Bugün[05 Nisan 2026]
itibarı ile 27.963 başlık/FaRk ile birlikte,
27.963 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(27/113)


- DİZAYN/DESİGN[İng.] değil/yerine/= TASARIM


- DİZE/MISRA ile KOŞA/BEYİT/DISTIQUE


- DİZE/MISRA / KOŞA/BEYİT ile/ve/||/<>/> TÜMCE/CÜMLE


- DİZGE = SİSTEM, MANZUME, MESLEK = SYSTEM[İng., Alm.] = SYSTÈME[Fr.] = SYSTEMA[Yun.] = SISTEMA[İsp.]


- DİZÜRİ değil/yerine/= AĞRILI İŞEME | İŞEME GÜÇLÜĞÜ


- DL/DEEP LEARNING[İng.] değil/yerine/= DERİN ÖĞRENME


- DLT/DISTRİBUTED LEDGER TECHNOLOGY[İng.] değil/yerine/= DAĞITIK DEFTER TEKNOLOJİSİ


- DMS/DATABASE MANAGEMENT SYSTEM[İng.] değil/yerine/= VERİTABANI YÖNETİM SİSTEMİ


- DNA MISMATCH REPAIR[İng.] değil/yerine/= DNA YANLIŞ EŞLEŞME ONARIMI


- DNA POLİMERAZ[İng. DNA POLIMERASE] ile/||/<> GENETİK DÜZELTME[İng. GENETIC REPAIR] ile/||/<> HELİKAZ[İng. HELICASE] ile/||/<> KLENOW PARÇASI[İng. KLENOW FRAGMENT] ile/||/<> PRİMAZ[İng. PRIMASE]

( Genel olarak tek zincirli DNA'nın tamamlayıcı zincirini yapmakta kullanılan bir grup enzim. Ökaryotik DNA polimerazlar kromozom replikasyonu, tamiri, krosover ve mitokondriyal replikasyona katılır. Replikasyonu başlatmak için DNA polimerazlar bir primer RNA molekülüne ihtiyaç duyarlar. Çoğalmayı başlatmak için, DNA polimerazları bir primer RNA molekülü gerektirir. DNA'yı uzatmak için, deoksiribonükleotid trifosfatları (dNTP) substratlar olarak kullanırlar ve pirofosfatları serbest bırakırlar. dNMP'ler, büyüyen sarmalın 3 'OH ucuna eklenir (böylece, DNA replikasyonu 5' ucundan 3' ucuna doğru ilerler). @@ DNA sentezinde DNA polimerazın uyumsuz bazları tanıma becerisidir. DNA polimeraz hataları ekzonükleaz enzimiyle düzeltir. @@ DNA polimeraz replikasyon çatalındaki görevine başlamadan önce DNA sarmalının açılmasında görevli enzim. @@ E. coli bakterisinden izole edilen DNA polimeraz enziminin proteaz subtilisin enzimiyle kesildiği zaman oluşan büyük parçanın adı. @@ DNA Replikasyonu DNA Replikasyonu Bioninja DNA replikasyonu sırasında RNA primerini üreten RNA'ya bağlı DNA polimeraz enzimidir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- DNA TYPING[İng.] değil/yerine/= DNA TİPLEMESİ

( Bireye özgü DNA dizilerini belirlemek amacıyla kullanılan bir yöntemdir. İngiliz genetikçi Alec Jeffreys tarafından 1984'te minisatelitlerin varlığını farketmesinden sonra geliştirilmiştir. PCR ya da RFLP yöntemleri kullanılır. Kalıtsal bozuklukları tanımlamada, adli tıpta, babalık testlerinde ve bireysel tanımlama gibi alanlarda kullanılır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- DNA :/yerine DNA


- DNA[İng.] değil/yerine/= DNA

( Protein sentezi için gereken genetik kodu taşıyan büyük organik molekül. Her kromozom, çoğunlukla DNA molekülünden oluşur. DNA; şekerler, fosfat ve çift sarmal yapıda düzenlenmiş bazlardan oluşur. DNA'nın belirli kısımları, belirli genleri belirler.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- DNN/DEEP NEURAL NETWORK[İng.] değil/yerine/= DERİN SİNİR AĞI


- DO :/yerine YAPMAK


- DOÇENT değil/yerine/= BİLGEN


- DOCTOR :/yerine DOKTOR


- DOCUMENT :/yerine BELGE


- DODECYL-DIMETHYLAMMONIUM CHLORIDE[İng.] ile/değil/yerine/= DODESİLDİMETİLAMONYUM KLORÜR


- DOG :/yerine KÖPEK


- LAW OF NATURE[İng.] / NATÜRLICHES GESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞA YASASI


- NATURE[Fr.] / NATUR[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞA


- DOĞA = TABİAT = NATURE[İng., Fr.] = NATUR[Alm.] = NATURA[Lat.] = PHYSIS[Yun.] = NATURALEZA[İsp.]


- NATURAL ANTENNA FREQUENCY[İng.] ile/değil/yerine/= DOĞAL ANTEN SIKLIĞI


- NATÜRLICHES VERHÄLTNIS[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞAL BOLLUK YÜZDESİ


- NATUREL COLORANT[Fr.] / NATURFARBSTOFF[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞAL BOYA


- NATURAL WAVELENGTH[İng.] / LONGUEUR D'ONDE NATURELLE[Fr.] ile/değil/yerine/= DOĞAL DALGA BOYU


- NATURAL PERIOD[İng.] ile/değil/yerine/= DOĞAL DÖNEM


- BACKGROUND RADIATION[İng.] ile/değil/yerine/= DOĞAL FON IŞINIMI, ARKA PLAN RADYASYONU


- FRÉQUENCE NATURELLE[Fr.] ile/değil/yerine/= DOĞAL FREKANS


- GAZ NATUREL[Fr.] / NATURGAS, ERDGAS[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞAL GAZ


- ZİYÂ-İ TABİÎ[Osm.] / NATURAL LIGHT[İng.] / LUMIÈRE NATURELLE[Fr.] ile/değil/yerine/= DOĞAL IŞIK


- EIGENTLICHER VORZEICHNER[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞAL İZLEYİCİ


- NATÜRLICHES LEBENSZEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞAL ÖMÜR, T


- PÉRIODE NATURELLE[Fr.] ile/değil/yerine/= DOĞAL PERİYOT


- NATURAL RESONANCE[İng.] / RÉSONANCE NATURELLE[Fr.] ile/değil/yerine/= DOĞAL REZONANS


