Türkçe'si Varken... FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 27.964 başlık/FaRk ile birlikte,
27.964 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(24/113)
- CONTROL ROD VALUE[İng.] / VALEUR DE LA BARRE DE CONTRÔLE[Fr.] ile/değil/yerine/= DENETİM ÇUBUĞU DEĞERİ
- CONTROL ROD[İng.] / BARRE DU CONTRÔLE[Fr.] ile/değil/yerine/= DENETİM ÇUBUĞU
- CONTROL ELECTRODE[İng.] / ÉLECTRODE DE COMMANDE[Fr.] ile/değil/yerine/= DENETİM ELEKTRODU
- CONTROL-GRID BIAS[İng.] ile/değil/yerine/= DENETİM IZGARASI BESLEMESİ
- TENSION DE GRILLE DE COMMANDE[Fr.] ile/değil/yerine/= DENETİM IZGARASI GERİLİMİ
- CONTROL GRID[İng.] ile/değil/yerine/= DENETİM IZGARASI
- CONTROL CHARACTERISTIC[İng.] ile/değil/yerine/= DENETİM KARAKTERİSTİĞİ
- STEUERSTABWERT[Alm.] ile/değil/yerine/= DENETİM/KONTROL ÇUBUĞU DEĞERİ
- STEUERSTAB[Alm.] ile/değil/yerine/= DENETİM/KONTROL ÇUBUĞU
- STEUERELEKTRODE[Alm.] ile/değil/yerine/= DENETİM/KONTROL ELEKTRODU
- STEUERGITTERSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= DENETİM/KONTROL IZGARASI AKIMI
- STEUERGITTERSPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DENETİM/KONTROL IZGARASI GERİLİMİ
- STEUERGITTERKENNLINIE[Alm.] ile/değil/yerine/= DENETİM/KONTROL IZGARASI KARAKTERİSTİĞİ
- STEUERGITTERVORSPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DENETİM/KONTROL IZGARASI ÖN GERİLİMİ
- STEUERGITTER[Alm.] ile/değil/yerine/= DENETİM/KONTROL IZGARASI
- STEUERCHARAKTERISTIK, STEUERKENNLINIE[Alm.] ile/değil/yerine/= DENETİM/KONTROL KARAKTERİSTİĞİ
- RÉACTEUR EXPÉRIMENTAL[Fr.] ile/değil/yerine/= DENEY TEPKİLEŞİMİ
- TECRÜBE TÜPÜ[Osm.] / TEST TUBE[İng.] / TUBE[Fr.] / REAGENZGLAS, VERSUCH[Alm.] ile/değil/yerine/= DENEY TÜPÜ, DENEME
- DENEY TÜPÜ[İng. TEST TUBE] ile/||/<> DENEYSEL KONTROL[İng. EXPERIMENTAL CONTROL]
( Laboratuvarlarda deney ve test işlemlerinin gerçekleştirildiği, düşük miktarlarda sıvı ya da katının saklanması için kullanılan cam malzeme. @@ Deneysel müdahaleye maruz kalmayan ama müdahaleye uğramış deneklere diğer tüm bakımlardan benzer olan bireyler.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- EXPERIMENT[İng.] / EXPÉRIMENTONS[Fr.] / EXOTHERMISCHE REAKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= DENEY
- DENEY = TECRÜBE = EXPERIENCE, EXPERIMENT[İng.] = EXPÉRIENCE[Fr.] = ERFAHRUNG[Alm.] = EXPERIENTIA[Lat.] = EMPEIRIA[Yun.] = EXPERIENCIA[İsp.]
- DENEYCİLİK = İHTİBARİYE = EMPIRICISM[İng.] = EMPIRISME[Fr.] = EMPIRISMUS[Alm.]
- DENEYİM = TECRİP = EXPERIMENT, EXPERIENCE[İng.] = ERFAHRUNG, EXPERIMENT[Alm.] = EXPÉRIMENTATION, EXPÉRIENCE[Fr.] = EXPERIENTIA
- EXPERIMENTAL, EXPLOSION[İng.] / EXPERIMENTELL[Alm.] ile/değil/yerine/= DENEYSEL, PATLAMA
- MUNKATİ[Osm.] / EQUILIBRIUM POSITION[İng.] / POSITION D'ÉQUILIBRE[Fr.] / GLEICHGEWICHTSLAGE[Alm.] ile/değil/yerine/= DENGE KONUMU
- MUVAZENE ŞARTI[Osm.] / EQUILIBRIUM CONDITION[İng.] / CONDITION D'ÉQUILIBRE[Fr.] / GLEICHGEWICHTSBEDINGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DENGE KOŞULU
- EQUILIBRIUM MOLARITY[İng.] / GLEICHGEWICHTS[Alm.] ile/değil/yerine/= DENGE MOLARİTESİ
- DENGE ile/ve/||/<> JİROSKOP/GYROSCOPE[İng.]
