Türkçe'si Varken... FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 27.964 başlık/FaRk ile birlikte,
27.964 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(94/113)
- FRÉQUENCE CYCLOTRON[Fr.] / ZYKLOTRONFREQUENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= SİKLOTRON FREKANSI
- CYCLOTRON RADIATION[İng.] / RAYONNEMENT DE CYCLOTRON[Fr.] / ZYKLOTRONSTRAHLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SİKLOTRON IŞINIMI
- CYCLOTRON RESONANCE[İng.] / RÉSONANCE CYCLOTRON[Fr.] / ZYKLOTRONRESONANZ[Alm.] ile/değil/yerine/= SİKLOTRON REZONANSI
- CYCLOTRON EMISSION[İng.] ile/değil/yerine/= SİKLOTRON SALIMI
- CYCLOTRON FREQUENCY[İng.] ile/değil/yerine/= SİKLOTRON SIKLIĞI
- CYCLOTRON[İng.] / CYCLOTRON[Fr.] / ZYKLOTRON[Alm.] ile/değil/yerine/= SİKLOTRON
- SİKLUS/CYCLE[İng.] değil/yerine/= DÖNGÜ
- SİL değil/yerine/= KİRPİK TELSİ
- SILAGE[İng.] ile/değil/yerine/= SİLAJ
- SILAL[İng.] ile/değil/yerine/= SİLAL
- SILANE[İng.] / SILANE[Fr.] / SILAN[Alm.] ile/değil/yerine/= SİLAN
- SILAYT değil/yerine/= SAYDAM
- SILEX[İng.] ile/değil/yerine/= SİLEKS
- SILENCE :/yerine SESSİZLİK
- SILENT :/yerine SESSİZ
- SILICAM[İng.] ile/değil/yerine/= SİLİKAM
- SILICATE[İng.] / SILICATE[Fr.] / SILIKAT[Alm.] ile/değil/yerine/= SİLİKAT
- REDRESSEUR COMMANDÉ AU SILICIUM[Fr.] ile/değil/yerine/= SİLİKON DENETİMLİ DOĞRULTUCU
- ZYLINDERFUNKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= SİLİNDİR İŞLEVİ
- SİLİNDİR değil/yerine/= YUVAK/YUVGU
- ZYLINDER[Alm.] ile/değil/yerine/= SİLİNDİR
- ZYLINDERSPULE[Alm.] ile/değil/yerine/= SİLİNDİRİK BOBİN
- ZYLINDERWELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= SİLİNDİRİK DALGA
- CYLINDRICAL COORDINATES[İng.] / COORDONNÉES CYLINDRIQUES[Fr.] / ZYLINDERKOORDINATEN[Alm.] ile/değil/yerine/= SİLİNDİRİK KOORDİNATLAR
- ZYLINDERLINSE[Alm.] ile/değil/yerine/= SİLİNDİRİK MERCEK
- CYLINDRICAL CAPACITOR[İng.] / CONDENSATEUR CYLINDRIQUE[Fr.] / ZYLINDERKONDENSATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= SİLİNDİRİK SIĞAÇ
- ZYLINDERSYMMETRIE[Alm.] ile/değil/yerine/= SİLİNDİRİK SİMETRİ
- SILICA[İng.] / TERRE SILICEUSE, SILICE[Fr.] / KIESEL, KIESELERDE[Alm.] ile/değil/yerine/= SİLİS
- SILICE ACID[İng.] ile/değil/yerine/= SİLİSİK ASİT
- SILICIDE[İng.] ile/değil/yerine/= SİLİSTİR
- SILICON CONTROLLED RECTIFIER[İng.] ile/değil/yerine/= SİLİSYUM DENETİMLİ DOĞRULTUCU
- SILIZIUMGESTEUERTER GLEICHRICHTER[Alm.] ile/değil/yerine/= SİLİSYUM DENETİMLİ/KONTROLLÜ DOĞRULTUCU
- SILICON CARBIDE[İng.] / CARBURE DE SILICIUM[Fr.] / SILIZIUMCARBID, KARBORUND[Alm.] ile/değil/yerine/= SİLİSYUM KARBÜR
- SILICON[İng.] / SILICIUM[Fr.] / SILIZIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= SİLİSYUM
- SYLLATATION[İng.] ile/değil/yerine/= SİLLLEME
- BUNKER[İng.] / TRÉMIE[Fr.] / BUNKER[Alm.] ile/değil/yerine/= SİLO
- SİLO[Yun.] değil/yerine/= SARPIN
( Tahıl kuyusu, zahire ambarı. | Ekmeği koymaya yarayan, dört gözlü sandık. )
- SILOXANE[İng.] / SILOXANE[Fr.] / SILOXAN[Alm.] ile/değil/yerine/= SİLOKSAN
- SILOXICON[İng.] ile/değil/yerine/= SİLOKSİKON
- SİLSİLE[Ar.] değil/yerine/= DİZİ
( Birbirine bağlı, birbiriyle ilgili şeylerin oluşturduğu dizi, sıra. | Bilinen en eski atalardan, yaşayan torunlara kadar aile sırası. )
( SERIES, CHAIN | GENEALOGY vs. SERIAL )
- SİLSİLE[Ar.] ile ZİNCİR, ZİNCİRLEME OLAN ŞEY
