Bugün[02 Nisan 2026]
itibarı ile 23.947 başlık/FaRk ile birlikte,
23.947 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(22/97)


- DEHİDRATASYON/DEHYDRATION[İng.] değil/yerine/= SU-YÜKÜN YİTIMİ/SU KAYBI


- DEHİSANS/DEHISCENCE[İng.] değil/yerine/= DOKU AYRILIM | AYRILMA


- DEHŞET ile KORKUNÇ


- DEHYDRATION, DEHYDROGENATION[İng.] / DEHYDRIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DEHİDRASYON, DEHİDROJENASYON


- DEHYDRATION[İng.] değil/yerine/= DEHİDRASYON

( Metabolik süreçlerin bozulmasına neden olan vücutta su eksikliği durumudur. Vücuda alınan su, kaybedilen sudan az kaldığında dehidrasyon durumu ortaya çıkabilir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- DEIONIZED WATER[İng.] / EAU DE DÉSIONNISE[Fr.] / ENTHALPIE[Alm.] ile/değil/yerine/= DEİYONİZE SU


- DÉJÀ ENTENDU[İng.] değil/yerine/= SANKİ İŞİTTIM SANISI


- DÉJÀ PENSÉ[İng.] değil/yerine/= SANKİ DÜŞÜNDÜM SANISI


- DÉJÀ VU[Fr./İng.] değil/yerine/= SANKİ GÖRDÜM SANISI


- DEJENERASYON/DEGENERATION[İng.] değil/yerine/= YOZLAŞMA | BOZUNMA


- DEJENERATİF/DEGENERATIVE[İng.] değil/yerine/= BOZUNDURAN


- DEJENERE ile DEJENERASYON ile DEJENERATİF


- DEKADANS[Fr., İng. < DECADENCE] değil/yerine/= ÇÖKÜŞ, GERİLEME


- DEKAT/DECADE[İng.] değil/yerine/= ON YIL


- DEKATRON[İng.] / DÉCATRON[Fr.] / DEKATRON[Alm.] ile/değil/yerine/= DEKATRON


- DEKODER[İng. < DECODER] değil/yerine/= ÇÖZÜCÜ


- DEKOLMAN/DETACHMENT[İng.] değil/yerine/= DOKU AYRILMASI


- DEKOMPANZASYON/DECOMPENSATION[İng.] değil/yerine/= DENGELENEMEME | DAĞILMA


- DEKOMPRESYON/DECOMPRESSION SICKNESS[İng.] değil/yerine/= BASI GİDERME | BASINÇ GİDERME | VURGUN


- DEKOR[İng.] değil/yerine/= KURULGU


- DEKOR ile DEKORASYON ile TERBİYELİ


- DEKREŞENDO/DECRESCENDO[İng.] değil/yerine/= GİDEREK AZALAN


- DEKSTER/DEXTER[İng.] değil/yerine/= SAĞ


- DELABORNE PRISM[İng.] / PRISME DE DELABORNE[Fr.] / DELABORNE/SCHES-PRISMA[Alm.] ile/değil/yerine/= DELABORNE PRİZMASI


- DELAYED COINCIDENCE[İng.] ile/değil/yerine/= GECİKMİŞ EŞZAMANLILIK


- DELAYED CRITICALITY[İng.] ile/değil/yerine/= GECİKMİŞ ELEŞTİKLİK


- DELAYED NEUTRON FRACTION[İng.] / FRACTION DE NEUTRONS RETARDÉS[Fr.] / VERZÖGERTE-NEUTRONEN-ANTEIL[Alm.] ile/değil/yerine/= GECİKMİŞ NÖTRON KESRİ


- DELAYED NEUTRON[İng.] / NEUTRON RETARDÉ[Fr.] / VERZÖGERTE NEUTRONEN[Alm.] ile/değil/yerine/= GECİKMİŞ NÖTRON


- DELBRÜCK SCATTERING[İng.] / DIFFUSION DE DELBRÜCK[Fr.] / DELBRUCK-ZERSTREUEN[Alm.] ile/değil/yerine/= DELBRÜCK SAÇILMASI


- DELİ/LİK ile ÇILGIN/LIK


- DELİ/LİK ile ÇILGIN/LIK


- DELİK ile GÖZENEK


- DELİKANLI ile MERDİVEN


- DELİL ile/ve GEREKÇE


- DELİL ile/ve İSPAT/İSBAT

( Önermeleri, kıyası sağlayacak biçimde düzenlemek. İLE/VE ... )


- DELK EMSÂLI[Osm.] / COEFFICIENT OF FRICTION[İng.] / COEFFICIENT DU FROTTEMENT[Fr.] / REIBUNGSBEIWERT, REIBUNGSKOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜRTÜNME KATSAYISI


- DELK-İ MÂYÎ[Osm.] / LIQUID FRICTION[İng.] / FROTTEMENT DU LIQUIDE[Fr.] / FLÜSSIGE REIBUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SIVI SÜRTÜNMESİ


- DELK-İ SEYYÂLE[Osm.] / FLUID FRICTION[İng.] / FROTTEMENT DU FLUIDE[Fr.] / FLÜSSIGKEITSREIBUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= AKIŞKAN SÜRTÜNMESİ


- DELK[Osm.] / FRICTION[İng.] / FRICTION, FROTTEMENT[Fr.] / FRIKTION/REIBUNG, REIBUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜRTÜNME


- DELMEK ile MATKAP BASIN ile SONDAJ ile SONDAJ KULESİ


- DELOCALIZED ELECTRONS[İng.] ile/değil/yerine/= DELOKALİZE ELEKTRONLAR


- DELOCALIZED MOLECULAR ORBITAL[İng.] ile/değil/yerine/= DELOKALİZE MOLEKÜL ORBİTALİ


- DELTA BARYON[İng.] / BARYON DE DELTA[Fr.] / DELTA-BARYON[Alm.] ile/değil/yerine/= DELTA BARYONU


