Bugün[02 Nisan 2026]
itibarı ile 23.947 başlık/FaRk ile birlikte,
23.947 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(46/97)


- IŞIĞADOĞRULUM ile/<> IŞIĞAGÖÇÜM/IŞIKGÖÇÜM

( Işık etkisiyle bir bitkinin büyüme devinimi. İLE/VE/<> Birgözelilerde birdenbire aydınlanma sonucu görülen tepkime. )


- IŞIĞIN:
YANSIMASI ile/ve/değil/||/<>/> KIRILMASI ile/ve/değil/||/<>/> SAÇILMASI

( Bir dalganın bir yüzeye çarparak geri dönmesi. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> Bir dalganın bir ortamdan başka bir ortama geçerken yön değiştirmesi. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> Işığın farklı yönlere dağılması. )


- IŞIK SES


- IŞIK YILI ile/ve GAUSS YILI

( Işığın bir yılda boşlukta aldığı mesafe. [Zaman birimi değildir!] İLE/VE 1 Astronomik Birimi[AU], kütlesi sıfır kabul edilen bir taneciğin 1 Gauss yılı[365,256.898.300 gün] sürede çizdiği düzgün dairesel yörüngenin yarıçapı olarak kabul edilmiştir. )

( 1 ışık yılı = 63.241 AU [ 1 AU = 149.597.870.691 ± 30 m. ] | [9.5 Trilyon km. / 9.460.718.940.369.531 m. ± 1.897.230 m.] )

( Astronomik Birim [AU], Dünya'nın Güneş çevresinde çizdiği eliptik yörüngenin büyük ekseninin yarısı kabul edilir. )

( Dünya ile Ay arasındaki en fazla mesafe 1.3 ışık saniyesidir. )

( Dünya ile Güneş arasındaki en fazla mesafe 499 ışık saniyesidir [8.3 ışık dakikası]. )

( Güneş Sistemi'nin çapı yaklaşık 150 ışık saatidir. )

( Oort Bulutu[güneşin etrafında dönen kuyrukluyıldızlar kümesi] yaklaşık 2 ışık yılı çapındadır. )

( Güneş'e en yakın yıldız sistemi olan Alfa Centauri yıldız sistemi, Güneş Sistemi'nden yaklaşık 25 astronomik birim, yani 3,75 milyar km. uzaklıktadır. )

( Samanyolu Galaksisi'nin çapı 100.000 ışık yılı kadardır. )

( Samanyolu'nun komşu galaksilerinden Andromeda, bize 2.4 - 2.7 milyon ışık yılı uzaklıktadır. )

( Güneş'ten sonra dünyaya en yakın yıldız olan Proxima Centauri, 4.2 ışık yılı uzaklıktadır. )


- IŞIK ile/ve/<> AN


- IŞIK ile IŞIN


- IŞIK ile/ve/değil/yerine/||/></< KARANLIK

( Görmek isteyenler için. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/>


- IŞIK ile/ve LAZER

( ... İLE/VE Tek dalga boyu yansıtan ışık. )


- IŞIK ile/ve/<> PARÇACIK


- IŞILDIZ/AVİZE[Fars.] ile LAMBA[Yun.]

( Farsça'da her tür askıya denir. İLE ... )


- IŞIN ile IŞINIM/IŞIMA/RADYASYON[Fr.]

( Bir ışık kaynağından çıkarak her yöne yayılıp giden ışık demeti. | Işınetkin özdeklerin saçtıkları alfa, beta, gama ışınlarından her biri. | Bir noktadan çıkıp sonsuza giden yarım doğrulardan her biri. İLE Işın ya da tanecik yayımı, radyasyon. | Uzayda yayılan bir dalgayı oluşturan öğelerin tümü. | Bir erkenin ışık demeti durumunda yayılması. | Isının, bir kaynaktan ışın ve dalga devinimi yoluyla yayılması. )


- IŞIN ile IŞINLANMA


- ISING COUPLING[İng.] ile/değil/yerine/= ISİNG EŞLEMESİ


- ISING MODEL[İng.] / MODÈLE D'ISING[Fr.] / ISING-MODELL[Alm.] ile/değil/yerine/= ISİNG ÖRNEKÇESİ/MODELİ


- ISIRARAK ile KOPARARAK


- İŞİTMEK ile/ve DUYMAK/DİNLEMEK

( İşlevsel. İLE/VE Katılımcı. )


- İSKELET[İng. SKELETON] ile/||/<> İSKEMİ[İng. ISCHEMIA]

( Bir hayvanın destek görevi olan ve vücudu korumaya yarayan sert parçasının tümü; omurgalı hayvanların iç organlarını koruyan ve destekleyen kemik ve az çok kıkırdaklı bir çatı yapısı. @@ Organizmanın dokusunda ya da organında yerel olarak kan akışının azalması ya da kesilmesi tıbbi sorunu.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- İŞKEMBE[Fars. < ŞIKENBE] ile/ve/> BÖRKENEK ile/ve/> KIRKBAYIR/KERGÜK ile/ve/> ŞİRDEN/ŞÎRDÂN[Fars.]/KUTNE

( Geviş getirenlerin, ilk ve en büyük mide bölümü. İLE/VE/> Geviş getiren hayvanlarda ikinci mide. İLE/VE/> Geviş getiren hayvanlarda üçüncü mide. İLE/VE/> Geviş getiren hayvanlarda dördüncü mide. )


- İSKEMI/İSCHEMIA[İng.] değil/yerine/= YETERSİZ KANLANMA


- İSKEMİK PERİYOT/ISCHEMIC PERIOD[İng.] değil/yerine/= YETERSİZ KANLANAN DÖNEM


- İSKEMIK/İSCHEMIC[İng.] değil/yerine/= YETERSİZ KANLANAN


- İSKENDER ile ALEXANDER KURZHAKOV ile İSKENDERİYE ile İSKENDERİYE


- ISLAH/ISLAHATÇ[Ar.] / REFORM/İST[İng.] değil/yerine/= İYİLTİM/Cİ, İYİLEŞTİRME/İYİLEŞTİRİCİ / DEĞİŞİKLİK/DEĞİŞTİRİCİ


- İSLÂM ile İSLAM ABAD ile İSLAMİ ile İSLAM MERKEZİ ile İSLAM CUMHURİYETİ DEVRİM MUHAFIZLARI ile İRAN İSLAM CUMHURİYETİ ile İSLAM CUMHURİYETİ HABER AJANSI ile İSLAMİ ŞURA ile İSLAMİ ŞURA KONSEYİ ile İSLAM DÜNYASI ile İSLAM DEVRİMİ


- ISLAND EFFECT[İng.] / EFFET D'ÎLOT[Fr.] / INSELLBILDUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ADA ETKİSİ


