Türkçe'si Varken... FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 27.963 başlık/FaRk ile birlikte,
27.963 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(49/113)
- ICHTHYOL[İng.] / ICHTHIOL[Alm.] ile/değil/yerine/= İKTİYOL
- ICHTHYLATE[İng.] ile/değil/yerine/= İKTİYOLAT
- ICHTHULIN[İng.] ile/değil/yerine/= İKTULİN
- İLA/HUMAN LEUKOCYTE ANTIGEN[İng.] değil/yerine/= İNSAN AKYUVAR ANTİJENİ, İNSAN LÖKOSIT ANTİJENİ
- İLAÇ[İng. MEDICATION] ile/||/<> FARMAKOPE[İng. PHARMACOPOEIA] ile/||/<> KAPSÜL[İng. CAPSUL] ile/||/<> PLASEBO
( Bir ya da daha fazla aktif ve/veya aktif olmayan bileşen içeren dozaj formu. İlaçlar; tablet, kapsül, sıvı ve krem olmak üzere birçok dozaj biçiminde üretilir. Ağız yoluyla, damar içine infüzyonla ya da kulağa ya da göze damlatılan damlalar gibi farklı şekillerde kullanılabilir. Aktif bileşen içeren form; bir hastalığın ya da anormal durumun semptomlarını önlemek, teşhis etmek, tedavi etmek ya da hafifletmek için kullanılır. @@ İlaçları ya da diğer farmakolojik maddeleri, özellikle bunların kullanımını, hazırlanmasını ve düzenlenmesini açıklayan resmî kitap. @@ Hücreyi saran, yoğun ve sıkı yapıda protein ya da polisakkarit. @@ Hiçbir kimyasal ve biyolojik etkisi olmayan, hastaya ilaç olduğu söylenerek verilen maddelerdir, amaç hasta üstünde deneyi yapılan ilaca psikolojik kontrol öbeği oluşturmaktır. Plasebo, etkisi farmakolojik olarak etkisiz bir ilacın telkine dayalı bir etki ortaya çıkarma halidir. İlaç vücuda ağız, burun ya da enjeksiyon yolu ile verilebilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- İLAÇ TOLERANSI/DRUG TOLERANCE[İng.] değil/yerine/= İLAÇ DOZ YETERSİZLİĞİ
- İLÂÇ değil/yerine/= EM
- İLÂM[Ar.] değil/yerine/= YARGI BELGESİ
- İLÂN[Ar.]/ANONS[Fr. < ANNONCE] değil/yerine/= DUYURU/DUYURMAK/DUYUT
( Söz ve yazı yoluyla verilen kısa haber. )
( ANONSE[Fr.]: Bildirilmiş, ilân edilmiş. )
- İLAN değil/yerine/= DUYURU
- İLÂVE (ETMEK) değil/yerine/= EK/KATKI, ULAMA
- İLÂVE ETMEK değil/yerine/= EKLEMEK/KATMAK/KATKI/ULAMAK
- İLBAY/VALİ[Ar.]/SATRAP[Fars.] ile/ve İLÇEBAY/İLÇEBAŞ/KAYMAKAM[Ar.]
( VALİ[< VELİ: Koruyup kollayan.] ile/ve ... )
( TEKFUR[Bizans döneminde] ile/ve ... )
( [Slav] VOYVODA ile/ve ... )
( EMİR ile/ve ... )
( ÂRENG ile/ve ... )
- İLCAM[Ar.] değil/yerine/= GEMLEMEK, DİZGİNLEMEK
- ILEXANTHIN[İng.] / ILEXANTHIN[Alm.] ile/değil/yerine/= İLEKSANTİN
- İLERİ SÜRME = İDDİA = ASSERTION[İng., Fr.] = BEHAUPTUNG[Alm.] = ASSERTIO < ASSERERE[Lat.]
- DIRECTION DE LA PROPAGATION[Fr.] ile/değil/yerine/= İLERLEME YÖNÜ
- İLERLEME = TERAKKİ = PROGRESS[İng.] = PROGRÈS[Fr.] = FORTSCHRITT[Alm.] = PROGRESSUS < GRESSUS:YÜRÜME, ADIM. PRO:ÖNDE, İLERİYE[Lat.] = PROGRESO[İsp.]
