Bugün[01 Nisan 2026]
itibarı ile 14.237 başlık/FaRk ile birlikte,
14.237 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(52/58)


- TALBOT[İng./Fr.] / TALBOT[Alm.] ile/değil/yerine/= TALBOT


- THALLIUM[İng.] / THALLIUM[Fr.] / THALLIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= TALYUM


- TAM BİLGİ İLE EKSİK BİLGİ İLE ASİMETRİK BİLGİ ile/||/<> BİLGİ DURUMLARI

( Oyunlarda bilgi seviyeleri. )

( Formül: Perfect Bayesian Equilibrium )


- TAM EMİN OLMAK değil EMİN OLMAK


- FULL RADIATOR[İng.] / VOLLSTRAHLER[Alm.] ile/değil/yerine/= TAM IŞINIMCI/IŞIYICI


- TAM YANSIMA ile/||/<> KISMİ YANSIMA

( Tam yansıma kritik açıdan büyük açılarda %100 İLE kısmi yansıma her açıda kısmen. )

( Formül: sinθc = n₂/n₁ )


- TAM YANSIMA ile/||/<> KISMİ YANSIMA (İKİLİ KARŞILAŞTIRMA)

( Tam yansıma kritik açıda %100, kısmi yansıma kısmendir )

( Formül: θ>θc İLE θ<θc )


- TAM ile/ve/değil/||/<>/< AÇIK/NET


- TAMAMLANABİLİRLİK ile/||/<> TAMAMLANMAZLIK

( Tamamlanabilirlik her doğru önermenin kanıtlanabilmesi İLE tamamlanmazlık bazı doğruların kanıtlanamayacağıdır. Gödel tamamlanmazlık teoremi matematiksel sistemlerin sınırını gösterdi İLE yeterince güçlü her sistemde kanıtlanamayan doğrular vardır. )

( Kurt Gödel tarafından 1931 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1906-1978) (Ülke: Avusturya/ABD) (Alan: Matematik, Mantık) (Önemli katkıları: Gödel tamamlanmazlık teoremleri, matematiksel sistemlerin sınırlarını kanıtladı, biçimsel sistemlerin tutarlılığı) )


- TAMAMLANMIŞLIK ile/ve/||/<> SONSAL


- TAMAS ile

( Karanlık, atalet, pasiflik. Kozmik Cevher'in oluşturduğu üç vasıftan(guna'lar) biri. (Rajas, Tamas, Sattva) )


- TAMİR[Ar.] ile/ve/değil/||/<>/< TAHLİL[Ar.]


- TAMLIK İLE TUTARLILIK İLE KARAR VERİLEBİLİRLİK ile/||/<> MANTIK SİSTEM ÖZELLİKLERİ

( Formel sistemlerin temel özellikleri. )

( Formül: Gödel: Tam ve tutarlı olamaz )


- TAMPON ÇÖZELTİ ile/||/<> NORMAL ÇÖZELTİ

( Tampon pH değişimine dirençli, normal değildir )

( Formül: HA/A⁻ çifti )


- TANABE-SUGANO ile/||/<> ORGEL DİYAGRAMI

( T-S tüm d^n sistemleri, Orgel sadece zayıf alan. )

( Formül: Tam İLE yaklaşık )


- TANDEM ACCELERATOR[İng.] / TANDEMBESCHLEUNIGER[Alm.] ile/değil/yerine/= TANDEM HIZLANDIRICI


- DENSITÉ DE FLUX DE PARTICULES[Fr.] ile/değil/yerine/= TANECİK AKISI YOĞUNLUĞU


- TANGENT BUNDLE ile/||/<> COTANGENT BUNDLE

( Tangent T(M) teğet vektörler, cotangent T*(M) lineer formlar. )

( Formül: Tangent vectors İLE linear forms )


- TANGENT ile/||/<> SECANT

( Tangent tek nokta değme İLE secant iki nokta kesme. )

( Formül: Single touch İLE two intersections )


- TANIM ile/ve/değil/||/<>/< DURUM

( [not] DEFINITION vs./and/but/||/<>/< STATE/CONDITION )


- TANITLAMA ile/ve/||/<> TEMELLENDİRME


- TANGENT GALVANOMETER[İng.] / TANGENTENBUSSOLE[Alm.] ile/değil/yerine/= TANJANT GALVANOMETRESİ


- TANGENT COMPASS[İng.] / BOUSSOLE DE LA TANGENTE[Fr.] / TANGENTENKOMPASS[Alm.] ile/değil/yerine/= TANJANT PUSULASI


- TANGENT LAW[İng.] / LOI DE LA TANGENTE[Fr.] / TANGENTEN-GESETZ, TANGENTIALES GESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= TANJANT YASASI


- GALVANOMÈTRE À TANGENT[Fr.] ile/değil/yerine/= TANJANTLI GALVANOMETRE


- TANSİYOMETRE[Fr.] değil/yerine/= GERİLİMÖLÇER


- TANSİYON[Fr.] değil/yerine/= KAN BASINCI | GERİLİM


- TAPINAK ÖNCE HİPOTEZİ ile/||/<> YERLEŞİM ÖNCE HİPOTEZİ

( Tapınak önce hipotezi dini yapılar yerleşim öncesi İLE yerleşim önce hipotezi ekonomi dinsel yapıları doğurdu der. Göbeklitepe tapınak önce görüşünü destekler İLE geleneksel Neolitik Devrim kuramı yerleşim-tarım-din sırasını öneriyordu. Cauvin sembolik devrim İLE Childe ekonomik devrim vurgusu yaptı. )

( Klaus Schmidt tarafından 1995 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1953-2014) (Ülke: Almanya) (Alan: Arkeoloji) (Önemli katkıları: Göbeklitepe'yi keşfetti ve kazılarını yönetti (1995-2014), Neolitik Devrim teorilerini değiştirdi, tapınak-yerleşim önceliği hipotezi) )


- TARAMAK ile SÜPÜRMEK


- SCANNING ELECTRON MICROSCOPE[İng.] / MICROSCOPE ÉLECTRONIQUE À BALAYAGE[Fr.] / ABTASTUNGELEKTRONENMIKROSKOP, RASTERELEKTRONENMIKROSKOP[Alm.] ile/değil/yerine/= TARAMALI ELEKTRON MİKROSKOBU


- SCANNING-TRANSMISSION ELECTRON MICROSCOPE[İng.] / MICROSCOPE ÉLECTRONIQUE À BALAYAGE-TRANSMISSION[Fr.] / ABTASTUNG-TRANMISSION ELEKTRONENMIKROSKOP, RASTERTRANSMISSIONSELEKTRONENMIKROSKOP[Alm.] ile/değil/yerine/= TARAMALI GEÇİRMELİ ELEKTRON MİKROSKOBU


- TARASSUD[Ar. < RASAD] değil/yerine/= GÖZETME, BEKLEME, DİKKATLE BAKMA, GÖZLEME


- TARDION ile/ve FOTON/LUXON ile/ve TACHION

( Işık hızı altı. İLE/VE Işık hızı üstü/ötesi. )


- TARİH ve/< DAYANAKÇA ve/< KAYNAK


- TARİH ile/||/<> SOSYOLOJİ

( Mukaddime İLE tarih felsefesi ve sosyolojinin temelleri )

( İbn Haldun tarafından 1377 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1332-1406) (Ülke: Tunus) (Önemli katkıları: Mukaddime, tarih felsefesi, sosyoloji) )


- TARİH ile/ve/||/<> ZAMANSIZ OLAN


- TARİHLEME ile/ve/||/<> RADYOMETRİK TARİHLEME

( ... İLE/VE/||/<> Bazı izotoplar [kimyasal bir öğenin, belirli kütleye sahip atom çekirdekleri], kimyasal yapılarını değiştiren ve kendiliğinden oluşan radyoaktif bozunmaya uğrar. Bu bozunmanın hızı, izotopun bir özelliği olup sıcaklık, basınç ya da izotopun içinde yer aldığı kimyasal bileşikler gibi dış etmenlerden etkilenmez. Bozunma hızı, belirli bir örnekteki atom çekirdeklerinin yarısının bozunması için gereken "yarı-ömür" olarak tanımlanır. Kayaç örneklerini tarihlendirmede kullanılan radyometrik yöntem, radyoaktif izotopun ve bozunmaya uğrarken üretilen öğe mikdarının ölçülmesi esasına dayanır. Radyoaktif öğe ve izotopların görece mikdarı, bir kayacın oluşmasından itibaren kaç yarı-ömrün geçmiş olduğunu gösterir. Örneğin, çoğu mineralin kimyasal bileşeni olan ve doğal olarak ortamda bulunan potasyum, az miktarda radyoaktif potasyum-40 içerir. Bu izotop, kalsiyum-40 ya da argon-40 oluşturmak için 1 milyon 300 yıllık bir yarı-ömür ile bozunur. Bozunmaların %11'inde, argon-40 oluşur. Argon, bir gaz olduğundan, mineral ısıtıldığında ya da eritildiğinde, mineralden dışarı atılır. Bu nedenle, yeni katılaşmış bir magma kayacı, argon-40 içermez. Zaman içinde potasyum-40'ın bozunmasıyla kayaçta argon-40 birikir. Böylece, bir magma kayacındaki potasyum-40 ve argon-40 mikdarı, bu kayacın ne kadar süre önce katılaştığını gösterir.