- DELTA CONNECTION[İng.] / CONNEXION EN DELTA[Fr.] ile/değil/yerine/= ÜÇGEN BAĞLANTI


- DELTA FUNCTION[İng.] / FONCTION DELTA[Fr.] / DELTA-FUNKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= DELTA İŞLEVİ/FONKSİYONU


- DELTA MODULATION[İng.] / MODULATION DELTA[Fr.] / DELTA-MODULATION[Alm.] ile/değil/yerine/= DELTA KİPLEMESİ


- DELTA RAY/RADIATION[İng.] / RAYONNEMENT DELTA[Fr.] / DELTA-STRAHLEN[Alm.] ile/değil/yerine/= DELTA IŞINIMI/IŞINLARI


- DELTA-Y TRANSFORMATION[İng.] / TRANSFORMATION DELTA-ÉTOILE[Fr.] / DREIECK-STERN-UMWANDLUNG, DREIECKS-Y-UMWANDLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ÜÇGEN-YILDIZ DÖNÜŞÜMÜ


- DELTA[İng.] / DELTA[Fr.] / DELTA[Alm.] ile/değil/yerine/= DELTA


- DELTA ile DELTAİK


- DELTOHEDRON[İng.] / DELTOHEDRON[Alm.] ile/değil/yerine/= DELTOHEDRON


- DELTOID DODECAHEDRON[İng.] ile/değil/yerine/= DELTOİD ONİKİYÜZLÜ


- DELTOİD ile DELTOİDEUS


- DELUSION OF REFERENCE[İng.] değil/yerine/= REFERANS SANRISI

( Kişinin, çevresinde duyduğu sözlerin ve/veya olaylardan kendisi ile ilgili olduğunu sanmasına sebep olan sanrı türü. Örneğin kişi, televizyonda ya da radyoda duyduğu bir cümlenin kendisine mesaj olarak iletildiğini düşünebilir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- DEMAGNETIZATION CURVE[İng.] ile/değil/yerine/= GİDERMIKNATISLANMA EĞRİSİ


- DEMAGNETIZATION FACTOR[İng.] ile/değil/yerine/= GİDERMIKNATISLANMA ÇARPANI


- DEMAGNETIZATION[İng.] ile/değil/yerine/= GİDERMIKNATISLANMA


- DEMAGOJİK ile DEMAGOJİK ile DEMAGOG ile DEMAGOJİ


- DEMET ile SALKIM


- DEMİR ile BAKIR/TUNÇ[< TUÇ]/NUHAS[Ar.]

( ... İLE Atom numarası: 29 | Atom ağırlığı: Cu = 63,54 )

( Bakır/Bronz/Demir üretimin tarihsel gelişimi: M.Ö. 20.000: Cilâlı Taş Devri M.Ö. 10.000: Buzul çağının sona ermesi. M.Ö. 6.000: TÜRKİSTAN/ANO'da bakır devri. M.Ö. 5.500: ELAM'da bakır devri. M.Ö. 5.000: MISIR'da bakır devri. M.Ö. 4.500: TÜRKİSTAN/ULU-KEM'de bronz devri. M.Ö. 2.000: MISIR'da bronz devri. M.Ö. 1.200: MISIR'da demir devri. M.Ö. 1.200: TRUVA'da demir devri. )


- DEMİR ile ÇELİK

( ... İLE Demire, %2 karbon katılarak. / Karbon oranının azaltılmasıyla. )

( HESPAIDOS: Demir tanrısı. )

( LAHOR ÇELİĞİ )


- DEMİRCİ ile DEMİR İŞLERİ


- DEMODULATOR[İng.] / DÉMODULATEUR[Fr.] / DEMODULATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= KİP ÇÖZÜCÜ


- DEMOGRAFİ/K / DEMOGRAPHY/DEMOGRAPHIC[İng.] değil/yerine/= ÇOĞA BİLİMİ


- DEMOKRASİ ile DEMOKRAT ile DEMOKRATİK ile DEMOKRATİK PARTİ


- DEMONSTRASYON/DEMONSTRATION[İng.] değil/yerine/= TANITIM GÖSTERİSİ


- DENATURATION[İng.] / DENATURATION[Fr.] / DENATURIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DENATÜRASYON


- DENDRİTİK DİKEN[İng. DENDRITIC SPINE] ile/||/<> DENDROKRONOLOJİ[İng. DENDROCHRONOLOGY]

( Dendritlerin üzerinde bulunan küçük çıkıntılardır. Bu dikenler, sinaptik bağlantılar aracılığıyla diğer sinir gözelerinden gelen uyarıları yakalar. Dendritik dikenlerin varlığı, nöronların diğer sinir gözeleriyle etkileşim kurabilme ve sinirsel bilginin iletilmesi için önemli bir mekanizmadır. @@ Dendrokronoloji, odunsu ağaçlarda ve çalılarda ağaç halkalarının tarihlendirilmesi ve incelenmesiyle ilgilenen bilim dalıdır. Büyüme halkaları, kabuğa yakın bir göze tabakası olan vasküler kambiyumun her yıl gerçekleştirdiği sekonder büyüme sonucu oluşur.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- DENEME ile/ve/değil SAĞLAMA


- DENEMEK ile/ve SINAMAK


- DENETÇİ ile ODİTORYUM ile İŞİTSEL ile İŞİTSEL KANAL


- DENETİM/KONTROL ile/ve DENEME

( En önemli sözcük "Denemek"tir. )

( Başarıncaya kadar denemeye devam edin! )


- DENETİM/KONTROL ile/ve/<> HAKİMİYET


- DENETLEME ile/ve TEKRAR


- DENETLEYEBİLMEK ile/ve/= BİLMEK


- DENEY TÜPÜ[İng. TEST TUBE] ile/||/<> DENEYSEL KONTROL[İng. EXPERIMENTAL CONTROL]

( Laboratuvarlarda deney ve test işlemlerinin gerçekleştirildiği, düşük miktarlarda sıvı ya da katının saklanması için kullanılan cam malzeme. @@ Deneysel müdahaleye maruz kalmayan ama müdahaleye uğramış deneklere diğer tüm bakımlardan benzer olan bireyler.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- DENEY ile/ve/değil DENEME