- ADVANCED POTENTIALS[İng.] / POTENTIELS AVANCÉS[Fr.] / FORTGESCHRITTENE POTENTIALE[Alm.] ile/değil/yerine/= İLERLEMİŞ POTANSİYELLER
- PROGRESSIVE WAVE TUBE[İng.] / TUBE À ONDES PROGRESSIVES[Fr.] / FORTSCHREITENDE WELLENRÖHRE[Alm.] ile/değil/yerine/= İLERLEYEN DALGA TÜPÜ
- PROGRESSIVE WAVE[İng.] / ONDE PROGRESSIVE[Fr.] / FORTLAUFENDE WELLE, FORTSCHREITENDE WELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= İLERLEYEN DALGA
- İLETEÇ/KABLO[Fr. CABLEAU] ile TEL
( Elektrik akımı iletiminde kullanılan ve yalıtkan bir nesne ile sarılı bulunan metal tel. İLE Türlü metallerden yapılmış, kopmaya karşı bir direnç gösteren ince uzun nesne. | Bu nesneden yapılmış ya da bu nesne biçiminde olan. | Tencere, çaydanlık vb.ni ovarak temizlemek için kullanılan nesne. | İnsan saçını oluşturan ipçik. | Bazı organizmaların demet durumundaki oluşumunu meydana getiren ipçiklerin her biri, lif. )
(
)
- TRANSMITTANCE[İng.] / BEFÖRDERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= İLETİCİLİK
- NÂKİLİYET[Osm.] / TRANSMISSIVITY[İng.] ile/değil/yerine/= İLETİLİRLİK
- CONDUCTION CURRENT[İng.] / COURANT DE CONDUCTION[Fr.] / LEITUNGSSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= İLETİM AKIMI
- CONDUCTION ELECTRON[İng.] / ÉLECTRON DE CONDUCTION[Fr.] / LEITUNGSELEKTRON[Alm.] ile/değil/yerine/= İLETİM ELEKTRONU
- BANDE DE LA CONDUCTIBILITÉ[Fr.] / LEITFÄHIGKEITSBAND[Alm.] / CONDUCTION BAND[İng.] ile/değil/yerine/= İLETİM/İLETKENLİK BANDI
- TRANSMISSION COEFFICIENT[İng.] / COEFFICIENT DE LA TRANSMISSION[Fr.] / DURCHLÄSSIGKEITSFAKTOR, LEITUNGSKOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= İLETİM KATSAYISI
- NAKİL[Osm.] / CONDUCTION, TRANSMISSION[İng.] / CONDUCTION, TRANSMISSION[Fr.] / LEITUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= İLETİM
- ILETIN[İng.] ile/değil/yerine/= İLETİN
- İLETİŞİM = COMMUNICATION[İng., Fr.] = KOMMUNIKATION[Alm.] = COMUNICAZIONE[İt.] = COMUNICACIÓN[İsp.]
- NAKLEDEN, NAKLETMEK[Osm.] / CONDUCTOR, CONDUCTANCE, CONDUCTIVITY[İng.] / CONDUCTEUR, CONDUCTIBILITÉ[Fr.] / LEITER, LEITFÄHIG[Alm.] ile/değil/yerine/= İLETKEN/LİK
- CONDUCTOMETRIC ANALYSIS[İng.] / KONDUKTOMETRISCHE ANALYSE[Alm.] ile/değil/yerine/= İLETKENLİK ÇÖZÜMLEMESİ/ANALİZİ
- ANALYSE CONDUCTOMÉTRIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= İLETKENLİK ÇÖZÜMLEMESİ
- CONDUCTIVITY BRIDGE[İng.] / PONT DE CONDUCTIVITÉ[Fr.] / LEITFÄHIGKEITSBRÜCKE[Alm.] ile/değil/yerine/= İLETKENLİK KÖPRÜSÜ
- CONDUCTIVITY WATER[İng.] ile/değil/yerine/= İLETKENLİK SUYU
- NAKİL[Osm.] ile/değil/yerine/= İLETME
- NAKLETMEK, NAKLEDEN[Osm.] / TO CONDUCT, CONDUCTANCE, CONDUCTIVITY, CONDUCTOR[İng.] / CONDUCTIBILITÉ, CONDUCTEUR[Fr.] / LEITEN, LEITFÄHIG, LEITER[Alm.] ile/değil/yerine/= İLETMEK, İLETKEN, İLETKENLİK
- İLGEÇ/EDÂT ile/||/<> BELİRTEÇ ile/||/<> ADIL/ZAMİR ile/||/<> KOŞAÇ/SILA
( Ününde yer aldığı ya da ardından geldiği birimle başka bir birim ya da tümcenin geri kalan bölümü arasında ilgi kurmaya yarayan birim. İLE/||/<> Bir eylemin, bir ön adın/sıfatın, bir ilgecin, bir bağlacın ya da kendi türünden bir başka birimin anlamım etkileyen, onu kesinleştirerek ya da kısıtlayarak belirleyen birim. İLE/||/<> Dilsel bağlamda daha önce anılan bir öğeyi, bildirişime katılan birini, sözcenin oluşturulduğu sırada gözlem alanına giren bir varlık ya da nesneyi gösteren biçimbirim ve bu niteliği taşıyan biçimbirimlerin oluşturduğu dilbilgisi ulamı. Adıllar, ad soylu biçimbirimlerin önemli bir bölümünü oluşturur, genellikle adların yerini tutar, kişi, soru, iyelik ilgi, gösterme ya da belgisizlik kavramını içerir. İLE/||/<> Yüklemi özneye bağlayan öğe.[Türkçe'de ek eylemin üçüncü kişi eki, -dir, bildirme koşacı olarak kullanılır.] )
- ALÂKA[Osm.] / AFFINITY[İng.] / AFFINITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= İLGİ
- ILGIM/SERAP[Fars. < SERÂB] ile YANILSAMA
( Yanılsamalar dünyasında yaşadığımızı anlamaya çalışalım, onları inceleyelim ve köklerini açığa çıkaralım. )
( Burnumuza sarımsak tıkamışız, gül kokusu arıyoruz. )
( Hiçbir şey, apaçık ortada olan kadar aldatıcı değildir. )
( Bir şeyi saklamak istiyorsan, ortalıkta bırak. )
( YANILSAMA NEDENLERİ:
* ARAÇLAR
* İLİŞKİLENDİRME
* "AKIL YÜRÜTME" )
( Try to understand that we live in a world of illusions, examine them and uncover their roots.