- İŞLEMEK ile SUÇ İŞLEMEK ile ZİNA YAPMAK ile ADALETSİZLİK YAPMAK ile İNTİHAR ETMEK ile İHANET ETMEK ile VANALİZM YAPMAK ile ŞİDDET UYGULAMAK ile BAĞLILIK ile KOMİTE ile TAAHHÜT


- İŞLETME ile İŞADAMI


- İŞLEV[İng. FUNCTION] ile/||/<> ANOKSİ[İng. ANOXIA] ile/||/<> B VİTAMİNİ[İng. VITAMIN B] ile/||/<> BAŞLANGIÇTAN GEN TAHMİNİ[İng. AB INITIO GENE PREDICTION] ile/||/<> EULER METODU[İng. EULER METHOD] ile/||/<> TÜREV[İng. DERIVATIVE]

( Bir kümenin her elemanının başka bir kümenin en az bir defa ve yalnız bir elemanıyla ilişkilendiren bağıntı. Tanım kümesindeki tüm elemanlar, değer kümesindeki en az bir elemanla ilişkilendirilir. Tanım kümesinde eşleştirilen bir eleman ikinci defa eşleştirilemez. Değer kümesinde ilişkilendirilen elemanların oluşturduğu kümeye "görüntü kümesi" adı verilir. Fonksiyonlar genellikle f, g ya da h gibi küçük harflerle gösterilirler. Örneğin A ve B isimli iki küme oluşturulursa A'nın her elemanının B'nin en az bir ve yalnız bir elemanıyla ilişkilendiren bağlantıya "A'dan B'ye fonksiyon" denir ve şu biçimde gösterilir: @@ Oksijen yetmezliği, vücut gözelerinin normal fonksiyonlarını gerçekleştirecek oksijenden yoksun kalması anlamına gelen bir terim. @@ Çeşitli metabolik fonksiyonlara sahip olan, suda çözünen bir grup vitamin. Bunlar: tiamin (B1), riboflavin (B2), niasin (B3), pantotenik asit (B5), B6 vitamini, biotin (B7), folik asit (B9) ve B12 vitamini. @@ Genlerin fonksiyonuna ya da organizmanın genetiğine dair herhangi bir bilgi olmamasına karşın, belirli genleri tespit etmek için kullanılan bir işlemsel biyoloji tekniği. Bu başarılabilir, çünkü eksonlar, intronlar, başlatıcılar gibi farklı gen özellikleri, DNA dizilimindeki eşsiz şablonlarla ilişkilidir. @@ Sayısal analizde, diferansiyel denklemlerin yaklaşık çözümlerini bulmak için kullanılan basit bir yöntem. Adını İsviçreli matematikçi Leonhard Euler'den alır. Başlangıç koşulları verilen bir diferansiyel denklemin çözümünü, küçük adımlarla ilerleyerek yaklaşık olarak hesaplar. Özellikle ilk derece adi diferansiyel denklemlerin çözümünde kullanılır ve adım adım, türevin eğim bilgisine dayanarak fonksiyonun değerlerini bulur. Basitliği ve uygulanabilirliği ile öne çıksa da, doğruluğu açısından daha gelişmiş yöntemlerle karşılaştırıldığında sınırlamalara sahiptir. @@ Matematikte bir f(x)f(x)f(x) fonksiyonunun tanım kümesi içinde yer alan bir xxx noktası için anlık değişim miktarı ya da diğer bir tabiri ile o noktadan geçen teğetin sahip olduğu eğim miktarı. Aralarındaki mesafe aaa olan farklı iki nokta üzerinden geçen doğrunun eğimini bulmayı sağlayan:

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- İŞLEV ile/ve/değil/yerine/<> EYLEM

( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<> Bilinçli, amaçlı etkinlik. )

( Kişi, eylemiyle tanınır. )

( İşlet fiilin, duysun kulağın. )

( Human recognize by action. )

( Alkışı, en sessiz biçimde karşılayan, alkışı, hak etmiş demektir. )


- İŞLEV ile FONKSİYON ÜRETECİ ile FONKSİYONEL ile İŞLEVLER


- İŞLEV ile/ve GÖRÜNÜŞ


- İŞLEV ile UYGUNLUK


- İŞLEV ve YÖN


- İŞLEVSELLİK ile OLANAKLILIK


- İŞLEVSELLİK ile/ve YARARLILIK


- İŞLEYİŞ ile/ve ÖNGÖRÜ


- İSM-İ FAİL ile/ve İSM-İ MEF'UL

( MENÂSÎRU | MENASİRU )


- ISMARLAMA ile ISMARLAMA


- ISO-[İng.] / ISO-[Fr.] / ISO-[Alm.] ile/değil/yerine/= İZO-


- ISO/INTERNATIONAL ORGANIZATION FOR STANDARDIZATION[İng.] değil/yerine/= ULUSLARARASI STANDARTLAR ÖRGÜTÜ


- ISOAMYL ALCOHOL[İng.] / ALCOHOL D' ISOAMYLE[Fr.] / ISOAMYLALKOHOL[Alm.] ile/değil/yerine/= İZOAMİL ALKOL


- ISOAMYL SALICYLATE[İng.] / SALICYLATE D'ISOAMYLE[Fr.] / ASOAMYLSALICYLAT[Alm.] ile/değil/yerine/= İZOAMİL SALİSİLAT


- ISOBAR[İng.] ile/değil/yerine/= EŞBASINÇ EĞRİSİ


- ISOBAR[İng.] değil/yerine/= İZOBAR

( İzobar, kütle numaraları aynı olan atomlardır. Örneğin, klor-37 ve argon-37 atomları izobardır. Çünkü ikisinin de kütle numarası 37'dir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- ISOBARIC PROCESS[İng.] ile/değil/yerine/= EŞBASINÇLI SÜREÇ


- ISOBARIC[İng.] ile/değil/yerine/= EŞBASINÇLI


- ISOCHORE[İng.] ile/değil/yerine/= EŞHACİM EĞRİSİ


- ISOCHORIC, ISOVOLUMIC[İng.] ile/değil/yerine/= EŞHACİMLİ


- ISOCHROMATIC FRINGE PATTERN[İng.] / MODÈLE DE FRANGES ISOCHROMATIQUES[Fr.] ile/değil/yerine/= EŞRENK SAÇAK DESENİ


- ISOCHROMATIC[İng.] ile/değil/yerine/= EŞRENKLİ


- ISOCHRONOUS CIRCUIT[İng.] / CIRCUIT ISOCHRONE[Fr.] ile/değil/yerine/= EŞZAMANLI DEVRE


- ISOCHRONOUS[İng.] / ISOCHRONE, ISOCHRONIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= EŞZAMANLI


- ISOCLINIC LINE[İng.] / LIGNE ISOCLINIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= EŞEĞİM ÇİZGİSİ