Potasyum-argon ile tarihlemenin özü budur. Kavramsal olarak benzer öteki yöntemler, uranyum-kurşun, rubidyum-stronsiyum ve neodimiyum-samaryum yöntemleridir. Her yöntemin farklı üstünlük ya da sakıncaları, potansiyel hata kaynakları bulunmaktadır. Sonuçların daha güvenli alınması bakımından önemli kayaçlarda bu yöntemlerin birkaçı birden kullanılabilir. )


- TARSKİ DOĞRULUK ŞEMASI ile/||/<> NAİF DOĞRULUK KAVRAMI

( Tarski şeması "Kar beyazdır" doğrudur ancak ve ancak kar beyazsa İLE naif doğruluk sezgisel kavramdır. Tarski doğruluğu biçimsel olarak tanımladı İLE yalancı paradoksunu çözdü. Doğruluk meta-dilde tanımlanmalı. )

( Alfred Tarski tarafından 1933 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1901-1983) (Ülke: Polonya/ABD) (Alan: Matematik, Mantık) (Önemli katkıları: Semantik doğruluk teorisi, model teorisi, biçimsel dillerde doğruluk tanımı) )


- TARTIŞILABİLENLER ile TARTIŞILAMAZLAR/TARTIŞILAMAYANLAR


- TAŞ ile ÇAKMAK TAŞI

( ... İLE Seramik, cam ve yol yapım endüstrilerinde kullanılan, SiO2 kimyasal yapısına sahip, sert ve opak görünümlü, kristal bir madde. )


- TAŞ ile TAŞIL/FOSİL[Fr.] ile TAŞÇIL

( ... İLE ... İLE Taşı andıran, taş gibi. | Taşlar ve kayalar üzerinde ya da taşlı topraklarda yetişen. )


- TASFİYE (ETMEK) değil/yerine/= ÖZLEŞTİRMEK)/ARITMA(K)


- TAŞI DELEN:
"SUYUN GÜCÜ" değil DAMLALARIN SÜREKLİLİĞİ


- TAŞIMA KAPASİTESİ ile/||/<> ÜSTEL BÜYÜME

( Taşıma K çevre limiti, üstel sınırsız model. )

( Formül: Logistik İLE exponential )


- LIFT COEFFICIENT[İng.] ile/değil/yerine/= TAŞIMA KATSAYISI


- TRANSPORT FACTOR[İng.] / TRANSPORTANTEIL[Alm.] ile/değil/yerine/= TAŞIMA KESRİ


- TRANSPORT MEAN FREE PATH[İng.] / TRANSPORT-MITTLERE FREIE WEGLÄNGE[Alm.] ile/değil/yerine/= TAŞIMA ORTALAMA SERBEST YOLU


- TRANSPORT CROSS SECTION[İng.] / TRANSPORTQUERSCHNITT[Alm.] ile/değil/yerine/= TAŞIMA TESİR KESİTİ


- TAŞIMAK ile YÜKLENMEK


- TAŞIN AYAĞA TAKILMASI ile/ve/değil/||/<> AYAĞIN TAŞA TAKILMASI


- KONVEKTIONSSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= TAŞINIM AKIMI


- FRACTION DE TRANSPORT[Fr.] ile/değil/yerine/= TAŞINIM KESRİ


- NAKL-İ HARÂRET[Osm.] / CONVECTION[İng.] / CONVECTION[Fr.] / KONVEKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= TAŞINIM, KONVEKSİYON


- SECTION EFFICACE DE TRANSPORT[Fr.] ile/değil/yerine/= TAŞINIM TESİR KESİTİ


- CHEMIN LIBRE MOYEN DU TRANSPORT[Fr.] ile/değil/yerine/= TAŞINMA ORTALAMA SERBEST YOLU


- TRÄGERSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= TAŞIYICI AKIMI


- TAŞIYICI ÇEMBER ile DIŞ ÇEMBER

( DEFERENT vs. EPICYCLE )


- CARRIER WAVE[İng.] / ONDE PORTEUSE[Fr.] / TRÄGERWELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= TAŞIYICI DALGA


- TEVÂLÎ-İ ASLÎ[Osm.] / CARRIER FREQUENCY[İng.] / FRÉQUENCE PORTEUSE[Fr.] / TRÄGERFREQUENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= TAŞIYICI FREKANS


- TRÄGERBEWEGLICHKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= TAŞIYICI HAREKETLİLİĞİ


- CARRIER DENSITY[İng.] / DENSITÉ DE PORTEURS[Fr.] / TRÄGERDICHTE[Alm.] ile/değil/yerine/= TAŞIYICI YOĞUNLUĞU


- HÂMİL[Osm.] / CARRIER[İng.] / PORTEUR, PORTEUSE[Fr.] / TRÄGER[Alm.] ile/değil/yerine/= TAŞIYICI


- TAŞMA ile SIZMA


- TAŞMA ile/ve/hem de/||/<> YANSIMA


- TAŞMAK ile TAŞIMAK


- TASNİF[Ar.] ile TASFİYE[Ar.]

( Bölümleme. İLE Arıtma, ayıklama, temizleme. | Özleştirme. | Bir ticaret kuruluşunun batması, kapanması vb. nedenler üzerine hesapların kesilmesi, alacaklılara, ortada kalan mal ve paradan paylarına düşen miktarın verilmesi LİKİDASYON | Bir kurum ya da iş yerinde türlü nedenlerle birçok kişinin görevine son verme. )


- TAVADA:
KAVURMAK ile/değil ÇEVİRMEK


- TAVŞAN BOKU ile/ve/||/<> KEÇİ BOKU

( İkisi de pek kokmaz ve bulaşmaz. )


- SPEKTRALAPPARAT[Alm.] ile/değil/yerine/= TAYF AYGITI


- SPECTROSCOPY[İng.] / SPECTROSCOPIE[Fr.] ile/değil/yerine/= TAYF BİLGİSİ/BİLİMİ


- TAYF[Osm.] / SPECTRUM[İng.] / SPECTRE[Fr.] / SPEKTRUM[Alm.] ile/değil/yerine/= TAYF, ÇİZELGE, SPEKTRUM


- SHIFT OF SPECTRAL LINE[İng.] / DÉCALAGE DE LA RAIE SPECTRALE[Fr.] / SPEKTRALLINIENVERSCHIEBUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TAYF ÇİZGİSİ KAYMASI


- SPECTRAL LINE, SPECTRUM LINE[İng.] / RAIE SPECTRALE[Fr.] / SPEKTRALLINIE[Alm.] ile/değil/yerine/= TAYF ÇİZGİSİ


- TAYF[Ar.]/SPEKTRUM[İng. < SPECTRUM] ile ÇEŞİTLİLİK | YELPAZE

( Birleşik bir ışık demetinin bir biçmeden geçtikten sonra ayrıldığı basit renklerden oluşmuş görüntü. )


- SPEKTROSKOPIE[Alm.] ile/değil/yerine/= TAYFBİLİM


- SPECTROGRAPH[İng.] / SPECTROGRAPHE[Fr.] / SPEKTROGRAPH[Alm.] ile/değil/yerine/= TAYFÇEKER/SPEKTROGRAF


- SPECTROSCOPE, SPECTROSCOPY[İng.] / SPECTROSCOPE[Fr.] / SPEKTROSKOP[Alm.] ile/değil/yerine/= TAYFGÖZER/TAYFÖLÇER, SPEKTROSKOP


- TAYFÖLÇER ile/ve/||/<> TAYFÖLÇÜMÜ

( Işın tayflarını incelemeye yarayan alet, spektroskop. İLE/VE/||/<> Işın tayflarının incelenmesi, spektroskopi. )


- SPECTRAL SENSITIVITY[İng.] / SENSIBILITÉ SPECTRALE[Fr.] / SPEKTRALE EMPFINDLICHKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= TAYFSAL DUYARLILIK


- SPEKTRALE HELLIGKEITSEMPFINDLICHKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= TAYFSAL IŞIK DUYARLILIĞI


- SPECTRAL LUMINOUS EFFICACY[İng.] ile/değil/yerine/= TAYFSAL IŞIK ETKİNLİĞİ


- SPECTRAL LUMINOUS EFFICIENCY[İng.] / RENDEMENT LUMINEUX SPECTRAL[Fr.] / SPEKTRALE LICHTAUSBEUTE[Alm.] ile/değil/yerine/= TAYFSAL IŞIK VERİMİ


