçmiştekine taşıma/bağlama. )
( LETHOLOGICA: "Dilimin ucunda fakat söyleyemiyorum" durumu. )
- ANIMSAMA ile/ve REKLÂM
( En az bilineni, en çok bilinen aracılığıyla imgeleme. İLE Az bilinenin, çok bilinen ve/ya da tanınan aracılığıyla sunulması. )
( Yapıcı bir yaklaşım daha çok etkindir. İLE/VE Yıkıcı bir yaklaşım daha çok etkindir. )
- ANIMSAMA = TAHATTÜR = REMINISCENCE[İng.] = RÉMINISCENCE/RAPPELER[Fr.] = ANAMNESIS/ERINNERN[Alm.] = RECORDOR[Lat.] = ANAMNESIS[Yun.]
- ANIMSAMAK ile AKILDA TUTMAK
- ANION EXCHANGER[İng.] / ÉCHANGER D'ANIONS[Fr.] / ANION AUSTAUSCHER[Alm.] ile/değil/yerine/= ANYON DEĞİŞTİRİCİ
- ANION-EXCHANGE RESIN[İng.] / ANION AUSTAUSCHER HARZ[Alm.] ile/değil/yerine/= ANYON DEĞİŞTİRİCİ REÇİNELER
- ANIRMAK ile ANIRMA
- ANISOTROPY CONSTANT[İng.] / CONSTANTE DE L'ANISOTROPIE[Fr.] / ANISOTROPIE-KONSTANTE[Alm.] ile/değil/yerine/= ANİZOTROPİ SABİTİ
- ANISOTROPY ENERGY[İng.] / ÉNERGIE D'ANISOTROPIE[Fr.] / ANISOTROPIE-ENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= ANİZOTROPİ ENERJİSİ
- ANISOTROPY FACTOR[İng.] / FACTEUR D'ANISOTROPIE[Fr.] / ANISOTROPIEFAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= ANİZOTROPİ FAKTÖRÜ
- ANİZOKORİ/ANISOCORIA[İng.] değil/yerine/= GÖZBEBEĞİ EŞİTSİZLİĞİ
- ANJİNA PEKTORİS/ANGINA PECTORIS[İng.] değil/yerine/= GÖĞÜS AĞRISI (KALP)
- ANJİYOGRAFİ/ANGIOGRAPHY[İng.] değil/yerine/= DAMAR GÖRÜNTÜLEMESİ
- ANKÂ (KUŞU) ile KAKNÛS (KUŞU)
( Kaf Dağı'nda yaşadığı varsayılan, tüyleri renkli, yüzü insana benzer, asla yere konmayıp sürekli yükseklerde uçan ve kendinde her kuştan bir alâmet bulunduran, adı var kendi yok bir kuştur. Boynu uzun olduğu için Ankâ adıyla anılır. Efsaneye göre dişil bir kuşmuş. Başka bir söylentiye göre, cennet kuşuna benzer yeşil bir kuşmuş. Bu yüzden ona "Zümrüd-ü Ankâ" denilirmiş. İran'lıların Ankâ'ya üzerinde oturan otuz kuştan birer renk ve alâmet bulundurduğu için "Sîmurg" ya da "Sîreng" dedikleri ankâ sözcüğünün eski Oğuzca'da anmak (an-) kökünden "birşey anımsatan resim" anlamına geldiği düşünülürse, Zümrüd-ü Ankâ'nın "Simurg'a benzeyen, Simurg'u andıran" anlamında Simurg-ı Ankâ tamlamasından bozularak dilimize yerleştiği düşünülür. |
Kuşları ve çocukları yuttuğu için bu kuşa, yutan, yok eden anlamda "Mugrib" sıfatı verilerek "Anka-i Magrib" de denilir. |
Bir söylenceye göre, Ankâ Kuşu, Musa Peygamber zamanında tek ve dişil olarak dünyada yer almış. Sonra Tanrı ona bir eril eş yaratmış. Zamanla bunlar çoğalmışlar. Musa öldükten sonra Necd ve Hicaz'ı kaplamış ve o çevrede bulunan çocuklara musallat olmuşlar. Bunun üzerine zamanın peygamberi Halid b. Sinan el-Absî'nin bedduası ile yok olmuşlar.
İLE
Hümâ ve musikî kuşu. |
Kemik yiyerek yaşayan, bilinmeyen bir kuş. Eskiler bu kuşun tercihen sürekli karlarla örtülü bulunan bir bölgede yaşadığına ve yırtıcı bir kuş olduğuna inanırlarmış. Başka bir söylenceye göre, bu kuş Bahr-i Muhit adalarında yaşarmış ve güvercin büyüklüğünde, gagası sarı, kanadı zümrüt yeşilli ve beyazlı bir kuşmuş. |
Bazı Türk kabîleleri arasında çocukları koruyan bir meleğe ve can alan Azrail'e de Hümâ adı verilmiştir. )
- ANKİLOZ/ANKYLOSIS[İng.] değil/yerine/= DONUK EKLEM
- ANLA(YAMA)MAK ile/ve KAVRA(YAMA)MAK
( Anlayana, sivrisinek, saz; anlamayana, davul-zurna, az!
