İlk ve Son Yazaç/Sözcük Değişken'leri olan FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 23.355 başlık/FaRk ile birlikte,
23.355 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(70/95)
- PANGOLİN ile GÜNEY AFRİKA PANGOLİNİ
( Günde, 200.000'e varan karınca yer. )
- PANGOLİN ile HİNDİSTAN PANGOLİNİ
- PANİK ATAK ile PANİK BOZUKLUK
- PANKREATİK ENZİM EKSİKLİĞİ ile/||/<> PANKREATİK YETMEZLİK
( Pankreasın yeterli enzim üretememesi. İLE/||/<> Pankreasın işlevlerini yerine getirememesi. )
- PANKREATİT ile/||/<> PANKREAS KANSERİ
( Pankreasın yangılanması. İLE/||/<> Pankreas gözelerinden kaynaklanan bir kanser türü. )
- PANTALON[Fr.] değil PANTOLON[]
- PANTEON ile/ve PARTENON
( Yunan ve Roma'lıların tapınaklarının ortak adı. | Bir ülkenin büyüklerinin gömüldükleri yapı. İLE/VE Eski Yunan'ın Atina'daki ünlü tapınağı. [ Antik çağda yapılmış dünyanın en büyük kubbeli yapıtıdır. ] [ Roma Kralı Hadriyan 115-123 yılları arasında eski Yunan Tanrısı Athena Parthenos adına inşa ettirmiştir. Plan ve projesini mimar İktinos, süsleme ve heykellerini heykeltraş Fidyas yapmıştır.] )
- PANZEHİR[Fars.] ile PANZEHİROTU
( Zehrin etkisini ortadan kaldırabilme özelliği olan madde. İLE Küçük, beyaz çiçekli, kökü zehirli, çok yıllık otsu bitki. )
( ANTI-VENOM cum VINCETOXICUM )
- PAPA ile/ve PAPAZ
( Katolik mezhebinin dini ulu'su. V. yüzyıldan bu yana sadece Roma Psikoposu'na verilen ad. İLE/VE Hristiyan din adamı. )
- PAPAĞAN ile AFRİKA GRİ PAPAĞANI
( ... cum PSITACCUS ERITHACUS )
- PAPAĞAN ile AMAZON PAPAĞANI/YELPAZELİ PAPAĞAN/ŞAHİN BAŞLI
- PAPAĞAN ile ARA/MAKAV/MACAW
( PARROT vs. MACAW )
- PAPAĞAN ile/değil DENİZ PALYAÇOSU
- PAPAĞAN ile KEA PAPAĞANI
( ... İLE Dağlarda yaşayan tek papağan türü. )
(
)
- PAPAĞAN ile PALMİYE KAKADUS
( ... İLE Yeni Gine ve civarındaki adalarda görülmektedir. )
( ... İLE Uzunlukları, 65 - 75 cm. arasında değişmektedir. )
( ... İLE Kırmızı renkli yüzü vardır.[Heyecanlandıklarında, mavileşmektedir.] )
- PAPALIK ile/||/<> PAPA
( Katolik Hıristiyanlığın başkanlığı. Vatikan Kilisesi. İLE/VE/||/<> Katolik Kilisesi'nin, bir kurul tarafından seçilen, Vatikan'da oturan ve Hz. İsa'nın vekili sayılan başkanı. )
- PAPATYA ile AFRİKA PAPATYASI
- PAPATYA ile/ve ÇAYIR PAPATYASI
( UKHUVAN ile/ve ... )
( ANTHEMIS NOBILIS / MATRICARIA CHAMOMILLA cum/et ... )
( BÜLÜMBEBEK[Kayseri'de] )
- PAPATYA ile/ve HOROZGÖZÜ, KOYUNGÖZÜ, SIĞIRGÖZÜ, TAVUKGÖZÜ
- PAPATYA ile SARI ÇALI PAPATYASI
- PAPATYA ile/ve VİRÂNE PAPATYASI/VARATİKA
- PAPATYA ile YAYLA PAPATYASI
- PAPAZ ile/ve/||/<>/> KARDİNAL[Fr. < CARDINAL]
( ... İLE/VE/||/<>/> Papa'yı seçen, danışmanlığını yapan başpapazlardan her biri. )
- PARA BİRİKTİRMEK ile/ve/değil/yerine PARA KAZANMAK
( Yaşamak için para kazanmak gerekir fakat para kazanmak için yaşanmaz. )
( [not] TO SAVE MONEY vs./and/but TO EARN MONEY
TO EARN MONEY instead of TO SAVE MONEY )
- PARA ÇEŞİTLERİ ve/||/<> PARA ÇİÇEĞİ(MONEY FLOWER[TAXONOMY OF MONEY])
(
)
- PARA KAZANMAK ile/ve PARA HARCAMAK
( Beceri gerektirir. İLE/VE Kültür gerektirir. )
( Paraya ve bilgiye mahkum olma! )
( İğneyle kuyu kazmak gibi. İLE/VE Kuma su dökmek gibi. )
( ... ile/ve SARF[: Harcama. | Para bozma. | Çevirme, döndürme. | Değişme. | Dilbilgisi.] )
( TO EARN MONEY vs./and TO SPEND MONEY )
- PARA/NUKUD[Ar. < NAKD]/SİPALİ[argo] ile/ve KAİME/KAYME[Ar.]
- PARA-PUL (SAHİBİ OLMAK)
- PARA TUTKUSU/HAMAN ile/ve ORUN/MEVKİ TUTKUSU/BELÂM ile/ve RUHBANLIK/İLÂH OLMA TUTKUSU
( KÂRUN ile/ve FİRAVUN ile/ve BELÂM )
( Emeğin sömürücüsü. İLE/VE Siyasetin zâlimi. İLE/VE Maneviyatın gaspçısı. )
- PARA VAKFI(NUKUD) ile VEFÂEN SATIŞ
- PARA >< APARA
( Yükseklik, yücelik. @@ Aşağılık, düşüklük. )
- PARA ile/ve/değil/yerine BOL PARA
- PARA ile PAPEL[argo < İsp. < Lat.]
( ... İLE Kâğıt para. )
- PARA- ile PERİ- ile KO/CO-
( Yan, yanında. İLE Çevresinde, yakınında. İLE Birlikte, eşlik eden. )
- PARABOL[Fr. < Yun.] ile PARABOLOİT[Fr. < Yun.]
