Bugün[03 Nisan 2026]
itibarı ile 27.964 başlık/FaRk ile birlikte,
27.964 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(90/113)


- SAHAN[Ar.] değil/yerine/= TENCERE


- ŞAHANE değil/yerine/= ÇOK GÜZEL, EŞSİZ, GÖRKEMLİ


- SAHANLIK değil/yerine/= DÜZLÜK/DÜZALAN


- ŞAHAP[Ar. < ŞİHÂB] değil/yerine/= AĞMA/AKAN YILDIZ


- SAHÂVET[Ar.] değil/yerine/= EL AÇIKLIĞI

( CÖMERTLİK, EL AÇIKLIĞI )


- ŞAHESER[Ar.] değil/yerine/= BAŞYAPIT


- SAHİFE[Ar.] değil/yerine/= YAPRAK


- SAHİH[Ar.]["SAİH" değil!] değil/yerine/= DOĞRU


- SAHİL[Ar.] değil/yerine/= KIYI/YAKA/YALI


- SAHIN/SAHN[Ar.] değil/yerine/= NAMAZ KILMA YERİ


- SAHİP/MÂLİK[Ar.] değil/yerine/= İYE


- SAHİP değil/yerine/= İYE


- ŞAHIS[Ar.] değil/yerine/= KİŞİ/BİREY


- TANIK/ŞAHİT ile/ve/değil GÖZLEMCİ


- ŞÂHİT/ŞÂHİD[Ar.]["ŞAİT" değil!] değil/yerine/= TANIK


- SAHNE ile ŞANO[İt. SCENA]

( ... İLE Tiyatro sahnesi. )


- SAHNE[Ar. < Yun.] değil/yerine/= KÖRÜNÇ/GÖRÜNÇ, SEKİ


- SAHRA[Ar.] değil/yerine/= ÇÖL


- SAHRA değil/yerine/= KIR


- SAHRA[Ar.] değil/yerine/= KIR | ÇÖL


- ŞAHS/ŞAHIS/FERT/FERD/INDIVIDU değil/yerine/= BİREY


- ŞAHSEN[Ar.] değil/yerine/= KİŞİSEL OLARAK


- ŞAHSİ (HAKLAR) değil/yerine/= KİŞİSEL (ÜLEVLER)


- ŞAHSÎ[Ar.] değil/yerine/= KİŞİSEL


- ŞAHSINA MÜNHASIR değil/yerine/= KENDİNE ÖZGÜ


- ŞAHSİYET (HAKLARI) değil/yerine/= KİŞİLİK (ÜLEVLERİ)


- SAHTE değil/yerine/= DÜZME/DÜZMECE


- [ne yazık ki]
SAHTE[Fars.] değil/yerine/= YAPAY/YAPMA, DÜZMECE

( Sahte olan, zaman ve uzay ile sınırlıdır ve koşulların ürettiğidir. )

( Bir an gerçek gibi görünmek, sahte olanın doğasıdır. )

( Sahte olanı yıkamazsınız, çünkü onu durmadan yaratıyorsunuz. )

( Sahtenin sahteliği anlaşıldığında, o, kendi kendine erir gider. )

( Sahte olanı sahte olarak görmek ve sahte olanı terk etmek, gerçeği getirecektir. )

( Sahte olduğunu gördüğünüz her ne ise o eriyip kaybolur. )

( Sahte olandan vazgeçin, doğru olan kendi yerini bulacaktır. )

( Sahte olanın zamana gereksinimi olduğunu ve zamana gereksinimi olanın sahte olduğunu bir kez anlarsanız, zaman ötesi ve hep şimdi'de olan Gerçek'e yakınlaşmış olursunuz. )

( Gerçeğin görülmesini o kadar zorlaştıran, sahte olana tutunup ondan kopamamaktır. )

( Gerçek, sahtenin reddi ve inkârı ile ifade edilebilir -eylemle. )

( Gerçek, herkes için birdir, ancak sahte olan kişiseldir. )

( Sahte olanı fark edip onu reddetmek, gerçeğe giden yolu açar. )

( Sahte olanlar gittiğinde, geride kalan, gerçek olandır. )

( Doğru kendini öne sürmez, o sahtenin sahte olarak görülmesi ve reddedilmesinde yatar. Zihin, sahte olan tarafından kör edilmişken, doğruyu aramak yararsızdır. Doğru olanın sezilebilmesi için önce sahtenin tamamen temizlenip yok edilmesi gerekir. )

( Sahte olanın keşfedilip terk edilmesi, gerçek olanın zihne girişini sağlar. )

( Sahte olanın yıkımı, şiddet değildir. )

( Sahte olanın reddi, özgürleştirici ve enerji vericidir. )

( Sahte olan "Ben-im" duygusu değil fakat kendinizi ne sandığınızdır. )

( The false is limited in time and space and is produced by circumstances.
It is the nature of the false that it appears real for a moment.
You cannot destroy the false, for you are creating it all the time.
To see the false as false and abandon the false brings reality into being.
It is the discarding the false that opens the way to the true.
What you see as false, dissolves.
Once you understand that the false needs time and what needs time is false, you are nearer the Reality, which is timeless, ever in the now.
It is the clinging to the false that makes the true so difficult to see.
Reality is common to all. Only the false is personal.
The false dissolves when it is discovered.
The discovery and abandonment of the false remove what prevents the real entering the mind.
The destruction of the false is not violence.
Renunciation of the false is liberating and energizing.
It is not the "I am" that is false, but what you take yourself to be. )