- MUVÂZENE, TEVÂZÜN[Osm.] / EQUILIBRIUM[İng.] / ÉQUILIBRE[Fr.] / BALANCE, GLEICHGEWICHT[Alm.] ile/değil/yerine/= DENGE
- BALANCING[İng.] ile/değil/yerine/= DENGELEME
- BALANCED EQUATION[İng.] ile/değil/yerine/= DENGELİ DENKLEM
- KELP[İng.] / VARECH[Fr.] / SEEGRAS[Alm.] ile/değil/yerine/= DENİZ ALGI
- DENİZ OTOBÜSLERİNDE:
AUTHORISED PERSONNEL ONLY yerine ANCAK YETKİLİ KİŞİ GİREBİLİR
- EQUAL-ENERGY SOURCE[İng.] / SOURCE D'ÉNERGIE ÉQUILIBRÉE[Fr.] ile/değil/yerine/= DENK ENERJİ KAYNAĞI
- ŞUÂ-İ MUDÂDİL[Osm.] ile/değil/yerine/= DENK VEKTÖR
- MUADELLE[Osm.] / EQUATION[İng.] / ÉQUATION[Fr.] / GLEICHSPOLIG[Alm.] ile/değil/yerine/= DENKLEM
- MUVÂZENE TEMİN ETME[Osm.] / EQUALIZATION[İng.] / BALANCER, ÉGALISATION[Fr.] / AUSGLEICHUNG, GLEICHSETZUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DENKLEŞTİRME
- DENTAL ile DENTİST
( Diş [ile ilgili]. İLE Diş hekimi. )
- DENY :/yerine İNKAR ETMEK
- DEOXYRIBONUCLEIC ACID[İng.] ile/değil/yerine/= DEOKSİRİBONÜKLEİK ASİT, DNA
- DEONTOLOJİ[Fr. < DÉONTOLOGIE] değil/yerine/= ÖDEV BİLİMİ
- DEONTOLOJİ/DEONTOLOGY[İng.] değil/yerine/= DAVRANIŞ KURALLARI BİLİMİ MESLEK AHLÂKI BİLİMİ, DAVRANIŞ KURALLARI BİLİMİ
- DEONTOLOJİK.[Fr. < DÉONTOLOGIQUE] değil/yerine/= ÖDEV BİLİMSEL
- DEONTOLOJİ/K değil/yerine/= ÖDEVBİLİM/SEL / ÖDEVSEL
- DEONTOLOJİ(ÖDEV BİLİMİ) = İLM-İ VEZAİF = DEONTOLOGY[İng.] = DÉONTOLOGIE[Fr.] = DEONTOLOGIE[Alm.]
- DEONTOLOJİST değil/yerine/= ÖDEVBİLİMCİ
- DEONTOLOJİZM değil/yerine/= ÖDEVBİLİMCİLİK
- DEPAR[Fr. < DÉPART] değil/yerine/= ÇIKIŞ
- DEPARTMAN[Fr. < DÉPARTEMENT] değil/yerine/= BÖLÜM
- DEPARTMAN değil/yerine/= BÖLÜM | ANA BİLİM DALI
- DEPARTMENT :/yerine DEPARTMAN, BÖLÜM
- DEPEND :/yerine BAĞLI OLMAK
- DEPENDENT :/yerine BAĞIMLI
- DEPENDING :/yerine BAĞLI OLARAK
- DEPERSONALIZATION[İng.] değil/yerine/= DEPERSONALİZASYON
( (Psikolojide) Bireyin kendisinin ya da çevresinin gerçek olmadığını hissetmesi durumu. Birey, zihninin vücudundan ayrıldığını ve vücut uzuvlarının boyutlarının değiştiğini hissedebilir, bazı durumlarda kendisini bir makineymiş gibi algılayabilir ve vücudunu uzaktan gördüğünü düşünebilir.[1]
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- DEPICT :/yerine TASVİR ETMEK
- DEPİLASYON ile DEPİLATÖR
( Kılsızlaştırma. İLE Kıl dökücü/sökücü. )
- DEPLASE ETMEK ile DEPLASE OLMAK
( Yer değiştirtmek. İLE Yer değiştirmek. )
- DEPLASMAN/DISPLACEMENT[İng.] değil/yerine/= YER DEĞİŞTİRME
- DEPLAZMOLİZ değil/yerine/= SU ALMA/YUTMA
- DEPLESYON/DEPLETION[İng.] değil/yerine/= TÜKENME | SİLINME
- DEPLESYON değil/yerine/= TÜKENME
- DEPO ile DEPOLAMA ile DEPOZİT
( Uzun salımlı [ilaç], ambar, yığım. İLE Yığma. İLE Birikinti, çökelti, kalıntı. )
- DEPO[Fr. < DÉPÔT] ile HANGAR[Fr. < Cerm.]