( Bir düzlemin, odak denilen sabit bir noktadan ve doğrultman denilen sabit bir doğrudan, eşit uzaklıktaki noktalarının geometrik yeri. İLE Odağı olmayan, yalnız bir bakışım[simetri] ekseni bulunan, ikinci dereceden yüzey. )
- PARADOKSAL/PARADOXICAL[İng.] değil/yerine/= ÇELİŞKİLİ
- PARAFİNDEN YAPILMIŞ MUM ile/yerine %100 STEARİN YA DA DONYAĞI İÇEREN MUM
- PARAGRAFİ/PARAGRAPHY[İng.] değil/yerine/= YAZILI ANLATIM GÜÇLÜĞÜ
- PARAKETE[İt.] ile PAREKETE
( Geminin saatteki hızını ölçmek üzere bir ucu denize atılan araç. )
- PARAKRİN/PARACRINE[İng.] değil/yerine/= YEREL HORMON
- PARALALİ/PARALALIA[İng.] değil/yerine/= HARF SÖYLEYİŞ GÜÇLÜĞÜ
- PARALANMAK ile PARALA(N)MAK
( Parasızken para elde etmek. İLE Parçala(n)mak. | Yıprat(/n)ıp eski(t)mek. )
- PARALEL EVREN değil ÇOKLU EVREN
( HUGH EVERETT )
- PARALEL VENASYON ile RETİKÜLER VENASYON
( Yaprak damarlarının koşut dizilimi. İLE Yaprak damarlarının ağsı dizilimi. )
- PARALEL değil/yerine/= ENLEM/ENLEMLİ
- PARALI SEKS ile PARAYLA SEKS
( Olabilir. İLE Olmaz! )
- PARALI ile/ve/değil/<>/> PAHALI
- PARALOJİ/PARALOGIA[İng.] değil/yerine/= YANLIŞ AKIL YÜRÜTME
- PARAMİMİ ile AMİMİ
( Düşünceler ile yüz ifadeleri arasındaki uyuşmazlık. İLE Bazı sinirsel hastalıklarda görülen mimik yitimi. )
- PARAMİTA ile PRAJNA PARAMİTA
( Buda doğasının yüzleri. Altı yüce edim. Karşı kıyıya geçmenin, böylelikle Nirvana'ya ermenin bir yolu. İLE Bilgelik Uygulaması. Mahayana Budizmi'nde filozof Nagarjuna'nın felsefesinin etkisiyle gelişmiş bir takım sutralardan oluşan bir yazın türü. Altıncı Kural. )
- PARAN:
VARSA ile/ne yazık ki YOKSA
( Sayarlar. İLE/NE YAZIK Kİ "Satarlar." )
- PARANIN:
GİTMESİ ile/ve HARCANMASI
- PARANIN KAYBI ile/ve/||/<> SAĞLIĞIN KAYBI ile/ve/||/<> KARAKTERİN KAYBI
( Çok da etkileyici olmayabilir. İLE/VE/||/<> Kaybımız, önemli, etkileyici ve büyük olabilir. İLE/VE/||/<> Herşeyi kaybetmiş oluruz. )
- PARANLA "VEZİR", AKLINLA REZİL OLMAK
ile/değil/yerine/><
PARANLA "REZİL", AKLINLA "VEZİR" OLMAK
- PARANOYA/PARANOIA[İng.] değil/yerine/= AKIL DIŞI SAPLANTI
- PARAPRAKSİ/PARAPRAXIA[İng.] değil/yerine/= DİL-DEVİNIM SÜRÇMESİ
- PARAPSİKOLOJİ ile/||/<> PARANORMAL ile/||/<> PARAFİZİK ile/||/<> PARADİGMA ile/||/<> PARALEL ile/||/<> PARAZİT ile/||/<> PARALİMPİK ile/||/<> PARAMEDİK
(
| Parapsikoloji | Psikolojinin ötesindeki ruhsal/psişik olayları inceleyen alan. |
| Paranormal | Normalin dışında olan, açıklanamayan (örnek: hayaletler, "UFO"lar) |
| Parafizik | Fiziğin ötesindeki, fizik yasalarıyla açıklanamayan olaylarla ilgili. |
| Paradigma | Bir düşünce yapısının yanındaki örnek, model, kalıp, çerçeve. |
| Paralel | Yan yana giden, aynı doğrultuda. (matematiksel ya da mecâzî anlamda) |
| Parazit | Yanında yaşayıp zarar veren canlı. [mecâzen de "gereksiz ses vb."] |
| Paralimpik | Olimpiyatların yanında/desteğiyle düzenlenen engelli spor oyunları. |
| Paramedik | Doktorun yanında çalışan sağlık görevlisi [acil tıp teknikeri]. |
- PARASEMPATİK ile/ve/||/<>/< SEMPATİK SİNİR SİSTEMİ
(
)
( ALÂKAVÎ )
- PARASENTEZ/PARACENTESIS[İng.] değil/yerine/= KARIN ZARI SIVI ALIMI
- PARASINI ÖDEMEK ile/değil/yerine ÜCRETİNİ ÖDEMEK
- PARATİROİD BEZİ ile (KULAKALTI) TÜKÜRÜK BEZİ
( PARATHYROID GLAND vs. PAROTID GLAND/SALIVARY GLAND )
- PARATVA >< APARATVA
( Uzaklık, terkedilmişlik. @@ Yakınlık. )
- PARAVAN[Fr. < PARAVENT] ile/ve/değil/||/<> KALKAN
- PARAVAN[Fr. < PARAVENT] değil/yerine/= PERDE[Fars.]
( Menteşelerle birbirine bağlı birkaç parçadan oluşan ve yapılarda, bazı bölümleri ayırmakta kullanılan, katlanır, taşınır, çerçeveli perde. | Adından, yetkisinden, gücünden, kendine belirli etmeden yararlanılan kişi/kuruluş. )
- PARAVAN/A[Fr. < PARAVENT]/SEPERATÖR[İng. < SEPERATOR] değil/yerine/= AYRAÇ
( Menteşelerle birbirine bağlı birkaç parçadan oluşan ve yapılarda bazı bölümleri ayırmakta kullanılan, katlanır, taşınır çerçeveli perde. | Adından, yetkisinden, gücünden kendisine belirli etmeden yararlanılan [kişi ya da kuruluş]. )
- PARAYI, MEZARA GÖTÜREN >< PARANIN, MEZARA GÖTÜRDÜĞÜ
( Yoktur. >< Çoktur. )
- PARAZİT ile DİL PARAZİTİ
( ... cum CYMOTHOA EXIGUA )
- PARÇA PARÇA ile PARAMPARÇA
( PIECE BY PIECE vs. ALL IN PIECES )
( RÎZE RÎZE ile ... )
- PARÇA-PİNÇİK (ETMEK)
- PARÇA ile PAFTA[Fars. :Örmüş.]
