Türkçe'si Varken... FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 27.963 başlık/FaRk ile birlikte,
27.963 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(41/113)
- GAS MASER[İng.] / MASER À GAZ[Fr.] / GASMASER[Alm.] ile/değil/yerine/= GAZ MAZERİ
- GAS MECHANICS[İng.] / MÉCANIQUE DES GAZ[Fr.] / GASMECHANIKER[Alm.] ile/değil/yerine/= GAZ MEKANİĞİ
- GASZENTRIFUGEPROZESS[Alm.] ile/değil/yerine/= GAZ MERKEZKAÇLAMA İŞLEMİ
- GASMESSER[Alm.] ile/değil/yerine/= GAZ ÖLÇER
- GAS CONSTANT[İng.] / CONSTANTE DU GAZ[Fr.] / GASKONSTANTE[Alm.] ile/değil/yerine/= GAZ SABİTİ
- GAS CENTRIFUGE PROCESS[İng.] / PROCÉDÉ DE CENTRIFUGATION GAZEUSE[Fr.] ile/değil/yerine/= GAZ SANTRİFÜJLEME İŞLEMİ
- GAS COOLED REACTOR[İng.] / RÉACTEUR REFROIDI AU GAZ[Fr.] / GASGEKÜHLTER REAKTOR, GASGEKÜHLTER REAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= GAZ SOĞUTMALI TEPKİLEŞİM/REAKTÖR
- GAS GENERATING BOTTLE[İng.] ile/değil/yerine/= GAZ ÜRETİM ŞİŞESİ
- DÉFAILLANCE DU VIDE GAZEUX[Fr.] ile/değil/yerine/= GAZ VAKUM BOZULMASI
- GASVAKUUMZUSAMMENBRUCH[Alm.] ile/değil/yerine/= GAZ VAKUMU BOZULMASI
- VISCOSITY OF GAS[İng.] ile/değil/yerine/= GAZ VİSKOZİTESİ
- FUEL GAS[İng.] / HEIZ GAS[Alm.] ile/değil/yerine/= GAZ YAKIT
- GASVERSAGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= GAZ YETERSİZLİĞİ
- GASENTARTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= GAZ YOZLAŞMASI
- GAS[İng.] / GAZ[Fr.] / GAS[Alm.] ile/değil/yerine/= GAZ
- GAZE :/yerine BAKMAK (DİKKATLİ)
- CERİDE[Ar.]/GAZETE[İt. < GAZZETTA] değil/yerine/= ÇAĞIM/ÇAVBET
- GAZETECİ değil/yerine/= ÇAĞIMCI, BİLDİRİCİ
- GASVISKOSITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= GAZLARIN AĞDALLIĞI
- COEFFICIENT DE L'EXPANSION DES GAZ[Fr.] / GASEXPANTION-KOEEFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= GAZLARIN GENLEŞME KATSAYISI
- EXPANSION OF GAS[İng.] / EXPANSION DES GAZ[Fr.] / GASAUSDEHNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= GAZLARIN GENLEŞMESİ
- KINETIC THEORY OF GASES[İng.] ile/değil/yerine/= GAZLARIN KİNETİK TEORİSİ
- GASFÖRMIGEDIFFUSION[Alm.] ile/değil/yerine/= GAZLI DİFÜZYON
- GAS FILLED DIODE[İng.] / DIODE REMPLIE DE GAZ[Fr.] / GASGEFÜLLTEDIODE[Alm.] ile/değil/yerine/= GAZLI DİYOT
- CELLULE AU GAZ[Fr.] ile/değil/yerine/= GAZLI GÖZE/HÜCRE
- GAS-ZELLENFREQUENZSTANDARD[Alm.] ile/değil/yerine/= GAZLI PİL FREKANS STANDARDI
- GASZELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= GAZLI PİL
- GAS CAPACITOR[İng.] / CONDENSATEUR AU GAZ[Fr.] / GASKONDENSATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= GAZLI SIĞAÇ
- GAS FILLED TRIODE[İng.] / TRIODE À GAZ[Fr.] / GASGEFÜLLTETRIODE[Alm.] ile/değil/yerine/= GAZLI TRİYOT
- GBK/TEMPORARY LOSS OF CONSCIOUSNESS[İng.] değil/yerine/= GEÇİCİ BİLİNÇ KAYBI
- GC BOX[İng.] değil/yerine/= GC KUTUSU
( Birçok ökaryotik promotörün, özellikle yapısal olarak ekspres edilen genlerin, bir elemanı. GC kutusunun konsensüs dizisi 5'-GGGCGG-3 'dir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- GCS/GLASGOW COMA SCALE[İng.] değil/yerine/= GLASGOW KOMA ÖLÇEĞİ, GLASGOW KOMA SKALASI
- GDM/GENERALIZED LINEAR MODEL[İng.] değil/yerine/= GENELLEŞTİRİLMİŞ DOĞRUSAL MODEL
- GDPR/GENERAL DATA PROTECTION REGULATION[İng.] değil/yerine/= GENEL VERİ KORUMA YÖNETMELİĞİ
- GEAR :/yerine VİTES, DİŞLİ, EKİPMAN
- ÉTAT TRANSITOIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= GEÇİCİ DURUM
- TRANSIENT MOTION[İng.] / MOUVEMENT TRANSITOIRE[Fr.] / TRANSIENTE BEWEGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= GEÇİCİ HAREKET
- PROVISIONAL PATENT[İng.] ile/değil/yerine/= GEÇİCİ PATENT
- GEÇİCİ TESCİL değil/yerine/= GEÇİCİ KÜTÜK
- GEÇİCİ = TRANSITIENT, TRANSITIVE[İng.] = TRANSITIF[Fr.] = ÜBERGEHEND[Alm.] = TRANSIENS[Lat.]
- RETARDED FIELDS[İng.] / CHAMPS RETARDÉS[Fr.] / VERZÖGERTE FELDER[Alm.] ile/değil/yerine/= GECİKMİŞ ALANLAR
- DELAYED CRITICALITY[İng.] ile/değil/yerine/= GECİKMİŞ ELEŞTİKLİK
- DELAYED COINCIDENCE[İng.] ile/değil/yerine/= GECİKMİŞ EŞZAMANLILIK
- CRITICITÉ RETARDÉE[Fr.] / VERZÖGERTE KRITIKALITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= GECİKMİŞ KRİTİKLİK
- DELAYED NEUTRON FRACTION[İng.] / FRACTION DE NEUTRONS RETARDÉS[Fr.] / VERZÖGERTE-NEUTRONEN-ANTEIL[Alm.] ile/değil/yerine/= GECİKMİŞ NÖTRON KESRİ
- DELAYED NEUTRON[İng.] / NEUTRON RETARDÉ[Fr.] / VERZÖGERTE NEUTRONEN[Alm.] ile/değil/yerine/= GECİKMİŞ NÖTRON
- RETARDED POTENTIALS[İng.] / POTENTIELS RETARDÉS[Fr.] / VERZÖGERTE POTENTIALE[Alm.] ile/değil/yerine/= GECİKMİŞ POTANSİYELLER
- COÏNCIDENCE RETARDÉE[Fr.] ile/değil/yerine/= GECİKMİŞ RASTLANTI
- VERZÖGERTE ÜBEREINSTIMMUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= GECİKMİŞ UYUM
- CIRCUIT À RETARD[Fr.] ile/değil/yerine/= GECİKTİRME DEVRESİ
- COMPATIBILITY, TOLERANCE[İng.] / COMPATIBILITÉ, TOLÉRANCE[Fr.] / VERTRÄGLICHKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= GEÇİMLİLİK, TOLERANS
- TRANSPARENT[İng./Fr.] / DURCHSICHTIG, TRANSPARENT[Alm.] ile/değil/yerine/= GEÇİRGEN, SAYDAM
- TRANSPARENCE[Fr.] ile/değil/yerine/= GEÇİRGENLİK ÖZELLİĞİ
- PERMEABILITY, PERMITTIVITY[İng.] / PERMÉABILITÉ, TRANSMISSIVITÉ, TRANSMITTANCE[Fr.] / DUCHLÄSSIGKEIT, DURCHLÄSSIGKEIT, TRANSMISSIVITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= GEÇİRGENLİK
- TRANSMISSION ELECTRON MICROSCOPE (TEM)[İng.] / MICROSCOPE ÉLECTRONIQUE À TRANSMISSION[Fr.] / ÜBERTRAGUNGSELEKTRONENMIKROSKOP[Alm.] ile/değil/yerine/= GEÇİRMELİ ELEKTRON MİKROSKOBU
- IMPERVIOUS, IMPERMEABLE[İng.] / ÉTANCHE, IMPERMÉABLE[Fr.] / GEÇIRMEZ[Alm.] ile/değil/yerine/= GEÇİRMEZ
- ÜBERGANGSZONE[Alm.] ile/değil/yerine/= GEÇİŞ BÖLGESİ
- MUKADDEMAT[Osm.] / TRANSITION STATE[İng.] / ÜBERGANGSZUSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= GEÇİŞ DURUMU
- TRANSITION ELEMENT[İng.] ile/değil/yerine/= GEÇİŞ ELEMENTİ
- GEÇIŞ ELEMENTLERI[Alm.] ile/değil/yerine/= GEÇİŞ ELEMENTLERİ
- TRANSITION ENTROPY[İng.] / ENTROPIE DE TRANSITION[Fr.] / ÜBERGANGSENTROPIE[Alm.] ile/değil/yerine/= GEÇİŞ ENTROPİSİ
- TRANSITION MOMENT[İng.] / MOMENT DE TRANSITION[Fr.] / ÜBERGANGSMOMENT[Alm.] ile/değil/yerine/= GEÇİŞ MOMENTİ
- TRANSITION PH RANGE[İng.] / PH ÜBERGANG[Alm.] ile/değil/yerine/= GEÇİŞ PH ARALIĞI
- TRANSITION POTENTIAL[İng.] / GEÇIŞ POTANSIYELI[Alm.] ile/değil/yerine/= GEÇİŞ POTANSİYELİ
