İngilizce karşılıkları olan FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 22.832 başlık/FaRk ile birlikte,
22.832 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(16/93)
- CÂZİBE-İ ARZ, İNCİZAB[Osm.] / GRAVITATIONAL FORCE[İng.] / FORCE GRAVITATIONNELLE[Fr.] / GRAVITATIONSKRAFT[Alm.] ile/değil/yerine/= KÜTLE/YER ÇEKİMİ KUVVETİ
- CÂZİBE[Osm.] / ATTRACTION[İng.] / ATTRACTION[Fr.] / ANZIEHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇEKİM
- CAZİBE[Osm.] / LEACHING, PULLING[İng.] / ANZIEHUNG, LAUGEN, LAUGUNG, AUSLAUGEN, ZUG[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇEKME, YIKAMA VE ÖZÜTLEME
- CAZİBE ile CHARMED ile ALIMLI
- CEBİR ile CEBİRSEL ile CEBİR DİLİ
- CEBİR = CEBR[Fars., Ar.] = ALGEBRA[İng., İt., İsp., Dan., Rus.] = ALGÈBRE[Fr.] = ARS RATIOCINANDI PER LITTERAS, ARS PER LITTERAS[Orta Lat.] = ALGEBRA, BUCHSTABENRECHNUNG[Alm.] = ALGEBRA, STELKUNDE[Fel.]
- CEBRÂİL/GABRIEL[İng.] ile/ve/<> MİKÂİL/MICHAEL[İng.] ile/ve/<> İSRÂFİL/RAPHAEL[İng.] ile/ve/<> AZRÂİL/AZRAEL[İng.]
( Cebrail'in görevi, haber vermektir, yani ağız. İLE/VE/<> Mikail'in görevi, Doğu'dan Batı'ya, tüm sesleri işitmekmiş, Kulak. İLE/VE/<> İsrafil'in öttürdüğü surlardan biri, kişileri öldürecek, öbürüyse diriltecekmiş, değil mi? Burnumuzdan aldığımız solukla biz de diriliyoruz, kanımızdaki canlılar da. Kapa bakalım birisinin burnunu, ölüyor mu, ölmüyor mu? Burun da, her soluk alış-verişte iki sur öttürüyor. İLE/VE/<> Azrail gözdür. İnsan ölürken, önce gözleri solar. )
( ... İLE/VE/<> Sevgi. | Cazibe. | Vahdetin gölgesi. İLE/VE/<> ... İLE/VE/<> Amellerin toplamı. )
( TÂVUS-İ SİDRE: Cebrail aleyhisselâm. )
( KERRÛBİYYÛN: Dört büyük melek. )
( GREŞTA GABET: Dört büyük melek. )
( BÂNG-İ REVÂREV[Fars.]: İsrafil'in üfleyeceği sûrun ikinci derecesi. )
( ... İLE/VE/<> ... İLE/VE/<> ... İLE/VE/<> Alıp, saklayan. )
( Epistemelojik. İLE/VE/<> Ontolojik. İLE/VE/<> ... İLE/VE/<> ... )
( Ağız/a. İLE/VE/<> Kulak/a. İLE/VE/<> Dil/e. İLE/VE/<> Göz/e. )
( ... İLE/VE/<> Allah'ın adını taşıyan melek. İLE/VE/<> ... İLE/VE/<> ... )
( Azrail'e can vermeyen,
Hakk'a, Hakikat'e varamaz. )
- CEHÂLET["CAHÂLET" değil!] ile/ve/yerine/değil İLİM
( Dönüp dolaşmak. İLE Bilinenden bilinmeyene gitmek. )
( Dünyaya sizin cahilliğe son vermenizden daha çok yardımı olabilecek bir başka şey yoktur. )
( İLMİ: - Ya Öğreten, - Ya öğrenen, - Ya seven olmak gerek. )
( İlmin saati, feyzi belirli olmaz. )
( İlim öğrendikçe, ilim onun niyetini tashih eder. )
( There is nothing that can help the world more than your putting an end to ignorance. )
