İngilizce karşılıkları olan FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 22.832 başlık/FaRk ile birlikte,
22.832 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(5/93)
- ALOGREFT/ALLOGRAFT[İng.] değil/yerine/= TÜRDEŞ YAMA
- ALOJİ/ALOGIA[İng.] değil/yerine/= SÖZ YOKSULLUĞU
- ALOPESİ/ALOPECIA[İng.] değil/yerine/= SAÇ YA DA KIL DÖKÜLMESİ | SAÇSIZLIK KELLİK
- ALOSENSİTİZASYON/ALLOSENSITIZATION[İng.] değil/yerine/= TÜRDEŞ DUYARLILAŞMA
- ALOTRANSPLANTASYON/ALLOTRANSPLANTATION[İng.] değil/yerine/= TÜRDEŞ NAKİL
- ALPHA ACTIVE WASTE[İng.] / AKTIVER RESTLAPHASTRAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= ALFA ETKİN/AKTİF ATIK
- ALPHA DECAY[İng.] / DÉSINTÉGRATION ALPHA[Fr.] / ALPHA-ZERFALL[Alm.] ile/değil/yerine/= ALFA BOZUNMASI
- ALPHA PARTICLE, ALFA-PARTICLE[İng.] / PARTICULE ALPHA[Fr.] / ALFA-TEIL, ALPHA-TEILCHEN[Alm.] ile/değil/yerine/= ALFA PARÇACIĞI/TANECİĞİ
- ALPHA RAYS[İng.] / ALPHASTRAHLUNG, ALPHA-STRAHLER[Alm.] ile/değil/yerine/= ALFA IŞINIMI/IŞINLARI/IŞIYICI
- ALPHA-IRON[İng.] / FER ALPHA[Fr.] / ALPHA-EISEN[Alm.] ile/değil/yerine/= ALFA DEMİR
- ALPHA-URANIUM[İng.] / URANIUM ALPHA[Fr.] / ALPHA-URAN[Alm.] ile/değil/yerine/= ALFA URANYUM
- ALPHATRON[İng.] / ALPHATRONE[Fr.] / ALPHATRON[Alm.] ile/değil/yerine/= ALFATRON
- ALPHYS[İng.] / ALPHYLES[Fr.] / ALPHYLE[Alm.] ile/değil/yerine/= ALFİLLER
- ALT ÇENE ve ÜST ÇENE
( CÂM-I SÎM[gümüş kadeh][mecaz]: Sevgilinin çenesi. )
(
)
- ALT EKSTREMİTE/LOWER EXTREMITY[İng.] değil/yerine/= BACAK
- ALT ile ALT TARAFI ile DİPSİZ
- ALTAITE[İng.] / ALTAIT[Alm.] ile/değil/yerine/= ALTAYİT
- ALTAR ile SUNAKLAR
- ALTBİÇİMLİK -ile
- ALTERNANS/ALTERNANS[İng.] değil/yerine/= DEĞİŞİMLİ
- ALTERNATİF[İng. < ALTERNATIVE] değil/yerine/= DALGALI
- ALTERNATİF ile DÖNÜŞÜMLÜ OLARAK ile ALTERNATİF ile MÜNAVEBE ile ALTERNATİF ile ALTERNATİF AKIM ile ALTERNATİF OLARAK ile ALTERNATÖR
- ALTERNATİF ile OLANAK
- ALTERNATING GRADIENT SYNCHROTRON[İng.] ile/değil/yerine/= DEĞİŞKEN YÖNELMELİ SİNKROTRON
- ALTERNATING GRADIENT[İng.] / GRADIENT ALTERNATIF[Fr.] ile/değil/yerine/= DEĞİŞKEN YÖNELİMYÖNELME
- ALTERNATIVE CURRENT[İng.] / COURANT ALTERNATIF[Fr.] / WECHSELSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= ALTERNATİF AKIM
- ALTERNATOR[İng.] ile/değil/yerine/= DEĞİŞKEN AKIM ÜRETECİ
- ALTI ile ALTI
( Rakam. İLE Bir nesnenin tabanı. )
- ALTIGEN ile ALTIGEN
- ALTIGEN ile/ve/<> DAİRE
- ALTIMETER[İng.] ile/değil/yerine/= ALTİMETRE
- ALTIN KAPI ile GOLDEN GATE KÖPRÜSÜ ile ALTIN ile ALTIN VE GÜMÜŞ ile ALTIN ÇANTA ile KÜLÇE ALTIN ile ALTIN KUMAŞ ile ALTIN NAKIŞ ile ALTIN NAKIŞ ile ALTIN FOLYO ile ALTIN KAKMA ile ALTIN VARAK ile ALTIN SÜS ile ALTIN PLAKA ile ALTIN KAPLAMA ile ALTIN YIKAMA ile ALTIN YIKAMA ile ALTINA TAPAN ile ALTIN İBADETİ ile ALTIN ile JAPON BALIĞI ile KUYUMCU ile KUYUMCULUK
- ALTIN KAPLAMA ile ALTIN RENGİ
- ALTIN ORAN ve/<> FIBONACCI SAYILARI/DİZİSİ
( 1.6180339887 [φ = (1 + √5) / 2 = 1.6180339887498...] ve/<> 0, 1, 1, 2, 3, 5, 8, 13, 21, 34, 55, 89, 144, 233, 377, 610, 987 ... [son iki sayının toplamı alınarak devam edilir] )
( Dizideki ardışık iki sayının oranı, sayılar büyüdükçe Altın Oran'a yaklaşır. )
( MİMARLIK ÜZERİNE ON KİTAP - VITRUVIUS[Marcus Vitruvius Pollio, M.Ö. 80 ile 15] )
( Altin_Oran.mp4 [1] | Altin_Oran2.mp4 [2] )
( )
( Wikipedia'da... http://tr.wikipedia.org/wiki/Altin_oran )
( Okuduğunuz Herşeye İnanmayın: Salyangoz Kabukları ve Fibonacci Sayıları
Kişiler, mucizelere inanmak ister. Yaşamın tamamının mucizelerle dolu olmasını isterler. Her şeyin birbirine kusursuz bir biçimde oturmasını, olaylar, olgular ve sistemlerde hiçbir pürüz olmamasını isterler. Bu, insan türünün beyin yapısı ve çalışma ilkeleri düşünüldüğünde anlaşılırdır. Fakat yine de tanıdığımız en karmaşık yapı olan beynimizin, bu kadar basit hatalara düşebildiği gerçeğini göz önünde bulundurarak, etrafımızı incelerken çok daha dikkatli ve gerçekçi olmamız gerekmektedir. Burada, yardımımıza bilimsel yöntem ve analiz metotları koşmaktadır. Çünkü kişiler, kendilerini kandırmaya açıktır. Duygularına hemencecik yenik düşerler, bu bakımdan zaafları vardır. Söylediğimiz gibi, her şeyin büyüleyici, her şeyin sıradışı, her şeyin olağanüstü, her şeyin masalsı olmasını isteriz. Ancak doğa kusurludur. Bu kusurları görmemezlikten gelerek bilim üretemeyiz. Çünkü kusurlara bakarak, hataları anlayarak, eksiklikleri fark ederek sistemlerin nasıl çalıştığını, nasıl çalışmaları gerektiğini, neden kusursuz olamayacaklarını anlarız. Hatta bu sayede onları geliştiririz, doğadakilerden daha başarılı sistemler üretebiliriz.