We plugged the garlic to our nose but we are seeking the smell of the rose. )
( MIRAGE vs. ILLUSION )
- İLHÂK[Ar.] ile İŞGÂL[Ar. < ŞUGL]
( Katma, katılma, karışma, katıştırma. | Egemenlik altına alma, bağlama. | Sözcüğün sonuna bir harf ya da edat katma. İLE Meşgul etme, işle uğraştırma. | İşten alıkoyma. | Tutma. | Oyalama. )
- İLHAM ALMAK değil/yerine/= ESİNLENMEK
- İLHAM VERMEK değil/yerine/= ESİNLEMEK
- İLHÂM[Ar.] değil/yerine/= ESİN(LENME)/İÇE DOĞMA/BERGÜ
- İLHAMÎ değil/yerine/= ESİNSEL/BERGÜSEL
- ILIMLILIK = TEMPERANCE[İng.] = TEMPÉRANCE[Fr.] = MÄßIGHEIT[Alm.] = TEMPERANTIA[Lat.]
- İLİNEK = ARAZ = ACCIDENT[İng., Fr.] = AKZIDENZ[Alm.] = ACCIDENS[Lat.] = SYMBEBEKOS[Yun.] = ACCIDENTE[İsp.]
- İLİO- ile/||/<> İSCHİ-/İSCHİO-
( Böğür, yan tarafla ilgili. | Kalça kemiğinin üstteki geniş bölümü ile ilgili. İLE/||/<> Kalça. )
- ILICIC ALCOHOL[İng.] ile/değil/yerine/= İLİSİK ALKOL
- ILICYAL ALCOHOL[İng.] ile/değil/yerine/= İLİSİL ALKOL
- ILIUM[İng.] ile/değil/yerine/= İLİUM
- SÜRAT-İ EVVEL[Osm.] / VITESSE INITIALE[Fr.] / ANFANGSGESCHWINDIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= İLK HIZ
- MEBDE[Osm.] / POSITION INITIALE[Fr.] / ANFANGSPOSITION, ANFANGSSTELLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= İLK KONUM
- İLKE ile/ve BELİT/AKSİYOM
( Fizik'te. İLE/VE Matematik'te. )
( ... İLE/VE Geriye götürülemeyen ilke. )
( On physics. WITH/AND On mathematics. )
( PRINCIPLE vs./and AXIOM )
- İLKE = MEBDE, UMDE = PRINCIPLE[İng.] = PRINCIPE[Fr.] = PRINZIP, GRUNDSATZ[Alm.] = PRINCIPIUM[Lat.] = ARKHE[Yun.] = PRINCIPIO[İsp.]
- PRIMITIVE LATTICE[İng.] / RÉSEAU PRIMITIF[Fr.] ile/değil/yerine/= İLKEL ÖRGÜ
- İLKEL = İPTİDAİ = PRIMITIVE[İng.] = PRIMITIF[Fr.] = PRIMITIV[Alm.] = PRIMITIVUS < PRIMUS[Lat.] = PRIMITIVO[İsp.]
- MADDE-İ İPTİDAİYE[Osm.] ile/değil/yerine/= İLKELER NESNE
- AUSGANGSSTOFF[Alm.] ile/değil/yerine/= İLKEN NESNE
- İLKÖRNEK = ENMUZEC-İ EVVEL = ARCHETYP[İng.] = ARCHÉTYPE[Fr.] = ARCHETYP[Alm.] = ARKHÉTYPOS[Yun.]