Anlayana, davul-zurna, saz; anlamayana, sazı soksan, az! )
( "Karga'nın Bülbül'ü, Bülbül'ün Karga'yı anlaması fakat aradakilerin anlayamaması" )
- ANLAK/ZEKÂ ile DENEYİM/TECRÜBE
( Sahip olunan geçmiş eylem bilgilerinin ve sonuçlarının, şimdiki zamanda, uygulanabilir[/pratik] bilgi olarak, hızla ortaya çıkarılabilmesi Zekâ'ya işaret etmez. )
- ANLAK/ZEKÂ ile/ve DOĞA
- ANLAK/ZEKÂ ile İÇGÜDÜ
- ANLAK/ZEKÂ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< US/AKIL/TAPINDIRAK
( Birleştirme/bağlantılandırma üzerine ve becerisi. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Ayırabilme, dışarıda bırakabilme üzerine ve becerisi. )
( Kendini düşünür. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< [Önce kendiyle birlikte] Başkalarını da düşünür. )
( Sunulmuş/bahşedilmiş olan. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Kişinin kuracağı. )
( Dün zekiydim, dünyayı değiştirmek isterdim. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Bugün akıllıyım, kendimi değiştiriyorum. )
( "Savaşta". İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Barış için! )
( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Bağ. | Eskiden, develerin ayağına bağladıkları bağ. | Kendini, gereksinimi duyulan şeyi, kendi aracılığıyla elde edilen özel bir sıfatla kayıtlandırmış zât. )
( )
( Sözel/yazınsal. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Matematik. )
( Dilin becerisi/hüneri. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Dilin freni. )
( Yakını gösteren ışık/huzme. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Uzağı gösteren ışık/huzme. )
( Ne yapacağını "bilmek", istenç/irâde[yapma bilgisi/gücü/isteği]. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Ne yapmayabileceğini bilme[bilgisi/gücü/isteği], direnç/ihtiyâr. )
( Kısa sürede [kazanırsa/belki/kısmen] "kazan[dır]ır". İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Orta ve uzun sürede kazan[dır]ır. )
( )
( [Kişileri ...] Ayrıştırır, uzaklaştırır. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Birleştirir, buluşturur. )
( [öteki ucu] Asalaklık. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Aptallık. )
( Keskinleştirmek üzere. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Yetkinleştirmek üzere. )
( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Hind felsefesindeki temel kavram RTA, Yol (Rota, route, road) anlamına gelmektedir. Ratio'nun kaynağı olan Ratis ise, Lâtince'de, bağ çubuklarını boylarına göre düzlemektir, denk etmektir. Eski Yunan'da, muntazam dizilmiş kolye anlamında, "cosmos", düzenli evren ("Cosmos") ile, akıl, dil, "Logos (uyumlu dil ve Akıl)", "Nomos", "Ethos" [yüce değerlere yönelme] arasındaki eşdeğerlik demektir. Japonların "Kannagara no michi"si, Arapların "Şeria"sı da aynı, doğru yol, anlamındadır. )
- ANLAK = ZEKÂ = INTELLECT/INTELLIGENCE[İng.] = ENTENDEMENT/INTELLIGENCE[Fr.] = VERSTAND/INTELLIGENZ[Alm.] = INTELLECTUS/INTELLIGENITIA[Lat.] = INTELIGENCIA[İsp.]
- ANLAM BOŞLUĞU ile/ve/değil ANLAM YİTİMİ
- ANLAM BÜTÜNLÜĞÜ ile/ve PARÇA PARÇA ELE ALIŞ
- ANLAM YİTİMİ ile/ve DİRENÇ YİTİMİ
- ANLAM-ANLAYIŞ ile/ve/<> KAVRAM-KAVRAYIŞ
- ANLAM'DA:
DÜŞÜNMÜŞLÜK ile/ve/değil YAŞANMIŞLIK
- ANLAM/A ile/ve/<> ANLAMLANDIRMA
- ANLAM/LI = MEAN/ING[İng.] = SIGNIFICATION[Fr.] = BEDEUTUNG[Alm.] = SIGNIFICATO[İt.] = SIGNIFICACION[İsp.] = SIGNIFICATIO[Lat.] = HE DIANOIA, HE DÜNAMIS[Yun.] = MEDLÛL, DELÂLET[Ar., Fars.] = BETEKENIS[Felm.]
- ANLAM/MA'NÂ ile/ve AMAÇ
( Denilmek istenilen şey. İLE/VE İstenilenin düzenlenmesi. )
- ANLAM ile/ve ALT ANLAM
( ... ile/ve HIPONOIA )
- ANLAM ile/ve AMAÇ
- ANLAM ile/ve/<> ANLAM VERME
- ANLAM ile/ve/<> ANLAMI ANLAMAK
- ANLAM ile BELİRTMEK
- ANLAM ile/ve/<>/>/< BÜTÜNLÜK
( Anlam, bütünlük gerektirir. )
( Meaning needs integrity. )
( Anlamak, beğenmenin başlangıcıdır. )
- ANLAM ile/ve/> DAYANAK
- ANLAM ile/ve/||/<>/< DEĞER ile/ve/||/<>/< AMAÇ
( "Herkeste, [zannı] var." İLE/VE/||/<>/< "Herkeste var." İLE/VE/||/<>/< Herkeste yok. )
- ANLAM ile/ve/<> DERİNLİK
( Anlam, amaca yönelik olandır/olmalıdır. )
- ANLAM ile/ve/> ETKİ
( Anlam varsa ifadesi sonsuza kadar gider. )
- ANLAM ve/=/||/<> FARK
- ANLAM ile/ve/<> İMLEM
- ANLAM ile/ve/<> İŞLEV
- ANLAM ile/ve KAVRAM
- ANLAM ile KAVRAM
- ANLAM ve KRİZ
- ANLAM ile/ve/<> MUTLULUK
- ANLAM ile/ve NEDEN/İLLET
- ANLAM ile/ve/<> SORUMLULUK
- ANLAM ile/ve/<> TAD
( Bir şeyin anlamı olmazsa, tadı/lezzeti de olmaz. )
- ANLAM ve/<> TARİH ve/<> DİL
- ANLAM ile/ve/<> USTALIK
- ANLAM ile/ve YORUM
- ANLAMA(MA)K ile/ve İDRAK ETME(ME)K
( Haller sonsuz sayıdadır. Birini idrak edince hepsini idrak etmiş olursunuz. )
- ANLAMA(MA)K ile/değil KABUL ETME(ME)K
- ANLAMA = FEHM, İDRAK = UNDERSTANDING, COMPREHENSION[İng.] = COMPRENDRE[Fr.] = DAS VERSTEHEN, HET VERSTAAN[Alm.] = ENTENDER, COMPRENDER[İsp.] = COMPREHENSIO[Lat.] = HE DIANOIA[Yun.] = MEFHUM[Ar.] = DARK[Fars.]