HP, Apple, Netscape Communications gibi birçok büyük teknoloji firmasında yazılım mühendisi olarak görev almış olan, aynı zamanda astronomi, biyoloji, matematik gibi alanlarda araştırmalar yürüten, teknoloji ve bilim yazarlığı yapan, bilimin yayılması için konuşmalara katılan Akkana Peck, deniz kabuklarının matematiği ile ilgili bir araştırma yazısı üzerinde çalışırken ilginç bir gerçekle karşılaşmış. Hikayeyi bilirsiniz: doğada kusursuz bir matematik olduğu, ayçiçeklerinden salyangoz kabuklarına, kol uzunluğumuzdan çeşitli kentlerin bulunduğu coğrafi lokasyonlara kadar her şeyin "özel bir matematik" dahilinde olduğu iddia edilir. Hatta kimi zaman üniversitelerin animasyon birimleri ve grafikerleri bile bunu öyle bir göstermektelerdir ki, sanki doğada hakikaten tüm canlıların uyduğu bir matematiksel/geometrik düzen varmış gibi bir algı yaratılır. Kolumuzun toplam uzunluğunun dirseğimizden parmak ucuna kadar olan uzunluğa oranının "altın oran"a uymak zorunda olduğunu sanarız. Deniz kabuklarının ve deniz minarelerinin gerçekten de Fibonacci sayılarına mükemmel biçimde uyduğunu sanar, ayçiçeği tohumlarının kusursuz bir matematiği takip ettiğine inanırız. Bunların hepsi koca bir hatadır. Akkana Peck bu gerçekle yüzleşmesini şöyle anlatıyor:
"Bir arkadaşımın üniversitedeki matematik dersine Fibonacci sayılarıyla ilgili bilgi vermek üzere davet edilmiştim. Daha lisedeyken Fibonacci sayıları üzerine araştırmalar yapmaya başlamıştım ve onların büyüyen bir şehrin güç istasyonlarını planlamada nasıl kullanıldığını incelemiştim. Tüm bunları o derste anlatacaktım, dolayısıyla araştırmalarımda bulduğum tüm görselleri bulmaya ihtiyacım vardı. Bilirsiniz, çam kozalaklarındaki, çiçeklerin yapraklarındaki, ağaçlardaki dallanmalardaki matematiksel oranları, Altın Oran'ı, Fibonacci/Altın Spiralini, vb. doğadaki matematiği gösteren görsellere ihtiyacım vardı. Örneğin bir Nautilus kabuğunun nasıl harika bir biçimde Fibonacci sayılarına uyduğunu göstermeyi istiyordum.
Çam kozalaklarını topladım, bazı fotoğraflar çektim, slaytlar hazırladım ve iş, altın orana uyan spiralleri göstermeye geldi. Ufak bir GIMP metni hazırlayarak bilgisayarımın otomatik olarak Fibonacci spiralini oluşturmasını sağladım. Sonrasında, bir odacıklı Nautilus fotoğrafı aramaya başladım. Amacım, bu spirale ne kadar kusursuz biçimde uyduğunu göstermekti. Sonunda Wikipedia'dan harika bir örnek buldum. GIMP içerisine yapıştırdım ve üzerine altın spirali çizdim. Sonrasında ise birbirine uydurmak üzere boyutlarla oynamaya başladım. İmkansızdı. Hiçbir biçimde spiral, kabuğun biçimine uymuyordu!
Ne kadar çabalarsam çabalayayım, hiçbir biçimde kabuk ile spirali uyduramadım. Ben de Google Images'ı kullanarak daha fazla kabuk fotoğrafı bulmaya çalıştım. Bulduğum hiçbir kabuk spirale uymuyordu! Hatta Fibonacci sarmalına yaklaşamıyordum bile!"
Akkana Peck, bu konuda yalnız değildir. Başlangıçta sözünü ettiğimiz düşünceler, halk arasına o kadar yerleşmiştir ki, bizim matematiğimizden doğan bazı oranların doğada halikulade bir biçimde olması gerektiğini sanarız. Evet, bu oranlar kabaca doğadaki organizmaların yapılarında rastlanabilir. Aslında bunda şaşılacak bir şey yoktur. Örneğin Fibonacci sayıları dediğiniz sayılar, kademeli olarak bir önceki toplama eklenerek artan sayılardır. Bir deniz minaresi kabuğu da, bir önceki zaman diliminde üretilen kabuk miktarının üzerine konarak arttığı için, elbette, ister istemez Fibonacci sayıları dediğimiz sayıya uyacaktır. Bir ayçiçeğinin tohumları, merkezden başlayıp etrafa yayılır. Altın spiral de, belirli bir merkezden başlayıp etrafa yayılan çizgilerden elde edilir. Dolayısıyla ikisinin birbirine uyması kaçınılmazdır. Bizler bu oranları tanımlarız. Bu oranlar, gökten inmezler. Eğer doğada, bu oranları tanımladığımız temele uyan bazı sistemler varsa, o sistemlerin sonucunda yine bu oranları görmemiz son derece anlaşılırdır. Hatta bu, kaçınılmaz bir sonuçtur.
Daha açık bir örneği şöyle verebiliriz: tüm sayı sistemleri etrafımızda kendini tekrar eden objeleri kategorize ederek gelişmiştir. 1, 2, 3 gibi sayılar, aslında kategorizasyon amacı taşır. Tek olan bir olguya "1" deriz. Kendini tekrar ediyorsa, bu sayıyı arttırırız. Sayılar böyle oluşmuştur. Tüm matematik, bunun üzerine inşa edilmiştir. Dolayısıyla matematiği, doğadaki sistemleri tanımlamak için, doğadaki sistemlere bakarak geliştirdik. Örneğin matematikteki "türev" denen işlem, "değişim miktarını" verir. Dolayısıyla etrafımızda düzenli olarak değişen şeylere bakıp, türev hesabına uymalarına şaşıramayız. Ancak nedense bu matematiksel unsurların adı "altın oran" ya da "Fibonacci sayıları" gibi daha havalı isimler olunca, sanki özel bir anlamları varmış zannedilir. Halbuki tıpkı türev, integral, vb. matematiksel hesaplamalar gibi, bu oranlar da doğaya bakarak inşa ettiğimiz sistemlerin ürünüdür. Doğadaki sistemlerde bu matematiksel izleri görmemizde şaşılacak bir taraf yoktur.