- INTERVALL DER EIGENTLICHEN TEMPERATUR[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞAL SICAKLIK ARALIĞI


- NATURAL FREQUENCY[İng.] ile/değil/yerine/= DOĞAL SIKLIK


- NATURAL CONVECTION[İng.] / CONVECTION NATURELLE[Fr.] ile/değil/yerine/= DOĞAL TAŞINIM/KONVEKSİYON


- NATURAL URANIUM REACTOR[İng.] ile/değil/yerine/= DOĞAL URANYUM REAKTÖRÜ


- NATURAL URANIUM[İng.] / URANIUM NATUREL[Fr.] ile/değil/yerine/= DOĞAL URANYUM


- RÉACTEUR À URANIUM NATUREL[Fr.] ile/değil/yerine/= DOĞAL URANYUMLU TEPKİLEŞİM


- PRODUIT NATUREL[Fr.] / NATÜRLICHER PRODUKT[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞAL ÜRÜN (NESNE)


- DOĞAÜSTÜ = FEVK-AT-TABİA = SUPERNATURAL[İng.] = SURNATUREL[Fr.] = ÜBERNATÜRLICH[Alm.]


- DOGMA[Yun.] değil/yerine/= İNAK


- DOGMATİZM[Fr. < ] değil/yerine/= DOGMACILIK


- DIRECT CURRENT GENERATOR[İng.] / GÉNÉRATEUR DE COURANT CONTINU[Fr.] / GLEICHSTROMGENERATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRU AKIM ÜRETECİ


- DIRECT CURRENT[İng.] / COURANT CONTINU[Fr.] / GLEICHSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRU AKIM


- DOĞRU-DÜRÜST[Fars.] ile/değil/yerine/||/<> DOĞRU-DÜZGÜN


- DOĞRU :/yerine DOĞRU, GERÇEK


- DOĞRU = TRUE[İng.] = VRAI[Fr.] = WAHR, RICHTIG[Alm.] = VERUS[Lat.] = VERDADERO[İsp.]


- DIRECT NUCLEAR REACTION[İng.] / RÉACTION NUCLÉAIRE DIRECTE[Fr.] / DIREKTE KERNREAKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUDAN ÇEKİRDEK TEPKİMESİ/REAKSİYONU


- DIRECT EFFECT[İng.] / EFFET DIRECT[Fr.] / DIREKTER EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUDAN ETKİ


- DIREKT-IONISIERENDE STRAHLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUDAN İYONLAŞTIRICI IŞINIM


- DIRECT IONIZING RADIATIONS[İng.] / RAYONNEMENTS IONISANTS DIRECTS[Fr.] / DIREKTE-IONISIERENDE STRAHLUNGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUDAN İYONLAŞTIRICI IŞINIMLAR


- DIRECT POTENTIOMETRIC MEASUREMENT[İng.] ile/değil/yerine/= DOĞRUDAN POTANSİYOMETRİK ÖLÇME


- DOĞRULAMA, OLUMLAMA = TAHKİK = VERIFICATION[İng.] = VÉRIFICATION[Fr.] = VERIFIKATION[Alm.] = VERIFICACION[İsp.]


- DOĞRULAMAK = VERIFY[İng.] = VÉRIFIER[Fr.] = VERIFIZIEREN[Alm.]


- EFFICIENCY OF RECTIFICATION[İng.] / RENDEMENT DE REDRESSEMENT[Fr.] / GLEICHRICHTERWIRKUNGSGRAD[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRULTMA VERİMİ


- RECTIFIER[İng.] / REDRESSEUR[Fr.] / GLEICHRICHTER[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRULTUCU


- DOĞRULUK[İng. TRUTH] ile/||/<> EĞİM[İng. SLOPE] ile/||/<> EPİSTEMİK GEREKÇELENDİRME[İng. EPISTEMIC JUSTIFICATION] ile/||/<> EPİSTEMİK SORUMLULUK[İng. EPISTEMIC RESPONSIBILITY] ile/||/<> EPİSTEMOLOJİK BAŞARI[İng. EPISTEMOLOGICAL SUCCESS] ile/||/<> NORMATİF EPİSTEMOLOJİ[İng. NORMATIVE EPISTEMOLOGY]