- ANLAMA ile/ve/<> TANIMA
- ANLAMA ve YENİDEN YAŞAMA
- ANLAMA ile/ve YORUMLAMA
- ANLAMAK ile "HAZM ETMEK"
- ANLAMAK ile "YARGI/LAMAK"
( Nezâketle dinlemek, akıllıca yanıt vermek, dengeli inceleme ve tarafsız karar vermek yargıcın özelliklerindendir. )
- ANLAMAK ile/ve (İLKELERE BAĞLI) ÇEVİRİ
- ANLAMAK ile/ve ALMAK
- ANLAMAK ile ANLAŞILIR ile ANLAMA ile KAPSAYICI ile KAPSAMLI OLARAK ile KOMPRES ile SIKIŞTIRILMIŞ ile SIKIŞTIRMA ile SIKIŞTIRICI ile KOMPRESÖR
- ANLAMAK ile/ve EYLEM
( Eylemin en yüksek biçimi, dildir/sözdür. )
- ANLAMAK ile/ve KAVRAMAK
( Anlamaya yardımcı olmak, gerçek yardımdır. )
- ANLAMAK ile/ve TAKDİR ETMEK
- ANLAMAK ile/ve VAROLMAK
- ANLAMAK ile/ve YANLIŞ ANLAMA(MA)K
- ANLAMAMAK ile/değil/yerine/>< ANLAMAK
( En ağır yük. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Sıfır yük. )
- ANLAMAMAK ile/ve/<>/değil TEMBELLİK
- ANLAMBİLİM = SEMANTICS[İng.] = SÉMANTIQUE[Fr.] = WORTBEDEUTUNGSLEHRE, SEMANTIK[Alm.] = SEMANTICO[İt., İsp.] = İLM el-DELÂLET[Ar.] = NAMÛGÂRŞİNASÎ[Fars.] = SEMANTIEK[Felm.]
- ANLAMSAL ÖLÇÜT ile BİÇİMBİLİMSEL ÖLÇÜT ile SESBİLİMSEL ÖLÇÜT
- ANLAMSIZ/LIK ile/ve "UZAK/LIK"
( Ederler dâvâsını, bilmezler mânâsını. )
- ANLAMSIZ ile ANLAMSIZLIK
- ANLAMSIZ ile SAÇMA
( Saçma/abes olan bir şeye yönelmek, felsefî olarak olanaksızdır! )
- ANLAMSIZ ile YERSİZ
- ANLAŞMA ile/ve/değil/<> ANTLAŞMA
( Anlama durumunun, kişilerin birbirinin dediklerini, konusu geçen noktayı ve içeriğini/kapsamını/ayrıntılarını duymuş, bilmiş, anlamış ve belirli bir yönde düşünce, duygu ve amaç bakımından birleşmiş olmayı belirtmektedir. İLE/VE/DEĞİL/<> Ahidleşme[toplulukta/toplumda] ve/ya da muahede[iki kişinin], karşılıklı olarak bağlayıcılık özelliğiyle/koşullarıyla sözleşmesi, yeminleşmesi. )
- ANLAŞMA ile UYGUNLUK ile BUNA GÖRE
- ANLAŞMAK ile UĞRAŞMAK ile ANLAŞMA ile SATICI ile BAYİLİK ile UĞRAŞMAK ile PİRİNÇ TİCARETİ
- ANLAŞMAK ile UZLAŞMACI
- ANLAŞMAZLIK ile UYUMSUZLUK ile UYUMSUZ
- ANLATABİLDİĞİN ile/ve/değil/yerine (ÇOK) İYİ ANLATABİLDİĞİN
- ANLATMAK ile/ve "GEVEZELİK"
- ANLATMAK ile/ve/değil/yerine DEĞİLLE(TTİR)ME
( Anlamasını sağla(t)mak. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Kavramasını sağla(t)mak. )
( Yok. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Var değil. )
- ANLATMAK ile/ve/<> ÖĞRENMEK ÜZERE/İÇİN ANLATMAK
- ANLATMAK ile/ve PAYLAŞMAK
- ANLAYIŞ ile/ve DEĞİŞİM
- ANLAYIŞ ile/ve HOŞGÖRÜ
- ANLAYIŞ ile/ve OLUŞ
- ANLAYIŞ ile/ve ZEVK
- ANLAYIŞSIZ/LIK ile BİLİNÇLİ ANLAYIŞSIZ/LIK
- ANLIK = ZİHİN = MIND[İng.] = MENS[Lat.]
- ANMA GÜNÜ ile/yerine/değil ANLAMA GÜNÜ
- ANMAK ile ANMA ile HATIRA
- ANN/ARTIFICIAL NEURAL NETWORK[İng.] değil/yerine/= YAPAY SİNİR AĞI
- ANNE/BABA ile ÜVEY ANNE/BABA
- ANNE/LİK/TE:
KOLAYLAŞTIRICI/LIK ile/değil/yerine/>< DÜZENLEYİCİ/LİK
( [Yaklaşım] Esnek ve destekleyici. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Katı ve kurallara dayalı.
