Bugün[01 Nisan 2026]
itibarı ile 22.832 başlık/FaRk ile birlikte,
22.832 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(23/93)


- DİNLEMEK ile/ve/<> SABIR/SABRETMEK


- DİNOZOR ile İRİ DİNOZOR

( Mesozoik çağda yaşamış olan ve bugün yalnızca fosilleri bulunan çok büyük bir cins sürüngen. )


- DİNSEL METİN ile KLÂSİK METİN


- DİNSİZLİK ile DİNSİZ ile DİNSİZ


- DIODE ARRAY DETECTOR[İng.] ile/değil/yerine/= DİYOT SERİ DEDEKTÖR


- DIODE BRIDGE[İng.] / PONT À DIODES[Fr.] / DIODENBRÜCKE[Alm.] ile/değil/yerine/= DİYOT KÖPRÜSÜ


- DIODE CHARACTERISTIC[İng.] / CARACTÉRISTIQUE DE LA DIODE[Fr.] ile/değil/yerine/= DİYOT KARAKTERİSTİĞİ


- DIODE FORWARD VOLTAGE[İng.] ile/değil/yerine/= DİYOT DOĞRU YÖN GERİLİMİ


- DIODE GATE[İng.] / PORTE À DIODE[Fr.] ile/değil/yerine/= DİYOT KAPISI


- DIODE LOGIC CIRCUIT[İng.] / CIRCUIT DE LA DIODE LOGIQUE[Fr.] / DIODEN-LOGIK SCHALTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DİYOT MANTIK DEVRESİ


- DIODE THEORY[İng.] / THÉORIE DE LA DIODE[Fr.] / DIODENTHEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= DİYOT KURAMI


- DIODE TRANSISTOR LOGIC CIRCUIT[İng.] / CIRCUIT DE LA DIODE-TRANSISTEUR LOGIQUE[Fr.] / DIODEN-TRANZISTOR-LOGIK-SCHALTUNG, DTL-SCHALTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DİYOT TRANSİSTÖR MANTIK DEVRESİ


- DIODE[İng.] / DIODE[Fr.] / DIODE[Alm.] ile/değil/yerine/= DİYOT


- DIOL[İng.] ile/değil/yerine/= DİOL


- DIOPSIDE[İng.] ile/değil/yerine/= DİOPSİT


- DIOPTER[İng.] / DIOPTRIE[Fr.] / DIOPTRIE[Alm.] ile/değil/yerine/= DİYOPTRİ


- DIOPTRICS[İng.] / DIOPTRIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= DİYOPTRİK


- DIOXANE[İng.] / DIOXANE[Fr.] / DIOXAN[Alm.] ile/değil/yerine/= DİOKSAN


- DİP ile UC


- DIPEPTIDE[İng.] ile/değil/yerine/= DİPEPTİT


- DİPFRİZ[İng. < DEEP FREEZE] değil/yerine DONDURAÇ / DERİN DONDURUCU


- DIPHENYLTHIOCARBAZIDE[İng.] ile/değil/yerine/= DİFENİLTİYOKARBAZİT


- DİPLEJİ/DİPLEGIA[İng.] değil/yerine/= İKİ TARAFLI FELÇ


- DİPLOMA ile DİPLOMASİ ile DİPLOMAT ile DİPLOMATİK


- DİPLOPİ/DİPLOPIA[İng.] değil/yerine/= ÇİFT GÖRME


- DİPNOT ile DİPNOT VERME


- DİPNOT ile PARANTEZ


- DIPOLE ANTENNA[İng.] / ANTENNE DIPOLE[Fr.] / DIPOLANTENNE, DOPPELDOUBLETANTENNE[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇİFT KUTUPLU ANTEN


- DIPOLE MOMENT[İng.] ile/değil/yerine/= DİPOL MOMENT


- DIPOLE RADIATION[İng.] / RAYONNEMENT DIPOLAIRE[Fr.] / DIPOLSTRAHLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KUTUPSAL IŞINIM/DİPOL IŞINIMI


- DIPOLE RELAXATION[İng.] / RELAXATION DIPOLAIRE[Fr.] / DIPOLENTSPANNUNG, DIPOLRELAXATION[Alm.] ile/değil/yerine/= KUTUPSAL DURULMA, DİPOL GEVŞEMESİ


- DIPOLE-DIPOLE INTERACTION[İng.] ile/değil/yerine/= DİPOL-DİPOL ETKİLEŞMESİ


- DIPOLE[İng.] / DIPOL[Alm.] ile/değil/yerine/= DİPOL


- DIPROPYL KETONE[İng.] / BUTYRON[Fr.] / BUTYRON[Alm.] ile/değil/yerine/= DİPROPİL KETON