( Doğruluk, gerekçelendirme ve inanç/kabul ile beraber bilginin doğasında yer aldığı düşünülen bir unsurdur. Doğru olmayan bir şey bilinebilir mi? Çoğu epistemolog bu soruya vereceğimiz hayır cevabının, doğruluk unsurunun epistemik önemine işaret edeceğini düşünmektedir. Doğruluk unsuru metafizik ve mantık ile ilişkili olup bilme sürecinin nesnel içeriğine denk düşmektedir. Aristoteles’in Metafizik (1011b25) kitabında şöyle söyler; “Var olanın ve meydana gelenin var olması ile var olmayanın ve meydana gelmeyen şeyin olmaması.” Bu haliyle doğruluk insan zihni dışındaki gerçekliğe işaret eder. @@ Matematikte bir doğru için dikey yönde değişimin yatay yönde değişime oranıdır. @@ Epistemik gerekçelendirme, doğru inancın bilgi haline gelme sürecinde, doğruluk ve inanç koşulları arasında rasyonel bir bağlantı kurmayı ifade etmektedir. Bu durumda gerekçelendirme ile epistemik gerekçelendirme kavramları arasındaki belirleyici unsur rasyonellik olmaktadır. Başka bir ifade ile gerekçelendirme, bir inancı biliyor olduğumuzu gösteren dayanakları ortaya koymak anlamına gelirken epistemik gerekçelendirme, söz konusu dayanakları ortaya koyarken öznenin, bilinçli bir biçimde hareket ettiğini ifade etmektedir. Bunun yanında gerekçelendirme kavramı, yalnızca epistemoloji içinde değil, ahlak felsefesi gibi alanlarda da kullanılan bir kavram olduğu için epistemik gerekçelendirme ile epistemik olmayan gerekçelendirme arasında ayrım yapılmaktadır. Epistemik gerekçelendirmedeki rasyonellik, bilginin şans eseri bir biçimde oluşmadığını, aksine belirli bilişsel koşullar, yani bilişsel başarı nedeniyle meydana geldiğini göstermektedir. Bilişsel başarı faktörü, bilen öznenin, biliyor olduğunu bilmesini, bunu farkında olmasını ve açıklamasını ifade etmektedir. Böylelikle inançla doğruluk arasındaki ilişki şans eseri değil, rasyonel ve bilinçli biçimde kurulmuş olmaktadır. Daha açık bir ifadeyle bir inancın bilen özne tarafından bilindiğinin iddia edilmesi için, bilen öznenin, söz konusu inancı nasıl bildiğini açıklaması gerekmektedir ki bu da epistemik gerekçelendirme koşulundaki bilişsel başarı faktörüne dayanarak yapılmaktadır. Dolayısıyla epistemik gerekçelendirme, bilişsel başarıyı gözeten ve şans faktörünü dışarıda tutan temel unsur konumundadır. @@ Epistemik sorumluluk, daha çok epistemik deontoloji gibi yaklaşımların savunduğu içselci düşünürler tarafından öne çıkarılmıştır. Bu yaklaşımlara göre gerekçelendirme, inancımızın doğruluğuna yönelik sağlam kanıtlar ortaya koyarak bu kanıtlara göre davranmayı gerektirmektedir. Bu bakımdan doğruluk kavramı ön plana çıkmaktadır. Bilen özne, doğruluğuna inandığı kanıtları kabul eder ve bu kanıtların gerektirdiği biçimde hareket ederek epistemik sorumluluğunu gerçekleştirmiş olur. Örneğin içselci bir düşünür olarak BonJour, sağlam kanıtlara dayanmaksızın inanılan bir inancın, epistemik açıdan sorumsuz bir tutum olduğunu belirtir. Epistemik sorumluluk düşüncesi, yalnızca inancın kanıtlarının doğruluğuna inanmayı değil, aynı zamanda doğru inançlara erişirken yapılması gerekenleri de ifade etmektedir. Dolayısıyla epistemik gerekçelendirmenin getirisi olarak epistemik sorumluluk, normatif bir yapıya sahiptir. Bu bağlamda epistemik sorumluluğa yönelik yapılması gerekenler, inançların doğruluğuna dair her kanıtın es geçilmeden değerlendirilmesi, güvenilir kanıtların kabul edilmesi ve buna göre davranılmasıdır. Bu düşünceyi savunanlara göre bilen öznenin bir inancı gerekçelendirmesi demek, o öznenin kendi inançlarından sorumlu olması anlamına gelmektedir. O halde epistemik sorumluluk, öznenin içsel süreçlerine ulaşabilmesini gerektirmektedir. Böylelikle özne, bilgi oluşturma sürecinde etkin bir rol oynamış olmaktadır. @@ Bilişsel başarı kavramı, Gettier problemi ile birlikte çağdaş epistemolojiye kazandırılmış olan yeni kavramlardan biridir. Bu kavram, bilen öznenin, bilgiyi meydana getiren unsurları farkında olmasını ve bilginin oluşma sürecindeki bilinçli rolünü ifade etmektedir. Başka bir deyişle bilişsel başarı, bilme araçları aracılığıyla meydana gelen doğru inançların, bilgiye dönüşmesinde zihnin aldığı rolü ortaya koymaktadır. Bu bağlamda bilişsel başarı, epistemik gerekçelendirme kavramıyla doğrudan ilişkilidir. Epistemik gerekçelendirme, bir inancın şans eseri doğru olmasını engelleyen koşuldur. Yani bilginin meydana gelmesi için, şans faktörünün dışarıda bırakılması gerekmektedir. Bu da inanç ile doğruluk arasında kurulan rasyonel bir bağlantıya işaret etmektedir. İnanç ile doğruluk arasındaki rasyonel bağlantının temeli ise bilişsel başarıdır. Bilen özne, sahip olduğu inancının doğruluğuna yönelik kanıtları ortaya koymuşsa, bilme araçlarından hareketle elde ettiği inancının meşruluğunu yeterli nedenlerle açıklamışsa, inancını güvenilir süreçlere dayanarak oluşturmuşsa ve doğru inancının bilgi haline gelebilmesi için geçerli gerekçeler sunmuşsa söz konusu doğru inanç, bilişsel başarı ile elde edilmiş demektir. Bu durumda özne, doğru inançlara sahip olması bakımından bilişsel başarıya sahip olmaktadır. O halde epistemik gerekçelendirme ile bilişsel başarının birlikte çalıştığını söylemek yanlış olmayacaktır. Bu bağlamda biliyor olduğumuzu iddia ettiğimiz doğru inanç, bilişsel başarı olmaksızın şans eseri oluşmuş olacaktır. @@ Normatif epistemoloji, bilginin doğasının ve sınırlarının nasıl olması gerektiğini araştıran alandır. Genellikle geleneksel epistemolojinin bir özelliği olarak kabul edilen normatiflik, bilginin a priori temellere dayanarak nasıl kurulacağını göstermektedir. Epistemolojik olarak doğru olanın ne olduğunu araştırmak ve yanlış olanı dışarıda bırakmaya çalışmak, normatif bir tavrın göstergesidir. Ancak epistemolojinin normatif tavrı, yalnızca geleneksel epistemolojide değil, çağdaş epistemolojide de karşımıza çıkmaktadır. Çağdaş epistemolojideki normatiflik, dışsalcılar tarafından eleştiriye tabi tutulurken içselciler tarafından benimsenen bir unsurdur. Söz konusu normatiflik, epistemik özneye sorumluluk yükler ve etkin olmasını gerektirir. Örneğin epistemik sorumluluk, epistemik suç ve gerekçelendirmenin kendisi başta olmak üzere bazı gerekçelendirme türleri normatiflik unsurunu içinde barındıran kavramlar olarak görülmüştür. Aynı biçimde içselcilerin geleneksel epistemolojiyi takip ederek kullandıkları gerekçelendirme kavramının, dışsalcılar tarafından normatif bir kavram olarak kabul edilip bunun yerine teminat kavramını kullanmalarının nedeni budur. Bu bağlamda Quine’ın doğallaştırılmış epistemolojiden hareketle normatif epistemoloji hakkındaki görüşlerine bakmak yararlı olacaktır. Quine, epistemolojinin normatif niteliğe sahip olması bakımından empirik ve betimsel olmadığını ileri sürmekte ve epistemolojinin gerekçelendirmeyi temel alarak daha fazla normatiflik barındırmaması gerektiğini savunmaktadır. Quine’ın bu görüşüne yönelik temel eleştirilerden biri ‘gerekçelendirme’, ‘doğruluk’ ve ‘rasyonellik’ gibi kavramların normatif olması açısından epistemolojinin en temelde normatif bir etkinlik olduğudur. Dolayısıyla gerekçelendirmeyi epistemolojinin inceleme alanından çıkarmak demek, epistemolojinin normatifliğini dışarıda bırakmak anlamına gelmektedir. Ancak Quine, epistemolojideki normatif unsurları tamamen dışarıda bırakmayıp epistemolojideki teorilerin yeniden gözden geçirilmesi ve yeni teoriler oluşturulması doğrultusunda normatif unsurları yönlendirici bir mekanizma olarak ele almıştır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- ACCURACY[İng.] / GENAUIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRULUK


- DOĞRULUK = HAKİKAT = TRUTH[İng.] = VÉRITÉ[Fr.] = WAHRHEIT, RICHIGKEIT[Alm.] = VERITAS[Lat.] = ALÉTHEIA[Yun.] = VERDAD[İsp.]


