Bugün[01 Nisan 2026]
itibarı ile 22.832 başlık/FaRk ile birlikte,
22.832 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(12/93)


- BİLMEK:
FİZİK'TE ile/ve MANTIK'TA

( Nedenleri bilmek. İLE/VE Orta terimi bilmek. )


- BİLMEK/ANLAMAK ile/ve/||/<>/> İBÂDET


- BİLMEK/TANIMAK ve/<> SEVMEK


- BİLMEK ile/ve/<> ANIMSAMAK

( Bilmek, anımsamaktır. )


- BİLMEK ile/ve/<> ANLAM

( Gözyaşı kaynağının ne olduğu sorusu ve yanıtı. İLE/VE/<> Gözyaşının düşünce ve duygulalarla bağlantılarının ne olduğu sorusu ve yanıtı. )


- BİLMEK ile/ve/değil/yerine ANLAŞILIR KILABİLMEYİ BİLMEK


- BİLMEK ile/ve/<>/= AYIRMAK/AYIRABİLMEK


- BİLMEK ile BAHSETME(ME)K


- BİLMEK ile/ve/<> BEĞENMEK


- BİLMEK ile/ve BİLDİĞİNİN TARİHİNİ BİLMEK


- BİLMEK ile/ve BİLİNEBİLİRLİĞİ/Nİ BİLMEK


- BİLMEK ile/ve/<> BİLMEDİĞİNİ BİLMEYİ BİLMEK

( "Bilmediğimizi bilmek", gerçek bilgidir. )

( "Daha iyisini bilemiyorum." [Hiç olmazsa bu kadarını biliyorsunuz.] )

( Bilmiyoruz, bunu bilmediğinizi de bilmiyoruz. )

( Bilmediğimizi ve anlamadığımızı bilmek gerçek bilgidir, alçakgönüllü birinin bilgisidir. )

( Bilmediğini bilen, bellekten ve beklentiden kurtulmuş olan, ebedidir. )

( Yaşamımızın her bir anında bilmeye gereksinimimiz olanı biliriz. )

( Ancak bilmediğimiz zaman, araştırmak için rahat oluruz. )

( Biliyorum diyene hiçbir şey koklatılmaz. )

( Ne kadar bilirsek, yanılmamız da o kadar. )

( Bildiğimiz, yanıldığımıza yetmez. )

( Felsefe, neleri bilmediğini bilmektir. )

( O ki, bilmiyor ama biliyor bilmediğini;
çocuktur, onu eğitin/yetiştirin.

O ki, bilmiyor ama bilmiyor bilmediğini;
cahildir, ondan uzakça durun.

O ki, biliyor ama bilmiyor bildiğini;
(belki) uykudadır, onu uyandırın.

O ki, biliyor ama biliyor bildiğini;
bilge kişidir, onu izleyin. )

( ŞİO ME NİHİL ŞİRE: EN İYİ BİLDİĞİM, HİÇBİR ŞEY BİLMEDİĞİM )

( To know that you do not know, is true knowledge.
"I don't know any better." [At least that much you know.]
You do not know, nor do you know that you do not know.
To know that you do not know and do not understand is true knowledge, the knowledge of an humble heart.
Which knows that it does not know, which is free of memory and anticipation, is timeless.
At every moment of your life you know what you need to know.
It is when you do not know, that you are free to investigate. )

( Hiçbir şey bilmediğini bilen, hiçbir şey bilmediğini bilmeyenden daha çok şey bilir...
Wer weiβ, dass er nichts weiβ, weiβ mehr als der, der nicht weiβ, dass er nichts weiβ... )


- BİLMEK ile/ve/<> BİLMEYİ BİLMEK

( Sormaz ki bilsin, sorsa bilir; bilmez ki sorsun, bilse sorar. )

( Bilmekten korkanlar, belirsizliğe sığınır; tarihten korkanlar da mite. )

( Var olduğumuzu biliyoruz. Ne olduğumuzu ise bilmiyoruz. )

( Bir şeyi bilmek için onu tamamen kabul etmek gerekir. )

( SÂİL: Soran, sual eden. )


- BİLMEK ile/ve/<> BİR ŞEYİ BİLMEK


- BİLMEK ile/ve/> BULMAK ile/ve/> OLMAK

( Bilmek ile olmak arasında bir mesafe, bir boşluk yoktur. )

( Between knowing and being, there is no gap. )


- BİLMEK ve/<>/= DEĞİŞTİREBİLMEK


- BİLMEK ve/=/> DEĞİŞTİRMEK


- BİLMEK ile/ve/||/<>/>/< DENEYİMLEMEK


- BİLMEK ile/ve/değil DİKKAT ETMEK


- BİLMEK ile/ve/<> DOĞAYI BİLMEK

( Bilmek, olmak demektir. )

( Bilmek, dış dünyayı, insancaya çevirmektir. )

( Doğaya tam itaatte, çaba(zorlanma) yoktur. )

( Bilinçli deneyimlerin bütünlüğü doğadır. )

( Doğayı sadece bilinç olarak görmek, farkındalıktır. )

( Gerçek doğamızı aramak için kendi içimize, derinlere daldığımızda, fark edeceğiz ki, sadece gövdemiz ufaktır ve sadece belleğimiz sınırlıdır; ama yaşamın ucsuz bucaksız okyanusu bizimdir. )

( Kişi, bildiği şeyi bildiğini bilmeli. Bilmediği şeyi bilmediğini bilmelidir. Gerçek bilgi işte budur. )