[Amaç] Çocuğun özgüvenini ve bağımsızlığını artırmak. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Çocuğun disiplinli ve sorumlu bir birey olmasını sağlamak.
[Destekleyici Rol] Çocuğun ilgi ve yeteneklerini keşfetmesine yardımcı olmak. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Çocuğa net sınırlar ve beklentiler koymak.
[Özgüven] Çocuğun kendine güvenini artırmak. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Çocuğa sorumluluklar vererek güvenli bir çerçeve sağlamak.
[Bağımsızlık] Çocuğun kendi kararlarını almasına olanak tanımak. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Çocuğun belirli kurallara ve sorumluluklara uymasını sağlamak.
[Disiplin ve Kurallar] Daha az vurgu. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Belirli bir düzen ve disiplin içinde yetiştirme.
[Net Beklentiler] Esneklik gösterme. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Çocuklardan ne beklendiğini açıkça belirtme.
[Sorumluluk] Çocuğun sorun çözme becerilerini geliştirmek. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Çocuğa belirli görevler ve sorumluluklar verme. )
( [Annelik] Bir gelişim aşaması. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Bir rol.
[Annelik] Kendini gerçekleştirme. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Yaşama geçici bir ara vermek.
[Annelik] İdealize edilmiş. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Küçük görülen.
[Öznel deneyim] Uyarıcı. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Tüketici.
[Rol dağılımı] Anneliğin sıradüzeni. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Eş ile eşitlik.
[Kimlik] Anne. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Birey.
[Anne bakımı] İçgüdüsel. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Edinilen.[Doğru yöntemleri uygulamak]
[Yönetim] Sezgisel doğaçlama. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Alışılagelmişleri önemsemek.
[Hedef] Kendiliğindenlik. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Öngörülebilirlik.
[Bebeğin imgesi] Savunmasız, iyi huylu. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Güçlü, doyumsuz.
[Oryantasyon] En iyisini bebek bilir. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< En iyisini yetişkin bilir.
[Anne-bebek] Karşılıklı memnuniyet. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Gereksinim bakışımsızlığı.
[Annenin işlevi] Vezgeçilmez. Tam zamanlı. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Başka biri tarafından da gerçekleştirilebilir. )
( Çocuğun bireysel gelişimini desteklemeyi, bağımsızlık kazanmasını desteklemeyi ve onların özgüvenini artırmayı amaçlar.
[Bu yaklaşımda anneler, çocuklarının kendi kararlarını almalasına, sorun çözme becerilerini geliştirmesine ve kendi yeteneklerini keşfetmesine yardımcı olur.]
[Destekleyici Rol] Anneler, çocuklarının ilgisini ve yeteneklerini keşfetmesi için onları destekler.
[Özgüven] Çocukların kendine güvenini artırmak için teşvik edici bir ortam sağlar.
[Bağımsızlık] Çocukların kendi kararlarını almasına ve sorunları çözmesine olanak tanır.
İLE/DEĞİL/YERİNE/><
Çocukların belirli kurallara ve disiplin çerçevesine uygun biçimde yetiştirilmesini hedefler. Bu yaklaşımda anneler, çocuklarına net sınırlar ve beklentiler koyar ve bu kurallara uyulmasını sağlar.
[Disiplin ve Kurallar] Çocukların belirli bir düzen ve disiplin içinde yetişmesini sağlar.
[Net Beklentiler] Anneler, çocuklardan ne beklendiğini açıkça belirtir ve bu beklentilere uyulmasını denetler.
[Sorumluluk] Çocukların sorumluluk sahibi bireyler olarak yetişmesi için belirli görevler ve sorumluluklar verir. )
( [Yaklaşımlar] Daha esnek ve destekleyici bir yaklaşımla çocuğun bireysel gelişimini ön planda tutar. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Daha katı ve kurallara dayalı bir yaklaşımla çocuğun toplumsal düzene ve disipline uygun biçimde yetişmesini hedefler.
[Amaçlar] Çocuğun özgüvenini ve bağımsızlığını artırmayı amaçlar. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Çocuğun disiplinli ve sorumlu bir birey olmasını sağlamayı hedefler.
[Yöntemler] Çocukların kendi kararlarını alması teşvik edilir. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Çocukların belirli kurallara ve sorumluluklara uymaları sağlanır.