Ancak sorun bu da değildir. Sorun, doğada bu oranlara uyduğu iddia edilen birçok sistemin, daha fazla sayıda veriyle gözden geçirildiğinde, bu oranlara hiç de uymadığını görmemizdir. Örneğin spesifik bir kişinin omuz-kol uzunluğunu, dirsek-kol uzunluğuna böldüğünüzde 1.618'e çok yakın bir sayı elde edebilirsiniz belki, ki bu "altın oran" olarak bilinir. Ancak 100 kişinin kolunu ölçtüğünüzde, bu orandan ciddi anlamda sapma olduğunu görürsünüz. Belki ortalamaları gene altın orana yakın olacaktır; ki bu son derece anlaşılırdır, çünkü bu oranların doğa yasalarının tanımından kaynaklandığı düşünülmektedir. Örneğin kütleçekiminin bir cismin yerden yüksekliğine etkisinin, ağırlıkla sınırlandırılmış olmasından ötürü birçok uzunluğun altın orana uymak zorunda olduğu düşünülmektedir ve bu konuda araştırmalar sürmektedir. Altın oran, sonradan keşfedilen bir özellik değildir. Doğada var olan oranlardan çıkarılan bir özelliktir. Eğer ki etrafımızda altın orana uyan obje sayısı gerçekten çok fazlaysa, beynimizin de bu oranı daha hoş görecek biçimde evrimleşmesi kaçınılmaz bir sonuçtur.
Science News'te yayınlanan bir makalede deniz kabuklarının spiralleri ele alınmıştır. 1999 yılında emekli matematikçi Clement Falbo San Francisco'da bulunan Kaliforniya Bilim Akademisi'nde bir dizi Nautilus kabuğunun ölçümünü yaptı. Bulguları ilginçti: evet, kabuklar altın spiral gibi logaritmik bir seriyi takip ediyordu. Ancak kabukların oranı 1.24 ila 1.43 arasında değişiyordu. Ortalama oranları ise 1.33'e 1'di! Bu, 1.618 civarında olması beklenen altın orana yakın bile değildi!
Sonradan, 2002 yılında aynı sorunu John Sharp da fark etti. Ancak matematikçilerin bu bulgularına rağmen halk arasında halen bu oranların canlıların yapısını %100 yönettiği ve bu canlıların gövdelerinin bu oranlara %100 uyduğu gibi saplantılı bir sanrı bulunmaktadır. Sharp şöyle söylüyor:
"Bu yanlış iddiayla ilgili en ilgi çekici olan şey, ne kadar yaygın olduğudur. Hatta bu konuları daha iyi bilmeleri gereken matematikçiler bile bu hataya düşmektelerdir. İşte bu, neden geometrinin daha geniş olarak ve sıradan olmayan bir biçimde öğretilmesi gerektiğini göstermektedir. Sadece geometri de değil biçimler ve oranların görsel estetiği de düzgün öğretilmelidir."
Burada son olarak şu sorun doğmaktadır: bir sayı, bir diğerine ne kadar yakın olursa, tamamen uyduğu söylenilebilir? Yukarıdaki sayılar arasındaki fark matematiksel olarak barizdir. Dolayısıyla 1.33 sayısını gidip de "1.618'e çok yakın, dolayısıyla bu canlılar altın orana uyuyor." dememiz olanaklı değildir. Daha önce de söylediğimiz gibi, spirallerin büyüme tipinden ötürü buna benzer bir orana uyması kaçınılmazdır. Eğer doğadaki bir sistemin, belirli bir orana uyduğunu iddia edeceksek, ondalık basamağından sonraki en az 2-3 adet değerin o orana birebir uymasını bekleriz. Örneğin pi sayısını kullanırken 3.14 olarak almak yeterlidir. Daha fazlası hesaba dikkate değer bir katkı sağlamaz (ancak dahasını eklerseniz hesabınızın isabetliliği artar). Daha azı ise kabul edilmez, çünkü çok yüksek hata payı demektir. Benzer biçimde, Dünya'nın yerçekim ivmesini 9.81 almak kabul edilebilirdir; ancak 10'a yuvarlamak ilkokul düzeyinde bir hesap yapılmıyorsa kabul edilemez. Benzer biçimde, bir sistemin altın orana uyduğu iddia ediliyorsa, o sistemden aldığınız oran en azından 1.62 civarında olmaldır ki genelde doğrudan 1.618'e uyması beklenir. Ancak 1.3 gibi bir sayının 1.618'e yakın olduğunu, dolayısıyla sistemin "altın orana kusursuz biçimde uyduğunu" söylemek akıl, bilim ve gerçek dışıdır. )
( ... VE/<> Fn = Fn-1 + Fn-2 )
- ALTIN ORAN ve YAŞAMSALLIK
- ALTIN ve GÜMÜŞ/FIDDA/SÎM/NUKRA