( ... İLE Büyük harita, plan ya da modeli oluşturan ayrı parçalardan her biri. | Metal çubuk ve borulara diş açan aygıt, yivaçar. | Süs için takılan pul ya da çakılan iri başlı çivi. | Büyük benek, leke. )
- PARÇALA(N)MAK ile DOĞRA(N)MAK
- PARÇALARDA, PARÇAYI/LARI GÖRMEK ile/değil/yerine PARÇALARDA, BÜTÜNÜ GÖRMEK
( TO SEE THE PIECES/S ON PIECES vs. TO SEE THE INTEGRITY ON PIECES )
- PARÇA(NIN) SAPTA(N)MASI/KABULÜ ile BÜTÜN(ÜN) SAPTA(N)MASI/KABULÜ
( TO DETERMINE/ACCEPTANCE THE PIECE vs. TO DETERMINE/ACCEPTANCE THE ENTIRE/WHOLENESS )
- PARÇASI OLMAK ile/yerine/değil UZANTISI OLMAK
( [not] TO BE PART OF vs./but TO BE EXTENSION
TO BE EXTENSION instead of TO BE PART OF )
- PARÇAYI ZİKR-BÜTÜNÜ KASIT ile BÜTÜNÜ ZİKR-PARÇAYI KASIT
- PARDESÜ[Fr.] ile CÜPPE[Ar.]
( Serin havalarda, giysilerin üzerine giyilen ince üstlük. İLE Hukukçuların, bilimteylerde, belirli bir aşamaya ulaşmış bilimkişileri, dinadamlarının giysi üzerine giydikleri, uzun yenleri geniş, düğmesiz giysi. )
( Mİ'TAF ile CÜBBE )
- PAREKENDE değil PERAKENDE
- PARENDE/PARANDE" değil PERENDE[FARS.]
( Havada çark gibi dönerek atılan takla. )
- PARFÜM (KOKUSU) ile/yerine TEMİZ TEN (KOKUSU)
- PARIL PARIL (PARLAMAK, PARILDAMAK)
- PARITE/PARITY[İng.] değil/yerine/= DOĞUM SAYISI
- PARK STANDARTLARI RAPORU-2015 ve/||/<>/> KENT İÇİ BİSİKLET YOLLARI KILAVUZU
( Okumak için burayı tıklayınız... VE/||/<>/> Okumak için burayı tıklayınız... )
- PARKE[Fr. PARQUET] değil/yerine/= SAVCI
( Eskiden, hakim kürsüsünden aşağıda ve yerde oturmaları nedeniyle savcılara, parke adı verilirmiş. )
- PARKİNSON İLÂCI ile/değil HUZURSUZ BACAK İLÂCI
( Huzursuz Bacak tanısı bulunanlar, yazılan ilâcın, farklı dozda olması ve aynı zamanda Parkinson hastasına da yazılıyor olmasından dolayı, kendilerinin de Parkinson olup olmadığı şüphesine düşmemelidir. [Parkinson için yazılan ilâçtaki ilgili tamamlayıcı kimyasalın dozu, Huzursuz Bacak hastalığı ilâcındakinden 80 kat daha fazla ve ayrı bir yapıdadır.] )
- PARLAYICI ile/ve/||/<>/> PATLAYICI
- PARMAK/AYAK İZİ < DİL İZİ < RETİNA < DNA
- PARMAK İZİ ÖBEKLERİ(GRUPLARI):
ARCH ile/ve TENTARCH ile/ve LOOP ile/ve DOUBLE LOOP ile/ve POCKED LOOP ile/ve WHORL ile/ve MIXED
( 8'er alt grupları daha vardır. )
( DAKTİLOSKOPİ[< Yun. DAKTYLOS: Parmak. | SKOPEIN: Gözlemlemek.]: Parmak izine dayanarak kimlik belirleme yöntemi. )
( Parmak iziyle kimlik tespitinde binde 2.5 ilâ 3'lük bir hata payı olabilmektedir. )
( İlgili ayrıntıları okumak için burayı tıklayınız... )
- PARMAK ile/||/<> ÖRÜMCEK PARMAK/ARAKNODAKTİLİ
- PARMAKLA GÖSTERMEK ile/değil/yerine GÖSTERMEK
- PARMAK(LAR)/ELİG/ELEK ile/ve/||/<>/> AYA ile/ve/||/<>/> AVUÇ ile/ve/||/<>/> KOL ya da/= EL
( Elin/kolun ucuyla ayanın başladığı beş uzantı/çıkıntı. İLE/VE/||/<>/> Parmakların dibiyle bilek arasındaki iç bölüm. İLE/VE/||/<>/> Parmakların içi ve aya bölümü. İLE/VE/||/<>/> Parmak uclarından omuz başına kadar uzanan bölüm. )
( ELGE/ELİGE/ELİG/ELEG/ELEK: Elemek[: parmaklar arasından geçirmek] | İlk elek.[Daha sonraları elek görevini gören nesneler ve araçlar üretilmiştir.] )
- PARMAKLAR ile/ve/||/<> SERÇE PARMAKLAR
( Yanyana, ayası[avuç içi] aşağıya bakacak konumda duran ellerin, geride/içte kalan, ötekilere göre daha geniş tırnaklı(/belki de boyu kısa) olan parmak(lar) "baş parmak".
Baş parmağın ve orta parmağın yanındaki/arasındaki parmağa "işaret parmağı".
İşaret parmağının ve yüzük parmağının yanındaki/arasındaki, aynı zamanda, iki tarafında da ikişer parmağın bulunduğu parmağa "orta parmak".
Orta parmak ve serçe parmağın yanındaki/arasındaki parmağa "yüzük parmağı".
Yanyana, ayası(avuç içi) aşağıya bakacak konumda duran ellerin, en dışta kalan parmak(lara) "serçe parmağı" denilir. )
( Kişinin el parmakları sosyal örgütlenmeye köz/model olmuştur. İnsan öbekleri/grupları 10'luk sisteme göre örgütlenmiştir. Bu 10'luk sistemin önderi olmuştur. )
( PARMAK: Bitişik ve dışı içine gelecek biçimde dizilmiş altı arpa tanesi uzunluğunda bir mesafe. | [Yunan çağında, Anadolu'da] Ayağın on altıda biri. [0,0185 metre] )
( PARMAK[< VARMAK]: Varmayı/ulaşmayı/gerçekleştirmeyi sağlayan araç. )
( SEBBÂBE[Ar.]: İşaret/şehâdet parmağı[başparmağın yanındaki]. | BİNSIR/BİNSÂR[Ar.]: Yüzük parmağı[Serçe parmak ile orta parmak arasındaki]. | HINSIR: Serçe parmak. )
( DAKTYLOS )
- PARMAKLARDA:
BAŞ ile/ve/||/<> İŞARET ile/ve/||/<> ORTA ile/ve/||/<> YÜZÜK/ADSIZ ile/ve/||/<> SERÇE
- PARMAKLARI:
ÇITLATMAK ile KÜTLETMEK
( TO CRACK )
- PARODİ[Fr. < Yun.] ile PASTİŞ[Fr. < PASTICHE]
( Ciddi sayılan bir yapıtın, bir bölümünü ya da tamamını alaya alarak, biçimini bozmadan ona bambaşka bir öz vererek, biçimle öz arasındaki bu ayrılıktan, gülünç etki çıkaran tür. İLE Başka sanatçıların yapıtlarını taklit yoluyla oluşturulan sanat yapıtı. | Bir ekolün özelliklerine göre oluşturulan yapıt. )
- PAROKSİSMAL/PAROXYSMAL[İng.] değil/yerine/= NÖBETLEMELİ
- PARS ile ANADOLU PARSI
(
)
( ... İLE Bu ırk, Andolu’da yaklaşık 40 yıl öncesine kadar yaşamını sürdürmekteydi. Yaşamları, yaklaşık 20 yıl kadardı. Son üyenin, 1974’te, Beypazarı’nda vurulduğu kabul edilmektedir. )
( FELIS PARDUS vs. PANTHERA PARDUS TULLIANA )
- PARS ile İRAN PARSI
- PÂRS[Fars.] ile Pârs[Fars.]