- BOLOMÉTER LINÉAIRE[Fr.] / LINEARES BOLOMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL BOLOMETRE


- RÉACTEUR CONTRÔLÉ LINÉAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL DENETİMLİ/KONTROLLÜ REAKTÖR


- LINEAR CIRCUIT[İng.] / CIRCUIT LINÉAIRE[Fr.] / LINEARER STROMKREIS[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL DEVRE


- LINEAR DIFFUSION[İng.] / DIFFUSION LINÉAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL DİFÜZYON


- LINEAR RECTIFIER[İng.] / REDRESSEUR LINÉAIRE[Fr.] / LINEARE GLEICHRICHTER[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL DOĞRULTUCU


- LINEAR INVERTER[İng.] / INVERSEUR LINÉAIRE[Fr.] / LINEARER INVERTER[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL EVİRİCİ


- LINEAR PHASE[İng.] / PHASE LINÉAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL EVRE


- LINEARE PHASE[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL FAZ


- LINEAR EXPANSION COEFFICIENT[İng.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL GENLEŞME KATSAYISI


- LINEAR DILATATION, LINEAR EXPANSION[İng.] / DILATATION LINÉAIRE, EXPANSION LINÉAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL GENLEŞME


- CONTRAINTE LINÉAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL GERİLME


- LINEAR STRAIN[İng.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL GERİNİM


- LINEAR ACCELERATOR[İng.] / LINEARBESCHLEUNIGER[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL HIZLANDIRICI


- LINEAR ACCELERATOR DRIVEN REACTOR[İng.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL HIZLANDIRICILI REAKTÖR


- LINEAR ACCELERATOR BREEDER, REGENERATING REACTOR WITH LINEAR ACCELERATOR[İng.] / RÉACTEUR RÉGÉNÉRATEUR À ACCÉLÉRATEUR LINÉAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL HIZLANDIRICILI ÜRETKEN TEPKİLEŞİM/REAKTÖR


- LINEAR BOLOMETER[İng.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL IŞINIMÖLÇER


- LINEAR SEGMENT CURVE[İng.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL KISIMLI EĞRİ


- LINEAR POLARIZATION[İng.] / POLARISATION LINÉAIRE[Fr.] / LINEARE POLARISATION[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL KUTUPLANMA


- LINEAR MAGNETIC AMPLIFIER[İng.] / LINEARER MAGNETISCHER VERSTÄRKER[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL MANYETİK YÜKSELTEÇ


- LINEAR MOLECULE[İng.] / MOLÉCULE LINÉAIRE[Fr.] / LINEARES MOLEKÜL[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL MOLEKÜL


- DIFFUSION NON LINÉAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL OLMAYAN DİFÜZYON


- OPTIQUE NON LINÉAIRE[Fr.] / NICHTLINEARE OPTIK[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL OLMAYAN OPTİK


- NICHTLINEARE AUSBREITUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL OLMAYAN YAYILMA


- LINEAR ABSORPTION COEFFICIENT[İng.] / COEFFICIENT DE L'ABSORPTION LINÉAIRE[Fr.] / LINEARER ABSORPTIONSKOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL SOĞURMA KATSAYISI


- LINEARER DÄMPFUNGSKOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL SÖNÜM KATSAYISI


- LINEAR ATTENUATION COEFFICIENT[İng.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL SÖNÜMLEME KATSAYISI


- LINEAR STARK EFFECT[İng.] / EFFET STARK LINÉAIRE[Fr.] / LINEARER WIRKUNG VON STARK[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL STARK ETKİSİ


- LINEAR SCAN VOLTAMMETRY[İng.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL TARAMALI VOLTAMETRİ


- COEFFICIENT DE LA PROPAGATION LINÉAIRE[Fr.] / LINEARER AUSBREITUNGSKOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL YAYILMA KATSAYISI


- LINEAR PROPAGATION[İng.] / LINEARE VERBREITUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL YAYILMA


- LINEAR AMPLIFIER[İng.] / LINEARER VERSTÄRKER[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL YÜKSELTEÇ


- COEFFICIENT DE L'AFFAIBLISSEMENT LINÉAIRE, COEFFICIENT DE L'ATTÉNUATION LINÉAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL ZAYIFLAMA KATSAYISI


- LINEARER ZWANG[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞRUSAL ZORLANMA


- DOĞU/MAŞRIK[Ar. < ŞARK] ile MAĞRİP/MAĞRİB[Ar. < GARB]

( DOĞU, GÜNEŞİN DOĞDUĞU TARAF )


- DOĞUM ORANI ile NÜFUS/DEMOGRAFİ

( NATALITY vs. DEMOGRAPHY )


- FERTILE MATERIAL[İng.] / MATIÈRE FERTILE[Fr.] / FRUCHTBARES MATERIAL[Alm.] ile/değil/yerine/= DOĞURGAN NESNE


- DOĞURTMA = İSTİLÂT, SANAT-I TEVLİT = MAIEUTICS[İng.] = MAIEUTIQUE[Fr.] = MAIEUTIK[Alm.] = MAIEUTIKE[Yun.]


- DOĞUŞTAN = VEHBİ, FITRİ = INNATE[İng.] = INNÉ[Fr.] = ANGEBOREN[Alm.]