( KALP )

( ARTIFICIAL vs. FAKE )


- SAHTEALELLER[İng. PSEUDOALLELES] ile/||/<> SAHTEBİLİM[İng. PSEUDOSCIENCE]

( Gen gibi davranan ama çaprazlanma (crossing-over) sırasında ayrılabilen gen çiftidir. @@ Bilimsel olarak sunulan fakat bilimsel olmayan iddia, inanış, bilgi ve uygulamaların hepsine verilen isimdir. Bir sahtebilim dışarıdan bakıldığında kolaylıkla anlaşılamayabilir fakat bilimsel yollar, metotlar ve sorular izlendiğinde bilime uymayan, bilimle zıt düşen durumlar oluşturması halinde kolaylıkla anlaşılabilir. Günümüzde en çok tutan sahtebilimler; fal, burçlar, uzay görevleri karşıtlığı, yaratılışçılık, düz dünyacılık ve astroloji yorumlarıdır.[1]

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- SAHTEGEN[İng. PSEUDOGENES] ile/||/<> PSÖDOGEN[İng. PSEUDOGENES]

( "Anlamsız mutasyon" isimli bir mutasyon tipi sonucu oluşmuş, bölünme yeteneği olmayan gendir. Psödogenler genellikle "y" sembolü ile ifade edilirler. DNA dizisindeki psödogenler ancak protein sentezi sırasındaki bir aksama sonucu anlaşılabilir. RNA dizisinde ise psödogenleri tanımak çok daha kolaydır. @@ Anlamsız mutasyona sahip ve transkripsiyon yeteneğini olmayan bir gen. Bazı psödogenler, işlenmiş mRNA'nın retropozisyonundan kaynaklanır ve intronların ekspresyonu için gerekli düzenleyici sekansları bulunmaz.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- SAHTEKÂR değil/yerine/= DÜZMECİ


- SAİKA[Ar.] değil/yerine/= YILDIRIM | NEDEN


- FEU DE SAINT-ELME[Fr.] ile/değil/yerine/= SAİNT ELMO KIVILCIMI


- ÉQUATION DE SAINT-VENANT[Fr.] ile/değil/yerine/= SAİNT-VENANT DENKLEMİ


- ŞAİR[Ar.]/POET[İng.] değil/yerine/= OZAN


- SAİR[Ar.] değil/yerine/= BAŞKA, ÖTEKİ


- ŞAİR[Ar.] değil/yerine/= OZAN

( Şiir söyleyen ya da yazan kişi. | Hayal gücü geniş olan, duyarlı, duygulu kişi. )

( )


- ŞAİRÂNE[Ar.]/POETIC[İng.] değil/yerine/= OZANCA


- SÂİRFİLMENÂM[Ar.]/SOMNAMBULE[Fr.] değil UYURGEZER


- SAK/SAC[İng.] değil/yerine/= KESE


- ŞAKAİK değil/yerine/= GELİNCİK ÇİÇEĞİ

( GELİNCİK ÇİÇEĞİ )


- SAKARİMETRE[Fr.] değil/yerine/= ŞEKERÖLÇER

( Bir sıvıda, çözelti durumunda bulunan şeker miktarını belirlemeye yarayan aygıt. )


- SAKAT[Ar.] değil/yerine/= ÇOLAK/SÖKEL


- SAKATLANMAK[Ar.] değil/yerine/= ÇOLMAK


- SAKE :/yerine HATIRINA


- SAKİL[Ar.]["SAKİR" değil!] değil/yerine/= AĞIR | KABA

( Ağır. | Sıkıntı veren, sıkıntılı. | Çirkin, kaba. | Türk müziğinde bir usûl. )


- SAKÎM[Ar. < SAKAMET] değil/yerine/= BOZUK/YANLIŞ/EKSİK

( Hasta, hastalıklı. | Yanlış. | Rivâyeti doğru, sağlam olmayan hadîs. )


- MAHFUZİYET[Osm.] / ERGUSS[Alm.] ile/değil/yerine/= SAKIM


- SAKİN değil/yerine/= DİNGİN


- SAKİN değil/yerine/= DİNGİN/DURGUN


- SAKİNLEŞMEK[Ar.] değil/yerine/= DİNGİNLEŞMEK/DURGUNLAŞMAK/DURULMAK/YATIŞMAK


- SAKİN/MUKİM/MÜTEMEKKİN[Ar.] değil/yerine/= OTURAN/OTURGAN/YERLEŞİK


- SACCHARIDE[İng.] / SACCHARATE[Fr.] / SACCHARAT[Alm.] ile/değil/yerine/= SAKKARAT, SAKKARİT


- SACCHARIFICATION[Fr.] / VERZUCKERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SAKKARİFİKASYON


- SACCHARIC ACID[İng.] / ACID SACCHARIQUE[Fr.] / SACCHARINSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= SAKKARİK ASİT


- SACHARIMETRY[İng.] / SACCHARIMÉTRIE[Fr.] / ZUCKERMESSUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SAKKARİMETRİ