( Panter[Yun.]. İLE İran, Fars iklimi, Acemistan. )
- PARSAL = PARTAL
( Çok kullanılmaktan dolayı yıpranmış, eskimiş. )
- PARTİKÜL/PARTICLE[İng.] değil/yerine/= PARÇACIK
- PASAJ/PASSAGE[İng.] değil/yerine/= GEÇİŞ | GEÇİT
- PASAPORT[Fr.] ile PASAVAN[Fr.]
( Yabancı ülkelere gidecek olanlara, yetkili kurumca verilen, yabancı ülke yetkililerinin kimlik incelemesinde geçerli olan belge. İLE Türkiye Cumhuriyet ile sınırları olan ülkelerin, sınır bölgeleri içinde oturan Türk vatandaşlarına serbestçe gidip gelmeleri için verilen belge. )
- PASCAL UÇURUMU ile/ve ASTRONOT SENDROMU ile/ve SİMURG SENDROMU
- PÂSEK[Fars.] ile PÂ-SENG/PÂR-SENG[Fars.]
( Esneme/esneyiş. İLE Teraziyi denkleştirmek için kefesine konulan şey. )
- PASİF değil/yerine/= EDİLGEN/EDİLGİN
- PASİFİK OKYANUSU:
MALENEZYA ile/ve/<> MİKRONEZYA ile/ve/<> POLONEZYA
( Dumont d'Ureille adlı bir denizci, 1827 yılında bu coğrafyaya ulaşmayı başarmıştır. Pasifik Okyanusu'nu bu 3 bölgeye ayırmıştır. )
- PASKAL[Fr.] ile (BLAISE) PASCAL
( Bireyleri, güldürüp eğlendiren kişi. İLE Matematikçi, fizikçi ve düşünür. [19 Haziran 1623 – 19 Ağustos 1662] )
- PASPAL[Yun.] ile PESPÂYE[Fars. PEST-PÂYE] ile PEJMURDE[Fars. < PİJMURDE]/SALAŞ
( Çok kepekli un. | Bakımsız, dağınık, pis. İLE Alçak, aşağılık. İLE Eski püskü, yırtık. | Dağınık, perişan. )
- PASTIRMA YAZI değil
BASTIRMA(/BASTIRAN) YAZ/I
- PASTORAL MÜZİK[Fr.] ile KIRSAL MÜZİK
( Kır yaşamını anlatan müzik. )
- PATA-KÜTE (GİRİŞMEK, VURMAK)
- PATATES ile KRALİYET PATATESİ
( ... İLE Jersey Adası'nın, ünlü, küçük ve lezzetli patatesleri. )
- PATATES ile TATLI PATATES
( POTATO vs. YAM/SWEET POTATO )
( SOLANUM TUBEROSUM cum IPOMOEA BATATAS )
- PATEN ile PATENT
( Buz üstünde kaymak için kullanılan, çoğunlukla, tabanına, dar ve uzun bir çelik takılı ayakkabı. | Bu ayakkabının düz yerlerde kaymakta kullanılan tekerlekli türü. İLE Bir buluşun ya da o buluşu uygulama alanında kullanma hakkının bir kimseye ait olduğunu gösteren belge. | Uyrukluk belgesi. | Gemilere, ayrıldıkları limanın sağlık durumu için verilen belge. | Bir durum ya da bir işi yalnızca kendi yetkisi altında görme. )
- PATENS/PATENCY[İng.] değil/yerine/= AÇIK KALMA
- PATENT ile YARARLI/FAYDALI MODEL ile TASARIM
( )
- PATETES değil PATATES
- PATİK ile/= ÇETİK
( Anadolu'da. İLE/= Trakya'da. )
( Altı yumuşak, genellikle üstten bağlı, küçük çocuk ayakkabısı. )
- PATİKA ile PARKUR
- PATLADI ve/||/<>/> ATLADI
( Lastik. VE/||/<>/> Sürücü. )
- PATLAYANA KADAR ile/değil/yerine DOYANA/DOYACAK KADAR
- PATLICAN ile BİRECİK PATLICANI
- PATLICAN ile BOSTAN PATLICANI
( ... İLE Az çekirdekli, iri, yuvarlak/topak ve oval bir patlıcan türü. )
- PATLICAN ile İTÜZÜMÜ/KÖPEKÜZÜMÜ
( ... İLE Patlıcangillerden, bazı ilaçların yapımında kullanılan bir bitki. )
( ... cum SOLANUM NIGRUM )
- PATLICAN ile KEMER PATLICANI
( BÂDİNCÂN, BÂDİNGÂN )
( HADAK )
( SOLANUM MELONGENA )
- PATNİK" ATAK değil PANİK ATAK
- PATOJEN[Fr.] ile/ve/<> PATOLOJİ[Fr. < Yun. PATHOS: Sayrılık. | LOGOS: Bilim.]
( Sayrılık oluşturan. İLE Sayrılıklar bilimi. )
- PATOJEN/PATHOGEN[İng.] değil/yerine/= SAYRILAYICI, HASTALIK YAPICI
- PATOLOJİ ile/ve/||/<> PARODİ
- PATOLOJİ/PATHOLOGY[İng.]/MARAZÎ[Ar.] değil/yerine/= SAYRILIK BİLİMİ
- PATOLOJİK/PATHOLOGIC[İng.]/MARAZÎ değil/yerine/= SAYRILIKBİLİMSEL/SAYRILIKLI/SAYRILIKLA İLGILİ
- PAYAN[Fars.] ile PAYANDA[Fars.]
( Son, sonuç, uç, kenar. İLE Yerinden oynamış bir nesnenin düşmemesi için konulan eğik ya da düz destek, dayak. )
- PAYDA ile/ve/||/<> PARÇA
( DENOMINATOR vs./and/||/<> PART/PIECE )
- PAYDA ile PAYANDA[Fars.]