( Korunmak, saklanmak ya da gerektiğinde kullanılmak için bir şeyin konulduğu yer, ardiye. | Bir malın toptan satıldığı ve çokça bulunduğu yer. | Ordu mallarının saklandığı, bakımlarının yapıldığı yer, debboy. İLE Uçak, araba, tarım aracı, eşya gibi nesneleri barındırmaya yarayan, kapalı yer. )
- DEPO değil/yerine/= YIĞ
- BOUCLE DE LA MÉMOIRE D'ÉLECTRON-POSITRONIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= DEPOLAMA HALKASI
- DEPOLARİZASYON/DEPOLARIZATION[İng.] değil/yerine/= KUTUPSUZLAŞMA
- DEPOLARİZASYON değil/yerine/= KUTUPSUZLAŞMA
- DEPOZİT değil/yerine/= GÜVENCE AKÇESİ
- DEPRESAN değil/yerine/= BASKILAYICI
- DEPRESÖR/DEPRESSOR[İng.] değil/yerine/= AŞAĞI ÇEKEN
- DEPRESSION :/yerine DEPRESYON
- DEPRESYON[Fr. < DÉPRESSION] değil/yerine/= BUNALIM. | ÇÖKÜNTÜ
- DEPRESYON[İng. DEPRESSION] ile/||/<> LOBOTOMİ[İng. LOBOTOMY] ile/||/<> MÜZİK TERAPİSİ[İng. MUSIC THERAPY] ile/||/<> PSİKOTERAPİ[İng. PSYCHOTHERAPY] ile/||/<> SEROTONİN
( Devamlı olarak üzüntü ve ilgi kaybına neden olan psikolojik rahatsızlık. Depresyon; kişinin hislerini, duygularını ve fiziksel davranışlarını etkileyebilir. Kişi günlük aktivitelerini gerçekleştirmekte zorlanabilir ve intihara yatkın olabilir. Depresyon; alanında uzman bir hekimin yönlendirmesi ile psikoterapi ve/veya ilaç tedavisi ile tedavi edilebilir. @@ Bir hastanın beyin lobunun bir ya da birkaç bölümünün kesilmesi yoluyla yapılan psikocerrahi yöntem. Eski dönemlerde şizofreni, bipolar bozukluk ya da depresyon hastalarının semptomlarını azaltmayı amaçlayan oldukça radikal bir tedavi yöntemidir. @@ Kalp rahatsızlıkları, depresyon, otizm, madde bağımlılığı ve Alzheimer hastalığı gibi çeşitli rahatsızlıklara yardımcı olan kanıta dayalı bir tedavi yöntemidir. Hafızaya yardımcı olabilir, kan basıncını düşürebilir, başa çıkmayı iyileştirebilir, stresi azaltabilir ve benlik saygısını artırabilir. @@ Bir ruh sağlığı uzmanıyla konuşarak sağlıksız duygu, düşünce ve davranışları belirlemeyi ve değiştirmeyi amaçlayan tedavi yöntemidir. Psikoterapi, stres ve ilişki sorunlarından zihinsel sağlık koşullarına kadar birçok farklı konuda yardımcı olabilir. @@ İnsanlarda bağırsaklarda ve beyinde üretilen bir nörotransmitter. Kimyasal formülü 5-hydroxytryptamine (5-HT) olan serotonin, sinir gözeleri arasında sinyaller gönderir ve hormon görevi görür. Serotonin azlığı anksiyete ve depresyon gibi birçok sorun ile ilişkilendirilmiştir. Vücutta çok fazla serotonin bulunması durumunda "serotonin sendromu" adı verilen tehlikeli bir durum oluşabilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- DEPRESYON/KRİZ değil/yerine/= BUNALIM, ÇÖKÜNTÜ
- DEPRESYON ile/||/<> DEPRESİF
( Çökkünlük. | Çökme. İLE/VE/|| Çökkün. )
- DEPTH :/yerine DERİNLİK
- DEPUTY :/yerine VEKİL
- DERDEST[Fars.] (ETMEK) ile BERTARAF[Fars. BER + Ar. TARAF] (ETMEK)
( Tutma, elde etme. | Elde olan, yapılmakta olan. İLE Kaldırılmış, giderilmiş. )
- DERC[Ar.] (ETMEK) ile/ve/||/<> CEM[Ar.] ETMEK
