thumb

ÖNCESİ -SONRASI

( EVVEL - AHİR )
( SİBAK - SİYAK )
( BEFORE - AFTER )

(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)



EN SON YAPILMIŞ OLAN EKLEMELER
[ 06 Mayıs - 15 Ağustos 2026 arasında... ]

[15 Ağustos 2026]
Bugün itibarı ile yapılmış olan eklemeler aşağıdaki gibidir.
[ 06 Mayıs - 15 Ağustos 2026 arasında... ]
( 0 yeni ekleme, 0 katkı(bilgi/açıklama) )


- BAŞLANGIÇ ile ÖNCE

( BEGINNING vs. BEFORE )


- ÖNCELİK-SONRALIK ve/değil BİRLİKTELİK


- BİR OLAY/DURUM:
ÖNCESİNDEKİ DÜŞÜNCE/SÖZ/YORUM ile/değil/yerine SONRASINDAKİ DÜŞÜNCE/SÖZ/YORUM


- ÇOK ŞEY BİLMEK ile/ve/değil/yerine ÇOK ÖNEMLİ(ÖNCELİKLİ) ŞEYLERİ BİLMEK

( [not] TO KNOW MANY THINGS vs./and/but TO KNOW THE MOST IMPORTANTS
TO KNOW THE MOST IMPORTANTS instead of TO KNOW MANY THINGS )


- ZAMANIN, DÜŞÜNÜLMESİNDE/DEĞERLENDİRİLMESİNDE:
ÖNCELİK ve/||/<> SIRALAMALARI


- [önce] YORUM ile/ve/sonra/> AŞIRI YORUM

( YORUM VE AŞIRI Y0RUM (UMBERTO ECO) kitabını okumanızı salık veririz.
)

( INTERPRETATION/COMMENT vs. EXCESSIVE INTERPRETATION/COMMENT )


- SADECE ile/ve/değil/yerine ÖNCELİKLE

( [not] ONLY vs./and/but BEFORE ALL
ALWAYS/FOREVER instead of ONLY )


- SORUN ile/ve/değil ÖNCELİK

( [not] PROBLEM vs./and/but PRIORITY )


- ÖNCELİKLİ/ÖNCELİĞİ (OLAN) ile/ve ÖNEM(L)İ (OLAN)

( Önde gelmesi gereken, öne alınmalıdır. )

( TAKADDÜM ile/ve EHEMMİYET )

( (THE) PRIORITY(/PRIMARY) vs./and (THE) IMPORTANT(/IMPORTANCE) )


- ÖNCELİKLİ ile/değil ÖNE ALINAN


- ÖNCELİK ile/ve/değil/<>/= İLGİ

( [not] URGENT vs./and/but/<>/= PRIOR )


- ÖNCELİK ile/ve/değil KAYNAK

( [not] PRIORITY vs./and/but SOURCE )


- ÖNCELİK ile/ve/değil MEŞGUL OLMA

( [not] PRIORITY vs./and/but TO BE BUSY )


- ÖNCELİK ile/ve "POZİTİF AYRIMCILIK"


- ÖNCELİKLİ/LER ile/ve GENEL

( İnsanda. İLE/VE Doğada. )

( For human. VS./AND On nature. )

( PRIORITY vs./and GENERAL )


- ÖNCELİK ile/ve ÖZELLİK

( PRIORITY vs./and ATTRIBUTE )


- ÖNCELİK/SONRALIK ile/ve/değil/yerine İÇ İÇELİK


- ÖNCELİK ile/ve İTİBAR


- ACİL ile/ve/değil/yerine ÖNCELİKLİ

( [not] URGENT vs./and/but PRIOR
PRIOR instead of URGENT )


- DÜŞKÜNLÜK ile/ve/değil/yerine ÖNCELİK (VERMEK/VERİLEN)

( [not] FONDNESS/ADDICTION vs./and/but PRIORITY
PRIORITY instead of FONDNESS/ADDICTION )


- ÖNCELİK VERMEK ile "AĞIRLIK VERMEK"

( TO GIVE PRECEDENCE vs. "TO CONCENTRATE" )


- ÖNCELİK/Lİ ile/ve/değil/yerine AYRICALIK/LI

( [not] PRIORITY vs./and/but PRIVILEGED
PRIVILEGED instead of PRIORITY )


- ÖNEMLİ(ÖNCELİKLİ) ile/ve/değil/yerine/<>/>< DEĞERLİ

( Siyaset ve ticaretin itibar ettiği. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<>/>< İlim ve irfanın itibar ettiği. )

( [not] IMPORTANT(PRIOR) vs./and/but/<>/>< PRECIOUS/VALUABLE
PRECIOUS/VALUABLE instead of IMPORTANT(PRIOR) )


- ADANMAK ile/yerine/değil (GEREKTİĞİ/YETERİ KADAR) ÖNCELİK/ÖNEM VERMEK

( Yanlışı. DEĞİL/>< Doğrusu. )

( [not] TO BE DEVOTED vs./but TO ATTACH IMPORTANCE/PRIORITY (IN NECESSARY/ENOUGH)
TO ATTACH IMPORTANCE/PRIORITY (IN NECESSARY/ENOUGH) instead of TO BE DEVOTED )


- ÖNCEKİ ile/ve SONRAKİ

( AKDEM[< KADÎM] ile/ve ÂHİR )

( BEFORE vs./and LATER )


- BİR ÖNCEKİ ile/ve BİR SONRAKİ


- İLK ile ÖNCELİKLİ

( FIRST vs. PRIMARY )


- ESAS ile ÖNCELİKLİ

( BASE vs. PRIMARY )


- YEĞLEME/TERCİH ile/ve/değil ÖNCELİK

( [not] TO PREFER vs./and/but PRIORITY )


- YEĞLEME/TERCİH ile/ve ÖNCEL/LEMEK

( TO PREFER vs./and PREDECESSOR )


- OLMA ile/ve/< "OLMADAN ÖNCE OLMA"


- YOKLUK ile/ve YOK OLMADAN ÖNCEKİ YOKLUK

( NONEXISTENCE vs./and NONEXISTENCE BEFORE TO BECOME NOT EXIST )

( ABHAVA ile/ve PRADHAVAMSA-ABHAVA )


- YOK OLMADAN ÖNCEKİ YOKLUK ile/ve ORTAYA ÇIKIŞTAN SONRA/Kİ YOKLUK

( NONEXISTENCE BEFORE TO BECOME NOT EXIST vs./and NONEXISTENCE AFTER EXISTENCE )

( PRADHAVAMSA-ABHAVA ile/ve PRAG-ABHAVA )


- ERKEN TANI/TEŞHİS ile/ve/yerine BAŞINDAN/ÖNCEDEN TANI/TEŞHİS


- FaRkLaR KILAVUZU'NDA ÖNCELİKLER:
YARARLI ve/> ÖNCELİKLİ ve/> İNCELİKLİ


- SAVUNMA ile ÖNCELLEME

( TO DEFENCE vs. TO PRECEDE )


- DESTEKLEME ile ÖNCELLEME

( TO SUPPORT vs. TO PRECEDE )


- SABAH(/KALKINCA) HAZIRLA(N)MAK ile/yerine AKŞAMDAN(/ÖNCEDEN) HAZIRLA(N)MAK

( Eğer hazırlanmakta başarısız olursanız, başarısız olmaya hazırsınız demektir. )

( TO GET READY IN THE MORNING vs. TO GET READY IN THE LAST EVENING
TO GET READY IN THE LAST EVENING instead of TO GET READY IN THE MORNING )


- SORMAK ile ÖNCE KENDİNE SORDUKTAN SONRA SORMAK

( Sadece sormuş olmak için soru sorulmaz! )

( Bir şey ki, yapmasan da olur. YAPMA! Bir şey ki, söylemesen/sormasan da olur. SÖYLEME/SORMA! )


- TEMBELLİK ile/ve/değil ÖNCELİK


- BELLEK ile/ve/değil ÖNCELİK


- KADIN OLMAK değil/yerine ÖNCE ADAM/İNSAN OLMAK SONRA KADIN OLMAK

( Ayrımlar yerine bütünlük üzerine düşünülerek yapılanmak gerek! )


- ERKEK OLMAK değil/yerine ÖNCE ADAM/İNSAN OLMAK, SONRA ERKEK OLMAK

( Ayrımlar yerine bütünlük üzerine düşünülerek yapılanmak gerek! )


- TATLIYI:
YEMEKTEN ÖNCE YEMEK ile/ve/||/<> YEMEKTEN SONRA YEMEK


- SUYU:
YEMEKTE İÇMEK değil/yerine YEMEKTEN 1 SAAT ÖNCE YA DA SONRA İÇMEK

( ÂB-HURDE: Su içen. )


- (AĞIZDA) 30 SN. ile/yerine (MİDEDE) 2,5 SAAT'E ÖNEM/DEĞER/ÖNCELİK VERMEK


- SIFATIN, ...:
SÖZCÜKTEN ÖNCE KULLANILMASI ile SÖZCÜKTEN SONRA KULLANILMASI


- ÇOĞUL TANIMLARIN ÖNÜNE/ÖNCESİNE "BİR" (SÖZCÜĞÜ) KONULMAZ/SÖYLENİLMEZ!


- HERŞEYDEN ÖNCE ... ile/değil/yerine TÜM BUNLARIN YANISIRA ...


- ...DAN ÖNCE ile/ve/değil ... YANISIRA


- NE OLDUĞUNDAN ÇOK ... ile/ve/değil NE OLDUĞUNDAN ÖNCE ...


- BİR ÖNCEKİ HAFTA ile/değil GEÇEN HAFTA


- BİR ÖNCESİ ile/ve ÜSTÜ


- ÖNCE ile/değil İLK


- GEÇMİŞ ANLATIMINDA:
DÜN değil BİR ÖNCEKİ GÜN


- ESKİ ile/ve/değil/yerine ÖNCEKİ


- ESKİ ile/ve/değil/yerine BİR ÖNCEKİ


- AZ ÖNCE SÖYLEDİM/BELİRTTİM GİBİ değil AZ ÖNCE SÖYLEDİĞİM GİBİ


- ÖNCEKİSİNDEN değil ÖNCEKİNDEN


- ANLATIMDA:
"DÜNKÜ" değil "BİR GÜN ÖNCEKİ"


- İLÂN[Ar.]/ANONS[Fr. < ANNONCE] ile/değil/yerine/= DUYURU/DUYURMAK/DUYUT

( Söz ve yazı yoluyla verilen kısa haber. )

( ANONSE[Fr.]: Bildirilmiş, ilân edilmiş. )

( ANNONCE )


- İNİSİYATİF[Fr./İng. < INITIATIVE] ile/değil/yerine/= ÖNCE(Cİ)LİK, ÖNCÜLÜK

( INITIATIVE )

( INITIATIVE )


- KONSER[İng. < CONCERT] ile/değil/yerine/= DİNLETİ

( CONCERT )


- TOMURCUK ile GONCA[Fars. < GONÇE]/KONCA

( ... İLE Açılmamış çiçek. )

( Divan edebiyatında sevgilinin ağzı yerine kullanılır ve açılmamışlık özelliğiyle kendini gösterir. )

( GONÇE )


- KONÇERTO ile KONÇERTO GROSSO

( Tek. İLE Çoklu. )

( İlk Konçerto: Trompet ile yapılmıştır. [GASPARO TORELLI] )


- KEMAN/VARDI GELDİ ile/ve/<>/> VİYOLA ile/ve/<>/> ÇELLO/VİYOLONSEL[İt. < VIOLONCELLO] ile/ve/<>/> KONTRBAS[Fr.]

( Çenenin altına dayanarak çalınan telli çalgı. İLE/VE/<>/> Kemandan biraz büyükçe dört sürtme telli saz. İLE/VE/<>/> Viyoladan büyük, kontrobastan küçük dört sürtme telli saz. İLE/VE/<>/> En kalın sesli yaylı çalgı. )

( )

( VIOLONCELLO )

( KONTRBAS )


- ÖNCESİ-SONRASI:
TEKERLEK ve YELKEN ve YAZI


- BÂKİ'NİN:
25 YAŞ ÖNCESİ ŞİİRLERİ ile/ve 25 YAŞ SONRASI ŞİİRLERİ

( BÂKÎ ['den...]