- ISODIASPHERES[İng.] ile/değil/yerine/= İZODİASFERLER


- ISOELECTRIC FOCUSING[İng.] ile/değil/yerine/= İZOELEKTRİK ODAKLAMA


- ISOELECTRIC POINT[İng.] / POINT ISOÉLECTRIQUE[Fr.] / ISOELEKTRISCHER PUNKT[Alm.] ile/değil/yerine/= İZOELEKTRİK NOKTA


- ISOELECTRIC[İng.] ile/değil/yerine/= EŞELEKTRİKSEL


- ISOELECTRONIC SEQUENCE[İng.] ile/değil/yerine/= EŞEKSİCİKLİ DİZİ


- ISOELECTRONIC[İng.] / [Fr.] / ISOELEKTRONISCH[Alm.] ile/değil/yerine/= İZOELEKTRONİK


- ISOHYDRIC[İng.] ile/değil/yerine/= İZOHİDRİK


- ISOLATED SYSTEM[İng.] / ISOLIERTE SYSTEME[Alm.] ile/değil/yerine/= YALITILMIŞ SİSTEM


- ISOLATOR[İng.] ile/değil/yerine/= YALITICI


- ISOLEUCINE[İng.] değil/yerine/= İZOLÖSİN

( Doğadaki 20 aminoasitten biridir, proteinlerin yapısına katılır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- ISOMER[İng.] / ISOMÈRE[Fr.] / ISOMER[Alm.] ile/değil/yerine/= İZOMER


- ISOMERIC SHIFT[İng.] / ISOMERISCHE VERSCHIEBUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= İZOMERİK KAYMA


- ISOMERIC TRANSITION[İng.] / TRANSITION ISOMÉRIQUE[Fr.] / ISOMERER ÜBERGANG, ISOMERIE-ÜBERGANG[Alm.] ile/değil/yerine/= İZOMERİK GEÇİŞ


- ISOMERIZATION[İng.] / ISOMÉRISATION[Fr.] / ISOMERISATION, ISOMERIE[Alm.] ile/değil/yerine/= İZOMERLEŞME


- ISOMERIZATION/ISOMERISM[İng.] / ISOMÉRIE, ISOMÉRISATION[Fr.] / ISOMERIE, ISOMERISATION[Alm.] ile/değil/yerine/= İZOMERİ, İZOMERLEŞME


- ISOMORPHISM[İng.] / ISOMORPHE[Alm.] ile/değil/yerine/= İZOMORFİZM


- ISOPEDIN[İng.] değil/yerine/= İZOPEDİN

( Bazı balıklarda tabakalardan oluşan kozmoyit ve ganoyit pulların en iç tabakası.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- ISOPRENE[İng.] / ISOPRÈNE[Fr.] / ISOPRENE[Alm.] ile/değil/yerine/= İZOPREN


- ISOSTERIC[İng.] / ISOSTÉRIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= İZOSTERİK


- ISOSTERISM[İng.] / ISOSTÉRÈSE[Fr.] ile/değil/yerine/= İZOSTERİZM


- ISOSYNTHESIS[İng.] ile/değil/yerine/= İZOSENTEZ


- ISOTACHOPHORESIS[İng.] ile/değil/yerine/= İZOTAKOFOREZ


- ISOTACTIC[İng.] / ISOTACTIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= İZOTAKTİK


- ISOTHERMAL EQUILIBRIUM[İng.] ile/değil/yerine/= EŞSICAKLIKLI DENGE


- ISOTHERMAL EXPANSION[İng.] ile/değil/yerine/= EŞSICAKLIKLI GENLEŞME


- ISOTHERMAL FLOW[İng.] ile/değil/yerine/= EŞSICAKLIKLI AKIŞ


- ISOTHERMAL LAYER[İng.] ile/değil/yerine/= EŞSICAKLIKLI KATMAN


- ISOTHERMAL MAGNETIZATION[İng.] ile/değil/yerine/= EŞSICAKLIKLI MIKNATISLANMA


- ISOTHERMAL PROCESS[İng.] ile/değil/yerine/= EŞSICAKLIKLI SÜREÇ


- ISOTHERMAL TRANSFORMATION[İng.] ile/değil/yerine/= EŞSICAKLIKLI DÖNÜŞÜM


- ISOTHIOCYANATE[İng.] ile/değil/yerine/= İZOTİYOSİYANAT


- ISOTONE[İng.] / ISOTONE[Fr.] / ISOTONE[Alm.] ile/değil/yerine/= İZOTON


- ISOTOPE DILUTION ANALYSIS[İng.] / ISOTOPVERDRÄMMUNGSANALYSE[Alm.] ile/değil/yerine/= İZOTOP SEYRELTME ÇÖZÜMLEMESİ/ANALİZİ


- ISOTOPE DILUTION[İng.] / DILUTION ISOTOPIQUE[Fr.] / ISOTOPENVERDÜNNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= İZOTOP SEYRELTMESİ


- ISOTOPE EFFECT[İng.] / EFFET ISOTOPIQUE[Fr.] / ISOTOPISCHER EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= İZOTOP ETKİSİ


- ISOTOPE EXCHANGE REACTION[İng.] ile/değil/yerine/= İZOTOP DEĞİŞİM REAKSİYONU


- ISOTOPE SHIFT[İng.] / ISOTOP VERSCHIEBUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= İZOTOP KAYMASI


- ISOTOPE[İng.] / ISOTOPE[Fr.] / ISOTOP[Alm.] ile/değil/yerine/= İZOTOP


- ISOTOPIC ABUNDANCE[İng.] / ISOTOPENHÄUFIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= İZOTOP BOLLUĞU


- ISOTOPIC ELEMENT[İng.] ile/değil/yerine/= İZOTOPİK ELEMENT


- ISOTOPIC IRRADIATION[İng.] / ISOTOPENBESTRAHLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= İZOTOP IŞINLAMASI


- ISOTOPIC MOLECULE[İng.] ile/değil/yerine/= İZOTOP MOLEKÜL


- ISOTOPIC SPIN[İng.] / ISOTOPENSPIN[Alm.] ile/değil/yerine/= İZOTOP DÖNÜSÜ/SPİN


- ISOTOPIC TRACER[İng.] ile/değil/yerine/= İZOTOPİK İZLEYİCİ


- ISOTRON[İng.] / ISOTRON[Fr.] / ISOTRON[Alm.] ile/değil/yerine/= İZOTRON


- ISOTROPIC DIELECTRIC[İng.] ile/değil/yerine/= YÖNDEŞ YALITKAN


- ISOTROPIC FLUID[İng.] / FLUIDE ISOTROPE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÖNDEŞ AKIŞKAN


- ISOTROPIC FLUX[İng.] / FLUX ISOTROPE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÖNDEŞ AKI


- ISOTROPIC RADIATION[İng.] / RAYONNEMENT ISOTROPE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÖNDEŞ IŞINIM


- ISOTROPIC[İng.] / ISOTROPE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÖNDEŞ


- ISOVALENT CONJUGATION[İng.] ile/değil/yerine/= İZOVALENT KONJUGASYON


- ISOVALENT HYPERCONJUGATION[İng.] ile/değil/yerine/= İZOVALENT HİPERKONJUGASYON


- İSPAT ile/ve DESTEK


- İSPAT ile/ve İNANDIRICILIK


- İSRAF ile/ve/> BATKI/NLIK / İFLÂS

( İsraf, iflâsı muhakkak kılar. )

( En büyük israf, zaman israfıdır. )


- İSRAF ile ZİYAN


- İSRAİL ile İSRAİL


- ISRAR ETMEK ile ISRAR ile ISRARCI ile ISRARCI


- ISRAR ile İDDİA


- ISRAR ile/ve İNAT

( Ne/yi yapacağın üzerindeki bilinçli kararlılıkta. İLE/VE Ne/yi yapmayacağın üzerine göstermen gereken bilgi ve bilincin, davranış ve tutumun bulunmamasında. )

( Sen varsan. İLE/VE Sen yoksan. )

( Akıllılıkta. İLE/VE Duygusallıkta. )

( Çözümleyicilikte. İLE/VE Tepkisellikte. )


- ISRAR ile İSTİKRAR


- ISRAR ile/değil ŞANSINI ZORLAMAK (İÇİN)


- ISRAR ile/değil/yerine TEKLİF

( Yok. İLE/DEĞİL/YERİNE Var. )

( Teklif et fakat ısrar etme! )


- ISSIZ ile ISSIZ YER ile ISSIZ ile ISSIZLIK ile ISSIZLAŞTIRICI


- İŞSİZ ile İŞSİZLİK


- İŞSİZ ile KEDERLİ


- IST/IMMÜNOSÜPRESİF TEDAVİ/IMMUNOSUPPRESSIVE THERAPY[İng.] değil/yerine/= BAĞIŞIKLIK BASKILAYICI SAĞALTIM


- İŞTAH[Ar.]/APETİT[Fr./İng.] ile/ve BESLENME


- İŞTAH ile İŞTAH AÇICI ile MEZE ile İŞTAH AÇICI


- İŞTAH ve ŞEHVET


- İŞTAHSIZLIK ile/> GIDASIZLIK


- ISTAKOZ ile KEREVİDES/KEREVİT/KARAVİDE[Yun.]/BÖCEK

( Denizde yaşayan. İLE Tatlı suda yaşayan. )


- İSTASYON[İng. < STATION] değil/yerine/= DURAK


- İSTATİSTİK = STATISTICS[İng.] = STATISTIQUE[Fr.] = STATISTIK[Alm.] = STATISTIKA[İt.] = ESTADÍSTICA[İsp.]


- İSTATİSTİKSEL HATA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI:
YETERSİZ ÖRNEK ile/ve/||/<> TEMSİL ETMEYEN ÖRNEK ile/ve/||/<> YANLIŞ BENZETME ile/ve/||/<> YOK SAYMA ile/ve/||/<> SÜMEN ALTI ile/ve/||/<> KUMARBAZ


- İŞTE HİKAYE ile BURADA ile BURADA VE ORADA ile SAPKINLIK ile AŞAĞIDA


- İSTEDİĞİMİZ ŞEYİ BİLMEK ile BİLDİĞİMİZ ŞEYİ İSTEMEK

( Amaç/Neden: İsteğin başlangıcının enerjetik mi, duygusal mı, zihinsel mi olup-olmadığının tam bir ayırdındalık ve bilinç/farkındalık içinde bulunma gerekliliği. Tanım: İstenilen şeyin tam bir farkındalığı, kısıtlama anlamında olmayan, gözleme dayanan kontrollülüğü ile tam olarak bilme/farkında olma gerekliliği İLE İstenilen şey hakkında daha önce bilgi sahibi olmuş olmanın getirdiği rahatlığın etkisi olup-olmadığı, o rahatlığın esiri olmama, tutkusu olmadan, tutturmadan isteme gerekliliği ile; istediğim için mi biliyor, bildiğim için mi istiyor olup-olmadığımın tam bir farkındalığı ve bunların ayırdındalığı/karıştırılmaması. )


- İSTEK/ARZU ile/ve KORKU

( Keyfin/zevkin, hazzın anısı. İLE/VE Acının/ıstırabın anısı. )

( İkisi de zihni huzursuz eder. )


- İSTEK/LER ile/ve/değil/yerine GEREKSİNİM/LER

( Sınırsız. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Sınırlı. )


- İSTEK/MERAM ile/ve KASIT


- İSTEK ile/ve/<> AKIL


- İSTEK ile BEKLENTİ


- İSTEK = DESIRE[İng.] = DÉSIR[Fr.] = BEGIERDE[Alm.] = CUPIDITAS[Lat.]


- İSTEK ile/ve/<> DÜŞÜNME


- İSTEK ile EMİR


- İSTEK ile/ve/<> GAYRET

( YISA[İt.]: Gayret vermek için söylenilen söz. )


- İSTEK ile/ve/||/<>/> GEREKSİNİM(İHTİYAÇ) ile/ve/||/<>/> HİZMET


- İSTEK ile/ve/<> İÇGÜDÜ


- İSTEK ile/ve/<> TERCİH


- İSTEKLİ OLMAK ile SORMAK


- İSTEKLİ ile HEVESLE ile ŞEVK


- İSTEKSİZLİK ile İSTEKSİZLİK ile İSTEKSİZ


- İSTEME EDİMİ = VOLITION[İng., Fr.] = WOLLEN, WOLLENSAKT[Alm.] = VOLITIONE[Lat.]


- İSTEMEK ile/ve/<> ÇAĞIRMAK


- İSTEMEK ile/ve/değil/yerine/hem de/+/||/<>/> GERÇEKTEN İSTEMEK

( Zihindeki günlük 40-50.000 düşüncenin büyük bir bölümünün tanımlanmamış/netleşmemiş, pasif temelli, sıradan, dayanaksız, isteme eylemi. İLE Sıradan isteğin bir üst aşaması olan gerçekten istemenin, gerekeni yaparak ve istenenin umudu ve çabası, içtenliği, samimiyeti ve ciddiyeti ile istemek. )

( İstemekle tamamına ve daha da fazlasına sahip olabilirsiniz. )

( EĞİNİK: İçten istemek. )

( İSTİD'Â'[Ar. < DUA]: Yalvararak isteme. | Dilekçe. )

( You can have the whole of it and more for the mere asking. )


- İSTEMEK ile/ve/<> İNANMAK

( İnan ya da terk et! )

( Believe it or leave! )


- İSTEMEK ile/ve İNANMAK


- İSTEMEK ile/ve/< ÖZENMEK


- İSTEMEK ile/ve/<> UYGUNLUK


- İSTEMSİZ ile KIVRIMLI ile EVRİM


- İSTENÇ(İRÂDE) ile BİLİNÇ

( Kavram olarak bilinç, aklın gözüdür. )