- DENEY ile/ve DENEYİM

( Dışta. İLE/VE İçte. )

( En önemli sözcüklerden biri, "Denemek"tir. )

( Yoğun bir deneyim yaşayan kişi, güven ve cesâret yayar. )

( Geçmiş deneyimlere göre davranmayalım, yeniden ve tekrar tekrar deneyelim. )

( Doğrudan deneyim, en son kanıttır. )

( Deneyim eşsizdir/benzersizdir, kuşku götürmez ve yanlış anlaşılmaz. )

( Sürekli olan deneyimlenemez, çünkü onun sınırları yoktur. )

( Tüm deneyim, zihindedir. )

( Denemezsek, saplanıp kalırız. )

( Deneyelim! Her seferinde, bir adım daha kolaydır. )

( Deneyin ve yine deneyin! )

( Tekrar deneyin! Denemeye devam edersek, bir şey olabilir. )

( Başarıncaya kadar, denemeye devam edelim! )

( Laboratuvarda. İLE/VE Kişi(ler)de/ki. )

( Outside. VS./AND Inside.
Experiment anew, don't go by past experience.
Direct experience is the final proof.
The experience is unique and unmistakable.
The continuous cannot be experienced, for it has no borders.
All experience is in the mind.
If you don't try, you are stuck.
Try. One step at a time is easy.
Try and try again.
Try again. If you keep on trying, something may happen.
You just keep on trying until you succeed. )

( Nesnel. İLE/VE Öznel. )


- DENEY ile/ve DÜZENEK


- DENEY ile/ve/değil/yerine/||/<>/< GİRİŞİM


- DENEY ile/ve GÖZLEM


- DENEY ile/ve/<> SORU


- DENEY = TECRÜBE = EXPERIENCE, EXPERIMENT[İng.] = EXPÉRIENCE[Fr.] = ERFAHRUNG[Alm.] = EXPERIENTIA[Lat.] = EMPEIRIA[Yun.] = EXPERIENCIA[İsp.]


- DENEY ile TEST

( Bilimsel bir gerçeği göstermek, bir yasayı doğrulamak, bir varsayımı kanıtlamak amacıyla yapılan işlem. İLE Birinin, bir topluluğun doğal ya da sonradan kazanılmış yeteneklerini, bilgi ve becerilerini ölçmeye ve anlamaya yarayan sınama. | Doğru yanıtın, seçenekler arasından bulunmasına dayanan bir sınav türü. | Biyolojik bir işlevi ya da değişmez bir niteliği incelenen bireyin tepkisini, örnek olarak alınan normal bireyinkiyle karşılaştırarak ölçmeye ve değerlendirmeye yarayan yoklama. | Bir hastalığın varoluşunu ve niteliğini anlamak için yapılan laboratuvar araştırması. )


- DENEY ile/ve/||/<>/> YASA


- DENEYCİLİK ile DUYUMCULUK/HİSÇİLİK


- DENEYCİLİK = İHTİBARİYE = EMPIRICISM[İng.] = EMPIRISME[Fr.] = EMPIRISMUS[Alm.]


- DENEYİM YAŞAYAN BENLİK ile/ve/<> GÖZLEMLEYEN BENLİK

( Gerçek benliğin bulunabilmesi için sahte olanın terk edilmesi zorunludur. )

( Düşüncelerinizi, duygularınızı, sözlerinizi ve eylemlerinizi gözleyin. )

( A man who is intense in his experience will radiate confidence and courage.
The false self must be abandoned before the real self can be found.
Watch over your thoughts, feelings, words and actions. )

( Yoğun bir deneyim yaşayan kişi, güven ve cesâret yayar. )


- DENEYİM ve ANIMSATMA

( Deneyimi aktaramazsınız fakat yol gösterebilir ve anımsatabilirsiniz. )


- DENEYİM ile/ve BİRİKİM

( Doğrudan deneyim, tek geçerli doğrulamadır. )

( Geçmiş deneyimlere göre davranmayalım, yeniden deneyelim. )

( Tüm deneyim, imgelemeden doğmuştur. )

( Direct experience is the only valid confirmation.
All experience is born of imagination. )


- DENEYİM ile DENEYİMLİ ile TECRÜBE ile DENEYİMLER ile DENEYSEL ile DENEY ile DENEYSEL ile DENEYSEL PSİKOLOJİ ile DENEME


- DENEYİM ile/ve PAYLAŞIM


- DENEYİM = TECRİP = EXPERIMENT, EXPERIENCE[İng.] = ERFAHRUNG, EXPERIMENT[Alm.] = EXPÉRIMENTATION, EXPÉRIENCE[Fr.] = EXPERIENTIA


- DENEYİMCİ MATEMATİK ile/ve METAFİZİK MATEMATİK


- DENEYİMLEME ile İÇSELLEŞTİRME


- DENEYİMSEL TAMAMLIK ile SONUÇLU TAMAMLIK ile TÜMEL TAMAMLIK ile YAKIN GEÇMİŞ TAMAMLIK ile TAMAMLIK GÖRÜNÜŞÜ


- DENEYSEL ile MEKANİK ile MATEMATİK


- DENGE ile BİLANÇO ile DENGE ÇARKI ile DENGELİ ile DENGELİ SİSTEM ile DENGELEYİCİ


- DENGE ile DENKLEM


- DENGE ve/=/< DÖNGÜ


- DENGE ile/ve/||/<> JİROSKOP/GYROSCOPE[İng.]