- CAST-IRON[İng.] / FONTE[Fr.] / GURTBANDFÖRDERER[Alm.] ile/değil/yerine/= DÖKME DEMİR


- DOKTOR ile DOKTRİN

( Hekim. İLE Öğreti. )


- DOKTOR değil/yerine/= ÖKE


- DOKTRİN[Fr. < DOCTRINE] değil/yerine/= ÖĞRETİ


- DOKTRİN değil/yerine/= ÖĞRETİ


- DOKTRİN değil/yerine/= ÖĞRETİ


- TISSUE EQUIVALENT MATERIAL[İng.] / SUBSTANCE ÉQUIVALENTE AU TISSU[Fr.] / GEWEBEÄQUIVALENTES MATERIAL[Alm.] ile/değil/yerine/= DOKU EŞDEĞER NESNE


- NESİC[Osm.] / TISSUE, FABRIC[İng.] / TISSU[Fr.] / GEWEBE[Alm.] ile/değil/yerine/= DOKU, İPLİK


- TISSUE CULTURE[İng.] / CULTURE TISSULAIRE[Fr.] / GEWEBEKULTUR, ZELLZÜCHTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DOKU KÜLTÜRÜ


- TRANSPLANTATION[Fr.] / TRANSPLANTATION[Alm.] ile/değil/yerine/= DOKU NAKLİ


- DOKU[İng. TISSUE] ile/||/<> ADİPOZ DOKU[İng. ADIPOSE TISSUE] ile/||/<> ADVENTİSYA[İng. ADVENTITIA] ile/||/<> AKSONEM[İng. AXONEME] ile/||/<> AMFİZEM[İng. EMPHYSEMA] ile/||/<> BEYAZ ADİPOZ DOKU[İng. WHITE ADIPOSE TISSUE] ile/||/<> KAHVERENGİ ADİPOZ DOKU[İng. BROWN ADIPOSE TISSUE]

( Bitki ve hayvan organlarını meydana getiren, aynı görevi yapmak üzere bir arada bulunan, benzer göze topluluklarının gözeler arası maddeyle beraber oluşturdukları yapı. Dört temel doku: Epitel, bağ, kas, sinir dokusu. Yağ, kemik, kıkırdak, kan doku ise özelleşmiş bağ dokuları. @@ Yağı depolayan dokudur. İki tip adipoz doku bulunmaktadır: beyaz adipoz doku (uniloküler) ve kahverengi adipoz doku (multiloküler). @@ Bir iç organı ya da damarı dıştan çevreleyen katman. Sinirleri, bağ dokusunu, damar duvarına oksijen ve besin sağlamakla görevli daha küçük damarları içeren katman olarak bilinir. @@ Sil ve kamçının temel yapısıdır. Ortada bir mikrotübül çifti ve bunu çevreleyen dokuz mikrotübül çiftinden oluşur. Çevredeki mikrotübül çiftleri birbirlerine "nexin" adı verilen yapılar ile bağlanmaktadır. Mikrotübül çiftlerinde bulunan dynein kolları, yapının hareketini sağlar. @@ Dokularda normal durumların dışında hava bulunmasına bağlı genişleme. Genellikle akciğerde görülür. Özellikle KOAH hastalarında rastlanma sıklığı yüksektir. @@ Memelilerde bulunan iki tip adipoz dokudan birisidir. Yetişkinlerde bulunan ana adipoz dokudur. Enerji deposu olarak kullanılır. Kasa kıyasla termal geçirgenliği daha az olduğu için ısı kaybını büyük oranda engellemektedir. Vücut sıcaklığının korunmasına yardım eder. @@ Memelilerde bulunan iki tip adipoz dokudan birisidir. Neredeyse bütün memeli gözelerinde bulunmaktadır. Sinir bakımından, beyaz adipoz dokusuna göre daha zengindir. Yenidoğanlarda ve kış uykusuna yatan türlerde, ısı yalıtımı sağlamak için daha sık görüldüğü bilinmektedir. Beyaz adipoz doku, vücutta yaygın olarak bulunmaktadır fakat kahverengi adipoz bölge, vücutta daha spesifik bölgelerde bulunmaktadır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- DOKU ile ÖZEK DOKU/PARANKİMA[Yun.]

( ... İLE Selülöz çeperleri kalınlaşmamış, odunlaşmamış olan, değişik görevler yapan gözelerin oluşturduğu doku. )


- LADLE[İng.] / POCHE DE COULÉE[Fr.] / GIESSPFANNE[Alm.] ile/değil/yerine/= DÖKÜM POTASI


- CASTING[İng.] / COULÉE, MOULAGE[Fr.] / GUSSEISEN[Alm.] ile/değil/yerine/= DÖKÜM


- DOKÜMAN[Fr. < DOCUMENT] değil/yerine/= BELGE


- DOKÜMAN[Fr., İng. < DOCUMENT]["DÖKÜMAN" da değil!] değil/yerine/= BELGE


- DOKÜMANTASYON[Fr. < DOCUMENTATION] değil/yerine/= BELGELEME


- DOKÜMANTER[Fr. < DOCUMENTAIRE] değil/yerine/= BELGESEL


- dol. urg.[Lat. < DOLORE URGENTE] değil/yerine/= AĞRI SIKIŞTIRINCA


- CEVELÂN, CEVLÂN, DEVERÂN[Osm.] / CIRCULATION[İng.] / CIRCULATION[Fr.] ile/değil/yerine/= DOLAŞIM


- INDIRECT IONIZING RADIATION[İng.] ile/değil/yerine/= DOLAYLI İYONLAŞTIRICI IŞINIM


- RAYONNEMENTS IONISANTS INDIRECTS[Fr.] / INDIREKTE IONISIERENDE STRAHLUNGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= DOLAYLI İYONLAŞTIRICI IŞINIMLAR/IŞINLAR


- FILLER[İng.] / CHANGE, MASTIC[Fr.] / FÜLLMASSE, GRUNDMASSE[Alm.] ile/değil/yerine/= DOLGU NESNESİ


- PACKED COLUMN[İng.] ile/değil/yerine/= DOLGULU KOLON


- DOLİKO- ile DOLİKOEKTAZİK

( Uzun. İLE Uzamış ve genişlemiş. )


- DOLİKOSEFAL[Fr. < DOLICHOCÉPHALE] değil/yerine/= UZUN KAFALI


- DOLOMITE, BITTER SPAR[İng.] / DOLOMILE, DOLOMITE, MAGNÉSITE (F)[Fr.] / BITTERSPAT, BITTERKALKSPAT, MAGNESIT[Alm.] ile/değil/yerine/= DOLOMİT, MANYEZİT


- DOLOR, PAIN[İng.] değil/yerine/= AĞRI


- DOLOR değil/yerine/= AĞRI


- FILLED BAND[İng.] / BANDE REMPLIE[Fr.] / GEFÜLLTES BAND[Alm.] ile/değil/yerine/= DOLU BANT


- VOLLBESETZTES ENERGIEBAND[Alm.] ile/değil/yerine/= DOLU ENERJİ BANDI


- PACKUNGS-ANTEIL[Alm.] ile/değil/yerine/= DOLULUK ORANI


- DOLUNAY/NUR/BEDİR[Ar. < BEDR] ile YARIMAY/DÖRDÜN ile YENİAY/AYÇA/HİLÂL[Ar.]