- SPEKTRALE BESTRAHLUNGSSTÄRKE[Alm.] ile/değil/yerine/= TAYFSAL IŞINIM ŞİDDETİ


- SPECTRAL IRRADIANCE[İng.] / IRRADIANCE SPECTRALE[Fr.] ile/değil/yerine/= TAYFSAL IŞINIM


- SPECTRAL EXTINCTION[İng.] / EXTINCTION SPECTRALE[Fr.] / SPEKTRALE LÖSCHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TAYFSAL SÖNÜM


- SPEKTRAL YOĞUNLUK[Osm.] / SPECTRAL DENSITY[İng.] / DENSITÉ SPECTRALE[Fr.] / SPEKTRALE DICHTE[Alm.] ile/değil/yerine/= TAYFSAL YOĞUNLUK


- TAYLOR İLE FOURİER İLE LAURENT ile/||/<> SERİ AÇILIMLARI

( Fonksiyon seri temsilleri. )

( Formül: f(x) = Σaₙxⁿ )

( Brook Taylor tarafından 1715 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1685-1731) (Ülke: İngiltere) (Alan: Matematik) (Önemli katkıları: Taylor serisi, Taylor teoremi) )


- TAYLOR İLE MACLAURİN İLE LAURENT İLE FOURİER İLE LAPLACE ile/||/<> SERİ AÇILIMLARI

( İşlevlerin farklı seri gösterimleri ve uygulama alanları. )

( Formül: f(x) = Σ f⁽ⁿ⁾(a)/n! (x-a)ⁿ )

( Brook Taylor tarafından 1715 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1685-1731) (Ülke: İngiltere) (Alan: Matematik) (Önemli katkıları: Taylor serisi, Taylor teoremi) )


- TAYLOR SERİES ile/||/<> FOURİER SERİES

( Taylor polynomyal yaklaşım, Fourier trigonometrik. )

( Formül: Polynomial İLE trigonometric )

( Brook Taylor tarafından 1715 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1685-1731) (Ülke: İngiltere) (Alan: Matematik) (Önemli katkıları: Taylor serisi, Taylor teoremi) )


- TAYLOR SERİSİ ile/||/<> FOURİER SERİSİ

( Taylor polinom, Fourier trigonometrik açılımdır )

( Formül: xⁿ İLE sin/cos )

( Brook Taylor tarafından 1715 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1685-1731) (Ülke: İngiltere) (Alan: Matematik) (Önemli katkıları: Taylor serisi, Taylor teoremi) )


- TAYLOR SERİSİ ile/||/<> MACLAURİN SERİSİ

( Taylor genel nokta etrafında, MacLaurin x=0 etrafında açılım )

( Formül: f(x) = Σ f^(n)(a)(x-a)^n/n! İLE Σ f^(n)(0)x^n/n! )

( Brook Taylor tarafından 1715 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1685-1731) (Ülke: İngiltere) (Alan: Matematik) (Önemli katkıları: Taylor serisi, Taylor teoremi) )


- TAYT ile/değil TAYF

( Bacakları sıkı saran özel kumaştan yapılmış bir pantolon türü. | Sızmaz, su geçirmez bir kumaştan yapılmış şort giyecek. İLE Birleşik bir ışık demetinin bir biçmeden geçtikten sonra ayrıldığı yalın renklerden oluşmuş görüntü. )


- TAYYETMEK[Ar.< TAYY] değil/yerine/= ÇIKARMAK | ARADAN ÇIKARMAK, YOK ETMEK


- TAZELEYİCİ ve/||/<> GENÇLEŞTİRİCİ

( Uyku, yıkanma, sarılmak, birlik, oyun, hareket, çalışma, spor, felsefe, dil, bilim, doga, yeşil, sanat, sevgili, dost, sohbet. )


- TAZYİK[Ar.] değil/yerine/= BASINÇ


- TAZZİK değil TAZYİK


- TD-DFT ile/||/<> CIS

( TD-DFT zamana bağlı uyarılmış İLE CIS configuration interaction. )

( Formül: DFT bazlı İLE HF bazlı )


- TEÂDÜL[Ar.] değil/yerine/= DENKLEŞME, DENKLİK, BİRBİRİNE DENK OLMA


- TEALİMİYYÛN ile/ve/||/<> TABİÎYYÛN ile/ve/||/<> İŞRAKİYYÛN ile/ve/||/<> MENAZİRÛN

( Matematikçiler. İLE/VE/||/<> Fizikçiler. İLE/VE/||/<> Aydınlanmacılar. İLE/VE/||/<> İbn Heysem'ciler. )


- TEAR vs. TEAR

( Gözyaşı. İLE Yırtılma. )


- TEARRÜF ile TEÂRÜF[< AREF] ile ...

( Bir şeyi araştırarak öğrenme. İLE Bir şeyin herkesçe bilinmesi. )


- TEBELLÜL[Ar.] ile TEBELLÜR[Eski Türkçe < BİLLÛR]

( Islanma, nemlenme. İLE Billurlaşma. [Fr. CRISTALLISATION] )


- TEBEYYÜN[Ar.] değil/yerine/= BELİRLİ OLMA


- TECÂNÜS[Ar.] değil/yerine/= BİR BÜTÜNÜ OLUŞTURAN ÖĞELER ARASINDA UYUM BULUNMASI DURUMU


- TECELLİ[Ar.] ile/ve/||/<> TAHAKKUK[Ar.]


- TEDAVİ[Ar.] ile/ve/değil/||/<>/< TAHLİL[Ar.]


- PERTURBATION THEORY[İng.] / THÉORIE DES PERTURBATIONS[Fr.] ile/değil/yerine/= TEDİRGENME KURAMI


- TEEYYÜT[Ar.] değil/yerine/= DOĞRU ÇIKMA, GERÇEKLENME


- TEF[Fars.] ile TEF[Fars.]

( Zilli bir kasnağa geçirilmiş çalgı. İLE Sıcaklık[hararet]. | Buhar. )


- TEFESSÜH[Ar. < FÜSHAT] ile TEFESSÜH[Ar. < FESH | çoğ. TEFESSÜHÂT]/SASIMA[Ar.]

( Açılma, genişleme. İLE Çürüme, çürüyüp dökülme, bozulma. | Bir nesnenin kokup dağılması. )


- TE'FÎK[Ar. çoğ. TE'FÎKÂT] ile TEVFÎK[Ar.] ile TEVFÎK["TEYFÎK" değil!][Ar. < VEFK | çoğ. TEVFÎKAT]

( Yalan söyleme. | Yalan, iftira etme. İLE Elçilikle yollama. İLE Uydurma, uygunlaştırma. | Allah'ın yardımına kavuşma. | Bir kırılmada kırılan parçaları birbirine geçirme. | Tezat yapmadan, bir sözcüğün anımsattığı başka sözcükleri de aynı ibarede söyleme. )


- TEĞET/MÜMAS[Ar. < MÜMASS] ile/değil TEYİT

( Bir eğrinin yanından geçen ve ona ancak bir noktada değen doğru. İLE/DEĞİL Doğrulama. )


- TEHDİT ile TAHDİT


- TEHDİT ile/ve/||/<>/> TEDİRGİNLİK


- TEHLİKE ile/ve/değil/yerine/||/<>/< OLASILIK


- TEHLİKELİ DURUM ile/ve/||/<> DURUM, TEHLİKELİ


- ODD-EVEN NUCLEUS[İng.] / NOYAU IMPAIR-PAIR[Fr.] ile/değil/yerine/= TEK-ÇİFT ÇEKİRDEK


- UNGERADE-GERADE KERNE, UNGERADE-GERADE-KERNE[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK-ÇİFT ÇEKİRDEKLER


- SINGLET STATE[İng.] ile/değil/yerine/= TEK DURUM


- TEK DUVARLI CNT ile/||/<> ÇOK DUVARLI CNT

( SWCNT tek katman, MWCNT konsantrik çoklu. )

( Formül: 0.5-2nm İLE 5-100nm )


- UNIJUNCTION TRANSISTOR[İng.] / TRANSISTOR UNIJONCTION[Fr.] / EINANSCHLUSSTRANSISTOR, EINKNOTENTRANSISTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK EKLEMLİ TRANSİSTOR


- UNIAXIAL CRYSTAL[İng.] / CRISTAL UNIAXE[Fr.] / EINACHSIGER KRISTALL, EINFACHSIGER KRISTALL[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK EKSENLİ KRİSTAL


- MONOENERGETISCHE STRAHLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK ENERJİLİ IŞINIM


- EINFARBIGE STÖRUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK FREKANSLI GİRİŞİM


- TEK HÜCRE SEKANSLAMASI ile/||/<> BULK RNA SEKANSLAMASI

( Tek hücre sekanslaması bireysel hücre transkriptomunu verirken, bulk sekans hücre popülasyonu ortalamasını verir )

( Formül: scRNA-seq )