[Çocuk Üzerindeki Etki] Çocukların yaratıcılıklarını ve sorun çözme becerilerini geliştirmelerine yardımcı olabilir. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Çocukların daha disiplinli ve düzenli bireyler olarak yetişmesini sağlar. )
- ANNE ile/ve/<>/< ANNEANNE
- ANNEANNE ile "ANNE" ANNEANNE ("ANNE" OLAN ANNEANNE)
( Bu durum, daha çok, anneannelerin yetiştirdiği çocuklar için geçerlidir. )
- ANNIHILATION RADIATION[İng.] / ANNIHILATION RADIATION[Fr.] / ANNIHILATIONSSTRAHLUNG, VERNICHTUNGSSTRAHLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YOK OLMA IŞINIMI/IŞINI
- ANNIHILATION[İng.] / ANNIHILATION[Fr.] / ANNIHILATION[Alm.] ile/değil/yerine/= YOK OLMA
- ANODE CORROSION EFFECT[İng.] / EFFET DE CORROSION ANODIQUE[Fr.] / ANODENABNUTZUNGSEFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= ANOT AŞINMA ETKİSİ
- ANODE CRITICAL VOLTAGE[İng.] / ANODENKRITISCHE SPANNUNG, KRITISCHE ANODENSPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ANOT KRİTİK GERİLİMİ
- ANODE DARK SPACE[İng.] / DOMAINE SOMBRE ANODIQUE[Fr.] / ANODENDUNKELRAUM[Alm.] ile/değil/yerine/= ANOT KARANLIK BÖLGESİ
- ANODE DETECTOR[İng.] / DÉTECTEUR D'ANODE[Fr.] / ANODENDETEKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= ANOT DEDEKTÖRÜ
- ANODE DISSIPATION[İng.] / DISSIPATION ANODIQUE[Fr.] / ANODENVERLUSTLEISTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ANOT KAYBI
- ANODE EFFECT[İng.] / EFFET ANODIQUE[Fr.] / ANODENEFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= ANOT ETKİSİ
- ANODE EFFICIENCY[İng.] / RENDEMENT ANODIQUE[Fr.] / ANODISCHE LEISTUNGSFÄHIGKEIT, ANODISCHE NUTZLEISTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ANOT VERİMİ
- ANODE FALL[İng.] / CHUTE DE L'ANODE[Fr.] / ANODENFALL[Alm.] ile/değil/yerine/= ANOT DÜŞÜŞÜ/DÜŞÜMÜ
- ANODE GLOW SPACE[İng.] / DOMAINE LUMINEUX ANODIQUE[Fr.] / ANODENGLIMMLICHT[Alm.] ile/değil/yerine/= ANOT IŞIKLI BÖLGESİ
- ANODE IMPEDANCE[İng.] / IMPÉDANCE ANODIQUE[Fr.] / ANODENIMPEDANZ[Alm.] ile/değil/yerine/= ANOT EMPEDANSI
- ANODE LOAD[İng.] / CHARGE DE L'ANODE[Fr.] / ANODENLADUNG, ANODENLAST[Alm.] ile/değil/yerine/= ANOT YÜKÜ
- ANODE NEUTRALIZATION[İng.] / ANODENNEUTRALISATION[Alm.] ile/değil/yerine/= ANOT NÖTRLEŞMESİ
- ANODE PULSE MODULATION[İng.] / MODULATION D'IMPULSION ANODIQUE[Fr.] / ANODENIMPULSMODULATION[Alm.] ile/değil/yerine/= ANOT DARBE KİPLEMESİ/MODÜLASYONU
- ANODE RAYS[İng.] / ANODENSTRAHLEN[Alm.] ile/değil/yerine/= ANOT IŞINLARI
- ANODE REGION[İng.] / DOMAINE ANODIQUE[Fr.] / ANODENGEBIET[Alm.] ile/değil/yerine/= ANOT BÖLGESİ
- ANODE RESISTANCE[İng.] / RÉSISTANCE ANODIQUE[Fr.] / INNENWIDERSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= ANOT DİRENCİ
- ANODE SATURATION[İng.] / SATURATION ANODIQUE[Fr.] / ANODENSÄTTIGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ANOT DOYMASI
- ANODE VOLTAGE[İng.] / TENSION ANODIQUE[Fr.] / ANODENSPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ANOT GERİLİMİ
- ANOİT ile SİNİR BOZUCU
- ANOMAL[Fr.] ile ANORMAL[Fr./İng.]
( Düzensiz, yolsuz. İLE Yerleşmiş düzene, alışkanlık ve kurallara aykırı/lık. )
- ANOMALİ/ANOMALY[İng.] değil/yerine/= SAPAKLIK
- ANOMALOUS DISPERSION[İng.] / DISPERSION ANORMALE[Fr.] / ANORMALE DISPERSION[Alm.] ile/değil/yerine/= ANORMAL DAĞILIM
- ANOMALOUS VISCOSITY[İng.] / VISCOSITÉ ANORMALE[Fr.] / ANORMALE VISKOSITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= ANORMAL AĞDALILIK
- ANOMİ/ANOMIA[İng.] değil/yerine/= SÖZCÜK BULAMAMA | DEĞER YOKSULLUĞU
- ANOMİ ile HİÇÇİLİK/NİHİLİZM
- ANONİM ile ANONİM ile ANONİMLİK ile ANONİM
- ANOPSİ/ANOPSIA[İng.] değil/yerine/= GÖRMEZLİK
- ANOREKSİ[İng. ANOREXIA] ile/||/<> ANORMAL PSİKOLOJİ[İng. ABNORMAL PSYCHOLOGY]
( Anormal derecede düşük vücut ağırlığı, kilo alma korkusu ve vücut ağırlığının çarpık bir algısı ile karakterize edilmiş bir yeme bozukluğu hastalığıdır. Anoreksi hastası insanlar, kilolarını ve vücut şekillerini kontrol edebilmek için ekstrem yollara başvurular. @@ Toplum tarafından genel kabul görmüş normlardan büyük ölçüde farklılaşan, kabul edilemeyecek türden davranışları tanımlayan, araştıran ve anlamaya çalışan psikoloji dalıdır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ANORMAL[İng.]/A(B)NORMALİTE ile İLGİNÇ | AÇIK/ŞEFFAF/DÜRÜST | DÜZGÜSÜZ | OLAĞANDIŞILIK | BOZUKLUK