( Konuşanlar bilmiyor, bilenler konuşmuyor. )

( Bilin, ki güçlü olun, güçlü kalın! )


- BİLMEK ile/ve/<> DÖNÜŞTÜRMEK


- BİLMEK ile/ve/||/<> DÜŞÜNMEK

( BİLMEK:
GÖRÜ ile/ve/||/<> KAVRAM )


- BİLMEK ile EZBERE BİLMEK ile BİLGİ BİRİKİMİ


- BİLMEK ile/ve/<> FARKINDALIK

( Su. İLE/VE/<> Elektrik. [Herhangi birini tercih edemezsiniz. İkisi de aynı anda olmak durumundadır.] )

( Her gün, bir şey öğrenmek. İLE/VE/<> Her gün, "zihnimizdeki" bir bilginin/kaydın (daha) gitmesine, unutulmasına fırsat vermek. )

( Bilme; olma ve sevme'nin de yanısıra gerçek doğamızın bir yansımasıdır. )

( Yalnızca, eyleyenler bilir, bilenler de eyler. )

( İdrak edeceğiz ki, bilmek, sevmektir; sevmek de bilmektir. )

( Farkındalık, tüm zamanı ve uzayı içerir. )

( Kişi, bilmediğini ayağının altına alsa, başı, göğe erer. )

( Bilmek, belirlemektir. )

( Knowing is a reflection of your true nature along vs. being and loving.
Awareness contains all space and time. )


- BİLMEK ile FARKINDALIK


- BİLMEK ile/ve/> GÖRMEK/"GÖRMEK"

( Bilen/anlayan görür. )


- BİLMEK ile/ve İDRAK

( ... ile/ve EDREKE: Tutmak, kavramak. )


- BİLMEK ile/ve/> KAVRAMAK


- BİLMEK ile/ve/<> KENDİNİ BİLMEK


- BİLMEK ile/ve/||/<> KENDİNİ BİLMEK ile/ve/||/<> BAŞKASINI BİLMEK

( Başkalarının hatalarını, yaptıklarını ya da yapmadıklarını değil kendi hatalarımızı, kendi yaptıklarımızı ve yapmadıklarımızı düşünelim. )

( Bir süre için başkalarını kendi hallerine bırakalım ve kendimizi inceleyelim. )

( Leave others alone for some time and examine ourselves. )


- BİLMEK ile/ve/<> KENDİNİ TANIMAK ile/ve/<> BAŞKASINI TANIMAK


- BİLMEK ile/ve/<> KULLANMAYI/UYGULAMAYI BİLMEK

( Bildiklerinizi yaşa(r)sanız, bilmedikleriniz de öğretilir. )


- BİLMEK ve/||/<>/>< MESAFE


- BİLMEK ile/ve/<>/değil/yerine NEREDE BULACAĞINI/BULABİLECEĞİNİ BİLMEK

( Bulunduğumuz bu dönemin/çağın olanakları içinde bilgileri bellemek değil nerede ve nasıl [kısa sürede ve kolay] doğrudan bulabileceğini bilmektir. )


- BİLMEK ve/<> OLMAK


- BİLMEK ile/ve/<> OLMAK

( Ne olduğunuzu bilmenize gerek olmayabilir. Ne olmadığınızı bilmek yeterlidir. )


- BİLMEK ile/ve/||/<>/> ÖNGÖRMEK


- BİLMEK ile/ve/<> ÖZÜ BİLMEK

( Bilmek, özü bilmektir. )

( Lezzet meyvenin suyunda yani anlamındadır, tortusunda yani biçiminde değildir. )


- BİLMEK ile/ve/<> SEZMEK


- BİLMEK ile/ve/<> TANIMAK


- BİLMEK ve/<> TANIMLAMAK ve/<> ANLAMAK


- BİLMEMEK ile/ve/> BELİRSİZLİK


- BİLMEMEK ile/ve/değil EDEB

( TECÂHÜL-İ ÂRİFÂNE: Çok iyi bildiği halde bilmiyormuş/cahilmiş gibi görünmek. | [edediyat] Bilinen bir şeyi, edebî bir nükte ile bilinmiyormuş ya da başka türlü biliniyormuş gibi gösterme sanatı. )


- BİLMEMEK ile KÖTÜ (OLARAK) BİLMEK


- BİLMEMEK ile/ve/değil YENİ ÖĞRENMİŞ OLMAK


- BİLMEYE ÇALIŞMAK ile/ve/yerine/değil ANLAMAYA ÇALIŞMAK


- BİLMİYOR OLMAK ile/ve/=/<> İLGİLENMEMİŞ/İLGİLENMİYOR OLMAK


- BİMESTER ile İKİ PARÇALI


- BINARY COMPOUND[İng.] / COMPOSÈ BINAIRE[Fr.] / BINÄRE VERBINDUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= İKİLİ BİLEŞİK


- BINARY FISSION[İng.] ile/değil/yerine/= İKİLİ BÖLÜNME


- BINARY MIXTURE[İng.] / BINARY MELANGE[Fr.] / BINÄRES GEMISCH[Alm.] ile/değil/yerine/= İKİLİ KARIŞIM


- BINARY NOTATION[İng.] / NOTATION BINAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= İKİLİ GÖSTERİM


- BINARY SYSTEM[İng.] / SYSTEME BINAIRE[Fr.] / ZWEISTOFFSYSTEM, BINÄRES SYSTEM, BINÄRSYSTEM[Alm.] ile/değil/yerine/= İKİLİ SAYI DİZGESİ/SİSTEMİ