- EIN-STRAHLUNGS-ÜBERGANG[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK IŞINIM GEÇİŞİ


- SINGLE CRYSTAL[İng.] / MONOCRISTAL[Fr.] / EINKRISTALL[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK KRİSTAL


- ANTENNE MONOPOLAIRE, ANTENNE UNIPOLAIRE[Fr.] / EINPOLIGE/EINPOLARISIERT ANTENNE[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK KUTUPLU ANTEN


- LIAISON UNIPOLAIRE[Fr.] / EINPOLIGE/EINPOLARISIERT BINDUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK KUTUPLU BAĞ


- CRISTAL UNIPOLAIRE[Fr.] / EINPOLARER/EINPOLARISIERT KRISTALL[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK KUTUPLU KRİSTAL


- UNIPOLAR TRANSISTOR[İng.] / TRANSISTOR UNIPOLAIRE[Fr.] / EINPOLARER/EINPOLARISIERT TRANSISTOR, UNIPOLARER TRANSISTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK KUTUPLU TRANSİSTOR


- UNIPOLAR[İng.] / UNIPOLAIRE[Fr.] / EINPOLIG, MONOPOLAR, UNIPOLAR[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK KUTUPLU


- TEK NEDEN ile/ve/değil ÖNEMLİ NEDEN

( THE UNIQUE REASON vs./and THE IMPORTANT REASON
THE IMPORTANT REASON instead of THE UNIQUE REASON )


- ODD PARITY[İng.] / PARITÉ IMPAIRE[Fr.] / UNGERADE PARITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK PARİTE


- MONOCHROMATOR[İng.] / MONOCHROMATEUR[Fr.] / MONOCHROMATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK RENKLEYİCİ, TEK RENK ÜRETİCİ, MONOKROMATÖR


- MONOCHROMATIC INTERFERENCE[İng.] / INTERFÉRENCE MONOCHROMATIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= TEK RENKLİ GİRİŞİM


- MONOCHROMATIC LIGHT[İng.] / LUMIÈRE MONOCHROMATIQUE[Fr.] / MONOCHROMATISCHES LICHT[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK RENKLİ IŞIK, MONOKROMATİK IŞIK


- MONOCHROMATIC RADIATION[İng.] / RAYONNEMENT MONOCHROMATIQUE[Fr.] / MONOCHROMATISCHE STRAHLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK RENKLİ IŞINIM


- MONOCHROMATIC[İng.] / MONOCHROMATIQUE[Fr.] / EINFARBIG, MONOCHROMATISCHE[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK RENKLİ, MONOKROMATİK


- TEK SAYI ile/||/<> ÇİFT SAYI

( Tek 2n+1, çift 2n formunda )

( Formül: 2n (çift) İLE 2n+1 (tek) )


- ODD-ODD NUCLEUS[İng.] / NOYAU IMPAIR-IMPAIR[Fr.] ile/değil/yerine/= TEK-TEK ÇEKİRDEK


- UNGERADE-UNGERADE KERNE, UU-KERNE[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK-TEK ÇEKİRDEKLER


- TEK TERİMLİ ile/||/<> ÇOK TERİMLİ

( Tek terimli monomial, çok terimli polinomdur )

( Formül: 5x İLE x²+2x+1 )


- TEK YARIK KIRINIMI ile/||/<> ÇİFT YARIK GİRİŞİMİ

( Tek yarık kırınım deseni, çift yarık girişim deseni üretir. )

( Formül: I ∝ (sinβ/β)² İLE cos²δ )


- TEK YÖN ile/ve/||/<> KARŞIT/TERS YÖN ile/ve/||/<> ÇOKLU YÖN


- EINSEITIGERICHTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK YÖNLÜ DOĞRULTMA


- UNIDIRECTIONAL[İng.] / UNIDIRECTIONNEL[Fr.] ile/değil/yerine/= TEK YÖNLÜ


- MONOCHARGE ELECTRET[İng.] / ÉLECTRET MONOCHARGÉ[Fr.] / MONOLADUNGS-ELEKTRET[Alm.] ile/değil/yerine/= TEK YÜKLÜ ELEKTRET


- TEK = UNIQUE[İng., Fr.] = EINZIGARTIG[Alm.] = UNICO[İt.] = ÚNICO[İsp.]


- TEKÂSÜR[Ar. < KESRET] ile TEKÂSÜR[Ar. < KESR] ile TEKÂSÜL[Ar. < KESEL]

( Çoğalma.[bkz. TAADDÜD, TEKESSÜR] | Çok övünme. İLE [fiz.] Işınların sapıp kırılması, kırınım.[İng., Fr. DIFFRACTION] İLE Üşenme, tembellik; ilgisizlik. )


- TEKER ile/ve/||/<> TEKERLEK

( Tekerlek. | Tekerlek biçimde olan. | İnce ve çapı oldukça tekerlek biçiminde parça. | Bir gök nesnesinin daire biçiminde görünen yüzeyi. | Nesnenin gökyüzü üzerindeki iz düşümü. İLE Merkezde bulunan, bir eksenin çevresinde dönebilen çember. | Bu biçimde olan. )


- TEKİL ile/ve/||/<>/< AYRI


- TEKİL ile/ve/||/<>/< KOPUK


- TEK/İL/LİK ile/ve/<> EŞSİZ/LİK


- TEKİL/LİK ile TANIMSIZ/LIK

( SINGULAR )


- ÉTAT SINGULET[Fr.] / SINGULETT-ZUSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= TEKLİ DURUM


- TECHNETIUM 99M[İng.] / TECHNÉTIUM 99M[Fr.] / TECHNETIUM-99M[Alm.] ile/değil/yerine/= TEKNESYUM 99M


- TECHNETIUM[İng.] / TECHNÉTIUM[Fr.] / TECHNETIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= TEKNESYUM


- TEKNOLOJİ FAKÜLTESİ ile MÜHENDİSLİK FAKÜLTESİ

( Ülkemizde, mühendisler, Mühendislik-Mimarlık Fakültesi, Mühendislik Fakültesi ve Teknoloji Fakültesi'nden çıkmaktadır. Mühendislik Fakültesi ve Mühendislik Mimarlık Fakültesi, eşdeğer olduğundan dolayı, sadece Mühendislik Fakültesi demek yanlış olmayacaktır.

Mühendislik ve Teknoloji Fakülteleri, teknik eğitim veren birer fakültelerdir.

2009 yılına kadar, Teknoloji Fakülteleri yerine Teknik Eğitim Fakülteleri vardı. Bu fakülteler teknik eleman yetiştirmekle beraber “Öğretmen” unvanında teknik elemanlar yetiştiriyorlardı. Daha sonra YÖK tarafından alınan kararla bu fakülteler Teknoloji Fakültesine dönüştürüldü.

Teknoloji Fakültelerine dönüş yapılmasının temel nedeni, ülkemizin gelişimini hızlandırmaktır. Bunu yaparken, Avrupa ülkelerinde uygulanan Politeknik (polytechnic) fakülteleri rol model alınmaya çalışılmıştır. Alınmaya çalışılmıştır diyorum çünkü Avrupa ülkelerindeki politekniklerin sayısı ülke başına bir iki taneyi geçmez. Ülkemizde ise açılmasının hemen ardından sayıları hızla artmıştır ve şu an 21 tane Teknoloji Fakültesi bulunmaktadır.

Teknoloji Fakültesi mezunları, mühendislik unvanı alabiliyor mu?

Teknoloji Fakültesi mezunları, mühendislik fakültesi mezunları ile eşdeğer diploma almaktalardır. Mühendislik fakültesinden mezun mühendislerin yetkileri, hakları, hukukları ne ise Teknoloji Fakültesi mezunu mühendislerin de tamamen aynıdır. Bu karar, Yükseköğretim Yürütme Kurulu'nun 09.07.2014 tarih ve 4407 sayı ile aldığı karardır.

Yükseköğretim Yürütme Kurulu kararına göre, Teknoloji Fakültesi (TF) de artık bir mühendislik fakültesidir. Amacı, sektöre, gereksinimi olan nitelikli mühendisler yetiştirmek olarak ifade edilmektedir.

2009 yılından, 2014 yılına kadar, çoğu kez, Teknoloji Fakültesi mezunlarına, mühendislik yetkisi verilmek istenilmiş fakat açılan davalar, yapılan itirazlar sonucunda, bu istek geri çevrilmiştir. Açılan davaların gerekçesi, Teknoloji Fakültesi eğitiminde, mühendislik temel derslerinin kredisinin az olması olarak gösterilmiştir. Bunun üzerine, Teknoloji fakültelerinde verilen teorik mühendislik derslerinin sayısı artırılmış, daha sonra mühendislik unvanı verilmiştir.

Teknoloji fakültesinde, uygulama (pratik yapma) olanağı, Mühendislik fakültesinden fazla mıdır?