- TRANSITION TEMPERATURE[İng.] / TEMPÉRATURE DE TRANSITION[Fr.] / ÜBERGANGSTEMPERATUR[Alm.] ile/değil/yerine/= GEÇİŞ SICAKLIĞI
- TRANSITION TIME[İng.] / DURÉE DE TRANSITION[Fr.] / TRANSITIONZEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= GEÇİŞ SÜRESİ
- TRANSITION[İng.] / TRANSITION[Fr.] / ÜBERGANG[Alm.] ile/değil/yerine/= GEÇİŞ
- GATE CIRCUIT[İng.] / CIRCUIT À DÉCLENCHEMENT[Fr.] ile/değil/yerine/= GEÇİT DEVRESİ
- TRANSIT TIME[İng.] / TEMPS DE PARCOURS[Fr.] / DURCHFAHRTZEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= GEÇME SÜRESİ
- DURCHSICHTIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= GEGRÜNDLİCH ÖZELLİGİ
- GEIGER-BRIGGS RULE[İng.] / RÈGLE DE GEIGER-BRIGGS[Fr.] / GEIGER-BRIGGSSCHE REGEL[Alm.] ile/değil/yerine/= GEİGER-BRİGGS KURALI
- GEIGER COUNTER[İng.] değil/yerine/= GEİGER SAYACI
( Alfa, beta ve gama gibi iyonlaştırıcı radyasyonu ölçen parçacık dedektörüdür. Saniyede ya da dakikada ölçülen ışıma sayısını "cpm" değeri olarak gösterir. Dijital sayaçlarda Becquerel, Sievert gibi diğer birimler de gösterilebilir. Geiger-Müller sayacı olarak da bilinir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- GEIGER-MÜLLER COUNTER[İng.] / COMPTEUR DE GEIGER-MÜLLER[Fr.] / GELGER-MÜLLER-ZÄHLROHR[Alm.] ile/değil/yerine/= GEİGER-MÜLLER SAYACI
- GEIGER-MÜLLER PROBE[İng.] / SONDE GEIGER-MÜLLER[Fr.] / GEIGER-MÜLLER-SONDE, GEIGER-MÜLLER-TASTER[Alm.] ile/değil/yerine/= GEİGER-MÜLLER SONDASI
- GELGER-NUTTALSCHE BEZIEHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= GEİGER NUTTAL BAĞINTISI
- GEIGER-NUTTALL RELATION[İng.] / RELATION DE GEIGER-NUTTALL[Fr.] ile/değil/yerine/= GEİGER-NUTTALL BAĞINTISI
- GEIGER LAW[İng.] / LOI DE GEIGER[Fr.] / GEIGERGESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= GEİGER YASASI
- GEISSLER TUBE[İng.] / TUBE DE GEISSLER[Fr.] / GEISSLERSCHES RÖHRE[Alm.] ile/değil/yerine/= GEİSSLER TÜPÜ
- ANGLE OF REFLECTION[İng.] / ANGLE DE LA RÉFLEXION[Fr.] / REFLEXIONSWINKEL, AUSFALLSWINKEL[Alm.] ile/değil/yerine/= GELİŞ/YANSIMA AÇISI
- RANDOM COPOLYMER[İng.] ile/değil/yerine/= GELİŞİGÜZEL KOPOLİMER
- GELİŞİM = DEVELOPMENT[İng.] = DÉVELOPPEMENT[Fr.] = ENTWICKLUNG[Alm.] = SVILUPPO[İt.] = DESARROLLO[İsp.]
- GELİŞİP BÜYÜME = NEŞV Ü NEMÂ = DÉVELOPPEMENT
- RÉACTEUR AVANCÉ REFROIDI AU GAZ[Fr.] ile/değil/yerine/= GELİŞMİŞ GAZ SOĞUTMALI TEPKİLEŞİM
- IMPROVER[İng.] / VERBESSERUNGSMITTEL[Alm.] ile/değil/yerine/= GELİŞTİRİCİ
- ADVANCED GAS COOLED REACTOR[İng.] ile/değil/yerine/= GELİŞTİRİLMİŞ GAZ SOĞUTMALI REAKTÖR
- GELL-MANN RELATION[İng.] / RELATION DE GELL-MANN[Fr.] / GEIGER-MANNSCHE BEZIEHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= GELL-MANN BAĞINTISI
- GELL-MANN-NISHIJIMA-ENTWURF, GELL-MANN-NISHIJIMA-VEREINBARUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= GELL MANN NİSHİJİMA SEMASİ
- GELL-MANN-NISHIJIMA SCHEME[İng.] / ARRANGEMENT DE GELL-MANN-NISHIJIMA[Fr.] ile/değil/yerine/= GELL-MANN-NİSHİJİMA ŞEMASI
- GELL-MANN-OKUBO MASS FORMULA[İng.] / FORMULE DE MASSE DE GELL-MANN-OKUBO[Fr.] / GELL-MANN-OKUBO-MASSENFORMEL[Alm.] ile/değil/yerine/= GELL-MANN-OKUBO KÜTLE FORMÜLÜ
- INCIDENCE ANGLE[İng.] / ANGLE DE L'INCIDENCE[Fr.] / ANFANGSWINKEL[Alm.] ile/değil/yerine/= GELME AÇISI
- INCIDENCE PLANE[İng.] / PLAN D'INCIDENCE[Fr.] / ANFANGSEBENE[Alm.] ile/değil/yerine/= GELME DÜZLEMİ
- GEMIFİKASYON/GAMIFICATION[İng.] değil/yerine/= OYUNLAŞTIRMA
- GEN EKSPRESYONU/GENE EXPRESSION[İng.] değil/yerine/= GEN İFADESİ
- GEN/GENE[İng.] değil/yerine/= KALITLIK
- GEN HAVUZU[İng. GENE POOL] ile/||/<> GENETİK UYUM BAŞARISI[İng. GENETIC FITNESS] ile/||/<> İNTROGRESYON[İng. INTROGRESSION]
( Bir popülasyonda, gelecek popülasyona aktarılabilecek olan ya da bu konuda potansiyeli olan bütün genler ve kopyalarıdır. Popülasyon içinde var olan genlerin tamamı olarak düşünülebilir. @@ Kimi Türkçe kaynaklarda "uyum başarısı" ya da "uyum gücü" olarak da geçmektedir, (genelde popülasyon genetiğinde w olarak ifade edilir) evrim kuramında önde gelen merkezi bir fikirdir. Hem genotipe göre, hem de fenotipe göre tanımlanabilir. Her iki durumda da, hayatta kalma ve üreme kabiliyetini açıklar ve belirgin genotip ya da fenotipteki ortalama bir bireyin, bir sonraki neslin gen havuzuna yaptığı katkının ortalamasına eşittir. Eğer belirli bir geni etkileyen aleller arasında farklılıklar mevcutsa, o zaman alellerin frekansları da nesiller boyunca değişim gösterecektir; daha yüksek seçilim değerine sahip olan aleller, daha yaygın hale gelirler. @@ Gen sızması: bir türden diğer bir türün gen havuzuna gen aktarımı. Türler arası melezlerin ana türlerden bir bireyle tekrar tekrar geri çaprazlaşması yoluyla bir türe ait alellerin bir başka türün gen havuzuna hareketi ya da yayılması.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- GEN MUTASYONU/GENE MUTATION[İng.] değil/yerine/= GEN DEĞİŞİNIMİ
- GENDER :/yerine CİNSİYET
- GENDER[İng.] değil/yerine/= TOPLUMSAL CINSİYET
- GENE DUPLICATION[İng.] değil/yerine/= GEN ÇİFTLENMESİ
( Genellikle eşit olmayan çaprazlanma (crossing-over) sonucunda bir lokusun ekstra bir kopyasının oluşturulmasıdır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- GENE FAMILY[İng.] değil/yerine/= GEN AİLESİ
( Ortak bir atadan gelen ve birebir aynı ya da benzer özellikleri taşıyan lokus gruplarının gruplarıdır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- GENE INTERACTION[İng.] değil/yerine/= GEN ETKİLEŞİMİ
( Birden fazla genin bir karakteri etkilemesi durumu.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- GENE :/yerine GEN
- GENE[İng.] değil/yerine/= GEN
( Kromozom üzerinde belirli bir yer işgal eden, fiziksel özelliklerin ve canlıya ait fonksiyonların kalıtımının temel birimidir. Kalıtsal karakterlerin ebeveynden yavrulara aktarılmasını sağlar. Tek bir gen belirli bir DNA ya da bazı durumlarda RNA uzunluğuna ve nükleotit sayısına sahiptir. Genler protein sentezini yönetir, kendilerini eşler ve RNA tiplerinin sentezini yaparlar.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- GENE değil/yerine/= YİNE
- GENEL İDARE değil/yerine/= GENEL YÖNETİM
- GENEL VEKÂLETNÂME değil/yerine/= GENEL YETKİDEŞLİK BELGESİ
- GENEL = UMUMÎ = GENERAL[İng., İsp.] = GÉNÉRAL[Fr.] = ALLGEMEIN[Alm.] = GENERALIS[Lat.]