- ILKOVIC EQUATION[İng.] / ILKOVIC GLEICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= İLKOVİÇ EŞİTLİĞİ
- ILL :/yerine HASTA
- İLLEGAL[Fr. < ILLEGAL] değil/yerine/= YASA DIŞI
- ILLEGAL :/yerine YASA DIŞI
- İLLEGAL değil/yerine/= YASADIŞI
- ILLINUM[İng.] ile/değil/yerine/= İLLİNYUM
- ILLIPE[İng.] ile/değil/yerine/= İLLİPE
- İLLİYET BAĞI değil/yerine/= NEDENSELLİK BAĞI
- ILLNESS :/yerine HASTALIK
- ILLUSORY SUPERIORITY[İng.] değil/yerine/= ASILSIZ ÜSTÜNLÜK
( Kişinin kendi özelliklerini ve becerilerini diğerlerinden üstün görmesi olarak bilinen bir tür bilişsel taraflılık. Özellikle zeka ya da bir testi yapabilme yeteneği gibi istenilen kişisel özelliklere sahip olmak söz konusu olduğunda etkisi görülür. Sosyal psikoloji tarafından incelenen pozitif illüzyonlardan birisidir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ILLUSTRATE :/yerine ÖRNEKLEMEK
- İLLÜZYON[Fr. < ILLUSION] değil/yerine/= GÖZ BAĞI
- İLLÜZYON[İng./Fr. < ILLUSION] değil/yerine/= YANILSAMA
- İLLÜZYONİST[Fr. < ILLUSIONISTE] değil/yerine/= GÖZ BAĞCI
- İLLÜZYONİZM[Fr. < ILLUSIONISME] değil/yerine/= GÖZ BAĞCILIK
- ILMEHITE[İng.] ile/değil/yerine/= İLMENİT
- ILMENIUM[İng.] ile/değil/yerine/= İLMENİUM
- ILR/İMPLANTABLE LOOP RECORDER[İng.] değil/yerine/= YÜREK İÇİ DÖNGÜ KAYDEDICİ
- İLTİFAT ETMEK değil/yerine/= İLGİKAYRI GÖSTERMEK
- İLTİFAT[Ar. < İLTAFAT] değil/yerine/= İLGİKAYRI(/DÖNMEK/İLGİLENMEK/YÖNELMEK)
- İLTİHAP[Ar. değil/yerine/= YANGI
- İLTİMAS[Ar.] değil/yerine/= KAYIRMA/KAYIRIŞ
- İLTİSAKLI[Ar.] değil/yerine/= İLİŞKİLİ
- İLÜZYON[İng. ILLUSION] ile/||/<> TARİHİN-SONU İLÜZYONU[İng. END-OF-HISTORY ILLUSION]
( Algılanan ilişkilerle gerçekte olan ilişkilerin birbirine uymamasıdır.Kısa algılanan bir çizgi, gerçekte algılama alanında bulunan diğer çizgilerle aynı uzunlukta olabilir. @@ Tarihin Sonu İlüzyonu psikolojik bir ilüzyondur. Her yaştan insanın, kişisel olarak geliştiğini ve ileriki zamanlarda ciddi ölçüde büyümeyeceğini ya da olgunlaşmayacağını düşünmesidir. Bakış açılarının geliştiğini görseler de, kişiler bakış açılarının ileride aşağı yukarı aynı kalmasını bekleyecekler.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- İLÜZYON değil/yerine GÖZBAĞI
- ILVAITE[İng.] / ILVAIT[Alm.] ile/değil/yerine/= İLVAİT
- İM/İNTRAMÜSKÜLER İNTRAMUSCULAR[İng.] değil/yerine/= KAS İÇİ
- IM-[İng.] ile/değil/yerine/= İM-
- IMAGE :/yerine İMAJ, GÖRÜNTÜ
- IMAGINATION :/yerine HAYAL GÜCÜ
- IMAGINE :/yerine HAYAL ETMEK
- IMAGO[İng.] değil/yerine/= BÜYÜKLER İMGESİ
- İMAJ/IMAGE[İng.] değil/yerine/= GÖRÜNTÜ | İMGE
- IMAGE STONE[İng.] ile/değil/yerine/= İMAJ TAŞI
- İMAJ değil/yerine/= İMGE/GÖRÜNTÜ
- İMAJİNASYON/IMAGINATION[İng.] değil/yerine/= İMGELEM
- İMÂL/İMÂLAT değil/yerine/= İŞLEYİM
- İMÂL(ÂT) değil/yerine/= YAPIM (İŞLERİ)
- İMÂLATHANE değil/yerine/= İŞLEYİMEVİ
- İMÂLL ETMEK değil/yerine/= İŞLEYİMLEMEK
- İMÂR değil/yerine/= BAYINDIRLIK
- IMASATIN[İng.] ile/değil/yerine/= İMASATİN
- IMAZINE[İng.] ile/değil/yerine/= İMAZİN
- IMBIBITION[İng.] ile/değil/yerine/= İMBİBİSYON
- İMBİK değil/yerine/= DAMITICI
- STILL POT, STILL BODY[İng.] / CORPS D'ALAMBIC[Fr.] / DESTILLERKESSEL, DESTILLIERKOLBEN[Alm.] ile/değil/yerine/= İMBİK
- İMDAT[< İMDAD]/İSTİMDÂT[Ar. < MEDED/MEDD] değil/yerine/= YARDIM İSTEME
- IMELON[İng.] ile/değil/yerine/= İMELON
- İMEYL/E-MAIL NUMARASI değil/yerine/= E-POSTA BULUNAĞI
- İMGE = HAYAL = IMAGE[İng., Fr.] = BILD, VORSTELLUNG[Alm.] = IMAGEN[İsp.]