Teknoloji Fakültesi ve Mühendislik Fakültesi arasındaki farkı anlatan her yazıda, Teknoloji fakültelerindeki uygulama olanaklarının, Mühendislik Fakültesinden fazla olduğu anlatılmakta, hatta tamamen buna vurgu yapılmaktadır.

Teknoloji Fakültesindeki öğrenciler, 8 dönemlik (dönem=yarıyıl) eğitimlerinin son dönemlerini yani 8. dönemlerini tamamen staj yaparak geçirmektelerdir (bazı üniversitelerde, dönemiçi staj, 7. dönemde yapılmaktadır ve işyeri eğitimi olarak adlandırılmaktadır). Bu, Teknoloji Fakülteleri için bir zorunluluktur. Teknoloji ve Mühendislik Fakültesini ayıran temel fark da budur. Ancak bu, Mühendislik Fakültesinde uygulama olmadığı anlamına gelmemelidir. Zira, benzer uygulama (hatta daha iyisi) bazı üniversitelerin Mühendislik Fakültelerinde uygulanmaktadır. Bu uygulama şöyledir: Mühendislik Fakültesinde okuyan öğrenciler, son sınıfa geldiklerinde, haftanın 3 günü teorik dersleri almakta, haftanın iki günü ise antlaşmalı şirketlerde stajyer (dönemiçi stajyer) olarak staj yapmaktadır. Haftanın iki günü, genellikle de Perşembe ve Cuma günleri olarak tercih edilmektedir. Bunun nedeni, isteyen öğrencilerin (şirketin de kabul etmesi durumunda) haftasonlarında da stajına devam edebilmesine olanak tanımaktır. Hatta, Mühendislik Fakültesindeki bu uygulama, bir adım daha ileri götürülmüştür. Şöyle ki: Öğrenciler, mezun olabilmek için bitirme tezleri yazmak zorundadır. Normal şartlar altında bu tezler genellikle kendi seçtikleri konularda ya da hocalarının verdikleri konularda olmaktadır. Ancak Mühendislik Fakültesindeki dönemiçi staj yapan öğrenciler, bitirme tezlerini sanayiden gelen problemler üzerine yapmakta, böylece gerçek bir probleme çözüm getirmektelerdir. Örneğin; A, B ve C adlı firmalar, üniversitenin ilgili bölümüne problemlerini sunmakta ve bunların çözülmesini istemektedir. Dönemiçi staj yapan öğrenciler de bitirme tezlerini bu problemlerin çözümü üzerine yapmaktadır. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, tezin yapım aşamasında, şirket olanaklarının kullanılıyor olmasıdır. Eğer A firmasında, dönemiçi staj yapıyorsan ve o şirketin problemini çözmek üzere bitirme tezini hazırlıyorsan, tez çalışman boyunca şirket olanaklarını (şirket laboratuvarlarını, şirketteki deneyimli mühendislerin bilgilerini/deneyimlerini vb.) kullanma olanağı doğmaktadır. Bu sayede, öğrenci, hem sanayideki gerçek problemleri görme, hem bunları çözme deneyimi kazanma, hem de şirkete kendini gösterme olanağına sahip olmaktadır. Sonuç itibariyle, bahsedildiği gibi, sadece Teknoloji Fakültelerinde dönemiçi staj uygulaması olmamakta, aynı uygulamanın geliştirilmiş hali, muhtelif Mühendislik Fakültelerinde de uygulanmaktadır.

Bunun yanısıra, hem Teknoloji Fakültesinde, hem de Mühendislik Fakültesinde, yaz stajı uygulaması vardır. Üniversiteye bağlı olarak, her mühendislik öğrencisinin mezun olması için yapması gereken belirli bir staj süresi (günü) vardır. Bu, iki fakültede de bir zorunluluktur.

Dönemiçi staj konusunda, şu noktaya da vurgu yapmak gerekir. Teknoloji Fakültesinde okuyan her öğrenci için 8 yarıyıllık eğitiminin 1 yarıyılı boyunca, dönemiçi staj yapmak bir zorunluluktur. Fakat Mühendislik Fakültesinde okuyan her öğrencinin dönemiçi yapma zorunluluğu yoktur. Bu yüzden, Mühendislik Fakültesi seçilirken, dönemiçi staja önem verilmek isteniyorsa hangi üniversitenin bu olanağı verdiğine dikkat etmek gerekir. Ayrıca, dönemiçi staj olanağı veren her Mühendislik Fakültesi, duruma göre her öğrenciye dönemiçi staj olanağı verememekte, ancak belirli bir başarıya sahip olanlara, dönemiçi staj olanağı sunmaktadır. Üniversite seçiminde bu etmenin gözönünde bulundurulması gerekir.

Mühendislik Fakültesindeki dönemiçi staj uygulamasına, kendi üniversitem olan Uludağ Üniversitesi'nden örnek verebilirim. Üniversitemizde, Mühendislik Fakültesi adı altında, toplamda 7 tane mühendislik bölümü vardır: Otomotiv Mühendisliği, Makine Mühendisliği, Elektrik-Elektronik Mühendisliği, Tekstil Mühendisliği, İnşaat Mühendisliği, Endüstri Mühendisliği, Çevre Mühendisliği. Bursa, sanayi kenti olduğundan, Üniversite-Sanayi İşbirliği adı altında, sanayi ile iç içe çalışmalar yapılmaktadır. Bunun tipik örneği de öğrencilere yönelik olan dönemiçi stajdır. Dönemiçi stajda, bazı mühendislik bölümleri için belirli bir kontenjan vardır (örneğin, Makine Mühendisliği için 20 kişilik kontenjan). 4. sınıfa gelmiş Makine Mühendisliği öğrencilerinden gerekli başarıyı göstermiş en iyi 20 öğrenci dönemiçi staj yapabilmekte, ötekilerine ise üniversite tarafından dönemiçi staj olanağı sunulmamaktadır. Ancak, öğrencilerin kendileri dönemiçi staj ayarlarsa buna izin verilmekte, başarı kriteri aranmamaktadır. Fakat bazı bölümlerde (örneğin, kendi bölümüm olan, Otomotiv Mühendisliği'nde) kontenjan sınırlaması yoktur. 4. sınıfa gelmiş ve alttan dersi bulunmayan her öğrenciye, üniversitemizin antlaşma yaptığı şirketlerden birinde staj yapma olanağı sunulmaktadır. Hatta başarı sıralamasına göre (başarı kriteri genellikle akademik not ortalaması olmaktadır) sıralanmakta ve her öğrenciye staj yapabileceği şirketlerin listesi verilmektedir. Öğrenci, staj yapmak istediği şirketi buradan seçebilmektedir. Üniversitemizde, her mühendislik öğrencisinin 50 iş günü staj yapması gerekmektedir. 2 dönem boyunca (4. sınıf boyunca), haftanın iki günü staj yapan öğrenciler, bu zorunlu olan 50 iş gününü doldurmuş olmaktalardır (yani mezun olması için gerekli staj gününü sağlamış olmaktalardır). Ancak, isteyen öğrenciler, dönemiçi staj yapmanın yanısıra, yaz stajı da yapabilmektedir. Zira, üniversitemiz, 50 iş günü zorunlu stajına karşılık, toplamda 80 günlük stajyer sigortasını karşılamaktadır. Bu da dönemiçi staj yapılsa bile yaz stajı için 20-30 gün arasında, yaz stajı yapma olanağına sahip olunması anlamına gelmektedir. İsteyen öğrenciler, yaz stajı yapmakta, istemeyenler ise sadece dönemiçi staj yapmaktadır. Hatta, bazı öğrenciler, dönemiçi staj yapmak yerine zorunlu staj süresini yaz stajlarıyla doldurmak istemektelerdir ki bunda da bir sakınca yoktur.

Teknoloji Fakültesine kimler gidebilir?

Teknoloji Fakültesi, meslek lisesi mezunu öğrencilerin mühendis olabilmesi için kurulmuş bir fakültedir. Bu nedenle, asıl hitap edilmek istenilen kitle, meslek lisesi mezunu öğrencileridir. Yine bu nedenle, meslek lisesi mezunlarının Teknoloji Fakültesini seçmeleri durumunda, ek puan uygulamasına tâbi olmaktalardır. Bunun yanısıra, meslek lisesinden mezun öğrencilerin, matematik altyapıları, mühendislik için yetersiz olduğundan, Teknoloji Fakültelerini kazanmaları durumunda 1 yıl (2 dönem=2 yarıyıl) boyunca Matematik-Fizik-Kimya derslerinin alındığı, hazırlık sınıfını okumak zorundalardır.

Teknoloji Fakültelerinde, düz lise, Anadolu Lisesi gibi genel lise mezunları da öğrenim görebilmektedir. Bu öğrencilerin, Teknoloji Fakültesini kazanmasında baz alınan puan türü, MF-4 puan türüdür. MF-4 puanıyla öğrenim hakkı kazanan öğrenciler, 1 yıllık hazırlık eğitimi almamakta, doğrudan 1. sınıftan eğitimlerine başlamaktalardır.