- SACCHARIN, SACCHARINE[İng.] / SACCHARINE[Fr.] / SACCHARIN, O-BENZOESÄURESULFIMID[Alm.] ile/değil/yerine/= SAKKARİN


- SACCHARIFICATION, SACCHARIFY[İng.] / SACCHARIFIER[Fr.] / VERZUCKERN[Alm.] ile/değil/yerine/= SAKKARİTLEŞTİRME


- SACCHAROBIOSE[İng.] ile/değil/yerine/= SAKKAROBİYOZ


- SACCHAROMETER, SACHARIMETRY[İng.] / SACCHARIMÉTRIE[Fr.] / SACCHAROMETER, ZUCKERMESSUNG, ZUCKERMESSER[Alm.] ile/değil/yerine/= SAKKAROMETRE, SAKKARİMETRİ


- SACCHARONIC ACID[İng.] / ACIDE SACCHARONIC[Fr.] ile/değil/yerine/= SAKKARONİK ASİT


- SUCROSE, SACCHAROSE[İng.] / SACCHAROSE[Fr.] / SACCHAROSE, SUCROSE, ROHRZUCKER, RÜBENZUCKER[Alm.] ile/değil/yerine/= SAKKAROZ


- SAKMARIAN EPOCH[İng.] değil/yerine/= SAKMARYAN EPOKU

( Günümüzden yaklaşık olarak 295.500.000 ile 290.100.000 yıl öncesi arasını kapsayan jeolojik zaman dilimidir. Bu zaman aralığı, çok önemli değişimler göstermemekle birlikte, farklı kaynaklarda biraz daha farklı olarak verilebilir. Kaynaklarda bir örneği görülebilir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- SAKO[İt. < Yun.] değil/yerine/= ÜSTLÜK

( Paltoya benzer bir tür üstlük. )


- ŞÂKÜL[Ar.] değil/yerine/= ÇEKÜL

( Ucuna, küçük bir ağırlık bağlanmış iple oluşturulan, yer çekiminin doğrultusunu belirtmek için sarkıtılarak kullanılan bir araç. )


- SAKÜLER/SACCULAR[İng.] değil/yerine/= KESELEŞMİŞ


- ŞÂKULÎ değil/yerine/= DÜŞEY


- SALÂBET[Ar. < SULB] değil/yerine/= KATILIK/SAĞLAMLIK

( Peklik, katılık, sağlamlık. | Manevi kuvvet, dayanma. )


- SALAD :/yerine SALATA


- SALÂHİYETNÂME değil/yerine/= YETKİBELGE


- SALAMANJE[Fr. < SALLE À MANGER] değil/yerine/= YEMEK ODASI


- SALAMANJE[Fr.] değil/yerine/= YEMEK ODASI


- SALAMURA[İt.] değil/yerine/= TUZLU SUDA TUTULMUŞ


- SALARY :/yerine MAAŞ


- SALDIRI ile/değil SAPTAMA/TESPİT/BEYAN

( [not] ATTACK vs./but TO DETERMINE/ESTABLISHING/TO DECLARE )


- SALE :/yerine SATIŞ


- SALES :/yerine SATIŞLAR


- EMISSION SPECTRUM[İng.] / SPECTRE D'ÉMISSION[Fr.] ile/değil/yerine/= SALIM TAYFI/SPEKTRUMU, EMİSYON SPEKTRUMU


- SÂLİM[Ar.] değil/yerine/= ESEN, SAĞLAM


- SÂLİM değil/yerine/= ESEN/SAĞLAM


- SALIN/PHYSIOLOGICAL SALINE[İng.] değil/yerine/= SERUM FİZYOLOJİK


- OSCILLATION MODE[İng.] / MODE D'OSCILLATION[Fr.] ile/değil/yerine/= SALINIM KİPİ


- OSCILLATION CENTER[İng.] / CENTRE DE L'OSCILLATION[Fr.] ile/değil/yerine/= SALINIM MERKEZİ


- İHTİZAZ[Osm.] / OSCILLATION[İng.] / OSCILLATION[Fr.] / OSZILLATION, SCHWINGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SALINIM, TİTREŞİM


- SALICYLALDEHYDE[İng.] / SALICYLALDÉHYDE[Fr.] / SALIZYLALDEHYD[Alm.] ile/değil/yerine/= SALİSİLALDEHİT


- SALICYLAMIDE[İng.] / SALICYLAMIDE[Fr.] / SALIZYLAMID[Alm.] ile/değil/yerine/= SALİSİLAMİT


- SALICYLATE[İng.] / SALIZYLAT[Alm.] ile/değil/yerine/= SALİSİLAT


- SALICYLIDENE[İng.] ile/değil/yerine/= SALİSİLDEN


- SALICYLIC ACID[İng.] / ACIDE HYDROXY-2-BENZOCOUPAGE, ACIDE SALICYLIQUE[Fr.] / SALIZYLSÄURE, SPIRSÄURE, O-OXYBENZOESÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= SALİSİLİK ASİT


- SALICYLOL[İng.] ile/değil/yerine/= SALİSİLOL


- SALKOWSKI'S SOLUTION[İng.] ile/değil/yerine/= SALKOWSKİ ÇÖZELTİSİ


- SALON[Alm.] değil/yerine/= TÜNLÜK


- ABSOLUTE ZERO[İng.] / ZERO ABSOLU[Fr.] / ABSOLUTER PUNKT[Alm.] ile/değil/yerine/= SALT/MUTLAK SIFIR NOKTASI


- TEMPÉRATURE ABSOLUE[Fr.] ile/değil/yerine/= SALT SICAKLIK


- SALT = SIRF, SAF, MAHZ = PURE[İng.] = PUR[Fr.] = REIN[Alm.] = PURUS[Lat.] = PURO[İsp.]