- DIPROTIC ACID[İng.] ile/değil/yerine/= DİPROTİK ASİT


- DIRAC EQUATION[İng.] / ÉQUATION DE DIRAC[Fr.] / DIRAC-GLEICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DİRAC DENKLEMİ


- DIRAC GAMMA ALGEBRA[İng.] / DIRAC-GAMMAALGEBRA[Alm.] ile/değil/yerine/= DİRAC GAMA CEBİRİ


- DIRAC MATRIX[İng.] / MATRICE DE DIRAC[Fr.] / DIRAC-MATRIX[Alm.] ile/değil/yerine/= DİRAC MATRİSİ


- DIRAC MOMENT[İng.] / DIRAC-MOMENT[Alm.] ile/değil/yerine/= DİRAC MOMENTİ


- DIRAC MONOPOLE[İng.] / MONOPÔLE DE DIRAC[Fr.] / DIRAC-MONOPOLE[Alm.] ile/değil/yerine/= DİRAC TEK KUTBU


- DIRAC PARTICLE[İng.] / PARTICULE DE DIRAC[Fr.] / DIRAC-PARTIKEL[Alm.] ile/değil/yerine/= DİRAC PARÇACIĞI


- DIRAC QUANTIZATION[İng.] / QUANTIFICATION DE DIRAC[Fr.] / DIRAC-QUANTELUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DİRAC KUANTALAMASI


- DIRAC THEORY[İng.] / THÉORIE DE DIRAC[Fr.] / DIRAC-THEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= DİRAC KURAMI


- DIRAC WAVE FUNCTION[İng.] / FONCTION D'ONDE DE DIRAC[Fr.] / DIRAC-WELLENFUNKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= DİRAC DALGA İŞLEVİ/FONKSİYONU


- DIRAFT[İng. < DRAFT] değil/yerine/= TASLAK


- DIRECT CURRENT GENERATOR[İng.] / GÉNÉRATEUR DE COURANT CONTINU[Fr.] / GLEICHSTROMGENERATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRU AKIM ÜRETECİ


- DIRECT CURRENT[İng.] / COURANT CONTINU[Fr.] / GLEICHSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRU AKIM


- DIRECT EFFECT[İng.] / EFFET DIRECT[Fr.] / DIREKTER EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUDAN ETKİ


- DIRECT IONIZING RADIATIONS[İng.] / RAYONNEMENTS IONISANTS DIRECTS[Fr.] / DIREKTE-IONISIERENDE STRAHLUNGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUDAN İYONLAŞTIRICI IŞINIMLAR


- DIRECT NUCLEAR REACTION[İng.] / RÉACTION NUCLÉAIRE DIRECTE[Fr.] / DIREKTE KERNREAKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUDAN ÇEKİRDEK TEPKİMESİ/REAKSİYONU


- DIRECT POTENTIOMETRIC MEASUREMENT[İng.] ile/değil/yerine/= DOĞRUDAN POTANSİYOMETRİK ÖLÇME


- DİREKSİYONEL/DİRECTIONAL[İng.] değil/yerine/= YÖNLENDİRİLMİŞ


- DİREKT/DİRECT[İng.] değil/yerine/= DOĞRUDAN


- DİRENÇ ile/ve EŞİK


- DİRENÇ ile/ve/||/>< ÖZDİRENÇ/EMPEDANS/İMPEDANS/IMPEDANCE[İng.]

( ... İLE/VE/||/>< Genellikle bir devre içinde alternatif akıma karşı bir biçimde oluşan direnç. [Ohm cinsinden gösterilir.] ["Z" ile simgelenir.] )

( AC ve DC devrelerinde oluşur. İLE/VE/||/>< Sadece AC devrelerinde gerçekleşir. )

( Sabittir, değişmez. İLE/VE/||/>< AC devrelerinde akımın frekansına bağlı değişebilir. )

( Bir devre elemanı olarak, faz açısına sahip değildir. İLE/VE/||/>< Faz açısı e büyüklüğü vardır. )

( Bir elektromanyetik alanda tutulan direnç, güç dağılımını ve depolanan enerjiyi temsil eder. İLE/VE/||/>< Manyetik alana maruz bırakıldığında, hem depolanan enerjiyi, hem de güç dağılımını, tüketimini temsil eder. )

( R ile gösterilir. İLE/VE/||/>< Z ile gösterilir. )


- DİRENGEN/LİK(İNATÇI/LIK) ile/değil/yerine KARARLI/LIK

( Bilgisizlikte/cahillikte, donanımsızlıkta, beşerde. İLE/DEĞİL/YERİNE Bilgilide, bilgede, insanda, adam olmuşta. )


- DİRENMEK ile İSYAN

( Direnç göstermeyin, kendiniz sandığınız kişi'ye tutunmayın. )