- CEHÂLET/BİLGİSİZLİK ve/<> ÇOK VE BOŞ (GEREKSİZ) KONUŞMAK
- CEHÂLET/CÂHİL ile/ve ZULÜM/ZÂLİM
( Cahil kişi, kendinin bile düşmanı iken, başkasına dost olması nasıl beklenir? )
( Zulümle âbâd olanın, sonu, berbâd olur. )
- CEHÂLET ile/ve CESÂRET
( Cesaret, akıldan gelirse cesârettir. Bilgisizlikten gelirse cehalettir. )
- CEHÂLET ile/ve/< KİN
- CEHÂLET ve/> SABIRSIZLIK
- CEHÂLET ile/ve TİCARET
- CEHÂLET ile UZAK OLMAK
- CEHENNEM ile FENA HALDE BÜKÜLMÜŞ
- ÇEK AUT[İng. < CHECK-OUT] değil/yerine/= ÇIKIŞ İŞLEMİ
- ÇEKAP/CHECK-UP[İng.] değil/yerine/= SAĞLIK TARAMASI/YOKLAMASI, TÜM/TAM BAKIM
- ÇEKİÇ (KEMİĞİ) ile/ve ÖRS (KEMİĞİ) ile/ve ÜZENGİ (KEMİĞİ) ile/ve ORTA KULAK KEMİKLERİ
( AZM-İ MITRAKA ile/ve AZM-İ SENEDÂNÎ ile/ve AZM-İ RİKÂBÎ ile/ve ... )
( 
)
(
)
- ÇEKİCİ ile TEMYİZ BAŞVURUSUNDA BULUNAN KİŞİ ile ÇEKİCİ
- ÇEKİM / ÇEKİM KUVVETİ ile/||/<> ÇEKİM KÜTLESİ / KÜTLE
( Nesnelerin çekim(gravitasyon), elektrik, manyetik ve nükleer nitelikli güçlerle birbirini çekmesi. )
- ÇEKİM ile ÇEKİM EKİ
- ÇEKİMSEL BİÇİMBİLİM ile ÇEKİMSEL BİÇİMBİRİM
- ÇEKİMSER KALMAK ile ÇEKİMSER
- ÇEKİMSER ile/değil ÇEKİNGEN/SINGIN
- ÇEKİNCE ile SAKINCA
- ÇEKİNCE ile/değil/yerine SAYGI
- ÇEKİNME ile EMPATİ
- ÇEKİNMEK ile ÇEKİLMEK
- ÇEKİNMEK ile SAKINMAK
- ÇEKİRDEK FÜZYONU ile/>< ÇEKİRDEK FİSYONU
( Hafif atom çekirdeklerinin birleşerek daha ağır bir çekirdek oluşturması. İLE/>< Ağır bir atom çekirdeğinin bölünerek daha hafif çekirdekler oluşturması. )
( Füzyon tepkimeleri, büyük miktarda enerji açığa çıkarır ve güneşte gerçekleşen tepkimelerdir. [iki hidrojen atomunun birleşerek bir helyum atomu oluşturması.] İLE/>< Fisyon tepkimeleri de büyük miktarda enerji açığa çıkarır ve nükleer reaktörlerde kullanılır. [uranyum-235 çekirdeğinin nötronlarla bombardıman edilerek iki daha hafif çekirdeğe ve nötronlara bölünmesi] )
- ÇEKİRDEK ile/||/<> ÇEKİRDEK BAĞLANMA ENERJİSİ / BAĞLANMA ENERJİSİ ile/||/<> ÇEKİRDEK BOZULMA MODU / BOZULMA ile/||/<> ÇEKİRDEK BÖLÜNMESİ
( Temel olarak proton ve nötronlardan oluşan, yükü +Ze olan, etrafında elektronların döndüğü ve atomun hemen hemen tüm kütlesini oluşturan çok yoğun merkezî kısmı. | Bir düzenek sargısının ortasında bulunan, manyetik çekirdek ya da kor olarak da bilinen manyetik nesne. )
- ÇEKİRDEK ile ÇEKİRDEK MATRİSİ ile ÇEKİRDEK DÜZLEMİ ile ÇEKİRDEK DEPOLAMA
- ÇEKİRDEK ile ÇEKİRDEKLENMİŞ
- ÇEKİRDEK ile/ve/||/<> GÖZE SIVISI/SİTOPLAZMA[Fr. < CYTOPLASME]/CYTOPLASM[İng.] ile/ve/||/<> PROTOPLAZMA[Fr. < PROTOPLAZMA < Yun.]