- SALT :/yerine TUZ


- SALTANAT değil/yerine/= YETKELİK

( Osmanlı Saltanatı ya da Padişahlık, Osmanlı döneminde kullanılan yönetim biçimine verilen addır. Yönetim biçimi Osmanlı Hanedanı üyesi sultanın görünüşte mutlak egemen olmasına dayalıdır. Saltanat sözcüğü, gösteriş ve zenginlik anlamında da kullanılır. Saltanat'ın bazı dönemlerinde, sultanın yetkin olmamasından dolayı, Haseki Sultan'lar ya da Valide Sultan'lar [hatta Mihrimah Sultan örneğinde görüldüğü gibi, sultan kızı] devlet yönetimine katılmış, hatta zaman zaman devleti yönetmiştir. Bu dönem, "Kadınlar Saltanatı" olarak bilinir. Dönem, büyük ölçüde Osmanlı'nın duraklama dönemine denk gelir. Kanuni Sultan Süleyman'ın yaşlılık döneminde [1550 civarı] başlamış, 1656 yılında Köprülü Mehmet Paşa'nın sadrazam oluşuna kadar devam etmiştir. Saltanat, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 01 Kasım 1922'de kabul ettiği "Osmanlı'nın münkariz olduğuna dair" 308 numaralı kararname ile kaldırılmıştır. Kararname, ilga yargısını geriye yürüterek "İstanbul'daki biçimi hükümetin 1920'de[16 Mart 1336] tarihe intikal ettiğini" bildirmiştir. Saltanatın kaldırılmasıyla Türk Tarihi'nin en uzun ömürlü devleti Osmanlı Devleti'nin 623 yıllık süreci resmen sona ermiştir. )


- SALTIK = MUTLAK = ABSOLUTE[İng.] = ABSOLU[Fr.] = ABSOLUT[Alm.] = ABSOLUTUS[Lat.] = ABSOLUTO/TA[İsp.]


- ŞALVAR değil/yerine/= TUMAN


- SALVO[İt.] ile SALTO[İt.]

( Yaylım ateşi. | Yoğun bir biçimde yapılan atak. | Gemide kullanıldığı yere göre belirli uzunluğu olan ince halatlara verilen ad. İLE Rakibin gövdesini kollarıyla birlikte kavrayarak yana ya da arkaya savurma, devirerek bastırma biçiminde uygulanan bir güreş oyunu. )


- ŞÂM U SEHER[Fars.] değil/yerine/= AKŞAM-SABAH


- ŞAMANDIRA[Yun.] değil/yerine/= YÜZENEK/YÜZERTOP

( Halkalarına tekne bağlamak için limanda demirlenmiş olan, içi boş, her yanı kapalı, çoğunlukla metalden yapılan fıçı vb., yüzer top. | Denizde yol göstermeye, bir tehlikeyi ya da geçiş yolunu haber vermeye yarayan yüzer nesne. | Kapama düzenini sağlayan, metal ya DA plastikten yapılmış, suda yüzen top. | Kandilde, fitili tutmak için yağda yüzen, telli mantar düzeneği. )


- SAME :/yerine AYNI


- ŞÂMİL[< ŞEML ve/< ŞÜMÛL]:
İÇİNE ALAN, KAPLAYAN, ÇEVRELEYEN


- SAMİMÎ(YET) değil/yerine/= İÇTEN/LİK


- ŞAMPİYON[Fr., İng. < CHAMPION] değil/yerine/= BÖKE


- SAMPLE[İng.] değil/yerine/= ÖRNEK


- SAMPLE :/yerine ÖRNEK


- SAMPLING ERROR[İng.] değil/yerine/= ÖRNEKLEME HATASI

( Bir bireyin taşıdığı özelliklerin, popülasyonun genelindeki özelliklerden rastlantısal olarak farklı olması durumudur. Örnekleme hatası, küçük örnek grupları için fazla, büyük örnek grupları için düşüktür. Yani, bir öbekten ne kadar çok örnek alınırsa, o kadar gerçekçi sonuçlar elde edilir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- SAMPLING[İng.] değil/yerine/= ÖRNEKLEME


- ŞAMYEL/ŞAMREL değil ŞAMBREL[Fr. < CHAMBRE A AIR]

( İç lastik. )


- ŞAN[Ar.] ile ŞAN[Fr. < CHANT]

( Ün. | Gösteriş, gösterişlilik. İLE İnsan gırtlağından makamla çıkan ve perde ayrımlarıyla çeşitli duyumlar uyandıran ses dizisi. | Ünleme, ses çıkarma eğitimi. )


- IMAGINARY POTENTIAL[İng.] ile/değil/yerine/= SANAL POTANSİYEL


- MUHAYYEL RAKAM[Osm.] / IMAGINARY NUMBER[İng.] / NOMBRE IMAGINAIRE[Fr.] / IMAGINÄRE ZAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= SANAL SAYI


- IMAGINARY CHARGE[İng.] ile/değil/yerine/= SANAL YÜK


- SANAT ESERİ[Ar.] değil/yerine/= ESİNÇ YAPITI


- SANAT/HÜNER değil/yerine/= ESİNÇ


- SANAT = ART[İng., Fr.] = KUNST[Alm.] = ARS[Lat.] = TEKHNE[Yun.] = ARTE[İsp.]