- DENGELEMEK ile DENGELENMİŞ ile DENGECİ ile DENGE


- DENGELENİM, İÇ ORTAM KARARLILIĞI/HOMEOSTAZ/HOMEOSTASIS[İng.] ile ÖZÜMLEME-YADIMLAMA/METABOLİZMA

( İç dengeyi koruma süreci. İLE Kimyasal tepkimelerin toplamı. )


- DENGESİZLİK ile DENGESİZ


- DENGESİZLİK ile DENGESİZLİK


- DENGEYİ SAĞLAMAK ile DENGELENMİŞ ile EŞGÜÇLÜ ile EŞİT AĞIRLIKTA ile EŞİT AĞIRLIKTA OLMAK ile EŞİT GÜCE SAHİP ile EŞPOTANSİYEL


- DENİZ ASLANI/FOK ile DENİZ AYISI/İNEĞİ (MANAT)

( Gebelik süreleri 11 aydır. Her seferinde tek bir yavru doğurur. Doğurunca hemen bir yenisine gebe kalır. İLE 1.5 - 2 m. boyunda, bitkiyle beslenen bir deniz memelisi. )


- DENİZ TARAĞI ile RUTUBETLİ ile YAYGARA ile GÜRÜLTÜCÜ


- DENİZ ve/||/<> DALGA

( Enerji. VE Etki eden enerji. )


- DENİZANASI ile/ve KUTU DENİZANASI

( ... İLE/VE En zehirlisidir. [Tek bir kerede çıkan zehir, aynı anda 60 yetişkini öldürebilir.] )

( ... İLE/VE Pasifik sularında yaşarlar. )

( ... ile Kutu Denizanası )


- DENİZASLANI ile AVUSTRALYA DENİZASLANI


- DENİZASLANI ile FOK

( Daha kalın kürkü vardır. İLE Daha yağlıdır. )

( Kulakları gözle görülür. İLE Arka kanatları arkaya doğru bakar. )

( Fokların gözleri deniz altında bulanık görmez. )

( Fok ile Denizaslanı iskeletlerinin farkları )

( Alttaki. İLE Üstteki. )


- DENİZATI ile YOSUN BİÇİMİNDE DENİZATI


- DENİZAYGIRI/MORS[Laponca] ile FOK

( ... İLE Tüm memeliler arasında, sütü, en yağlı olandır. [Yavrusunun hızlı büyümesinin zorunluluğundan dolayı][Birkaç hafta içinde sütten kesilirler] )

( Mors/Denizaygırı ile Fok )


- DENİZFİLİ ile GÜNEY DENİZFİLİ

( ... İLE Erilleri, dişillerinden 6 kat daha büyüktür.[4 ton ağırlığındalardır.] )

( Suyun altında, 2 saat kalabilirler. [1.5 km. derine inebilirler.][Vurgundan kaçınabilmek için ciğerlerindeki tüm havayı boşaltırlar ve damarlarındaki emilmiş olan oksijeni kullanırlar.][Daldıklarında, kalp atışları dakikada 94'e kadar düşer.] )

( Gövdelerinde, çoğu memelinin 2 katı kadar kan vardır. )


- DENİZYILDIZI ile GÜNEBAKAN DENİZYILDIZI

( Kevgire benzeyen ve Madreporite adı verilen açıklıklarından içeri deniz suyunu alır ve içerideki mekanizmayla ayak tüplerine dağıtır. [Suyu sürekli alıp vererek şaşırtıcı biçimde hızlı hareket eder. (Bazı türleri dakikada 1 metre gidebilmektedir.)] )

( Alt kısımlarını kaplayan çok görevli yüzlerce tüp bacak bulunur. [Soluk almak, hareket etmek ve kendini avına yapıştırmak üzere] )

( Bacaklarının ucunda ışık algılayıcısı görevi gören "göz noktaları" bulunur. )

( Her bir bacak üstünde büyük eşeysel örgenler bulunur fakat bu örgenlerini açamadıkları için erili dişilden ayırmak olanaksızdır. )

( Yumurtlarken öbekler oluştururlar. [Eril olanlar yumurta görürse spermlerini suya bırakır. Dişiller etrafta sperm görürse bir seferde 2.5 milyon kadar yumurta salabilir. ] ( Derilerindeki duyu hücreleri sayesinde avlarının etrafa saldığı kokular, koku tüyleri aracılığıyla algılanır ve kimyasal değişime tepki verilir. )

( "Ön"leri ya da "arka"ları yoktur. [Yıldız biçiminde olmalarından dolayı] )

( Bir ağzı ve bir kloak'ı bulunur. [Ağız altta, kloak üstte!] )

( Bir parçaları kopsa bile yeniden oluşturabilmektelerdir. [Linckia türü, büyük bir bölümünü bile tekrar oluşturabilir. (Büyük bir kol, küçük bir gövde ve dört küçük kol olarak başlar.)] )

( Olgunlaşmış olanlarının dikenli derileri kendilerini kızdıracak herşeyi sokabilecek küçük kıymıklarla kaplıdır. )

( Asalaklardan korunmak için kendi derilerini tımar edebilirler. [Luidia adlı türü, yakalandığı zaman bir anda kendini parçalara ayırabilir.] )

( İstiridyelere yaklaşık 30 dk. boyunca uyguladığı düşük basınçla kabuklarını açtırırlar. )

( 1600 kadar türü bilinir. )

( ASTER )


- DENKLEM ile/ve ÇOK BİLİNMEYENLİ DENKLEM/LER


- DENKÖBEK/SONSAL SINIFLAMA = CATEGORY[İng.] = CATEGORIE[Fr.] = KATEGORIE[Alm.] = PRAEDICAMENTUM[Lat.] = KATEGORIA[Yun.] = CATEGORÍA[İsp.]