- BINDER[İng.] / AGGLOMERANT, LIANT, AGGLOMÉRANT[Fr.] / BINDEMITTEL[Alm.] ile/değil/yerine/= TUTKAL, YAPIŞTIRICI


- BINDING ENERGY[İng.] / BAND D'ÉNERGIE, ÉNERGIE DE LIAISON[Fr.] / BINDUNGSENERGIE, ZUSAMMENHANGSENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇEKİRDEK BAĞLAMA/BAĞLANMA ENERJİSİ, BAĞLAMA ENERJİSİ


- BINISTOR[İng.] / BINISTEUR[Fr.] / BINISTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= BİNİSTOR


- BINOCULAR[İng.] / BINOCULARICE[Fr.] / BEIDÄUGIG[Alm.] ile/değil/yerine/= BİNOKÜLER


- BINOMIAL DISTRIBUTION[İng.] / DISTRIBUTION BINOMIALE[Fr.] / BINOMIALE-VERTEILUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= BİNOM DAĞILIMI


- BIOASSAY[İng.] ile/değil/yerine/= BİYOLOJİK DENEYLER


- BIOCHEMICAL OXYGEN DEMAND[İng.] / DEMANDE BIOCHIMIQUE D'OXYGÈNE[Fr.] / BIOCHEMISCHER SAUERSTOFFVERBRAUCH[Alm.] ile/değil/yerine/= BİYOKİMYASAL OKSİJEN GEREKSİNİMİ/İHTİYACI


- BIOCHEMIST[İng.] / BIOCHIMISTE[Fr.] / BIOCHEMIKER[Alm.] ile/değil/yerine/= BİYOKİMYACI


- BIOCONVERSION[İng.] / BIOCONVERSION[Fr.] / BIOKONVERSION[Alm.] ile/değil/yerine/= BİYODÖNÜŞÜM


- BIODEGRADABLE SUBSTANCE[İng.] / SUBSTANCE BIODÉGRADABLE[Fr.] / BIOLOGISCHER ABBAUBARER STOFF[Alm.] ile/değil/yerine/= BİYOLOJİK PARÇALANABİLİR NESNE


- BIOENERGETICS[İng.] / BIOÉNERGÉTIQUE[Fr.] / BIOENERGETIK[Alm.] ile/değil/yerine/= BİYOENERJİ BİLİMİ


- BIOFUEL[İng.] / BIOCARBURANT OU BIOCOMBUSTIBLE[Fr.] / BIO-TREIBSTOFF[Alm.] ile/değil/yerine/= BİYOYAKIT


- BIOGENESIS[İng.] ile/değil/yerine/= BİYOGENEZ


- BIOGEOCHEMICAL CYCLE[İng.] / CYCLE BIOGEOCHIMIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= BİYOJEOKİMYASAL ÇEVRİM


- BIOLOGICAL CLASSIFICATION[İng.] / CLASSIFICATION BIOLOGIQUE[Fr.] / BIOLOGISCHES KLASSIFIKATION[Alm.] ile/değil/yerine/= BİYOLOJİK SINIFLANDIRMA


- BIOLOGICAL HALF LIFE[İng.] / DEMI-VIE BIOLOGIQUE[Fr.] / BIOLOGISCHE HALBWERTSZEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= BİYOLOJİK YARI ÖMÜR/YARILANMA SÜRESİ


- BIOLOGICAL SHIELD[İng.] / CUIRASSE BIOLOGIQUE[Fr.] / BIOLOGISCHER ABSCHIRMUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= BİYOLOJİK ZIRH


- BIOLOGY[İng.] / BIOLOGIE[Fr.] / BIOLOGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= BİYOLOJİ


- BIOLUMINESCENCE[İng.] ile/değil/yerine/= BİYOLÜMİNESANS


- BIOMASS[İng.] / BIOMASSE[Fr.] / BIOMASSE[Alm.] ile/değil/yerine/= BİYOKÜTLE


- BIOMETRIC[İng.] ile/değil/yerine/= BİYOMETRİK


- BIOMETRY[İng.] / BIOMÉTRIE[Fr.] / BIOMETRIE[Alm.] ile/değil/yerine/= BİYOMETRİ, BİYOMETRE


- BIOMINERALIZATION[İng.] ile/değil/yerine/= BİYOMİNERALİZASYON


- BIOPHYSICS[İng.] / BIOPHYSIQUE[Fr.] / BIOPHYSIK[Alm.] ile/değil/yerine/= BİYOFİZİK


- BIOPLASM[İng.] / BIOPLASME[Fr.] / BIOPLASMA[Alm.] ile/değil/yerine/= BİYOPLAZMA


- BIOPOLYMER[İng.] / BIOPOLYMÉRE[Fr.] / BIOPOLYMER[Alm.] ile/değil/yerine/= BİYOPOLİMER


- BIOPSY[İng.] / BIOPSIE[Fr.] / BIOPSIE[Alm.] ile/değil/yerine/= BİYOPSİ


- BIOSYNTHESIS[İng.] / BIYOSYNTHÉSE[Fr.] / BIOSENTHESE[Alm.] ile/değil/yerine/= BİYOSENTEZ


- BIOT NUMBER[İng.] / NOMBRE DE BIOT[Fr.] / BIOT-ZAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= BİOT SAYISI