( Direnmediğiniz zaman, bir dirençle de karşılaşmazsınız. )


- DİREŞİM/SEBÂT ile/ve/<> DAYANÇ/SABIR


- DİRETMEK ile/ve/değil/yerine/önce/+/||/<>/></>/< DİRENMEK

( "İrâde"[yapma bilgisi/"isteği"]. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< İhtiyâr[yapma bilgisi/"isteği"]. )


- DİRİMBİLİM/DİRİLBİLİM(BİYOLOJİ) ile/ve KİMYA


- DİRİMBİLİM/DİRİLBİLİM = BIOLOGY[İng.] = BIOLOGIE[Fr.] = BIOLOGIE[Alm.] = BIOLOGIA[İt.] = BIOLOGÍA[İsp.]


- DİRSEK KEMİĞİ:
İÇ ile/ve/||/<> DIŞ


- DİRSEK ile DİRSEK YAĞI ile DİRSEK MESAFESİ


- DİRSEK ile DİZ

( Kolların eklem yeri. İLE Bacakların eklem yeri. )


- DİŞ ARASI ile YASAK ile YASAKLANMIŞ ile YASAKLAMA


- DIŞ DÜNYA ile/ve ORTAK DÜNYA


- DIŞ DÜNYADAKİ VAROLAN ile ZİHİNDEKİ VAROLAN ile DİLDEKİ VAROLAN ile YAZILI VAROLAN

( Dünya size, karşı konulmaz biçimde gerçek görünür, çünkü her an onu düşünmektesiniz; onu düşünmeyi bırakın, o sis içinde eriyip gidecektir. )


- DIŞ KONUŞMA ile/ve İÇ KONUŞMA

( Konuşma, nutuk. İLE/VE Düşünme. )

( Kavramlarla düşünülür, sözcüklerle konuşulur. )


- DIŞ POLİTİKA KOMİTESİ YARDIMCISI ile MİLLETVEKİLİ ile VALİ YARDIMCISI ile BAŞBAKAN YARDIMCISI


- DİŞ/LER ile/ve/<> DİŞ MİNESİ

( ... İLE/VE/<> Gövdemizdeki en sert olan. )


- DİŞ/LER ile/ve/<> DİŞETİ

( Dişler, tüm örgenlerin aynasıdır. )

( CEZR-ÜS-SİNN: Diş kökleri. İNFİCÂR-I SİNN: Ağızda ilk dişlerin çıkışı. LEBB-ÜS-SİNN: Dişin hassas olan kısmı. TÂC-ÜS-SİNN: Dişin etten dışarı çıkmış bölümü. UNK-ÜS-SİNN: Dişin kökü ile etten dışarı çıkan bölümü arasındaki yer. SİNN-İ NÂBÎ: Köpek dişi. SİNN-İ TUFÛLİYYET: Süt dişlerinin düşmesiyle onların yerine sabit dişlerin çıkmaya başladığı zaman. )

( DENDÂN-I SAÂDET: Hz. Muhammed'in (S.A.V.) Uhud gazasında kırılan dişi. )

( [Divan edebiyatında] Dişler, inciye benzetilir. )


- DIŞ ile DİŞ


- DİŞ ile FİL DİŞİ

( ... İLE Büyümüş köpekdişidir. )


- DIŞ ile/ve/değil GERİ


- DIŞ ile/ve/değil/yerine/||/<>/>< İÇ

( İçinize, derine dalın ve sizde neyin gerçek olduğunu bulun. )

( İç ile dış arasındaki uyum, mutluluktur. )

( Dışa yöneltmekte olduğunuz aynı dikkati içe çevirin. )

( İç ve dış arasındaki ayrımın yalnızca zihinde olduğunu idrak ettiğiniz zaman, artık korkunuz kalmaz. )

( Dive deep within and find what is real in you.
Harmony between the inner and the outer is happiness.
The same attention that you give to the outer, you turn to the inner.
When you realise that the distinction between inner and outer is in the mind only, you are no longer afraid. )

( Bilincin içerikleri. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>< Bilince dışsal olan her şey. )

( Kişinin içi[zihni] ne kadar boşsa, "dışa" o kadar önem verir. )

( Mahrem. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>< Namahmrem. )

( Seni/onu yakar. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>< Beni/kişiyi yakar. )


- DİŞ = TOOTH[İng.] = DENT[Fr.] = ZAHN[Alm.] = DENTE[İt.] = DIENTE[İsp.]