( Bir gözenin merkezini oluşturan nesnecik. | Atom çekirdeği. İLE/VE/||/<> Çekirdek dışta kalmak üzere, protoplazma yığını. İLE/VE/||/<> Yapı bakımından, çekirdek ve sitoplazmadan oluşan, yarı sıvı, saydam ve canlı gözenin metabolizma olaylarının oluştuğu yer. )
- ÇEKİRGE ile BOZKIR KARAÇEKİRGESİ
( ... İLE Düzkanatlılar (Orthoptera) takımının karaçekirgeler (Gryllidae) ailesinde yer alan, erginleri 12-20 mm boyunda, siyah renkli, ergin ve nimfleri sebzeler, mısır, şekerpancarı gibi bitkilerle beslenerek zarara yol açan böcek türü. )
- ÇEKİRGE ile CIRCIR BÖCEĞİ / CIRLAK
( Çekirgenin kulakları, dizlerinde bulunmaktadır. )
- ÇEKME ile/||/<> ÇEKME DEĞERİ ile/||/<> ÇEKME DİRENCİ / ÇEKME SINIRI
( Bir elektronik sinyal üreteci, bağımsız sinyal üreten başka bir devreyle çiftlenim yaptığında ilk üreteç frekansının bağımsız üreteç frekansına doğru değişme eğilimi göstermesi. İki frekans arasındaki fark küçükse bu eğilim çok güçlüdür. İLE/||/<> Yük empedansı yansıma kat sayısının fazı 360 derece değişliğinde bir sinyal üretecinin frekansının uc değerleri arasında ısıl etkiler dışında oluşan fark. [Bu yansıma kat sayısının mutlak değeri 0.20'dir.] İLE/||/<> Bir nesnenin kopuncaya kadar dayanabildiği, birim kesiti başına düşen çekme gücüyle ölçülen zorlanma. )
- ÇEKMEK ile ALIKOYMAK
- ÇEKOSLOVAKYA ile ÇEKOSLOVAK
- CELAL ile CELAL ABAD ile CELAL TALEBANİ
- ÇELİŞİK = MÜTENAKIZ = CONTRADICTORY[İng.] = CONTRADICTOIRE[Fr.] = KONTRADIKTORISCH, WIDERSPRECHEND[Alm.] = CONTRADICTORIUS[Lat.] = CONTRADECIR[İsp.]
- ÇELİŞKİ ile/ve ÇATIŞKI
( Düşündürür. İLE/VE Güldürür ya da ağlatır.[öfkeden] )
( Goes to think. WITH/AND Goes to laugh or cry.[by the anger] )
- ÇELİŞKİ ile/ve/değil/yerine EYTİŞİM
- ÇELİŞKİ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< İLİŞKİ
- ÇELİŞKİ ile/ve YANILSAMA
- ÇELİŞKİLİ ile/ve/değil FARKLI
- ÇELİŞME/ÇELİŞKİ = TENAKUZ = CONTRADICTION[İng., Fr.] = WIDERSPRUCH[Alm.] = CONTRADICTIO[Lat.] = CONTRADECIR[İsp.]