MÜHEYYÂ OLDU MECLİS SÂKİYÂ PEYMÂNELER DÖNSÜN
BU BEZM-İ RÛH BAHŞUN ŞEVKINA MESTÂNELER DÖNSÜN
DİLÂ CÂM-I ŞARÂB-I AŞK-I YÂRI ŞÖYLE NÛŞ İT KİM
FELEKLER GÜM GÜM ÖTSÜN BAŞINA HUMHÂNELER DÖNSÜN

HAYAL-İ ŞEM'-İ RUHSARIN KO YANSIN HANE-İ DİLDE
PERİN OL ŞEM'A YAKIP ŞEVK İLE PERVÂNELER DÖNSÜN

SEN AĞYÂR İLE DEVR ETDİR ŞEHÂ PEYMÂNEYİ DÂİM
SER-İ KÛYUN DOLAŞIP ÂŞIK-I BÎÇÂRELER DÖNSÜN

BU BEZM-İ DİLKÜŞÂYA MAHREM OLMAZ BÂKİYÂ HERKES
Dİ GELSİN EHL-İ DİLLER GELMESİN BİGÂNELER DÖNSÜN )


- PENTATLON'DA:
ÖNCEKİ ile/ve OLİMPİYATLARDA

( Cirit Atma, Disk Atma, Uzun Atlama, 200 metre koşusu ve 1500 metre koşusu. İLE/VE 4000 metre kros kantri koşusu, 5000 metrelik 30 engelli, 6 kros kantrili koşu, 3000 metre serbest yüzme, eskrim ve tabanca ile atış. )

( PENTATLON: Atletizmde beş yarıştan biraraya gelen bir yarışma. )


- EVRENSELLERİN:
ŞEYLERDEN ÖNCELİĞİ ile/ve ŞEYLERİN İÇİNDELİĞİ ile/ve ŞEYLERDEN SONRALIĞI

( UNIVERSALIS ANTE REM cum/et UNIVERSALIS IN REBUS cum/et UNIVERSALIS POST REM )


- ŞEY'İN:
ŞEYDELİĞİ ile/ve ŞEYDEN ÖNCELİĞİ ile/ve ŞEYDEN SONRALIĞI


- SANAYİ ÖNCESİ ile SANAYİ SONRASI


- 1900 ÖNCESİ ile 1901 SONRASI


- MOTORUN İCADINDAN ÖNCESİ ile MOTORUNDAN İCADINDAN SONRASI


- MİT ile/ve TARİH ÖNCESİ


- AYDINLANMA ile/ve "ÖLMEDEN ÖNCE ÖLMEK"


- IMMANUEL KANT'TA:
"ARI USUN ELEŞTİRİSİ" ÖNCESİ ile "ARI USUN ELEŞTİRİSİ" SONRASI


- OKUMAK:
SABAH ile/ve/||/<>/> AKŞAM ile/ve/||/<>/> YATARKEN/YATMADAN ÖNCE


- DUŞU:
YEMEKTEN SONRA, DOLU MİDEYLE YAPMAK değil/yerine YEMEKTEN ÖNCE, BOŞ MİDEYLE YAPMAK


- ELLERİ YIKAMADA:
YEMEKTEN ÖNCE ve UYUMADAN ÖNCE

( ... VE Uyku/rüya sırasında -düşük de olsa- parmağınızı gözünüze değdirme olasılığından dolayı gözün mikrop kapmaması için uyumadan önce elleri temiz tutmakta yarar vardır! )


- KOKU KULLANMAK ile/değil/yerine ÖNCE TEMİZ OLMAK/TUTMAK


- ELEKTRİKLİ ÜRÜNLERİN KABLOLARINI:
PRİZE TAKTIKTAN SONRA AYGITA BAĞLAMAK değil ÖNCE AYGITA KABLOSUNU TAKIP SONRA PRİZE TAKMAK


- ASANSÖRDE:
DOĞRUCA ADIM ATMAK değil/yerine ADIM ATMADAN ÖNCE AYNAYI (KENDİNİ AYNADA) GÖRMEK


- TRAFİKTE ÖNCELİKLİLER[sırasıyla]:
ENGELLİ/LER ile/ve/< HASTA/LAR ile/ve/< YAŞLI/LAR ile/ve/<
ÇOCUK/LAR, ÖĞRENCİ/LER ile/ve/< HANIM/LAR ile/ve/<
YAYA/LAR ile/ve/<
BİSİKLETLİ/LER ile/ve/< MOTOSİKLETLİ/LER ile/ve/< ACİL DURUM ARAÇLARI[hasta taşıma, itfaiye, polis] ile/ve/<
TOPLU TAŞIMA ARAÇLARI[raylı düzenler öncelikli olmak üzere!] ile/ve/<
ARABA/LAR ile/ve/< AYRICALIKLI/LAR
[her seviyedeki/konumdaki resmî makam araçları (her ne kadar güvenlikleri "önemli/öncelikli" sayılsa da!)]

( Kişiye ait arabaların sayılarının ülkemizde çok olması [ya da artmasının teşvik ediliyor olması], yolların eski olanaksızlıklara göre düzenlenmiş olması, önceliği arabalara vermek için geçerli bir neden değildir/olamaz! Tam tersine, konumları/sıraları en sondadır! [Bu zihniyeti geliştirmeyi ve yaygınlaştırmayı, her birimiz haklarımıza sahip çıkarak daha da hızlandıracağız! Lütfen!!! Sizin de farkındalığınız, desteğiniz ve katılımınızla!...] )


- TRAMVAY'DA, METRO'DA:
BİNMEYE ÇALIŞMAK değil/yerine İNENENLERE ÖNCELİK TANIYIP DAHA SONRA RAHATÇA BİNMEK


- ÖNCELİK'İ:
TELEFONA/MESAJA VERMEK değil/yerine ORTAMA/ÇEVREYE/TOPLANTIYA/KİŞİLERE VERMEK


- GAZZÂLÎ ÖNCESİ ile/ve SONRASI

( Meşşaîlerin diliyken, Gazzâlî sonrasında, aklın küllî dili haline geldi. Bu nedenle Kategoriler konusu Mantık'tan çıkartılıp Fizik'e aktarıldı. )


- MANTIKSAL ÖNCELİK ile/ve VAROLUŞSAL ÖNCELİK


- ÖNCE CÂN, SONRA CÂNAN ile/ve/değil ÖNCE CÂNAN, SONRA CÂN

( "Canım var!" diyen ölüdür. )

( Canından vazgeçen ölüler için ölüm var mı? )

( ÂŞIK OLDUR KİM KILÂR CANIN FEDÂ CÂNÂNINA
MEYL-İ CÂNÂN ETMESİN HER KİM Kİ KIYMAZ CÂNINÂ

CÂNI KİM CÂNÂNI İÇİN SEVE CÂNÂNIN SEVER
CÂNI İÇİN KİM Kİ CÂNÂNIN SEVER CÂNIN SEVER )

( [Ancak] Verirsek canı, alırız cananı. )


- BEŞ HAZRET ile/ve ÖNCESİ/SONRASI

( * LÂHUT ÂLEMİ
* CEBERRUT ÂLEMİ
* MELEKUT ÂLEMİ
* MİSAL ÂLEMİ
* NÂSUT ÂLEMİ )


- VUSLAT'TAN ÖNCEKİ SÖZ ile/ve VUSLAT'TAN SONRAKİ SÖZ

( Eski haline getiremeyeceğin şeyi yapma/söyleme! )


- TÖVBEDEN ÖNCEKİ HİDÂYET ile/ve TÖVBEYE HİDÂYET ile/ve TÖVBEDEN SONRAKİ HİDÂYET


- FARK:
CEM ÖNCESİ ile/ve/değil/yerine CEM ile/ve/değil/yerine CEM SONRASI

( Şirk. İLE/VE Zındıklık. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Tevhid. )


- SABIR ile/ve/değil/yerine BELÂ GELMEDEN ÖNCEKİ SABIR


- İBÂDETTEN ÖNCEKİ TÖVBE/İSTİĞFAR ile İBÂDETTEN SONRAKİ TÖVBE/İSTİĞFAR


- NAMAZDAN ÖNCE ESTAĞFİRULLAH ile/ve NAMAZDAN SONRA OKUNAN ESTAĞFİRULLAH


- KABÎL[< KABL]:
SOY, NEVİ, SINIF | TÜRLÜ, GİBİ | AZ ÖNCE -<


- CONCEPTS vs. WORDS


- INTEGRITY vs. CONCENTRATION


- CONCEPTS vs. SUBJECT/TOPIC


- GIVING NAME vs. TO CONCEPT


- TO CONCEPT vs. TO CONCEPTUAL


- ÖNCELİK/Lİ (OLAN) ile/ve ÖNEM(Lİ) (OLAN)

( (THE) PRIORITY(/PRIMARY) vs./and (THE) IMPORTANT(/IMPORTANCE) )


- SUBJECT vs. CONCEPT


- PERSON vs. CONCEPT/EVENT


- SYMBOL vs. CONCEPT


- CONCENTRATED vs. TO CONCENTRATE


- CONCEPT vs. TERM


- ORGANIZER/REGULATOR CONCEPTS vs. ONTOLOGICAL CONCEPTS


- CONCENTRATION vs. TO GET FOCUS


- TO LISTEN/PRETEND TO LISTEN vs. INDIFFERENCE/UNCONCERN/NEGLIGENCE


- CONCEPT vs./and LIFE


- SYSTEM vs./and CONCEPT


- CONCERNED ABOUT vs. CONCERNED WITH


- (not ONE TIME) ONCE


- ÖNCESİ - SONRASI


- HAZIR OLMAK ile/yerine AKŞAMDAN(/ÖNCEDEN) HAZIRLANMAK


- KÖTÜ KOKU ÖNCE TEMİZ OLMAK/TUTMAK


- KATILIM ÖNCELİK/ÖNEM VERMEK


- Önce susmayı öğren! sonra KONUŞ!!!


- Önce söz ver sonra KONUŞ!!!


- Önce selâm ederek KONUŞ!!!


- Olaydan önce KONUŞ!!!


- Olmadan önce KONUŞ!!!


- Önceden KONUŞ!!!


- Pişman olmadan önce KONUŞ!!!


- Dayanamayacakların için önceden düşün ve KONUŞ!!! -ve


- Önce gözlerin konuşsun sonra sen KONUŞ!!!


- Önce dinle, sonra nötr ol ve öyle KONUŞ!!! -ve


- Nasılsa diyerek çıkarlarını öncellemeden KONUŞ!!!


- Niye ki? diyerek, hazırcı değil önce kendin düşün de ona göre KONUŞ!!!


- Öncesini-Sonrasını bil de KONUŞ!!!


- Önce bir DİNLE!!!


- Gerçekleştirmeden önce DİNLE!!!


- Gerçekleşmeden önce SUS!!!


- Gerçekleştirmeden önce SUS!!!


- Önce bir SUS!!!


- ÖNCESİ - SONRASI

( BEFORE - AFTER )


- ÖNCESİ - SONRASI OLMAZ!


- DUŞU:
YEMEKTEN/KAHVALTIDAN SONRA, DOLU MİDEYLE YAPMAK değil/>< YEMEKTEN/KAHVALTIDAN ÖNCE, BOŞ MİDEYLE YAPMAK


- TRAMVAY'DA, METRO'DA:
BİNMEYE ÇALIŞMAK değil/>< İNENENLERE ÖNCELİK TANIYIP DAHA SONRA RAHATÇA BİNMEK

( Yanlışı. >< Doğrusu. )


- ÖNCELİK'İ:
TELEFONA/MESAJA VERMEK değil/>< ORTAMA/ÇEVREYE/TOPLANTIYA/KİŞİLERE VERMEK

( Yanlışı. >< Doğrusu. )


- ÖĞLE VAKTİ ile/ve ÖĞLEDEN ÖNCE ile/ve ÖĞLEDEN SONRA


- SINIRLARI BİLMEK ile/ve/değil/yerine öncelikle EŞİKLERİ BİLMEK


- ÖNEM ile ÖNCELİK

( IMPORTANCE vs. PRIORITY )


- NAKİT ile/ve/< PEŞİN[< Fars. PÎŞÎN: Önceki.]

( PÎŞÎN )


- ÇIKAR ile/ve ÖNCELİK


- ÜSTÜNLÜK ile/değil/yerine ÖNCELİK


- ÖNCELİKLER [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]


- ÖNCELİK/SONRALIK ile/ve/değil SIRALAMA


- 2 YIL ÖNCE ile/değil 2. YIL/SENE


- ASIL/ESAS ile/ve/<>/|| ÖNCELİK/Lİ

( Yokluk, esas ve önceliklidir. )


- SOKRATES:
ÖNCESİ ile/ve/<>/> SONRASI

( THALES: [yaklaşık][M.Ö.] 625 - 546
ANAKSİMANDROS: [yaklaşık][M.Ö.] 610 - 546
ANAKSİMENES: [yaklaşık][M.Ö.] 585 - 525
PYTHAGORAS: [yaklaşık][M.Ö.] 570 - 496
HERAKLEITOS: [yaklaşık][M.Ö.] 540 - 480
PARMENİDES: [yaklaşık][M.Ö.] 515 - 450
EMPEDOKLES: [yaklaşık][M.Ö.] 494 - 434
ANAXAGORAS: [yaklaşık][M.Ö.] 500 - 428
PROTOGORAS: [yaklaşık][M.Ö.] 481 - 420
DEMOKRİTOS: [yaklaşık][M.Ö.] 460 - 360

ile/ve/<>/>

SOKRATES: [yaklaşık][M.Ö.] 470 - 399

PLATON: [yaklaşık][M.Ö.] 427 - 347
ARİSTOTELES: [yaklaşık][M.Ö.] 384 - 322 )

( Sokrates öncesi düşünce, Thales ile başlıyor.
Anaksimandros, Anaksimenes tarafından devam ettiriliyor.
Pythagoras, mistik ve matematiksel yaklaşımı geliştiriyor.
Herakleitos, değişim ve oluşa işaret ediyor.
Parmenides, değişim ve varlık'a işaret ediyor.
Empedokles, dört unsur, iki karşıt kuvvet[sevgi ve nefret]'e işaret ediyor.
Anaxagoras, "şey" sayısı kadar unsur, akıl[nous] olduğuna işaret ediyor.
Protogoras, kişinin, herşeyin ölçüsü olduğuna işaret ediyor.
Atomcular, Leucippus ve Demokritos, niteliğin nicelik ile yer değiştirmesi.

İLE/VE/<>/>

Sokrates ile antik yunan doğa anlayışı, doğadan, insana yöneliyor.