- SANAT ve/||/<>/>< YAŞAM

( Sanat, tüm alanların son noktasıdır. VE/||/<>/>< Yaşam da sanatın son noktası ve yansımasıdır. )

( Uzun. VE/||/<>/>< Kısa. )

( ARS LONGA, VITA BREVIS )


- SANATÇI değil/yerine/= ÜNERMEN


- SANATKÂR[Ar.]/ARTİST[İng.] değil/yerine/= ESİNÇÇİ


- SANATSAL değil/yerine/= ESİNCİL


- SANAYİ/ENDÜSTRİ[< INDUSTRY]/URAN değil/yerine/= İŞLEYİM


- SANCTION :/yerine YAPTIRIM


- SAND :/yerine KUM


- CHAIR FORM[İng.] ile/değil/yerine/= SANDALYE ŞEKLİ


- SANDALYE[Ar.] değil/yerine/= OTURAK


- SANDALYE[Ar. < SANDALİYE] değil/yerine/= OTURGA


- SANDOVİÇ değil/yerine/= KISTIRMA


- SANI = OPINION[İng., Fr.] = MEINUNG[Alm.] = OPINIO[Lat.]


- SANİHA[Ar.] değil/yerine/= DOĞAÇLIK/DOĞUNÇLUK


- SANİYE değil/yerine/= İKİNÖY


- SANİYE[Osm.] / SECOND[İng.] / SECONDE[Fr.] / SEKUNDE[Alm.] ile/değil/yerine/= SANİYE


- ONE-SECOND PENDULUM[İng.] / PENDULE BATTANT LA SECONDE[Fr.] ile/değil/yerine/= SANİYELİ SARKAÇ


- EIN ZWEITES RINGSPENDUL[Alm.] ile/değil/yerine/= SANİYEYİ VURAN SARKAÇ


- ŞANJAN/JANJAN[Fr.] değil/yerine/= YANARDÖNER

( Kıpırdadıkça, türlü renklerde parlayan [kumaş vb.]. )


- ATOME QUASI[Fr.] ile/değil/yerine/= SANKİ ATOM


- ŞİBH-İ TEK ZERRE[Osm.] ile/değil/yerine/= SANKİ TEK ATOM


- SANKİ değil/yerine/= SÖZÜMONA


- ŞANO[İt. SCENA] değil/yerine/= TİYATRO SAHNESİ


- SANRI[İng. DELUSION] ile/||/<> BİZAR SANRI[İng. BIZARRE DELUSION] ile/||/<> EROTOMANİ[İng. EROTOMANIA] ile/||/<> EROTOMANYA[İng. EROTOMANIA] ile/||/<> GRANDİYÖZ SANRI[İng. GRANDIOSE DELUSION]

( Gerçek olmadığına dair sağlam kanıtlar olmasına karşın kişinin inandığı mantıksız, gerçek dışı inançlar. "Delüzyon" olarak da bilinmektedir. Akıl hastalığına sahip bir birey sanrılar yaşayabilir. Örneğin, bir ajanın kendisini takip ettiğini ya da uzaylıların bedenini ele geçirdiğini düşünebilir. Sanrılar, kişiden kişiye ve durumdan duruma farklılıklar gösterebilir. @@ Gerçekleşmesi açıkça mümkün olmayan sanrı türü. Örneğin kişi, uzaylıların bedenini kontrol ettiğini düşünebilir. @@ Kişinin; yüksek makam, statü, güç, zenginlik ya da şöhret bakımından kendisinden yüksekte olan birinin kendisine âşık olduğunu düşünmesine sebep olan sanrı türü. Örneğin kişi, ünlü bir oyuncunun kendisinden hoşlandığını düşünebilir. @@ Erotomanya bir sanrı türüdür. Bir kişinin, genellikle ünlü, politikacı ya da yüksek mertebe bir kişinin, kendisine aşık olduğunu düşünmesi durumudur. Bu kişiler rastgele kişilere ya da tanıdıklara da takıntı yapabilirler. Aynı zamanda rahatsızlığı tanımlayan Fransız psikiyatristin adına "de Clerambault Sendromu" 'da denir. @@ Kişinin, kendisini olduğundan büyük görmesine sebep olduğu sanrı türü. Kişi; kendini zengin, güçlü ya da özel güçlere sahip olduğunu düşünebilir. "Büyüklük hezeyanı" olarak da isimlendirilir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- ŞANS değil/yerine/= UĞUR/YOM


- SANSASYON[Fr./İng. < SENSATION] ile/ve/||/<> SKANDAL[Fr. < SCANDALE]