- DOM/DOCUMENT OBJECT MODEL[İng.] değil/yerine/= BELGE NESNESİ MODELİ


- DOM/DOME[İng.] değil/yerine/= KUBBE


- DOMAIN ile DOMENE

( Bölge. İLE Almaç bölgesi. )


- DOMATIA[İng.] değil/yerine/= DOMATİA

( Avcıları çevre koşullarından ya da diğer avcılardan koruyan bitki yapıları (Latincede domus- “yuva” anlamına gelmektedir.).

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- DOMESTIC :/yerine EVCİL, YERLİ


- DOMESTİK[İng./Fr. < DOMESTIC/DOMESTIQUE] değil/yerine/= YEREL/İÇ, ÜLKE İÇİ


- DÖMİFİNAL[Fr. < DEMIFINALE] değil/yerine/= YARI FİNAL


- DOMİNANS/DOMINANCE[İng.] değil/yerine/= BASKINLIK


- DOMİNANS ile/||/<> DOMİNANT

( Baskınlık. İLE/VE/|| Baskın. )


- DOMİNANT[Fr. < DOMINANTE] değil/yerine/= BASKIN


- DOMINANT :/yerine BASKIN


- DOMİNAN/T ile DOMİNANS

( Baskın, başat. İLE Baskınlık, başatlık. )


- DOMINATE :/yerine HAKİM OLMAK


- DOMİNE ETMEK değil/yerine/= YÖNLENDİRMEK


- DOMING[İng.] değil/yerine/= KUBBELEŞME


- DON/TON/KÜLOT[Fr. < CULOTTE]["KİLOT" değil!] ile DON ile DON

( Giysi. | Gövdenin, belden aşağısına giyilen, uzun ya da kısa iç giysisi, beli lastikli iç çamaşırı. İLE Hava sıcaklığının sıfırdan aşağı düşmesiyle, suların buz tutması. İLE At tüyünün rengi. )


- FROST[Alm.] ile/değil/yerine/= DON


- TECHİZAT[Osm.] / EQUIPMENT[İng.] / AUSRÜSTUNG, EINRICHTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DONANIM


- DONASYON/DONATION[İng.] değil/yerine/= BAĞIŞ | BAĞIŞLAMA


- DREHMOMENT[Alm.] ile/değil/yerine/= DÖNDÜRME MOMENTİ


- IRREVERSIBLE[İng.] ile/değil/yerine/= DÖNDÜRÜLEMEZ


- DONE[Fr. < DONNÉE] değil/yerine/= VERİ


- DONE ile DONÖR

( veri. İLE Verici. )


- DONE[Fr.] değil/yerine/= VERİ


- ROTATIONAL FLOW[İng.] ile/değil/yerine/= DÖNEL AKIŞ


- ROTATIONAL FIELD[İng.] / CHAMP ROTATIONAL[Fr.] ile/değil/yerine/= DÖNEL ALAN


- TENSEUR DE GYRATION[Fr.] ile/değil/yerine/= DÖNEL GERGİ


- VECTEUR DE GYRATION[Fr.] ile/değil/yerine/= DÖNEL VEKTÖR


- PERIOD[İng.] / PÉRIODE[Fr.] / ZEITRAUM[Alm.] ile/değil/yerine/= DÖNEM, PERİYOT/PERİYOD


- DÖNEMİN "KONJONKTÜRÜ" ile KONJONKTÜR (YA DA DÖNEMİN KOŞULLARI)


- ÂYÎNE-İ DEVERÂNÎ[Osm.] / MIROIR ROTATIF[Fr.] ile/değil/yerine/= DÖNEN AYNA


- ROTATING MIRROR[İng.] / DREHENDER SPIEGEL, DREHSPIEGEL[Alm.] ile/değil/yerine/= DÖNER AYNA


- BLOOMERY FURNACE[İng.] ile/değil/yerine/= DÖNER DEĞİRMEN (FIRIN ANLAMINA UYMUYOR, GENELDE "ÇİÇEKLENME FIRINI")


- FOUR A LOUPES[Fr.] / STÜCKOFEN[Alm.] ile/değil/yerine/= DÖNER DEĞİRMEN


- ROTOR[İng.] / ROTOR[Fr.] / ROTOR, DREHKONDENSATORS[Alm.] ile/değil/yerine/= DÖNER SIĞAÇ, ROTOR


- DREHBESCHELNINGSGSCHLAGLASER[Alm.] ile/değil/yerine/= DÖNER VURUŞLU LAZER


- DREHBESCHELNINGSGSCHLAGZERSTREUEN[Alm.] ile/değil/yerine/= DÖNER VURUŞLU SAÇILMA


- DREHBESCHELUNGENGECHO METHODE[Alm.] ile/değil/yerine/= DÖNER VURUŞLU YANKI YÖNTEMİ


- DEVİR[Osm.] / CYCLE[İng.] / CYCLE[Fr.] / KREISLAUF, KREISPROZESS, ZYKLUS[Alm.] ile/değil/yerine/= DÖNGÜ, ÇEVRİM


- DÖNGÜSEL ile/>< APERİYODİK[Fr.]