( ART ARDA GELEN ŞEYLERİN MEYDANA GETİRDİĞİ SIRA )
( SOYSOP )
( ZİNCİR, ZİNCİRLEME OLAN ŞEY )
- PLAKET/ŞİLT[İng. SHIELD] değil/yerine/= ERGİLİK
( Üzerine, genellikle bir kurum ya da kuruluşun adı, işareti kazınmış ya da basılmış olan ve armağan olarak bir kişiye ya da takıma verilen levha. )
- SILUNDUM[İng.] ile/değil/yerine/= SİLUDİUM
- SİLÜET[Fr. < SILHOUETTE] değil/yerine/= KARALTI
- SİLÜET[Fr. < SILHOUETTE] değil/yerine/= GÖLGE/KARALTI/KARARTI
- SILVER :/yerine GÜMÜŞ
- SYM-[İng.] / SYM-[Fr.] / SYM-[Alm.] ile/değil/yerine/= SİM-
- SİMBİYOTİK/SYMBIOTIC[İng.] değil/yerine/= ORTAK YAŞAR
- SİMBİYOZ[İng. SYMBIOSIS] ile/||/<> ORTAK YAŞAMA (SİMBİYOZ)[İng. SYMBIOSIS]
( Birlikte yaşayıp iki canlının da bundan faydalandığı yaşam biçimi. Örnekler, mercan polipleri ve zooxanthellae algi, geviş getiren hayvanlar ve rumenlerindeki selülozik bakteriler. @@ Ayrı türden iki canlı arasında karşılıklı çıkar ilişkisine dayalı olarak süren, birlikte yaşama biçimidir. Simbiyoz olarak da bilinmektedir. Ortak yaşama biçimi iki ayrı bitki türü, iki ayrı hayvan ya da bir bitki ile bir hayvan arasında kurulabilir. Genel olarak ortak yaşama biçimleri iki ayrı sınıfa ayrılır: ortakçılık ve karşılıklı bağımlılık.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- SİMBİYOZ/SYMBIOSIS[İng.] değil/yerine/= ORTAK YAŞAM
- SATH-İ TENÂZUR[Osm.] / SYMMETRY PLANE[İng.] / PLAN DE SYMÉTRIE[Fr.] / SYMMETRIEEBENE[Alm.] ile/değil/yerine/= SİMETRİ DÜZLEMİ
- TENÂZUR MİHVERİ[Osm.] / SYMMETRY AXIS[İng.] / AXE DE LA SYMÉTRIE[Fr.] / SYMMETRIEACHSE[Alm.] ile/değil/yerine/= SİMETRİ EKSENİ
- SYMMETRY ELEMENTS[İng.] / SYMMETRIE ELEMENTE[Alm.] ile/değil/yerine/= SİMETRİ ELEMANLARI
- OPÉRATEUR DE SYMÉTRIE[Fr.] ile/değil/yerine/= SİMETRİ İŞLEMCİSİ
- SYMMETRY OPERATION[İng.] ile/değil/yerine/= SİMETRİ İŞLEMİ
- CENTER OF SYMMETRY[İng.] / CENTRE DE SYMÉTRIE[Fr.] / SYMMETRIEZENTRUM[Alm.] ile/değil/yerine/= SİMETRİ MERKEZİ
- SYMMETRY NUMBER[İng.] / NOMBRE DE SYMÉTRIE[Fr.] / SYMMETRIEZAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= SİMETRİ SAYISI
- TENÂZUR[Osm.] / SYMMETRY[İng.] / SYMÉTRIE[Fr.] / SYMMETRIE[Alm.] ile/değil/yerine/= SİMETRİ
- SYMMETRICAL QUADRIPOLE[İng.] ile/değil/yerine/= SİMETRİK DÖRT KUTUPLU
- SYMMETRISCHE VIERPOLE[Alm.] ile/değil/yerine/= SİMETRİK DÖRT KUTUPLULAR
- QUADRIPÔLE SYMÉTRIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= SİMETRİK DÖRTUCAY
- SYMMETRICAL BREAKDOWN CURRENT[İng.] / COURANT DE RUPTURE SYMÉTRIQUE[Fr.] / SYMMETRISCHER DURCHBRUCHSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= SİMETRİK KESİLME AKIMI
- ADESE-İ MÜTENÂZİRRA[Osm.] / SYMMETRIC LENS[İng.] / LENTILLE SYMÉTRIQUE[Fr.] / SYMMETRISCHE LINSE[Alm.] ile/değil/yerine/= SİMETRİK MERCEK
- SİMETRİ/K[İng.]/MÜTENAZIR[Ar.] değil/yerine/= BAKIŞIM/LI
( İki ya da daha çok şey arasında konum, biçim ve belirli bir eksene göre ölçü uygunluğu. | [mat.] Eksen olarak alınan bir doğrudan, benzer noktaları karşılıklı olarak aynı uzaklıkta bulunan iki benzer parçanın birbirine göre olan durumu, tenazur. )
- SYMMETRIEDÄMPFUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SİMETRİK SÖNÜM
- SİMGE = REMZ[çoğ. RÜMÛZ(ÂT)] = SYMBOL[İng., Alm.] = SYMBOLE[Fr.] = SYMBOLON[Yun.] = SIMBOLO[İsp.]
- SYMBOL[İng.] / SYMBOLE[Fr.] / SYMBOL[Alm.] ile/değil/yerine/= SİMGE
- SİMGEBİLİM = SYMBOLICS[İng.] = SYMBOLIQUE[Fr.] = SYMBOLIK[Alm.]