- GENELCİ BİTKİLER[İng. GENERALIST PLANTS] ile/||/<> GENETİK AKRABALIK (R)[İng. GENETIC RELATEDNESS] ile/||/<> GENETİK BAĞLANTI[İng. GENETIC LINKAGE] ile/||/<> GENETİK DETERMİNİZM[İng. GENETIC DETERMINISM] ile/||/<> GENETİK HARİTALAMA[İng. GENETIC MAPPING] ile/||/<> GENETİK YÜK[İng. GENETIC LOAD]
( Geniş bir kaynak tabanına sahip organizma; genelci otçullar tek bir bitkinin savunmasına karşı iyi bir adaptasyon geliştirmez. @@ Bireyler arasındaki genetik akrabalığın sayısal ölçüsüdür. Diploit türlerde, tam kardeşler ya da ebeveyn çocuk arasında r = 1/2; üvey kardeşlerde, hala, amca ile yeğenler arasında, büyük anne büyük baba ile torunlar arasında r = 1/4; birinci kuzenlerde r = 1/8; akraba olmayanlarda r = 0 @@ İki ya da daha fazla genin birlikte bir birim olarak ayrılması durumudur. Genetik bağlantı birlikte daha iyi görev yapabilen genleri bir araya getirmek için ortaya çıktığı düşünülür. Genetik bağlantı iki gen arasındaki miyotik çapraz geçişin yokluğunu ifade eder. @@ Genlerin fiziksel ve davranışsal fenotipleri belirlediği görüşüdür. Bir canlının özelliklerinin tamamının genlerce belirlendiği düşüncesidir. Büyük oranda doğru olsa da, modern bilim dahilinde, çevrenin etkisi de tartışılmaz bir değere sahiptir. @@ Bir genin ya da genetik işaretin, kromozomdaki fiziksel yerini tespit etme işidir. Daha önceleri genetik bağlanma ve ilişkilendirme yoluyla yapılan bu yöntem, genom projelerinın bir genomdaki aşağı yukarı bütün genleri tespit etmesi sayesinde daha kolay yapılmaktadır. @@ Popülasyon genetiğinde seçilimin ya da mutasyonların sebep olduğu alel kayıplarının maliyetinin ölçüsüdür. 0 ile 1 arasında bir değer ile ifade edilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- GENERALISIERTE KOORDINATEN[Alm.] ile/değil/yerine/= GENELLEŞTİRİLMİŞ BOĞALTAR
- GENERALIZED MOMENTUM[İng.] ile/değil/yerine/= GENELLEŞTİRİLMİŞ DEVİNİRLİK
- GENERALIZED VELOCITY[İng.] / GENERALISIERTE GESCHWINDIGKEIT, VERALLGEMEINERTE GESCHWINDIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= GENELLEŞTİRİLMİŞ HIZ
- VITESSES GÉNÉRALISÉES[Fr.] ile/değil/yerine/= GENELLEŞTİRİLMİŞ HIZLAR
- GENERALIZED COORDINATES[İng.] / COORDONNÉES GÉNÉRALISÉES[Fr.] / VERALLGEMEINERTE KOORDINATEN[Alm.] ile/değil/yerine/= GENELLEŞTİRİLMİŞ KOORDİNATLAR
- GENERALIZED FORCE[İng.] / GENERALISIERTE KRAFT, VERALLGEMEINERTE KRAFT[Alm.] ile/değil/yerine/= GENELLEŞTİRİLMİŞ KUVVET
- FORCES GÉNÉRALISÉES[Fr.] ile/değil/yerine/= GENELLEŞTİRİLMİŞ KUVVETLER
- ÉLAN GÉNÉRALISÉ[Fr.] / GENERALISIERTES MOMENTUM, VERALLGEMEINERTER IMPULS[Alm.] ile/değil/yerine/= GENELLEŞTİRİLMİŞ MOMENTUM
- GENELLEŞTİRME = TAMİM = GENERALIZATION[İng.] = GÉNÉRALISATION[Fr.] = GENERALISATION[Alm.] = GENERALIS[Lat.]
- GENERAL :/yerine GENEL
- GENERAL değil/yerine/= ORDUHAN
- GENERALLY :/yerine GENELLİKLE
- GENERATE :/yerine ÜRETMEK
- GENERATION :/yerine NESİL
- GENERATOR[İng.] değil/yerine/= ÜRETEÇ
( Kimyasal, mekanik, ısı ve ışık enerjisini elektrik enerjisine dönüştüren devre elemanına üreteç denir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- GENERK/DEVLET[Ar.] ile/ve/değil/||/<>/< ULUS/MİLLET[Ar.]
- GENESIS BLOCK[İng.] değil/yerine/= AKILLI BLOK
- GENETIC :/yerine GENETİK
- GENETİK DAĞILIM[İng. GENETIC VARIANCES] ile/||/<> GENETİK HETEROJENİTE[İng. GENETIC HETEROGENEITY] ile/||/<> KAŞİF ETKİSİ[İng. FOUNDER EFFECT]
( Bir popülasyondaki genetik heterojenitenin sebep olduğu fenotipik dağılım. @@ Birkaç farklı genotipin varlığının o genotipin hastalığının bileşenlerine katkı sağlamasıdır. Aynı hastalığa sebep olan çeşitli gen bozukluklarının varlığı, ki bu bozukluklar aynı genin farklı pozisyonlarındaki mutasyon sebebiyle oluşmuş olabilir, genetik heterojenite ile ilişkilidir. Alzheimer hastalığı, kistik fibroz ve lipoprotein lipaz rahatsızlıkları. @@ Başlangıçtaki bir popülasyondan rastgele seçilen (ya da doğal yollarla izole olan) daha küçük öbekteki bireylerin genetik dağılımlarından ötürü, bu küçük popülasyondan gelecekte oluşacak büyük popülasyondaki bireylerin, rastgele seçilen bireylerin genetik yapısını temsil ediyor olmasıdır. Genetik sürüklenmenin ana unsurlarından biridir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- GENETİK[İng. GENETICS] ile/||/<> ADAPTASYON[İng. ADAPTATION] ile/||/<> AMNİYOSENTEZ[İng. AMNIOCENTESIS] ile/||/<> ANNE ETKİSİ[İng. MATERNAL EFFECT] ile/||/<> APOPTOZ[İng. APOPTOSIS] ile/||/<> CAENORHABDİTİS ELEGANS ile/||/<> DOĞUM ÖNCESİ TANI[İng. PRENATAL DIAGNOSIS] ile/||/<> DOWN SENDROMU[İng. DOWN SYNDROME]
( Biyolojinin organizmalardaki kalıtım ve çeşitliliği inceleyen bilim dalıdır. "Genesis", yani "köken" sözcüğünden gelmektedir. Kalıtım bilimi olarak da bilinir. Biyolojinin bir alt dalı olup, canlı organizmalardaki kalıtım ve çeşitliliğin bilimidir. Canlıların özelliklerinin kalıtsal olduğunun bilinci ile, tarih öncesi çağlardan beri bitki ve hayvanlar ıslah edilmiştir. Bununla birlikte, kalıtımsal aktarım mekanizmalarını anlamaya çalışan modern genetik bilimi ancak 19. yüzyılın ortalarında, Gregor Mendel'in çalışmasıyla başlamıştır. Mendel, kalıtımın fiziksel temelini bilemediyse de, bu özelliklerin ayrık (kesikli) bir tarzda aktarıldığını gözlemlemiştir ve günümüzde bu kalıtım birimlerine "gen" adı verilmektedir. @@ Genetik dağılım üzerine uzun süreli etki eden doğal seçilim sonucunda, türlerin çevresel ihtiyaçlara uygun özellikler kazanması ya da var olan özelliklerin değişimidir. Örneğin, yassı balıkların atalarında, gözler çift taraflı simetriye uygun olarak gözün iki yanında bulunmaktayken balıkların nesiller boyunca okyanus tabanlarında ve yatay biçimde yaşamaya adapte olmaları nedeniyle gözlerden tabana bakan, vücudun diğer tarafında okyanusun içine bakan gözün yanına doğru kaymıştır. Yassı balıklar, okyanus tabanında yaşadıkları için sadece yukarıdan gelebilecek saldırılara karşı bu biçimde bir adaptasyon geçirmişlerdir. @@ Genellikle hamileliğin ikinci ya da üçüncü trimesterinde yapılan doğum öncesi test. Fetüsteki Down sendromu gibi genetik bozukluklar ya da kromozonal bir durum olup olmadığının teşhis edilebilmesi için kullanılır. Amniyosentez sırasında fetüsü çevreleyen amniyotik keseden az miktarda amniyotik sıvıyı çıkarmak için ince bir iğne kullanılır. Bu sıvı örneği daha sonra laboratuvarda test edilir. Hamilelik sırasında fetüs, amniyotik kesenin içinde büyür. Amniyotik sıvı, fetüsü çevreler ve korur. Ayrıca fetüsün bazı gözelerini de içerir. @@ Bireylerin sadece annelerinden kaynaklı, genetik olmayan etkilerden ötürü tür içinde çeşitliliğin oluşması durumudur. @@ Hücrelerin genetik olarak embroyonik morfogenez ve gelişim, metamorfoz ve imün sisteminin B ve T gözelerinin gelişimi sırasında, belirli zamanlarda programlı bir biçimde ölümü. Apoptozdaki bozukluklar, kanserle ilişkilendirilebilir. Anti-apoptoz proteinleri Bcl-2 ve HSP ailelerini kapsar. Apoptoz genellikle tümör nekroz etmen reseptör (TNFR) ailesine ait ölüm reseptörlerinin (DR) aktivasyonu ile tetiklenir. @@ Normalde kendi kendisini dölleyen, gelişim genetiği ayrıntılı olarak çalışılmış bir kara nematodu. Uzunluğu 1 mm kadardır. Mayotik ayrılma sırasında kaybolan X kormozomu erkeklerin olmuşmasına sebep olur. Apoptozun (planlı göze ölümü) genetik temelleri ilk defa 1986 yılında C.elegans üstünde gösterilmiştir. Eşit boyda 5 kromozomu bulunur ve 1998 yılında bütün genomu dizilmiştir. 97 Mbp uzunluğundaki genomu 19.000 gen bulundurur. İnsan geninin %74’ünün C.elegans genomunda homoloğu bulunur. @@ Tek gen hastalıkları ya da diğer genetik anormalliklerin görülme olasılığının yüksek olduğu gebeliklerde amniyosentez 16-18 haftalık gebelik ya da cvs, 10-12 haftalık gebelik hakkında elde edilen gözeleri DNA`yı kullanarak tanılama. @@ Ekstradan 21.kromozomun kalıtılmasıyla oluşan zihinsel özürlülüğe sebep olan genetik hastalık. Down sendromlu bireyler genelde; kısa ve uzuvları bodur olur. Geniş ve yuvarlak suratları, eyer biçimli burunları, genelde ağızlarından sarkan kalın dilleri vardır. Down sendromunun olasılığı annenin artan yaşı ile hızla artar, özellikle 40 yaşından sonra.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- GENETİK/GENETICS[İng.] değil/yerine/= GEN BİLİMİ
- GENETİK SEKANS/GENETIC SEQUENCE[İng.] değil/yerine/= GENETİK DİZİ/DİZİLIM
- GENETİK[Alm./İng.] değil/yerine/= KALITIMBİLİM
( Kalıtım bilimi.| Genlerle ilgili, genlerin belirlediği, genlerle geçen. | Genlerle ilgili, kalıtımla ilgili. )
- GENİ-/GENİO- ile/||/<> GNATH-/GNATHO- ile/||/<> MENTO-
( Çene. İLE/||/<> Çene. İLE/||/<> Çene. )
- BROAD SPECTRUM ANTIBIOTIC[İng.] / ANTIBIOTIQUES[Fr.] / BREITBAND-ANTIBIOTIKUM[Alm.] ile/değil/yerine/= GENİŞ TAYFLI/SPEKTRUMLU ANTİBİYOTİK
- GENİŞLETİLEBİLİR İŞARET DİLİ/EXTENSIBLE MARKUP LANGUAGE/XML[İng.] ile/ve/değil/yerine/||/<>/> (YAPILANDIRILMIŞ VERİ DEĞİŞİMINDE) JAVASCRIPT NESNE GÖSTERİMİ/JAVASCRIPT OBJECT NOTATION/JSON[İng.]