( Atom numarası 79, atomik kütlesi 196.97, ergime noktası 1064,76 ºC, kaynama noktası 2807 ºC, yoğunluğu 19.32 g/cm³, doğal olarak %100 bollukla 197 kütle numaralı [Au¹97;] kararlı izotopu biçiminde bulunan, 1.38MeV, ߯ ve 412keV gama ışınları yayınlayan, 2.7 gün yarılanma süreli 198 kütle numaralı radyoaktif izotopu [Au¹98;], tıpta, karaciğer sintigrafisinde kullanılan, havadan etkilenmeyen, sadece klor ve brom ile tepkimeye giren, dövülüp haddelenmesi kolay olduğundan dolayı kolay işlenebilen ve 10¯4 mm. kalınlığında yaprak haline getirilebilen, bazlarda ve hiçbir asitin tek başına etkileyemediği/çözündüremediği ancak hidroklorik ve nitrik asitlerin kral suyu denilen karışımında çözünen, yüksek değerli [1 ve 3 değerlikler alan], paslanmaz, parlak sarı renkli soy metal. [Au] VE Atom numarası 47, atomik kütlesi 107.88, yoğunluğu 10.5 g/cm³, ergime sıcaklığı 960ºC, kaynama sıcaklığı 1950ºC, kütle numarası 99-122 arasında yapay radyoaktif izotopları olan, ancak Ag¹07;[%51.35] ve Ag¹09;[%48.65] bolluk oranlarıyla doğal olarak bulunan, 107 ve 109 kütle numaralı kararlı izotopları, sırasıyla 30b ve 84b etki kesitleriyle nötron yakalayarak, kısa yarı ömürlü, ikisi de gama ve beta yayınlayarak bozunan Ag¹08; ve Ag¹10; radyoizotoplarına dönüştüğünden, nötron ölçümünde kullanılan fosfat camların etkinleştirilmesinde kullanılan, parlak, paslanmaz beyaz bir metal öğe. | En iyi iletkendir. )
( HACEREYN: İki taş. )
- ALTIN ile/ve/||/<> SEZYUM
- ALUM[İng.] / ALUN[Fr.] / ALUN, ALUMEN[Alm.] ile/değil/yerine/= ŞAPLAR
- ALUMINA[İng.] / ALUMINE, OXYDE D'ALUMINIUM[Fr.] / TONERDE, ALUMINIUMOXYD[Alm.] ile/değil/yerine/= ALUMİNA, ALÜMİNYUM OKSİT
- ALUMINATE[İng.] / ALUMINATE[Fr.] / ALUMINAT[Alm.] ile/değil/yerine/= ALUMİNAT
- ALUMINITE[İng.] / ALUMINITE[Fr.] / ALUMINIT[Alm.] ile/değil/yerine/= ALUMİNİT
- ALUMINIUM ACETATE[İng.] / ACETATE D'ALUMINIUM[Fr.] / ALUMINYUMACETAT, ESSIGSÄURE TONERDE[Alm.] ile/değil/yerine/= ALÜMİNYUM ASETAT
- ALUMINIUM ALLOYS[İng.] / ALUMINIUMLEGIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ALÜMİNYUM ALAŞIMLARI
- ALUMINIUM AMMONIUM SULPHATE, AMMONIUM ALUM[İng.] / SULFATE DOUBLE D'ALUMINIUM ET D'AMMONIUM[Fr.] / ALUMINIUMAMMONIUM-SULPHAT[Alm.] ile/değil/yerine/= ALÜMİNYUM AMONYUM SÜLFAT
- ALUMINIUM BROMIDE[İng.] / BROMURE D'ALUMINIUM[Fr.] / ALUMINIUMBROMID[Alm.] ile/değil/yerine/= ALÜMİNYUM BROMÜR
- ALUMINIUM BRONZE[İng.] / ALUMINIUMBRONZE[Alm.] ile/değil/yerine/= ALÜMİNYUM PİRİNCİ
- ALUMINIUM CARBIDE[İng.] / CARBURE D'ALUMINIUM[Fr.] / ALUMINIUMCARBID[Alm.] ile/değil/yerine/= ALÜMİNYUM KARBÜR
- ALUMINIUM CHLORIDE[İng.] / CHLORURE D'ALUMINIUM[Fr.] / ALUMINIUMCHLORIDE[Alm.] ile/değil/yerine/= ALÜMİNYUM KLORÜR
- ALUMINIUM EQUIVALENT[İng.] / ÉQUIVALENT ALUMINIUM[Fr.] / ALUMINIUMÄQUIVALENT[Alm.] ile/değil/yerine/= ALÜMİNYUM EŞDEĞERİ
- ALUMINIUM FLUORIDE[İng.] / ALUMINIUMFLUORID[Alm.] ile/değil/yerine/= ALÜMİNYUM FLORÜR
- ALUMINIUM HYDROXIDE[İng.] / HYDROXYDE D'ALUMINIUM[Fr.] / ALUMINIUMHYDROXYD[Alm.] ile/değil/yerine/= ALÜMİNYUM HİDROKSİT
- ALUMINIUM NITRATE[İng.] / NITRATE D' ALUMINIUM[Fr.] / ALUMINIUMNITRAT[Alm.] ile/değil/yerine/= ALÜMİNYUM NİTRAT
- ALUMINIUM SULPHATE[İng.] / SULFATE D'ALUMINIUM[Fr.] / ALUMINIUMSULFAT, TONERDESULFAT[Alm.] ile/değil/yerine/= ALÜMİNYUM SÜLFAT
- ALUMINIUM SULPHIDE[İng.] ile/değil/yerine/= ALUMİNİUM SÜLFÜR
- ALUMINIUM[İng.] / ALUMINIUM[Fr.] / ALUMINIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= ALÜMİNYUM
- ALUMINOSILICATE[İng.] / ALUMINIUMSILIKAT[Alm.] ile/değil/yerine/= ALUMİNOSİLİKATLAR
- ALUMINOTHERMIC PROCESS[İng.] / ALUMINOTHERMIE[Fr.] / ALUMINOTHERMIE, TERMITVERFAHREN[Alm.] ile/değil/yerine/= ALUMİNOTERMİ
- ALÜMİNYUMLU ile ALÜMİNYUM
- ALUMITE, AMONTONE, NEUTRAL ALUM[İng.] / ALUNITE[Fr.] / ALUNIT, ALAUNSTEIN[Alm.] ile/değil/yerine/= ALUNİT
- ALÜVYON ile ALÜVYON
- ALVEOL/ALVEOLUS[İng.] değil/yerine/= HAVA KESECİĞİ | DİŞ YUVASI
- AMAÇ ve COŞKU
- AMAÇ ve/||/<>/> DEĞER
- AMAÇ ile/ve DİN
- AMAÇ ile/ve/||/<> İŞLEV
- AMAÇ ile KALECİ ile KALE ÇİZGİSİ ile HEDEF ODAKLI ile KALE DİREĞİ ile KALECİ ile HEDEFLER
- AMAÇ ile/değil KASIT
- AMAÇ ile/ve SONUÇ
- AMAÇ ile/ve YÖNTEM
( YÖNTEM ARAYIŞLARI - SARTRE kitabını okumanızı salık veririz. )
- AMAÇSIZ ile AMAÇSIZLIK
- AMAGAT DENSITY UNIT[İng.] / UNITÉ DE DENSITÉ D'AMAGAT[Fr.] / AMAGAT-DICHTEINHEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= AMAGAT YOĞUNLUK BİRİMİ