- BIOT-FOURIER EQUATION[İng.] / BIOT-FOURIERE-GLEICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= BİOT-FOURİER DENKLEMİ


- BIOT-SAVART LAW[İng.] / LOI DE BIOT-SAVART[Fr.] / BIOT-SAVARTCHES GESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= BİOT-SAVART YASASI


- BIOT'S LAW[İng.] / LOI DE BIOT[Fr.] / BIOT-GESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= BİOT YASASI


- BIOTECHNOLOGY[İng.] / BIOTECHNOLOGIE[Fr.] / BIOTECHNOLOGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= BİYOTEKNOLOJİ


- BIOTIC POTENTIAL[İng.] / POTENTIAL BIOTIQUE[Fr.] / BIOTISCHES POTENTIAL[Alm.] ile/değil/yerine/= BİYOTİK POTANSİYEL


- BIOTIC[İng.] / BIOTIQUE[Fr.] / BIOTICH[Alm.] ile/değil/yerine/= BİYOTİK


- BIOTOPE[İng.] / MIOTOPE[Fr.] / BIOTOP[Alm.] ile/değil/yerine/= BİYOTOP


- BIPOLAR TRANSISTOR[İng.] / TRANSISTOR BIPOLAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= ÇİFT KUTUPLU TRANSİSTÖR


- BIPOLAR[İng.] / BIPOLAIRE, DIPÔLE[Fr.] ile/değil/yerine/= ÇİFT KUTUP/LU


- BIPRISM[İng.] / DOUBLE PRISME[Fr.] / DOPPELPRISMA, DOPPELTES PRISMA[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇİFT PRİZMA


- BİR ARADA VAR OLMAK ile BİR ARADA YAŞAMA ile BİR ARADA VAR OLAN


- BİR BEN VAR BENDE, BENDEN İÇERU" OLAN) "BEN" ile/ve/<> "ben"

( Bir gövdede odaklanmış, sonsuz olanız. )

( We are the infinite, focussed in a body. )

( - Seni gördüm, daha iyi oldum.
- Beni görürsen, bana da göster. )


- BİR DİĞER ile BAŞKA BİR TAHMİN ile BİR TANE DAHA ile BAŞKA ZAMAN


- BİR DURUMA GEREKÇE BULMAK ile/ve GEREKÇE BULDUKTAN SONRA BİR DURUMA DÜŞMEK


- BİR GÜN(DE) ile AYNI GÜN(DE)


- BİR KENARA ile DIŞINDA ile BUNUN DIŞINDA ile BUNUN DIŞINDA


- BİR ŞEY OLUŞ ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< OLUŞ


- BİR ŞEY/BAZI ŞEYLER) BİLİYOR OLMAK ile/ve/değil/yerine (DERİNLEMESİNE) BİLİYOR OLMAK


- BİR ŞEYİN BÜTÜNÜ ile KENDİNDE BÜTÜN


- BİR-LİK ile BİRLİK


- BİR-LİK ile BİRLİK


- BİR/BÜTÜN ile/ve AYNI

( Çok sayıda deneyimci, bölünmemiş ve bölünemez olan farkındalığın içinde ortaya çıkar. Her biri, bellekte ayrı ama özde bir ve aynıdır. )


- BİR/LİK ve/+ ÇOK/LUK | ve/||/<>/> TÜMEL/LİK


- BİR/LİK ile ÖZDEŞ/LİK


- BİR ile/ve/||/<> BİRLİK ile/ve/||/<> BÜTÜNLÜK

( Allah. İLE/VE/||/<> Evren. İLE/VE/||/<> İnsan. )

( The god. VS./AND/||/<> The universe. VS./AND/||/<> The human. )


- BİR ile/ve/> ÇOK


- BİR ile EŞİT/MÜSÂVÎ[Ar. < SEVİYY]


- BİR ile/ve ÖRNEK


- BİR ile SADECE


- BİR ile/ve TEK


- BİR ile/ve/<> UYUM


- BİR ile/ve/||/<> VAR

( Sonsal sınıflama[kategori] değillerdir. Herşeyde varlardır. )

( Dili olanaklı kılanlar. )

( Transandant terimlerdir. [bkz. KANT] )


- BİRA ÜRETİCİSİ ile BİRA FABRİKASI


- BİRA ile BİRA FIÇISI


- BIRAKMAK ile AYIRMAK


- BIRAKMAK ile/ve İZİN VERMEK


- BIRAKMAK ile SALMAK


- BIRAKMAK ile TERK ETMEK


- BIRAKMAK ile/ve/yerine/değil UZAKLAŞTIRMAK / TERCİH DEĞİŞTİRMEK [Özellikle sigara ve çeşitli bağımlılık yapıcılarda!]