( Bir biçimlendirme dilidir ve verileri tanımlamak için etiketleri kullanır. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Verileri nesneler biçiminde tanımlamak için anahtar/değer çiftlerini, diziyi vb. kullanır. )
( Karmaşık veriler için etiketleri tekrarlamamız gerekebilir. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Veriler, nesneler olarak temsil edilebilir. [Bu nedenle, JSON hafiftir ve XML'den daha hızlıdır.] )
- THEORY OF EXPANDING UNIVERSE[İng.] / THÉORIE DE L'UNIVERS EN EXPANSION[Fr.] / EXPANDIERENDE WELTALL THEORIE, ERWEITERNTHEORIE, ERWEITERNUNIVERSUMTHEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= GENİŞLEYEN EVREN KURAMI
- GENİTAL ile GENİTALİA ile GENİTO-ÜRİNER
( Eşeysel, üreme[yle ilgili]. İLE Eşeysel/üreme örgenler/i. İLE Üreme-işeme [ile ilgili]. )
- GENITALIA[İng.] değil/yerine/= GENİTALYA
( Üreme organları; gonatlar, yardımcı bezler ve dış yapıları.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- EXPANSION COEFFICIENT[İng.] / AUSDEHNUNGSKOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= GENLEŞME KATSAYISI
- İNBİSAT[Osm.] / EXPANSION[İng.] / DILATATION, EXPANSION[Fr.] / AUSDEHNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= GENLEŞME
- AMPLITUDE ANALYZER[İng.] / AMPLITUDE-ANALYSATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= GENLİK ÇÖZÜMLEYİCİSİ
- AMPLITUDE LEVEL[İng.] / NIVEAU D'AMPLITUDE[Fr.] / AMPLITUDENNIVEAU[Alm.] ile/değil/yerine/= GENLİK DÜZEYİ/SEVİYESİ
- CIRCUIT À DÉCLENCHEMENT D'AMPLITUDE[Fr.] ile/değil/yerine/= GENLİK GEÇİT DEVRESİ
- AMPLITUDE GATE CIRCUIT[İng.] ile/değil/yerine/= GENLİK KAPI DEVRESİ
- AMPLITUDE MODULATED WAVE[İng.] / ONDE MODULÉE EN AMPLITUDE[Fr.] ile/değil/yerine/= GENLİK KİPLEMELİ DALGA
- AMPLITUDE MODULATION[İng.] / MODULATION D'AMPLITUDE[Fr.] ile/değil/yerine/= GENLİK KİPLEMESİ
- AMPLITUDENMODULATION[Alm.] ile/değil/yerine/= GENLİK KİPLENİMİ
- AMPLITUDE RESONANCE[İng.] / RÉSONANCE D'AMPLITUDE[Fr.] / AMPLITUDENRESONANZ[Alm.] ile/değil/yerine/= GENLİK REZONANSI
- AMPLITUDE SPLITTING[İng.] / DÉDOUBLEMENT D'AMPLITUDE[Fr.] / AMPLITUDENAUFSPALTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= GENLİK YARILMASI
- AMPLITUDE[İng.] / AMPLITUDE[Alm.] ile/değil/yerine/= GENLİK
- GENOKOPİ[İng. GENOCOPY] ile/||/<> GENOTİP GÖRECELİ RİSKİ[İng. GENOTYPE RELATIVE RISK]
( Bir gen/genotipin başka bir gen/genotiple aynı fenotipe sebep olması. Genlerin sesteşliği de denilebilir. @@ Bir lokustaki bir genotipe karşı aynı lokustaki farklı genotipin hastalık riskidir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- GENOM[İng. GENOME] ile/||/<> BALON BALIĞI (PUFU)[İng. PUFFER FISH] ile/||/<> ÇİFT SARMALLI RNA[İng. DOUBLE-STRANDED RNA] ile/||/<> ENTREZ ile/||/<> EPİGENETİK[İng. EPIGENETICS]
( Bir organizmanın içerisindeki genetik materyalin tamamına verilen addır. Bir canlının (genellikle tek bir gözesinin) sahip olduğu bütün genetik kodu belirtir. @@ Balon balığı, Fugu rubripes, aslında insan genomuyla aynı sayıda gen içerir ama genomu insan genomundan sekiz kat daha kompakttır. (3 Gb'ye kıyasla yaklaşık 400 Mb). @@ Ökaryotlarda,yazılım sürecinde kaza ile oluşan bir üründür.Bu ürün belirli bir virüsün genomu olarak karşımıza çıkabilir ya da virüslerin çoğalması sırasında üretililip,v iral enfeksiyonun bir işareti olarak görülebilir. Çift sarmal RNA nın, sitokin üretimini artırdığı için, viral enfeksiyonunun genel semptomlarının sorumlusu olan zehirli bir madde olduğu düşünülüyor. Çift sarmal RNA, antivirus bağışıklık mekanizmasının ana maddesi olan PKR enziminin ana aktivatörüdür. @@ Kansere neden olan genlerin bulunduğu kromozomların, gen kitaplarının, genlerin ve genom gibi genetik materyale ait kaynaklara ulaşmayı sağlayan bir erişim sistemidir. @@ Hücrenin gelişimi ve sürekliliği çok sayıda kimyasal reaksiyon tarafından kontrol edilir. Bazı stratejik zamanlarda genomun bazı kısımları "kapatılır", diğer zamanlarda bu kısımlar "açılır". Epigenetik çalışma, bu reaksiyonları ve onları etkileyen etmenlerin araştırılmasıdır. Kısaca, genetik işlemlere sebep olacak tepkimelerin ve bu tepkimeleri kontrol eden biyokimyasal içeriğin araştırılması bilimidir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- GENOM/GENOME[İng.] değil/yerine/= SOY KALITI
- GENOM SEQUENCING[İng.] değil/yerine/= GENOM DİZİLEME
- [ne yazık ki]
!GENOSİT[İng./Fr. < GENOCIDE] değil/yerine/= SOYKIRIM
- GENOTİP/GENOTYPE[İng.] değil/yerine/= SOY YAPI
- GENOTOKSİSİTE/GENOTOXICITY[İng.] değil/yerine/= SOY YAPI AĞULANDIRICILIK
- GENTLEMAN :/yerine CENTİLMEN
- GENTLY :/yerine NAZİKÇE
- GEO- ile/||/<> TOP-/TOPO-/-TOPY
( Yer, toprak. İLE/||/<> Yer, yerleşim, lokalize. )
- GEOİD değil/yerine/= YERGİN, YERİMSİ
- GEOLOGIC TIME SCALE[İng.] değil/yerine/= JEOLOJİK ZAMAN CETVELİ
( Dünya'nın başlangıcından günümüze kadar olan zamanları çeşitli olaylara bağlı olarak bölen ve sınıflandıran çizelgedir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- GEOMAGNETIC POLARITY TIME SCALE[İng.] değil/yerine/= JEOMANYETİK POLARİTE ZAMAN ÖLÇEĞİ
( Dünya'nın manyetik polaritesinin terslenme olaylarının kaydıdır. Bu ölçek, kayaların yaşını belirlemeye yardımcı olur.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- GEOMETRİ değil/yerine/= UZAMBİLİM
- GEOMETRIC MEAN[İng.] değil/yerine/= GEOMETRİK ORTALAMA
( Bir veri grubunda bulunan verilerin çarpımlarının, n veri sayısı olmak üzere n'inci dereceden köküne denir.[1] Örneğin, 2 veriden oluşan bir veri grubunda x1 ve x2 sayılarının geometrik ortalama şu biçimde hesaplanır: G=x1x2G=\sqrt{x_1x_2}G=
x
1
x
2
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- GEOMETRICAL SIMILARITY[İng.] / SIMILITUDE GÉOMÉTRIQUE[Fr.] / GEOMETRISCHE ÄHNLICHKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= GEOMETRİK BENZERLİK
- GEOMETRIC DISTRIBUTION[İng.] / DISTRIBUTION GÉOMÉTRIQUE[Fr.] / GEOMETRISCHE VERTEILUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= GEOMETRİK DAĞILIM
- GEOMETRIC MOMENT OF INERTIA[İng.] / MOMENT D'INERTIE GÉOMÉTRIQUE[Fr.] / GEOMETRISCHEN TRÄGHEITSMOMENT[Alm.] ile/değil/yerine/= GEOMETRİK EYLEMSİZLİK MOMENTİ
- GEOMETRIC SHADOW[İng.] / OMBRE GÉOMÉTRIQUE[Fr.] / GEOMETERISCHER SCHATTEN[Alm.] ile/değil/yerine/= GEOMETRİK GÖLGE
- GEOMETRICAL OPTICS[İng.] / OPTIQUE GÉOMÉTRIQUE[Fr.] / GEOMETRISCHE OPTIK[Alm.] ile/değil/yerine/= GEOMETRİK OPTİK
- GEOMETRIC ATTENUATION[İng.] ile/değil/yerine/= GEOMETRİK SÖNÜMLEME
- ATTÉNUATION GÉOMÉTRIQUE[Fr.] / GEOMETRISCHE SCHWÄCHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= GEOMETRİK ZAYIFLAMA
- GEOPHYSICS[İng.] değil/yerine/= JEOFİZİK
( Jeofizik, fizik, matematik ve jeolojiyi birleştirerek, yeryüzünde meydana gelen fiziksel süreçleri ve olayları inceleyen bilim dalıdır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- GEPHYROPHOBIA[İng.] değil/yerine/= GEFİROFOBİ