- PAYE[Fars.] ile/ve/değil/||/<>/< PAY/ÜLEŞ/HAK/HİSSE/SEHİM
( Aşama, rütbe. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Birden fazla kişi arasında bölüşülmüş bir bütünden, bu kişilerin her birine düşen bölüm. | Eşit bölüm. | Ticari bir işlemde zarar tehlikesine karşı ayrılan para, marj. | Bayağı kesirlerden birinin eşit parçalardan kaç tane aldığını gösteren sayı. | Katkı. )
- PAYLAÇO" değil PALYAÇO[İt. < PAGLIACCIO]
- PAYLAMAK değil/yerine PAYLAŞMAK
( İter. DEĞİL/YERİNE Çeker. )
- PAYLAŞILABİLECEK ile PAYLAŞILAMAYACAK
- PAYLAŞILABİLENLER ile/ve PAYLAŞILANLAR
- PAYLAŞIM ile/ve/değil PAYLAŞIMI YAŞAMAK
( [not] SHARING vs./and TO LIVE/FEEL THE SHARING )
- PAYLAŞIM ile/ve YAKLAŞIM
( SHARING vs./and APPROACHING )
- PAYLAŞMAK ile/ve PASLAŞMAK
( TO SHARE vs./and TO PASS EACHOTHER )
- PAYLAŞMAK ile/ve "YÜKLENME(ME)K"
- PAZAR ile AKŞAM PAZARI
- PAZAR ile/ve/||/<> ARKADIUS(AVRAD) PAZARI
( ... İLE/VE/||/<> Cerrahpaşa'da kurulurdu. )
- PAZAR ile MEYVE-İTER PAZARI
- PAZAR ile/ve/değil/||/<>/> MEZAR
( Ana rahminden geldik pazara
Bir kefen aldık döndük mezara )
(
)
- PAZAR ile/ve/||/<> PANAYIR[Yun. < PAN AGHIOS]
( Haftalık ve/ya da belirli günlerde kurulan. İLE/VE/||/<> Yılda 1-2 kez kurulan/yapılan, sergi niteliği de taşıyan pazar. )
- PAZAR ile PASAR MALAM
( Yerde, tezgâh ya da bir şeylerin üzerinde. İLE Brunei'nin başkenti Bandar Seri Begawan'da, yerli halkın, kayıklarının içinde çeşitli tropikal meyveler sattığı bir pazar. )
- PAZARLIK PAYI ile/ve/değil/yerine İNDİRİM PAYI
- PAZAR/pazar ile/ve/değil/||/<> Pazar
( Ürünlerin satıldığı yer. İLE/VE/DEĞİL/||/<> Haftanın son günü. )
- PAZARTESİ'NE değil PAZARTESİ'YE
- PAZI ile PAZU/PAZI[Fars. :Kol.] ile PAZI
( Ispanakgillerden, yaprakları sebze olarak kullanılan bir bitki, yabanpancarı, yabanlıspanak. İLE Kolun, omuz ile dirsek arasındaki bölümünde bulunan, şişkince kas kitlesi. İLE Bir ekmeklik hamur topağı, beze. )
- PAZU[Fars. < BÂZÛ](BİSEPS) ile/ve TRİSEPS
( Kolun, omuz ile dirsek arasındaki bölümü. İLE/VE ... )
( BICEPS vs./and TRICEPS )
- PAZVANT/PÂSBÂN/PÂSDÂR/PÂSVÂN[Fars.] değil/yerine/= BEKÇİ
( Osmanlı döneminde, Rumeli'de, gece bekçilerine verilen ad. )
- Pb ile Pd
( Kurşunun simgesi. İLE Palladyum'un simgesi. )
- PEÇE ile/değil PERDE
- PEÇELİ BAYKUŞ ile KIR BAYKUŞLARI ile KULAKLI ORMAN BAYKUŞU ile ALACA BAYKUŞ
( Tiz bir sesle çığlık atar. İLE Genellikle ses çıkarmaz. İLE Düşük perdeden uzatılmış bir uu-uu-uu sesi çıkarır. İLE Erili huuu-huuu-huuu diye öter, dişili boğuk bir sesle kiv-vik diye ses çıkarır. )
(
ile ... ile ... ile ... )
- PEÇETE[İt. < PEZZETTA] ile/||/<> PEÇETA
( Yemek yerken giysiyi korumak, ağız ve elleri silmek için kullanılan ince, yumuşak kâğıt ya da kumaş parçası. @@ İspanyol para birimi. )
- PEDER ile/||/<> PEDEREŞ
( Baba. İLE/||/<> (Onun) babası. )
- PED-/-PEDE/PEDİ-/PEDO-/PAED-/PAEDO- ile/||/<> HEBE-
( Çocuk. İLE/||/<> Ergenlik, ergenlik çağında. )
- PEDÜNKÜL/PEDINCLE[İng.] değil/yerine/= SAP
- PEK KOLAY DEĞİL değil PEK OLASI DEĞİL
- PEKÂLÂ değil/yerine/= PEKİYİ
- PEKİŞ(TİR)MEK ile/ve/<> OLGUNLAŞ(TIR)MAK
( TO CONSOLIDATE vs./and/<> TO RIPEN )
- PEKİŞTİRMEK ile/ve/<> PERÇİNLEMEK[Fars. :Siyeç.]
( ... İLE/VE/<> Bir bağıntıyı, perçinle tutturmak. | İki ya da daha çok parçayı, karşılıklı bölümlerini birbiri üzerinde ezerek birleştirmek. | Berkitmek, sağlamlaştırmak, güçlendirmek. )
( PERÇİN[Fars.]: İki ya da daha çok levhayı birbirine bağlamak için geçirilen çivinin, ezilerek baş durumuna getirilen ucu. )
( TO CONSOLIDATE vs./and/<> TO RIVET )
- PELE[Fars.] ile PELLE[Fars.]
( Terazi kefesi. | Merdiven basamağı. | Çark dişi. İLE Pele. | Derece. | Merdiven basamağı. )
- PELESENK[Ar.] ile/değil PERSENK[Fars.]