- İMGELEM = MUHAYYİLE = IMAGINATION[İng., Fr.] = EINBILDUNGSKRAFT[Alm.] = IMAGINATIO[Lat.] = PHANTASIA[Yun.] = IMAGINACIÓN[İsp.]
- IMHOFF SLUDGE[İng.] / IMHOFF SCHLAMM[Alm.] ile/değil/yerine/= İMHOFF ÇAMURU
- IMIDAZOLYL MERCAPTAN[İng.] ile/değil/yerine/= İMİAZOLİL MERKAPTAN
- IMIDAZOLE[İng.] / IMIDAZOLE, GLYOXALINE[Fr.] / IMIDAZOL, GLYOXLIN[Alm.] ile/değil/yerine/= İMİDAZOL
- IMIDAZOLETRIONE[İng.] ile/değil/yerine/= İMİDAZOLETRİON
- HYDRATION, IMIDAZOLEDIONE[İng.] / HYDRATATION[Fr.] / HYDRATION, HYDRATATION[Alm.] ile/değil/yerine/= İMİDAZOLİDİON, HİDRASYON, HİDRATASYON
- IMIDAZOLYL[İng.] ile/değil/yerine/= İMİDAZOLİL
- IMIDAZOLONE[İng.] ile/değil/yerine/= İMİDAZOLON
- IMIDO ESTER[İng.] ile/değil/yerine/= İMİDO ESTER
- IMIDO CARBAMIDE[İng.] ile/değil/yerine/= İMİDO KARBAMİT
- IMIDO CARBONIC ACID[İng.] ile/değil/yerine/= İMİDO KARBONİK ASİT
- IMIDO[İng.] ile/değil/yerine/= İMİDO
- IMIDOXANTHIN[İng.] / IMIDOXANTHIN[Alm.] ile/değil/yerine/= İMİDOKSANTİN
- IMINE[İng.] / IMIN[Alm.] ile/değil/yerine/= İMİN
- IMINOACETIC ACID[İng.] ile/değil/yerine/= İMİNO ASETİK ASİT
- IMINONTIRILE[İng.] ile/değil/yerine/= İMİNO NİTRİL
- IMINO[İng.] / IMINO[Alm.] ile/değil/yerine/= İMİNO
- IMIPROMINE[İng.] ile/değil/yerine/= İMİPRAMİN
- IMIDE CHLORIDE[İng.] ile/değil/yerine/= İMİT KLORÜR
- IMIDE[İng.] / IMIDE[Fr.] / IMIDE[Alm.] ile/değil/yerine/= İMİT
- İMKÂN değil/yerine/= OLANAK
- İMLÂ[Ar. MELV] ile/ve/||/<> İMLÂ[Ar. < MEL]
( Yazım (kuralları).[< Söyleyip yazdırmak.] | Bir yapıtı ya da bir ezgiyi notaya alıp yazma. İLE/VE/||/<> [boşluğu/çukuru] Doldurmak. )
- IMMATÜR/IMMATURE[İng.] değil/yerine/= OLGUNLAŞMAMIŞ
- IMMEDIATE :/yerine DERHAL, HEMEN
- IMMIGRANT :/yerine GÖÇMEN
- IMMIGRATION :/yerine GÖÇ
- IMMOBIL/IMMOBILE[İng.] değil/yerine/= HAREKETSİZ
- IMMOBİLİZASYON/IMMOBILIZATION[İng.] değil/yerine/= SABİTLEME
- IMMORAL/ITY[Fr./İng.] değil/yerine/= TÖRETANIMAZ/LIK
( Daha üstün saydığı bir töre adına geçerli töreyi tanımayan. | Töre kurallarına aykırı olan. )
- IMMÜN/IMMUNE[İng.] değil/yerine/= BAĞIŞIK
- IMMUNE-MEDIATED/IMMUNE-MEDIATED[İng.] değil/yerine/= BAĞIŞIKLIK ARACILI
- IMMÜNİTE/IMMUNITY[İng.] değil/yerine/= BAĞIŞIKLIK
- IMMÜNİZASYON/IMMUNIZATION[İng.] değil/yerine/= BAĞIŞIKLAMA
- IMMÜNOJENİK/IMMUNOGENIC[İng.] değil/yerine/= BAĞIŞIKLAŞTIRAN
- IMMÜNOJENİTE/IMMUNOGENICITY[İng.] değil/yerine/= BAĞIŞIKLILIK YETISİ
- IMMUNOLOGY[İng.] değil/yerine/= İMMÜNOLOJİ