( Köprü korkusu olarak bilinen, Yunancada "köprü" anlamına gelen γέφυρα ("gephura") ve "korku" anlamına gelen φόβος ("phobos") kelimelerinden oluşan bir terim.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ABSOLUTE EXPANSION, REAL EXPANSION[İng.] / EXPANSION ABSOLUE, EXPANSION RÉELLE[Fr.] / ABSOLUTE EXPANSION, WIRKLICHE EXPANSION[Alm.] ile/değil/yerine/= GERÇEK GENLEŞME
- INTRINSIC TRACER[İng.] / TRACEUR INTRINSÈQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= GERÇEK/ÖZ İZLEYİCİ
- GERÇEK = HAKİKİ, VAKİ = REAL[İng., İsp.] = RÉEL[Fr.] = REAL, WIRKLICH[Alm.] = REALIS, VERUS[Lat.]
- GERÇEKLİK = TRUTH[İng.] = VÉRITÉ[Fr.] = WAHRHEIT[Alm.] = VERITAS[Lat.]
- GERDEL[Yun.] ile/değil/yerine KOVA
( Gemilerde, temizlik işlerinde kullanılan, saç ya da pirinç çemberli tahta kova. İLE/DEĞİL/YERİNE ... )
- GEREKÇELENDİRME[İng. JUSTIFICATION] ile/||/<> ÇIKARIM[İng. INFERENCE] ile/||/<> DEGETTİERİZASYON[İng. DEGETTIERIZATION] ile/||/<> DEONTOLOJİK GEREKÇELENDİRME[İng. DEONTOLOGICAL JUSTIFICATION] ile/||/<> DİNİ EPİSTEMOLOJİ[İng. RELIGIOUS EPISTEMOLOGY] ile/||/<> GERİ GİDİŞ TEZİ[İng. REGRESS ARGUMENT] ile/||/<> GÜVENİLİRCİLİK[İng. RELIABILISM] ile/||/<> İNANÇ[İng. BELIEF] ile/||/<> TEMİNAT KOŞULU[İng. WARRANT CONDITION]
( “Meşrulaştırma” gibi kullanımı çok nadiren olsa da kullanımdadır. Sait Reçber gibi hocalarımızın ise “haklı çıkarım” olarak kullandığını bildiğimiz bu kavram Gettier’in etkisiyle çağdaş epistemolojinin en tartışmalı kavramlarından biri olmuştur. Doğru inancı bilgiye dönüştüren bir unsur olarak görülen bir kavram bilgiye epistemik sorumluluk ve güvence katan bir işleve sahiptir. Daha fazla bilgi için şu yazımızı okuyabilirsiniz. @@ Mevcut öncüller ile varılan sonuç. Çıkarım yapmak, mevcut kanıtlarla varılan sonuçlara atıfta bulunmak için kullanılır ve akıl yürütme ile bir sonuca varma süreci olarak da ifade edilir. Doğru öncüllerden doğru çıkarımlar yapılabileceği gibi doğru öncüllerden yanlış çıkarımlar yapmak ya da yanlış öncülden doğru çıkarımlar yapmak mümkündür. @@ Gettier’in ‘Gerekçelendirilmiş İnanç Bilgi Midir?’ adlı makalesinden sonra çağdaş epistemoloji, gerekçelendirme unsuruna odaklanmıştır. Bu makalesinde Gettier, geleneksel bilgi tanımında yer alan gerekçelendirme unsurunun, doğru inancın bilgi haline gelmesinde şans faktörünü dışarıda bırakamadığına yönelik eleştiriler yapmıştır. Bu da çağdaş epistemolojide gerekçelendirmenin doğasına yönelik sorgulamalara yol açmış ve Gettier sorunu olarak bilinen problemin üzerine yoğunlaşılmasına neden olmuştur. Degettierizasyon ise Gettier’in ortaya koyduğu problemin çözülmesi ve gerekçelendirme unsurunu sağlamlaştırma çabasını ifade etmektedir. @@ Epistemik olmayan gerekçelendirme türleri arasında yer alan deontolojik gerekçelendirme, çoğunlukla geleneksel epistemolojide kullanılsa da çağdaş epistemolojideki düşünürler tarafından da kullanılmıştır. Deontolojik gerekçelendirme, öznenin, bir önermeye inanma yükümlülüğünü ifade etmektedir. Bu da gerekçelendirmenin, normatif bir unsur olduğu anlamına gelmektedir. Başka bir deyişle öznenin, p önermesinin doğruluğuna inanması için yeterli ve geçerli kanıtlara sahipse bu önermeye inanması onun için bir yükümlülük haline gelmektedir. Öznenin p önermesine inanması, ahlaki bir yükümlülük olmaktadır. Dolayısıyla deontolojik gerekçelendirme, normatif unsurlara dayanmaktadır. Çağdaş epistemolojide deontolojik gerekçelendirmeye yönelik tutumlar, içselcilik ve dışsalcılık yaklaşımları altında çeşitlilik göstermektedir. Örneğin dışsalcı yaklaşım altında kuramlarını sınıflandırdığımız Goldman ve Plantinga gibi isimler, gerekçelendirme kavramının normatif özelliğinden kaçınmak adına teminat koşulu gibi ifadeleri daha uygun bulurlar. Ancak Chisholm ve Clifford gibi içselci yaklaşıma sahip isimler ise gerekçelendirmenin normatif bir unsur olduğunu ileri sürüp öznenin, bir inanca inanma yükümlülüğü olduğunu savunurlar. Bu bağlamda deontolojik gerekçelendirmenin iki çeşidi vardır: Kanıtlanmış bir inanca inanma yükümlülüğü ile inanılan önermeye göre davranmak. Bunlardan ilki, öznenin, herkesin ulaşabileceği türden kanıtlara dayanarak bir inancın gerekçelerini ortaya koyması ve bu inanca yönelik sağlam gerekçeleri bulunduğu için inanma yükümlülüğüne tabi olması biçiminde açıklanabilir. İkincisi ise Clifford’ın yaklaşımından hareketle savunulan radikal bir deontolojik gerekçelendirme türüdür. Buna göre gerekçelendirme, yalnızca inançlara dair sağlam nedenler ortaya koymak değil, söz konusu nedenlerden hareketle inançlara göre davranmayı da gerektirir. Yani öznenin, hem inançlarının kanıtlarına inanması hem de bu kanıtların gerektirdiği biçimde davranması ahlaki bir sorumluluktur. Bu da gerekçelendirmenin normatif bir unsur olduğunu gösteren yaklaşımlardan biridir. @@ Dini inançların da diğer inançlar gibi aynı epistemik statüye sahip olduğunu savunan dini epistemoloji, dini inançların rasyonelliğini gösterme çabasından çok bu inançlarında rasyonel olarak tartışılabileceği bir alandır. Dini Epistemoloji’nin en ünlü savunucularından biri Plantinga ve Swinburne’dur. Bu yaklaşım özünde Delilciliğe bir tepki niteliği taşır ve kökenleri John Calvin, Herman Bavinck ve Karl Barth gibi isimlerle ilişkilendirilir. Dini Epistemolojiyi, Reformcu Epistemoloji ile karıştırmamak önemlidir. Reformcu Epistemoloji’yi Dini Epistemoloji’nin alt alanı olarak görmek mümkündür., önermesel bir delile ihtiyacımız olmak zorunda değildir.” Reformist epistemoloji, delilcilik (evidentialism) ve klasik temelselcilik (classical foundationalism) yaklaşımlarına ateşli bir karşı çıkışa işaret eder ve bu sorulara Reformist Epistemoloji en temelde şöyle cevap verir; “Teistik inancın gerekçelendirilmesinde önermesel bir delile ihtiyacımız olmak zorunda değildir.” Birçok dini ve reformcu epistemolog için Tanrı inancı; rasyoneldir, gerekçelendirilebilir, epistemik olarak temeldir, gerekçelendirme için temeldir. Konuya dair şu, şu, şu, ve şu yazımızı okuyabilirsiniz. @@ Geri gidiş tezi, bir inancın gerekçelendirmesinin bir başka inanca dayanması nedeniyle sonsuza kadar geri gidebileceğini ileri süren kuşkucu yaklaşıma yönelik, temele güvenilir bir inanç koyarak bu gerilemeyi durdurmak anlamına gelmektedir. Descartes’tan bu yana temelciliğin esas noktası olan temel inançlar, kendinden gerekçeli ve doğruluğu başka bir inanca dayanmayan inançlar oldukları için, gerekçelendirmenin sonsuz geriye gidiş problemine bir çözüm olarak ileri sürülmüştür. Tüm inançlar, söz konusu temel inançlardan çıkarım yoluyla elde edilir. Böylelikle kuşkuculuğun sonsuz geriye gidiş eleştirilerine yönelik bir çözüm olarak temel inançları ortaya koyan temelciliğe göre, gerekçelendirme sonsuza