- SIMILAR :/yerine BENZER
- SIMILARLY :/yerine BENZER ŞEKİLDE
- ŞİMİOTAKSİ[Fr. CHIMIOTAXIE] değil/yerine/= KİMYA GÖÇÜMÜ
- ŞİMİOTROPİZM[Fr. CHIMIOTROPISME] değil/yerine/= KİMYA DOĞRULUMU
- SİMPATRİK[İng. SYMPATRIC] ile/||/<> SİMPSON 1/3 KURALI[İng. SIMPSON'S 1/3 RULE]
( Aynı coğrafyada yaşayan canlıları belirtmek için kullanılır. @@ İntegral hesaplamasında kullanılan sayısal bir yöntem. Verilen bir fonksiyonun belirli bir integralinin yaklaşık değerini bulmak için kullanılır. Temel olarak, eğri altındaki alanı parabolik dilimlerle yaklaştırarak hesaplar. Özellikle eğrinin düzgün bir biçimde değişmediği yerlerde iyi sonuçlar verir ve yüksek doğruluk sağlar.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- SIMPLE :/yerine BASİT
- SIMPLY :/yerine SADECE, BASİTÇE
- ŞİMŞEK ile/= YALABIK
( ... İLE/= Parlak, parıltılı, ışıltılı. | Alevin, oynayarak parıldaması, parlama, parıltı. | Şimşek. | Güzel, yakışıklı, sevimli. | İkiyüzlü, kaypak. )
- SİMÜLASYON/SİMÜLATÖR[Fr.] değil/yerine/= BENZETİM/BENZETİMLİK | SAYRIMSAMA
- SİMÜLATÖR/SIMULATOR[İng.] değil/yerine/= BENZETEÇ
- SİMÜLE HASTA/SIMULATED PATIENT[İng.] değil/yerine/= SÖZDE SAYRI
- SİMULTANE ÇEVİRİ yerine ARDIL ÇEVİRİ
- SİMÜLTANE/SIMULTANEOUS[İng.] değil/yerine/= EŞ ZAMANLI
- SİN[Türkçe]/KABİR/KABR[Ar.], MEZAR/GÛR[Fars.] ile/ve/||/<> TÜRBE/TOMB/KEŞENE/KESENE
( [kökeni/etimolojisi] MEZAR[< ZİYARET[Ar.]): Anadolu Türkçesi'ne anlam değiştirerek, ölünün gömüldüğü yer olarak geçmiştir. İLE Topraklanmış, toprak örtülmüş. )
( İşlerinizden sıkıldığınızda kabirleri/mezarlıkları, türbeleri ziyaret ediniz. )
- SIN :/yerine GÜNAH
- CINNABAR[İng.] / CINABRE[Fr.] / ZINNOBER[Alm.] ile/değil/yerine/= SİNABAR
- CINNAMALDEHYDE[İng.] ile/değil/yerine/= SİNAMALDEHİT
- CINNAMIC ACID[İng.] / ACID CINNAMIQUE[Fr.] / ZIMTSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= SİNAMİK ASİT, TARÇIN ASİDİ
- SİNAPSİT[İng. SYNAPSID] ile/||/<> İNFERİOR ile/||/<> ÖRİYAPSİT[İng. EURYAPSID] ile/||/<> SİNODONT[İng. CYNODONT] ile/||/<> TERAPSİT[İng. THERAPSID]
( Göz çukurunun arka altında tek bir temporal açıklığa sahip olan omurgalı grubu. Diapsidlerdeki arka alt (posteroinferior) çukura yakın bir konumda bulunur. Bu kafatası tipindeki bütün sürüngenlerin soyu tükenmiştir. Ancak memeliler ve memelilere yakın olan canlı türleri bu öbekte yer alır. Filogenetik olarak sinapsitler kendi içinde terapsit denilen bir dal verir. Memeliler ve yakın akrabaları bu alt grup içerisindedir. İnsanda (Homo sapiens) göz çukurundan sonraki ikinci açıklık elmacık kemiğinin kemeri olan arcus zygomaticus'un arkasındadır. Memelilere gelecek dal olan terapsitler dışındaki sinapsitlere aynı zamanda pelikozor denir. Örneğin Dimetrodon bir sinapsit cinsidir ve dinozor değildir. Memelilerle filogenetik olarak daha yakın akrabadır. @@ Alt, altta bulunan, iki ayak üzerinde duran canlılar için ayağa yakın olan taraf, dört ayak üzerinde duran omurgalılar için ventral tarafa yakın olan. Vena cava inferior, kanı vücudun alt tarafından kalbin sağ atrium`una getirir. @@ Göz çukurunun arkasında, sinapsitlere benzer olarak tek bir açıklığa sahip omurgalı grubudur. Ancak deliğin konumu sinapsitlerden farklı olarak göz çukurunun arka üstünde (posterosuperior) yer alır, üstelik daha dar ve uzun bir morfolojiye sahiptir. Bütün türlerinin soyu tükenmiştir. Soyu tükenmiş deniz sürüngenleri olan Plesiosauria ve Ichthyosauria takımı bu kafatası tipi dahilindedir. @@ Kafatasında göz çukurunun arkasında tek delik barındıran sinapsitler içinde memelilere gidecek dal olan terapsitler grubunda insanlar dahil memelilere ve yakın akrabalarına evrimleşecek öbeği oluşturan omurgalılardır. Kelime anlamı "köpek dişli" olan sinodontlar, yaklaşık 260 milyon yıl önce Geç Permiyen'de bir grup terapsitten evrimleşmiştir. Fakat bütün sinodontlar memelilere evrimleşmemiştir. Evrimsel süreç dallanarak süregeldiği için uyum sağlayamanların soyu tükenmiştir. @@ Memelileri ve yakın akrabalarını barındıran, yaklaşık 275 milyon yıl önce yaşamış sinapsit alt grubudur. Sinapsitler gibi kafatasında, göz çukurunun arkasında tek delik bulundururlar. Bacak pozisyonları atasal sürüngen postürü gibi yere paralel değil, daha erekte (dik) ve vücudun merkezine yöneliktir. Bu grup içinde memelilere ulaşacak dal terapsitler içerisindeki sinodont grubudur. Bilinen en eski sinapsitlerden biri Tetraceratops insignis türüdür. Fakat bütün terapsitler memelilere evrimleşmemiştir. Evrimsel süreç dallanarak süregeldiği için uyum sağlayamanların soyu tükenmiştir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- SINCE :/yerine -DEN BERİ, ÇÜNKÜ