- DENSITOMETER, PYCNOMETER[İng.] / DENSIMÈTRE[Fr.] / DENSITOMETER, DICHTEMESSER, SENKWAAGE[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUNLUKÖLÇER


- DENSITY MATRIX[İng.] / MATRICE DENSITÉ[Fr.] / DICHTEMATRIX[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUNLUK MATRİSİ


- DENSITY MODULATION[İng.] / MODULATION DE DENSITÉ[Fr.] / DICHTEMODULATION[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUNLUK KİPLEMESİ


- DENSITY OF ACOUSTIC ENERGY[İng.] / DENSITÉ D'ÉNERGIE ACOUSTIQUE[Fr.] / AKUSTISCHE ENERGIEDICHTE[Alm.] ile/değil/yerine/= AKUSTİK ENERJİ YOĞUNLUĞU


- DENSITY OF ACOUSTIC KINETIC ENERGY[İng.] / DENSITÉ D'ÉNERGIE CINÉTIQUE ACOUSTIQUE[Fr.] / AKUSTIKKINETISCHENERGIEDICHTE[Alm.] ile/değil/yerine/= AKUSTİK KİNETİK ENERJİ YOĞUNLUĞU


- DENSITY OF ACOUSTIC POTENTIAL ENERGY[İng.] / DENSITÉ D'ÉNERGIE POTENTIELLE ACOUSTIQUE[Fr.] / AKUSTISCHE POTENTIALENERGIEDICHTE[Alm.] ile/değil/yerine/= AKUSTİK POTANSİYEL ENERJİ YOĞUNLUĞU


- DENSITY OF NUCLEUS[İng.] / DENSITÉ NUCLÉAIRE[Fr.] / KERNDICHTE[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇEKİRDEK YOĞUNLUĞU


- DENSITY OF STATES[İng.] / DENSITÉ D'ÉTATS[Fr.] ile/değil/yerine/= DURUM YOĞUNLUĞU


- DEONTOLOJİ(ÖDEV BİLİMİ) = İLM-İ VEZAİF = DEONTOLOGY[İng.] = DÉONTOLOGIE[Fr.] = DEONTOLOGIE[Alm.]


- DEONTOLOJİ/DEONTOLOGY[İng.] değil/yerine/= DAVRANIŞ KURALLARI BİLİMİ MESLEK AHLÂKI BİLİMİ, DAVRANIŞ KURALLARI BİLİMİ


- DEOXYRIBONUCLEIC ACID[İng.] ile/değil/yerine/= DEOKSİRİBONÜKLEİK ASİT, DNA


- DEPERM[İng.] / ENTMAGNETISIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= MIKNATISLIK GİDERME


- DEPERSONALIZATION[İng.] değil/yerine/= DEPERSONALİZASYON

( (Psikolojide) Bireyin kendisinin ya da çevresinin gerçek olmadığını hissetmesi durumu. Birey, zihninin vücudundan ayrıldığını ve vücut uzuvlarının boyutlarının değiştiğini hissedebilir, bazı durumlarda kendisini bir makineymiş gibi algılayabilir ve vücudunu uzaktan gördüğünü düşünebilir.[1]

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- DEPLASMAN/DISPLACEMENT[İng.] değil/yerine/= YER DEĞİŞTİRME


- DEPLESYON/DEPLETION[İng.] değil/yerine/= TÜKENME | SİLINME


- DEPLETED URANIUM[İng.] / URANIUM APPAUVRI[Fr.] / ERSCHÖPFTES URAN, ERSCHÖPFNUNGSURAN[Alm.] ile/değil/yerine/= TÜKETİLMİŞ URANYUM


- DEPLETION LAYER RECTIFICATION[İng.] / REDRESSEMENT PAR COUCHE D'ARRÊT[Fr.] ile/değil/yerine/= TÜKETİM KATMANLI DOĞRULTMA


- DEPLETION LAYER TRANSISTOR[İng.] / TRANSISTOR À COUCHE D'ARRÊT[Fr.] ile/değil/yerine/= TÜKETİM KATMANLI TRANSİSTÖR


- DEPLETION REGION[İng.] / RÉGION D'ÉPUISEMENT[Fr.] / ERSCHÖPFUNGSBEREICH, ERSCHÖPFUNGSREGION[Alm.] ile/değil/yerine/= TÜKENME/TÜKETİM BÖLGESİ


- DEPOLARISATION FACTOR[İng.] / FACTEUR DE DÉPOLARISATION[Fr.] / DEPOLARISATIONSFAKTOR, DEPOLARISIERUNGSFAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= KUTUPLANMA GİDERME ETMENİ/ÇARPANI/FAKTÖRÜ


- DEPOLARİZASYON/DEPOLARIZATION[İng.] değil/yerine/= KUTUPSUZLAŞMA


- DEPREM ile DEPREM EĞİLİMLİ ile DEPREM KURBANI


- DEPRESÖR/DEPRESSOR[İng.] değil/yerine/= AŞAĞI ÇEKEN


- DEPRESYON[İng. DEPRESSION] ile/||/<> LOBOTOMİ[İng. LOBOTOMY] ile/||/<> MÜZİK TERAPİSİ[İng. MUSIC THERAPY] ile/||/<> PSİKOTERAPİ[İng. PSYCHOTHERAPY] ile/||/<> SEROTONİN

( Devamlı olarak üzüntü ve ilgi kaybına neden olan psikolojik rahatsızlık. Depresyon; kişinin hislerini, duygularını ve fiziksel davranışlarını etkileyebilir. Kişi günlük aktivitelerini gerçekleştirmekte zorlanabilir ve intihara yatkın olabilir. Depresyon; alanında uzman bir hekimin yönlendirmesi ile psikoterapi ve/veya ilaç tedavisi ile tedavi edilebilir. @@ Bir hastanın beyin lobunun bir ya da birkaç bölümünün kesilmesi yoluyla yapılan psikocerrahi yöntem. Eski dönemlerde şizofreni, bipolar bozukluk ya da depresyon hastalarının semptomlarını azaltmayı amaçlayan oldukça radikal bir tedavi yöntemidir. @@ Kalp rahatsızlıkları, depresyon, otizm, madde bağımlılığı ve Alzheimer hastalığı gibi çeşitli rahatsızlıklara yardımcı olan kanıta dayalı bir tedavi yöntemidir. Hafızaya yardımcı olabilir, kan basıncını düşürebilir, başa çıkmayı iyileştirebilir, stresi azaltabilir ve benlik saygısını artırabilir. @@ Bir ruh sağlığı uzmanıyla konuşarak sağlıksız duygu, düşünce ve davranışları belirlemeyi ve değiştirmeyi amaçlayan tedavi yöntemidir. Psikoterapi, stres ve ilişki sorunlarından zihinsel sağlık koşullarına kadar birçok farklı konuda yardımcı olabilir. @@ İnsanlarda bağırsaklarda ve beyinde üretilen bir nörotransmitter. Kimyasal formülü 5-hydroxytryptamine (5-HT) olan serotonin, sinir gözeleri arasında sinyaller gönderir ve hormon görevi görür. Serotonin azlığı anksiyete ve depresyon gibi birçok sorun ile ilişkilendirilmiştir. Vücutta çok fazla serotonin bulunması durumunda "serotonin sendromu" adı verilen tehlikeli bir durum oluşabilir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- DERE ile ÇAY ile IRMAK