- İSTENÇ(İRÂDE) ile/ve/||/<> BULUNÇ(KEŞF/VİCDAN)

( Gerçek, keşiftedir, keşfedilmişte değil. )

( Özgürleşme, keşfetme özgürlüğü demektir. )

( Keşif için ne başlangıç ne son vardır. )

( KEŞF: Kaldırmak. )

( To discovery there is no beginning and no end. )


- İSTENÇ/DİRETME/İRÂDE[EVET]
ile/ve/değil/yerine/önce/||/+/<>/></>/<
DİRENÇ/DİRENME/İHTİYÂR[< HAYIR]
( ile/ve/değil/yerine/önce/||/+/<>/></>/<
REVİYE[Ar.][>< BEDİHE])

( Yapma/yapabilme becerisi/isteği/coşkusu/olanağı/gücü. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/ÖNCE/||/+/<>/>/< Yapmama/yapmayabilme becerisi/isteği/coşkusu/olanağı/gücü. )

( "Zekâda", nefiste. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/ÖNCE/||/+/<>/>/< Akılda. )

( Seçim. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/ÖNCE/||/+/<>/>/< Yeğleme/tercih. )

( Cins. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/ÖNCE/||/+/<>/>/< Fasl. )

( Varoluş/sal. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/ÖNCE/||/+/<>/>/< Varoluşunun sürekliliği için/yönünde. )

( Bir şeyi yapmanın, tek bir yolu yoktur. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/ÖNCE/||/+/<>/>/< Yolu, tektir! [Yapmamaktır!] )

( Başı, ortası/süreci ve sonucu, akıl iledir. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/ÖNCE/||/+/<>/>/< Özgüven iledir ve öz/güven sağlatır. )

( Parça. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/ÖNCE/||/+/<>/>/< Bütün. )

( Özgürlüğümüzü yitirdiğimizde, değerini bilmeye başladığımız, anladığımız ve anımsadığımız. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/ÖNCE/||/+/<>/>/< Özgürlüğümüzde, sürekli bilmemiz ve anımsamamız gereken. )

( Doğadaki tüm varolanlar gibi insanın gövdesi de gelişerek ve değişerek sürecini tamamlar. Gövdemiz itibariyle bitki ve hayvanların koşullarıyla birlikte bülûğa ermesiyle tanımlanan belirli yaş, dönem ve zihinsel seviyelerden geçerek herkesle eşit olanaklara, haklara ve kararlara sahip olmak üzere birey olmaya, reşit olmaya hak kazanırız.

Olanaklarımız, 18 yılımızı tamamlayana kadar, ağırlıklı olarak bitki ve hayvanlarla ortak olduğumuz gövdemizde, varoluşsal ve canlılık gereksinimlerimize, istediklerimize gözümüzü, ağzımızı, elimizi ve dilimizi, "Evet"lerimizi yöneltmeyle yani "yapma isteği/bilgisi" anlamına gelen irâdemiz aracılığıyla sağlanır.

Bu süreç, özellikle 1 yaşında, bazı sözcükleri söylemeye başlayarak; 2 yaşında, benlik algımızın kısmen gelişmişliğiyle erk karşısında, varolduğunu gösterebilmek üzere dışkı tutarak; 4 yaşında, kısmen başlayan öğrenim/eğitim becerisiyle; 7 yaşından itibaren bilinçlenerek; 18'den önce dereceli olarak, 12 - 15 yaş arasında ve 15 - 18 yaş arasında, ayırd etme[temyîz] ve hukuksal cezâ görme eşiğiyle; 16 yaşında, ebeveynin resmî izniyle dünyanın her yerine gidebilme; yine ebeveyn izniyle 17 yaşında evlenebilme eşiklerindeki kısmî hakları ile 18'den sonra da gözümüzü, ağzımızı, elimizi, belimizi ve dilimizi uzatmayabileceklerimiz için "Hayır!" diyerek, "yapmama bilgisi/isteği" olarak tanımlanan ihtiyârımız ve muhtariyetimizle yani kendimize ve çevremizdekilere zarar vermemek üzere, ancak bu koşullarla özgürlük hakkımızı elde ederiz ve yaşamımızı, yapmayabileceklerimiz üzerinden sürdürürüz.

Atacağımız her adımda, yapacağımız ve söyleyeceğimiz herşeyde, önce "Evet"imiz(irâdemiz) değil "Hayır!"ımız(ihtiyârımız) devrede olmak zorundadır. Birilerini yaralamak, öldürmek ya da insanlık suçlarına giren uyuşturucu("sigara vb". da) satmak gibi çevremize çeşitli zarar verebilecek eylemler ise en önemli ve olmazsa olmazımız, Sağlık ve Özgürlük'ün yitirilmesi, hastahane ya da hapishaneyle sınırlandırılmasıyla son bulmasıdır.

İlim ve irfanın öncelikleri, ilkeleri olan eline, diline ve beline hâkim olmak, tüm kadîm geleneklerin ortak uyarısıdır. Şiddet kontrolü, şiddetsizlik, zararsızlık; başkalarını, düşünce, söz ve hareketle incitmemek; yalan kontrolü ve dürüstlük; benimseme kontrolü ya da çalmama; eşeysel(cinsel) enerji kontrolü; mal/eşya biriktirme kontrolü, biriktirmemek; nefret kontrolü ve merhamet; kızgınlık kontrolü ve affetme; güçsüzlük kontrolü ve dayanıklılık; aşırılık kontrolü ve ılımlılık; yanlışlık kontrolü ve doğruluk da insan haklarının dışına çıkmamayı sağlayacak olan uyarılardır.
[ www.FaRkLaR.net/kisiselgelisim ve www.FaRkLaR.net/ilim-irfan sayfalarından da yararlanılabilir.]

Kendi haklarımızı ve başkalarının haklarını tanımamıza yardımcı olabilecek çok önemli iki çalışma ise bir kâğıda ya da bilgisayarda/cep telefonunda, iki ayrı sayfa oluşturup öncelikle "Ne yapmayabileceklerim"i/zi, ötekine ise tam ve kesin olarak "Hayır!" dediklerimizi, diyebileceklerimizi yazmamızdır.

Giyinmek, öncelikle toplum (ve düzeni/sağlığı) için ancak daha sonra kişinin kendi içindir. )

( Gereksinimimize yönelterek, önceleyerek.[Kısa ve uzun süreli olarak tehlikeli/riskli/zararlı olup olmadığına fazla bakmaksızın.] İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/ÖNCE/||/+/<>/>/< Var oluşumuzu ve var oluşumuzun sürekliliğini önemseten, önceleyen.[Hem şu anda, hem de uzun süreli olarak.] )

( Bir şey ki, yapmasan da olur... YAPMA!
Bir şey ki, söylemesen de olur... SÖYLEME!

Yaptığımız, "kâr"; yapmadığımız, yarar!
Aldığımız, "kâr"; verdiğimiz, yarar!