( Dalgalanma. | Çok sayıda kişiyi ilgilendiren, etkileyen, heyecan verici olay. İLE Büyük yankı uyandıran, utanç verici ya da küçük düşürücü olay. )


- SANSASYONEL değil/yerine/= ÇARPICI/SES GETİREN


- ŞANSON[Fr. < CHANSON] değil/yerine/= MISRA DİZİSİ, MELODİ


- SANSÜALİZM[İng. < SENSUALISM] değil/yerine/= DUYUMCULUK


- SANSUALİZM[Fr.]/SENSÜALİZM[İng.] değil/yerine/= DUYUMCULUK


- SANSÜR[Fr.] değil/yerine/= DENETLEME/DENETKİ/SIKIDENETİM

( Her türlü yayının, sinema ve tiyatro yapıtlarının, hükümetçe, önceden denetlenmesi. Yayın ve gösterilmesinin, izne bağlı olması, sıkıdenetim. | Denetleme işini yapan kurul. )


- ZENTIGRAD[Alm.] ile/değil/yerine/= SANTİGRAD


- CENTIGRAM[İng.] / ZENTIGRAMM[Alm.] ile/değil/yerine/= SANTİGRAM


- GRAD CELSIUS[Alm.] ile/değil/yerine/= SANTİGRAT DERECE


- CENTIGRADE[İng.] / CENTIGRADE[Fr.] ile/değil/yerine/= SANTİGRAT


- ZENTIGRAY[Alm.] ile/değil/yerine/= SANTİGRAY


- CENTIGRAY[İng.] / CENTIGRAY[Fr.] ile/değil/yerine/= SANTİGREY


- SANTİMANTAL[Fr. < SENTIMENTAL] değil/yerine/= DUYGULU, İÇLİ, HASSAS


- CENTIMETER[İng.] / CENTIMÈTRE[Fr.] / ZENTIMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= SANTİMETRE


- ŞANTİYE[Fr. CHANTIER] değil/yerine/= ...

( Yapı gereçlerinin yığılıp saklandığı ya da işlendiği yer. | İnşa durumundaki ev, fabrika, baraj vb. her türlü yapı. | Büyük yapıların inşasında yapıcıların yaşadıkları geçici bina. | Ev, fabrika, baraj vb.nin yapımının sürdüğü yer, yapı yeri. | Gemi tezgâhı. )


- SANTONIAN EPOCH[İng.] değil/yerine/= SANTONYAN EPOKU

( Günümüzden 86.300.000 ile 83.600.000 yıl öncesi arasını kapsayan jeolojik zaman dilimidir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- ŞANTÖR[Fr. < CHANTEUR] değil/yerine/= ERKEK ŞARKICI


- ŞANTÖZ[Fr. < CHANTEUSE] değil/yerine/= KADIN ŞARKICI


- SANTRA[İng. < Lat.] değil/yerine/= ORTA, MERKEZ


- SANTRAL/CENTRAL[İng.] değil/yerine/= MERKEZÎ


- SANTRİFÜGAL/CENTRİFUGAL[İng.] değil/yerine/= MERKEZKAÇ


- SANTRİFÜJ/CENTRİFUGE[İng.] değil/yerine/= DÖNDÜR AYIR AYGIT


- MERKEZKAÇ/SANTRİFÜJ[Fr. < Yun. KENTRON: Merkez. | SOOMA: Gövde.] değil/yerine/= ÖZEKKAÇ

( Merkezden uzaklaşan. )


- CENTRIFUGE[İng.] / CENRIFUGER[Fr.] / TRENNSCHLEUDER, ZENTRIFUGE, SCHLEUDER[Alm.] ile/değil/yerine/= SANTRİFÜJ


- CENTRIFUGATION[İng.] / CENTRIFUGATION[Fr.] / SCHLEUDERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SANTRİFÜJLEME


- SANTRIPEDAL/CENTRIPETAL[İng.] değil/yerine/= MERKEZCİL


- ŞANZIMAN değil/yerine/= GÜÇAKTAR


- OUTLINER[İng.] ile/değil/yerine/= SAPAN DEĞER


- ABERRATION[İng.] ile/değil/yerine/= SAPINÇ


- SAPLANTI = FİKR-İ SABİT = FIXED IDEA[İng.] = IDÉE FIXE[Fr.] = FIXE IDEE[Alm.] = FIXUS[Lat.]


- ALUM[İng.] / ALUN[Fr.] / ALUN, ALUMEN[Alm.] ile/değil/yerine/= ŞAPLAR


- ANGLE OF DEVIATION[İng.] / ABLENKWINKEL, ABWEICHUNGSWINKEL[Alm.] ile/değil/yerine/= SAPMA AÇISI


- İNHİRAF[Osm.] / DEVIATION, VARIATION[İng.] / DÉVIATION[Fr.] / ABWEICHUNG, DEVIATION[Alm.] ile/değil/yerine/= SAPMA


- İNHİRAFSİZ[Osm.] / APLANATIC[İng.] / APLANATIQUE[Fr.] / APLANATIK[Alm.] ile/değil/yerine/= SAPMASIZ


- STRAY RAY[İng.] / RAYONNEMENT DÉVIÉ[Fr.] ile/değil/yerine/= SAPMIŞ IŞIN/IŞINIM


- ŞAPPADAK ile ŞARKADAK

( Apansız/ansızın. İLE Ani bir "şapırtı" sesi çıkararak. )