( ... İLE/>< Kendine özgü bir salınım döngüsü olmayan. )


- ENTHALPY OF FREEZING[İng.] / GEFRIER ENTALPHY[Alm.] ile/değil/yerine/= DONMA ENTALPİSİ


- FREEZING-POINT DEPRESSION[İng.] ile/değil/yerine/= DONMA NOKTASI ALÇALMASI


- FREEZING-POINT CONSTANT[İng.] ile/değil/yerine/= DONMA NOKTASI SABİTİ


- NOKTA-İ İNCİMAD[Osm.] / FREEZING POINT[İng.] / POINT DE CONGÉLATION[Fr.] / FROSTPUNKT/GEFRIERPUNKT, GEFRIERPUNKT[Alm.] ile/değil/yerine/= DONMA NOKTASI


- FREEZING TEMPERATURE[İng.] ile/değil/yerine/= DONMA SICAKLIĞI


- İNCİMAD[Osm.] / FREEZE, FREEZING[İng.] / CONGÉLATION[Fr.] / EINFRIEREN[Alm.] ile/değil/yerine/= DONMA


- ROTATIONSFELD[Alm.] ile/değil/yerine/= DÖNME ALANI


- AXE DE LA ROTATION-INVERSION[Fr.] ile/değil/yerine/= DÖNME ÇEVİRME EKSENİ


- ROTATIONAL TRANSFORMATION[İng.] / TRANSFORMATION ROTATIONNELLE[Fr.] / ROTATIONSTRANSFORMATION[Alm.] ile/değil/yerine/= DÖNME DÖNÜŞÜMÜ


- ROTATIONAL LEVEL[İng.] / NIVEAU DE ROTATION[Fr.] / ROTATIONSNIVEAU[Alm.] ile/değil/yerine/= DÖNME DÜZEYİ


- ROTATION AXIS[İng.] / AXE DE LA ROTATION[Fr.] / DREHACHSE, ROTATIONSACHSE[Alm.] ile/değil/yerine/= DÖNME EKSENİ


- ROTATION-INVERSION AXIS[İng.] ile/değil/yerine/= DÖNME-EVRİK EKSEN


- ROTATIONAL STABILITY[İng.] / STABILITÉ DE ROTATION[Fr.] / ROTATIONSSTABILITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= DÖNME KARARLILIĞI


- ROTATIONAL QUANTUM NUMBER[İng.] / ROTATIONSQUANTENZAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= DÖNME KUANTUM SAYISI


- NOMBRE QUANTIQUE DE ROTATION[Fr.] ile/değil/yerine/= DÖNME KUVANTUM SAYISI


- SPIN MOMENT[İng.] ile/değil/yerine/= DÖNME MOMENTİ


- ROTATIONAL CONSTANT[İng.] / CONSTANTE DE ROTATION[Fr.] / ROTATIONSKONSTANTE[Alm.] ile/değil/yerine/= DÖNME SABİTİ


- ROTATIONAL SPECTRUM[İng.] / SPECTRE DE ROTATION[Fr.] / ROTATIONSSPEKTRUM[Alm.] ile/değil/yerine/= DÖNME TAYFI/SPEKTRUMU


- GYRATION VECTOR[İng.] ile/değil/yerine/= DÖNME VEKTÖRÜ


- ROTATION-REFLECTION AXIS[İng.] / DREHSPIEGELACHSE[Alm.] ile/değil/yerine/= DÖNME-YANSIMA EKSENİ


- AXE DE LA ROTATION-RÉFLEXION[Fr.] ile/değil/yerine/= DÖNME YANSITMA EKSENİ


- RADIUS OF GYRATION[İng.] ile/değil/yerine/= DÖNME YARIÇAPI


- GYRATION TENSOR[İng.] ile/değil/yerine/= DÖNME YERDEĞİŞTİRİCİ


- ROTATION[İng.] / ROTATION[Fr.] / DREHUNG, ROTATION[Alm.] ile/değil/yerine/= DÖNME


- SEYELAN-İ DEVRÎ[Osm.] / ÉCOULEMENT ROTATIONNEL[Fr.] / ROTATIONSSTRÖMUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DÖNMELİ AKIŞ


- DONNAN EQUILIBRIUM[İng.] / ÉQUILIBRE DE DONNAN[Fr.] / DONNAN-GLEICHGEWICHT[Alm.] ile/değil/yerine/= DONNAN DENGESİ


- DONÖR[Fr. < DONNEUR] değil/yerine/= VERİCİ


- DONÖR/DONOR[İng.] değil/yerine/= VERICİ, BAĞIŞLAYICI, BAĞIŞLAYAN


- SPIN ANGULAR MOMENTUM[İng.] ile/değil/yerine/= DÖNÜ AÇISAL DEVİNİRLİĞİ


- SPIN-FLIP LASER[İng.] ile/değil/yerine/= DÖNÜ ÇEVİRMELİ LAZER


- SPIN-FLIP SCATTERING[İng.] ile/değil/yerine/= DÖNÜ ÇEVİRMELİ SAÇILMA


- SPIN-SPIN ENERGY[İng.] ile/değil/yerine/= DÖNÜ-DÖNÜ ENERJİSİ


- SPIN LABEL[İng.] ile/değil/yerine/= DÖNÜ ETİKETİ


- SPIN ISOMER[İng.] ile/değil/yerine/= DÖNÜ İZOMERİ


- SPIN QUANTUM NUMBER[İng.] ile/değil/yerine/= DÖNÜ KUANTUM SAYISI


- SPIN MAGNETISM[İng.] ile/değil/yerine/= DÖNÜ MANYETİZMASI


- SPIN-LATTICE RELAXATION[İng.] ile/değil/yerine/= DÖNÜ-ÖRGÜ DURULMASI


- SPIN-LATTICE INTERACTION[İng.] ile/değil/yerine/= DÖNÜ-ÖRGÜ ETKİLEŞMESİ


- TEMPÉRATURE DE SPIN[Fr.] ile/değil/yerine/= DÖNÜ SICAKLIĞI


- SPIN ECHO METHOD[İng.] ile/değil/yerine/= DÖNÜ YANKI YÖNTEMİ


- SPIN-DENSITY WAVE[İng.] ile/değil/yerine/= DÖNÜ-YOĞUNLUK DALGASI


- SPIN-ORBIT MULTIPLET[İng.] ile/değil/yerine/= DÖNÜ-YÖRÜNGE ÇOKLUSU


- SPIN-ORBIT COUPLING[İng.] ile/değil/yerine/= DÖNÜ-YÖRÜNGE EŞLEMESİ


- SPIN[İng.] / SPIN[Fr.] ile/değil/yerine/= DÖNÜ


- SPINOR[İng.] / SPINEUR[Fr.] ile/değil/yerine/= DÖNÜSER


- CONVERTER REACTOR[İng.] / RÉACTEUR CONVERTISSEUR[Fr.] / KONVERTERREAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= DÖNÜŞTÜRÜCÜ TEPKİLEŞİM/REAKTÖR


- MUHAVVİL[Osm.] / CONVERTER[İng.] / CONVERTISSEUR, INVERSEUR, TRANSFORMATEUR, TRANSDUCTEUR[Fr.] / KONVERTER[Alm.] ile/değil/yerine/= DÖNÜŞTÜRÜCÜ, TRAFO