- DERE ile KÜÇÜK DERE


- DERECE-İ SERBESTİYET[Osm.] / DEGREES OF FREEDOM[İng.] / DEGRÉ DE LIBERTÉ[Fr.] / FREIHEITSGRAD[Alm.] ile/değil/yerine/= SERBESTLİK DERECESİ


- DERECE[Ar.]/DEGREE[İng.] değil/yerine/= DİZİL


- DERECE/RADDE[Ar.] / KERTE/KERTİ[İt.] ile/ve/||/<> KERT ile/ve/||/<> İŞARET

( Gemi pusulasında kadranın ayrılmış olduğu on bir derece ve on beş dakika ölçüsünde bir açıya eşit olan otuz iki bölümden her biri. | Derece, radde[Ar.]. | İşaret için yapılmış çentik ya da iz, kerti. İLE Bir uçurumun ya da bir derinliğin keskin kenarı. İLE ... )


- DERECE ile/ve DEĞER/LENDİRME


- DERECE ile DERECE


- DERECE ile KERE/KEZ


- DERECE ile SEVİYE


- DERECELENDİRİLEBİLİR ile DERECELENDİRİLEBİLİRLİK


- DERECELENDİRME ile SEVİYE


- DERİ ALT TABAKASI -ile


- DERİ KIRIŞIKLIĞI ile YAŞ

( ÂJENG[Fars.]: Yaşlılıktan ya da öfkeden dolayı beliren kırışıklık. )


- DERİ ile DERİ ÇANTA ile DERİ ile DERİ ÇANTA ile DERİ ŞİŞE ile DERİ MASA


- DERİN DÜŞÜNME ve/<> TAHAMMÜL


- DERİN DÜŞÜNMEK(TEFEKKÜR) ile/ve UYUMAK

( Uykunun karanlığı bile tazeleyici ve gençleştiricidir. )

( Uyanıkken bilinçlisiniz; uyurken sadece canlısınız. )

( FİKR-İ AMÎK[Ar. < UMK]: DERİN DÜŞÜNCE )


- DERİN KONU ile CİDDİ KONU


- DERİN/LİK ile/ve TUTARLI/LIK

( Derinlik, kişinin en kapsamlı gereksinimlerine olan duyarlılığında oluşturulan dengeden söz eder. Tutarlılıksa güvenilirliğe değinir. )


- DERİN/LİK ile/ve UZAK/LIK


- DERİN/YOĞUN/GENİŞ DÜŞÜN(E)MEMEK ile/değil/<> BİLGİSİZLİK/DÜŞÜNCESİZLİK

( Bilgisizlik de, bilgi de zihindedir, gerçekte değil. )

( Bilgisiz olup, doğruyu savunacağına; bilgili olup, yanlışı savun! )


- DERİN ile DERİN KARANLIK ile DERİNLEŞTİRMEK ile DERİNDEN


- DERİN ile/ve/değil SAKİN


- DERİNLEŞMEK ile/ve UZAKLAŞMAK/YAKINLAŞMAK


- DERİNLEŞTİRMEK ile/ve/<> BESLEMEK


- DERİNLEŞTİRMEK ile OTURTMAK


- DERİNLİK ile BİR İPLE ÖLÇÜLEN DERİNLİK ile DERİNLİK ÖLÇÜMÜ ile DERİNLİKLER


- DERİNLİK ile/ve SERİNLİK


- DERİSİNİ SOYMAK ile YÜZÜCÜ


- DERİVASYON/DERIVATION[İng.] değil/yerine/= ELEKTRİK GERILIM FARKI | TÜRETME


- DERİVATİF/DERIVATIVE[İng.] değil/yerine/= TÜREMIŞ


- DERIVATIVE TITRATION CURVE[İng.] ile/değil/yerine/= TÜRETİLMİŞ TİTRASYON EĞRİSİ


- DERIVATIVE[İng.] ile/değil/yerine/= TÜREV


- DERİVE/DERIVED[İng.] değil/yerine/= TÜREMİŞ


- DERLEME ile DERLEMEK ile DERLEYİCİ ile DERLEYİCİ DİREKTİFİ ile DERLEYİCİ OLUŞTURUCU ile DERLEYİCİ DİLİ ile DERLEME


- DERM[İng.] değil/yerine/= DERİ | KATMAN | YAPRAK


- DERMİS ile/||/<> EPİDERMİS ile/||/<> HİPODERMİS[İng. HYPODERMIS] ile/||/<> MELANOSİT[İng. MELANOCYTE] ile/||/<> PETEŞİ[İng. PETECHIA]

( Epidermisin altında bulunan ve gerçek deriyi oluşturan; kılcal kan damarları, sinir uçları, ter bezleri, kıl folikülleri ve diğer yapıları içeren kalın canlı doku tabakası. @@ Cildin gözle görülebilen ve vücut için koruma sağlamaya çalışan ince, dış tabakasıdır. Derinin bu kısmı herhangi bir kan damarı içermez ve bu nedenle, besinlere erişim sağlamak ve atıkları atmak için doğrudan epidermisin altında bulunan derinin tabakası olan dermise bağımlıdır. @@ Deri altı katı. Dermis katının altındaki yağ dokudan zengin gevşek bağ dokudan yapılmış kat. @@ Epidermis katmanı gözeleri arasında melanin pigmenti içeren ve derinin rengini veren gözeler. @@ Epidermisin altında küçük kan sızıntısının neden olduğu ufak benek, nokta.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- DERMOİD ile DERMOİDAL