( Mutlu olmak için herhangi bir şeye bağımlı olmak, çaresizliğin son aşamasıdır. )

( Herhangi bir şeye karşı artık bağımlı olmadığınızda, payınıza düşeni yapmışsınız demektir. )

( Zihnimizi, içiyle dışıyla bilmedikçe, bağımlılıklar bizi terk etmeyecektir. )

( Bağımlılıklarımızdan vazgeçelim. Vazgeçmemiz gereken başka hiçbir şey yoktur. )

( Bilincine varmadığınız bir şeyi, terk edemezsiniz. )

( Alışkanlık ve ihtiras, kör eder ve yanlışa götürür. )

( Alışkanlık! Gereklilik değil! )

( SİGARAYI: "BIRAKTIM!" değil/yerine "İÇMİYORUM" ya da "İÇMEMEYİ YEĞLİYORUM/TERCİH EDİYORUM!" )

( Mücadelemiz içenlerle değil maddeyle!
Koruyup kolladığımız, kişiler; kovduğumuz, o sinsi madde!...
Davetimiz, sağlıklı olmak; kabul etmediğimiz, sararmak...
Çözümlerimiz, herkes için; çaresi "Hayır!"da...
Herkes için hayırlı olan, hayırsızı yakmamakta... )

( Not necessary! It's habit/addiction. )

( FEEL FREE TO SAY NO! )

( Dependence on anything for happiness is utter misery.
When you are no longer attached to anything, you have done your share.
Attachments are in the mind and will not leave you until you know your mind in and out.
Give up your addictions. There is nothing else to give up.
You cannot leave if you don't aware of it.
Habit/addiction and passion makes blind and takes to the false.
"I PREFER, NOT TO SMOKE" instead of "QUIT SMOKING/CIGARETTE" )


- BİRARAYA GETİRMEK ile/ve BİRARADA TUTMAK


- BİRAZ ile BİT KONUMU ile ACI ile ACI DÜŞMAN ile ACI GÖZYAŞLARI


- BİRE BİR AYNI ile KESİNLİK ile KESİNLİKLE


- BİRE BİR ile OLDUĞU GİBİ


- BİREBİR ile BİRE BİR

( Etkili, etkisi kesin olan. | Tam istenildiği gibi. İLE Ölçü, miktar vb. özellikleri eşit olan. | Bir başkasının, ötekinin aynı olan. | Ölçü, miktar vb. özellikleri eşit olarak. | Yüz yüze, karşılıklı olarak. )


- BIREFRINGENCE FILTER[İng.] / FILTRE À BIRÉFRINGENCE[Fr.] / DOPPELREFRAKTIONSFILTER[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇİFT KIRILMA SÜZGECİ/FİLTRESİ


- BIREFRINGENCE, DOUBLE REFRACTION[İng.] / BIRÉFRINGENCE, RÉFRACTION DOUBLE[Fr.] / DOPPELBRECHUNG, DOPPELREFRAKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇİFT KIRILMA


- BIREFRINGENCE[İng.] ile/değil/yerine/= ÇİFTKIRILIM


- BIREFRINGENT PLATE[İng.] / PLAQUE BIRÉFRINGENTE[Fr.] / DOPPELBRECHUNGSPLATTE[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇİFT KIRICI LEVHA


- BİREŞİM/TEVHİD["TEHVİD" değil!] ve İLKE


- BİREŞİM ile/ve/||/<> DENGE


- BİREYİN ÖZGÜRLÜĞÜ ile/ve TOPLUMUN ÖZGÜRLÜĞÜ


- BİREYSEL ile BİREYSEL HAKLAR ile BİREYCİLİK ile BİREYCİ ile BİREYSELLİK ile KİŞİSELLEŞTİRMEK ile BİREYSEL OLARAK ile BİREYLER ile BİREYSEL ile BİREYLEŞME ile BÖLÜNMEZ


- BİREYSELLİK ile BİREYLİK


- BİRİCİK ile/ve AYRIK/KURALDIŞI

( Mâhiyetten, istisnâ olmaz![Ancak fertler istisnâ kılınabilir.] )


- BİRİKİM ve DÖNÜŞÜM


- BİRİKTİRME ile/yerine AKIM


- BİRİKTİRMEK ile SAKLAMAK


- BİRİKTİRMEK ile SERVET BİRİKTİRMEK ile BİRİKTİRİYOR ile BİRİKİM ile AKÜMÜLATÖR


- BİRİKTİRMEK ile TOPLAMAK

( Ha bir kuru emektir.
"Biriktir de biriktir." )


- BİRİM ile/ve/||/<>/> BİLİM


- BİRİM ile/ve/||/<> PARÇA


- BİRİNCİ ile İLK SEBEP ile BİRİNCİ SINIF ile İLK VİTES ile ÜSTEĞMEN ile ÖNCELİKLE ile BİRİNCİ SINIF ile İLK DİZE ile AKLIMA İLK GELEN ŞEY ile İLK ELDEN ile İLK ÖNCE


- BİRLEŞİK ORTALAMA ile BİRLEŞİK STANDART SAPMA

( Sonsuz sayıdaki ölçüm için ortalama değer. Sistematik hata olmayan ölçüm için gerçek değer. İLE İlke olarak sonsuz sayıda ölçüme dayanarak hesaplanan bir kesinlik. )


- BİRLEŞİK ile/değil BİLEŞİK


- BİRLEŞİK ile KONJUGE ile ÇEKİM


- BİRLEŞİM ile BİRLEŞTİRİM


- BİRLEŞME/KONJÜGASYON/CONJUGATION[İng.] ile/ve/||/<> DÖNÜŞÜM/TRANSFORMASYON

( Bakteriler arasında doğrudan genetik nesne aktarımı. İLE/VE/||/<> Bakterilerin, çevresel DNA'yı alması. )


- BİRLEŞME/VAHDANİYET ile BİLEŞME/SENTEZ ile BİREŞME/TEVHİD

( Mekanik. İLE Kimyasal. İLE Organik. )