( Hattatların yazdığı meşk tomarı. )
( Nakışlı kâğıda yazılmış yazı. )
( Sokma, arasına sıkıştırma. | Gazeteye yazma. | Toplama, biriktirme. İLE/VE/||/<> Toplamak. | Bir araya getirmek. )
- DER-/DERO- ile/||/<> CERVİC-/CERVİCO- ile/||/<> TRACHEL-/TRACHELO- ile/||/<> OM-/OMO- ile/||/<> PHARYNG- ile/||/<> CLEİD-/CLEİDO-
( Boyun. İLE/||/<> Boyun, boyunla ilgili, bir organın serviksi ile ilgili. İLE/||/<> Boyun ya da boyuna benzer yapı ile ilgili. İLE/||/<> Omuz. İLE/||/<> Boğaz. İLE/||/<> Köprücük kemiği, Klaviküla ile ilgili. )
- DERECE[Ar.]/DEGREE[İng.] değil/yerine/= DİZİL
- DERECE/RADDE[Ar.] / KERTE/KERTİ[İt.] ile/ve/||/<> KERT ile/ve/||/<> İŞARET
( Gemi pusulasında kadranın ayrılmış olduğu on bir derece ve on beş dakika ölçüsünde bir açıya eşit olan otuz iki bölümden her biri. | Derece, radde[Ar.]. | İşaret için yapılmış çentik ya da iz, kerti. İLE Bir uçurumun ya da bir derinliğin keskin kenarı. İLE ... )
( DEGREE vs. ... vs. LEVEL )
- GRAD[Alm.] ile/değil/yerine/= DERECE
- CALIBRATED PIPET[İng.] / PIPETT JAUGÉE[Fr.] / MESS PIPETTE[Alm.] ile/değil/yerine/= DERECELİ PİPET
- DERECE/TERMOMETRE değil/yerine/= DİZİLGE/SICAKLIKÖLÇER
- DEREPRES(S)E ile DEREPRESYON
( Baskıdan kurtulmuş. İLE Baskının kalkması. )
- DERİ[Yun.]/CİLT/CİLD[Ar.] ile CİLT
( Ten, deri. İLE Kitap kaplaması. )
- DERİ KIRIŞIKLIĞI ile YAŞ
( ÂJENG[Fars.]: Yaşlılıktan ya da öfkeden dolayı beliren kırışıklık. )
( WRINKLE vs. AGE )
- KESİF[Osm.] / CONCENTRATED[İng.] / CONCENTRÉ[Fr.] / KONZENTRIERT[Alm.] ile/değil/yerine/= DERİŞİK
- CONCENTRATION-BASED EQUILIBRIUM CONSTANT, K[İng.] ile/değil/yerine/= DERİŞİM DENGE SABİTİ, K
- CONCENTRATION GRADIENT[İng.] / GRADIENT DE CONCENTRATION[Fr.] / KONZENTRATIONSGEFÄLLE[Alm.] ile/değil/yerine/= DERİŞİM GRADYANI
- CONCENTRATION POLARIZATION[İng.] / POLARISATION DE CONCENTRATION[Fr.] / KONZENTRATIONSPOLARISATION[Alm.] ile/değil/yerine/= DERİŞİM KUTUPLANMASI/POLARİZASYONU
- CONCENTRATION CELL[İng.] / PILE DE CONCENTRATION[Fr.] / KONZENTRATION ZELLE, KONZENTRATIONSDEMENT[Alm.] ile/değil/yerine/= DERİŞİM PİLİ
- KESÂFET[Osm.] / DENSITY[İng.] / CONCENTRATION, DENSITÉ[Fr.] / KONZENTRATION[Alm.] ile/değil/yerine/= DERİŞİM, YOĞUNLUK, KONSANTRASYON
- CONCENTRER[Fr.] / KONZENTRIEREN[Alm.] ile/değil/yerine/= DERİŞTİRME
- DERİVASYON/DERIVATION[İng.] değil/yerine/= ELEKTRİK GERILIM FARKI | TÜRETME
- DERİVASYON ile/||/<> DERİVATİF
( Türev. İLE/VE/|| Türemiş. )
- DERİVASYON ile DERİVATİF/DERİVE
( Türev, türeme, türetme, köken. İLE Türev, türemiş. )
- DERİVATİF/DERIVATIVE[İng.] değil/yerine/= TÜREMIŞ
- DERİVE/DERIVED[İng.] değil/yerine/= TÜREMİŞ
- DERIVE :/yerine TÜRETMEK, ALMAK
- DERM[İng.] değil/yerine/= DERİ | KATMAN | YAPRAK
- DERMA-/DERMATO/DERMO- değil/yerine/= DERİ [İLE İLGİLİ]
- DERMA/DERMATO/DERMO- ile DERMAL/DERMATİK ile DERMABRAZYON ile DERMATOGLİFİKS ile DERMATOLOG ile DERMATOLOJİ ile DERMATOLOJİK ile DERMATOM ile DERMATOZ ile DERMİS ile DERMOAKTİF ile DERMOİD