- SAPROFİT[Fr. < Yun. SAPROS: Çürük. | PHYTON: Bitki.]/SAPROTROF değil/yerine/= ÇÜRÜKÇÜL

( Doğal olarak hayvan ve bitki kalıntılarının üzerinde yaşayan ve onların çürümesine yol açan bitki ve organizmalar. )


- DEFLECTOR COIL[İng.] / BOBINE DÉFECTEUR[Fr.] / ABLENKSPULE, DEFLEKTORSPULE[Alm.] ile/değil/yerine/= SAPTIRICI BOBİN


- DEFLECTOR PLATE[İng.] / PLAQUE DÉFLECTRICE[Fr.] / ABLENKPLATTE, DEFLEKTORPLATTE[Alm.] ile/değil/yerine/= SAPTIRICI LEVHA


- DEFLECTING YOKE[İng.] / JOUG DE DÉFLEXION[Fr.] / ABLENKJOCH[Alm.] ile/değil/yerine/= SAPTIRMA BOYUNDURUĞU


- DEFLECTING VOLTAGE[İng.] / TENSION DE DÉVIATION[Fr.] / ABLENKSPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SAPTIRMA GERİLİMİ


- SAR/SPECİFIC ABSORPTION RATE[İng.] değil/yerine/= ÖZGÜL SOĞURMA DEĞERİ


- SPIRITS OF WINE[İng.] / ESPRIR DE VIN[Fr.] / WEINGEIST[Alm.] ile/değil/yerine/= ŞARAP RUHU


- ŞARAP[Ar.]/MEY[Fars.] değil/yerine/= ÇAKIR/SÜÇİK


- ŞARBON[Fr. < CHARBON] değil/yerine/= KARAKABARCIK


- ŞARBON[Fr.] değil/yerine/= YANIKARA/KARAKABARCIK/KARAYANIK

( Çeşitli hayvanlarda, özellikle koyun ve sığırlarda görülen, deri ya da mukoza yoluyla insana bulaşan, bulaştığı yerde kara bir çıban yapan, tehlikeli sayrılık. )


- ŞARDON/LU değil/yerine/= TÜYLENDİRME/TÜYLENDİRİLMİŞ


- SARF ETMEK değil/yerine/= KULLANMAK


- SARF[Ar.] ile/ve/||/<> NAHV[Ar.]

( Sözcük bilgisi/(b)ilimi. İLE/VE/||/<> Tümce/cümle bilgisi/(b)ilimi. )


- SARF-I NAZAR[Ar.] değil/yerine/= SAYILMASA DA, VAZGEÇİLSE DE


- SARGAÇ/KORSA/KORSE[Fr. < CORSET] ile KORSAJ[Fr. < CORSAGE]

( İnce görünmek için kullanılan esnek iç giysisi. | Herhangi bir darbeden zarar görmemesi için boyna takılan, bel fıtığı gibi durumlarda gövdeyi düzgün tutmaya yarayan nesne. İLE Küçük, kısa sargaç. )


- SARGENT CYCLE[İng.] / CYCLE DE SARGENT[Fr.] / SARGENT-ZYKLUS[Alm.] ile/değil/yerine/= SARGENT ÇEVRİMİ


- SARGENT CURVE[İng.] / COURBE DE SARGENT[Fr.] / SARGENT-KURVE[Alm.] ile/değil/yerine/= SARGENT EĞRİSİ


- FACTEUR DE BOBINAGE[Fr.] ile/değil/yerine/= SARGI FAKTÖRÜ


- SARHOŞ ETMEK değil/yerine/= ESRİTMEK


- SARHOŞ OLMAK değil/yerine/= ESRİMEK


- SARHOŞ OLMAK değil/yerine/= SÜDREMEK/ESRİMEK


- SARHOŞ[Fars. SER:Baş. + HOŞ] değil/yerine/= ESRİK/ESRÜK[dvnlgttrk]


- YELLOW CAKE[İng.] / GÂTEAU JAUNE[Fr.] / GELBE PASTE[Alm.] ile/değil/yerine/= SARI PASTA


- ŞARJ ÂLETİ değil/yerine/= YÜKLEÇ


- ŞARJ[Fr., İng. CHARGE] değil/yerine/= YÜKLEME


- ŞARJ ETMEK değil/yerine/= YÜKLEMEK


- ŞARJ OLMAK değil/yerine/= YÜKLENMEK


- RAKKAS[Osm.] / PENDULUM[İng.] / PENDULE[Fr.] / PENDEL[Alm.] ile/değil/yerine/= SARKAÇ


- ŞARKI SÖYLEMEK değil/yerine/= YIRLAMAK


- ŞARKI değil/yerine/= EZGİ, ÇIĞGA


- ŞARKI = SONG[İng.] = CHANSON[Fr.] = LIED[Alm.] = CANZONE[İt.] = CANCIÓN[İsp.]