Plato ve Aristotles, bu iki anlayışı, evreni anlamak için genişletiyor ve derinleştiriyorlar. )

( SOKRATES: Sağlam güç sahibi. )

( image )


- [önce] İÇ YÜZ(Ü) ve/<> [sonra] SON SÖZ(Ü)

( [önce] Öğren/bil. VE/<> [sonra] Söyle. )


- ÖNCESİ-SONRASILI ile/değil/yerine KARŞILIKLILIK/EYTİŞİM(DİYALEKTİK)


- EVVELSİ SENE değil EVVELKİ(ÖNCEKİ) YIL/SENE


- YAPAMAMA/GERÇEKLEŞTİREMEME:
YOĞUNLUKTAN DOLAYI ile/ve/değil/<> ÖNCELİKLER(İN)DEN DOLAYI


- ÖNCE/Sİ ve/<> BİLİNC/İ


- FARK ÖNCESİNDEKİ CEM ile/değil/yerine FARK SONRASINDAKİ CEM

( Zevktelerdir. İLE/DEĞİL/YERİNE Ancak, zahmette olanlar/olabilenler içindir. )


- CEM'İN:
ÖNCESİ ile/ve SONRASI

( "Musevî'lik". İLE/VE "Muhammedî'lik". )


- KOLOMB ÖNCESİ UYGARLIKLAR MÜZESİ

( Şili'nin başkenti, Santiago'da bulunmaktadır. )

( MUSCO de ARTE PRECOLOMBIANO )


- AŞK:
KAVUŞMADAN(VUSLATTAN) ÖNCE değil/yerine/<> KAVUŞMADAN(VUSLATTAN) SONRA


- ÖNCELİK/LER ile/ve ÖZLEM/LER


- NEREDE, O ESKİ BAYRAMLAR/RAMAZANLAR değil NEREDE, O ÖNCEKİ BEN


- FELSEFE('NİN "KUSURU"):
ÖNCESİ var SONRASI [yok]

( Öncesinin var olup ve fakat sonrasının olmaması. )


- ÖLÜMDEN SONRA, YAŞAMIN OLUP OLMADIĞI değil/yerine ÖLÜMDEN ÖNCE, SENİN, YAŞAMDA OLUP OLMADIĞIN


- DİN ÖNCESİ ile/ve/<> DİN ÖTESİ

( Ekin(kültür). İLE/VE/<> Folklor. )

( Din öncesi ve din ötesi )


- ÖNCEKİ ile/ve/değil YETERSİZLİK


- SÖZÜ:
SÖYLEMEDEN ÖNCE ile/ve/||/<> SÖYLEDİKTEN SONRA

( Önünde dur! İLE/VE/||/<> Ardında dur! )


- ÖNCEL ile ÖNCÜL


- GEREKLİLİK/GEREKSİZLİK ile/ve/değil ÖNCELİK

( "Gereklilik" ya da "gereksizlik" olarak "tanımlamamız/tanımladıklarımız(gördüklerimiz/görmediklerimiz)", (daha çok) kolayımıza/işimize gelen, alışageldiğimiz bellek kayıtlarımızın yoğunluğu ve önceliği oranındadır. )


- ÖNCELİKLİ ile/ve/değil ÖNCELİKLERLE ÖRTÜŞEN


- BİLİME İNANMAK değil BİLİMİ/BİLİMSELLİĞİ ÖNCELİKLİ KILMAK/TUTMAK

( Bilim/bilimsellik, olay, olgu ve kavramları değerlendirmede/yorumlamada/konuşmada, olmazsa olmaz, aslolan ve öncelikli olanın, yanlı ya da keyfî davranmayarak, kendini/birini/kişiyi merkeze almadan (bu tavır ve tutumu anımsayarak/anımsatarak, göstererek), dayanakçalı düşünerek, konuşarak ve davranarak sağlanabilir/gösterilebilir. )

( Bilim/bilimsellik, doğrulanabilirlik ya da kanıt üzerinden değil yanlışlanana kadar doğru kabul etme gerekliliği ilkesiyle işleyen ve sürdürülebilen bir araç, yaklaşım ve tutumdur. )


- BİRŞEYLERİ:
ERTELEMEK ile/değil/yerine/>< ÖNCELLEMEK

( TEHİR[< AHAR] ile/değil/yerine/>< TEVİL[< EVVEL] )


- ÖNCELİKLİ KILMAK ile/ve/<> ÖNE ÇIKARMAK


- ZÂTEN ŞÖYLEYDİ değil/yerine DAHA ÖNCE DE ŞÖYLEYDİ


- [ne yazık ki]
"KENDİNDE":
!AYRICALIK/ÖNCELİK ("ARAMAK"/"BULMAK") ile !"ÖLÜMSÜZLÜK" ZANNETMEK ile !EGEMENLİK "KURMAK"

( Adâletten en uzakta olanların, en bilgisiz olanların ve kendinin en yüksekte olduğunu zannedenlerin, "kabul" ya da dayatmaları... )


- TARTIŞMALI NEDEN SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI:
YANLIŞ NEDEN ile/ve/||/<> ÖNCESİNDE ile/ve/||/<> ORTAK ETKİ ile/ve/||/<> GÖZDEN KAÇIRILABİLİR NEDEN ile/ve/||/<> YANLIŞ YÖN ile/ve/||/<> KARMAŞIK NEDENLER

( FALLACY OF FALSE CAUSE vs./and/||/<> FALLACY OF "PREVIOUS THIS" vs./and/||/<> JOINT EFFECT vs./and/||/<> GENUINE BUT INSIGNIFICANT CAUSE vs./and/||/<> WRONG DIRECTION vs./and/||/<> COMPLEX CAUSE )


- ÖDÜN VERMEK ile/değil/yerine ÖNCELİK YÖNETİMİ


- SÖZDEN ÖNCEKİ 3 EŞİK:
İYİLİK ve/||/<> İNCELİK ve/||/<> GEREKLİLİK


- KOŞUL ile/ve/değil/yerine/||/<>/> ÖNCELİK


- ÜSTÜNLÜK:
BAŞKALARINDAN değil/yerine/>< ÖNCEKİ DURUMUNDAN


- OLMADAN ÖNCE OLSUN DİYE ve/||/<> ÖLMEDEN ÖNCE ÖLSÜN DİYE


- ZİRKONYUM ile/ve/<> HAFNİYUM[< HOFNIA: Kopenhag kentinin önceki adı]

( Atom numarası 40, atomik ağırlığı 91.22, ergime sıcaklığı 1852 °C, kaynama sıcaklığı 4377 °C, yoğunluğu 6.5 g/cm³, kütle numarası87-97 arasında izotopları bulunan, beta ve gama yayınlayan, 63 gün yarılanma süreli, 95 kütle numaralı izotoplu [Zr95] petrol boru hatlarında, izleyici olarak kullanılan, ısıl [0.0253eV enerjili ya da 2200 m/s hızlı] nötronlar için soğurma etki kesiti çok düşük [185mb], saçılma etki kesiti büyük [6.4b] olduğundan, reaktörlerde yakıt kılıfı [zarfı] malzemelerinde yavaşlatıcı olarak kullanılan ve suda çözünmeyen, derişik asitlerde çözünen, cevherlerinde hafniyumla birlikte bulunan, beyazımtrak-gri metal. [Simgesi: Zr]
İLE/VE/<>
Atom numarası 72, atomik ağırlığı 178.49, kütle numarası 166-184 arasında izotopları bulunan, ancak 176 [%5.21], 177 [%18.56], 178 [%27.1] kütle numaralı izotopları tam kararlı, 179 [%13.75] ve 180 [%35.22] kütle numaralı izotopları da iç dönüşümlerde kararlı duruma geçen, ergime sıcaklığı 2231 °C, kaynama noktası 4602 °C, yoğunluğu 13.3 g/cm³ olan, ısıl [0.0253eV enerjili ya da 2200 m/s hızlı] nötronlar için soğurma etki kesiti yüksek [102b], saçılma etki kesiti küçük [8b] olduğundan, reaktör denetim çubuklarında kullanılan, doğada zirkonyum cevheriyle birlikte bulunan ve ona çok benzeyen, beyaz metalik öğe. [Simgesi: Hf] )


- ZEKÂ ile/ve/değil/||/<> ÖNCELİK (VERME[ME]K)


- KONSEPT[İng. < CONCEPT] ile/değil/yerine/= KAVRAM

( CONCEPT )


- SELEF ile/değil/yerine/= ÖNCEL


- BİSİKLET ve/<> ÖNCELİK


- [önce] DÜŞMEYİ BİLMEK ve/<> [sonra] AYAKTA/BİSİKLET ÜSTÜNDE DURMAK/OLMAK


- BİSİKLETİ, TEHLİKE YARATMAYACAK ŞEKİLDE KULLANMAK: [hem/öncelikle] KENDİ İÇİN ve/hem de ÇEVRESİ(NDEKİLER) İÇİN


- ÖNCEL >< ARDIL


- ÖLMEK ile/ve/||/<>/>/< "ÖLMEDEN ÖNCE ÖLMEK"

( Dünyanın içinden çıkmak. İLE/VE/||/<>/>/< Dünyayı, içinden çıkarmak. )


- KAVRAM = MEFHUM[Ar. < FEHM] = CONCEPTION, NOTION[İng.] = CONCEPT, NOTION[Fr.] = NOTIO, BEGRIFF[Alm.] = CONCEPTUS, NOTIO[Lat.] = LOGOS, ÉNNOIA, HOROS, NOEMA[Yun.] = CONCEPCÍON[İsp.]

( FEHM )

( CONCEPTION, NOTION )

( CONCEPT, NOTION )

( NOTIO, BEGRIFF )

( CONCEPTUS, NOTIO )

( LOGOS, ÉNNOIA, HOROS, NOEMA )

( CONCEPCÍON )


- ÖNCEL = MUKADDEM = ANTECEDENT[İng.] = ANTÉCÉDENT[Fr.] = ANTECEDENT[Alm.] = ANTECEDENS[Lat.]

( ANTECEDENT )

( ANTÉCÉDENT )

( ANTECEDENT )

( ANTECEDENS )


- ÖNCELİK = PRIORITY/PRECEDENCE[İng.] = [Fr.] = [Alm.] = [İt.] = [İsp.]

( PRECEDENCE )


- ÖNCESİZLİK-SONRASIZLIK = EZELİYET-EBEDİYET = ETERNITY[İng.] = ÉTERNITÉ[Fr.] = EWIGKEIT[Alm.] = AETERNITAS[Lat.] = ETERNIDAD[İsp.]

( ETERNITY )

( ÉTERNITÉ )

( EWIGKEIT )

( AETERNITAS )

( ETERNIDAD )


- HİSS KABL-EL-VUKÛ'(HİSS-İ MUKADDEM) ile/değil/yerine/= ÖNSEZİ, ÖNCEDEN HİSSETME [Fr. PRÉSSENTIMENT]

( PRÉSSENTIMENT )


- İBTİDÂ'[< BED] ile/değil/yerine/= BAŞLAMA | BAŞLANGIÇ | BAŞTA, EN ÖNCE


- KEŞF ile AÇMA, MEYDANA ÇIKARMA | GİZLİ BİR ŞEYİ BULMA | BİR SIRRI ÖĞRENME | BİR ŞEYİN OLACAĞINI ÖNCEDEN ANLAMA | ALLAH TARAFINDAN İLHAM OLUNMA | KALDIRMAK

( AÇMA, MEYDANA ÇIKARMA | GİZLİ BİR ŞEYİ BULMA | BİR SIRRI ÖĞRENME | BİR ŞEYİN OLACAĞINI ÖNCEDEN ANLAMA | ALLAH TARAFINDAN İLHAM OLUNMA | KALDIRMAK )


- GOOGLE HARİTASININ:
ÖNCESİ ile/değil/yerine/> SONRASI

( Google Maps, çevremizi daha iyi anlamamız için masaüstü, Android ve iOS’ta kullanıma hazır birkaç görsel değişiklik ve ek özellik ile yenilendi. Yeni Google Maps, daha temiz ve sade bir görünüm, ilgi alanları ve daha dengeli bir renk şeması ile öne çıkıyor. )

( )


- ZANNETMEDEN ÖNCE ve/<> YARGILAMADAN ÖNCE ve/<> YARALAMADAN ÖNCE ve/<> KONUŞMADAN ÖNCE

( Öğren! VE/<> Anla! VE/<> Hisset! VE/<> Düşün! )


- İTALYA DEPREMİNİN:
ÖNCESİ ile/ve/> SONRASI


- ÇOK GÜZELSİN! DEMENİN:
ÖNCESİ ile/ve/||/<>/> SONRASI

( )

( "Çok Güzelsin!" Demenin Etkileri... yazısı için burayı tıklayınız... )


- ASLINDA ... ile/değil/yerine ÖNCELİKLE ,,,


- DEĞER/İNİ BİLMEK:
SAHİP OLMADAN ÖNCE ile SAHİP İKEN ile KAYBETTİKTEN SONRA

( )

( )

( )

( )


- ASIL ile/değil ÖNCELİKLE


- ÖNCE:
ALICI(MÜŞTERİ) değil ÇALIŞAN


- TAKADDÜM[Ar.] ile/değil/yerine/= ÖNCELİK


- [önce] UMUT" sonra UNUT!"


- SALATA HAZIRLARKEN:
[önce] LİMON sonra ZEYTİNYAĞI


- BİR ŞEYİ ...:
YAPARKEN ile/değil YAPMADAN ÖNCE


- YOLCULUK:
[önce] SÖZSÜZ BIRAKIR sonra/> ÖYKÜ ANLATICISINA DÖNÜŞTÜRÜR


- ÖNCELİK ile/ve/değil/||/<>/< PAYLAŞILMIŞ ÖNCELİK


- DEVLETİN (ÖNCELİKLİ/ZORUNLU) SORUMLULUKLARI:
EĞİTİM ve/||/<> SAĞLIK ve/||/<> GÜVENLİK ve/||/<> YARGI GÜVENCESİ


- ANIMSA(YA)BİLMEDE:
ÖNCELİK ve/||/<> YOĞUNLUK ve/||/<> PEKİŞTİRME


- ÖLÜMDE "ÖNCELİK":
[ya] SEN/O ile/ve/ya da/||/<> BEN ile/ve/ya da/||/<> AYNI ANDA, İKİMİZ BİRDEN

( [değil/yerine/ya da]
Bu üç olasılıktan biri gerçekleşmeden, ikimiz/hepimiz[düşünebilen ve seven/sevebilen herkes], ölümle yüzleşip ölmeden önce "ölerek" ve sevdiklerimizle ölüm/ümüz konusunu da konuşabilme olanağıyla, bu üçünün de dışına çıkabilmek. )


- AŞK/ÇOĞU DURUM:
[önce] AKIM ve/sonra/||/<>/> BAKIM


- ÖNEM VERMEK / ÖNEMLİ GÖRMEK
ile/ve/||/<>/>
ÖNCELİKLİ GÖRMEK


- SEÇENEK ile "ÖNCELİK"

( Onun yaşamında, onun için seçeneksek; onu, öncelik yapmayalım. )


- MUTLU OLMAK İÇİN GEREKEN "BENCİLLİK":
"SADECE KENDİNİ DÜŞÜNMEK" değil/yerine ÖNCELİKLE KENDİNİ DÜŞÜNEBİLMEK


- HAWAII ADALARI'NIN OLUŞUMU:
5 MİLYON YIL ÖNCE ile/ve/<>/> 60.000 YIL ÖNCE

( İlk oluşan ada. İLE/VE/||/<>/> Son oluşan ada. )


- [önce] | "GÖRMEMEZLİKTEN GELİRLER"
sonra
"ALAY EDERLER"
sonra
"SAVAŞIRLAR" |
ile/değil/yerine/||/>/><
[sonunda]
KAZANIRSIN


- BİLEN AÇMAZI ile/ve/||/<> HERŞEYİ BİLME AÇMAZI ile/ve/||/<> YALANCI AÇMAZI ile/ve/||/<> ÖNCEDEN BİLME AÇMAZI


- TANIDA/TEŞHİSTE:
TESPİT ile/değil ÖNCELİK


- BİLGİDE/BİLİMDE, ALANDA/KONUDA ASLOLAN/ÖNCELİKLİ OLAN:
"BİLMEMİZ GEREKEN" ile/ve/||/değil/yerine/>< TAKİP EDEBİLMEMİZ/ETMEYE ÇALIŞMAMIZ


- BELİRLEYİCİ ile/ve/||/<> ÖNCELİKLİ


- YETENEK ile/ve/değil/||/<>/< ÖNCELİK


- ANLAMAYI:
"UZATMAK" değil BİR AN ÖNCE/EN KISA SÜREDE


- KİŞİLERDE BAKILMASI GEREKEN/ÖNCELİKLİ OLAN:
"VAAD/LER" değil SAMİMİYET


- QABAQ[Azr.] = ÖN, ÖNCE [Tr.]


- ÖNCEL ile/ve/||/<>/> İLİNEKSEL


- ÖNCÜLLER ile/ve/||/<> ÖNCELİK


- ÖNCELİK ile/ve/||/<>/< ZORUNLULUK


- KANT'IN, KRİTİK YAZIMI DÖNEMLERİNDE:
YAZIM ÖNCESİ ile/ve/||/<> YAZIMI ile/ve/||/<> YAZIM SONRASI

( 1746 - 1770 ile/ve/||/<> 1781 - 1790 ile/ve/||/<> 1790 - 1804 )


- TAASSUB[Ar.] ile/değil/yerine ÖNCELİK


- BİLİNÇDIŞI:
BİLİNÇ ÖNCESİ ile/ve/||/<> DİNAMİK BİLİNÇDIŞI ile/ve/||/<> DERİN BİLİNÇDIŞI

( )


- OLANAKLI İLKECE BİLİNÇLİ:
BİLİNÇ ÖNCESİ ile/ve/||/<> DİNAMİK BİLİNÇDIŞI

( )


- SOYUTLAMA GÜCÜ ile/ve/||/<> YÖNETİLEBİLİRLİK ile/ve/||/<> İLİŞKİLERİN ÖNCELİĞİ

( ABSTRACTION POWER vs./and/||/<> INTEROPERATIBILITY vs./and/||/<> PRIORITY OF RELATIONS )


- İLK YARDIMDA ÖNCELİKLER:
HASTANIN DURUMU ile/ve/değil/yerine/||/<>/< OLAY YERİ GÜVENLİĞİ

( Önce kendi güvenliğimiz, sonra çevrenin/trafiğin vs. güvenliği ve daha sonra hastanın güvenliği. )


- İLK YARDIMDA ÖNCELİKLİLER:
YETİŞKİNDE ile ÇOCUKTA/BEBEKTE

( Kalbin çalışmasını sağlamak.[Yetişkinde: Çift el ile. | Çocukta: Tek el ile.] İLE Solunumunu sağlamak. )


- ÖTEKİ DENEYİMLER/İ/M ile/ve/değil/||/<>/< ÖNCEKİ DENEYİMLER/İ/M


- ÖNCEDEN ... ile/ve/değil/||/<>/< ÖNCELERİ ...


- [ne yazık ki]
"ALIŞKANLIK":
ÖNCE HAFİF ve/||/<>/> SONRA GÜÇLÜ

( Duyumsanılamayacak kadar. VE/||/<>/> Kırılamayacak kadar. )


- SANATÇI İÇİN ÖNEMLİ(ÖNCELİKLİ) OLAN:
PARÇALARDAN DOLAYI BÜTÜN değil BÜTÜNDEN DOLAYI PARÇALAR


- KABLELMİLAT ile/değil/yerine/= MİLÂTTAN ÖNCE


- [önce] (NEHY-İ ANİ'L) MÜNKER[Ar.] ile/ve/sonra/||/<>/>/>< (EMR-İ) BİL MÂRUF[Ar.]

( Günah ve kötü şeyler[in yapılmaması]. İLE/VE/||/<>/>/>< Herkesçe bilinen, tanınan, belirli, sanlı. | Şeriatın uygun gördüğü, beğendiği ve buyurduğu[nun yapılması]. )


- SÖZ SÖYLEMENİN KURALLARINDA:
ÖNÜNÜ ARDINI GÖZETMEK[Ar.] ve/||/<> SÖYLEMEDEN ÖNCE TEKRAR TEKRAR DÜŞÜNMEK[Ar.] ve/||/<> ON KERE DÜŞÜNÜP BİRİNİ SÖYLEMEK[Ar.] ve/||/<> "HER AĞZIMIZA GELENİ" SÖYLEMEMEK[Ar.]

( Önün ardın gözet fikr-i dakîk et onda bir söyle
Öğütme ağzına her ne gelirse âsiyâb-âsâ

Osman Nevres[ö. 1762] )

( )


- UKE/UKULELEDE:
SOPRANO ile/ve/||/<>/> KONÇERTO ile/ve/||/<>/> TENOR ile/ve/||/<>/> BARİTON


- BİLGİNİN VE ÜNİVERSİTENİN ÖNCELİKLİ İŞLEVLERİNDE:
ARAŞTIRMA ve/||/<>/> AKTARIM


- ÜSTÜN/LÜK / ALÇAK/LIK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÖNCE/LİK / SONRA/LIK


- RÜÇHAN HAKKI ile YASAL ÖNCELİK HAKKI


- SESSİZLİK ile FIRTINA ÖNCESİ SESSİZLİĞİ


- ÖNCELİKLE ile/ve/||/<> BAŞTA


- [önce] ELİMİZDEN GELEN ile/ve/sonra/||/<>/> ELİMİZDEN GİDEN

( Yap(alım)! İLE/VE/SONRA/||/<>/> (Fazla) Düşünmeyelim hatta umursamayalım. )


- ÖNCELİK:
BİLİŞSEL/MANTIKSAL ile/ve/değil/||/<>/< VAROLUŞSAL


- ÖNCELİK ve/||/<>/>/< İNCELİK


- ALİVRE MUAMELE[Ar.] ile/değil/yerine/= ÖNCEDEN İŞLEMLİ SATIŞ


- EVVELA[Ar.] ile/değil/yerine/= ÖNCE/İLKİN/ÖNCELİKLE/İLK ÖNCE


- EVVELDEN[Ar.] ile/değil/yerine/= ÖNCEDEN/ÖNCELERİ/ESKİDEN


- EVVELİ ile/değil/yerine/= ESKİDEN/ÖNCEKİ


- EVVELİYAT[Ar.] ile/değil/yerine/= ÖNCESİ


- EZEL ile/değil/yerine/= ÖNCESİZLİK


- EZELİ ile/değil/yerine/= ESKİLİ/ÖNCESİZ


- KONSANTRASYON/CONCENTRATION[İng.] ile/değil/yerine/= GÖZEÇLENME/YOĞUNLAŞMA/DERİŞİM

( CONCENTRATION )


- PEŞİN ile/değil/yerine/= ÖNCELİ


- SEMT ile/değil/yerine/= YÖNCE


- SÛRET-İ MÜMTAZE ile/değil/yerine/= ÖNCELİKLİ


- TAKDİM-TEHİR ile/değil/yerine/= ÖNCELEME-SONRALAMA


- BİRLİK/ÇABA/ÖNCELİK:
ANDA ve/||/<> CANDA ve/||/<> KANDA ve/||/<> DONDA


- GONCA[Fars. < GONÇE] ile YONCA/TRIFOLIUM[Lat.]

( Açılmamış çiçek. İLE Baklagillerden, başak durumundaki çiçekleri kırmızı ya da mor renkli, hayvanlara yem olarak yetiştirilen çayır bitkilerinin genel adı. )

( GONÇE )

( TRIFOLIUM )


- ANTEDİLÜVIEN[Fr.] ile/değil/yerine/= TUFAN ÖNCESİ


- ANTEMERİDIEN/A.M.[Fr.] ile/değil/yerine/= ÖĞLE ÖNCESİ

( A.M. )


- a.c./ANTE CIBUM[İng., Lat.] ile/değil/yerine/= YEMEKTEN ÖNCE


- EC50/EFFECTIVE CONCENTRATION OF %50[İng.] ile/değil/yerine/= ETKİLİ YOĞUNLUĞUN %50'Sİ

( EFFECTIVE CONCENTRATION OF %50 )


- EX ANTE PREVIOUSLY[İng.] ile/değil/yerine/= ÖNCEDEN

( EX ANTE PREVIOUSLY )


- H.S./HORA SOMNİ[İng.] ile/değil/yerine/= YATMADAN ÖNCE


- IC50/YÜZDE ELLİ İNHİBİTÖR KONSANTRASYON HALF MAXIMAL[ İNHİBİTORY CONCENTRATION[İng.] ile/değil/yerine/= YÜZDE ELLİ YOĞUNLUK ÖNLEYİCİ

( YÜZDE ELLI INHIBITÖR KONSANTRASYON HALF MAXIMAL INHIBITORY CONCENTRATION )


- KONSANTRATÖR/CONCENTRATOR[İng.] ile/değil/yerine/= YOĞUNLAŞTIRICI

( CONCENTRATOR )


- KONSANTRE/CONCENTRATED[İng.] ile/değil/yerine/= YOĞUNLAŞMIŞ | DERİŞİK

( CONCENTRATED )


- KONSANTRİK/CONCENTRIC[İng.] ile/değil/yerine/= EŞMERKEZLİ

( CONCENTRIC )


- KONSEPT/CONCEPT[İng.] ile/değil/yerine/= KAVRAM

( CONCEPT )


- MİK/MIC/MINIMUM İNHİBİTOR CONCENTRATION[İng.] ile/değil/yerine/= MİNİMUM İNHİBİTÖR KONSANTRASYON, ENGELLEYİCİ EN DÜŞÜK YOĞUNLUK, MİGRASYON MIGRATION GÖÇ

( MINIMUM INHIBITOR CONCENTRATION )


- PREOP./PREOPERATİF PREOPERATIVE[İng.] ile/değil/yerine/= AMELİYAT ÖNCESİ

( PREOPERATIF PREOPERATIVE )


- PRIME[İng.] ile/değil/yerine/= ÖNCEL

( PRIME )


- PRIMUM[İng.] ile/değil/yerine/= İLK | ÖNCE

( PRIMUM )


- PRIMUM NIHIL NOCERE[İng.] ile/değil/yerine/= ÖNCELİKLE ZARAR VERME

( PRIMUM NIHIL NOCERE )


- TRİYAJ/TRIAGE[İng.] ile/değil/yerine/= ÖNCELİKLEME

( TRIAGE )


- [önce] TAKDİR[Ar.] ve/sonra/||/<>/> TAKDİM[Ar.]


- [daha önce] "ALTINI ÇİZMEK(/ÇİZDİKLERİMİZİN)" ile/ve/değil/yerine/sonra/||/<>/< ÜSTÜNÜ ÇİZMEK


- MÜZİK KONSERİ değil KONSER[Fr., İng. < CONCERT]/DİNLETİ

( CONCERT )

( CONCERT )


- ŞİDDETTE, KİŞİ:
[önce] MAĞDUR ile/ve/değil/sonra/||/<>/> MAZLUM ile/ve/değil/sonra/||/<>/> ZALİM


- FIRTINADAN ÖNCE ...:
DUVAR ile/değil/yerine/>< DEĞİRMEN
(İNŞÂ ETMEK)


- HAYIR! DİYEBİLMEK ve/||/<>/> ÖNCELİKLİLERİN BELİRLENMESİ ve/||/<>/> YAKINMAMAK


- FİZİK ve/||/<> ÖNCELİKLİLER

( Açısal hız: Bir nesnenin bir eksen etrafında dönme oranı.

Açısal ivme: Bir nesnenin açısal hızının birim zamanda değişme oranı.

Açısal momentum: Bir nesnenin bir eksen etrafında dönmesinden kaynaklanan momentum.

Ağırlık: Bir nesnenin yerçekimi gücüyle çekilmesi sonucu oluşan güç.

Basınç: Bir yüzeye dik olarak uygulanan gücün birim alana düşen ölçüsü.

Basit makine: İş yapmayı kolaylaştıran ya da değiştiren yalın bir aygıt.[kaldıraç, makara, eğik düzlem, vida, kama ve çark dişli]

Çalışma: Bir gücün, bir nesne üzerinde yaptığı yer değiştirme ölçüsü.

Çekim gücü: İki nesne arasındaki kütlelerine orantılı olarak çekici güç.

Dalga: Bir ortamda enerjinin ya da bozulmanın yayılması.[ses dalgaları, ışık dalgaları, su dalgaları ve sismik dalgalar]

Dalga boyu: Bir dalga biçimindeki iki ardışık tepe ya da çukur arasındaki uzaklık.

Devinim denklemleri: Değişmeyen ivmeli hareketleri tanımlayan matematiksel denklemler. [x = x0 + v0t + (1/2)at2 ya da v = v0 + at gibi denklemler hareket denklemleridir]

Dönme hareketi: Bir nesnenin, bir eksen etrafında dönmesi.

Durağanlık(atâlet): Bir nesnenin hareket durumunu koruma eğilimi.

Durağanlık momenti: Bir nesnenin durağanlığının(atâletinin) dönme hareketine karşı gösterdiği direnç oranı.

Elektrik akımı: Bir iletken içinde elektronların bir yönde akışı.

Elektrik olanağı: Bir elektrik yükünün, bir noktadaki elektrik alanından kaynaklanan olağan enerjisi.

Elektrik yükü: Bir nesnenin elektrik güçlerine maruz kalma özelliği.[artı ya da eksi olabilir]

Elektromanyetik dalga: Elektrik ve manyetik alanların birlikte yayılan dalga biçimi.[Işık, radyo dalgaları, mikrodalgalar, kızılötesi, morötesi, X ışınları ve gama ışınları vb.]

Elektromanyetik indüksiyon: Bir iletkenin devinimi ya da manyetik alanın değişimi sonucu oluşan elektrik akımı ya da gerilimi.

Elektromanyetizma: Elektrik ve manyetizma arasındaki ilişkiyi inceleyen fizik dalı.

Elektron: Atomun çekirdeğinin etrafında dönen negatif yüklü temel parçacık.

Enerji: Bir nesnenin ya da düzenin iş yapabilme olanağı.

Eylemsizlik gücü: Devinimli bir gönderim çerçevesinden bakıldığında ortaya çıkan sanal güç. [dönen bir platformda duran bir kişiye etki eden merkezkaç gücü ya da fren yapan bir araçta öne doğru fırlayan bir yolcuya etki eden durağanlık[atâlet] gücü]

Foton: Işığın ya da elektromanyetik radyasyonun en küçük enerji paketi.[Işığın hem dalga hem de parçacık özelliği gösterdiğini kanıtlayan kuantum mekaniğinin temel kavramlarından biridir]

Frekans: Bir dalga ya da titreşimin birim zamanda tekrarlanma sayısı.

Frenleme ışınımı: Hızlı devinen yüklü bir parçacığın yönünü değiştirdiğinde yaydığı elektromanyetik radyasyon. [X ışınları üretmek için kullanılır]

Genlik: Bir dalga ya da titreşimin en yüksek seviyedeki sapma oranı.

Gerilme gücü: Bir nesneye uygulanan gücün, nesneyi uzatmaya çalışması. [bir yayın iki ucuna uygulanan güçler, gerilme gücüdür]

Girişim: İki ya da daha fazla dalganın üst üste binmesi sonucu oluşan yeni dalga biçimi.

Güç: Birim zamanda yapılan iş ya da tüketilen enerji oranı.

Hız: Bir nesnenin konumunun birim zamanda değişme oranı.

İvme: Bir nesnenin hızının birim zamanda değişme oranı.

Kırılma: Bir dalganın, bir ortamdan ötekine girerken hızının ve yönünün değişmesi. [ışığın camdan geçerken kırılması ya da sesin sudan havaya geçerken kırılması]

Kinetik enerji: Bir nesnenin deviniminden kaynaklanan enerji.

Momentum: Bir nesnenin kütlesiyle hızının çarpımı.

Potansiyel enerji: Bir nesnenin konumundan ya da durumundan kaynaklanan enerji.

Tork: Bir gücün, bir eksen etrafında döndürme etkisi.

Uyumlu titreşim: Döngüsel ve sinüzoidal olan titreşim. [salınan bir sarkaç ya da yaylı düzen, uyumlu titreşim yapar]

Yansıma: Bir dalganın, bir yüzeyden geri sekip aynı ortama girmesi. [ışığın aynadan yansıması ya da sesin duvardan yansıması]

Yerçekimi olanağı: Bir nesnenin yerçekimi alanından kaynaklanan olağan enerjisi. )

( YUN. cum ... )


- DEĞERSİZLEŞTİRMEK ile/değil ÖNCELİK (BELİRLEMEK)


- ÖNCELİK ile/ve/değil/||/<>/< MERKEZÎ


- BENCİLLİK ile/değil/>< KENDİNİ ÖNCELİKLENDİRMEK

( Gereksinimlerinin karşılanmasına alışık olmayana, kendini önceliklendirmek, "bencillik" gibi gelebilir. )


- BİLİM/BİLİMDE/BİLİMSELLİKTE:
(ÖNCELİKLE) VAR OLANIN[MEVCUD/ONTOS] ve/||/<>/> DOĞANIN ve/||/<>/> DOĞAL)
NESNE ve/||/<>/> OLAY ve/||/<>/> OLGU ve/||/<>/> DURUM ve/||/<>/> İLİŞKİLERİN
(VE ANCAK DAHA SONRA) ÜRETİLMİŞ NESNELERİN
(VE EN SON OLARAK) KİŞİLERİN ve/||/<>/> TOPLULUKLARIN ve/||/<>/> TOPLUMUN/TOPLUMLARDA YAŞANMIŞ/YAŞANAN/YAŞANABİLEN
OLAY ve/||/<>/> OLGU ve/||/<>/> DURUM ve/||/<>/> İLİŞKİLERİN
(ÖNCEDEN TANIMLANMIŞ ve/||/<>/> BELİRLENMİŞ BİR YÖNTEM ve/||/<>/> ARACA BAĞLI OLARAK)
(İSTİDLÂLÎ/RASYONEL [AKIL İLE])
ÖLÇÜLÜ ve/||/<>/> ÖLÇÜLEBİLİR/ÖLÇÜMLENEBİLİR
NEDENSEL ve/||/<>/> KAVRAMSAL ve/||/<>/> ELEŞTİREL (OLANAK ve/||/<>/> SINIRLARI İÇİNDE)
KANITLI ve/||/<>/> DÜZENLİ ve/||/<>/> TUTARLI (BİR BİÇİMDE)
KAMUSAL/LIK ve/||/<>/> TEKRARLANABİLİR/LİK ve/||/<>/> DENETLENEBİLİR/LİK ve/||/<>/> PAYLAŞILABİLİR/LİK (KOŞULLARINDA)
TANIM ve/||/<>/> İŞLEV ve/||/<>/> YARARA (KONU OLABİLEN/OLABİLECEK)
VERİ ve/||/<>/> BİLİ ve/||/<>/> BİLGİ/Sİ


- ZİGOT ile/||/<> ZİGOT ÖNCESİ YALITIM/BARİYER/İZOLASYON ile/||/<> ZİGOT SONRASI YALITIM/BARİYER/İZOLASYON ile/||/<> ZİGOTAKSİ ile/||/<> YUMURTA/OVUM

( Bir yumurta ve spermin birleşmesiyle oluşan ilk göze.[Anneden ve babadan birer set olmak üzere iki set kromozom bulundurur. Ancak yumurta ve sperm gözelerinin her biri, mayoz bölünme nedeniyle sadece bir set kromozom içerir. Zigotun bölünmesi ve büyümesiyle embriyo oluşur.] İLE/||/<> Eş seçimi, zamanlama ve benzeri farklardan ötürü popülasyonlar arasında zigot, henüz oluşmadan önce ortaya çıkan yalıtım durumu. Böylece hibrit zigotlar oluşamaz. İLE Türler arası çiftleşme sonucu oluşan hibrit biçimlerde görülen gelişim bozuklukları ya da kısırlık durumlarından ötürü popülasyon içinde üremeye dayalı yalıtımın oluşması. İLE Dişi ve eril gametler arasındaki doğal çekim. İLE/||/<> İnsan fizyolojisinde, bir sperm gözesi ile döllendiğinde yeni bir organizma durumuna gelebilen, dişi üreme örgenlerinin birinden salınan tek göze. )


- ZAMANIM YOK" ile/ve/değil/||/<> "ÖNCELİĞİM DEĞİL"


- VERİMLİLİK ile/ve/||/<>/< ÖNCELİK ile/ve/||/<>/< AMAÇ


- [ÖNCE] NE OLDUĞU ÜZERİNDEN BİLMEK ile/ve/değil/yerine/sonra/||/<>/< NE OLMADIĞI ÜZERİNDEN BİLMEK


- AŞNU = ÖNCE
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]


- BORCUNU ÖDEMEK:
ÖNCELİKLE ...
TEK TARAFLI BİR DURUM ile/ve/değil/||/<>/< ÖZELLİKLE BORÇLU İÇİN(KENDİ İÇİNDE) BİR RAHATLAMA(YÜKSÜZLÜK)


- (ÖNCELİKLİ/ÖNEMLİ/[ÖNCEKİ] OLMAZSA OLMAZ)
KAVRAM ÇİFTLERİ:

ÖNCELİK ve/||/<>/> SONRALIK
ve/||/<>
VAR OLAN ve/||/<>/> BİLGİ
ve/||/<>
NESNE/TEK ve/||/<>/> ÖTEKİ/LER
ve/||/<>
SÜREÇ ve/||/<>/> SONUÇ
ve/||/<>
YÖNTEM/USÛL ve/||/<>/> İÇERİK/ESAS
ve/||/<>
BAĞLAM ve/||/<>/> ANLAM
ve/||/<>
ÇÖZÜMLEME ve/||/<>/> ÇÖZÜM
ve/||/<>
ÖNCÜL ve/||/<>/> ÖNERME
ve/||/<>
SAYGI ve/||/<>/> SEVGİ
[en az %99 ve/||/<>/> en az %1]
ve/||/<>
US/AKIL ve/||/<>/> ANLIK/ZEKÂ
ve/||/<>
EMİK/BEYİN ve/||/<>/> ANLIK/ZİHİN
ve/||/<>
DİRENÇ/İHTİYÂR ve/||/<>/> İSTENÇ/İRÂDE
ve/||/<>
DEVİM/HAREKET ve/||/<>/> ZAMAN
ve/||/<>
AN ve/||/<>/> ZAMAN

( Düşünme, konuşmak ve yaşamak üzere bilinmesi ve uygulanması gereken öncelikli ve olmazsa olmaz kavram çiftleri... [önceki olmadan sonraki olmaz!] )


- AGO :/yerine ÖNCE


- BEFORE :/yerine ÖNCE


- CONCENTRATE :/yerine ODAKLANMAK


- CONCENTRATION :/yerine KONSANTRASYON


- CONCEPT :/yerine KAVRAM


- CONCERN :/yerine ENDİŞE, İLGİLENDİRMEK


- CONCERNED :/yerine ENDİŞELİ


- CONCERT :/yerine KONSER


- ONCE :/yerine BİR KERE


- PREVIOUS :/yerine ÖNCEKİ


- PREVIOUSLY :/yerine ÖNCEDEN


- PRIMARILY :/yerine ÖNCELİKLE


- PRIOR :/yerine ÖNCEKİ


- PRIORITY :/yerine ÖNCELİK


- TÜMEL:
ÇOKLUKTAN ÖNCE ile/ve/||/<>/> ÇOKLUKTA ile/ve/||/<>/> ÇOKLUKTAN SONRA


- ÖNCE/Sİ ile/ve (...) SONRA/SI["SORA/SORNA" değil!]

( BEFORE [...] vs./and AFTER [...] )


- İZLENİLESİ:
ÖNCELİKLİLER ve/ya da/||/<> AYRICALIKLILAR

( ESARETİN BEDELİ (SHAWSHANK REDEMPTION) (1994)

CESUR YÜREK (BRAVEHEART) (1995)

YEŞİL YOL (GREEN MILE) (1999)
(İzlemeden önce betiğini okumanızı salık veririz.)

FARELER VE İNSANLAR (OF MICE AND MEN) (1992)
(İzlemeden önce betiğini okumanızı salık veririz.)

İYİLİK BUL, İYİLİK YAP (PAY IT FORWARD) (2000)

ÖLÜ OZANLAR DERNEĞİ (DEAD POETS SOCIETY) (1989)
(İzlemeden önce betiğini okumanızı salık veririz.)