Teknoloji Fakültesine iki tip öğrencinin (genel lise mezunları ve meslek lisesi mezunları) girebilmesi de üniversite kontenjanlarıyla sınırlandırılmıştır. Çoğu üniversite, hangi puan türünde ne kadar öğrenci alacağını önceden bildirmektedir. Örneğin; "Teknoloji Fakültesi, Otomotiv Mühendisliği'ne alımın %40'ı, MF-4 puan türüyle tercih yapacak öğrencilere; %60’ı, MTOK öğrencilerine ayrılmıştır" biçiminde bildirilmektedir.

Teknoloji Fakültelerinde uygulanan 1 yıllık matematik hazırlık eğitimi, yine 1 yıl süren İngilizce hazırlık ile karıştırılmamalıdır. 1 yıllık İngilizce eğitim, matematik hazırlıktan tamamen farklıdır. İngilizce hazırlık eğitiminde, öğrencilere sadece İngilizce öğretilmektedir. İngilizce hazırlık, MF-4’le ya da MTOK’la gelinmiş olmasına bakılmadan, üniversiteye bağlı olarak, öğrencilere zorunlu olarak verilebilmektedir. Bazı üniversitelerde, İngilizce öğretimi ile matematik öğretimi birleştirilip 1 yıl içinde verilebilmektedir. Bu uygulamanın, üniversitede olup olmadığına, üniversite tercihinde dikkat edilmesi gerekir.

Teknoloji Fakültesi ve Mühendislik Fakültesi öğrencilerinin aldığı teorik eğitimde farklar var mıdır?

Ders içeriklerine bakıldığında, yaklaşık olarak aynı dersleri almaktalardır. Bu nedenle, dersi veren hoca ile dersi alan öğrenciler, farklılığın temel nedenini oluşturmaktalardır. Şimdi bu iki etmeni inceleyelim.

Teknoloji Fakültelerinin büyük çoğunluğu, daha önce Teknik Eğitim Fakültesinde okumuş yani Teknik Öğretmen olarak eğitim almış akademisyenlerden oluşmaktadır. Takdir edersiniz ki, öğretmenlik mesleği ile mühendislik mesleği birbirinden oldukça farklıdır. Bir kişinin öğretmen olabilmesi için bazı bilgileri belirli bir seviyede bilmesi ve bunu ötekilere aktarması yeterlidir. Buradaki temel iki nokta; bilmek ve aktarmaktır. Mühendislik mesleğinde ise bazı bilgilerin belirli seviyede bilinmesi ve bunların uygulanması, mühendisliğin gereğidir. Zira, mühendislik, bilimin temel ilkelerini, mühendislik problemlerini çözmek üzere kullanmaktır (mühendisliğin ve mühendisin ne olduğunu öğrenmek için şu yazıma bakabilirsiniz: Mühendislik Nedir, Mühendis Kimdir?). Buradaki temel noktalar, bilmek ve uygulamaktır. Görüldüğü gibi, mühendislikle öğretmenlik farklıdır. Mühendislik Fakültelerine baktığımızda ise büyük çoğunluğu (neredeyse tamamı), mühendislik eğitimi almış ve mühendislik üzerinde çalışmalarını yürüten akademisyenler dersleri vermektedir. Ancak, bu söylediklerimden, Teknoloji Fakültesindeki akademisyenlerin Mühendislik Fakültesindekilerden daha kötü olduğu anlamı çıkmamalıdır (ve ben de bunu söyleyebilecek konumda değilim). Anlattıklarımdan çıkarılması gereken sonucun ne olduğunu sorarsanız, yanıtım şu olur: Seçecek olduğunuz üniversitenin, fakültelerin akademisyenlerini ayrıntılı biçimde araştırın. Yanıtını aradığınız soru şu olsun: "Ben, nasıl en iyi biçimde mühendis olurum?" Teknik Eğitimden ya da Mühendislik Fakültesinden mezun olup olmadıklarına değil öğrencileri nasıl yetiştirdiğine bakın. Bir kişi, alanının en iyisi olabilir fakat bildiklerini öğrencilere aktarmakta sıkıntılar yaşayabilir, öğrencilerin seviyesine inemeyebilir, öğrenciler anlamayabilir. Bu nedenle, ilgili bölümde okuyan öğrencilere, hocaların tarzlarını, öğrencileri yetiştirme biçimlerini sorun, ona göre kararınızı verin. Bunu yaparken de bir öğrenciyi dikkate alıp karar vermeyin; en tembelinden, en çalışkanına kadar her öğrenciden bilgi almaya çalışın. Böylece daha isabetli kararlar verebilirsiniz.

Üniversite, fakülte seçiminde, akademisyenleri incelerken (tabiî ki de öğrenci açısından) bakmanız gereken bir konu da uzmanlık alanıdır. Dersi veren hocanın, dersin içeriği konusunda yetkin olup olmadığına bakın. Bunu, her ders için yapın. Çünkü mühendislikte her ders, her konu önemlidir ve alınan tüm dersler sonucunda, mühendislik yaklaşımı kazanılmaktadır. Mesela ilgili üniversitede Motorlar dersi veriliyor olsun. Motorlar dersinin içeriğinde de İçten Yanmalı Motorlar anlatılıyor olsun. Dersi veren hocanın, özgeçmişine bakın ve içten yanmalı motorlar konusunda yapmış olduğu çalışmalara, yönettiği projelere vs. bakın. Bu, o ilgili kişinin uzmanlığını öğrenmenin bir yoludur. Bunu, her ders için yapın; her dersin uzmanı tarafından veriliyor olması, bulmak istediğimiz sonuçtur. Bu konu, (bence) oldukça önemlidir. Özellikle yeni açılan üniversitelerde, akademisyen sayısının yetersiz olması, yeni açılan bölümlerin çok fazla uzmanlık gerektirmesi, bazı derslerin uzmanları tarafından verilmesini önlemektedir.

İkinci etmen ise öğrencidir ki, bu, üniversiteden, bölümden ve akademisyenden çok daha önemli bir etmendir. Okuduğunuz üniversite, bölüm, ders veren hocalar ne kadar iyi olursa olsun, iş yine öğrenciye yani kendinize kalmaktadır. Tabiri caizse, hoca tahtada atomu parçalasa bile sen onu anlamadıktan/anlamak istemedikten sonra bunun hiçbir anlamı olmayacaktır. Öğrencilerin istekli olması, öğrenmeye, araştırmaya hevesli olması gerekir. Mühendislikte proje yapmak önemlidir; öğrenciler, proje yapmak istemeli ve bunun için de hocalarından destek almalıdır. Proje konusunda üniversitenin etkisi, olanaklar açısından avantajlı olabilir. Bazı üniversiteler, projelere destek vermekte, sanayi ile işbirliği yapılmasına önayak olmakta ya da laboratuvar olanağı sunmaktadır. Üniversite açısından farklılık, bu biçimde olmaktadır.

Mühendislik eğitiminde, öğrenci kitlesi de önemlidir. Dersi veren akademisyenler, en aşağı, doktora yapmış olduklarından, lisans düzeyindeki konuları çok rahat biçimde anlatabilecek seviyede olmaktalardır ve lisans seviyesinden çok daha fazlasını bilmektelerdir. Ders verilirken, öğrenciler, kitlesel bazda (yani sınıf olarak) ne kadar öğrenebilirse akademisyenler o seviyede eğitim vermektedir. Eğer, öğrenciler, verilenleri almıyorsa ve hocalar hâlâ belirli konuların öğrenilmesinde ısrar ediyorsa, o derste yığılmalar olmakta, sınava giren öğrenci sayısı artmakta, sonuç itibariyle de göz yumulmak zorunda kalınmaktadır. Göz yummadan kasıt, akademisyenin istediği bilgi seviyesinden aşağı durumda olan öğrencilerin, dersten başarılı sayılıyor olmasıdır. Bu da dersin içeriğini hafifletmek, sınavlarda kolay sormak vs. biçiminde olmaktadır. İşte üniversite ve fakülte seçiminde dikkat edilmesi gereken en temel noktalardan biri de budur. Birlikte eğitim alacak olduğun öğrenci kitlesinin seviyesi. Ne yazık ki ki, çoğu mühendislik bölümü, barajın hemen üstündedir. Bundan ötürü, ilgili bölümü kazanan öğrenciler çok temelsiz olmakta, mühendisliğin gereği olan matematikten ve fizikten habersiz olarak eğitimlerine başlamaktalardır. Bu biçimde gelen öğrenciler, eğitim seviyesinin düşmesine neden olmakta, mühendisliğin gerektirdiği donanıma sahip olmadan mezun olmaktalardır. Öğrenci, bireysel olarak ne kadar istekli olursa olsun bulunduğu ortam, isteğini, hevesini kırmakta, bir süre sonra da olayı seyrine bırakmasına yol açmaktadır. Eğitim seviyesinin çok düşük olduğu durumlarda (yani derslerin yüzeysel olarak verildiği, derinlere inil(e)mediği), bir öğrencinin sınıftan farklı olarak her dersi derinlemesine öğrenmek istemesi, çok büyük zahmet olmaktadır ki genelde bu olanaklı değildir.