Yediğimiz/içtiğimiz, "kâr"; yemediğimiz/içmediğimiz, yarar!

Söz(cük)leri/ni ve tutumu/nu değiştir/geliştir... Dünya/n değişsin//gelişsin! )

( Belediye. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/ÖNCE/||/+/<>/>/< Muhtarlık. )

( Görülen, gösterilen/gösterilebilen. | Görülebilir/lik, gösterilebilir/lik. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/ÖNCE/||/+/<>/>/< Görülmeyen, gösterilmeyen ve gösterilemeyen. | Görülemez/lik, gösterilemez/lik. )

( "Evet!" diyebilme (olanağı/gücü). İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/ÖNCE/||/+/<>/>/< "Hayır!" diyebilme (olanağı/gücü). )

( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/ÖNCE/||/+/<>/>/< Nefsine muhâlefet etmek/edebilmek.[MUHALEFET-ÜN-NEFS] )

(

İhtiyâr ve İrâde "Kader" - "İrâdenin Özgürce Kullanımı" Tartışması Huyların Değişmesinin Olanağı Mantıksal Belirlenimcilik
Kindî Bağdaşırcı Belirlenimci/Bağdaşırcı - -
Fârâbî Bağdaşırcı Bağdaşırcı Bağdaşırcı Bağdaşırcı
Yahyâ İbn Adî - Bağdaşırcı Belirlenimci İrâdenin Özgürce Kullanımı
Âmirî Bağdaşırcı Bağdaşırcı - -
İbn Sînâ Belirlenimci Belirlenimci Bağdaşırcı Belirlenimci
İbn Bâcce Bağdaşırcı/İrâdeci - - -
İbn Rüşd Belirlenimci/Bağdaşırcı Belirlenimci/Bağdaşırcı - Bağdaşırcı


"Meşşâî Felsefede Ahlâkî Determinizm ve Özgürlük" - Emre Çeliker

)

( "özgür irâde" için

"var mı, yok mu?"
"sahip misin/miyiz, değil misin/miyiz?" vb.

"sorularında" başlangıç yanlışı/sorunu bulunuyor.

Öncelikle,
1- "irâde"nin "özgür olanı ve özgür olmayanı"
diye çeşidi ya da başka çeşitleri ve tanımı olmaz!

2- "irâde", tekil bir sözcük/kavram değildir.

Bir kavram çiftidir.
"ihtiyâr ve irâde" olarak birliktedir ve birbirinden ayrılamaz!

( ihtiyâr[Ar. < hayr]: Kişinin/yetişkinin yapmama/yapmayabilme gücü/bilgisi/bilinci, yeğlemesi/tercihi. [Önceliklidir, belirleyici ve bağlayıcıdır.] irâde[Ar.]: Kişinin yapabilme/yönelebilme olanağı/gücü ve bilgisidir. [Ölçüt ve değerlendirme olmaksızın.] 3- ... )


- İSTENÇ/İRÂDE ile/ve AŞKINLIK

( ... ile/ve GULÜV )


- İSTENÇ/İRÂDE ve/<> İDÂRE


- İSTENÇ/İRÂDE ile/ve İSTEK

( Tümdengelimli doğada. İLE/VE Tümevarımlı doğada. )


- İSTENÇ/İRÂDE ile/ve İSTİKRAR


- İSTENÇ/İRÂDE ile/ve NİYET


- İSTENÇ = İRADE-İ CÜZİYE = FREE WILL[İng.] = LIBRE ARBITRE[Fr.] = WILLENSFREIHEIT[Alm.] = LIBERUM ARBITRIUM[Lat.] = LIBRE VOLUNTAD[İsp.]


- İSTENÇ = İRÂDE = WILL[İng.] = VOLONTÉ[Fr.] = WILLE[Alm.] = VOLUNTAS < VELLE:İSTEMEK. VOLO:İSTİYORUM[Lat.] = VOLUNTAD[İsp.]


- İSTHMİAN ile İSTMİK


- ISTHMUS[İng.] değil/yerine/= KISTAK

( Tipik olarak her iki tarafında su bulunan iki büyük kara kütlesini birbirine bağlayan dar bir kara şerididir. Bir kıstak, iki su kütlesini ayıran dar bir kara şeridine de atıfta bulunabilir. Her iki durumda da kıstak, iki büyük kara kütlesi ya da su kütlesi arasında bir köprü ya da bağlantı görevi görür. "İsthmus" terimi, "boyun" anlamına gelen Yunanca "isthmos" sözcüğünden gelir.[1] Kıstağın en bilinen örneği, Kuzey ve Güney Amerika'yı birbirine bağlayan ve Atlantik ile Pasifik Okyanuslarını ayıran Panama Kıstağı'dır. Mısır'daki Süveyş Kıstağı, Afrika ile Asya'yı birbirine bağlar ve Kızıldeniz'i Akdeniz'den ayırır. Kıstakların diğer örnekleri arasında Tayland'daki Kra Kıstağı ve Meksika'daki Tehuantepec Kıstağı sayılabilir.[2]

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- İSTİAB[Osm.] / CAPACITY[İng.] / CAPACITÉ[Fr.] / KAPAZITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= SIĞA, KAPASİTE


- İSTİF ile STOKÇU ile İSTİFLEME


- İSTİHDAM ETMEK ile İSTİHDAM EDİLEBİLİR ile ÇALIŞAN ile ÇALIŞAN ile ÇALIŞAN ile ÇALIŞAN ile İŞ VEREN ile İSTİHDAM ile İSTİHDAM OFİSİ


- İŞTİKAK[Ar.]/ETİMOLOJİ[Fr./İng.] ile İHTİRÂ[Ar.]

( Ad ve fiillerin kök ya da gövdelerine yapım eki getirilerek sözcük kurma. | Aynı kökten gelen fakat ayrı anlamları olan sözcüklerle yapılan benzetme/cinas. İLE Bilinen bazı şeylerden yararlanarak düşünce gücüyle yeni bir şey bulma. | Benzeri görülmemiş bir şey oluşturma. )


- İSTİKRÂ[Ar.] ile İSTİKRÂ[Ar. İKTİRÂ] ile İSTİKRÂH[Ar. < KERH]


- İSTİKRAR NAZARİYESİ[Osm.] / STEADY STATE THEORY[İng.] / THÉORIE DE L'ÉTAT STATIONNAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= KARARLI DURUM KURAMI


- İSTİKRÂR[Osm.] / STABILITY[İng.] / STABILITÉ[Fr.] ile/değil/yerine/= KARARLILIK


- İSTİKRARSİZ MUVÂZENE[Osm.] / UNSTABLE EQUILIBRIUM[İng.] / ÉQUILIBRE INSTABLE[Fr.] / INSTABILES GLEICHGEWICHT[Alm.] ile/değil/yerine/= KARARSIZ DENGE