- ANORMAL ile ANOMALİ
- ANORMAL ile ANORMALLİK ile ANORMALLİK
- ANOSOGNOZİ ile/ve/<> YARISAL BOŞLAMA(İHMAL)
( Anosognozi, daha çok felçli bireylerde görülen, gövdesinin kötürüm bölümünün, kötürüm olduğunun farkında olmamaya ya da buna inanmamaya neden olan bir sinir sayrılığıdır(hastalığıdır). [Anosognozik bir kötürüm sayrının(hastanın), elinin önüne bir kalem koyup bunu kaldırmasını isterseniz, "yorgunum" ya da "kalem gereksinimim yok" gibi yanıtlar alırsınız. Eli felçli olduğundan dolayı, alamayacağının farkında bile değildir. Bazı ileri örnekler de, körken, hâlâ görebildiğini sanabilir. Beynin sağ tarafındaki bir bozulma, bu sayrılığa yol açıyor.] İLE/VE/<> Bu beyin bozulumu sayrılığını yaşayanlar, kendilerinin ve çevrelerinin sadece yarısını algılayabiliyor. [ Sayrı, erkekse, yüzünün sadece bir yarısını traş eder. Öteki yarısının farkında bile değildir. Bir tabak yemek verseniz, sadece yarısını yiyip, yemeğin çok az olduğundan yakınırlar. Çevrelerinin ve gövdelerinin sadece yüzde ellisini algılarlar. ] )
- ANOZMİ/ANOSMIA[İng.] değil/yerine/= KOKU ALAMAMA
- ANOZOGNOZİ/ANOSOGNOSIA[İng.] değil/yerine/= HASTALIĞINI BILMEZLİK
- ANSİKLOPEDİ ile ANSİKLOPEDİK ile ANSİKLOPEDİST
- ANSİKLOPEDİ ile/ve/<>/yerine INTERNET
- ANSTABİL ANJİNA PEKTORİS/UNSTABLE ANGINA PECTORİS[İng.] değil/yerine/= KARARSIZ GÖĞÜS AĞRISI
- ANSTABİL/UNSTABLE, LABILE[İng.] değil/yerine/= KARARSIZ
- ANTAGONISTIC PLEIOTROPY[İng.] değil/yerine/= ANTAGONİSTİK PLEİOTROPİ
( Bir genin hayatın erken dönemlerinde yararlı etkileri olurken ilerleyen zamanlarda zararlı etkilerinin ortaya çıkması. Gen etkisini göstermeye başladığı zamanda taşıyıcı çoktan diğer bireylerden daha fazla birey dünyaya getirmişse bu genlerin üreme çağından sonra uyum gücüne herhangi bir etkisi olmaz ve seçilimle korunur.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ANTARKTİKA OKYANUSU ile ANTARKTİKA
- ANTEGRAT/ANTEGRADE[İng.] değil/yerine/= İLERİYE DOĞRU
- ANTELMİNTİK[İng. ANTHELMINTIC] ile/||/<> ANTERİYOR[İng. ANTERIOR]
( Bağırsak solucanlarının üremesini durduran ya da onları öldüren ilaç. @@ Anotomide bir bireyin ön kısmı. Ayrıca ön tarafta bulunma durumunu da ifade eder.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ANTENNA AMPLIFIER[İng.] / ANTENNENVERSTÄRKUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ANTEN YÜKSELTECİ
- ANTENNA[İng.] / ANTENNE[Fr.] / ANTENNE[Alm.] ile/değil/yerine/= ANTEN
- ANTENNAE[İng.] değil/yerine/= DUYARGA
( Dokunma, koku alma ve bazı durumlarda işitme gibi önemli duyusal işlevlere sahip, eklembacaklılarda algılama için kullanılan çift uzantılardır. Duyargalar, böceklerin dış iskeletinin bir parçası olan kitin maddesinden oluşur ve farklı türlerde değişik şekil ve boyutlarda olabilirler. Örneğin, kelebeklerin ince ve tüylü antenleri varken, karıncaların düz ve düğüm biçiminde antenleri bulunur. Tipik olarak duyu organları olsalar da neyi ve nasıl algıladıkları tüm canlılarda aynı değildir. Anten ya da lamise olarak da bilinmektedir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ANTERİOR/ANTERIORIİng.] değil/yerine/= ÖN | ÖNDE
- ANTESEDAN/ANTECEDENT[İng.] değil/yerine/= SAYRILIK/HASTALIK GEÇMİŞİ
- ANTHRACENE[İng.] / ANTIBIOTIQUE À LARGE SPECTRE D'ACTION[Fr.] / ANTHRAZEN[Alm.] ile/değil/yerine/= ANTRASEN
- ANTHROPOPHOBIA[İng.] değil/yerine/= ANTROPOFOBİ
( İnsanlardan ya da toplumdan aşırı korkma olarak bilinen, Yunanca'da "insan", "toplum" anlamlarına gelen άνθρωπος ("ánthropos") ve "korku" anlamına gelen φόβος ("phóbos") kelimelerinden oluşan bir terim.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ANTİ ile AMERİKAN KARŞITI ile İSRAİL KARŞITI ile YAHUDİ KARŞITI ile UYUŞTURUCU KARŞITI ile ANTİ-FAŞİST ile ANTİSEPTİK ile ANTİSOSYAL ile ANTİSTATİK
- ANTIBIOTICS[İng.] / ANTICORPS[Fr.] / ANTIBIOTIKA[Alm.] ile/değil/yerine/= ANTİBİYOTİKLER
- ANTIBODY[İng.] / IMMUNKÖRPER[Alm.] ile/değil/yerine/= ANTİKOR
- ANTICOINCIDENCE CIRCUIT[İng.] / ANTIKOINZIDENZSCHALTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KARŞIT KOİNSİDANS DEVRE
- ANTİDEODORANT ile ANTİDEPRESAN
- ANTIFERROMAGNETISM[İng.] / ANTIFERROMAGNETISM[Fr.] ile/değil/yerine/= KARŞIT FERROMANYETİKLİK
- ANTİFİRİKSİYON[Fr.] ile ANTİFİRİZ[İng.] ile ANTİHALO[Fr.]