kadar geriye gidemez. Çünkü her inanç, en nihayetinde, temel bir inançtan çıkarımla elde edilmiştir. Bir inancın temel inanç olması ise başka inançlara dayanmaksızın kendinden gerekçeli olması anlamına gelmektedir. Söz konusu geriye gidiş, temel inançlara ulaşıncaya dek devam etmektedir. Geri gidiş tezini benimsemiş olan temelciliğe yöneltilen itirazlar, temel inançların mahiyetine ilişkin olmakla birlikte, epistemik gerileme argümanı ve kavramsal gerileme argümanı olarak iki biçimde ifade edilebilir. (Ayrıntılı bilgi için bkz: Richard Fumerton, Gerekçelendirme Teorileri, Çev. Ayşenur Üngür Tabur.) @@ Dışsalcılığın ılımlı bir türü olan güvenilircilik, epistemik gerekçelendirme sorununa çözüm olarak ortaya atılan bir kuramdır. Bu kuram, bilme araçlarından hareketle elde ettiğimiz inançların, oluşturulma süreçlerinin güvenilirliğine odaklanır ve bilginin, bu sürecin güvenilirliği neticesinde meydana geldiğini ileri sürmektedir. Güvenilir süreçler, epistemik öznenin doğru inanç oluşturması için gerekli olan esas koşuldur. Söz konusu süreçlere özellikle duyum ve algıyı ekleyen güvenilircilik; dış koşulların uygun olması, olguların ve önceki inançların şu an oluşturulan inançla olan sebebe dayalı ilişkisinin sekteye uğramaması ve mantıksal çıkarım gibi koşulların da sürecin güvenilirliğinde önemli bir rol oynadığını ileri sürmektedir. Güvenilirciliğin dışsalcı olmasının nedeni, öznenin, güvenilir süreçleri farkında olmasını ya da bu süreçlere bilişsel erişimin olmasını gerekli görmemesidir. Burada önemli olan nokta, güvenilirliğin kendisidir. Ilımlı olmasının nedeni ise hem dışsal koşulları hem de öznenin bilişsel yetilerinin güvenilirliğini dikkate almasından kaynaklanmaktadır. Başka bir deyişle güvenilircilik, zihinsel faaliyetleri tamamen saf dışı bırakmamakla birlikte, bir inancı teminat altına alınmasını sağlayabilecek asıl unsurların dışsal koşullarda aranması gerektiğini ileri sürmektedir. Güvenilirciliğin kayda değer temsilcilerinden biri olan Alvin I. Goldman, ‘Gerekçelendirilmiş İnanç Nedir?’ ve ‘Bilgide Sebebe Dayanma Koşulu’ adlı makalelerinde, kuramın ana hatlarını belirtmiştir. Bu doğrultuda güvenilircilik, iki farklı teminat koşulu ortaya koymuştur: Sürecin güvenilirliği (Bkz: Güvenilirlik) ve sebebe dayanma. Sebebe dayanma koşulu, bilgiyi, ‘sebebe dayalı olarak gerekçelendirilmiş doğru inanç’ olarak tanımlar ve sınırlar. Goldman’a göre uygun sebebe dayalı süreçler, öznenin duyum, algı, çıkarım yapma, daha önceki inançları arasında değerlendirme yapma ve hatırlama gibi içsel durumların birbiriyle olan ilişkisini ifade etmektedir. Yani öznenin, fizik nesneleri duyumsarken ya da algılarken oluşturduğu inançları ile bu inançların oluşturulduğu kaynak olan fizik nesne arasındaki uyumluluk, uygun sebebe dayalı süreçlerden meydana gelmiştir. Dolayısıyla özne, söz konusu süreçlerin güvenilir olduğuna karar verirken yalnızca o anki deneyiminden değil, geçmiş deneyimlerinden de yararlanarak sürecin güvenilirliğini denetler. Söz konusu iki farklı teminat koşulu, birbirinden bağımsız olmanın aksine beraber çalıştıkları sürece bilginin meydana gelmesine olanak sağlamaktadır. O halde güvenilirciliğin ana hatları: Olgu ile inanç arasındaki karşılıklı ilişki, önceki inançlar ile sonraki inançlar arasında sebebe dayalı bir ilişki, inançları oluştururken güvenilir süreçlere dayanmak, inancı teminat altına alacak olan unsurların özenin dışında olması ve söz konusu sebebe dayanma koşulunu doğru bir biçimde yeniden inşa etme süreci olarak sıralayabiliriz. Daha fazla bilgi için şu yazımızı okuyabilirsiniz. @@ “Gerekçelendirilmiş doğru inanç” şeklindeki geleneksel üç parçalı bilgi tanımımızdaki inanç unsuru bilgi içerisindeki öznel ve psikoloji-zihin temelli unsura işaret eder. Burada inanç ifadesinden kastımız, kabul etmekle eşdeğerdir. S kişisinin, Q’ya inanması demek S’in Q’yu kabul ettiği anlamına gelir. Örneğin, elimi ileri ve yukarı doğru kaldırıp elimdeki kalemi bırakmayı planlıyorum. Bu durumda hem kalemin düşeceğine inanırım hem de düşeceğini kabul ederim. Türkçe’de inanma farklı anlam çağrışımlarına sebep olduğu için, inancı salt dini anlamda ya da dayanak sahibi olmaksızın kabul etme anlamında kullanmadığımızı belirtmek isteriz; kast ettiğimiz şey iman (faith) değildir. Diğer yandan, inanç kavramına dair önermesel olmayan inanç türünü işaret etmediğimizi eklemek isteriz; burada inanç derken önermesel olan ve kabule dayanan bir zihin halinden söz ediyoruz. Örneğin “Dünyanın düz olduğuna inanmıyorum.” ile “Dünyanın düz olduğunu kabul etmiyorum.” ifadeleri buradaki inanç tanımına göre eşdeğerdir. Böylece öznenin bir önermenin doğruluğunu tasdik etmeye dairi zihinsel durumuna inanç ya da kabul, bilgiye dair söz konusu koşula da İnanç/Kabul Koşulu ismini verebiliriz. Epistemoloji tarihinde birçok düşünür için inancın bilgiye kıyasla daha alt bir zihinsel durum biçimi olarak görüldüğünü eklemekte fayda var. Çünkü bilginin salt inanç sahipliğine kıyasla sahip olunması daha iyi ve tercih edilebilir olduğu kabul edilir. Önermesel inanç, bir önermenin içeriğinin doğruluğunu kabul etmeye dayanır. “İstanbul’daki seçimleri X’in kazanacağına inanıyorum.” ifadesinde, önermenin içeriğinin doğruluğuna inanmayı kast ediyoruz. Aynı zamanda, bu inanca yönelmemizde seçim anketleri, medyadaki etki ya da genel kamuoyu gibi bazı nedenler etkili olabilir. Kanıt ya da bilme araçlarının güvenilirliğine bağlı olarak inancı oluşturan koşullardaki değişim, inanç seviyesini de değiştirebilir. Diğer yandan, S’nin Q olduğunu bilmesi, S’nin Q olduğuna inanmasının bir türüyse; bu türü bizzat inancın kendisinden nasıl ayıracağız? S’in Q’ya dair sahip olduğu inançların doğru olması tek başına yeterli değildir. S kişisinin Q’ya dair doğru inancını oluştururken bu inancını gerekçelendirme biçimi, S’in Q’ya dair sahip olduğu bilgi için temeldir. @@ Teminat koşulu, bildiğini bilmeyi (knowing that one knows) sağlayan ve gerekçelendirmenin normatif anlamı nedeniyle dışsalcılar tarafından bir alternatif olarak sunulan dördüncü koşuldur. Dördüncü koşul, gerekçelendirmenin şans faktörünü engelleyememesi açısından bilgiyi koruma altına alacak olan koşul olarak düşünülmüştür. Bu bağlamda teminat koşulu, bir degettierizasyon çabası olarak karşımıza çıkmaktadır. Yani teminat koşulu ile amaçlanan şey, gerekçelendirmeyi sınırlamak ve bilginin üç koşulunun yetmediği durumlarda bilgiden emin olmayı sağlamaktır. Çağdaş epistemolojideki gerekçelendirme kuramlarını, dördüncü koşul üzerinden tanımlamak mümkündür. Örneğin içselcilik, geleneksel gerekçelendirme koşulunu benimseyerek öznenin bilişsel yetileri doğrultusunda teminat koşulunu ele alır. Başka bir ifadeyle içselcilik, epistemik öznenin bildiğinden