( Deri [ile ilgili]. İLE Deri [ile ilgili]. İLE Deri kazıma. İLE Deri çizgileri, deri çizgibilim. İLE Deri sayrılıkları uzmanı. İLE Deri sayrılıkları bilimi. İLE Deri sayrılıkları [ile ilgili]. İLE Duyu alanı. İLE Deri sayrılığı. İLE Alt deri. İLE Deriyi etkileyen. İLE Derimsi. )
- DERMATOLOG[Fr. < DERMATOLOGUE] değil/yerine/= CİLDİYECİ
- DERMATOLOJİ[Fr. < DERMATOLOGIE] değil/yerine/= CİLDİYE
- DERMATOLOJİK[Fr. < DERMATOLOGIQUE] değil/yerine/= DERMATOLOJİ İLE İLGİLİ
- DERM-/DERMA-/DERMAT-/DERMATO-/-DERM/-DERMA/-DERMATOUS/-DERMİA/-DERMİS/DERMO- ile/||/<> CUTİ- ile/||/<> -PHYMA
( Deri, deri ile ilgili, deriye uygulanan, derinin durumu ve tipi, deri tabakası, doku tabakası. İLE/||/<> Deri. İLE/||/<> Derinin bir bölümünün şişmesi, tümör. )
- DERMİS ile/||/<> EPİDERMİS ile/||/<> HİPODERMİS[İng. HYPODERMIS] ile/||/<> MELANOSİT[İng. MELANOCYTE] ile/||/<> PETEŞİ[İng. PETECHIA]
( Epidermisin altında bulunan ve gerçek deriyi oluşturan; kılcal kan damarları, sinir uçları, ter bezleri, kıl folikülleri ve diğer yapıları içeren kalın canlı doku tabakası. @@ Cildin gözle görülebilen ve vücut için koruma sağlamaya çalışan ince, dış tabakasıdır. Derinin bu kısmı herhangi bir kan damarı içermez ve bu nedenle, besinlere erişim sağlamak ve atıkları atmak için doğrudan epidermisin altında bulunan derinin tabakası olan dermise bağımlıdır. @@ Deri altı katı. Dermis katının altındaki yağ dokudan zengin gevşek bağ dokudan yapılmış kat. @@ Epidermis katmanı gözeleri arasında melanin pigmenti içeren ve derinin rengini veren gözeler. @@ Epidermisin altında küçük kan sızıntısının neden olduğu ufak benek, nokta.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- DEROGASYON[Fr. < DEROGATION] değil/yerine/= AYRIKLIK
- DEROGASYON ile DETACHMENT
( Ayrıklık. İLE [yerinden] Ayrılma. )
- DERS[Ar.] değil/yerine/= ÖĞRENCE/ÖĞREŞ
- DER-UHDE[Fars.] değil/yerine/= ÜSTÜNE ALMA, YÜKLENME
- DESANDAN/DESCENDING[İng.] değil/yerine/= INEN, AZALAN
- DESANDAN değil/yerine/= İNEN
- DEŞARJ[Fr. < DÉCHARGE] değil/yerine/= BOŞALMA. | RAHATLAMA
- DEŞARJ/DISCHARGE[İng.] değil/yerine/= BOŞALIM
- DEŞARJ değil/yerine/= BOŞALIM
- DEŞARJ ile DEŞARJ OLMAK
( Boşalım. İLE Boşalmak. )
- DESCARTES ŞUÂÂTI[Osm.] / DESCARTES RAYS[İng.] / DESCARTES/SCHES-STRAHLEN[Alm.] ile/değil/yerine/= DESCARTES IŞINLARI
- DESCARTES İNKİŞÂR KANÛNU[Osm.] / DESCARTES' REFRACTION LAW[İng.] / LOI DE LA RÉFRACTION DE DESCARTES[Fr.] / DESCARTESSCHES BRECHUNGGESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= DESCARTES KIRILMA YASASI/KANUNU
- DESCRIBE :/yerine TANIMLAMAK
- DESCRIPTION :/yerine AÇIKLAMA
- DESCRIPTIVE KNOWLEDGE[İng.] değil/yerine/= BETİMLEME BİLGİSİ
( Betimleme yoluyla edinilen bilgi ile tanışıklık yoluyla edinilen bilgi, Russell’ın yaptığı bir ayrım olmakla birlikte kendi felsefesinde de önemli bir konumdadır. Betimleme bilgisi, fizik nesneye yönelik deneyimin dolaylı olması bakımından edinilen bilgiyi ifade etmektedir. Deneyimlediğimiz fizik nesneye yönelik duyu verilerini, çevredeki başka nesnelerin duyu verileriyle birlikte, belirli bir dolayımın içinde alımlarız. Böylelikle çeşitli duyu verilerinin işlenmesi sonucunda fizik nesneyi kurarız. Örneğin masa, belirli duyu verilerinin işlenmesi doğrultusunda elde edilen bir fizik nesne olarak karşımıza çıkmaktadır. Bunu söylemenin olanağı da betimleme yoluyla edinilen bilgiden geçmektedir. Herhangi bir fizik nesneyle ilgili bilgiye sahip olmak için, tanışıklık yoluyla edindiğimiz bilgilerden hareketle, onun diğer nesnelerle bağlantısını kurarız. Bu bağlamda fizik nesnenin bilgisi, dolaysız bir biçimde ulaşılabilen bir bilgi değildir. Fizik nesneye dair bilgimiz, deneyimlerimize dayanmaktadır. Bu nedenle Russell, fizik nesnenin ‘gerçekte’ ne olduğunu bilemeyeceğimizi ancak betimleme bilgisine sahip olduğumuzu dile getirmektedir. Bu durumda betimleme bilgisi, fizik nesneye yönelik dolaylı bilgiyi ifade etmektedir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- DEŞEKSİYON değil/yerine/= HAREKET SAPMASI
- DESELERASYON/DECELERATION[İng.] değil/yerine/= YAVAŞLAMA
- DESELERASYON değil/yerine/= YAVAŞLAMA
- DESENDAN ile DESENSUS
( İnen, inici. İLE İniş. )
- DESENSİTİZASYON/DESENSITIZATION[İng.] değil/yerine/= DUYARSIZLAŞTIRMA
- DESENSİTİZASYON değil/yerine/= DUYARSIZLAŞMA, DUYARSIZLAŞTIRMA
- DESERT :/yerine ÇÖL
- DESERVE :/yerine HAK ETMEK
- DECI-[İng.] / DÉCI-[Fr.] / DECI[Alm.] ile/değil/yerine/= DESİ-
- DECIBEL[İng.] / DÉCIBEL[Fr.] / DEZIBEL[Alm.] ile/değil/yerine/= DESİBEL
- DECIBELMETER[İng.] / DÉCIBELMÈTRE[Fr.] / DEZIBELMESSER[Alm.] ile/değil/yerine/= DESİBELÖLÇER
- DESICCATION[İng.] değil/yerine/= DESİKASYON
( Kuruma, kurutma.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- DEŞİFRE değil/yerine/= GİZİ ÇÖZÜLMÜŞ
- DESIGN :/yerine TASARLAMAK
- DESIGNER :/yerine TASARIMCI
- HOLE MOBILITY[İng.] / MOBILITÉ DES TROUS[Fr.] / LÖCHERBEWEGLICHKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= DEŞİK DEVİNİRLİĞİ/HAREKETLİLİĞİ
- HOLE CONDUCTION[İng.] / CONDUCTION PAR TROU[Fr.] / DEFEKTLEITUNG, LOCHLEITUNG, LÖCHERLEITUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DEŞİK İLETİMİ
- HOLE TRAP[İng.] / PIÈGE À TROUS[Fr.] / BOHRUNG-FALLE[Alm.] ile/değil/yerine/= DEŞİK TUZAĞI
- DESİKANT ile DESİKASYON ile DESİKATÖR
( Kuru tutan, nem alıcı. İLE Kuru tutma. İLE Kurutucu. )
- DESİKATÖR[Fr. < DÉSSICATEUR] değil/yerine/= KURUTMA KABI
- DESICCATOR[İng.] / DESSICCATEUR[Fr.] / EXPONENTIELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= DESİKATÖR
- DESİMAL[Fr. < DÉCIMAL] değil/yerine/= ONDALIK DÜZEN
- DESIRE :/yerine ARZU, İSTEMEK
- -DESİS ile/||/<> DESM-/DESMO-
( Bağlanma. İLE/||/<> Bağlı, bağlantı, ligament. )
- DESK :/yerine MASA
- DESKALASYON ile DESKUAMASYON ile DESKUAMATİF
( Azalım. İLE Kepeklenme, kavlama, soyulma. İLE Kepeklenen, pul pul dökülen. )
- DESKRİPTİF[Fr. < ] değil/yerine/= TASVİRÎ
- DESKUAMASYON değil/yerine/= DÖKÜLME
- DESPERATE :/yerine ÇARESİZ
- DESPITE :/yerine RAĞMEN
- DESPOT[Fr.] değil/yerine/= BUYURGAN
- [ne yazık ki]
DESPOT[Fr. < DESPOTE | Yun. < DESPOTES(: Efendi.)] ile/ve/<> DESPOT[Yun.] ile/ve/<> DİKTATÖR[Lat. < DICTATOR] ile/ve/<> FAŞİST[İt. < FASCIO(: Demet, birlik.)] ile/ve/<> TİRAN[Yun. < TYRANNOS]
( Hiçbir koşul ya da yasaya bağlı olmadığı/olamayacağı, sınırlandırılamayacağı zannı ve/ya da iddiasıyla davranır.[Güçlerini keyfi kullanır, yasalara uymaz, topluma karşı acımasızdır.] İLE/VE/<> ... İLE/VE/<> "Yasaya" "bağlı" görünümünde, ölçüsüz, kişisel ve keyfî davranır. | Dizgeli/sistematik bir baskıcı "yönetim biçimi" uygular.[Genellikle acil durum ya da kriz dönemlerinde ortaya çıkar, siyasi muhalefeti bastırır, kişisel çıkarları için gücü kullanır.] İLE/VE/<> Faşizme bağlı olarak yönetir. Güçlü bir merkezi hükümete, şiddete ve milliyetçiliğe inanır, genellikle sivil özgürlükleri sınırlar. İLE/VE/<> Daha zalim ve baskıcı bir yöneticidir. Mutlak güce ve sınırsız yetkiye sahip olduğunu varsayar, topluma kıygı/zulüm uygular. )
( Bir ülkeyi, zora ve baskıya dayanarak "mutlakiyetçilikle" "yöneten" kişi. İLE/VE/<> Ortadoks Rumlar'ın, din başkanlarına verilen ad. İLE/VE/<> Her dediğini ve dilediğini yaptırmak isteyen kişi. İLE/VE/<> Tüm siyasal yetkileri kendinde toplamış kişi. | Zorba. İLE/VE/<> Eski Yunan'da, siyasal erki, tek başına elinde tutan kişi. | Siyasal erki, zorla ele geçiren, onu kötüye kullanan kişi. | Acımasız, gaddar. )
( İdi Amin[Uganda], Caligula[Roma İmparatorluğu] İLE/VE/<> ... İLE/VE/<> Adolf Hitler[Nazi Almanyası], Joseph Stalin[Sovyetler Birliği] İLE/VE/<> Benito Mussolini[İtalya] ve Francisco Franco[İspanya] İLE/VE/<> Antik Yunan'daki bazı "önderler" ve modern çağda Saddam Hüseyin[Irak], Pol Pot [Kamboçya], Robert Mugabe[Zimbabwe] tiran olarak tanımlanabilir. )
( İSTİBDAT: Uyruklarına hiçbir hak ve özgürlük tanımayan sınırsız tek erklik/monarşi, despotluk. )
( MÜSTEBİT ile/ve/<> ... )
- DESPOTİK[Fr. < DESPOTIQUE] değil/yerine/= DESPOTÇA
- DESPOTİZM[Fr. < DESPOTISME] değil/yerine/= DESPOTLUK, İSTİBDAT
- DESTÂN[Fars.]/EPOPE[Fr. < Yun.] değil/yerine/= OZYIR
- DESTANÎ/EPİK değil/yerine/= OZYIRSI
- SUPPORT[Fr.] ile/değil/yerine/= DESTEK ÇUBUĞU
- SUPPORTING ELECTROLYTE[İng.] / ÉLECTROLYTE SUPPORT[Fr.] / LEITSÄTZE[Alm.] ile/değil/yerine/= DESTEK ELEKTROLİTİ
- SUPPORT COATED OPEN TUBULAR (SCOT) COLUMNS[İng.] ile/değil/yerine/= DESTEK KAPLI AÇIK BORUSAL KOLONLAR
- SUPPORT[İng.] ile/değil/yerine/= DESTEK
- TAKTİR ETMEK[Osm.] ile/değil/yerine/= DESTİLLEMEK
- DESTİNASYON[Fr. < DESTINATION] değil/yerine/= VARILACAK OLAN YER
- DESTRIAU-EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= DESTRAU ETKİSİ
- DESTRIAU EFFECT[İng.] / EFFET DESTRIAU[Fr.] ile/değil/yerine/= DESTRİAU ETKİSİ
- DESTROY :/yerine YOK ETMEK
- DESTROYER[Fr. < DESTROYER < ING.] değil/yerine/= MUHRİP
- DESTRUCTION :/yerine YIKIM
- DESTRÜKSİYON/DESTRUCTION[İng.] değil/yerine/= YIKIM
- DESTRÜKSİYON ile DESTRÜKTİF