( Bir makinenin hareketli parçalarının sürtünmesini azaltarak, zamanla aşınmasını önleyecek nitelikte nesne ya da alaşım. İLE Sıvıların donmasını önleyici nesne. İLE Fotoğraf plakaları üzerinde ışığın oluşturduğu lekeleri önleyen nesneler. )
- ANTİFLOJİSTİK ile ANTİFLOJİSTİN ile ANTİFONİ
- ANTIFREEZE, ANTIFREEZE AGENT[İng.] / ANTHRACÉENE[Fr.] / FROSTSCHUTZMITTEL[Alm.] ile/değil/yerine/= ANTİFRİZ
- ANTİFRİZ[İng. < ANTIFREEZE] değil/yerine/= DONDURMAZ
- ANTIHYPERON[İng.] / ANTIHYPERON[Fr.] / ANTIHYPERON[Alm.] ile/değil/yerine/= KARŞIT HİPERON
- ANTİJEN[İng. ANTIGEN] ile/||/<> ADJUVANT ile/||/<> AGAR JELİ İMMUNODİFÜZYON TESTİ[İng. AGAR GEL IMMUNODIFFUSION TEST] ile/||/<> ALOTANIMA[İng. ALLORECOGNITION] ile/||/<> ÇÖKELME (AGLÜTİNASYON)[İng. AGGLUTINATION]
( Tek başına ya da kompleks bir molekül oluşturduktan sonra bağışıklık tepkisini yaratma yeteneğine sahip olan ve bağışıklık sisteminin bir ürünü ile bağlanabilen vücuda yabancı bir madde. @@ Spesifik ve antijenik olmayan, bağışıklık uyarıcı maddelerdir. Özellikle, inaktif aşıların antijenlik değerini arttırmak için birlikte kullanılır. "Artırıcı" ve "destekleyici" kelime anlamları vardır. @@ Antikor ve antijenlerin saptanmasında kullanılan bir testtir. Bir antijen-antikor reaksiyonudur ve yarı katı agar üzerine uygulanır. @@ Bir allojenik bireyin antijen sunan gözeler üzerindeki MHC moleküllerinin T gözeleri tarafından tanınması. In vivo ortamda allograf reddine ve karışık lenfosit reaksiyonuna (mixed lymphocyte reaction, MLR) neden olur. @@ Bu test, bir antijen-antikor reaksiyonudur. Bakterileri, alyuvarların ya da antijenle kaplanmış partiküllerin spesifik antikorlar (aglutinin) tarafından bir araya getirilmesi ve kümelenmesi. Test hem antikor ve hem de antijenlerin saptanmasında kullanılır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ANTİJENİK BÖLGE[İng. ANTIGENIC SITE] ile/||/<> ANTİMADDE[İng. ANTIMATTER] ile/||/<> ANTİPARAZİTER[İng. ANTIPARASITIC] ile/||/<> ANTİSEPTİK[İng. ANTISEPTIC] ile/||/<> ANTİSOSYAL KİŞİLİK[İng. ANTISOCIAL PERSONALITY]
( Proteinlerin savunma sistemimiz tarafından algılanıp bir tepkiye neden olan bölgeleridir. @@ Maddenin atomaltı parçacıklarına göre zıt özellik taşıyan parçacıklardan oluşan madde. Antimadde, Büyük Patlama'dan sonra oluşmuştur ve evrende çok az bulunur. Evrendeki tüm parçacıkların bir antiparçacığı vardır. @@ Parazitlerin üremelerine engel olan ya da onları öldüren maddeler. Genellikle belirli bir sınıftaki sınırlı sayıda parazite karşı etkilidirler. @@ Mikroorganizmaların üremelerine engel olan ya da ölümlerine yol açan kimyasal maddeler. Antiseptikler insanlarda genellikle toksik etkiye sahip değildirler. @@ Toplumun kural ve kanunlarına uyamayan, kendini kontrol edemeyen, çekinme ve kontrol özellikleri olmayan davranışlara sahip kişilik türüdür. "Psikopatik kişilik" ya da "psikopat" olarak da bilinir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ANTİK[Lat.] ile/ve/değil KADÎM
- ANTİK ile ANTİK. ile ESKİLİK ile ANTİK ÇAĞ ile ESKİLER
- ANTİKACI ile ANTİKA ile ANTİK ÇAĞ
- ANTİKATALİZÖR ile ANTİKALIK
- ANTİKOAGÜLAN/ANTICOAGULANT[İng.] değil/yerine/= PIHTIÖNLER
- ANTİKOAGÜLASYON/ANTICOAGULATION[İng.] değil/yerine/= PIHTI ÖNLEME
- ANTILOGOUS POLE[İng.] / PÔLE ANTILOGUE[Fr.] / ANTILOGOP[Alm.] ile/değil/yerine/= ANTİLOG KUTUP
- ANTİLOP ile (ÖKÜZ BAŞLI) AFRİKA ANTİLOPU/GNU
( ... İLE/VE Güney Afrika'da yaşarlar. )
- ANTİLOP ile MAVİ/BEYAZ SAKALLI ANTİLOP
- ANTİMİKROBİYAL ile FÜZESAVAR
- ANTIMON[İng.] / ANTIMON[Fr.] / ANTIMON[Alm.] ile/değil/yerine/= ANTİMON