- İSTİKRARSIZLAŞTIRMAK ile İSTİKRARSIZLAŞTIRMAK


- İSTİKRARSIZLIK ile İSTİKRARSIZ


- İSTİLA ETMEK ile İSTİLA


- İSTİLA ETMEK ile İSTİLACI


- İSTİLA ETMEK ile İSTİLACI ile İSTİLACI


- İSTİLA ETMEK ile KESİNTİ


- ISTIRAP VERİCİ ile ÖLÜMÜNE ACI ÇEKEN


- ISTIRAP ile ÖLÜM ACISI


- ISTROCHEMISTS[İng.] ile/değil/yerine/= İSTROKİMYACILAR


- ISTROL[İng.] ile/değil/yerine/= İSTROL


- İSVEÇ/ŞİVED ile İSVİÇRE


- İŞVEREN İŞÇİ


- İSYAN ile HAREKÂT


- İSYAN ile İSYAN ile İSYAN


- İSYAN ile KABUL EDEMEMEK


- İSYAN ile/ve KÜFÜR


- İSYAN ile/ve ŞİKÂYET


- IT/INFORMATION TECHNOLOGIES[İng.] değil/yerine/= BİLİŞİM TEKNOLOJİLERİ


- İTAAT ile/ve/değil/yerine/<> "TAPMAK" ile/ve/değil/yerine/<> TESLİMİYET


- İTAATSİZ ile İTAATSİZLİK


- İTAATSİZLİK ile İTAATSİZ ile İTAATSİZLİK ETMEK


- İTERASYON[İng. ITERATION] ile/||/<> İTERASYON SAYISI[İng. ITERATION NUMBER] ile/||/<> İTEROPAR[İng. ITEROPAROUS]

( Bir işlemin belirli bir kurala göre ardışık biçimde tekrarlanması. Genellikle matematiksel ve programlama alanlarında kullanılır. Bir problemi adım adım çözmek, her adımda önceki sonuçları kullanarak yeni sonuçlar elde etmek amacıyla yapılır. @@ Belirli bir işlemin ya da süreç adımının tekrar edilme sayısı. Özellikle matematiksel modelleme, bilgisayar programlama ve mühendislik gibi alanlarda kullanılır. Bir algoritmanın ya da işlemin, istenen sonuca ulaşılana kadar kaç kez tekrarlandığını ifade eder. @@ Ömrü içinde birden fazla defa yavru üretebilen canlılardır.Homo sapiens (Modern İnsan), iteropar bir hayvan türüdür.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- ITERATIVE EVOLUTION[İng.] değil/yerine/= TEKRARLANAN EVRİM

( Morfolojik olarak benzer yapıların, evrim tarihi içerisinde, birbirinden bağımsız olarak tekrar tekrar evrimleşmesidir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- İTFAİYE DEPARTMANI ile ATEŞ ile ATEŞ MERMİLERİ ile ATEŞ YİYEN ile YANGIN SÖNDÜRME ile YANGIN SÖNDÜRME ile YANGIN GÖREVLİSİ ile ATEŞ ETMEK ile YANGINDAN KORUNMA ile İTFAİYE İSTASYONU ile ATEŞ TAPINAĞI ile ATEŞE TAPAN ile ATEŞLİ SİLAH ile ATEŞ TOPU ile ATEŞ KUTUSU ile ATEŞ BÖCEĞİ ile İTFAİYECİ ile YANMAZ ile YANGINLAR ile OCAK BAŞI ile YAKACAK ODUN


- İTGES/CONTENT-BASED İMAGE RETRİEVAL SYSTEM[İng.] değil/yerine/= İÇERİK TABANLI GÖRÜNTÜ ERİŞİM DÜZENİ


- İTİBAREN ile HAKKINDA ile YUKARIDAN ile HER YERDEN ile ARKADAN ile HER KÖŞEDEN ile İÇERİDEN ile BUNDAN SONRA ile O ANDAN İTİBAREN ile YÖNÜNDEN ile ORTASINDAN ile ORTASINDAN ile ÇOK ESKİ ZAMANLARDAN BERİ ile ZAMAN ZAMAN ile NEREDEN


- İTİBARSIZLAŞTIRMAK ile İTİBARSIZ ile TAKDİR YETKİSİ ile İSTEĞE BAĞLI


- İTİCİ ile PERVANE


- İTİRAF ETMEK ile İTİRAF ETMEK ile İTİRAF ile GÜNAH ÇIKARMA ile İTİRAFÇI


- İTİRAF ile AÇIKÇA


- İTİRAF ile AĞZINDAN KAÇIRMAK

( Kişiler, fiziksel açıdan yorgun olduğunda, dürüst olmaya daha eğilimliler. Bu nedenle, gece geç saatte yapılan konuşmalarda, itiraflar daha sık oluyor. )


- İTİRAF ile/ve/değil/||/<>/< KABUL


- İTİRAF ile/ve VURGULAMA


- İTİRAZ:
KABUL EDİLDİ >< REDDEDİLDİ


- İTİRAZ ile/ve/değil/yerine İLÂVE/EK, KATKI

( Li-kâilin en-yekûl: Güçlü bir itirazı imler; yanıtın da bu itiraza orantılı olması amaçlanır. İn kulte: Orta seviyeli bir itiraza işaret eder. Fe-in kîle: Zayıf bir itiraz olduğu anlamına gelir. La-yukâl: Çok zayıf bir karşı düşüncenin dile getirilmesinde kullanılır. )


- İTKİ ile İÇGÜDÜ


- İTKİ = İLCÂ = IMPULSE, APPETITE[İng.] = IMPULSION, APPÉTIT[Fr.] = IMPULS, TRIEBE[Alm.] = IMPULSIO, APPETITUS[Lat.] = IMPULSO[İsp.]


- İTME ile YÖNLENDİRME


- İTMEK ile ÇARK ile ETKİLEYİCİ


- İTS/PHARMACEUTICAL TRACKING SYSTEM[İng.] değil/yerine/= İLAÇ TAKİP DÜZENİ


- IU/INTERNATIONAL UNIT[İng.] değil/yerine/= ULUSLARARASI BİRİM


- IUPAC CONVENTION[İng.] / IUPAC VERTRAG[Alm.] ile/değil/yerine/= IUPAC SİSTEMİ


- IUPAC: INTERNATIONAL UNION OF PURE AND APPLIED CHEMISTRY[İng.] ile/değil/yerine/= IUPAC: ULUSLARARASI SAF VE UYGULAMALI KİMYA DERNEĞİ