- DIŞA DÖNÜKLÜK ile DIŞA DÖNÜK


- DİSABİLİTE/DISABILITY[İng.] değil/yerine/= ENGELLİLİK | YETİ YİTIMİ


- DISACCHARIDES[İng.] ile/değil/yerine/= DİSAKKARİTLER


- DIŞARI ÇIKARMAK ile FIRLATMA


- DIŞARIDAN BELİRLEN(E)MEYEN ile/ve KENDİNCE BELİRLEN(E)MEYEN


- DIŞARIDAN ile ORADAN


- DIŞAVURUM ile DIŞKI


- DIŞAVURUM ile HAYKIRIŞ


- DIŞAVURUM = İFADE = EXPRESSION[İng., Fr.] = AUSDRUCK[Alm.] = EXPRESIÓN[İsp.]


- DIŞAVURUM ile PAYLAŞIM


- DIŞBÜKEY ile DIŞBÜKEYLİK


- DISCHARGE COEFFICIENT[İng.] / COEFFICIENT DE DÉCHARGE[Fr.] / ENTLADUNGSKOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= BOŞALMA KATSAYISI


- DISCHARGE LAMP[İng.] ile/değil/yerine/= BOŞALMA LAMBASI


- DISCHARGE TUBE[İng.] / TUBE À DÉCHARGE[Fr.] / ENTLADUNGSSCHLAUCH[Alm.] ile/değil/yerine/= BOŞALMA TÜPÜ


- DISCHARGE[İng.] / DÉCHARGE, PUNGE[Fr.] / ABLASS, ENTLADUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= BOŞALMA/BOŞALIM


- DISCONTINUITY[İng.] / DISCONTINUITÉ[Fr.] ile/değil/yerine/= SÜREKSİZLİK


- DISCONTINUOUS ABSORPTION SPECTRUM[İng.] / UNSTETIGES ABSORPTIONSSPEKTRUM[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜREKSİZ SOĞURMA TAYFI/SPEKTRUMU


- DISCONTINUOUS SPECTRUM[İng.] ile/değil/yerine/= SÜREKSİZ TAYF


- DISCRIMINATOR CIRCUIT[İng.] ile/değil/yerine/= AYIRAÇ DEVRESİ


- DİSDİYADOKİNEZİ/DYSDİADOCHOKINESIA[İng.] değil/yerine/= ARDIŞIK DEVİNIM BOZUKLUĞU


- DİSEKİLİBRİUM/DYSEQUILIBRIUM[İng.] değil/yerine/= DENGESİZLEŞME


- DİSEMİNASYON/DISSEMINATION[İng.] değil/yerine/= YAYILMA


- DİŞETİ ile/ve DAMAK


- DİSFONKSİYON/DYSFUNCTION[İng.] değil/yerine/= İŞLEV BOZUKLUĞU


- DİSGRAFİ/DYSGRAPHIA[İng.] değil/yerine/= YAZI-ÇİZİ BOZUKLUĞU


- DİSGUZİ/DYSGEUSIA[İng.] değil/yerine/= TAT ALMA BOZUKLUĞU


- DİŞİ ile DİŞİ HAYVAN ile DİŞİ KONNEKTÖR ile DİŞİ ŞEYTAN ile DİŞİ EŞEK ile KADIN ARKADAŞ ile KADIN PEZEVENK ile KADIN SEKRETER ile KADIN HİZMETÇİ ile KADIN KÖLE ile KADIN ÖĞRETMEN ile DİŞİLER


- DİŞİL KURBAĞA ile GOLYAT KURBAĞASI

( Çoğunlukla ses çıkarmazlar. İLE Hiç ses çıkarmaz. Dilsizdir. En büyük kurbağadır. )

( Kurbağalarda her tür kendi frekansını seçer. Dişi kurbağalar sadece kendi türlerinin çıkardığı seslere kulak kesilirler. )


- DIŞINDA OLAN ile/ve/değil DIŞSALLAŞMIŞ OLAN


- DISINTEGRATION ENERGY[İng.] / ÉNERGIE DE DÉSINTÉGRATION[Fr.] / ZERFALLSENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= BOZUNMA ENERJİSİ


- DISINTEGRATION RATE[İng.] / VITESSE DE DÉSINTÉGRATION[Fr.] / ZERFALLSGESCHWINDIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= BOZUNMA HIZI


- DİSİPLİN


- DİSİPLİN KUVVETLERİ MÜLKİYET BÜROSU ile ÖĞRENCİ ile ÖĞRENCİLER ile MÜRİTLİK ile DİSİPLİNLİ ile DİSİPLİNLE İLGİLİ ile DİSİPLİN ile DİSİPLİN MAHKEMESİ ile DİSİPLİN GÜÇLERİ ile DİSİPLİN ile DİSİPLİNLİ


- DİSİPLİN ile DİZGE

( Ana ilke altındaki ayrımlar. )