- CONVERSION FACTOR[İng.] / FACTEUR DE CONVERSION[Fr.] / UMRECHNUNGSFAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= DÖNÜŞÜM/DÖNÜŞTÜRME ETMENİ/ÇARPANI/FAKTÖRÜ


- CONVERSION[İng.] / CONVERSION[Fr.] / UMRECHNUNGS[Alm.] ile/değil/yerine/= DÖNÜŞÜM/DÖNÜŞTÜRME


- ÉLECTRON DE CONVERSION[Fr.] ile/değil/yerine/= DÖNÜŞÜM ELEKTRONU


- TRANSFORMATION HEAT[İng.] / CHALEUR DE LA TRANSFORMATION[Fr.] / UMWANDLUNGSWÄRME[Alm.] ile/değil/yerine/= DÖNÜŞÜM ISISI


- CONVERSION GAIN[İng.] / GAIN DE CONVERSION[Fr.] / KONVERSIONSGEWINN, UMSETZUNGSGEWINN[Alm.] ile/değil/yerine/= DÖNÜŞÜM KAZANCI


- TALLOW, SOLID FAT[İng.] / SUIF[Fr.] / TALG[Alm.] ile/değil/yerine/= DONYAĞI


- DOOR :/yerine KAPI


- DOPAMİNERJİK[İng. DOPAMINERGIC] ile/||/<> SUBSTANTİA NİGRA

( Hücre ve canlılar için oldukça önemli nöromodülatör bir molekül olarak bilinen dopamin ile ilgili olan, dopamin üzerinde çalışan. Dopaminerjik maddeler ya da eylemlerin beyindeki dopamine bağlı aktiviteyi arttırdığı bilinmektedir. @@ Motor hareketi ve ödül fonksiyonlarını modüle etmede kritik rolü olan bir orta beyin dopaminerjik çekirdeği olan substantia nigra, bazal ganglion devresinin bir parçasıdır. Parkinson hastalığında gözlenen motor kusurlarda kritik bir rol oynar. Yüksek miktardaki nöromelanin içeriği nedeniyle koyu renkli görünen substantia nigra, adını Latinceden alır ve "kara madde" anlamına gelir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- COMPENSATION DU DOPAGE[Fr.] ile/değil/yerine/= DOPİNG GİDERME


- DOPİNG TESTİ değil/yerine/= GÜÇKATIM YOKLAMASI


- DOPİNG değil/yerine/= GÜÇKATIM


- DÖPİYES[Fr. DEUX-PIÈCES] ile/değil TAYYÖR[Fr. TAILLEUR]

( Yalnızca ceket ve etekten oluşan iki parçalı kadın giysisi. İLE/DEĞİL Ceket, etek ve bluzdan oluşan üç parçalı kadın giysisi. )


- DOPPLER STROMMESSER[Alm.] ile/değil/yerine/= DOPPLER AKIM ÖLÇER


- DOPPLER CURRENTMETER[İng.] / COURANTOMÈTRE DOPPLER[Fr.] ile/değil/yerine/= DOPPLER AKIMÖLÇERİ


- DOPPLER EFFECT[İng.] / EFFET DOPPLER[Fr.] / DOPPLERFLEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= DOPPLER ETKİSİ


- DOPPLER BROADENING[İng.] / DILATATION DOPPLER[Fr.] / DOPPLER-VERBREITERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DOPPLER GENİŞLEMESİ


- DOPPLER WIDTH[İng.] / LARGEUR DOPPLER[Fr.] / DOPPLERBREITE[Alm.] ile/değil/yerine/= DOPPLER GENİŞLİĞİ


- DOPPLER SHIFT[İng.] / DÉPLACEMENT DOPPLER[Fr.] / DOPPLER-VERSCHIEBUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DOPPLER KAYMASI


- DOPPLER-EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= DOPPLER OLAYI


- DOPPLERMITTELQUERSCHNITT[Alm.] ile/değil/yerine/= DOPPLER ORTALAMA KESİT


- DOPPLER MEAN CROSS-SECTION[İng.] / SECTION EFFICACE MOYENNE DE DOPPLER[Fr.] ile/değil/yerine/= DOPPLER ORTALAMA TESİR KESİTİ


- DOPPLER RADAR[İng.] / RADAR DOPPLER[Fr.] / DOPPLERRADAR[Alm.] ile/değil/yerine/= DOPPLER RADARI


- DOPPLER SONAR[İng.] / SONAR DOPPLER[Fr.] / DOPPLERSONAR[Alm.] ile/değil/yerine/= DOPPLER SONARI


- ÉCOULEMENTMÈTRE ULTRASONIQUE DOPPLER[Fr.] / DOPPLERULTRASCHALLSTRÖMUNGSMESSER[Alm.] ile/değil/yerine/= DOPPLER ULTRASONİK AKIŞ ÖLÇER


- DOPPLER ULTRASONIC FLOWMETER[İng.] ile/değil/yerine/= DOPPLER ULTRASONİK AKIŞÖLÇERİ


- TERBÎ[Osm.] / QUADRATURE[İng.] / QUADRATURE[Fr.] / KUADRATUR[Alm.] ile/değil/yerine/= DÖRDÜN


- QUATERNARY STRUCTURE[İng.] ile/değil/yerine/= DÖRDÜNCÜL YAPI


- DORSAL[İng.] değil/yerine/= SIRT/ARKA (İLİŞKİLİ)


- DORSAL ile/||/<> TEGMENTUM[İng. TEGMENTUM OF THE MIDBRAIN] ile/||/<> TRİKÜSPİT KAPAKÇIK[İng. TRICUSPID VALVE]

( Bir hayvanın ya da hayvanın bir parçasının üst yüzeyi; yerde yatay duran bir canlının üst yüzeyi. @@ Orta beyin, ventral kısım yani tegmentum ve dorsal kısım yani tektum olarak ayrılabilir. Tegmentum tüm beyin sapı boyunca uzanır, üst kısmıysa orta beynin bir parçasını oluşturur. Hareketlerin koordinasyonunda ve ağrı işlemlerinde yer alan çekirdekleri içerir. Orta beyindeki tegmentumsa uyanıklıkta anahtar rol oynayan retiküler oluşum için bağlantılara sahiptir. @@ Triküspit kapak (veya sağ atriyoventriküler kapak) memeli kalbinin sağ dorsal tarafında, sağ ventrikülün üst kısmında bulunur. Valfin işlevi, sağ ventrikül kasılması sırasında kanın sağ ventrikülden sağ atriyuma geri akışını (yetersizliğini) önlemektir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )