Bugün[22 Ocak 2026]
itibarı ile 13.075 başlık/FaRk ile birlikte,
13.075 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(33/54)


- SEYEHAT değil SEYAHAT


- SEYEHAT değil SEYAHAT[Ar. < SİYAHAT]


- SEYELAN[Ar.] değil/yerine/= AKI

( Herhangi bir kuvvet alanında, belirli bir düzlemin belirli bir bölümünden geçtiği varsayılan güç çizgileri. )


- SEYELÂN[Ar.] değil/yerine/= AKMA, AKINTI | AKI


- SEYFETTİN ÖMER (GÖNEN, 1884 – 1920) :

( Türk edebiyatının önemli isimlerinden biri olan Ömer Seyfettin bilhassa yaz ayları Sarıyer'i tercih eden yazarlardan biriydi. Mahalle mektebini takiben değişik okullarda okuduktan sonra Bursa Mekteb - i Harbiye - i Şahane'ye devam etti. Subay olarak orduya katıldı ve değişik yerlerde görev yaptı, İzmir Jandarma Okulunda görevli iken edebiyatçılarla tanışınca Türkçe ve milli edebiyat üzerine eğildi. Selanik'te yayınlanan Genç Kalemler Dergisine Yeni Lisan ismi ile yazılar yazdı. Askerlikten ayrıldıktan bir süre sonra tekrar göreve çağrıldı. Yanya kuşatmasında esir düştü ve bir yıl esir kaldı. Bu dönemde öykü yazmaya ağırlık verdi. Öyküleri Türk Yurdu'nda yayınlandı. Askerlikten ayrıldıktan sonra öğretmenliğe başladı ve yine yazılar yazmaya devam etti. Kabataş Lisesindeki öğretmenliği ölene kadar devam etti. Öykü ve makaleleri Yeni Mecmua, Şair, Donanma, Büyük Mecmua, Yeni Dünya, Diken, Türk Kadını gibi dergilerde ve Vakit, Zaman ve İfham gazetelerinde yayınlandı. Önemli öykü eserleri: Başını Vermeyen Şehit, Kütük, Ferman, Kızılelma Neresi, Pembe İncili Kaftan; Romanlar; Ashab - ı Kehfimiz, Efruz Bey ve Yalnız Efe'dir. )


- ŞEYH EDEBALİ PARKI :

( Kireçburnu Mahallesindedir. 4.128,52 m²'lik bir alanı kapsamakta olup, 2.000,60 m²'lik yeşil, 339,73 m² spor alanı ve park içinde bir Semt Evi bulunmaktadır. )


- ŞEYH HAMDULLAH EFENDİ


- ŞEYH POSTU ile ...

( MAVİ, KIRMIZI, SİYAH, BEYAZ, YEŞİL )


- ŞEYH ile/değil/yerine DERVİŞ-ŞEYH

( ŞYH: ŞEYTAN - YEZİD - HAR )

( [günümüzde] Çok. İLE Pek yok. )

( Her mürşid derviştir fakat her derviş mürşid olmaz/olamaz. )


- ŞEYH ile/ve/= SAMED'ÜL KAVM


- ŞEYH ile/ve ŞEYHÛHET

( Yaşlı insan. | Bir tekke ya da zâviyede önderlik eden ve müritleri bulunan. | Kâbile ya da aşiret önderi. İLE/VE Yaşlılık. )

( SHEIKH/MASTER vs./and OLD AGE/SENILITY )


- SEYHAN ile/ve/||/<> CEYHAN


- ŞEYHÎ[Ar.] ile ŞEYHÎ[Ar.] ile ŞEYHÎ[Ar.]

( Divanından başka "Hüsrev ve Şîrîn", "Harnâme" adında ve mesnevi tarzında iki kitabı vardır. Divanı, TDK tarafından 1942'de bastırılmıştır.[Sinan][ö. 1422 - Kütahya] İLE En çok tanıtan kitabı Nev'îzâde Atâî'nin "Şakayik-i Nu'mâniyye Zeyli"ne zeyil olarak yazdığı "Vekayi-ül-fuzalâ" adındaki tezkiresidir.[Hicrî 1044-1143 yılları arasında yetişmiş âlim, şâir ve devlet adamlarının hal tercümelerini yazmaktadır.][1667 - 1732] İLE İlmî, tarih bilgisi ve şairliği ile tanınmıştır.[Abdülhamîd][ö. 1639] )


- ŞEYH-ÜL İSLÂM ile/||/<>/> DİYÂNET İŞLERİ BAŞKANI

( Osmanlı Devleti'nde kabinede din işlerine bakmakla birlikte, dünya işlerini de din bakımından yürüten üye. İLE/||/<>/> ... )


- ŞEYHÜLİSLÂM (OLABİLMEK)

( En az 35 yıl hizmet ve ilmî çalışma gerektirir. )

( Medreseyi tamamladıktan sonra...
Kasabada/Şehirde Kadı Yardımcılığı > Küçük Şehir Kadılığı > Büyük Şehir Kadılığı > Üsküdar Kadılığı > Eyüp Sultan Kadılığı > Galata Kadılığı > İstanbul Kadılığı görevlerinden sonra Rumeli Kazaskeri olunur ve en son Anadolu Kazaskeri olduktan sonra ancak Şeyhülislâm olunurdu. )

( İlk Şeyhülislâm, Celâlzade Hızır Bey'dir. [Fatih Sultan Mehmet döneminde] )

( En uzun süre Şeyhülislâm'lık görevi yürütenler: Ebû Suud [29 yıl], Molla Fenârî [24 yıl], Zembilli Ali Efendi [23 yıl], Yahya Efendi [18,5 yıl]. )

( 131 Şeyhülislâm'ın 21'i şairdi. Ancak beşinin Divân'ı elimizdedir. )

( Bu makam, Kanuni Sultan Süleyman zamanında, saltanattan sonra gelen yer olarak sayılmıştır. )

( [HİZMET-İ/MAKAM-I/MANSIB-I/MESNED-İ İFTÂ'] )


- ŞEYHÜLİSLAM/LIK ile ŞEYHÜLİSLAM KAPISI


- ŞEYİN FELSEFESİ ile/ve/değil/yerine FELSEFE


- ŞEYİN GÖRÜNÜŞÜ ile ŞEYİN VAROLUŞU


- ŞEY'İN/BİLGİNİN/(B)İLİMİN/KİŞİNİN:
KENDİ ile/ve ZAMANI, MEKÂNI ve KOŞULLARI

( Kavram. İLE/VE Matematik geometri, aritmetik. [Hareketi de katarsak bilim olur.] )


- ŞEY'İN:
ŞEYDELİĞİ ile/ve ŞEYDEN ÖNCELİĞİ ile/ve ŞEYDEN SONRALIĞI


- SEYİR ile GELİŞİM


- SEYİR[Ar.] ile/değil/yerine GİDİŞAT


- SEYİR ile/ve SÜLÛK


- SEYİRCİ[Ar.] yerine İZLEYİCİ, DİNLEYİCİ


- SEYİRTMEK ile SEYİR/LİK ile SEYİRCİ/LİK ile SEYİRLİK OYUN


- SEYL[Ar. < SÜYÛL] ile SEYR[Ar.]

( Sel. | Şiddetle gelen şey. İLE Yürüme, yürüyüş, gitme, hareket. | Yolculuk. | Gezme, gezinme. | Eğlenmek üzere bakma. | Uzaktan bakıp karışmama. | Gezilecek, görülecek şey/yer. )


- SEYLANİ ile SEYLAN TAŞI


- ŞEY/LER ARACILIĞIYLA KENDİNDEN HOŞLANMAK ile/ve/yerine/değil ŞEY(LER)DEN HOŞLANMAK

( Bir şeyden hoşlanmaktan söz edilir, doğrusu, bu şey aracılığıyla kendinden hoşlanmasıdır. )


- ŞEY/LER ile/ve/değil/yerine/||/<> AN/LAR

( [not] THING/S vs./and/but/||/<> MOMENT/S
MOMENT/S instead of THING/S )


- ŞEYLERİ:
HAYAL ETTİĞİMİZ GİBİ GÖRMEK yerine (ONLARI) OLDUKLARI GİBİ GÖRMEK

( Hayal ettiklerinizin varlığını reddetmeniz daha akıllıca olurdu. )

( Eğer kendinizi her zaman sınamazsanız, gerçek ile hayali ayırt edemezsiniz. )

( Sizi kendinize karşı kör eden, sizin davranışlarınızdır. )

( Düşüncelerinizi ve duygularınızı, sözlerinizi ve eylemlerinizi yakından izlemedikçe ve nedenini ve nasılını bilmeden sizde meydana gelen değişimlere hayretle bakmadıkça, gerçeğe vardığınızı nasıl söyleyebileceksiniz? )

( Düşünülüp hayal edilebilen hiçbir şeyin kendiniz olamayacağını bir kez anladığınızda, imgelemelerinizden kurtulmuş olursunuz. )

( You would be wiser to deny the existence of what you imagine.
If you do not test yourself all the time, you will not be able to distinguish between reality and fancy.
It is your behaviour that blinds you to yourself.
How do you know that you have realised unless you watch your thoughts and feelings, words and actions and wonder at the changes occurring in you without your knowing why and how?
Once you have understood that nothing perceivable, or conceivable can be yourself, you are free of your imaginations. )

( THE THINGS: TO SEE WHAT EVER THEY ARE, AS BEING instead of TO SEE HOW YOU IMAGINE/DREAM )


- ŞEYLERİN DOĞASI = UNIVERSE, NATURE[İng.] = NATURE[Fr.] = NATURDER DINGE[Alm.] = RERUM RATURA[Lat.]


- ŞEYLERİN DÜZENİ ve/||/<>/= DÜŞÜNCELERİN DÜZENİ


- ŞEYLEŞME ile/ve/<> YİTİM


- ŞEY/LİK ile/ve/+ ŞEY ile/ve/+ ŞEY

( THE THING/NESS vs./and THE THING + THE THING )


- SEYMENAĞZI KOYU :

( Uskumruköy sınırları içindedir. Kilyos Güvenburnu doğusunda küçük bir koydur. Koy istiridye kabuğu kırıklarıyla meydana gelen kumluğu ile tanınır. Koyda yaz ve kış aylarında hizmet veren tesisler bulunmakta olup, Sarıyer ilçesinin çok önemli plajlarından biridir. )


- SEYMENAĞZI :

( Kilyos sınırları içinde bulunan küçük bir koy olup plajı ile ünlüdür. Kırılmış ve incelmiş istiridye kırıklarından meydana gelen kumu ile dikkat çeker. )


- SEYR Ü SÜLÛK = İNİSİYASYON


- SEYR ile İSRÂ

( Yürüme, yürüyüş, gitme, hareket. | Yolculuk. | Gezme, gezinme. | Eğlenmek üzere bakma. | Uzaktan bakıp karışmama. | Gezilecek, görülecek şey/yer. İLE Gece yürüyüşü. )


- SEYRÂN[Ar.] değil/yerine/= GEZME/GEZİNME/GEZİNTİ


- SEYRANTEPE POLİS LOJMANLARI PARKI :

( Huzur Mahallesindedir. 11.536,46 m²'lik bir alan üzerindedir. 8.13700 m²'lik yeşil alanı, 633,47 m²'lik çocuk oyun alanı ve 386,14 m²'lik de spor alanı bulunmaktadır. )


- SEYREK ile AZ


- SEYREK >< SIK

( Benzerleri ya da parçaları arasında çok aralık bulunan, aralıklı. | Çok bulunmayan, az rastlanan. | Uzun zaman aralıklarıyla, arada sırada. | Aralıklı olarak, aralıklı bir biçimide. İLE Benzerleri ya da parçaları arasında çok az aralık bulunan. Çok bulunan, çok rastlanan. | Kısa zaman aralıklarıyla, az aralıklarla. | Aralıksız olarak. )


- SEYREKLEŞME ile/değil SEYRELME

( Özellikle saçlar için... )


- SEYREKLEŞMEK ile SEYREKLEŞTİRMEK ile SEYREK/LİK ile SEYREKÇE ile SEYREK OTLATMA


- SEYRELMEK ile SEYRELTMEK ile SEYRELTİLMEK


- SEYRELTİK ile SEYRELTİLMİŞ ile SEYRELTME

( DILUTE vs. DILUTED vs. DILUTION )

( رقيق کردن ile آبکي کردن ile ترقيق کردن ile رقيق شدن ile رقيق ile ترقيق ile رقت )

( RAGHYGH KARDAN ile ABKY KARDAN ile TARGHYGH KARDAN ile RAGHYGH SHODAN ile RAGHYGH ile ترقيق ile RAGHT )


- SEYRELTİK/LİK ile SEYRELTİCİ


- SEYRETMEK yerine DİNLEMEK


- SEYRETMEK değil/yerine/= İZLEMEK


- SEYRETMEK ile SEYREDİLMEK ile SEYRETTİRMEK ile SEYREDEBİLMEK ile SEYREDİVERMEK


- SEYRİYYÂT


- SEYR/SEFER


- SEYR-Ü-SEFER[Ar.]/TRAFİK[Fr., İng.] değil/yerine/= GİDİŞ-GELİŞ


- SEYR Ü SÜLÛK:
ZİHİN İLE değil KALP İLE


- SEYR-Ü SÜLÛK ile ...

( Hakk'a ermek için bir mürşidin öncülüğünde ve denetiminde çıkılan manevi yolculuk. | Tarikatta, takip olunan usûl. )


- ŞEYSİ" değil ŞEYİ


- ŞEYTAN AKINTISI :

( Rumelihisarı vapur iskelesine Baltalimanı'na doğru geçince sıralanan yalılar önü boğazın çok akıntı alan yerlerinden biridir. Arnavutköy akıntısından sonra Rumeli yakasındaki en etkin akıntılı yer burasıdır. Baltalimanı körfezinden gelen akıntı burada çoğalır ve "Şeytan Akıntısı" ismini alır. )


- ŞEYTAN ÇIKARMA ile ŞEYTAN ÇIKARMA ile ŞEYTAN KOVUCU

( EXORCISE vs. EXORCISM vs. EXORCIST )

( جادو کردن ile جنگيري ile دفع جن ile دفع شياطين ile جن گير )

( JADO KARDAN ile JANGYRY ile DAF JAN ile DAF SHYATYNE ile JAN GYR )


- ŞEYTAN ve/+ İNSAN

( RAHMAN )


- ŞEYTAN ve LÜTÛF

( İnsandaki kötü sıfatları, insana yakıştırmamamız içindir. [Allah'ın insana bir lütfudur.] )


- ŞEYTAN ile ŞEYTANİ ile ŞEYTANİ ile KANITLANABİLİRLİK ile KANITLANABİLİR ile GÖSTERMEK ile GÖSTEREN ile GÖSTERİ ile AÇIKLAYICI ile GÖSTERİCİ

( DEMON vs. DEMONIC vs. DEMONLIKE vs. DEMONSTRABILITY vs. DEMONSTRABLE vs. DEMONSTRATE vs. DEMONSTRATING vs. DEMONSTRATION vs. DEMONSTRATIVE vs. DEMONSTRATOR )

( عفريت ile ديو ile ديو صفت ile ديوسار ile ديوسان ile نمايش دادني ile قابل شرح ile اثباتي ile راهپيمايي کردن ile راه پيمايي کردن ile تظاهرات کردن ile تظاهر کننده ile تظاهرات ile راهپيمايي ile راه پيمايي ile ثبوت ile مدلل کننده ile صفت اشاره ile ضمير اشاره ile اسم اشاره ile شرح دهنده ile مثبت ile حاليکننده ile نشان دهنده )

( عفريت ile ديو ile ديو صفت ile DYVASAR ile ديوسان ile NAMAYSH DADANY ile GHABEL SHARH ile ESBATY ile RANPAPYMAYY KARDAN ile RAH PEYMAYY KARDAN ile TAZANPARAT KARDAN ile TAZANPAR KONANDEH ile TAZANPARAT ile RANPAPYMAYY ile RAH PEYMAYY ile ثبوت ile MADLEL KONANDEH ile SAFT ESHAREH ile ZAMYR ESHAREH ile ESM ESHAREH ile SHARH DAHANDEH ile MOSBAT ile HALYKONANDEH ile NESHAN DAHANDEH )


- ŞEYTAN ile ŞEYTANLAR

( DEVIL vs. DEVILS )

( ملعون ile شيطان ile اهريمن ile نويسنده مزدور ile بعلزبوب ile شياطين )

( MALON ile SHYTAN ile HARYMAN ile NOYSANDEH MOZDOR ile بعلزبوب ile شياطين )


- ŞEYTANDERE :

( Bahçeköy Kemeri'nin batısındaki vadiye Şeytandere denilmektedir. Vadinin en taban noktasındaki derenin de ismidir. Bu dere Ayazağa suyu ile birleşerek Kâğıthane deresine akış yapar. Şeytandere'nin bulunduğu bölge derenin adını almaktadır. )


- RÜYA:
ŞEYTANÎ ile NEFSÎ ile DÜNYEVÎ ile RAHMÂNÎ

( Kötülüklerin görülmesi. İLE Ulaşma odaklı. İLE Olduğu gibi. İLE Manevi. )


- ŞEYTANİ ile ŞEYTANİ

( DEMONIAC vs. DEMONIACAL )

( ديوي ile ديو سار )

( ديوي ile DYVE SAR )


- ŞEYTANI/SÜTUNU TAŞLAMAK değil KAFANI/KENDİNİ TAŞLAMAK


- ŞEYTAN/LIK ile ŞEYTANİ ile ŞEYTANCA ile ŞEYTAN OTU ile ŞEYTAN BEZİ ile ŞEYTAN KUŞU ile ŞEYTAN ELMASI ile ŞEYTAN ÇEKİCİ ile ŞEYTAN TAŞLAMA ile ŞEYTAN TIRNAĞI ile ŞEYTAN ŞALGAMI ile ŞEYTAN ÖRÜMCEĞİ ile ŞEYTAN KIRMIZISI ile ŞEYTAN UÇURTMASI


- ŞEYTANTIRNAĞI ile ŞEYTANTIRNAĞI

( Çançiçeğigillerden, genellikle dağlarda yetişen bir çeşit bitki. (Phyteuma) İLE Tırnak kesiminden sonra tırnağın kenarında kalan küçük tırnak parçası. )


- SEYV[İng. < SAVE] değil/yerine/= KAYDETMEK/KORUMAK


- SEYYAH[Ar.]/TURİST[İng.] değil/yerine/= GEZGİN


- SEYYAH ile/ve/||/<> SEYYAR


- SEYYAH/TURİST değil/yerine/= GEZGİN


- SEYYÂL[Ar. < SEYELÂN] ile SEYYÂR[Ar. < SEYR]

( Akıcı, akan. | [fizikte] Akışkan.[Fr. FLUIDE] İLE Gezici, gezen, dolaşan. | İstenilen tarafa taşınabilen. [Fr. PORTATIF] | Bir yerde durmayıp dolaşan, yer değiştiren gök cismi. )


- SEYYÂL[Ar.] değil/yerine/= AKIŞKAN


- SEYYÂL[< SEYELÂN] ile LÂTİF

( Akıcı, akan. | Akışkan. İLE Yumuşak, hoş, güzel, nazik. | İnce. )


- SEYYANEN[Ar.] değil/yerine/= EŞİT OLARAK


- SEYYANEN[Ar. + Fars.] değil/yerine/= EŞİTÇE


- SEYYÂR[Ar. < SEYR] değil/yerine/= GEZGİN/GEZİCİ

( Belirli bir yeri olmayan. | Kolay taşınabilen, katlanarak taşınabilir olan. )


- SEYYAR değil/yerine/= GEZER


- SEYYAR/LIK ile SEYYARE ile SEYYAR SATICI/LIK ile SEYYAR HASTANE


- SEYYİÂT[< SEYYİE] değil/yerine/= KÖTÜLÜKLER | SUÇLAR, GÜNAHLAR | KÖTÜLÜĞE KARŞILIK ÇEKİLEN SIKINTILAR


- SEYYİAT ile/değil/yerine/>< HASENAT


- SEYYIAT-I SUBÛD ile SEYYIAT-I VÜCÛD


- SEYYİD BEY ve/||/<> ADÂLET

( Osmanlı Meclis-i Mebusanı'nın 1., 2., 3. Dönem İzmir ve 22 Ekim 1916'da Ayan Âzâsı, II. Dönem İzmir Milletvekili ve V. İcra Vekilleri Heyeti ile I. TC Hükûmeti'nde Adâlet Bakanı.[1873 - 08 Mart 1925] )


- SEYYİD ile ...

( EFENDİ, BEY; AĞA; İLERİ GELEN, BAŞ, BAŞKAN | HZ. MUHAMMED'İN TORUNU HZ. HASAN'IN SOYUNDAN OLAN KİMSE )


- SEYYİD[Ar.] ile HUMÂM[Ar.]


- SEYYİD[Ar.] ile MÂLİK[Ar.]


- SEYYİD ile/ve ŞERİF

( Hz. Hüseyin'in çocuk ve torunlarına verilen ad/değer. İLE/VE Hz. Hasan'ın çocuk ve torunlarına verilen ad/değer. )

( NAKÎB-ÜL EŞRÂF )


- SEYYİD(LİK) ile EFENDİ(LİK)


- SEYYİDU'L-KAVM[Ar.] ile KEBÎRİHUM[Ar.]


- SEYYİE[Ar.] değil/yerine/= KÖTÜLÜK


- SEZA[Fars.] değil/yerine/= UYGUN


- SEZÂB/SEDÂB[Ar.] ile SEZÂB[Ar.]

( Sedefotu. İLE Su teresi. )


- SEZARYEN ile/değil/yerine NORMAL DOĞUM

( İTİLÂN: Âşikâr, meydanda olma. | Doğum sırasında, bebeğin görünmesi. )

( İT'ÂM: İkiz doğurma. )

( BIRTH vs. HYSTEROTOMY )


- SEZARYEN ile SEZARYEN

( CESAREAN vs. CESAREAN SECTION )

( سزارين )

( SEZARYNE )


- SEZARYEN ile SEZARYENLİ


- SEZDİRMEK ile SEZDİREBİLMEK ile SEZDİRİ


- SEZER SOKAK PARKI :

( Fatih Sultan Mehmet Mahaüllesindedir. 140,00 m²'lik bir alan üzerindedir, 7,86 m²'lik yeşil alan, 62.66 m² çocuk oyun alanı bulunmaktadır. )


- SEZER, ÖMER (BOSNA, YUGOSLAVYA, 1906 - 1975) :

( Elektrik teknisyeni olarak Tekel Kibrit Fabrikasında işe başladı ve buradan emekli oldu. Karagümrük Spor Kulübü kurucularından biridir ve 10 dönem Sarıyer Spor Kulübü yönetim kurulunda görev yaptı. )


- SEZGİ/ÖKE(DEHÂ):
ZEKÂ ve/+ İÇGÜDÜ


- SEZGİ/SEZGİSELLİK ile/ve/değil/<> BÜTÜNLÜK/BÜTÜNSELLİK


- SEZGİ ile/ve/değil/||/<>/< ALIŞKANLIK


- SEZGİ ile/ve APAÇIK GÖRMEK

( INTUITION vs./and TO SEE OBVIOUS )


- SEZGİ = HADS, TEHADDÜS = INTUITION[İng., Fr.] = ANSCHAUUNG[Alm.] = INTUITIO-INTUITUS < IN-TUERI:İÇİNİ GÖRME[Lat.] = NOESIS[Yun.] = INTUICIÓN[İsp.]


- SEZGİ ile İÇGÜDÜ

( INTUITION vs. INSTINCT )


- SEZGİ ile İÇSEL ALGI

( INTUITION vs. INNER PERCEPTION )


- SEZGİ ile/ve/değil/yerine/||/<>/> KAVRAM


- SEZGİ" ile/değil "NİYET OKUMASI"


- SEZGİ ile ÖNSEZİ


- SEZGİ ile/ve/değil/yerine/||/<> SAĞDUYU


- SEZGİ ile SEZGİCİ/LİK ile SEZGİLİ/LİK ile SEZGİSEL ile SEZGİSİZ/LİK


- SEZGİ ile SEZGİSEL

( INTUITION vs. INTUITIVE )

( شهود ile بصيرت ile درک مستقيم ile فراست ile دريافت ناگهاني ile اشراق ile بصير ile حسي ile بصيري ile شهودي )

( SHEHOD ile BESYRAT ile DARK MOSTEGHYM ile FARAST ile DARYAFT NAGEHANY ile ESHARAGH ile BESYR ile HESY ile بصيري ile SHEHODY )


- SEZGİ ile/ve/değil SEZİNLEME


- SEZGİ ile TAHMİN

( INTUITION vs. TO GUESS/ESTIMATE )


- SEZGİ ile/ve/||/<>/> TEMSİL ile/ve/||/<>/> DÜŞÜNME


- SEZGİ ile/ve TEVHİD


- SEZGİ ile/ve/değil/||/<>/< USTALIK


- SEZGİ ile VAHİY

( Yanıl(t)abilir. İLE "Yanılmaz." | "Yanıl(t)mayan sezgi." )


- SEZGİ ile/ve YORUM

( INTUITION vs./and INTERPRETATION )


- SEZGİ ile ZAN

( INTUITION vs. SURMISE )


- SEZGİ ile/ve/<> ZEKÂ

( TAHADDÜS[< HADS/HUDÛS] ile ... )

( INTUITION vs./and/<> INTELLIGENCE )


- SEZGİNER, PEYKUNT (İST. 1938 - 2015) :

( Lise tahsilinden sonra serbest muhasebeci olarak iş hayatına atıldı. Sarıyer Spor Kulübü'nde 8 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. Kulübün Divan Kurulu üyesidir. )


- SEZGİSEL AKIL ile ÖTEKİ AKILLAR


- SEZGİSEL ile/değil/yerine/||/<>/< ÇAĞRIŞIMSAL


- SEZGİSEL ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DÜŞÜNSEL

( NOESİS ile NOEMA )


- SEZGİSEL ile/ve/<> İMGESEL


- SEZGİSEL/ÇAĞRIŞIMSAL değil/yerine/>< KAVRAMLARLA


- SEZGİYİ HAREKETE GEÇİRMEK ile/ve SEZGİYİ OLGUNLAŞTIRMAK

( ACTING THE INTUITION vs. RIPENING THE INTUITION )


- SEZİLMEK ile SEZİNLEMEK ile SEZİNDİRMEK ile SEZİLEBİLMEK ile SEZİNLEYEBİLMEK ile SEZİ ile SEZİŞ


- SEZMEK ile AŞMAK

( TO PERCEIVE vs. TO EXCEED )


- SEZON[Fr., İng.] değil/yerine/= DÖNEM/MEVSİM


- SEZYUM[Fr. < Yun.]

( Atom sayısı 55, atom ağırlığı 132,9 olan, 1,90 yoğunluğunda, 28 °C'de ergiyen ve doğada ender rastlanan bir öğe. Simgesi: Cs )


- SƏKİ[Azr.] = KALDIRIM[Tr.]


- ŞƏKİL[Azr.] = FOTOĞRAF[Tr.]


- SƏNƏT[Azr.] = SANAT[Tr.]


- SF/SALINE SOLUTION[İng.] değil/yerine/= SERUM FİZYOLOJİK


- SFEN ile/||/<> TURMALİN

( Sarı-yeşil renkte ve yüksek dispersiyona sahip bir mineral. İLE/||/<> Birçok renkte bulunabilen bir taş. )


- SFENKS ile PETERBALD ile CORNISH REX


- SFENKS ile SFENKS

( Heykel. İLE Tüysüz Kedi. )


- SFENKS[Yun.] değil/yerine/= YONTU

( Yunan mitolojisinde, geçen yolculara, bazı bilmeceler sorarak, bilmeyenleri yuttuğuna inanılan söylence canavarı. | Mısır'da, eski Mısır'lılar çağından kalma kadın başlı, aslan gövdeli yontu. )


- SFERİK/SPHERICAL[İng.] değil/yerine/= KÜREMSİ


- SFİGMOMANOMETRE/SPHYGMOMANOMETER[İng.] değil/yerine/= KAN BASINÇÖLÇER


- SFS/SEQUENTIAL FORWARD SELECTION[İng.] değil/yerine/= SIRALI İLERİ YÖNLÜ SEÇİM


- SFT/PULMONARY FUNCTION TESTS[İng.] değil/yerine/= SOLUNUM İŞLEV TESTLERİ


- SGK'DA:
4A ile 4B ile 4C


- SHA İLE MD5 İLE BLAKE2 ile/||/<> HASH FONKSİYONLARI

( Tek yönlü özet fonksiyonları. )

( Formül: H: {0 ile1}* → {0 ile1}ⁿ )


- SHADE vs. SHADOW


- SHADE :/yerine GÖLGE


- SHADOW vs. ARBOUR


- SHADOW :/yerine GÖLGE


- SHAKE :/yerine SALLAMAK


- SHALL :/yerine -ECEK, -ACAK


- SHAME vs. ABSTAIN


- SHANNON İLE KOLMOGOROV İLE ALGORİTMİC ile/||/<> ENTROPİ TÜRLERİ

( Bilgi miktarının farklı ölçüleri. )

( Formül: H(X) ≤ log n )


- SHANNON İLE KOLMOGOROV İLE QUANTUM ile/||/<> BİLGİ KURAMLERİ

( Farklı bilgi ölçüm yaklaşımları. )

( Formül: H = -Σp log p )


- SHAPE MEMORY ile/||/<> SELF-HEALING ile/||/<> STIMULI-RESPONSIVE ile/||/<> AKILLI MALZEMELER

( Uyaranlara tepki veren malzemeler. )

( Formül: Af ⇌ Ms (NiTi) )


- SHAPE-MEMORY MATERIAL ile/||/<> FIXED-SHAPE MATERIAL

( Shape-memory material uyarıyla orijinal şeklini hatırlarken İLE fixed-shape material şekil değişikliği göstermez )

( Formül: Two-way memory )


- SHAPE :/yerine ŞEKİL, ŞEKİLLENDİRMEK


- SHAPE/FORM vs./and CONTENT


- SHAPE/MORPH and ORDER/REGULARITY


- SHAPLEY İLE BANZHAF İLE CORE ile/||/<> KOALİSYON OYUNLARI

( İşbirlikçi oyun çözümleri. )

( Formül: φᵢ = Σ[S⊆N\{i}] marginal katkı )


- SHAPLEY İLE NUCLEOLUS İLE CORE ile/||/<> KOOPERATİF ÇÖZÜMLER

( İşbirlikli oyunlarda paylaşım yöntemleri. )

( Formül: φᵢ = Σ(|S|!(n-|S|-1)!/n!)(v(S∪{i})-v(S)) )


- SHARE :/yerine PAYLAŞMAK


- SHARING vs./and APPROACHING


- SHARING vs./and SOLIDARITY


- [not] SHARING vs./and TO LIVE/FEEL THE SHARING


- SHARP :/yerine KESKİN


- SHARPLESS İLE JACOBSEN İLE SHİ ile/||/<> ASİMETRİK EPOKSİDASYON

( Enantioselektif oksijen transfer. )

( Formül: ee > 95% )


- SHAT ile/ve/<> ANK ile/ve/<> KA ile/ve/<> HATI ile/ve/<> SHEYBI ile/ve/<> BAI ile/ve/<> KON

( Maddi gövde. İLE/VE/<> Hayat kuvveti. İLE/VE/<> Astral Nur, Kalp. İLE/VE/<> Hayvansal Ruh. İLE/VE/<> Kutsal Ruh. İLE/VE/<> Akli Ruh. İLE/VE/<> İlâhi Ruh. )


- SHE :/yerine O (KADIN)


- SHEAF KURAMSİ ile/||/<> KATEGORİ KURAMSİ

( Sheaf kuramı yerel-global veri ilişkilerini incelerken İLE kategori kuramı genel matematiksel yapılar arası morfizmleri inceler )

( Formül: Presheaf → Sheaf )


- SHEAF ile/||/<> PRESHEAF

( Sheaf gluing axiom İLE presheaf sadece restriction. )

( Formül: Gluing property İLE restriction only )


- SHEATH[İng.] değil/yerine/= KILIF


- SHEET :/yerine ÇARŞAF, SAYFA


- SHELDON GLASHHOW ve/||/<> STEVEN WEINBERG ve/||/<> ABOUS SALAM

( 1979 yılı Nobel Ödülü sahipleri... )


- SHELF :/yerine RAF


- SHELL :/yerine KABUK


- SHELTER :/yerine SIĞINAK


- SHENG[Çince] ile ...

( Aydınlanmış, Kutsal kişiler. )


- SHENG >< FAN FU

( Aydınlanmış, Kutsal insanlar. @@ Aydınlanmamış, sıradan insanlar. Tüm insanlar aynı doğayı paylaşmaktadır. Sheng olanlar kendi doğalarının farkına varmışlar, Fan Fu olanlar ise daha varacaklardır. )


- SHEYBI ile ...

( Kutsal Ruh. )


- SHG İLE THG İLE SPDC İLE FWM ile/||/<> NONLİNEER OPTİK

( Yüksek yoğunlukta ışık-madde etkileşimi. )

( Formül: P = ε₀(χ⁽¹⁾E + χ⁽²⁾E² + ...) )


- SHIFT :/yerine VARDİYA, DEĞİŞTİRMEK


- SHİN[Jap.] ile ...

( Jodo ya da Arık Ülke Budizmi'nin bir kolu. bkz. Amida, Jodo )


- SHINE :/yerine PARLAMAK


- SHİNGON[Jap.] ile ...

( Görkemli törenleri ve töre severliğiyle ün yapmış Budist okulu. )


- SHIP :/yerine GEMİ


- SHIRT :/yerine GÖMLEK


- SHIT :/yerine BOK


- SHIVA ile/ve BRAHMA ile/ve VISHNU

( SHIVA: Varlığın biçimlerinin yok edicisi. İLE/VE BRAHMA: Varlığın Yaratıcısı.İLE/VE VISHNU: Varlığın Koruyucusu. )


- SHIVE vs. SHAKE


- SHOCK vs. BEING SHOCKED


- SHOCK :/yerine ŞOK


- SHOE :/yerine AYAKKABI


- SHOOT :/yerine ÇEKİM YAPMAK, VURMAK


- SHOOT vs./and SPARK


- SHOOTING :/yerine ATEŞ ETME, ÇEKİM


- SHOP :/yerine ALIŞVERİŞ YAPMAK, DÜKKAN


- SHOPPING IN LONG PERIOD vs./[instead] LOOKING TO THE NECESSITY


- SHOPPING :/yerine ALIŞVERİŞ


- SHOR İLE GROVER İLE DEUTSCH ile/||/<> KUANTUM ALGORİTMALARI

( Kuantum bilgisayar algoritmaları. )

( Formül: O(√N) Grover )


- SHORE :/yerine KIYI


- SHORT vs. LOW


- SHORT :/yerine KISA


- SHORTLY :/yerine KISA SÜRE SONRA


- SHOT :/yerine ATIŞ, ŞUT


- SHOULD :/yerine -MELİ, -MALI


- SHOULDER :/yerine OMUZ


- SHOUT :/yerine BAĞIRMAK


- SHOW :/yerine GÖSTERMEK, ŞOV


- SHOWER :/yerine DUŞ


- SHRUG :/yerine OMUZ SİLKMEK


- SHRUTİ ile ...

( Sözel olarak "işitilen" anlamına gelir. Vahy edildiğine inanılan sözlerdir. Hiçbir biçimde değiştirilmeden kulaktan kulağa aktarılmışlardır. Rishiler tarafından işitilmişlerdir. Veda ve Upanişadlar'ı içerirler. Sadece anlamları değil, biçimleri de ebedîdir. )


- SHRUTİ ile/||/<> SMRİTİ

( Sözel olarak "işitilen". Vahy edildiğine inanılan sözler. Veda ve Upanişadlar'ı içerir. @@ Sözel olarak "anımsanan". Tarihsel ve insanî yazılar. Mahabharata ve Ramayana gibi destanları içerir. )


- SHUNT[İng.] değil/yerine/= ŞANT


- SHUNYATA ile ...

( Boşluk. )


- SHUT :/yerine KAPATMAK


- SI ile/||/<> CGS ile/||/<> IMPERIAL ile/||/<> BİRİM SİSTEMLERİ

( Farklı ölçüm sistemleri. )

( Formül: m İLE kg İLE s İLE A İLE K İLE mol İLE cd )


- si ile Si

( Gam dizisinde, la ile do arasındaki ses. | Bu sesi gösteren nota imi. İLE Silisyum'un simgesi. )


- ŞÎ'A[Ar.] ile CEMÂ'AT[Ar.]


- ŞİÂ'[Ar. < ŞUÂ] ile ŞÎA/ŞİYA/EŞYÂ[Ar.]

( Işın, güneşten ya da başka bir ışık kaynağından uzanan tel ışıklar. | Vektör. İLE Taraflılar, yardımcılar (topluluğu). | Hz. Ali taraflısı. | Şiîlik. )


- ŞİA ile ŞİAR


- ŞİA = ŞİİLİK

( İslâmiyet'te, Hz. Ali'ye yandaş olan kişiler. )


- ŞİÂB[Ar. < Şİ'B] ile ŞİÂB/ŞUÂB/ŞUÂBÂT[Ar. < ŞUBE]

( Dar yollar, dağ yolları, patikalar, keçiyolları. İLE Şubeler, bölükler, kısımlar, takımlar. | Dallar, budaklar. )


- ŞİÂR[Ar. < ŞA'R] ile ŞİÂR[Ar. çoğ. ŞAÂYİR] ile -ŞİÂR[Ar.]

( Kıllar. İLE İşaret, iz, alâmet. | Ayırıcı işâret, ayırdedici âdet. | Hacı olmak için Mekke'de yapılann tören/ler. İLE "İyi, üstünlük veren işâret, âdet" anlamlarında gelerek birleşik sözcükler meydana getirir.[MERHAMET-ŞİÂR: Merhametli. | ŞÖHRET-ŞİÂR: Ünlü.] )


- ŞİAR ile ŞİYAR


- ŞİAR[Ar.] değil/yerine/= BELGİ | ÜLKÜ

( Duyuş, düşünüş ve inanıştaki ayırıcı özellik. )


- ŞİATSU ile/ve AKÜPRESÜR


- ŞİB[Ar.] ile ŞİB'/ŞİBA'[Ar.] ile Şİ'B[Ar. çoğ. ŞİÂB]

( İniş, aşağı doğru eğiklik. İLE Doyma, tokluk. İLE Dar yol, keçiyolu, dağ yolu. | Oymak, kabile. | Küçük akarsu yatağı. )


- ŞİBA'[Ar.] ile ŞİBÂ'[Ar. < ŞEB'ÂN]

( Doyma, tokluk. İLE Toklar, karnı doymuşlar. )


- SİBER SAMİMİYET ile/ve/||/<> STERİL TEMAS


- SİBERNETİK değil/yerine/= GÜDÜMBİLİM


- ŞİBH[Ar.] ile MİSL[Ar.]


- ŞİBH[Ar.] ile ŞEBÎH[Ar.]


- SİBİRYA'DA:
ÖZEL ARAÇ ile/ve/değil/<> TAKSİ


- SİBİRYA'DAKİ TÜRK BOYLARI ile/ve SİBİRYA DIŞINDAKİ TÜRK HALKLARI

( Çok uzakta kalmalarından dolayı, atalarının dini olan Şamanlığı devam ettirmişler. İLE/VE İslâm'ı kabul ederek, eski Şaman din anlayış ve uygulamalarından uzaklaşmışlardır. )


- SICACIK ile SICAKÇA

( Yeterli derecede ve hoşa giden bir sıcaklığı olan. İLE Biraz sıcak, sıcağa yakın. )


- SICAĞI SICAĞINA (HALLETMEK)


- ÇORBA:
SICAK ile SOĞUK


- SICAK GÖZYAŞI ile SOĞUK GÖZYAŞI

( Acı gözyaşı. İLE Sevinç gözyaşı. )

( Niyete göre de değişir. )

( Gözyaşı, göze kaçan birçok maddeyi eritebilecek keskinliktedir. Geceleri tırnak kesilmemesinin nedeni ise gözyaşının tırnağı eritememesinden dolayı sıçrayıp da göze kaçmaması/batmaması içindir. [Yani, hurafe/bâtıl inanç değildir, dikkat etmek gerekir.] )

( Elmas doğadaki en sert maddedir. Elması eritebilen tek şey, gözyaşıdır. Gözyaşının eritemediği tek şey ise tırnaktır. )

( EŞK-BÂR/EŞK-RÎZ[Fars.]: Çok ağlayan, gözyaşı döken. )


- HARFLER:
"SICAK" ile/ve/+/||/<> "SOĞUK"

( Sağ. İLE/VE/+/||/<> Sol. )

( 14 harf. İLE/VE/+/||/<> 14 harf. )


- SICAK HAVA ve SOĞUK HAVA

( Gevşeklik yapar ve yayılma gösterir. Bu nedenle sıcaklık, yüzeye doğru havanın çekilmesiyle kırmızı bir yüz meydana getirir. Eğer hava, çok sıcaksa, yüz rengi sarıya döner ve kan tüm yüzeye dağılır. Bu hava çok terleme meydana getirir, sidik miktarını azaltır ve sindirimi zayıflatır ve de çok fazla susuzluğa neden olur. VE Gövdeyi sertleştirir, sindirimi güçlendirir, gövde içine hapsolmuş hıltlar ve terlemeyi azaltarak, sidiği artırır. Soğuk, rektumda, anal sfinkterde, spazm meydana getirir ve böylece dışarı atılmayı engeller ve ataleti artırır. Suyu ayırır ve böbreklere doğru sevkeder. )


- SICAK SAVAŞ" ile SOĞUK SAVAŞ

(

Sıcak Savaş ile Soğuk Savaş Arasındaki Farklar

Özellik Sıcak Savaş Soğuk Savaş
Tanım Doğrudan askeri çatışmaların yaşandığı savaş türüdür. Doğrudan askeri çatışma olmadan siyasi, ekonomik ve teknolojik mücadelelerin yaşandığı çatışma durumudur.
Koşullar
  • Açık düşmanlık ve çatışma durumu.
  • Askeri birlikler ve silahlar etkin olarak kullanılır.
  • Sivil toplum, doğrudan etkilenir.
  • Doğrudan, askeri çatışma yoktur.
  • Propaganda, casusluk, ekonomik yaptırımlar ve vekâlet savaşları yaygındır.
  • Taraflar, dolaylı yollarla mücadele eder.
Çatışma Türü Doğrudan askeri çatışmalar. Dolaylı mücadeleler (siyasi, ekonomik, teknolojik).
Askeri Operasyonlar Etkin ve yaygın. Sınırlı ya da dolaylı (vekâlet savaşları).
Can Kaybı Yüksek. Düşük ya da dolaylı.
Fiziksel Tahribat Yaygın ve doğrudan. Sınırlı ya da yok.
Araçlar Silahlar, askeri birlikler. Propaganda, casusluk, ekonomik yaptırımlar.
Örnekler I. ve II. Dünya Savaşları, Kore Savaşı, Vietnam Savaşı. ABD ile Sovyetler Birliği arasındaki Soğuk Savaş. [1947-1991]
)


- SICAK YEREL YELLERDE:
FÖHN ile SİROKKO

( Bitkilere kurutucu etki yapan rüzgârlar. [Bir dağ yamacını aşarak başka bir yamaçtan aşağı doğru esen rüzgârın sıcaklığı artar, çevrede nem açığı oluşur.] [Türkiye'de Kuzey Anadolu dağları ile Toroslar'da etkilidir.] İLE Büyük Sahra'dan, İtalya'nın güneyine doğru esen sıcak ve kuru rüzgâr. [Akdeniz'den geçerken nem aldığından İtalya'nın güney kıyılarına yağış bırakır.] )


- SICAK YİYECEĞİ/İÇECEK SOĞUMASINI BEKLEMEK[ÜFLEYEREK değil!]


- SICAK YİYECEĞİ/İÇECEĞİ:
ÜFLEMEK değil/yerine SOĞUMASINI BEKLEMEK


- SICAK ve/||/<>/< KARBONDİOKSİT


- SICAK ile SICAK KOLTUK ile ÖFKE ile ÇABUK SİNİRLENEN ile SICAK HAVA

( HOT vs. HOT SEAT vs. HOT TEMPER vs. HOT TEMPERED vs. HOT WEATHER )

( تيز ile تند مزه ile پر حرارت ile تند ile سوزاننده ile حاره ile پرحرارت ile داغ ile حار ile محرور ile صندلي الکتريکي ile تند مزاجي ile تندخو ile گرما )

( تيز ile TAND MAZEH ile PAR HARART ile TAND ile SOZANANDEH ile HAREH ile PARAHRART ile DAGH ile حار ile محرور ile SANDELY ELEKTERYKY ile TAND MOZAJY ile TANDKHO ile GARMA )


- SICAK >< SOĞUK["SOUK" değil!] | ile/ve/||/<>/> ILIK

( ... ve/||/<>/+ ... ve/||/<>/> Hem ortak, hem de sonuç. )

( | HOT >< COLD | vs./and/||/<>/> WARM )


- SICAKLAMAK ile SICAKLAŞMAK ile SICAKLAŞTIRMAK ile SICAK/LIK ile SICAKÇA ile SICAK HARP ile SICAK PARA ile SICAK KUŞAK ile SICAK SAVAŞ ile SICAK SICAK ile SICAK ÇEKME ile SICAK YASTIK ile SICAK DALGASI ile SICAK RENKLER ile SICAKLIK SEVİYESİ