emin olmasını sağlayacak unsurların, yine epistemik öznenin zihninde bulunacağını ve öznenin bu unsurlara erişimi olduğunu savunmaktadır. Bu doğrultuda teminat koşulunu sağlayan dördüncü koşullar; sarsılmazlık, sağlam dayanaklar, doğruluğa götüren nedenler ve olması gerektiği gibi çalışan bilişsel yetiler olarak sıralanabilir. Dışsalcıların teminat koşuluna yaklaşımı ise daha farklıdır. Gerekçelendirmenin normatif anlamından uzaklaşmak isteyen dışscalcılar, dördüncü koşul için teminat/güvence (warrant) ya da güvenilirlik unsurlarını gerekli görmüşlerdir. Örneğin Plantinga’nın uygun işlevselcilik kuramına göre teminat koşulu; epistemik öznenin bilişsel yetilerinin uygun çalışıyor olmasına ve bilişsel yetilerin uygun çalışması için uygun bir çevrenin olmasına dayanmaktadır. Burada önemli olan nokta, inançların kanıtlarının ya da gerekçelerinin zihnin dışında aranması ve inançlar ile olgu durumları arasında uyumluluk olmasıdır. Dolayısıyla içselcilerin teminat koşulunu epistemik öznenin zihninde aramasından farklı olarak dışsalcılar dördüncü koşulu, dışsal süreçlerin uygunluğuna ve güvenilirliğine dayandırmışlardır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- GEREKLİ DURUMDA LÜZUMU HALİNDE/ACİL LÜZUM HALİNDE değil/yerine/= GEREKLİ DURUMDA/İVEDİ
- REQUIRED MATERIAL[İng.] ile/değil/yerine/= GEREKLİ MALZEME
- TENSEUR[Fr.] ile/değil/yerine/= GERGİ
- STRAIN[İng.] / EFFORT[Fr.] / BEANSPRUCHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= GERGİNLİK
- FEEDBACK[İng.] / RÉTROACTION[Fr.] / RÜCKFÜHRUNG, RÜCKKOPPLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= GERİ BESLEME
- RESTORING FORCE[İng.] / FORCE DE RAPPEL[Fr.] / RÜCKSTELLKRAFT[Alm.] ile/değil/yerine/= GERİ ÇAĞIRICI KUVVET
- REFLUX[İng.] / REFLUX[Fr.] / RUCKFLUSS[Alm.] ile/değil/yerine/= GERİ DÖNDÜRME
- GERİ MUTASYON[İng. BACK MUTATION] ile/||/<> GERİ SOĞUTUCU[İng. CONDENSER]
( Bir önceki bir mutasyonun etkilerini tersine çeviren bir mutasyondur. Tipik olarak, işlev kaybettirici bir mutasyondan sonra meydana gelip, fonksiyonu geri kazandıran mutasyonlar için kullanılır. @@ Laboratuvarlarda damıtma işleminde kullanılan kaynayan gazın, soğuk su yardımıyla tekrar sıvı hale geçmesine yarayan cam malzeme.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- BACK SCATTERING[İng.] / DIFFUSION RÉTRAGRADE[Fr.] / RÜCKSTREUUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= GERİ SAÇILIM/SAÇILMA
- RECOIL ATOM[İng.] / ATOME DU RECUL[Fr.] / RÜCKSTOSSATOM[Alm.] ile/değil/yerine/= GERİ TEPME ATOMU
- RECOIL NUCLEUS[İng.] / NOYAU DE RECUL[Fr.] / RÜCKSTOSSKERN[Alm.] ile/değil/yerine/= GERİ TEPME ÇEKİRDEĞİ
- RECOIL ELECTRON[İng.] / ÉLECTRON DE RECUL[Fr.] / RÜCKSTOSSELEKTRON[Alm.] ile/değil/yerine/= GERİ TEPME ELEKTRONU
- RECOIL PARTICLE[İng.] / PARTICULE DE RECUL[Fr.] / RÜCKSTOSSTEILCHEN[Alm.] ile/değil/yerine/= GERİ TEPME PARÇACIĞI
- BACK TITRATION[İng.] / TITRAGE EN RETOUR[Fr.] / RÜCKTITRATION[Alm.] ile/değil/yerine/= GERİ TİTRASYON
- VOLTAGE FEED[İng.] / SPANNUNGSVERSORGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= GERİLİM BESLEMESİ
- VOLTAGE DIVIDER[İng.] / DIVISEUR DE TENSION[Fr.] / SPANNUNGSTEILER[Alm.] ile/değil/yerine/= GERİLİM BÖLÜCÜ
- VOLTAGE MULTIPLIER[İng.] / MULTIPLIER DU VOLTAGE[Fr.] / SPANNUNGSVERVIELFACHER[Alm.] ile/değil/yerine/= GERİLİM ÇARPANI
- MULTIPLICATEUR DE TENSION[Fr.] ile/değil/yerine/= GERİLİM ÇOĞALTICI
- VOLTAGE STABILIZER[İng.] ile/değil/yerine/= GERİLİM DENGELEYİCİ, STABİLİZATÖR
- VOLTAGE NODE[İng.] / NŒUD DE TENSION[Fr.] / SPANNUNGSKNOTEN[Alm.] ile/değil/yerine/= GERİLİM DÜĞÜMÜ
- CHUTE DU VOLTAGE[Fr.] ile/değil/yerine/= GERİLİM DÜŞMESİ
- VOLTAGE DROP[İng.] / SPANNUNGSABFALL[Alm.] ile/değil/yerine/= GERİLİM DÜŞÜMÜ
- VOLTAGE REGULATOR[İng.] / RÉGULATEUR DE TENSION, STABILISATEUR DE TENSION[Fr.] ile/değil/yerine/= GERİLİM DÜZENLEYİCİ
- FORMULE DE TENSION[Fr.] ile/değil/yerine/= GERİLİM FORMÜLÜ
- VOLTAGE DOUBLER[İng.] / SPANNUNGSVERDOPPLER[Alm.] ile/değil/yerine/= GERİLİM İKİLEYİCİ
- DOUBLEUR DE TENSION[Fr.] ile/değil/yerine/= GERİLİM KATLAYICI
- VOLTAGE COEFFICIENT[İng.] / COEFFICIENT DU VOLTAGE[Fr.] / SPANNUNGSKOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= GERİLİM KATSAYISI
- SPANNUNGSVERSTÄRKUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= GERİLİM KAZANCI
- VOLTAGE RATIO[İng.] / RAPPORT DE TENSION[Fr.] / SPANNUNGSVERHÄLTNIS[Alm.] ile/değil/yerine/= GERİLİM ORANI
- SPANNUNGSKONSTANTHALTER[Alm.] ile/değil/yerine/= GERİLİM SABİTLEYİCİ
- VOLTAGE TRANSFORMER[İng.] / TRANSFORMATEUR DE TENSION[Fr.] / SPANNUNGSTRANSFORMATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= GERİLİM TRAFOSU
- GERİLİM[İng. VOLTAGE] ile/||/<> ELEKTRİKSEL GÜÇ[İng. ELECTRIC POWER] ile/||/<> ELEKTROSİT[İng. ELECTROCYTE] ile/||/<> GİRAZ ile/||/<> JOULE ile/||/<> POTANSİYEL ENERJİ[İng. POTENTIAL ENERGY] ile/||/<> VOLT
( Bir elektrik devresinde iki nokta arasındaki elektriksel potansiyel fark. Bir iletken boyunca yük taşıyan elektriksel enerjinin, birim yük başına düşen iş miktarını ifade eder. Gerilim, elektriksel alanın bir sonucu olarak, pozitif ve negatif yükler arasındaki potansiyel enerji farkını gösterir. Birimi volt (V) olup, bu birim uluslararası birim sisteminde (SI) enerji birimi olan joule'ün coulomb başına düşen değeri olarak tanımlanır (1 V = 1 J/C). Elektriksel devrelerde gerilim, devre elemanlarının enerji transferini ve akımın yönünü belirleyen temel parametrelerden biri. @@ Akım şiddeti ile gerilimin çarpımına eşit olan ve elektrik enerjisinin ısı, ışık, mekanik, ses gibi başka enerji biçimlerine dönüşümünü belirten fiziksel büyüklük. Elektriksel gücün SI birimi Watt'tır. @@ Elektrikli balıklarda, her biri düşük gerilim üreten çok sayıdaki elektrik sağlayan elementlerden oluşan elektrik organında bulunan kas ya da sinir gözesi. 5.000 kadar elektrosit, 500 wattlık elektrik üretebilir. Volt bazında ise her bir gözenin 0.5 ila 1.5 volt arası elektrik potansiyeli yarattığı bilinmekte. @@ DNA replikasyonu sırasında süper burulmanın sebep olduğu moleküler gerilimi düşürmek için görev yapan bakterisel DNA topoizomerazlardan bir tanesidir. DNA giraz üretilir, kapatılır ve çift sarmal kırılır. @@ Uluslararası Birimler Sistemi'nde (SI) iş ve enerjinin birimi olup 1 ohm'luk dirençten geçen 1 amperlik akımın 1 saniyede tükettiği enerjiye eş değer ısı miktarı ya da 1 Newton'lık kuvvetin bir cismi kendi doğrultusunda 1 metre ötelemesi ile yaptığı iştir. @@ Potansiyel enerji, bir cismin ya da sistemin konumundan ötürü sahip olduğu enerji türüdür. Yani bir cisim hareket etmediği halde sadece konumundan ötürü iş yapabiliyorsa bu cismin potansiyel enerjisi vardır diyebiliriz. Örneğin barajlarda biriken su, yükseğe kaldırılan cisim, sıkıştırılan yay ve elektrik yükleri potansiyel enerjiye sahiptir. Ayrıca potansiyel enerji, cisimlerde pek çok biçimde depolanabilir. Mesela bir yayı sıkıştırdığımızda yayda esneklik potansiyel enerjisi birikir, yayı serbest bıraktığımızda ise bu potansiyel enerji kinetik enerjiye dönüşecektir. Yine aynı biçimde elektriksel yüke sahip parçacıklar elektrik alan içerisindeki konumlarına bağlı olarak elektriksel potansiyel enerjiye sahiptir. Potansiyel enerjinin SI birimi Joule'dür. Ayrıca potansiyel enerji U ya da Ep ile gösterilir. @@ Uluslararası Birimler Sistemi'nde (SI) potansiyel farkın (gerilimin) birimidir. Volt, aynı zamanda elektromotor kuvvetin de birimidir. Gerilimin birimi olan volt, adını İtalyan fizikçi Alessandro Volta'dan almaktadır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- VOLTAGE AMPLIFICATION[İng.] ile/değil/yerine/= GERİLİM YÜKSELTMESİ