- ŞARKI değil/yerine/= YIR


- ŞARKİYAT/ORYANTALİZM değil/yerine/= DOĞU BİLİ/Mİ


- UMWICKELNDER FAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= SARMA FAKTÖRÜ


- SARMA ile SARMAL/YILANKAVİ/HELİSEL/HELEZONİ[Ar., Yun.] ile SARMAN ile SARMAŞAN/SARILGAN ile SARMAŞIK

( Sarma eylemi. | Saran, içine alan şey. | Yaprak ya da başka şeylerle, içlik malzeme konup sarılarak yapılan yemek. | Güreşçinin, kendi ayağını, arkasında bulunan rakibin ayağının iç tarafına sokup dolaması. | Sarılarak yapılan. İLE Sarmal biçiminde olan. İLE Azman, iri. | Sarı tüylü kedi. İLE Sarılgan. İLE Sarmaşıkgillerden, koyu yeşil renkli, değişik biçimli yaprakları olan, sap ve dallarından çıkan, küçük ek köklerle dik, düz yerlere yapışarak tırmanan bitki. )


- SARSILMAZLIK = İTMİNAN-I NEFS = ATARAXIA[İng.] = ATARAXIE[Fr., Alm.] = ATARAKSIA[Yun.]


- ŞART[Fr. < CHARTE] değil/yerine/= TEMEL KURAL BELGESİ


- ŞARTLI TAHLİYE değil/yerine/= KOŞULLU SALIVERİ


- ŞARTNAME/BAYLAVBETİ değil/yerine/= KOŞULLUK


- ŞÂŞAA/LI["ŞAŞALI" değil!] değil/yerine/= GÖRKEM | PARILTI, PARLAKLIK


- ŞASE[Fr. SACHET] değil/yerine/= BOHÇA

( İçine mendil, gecelik vb. şeyleri koymaya yarayan, çeşitli büyüklükte, kumaştan koruncak. )


- ŞAŞKINLIK = CONSTERNATION[İng., Fr.] = BESTÜRZUNG[Alm.] = CONSTERNATIO[Lat.]


- ŞATAFAT değil/yerine/= GÖRKEM


- SATANİST[Fr. < SATANISTE] değil/yerine/= ŞEYTANA TAPAN KİŞİ


- SATANİZM[Fr. < SATANISME] değil/yerine/= ŞEYTANA TAPMA


- SATELLIT SİSTEM/SATELLITE SYSTEM[İng.] değil/yerine/= UYDU DÜZENİ


- SATELLITE :/yerine UYDU


- SATH ile/||/<> SATH MÜSTEVÎ

( Yüzey. | İki boyutluların yüzeyi. İLE/||/<> Düzlemsel yüzey. )


- SATHÎ[Ar.] değil/yerine/= YÜZEYSEL/GELİŞİGÜZEL/ÜSTÜNKÖRÜ


- SATIH/SATHİ[Ar.] değil/yerine/= YÜZEY/SEL


- ŞÂTIR[Ar. < ŞETÂRET | çoğ. ŞUTTÂR] ile ŞÂTR[Fars.]

( Neşeli, zevkli, şen, şenlik. | Büyük bir kişinin atı yanında gitmekle görevli ağa. | Tören ve alaylarda, sultanın, vezirin yanında yürüyen görevliler. İLE Yarı, yarım. | Bölüm, parça, kısım. | Dize/mısra. )


- SATIR[Ar.] değil/yerine/= DİZEK/ÇİZEK


- SATIR[Ar.] değil/yerine/= KINRAK


- SATİR[Fr.] değil/yerine/= YERGİ


- SATIŞ VAADİ değil/yerine/= SATIŞ ÜSTLENİMİ


- SATISFACTION :/yerine MEMNUNİYET


- SATISFY :/yerine TATMİN ETMEK


- SATRANÇ = CHESS[İng.] = ÉCHESS[Fr.] = SCHACH[Alm.] = SCACCHI[İt.] = AJEDREZ[İsp.]


- SATVET[Ar.] değil/yerine/= (ZORLU/SİNDİRİCİ) GÜÇ


- SAUCE :/yerine SOS


- SAV = MÜDDEA, TEZ = THESIS[İng.] = THÈSE[Fr.] = THESE, THESIS[Alm.] = THESIS[Yun.] = TESIS[İsp.]


- SAVART[İng.] / SAVART[Fr.] / SAVART[Alm.] ile/değil/yerine/= SAVART


- [ne yazık ki]
!SAVAŞ ve/||/<>/>/< !YILDIRMA/TERÖR[Fr.]


- SAVE :/yerine KAYDETMEK, KURTARMAK


- SAVING :/yerine BİRİKİM


- ŞAVK/ŞEVK[Ar.] değil/yerine/= IŞIK


- SAVLET/HAMLE[Ar.] değil/yerine/= ATILIM


- SAY[Ar.] değil/yerine/= ÇALIŞMA/EMEK


- SAY :/yerine SÖYLEMEK, SAYMAK


- SAYAÇ = KONTÖR = COUNTER[İng.]


- ŞÂYÂN[Fars.] değil/yerine/= UYGUN, YAKIŞIR, YARAŞIR, DEĞER


- AYNÜŞŞEMS, ŞEFFAF[Osm.] / OPAL, TRANSPARENT[İng.] / OPALE, TRANSPARENT[Fr.] / OPAL, DURCHSICHTIG[Alm.] ile/değil/yerine/= SAYDAM, OPAL