- ANTİMON[İng./Fr. < ANTIMOINE]
( Atom numarası 51, atom ağırlığı 121,76 olan, 630 °C'de eriyen, haddede ya da çekiç altında işlenemeyen, çoğunlukla basım harfleri alaşımında kullanılan, mavimtırak beyaz renkte bir öğe. [simgesi: Sb] | Arseniğe çok benzeyen, katı bir nesne. )
- ANTINEUTRINO[İng.] / ANTINEUTRINO[Fr.] / ANTINEUTRINO[Alm.] ile/değil/yerine/= KARŞIT NÖTRİNO
- ANTINEUTRON[İng.] / ANTINEUTRON[Fr.] / ANTINEUTRON[Alm.] ile/değil/yerine/= KARŞIT NÖTRON
- ANTIPARTICLE[İng.] / ANTIPARTIKEL[Alm.] ile/değil/yerine/= ANTİPARÇACIK/ANTİTANECİK
- ANTIPARTICLES[İng.] / ANTIPARTICLES[Fr.] / ANTIPARTIKEL, ANTITEILCHEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KARŞIT TANECİKLER
- ANTIPROTON THRESHOLD[İng.] / SEUIL D'ANTIPROTON[Fr.] / ANTIPROTONSCHWELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= KARŞIT PROTON EŞİĞİ
- ANTIPROTON[İng.] / ANTIPROTON[Fr.] / ANTIPROTON[Alm.] ile/değil/yerine/= KARŞIT PROTON
- ANTİTEZ ile ANTİTETİK ile ZIT
- ANTİTOKSİK ile ANTİTOKSİN
- ANTITOXIN[İng.] / ANTITOXIN[Alm.] ile/değil/yerine/= ANTİTOKSİN
- ANTLAŞMA/AHİT/MİSAK ve UYUŞMA/AHENK
- ANTLAŞMA ile/ve/<> İŞBİRLİĞİ
( Kişinin çok fazla işbirliği içinde olabildiği çeşitli düzeyler vardır. )
- ANTLAŞMA ile/ve UZLAŞMA
- ANTLAŞMALI ile DANIŞIKLI-DÖNÜŞÜKLÜ
( [Por. ve İsp.] KOMPRADOR: İşbirlikçi. )
- ANTRASİT ile ŞARBON
- ANTREPO ile GİRİŞİMCİ
- ANTROPODA ile ANTROPOGRAFİ ile İNSANSI ile ANTROPOLOG ile ANTROPOLOJİ ile ANTROPOMORFİK
- ANTROPOİT/ANTHROPOID[İng.] değil/yerine/= İNSANSI
- ANTROPOLOJİ
- ANTUSİYAZM[Fr./İNG. < ENTHUSIASM] değil/yerine/= COŞKU, COŞKUNLUK, AŞIRI HAYRANLIK
- ANÜLER/ANNULAR[İng.] değil/yerine/= HALKA BİÇİMLİ
- ANÜRİ[Fr./İng. ANURIE] ile İŞEYEMEME, SİDİK YOKLUĞU
( Böbreklerden sidiğin süzülememesi. | Sidik oluşturamama biçiminde ağır bir böbrek rahatsızlığı belirtisi. )
- ANYON MUBADELESİ[Osm.] / ANION EXCHANGE[İng.] / ÉCHANGE D'ANIONS[Fr.] / ANION AUSTAUSCH[Alm.] ile/değil/yerine/= ANYON DEĞİŞİMİ
- ANYON[Osm.] / ANION[İng.] / ANION[Fr.] / ANION[Alm.] ile/değil/yerine/= ANYON
- AOI/AREA OF INTEREST[İng.] değil/yerine/= İLGİ ALANI
- AP/ANGINA/ANJINA PEKTORIS[İng.] değil/yerine/= GÖĞÜS AĞRISI (KALP)
- APAÇIK/LIK = SELFEVIDENCE/SELFEVIDENT[İng.] = ÉVIDENCE/ÉVIDENT[Fr.] = OFFENKUNDIG/OFENKUNDIGKEIT[Alm.] = EVIDENZA[İt.] = EVIDENCIA[İsp.] = EVIDENTA, PERSPICUITAS[Lat.] = ANERGEIA[Yun.] = BEDEHA(T)/BEDİHÎ, BEYYİN[Ar.] = HODPEYDÂ[Fars.] = KLAARBLIJKELIJK/HEID[Felm.]
- APAÇIK ile NET/LİK, KESİN/LİK
( "Mantıklı" ya da "mantıksız", apaçık olanı yadsıyamazsınız. )
( Bilim, bilimde kesinliğin olmamasıdır. )
( BEDÂHET: Apaçık olma durumu. | Bir konuda hazırlıksız konuşabilme yeteneği. )
( "Logic" or "no logic", you cannot deny the obvious. )
- APANDİS[Fr. < APPENDICE]/APPENDIX[İng.] ile/||/<>/> APANDİSİT[Fr. < APPENDICITE]
( Kör bağırsağın ince bir parmak gibi olan son bölümü. | Ek, kör ek. İLE/||/<>/> Körbağırsak eki yangısı. )
- APARAT/APPARATUS[İng.] değil/yerine/= AYGIT
- APEKS/APEX[İng.] ile/||/<> APİKAL
( Tepe. İLE/||/<> Tepe[ye özgü]. )
- APENDİKÜLER İSKELET[İng. APPENDICULAR SKELETON] ile/||/<> EKSTREMİTE[İng. EXTREMITY]
( Omurgalılarda aksiyel iskelet dışında kalan, alt ve üst ekstremite kemiklerinden oluşan bölge. @@ "Merkezden en uzak nokta" anlamına gelen, anatomik olarak bedenin merkezi olan kalbe en uzak vücut bölümlerini ifade etmek için kullanılan terim. Genellikle üst ekstremite (kollar ve eller) ve alt ekstremite (bacaklar ve ayaklar) olarak sınıflandırılır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
(1996'dan beri)