( Türlü bitkilerden çıkarılan, kokulu bir reçine. | Pelesenkağacından elde edilen değerli kereste. İLE/DEĞİL Konuşurken, gereksiz yinelenen söz. )
- PELİKAN ile AK PELİKAN
- PELİKAN ile DALMAÇYALI/TEPELİ PELİKAN
( ... ile
)
- PELİKAN[Fr. < Lat.]/KAŞIKÇI KUŞU ile KAHVERENGİ PELİKAN
(
)
( PELECANUS ONOCROTALUS cum ... )
- PELTEK ile PEPE
( Dilini, dişlerinin arasına alır gibi konuşan ve bu yüzden, s, z gibi sesleri kusurlu söyleyen. | Tutuk, titrek bir biçimde. İLE Dudak sesleriyle başlayan sözcüklerin ilk seslerini güçlükle söyleyen ve birkaç kez yineledikten sonra arkasını getirebilen, tutuk dilli. )
- PELTEKLİKTE:
Z'LEŞTİRME ile/||/<> S'LEŞTİRME ile/||/<> C'LEŞTİRME ile/||/<> L'LEŞTİRME
( Jale > Zale | Jilet > Zilet
İLE/||/<>
Paşa > Pasa | Kışlık > Kıslık | Şapka > Sapka
İLE/||/<>
Jandarma > Candarma | Jilet > Cilet
İLE/||/<>
Birader > Bilader | Berber > Belber | Merhem > Melhem | Terlik > Tellik )
- PEMBE YALI (FETHİ AHMED PAŞA YALISI) ile PEMBE YALI (İLYAS BEY YALISI)
( Kuzguncuk'tadır. İLE Anadoluhisarı'ndadır. )
( 1840-50'lerde, Müzeci Fethi Ahmed Paşa tarafından. İLE XIX. yüzyıl sonunda yaptırılmıştır. )
- PEMDAS and/sometimes/||/<> BODMAS
( Parantheses > Exponents > Multiplication > Division > Addition > Subtraction AND/SOMETIMES/||/<> Brackets > Order > Division > Multiplication > Addition > Subtraction )
( Parantez > üstler > çarpma > bölme > toplama > çıkarma VE/BAZEN/||/<> Parantez > üstler > bölme > çarpma > toplama > çıkarma )
- PENBE değil PEMBE
- PENÇE/PENCE[Fars.] ile HILÂB[Ar.]
( Yırtıcı hayvanların ön ayaklarının parmakları ve tırnakları. İLE Yırtıcı kuş ve hayvan pençesi. )
- PENCERE ile AYPENCERE
( ... İLE Yarım daire biçiminde pencere. )
- PENCERE[Fars.] ile PERVÂZ[Fars.]
( ... İLE Kapı, pencere gibi yerlerin kenarlarına geçirilen ensiz parça. | Giysilerin, yaka, kol, etek gibi yerlerine ya da kumaştan yapılmış öteki eşyaların kenarlarına geçirilmiş, dar, uzun parça. | Cilt kapağının iç tarafına konulan parça. )
- PENGUEN DAYANIŞMASI ile/ve/||/<> LEYLEK DAYANIŞMASI
- PENGUEN ile CÜCE PENGUEN
( Buzullarda. İLE Avustralya'da. )
( APTERODYTES PATAGONICA cum ... )
- PENGUEN ile/ve/<> GALAPAGOS PENGUENİ
( ... İLE/VE/<> Galapagos Adaları'nda yaşamaktalardır. )
- PENGUEN ile GENTOO PENGUENİ
( ... İLE Güney Kutbu'nun kuzeye doğru olan karasal noktalarında yaşarlar. )
( ... İLE 35 km. hızla yüzerler. )
( ... cum PYGOSCELIS PAPUA )
- PENGUEN ile GÜNEY AFRİKA/"EŞEK" PENGUENİ
( 18 saate kadar durmaksızın avlanabilirler ve suyun altında kalabilirler. İLE ... )
( 13 mil hızla yol alabilirler. İLE ... )
( 175 m. kadar dalabilirler. İLE ... )
( ... İLE Cape yarımadasının belirli bir noktasında yaşarlar. )
( ... İLE Gebelik süreleri, 40 gündür. )
- PENGUEN ile GÜNEY KAYA (ROCKHOPPER) PENGUEN
( ... İLE Batı Pasifik ve Hint Okyanusları'nın alt antarktika sularında ve Güney Amerika'nın güney kıyılarında görülür. )
- PENGUEN ile İMPARATOR/KRAL PENGUEN
( ... İLE Yavruları, 1 yıl boyunca, anne-babalarının bakımına muhtaç olarak büyürler. )
( ... İLE 535 metre derinliğe dalabilirler. )
( Dünyada, 18 penguen türü bulunmaktadır. Ne yazık ki, küresel ısınma nedeniyle 10'u, yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. )
( ZERADİYYE ile ... )
( PENGUIN[< CHICK] vs. EMPEROR PENGUIN )
( APTERODYTES PATAGONICA cum ... )
- PENGUEN ile MACELLAN PENGUENİ
( ... İLE Patagonya'da, Trelew'in 90 km. uzağındaki Punta Tombo alanında, Eylül ile Nisan ayları arasında görünürler.[Sayıları yarım milyonu bulur.][Smokinli garson penguen olarak da tanımlanmışlardır.] )
(
İLE
)
- PENGUEN ile MASKELİ PENGUEN
- PENGUEN ile PAPUA PENGUENİ
- PENGUEN ile SAKALLI PENGUEN
- PENGUEN ile SORGUÇLU/MAKARONİ PENGUEN
( ... İLE Güney Amerika, Güney Afrika ve Antarktika Yarımadası arasında kalan bölgede yaşayan bir penguen türüdür. )
- PENGUEN ile YALANCI PENGUEN
( ... İLE Avlanma nedeniyle soyları tükenmeden önce Kuzey Atlas Okyanusu'ndaki adalarda endemik bir türdü. )
( ... cum PINGUINIS IMPENNIS )
- PENİS/YARDA (SİK/YARAK/PİPİ/ÇÜK/KAMIŞ/ANDIR/FALLUS[Yun./Fr. < PHALLUS]) / VAJİNA (AM/KUKU/PITTIK)/ANDIR/PUDENDUM[Lat. < PUDERE: Utanmak.] ile KASIK
( [çiçeklerde] ANDROECIUM[eril] - PISTIL[dişil] )
( ZİB ile ASL'ÜL-FAHZ )
( LENG ile BÂNE )
( PENIS (COCK/DICK) / VAGINA (CUNT/PUSSY) vs. GROIN )
- PENİS ile/ve/||/<> DILAK/BIZIR[Ar. < BAZR]/KLİTORİS[Yun.]
( BAYZAR/BAZR[Ar.]: Rahmin başlangıcındaki et parçası, dilcik. )
( PREPUS: Penis ve klitorisin baş kısmını örten deri kıvrımı. )
( Klitorisin, Anlatılmayan Öyküsü )
(
)
(
)
( Kökeni/Etimolojisi: clitoris < Mateo Renaldo Colombo [İtal. anatomist][1516-1559] < kleítoris κλείτορις|EYun]: küçük kapalı yer < kleíō κλείω|EYun]: kapatmak, kapalı olmak, örtmek )
(
)
( 4000 sinir ucu bulunmaktadır. İLE/VE/||/<> 8000 sinir ucu bulunmaktadır. )
( PENIS vs./and/||/<> CLITORIS )
- PENS[Fr.] değil/yerine/= KISKAÇ/MAŞA[Fars. < MAŞE: Tetik.]