YEDİ (SEVEN) (1995)

TİBET'TE YEDİ YIL (SEVEN YEARS IN TIBET) (1997)

YENİ YAŞAM (CAST AWAY) (2000)

TRUMAN SHOW (1998)

YÜKSELİŞ (ASCENSION) (dizi)(3 bölüm) (2014)

ŞEYTANIN AVUKATI (DEVIL'S ADVOCATE) (1997)

MALICE (1993)

İHANET (THE EDGE) (1996)

İÇİMDEKİ DENİZ (2004)

PLATFORM (2019)

KÖRLÜK (BLINDNESS) (2008)
(İzlemeden önce betiğini okumanızı salık veririz.)

JOKER (2019)

LORENZO'NUN YAĞI (LORENZO'S OIL) (1992)

CAN DOSTUM (THE INTOUCHABLES) (2011)

İÇGÜDÜ (INSTINCT) (1999)

FİL ADAM (THE ELEPHANT MAN) (1980)

NELL (1994)

BABAM VE OĞLUM (2005)

GÖNÜL YARASI (2005)

ABİM (2009)

BENİM DÜNYAM (2013) / < (BLACK) (2005)

RASHOMON (1950)

LEON (1994)

YİĞİT (HERO) (2002)

İLKBAHAR, YAZ, SONBAHAR, KIŞ VE İLKBAHAR (SPRING, SUMMER, FALL, WINTER AND SPRING) (2003)

DELİ VE DAHİ (THE PROFESSOR AND THE MAD MAN) (2019)

RÜZGÂRI Dİ(ZGİ)NLEYEN ÇOCUK (THE BOY WHO HARNESSED THE WIND) (2019)

BALİNANIN SIRTINDA (WHALE RIDER) (2002)

HÜCRE NO:7 MUCİZESİ (MIRACLE IN CELL NO:7) (2013)

İLK KIYIM (MURDER IN THE FIRST) (1995)

KIYIM GECESİ (FRACTURE) (2007)

YARGIÇ (THE JUDGE) (2014)

KARAR (THE VERDICT) (1982)

ARABULUCU (THE NEGOTIATOR) (1998)

MAÇ SAYISI (MATCH POINT) (2005)

BİR DÜŞÜŞÜN ANATOMİSİ (ANATOMY OF A FALL) (2023)

THE COLLINI CASE (2019)

BÜYÜK HESAPLAŞMA (HEAT) (1995)

KARDEŞ GİBİLERDİ (SLEEPERS) (1996)

GÜLÜN ADI (THE NAME OF THE ROSE) (1986)
(İzlemeden önce betiğini okumanızı salık veririz.)

YATAĞIMDAKİ DÜŞMAN (SLEEPING WITH THE ENEMY) (1991)

YETER (ENOUGH) (2002)

KÜP (CUBE) I, II, III (1997, 2002, 2004)

OYUN (THE GAME) (1997)

BUGÜN, DÜNDÜ (GROUNDHOG DAY) (1993) :)

BENDEN BU KADAR (AS GOOD AS IT GETS) (1997)

YEŞİL KILAVUZ (GREEN BOOK) (2018)

12 YILLIK TUTSAKLIK (12 YEARS A SLAVE) (2013)

ŞİMDİ YA DA ASLA (THE BUCKET LIST) (2007)

SOFİ'NİN SEÇİMİ (SOPHIE'S CHOICE) (1982)

ÇİZGİLİ PİJAMALI ÇOCUK (THE BOY IN THE STRIPED PAJAMAS) (2008)
(İzlemeden önce betiğini okumanızı salık veririz.)

SCHINDLER'İN DİZİNİ (SCHINDLER'S LIST) (1993)

PİYANİST (2002)

SALAK İLE AVANAK (DUMB AND DUMBER) (1994) :)

BAY EVET (YES MAN) (2008) :)

FORREST GUMP (1994) :)
(İzlemeden önce betiğini okumanızı salık veririz.)

TEHLİKELİ YÜRÜYÜŞ (THE WALK) (2015)
(İzlemeden önce "TO REACH THE CLOUDS" betiğini okumanızı salık veririz.)

LA CASA DE PAPALLE (dizi) (2017 - 2020)

THELMA VE LOUISE (1991)

MİLYONLUK BEBEK (MILLION DOLLAR BABY) (2004)

BÖKE(ŞAMPİYON) (THE CHAMP) (1979)

HERŞEYİN KURAMI (THE THEORY OF EVERYTHING) (2014)

YAĞMUR ADAM (RAIN MAN) (1988)

LION (2016)

TEMPLE GRANDIN (2010)

GİZLİ SAYILAR (HIDDEN FIGURES) (2016)

EŞKIYA (1996)

KABADAYI (2007)



AŞK, TESADÜFLERİ SEVER (2011)

TESADÜF (SERENDIPITY) (2001)

MELEKLER ŞEHRİ(CITY OF ANGELS) (1998)

AŞK MASALI (MAID IN MANHATTAN) (2002)

İKNA (PERSUASION) (2022)
(İzlemeden önce betiğini okumanızı salık veririz.)

AŞK VE YAŞAM (SENSE & SENSIBILITY) (1995)
(İzlemeden önce betiğini okumanızı salık veririz.)

GÜN DOĞMADAN > GÜN BATMADAN > GECE OLMADAN
(BEFORE SUNRISE > BEFORE SUNSET > BEFORE MIDNIGHT)
(1995, 2004, 2013)

BARFİ (2012)

CESARETİN VAR MI AŞKA? (JEUX D'ENFANTS) (2003)

ÖZEL BİR KADIN (PRETTY WOMAN) (1990)

KORUMA (THE BODYGUARD) (1992)

HAYALET (GHOST) (1990)

TITANIC (1997)

KESİŞME (INTERSECTION) (1994)

AHLÂKSIZ TEKLİF (INDECENT PROPOSAL) (1993)



BİRKAÇ İYİ ADAM (A FEW GOOD MEN) (1992)

TERMINAL (2004)

BİZ MELEK DEĞİLİZ (WE ARE NOT ANGELS) (1989)

BENİM 533 ÇOCUĞUM VAR (STARBUCK) (2011)

ÇAŞIT OYUNU (SPY GAME) (2001)

SON KALE (THE LAST CASTLE) (2001)

SON SAMURAY (THE LAST SAMURAI) (2003)

SÜREKLİ GENÇ (FOREVER YOUNG) (1992)

VATANSEVER (THE PATRIOT) (2000)

KURTLARLA DANS (DANCES WITH WOLVES) (1990)

DOKUNULMAZLAR (UNTOUCHABLES) (1987)

ZAFER VE GURUR (PRIDE AND GLORY) (2008)

ÖZGÜN KIYIMLAR (RIGHTEOUS KILL) (2008)

SÖZLEŞME (THE CONTRACT) (2006)

ŞANTAJ (STONE) (2010)

KÖPEKLERİN GÜNÜ (DOG DAY AFTERNOON) (1975)

CASINO (1995)

İÇERİDEKİ ADAM (INSIDE MAN) (2006)

RONIN (1998)

KIRILMA NOKTASI (POINT BREAK) (1991)

KURDA TUZAK (ENTRAPMENT) (1999)

GERİ DÖNEN (THE REVENANT) (2015)

KAYA (THE ROCK) (1996)



SIKI DOSTLAR (GOOD FELLAS) (1990)

GUGUK KUŞU (ONE FLEWS OVER THE CUCKOO'S NEST) (1975)

BÜLBÜLÜ ÖLDÜRMEK (1962)

RUANDA OTELİ (HOTEL RWANDA) (2004)

KUZULARIN SESSİZLİĞİ (THE SILENCE OF THE LAMBS) (1991)

UCUZ ROMAN (PULP FICTION) (1994)

TANGO VE CASH (1989)

DÖVÜŞ KULÜBÜ (FIGHT CLUB) (1999)

WHIPLASH (2014)

YABAN YAŞAMA DOĞRU (INTO THE WILD) (2007)

127 SAAT (127 HOURS) (2010)

96 SAAT (TAKEN) (2009)

KÖSTEBEK (2006)

21 (2008)

ENOLA HOLMES (2020) (B Niles <> 11-08-22)

AKLI HAVADA (UP IN THE AIR) (2009)

CEHENNEM SİLAHI (LETHAL WEAPON) II, III, IV (1989, 1992, 1998)



GELECEĞE DÖNÜŞ (BACK TO THE FUTURE) I, II, III (1985)

YAŞLI DELİKANLI (OLDBOY) (2003)

ŞARLO DİKTATÖR (1940)

ÇILGIN MAX (MAD MAX) I, II, III (1979, 1981, 1985)



İLK KORKU (PRIMAL FEAR) (1996)

KIRILAMAZ (UNBREAKABLE) (2000)

AYRIM (SPLIT) (2016)

CAM (GLASS) (2019)



DAĞCI (CLIFFHANGER) (1993)

ÇAKAL (JACKAL) (1997)

KAÇAK (FUGITIVE) (1993)

TUTUKLULAR (PRISONERS) (2013)

DENEY (THE EXPERIMENT) (2010)

AĞLATAN OYUN (THE CRYING GAME) (1992)

OMUZ OMUZA (JULIA ROBERTS) (1998)

AĞILI SARMAŞIK (POISON IVY) (1992)

OCEAN'S ELEVEN | TWELVE | THIRTEEN (2001, 2004, 2007)

HIZ TUZAĞI (SPEED) (1994)

DENİZDE İSYAN (CRIMSON TIDE) (1995)

AZINLIK RAPORU (MINORITY REPORT) (2002)

OLAĞAN ŞÜPHELİLER (USUAL SUSPECTS) (1995)

KÖSTEBEK (THE DEPARTED) (2006)

SIKIYSA YAKALA (CATCH ME IF YOU CAN) (2002)

CASUSLAR KÖPRÜSÜ (BRIDGE OF SPIES) (2015)

ZİNDAN ADASI (SHUTTER ISLAND) (2010)

YANILTICI (THE ILLUSIONIST) (2006)

SİHİRBAZLAR ÇETESİ (NOW YOU SEE ME) I, II (2013, 2016)

SOYGUN (HOLD UP) (1985)

DÜŞMAN (ENEMY) (2013)

AVUNTU (SOLACE) (2016)

JUMANJİ (1995)

ZOR ÖLÜM (DIE HARD) I, II, III (1988, 1990, 1995)

DEVLET DÜŞMANI (ENEMY OF THE STATE) (1998)

DENGESİZ (UNHINGED) (2020)

PARAZİT (PARASITE) (2019)

PERSON OF INTEREST (dizi) (2011)



MR. BEAN (1990)

EVDE TEK BAŞINA (HOME ALONE) I, II (1990)

DİKKAT KÖPEK VAR (TURNER&HOOCH) (1989)

SOSYETE POLİSİ (BEVERLY HILLS COP) I, II, III, IV (1984, 1987, 1994, 2016)

ÇIPLAK SİLAH (THE NAKED GUN) | 2.5 | 3.3 (1988, 1991, 1994)

POLİS AKADEMİSİ I, II, III (1984, 1985, 1986, 1987, 1988)

BANA GÖZ KULAK OL (SEE NO EVIL, HEAR NO EVIL) (1989)

ÇOK GİZLİ (TOP SECRET) (1984)



Güncellenme Tarihi > [karşıdaki sağ alt köşe --->] )


- TAPINAK ÖNCE HİPOTEZİ ile/||/<> YERLEŞİM ÖNCE HİPOTEZİ

( Anıtsal dini yapıların, yerleşik köy yaşamından önce kurulduğunu ve tarıma geçişi bunların tetiklediğini öne süren görüştür. @@ Önce yerleşik köylerin kurulduğunu, tapınakların sonra geldiğini savunan geleneksel görüştür. İlki inancı, ikincisi yerleşimi başlangıç sayar; Göbeklitepe ilki lehine kanıt sunar. )

( Klaus Schmidt tarafından 1995 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1953-2014) (Ülke: Almanya) (Alan: Arkeoloji) (Önemli katkıları: Göbeklitepe'yi keşfetti ve kazılarını yönetti (1995-2014), Neolitik Devrim teorilerini değiştirdi, tapınak-yerleşim önceliği hipotezi) )


- HULUSİ BEHÇET ÖNCESİ TANIMLAMALAR ile/||/<> BEHÇET HASTALIĞI MODERN TANI

( Behçet'in 1937'de tanımından önce, hastalığın belirtileri ayrı ayrı ve ilişkisiz hastalıklar sayılırdı. @@ 1937'de üç ana belirtinin tek bir hastalık olduğunun gösterilmesiyle tanı bütünleşti. İlki dağınık ve ilişkisiz görülen dönem, ikincisi birleşik tanının konduğu dönemdir. )

( Hulusi Behçet tarafından 1937 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1889-1948) (Ülke: Türkiye) (Alan: Dermatoloji, İmmünoloji) (Önemli katkıları: Behçet hastalığını 1937 yılında tanımladı. Üçlü semptom kompleksini (ağız yaraları, genital yaralar, göz iltihabı) bir hastalık olarak ortaya koydu. İsmini taşıyan ilk Türk doktor.) )


- PASTEUR-KOCH ÇAĞI ile/||/<> ANTİBİYOTİK ÖNCESİ DÖNEM

( Mikroorganizmaların tanınıp hastalıklarla ilişkilendirildiği kurucu çağdır; mikrobiyoloji bu dönemde bilim oldu. @@ Mikrobu tanıyan ama onu öldürecek ilaçtan yoksun olan, penisilin öncesi dönemdir. İlki mikrobu anlamayı, ikincisi onunla baş edememeyi anlatır. )

( Louis Pasteur tarafından 1860 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1822-1895) (Ülke: Fransa) (Alan: Biyoloji, Kimya) (Önemli katkıları: Mikrop teorisi, pastörizasyon, aşı geliştirme (kuduz, şarbon), spontan üreme teorisini çürüttü, fermantasyon süreçlerini açıkladı, antisepsi kavramını tıbba kazandırdı) )