( Bağışıklık sistemini çalışan bilimin adıdır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- IMMÜNOLOJİ/IMMUNOLOGY[İng.] değil/yerine/= BAĞIŞIKLIK BİLİMİ
- IMMUNOLOGY[Fr.] / IMMUNITÄTSFORSCHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= İMMUNOLOJİ
- IMMÜNOMEDİYATÖR/IMMUNE-MEDIATED[İng.] değil/yerine/= BAĞIŞIKLIK ARACILI
- IMMÜNOMODÜLASYON/IMMUNOMODULATION[İng.] değil/yerine/= BAĞIŞIKLIK UYUMLAMASI
- IMMÜNOMODÜLATÖR/IMMUNOMODULATORY[İng.] değil/yerine/= BAĞIŞIKLIK UYUMLAŞTIRICI
- IMMÜNOSÜPRESİF/IMMUNOSUPPRESSIVE[İng.] değil/yerine/= BAĞIŞIKLIK BASKILAYICI
- IMMÜNOTERAPİ/IMMUNOTHERAPY[İng.] değil/yerine/= AŞI TEDAVİSİ, BAĞIŞIKLIK SAĞALTIMI
- IMMUNOTHERAPY[İng.] ile/değil/yerine/= İMMUNOTERAPİ
- IMMUTABLE[İng.] değil/yerine/= DEĞİŞMEZ
- IMPACT :/yerine ETKİ
- İMPAKSİYON/IMPACTION[İng.] değil/yerine/= TAKILMA
- İMPAKT/IMPACT[İng.] değil/yerine/= ETKİ
- IMPERIAL JODE[İng.] ile/değil/yerine/= İMPARATOR YEŞİMİ
- İMPARATOR[İt. < IMPARATORE] değil/yerine/= İLHAN
- İMPARATORLUK değil/yerine/= İLHANLIK
- IMPATT DIODE[İng.] / DIODE D'IMPATT[Fr.] / IMPATT-DIODE[Alm.] ile/değil/yerine/= IMPATT DİYOT
- IMPATT AMPLIFIER[İng.] / IMPATT-VERSTÄRKER[Alm.] ile/değil/yerine/= IMPATT YÜKSELTEÇ
- IMPATT[İng.] / IMPATT[Fr.] / IMPATT[Alm.] ile/değil/yerine/= IMPATT
- İMPEDANS/IMPEDANCE[İng.] değil/yerine/= DİRENÇ
- IMPERATORIN[İng.] / IMPERATION[Alm.] ile/değil/yerine/= İMPERATORİN
- IMPERIALINE[İng.] / IMPERIALIN[Alm.] ile/değil/yerine/= İMPERİALİN
- İMPERMEABL/IMPERMEABLE[İng.] değil/yerine/= GEÇİRİMSİZ
- İMPLANT[Fr. < IMPLANT] değil/yerine/= DOKU EKİMİ
- IMPLANT[İng.] değil/yerine/= EKİT, DOKU EKİMİ
- İMPLANTASYON/IMPLANTATION değil/yerine/= EKİM
- IMPLEMENT :/yerine UYGULAMAK
- IMPLICATION :/yerine İMA, SONUÇ
- İMPLİSİT BİLGİ/IMPLICIT KNOWLEDGE[İng.] değil/yerine/= ÖRTÜK BİLGİ
- İMPLİSİT/IMPLICIT[İng.] değil/yerine/= ÖRTÜK
- IMPLY :/yerine İMA ETMEK
- IMPORTANCE :/yerine ÖNEM
- IMPORTANT :/yerine ÖNEMLİ
- IMPOSE :/yerine DAYATMAK
- IMPOSSIBLE :/yerine İMKANSIZ
- IMPRESS :/yerine ETKİLEMEK
- IMPRESSION :/yerine İZLENİM
- IMPRESSIVE :/yerine ETKİLEYİCİ
- İMPRESYON/IMPRESSION[İng.] değil/yerine/= İZLENİM | ÇÖKÜNTÜ, | BASI İZİ
- IMPRINTING[İng.] değil/yerine/= BASIMLAMA
- IMPROVE :/yerine GELİŞTİRMEK
- IMPROVEMENT :/yerine GELİŞME, İYİLEŞME
- İMPULS/IMPULSE[İng.] değil/yerine/= UYARI | DÜRTÜ
- İMPULS[İng. < IMPULSE] değil/yerine/= UYARIM/UYARAN
- İMPULSİF/IMPULSIVE[İng.] değil/yerine/= DÜRTÜSEL