( Çeşitli biçim ve büyüklükte, maşa ya da kıskaç. | Giysilerde, kimi yerinden içeri doğru daraltılarak dikilmiş bölüm. )
- PEPSİN[Fr. < Yun.] ile PEPTON[Fr. < Yun.]
( Mide mukozasının salgıladığı albüminli besinleri peptona çeviren enzim. İLE Gövdece özümlenebilecek duruma gelmiş, albüminli besin. )
- PEPT- ile/||/<> -PEPSİA
( Sindirim. İLE/||/<> Özel bir sindirim tipi ile ilgili. )
- PEPTİD BAĞI ile/||/<> GLİKOZİD BAĞI
( İki yaşamsal/amino asit arasında oluşan bağ. İLE İki şeker birimi arasında oluşan bağ. )
- PERAKUT/PERACUTE[İng.] değil/yerine/= AŞIRI IVEGEN
- PERDE ile İNCE PERDE/BÜRGÜ
- PERDE ile PERDELEME
- PERDELE(N)ME ile/ve/||/<> BULANIKLAŞ(TIR)MA
- PERDELİ AYAKLILAR ile/ve PERDESİZLER
- PEREKLITOS ile/ve PARAKLITOS(AHMED)
- PERFEKSİYONİZM/PERFECTIONISM[İng.] değil/yerine/= MÜKEMMELLİYETÇİLİK
- PERGENDE ile/> FİRKATA ile/> KALİATA ile/> KADIRGA
- PERHÎZ[Fars.] ile PERÎZ[Fars.]
( Sağlığı korumak ya da düzeltmek amacıyla uygulanan beslenme düzeni.[REJİM, RİYAZET/RİYAZAT] | Dince yasak edilen şeylerden tamamıyla uzak kalma/durma. | İncitici sözlerden kaçınma. | Hristiyan ve Yahudiler'in, belirli günlerde, bazı yiyecekleri yemeden tuttukları oruç. İLE Bağırma, haykırma. | Su kenarında yetişen yeşil saz, ot. )
- PERİDOT[Fr.] ile PERİDOTİT[Fr.]
( Olivin. İLE Olivin ve piroksenden oluşmuş magma taşı. )
- PERİFERİK/PERIPHERAL[İng.] değil/yerine/= ÇEVRESEL
- PERİŞAN OLMAK ile/ve/||/<> TELEF OLMAK
- PERİŞAN OLMAK ile YOK OLMAK
- PERÎŞAN ile/ve PERÎ-ŞÂN
( Âşık. İLE/VE Sevgili/mâşuk. )
- PERİYODİK/PERIODIC, PERIODICAL[İng.] değil/yerine/= DÖNEMSEL | SÜRELİ (YAYIN)
- PERMANAT[Fr.] ile PERMANGANAT[Fr.]
( Saçların, uzun süre dalgalı kalmasını sağlamak için uygulanan işlem. İLE Mikrop öldürücü olarak kullanılan, suda eriyiği menekşe renginde bulunan, potasyum permanganatın kısa adı. )
- PERPERÎŞÂN/PERMEPERÎŞÂN
- PERSISTAN/PERSISTENT[İng.] değil/yerine/= İNATÇI
- PERT[Fr. < PERTE] değil/yerine/= DEĞERSİZLEŞME, ZARAR
- PERTEVNİYAL KADIN EFENDİ ÇEŞMESİ ile PERTEVNİYAL SULTAN ÇEŞMESİ / VALİDE ÇEŞMESİ
( Eyüp'te, Eyüpsultan'dadır. İLE Aksaray'da Valide Sultan Camisi bahçesindedir. )
( 1867'de, Sultan Abdülaziz'in annesi Pertevniyal Sultan tarafından. İLE 1871'de, Pertevniyal Sultan tarafından. )
- PERTEVNİYAL VÂLİDE SULTAN ile BEZM-İ ÂLEM VÂLİDE SULTAN
( SULTAN ABDÜLAZİZ ile SULTAN ABDÜLMECİD )
( Pertevniyal Vâlide Sultan Çeşmesi, Eyüp Sultan'da, Yâvedûd Türbesi karşısında, Haliç Köprüsü'nün altındadır. [19. yy.] )
- PERUKA[İt.] ile PERÜKÂR[Fr. < İt.]
( Takma saç. İLE Berber. )
- PERVÂNE LÂZIM ile/ve/||/<> PERVÂ NE LÂZIM
( Geceleri ışık etrafında dönerek uçan küçük kelebek. | Bir motor ya da yayla döndürüldüğü zaman bağlı olduğu düzeni devindiren, bir mile bağlanmış iki ya da daha fazla kanattan oluşan düzenek. | Yol gösteren, kılavuz/rehber. | Ferman, hüküm, nişan. | Selçuklu ve İlhanlılar'da nişancı, tevkîî. İLE PERVÂ[Fars.]: Çekinme, sakınma, korku. )
- PERVANEBALIĞI = AYBALIĞI
- PERVÂZ[Fars.] ile -PERVÂZ[Fars.] ile PERVÂZE[Fars.] ile PERVÂZÎ[Fars.]
( Uçma, uçuş. | Saçak. | Göze/hücre. | Ayna. | Dolap. | Aynalı, ince ve uzun tahta. İLE "Uçan, uçucu" anlamlarıyla birleşik sözcük yapar.[BÂLÂ-PERVÂZ: Yüksekten uçan. | BÜLEND-PERVÂZ: İddialı, inatçı.] İLE Kır, gezinti için hazırlanan yemek. | Gece eğlencesi ışığı. | Altın ve gümüş yaprakların kırıntısı. İLE Divân-ı Hümâyün ve Defter-i Hâkânî kalemlerine devam ve hizmet etmeden ve de hâcegândan olmadan, yolunu bularak bu kalemlerden birinde ketebeden olduğuna dair kayıtlarına şerh verilen kişi. )
- PERVAZE ile PERVÂZE[Fars.]
( Uçan. İLE Kır gezisi için hazırlanan yemek | Altın ve gümüş yaprakların kırıntısı. )
- PERVERENDE[Fars.] ile/ve/||/<>/> PERVERDE[PELVERDE değil!][Fars.] ile/ve/||/<>/> PERVERD/-PERVER[çoğ. PERVERÂN][Fars.]