- BİRLEŞTİRİCİ ile BÜTÜNLEYİCİ


- BİRLEŞTİRİLEBİLİRLİK ile KOMBİNASYON ile KOMBİNE ile BİRLEŞTİRİCİ ile BİRLEŞTİRME


- BİRLEŞTİRMEK ile BİLEŞİK NESNE ile BİLEŞİK PARFÜM ile BİLEŞİK CÜMLE


- BİRLEŞTİRMEK ile BULUŞTURMAK


- BİRLEŞTİRMEK ile BÜTÜNLEŞTİRMEK

( Bütünleşme gereksinimini anlayın! )

( Durumda eksik olan, birleştirici bir güçtür. )


- BİRLEŞTİRMEK ile/ve ÖZDEŞLEŞTİRMEK


- BİRLEŞTİRMEK ile TAMAMLAMAK


- BİRLİK ile/ve AYRIM


- BİRLİK ile/ve AYRIMLI BİRLİK


- BİRLİK ile/ve BÜTÜNLÜK

( Harekete bakıp dinginliği, dinginlikte hareketi anlamak, birliktir. )

( En küçük bir şey için tüm evren katkıda bulunur. )

( Birlik, özgürleştirir; özgürlük, birleştirir. )

( "Ben gövdeyim" düşüncesini yok edersek iç ve dış, bir olacaktır. )

( Duvarın ve onun iki tarafının da "burası" ya da "orası" gibi tanımlanamayacak tek bir alan olduğu idrak edilmeli. )

( Bir durum tanınıp anlaşıldığı anda, olaylar uygun karşılığı vermek üzere harekete geçecektir. )

( Ayrılık ve görünümlerin bir ve bütün olduğunu kavramak için aklın sakinleştirilmesi ve dinginlik kazanması gereklidir. )

( "Anlaşılmış olanlar"ın bütünlüğü (toplamı), bizim "nesne" dediğimizdir. Anlayanların bütünlüğü ise "evrensel zihin" dediğimizdir. )

( Kişisel gövdeniz bir parçadır ki onun içinde bütün harikülâde bir biçimde yansımaktadır. )

( Hareket eden'in içinde devinimsiz olan'ı, değişenin içinde değişmez olanı ayırt edebilmeyi öğrenelim, ta ki tüm farkların sadece görünüşte olduğunu ve birliğin gerçek olduğunu idrak edinceye kadar. )

( Mutlak bütünlüğün değişmezliği! )

( Doğruluk ve eylemin birliği! )

( HOLOGRAFİ[Yun. < HOLON]: Evren, üç boyutlu olan, bütünlük. )

( Toprağın üstündeki su, birliği simgeler. )

( Balıkların Stratejisi )

( Unity liberates. Freedom unites. )

( BÜTÜNLÜK: Kişinin kurtuluşu. )

( The entire universe contributes to the least thing.
Realise that the wall and both sides of it are one single space, to which no idea like 'here' or 'there' applies.
A situation has been cognised, events will move in adequate response.
The totality of the perceived is what you call "matter". The totality of all perceivers is what you call the "universal mind".
Your personal body is a part in which the whole is wonderfully reflected.
The immutability of absolute! )

( Bir'likten söz etmeyi ertele! Sen, henüz, hiç yerle bir olmamışsın. )


- BİRLİK ile/ve ÇELİŞİK BİRLİK


- BİRLİK ile/ve ÇIKAR BİRLİĞİ


- BİRLİK ile/ve FARK/LAR, FURKAN

( İçte. İLE/VE Dışta. )


- BİRLİK ile ÖZDEŞLİK


- BİRLİK ile/ve/<> ÖZGÜRLÜK

( Birlik özgürleştirir, özgürlük birleştirir. )

( Unity liberates. Freedom unites. )


- BİRLİK ile/ve/<> SINIR/HADD/DEN


- BİRLİK ile/ve SÜREKLİLİK


- BİRLİK ile/ve/||/<> UYUM

( Uyum, her zaman güçlüdür ve arıdır. )

( Uyum, her yanı kaplar ve onun huzuru asla bozulmaz; bu sükûn ve sessizlik gövdendir. )

( Her şeyden çok iç huzuruna gereksiniminiz var - ki bu iç ve dış arasındaki uyumu gerektirir. )

( Sevgi ve bilgelikle yarattığınız ve yarattıklarınıza bağımlı olmadığınız zaman, sonuç, barış ve uyumdur. )


- BİRLİK = VAHDET = UNITY[İng.] = UNITÉ[Fr.] = EINHEIT[Alm.] = UNITAS< UNUS[Lat.] = UNIDAD[İsp.]


- BİRLİKTE ÇÖKME ile BİTİM NOKTASI

( Aslında çözünür olan türlerin, çökmekte olan katının yüzeyinde ya da onunla birlikte sürüklenerek taşınması. İLE Titrasyonda son bir damlanın tepkimeyi tamamladığı, fiziksel değişmelere bakılarak titrasyonun son erdirildiği durum. )


- BİRLİKTE HAREKET ETMEK ile/ve BİRLİKTE OLMAK

( Trinidad Tobago'nun ambleminde, "Birlikte Hareket Edersek Başarırız!" yazmaktadır. )


- BİRLİKTE YAŞAMAK ile BİRLİKTE YAŞAYAN ile BİRLİKTE YAŞAMA


- BÎSIKLET[Osm.] / WEIGHTLESSNESS[İng.] / APESANTEUR[Fr.] / SCHWERELOSIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= AĞIRLIKSIZLIK