- İMTİDÂD[< MEDD] değil/yerine/= UZAMA, UZANMA; YAYILMA, UZUN SÜRME | UZAY | NESNE (RES EXTENSA)
- İMTİHÂN[Ar. < MEHN] değil/yerine/= DENEME, SINAMA | SINAV
- İMTİNA ETMEK değil/yerine/= KAÇINMAK/SAKINMAK/GERİ DURMAK
- İMTİNÂ değil/yerine/= KAÇINMA/SAKINMA/ÇEKİNME/GERİ DURMA
- İMTİYÂZ[Ar.] değil/yerine/= AYRICALIK | FARKLI OLMAK
- İMTİZÂC[< MEZC] ile KARIŞABİLME | BİRBİRİNİ TUTMA, UYGUNLUK | UYUM SAĞLAMAK, İYİ GEÇİNME
- İMZA[Ar. < AMDA] ile/ve/||/<>/> İMCE/PARAF[Fr. < PARAPHE]
( Birinin herhangi bir belgeyi yazdığını ya da onayladığını belirtmek üzere her zaman aynı biçimde kullandığı kendine özgü simge. İLE/VE/||/<> Sadece baş yazaçlarla yazılan, kısa imza. )
- İMZA/SİGNATÜR değil/yerine/= ÖZİM
- in d[Lat. < IN DIES] değil/yerine/= HER GÜN
- IN SILICO[İng.] değil/yerine/= SANAL ORTAMDA
- IN SITU[İng.] değil/yerine/= İN SİTU
( (Latince) “yerinde” anlamındadır. Tarih öncesi çalışmalarda, konulduğu yerde bulunan eser ya da fosil anlamında kullanılır. In situ (yerinde) malzemeler, tortu tabakası içinde bozulmamış bir halde bulunur; böylece arkeologlar onları tarihleyebilir ve/veya aynı tabakada bulunan diğer eser, fosil ya da tortuları inceleyerek onlara daha iyi bir bağlam sağlayabilirler.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- IN SITU[İng.] değil/yerine/= YERİNDE
- IN VITRO[İng.] değil/yerine/= ORGANİZMA DIŞINDA
- İN VİVO DESENSITİZASYON/IN VIVO DESENSITIZATION[İng.] değil/yerine/= ORGANİZMADA DUYARSIZLAŞTIRMA
- IN VIVO EKSPOJUR[İng.] değil/yerine/= ORGANİZMADA KARŞI KARŞIYA GELME
- IN VIVO ile/ve/||/<>/>< IN VITRO
( Dirimlide/canlıda. İLE/VE/||/<>/>< Organizma dışında, canlı dışı, yapay ortamda. )
( Gövdeyi bütün olarak ele alır ve bu bağlamda araştırma gerçekleştirme olanağı sağlar. İLE/VE/||/<>/>< Gövdenin belirli parçalarını ele alan ve bu doğrultuda araştırma gerçekleştiren yapı. )
- IN VIVO[İng.] değil/yerine/= İN VİVO
( Latincede vivere "yaşamak" sözcüğünden gelen, "canlı bir organizmada" anlamına gelir. Olgu olarak canlı organizma ya da doğada gerçekleştirilen deneyler için kullanılır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- IN :/yerine İÇİNDE
- İNAK = NASS = DOGMA[İng., Alm.] = DOGME[Fr.] = DOGMA[Yun.]
- İNAKTİF/İNACTIVE[İng.] değil/yerine/= EYLEMSİZ | ETKİSİZ
- İNAKTIVASYON/INACTIVATION[İng.] değil/yerine/= ETKINSİZLEŞME
- İNAN = İMAN = FAITH[İng.] = FOI[Fr.] = GLAUBE[Alm.] = FIDES[Lat.] = FE[İsp.]
- İNANÇ = İTİKAT = BELIEF[İng.] = CROYANCE[Fr.] = GLAUBE[Alm.] = FE, CREENCIA[İsp.]