- CELL CONSTANT[İng.] / ELEKTROLYSE ZELLEN KONSTANTE[Alm.] ile/değil/yerine/= HÜCRE SABİTİ
- CELL VOLTAGE[İng.] / ZELLEN SPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= HÜCRE VOLTAJI
- CELL[İng.] / CELLULE[Fr.] / ZELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= GÖZE/HÜCRE
- CELLOBIOSE[İng.] / ZELLOBIOSE[Alm.] ile/değil/yerine/= SELOBİYOZ
- CELLODEXTRIN[İng.] ile/değil/yerine/= SELÜLOZ DEKSTRİN
- CELLOPHANE, ZELLGLAS[İng.] / CELLOPHANE, PELLICULE CELLULOSIQUE[Fr.] / ZELLGLAS, VISKOSEFOLIE[Alm.] ile/değil/yerine/= SELOFAN
- CELLS WITHOUT LIQUID JUNCTION[İng.] ile/değil/yerine/= SIVI TEMASI OLMAYAN GÖZELER/HÜCRELER
- CELLULOID[İng.] / CELLULOIDE[Fr.] / CELLULOID[Alm.] ile/değil/yerine/= SELULOİD
- CELLULOSE ACETATE BUTYRATE[İng.] ile/değil/yerine/= SELÜLOZ ASETAT BÜTİRAT
- CELLULOSE ACETATE[İng.] / ACETATE DE CELLULOSE[Fr.] / CELLULOSEACETAT, AZETYLZELLULOSE[Alm.] ile/değil/yerine/= SELÜLOZ ASETAT
- CELLULOSE LACQUER[İng.] ile/değil/yerine/= SELÜLOZ LAK
- CELLULOSE NITRATE[İng.] ile/değil/yerine/= SELÜLOZ NİTRAT
- CELLULOSE TRIACETATE[İng.] / TRIACÉTATE DE CELLULOSE[Fr.] / CELLULOSETRIACETAT[Alm.] ile/değil/yerine/= SELÜLOZ TRİASETAT
- CELLULOSE[İng.] / CELLULOSE[Fr.] / CELLULOSE, ZELLSTOFF[Alm.] ile/değil/yerine/= SELÜLOZ
- CELLULOSICS[İng.] / DÉRIVÉS CELLULOSIQUES[Fr.] / CELLULOSEHARZE[Alm.] ile/değil/yerine/= SELÜLOZİK NESNE
- CELP/CELB[Ar.] ile ÇAĞRI
- CELSIUS DEGREE[İng.] / DEGRÉ CELSIUS[Fr.] / CELCIUS-GRAD[Alm.] ile/değil/yerine/= CELSİUS DERECESİ
- CELSIUS SCALE[İng.] ile/değil/yerine/= CELSİUS ÖLÇEĞİ
- CEMAAT ile/ve CEMİYET
- ÇEMBER ile DAİRE
( ... İLE Bir noktaya eşit uzaklıktaki noktaların toplamı. )
- CEMENT[İng.] / CIMENT[Fr.] / ZEMENT[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇİMENTO
- CEMENTATION[İng.] / CÉMENTATION[Fr.] / ZEMENTATION, AUSFALLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SEMENTASYON
- CENAZE ile CENAZE ALAYI ile CENAZE HİZMETİ ile CENAZE TÖRENİ
- CENAZE ile GÖMÜLÜ ile GÖMÜLÜ HAZİNE
- ÇENE ile ÇİNCE
- CENNET ile/ve CEHENNEM/TAMU[< Soğdca]
( İyilerin, iyiliklerin, hayrın tekâbül ettiği yer. İLE/VE/>< Şerlerin, şerlilerin tekabül ettiği yer. )
( CENNET: Kuyu. )
( CENNET: Uçmak[Eski Türkçe]. )
( Cennet, kişinin kendini bu âlemde, herkesten, herşeyden küçük görmesidir. )
( Nefis ölmeden, benlik ve gurur gitmeden, gönül cennet olamaz. )