- BİSİKLET ile BİSİKLET SÜRÜCÜSÜ ile BİSİKLETE BİNMEK ile BİSİKLETE BİNMEK ile BİSİKLETÇİ


- BISMARCK BROWN[İng.] / BISMARCK BRAUN[Alm.] ile/değil/yerine/= BİSMARK KAHVERENGİSİ


- BISMUTH CHLORIDE[İng.] / CHLORURE DE BISMUTH[Fr.] / WISMUTHCHLORID[Alm.] ile/değil/yerine/= BİZMUT KLORÜR


- BISMUTH CHROMATE[İng.] / CHROMATE DE BISMUTH[Fr.] / WISMUTHCHROMAT[Alm.] ile/değil/yerine/= BİZMUT KROMAT


- BISMUTH NITRATE[İng.] / NITRATE DE BISMUTH[Fr.] / WISMUTNITRAT[Alm.] ile/değil/yerine/= BİZMUT NİTRAT


- BISMUTH SUBNITRATE[İng.] / SOUS-NITRATE DE BISMUTH[Fr.] / WISMUTH SUBNITRAT[Alm.] ile/değil/yerine/= BAZİK BİZMUT NİTRAT


- BISMUTH SULPHATE[İng.] / SILICATE DE BISMUTH[Fr.] / WISMUTSULFAT[Alm.] ile/değil/yerine/= BİZMUT SÜLFAT


- BISMUTH TANNATE[İng.] / WISMUTTANNAT[Alm.] ile/değil/yerine/= BİZMUT TANAT


- BISMUTH TARTARATE[İng.] / TARTARATE DE BISMUTH[Fr.] / WISMUTTHARTARAT[Alm.] ile/değil/yerine/= BİZMUT TARTARAT


- BISMUTH TELLURIDE[İng.] / TELLURRE DE BISMUTH[Fr.] / WISMUTH TELLÜRID[Alm.] ile/değil/yerine/= BİZMUT TELLÜRÜR


- BISMUTH[İng.] / BISMUTH[Fr.] / WISMUTH[Alm.] ile/değil/yerine/= BİZMUT


- BISMUTHITE[İng.] / BISMUTHITE[Fr.] / WISMUTIT[Alm.] ile/değil/yerine/= BİZMUTİT


- BISMUTHOSIS[İng.] ile/değil/yerine/= BİZMUT ZEHİRLENMESİ


- BISMUTHSULPHIDE[İng.] / SULFURE DE BISMUTH[Fr.] / WISMUTSULFID[Alm.] ile/değil/yerine/= BİZMUT SÜLFÜR


- BISPHENOL[İng.] / DIPHÉNOL (BISPHENOL)[Fr.] / BIPHENOL[Alm.] ile/değil/yerine/= BİSFENOL


- BISULPHITE[İng.] / BISULFITE[Fr.] / BISÜLFIT[Alm.] ile/değil/yerine/= BİSÜLFİT


- BİT ile ARI BİTİ


- BİT ile BİTKİ BİTİ/BİTLERİ


- BİT ile KENE/SAKIRGA/SAKARGA ile MAYT ile GÜVE

( Bilinen, 866 tür kene vardır. )


- BITARTRATE[İng.] ile/değil/yerine/= BİTTARTARAT


- BİTEY ve/<> DİREY

( Bir bölgede yetişen bitkilerin tümü. VE/<> Belirli bir bölgede/ülkede yaşayan hayvanların tümü. )


- BITHIONOL[İng.] ile/değil/yerine/= BİTONOL


- BİTİRMEK ile "BAĞLAMAK"


- BİTİRMEK ile "HALLETMEK"


- BİTİRMEK ile "NOKTALAMAK"


- BİTİRMEK ile KAPATMAK


- BİTİRMEK ile SONLANDIRMAK


- BİTİRMEK ile/değil/yerine TAMAMLAMAK

( Yapılan birçok işte/ilişkilerde, "bitirmek" yerine "tamamlamış/tamamlanmış" olduğu düşüncesi/sözcüğü çok daha yerindedir. )


- BİTİRMEK ile TÜKETMEK


- BİTİŞİK | BENZER/HOMOJEN >< AYRIŞIK/HETEROJEN


- BİTİŞİK ile BİTİŞİK ile BİTİŞİK AÇILAR


- BİTİŞİK ile DAYANAK ile BİTİŞİK


- BİTİŞİK ile/ve İLİŞİK


- BİTİŞKEN ile BÜKÜLGEN


- BİTKİ ile OT ile BİTKİSEL ile BİTKİSEL KİTAP ile HERBİSİT


- BİTKİ = PLANT[İng.] = PLANTE[Fr.] = GEWÄCHS[Alm.] = PIANTA[İt.] = MATA[İsp.]


- BİTKİ ile YILLIK BİTKİ

( NEBÂDAT: BİTKİLER )


- BİTKİBİLİM = BOTANY[İng.] = BOTANIQUE[Fr.] = BOTANIK[Alm.] = BOTANICA[İt.] = BOTÁNICA[İsp.]