- AMAGAT DIAGRAM[İng.] / DIAGRAMME D'AMAGAT[Fr.] / AMAGAT-DIAGRAMM[Alm.] ile/değil/yerine/= AMAGAT DİYAGRAMI
- AMAGAT SYSTEM[İng.] / AMAGATSCHES SYSTEM[Alm.] ile/değil/yerine/= AMAGAT SİSTEMİ
- AMAGAT VOLUME UNIT[İng.] / UNITÉ DE VOLUME D'AMAGAT[Fr.] / AMAGATSCHE VOLUMENEINHEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= AMAGAT OYLUM/HACİM BİRİMİ
- AMAGAT-LEDUC RULE[İng.] / RÈGLE D'AMAGAT-LEDUC[Fr.] / AMAGAT-LEDUCSCHE REGEL[Alm.] ile/değil/yerine/= AMAGAT-LEDUC KURALI
- AMALGAMATION[İng.] / AMALGAMATION[Fr.] / AMALGAMIERUNG, AMALGAMATION[Alm.] ile/değil/yerine/= AMALGAMLAMA
- AMAM/ADOPTION MODEL FOR ANALYTICS MATURITY[İng.] değil/yerine/= ANALITİK OLGUNLUK BENIMSEME MODELİ
- AMAROKS FUGAKS/AMAUROSIS FUGAX[İng.] değil/yerine/= GEÇİCİ KÖRLÜK
- AMATÖR TUTUM ile ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK
- AMATÖR ile AMATÖRCE ile AMATÖRLÜK
- AMBARGO[Fr. < EMBARGO] ile SANSÜR[Fr. < CENSURE]
( Bir nesnenin serbest sürümünü engellemek için konulan yasak, engelleyim. | Bir devletin, gemilerin kendi limanlarından ayrılmasını yasaklama buyruğu, engelleyim. | Bir ülkenin dış dünyayla ilişkilerini engelleme, engelleyim. | Bir kişinin başka kişilerle ilişkilerini engelleme, engelleyim. İLE Her türlü yayının, sinema ve tiyatro yapıtının hükûmetçe önceden denetlenmesi ve gösterilmesinin izne bağlı olması, sıkı denetim. )
- AMBER, ELECTRON, SUCCINUM[İng.] / AMBER, ÉLECTRON[Fr.] / AMBER, BERNSTEIN, ELEKTRON[Alm.] ile/değil/yerine/= KEHRİBAR, ELEKTRON
- AMBİVALAN BAĞLANMA/AMBIVALENT ATTACHMENT[İng.] değil/yerine/= İKİRCİKLİ BAĞLANMA
- AMBİVALANS/AMBIVALENCE[İng.] değil/yerine/= İKİRCİKLİLİK
- AMBLEM ile SEMBOLİZE ETMEK
- AMBLYGONITE[İng.] / AMBYGONITE[Fr.] / AMBLYGONIT[Alm.] ile/değil/yerine/= AMBLİGONİT
- AMBU/ARTIFICIAL MANUAL BREATHING UNIT[İng.] değil/yerine/= KESE-MASKE SOLUTMA BİRİMİ
- AMBULANS[Fr./İng. < AMBULANCE] değil HASTA TAŞIMA/NAKİL ARACI / CANKURTARAN
- AMBULANS ile GEZMEK
- AMBULATUVAR/AMBULATORY[İng.] değil/yerine/= AYAKTAN | GÜNÜBİRLİK
- AMCA ile/ve BABA
( [Biyolojik açıdan] Babayla kardeşlik bağlantısı olan eril gövdeli kişi/ye verilen ad. İLE/VE Testislerinde oluşan spermler aracılığıyla dünyaya gelinen kişi. )
- AMCA ile/ve/< DAYI[< TAGAY]
( Babayla kardeşlik bağlantısı olan eril gövdeli kişi/ye verilen ad. İLE/VE Anneyle kardeşlik bağlantısı olan eril gövdeli kişi. )
- AMEL, FİL[Osm.] / WORK[İng.] / TRAVAIL[Fr.] / ARBEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= İŞ
- AMELİYAT EDİLEMEZ ile ÇALIŞMAYAN
- AMELİYAT[Ar.]/OPERASYON[İng. < OPERATION] değil/yerine/= İŞLEMCE/ONUMİŞLEM | İŞLEM
- AMENEH ile AMENEH HANIM ile AMENEH HATUN
- AMERICAN ENGLISH - BRITISH ENGLISH
- AMERICIUM[İng.] / AMÉRICIUM[Fr.] / AMERIKYUM/AMERIZIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= AMERİKYUM/AMERİSYUM
- AMERİKA ARMUDU(AVOKADO) ile ÇAKAL ARMUDU ile DAĞ ARMUDU ile HİNT ARMUDU
( Defnegillerden, Amerika'da yetişen bir ağaç. | Bu ağacın, armuda benzer yemişi. İLE ... İLE ... İLE ... )
- AMERİKA KARAAYISI ile ASYA KARAAYISI
- AMERİKA ile AMERİKAN ile AMERİKAN HAVAYOLLARI ile AMERİKAN KONGRE ÜYESİ
- AMERİKAN TİMSAHI ile TİMSAH[Ar.]
( Tatlı suda yaşarlar. İLE Bazıları tuzlu suda yaşarlar. )
( Karada saldırgan değildir. İLE Büyük ve saldırgandır. )
( Tek çenelerini kullanırlar. İLE İki çenelerini de kullanırlar. )
( ... İLE Daha uzun ve daha dar burunları vardır. Gözleri daha öndedir. Dördüncü dişleri alt çeneden dışarı taşar. )
( Mide özsularında, demir ve çeliği eritmeye yetecek kadar hidroklorik asit vardır. )
( ARCHOSAURIA: Timsahları, dinozorları ve kuşları içeren sürüngen öbeği. )
( CAYMAN[Amazonlar'da] ile ... )
( [kökeni/etimolojisi] EL LAGARTO DAS INDIAS[İsp. Hint kertenkelesi] ile KROKODEILOS[Yun.]: Kertenkele. [İlk kez Heredot kullanmıştır.] )
(
|
|
)
( 
Tarihin en büyük timsahı. [Avustralya, 1957. boyu 8,6 m.] )
( Yaşamı boyunca, 2000 civarında diş değiştirir. İLE ... )
( Anne timsahlar, yuvalarındaki yumurtaların üstünde yatma olanağı bulamazlarsa yumurtaların serin ortamda büyümesiyle dişi timsahlar çıkıyor. Üzerlerinde yatma olanağı bulurlarsa yumurtaların sıcak ortamda büyümeleri sonucunda eril timsahlar çıkıyor. )