- SİNDESMOZ[İng. SYNDESMOSIS] ile/||/<> KAVAL KEMİĞİ[İng. TIBIA]
( Kemikler arasında olan sıkı bağ doku eklemleri. Kaval kemiği ve baldır kemiği arasında bulunmakta. @@ Diz ile ayak bileğini bağlayan iki kemikten içte ve kalın olanı. Tibya. Latincede tibia, Osmanlıcada azm-i kasaba olarak kullanılır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- SINE QUA NON[Lat.]/ABSOLUTE MUST[İng.] değil/yerine/= OLMAZSA OLMAZ
- SİNEMA değil/yerine/= ÇELKİTEY
- SINEMURIAN EPOCH[İng.] değil/yerine/= SİNEMURİYAN EPOKU
( Günümüzden 199.300.000 ile 190.800.000 yıl öncesi arasını kapsayan jeolojik zaman dilimidir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- SINERJİ/SYNERGY[İng.] değil/yerine/= ARTI ETKİ | YÖNDEŞ ETKİ
- SYNERGY[İng.] ile/değil/yerine/= SİNERJİ
- SINERJİK/SYNERGIC[İng.] değil/yerine/= YÖNDEŞ ETKİLİ 2 .ARTI ETKİLİ
- SINERJIST/SYNERGIST[İng.] değil/yerine/= YÖNDEŞ ETKIN | ARTI ETKIN
- SINERJİZM/SYNERGISM[İng.] değil/yerine/= YÖNDEŞ ETKİLEME | ARTI ETKİLEME
- SINES (SHORT INTERSPERSED ELEMENTS)[İng.] değil/yerine/= KSE (KISA SERPİŞTİRİLMİŞ ELEMANLAR)
( Memelilerin DNA'sında bolca rastlanan her biri yaklaşık 300 baz çifti uzunluğunda olan genetik kodlar.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- SINEŞİ/SYNECHIA[İng.] değil/yerine/= YAPIŞIKLIK
- SINESTEZİ/SYNESTHESIA[İng.] değil/yerine/= BİRLEŞİK DUYU
- SING :/yerine ŞARKI SÖYLEMEK
- SİNGAMİ[İng. SYNGAMY] ile/||/<> SİNGENİK[İng. SYNGENEIC]
( Morfolojik olarak benzer iki gözenin birleşmesi ile olan ve bir gözelilerde görülen bir üreme biçimi. @@ Genetiği özdeş (izogenik) üyeleri aynı türden monozigotik ikizlere denir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- SINGER :/yerine ŞARKICI
- SINGLE :/yerine TEK, BEKAR
- SINGREFT/SYNGRAFT[İng.] değil/yerine/= TIPKI İKİZ YAMASI
- SİNGULUM/CINGULUM[İng.] değil/yerine/= KUŞAK, HALKA
- SINIF = CLASS[İng.] = CLASSE[Fr.] = KLASSE[Alm.] = CLASSIS[Lat.] = CLASE[İsp.]
- SINIF/DERSHANE değil/yerine/= ÖĞREŞLİK/ÖĞRETEY
- SINIFLANDIRICI ÇİFTLEŞME[İng. ASSORTATIVE MATING] ile/||/<> NEGATİF SINIFLANDIRICI ÇİFTLEŞME[İng. NEGATIVE ASSORTATIVE MATING] ile/||/<> POZİTİF SINIFLANDIRICI ÇİFTLEŞME[İng. POSITIVE ASSORTATIVE MATING]
( Bireylerin, kendileriyle benzer genleri (genotipi) ya da fiziksel özellikleri (fenotipi) taşıyan bireylerle çiftleşmeye olan eğilimleri sonucu oluşan çiftleşmedir.
Eşin bazı özel nitelikleri nedeniyle eş seçimi yapılmasıdır. Sınıflandırıcı (asortatif) çiftleşme genellikle pozitif yöndedir, yani insanlar kendilerine benzer eş seçme eğilimindedirler (anadili, zeka, boy, deri rengi, müzik yeteneği, vs.). Bireyin kendinden farklı özelliklerde bir eş seçmesi, yani negatif sınıflandırıcı çiftleşme yaygın değildir. Çiftlerin paylaştığı bu karakteristik özellikler açılırsa bunlar da genetik olarak tanımlanır, dolayısıyla pozitif sınıflandırıcı çiftleşmenin genetik etkisi heterozigot genotiplerine zararına, homozigot genotiplerin artışı şeklindedir. @@ Bir çeşit rastlantısal olmayan üreme biçimi. Bu durumda bazı özellikler için benzemeyen bireyler çiftleşirken, bu özellikler için benzer olan bireyler çiftleşmez. Bu durum heterozigotlarda artış gösterir ve homozigotlarda azalma. @@ Bir çeşit rastlantısal olmayan üreme biçimi. Bu durumda bazı özellikler için benzeyen bireyler çiftleşirken, bu özellikler için benzer olmayan bireyler çiftleşmez. Bu durum homozigotlarda artışa yol açar ve heterozigotlarda azalmaya...
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- GRENTZ POTENTIAL, E_S[Alm.] ile/değil/yerine/= SINIR AKIMI, İ
- LIMITING CURRENT[İng.] ile/değil/yerine/= SINIR AKIMI, İS
- GRENZWERT[Alm.] ile/değil/yerine/= SINIR DEĞER
- GRENZFREQUENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= SINIR FREKANSI
- SINIR/HADD ile/ve/değil/yerine EŞİK
- VITESSE LIMITE[Fr.] ile/değil/yerine/= SINIR HIZ
- SİNİR HÜCRESİ[İng. NERVE CELL] ile/||/<> DENDRİT[İng. DENDRITE] ile/||/<> NÖROTRANSMİTTER[İng. NEUROTRANSMITTER]