- DERS


- DERS ÇALIŞMAK ile/ve/> (NİTELİKLİ/AYRICALIKLI) ÇALIŞMAK


- DERS ile DERSLER


- DERS ile ÖĞRETİM GÖREVLİSİ


- DERT ETMEK ile DERT EDİNMEK

( Kendinize zulmetmek için yollar icat etmeyin! )


- DERT[Fars. < DERD] ile TASA

( Dert icat etmek zorunda değiliz! )

( Üzüntü. | Hastalık. | Ağrı. | Sorun, kaygı. | Ur. İLE Üzüntülü düşünce durumu, kaygı, endişe, gam. | Tatmin edici olmayan ya da tedirgin eden durumların ortaya çıkmasını önleyebilmede, güvensizlik içinde bulunulduğunda duyulan tedirgin edici düşünce ve duygu. )


- DERT ile KONU


- DERT ile SIKINTI

( Kendinize zulm etmek için yollar icat etmeyin! )


- DERT ile SORUN


- DERTLERİNİ PAYLAŞMAK ile TAZİYE ile KOMİSER ile KOMİSERLİK ile KOMİSYON ile KOMİSYON ÜCRETİ ile ARABULUCULUK ile ORTAK


- DESANDAN/DESCENDING[İng.] değil/yerine/= INEN, AZALAN


- DEŞARJ/DISCHARGE[İng.] değil/yerine/= BOŞALIM


- DEŞARJ ile BOŞALTMA KAĞIDI ile MENİ AKINTISI ile TABURCU


- DESCARTES İNKİŞÂR KANÛNU[Osm.] / DESCARTES' REFRACTION LAW[İng.] / LOI DE LA RÉFRACTION DE DESCARTES[Fr.] / DESCARTESSCHES BRECHUNGGESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= DESCARTES KIRILMA YASASI/KANUNU


- DESCARTES ŞUÂÂTI[Osm.] / DESCARTES RAYS[İng.] / DESCARTES/SCHES-STRAHLEN[Alm.] ile/değil/yerine/= DESCARTES IŞINLARI


- DESCRIPTIVE KNOWLEDGE[İng.] değil/yerine/= BETİMLEME BİLGİSİ

( Betimleme yoluyla edinilen bilgi ile tanışıklık yoluyla edinilen bilgi, Russell’ın yaptığı bir ayrım olmakla birlikte kendi felsefesinde de önemli bir konumdadır. Betimleme bilgisi, fizik nesneye yönelik deneyimin dolaylı olması bakımından edinilen bilgiyi ifade etmektedir. Deneyimlediğimiz fizik nesneye yönelik duyu verilerini, çevredeki başka nesnelerin duyu verileriyle birlikte, belirli bir dolayımın içinde alımlarız. Böylelikle çeşitli duyu verilerinin işlenmesi sonucunda fizik nesneyi kurarız. Örneğin masa, belirli duyu verilerinin işlenmesi doğrultusunda elde edilen bir fizik nesne olarak karşımıza çıkmaktadır. Bunu söylemenin olanağı da betimleme yoluyla edinilen bilgiden geçmektedir. Herhangi bir fizik nesneyle ilgili bilgiye sahip olmak için, tanışıklık yoluyla edindiğimiz bilgilerden hareketle, onun diğer nesnelerle bağlantısını kurarız. Bu bağlamda fizik nesnenin bilgisi, dolaysız bir biçimde ulaşılabilen bir bilgi değildir. Fizik nesneye dair bilgimiz, deneyimlerimize dayanmaktadır. Bu nedenle Russell, fizik nesnenin ‘gerçekte’ ne olduğunu bilemeyeceğimizi ancak betimleme bilgisine sahip olduğumuzu dile getirmektedir. Bu durumda betimleme bilgisi, fizik nesneye yönelik dolaylı bilgiyi ifade etmektedir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- DESELERASYON/DECELERATION[İng.] değil/yerine/= YAVAŞLAMA


- DESENSİTİZASYON/DESENSITIZATION[İng.] değil/yerine/= DUYARSIZLAŞTIRMA


- DESICCANT[İng.] / AGENT DESSICCATEUR[Fr.] ile/değil/yerine/= NEM ÇEKİCİ


- DESICCATION[İng.] değil/yerine/= DESİKASYON

( Kuruma, kurutma.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- DESICCATOR[İng.] / DESSICCATEUR[Fr.] / EXPONENTIELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= DESİKATÖR


- DESTANSI ile KRALLARIN DESTANI ile EPİK ŞİİR


- DESTEK VERMEK ile REKLÂMINI YAPMAK

( Yap fakat tapma! )


- DESTEK ile/ve/<> DAYANIŞMA


- DESTEK ile DESTEK


- DESTEK ile/ve/<> PAYLAŞIM

( Ölçü, aynı şeye gülmek değil aynı şeye ağlamaktır. )


- DESTEK ile/ve/<> SEFERBERLİK


- DESTEK ile/ve/<> TEŞVİK


- DESTEKLEME ile ÖNCELLEME


- DESTEKLİ ile DESTEK ile DESTEK MAĞAZASI


- DESTRIAU EFFECT[İng.] / EFFET DESTRIAU[Fr.] ile/değil/yerine/= DESTRİAU ETKİSİ


- DESTRÜKSİYON/DESTRUCTION[İng.] değil/yerine/= YIKIM


- DESTRÜKTİF/DESTRUCTIVE[İng.] değil/yerine/= YIKICI


- DETAŞMAN/DETACHMENT[İng.] değil/yerine/= AYRILMA


- DETAY[İng./Fr. < DETAIL]/TEFERRUAT[Ar.] değil/yerine/= AYRINTI/LAR


- DETAY ile AYRINTILI ile DETAYLI HESAP ile DETAYLAR


- DETAYLANDIRMAK ile AYRINTILI ÇALIŞMA


- DETECTOR EFFICIENCY[İng.] / RENDEMENT DU DÉTECTEUR[Fr.] / DETEKTOR-LEISTUNGSFÄHIGKEIT, DETEKTORWIRKUNGSGRAD[Alm.] ile/değil/yerine/= DEDEKTÖR VERİMİ