( 68 dişleri vardır. )
( Timsahlar, terlemez. )
(
)
(
)
- AMETABOLİK ile METABOLİZE OLMAYAN
- AMETİST ile AMETİSTİN
- AMFİBİ ile AMFİBOLOJİ
- AMIA/AMERICAN MEDICAL INFORMATICS ASSOCIATION[İng.] değil/yerine/= AMERİKAN TIP BİLİŞİMİ DERNEĞİ
- AMICI PRISM[İng.] / PRISME D'AMICI[Fr.] / AMICI-PRISMA[Alm.] ile/değil/yerine/= AMİCİ PRİZMASI
- AMIDASES[İng.] / AMIDASES[Fr.] / AMIDASEN, DESAMINASEN[Alm.] ile/değil/yerine/= AMİDAZLAR
- AMIDES[İng./Fr.] / AMIDE[Alm.] ile/değil/yerine/= AMİTLER/AMİDLER
- AMIDINES[İng.] / AMIDINE[Fr.] / AMIDINE[Alm.] ile/değil/yerine/= AMİDİNLER
- AMILOSE[İng.] / AMYLOSE[Fr.] / AMYLOSE[Alm.] ile/değil/yerine/= AMİLOZ
- AMINE[İng.] / AMINE[Fr.] / AMIN[Alm.] ile/değil/yerine/= AMİNLER
- AMINO ACIDS[İng.] / AMINO ACIDE[Fr.] / AMINOSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= AMİNOASİTLER
- AMİNO ASİT ile PEPTİD
( Proteinlerin yapı taşları niteliğindeki organik asit. | Bir ya da birçok amin ve asit işlevi içeren bileşikler. İLE İki ya da daha çok amino asitten oluşan protein bileşiği. )
( AMİNO-[Fr.]: Organik bileşiklerde bir amin görevi bulunduğunu gösteren ön ek. )
- AMMONIA MASER[İng.] / MASER À AMMONIAC[Fr.] / AMMONIAKMASER[Alm.] ile/değil/yerine/= AMONYAK MAZERİ
- AMMONIA[İng.] / AMMONIAC[Fr.] / AMMONIAK[Alm.] ile/değil/yerine/= AMONYAK
- AMNEZİ/AMNESIA[İng.] değil/yerine/= BELLEK YİTIMİ
- AMONTON'S LAW[İng.] / AMONTONS GESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= AMONTON YASASI
- AMONYAK ile AMONYAK
- AMORF/AMORPHOUS[İng.] değil/yerine/= BİÇİMSİZ
- AMORFİZM/AMORPHISM[İng.] değil/yerine/= BİÇİMSİZLİK
- AMORPHOUS LAYER[İng.] / COUCHE AMORPHE[Fr.] / AMORPHE SCHICHT[Alm.] ile/değil/yerine/= AMORF KATMAN
- AMORPHOUS[İng.] / AMORPHE[Fr.] / AMORPH, FORMLOS[Alm.] ile/değil/yerine/= AMORF
- AMORTİSMAN ile SERMAYENİN AMORTİSMANI ile BORCUN AMORTİSMANI ile İTFA EDİLMİŞ
- AMOTİVASYON/AMOTIVATION[İng.] değil/yerine/= GÜDÜSÜZLÜK
- AMOXICILLINE[İng.] ile/değil/yerine/= AMOKSİLİN
- AMP/ADENOSINE MONOPHOSPHATE[İng.] değil/yerine/= ADENOZİN MONOFOSFAT
- AMPÈRE BALANCE[İng.] / BALANCE D'AMPÈRE[Fr.] / AMPÈRE-WAAGE[Alm.] ile/değil/yerine/= AMPÈRE TERAZİSİ
- AMPÊRE KÂİDESİ[Osm.] / AMPÈRE'S RULE[İng.] / RÈGLE D'AMPÈRE[Fr.] / AMPÈRESCHE REGEL[Alm.] ile/değil/yerine/= AMPÈRE KURALI
- AMPÊRE NAZARİYESİ[Osm.] / AMPÈRE'S THEOREM[İng.] ile/değil/yerine/= AMPÈRE KURAMI
- AMPERE TURN[İng.] / AMPÈRE TOUR[Fr.] / AMPÈREWINDUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= AMPER SARIM
- AMPÊRE-LAPLACE NAZARİYESİ[Osm.] / AMPÈRE-LAPLACE THEOREM[İng.] / THÉORIE D'AMPÈRE-LAPLACE[Fr.] ile/değil/yerine/= AMPÈRE-LAPLACE KURAMI
- AMPERE.HOUR[İng.] / AMPÈRE.HEURE[Fr.] / AMPERE-STUNDE[Alm.] ile/değil/yerine/= AMPER.SAAT
- AMPÈRE'S CURRENTS[İng.] / AMPÈRESCHE STRÖME[Alm.] ile/değil/yerine/= AMPÈRE AKIMLARI
- AMPÈRE'S EXPERIMENT[İng.] / EXPÉRIMENTATION D'AMPÈRE[Fr.] / AMPÈRE-EXPERIMENT[Alm.] ile/değil/yerine/= AMPÈRE DENEYİ
- AMPERE[İng.] / AMPÈRE[Fr.] / AMPERE[Alm.] ile/değil/yerine/= AMPER
- AMPERMETER[İng.] / AMPÈRMÈTRE[Fr.] ile/değil/yerine/= AKIMÖLÇER
- AMPEROMETRIC TITRATION[İng.] / AMPEROMETRISCHE TITRATION[Alm.] ile/değil/yerine/= AMPEROMETRİK TİTRASYON
- AMPHETAMINE[İng.] / AMPHÉTAMINE[Fr.] / AMPHETAMIN[Alm.] ile/değil/yerine/= AMFETAMİN
- AMPHIPROTIC SOLVENT[İng.] / SOLVANT AMPHIPROTIC[Fr.] / AMPHIPROTICHE LÖSUNGMITTEL[Alm.] ile/değil/yerine/= AMFİPROTİK ÇÖZÜCÜ
- AMPHOTERIC[İng.] / AMPHOTERE[Fr.] / AMPHOTER[Alm.] ile/değil/yerine/= AMFOTER
- AMPICILLIN[İng.] / AMPICILLIN[Alm.] ile/değil/yerine/= AMPİSİLİN
- AMPİRİK VALİDİTE/EMPIRICAL VALIDITY[İng.] değil/yerine/= GÖRGÜL GEÇERLİLİK
- AMPİRİK/EMPİRİK[İng. < EMPIRICAL] değil/yerine/= DENEYSEL/DENEYİMSEL, GÖRGÜL / DOLAYSIZCA
- AMPLIFIER[İng.] / VERSTÄRKER[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSELTEÇ
- AMPLİFİKATÖR/AMPLIFIER[İng.] değil/yerine/= YÜKSELTEÇ
- AMPLITUDE ANALYZER[İng.] / AMPLITUDE-ANALYSATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= GENLİK ÇÖZÜMLEYİCİSİ