Mühendislik ve Teknoloji Fakültesi açısından baktığımızda, Teknoloji Fakültelerindeki öğrencilerin, temellerinin zayıf olduğu su götürmez bir gerçektir. Teknoloji Fakülteleri, meslek lisesi mezunları için oluşturulduğundan ve burayı seçen meslek lisesi mezunlarına ek puan verildiğinden, Teknoloji Fakültesini kazanan bir meslek lisesi öğrencisi, genel lise mezunu öğrenciden çok daha az matematik, fizik vb. yaparak bölümü kazanmaktadır. Okunulacak olan bölüm, mühendisliktir, mühendisliğin gereği, matematik bilmektir. Her ne kadar, 1 yıl matematik eğitimi veriliyor olsa da istenilen temelin sağlanıp sağlanamadığı, tartışmalı bir konudur. Bunların yanısıra, Mühendislik Fakültesini kazanan her öğrenci kitlesinin iyi olduğu söylenemez. Ülkemizde çok fazla mühendislik bölümü açılmış olmasından dolayı Mühendislik-Teknoloji Fakültesi ayırt etmeksizin, çoğu mühendislik bölümünü kazanmak için barajı geçmek ya da çok az matematik, fizik bilmek yeterli olmaktadır. Sonuç itibariyle, istenilen donanımda mühendis yetişmemekte, mezun sayısının fazla olmasından dolayı da iş bulmakta sıkıntılar yaşanmaktadır.

Benim naçizane tavsiyem, seçtiğiniz bölümün puanlarına, akademisyenlerine, akademisyenlerin uzmanlık alanlarına göre verdikleri derslere, üniversitenin laboratuvar olanaklarına, şehir sanayi durumuna, üniversiteyle işbirliği içinde olup olmamasına dikkat edilmesi gerektiği yönündedir.

Adem ORUZ
04 Haziran 2015 )


- TEKNOLOJİ ile/ve/<> BAĞIMLILIK


- TEKRAR ile/ve/değil/yerine DÖNGÜ

( 2 ve üzeri. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE 1 )

( Ana-baba'dan. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Ata'dan. )

( [not] REPETITION vs./and/but VICIOUS CIRCLE
VICIOUS CIRCLE instead of REPETITION )


- TEKRAR ile/ve PEKİŞTİRME

( REPETITION vs./and TO CONSOLIDATE )


- TEKSÎF[Ar. < KESÂFET] değil/yerine/= KOYU VE SIK YAPMA, BİR SIVIYI KOYULAŞTIRMA | DOKUMA VE SÂİREYİ SIKLAŞTIRMA | ŞEFFAFLIĞINI GİDERME | YIĞMA, TOPLAMA


- TELÂFİSİ ZOR değil/yerine/= GİDERMESİ GÜÇ


- TELA'SÜM[Ar.] ile TELÂZUM[Ar.]

( Yanıt verilecek yerde veremeyip kekeleme. | Saçmasapan yanıt verme, kemküm etme. | Dil dolaşma. İLE Birbirini gerektirme ilişkisi. )


- TELÂZUM[Ar.] değil/yerine/= BİRBİRİNİ GEREKTİRME İLİŞKİSİ


- TELEPHOTO LENS[İng.] / LENTILLE TÉLÉOBJECTIF[Fr.] / FERNOBJEKTIV[Alm.] ile/değil/yerine/= TELEFOTO MERCEK


- TELEOBJEKTIV[Alm.] ile/değil/yerine/= TELEOBJEKTİF


- TELEPATİ ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/> !TLpati

( ... @@ (Düşük) Para hırsı. )


- TELEPORTATION İLE DENSE CODİNG İLE CRYPTOGRAPHY ile/||/<> KUANTUM İLETİŞİM

( Kuantum bilgi transfer protokolleri. )

( Formül: |ψ⟩AB → |ψ⟩C )


- TELESKOP ile/ve/<> FAST(Five-hundred-meter Aperture Spherical Radio Telescope)

( ... İLE/VE/<> Dünyanın en güçlü tek çanaklı radyo dedektörü. )

( )


- TELESKOP ile/ve/<> RADYO TELESKOPU

( Dünyanın en büyük ve en duyarlı single-dish radyo teleskopu, Porto Riko'dadır. )


- TELOMER İLE TELOMERAZ İLE HAYFLİCK ile/||/<> GÖZESEL YAŞLANMA

( Göze bölünme sınırları ve yaşlanma. )

( Formül: TTAGGG tekrarı )


- TELOMER ile/||/<> CENTROMERE

( Telomer kromozom ucu koruma yapısıyken İLE centromere bölünme sırasında bağlanma noktasıdır )

( Formül: TTAGGG tekrarı )


- TEM İLE TE İLE TM ile/||/<> DALGA YAYILIM MODLARI

( Elektromanyetik dalgaların iletim hatlarındaki modları. )

( Formül: β² = ω²με - k²c )


- TEMAS[Ar.] değil/yerine/= DEĞME/DEĞİNTİ/DOKUNMA/DOKUNUŞ


- TEMAS[Ar.] değil/yerine/= DEĞME, DOKUNMA | İLİŞKİ | BAĞLANTI

( Değme, değinti, dokunma, dokunuş. | Buluşup görüşme, ilişki kurma, ilişki. | Değinme, sözünü etme. | Gidip gelme, ulaşım, bağlantı. )


- TEMBEL değil/< HAREKETE GEÇİRİLEMEYEN


- TEMEL BİLİM = ESAS İLİM = SCIENCE FONDAMENTALE[Fr.] = GRUNDWISSENSCHAFT[Alm.]


- TEMEL BÜYÜKLÜKLER:
KÜTLE ile/ve/||/<> IŞIK ile/ve/||/<> SICAKLIK ile/ve/||/<> AKIM ile/ve/||/<>
MOL ile/ve/||/<> UZUNLUK ile/ve/||/<> ZAMAN


- FUNDAMENTAL WAVELENGTH[İng.] / LONGUEUR D'ONDE FONDAMENTALE[Fr.] / GRUNDWELLENLÄNGE[Alm.] ile/değil/yerine/= TEMEL DALGA BOYU


- GROUND STATE[İng.] / ÉTAT FONDAMENTAL[Fr.] / GRUNDZUSTAND, GRUND MOLARE VISKOSITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= TEMEL DURUM, TABAN DURUMU


- ELEKTRISCHE ELEMENTARLADUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TEMEL ELEKTRİK YÜKÜ


- ELEMENTARY INTERACTIONS[İng.] / INTERACTIONS ÉLÉMENTAIRES[Fr.] / ELEMENTARWECHSELWIRKUNGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= TEMEL ETKİLEŞMELER


- FUNDAMENTAL FREQUENCY[İng.] / FRÉQUENCE FONDAMENTALE[Fr.] / GRUNDFREQUENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= TEMEL FREKANS


- FUNDAMENTAL MODE[İng.] / MODE FONDAMENTAL[Fr.] / GRUNDMODUS, GRUNDSCHWINGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TEMEL KİP


- CÜZ-İ LÂYETECEZZÂ[Osm.] / ELEMENTARY PARTICLE[İng.] / PARTICULE ÉLÉMENTAIRE[Fr.] / GRUNDLEGENDER PARTIKEL[Alm.] ile/değil/yerine/= TEMEL PARÇACIK/TANECİK


- ASLÎ SAVT, SAVT-İ ASLÎ[Osm.] / FUNDAMENTAL SOUND[İng.] / SON FONDAMENTAL[Fr.] / GRUNDSCHALL[Alm.] ile/değil/yerine/= TEMEL SES


- ELEMENTARY CHARGE[İng.] / CHARGE ÉLÉMENTAIRE[Fr.] / ELEMENTARLADUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TEMEL YÜK


- GRUND[Alm.] ile/değil/yerine/= TEMEL


- TEMEL ile/ve/<>/> SÜREÇ ile/ve/<>/> (")SONUÇ(")

( Hiçbir nesne/kavram/olgu, taşıdığı/yansıttığı ada/olguya, kendine daha uygun bir ad/tanım bulunmasını olanaksızlaştıracak derecede bağlı değildir. )

( Süreci kavramadan, sonuçlar konuşulamaz!
Süreç düşünülmeden ve konuşulmadan, "sonuç"/lar konuşulamaz! )

( Sefer. İLE/VE/<>/> "Zafer". )

( Yargılama. İLE/VE/<>/> Yürütüm[infaz]. )