- DETECTOR[İng.] / DÉTECTEUR[Fr.] / DETEKTOR, ANZEIGER, SPÜRGERÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= DEDEKTÖR


- DETERMINAN/DETERMINANT[İng.] değil/yerine/= BELİRLEYİCİ


- DETERMİNASYON/DETERMINATION[İng.] değil/yerine/= BELİRLEME


- DETERMINATE ERROR, SYSTEMATIC ERROR[İng.] / BESTIMMTER FEHLER[Alm.] ile/değil/yerine/= BELİRLİ HATA, SİSTEMATİK HATA


- DETERMİNİZM[İng. DETERMINISM] ile/||/<> GEREKİRCİLİK[İng. DETERMINISM]

( Gerekircilik. Nesne ve olgular arasındaki zorunlu bağlantıyı dile getiren bilimsel görüştür. Determinizm, nesnel ve evrensel nedenselliğe dayanır. @@ Determinizm. Nesne ve olgular arasındaki zorunlu bağlantıyı dile getiren bilimsel görüştür. Determinizm, nesnel ve evrensel nedenselliğe dayanır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- DETERMİNİZM/DETERMINISM[İng.] değil/yerine/= BELİRLEYİMCİLİK


- DETOKSİFİKASYON[İng. DETOXIFICATION] ile/||/<> DETOKSİFİYE[İng. DETOXIFY]

( Zehirli kimyasalların etkisini azaltma ya da yok etme sürecidir. Alternatif tıp yöntemi olarak kullanıldığı gibi, aynı zamanda göze içinde gerçekleştirilebilen de bir yöntemdir. @@ Zehirli etkisi giderilmiş yapılar için kullanılır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- DETOKSİFİKASYON/DETOXIFICATION[İng.] değil/yerine/= ARINDIRMA


- DEUTERIUM DISCHARGE TUBE[İng.] ile/değil/yerine/= DÖTERYUM BOŞALMA TÜPÜ


- DEUTERIUM LAMP[İng.] / DEUTERIUM LAMPE[Alm.] ile/değil/yerine/= DÖTERYUM LAMBASI


- DEUTERIUM[İng.] / DEUTÉRIUM[Fr.] / DEUTERIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= DÖTERYUM


- DEUTERON CAPTURE[İng.] / CAPTURE DEUTÉRON[Fr.] / DEUTERONGEFANGENNAHME, DEUTERONEINFANG[Alm.] ile/değil/yerine/= DÖTERON YAKALANMASI


- DEUTERON[İng.] / DEUTERON[Fr.] / DEUTERON/DIEUTRON[Alm.] ile/değil/yerine/= DÖTERON


- DEVALÜASYON/DEVALUATION[İng.] değil/yerine/= DEĞERSİZLEŞTİRME


- DEVARDA'S ALLOY[İng.] / DEVARDA LEGIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DEVARDA ALAŞIMI


- DEVASA ile DEVASA


- DEVASA ile DEVLER


- DEVE ile DEVE SÜRÜCÜSÜ


- DEVEKUŞU ile EMU

( Dünyadaki en büyük kuştur. Erilleri, 2,7 metreye kadar ulaşabilir. İLE ... )

( Ceviz büyüklüğünde olan beyinleri, göz yuvalarından küçüktür. İLE ... )

( Saatte, 65 km.'ye kadar, 30 dakika boyunca koşabilirler. İLE ... )

( Devekuşları, kafalarını kuma gömmezler! [Yuvaları, genelde yere kazılmış sığ bir delik biçimindedir.] ["Kafalarını kuma gömmeleri" yanlış/kötü örneği, boyunlarını, yere dümdüz uzatıp görüş alanında bir tehlike olup olmadığını yokladıkları için ortaya çıkmış olabilir.] )

( Sindirime yardımcı olması için yuttukları taşın yanısıra demir, bakır, tuğla ve cam da yiyebilirler. )

( Namibya'daki devekuşları, elmas yemeleriyle ünlüdür. )

( Devekuşu, en küçük yumurtayı yumurtlar. )

( ... İLE Günde 6 lt. su içmeleri gerekmektedir. )


- DEVETÜYÜ ile MANDA


- DEVİM/DİNAMİK ile/ve KİNETİK


- DEVİM/HAREKET ile/ve/değil DEĞİŞİM


- DEVİM = MOTION[İng.] = MOUVEMENT[Fr.] = BEWEGUNG[Alm.] = MOTUS[Lat.]


- DEVİMSEL/LİK[DİNAMİK(LİK)] ve VAR/LIK


- DEVİNİM/DİNAMİK ile/ve ÇELİŞKİ


- DEVİNİM/DİNAMİK ile/ve İLİŞKİ


- DEVİNİM/DİNAMİK ile/ve SINIR


- DEVİNİM/HAREKET[Ar.] ile/ve/değil/||/<>/> DAVRANIŞ

( ... İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> Bilinçsiz/bilinçli hareket. )


- DEVİNİM ile DEVİR

( Organik. İLE Mekanik. )


- DEVİNİM ile/ve/||/<>/> DEVİR


- DEVİNİM = HAREKET = MOVE, MOTION, MOVEMENT[İng.] = MOUVEMENT[Fr.] = BEWEGUNG[Alm.] = MOTUS[Lat.] = KINESIS[Yun.] = MOVIMIENTO[İsp.]


- DEVİNİM ile/ve HIZ


- DEVİR[Osm.] / CYCLE[İng.] / CYCLE[Fr.] / KREISLAUF, KREISPROZESS, ZYKLUS[Alm.] ile/değil/yerine/= DÖNGÜ, ÇEVRİM