- ZAMAN ile/ve/değil/||/<>/< ÖNCELİK-SONRALIK


- ZAMAN:
ÖNCELİK ile/ve/||/<> SONRALIK


- AĞIRLIK/LI ile/ve/||/<> ÖNCELİK/Lİ

( HEAVINESS vs. PRIORITY )


- A ile BİRKAÇ ile ÇOK FAZLA ile BİR AVUÇ ile LA GARCONNE ile BİRAZ ile BİRAZ SONRA ile ÇOK FAZLA ile BİRÇOK ile BİR BÖLÜMÜ ile BİR SÜRE ile BİR SÜRE ÖNCE ile BİR SÜRE SONRA

( A vs. A FEW vs. A GREAT DEAL OF vs. A HANDFUL vs. A LA GARCONNE vs. A LITTLE vs. A LITTLE WHILE LATER vs. A LOT vs. A LOT OF vs. A SECTION OF vs. A WHILE vs. A WHILE AGO vs. A WHILE LATER )

( کمي ile اندکي بعد ile بمقدار زياد ile کلي ile مقدار زيادي ile بسياري ile قشري از ile اندکي ile چندي قبل ile مدتي بعد ile يک دنيا ile يک مشت ile آلاگارسن ile کمکي ile يک )

( KAMY ile ANDAKY BAD ile بمقدار زياد ile KELY ile MOGHDAR ZYADY ile BESYARY ile GHSHARY AZ ile ANDAKY ile CHANDY GHABL ile MADATY BAD ile YK DANYA ile YK MOSHT ile آلاگارسن ile KAMAKY ile YK )


- ABDEST ile NAMAZDAN ÖNCE ABDEST ALMAK ile TOPRAKLA ABDEST ALMAK

( ABLUTION vs. ABLUTION BEFORE PRAYER vs. ABLUTION WITH EARTH )

( غسل ile آبدست ile وضو ile دست نماز ile تيمم )

( GHASL ile ABDAST ile VOZO ile DAST NAMAZ ile TYMAM )


- ÖNCE ile ÖNCEDEN

( BEFORE vs. BEFOREHAND )

( پيشاپيش ile پيش از ile قبلازاينکه ile پيش از آن که ile در پيشگاه ile ماقبل ile درحضور ile قبل ile قبل از ile قبل ازاينکه )

( PEYSHAPYSH ile PEYSH AZ ile GHABLAZAYNAKEH ile PEYSH AZ AN KEH ile DAR PEYSHGAH ile MAGHABL ile DARHOZUR ile GHABL ile GHABL AZ ile GHABL AZAYNAKEH )


- GÜN ile GÜNDÜZ VE GECE ile DÜNDEN ÖNCEKİ GÜN ile GÜNDEN GÜNE ile KEFARET GÜNÜ ile YARGILAMA GÜNÜ ile HESAPLAŞMA GÜNÜ ile DİRİLİŞ GÜNÜ ile GÜNDÜZ

( DAY vs. DAY AND NIGHT vs. DAY BEFORE YESTERDAY vs. DAY BY DAY vs. DAY OF ATONEMENT vs. DAY OF JUDGEMENT vs. DAY OF RECKONING vs. DAY OF RESURRECTION vs. DAY TIME )

( روز ile يوم ile نهارخوري ile شبانروز ile شبانه روز ile شبانهروز ile پريروز ile روزبروز ile يوم کيپور ile محشر ile روز حساب ile روز حشر ile روز هنگام )

( RUZ ile يوم ile NEHARKHORY ile SHABANRUZ ile SHABANEH RUZ ile SHABANEHRUZ ile PARYRUZ ile RUZABROZ ile يوم کيپور ile MAHSHAR ile RUZ HASAB ile RUZ HASHAR ile RUZ NPANGAM )


- ÖLMEK ile İLK ÖNCE ÖL ile UMUTLAR İÇİNDE HAYAL KIRIKLIĞI İÇİNDE ÖLMEK ile ZOR ÖLMEK ile DOĞUM SIRASINDA ÖLMEK ile ÖLMEK ile ANİDEN ÖLMEK

( DIE vs. DIE FIRST vs. DIE FRUSTRATED IN HOPES vs. DIE HARD vs. DIE IN LABOR vs. DIE OUT vs. DIE SUDDENLY )

( سر سکه ile وفات يافتن ile جان باختن ile وفات کردن ile جان دادن ile جان سپردن ile مردن ile جان کني ile جان تسليم کردن ile در گذشتن ile درگذشتن ile جان کندن ile فوت کردن ile بر افتادن ile رحلت کردن ile حديده ile از دنيا رفتن ile پيش مرگ شدن ile دق کردن ile سخت جان ile سر زا رفتن ile انقراز يافتن ile ورپريدن )

( SAR SAKEH ile VAFAT YAFTAN ile JAN BAKHTAN ile VAFAT KARDAN ile JAN DADAN ile JAN SEPARDAN ile MARDAN ile JAN KONY ile JAN TASLYM KARDAN ile DAR GOZASHTAN ile DARGOZASHTAN ile JAN KANDAN ile FOT KARDAN ile BAR AFTADAN ile RAHALAT KARDAN ile حديده ile AZ DANYA RAFTAN ile PEYSH MORG SHODAN ile DAGH KARDAN ile SOKHT JAN ile SAR ZA RAFTAN ile ENGHARAZ YAFTAN ile ورپريدن )


- BİRİNCİ ile İLK SEBEP ile BİRİNCİ SINIF ile İLK VİTES ile ÜSTEĞMEN ile ÖNCELİKLE ile BİRİNCİ SINIF ile İLK DİZE ile AKLIMA İLK GELEN ŞEY ile İLK ELDEN ile İLK ÖNCE

( FIRST vs. FIRST CAUSE vs. FIRST CLASS vs. FIRST GEAR vs. FIRST LIEUTENANT vs. FIRST OF ALL vs. FIRST RATE vs. FIRST STRING vs. FIRST THING COMING TO MIND vs. FIRSTHAND vs. FIRSTLY )

( نخستين ile اولي ile اولين ile اول ile نخست ile اول آنکه ile ابتدا ile نزست ile علت اوليه ile درجهاول ile دنده يک ile ناوبان يکم ile اولاً ile درجه اول ile درجه يک ile متبادر بذهن ile دست اول ile درمرحله اول )

( NAKHASTYNE ile OLY ile OLYNE ile OL ile NAKHAST ile OL ANKEH ile EBTEDA ile نزست ile ALAT OLYYEH ile DARJEKAVEL ile DANDEH YK ile ناوبان يکم ile OLAN ile DARJEH OL ile DARJEH YK ile MOTBADAR BEZEAN ile DAST OL ile DARMARHALEH OL )


- ÖNCEDEN BİLDİRMEK ile KEHANET ile KEHANET

( FORETELL vs. FORETELLER vs. FORETELLING )

( پيشگوئي کردن ile نبوت کردن ile غيب گفتن ile ازپيش آگاهي دادن ile پيشگو ile پيشگوئي )

( PEYSHGOIY KARDAN ile NABUT KARDAN ile GHYBE GOFTAN ile AZPYSH AGAHY DADAN ile PEYSHGO ile پيشگوئي )


- ÖNCEDEN BELİRLENMİŞ ile ÖN KISIM

( FORETOKEN vs. FORETOP )

( اعلام قبلي ile قبلا آگاهانيدن ile موي پيشاني ile کاکل اسب )

( ELAM GHABLY ile GHABLA AGAEHANYDAN ile MOY PEYSHANY ile KAKEL ASB )


- BİÇİM ile NASIR OLUŞTURMAK ile APSE OLUŞTURMAK ile BİR İZLENİM OLUŞTURMAK ile KORKUNÇ BİÇİM ile RESMİ ile BİÇİMSEL MANTIK ile FORMALİTELER ile FORMALİTE ile RESMEN ile FORMASYON ile ÖNCEKİ ile ESKİ SOVYETLER BİRLİĞİ ile ESKİDEN ile FORMİK KOL ile RESMİ EVRAK

( FORM vs. FORM A CALLUS vs. FORM AN ABSCESS vs. FORM AN IMPRESSION vs. FORM FRIGHTFUL vs. FORMAL vs. FORMAL LOGIC vs. FORMALITIES vs. FORMALITY vs. FORMALLY vs. FORMATION vs. FORMER vs. FORMER SOVIET UNION vs. FORMERLY vs. FORMICARM vs. FORMICARY )

( فرم ile تشکيل يافتن ile تشکيل دادن ile ورقه ile سرشتن ile شکل گرفتن ile صيغه ile شکل ile شکل دادن ile وجه ile پينه زدن ile پيله کردن ile نقش بستن ile وهم کردن ile رسمي ile مجلسي ile تشريفاتي ile قرار دادي ile منطق رمزي ile تشريفات ile تکلف ile رسميت ile رسما ile تشکل ile تشکيل ile تکون ile قالب گير ile سابقي ile اسبق ile پيشين ile سابق ile شوروي سابق ile سابقا ile پيشتر ile لانه مور )

( FARAM ile TASHKYLE YAFTAN ile TASHKYLE DADAN ile VARGHEH ile سرشتن ile SHEKL GARAFTAN ile SEYGHEH ile SHEKL ile SHEKL DADAN ile VAJEH ile PEYNAH ZADAN ile PEYLAH KARDAN ile NAQSH BASTAN ile VAHAM KARDAN ile RASMY ile MOJALSY ile TASHARYFATY ile GHARAR DADY ile منطق رمزي ile TASHARYFAT ile TAKOLF ile RASMYT ile RASMA ile TASHEKL ile TASHKYLE ile TAKON ile GHALEB GYR ile سابقي ile ASBAGH ile PEYSHYNE ile SABAGH ile SHOROY SABAGH ile سابقا ile PEYSHTAR ile LANEH MOOR )


- OKULLAŞMAK ile OKULLULAŞMAK ile OKUL ile OKULLU/LUK ile OKUL KAÇAĞI ile OKUL ÇOCUĞU ile OKUL ÖNCESİ ile OKUL SONRASI ile OKULLAR ARASI ile OKUL KOOPERATİFİ


- ÖNCELEMEK ile ÖNCE/LİK ile ÖNCEL ile ÖNCECİ/LİK ile ÖNCESİZ/LİK ile ÖNCELİKLİ/LİK ile ÖNCEL DÜZEN ile ÖNCEL BELİRLEME ile ÖNCESİZ SONRASIZ


- GEÇİŞMEK ile GEÇİŞTİRMEK ile GEÇİŞTİRİLMEK ile GEÇİŞ ile GEÇİŞLİ/LİK ile GEÇİŞSİZ/LİK ile GEÇİŞ HAKKI ile GEÇİŞ ÖNCELİĞİ ile GEÇİŞ ÜSTÜNLÜĞÜ


- MANTI ile MANTIK ile MANTICI/LIK ile MANTIKLI/LIK ile MANTIKÇA ile MANTIKÇI/LIK ile MANTIKSAL/LIK ile MANTIKSIZ/LIK ile MANTIKLICA ile MANTIK DIŞI ile MANTIKSIZCA ile MANTIK ÖNCESİ


- TARİHLENDİRMEK ile TARİH ile TARİHİ ile TARİHLİ ile TARİHÇE ile TARİHÇİ/LİK ile TARİHSEL ile TARİHSİZ/LİK ile TARİHİ ESER ile TARİHİ FİLM ile TARİH ÖNCESİ ile TARİHİ ROMAN ile TARİHİ MADDECİ/LİK ile TARİHİ TİYATRO ile TARİHSEL ROMAN ile TARİH YANILGISI ile TARİHİ COĞRAFYA ile TARİHSEL ÖZDEKÇİ/LİK


- ÖNCEDEN ile ÖNCEDEN SATIŞ

( Başlarken, başlangıçta, daha önce; evvelce, evvelden, peşinen. @@ Ürün daha tarladayken, yetiştiği zaman teslim edilmek üzere, önceden pey verilerek yapılan satış; alivre. )


- MİLATTAN ÖNCE ile MİLATTAN SONRA

( Miladi zaman başlangıcından geriye doğru sayılan yıllara göre belirtilen tarih; kablelmilat. @@ Miladi zaman başlangıcından bu yana sayılan yıllara göre belirtilen tarih; badelmilat. )


- KAMBRİYEN ile KAMBRİYEN ÖNCESİ


- ÖNCESİ ile SONRASI

( BEFORE vs. AFTER )


- PREKLİNİK/PRECLINICAL[İng.] ile/değil/yerine/= KLİNİK ÖNCESİ

( PRECLINICAL )


- PRESİSTOLİK/PRESYSTOLIC[İng.] ile/değil/yerine/= SISTOL ÖNCESİ

( PRESYSTOLIC )


- ÖNCESİ ile/ve/değil/||/<> BAĞLAMI


- SUSMAK/KAVGA/SAVAŞTAN ÖNCEKİ SON SÖZCÜKLER:
BÖYLE ile/ve/||/<> BU DA VAR ile/ve/||/<> SEN/BEN


- ODAK/LANMA / ODAKLI ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÖNCELİK/LENDİRME / ÖNCELİKLİ


- KAFANIN" ÇALIŞMA(MA)SI ile/ve/değil/||/<>/< ÇIKARLARININ/ÖNCELİKLERİNİN BİLİNMEMESİ/UYMAMASI


- ÂĞYÂRINI CÂMÎ, EFRÂDINI MÂNÎ" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< önce ÂĞYÂRINI MÂNÎ sonra EFRÂDINI CÂMÎ