( Cennet'le Cehennem'in kapıları birdir, aynıdır. Kalbimizi temizlersek o kalp cennet olur, temizlemezsek cehennem kapısı. )
( Cennet kapıcısının adı Rıdvan, yani Allah'ın her yaptığına râzı olmaktır. )
( Cehennem kapıcısının adı ise Malim'dir. Yani herhangi bir şeye sahip çıkmak, "Bu benimdir!" demek. )
( Cennetin ebedî zevk olduğu anlaşılınca o da kalmaz. )
( Cehennemin, cehil olduğunu bilip hazmettikten sonra, cehennem kalmaz. )
( Yusuf makamı, kuyudan, Cehennem'den kurtulma makamıdır. )
( En büyük cehennem cehalet, en büyük cennet de İlâhî zevktir. )
( Bu âlemde kimi haksız görüyorsak, başladı içimizde cehennem. )
( [İbr.] GEHENNA: Çöp yakılan yer. )
( Sevdiklerinin biraradalığı. İLE/VE/>< Vicdan azâbı. )
( ... İLE/VE/>< En "lezzetli." )
( ... İLE/VE/>< Dumansız ateş. )
( ... İLE/VE/>< Saygı ve sevginin bittiği yer. )
( CENNET: Bugünkü "hırslarının", geleceğe yansıtılması. )
( Dünyayı cehenneme çeviren, birilerinin, dünyayı cennete çevirmeye çalışmasıdır. )
- CENNET ile GÖKSEL ile GÖK CİSİMLERİ ile GÖKSEL ÜCRET ile GÖKSEL VAHİY ile GÖKSEL DÜNYA
- CENT[İng.] / CENT[Fr.] / CENT[Alm.] ile/değil/yerine/= SENT
- CENTER OF SYMMETRY[İng.] / CENTRE DE SYMÉTRIE[Fr.] / SYMMETRIEZENTRUM[Alm.] ile/değil/yerine/= SİMETRİ MERKEZİ
- CENTIGRADE SCALE[İng.] ile/değil/yerine/= CELCİUS (SANTİGRAT) EŞELİ
- CENTIGRADE[İng.] / CENTIGRADE[Fr.] ile/değil/yerine/= SANTİGRAT
- CENTIGRAM[İng.] / ZENTIGRAMM[Alm.] ile/değil/yerine/= SANTİGRAM
- CENTIGRAY[İng.] / CENTIGRAY[Fr.] ile/değil/yerine/= SANTİGREY
- CENTIMETER[İng.] / CENTIMÈTRE[Fr.] / ZENTIMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= SANTİMETRE
- CENTRAL FIELD APPROXIMATION[İng.] ile/değil/yerine/= MERKEZCİL ALAN YAKLAŞIMI
- CENTRE OF PRESSURE[İng.] / CENTRE DE LA PRESSION[Fr.] / DRUCKMITTELPUNKT, DRUCKZENTRUM[Alm.] ile/değil/yerine/= BASINÇ MERKEZİ
- CENTRIFUGAL MOMENT[İng.] / MOMENT CENTRIFUGE[Fr.] / ZENTRIFUGALMOMENT[Alm.] ile/değil/yerine/= MERKEZKAÇ MOMENTİ
- CENTRIFUGAL STRETCHING[İng.] / ÉTIRAGE CENTRIFUGE[Fr.] / ZENTRIFUGALSPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= MERKEZKAÇ GERİLME/GERİLİMİ
- CENTRIFUGATION[İng.] / CENTRIFUGATION[Fr.] / SCHLEUDERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SANTRİFÜJLEME
- CENTRIFUGE[İng.] / CENRIFUGER[Fr.] / TRENNSCHLEUDER, ZENTRIFUGE, SCHLEUDER[Alm.] ile/değil/yerine/= SANTRİFÜJ
- CEP TEL'DA:
KULAKLIKSIZ KULLANMAK değil/yerine KULAKLIĞIYLA KULLANMAK
- CEP TELEFONU'NDA:
SELÂMLAŞMA/HATIR yerine DOĞRUDAN KONUYU KONUŞMAK
- CEPTEKİ PARA ile/ve ALACAK
- ÇEPTIR/CHAPTER[İng.] değil/yerine/= BÖLÜM
- CERAMICS[İng.] / CÉRAMIQUE[Fr.] / KERAMISCH, KERAMIK[Alm.] ile/değil/yerine/= SERAMİK
- CERARGYRITE, HORN SILVER[İng.] / CÉRAGRYRITE, ARGENT CORNE[Fr.] / ZERRGRYRT, HORNSILBER, HORNERZ[Alm.] ile/değil/yerine/= SERARJİRİT, BOYNUZ GÜMÜŞÜ
- ÇERÇEVE ile ÇERÇEVE
- ÇERÇEVE ile DÖNGÜ
- CERENKOV IŞINI ile/||/<> CERENKOV DEDEKTÖRÜ
( Saydam bir ortamı ışığın ortamdaki hızından daha büyük bir hızla geçen yüksek enerjili yüklü tanecikler demetinin oluşturduğu mavimsi ışık. İLE Cerenkov ışınınun gözlenmesiyle yüksek enerjili yüklü tanecikleri ölçmek için kullanılan dedektör. )
- CEREYÂN-İ BERKİYE[Osm.] / ELECTRIC CURRENT[İng.] / COURANT ÉLECTRIQUE[Fr.] / ELEKTRISCHER STROM[Alm.] ile/değil/yerine/= ELEKTRİK AKIMI
- CEREYÂN-İ GALVÂNÎ[Osm.] / GALVANIC CURRENT[İng.] / COURANT GALVANIQUE[Fr.] / GALVANISCHER STROM, GALVANISCHER STROM[Alm.] ile/değil/yerine/= GALVANİK AKIM
- CEREYÂN-İ İNKİTA[Osm.] / BREAKDOWN CURRENT[İng.] / COURANT DE RUPTURE[Fr.] / DURCHBRUCHSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= KESİLME AKIMI
- CEREYÂN-İ İŞBÂ[Osm.] / SATURATION CURRENT[İng.] / COURANT DE SATURATION[Fr.] / SÄTTIGUNGSSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= DOYMA AKIMI
- CEREYÂN-İ KUTB-İ MÜSBƏT[Osm.] / ANODE CURRENT[İng.] / COURANT ANODIQUE[Fr.] / ANODENSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= ANOT AKIMI
- CEREYÂN-İ MÜESSİRE[Osm.] / EFFECTIVE CURRENT[İng.] / COURANT EFFICACE[Fr.] / EFFEKTIVER STROM/STRÖMUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ETKİN AKIM
- CEREYÂN-İ MÜTƏBƏKİYYƏ[Osm.] / RESIDUAL CURRENT[İng.] / COURANT RÉSIDUEL[Fr.] / RESTSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= ARTIK AKIM
- CEREYAN-İ TAKATTUB[Osm.] / POLARIZATION CURRENT[İng.] / COURANT DE POLARISATION[Fr.] / POLARISATIONSSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= KUTUPLANMA AKIMI
- CEREYAN[Osm.] / CURRENT[İng.] / COURANT[Fr.] / STROM[Alm.] ile/değil/yerine/= AKIM
- CERIC OXIDE, CERIA[İng.] / OXYDE CÉRIGUE[Fr.] / ZEN(IV)OXY ZERDIOXYD[Alm.] ile/değil/yerine/= SERİK OKSİT
- CERIC SULPHATE[İng.] / SULFATE CÉRIQUE[Fr.] / ZEN(IV)SULFAT[Alm.] ile/değil/yerine/= SERİK SÜLFAT
- CERIUM FLUORIDE[İng.] ile/değil/yerine/= SERYUM(III) FLORÜR
- CERIUM-140[İng.] ile/değil/yerine/= SERYUM-140