( Yıkım. İLE Yıkıcı. )
- DESTRÜKTİF/DESTRUCTIVE[İng.] değil/yerine/= YIKICI
- det.[Lat. < DETUR] değil/yerine/= VERİLSİN
- DETAIL :/yerine DETAY
- DETAILED :/yerine DETAYLI
- DETANT[Fr. < DÉTENTE] değil/yerine/= YUMUŞAMA
- DETAŞMAN/DETACHMENT[İng.] değil/yerine/= AYRILMA
- DETAY[İng./Fr. < DETAIL]/TEFERRUAT[Ar.] değil/yerine/= AYRINTI/LAR
- DETECT :/yerine TESPİT ETMEK
- DEDEKTOR, DETEKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= DETEKTÖR
- DETERGENT[Fr.] / REINIGUNGSMITTEL[Alm.] ile/değil/yerine/= DETERJAN
- DETERMINAN/DETERMINANT[İng.] değil/yerine/= BELİRLEYİCİ
- DETERMİNAN/T ile DETERMİNASYON ile DETERMİNE ile DETERMİNE ETMEK
( Belirleyen, belirleyici. İLE Belirlenim, belirleme, belirleyicilik. İLE Belirlenmiş, belirli. İLE Belirlemek. )
- DETERMİNASYON/DETERMINATION[İng.] değil/yerine/= BELİRLEME
- DETERMİNASYON[Fr. < DÉTERMINATION] değil/yerine/= BELİRLENİM
- DETERMİNASYON ile/||/<> DETERMİNAN
( Belirleme. İLE/VE/|| Belirleyici. )
- DETERMINE :/yerine BELİRLEMEK
- DETERMİNİST[Fr. < ] değil/yerine/= BELİRLENİMCİ
- DETERMİNİZM/DETERMINISM[İng.] değil/yerine/= BELİRLEYİMCİLİK
- DETERMİNİZM[İng. DETERMINISM] ile/||/<> GEREKİRCİLİK[İng. DETERMINISM]
( Gerekircilik. Nesne ve olgular arasındaki zorunlu bağlantıyı dile getiren bilimsel görüştür. Determinizm, nesnel ve evrensel nedenselliğe dayanır. @@ Determinizm. Nesne ve olgular arasındaki zorunlu bağlantıyı dile getiren bilimsel görüştür. Determinizm, nesnel ve evrensel nedenselliğe dayanır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- DETERMİNİZM[Fr. < DÉTERMINISME] değil/yerine/= BELİRLENİMCİLİK
- DETOKSİFİKASYON/DETOXIFICATION[İng.] değil/yerine/= ARINDIRMA
- DETOKSİFİKASYON[İng. DETOXIFICATION] ile/||/<> DETOKSİFİYE[İng. DETOXIFY]
( Zehirli kimyasalların etkisini azaltma ya da yok etme sürecidir. Alternatif tıp yöntemi olarak kullanıldığı gibi, aynı zamanda göze içinde gerçekleştirilebilen de bir yöntemdir. @@ Zehirli etkisi giderilmiş yapılar için kullanılır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- DETONE[Fr. < DÉTONNÉ] değil/yerine/= KUSURLU
- GIANT PULSE LASER[İng.] / LASER À IMPULSIONS GÉANTES[Fr.] / RIESENIMPULSLASER[Alm.] ile/değil/yerine/= DEV DARBELİ LAZER
- DEVALÜASYON[Fr. < DÉVALUATION] değil/yerine/= DEĞER DÜŞÜRÜMÜ
- DEVALÜASYON/DEVALUATION[İng.] değil/yerine/= DEĞERSİZLEŞTİRME
- DEVALÜASYON değil/yerine/= DEĞER DÜŞÜRÜMÜ
- DEVAM ETMEK değil/yerine/= SÜRDÜRMEK / SÜRMEK/SÜRÜP GİTMEK
- DEVAM ETTİRMEK/İDAME("İTAM/İTAME" değil!) ETTİRMEK değil/yerine/= SÜRDÜRMEK/SÜRMESİNİ SAĞLAMAK
- DEVAM değil/yerine/= SÜREY
- DEVAMEN değil/yerine/= SÜREYİNDE
- DEVAMLI[Ar.] değil/yerine/= SÜREKLİ
- DEVAMLILIK değil/yerine/= SÜREYLİK
- DEVARDA'S ALLOY[İng.] / DEVARDA LEGIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DEVARDA ALAŞIMI
- DEVELOP :/yerine GELİŞTİRMEK
- DEVELOPER ile DEVELOPMENT ile DEVELOPMENTAL
( Geliştirici. İLE Gelişim. İLE Gelişimsel. )
(1996'dan beri)