- İV/İNTRAVENÖZ/İNTRAVENOUS[İng.] değil/yerine/= TOPLARDAMAR İÇİ


- IVF ile/ve/||/<>/> IVG


- IVUS/İNTRAVASKÜLER ULTRASONOGRAFİ INTRAVASCULAR ULTRASONOGRAPHY[İng.] değil/yerine/= DAMAR İÇİ ULTRASONOGRAFİ


- İVYS/RELATIONAL DATABASE SYSTEM[İng.] değil/yerine/= İLİŞKİSEL VERITABANI YÖNETİM DÜZENİ


- IXION[İng.] / IXION[Fr.] / IXION[Alm.] ile/değil/yerine/= İKSİYON


- İYİ EŞ ile İYİ NİYET


- İYİ ile/ve DOĞRU ile/ve GÜZEL

( Duyu ve duygu. İLE/VE Düşünce. İLE/VE Duyu ve duygu ve düşünce. )

( Davranış. İLE/VE Düşünce. İLE/VE Bütünlük. )


- İYİ ile/ve ETKİLİ

( İyilik yapmaya başlamadan önce yapılması gereken, kötülük yapmayı bırakmaktır. )

( İyi olanı yapmakta yavaş davranan kişinin aklı kötülükteki zevke dalar. )

( İyiliğinize inanılmasını istiyorsanız, ondan hiç bahsetmeyin. )

( İyilik, ahlâktan kötülük çıktıktan sonra gelir. )

( İyiyi murad edenler memnun olacaktır, kötüyü murad edenler lâyıkını bulacaktır. )

( Ceasing to do evil precedes beginning to do good. )


- İYİ ile/ve/<> GÜZEL

( Ayrıntıdır/ayrıntılardadır. İLE/VE/<> Bütündür/bütünlüktedir. | İyilerin biraradalığı/toplamıdır. )


- İYİ = HAYIR = GOOD[İng.] = BIEN[Fr.] = GUT[Alm.] = BONUS[Lat.] = AGATHOS[Yun.] = BUENO/NA[İsp.]


- İYİ ile İNCE KETEN ile İNCE İPEK ile İNCELİK ile PARA CEZALARI ile İNCE EĞİRME ile İNCELİK


- İYİ ile İYİ DAVRANIŞ ile GÜLE GÜLE ile İYİ KARAKTER ile İYİ İŞ ile İYİ DOSTUM ile AFERİN ile İYİ ŞANS ile SAĞLIK ile İYİ NİYET ile İYİ GÖRÜNÜMLÜ ile İYİ ŞANSLAR ile İYİ YÖNETİM ile İYİ DOĞA ile İYİ HUYLU ile İYİ HABER ile İYİ ALAMET ile İYİ KİŞİLİK ile KALİTELİ ile İYİ HUYLU ile İYİ ANLAYIŞ ile İYİ NİYET ile İYİ YAZI ile İYİLİK ile MAL


- İYİ ile/ve KESİN


- İYİ ile YARARLI


- İYİCİL/BENIGN[İng.] ile/||/<> KÖTÜCÜL/HABİS[Ar.]/MALIGN/MALIGNANT[İng.]

( İyi huylu ve genellikle zararsız tümörler. İLE/||/<> Kötü huylu ve yayılma potansiyeli olan tümörler. )


- İYİLEŞMEK ile NEKAHET DÖNEMİNDEKİ


- İYİLEŞTİRİCİ ile İYİLEŞTİRİCİ


- İYİLEŞTİRMEK ile İYİLEŞTİRME


- İYİLİK ile/ve HİZMET

( Her kişi, yapmadığı tüm iyiliklerden suçludur. )

( İyilik, sağırın duyabildiği, körün görebildiği bir dildir. )


- İYİLİK ile/ve/değil İŞİNİN HAKKINI TESLİM ETMEK

( İyiliğe iyiliği her kişi yapar, Kötülüğe iyiliği er kişi yapar. )

( "(BİR) GÜZELLİK YAPMAK": İYİLİK )


- İYİLİK ile UYGUN ile İYİLİK


- İYİLİK ile UYGUN ile OLUMLU CEVAP ile OLUMLU SÖZ ile TERCİH EDİLEN ile İYİLİK


- İYİLİKSEVERLİK = BENEVOLENCE[İng.] = BIENVEILLANCE[Fr.] = WOHLWOLLEN[Alm.] = BENEVOLENTIA[Lat.]


- İYİMSER/LİK ile İYİLİKSEVER/LİK

( İyiliksever kişi, kendini yetiştirirken başkalarını da yetiştirmek ister. Kendi bilgisini genişletirken başkalarının bilgisini de geliştirmeye çalışır. )

( İyiliğe iyiliği her kişi yapar, Kötülüğe iyiliği er kişi yapar. )


- İYİMSERLİK = NİKBİNLİK = OPTIMISM[İng.] = OPTIMISME[Fr.] = OPTIMISMUS[Alm.]


- İYON[İng. < Yun.] değil/yerine/= YÜKÜN

( Bir ya da daha çok elektron kazanmış ya da yitirmiş bir atom ya da atom grubundan oluşmuş, elektrik yüklü parçacık. )


- İYON[İng. ION] ile/||/<> İYONLAŞMA ENERJİSİ[İng. IONIZATION ENERGY]

( Pozitif ya da negatif yüklü atom ya da atom gruplarıdır. Pozitif yüklü iyonlara katyon; negatif yüklü iyonlara ise anyon denir. Nötr atomların elektron kazanıp kaybetmesi sonucunda iyon adı verilen yüklü parçacıklar oluşur. @@ Gaz hâldeki nötr bir atomdan bir elektron koparmak için gerekli olan enerjidir. Gaz hâlindeki nötr bir atomdan bir elektron koparmak için gereken enerjiye birinci iyonlaşma enerjisi, ikinci elektronu koparmak için gereken enerjiye ikinci iyonlaşma enerjisi denir. Bu biçimde üçüncü, dördüncü iyonlaşma enerjisi olarak devam eder. İyonlaşma enerjisi atom yarıçapı ile ters orantılıdır, çünkü atom yarıçapı küçüldükçe elektronlar çekirdeğe yaklaşacağından daha fazla çekilirler. Bu durum elektronun koparılmasını zorlaştıracağından iyonlaşma enerjisi daha fazla olur.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- İYON/ION[İng.] değil/yerine/= YÜKÜN


- İYONİK BAĞ ile/ve/||/<> KOVALENT BAĞ

( İki atom arasında elektron aktarımı/alışverişi ile oluşan bağlar. İLE/VE/||/<> Elektron paylaşımıyla oluşan bağlar. )


- İYONİZASYON/IONIZATION[İng.] değil/yerine/= YÜKÜNLEŞME


- İYONTOFOREZ/IONTOPHORESIS[İng.] değil/yerine/= YÜKÜN SAĞALTIMI


- İYS/CONTENT MANAGEMENT SYSTEM[İng.] değil/yerine/= İÇERİK YÖNETİN DÜZENİ


- İZ ve/<> GÖZ

( Tarlada izi olmayanın, hasatta gözü ol(a)maz. )


- İZ ve/||/<>/> YÜZ

( Tarlada izin olsun ki harmanda yüzün olsun. )