( Vücuttaki bilgi iletimini sağlayan özelleşmiş göze tipi. Çekirdek ve organeller "göze gövdesi" adı verilen etrafı "dendrit" adlı kısa dallanmış uzantılarla kaplı olan bir bölgede bulunur. Dendritler sinir gözesine iletilen bilgiyi almakla görevli yapılardır. Dendritlerden çok daha uzun olan "akson" isimli genellikle tek bir tane bulunan dal şeklindeki uzantı ise sinir gözesinin bir başka sinir gözesine bilgi iletiminde görev alır. Akson, bilgiyi ucundaki "sinaps" adlı bir bölgeye iletir. Sinaps bölgesindeki "nörotransmitter" adlı kimyasal haberciler ise bu bilgiyi diğer sinir gözesine aktarır. Bu sayede bilgi iletimi tamamlanmış olur. "Nöron" olarak da adlandırılır. @@ Nöronların, başka bir nörondan gelen elektrokimyasal uyarıyı almakla görevli göze uzantısı. Dallanarak ağaç gibi bir yapı kazanır. Genellikle aldığı uyarı nöron gövdesine taşınır ancak Tek-Kutuplu Nöronlarda (unipolar) dendritten alınan uyarı nöron gövdesini pas geçerek doğrudan aksona taşınır. @@ Bir nöron ile farklı tür bir göze arasında ya da nöronlar arasında iletişimi sağlayan kimyasallardır. Sinir gözelerinden hedef gözelere sinyal iletmekte olan bu kimyasal haberciler, beynin pek çok işlemi düzenlemesine destek olmaktadır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- LIMITING CONDUCTIVITY[İng.] / GRENTZSTROM, I_S[Alm.] ile/değil/yerine/= SINIR İLETKENLİK
- GRENZSTRAHLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SINIR IŞINIMI
- RANDSCHICHT[Alm.] ile/değil/yerine/= SINIR KATMANI
- RANDSCHICHTDIODE[Alm.] ile/değil/yerine/= SINIR KATMANLI DİYOT
- RANDSCHICHTTRANSISTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= SINIR KATMANLI TRANSİSTÖR
- SİNİR KILIFI/MİYELİN/MYELIN[İng.] ile/ve/||/<> SİNİR GÖZESİ/NÖRON
( Sinir gözelerinin aksonlarını saran yalıtıcı tabaka. İLE/VE/||/<> Sinir gözesi. )
- ŞERÂİT-İ HUDÛD[Osm.] / BOUNDARY CONDITIONS[İng.] / CONDITIONS AUX LIMITES[Fr.] / GRENZBEDINGUNGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= SINIR KOŞULLARI
- GRAVITE[Alm.] ile/değil/yerine/= SINIR POTANSİYELİ ES
- BOUNDARY POTENTIAL[İng.] ile/değil/yerine/= SINIR POTANSİYELİ
- BOUNDARY LAYER[İng.] / COUCHE LIMITE[Fr.] / GRENZFLÄCHENSPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SINIR TABAKASI
- SİNİR ile/ve/||/<> DAMAR ile/ve/||/<> AKKAN/LENF[Fr. < LYMPHE]
( Duyu ve hareket uyarılarını, beyinden örgenlere, örgenlerden beyne ileten beyazımsı teller ve bu tellerin oluşturduğu demet. İLE/VE/||/<> Canlı varolanlarda kanın ya da besleyici sıvıların dolaştığı kanal. İLE/VE/||/<> Damarlarda dolaşan kanla, doku öğeleri arasında aracı görevi yapan, kan plazması ve lenfositten oluşan saydam, sarı renkte bir sıvı. )
- SINIR = HAT/HADD, HUDUT = LIMIT[İng.] = LIMITE[Fr., İsp.] = GRENZE[Alm.] = LIMITIS[Lat.] = PERAS[Yun.]
- LIMIT[İng.] / LIMITE[Fr.] ile/değil/yerine/= SINIR
- LIMITING CURVE[İng.] / GRENZ LEITFÄHIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= SINIRLAYICI EĞRİ
- MAHDUD, MÜTENÂHÎ[Osm.] / ENDLICH, FINIT[Alm.] ile/değil/yerine/= SINIRLI
- GAYR-İ MAHDUD[Osm.] / ENDLOS[Alm.] ile/değil/yerine/= SINIRSIZ
- SİNISTER LEFT[İng.] değil/yerine/= SOL | SOLDAKİ
- SINK :/yerine BATMAK, LAVABO
- CINCHONINE[İng.] ile/değil/yerine/= SİNKONİN
- SYNCHROTRON RADIATION[İng.] / RAYONNEMENT SYNCHROTRON[Fr.] ile/değil/yerine/= SİNKROTRON IŞINIMI/IŞINI
- SYNCHROTRON[İng.] / SYNCHROTRON[Fr.] ile/değil/yerine/= SİNKROTRON
- SİNN-İ İNHİTÂT değil/yerine/= ÇÖKKÜNLÜK DÖNEMİ
- SİNOFOBİ[İng. CYNOPHOBIA] ile/||/<> SİNONİM[İng. SYNONYM]
( Köpek korkusu olarak bilinen, Yunancada "köpek" anlamına gelen κύων ("kýōn") ve "korku" anlamına gelen φόβος ("phobos") kelimelerinden oluşan bir terim. @@ 1. Aynı kategoride kullanılan aynı taksonu ifade eden iki ya da daha fazla sayıdaki bilimsel isim.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- SİNOFRİ/SYNOPHRYS[İng.] değil/yerine/= BİRLEŞİK KAŞ
- SİNONİM[Fr. < SYNONYME] değil/yerine/= EŞ ANLAMLI
- SİNOVİYA/SYNOVIA[İng.] değil/yerine/= EKLEM SIVISI
- CREUSET DE FUSION EN VERRE FRITTÉE[Fr.] / SINTER GLASSSCHMELZTIEGEL[Alm.] ile/değil/yerine/= SİNTERLENMİŞ CAM KROZE
- FRITTING, SINTERING[İng.] / FRITTER[Fr.] / FRITTEN[Alm.] ile/değil/yerine/= SİNTERLEŞTİRME
- SİNTILASYON/SCINTILLATION[İng.] değil/yerine/= SAÇILIM
- SINUSGALVANOMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= SİNÜS GALVANOMETRESİ
- ŞART-İ CEYB[Osm.] / SINE CONDITION[İng.] / CONDITION DU SINUS[Fr.] / SINUSBEDINGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SİNÜS KOŞULU
- SINUSOSZILLATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= SİNÜS OSİLATÖRÜ
- SİNÜS[İng. SINE] ile/||/<> SİNOATRİYAL DÜĞÜM[İng. SINOATRIAL NODE]
( Latince
Sinus
Almanca
Sinus
Fransızca
Sinus