- CERIUM-142[İng.] / CÉRIUM 142[Fr.] / ZERIUM, CERIUM, CER, ZER, ZIERKER 142[Alm.] ile/değil/yerine/= SERYUM-142
- CERIUM-144[İng.] ile/değil/yerine/= SERYUM-144
- ÇERNOBİL ile ÇERNOMERDİN
- CERUSSITE[İng.] / CÉRUSITE[Fr.] / CERUSSIT, BLEISPAT[Alm.] ile/değil/yerine/= SERUSİT
- CESÂRET ile/ve/değil/||/<>/< AŞK
- CESÂRET ile/ve ATILGANLIK
- CESÂRET ile/ve/değil CAHİL CESÂRETİ
- CESARET ile CESUR
- CESÂRET ile/ve/<> GÜÇ
( Birini çok sevmek ile. İLE/VE/<> Biri tarafından çok seviliyor olmak ile. )
- CESÂRET ve/<> GÜVEN
- CESÂRET ile/ve/<>/değil İSTEKLİLİK
- CESÂRET ile/ve KARARLILIK
- CESÂRET ile/ve/||/<>/> OLASILIK/RİSK/MUHÂTARA[Ar. < HATAR]
( Almaya cesâret edemediğimiz riskleri alanlar, yaşamak istediğimiz yaşamı yaşar. )
- CESÂRET = ŞECÂ'AT, CESÂRET[Fars., Ar.] = COURAGE[İng., Fr.] = FORTITUDO[Lat.] = MUT[Alm.] = HË ANDREIA[Yun.] = CORRAGIO[İt.] = VALOR[İsp.] = MOED[Fel.] = MOD[Dan.] = MUJYESTVO[Rus.]
- CESÂRET ile/ve/değil/yerine ŞEHÂMET
( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Akıllıca olan cesâret. )
- CESÂRET ile/ve YÜREKLİLİK
- CESARETLENDİRMEK ile TEŞVİK ile TEŞVİK EDİCİ ile TEŞVİK EDİCİ ile ÖĞRENMEYİ TEŞVİK ETMEK
- CESET = CESED[Ar., Fars.] = CETHE/T, NAŞ/NAAŞ[Ar.] = CORPSE[İng., Fr.] = CADAVRE[Fr.] = CADAVER[Lat., İsp.] = LEICHE[Alm.] = HO NEKROS[Yun.] = CADAVERE[İt.] = LIJK[Fel.] = LIGET[Dan.] = TRUP[Rus.]
- ÇEŞİT ile/ve DİSİPLİN
- ÇEŞİT ile TÜR
- ÇEŞİT ile/ve YÖN
- ÇEŞİTLİ/LİK ile ÇOK/LUK
( Çeşitlilik içinde birlik doğaldır ve iyidir. )
- ÇEŞİTLİ ile ÇEŞİTLER
- CESIUM CLOCK[İng.] / HEURE AU CÉSIUM[Fr.] / CÄSIUM UHR, CÄSIUM-UHR[Alm.] ile/değil/yerine/= SEZYUM SAATİ
- CESIUM ELECTRON TUBE[İng.] / TUBE À ÉLECTRONS DE CÉSIUM[Fr.] / CÄSIUMELEKTRONENRÖHRE[Alm.] ile/değil/yerine/= SEZYUM ELEKTRON TÜPÜ
- CESIUM HOLLOW CATHODE[İng.] / CATHODE CREUSE DE CÉSIUM[Fr.] / CÄSIUM-HOHLEKATHODE[Alm.] ile/değil/yerine/= SEZYUM OYUK KATODU
- CESIUM PHOTOTUBE[İng.] / PHOTOTUBE AU CÉSIUM[Fr.] / CÄSIUMPHOTOTUBE[Alm.] ile/değil/yerine/= SEZYUM FOTOTÜPÜ
- CESIUM THERMIONIC CONVERTER[İng.] ile/değil/yerine/= SEZYUM ISIL İYONİK DÖNÜŞTÜRÜCÜ
- CESIUM-134[İng.] ile/değil/yerine/= SEZYUM-134
- CESIUM[İng.] / CÉSIUM[Fr.] / ZÄSUM, CÄSIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= SEZYUM
- ÇEŞME ile HAYAT ÇEŞMESİ ile DOLMA KALEM ile KAYNAK
- ÇEŞME ile MUSLUK/BURMA
( )
- CESUR ile ASLAN GİBİ CESUR ile CESURCA
- CESUR ile CESURCA
- ÇETELE[Yun.] ile/||/<>/> DİZİN/FİHRİST[Fars.] / LİSTE/İNDEKS/ENDEKS[İng.]