( Yetiştirici, terbiye edici. | Besleyici, büyütücü. İLE/VE/||/<>/> Beslenmiş, büyütülmüş, yetiştirilmiş. | Üzüm şırasından yapılan bir çeşit tatlı. İLE/VE/||/<>/> "Besleyen/besleyici, büyüten, yetiştiren/yetiştirici, koruyan, terbiye eden" anlamlarıyla birleşik sözcükler yapar.[DEHÂ-PERVER: Dâhî yetiştiren. | FUKARÂ-PERVER: Yoksul besleyen.] )
- PERVERÎ[Fars.] / PERVERİŞ[Fars.] / PERVERÎŞ-ÂMÛZ[Fars.] / PERVERÎŞ-YÂB[Fars.] / PERVERİŞ-YÂFTE[Fars.]
( Besleyicilik, büyütücülük, terbiye. | Seçme. | Sevme. İLE Besleyiş, besleme, beslenme. | İlerleme, terakkî. İLE Mânen yetiştiren, filozof. İLE Beslenen. | Yetiştirilen, terbiye gören, terbiye edilen. İLE Büyütülmüş, bakımlı, terbiyeli, terbiye edilmiş. )
- PERVEZ/PERVAZ[Fars.] ile/ve/değil/<> EŞİK
- PESEND[Fars.] ile/ve/||/<> -PESEND[Fars.]
( Beğenme, seçme. | Bir çeşit iğne işi. | Esmerleşmiş/mat altın. | Mushaflarla yazmaların ilk sayfalarıyla sure ya da bahis başlarında boya ile perdâh edilerek altınla karışık yapılmış olan biçimler. İLE Beğenen, beğenmiş.[MÜŞKÜL-PESEND: Güç beğenir. | HOD-PESEND: Kendini beğenmiş.] )
- PEŞİ PEŞİNE (GELMEK)
- PESİMİZM/PESSIMISM[İng.]/BEDBİNLİK değil/yerine/= KÖTÜMSERLİK/KARAMSARLIK
- PEŞÎN/PÎŞÎN[Fars. < PÎŞ: Ön.] ile PESÎN[Fars.] ile Peşîn[Fars.]
( Önden, önce. | Önden verilen. İLE Sonraki, en son. İLE Keykubad'ın üçüncü oğlu. )
- PEŞİN SATAN ile/ve/<> VERESİYE SATAN
( Şişman. İLE/VE/<> Pişman. )
- ... PEŞİNDE ile/ve/değil/<> ... DERDİNDE
- PEŞREV[Fars. PİŞREV] ile PEŞREV[Fars. PİŞREV] ile PES-REV
( Türk müziğinde, faslın giriş taksiminden sonra ilk çalınan dört haneli ve dört teslimli parça. | Halk öykülerinde, türkülerin okunup çalınışı sırasında türkü aralarına katılan mani türünden küçük türküler. İLE Pehlivanların tutuşmadan önce kispetlerine vurarak yaptıkları gösteri. İLE Hizmetli/uşak.[arkadan gelen] )
- PEŞREV[Fars. PİŞREV] ile UVERTÜR
( Alaturka müsikîde bestelerden önce ve taksimden sonra çalınan nağme. İLE Batı müziğinde ana parçadan önce çalınan giriş/açış müziği. )
- PESTİL ile KÖFTER[Fars. < KOFTER]
( İnce yufka biçiminde kurutulmuş meyve ezmesi, bastık. | Çok yorgun, güçsüz. | Hasta. | Tavan ile kömür damarı arasında yer alan ince, yumuşak killi tabaka. İLE Üzüm şırasıyla nişasta karışımının kaynatılıp dökülerek kesildikten sonra kurutulmasıyla hazırlanan bir tür pestil. )
- PES Ü DÎVÂR[Fars.] ile/ve/değil/||/<>/< PES Ü PERDE[Fars.]
( Duvarın arkası. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Perdenin arkası. )
- PETEŞİ/PETECHIA[İng.] değil/yerine/= NOKTASAL KANAMA
- PETROL ile AĞIR PETROL
( Kendiliğinden.[yüzeye nisptene yakın derinlikten] İLE 300 ºC buhar basıncıyla.[en az 1000 - 2000 metreden] )
( Yoğunluğu 0.8'den 0.95'e kadar değişebilen, hidrokarbürlerden oluşmuş, kendine özgü kokusu olan, koyu renkli, arıtılmamış, doğal yanıcı mineral yağ. İLE ... )
- PEYDERPEY[Fars. < PEY:Arka. | -DER: İçinde.]["PEYDELPEY" değil!] (ÖDEMEK) AZAR AZAR/BÖLÜM BÖLÜM/YAVAŞ YAVAŞ (ÖDEMEK) | BİRBİRİ ARDINCA, ART ARDA
- PEYGAMBER YEMİNİ ile NEFİS YEMİNİ
- PEYGAMBERAĞACI ile PEYGAMBERÇİÇEĞİ ile PEYGAMBERDEVESİ
( Yabanikimyongillerden, reçinesinden gayakol çıkarılan bir ağaç. İLE Mavi kantaron, belemir. İLE Sıcak ve ılıman ülkelerde yaşayan, genellikle yeşil renkte ve ortalama 5 cm. boyuna, düz kanatlı, çok obur böcek. )
( GUAJACUM OFFICINALE cum CENTAUREA CYNUS cum MANTIS RELIGIOSA )
- PEYGAMBERDEVESİ ile ORKİDE PEYGAMBERDEVESİ
( NTV - Yaşam Öyküsü 1. Bölüm (İlk Adımlar)[22:40 - 28:30 arası] )
- PEYK[Fars.] ile PEYREV[Fars.]
( Uydu. | Bir başkasına bağımlılığı olan. İLE Başkasının izinden giden, izleyen/izleyici. )
- [ne yazık ki]
PEZEVENK/TERES/KAVAT[Ar. < KAVVÂD]/GODOŞ[Erm. < KODOŞ]/PIMP/COCKOLD[İng.] ile/değil PUZEVENK
- PEZEVENK[Erm.] ile/ve/||/<> GAVAT/KAVAT[Ar. < KAVVÂD]
- PHALL-/PHALLO- ile/||/<> BALAN-/BALANO-
( Penis. İLE/||/<> Glans penisle ilgili. )
- PHI PHI DON ile/ve/<> PHI PHI LEE
( Büyük olan ve konaklama olanaklarının bulunduğu ada. İLE/VE/<> Maya Beach'in bulunduğu ada. [Leonardo DiCaprio'nun oynadığı The Beach filminin çekildiği yer.] )
( Tayland'ın ünlü iki adası. [Phuket ve Krabi'den turlarla da gidilebilmektedir.] )
- PHİL-/-PHİL/-PHİLE/-PHİLİA/-PHİLİC/PHİLO-/-PHİLY ile/||/<> PHOB-/-PHOBE/-PHOBİA/-PHOBİAC/PHOBO-
( Sevme, eğilimi olma, eğilim, hastalık derecesinde eğilim. İLE/||/<> Korku, kaygı, fobisi olan. )
(1996'dan beri)