- BİTKİLER:
C-3 ile C-4

( Karbondioksitin indirgenmesi ile başlangıç ürünleri olarak 3-karbonlu bileşiklerin elde edildiği, karbondioksitin yakalanması ve karbonhidrat sentezinin tümünün yaprak mezofil gözelerinde gerçekleştiği ve Calvin döngüsünü içeren fotosentetik yol izine sahip bitki türleri. İLE Karbondioksitin indirgenmesi ile başlangıç ürünleri olarak 4-karbonlu bileşiklerin elde edildiği, karbondioksitin mezofil gözelerinde yakalandığı, karbonhidrat sentezinin ise demet kını gözelerinde gerçekleştiği, biri Calvin döngüsü olmak üzere iki fotosentetik yol izine sahip bitki türleri. )


- BİTKİLER ile BİTEY

( ... İLE Bir bölgede yetişen bitkilerin tümü. )


- BİTKİLER ile YABANİ OT


- BITTER ALMOND OIL[İng.] / AMENDE AMÈRE[Fr.] / BITTERMANDELÖL[Alm.] ile/değil/yerine/= ACI BADEM YAĞI


- BITTERN[İng.] / EAU MERE[Fr.] / SALZMUTTERLAUGE[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUN DENİZ SUYU


- BITUMEN[İng.] / BITUME[Fr.] / BITUMEN[Alm.] ile/değil/yerine/= BİTUM


- BITUMINISATION[İng.] / BITUMAGE[Fr.] / BITUMINIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ASFALTLAMA


- BITUMINOUS COAL[İng.] / HOUILLE BITUMINEUSE[Fr.] / BITUMINOSE KOHLE[Alm.] ile/değil/yerine/= ADİ MADEN KÖMÜRÜ


- BITUROMETER[İng.] / BUTYROMÈTRE[Fr.] ile/değil/yerine/= BÜTROMETRE


- BIURET[İng.] ile/değil/yerine/= BİÜRET


- BIYIKLI ile HALTER


- BİYOGRAFİ YAZARI ile BİYOGRAFİK ile BİYOGRAFİ


- BİYOKİMYACI ile BİYOKİMYA


- BİYOLOJİ[İng. < BIOLOGY] değil/yerine/= DİRİMBİLİM/DİRİLBİLİM


- BİYOLOJİ ile/ve FİZİK

( Canlı bilimi. İLE/VE Matematik diliyle yapılan iletişim. )

( ... İLE/VE Temek/taşıyıcı bilim. )

( Modern Fizik ve Felsefe )


- BİYOLOJİK ile BİYOLOJİK ile BİYOLOJİ BİLİMİ ile BİYOLOG ile BİYOLOJİ


- BİYONİK[İng. < BIONIC] değil/yerine DİRİMKURGU


- BLACK BODY TEMPERATURE[İng.] / TEMPÉRATURE DU CORPS NOIR[Fr.] / SCHWARZE TEMPERATUR[Alm.] ile/değil/yerine/= KARA CİSİM SICAKLIĞI


- BLACK DAMP[İng.] / MOFETTE, ANHYDRIDE CARBONIQUE[Fr.] / NACHSCHWADEN[Alm.] ile/değil/yerine/= BOĞUCU GAZ


- BLACK DIAMOND[İng.] / DIAMANT NOIR[Fr.] / SCHWARZER DIAMONT[Alm.] ile/değil/yerine/= KARA ELMAS


- BLACK HOLE[İng.] / TROU NOIR[Fr.] / SCHWARZES LOCH[Alm.] ile/değil/yerine/= KARA DELİK


- BLACK LEAD[İng.] / GRAPHITE[Fr.] ile/değil/yerine/= SİYAH KURŞUN, GRAFİT


- BLACK PHOSPHORUS[İng.] ile/değil/yerine/= SİYAH FOSFOR


- BLACK POWDER[İng.] / PAUDRE NOIRE[Fr.] / SCHWARZPULVER[Alm.] ile/değil/yerine/= KARA BARUT


- BLACK TELLURIUM[İng.] ile/değil/yerine/= SİYAH TELLÜR


- BLACK-BODY TEMPERATURE[İng.] / TEMPÉRATURE DU CORROPS NOIR[Fr.] / SCHWARZTEMPERATUR[Alm.] ile/değil/yerine/= SİYAH CİSİM SICAKLIĞI


- BLAGDEN'S LAW[İng.] / LOI DE BLAGDEN[Fr.] / BLAGDENSCHES GESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= BLAGDEN YASASI


- BLANK DETERMINATION[İng.] ile/değil/yerine/= BANK DENEY


- BLANKETING[İng.] / INERTAGE[Fr.] / INTERISIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= İNERT GAZ KORUMASI


- BLAST-FURNACE[İng.] / HOUT FOURNEAU[Fr.] / HOCHOFEN[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK FIRIN


- BLAST[İng.] / VENT[Fr.] ile/değil/yerine/= İNFİLAK ETMEK


- BLASTING GELATINE[İng.] / GELATINE EXPLOSIVE[Fr.] ile/değil/yerine/= PATLAYICI PLASTİK


- BLEACHING METHOD[İng.] ile/değil/yerine/= BEYAZLAMA YÖNTEMİ


- BLEACHING[İng.] / BLANCHIMENT[Fr.] / BLEICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= BEYAZLATMA


- BLEEDER[İng.] / BLENDE[Fr.] / ZINKBLENDE[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇİNKO BLENDİ


- BLENDER[İng.] değil/yerine/= PARÇALAYICI VE KARIŞTIRICI


- BLENDING[İng.] / MÉLANGE[Fr.] / MISCHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= HARMANLAMA


- BLOCH EQUATIONS[İng.] / ÉQUATIONS DE BLOCH[Fr.] / BLOCH-GLEICHUNGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= BLOCH DENKLEMLERİ


- BLOCH FUNCTION[İng.] / FONCTION DE BLOCH[Fr.] / BLOCH-FUNKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= BLOCH İŞLEVİ/FONKSİYONU