Bir dik üçgenin bir açısının karşı kenar uzunluğunun hipotenüs uzunluğuna oranı olarak tanımlanan temel bir trigonometrik fonksiyon. Açıların ve uzunlukların arasındaki ilişkileri belirlemede ve matematiksel analizde yaygın olarak kullanılmakta. @@ Kalbin doğal pacemakerı olarak bilinir. SA düğüm, kalp atış hızınızı ve ritmini ayarlar. Normal kalp ritmine normal sinüs ritmi denir, çünkü SA (sinüs) düğüm düzenli olarak uyarı oluşturur.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- SINUSOIDAL[İng.] / SINUSOÏDAL[Fr.] ile/değil/yerine/= SİNÜSEL
- SINE GALVANOMETER[İng.] / GALVANOMÈTRE À SINUS[Fr.] ile/değil/yerine/= SİNÜSLÜ GALVANOMETRE
- ŞİBH-İ CEYBÎ[Osm.] / SINUSFÖRMIG[Alm.] ile/değil/yerine/= SİNÜZOİDAL
- TRANSDUCER[İng.] ile/değil/yerine/= SİNYAL ÇEVİRİCİ
- SIGNAL-TO-NOISE RATIO[İng.] / RAUSCHABSTAND, SIGNAL-RAUSCH-VERHÄLTNIS, STÖRABSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= SİNYAL-GÜRÜLTÜ ORANI
- SIGNAL GENERATOR[İng.] / GÉNÉRATEUR DE SIGNAUX[Fr.] / SIGNALGENERATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= SİNYAL ÜRETECİ
- SİNYAL[İng.,Fr. < SIGNAL] değil/yerine/= İMLEM
- SİPER[Fars.]/KAZAMAT[Fr. < CASEMATE] değil/yerine/= KUYTU, DULDA[yerel]
( Yağmur, güneş ve yelin etkileyemediği, gizli, kuytu yer. | Esirgeme, koruma. )
( KAZAMAT: Toplardan, bombalardan korunmak için yerin altına kazılmış siper. )
( Kışın duldasında, yazın gölgesinde. )
- SİPER-İ SAİKA[Ar.]/PARATONER[Fr. < PARATONNERRE]["PARATONEL" değil!] değil/yerine/= YILDIRIMSAVAR/YILDIRIMKIRAN/YILDIRIMLIK
- SIR :/yerine BAYIM
- RANK[İng.] / RANG[Alm.] ile/değil/yerine/= SIRA
- SİRÂC[Ar.] değil/yerine/= IŞIK, KANDİL, MUM, GÜNEŞ
- ORDENTLICHE WELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= SIRADAN DALGA
- ORDENTLICHER STRAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= SIRADAN IŞIN
- SIRÂT[Ar.] değil/yerine/= YOL
- SIRÂT/TÂRİK[Ar.] değil/yerine/= YOL
- SİRÂYET[Ar.] değil/yerine/= GEÇME/BULAŞMA
- SIRÇA[Tr. < SIRIÇGA]/CAM[Fars. < KUPA] ile/ve/||/<>/> AYNA[Ar.]
( Cam, camdan yapılmış. İLE/VE/||/<>/> Camın sırlanmışı. )
- SİREN değil/yerine/= ÜNLER
- SIR/ESRAR değil/yerine/= GİZ
- SIRIK ile HEREK/İSPALYA[Fr.]
( ... İLE Asma, fasulye gibi sarılgan bitkilerin tutunması için yanlarına dikilen sırık. )
- ŞİRİN değil/yerine/= SEVİMLİ
- ŞIRINGA[İng. < SYRINGE]/ENJEKTÖR değil/yerine/= İĞNE
- GÖKBÖRİ/KÖPEKYILDIZI/SİRİUS[Fr., Alm., Rusça]/SOTHIS[Mısır]/SEIRIOS[Yun.]/İŞVARA[Hintçe]/ŞİRA[Ar.]:
A ile/ve/||/<> B
- ŞİRK[Ar.] değil/yerine/= EŞKOŞMAK
- SİRKADİYEN/CIRCADIAN[İng.] değil/yerine/= GÜNLÜK
- SİRKADİYEN RITIM/CIRCADIAN RHYTHM[İng.] değil/yerine/= GÜNLÜK DİZEM
- ŞİRKET HİSSESİ değil/yerine/= ORTAKLIK PAYI
- SİRKÜLASYON/CIRCULATION[İng.] değil/yerine/= DOLAŞIM
- SİRKÜLASYON[İng. < CIRCULATION] değil/yerine/= DOLAŞIM/YAYILMA
- CIRCULATION PUMP[İng.] / ZIRKULATIONS PUMPE, UMWALZPUMPE[Alm.] ile/değil/yerine/= SİRKÜLASYON POMPASI
- SİRKÜLASYON değil/yerine/= SÜRDOLAŞIM
- ZIRKULATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= SİRKÜLATÖR
- SİRKÜLER/CIRCULAR[İng.] değil/yerine/= DAİRESEL | İÇ YAZIM
- SİRKÜLER değil/yerine/= DUYURUM
- SİRKÜMFERANSİYEL/CIRCUMFERENTIAL[İng.] değil/yerine/= ÇEMBERSEL
- SİRKÜMFLEKS/CIRCUMFLEX[İng.] değil/yerine/= DOLANAN
- SİRKÜMSTANSİYALITE/CIRCUMSTANTIALITY[İng.] değil/yerine/= ÇEVRESEL KONUŞMA
- ŞİRPENÇE[Fars.] değil/yerine/= ASLANÇIBANI/KIZILYARA
( Deri altı hücre dokusunun ve yağ bezlerinin yangılanmasından oluşan, genişlediğinde çok tehlikeli olabilen, stafilokokların neden olduğu bir kan çıbanı. )
- ŞİRRET değil/yerine/= KAVGACI/KAPIŞKAN
- SIRS/SYSTEMIC INFLAMMATORY RESPONSE SYNDROME[İng.] değil/yerine/= SİSTEMİK ENFLAMATUVAR YANIT SENDROMU, SİSTEMİK YANGISAL YANIT BELİRGESİ
- CHAMBRE A' NUAGES[Fr.] / NEBEL KAMMER, DIFFUSIONSNEBELKAMMER[Alm.] ile/değil/yerine/= SİS ODASI/DİFÜZYON BULUT
- SIS/SPATIAL INFORMATION SYSTEM[İng.] değil/yerine/= UZAMSAL BİLGİ DÜZENİ
- FOG[İng.] / NUAGES[Fr.] / NEBEL[Alm.] ile/değil/yerine/= SİS
- BOTTLE-BLOWING MACHINE[İng.] / SOUFFLANTE POUR BOUTEILLES[Fr.] / FLASCHENBLASMASCHINE[Alm.] ile/değil/yerine/= ŞİŞE ÜFLEME MAKİNASI
- ŞİŞE değil/yerine/= KÜÇÜK ŞİŞE/FLAKON
- SİSMİK[Fr. < SEISMIC] değil/yerine/= SARSIM/DEPREMSEL
- SİSMOGRAF değil/yerine/= DEPREMYAZAR
- SİSMOLOG değil/yerine/= DEPREMBİLİMCİ
- SİSMOLOJİK değil/yerine/= DEPREMBİLİMSEL
- SİSMOLOJİ/SEISMOLOGY değil/yerine/= DEPREMBİLİM
- ŞİST[Fr. SCHISTE] değil/yerine/= KAYAÇ
( Kolayca yapraklara ayrılabilen, silisli, alüminli tortul kayaçların genel adı. | Kömürle karışık, tüm moloz maddelerinin bilimsel adı. | Kil taşı. )
- CYSTEINE[İng.] ile/değil/yerine/= SİSTEİN
- SİSTEM[Fr. < SYSTÈME] değil/yerine/= DÜZEN
- SİSTEM = MANZÛME = SYSTEM[İng.] = GLIEDERUNG, LEHRBAU, SYSTEM[Alm.] = SYSTÈME[Fr.] = SÜSTEMA[Yun.] = SİSTEMA[İt.]