- DİSİPLİN ve EDEB


- DİSİPLİN ile KATILIK


- DİSİPLİN ile/ve SORUMLULUK


- DİSİPLİN ile TİTİZLİK


- DİSİPLİNLERARASILIK ile/ve/<> SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK


- DIŞİŞLERİ ile DIŞİŞLERİ BAKANI ile DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI ile SECR DIŞ POLİTİKA KOMİTESİ YARDIMCISI ile DIŞ POLİTİKA KOMİTESİ YARDIMCISI ile YABANCI ile DÖVİZ ile DÖVİZ ile DÖVİZ KURU ile YABANCI YAPIMI ile YABANCI ile YABANCILAR ile YABANCILIK ile YABANCILIK


- DİSK ŞEKLİNDE ile DİSKOİDAL


- DIŞKI(FEÇEZ/FEÇES/GAİTA/KAZÛRÂT/ÇÖMÜK/SIÇMIK/BOK/ÇIKTI) ile GÜBRE[Yun.]/KEMRE

( )


- DIŞKI ile DIŞKI ile SALGILAMAK ile BOŞALTIM


- DIŞKI ile DIŞKISAL ile DIŞKILAR


- DİSKİNEZİ/DYSKINESIA[İng.] değil/yerine/= DEVİNIM BOZUKLUĞU


- DİSKONEKSİYON/DISCONNECTION[İng.] değil/yerine/= BAĞLANTI KESİLMESİ


- DİSKORDANS/DISCORDANCE[İng.] değil/yerine/= UYUMSUZLUK


- DİSKRİMINAN/DISCRIMINANT[İng.] değil/yerine/= AYIRT EDICİ


- DIŞLA(N)MAK ile AŞAĞILA(N)MAK


- DIŞLAMA ile/değil (SADECE) FARK


- DIŞLAMAK ile/ve/değil/yerine DIŞARIDA BIRAKMAK


- DIŞLAMAK ile/değil/yerine/||/<>/< GÖRMEMEZLİKTEN GELMEK


- DIŞLAMAK ile REDDETMEK


- DIŞLAŞ(TIR)MAK ile SOMUTLAŞ(TIR)MAK


- DIŞLAŞ(TIR)MAK ile YOĞUNLAŞMAK


- DIŞLAŞMIŞ GÜÇ ile/ve GÜCÜN DIŞLAŞMIŞ OLANLARI


- DIŞLAYICI -ile


- DIŞLAYICI ile ÖZEL ile MÜNHASIRAN ile AYRICALIK


- DİSLEKSİ/DYSLEXIA[İng.] değil/yerine/= OKUMA BOZUKLUĞU


- DİSLOKASYON/DISLOCATION[İng.] değil/yerine/= ÇIKIK


- DISMETRİ/DYSMETRIA[İng.] değil/yerine/= UZAKLIK KESTİRİMSİZLİĞİ


- DISMORFİK/DISMORPHİC[İng.] değil/yerine/= BOZUK BİÇİMLİ


- DISODIUM EDTA[İng.] ile/değil/yerine/= DİSODYUM EDTA


- DISORDER[İng.] değil/yerine/= BOZUKLUK


- DİSOSİYASYON/DISSOCIATION[İng.] değil/yerine/= AYRIŞMA | RUHSAL ÇÖZÜLME


- DİSPEÇ[İng.] -ile

( Bir ortak avaryada, deniz kazasından sonra, gemi, yük ve navlunla ilgili kişilerin uğradıkları zararların ve bunlar tarafından yapılmış olan harcamaların, nasıl, kimler tarafından ve ne oranda karşılanacağını saptamak için yapılan işlem. | Deniz sigortası dilinde, ilgili tarafların ortak avaryada, kendilerine düşen yükümlülükleri, paylarının önemi ölçüsünde ayrıntılı olarak belirten belge. )


- DISPERSION FORCE[İng.] / FORCE DE DISPERSION[Fr.] ile/değil/yerine/= DAĞILMA KUVVETİ


- DISPERSION LAW[İng.] ile/değil/yerine/= DAĞILMA YASASI


- DISPERSIVE MEDIUM[İng.] / MILIEU DISPERSIF[Fr.] ile/değil/yerine/= DAĞITKAN ORTAM


- DISPERSIVE POWER[İng.] ile/değil/yerine/= DAĞITMA GÜCÜ


- DISPOSABLE[İng.] değil/yerine/= TEK KULLANIMLIK / KULLAN AT


- DİSPRAKSİ/DYSPRAXIA[İng.] değil/yerine/= DEVİNIMSEL BECERİ BOZUKLUĞU


- DİSPROPORSİYON/DISPROPORTION[İng.] değil/yerine/= ORANTISIZLIK


- DISPROPORTIONATION REACTION[İng.] ile/değil/yerine/= İÇ REDOKS TEPKİMESİ


- DISPROPORTIONATION[İng.] ile/değil/yerine/= İÇ REDOKS


- DİSPROSODİ/DYSPROSODIA[İng.] değil/yerine/= SÖZ EZGISİ BOZUKLUĞU


- DİSRAFİ/DISRAPHY[İng.] değil/yerine/= BİTİŞİM BOZUKLUĞU


- DIŞRAK = HARİCİ = EXOTERIC[İng.] = ÉXOTÉRIQUE[Fr.] = EXOTERISCH[Alm.]