- TEVETTÜR[Osm.] / TENSION, VOLTAGE[İng.] / VOLTAGE, TENSION[Fr.] / SPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= GERİLİM
- VOLTMÈTRE[Fr.] ile/değil/yerine/= GERİLİMÖLÇER
- YAĞ[Osm.] / TENSILE STRENGTH, TENACITY, OIL[İng.] / TÉNACITÉ, HUILE, PÉTROLE[Fr.] / FESTIGKEIT, ZÄHFESTIGKEIT, ÖL[Alm.] ile/değil/yerine/= GERİLME DİRENCİ, YAĞ
- TENSIOMETER[İng.] ile/değil/yerine/= GERİLME ÖLÇER
- STRESS[İng.] ile/değil/yerine/= GERİLME
- GERİYATRİ/GERIATRICS[İng.] değil/yerine/= YAŞLILIK BİLİMİ
- GERİYATRİK/GERIATRIC[İng.] değil/yerine/= YAŞLI | YAŞLILIKLA İLGILİ/İLİŞKİLİ
- GERM CELL PRECURSORS[İng.] değil/yerine/= EŞEY HÜCRE ÖNCÜLLERİ
( Genetik bilgiler bir nesilden diğerine gametler yoluyla aktarılır. Eşey göze öncüllerindeki mutasyonlar, o gametten oluşan tüm döllerde bulunur.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- GERMAN :/yerine ALMAN
- GERMANIUM DIODE[İng.] / DIODE AU GERMANIUM[Fr.] / GERMANIUMDIODE[Alm.] ile/değil/yerine/= GERMANYUM DİYOT
- GERMANIUM TRANSISTOR[İng.] / TRANSISTOR AU GERMANIUM[Fr.] / GERMANIUMTRANSISTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= GERMANYUM TRANSİSTÖR
- GERMANIUM[İng.] / GERMANIUM[Fr.] / GERMANIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= GERMANYUM
- GERMINAL MOSAICISM[İng.] değil/yerine/= GERMİNAL MOZAİKLİK
( Yumurta gözelerinin farklı sayıdaki kromozomların karışması ya da diğer kromozomal anormallikler. Germinal mozaiklik fenotip olarak normal olan ebeveynlerden farklı kromozom sayısına sahip olan bireyler meydana gelmesine sebep olabilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- GERMİSİT/GERMICIDE[İng.] değil/yerine/= MİKROPKIRAR, BULAŞSAVAR
- GERO-/GERONT-/GERONTO- ile/||/<> GENO- ile/||/<> PRESBY- ile/||/<> SEN-
( Yaşlılıkla ilgili. İLE/||/<> Irk, cins, cinsel üreme, yaşlı. İLE/||/<> Yaşlılıkla ilgili. İLE/||/<> Eski, yaşlı. )
- GERONTOLOJİ/GERONTOLOGY[İng.] değil/yerine/= YAŞLANMA BİLİMİ
- GERONTOPHOBIA[İng.] değil/yerine/= GERONTOFOBİ
( Yaşlı insanlardan ya da yaşlanmaya karşı duyulan aşırı korku olarak bilinen, Yunanca'da "yaşlı insan" anlamına gelen γέρων ("geron") ve "korku" anlamına gelen φόβος ("phobos") kelimelerinden oluşan bir terim.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- GEST- ile/||/<> GRAVİ- ile/||/<> PHOR-/-PHORE/-PHORİA/PHORO-/-PHOROUS
( Taşıma. İLE/||/<> Ağır, gebe. İLE/||/<> Taşıyan, yüklenen, görme ekseninin dönmesi. )
- GESTALT[İng.] değil/yerine/= BİÇİM
- GESTASYON/GESTATION[İng.] değil/yerine/= GEBELİK
- GESTURE :/yerine JEST
- GET :/yerine ALMAK, EDİNMEK
- GETR[Fr.] değil/yerine/= TOZLUK
( Bacağın alt bölümünü ve ayakkabının üstünü örten kumaş vs.'den yapılmış nesne. )
- GETTİER PROBLEMİ[İng. GETTIER PROBLEM] ile/||/<> DOĞRULUĞU İZLEME KURAMI[İng. TRUTH TRACKING THEORY]
( Edmund Gettier’in 1963 yılında kaleme aldığı “Gerekçelendirilmiş Doğru İnanç Bilgi midir?” adlı makalesiyle ortaya konan problemdir. Yalnızca 3 sayfalık bu makale çağdaş epistemolojide çok ses getirecek ve birçok farklı tartışmanın fitilini ateşleyecektir, çünkü bu makale üç parçalı bilgi tanımının muhtemelen en etkili eleştirisini ortaya koymuştur. Bu kritik, literatürde Gettier Problemi adı ile yer etmiştir ve epistemolojide öyle etkili olmuştur ki 20. yy'nin 2. yarısından itibaren epistemolojinin başlıca konusunun Gettier Problemi olduğu söylenebilir. Gettier eleştirdiği üç parçalı bilgi tanımını makalesinde şöyle ifade eder: @@ Robert Nozick’in sistemleştirdiği Doğruyu İzleme Kuramı'na göre, inancın bilgi sayılabilmesi için gerekçelendirilmiş doğru inanca sahip olmak yerine söz konusu inanca farklı koşullarda da sahip olabilmek gerekmektedir. Örneğin Steve adında bir araştırmacı uzak bir noktada çalılıklar arasında yalnızca ayaklarını gördüğü bir hayvan öbeği olduğunu keşfetmiştir. İlk bakışta bu hayvanların ayakları ziyah-beyaz şeritli olduğu için onların zebra olduğunu düşünmek oldukça olasıdır. Peki onların gerçekten zebra mı yoksa okapi mi olduğunu nasıl bilebiliriz? (Okapilerinde ayakları zebralar gibi siyah-beyaz şeritlidir ama zebralarda farklı bir türlerdir.) Bu kurama göre, Steve okapiler arasındaki zebranın, zebra olduğuna inanmasının bilgi olabilmesi için o zebranın da okapi olması durumunda onun zebra olduğuna inanmamasını gerektirmektedir. Eğer bir zebra bir okapi olsaydı da Steve onun zebra olduğuna inansaydı Steve okapiler arasındaki zebranın zebra olduğunu bilmiyor demektir. Yani mümkün başka koşullar altında Steve’nin söz konusu inancı (bu hayvanlar zebradır!) değişmezse, o inanç doğrudur. Farklı mümkün durumlarda her zaman doğru çıkan ve doğruyu izleyen bir inanç bilgi olarak kabul edilebilir. Unutmamak gerekir Nozick bu kuramına gelebilecek şüpheci eleştirileri (kavanozdaki beyinler, kötü şeytan vb. bunlara yazımızda değineceğiz) devre dışı bırakmak için mümkün dünyalara başvurmuştur. Buna göre, Steve’in zebranın zebra olduğuna dair sahip olduğu inancın bilgiye dönüşmesi, en yakın mümkün dünya da ya da yakın mümkün dünyalarda da bu inancın doğruluğu izlediğini varsayarak sağlanabilir. Nozick’in kuramı, Gettier problemini tam olarak ortadan kaldırmamakla beraber sezgisel olarak makul görünmektedir. Ancak şöylesi bir eleştiri metni mevcuttur. Daha fazla bilgi için şu yazımızı okuyabilirsiniz.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- GEUST- ile/||/<> -GEUSİA
( Tat. İLE/||/<> Tat alma duyusu ile ilgili. )
- ENTSPANNUNGSZEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= GEVŞEME SÜRESİ
- GEZEGEN = SEYYARE[Ar.] = PLANET[İng.] = PLANÈTE[Fr.] = PLANET[Alm.] = PIANETA[İt.] = PLANETA[İsp.]
- GEZEGENLER ile/ve GÖKADALAR/GALAKSİLER
( 



)
( PLANETS vs./and GALAXIES )
- TURİST[İng.]/GEZEN ile/değil/yerine GEZGİN
( Gezen tilki, yatan aslandan evlâdır. )
( Evliyâ Çelebi, [o zamanın koşullarında] 257 şehir, 7600 kale gezmiştir. )
( 









)
( [not] TOURIST vs./and/but TRAVELLER
TRAVELLER instead of TOURIST )
(1996'dan beri)