- AMPLITUDE GATE CIRCUIT[İng.] ile/değil/yerine/= GENLİK KAPI DEVRESİ
- AMPLITUDE LEVEL[İng.] / NIVEAU D'AMPLITUDE[Fr.] / AMPLITUDENNIVEAU[Alm.] ile/değil/yerine/= GENLİK DÜZEYİ/SEVİYESİ
- AMPLITUDE MODULATED WAVE[İng.] / ONDE MODULÉE EN AMPLITUDE[Fr.] ile/değil/yerine/= GENLİK KİPLEMELİ DALGA
- AMPLITUDE MODULATION[İng.] / MODULATION D'AMPLITUDE[Fr.] ile/değil/yerine/= GENLİK KİPLEMESİ
- AMPLITUDE RESONANCE[İng.] / RÉSONANCE D'AMPLITUDE[Fr.] / AMPLITUDENRESONANZ[Alm.] ile/değil/yerine/= GENLİK REZONANSI
- AMPLITUDE SPLITTING[İng.] / DÉDOUBLEMENT D'AMPLITUDE[Fr.] / AMPLITUDENAUFSPALTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= GENLİK YARILMASI
- AMPLITUDE[İng.] / AMPLITUDE[Alm.] ile/değil/yerine/= GENLİK
- AMPLITÜT/AMPLITUDE[İng.] değil/yerine/= GENLİK
- AMPUL ile SOĞANLI
- AMQP/ADVANCED MESSAGE QUEUING PROTOCOL[İng.] değil/yerine/= İLERİ MESAJ DİZİSİ PROTOKOLÜ
- AMYL ACETATE[İng.] / AMYLE ACETATE[Fr.] / AMYL AZELAT[Alm.] ile/değil/yerine/= AMİL ASETAT
- AMYL ALCOHOL[İng.] / ALCOO AMYLIQUE[Fr.] / AMYL ALKOHOL[Alm.] ile/değil/yerine/= AMİL ALKOL
- AN/ŞİMDİ ile/ve/= GEÇMİŞ
( Geçmiş ve gelecek, ebedi şimdi'de birlikte var olur. )
( Kimseyi, geçmiş zamanlar uğruna ödüllendirmeyin. )
- AN/ŞİMDİ ile/ve/= GELECEK
- AN ile AN ile AN
( Zamanın bölünemeyecek kadar kısa bir bölümü. Kıpı, lahza, dem. İLE İki tarla arasındaki sınır. İLE Canlının, duygu ve davranışlar dışındaki süreç ve etkinliklerinin bütünlüğü.[An bulanıklığı/yorgunluğu.] )
- AN ile/ve NOKTA
( Tek başlarına tanımlanamayan fakat tüm tanımların başlangıcılardır. )
( Kuşatılamaz, kavranamaz, tutulamazlar. )
- ANA BUDAK -ile
- ANA MOTİF ile ANA MOTİF
- ANA TÜMCE -ile
- ANA ile ANA NOVAK
- ANABOLİZAN/ANABOLISING[İng.] değil/yerine/= ÖZÜMLEYİCİ
- ANADOLU HİSARI(GÜZELCEHİSAR/YENİCEHİSAR) ile/ve ANADOLU HİSARI
- ANAEROBİK[Fr. < ANAÉROBIQUE]/ANAEROBIC[İng.] değil/yerine/= OKSİJENSİZ ORTAMDA/KOŞULLARDA YAŞAYABİLEN | SERBEST OKSİJEN GEREKSİNIMSİZ
- ANAESTHETIC GAS[İng.] / ANÄSTETISCHE GAS[Alm.] ile/değil/yerine/= ANESTETİK GAZ
- ANAGOJ ile BENZETME
- ANAKLİTİK/ANACLITIC[İng.] değil/yerine/= DUYGUSAL BAĞIMLILIK
- ANAKONDA ile YEŞİL ANAKONDA
( ... İLE Güneydoğu Asya'da ve Amazon ormanlarında yaşarlar. )
( ... İLE 9 m.'yi aşabilirler. 250 kg. ağırlığında olabilirler. )
( ... İLE Suda, karada oldukları kadar yavaş değillerdir. )
( ... İLE Dünyadaki en ağır yılandır. )
- ANAKROTİK/ANACROTIC[İng.] değil/yerine/= ÇENTİKLİ
- ANALİST[Fr./İng.] değil/yerine/= ÇÖZÜMLEYİCİ
- ANALIT/ANALYTE[İng.] değil/yerine/= ÇÖZÜMLEME ÖRNEĞİ
- ANALİTİK ile ANALİTİK MOTOR ile ANALİTİK
- ANALİZ EDİLEBİLİR ile ANALİZ ETMEK ile BİR SORUNU ANALİZ ETMEK ile ANALİZ ETMEK
- ANALİZ[İng.]/TAHLİL[Ar.] yerine ÇÖZÜMLEME/ÇÖZGÜ
- ANALİZ ile ANALİST
- ANALJEZİ/ANALGESIA[İng. < Yun.] ile ANALJEZİK/ANALGESIC[İng. < Yun.]
( Ağrı kesimi/ağrı yitimi. İLE Ağrı kesici/ağrı keser. )
- ANALOG DATA[İng.] / DONNÉE ANALOGIQUE[Fr.] / ANALOGDATEN[Alm.] ile/değil/yerine/= ANALOG VERİ
- ANALOG-DIGITAL CONVERTER[İng.] / CONVERTISSEUR ANALOGIQUE-NUMÉRIQUE[Fr.] / ANALOG-DIGITAL-UMSETZER[Alm.] ile/değil/yerine/= ANALOG-SAYISAL DÖNÜŞTÜRÜCÜ
- ANALOG ile DİJİTAL
( Sürekli değişen ve kesintisiz bir sinyal kullanır.[eski tip radyo dalgaları gibi] İLE Kesikli ve belirli aralıklarla değişen sinyaller kullanır.[bilgisayar verileri] )
- ANALOGOUS POLE[İng.] / PÔLE ANALOGUE[Fr.] / ANALOGPOL[Alm.] ile/değil/yerine/= ANALOG KUTUP
- ANALOJİK ile BENZER
- ANALYSER[İng.] ile/değil/yerine/= ÇÖZÜMLEYİCİ/ANALİZÖR
- ANALYTICAL BALANCE[İng.] ile/değil/yerine/= ANALİTİK TERAZİ
- ANALYTICAL MOLARITY[İng.] / MOLARITÉ D'ANALYTIQUE[Fr.] / ANALYTISCHE MOLARITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= ANALİTİK MOLARİTE
- ANAMNEZ[İng. < ANAMNESIS] değil/yerine/= ÖYKÜ ALMA / SAYRILIK ÖYKÜSÜ/GEÇMİŞİ
- ANARŞİST ile ANARŞİ
- ANASON ile ANASON
- ANASTOMOZ/ANASTOMOSIS[İng.] değil/yerine/= AĞIZLAŞTIRMA
- ANATOMİ = ANATOMY[İng.] = ANATOMIE[Fr., Alm.] = ANATOMIA[İt., İsp., Lat., Yun.] = 'İLM el-TEŞRİH[Ar.] = KÂLBUDŞENÂSÎ[Fars.] = ONTLEEDKUNDE[Felm.]