( Âlim ve âriflerin takibi, tutumu, ilgilendiği, odaklandığı, öncellediği. İLE/VE/<>/> Câhillerin, gençlerin, çocukların, toplumların, "güçlüler"in, yetersizlerin, eziklerin, kibirlilerin, kendini ya da başkalarını küçümseyenlerin, keyifçilerin, hazcıların, çıkarcıların, "avcı"ların, kozcuların, kumarbazların "tavrı", aradıkları, "öncelledikleri", saplandıkları, müşterisi ve bağımlısı oldukları. )

( Zihinleri/akılları devrede olanlar/tutanların ilgilendiği. İLE/VE/<>/> Duyguları ağır basanların duyarsızlığı/kayıtsızlığı. )

( Gerçekliklerle yüzleşebilenlerin ilgilendiği. İLE/VE/<>/> Beklenti(sin)de olanların uğraştığı/didiştiği. )


- TEMEL ile/ve/||/<>/> TAMAMLAYICI


- TEMELLENDİRME ile GEREKÇELENDİRME

( WELL-FOUNDING vs. JUSTIFING )


- TEMELLENDİRMEK ile/ve/||/<>/> DEĞERLENDİRMEK


- TEMELLENME ile/ve/||/<>/> AÇIĞA ÇIKMAK


- ... TEMEL/Lİ ile ... DAYANAK/LI


- TEMEVVÜC[Ar. < MEVC] değil/yerine/= DALGA/LANMA


- TEMİZLEMEK ile/ve/değil/||/<>/< SİLMEK


- TEMİZLEMEK ile/ve/değil/||/<>/< YALITMAK


- TEMPLATE ETKİ ile/||/<> CHELATE ETKİ

( Template metal yönlendirme, chelate entropi kararlılığı. )

( Formül: Kinetik İLE termodinamik )


- TEMPLATE SENTEZ ile/||/<> DİREKT SENTEZ

( Template metal yönlendirme, direkt serbest ligand. )

( Formül: In situ İLE izole )


- TENESSÜR[Ar. < NESR] ile TENEŞŞÜR[Ar. < İNTİŞÂR < NEŞR]

( Açılma, serpilme, yayılma. İLE Yayılma, dağıtma. | Üreme. | Gizli bir şeyin, ağızdan ağıza yayılması. | Genelleşme. | [fizik] Ayrılma,[Fr. DISPERSION]. | [kimya] Dağılım, yayınma, difüzyon. )


- TENSOR PRODUCT ile/||/<> DİRECT SUM

( Tensor product ⊗ etkileşim İLE direct sum ⊕ bağımsız. )

( Formül: Interaction İLE independence )


- TENSOR[İng.] / TENSOR[Alm.] ile/değil/yerine/= TENSÖR


- TENSÖR ile/||/<> VEKTÖR

( Tensör çok indisli dönüşüm kuralı İLE vektör tek indis. )

( Formül: T_ij İLE V_i )


- TENZİH ile/ve TAKYİD/TAKYİT

( Arılama, kusur kondurmama. | Allah'ın tüm kusurlardan uzak olduğuna inanma. İLE Bağlı kılma, kısıtlama, kayıtlama. )


- TENZİL[Ar.] ile TENZİH[Ar.]

( İndirme. İLE İndirgeme/benzetme. )


- MAXIMUM VALUE OF ACOUSTIC PRESSURE[İng.] / VALEUR MAXIMALE DE LA PRESSION ACOUSTIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= TEPE AKUSTİK BASINÇ DEĞERİ


- PEAK VOLTAGE[İng.] / TENSION DE CRÊTE[Fr.] ile/değil/yerine/= TEPE GERİLİMİ


- TEPE YANGINI ile/ve/||/<>/> GÖVDE YANGINI


- TEPHİR[Ar.] değil/yerine/= BUHARLAŞ(TIR)MA | BUĞULAMA


- TEPKİ (VERMEK) ile/ve/değil/yerine GERİBİLDİRİM

( AKS-ÜL-AMEL ile/ve/değil/yerine ... )

( [not] REACTION vs./and/but FEEDBACK
FEEDBACK instead of REACTION )


- TEPKİ ile TEPKİME

( vs./and/||/<> REACTION )


- REACTANCE COIL[İng.] ile/değil/yerine/= TEPKİL BOBİNİ


- REACTANCE DROP[İng.] ile/değil/yerine/= TEPKİL DÜŞÜMÜ


- REACTANCE[İng.] / RÉACTANCE[Fr.] ile/değil/yerine/= TEPKİL


- REACTOR[İng.] / RÉACTEUR[Fr.] / REAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= TEPKİLEŞİM, REAKTÖR


- REACTION ENTHALPY NUMBER[İng.] / NOMBRE D'ENTHALPIE DE RÉACTION[Fr.] ile/değil/yerine/= TEPKİME ENTALPİ SAYISI


- REAKTIONSENTHALPIE[Alm.] ile/değil/yerine/= TEPKİME ENTALPİSİ


- THRESHOLD OF REACTION[İng.] / SEUIL DE RÉACTION[Fr.] / REAKTIONSSCHWELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= TEPKİME EŞİĞİ


- REACTION RATE[İng.] / REAKTIONSGESCHWINDIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= TEPKİME HIZI


- REACTION HEAT[İng.] / CHALEUR DE LA RÉACTION[Fr.] / REAKTIONSWÄRME[Alm.] ile/değil/yerine/= TEPKİME ISISI


- RÉACTION (D'UN RÉACTEUR)[Fr.] ile/değil/yerine/= TEPKİME (TEPKİLEŞİM)


- REACTIVE CURRENT[İng.] ile/değil/yerine/= TEPKİN AKIM


- REACTIVE FACTOR[İng.] ile/değil/yerine/= TEPKİN ÇARPAN


- REACTIVE VOLTAGE[İng.] / TENSION RÉACTIVE[Fr.] ile/değil/yerine/= TEPKİN GERİLİM


- REACTIVE POWER[İng.] / PUISSANCE RÉACTIVE[Fr.] ile/değil/yerine/= TEPKİN GÜÇ


- RÉACTION CINÉTIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= TEPKİN TEPKİME


- REACTIVITY[İng.] / RÉACTIVITÉ[Fr.] ile/değil/yerine/= TEPKİNLİK


- TERA[İng.] / TÉRA[Fr.] / TERA[Alm.] ile/değil/yerine/= TERA


- TERESSÜB[< RÜSÛB (çoğ. TERESSÜBAT)] değil/yerine/= TORTULANMA, DİBE ÇÖKME, DURULMA


- THERM[İng.] / THERM[Fr.] / THERM[Alm.] ile/değil/yerine/= TERM


- TERMAL İLETKENLİK ile/ve/||/<> ELEKTRİKSEL İLETKENLİK

( Bir nesnenin ısıyı iletme yeteneği. İLE/VE/||/<> Bir nesnenin elektrik akımını iletme yeteneği. )


- THERMIE[İng.] / THERMIE[Fr.] / THERMIE[Alm.] ile/değil/yerine/= TERMİ


- TERMİK[Fr.] değil/yerine/= ISIL

( Isıl. | Isının üretilmesini, iletilmesini ve kullanılmasını inceleyen fizik dalı. )


- THERMIK[Alm.] ile/değil/yerine/= TERMİK


- THERMISTOR[İng.] / THERMISTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= TERMİSTÖR, ISIL DİRENÇ


- THERMION[Alm.] ile/değil/yerine/= TERMİYON


- THERMIONISCHER STROM[Alm.] ile/değil/yerine/= TERMİYONİK AKIM


- THERMIONISCHE DIODE[Alm.] ile/değil/yerine/= TERMİYONİK DİYOT


- THERMIONISCHER KONVERTER[Alm.] ile/değil/yerine/= TERMİYONİK DÖNÜŞTÜRÜCÜ


- THERMIONISCHE ZELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= TERMİYONİK GÖZE/HÜCRE


- THERMIONISCHE AUSTRITTSARBEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= TERMİYONİK İŞ FONKSİYONU


- THERMIONISCHE EMISSION[Alm.] ile/değil/yerine/= TERMİYONİK SALIM


- THERMIONISCHE TRIODE[Alm.] ile/değil/yerine/= TERMİYONİK TRİYOT


- THERMIONISCHE RÖHRE[Alm.] ile/değil/yerine/= TERMİYONİK TÜP


- THERMIONISCHES VENTIL[Alm.] ile/değil/yerine/= TERMİYONİK VALF


- THERMIONIK[Alm.] ile/değil/yerine/= TERMİYONİK


- TERMO-RESPONSİVE POLİMER ile/||/<> PH-RESPONSİVE POLİMER

( Termo-responsive polimer sıcaklık değişimle davranış değiştirirken İLE pH-responsive polimer asitlik bazlık değişimle davranış değiştirir )

( Formül: LCST/UCST )


- THERMOAKUSTISCHER EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= TERMOAKUSTİK ETKİ