( Çizilerek ya da oyularak açılan kertik. | Esnafın, uzunlamasına ikiye bölüp üzerine kertikler çenterek hesap tuttuğu ağaç dalı. İLE Bir betiğin ya da derginin, kişi, konu, yer adı vb. bakımından içindekileri yer numarasıyla belirten ve yapıtın arkasında yer alan abecesel sıralama. | Belirli bir konuda çıkan betik ve dergideki yazılarla ilişkiyi sağlayan ve ayrı bir betik ya da süreli yayın biçiminde çıkan yapıt. | Kütüphane, belge vb. için düzenlenen belirli bir bilginin ya da belgenin bulunduğu yeri gösteren düzenli sıralama. )
- CEVAP ile SORUMLU ile CEVAP ile CEVAP VERMEK
- CEVELÂN, CEVLÂN, DEVERÂN[Osm.] / CIRCULATION[İng.] / CIRCULATION[Fr.] ile/değil/yerine/= DOLAŞIM
- CEVHER-İ FERD, CÜZ-İ FERD, ZERRE[Osm.] / ATOM[İng.] / ATOME[Fr.] / ATOM[Alm.] ile/değil/yerine/= ATOM
- CEVHER[Osm.] / ORE DRESSING[İng.] / MINERAUX, MINERAI, PRÉPARATION MÉCANIQUE DES MINERAIS[Fr.] / ERZ[Alm.] ile/değil/yerine/= FİLİZ, CEVHER ÖN HAZIRLAMA İŞLEMİ
- ÇEVİRİ:
ÖRTÜK ile/ve/||/<> AÇIK
- ÇEVİRİ ile/ve YALINLAŞTIRMA
- ÇEVRE ile/ve ÇERÇEVE
- ÇEVRE ile ÇEVRESEL ile ÇEVRE KİRLİLİĞİ ile ORTAMLAR
- ÇEVRE = MUHİT[Ar. < HAVT] = ENVIRONMENT[İng.] = MILIEU[Fr.] = MITTEL, MILIEU[Alm.] = MEDIO AMBIENTE[İsp.]
- ÇEVRELEMEK ile KAPALI ile MUHAFAZA
- ÇEVRELEYEN ile TAVAF ETMEK ile SÜNNETLİ ile SÜNNETÇİ ile SÜNNET ile SÜNNET ETMEK ile SINIRLAMAK ile İHTİYATLI ile DURUM ile DURUMLAR ile İKİNCİ DERECEDEN DURUM ile ÇEVRELEME ile ÇEVRELEMEK
- CEYLAN/ÂHÛ ile DİBAGAT/ANTİLOP[Fr.] ile GEYİK
( ... İLE ... İLE Gebelik süreleri, 160-200 gündür. )
( MARAL: Dişil geyik. )
(
ile
ile
)
- CEYLAN ile/<> DAĞ CEYLANI
( ... İLE/<> Dünyada, sayıları 1500'ü geçmeyen Gazella Gazella türü dağ ceylanlarından 231'i Hatay'da, geri kalanı ise İsrail'de bulunmaktadır. )
(
İLE/<>
)
- CEYLON AGAR-AGAR, LAC[İng.] / MOUSSE DE CEYLAN, VOIR AGAR-AGAR, LAQUE, VERNIS[Fr.] / FIRMIS, LACK[Alm.] ile/değil/yerine/= AGAR-AGAR JELİ, LAK
- CEZA ile BEDEL
- CEZÂ ile/ve DİSİPLİN
( Karşılık. İLE/VE Öğrenme. )
( Ceza aynı hatayı yinelemeyi önlemelidir sadece. )
( Cezalandıran ya da cezalandırılan siz olabilirsiniz ama, cezanın suça uygun olmasına özen gösterin. )
(1996'dan beri)