- DİSRITMİ/DYSRHYTHMIA[İng.] değil/yerine/= DİZEM BOZUKLUĞU


- DIŞSATIM ile/ve DIŞALIM


- DISSIPATION FACTOR[İng.] / DISSIPATIONSFAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= YİTİM ÇARPANI


- DISSIPATION FUNCTION[İng.] / DISSIPATIONSFUNKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= YİTİM İŞLEVİ


- DISSIPATION LOSS[İng.] ile/değil/yerine/= YİTİM KAYBI


- DISSOLUTION ENTHALPY[İng.] / AUFLÖSUNG ENTHALPIE[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇÖZÜNME ENTALPİSİ, DHC


- DISSOLUTION[İng.] / DISSOLUTION[Fr.] / AUFLÖSEN[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇÖZÜNME


- DISSOLVE[İng.] / LÖSEN:[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇÖZME


- DISSYMMETRY FACTOR[İng.] ile/değil/yerine/= BAKIŞIMSIZLIK ÇARPANI


- DIŞTAKİ ile/ve UZAKTAKİ


- DISTAL[İng.] değil/yerine/= BAŞLANGICA UZAK


- DİSTİLASYON/DISTILLATION[İng.] değil/yerine/= DAMITMA


- DİSTİLE/DISTILLED[İng.] değil/yerine/= DAMITIK


- DİSTRES/DISTRESS[İng.] değil/yerine/= SIKINTI | ZORLANMA


- DİSTRİBÜSYON/DISTRIBUTION[İng.] değil/yerine/= DAĞILIM


- DISTRIBUTION COEFFICIENT[İng.] ile/değil/yerine/= DAĞILIM KATSAYISI


- DISTRIBUTION FUNCTION[İng.]FONKSIYONU / FONCTION DE DISTRIBUTION[Fr.] / DISIPATIONSFUNKTION, VERTEILUNGSFUNKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= DAĞILIM/DAĞILMA İŞLEVİ/FONKSİYONU


- DISTRIBUTION LOSS[İng.] / VERTEILUNGSVERLUST[Alm.] ile/değil/yerine/= DAĞILIM KAYBI


- DISTRIBUTION RATIO[İng.] ile/değil/yerine/= DAĞILIM ORANI


- DISTRIBUTION, DISPERSION[İng.] / DISTRIBUTION[Fr.] / DISIPATION, DISPOSITION, DISTRIBUTION, DISPERSION, VERTEILUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DAĞILIM


- DİSTRİBÜTÖR["DİSPÜTÖR" değil!][İng. DISTRIBUTOR][Fr. DISTRIBUTEUR] değil/yerine/= DAĞITICI/DAĞITIM


- DİSTROFİ/DYSTROPHY[İng.] değil/yerine/= YOZLAŞIM, YOZLAŞMA


- DISULFIDE LINK[İng.] ile/değil/yerine/= DİSÜLFÜR BAĞI


- DİURNAL[İng.] değil/yerine/= GÜN BOYU


- DİVALAN/DİVALENT[İng.] değil/yerine/= İKİ DEĞERLİKLİ


- DİVERJANS/DIVERGENCE[İng.] değil/yerine/= IRAKSAMA, | AYRIKLAŞMA


- DİYABET/DİABETES MELLITUS[DM][İng.] değil/yerine/= ŞEKER HASTALIĞI


- DİYABET ile DİYABETİK


- DİYABETİK/DİABETIC[İng.] değil/yerine/= ŞEKER HASTASI | ŞEKER HASTALIĞI (İLİŞKİLİ)


- DİYABETOJENİK/DİABETOGENIC[İng.] değil/yerine/= ŞEKER HASTALIĞI YAPAN


- DİYADOKINEZİ/DİADOCHOKINESIS[İng.] değil/yerine/= ARDIŞIK DEVİNIM


- DİYAFRAM ile KULAK ZARI, TABL, TİMPANİK ZAR KULAKDAVULU

( Göğüs ve karın boşluğunu ayıran zar. İLE Kulakta sesi yankılayan zar. )


- DİYAFRAM ile/ve/||/<> PLEVRA

( Göğüs ve karın boşluğunu ayıran zar. İLE/VE/||/<> Göğüs zarı. )


- DİYAGNOSTİK/DİAGNOSTIC[İng.] değil/yerine/= TANISAL


- DİYAGNOZ/DİAGNOSIS[İng.] değil/yerine/= TANI


- DİYAGRAM//DIAGRAM[İng./Fr. < Yun.] ile DİYAGRAM[Fr. < Yun.]