- SYSTEM[İng.] / SYSTEME[Fr.] / SYSTEM[Alm.] ile/değil/yerine/= SİSTEM
- SYSTEMATIC NAME[İng.] / SYSTEMATISCHE NAME[Alm.] ile/değil/yerine/= SİSTEMATİK İSİM
- SİSTEMATİK/SYSTEMATIC[İng.] değil/yerine/= DİZGELİ
- SİSTEMATİK[İng. SYSTEMATICS] ile/||/<> SİSTEMİK DÖNGÜ / BÜYÜK KAN DOLAŞIMI[İng. SYSTEMIC LOOP]
( Evrimsel ilişkiler ile canlıların sınıflandırılması bilimidir. Taksonomi ile eş anlamlı olarak kullanılabilir. @@ Kalp ile diğer tüm vücut dokuları arasındaki döngüye denir. Kalp ile akciğerler arasındaki pulmoner döngüden farklıdır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- SİSTEMATİK[Fr. < SYSTÉMATIQUE] değil/yerine/= SİSTEMLİ
- SİSTEMATİK değil/yerine/= DİZGELİ
- SİSTEMATİK değil/yerine/= DİZGELİ/DİZGESEL
- SİSTEMATİZASYON değil/yerine/= DİZGELEŞTİRME
- SİSTEMATİZE ETMEK değil/yerine/= DİZGELEŞTİRMEK
- SİSTEMİK SİRKÜLASYON/SYSTEMIC CIRCULATION[İng.] değil/yerine/= BÜYÜK KAN DOLAŞIMI
- SİSTEMİK/SYSTEMIC[İng.] değil/yerine/= YAYGIN | TÜM GÖVDEYLE İLGILİ)
- SYSTEMIC[İng.] / SYSTEMISCHE, SYSTEMIQUE[Alm.] ile/değil/yerine/= SİSTEMİK
- SİSTEM/MANZUME değil/yerine/= DİZGE
- SISTER :/yerine KIZ KARDEŞ
- CYSTINE[İng.] / CYSTINE[Fr.] / CYSTIN[Alm.] ile/değil/yerine/= SİSTİN
- SISTOMETRİ/CYSTOMETRY[İng.] değil/yerine/= MESANE İŞLEV ÖLÇÜMÜ
- SIT :/yerine OTURMAK
- SITASYON/CITATION[İng.] değil/yerine/= GÖNDERME, ATIF
- SITE :/yerine ALAN, SİTE
- SİTEM[Fars.] ile/değil BATKI/HÜSRAN
- SİTEM[Fars.] ile/değil/yerine/>< SİTÂYİŞ[Fars.]