- İNAT ETMEK değil/yerine/= DİRETMEK
- İNAT[Ar.] değil/yerine/= DİRETİ
- İNATÇI/ANUT[Ar.] değil/yerine/= DİRETEK/DİRETKEN
- İNATLA değil/yerine/= DİRETİYLE
- INBREEDING DEPRESSION[İng.] değil/yerine/= İÇ MELEZLENME DEPRESYONU
( Safkanlardaki yaşayabilirliğin ve üreme potansiyelinin kaybolması. Akraba evliliklerinin uzun süre devam etmesi ya da küçük bir popülasyonda görülebilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- INCH[İng.] / ZOLL[Alm.] ile/değil/yerine/= İNÇ
- INCANDESCENCE[İng.] değil/yerine/= AKKORLUK
( Bir cismin sıcaklığından dolayı ışık yaymasıdır. Bir nesne yeterince sıcak olduğunda kızılötesi ve ultraviyole radyasyon gibi diğer elektromanyetik radyasyon biçimlerinin yanı sıra görünür ışık da yayar. Bunun nedeni, nesnenin yüksek sıcaklığının atomlarının ve moleküllerinin hızla titreşmesidir. Atomlar birbirleriyle çarpıştıklarında ya da uyarıldıktan sonra normal konumlarına döndüklerinde ışık yayabilirler.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- THIN FILM CIRCUIT[İng.] / CIRCUIT À COUCHE MINCE[Fr.] / DÜNNFILMSTROMKREIS[Alm.] ile/değil/yerine/= İNCE FİLM DEVRESİ
- THIN FILM RESISTOR[İng.] / RÉSISTANCE EN FILM MINCE[Fr.] / DÜNNFILMWIDERSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= İNCE FİLM DİRENÇ
- THIN FILM TRANSDUCER[İng.] / TRANSDUCTEUR À COUCHE MINCE[Fr.] ile/değil/yerine/= İNCE FİLM DÖNÜŞTÜRÜCÜ
- DÜNNFILMSIGNALUNFORMER[Alm.] ile/değil/yerine/= İNCE FİLM SENSÖR
- THIN FILM CAPACITOR[İng.] / CONDENSATEUR DU FILM MINCE[Fr.] / DÜNNFILMKONDENSATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= İNCE FİLM SIĞASI
- THIN FILM TRANSISTOR[İng.] / TRANSISTOR EN COUCHE MINCE[Fr.] / DÜNNFILMTRANSISTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= İNCE FİLM TRANSİSTOR
- THIN FILM SEMICONDUCTOR[İng.] / SEMI-CONDUCTEUR EN COUCHE MINCE[Fr.] / DÜNNFILMHALBLEITER[Alm.] ile/değil/yerine/= İNCE FİLM YARI İLETKEN
- THIN FILM[İng.] / FILM MINCE[Fr.] / DÜNNFILM[Alm.] ile/değil/yerine/= İNCE FİLM
- İNCE ÜNLÜ/RAKİK/RİKKAT ile/||/<> KALIN ÜNLÜ/İŞBA ile/||/<> KALIN ÜNLÜYE EĞME/İŞBA ile/||/<> REF ile/||/<> ÜNLÜ ALAN ile/||/<> ÜNLÜ ALMAYAN ile/||/<> ÜNLÜLENME
( Ağız boşluğunun ön bölümünde oluşan ünlüler (e, i, d, ü). | Yuvarlama. İLE/||/<> Ağız boşluğunun art bölümünde oluşan ünlüler (a, ı, o, u). İLE/||/<> Vezin gerektirdiğinden, sözcüğe bir yazaç ekleyerek ya da yazacı eğerek uzatmak. İLE/||/<> Bir sözcüğü zammeli[ötre - yuvarlak ünlülü (o, ö, u, ü)] okuma. İLE/||/<> Sesçil imlerden birini alan yazaç. İLE/||/<> Sesçil im almamış yazaç. İLE/||/<> Vezinde söz konusu olan ünsüzler ve ünlüler dışında olan, okunuşta veznin içine katılan ve anlamı değiştiren bir dizi ünlünün eklenmesi. )
- FINE STRUCTURE CONSTANT[İng.] / CONSTANTE DE STRUCTURE FINE[Fr.] / FEINSTRUKTURFAKTOR, FEINSTRUKTURKONSTANTE[Alm.] ile/değil/yerine/= İNCE YAPI SABİTİ
- FINE STRUCTURE[İng.] / STRUCTURE FINE[Fr.] / FEINSTRUKTUR[Alm.] ile/değil/yerine/= İNCE YAPI
- THINNER; DILUTING AGENT, DILUENT[İng.] / DILUANT, DILUENT[Fr.] / STRECKMITTEL, VERDÜNNUNGSMITTEL[Alm.] ile/değil/yerine/= İNCELTİCİ, SEYRELTİCİ
- INCENTIVE :/yerine TEŞVİK
- INCEST[İng.] değil/yerine/= ENSEST
( Ebeveyn ve çocuk ya da kardeşler arası cinsel ilişki.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- İNCİ ile İNCİ ÇİÇEĞİ(MÜGE[Fr. < MUGUET])
- INCIDENT :/yerine OLAY
- INCIDENTAL[İng.] değil/yerine/= İNSİDENTAL
( (Genel) Esas amaç, konu ya da durumun merkezinde yer almayan bir olaya ilişkin; ikincil bir sonuç ya da eşlikçi olarak ortaya çıkan ya da meydana gelen.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- INCLUDE :/yerine DAHİL ETMEK
- INCLUDING :/yerine DAHİL
- INCLUSIVE[İng.] değil/yerine/= İÇLEYİCİ
- INCOME :/yerine GELİR
- INCOMPLETE DOMINANCE[İng.] değil/yerine/= EKSİK BASKINLIK
( Bir alel ifade edilmezken öbür alelin normal bir biçimde ifade edilmesi sonucu fenotipin alellerden normalde olması gerektiğinden daha az dozda etkilenmesi.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
(1996'dan beri)