( Herhangi bir olayın değişimini gösteren çizge. İLE Bir çiçeğin, tüm ayrıntılarını gösteren taslak. )


- DİYALİZ/DIALYSIS[İng.] değil/yerine/= ARITIM, SÜZDÜRÜM


- DİYALOG ile DİYALOJİK ile DİYALOG


- DİYASTAZ/DİASTASIS[İng.] değil/yerine/= YAVAŞ DOLUŞ | AYRILIM


- DİYASTOL/DİASTOLE[İng.] değil/yerine/= YÜREK KASI GEVŞEMESİ


- DİYASTOLİK[İng.] değil/yerine/= KAN BASINCI


- DİYATERMİ/DİATHERMY[İng.] değil/yerine/= ISI UYGULAMASI


- DİYATEZ/DIATHESIS[İng.] değil/yerine/= DOĞAL YATKINLIK


- DİYECEKSİN Kİ ... ile DEMELİSİN Kİ ...


- DİYET ile/ve/değil REJİM[Fr.]/PERHİZ[Fars.]

( ... İLE/VE/DEĞİL Yönetme, düzenleme biçimi, düzen. | Perhiz. | Bir devletin yönetim biçimi. | Akarsu debisinin, yıl boyunca gösterdiği değişikliklerin tümü. )


- DİZ ile/ve DİZ KAPAĞI

( AĞIRŞAĞI: Dizkapağı kemiği. )


- DİZ ile DİZ KAPAĞI ile DİZ DERİNLİĞİ ile DİZ PARÇASI


- DİZARTRİ/DYSARTHRIA[İng.] değil/yerine/= DEVİNIMSEL KONUS¸MA BOZUKLUGˆU


- DİZAYN/DESİGN[İng.] değil/yerine/= TASARIM


- DİZGE ile/ve/<> BÜTÜNLÜK

( Aslında her biri öbürüdür. )


- DİZGE ile/ve/<> BÜTÜNLÜKLÜ DİZGE


- DİZGE ile/ve ÇIKARSAMA


- DİZGE ile/yerine/değil DÜZEN

( Küçük zihinliler, kişileri; orta zihinliler, olayları; ileri zihinliler; düzenleri/sistemleri konuşurlar/tartışırlar. )

( Olgun kişi, kurulu düzene karşı çıkmaz. )

( Başkalarıyla iyi ilişkileri koruyup, düzensizliğin içinde düzen arayın. )


- DİZGE ile KURGU


- DİZGE ile SIRA


- DİZGE = SİSTEM, MANZUME, MESLEK = SYSTEM[İng., Alm.] = SYSTÈME[Fr.] = SYSTEMA[Yun.] = SISTEMA[İsp.]


- DİZGE ile/ve SÜREÇ


- DİZGE ile SÜREKLİLİK


- DİZİ ZAMAN ALGILAMASI ile SÜREKLİ ZAMAN ALGILAMASI


- DİZİ ZAMAN ile/ve NOKTASAL ZAMAN


- DİZİ ile/ve DİZGE


- DİZİ ile/ve/||/<>/> DİZİN ile/ve/||/<>/> DİZGE ile/ve/||/<>/> TİN

( Dışındalık. İLE/VE/||/<>/> Betimlemeli. İLE/VE/||/<>/> Zorunluluk. İLE/VE/||/<>/> (Ancak) Kişide. )


- DİZİLİM/SÖZDİZİMİ ile/ve/||/<>/> ANLAM(BİLİM)

( Biçimsel yapı kuralları. @@ Anlamsal yorumlama kuralları. )

( Noam Chomsky tarafından, 1957 yılında keşfedildi/formüle edildi. )

( Simgelerin dizilişi. İLE/VE Simgelerin anlamı. )

( Programlama dillerinde derleme. @@ Programı çalıştırma aşamasında önemlidir. )


- DL/DEEP LEARNING[İng.] değil/yerine/= DERİN ÖĞRENME


- DLT/DISTRİBUTED LEDGER TECHNOLOGY[İng.] değil/yerine/= DAĞITIK DEFTER TEKNOLOJİSİ


- DMS/DATABASE MANAGEMENT SYSTEM[İng.] değil/yerine/= VERİTABANI YÖNETİM SİSTEMİ


- DNA MISMATCH REPAIR[İng.] değil/yerine/= DNA YANLIŞ EŞLEŞME ONARIMI


- DNN/DEEP NEURAL NETWORK[İng.] değil/yerine/= DERİN SİNİR AĞI


- DO NOT[İng.] ile DONAT

( Yapma! @@ Bir şeyin iş görebilmesi için gereken nesneleri, gereçleri katmak. | Birinin giyimini sağlamak. )


- DOCTOR OF PHILOSOPHY[İng.] ile/değil/yerine/= PH.D.