( Batkı. @@ Övgü. )
- SITE-SPECIFIC RECOMBINATION[İng.] değil/yerine/= BÖLGEYE ÖZGÜ REKOMBİNASYON
( İki belirli ancak homolog olmak zorunda olmayan DNA dizileri arasındaki değişimdir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- SITMA[İng. MALARIA] ile/||/<> BEHERGLAS[İng. BEAKER] ile/||/<> FOTOSENTETİK PİGMENTLER[İng. PHOTOSYNTHETIC PIGMENTS] ile/||/<> GLUKOZ-6-FOSFAT DEHİDROJENAZ (G6PD) EKSİKLİĞİ[İng. GLUCOSE-6-PHOSPHATE DEHYDROGENASE DEFICIENCY] ile/||/<> ORAK HÜCRE ÖZELLİĞİ[İng. SICKLE CELL TRAIT]
( Genelde tropik ve yarı tropik bölgelerde görülen, yaşamı tehdit eden hastalık. Sıtmaya plasmodya'nın 4 cinsinden herhangi birisi sebep olabilir (Plasmodium falciparum, vivax, ovale, ve malariae). Anafol sivrisineklerin kan emerken bu tek gözeli canlılar da insandan insana geçmiş oluyor. Semptomları: yüksek ateş, beyinde, karaciğerde, böbrekte ve ya da kanda ölümcül düzensizlikler. Dünyada her yıl yaklaşık 100 milyon insana sıtma teşhisi konuluyor. Çoğu çocuk, yaklaşık 1.5 milyon insan her yıl sıtmadan hayatını kaybediyor. Yani her gün 3000 çocuk sıtmadan hayatını kaybediyor. @@ Kimyada sıvıları tutmaya, karıştırmaya, saklamaya, ısıtmaya ve aktarmaya yarayan silindir biçiminde ucunda sıvıların kolay aktarılabilmesi için dudağı bulunan genellikle camdan üretilen laboratuvar malzemesidir. @@ Pigmentler, görünür ışığın sadece belirli dalga boylarını yansıtan kimyasal bileşiklerdir. Bu da onları "renkli" görünmlerine sebep olur. Çiçekler, mercanlar ve hatta hayvan derisi onlara renk veren pigmentler içerir. Işığı yansıtma özelliklerinden daha önemli olanı, bazı dalga boylarını emme kabiliyetleridir. @@ X'e bağlı olarak kalıtılan, alyuvarlardaki G6PD'nın yetersiz miktarda olmasından oluşan metabolik hastalık. Bazı çevresel etmenlere maruz kalınca; bazı ilaçar ve bakla gibi, bireyin alyuvarları patlar ve ağır anemiye sebep olur. Orak göze anemisi gibi bu rahtsızlıkta sıtmay karşı bağışıklık sağlayabilir. İnsanlarda görülen en sık enzim eksikliği rahatsızlığıdır. Akdeniz, Orta Doğu ve Güneydoğu Asya'da sık rastlanan bir durumdur. @@ Genetik olarak kalıtılan çekinik hastalık. Kırmızı kan gözelerinin bir kısmı ya da tamamı orak bir şekile sahip oluyor. Semptomları; acı ve aşırı aneminin yanında kalp, ciğer ve böbrek sorunları. Bu durumda heterozigot özelliğe sahip bireyler, ölümcül problemlere sahip oluyor fakat sıtmaya karşılık yüksek derecede bağışıklığa sahip oluyorlar. Orak göze en çok Orta Afrika popülasyonlarında ve ataları bu bölgeden gelen insanlarda görünüyor. Bu özellik orak göze anemisi diye de adlandırılıyor.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- SITMA/MALARYA[İt.] ile/ve DANG
( Sivrisineklerle bulaşan hastalıklar. )
( Anofel türü sivrisineğin kesmesiyle insandan insana bulaşan, titreme, ateş ve ter nöbetleriyle kendini gösteren bir hastalık. İLE ... )
( HUMMA, TEKATTU': Bir sıtma nöbetinin düzenli aralıklara ayrılması. İLE ... )
( TEB ile/ve ... )
- SITOGENETİK/CYTOGENETICS[İng.] değil/yerine/= GÖZE GENETİK BİLİMİ
- SITOGENEZ/CYTOGENESIS[İng.] değil/yerine/= GÖZE GELİŞİMİ
- CYTOCHEMISTRY[İng.] ile/değil/yerine/= SİTOKİMYA
- SİTOKİNEZ[İng. CYTOKINESIS] ile/||/<> SİTOTAKSİ[İng. CYTOTAXIS] ile/||/<> SİTOTAKSONOMİ[İng. CYTOTAXONOMY] ile/||/<> SİTOTİP[İng. CYTOTYPE]
( Hücre bölünmesi sırasında sitoplazmanın bölünme süreci. Hayvan gözelerinde anafaz, bitki gözelerinde ise telofaz evresinde başlar. Sitokinez süreci; hayvan gözelerinde boğumlanma, bitki gözelerinde ise ara plak ile gerçekleşir. @@ Hücrenin bir uyartıya doğru ya da uyartıdan uzağa doğru hareketi. @@ Kromozom sayısı ve yapısına göre yapılan sınıflandırma. @@ Hücrelerin sitoplazmik bir bölgesi ile tanınan kalıtsal bir karakter.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- CYTOCHROME[İng.] / CYTOCHROME[Fr.] / ZELLFARBSTOFF[Alm.] ile/değil/yerine/= SİTOKROM
- SITOLİZ/CYTOLYSIS[İng.] değil/yerine/= GÖZE ERİMESİ
- SITOLOJİ/CYTOLOGY[İng.] değil/yerine/= GÖZE BİLİMİ
- SİTOLOJİ[Fr., İng.] ile GÖZEBİLİM
( Hücre bilimi. )
- SITOLOJİK/CYTOLOGIC[İng.] değil/yerine/= GÖZE BİLİMSEL
- SITOLOJİK TETKİK/CYTOLOGIC EXAMINATION[İng.] değil/yerine/= GÖZE BİLİMSEL INCELEME
- SITOMETRİ/CYTOMETRY[İng.] değil/yerine/= GÖZE ÖLÇÜMÜ
- SITOPLAZMA/CYTOPLASM[İng.] değil/yerine/= GÖZE SIVISI
- SİTOTOKSİK[İng. CYTOTOXIC] ile/||/<> T HÜCRELERİ[İng. T CELLS]
( Hücrelerin ölümüne neden olan kimyasal madde. @@ T-gözesi reseptörü (TCR) kompleksi ve CD3 yüzey markörü ile bulunduran, T lenfositlerinin bir alt grubu. T gözeleri CD4+ yardımcı T gözeleri, CD8+ sitotoksik ve baskılayıcı T gözeleri, gruplarına ayrılırlar.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- CITRIC ACID[İng.] / ACIDE CITRIQUE[Fr.] / ZITRONEN SÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= SİTRİK ASİT
- SİTTE-İ SEVİR[Ar.] değil/yerine/= ÖKÜZSOĞUĞU
( Nisan'ın 15'inden sonra olan fırtınanın adı. )
- SITUATION :/yerine DURUM
- SITUS İNVERSUS[İng.] değil/yerine/= TERS KONUM
- SITUS SOLITUS[İng.] değil/yerine/= DOĞRU KONUM
- SITUS[İng.] değil/yerine/= KONUM
- ŞİVE[Fars.]/AKSAN[Fr./İng. < ACCENT] değil/yerine/= VURGU/ÖZÜN/AĞIZ
- ŞİVE[Fars.] değil/yerine/= AĞIZ
( Naz, eda. | Söyleyiş, yerli ya da yabancı konuşma tarzındaki söyleyiş özelliklerinin bıraktığı genel izlenim. )
(1996'dan beri)