- ANATOMİ ile/||/<> FİZYOLOJİ
( + TIP )
- ANATOMİK ile ANATOMİ UZMANI ile ANATOMİ
- ANAYOL(CADDE) ile SOKAK
- ANCAK ile AMA AYNI ZAMANDA
- ANCHORMAN[İng.] değil/yerine/= ANA HABER SUNUCUSU | BAŞKAN
- AND CIRCUIT[İng.] / CIRCUIT ET[Fr.] / UND-SCHALTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= VE DEVRESİ
- ANDERSEN ile ANDERSON ile ANDERSON KANSER ARAŞTIRMA MERKEZİ
- ANDROID[Fr./İng.] ile IOS
( )
( İnsan biçiminde otomat. | Telefon işletim düzeneği. İLE Apple telefon işletim düzeneği. )
- ANDROJEN ile ANDROJENLİK
- ANEKDOT ile ANEKDOTSAL ile ANEKDOT ile ANEKDOTLAR
- ANEMOGRAF ile ANEMOGRAFİ
- ANEMOMETER[İng.] / ANEMOMÈTRE[Fr.] ile/değil/yerine/= ANEMOMETRE
- ANEMOMETRE ile ANEMOMETRİ
- ANERJİ/ANERGY[İng.] değil/yerine/= BAĞIŞIKLIK YANITSIZLIĞI | ENERJİSİZLİK
- ANEROID[İng.] / ANEROÏDE[Fr.] / ANEROID[Alm.] ile/değil/yerine/= ANEROİT
- ANESTEZİ/ANESTHESIA[İng.] değil/yerine/= DUYUSUZLAŞ(TIR)MA
- ANESTEZİ ile UYUŞTURMAK ile ANESTEZİK ile UYUTMAK
- ANEVRİZMA/ANEURYSM[İng.] değil/yerine/= BALONLAŞMA, TORBALAŞIM
( Bir atardamarın bir bölgesinde oluşan gevşemeye bağlı ur biçimindeki genişleme. )
- ANGAJE ETMEK ile MEŞGUL OLMAK ile NİŞANLI ile NİŞANLANMAK ile NİŞAN YÜZÜĞÜ
- ANGAJMAN[Fr./İng. < ENGAGEMENT] değil/yerine/= BAĞLANTI/ÜSTLENME
- ANGARYA ile ANGARYA
- ANGLE MIRRORS[İng.] / MIROIRS À ANGLE[Fr.] ile/değil/yerine/= AÇILI AYNALAR
- ANGLE OF DEVIATION[İng.] / ABLENKWINKEL, ABWEICHUNGSWINKEL[Alm.] ile/değil/yerine/= SAPMA AÇISI
- ANGLE OF FRICTION[İng.] / ANGLE DU FROTTEMENT[Fr.] / REIBUNGSWINKEL[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜRTÜNME AÇISI
- ANGLE OF REFLECTION[İng.] / ANGLE DE LA RÉFLEXION[Fr.] / REFLEXIONSWINKEL, AUSFALLSWINKEL[Alm.] ile/değil/yerine/= GELİŞ/YANSIMA AÇISI
- ÅNGSTRÖM COEFFICIENT[İng.] / COEFFICIENT D'ANGSTRÖM[Fr.] / ANGSTRÖM-KOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= ÅNGSTRÖM KATSAYISI
- ÅNGSTRÖM PYRHELIOMETER[İng.] / PYRHÉLIOMÈTRE D'ÅNGSTRÖM[Fr.] / ANGSTRÖM-PYRHELIOMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= ÅNGSTRÖM PİRHELYOMETRESİ
- ÅNGSTRÖM'S RULE[İng.] / RÈGLE D'ÅNGSTRÖM[Fr.] / ANGSTRÖM-REGEL[Alm.] ile/değil/yerine/= ÅNGSTRÖM KURALI
- ANGSTROM[İng.] / ANGSTROM[Fr.] / ANGSTRÖM[Alm.] ile/değil/yerine/= ANGSTRÖM
- ANGULAR ACCELERATION[İng.] / WINKELBESCHLEUNIGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇISAL İVME
- ANGULAR DISPERSION[İng.] / DISPERSION ANGULAIRE[Fr.] / WINKELDISPERSION[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇISAL DAĞILIM
- ANGULAR DISPLACEMENT[İng.] / DÉPLACEMENT ANGULAIRE[Fr.] / WINKELVERSCHIEBUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇISAL YER DEĞİŞTİRME
- ANGULAR DISTANCE[İng.] / DISTANCE ANGULAIRE[Fr.] / WINKELENTFERNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇISAL UZAKLIK
- ANGULAR FREQUENCY[İng.] / FRÉQUENCE ANGULAIRE[Fr.] / KREISFREQUENZ, WINKELFREQUENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇISAL FREKANS
- ANGULAR IMPULSE[İng.] / IMPULSION ANGULAIRE[Fr.] / DREHIMPULS[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇISAL İTME, DÖNER İTKİ
- ANGULAR MAGNIFICATION[İng.] / ECKIGE-VERGRÖSSERUNG, WINKELVERGRÖSSERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= AÇISAL BÜYÜTME
- ANGULAR MOMENTUM[İng.] / MOMENT ANGULAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= AÇISAL MOMENTUM
- ANHÂ MİNHÂ : ŞUNDAN BUNDA, ŞU BU, ÖTEBERİ, ŞÖYLE BÖYLE EDEREK
- ANHYSTERESIS[İng.] / ANHYSTÉRÉSIS[Fr.] / ANHYSTERESE[Alm.] ile/değil/yerine/= ANHİSTEREZİS
- ANİ ile ANİDEN
- ANILINE[İng.] / ANILINE[Fr.] / ANILIN[Alm.] ile/değil/yerine/= ANİLİN
- ANİLMERKEZ[Osm.] / CENTRIFUGAL[İng.] / CENTRIFUGE[Fr.] / ZENTRIFUGAL[Alm.] ile/değil/yerine/= MERKEZKAÇ
- ANIMSAMA ile/ve/değil/||/<> ÇAĞRIŞIM
( Şimdi'ye getirme. İLE/VE/DEĞİL Şimdi'yi, geçmişe/geçmiştekine taşıma/bağlama. )
( LETHOLOGICA: "Dilimin ucunda fakat söyleyemiyorum" durumu. )
- ANIMSAMA ile/ve REKLÂM
( En az bilineni, en çok bilinen aracılığıyla imgeleme. İLE Az bilinenin, çok bilinen ve/ya da tanınan aracılığıyla sunulması. )
( Yapıcı bir yaklaşım daha çok etkindir. İLE/VE Yıkıcı bir yaklaşım daha çok etkindir. )
(1996'dan beri)