- DODECYL-DIMETHYLAMMONIUM CHLORIDE[İng.] ile/değil/yerine/= DODESİLDİMETİLAMONYUM KLORÜR


- DOĞA


- DOĞA KAYNAKLI FELÂKET/ÂFET ile/ve İNSAN KAYNAKLI FELÂKET/ÂFET ile/ve TEKNOLOJİ KAYNAKLI FELÂKET/ÂFET

( ... İLE/VE Savaş. İLE/VE ... )

( Sonrasında nefret duygusu oluşturmaz. İLE/VE Sonrasında nefret uyandırır. İLE/VE ... )

( Birbirimizin karşısına çıplak çıkmak zorunda olsaydık, birbirimizi gırtlaklamak daha zor gelirdi. )


- DOĞA ile/ve/||/<>/> EKİN

( Uzam/mekân. Döngüseldir.[zaman yoktur] İLE/VE/||/<>/> Süreç ve zaman üzerinedir. )

( Uzam. İLE/VE/||/<>/> Dönüştürülmüş doğa. )


- DOĞA ile/ve ETKİ

( Bilinçli deneyimlerin bütünlüğü doğadır. )

( Her canlının öteki canlıdan farklı bir değerler dizisi vardır. )

( Doğa, kolayı değil en kolayı tercih eder. )


- DOĞA ile/ve/<>/değil EVREN


- DOĞA ile/ve/||/<>/> EYLEM

( Koşullu. İLE/VE/||/<>/> Koşulsuz. )


- DOĞA ve/<> İLKE ve/<> İNSAN


- DOĞA ve/>/ve/<> İMGE ve/>/ve/<> SİMGE


- DOĞA ile/ve/> İNSAN

( Geleceği olmaz. İLE/VE/> Geleceği vardır. )

( Seni attan ve ottan ayıran özelliklerin olmalı! )

( Sadece kişi, ötesine geçebilir fakat üstüne çıkamaz. )

( İkisi de en zordur ve en sondur. )

( Kişiler, kendi amaçları olduğunu sansalar bile, bilmeden, doğanın amacına doğru hareket ederler. )


- DOĞA ile İYİ

( İyi için geçerli değil. İLE Doğa için geçerli değil. )

( ... İLE Aşkınlık gerektirir. )


- DOĞA ile/ve/||/<>/>< NİTELİK

( Azalmaz/çoğalmaz. İLE/VE/||/<>/>< Azalır/çoğalır. )


- DOĞA = TABİAT = NATURE[İng., Fr.] = NATUR[Alm.] = NATURA[Lat.] = PHYSIS[Yun.] = NATURALEZA[İsp.]


- DOĞA ile/>< TARİH


- DOĞA ile/ve/||/<> YAŞAM

( Aynı. İLE/VE/||/<> Ayrı. )

( Doğru. İLE/VE/||/<> Yanlış. )


- DOĞA ile/ve ZORUNLULUK


- DOĞAL AHLÂK ile/ve AKLÎ AHLÂK ile/ve ŞER'Î AHLÂK


- DOĞAL DEĞİŞİM ile YAPAY/SUNİ DEĞİŞİM


- DOĞAL VE ZORUNLU ile DOĞAL AMA ZORUNLU DEĞİL ile NE DOĞAL, NE DE ZORUNLU

( Doğal Hal'de, "Ben şuyum, ben oyum" yoktur. )

( There is no 'I am this', 'I am that', in the natural state. )


- DOĞAL ile ALIŞILMIŞ

( Doğanıza yabancı olan her şeyin terk edilmesi ve reddedilmesi yeterlidir. )

( Alışılmış olana tutunduğunuz sürece keşif gerçekleşemez. )


- DOĞAL ile ALIŞILMIŞ

( Doğanıza yabancı olan her şeyin terk edilmesi ve reddedilmesi yeterlidir. )

( Alışılmış olana tutunduğunuz sürece keşif gerçekleşemez. )


- DOĞAL ile/ve/değil DOĞADAN

( Doğal olanda, kişinin tedbirinin ve iradesinin etkisi olamaz. )


- DOĞAL ile MEŞRÛ


- DOĞAL ile/ve/değil OLAĞAN


- DOĞAL ile/ve/<>/değil ZORUNLU


- DOĞALLIK ile/ve/<> KENDİLİK