( Benzetme. [Ölçünün ve tanımın bulunmadığı yerde, ne yazık ki kişisel "görüş/yorum", "dolaylı ilişki" ve "çağrışımların" öne çıktığı/çıkarıldığı ... sözler.] İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Tanım[ın tanımıdır]. [Bir kavramın tüm bireylerini kuşatıp ötekileri dışarıda bıraktığını tanımlar.] )

( "İnsan, düşünen bir canlıdır" tanımı kullanıldığında bu tanımın içinde tüm insan bireylerini içerir. Girmeyen hayvan[behaim], bitki ve nesneyi dışarıda bırakır. )

( [not] ... vs./and/but/||/<>/< GENUS PROXIMUM AND DIFFERENTIA SPECIFICAE GENUS PROXIMUM AND DIFFERENTIA SPECIFICAE instead of ... )


- KESİF[Osm.] / DENSE, CONCENTRATED[İng.] / DENSE, CONCENTRÉ[Fr.] / DICHT, KONZENTRIERT[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUN, DERİŞİK

( DENSE, CONCENTRATED )

( DENSE, CONCENTRÉ )

( DICHT, KONZENTRIERT )


- KESÂFET[Osm.] / DENSITY[İng.] / CONCENTRATION, DENSITÉ[Fr.] / KONZENTRATION[Alm.] ile/değil/yerine/= DERİŞİM, YOĞUNLUK, KONSANTRASYON

( DENSITY )

( CONCENTRATION, DENSITÉ )

( KONZENTRATION )


- CONCENTRATION CELL[İng.] / PILE DE CONCENTRATION[Fr.] / KONZENTRATION ZELLE, KONZENTRATIONSDEMENT[Alm.] ile/değil/yerine/= DERİŞİM PİLİ

( CONCENTRATION CELL )

( PILE DE CONCENTRATION )

( KONZENTRATION ZELLE, KONZENTRATIONSDEMENT )


- CONCENTRER[Fr.] / KONZENTRIEREN[Alm.] ile/değil/yerine/= DERİŞTİRME

( CONCENTRER )

( KONZENTRIEREN )


- KESİF[Osm.] / CONCENTRATED[İng.] / CONCENTRÉ[Fr.] / KONZENTRIERT[Alm.] ile/değil/yerine/= DERİŞİK

( CONCENTRATED )

( CONCENTRÉ )

( KONZENTRIERT )


- LIMIT OF DETECTION, CONCENTRATION LIMIT[İng.] / DÉTECTION (LIMIT DE MESURE)[Fr.] / NACHWISE (MESSGRENZE)[Alm.] ile/değil/yerine/= TAYİN SINIRI

( LIMIT OF DETECTION, CONCENTRATION LIMIT )

( DÉTECTION (LIMIT DE MESURE) )

( NACHWISE (MESSGRENZE) )


- CONCENTRATION-BASED EQUILIBRIUM CONSTANT, K[İng.] ile/değil/yerine/= DERİŞİM DENGE SABİTİ, K

( CONCENTRATION-BASED EQUILIBRIUM CONSTANT, K )


- HYDROGEN ION CONCENTRATION, POTENTIAL OF HYDROGEN[İng.] ile/değil/yerine/= HİDROJEN İYONU DERİŞİMİ, PH

( HYDROGEN ION CONCENTRATION, POTENTIAL OF HYDROGEN )


- TO CONCENTRATE[İng.] ile/değil/yerine/= KONSANTRE ETMEK

( TO CONCENTRATE )


- ABSOLUTE CONCENTRATION[İng.] / CONCENTRATION ABSOLUE[Fr.] / ABSOLUTE KONZENTRATION[Alm.] ile/değil/yerine/= MUTLAK DERİŞİM

( ABSOLUTE CONCENTRATION )

( CONCENTRATION ABSOLUE )

( ABSOLUTE KONZENTRATION )


- CONCENTRATION GRADIENT[İng.] / GRADIENT DE CONCENTRATION[Fr.] / KONZENTRATIONSGEFÄLLE[Alm.] ile/değil/yerine/= DERİŞİM GRADYANI

( CONCENTRATION GRADIENT )

( GRADIENT DE CONCENTRATION )

( KONZENTRATIONSGEFÄLLE )


- CONCENTRATION POLARIZATION[İng.] / POLARISATION DE CONCENTRATION[Fr.] / KONZENTRATIONSPOLARISATION[Alm.] ile/değil/yerine/= DERİŞİM KUTUPLANMASI/POLARİZASYONU

( CONCENTRATION POLARIZATION )

( POLARISATION DE CONCENTRATION )

( KONZENTRATIONSPOLARISATION )


- CONCENTRATION WITH ELECTRICITY[İng.] / CONCENTRATION AVEC L'ÉLECTRICITÉ[Fr.] / ELEKTRISCHE KONZENTRIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ELEKTRİKLE DERİŞTİRME

( CONCENTRATION WITH ELECTRICITY )

( CONCENTRATION AVEC L'ÉLECTRICITÉ )

( ELEKTRISCHE KONZENTRIERUNG )


- ELECTRON CONCENTRATION[İng.] ile/değil/yerine/= EKSİCİK DERİŞİMİ

( ELECTRON CONCENTRATION )


- RADIOACTIVE CONCENTRATION[İng.] ile/değil/yerine/= IŞINETKİN DERİŞİM

( RADIOACTIVE CONCENTRATION )


- CONCENTRATION DES ÉLECTRONS[Fr.] / ELEKTRONENKONZENTRATION[Alm.] ile/değil/yerine/= ELEKTRON DERİŞİMİ

( CONCENTRATION DES ÉLECTRONS )

( ELEKTRONENKONZENTRATION )


- CONCENTRATION RADIOACTIVE[Fr.] ile/değil/yerine/= RADYOAKTİF DERİŞİM

( CONCENTRATION RADIOACTIVE )


- ÖNCE SEN!" ile/değil/yerine/||/<>/< SENDEN SONRA


- YEDEK KANAT:
MALZEMELERDEKİ HER TÜRLÜ ÖNEMLİ SORUNDA ile OLASI BİLİNÇ KAYBINDAN ÖNCE ile HER TÜRLÜ ÇARPIŞMADA ile YERE YAKINLIKTA(ALÇAK İRTİFADA)


- DEMİN ile/ve/değil/<>/< BİRAZ ÖNCE


- GENETİK[İng. GENETICS] ile/||/<> ADAPTASYON[İng. ADAPTATION] ile/||/<> AMNİYOSENTEZ[İng. AMNIOCENTESIS] ile/||/<> ANNE ETKİSİ[İng. MATERNAL EFFECT] ile/||/<> APOPTOZ[İng. APOPTOSIS] ile/||/<> CAENORHABDİTİS ELEGANS ile/||/<> DOĞUM ÖNCESİ TANI[İng. PRENATAL DIAGNOSIS] ile/||/<> DOWN SENDROMU[İng. DOWN SYNDROME]

( Biyolojinin organizmalardaki kalıtım ve çeşitliliği inceleyen bilim dalıdır. "Genesis", yani "köken" sözcüğünden gelmektedir. Kalıtım bilimi olarak da bilinir. Biyolojinin bir alt dalı olup, canlı organizmalardaki kalıtım ve çeşitliliğin bilimidir. Canlıların özelliklerinin kalıtsal olduğunun bilinci ile, tarih öncesi çağlardan beri bitki ve hayvanlar ıslah edilmiştir. Bununla birlikte, kalıtımsal aktarım mekanizmalarını anlamaya çalışan modern genetik bilimi ancak 19. yüzyılın ortalarında, Gregor Mendel'in çalışmasıyla başlamıştır. Mendel, kalıtımın fiziksel temelini bilemediyse de, bu özelliklerin ayrık (kesikli) bir tarzda aktarıldığını gözlemlemiştir ve günümüzde bu kalıtım birimlerine "gen" adı verilmektedir. @@ Genetik dağılım üzerine uzun süreli etki eden doğal seçilim sonucunda, türlerin çevresel ihtiyaçlara uygun özellikler kazanması ya da var olan özelliklerin değişimidir. Örneğin, yassı balıkların atalarında, gözler çift taraflı simetriye uygun olarak gözün iki yanında bulunmaktayken balıkların nesiller boyunca okyanus tabanlarında ve yatay biçimde yaşamaya adapte olmaları nedeniyle gözlerden tabana bakan, vücudun diğer tarafında okyanusun içine bakan gözün yanına doğru kaymıştır. Yassı balıklar, okyanus tabanında yaşadıkları için sadece yukarıdan gelebilecek saldırılara karşı bu biçimde bir adaptasyon geçirmişlerdir. @@ Genellikle hamileliğin ikinci ya da üçüncü trimesterinde yapılan doğum öncesi test. Fetüsteki Down sendromu gibi genetik bozukluklar ya da kromozonal bir durum olup olmadığının teşhis edilebilmesi için kullanılır. Amniyosentez sırasında fetüsü çevreleyen amniyotik keseden az miktarda amniyotik sıvıyı çıkarmak için ince bir iğne kullanılır. Bu sıvı örneği daha sonra laboratuvarda test edilir. Hamilelik sırasında fetüs, amniyotik kesenin içinde büyür. Amniyotik sıvı, fetüsü çevreler ve korur. Ayrıca fetüsün bazı gözelerini de içerir. @@ Bireylerin sadece annelerinden kaynaklı, genetik olmayan etkilerden ötürü tür içinde çeşitliliğin oluşması durumudur. @@ Hücrelerin genetik olarak embroyonik morfogenez ve gelişim, metamorfoz ve imün sisteminin B ve T gözelerinin gelişimi sırasında, belirli zamanlarda programlı bir biçimde ölümü. Apoptozdaki bozukluklar, kanserle ilişkilendirilebilir. Anti-apoptoz proteinleri Bcl-2 ve HSP ailelerini kapsar. Apoptoz genellikle tümör nekroz etmen reseptör (TNFR) ailesine ait ölüm reseptörlerinin (DR) aktivasyonu ile tetiklenir. @@ Normalde kendi kendisini dölleyen, gelişim genetiği ayrıntılı olarak çalışılmış bir kara nematodu. Uzunluğu 1 mm kadardır. Mayotik ayrılma sırasında kaybolan X kormozomu erkeklerin olmuşmasına sebep olur. Apoptozun (planlı göze ölümü) genetik temelleri ilk defa 1986 yılında C.elegans üstünde gösterilmiştir. Eşit boyda 5 kromozomu bulunur ve 1998 yılında bütün genomu dizilmiştir. 97 Mbp uzunluğundaki genomu 19.000 gen bulundurur. İnsan geninin %74’ünün C.elegans genomunda homoloğu bulunur. @@ Tek gen hastalıkları ya da diğer genetik anormalliklerin görülme olasılığının yüksek olduğu gebeliklerde amniyosentez 16-18 haftalık gebelik ya da cvs, 10-12 haftalık gebelik hakkında elde edilen gözeleri DNA`yı kullanarak tanılama. @@ Ekstradan 21.kromozomun kalıtılmasıyla oluşan zihinsel özürlülüğe sebep olan genetik hastalık. Down sendromlu bireyler genelde; kısa ve uzuvları bodur olur. Geniş ve yuvarlak suratları, eyer biçimli burunları, genelde ağızlarından sarkan kalın dilleri vardır. Down sendromunun olasılığı annenin artan yaşı ile hızla artar, özellikle 40 yaşından sonra.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

( GENETICS )

( ADAPTATION )

( AMNIOCENTESIS )

( MATERNAL EFFECT )

( APOPTOSIS )

( PRENATAL DIAGNOSIS )

( DOWN SYNDROME )


- KONSANTRASYON[İng. CONCENTRATION] ile/||/<> AŞIRI METAL BİRİKTİRİCİLER[İng. METAL HYPERACCUMULATORS] ile/||/<> DERİŞİM[İng. CONCENTRATION] ile/||/<> DİFÜZYON[İng. DIFFUSION] ile/||/<> HİPOTONİK[İng. HYPOTONIC]

( Bir ortamda bulunan belirli bir maddenin kütle ya da hacminin içinde bulunduğu ortamın kütle ya da hacmine oranı. "Derişim" olarak da bilinir. @@ Öldürücü konsantrasyonlardaki toksik elementleri çevrelerinden tedarik ederek dokularında aktif halde depolayan bitkiler. @@ Konsantrasyon. Bir ortamda bulunan belirli bir maddenin kütle ya da hacminin içinde bulunduğu ortamın kütle ya da hacmine oranıdır. @@ Maddelerin daha yüksek konsantrasyonlu ortamdan düşük konsantrasyonlu ortama doğru yayılmasına verilen addır. Difüzyona neden olan yoğunluk farkı olduğu için iki ortamdaki yoğunluk eşitlenene kadar difüzyon geçişi devam eder. Difüzyon, maddenin bütün hallerinde farklı hızda ve özellikte görülmektedir. Difüzyon, kolaylaştırılmış difüzyon ve basit difüzyon olarak ikiye ayrılır. @@ Hücrenin bulunduğu ortamın konsantrasyonunun kendisinden düşük olması. Yunanca "arasında, az ve altında" anlamına gelen "hypo" ile "gerilebilen" anlamına gelen "tonikos" kelimelerinden gelmektedir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

( CONCENTRATION )

( METAL HYPERACCUMULATORS )

( DIFFUSION )

( HYPOTONIC )


- ZİGOT ÖNCESİ İZOLASYON[İng. PREZYGOTIC ISOLATION] ile/||/<> ZİGOT SONRASI İZOLASYON[İng. POSTZYGOTIC ISOLATION] ile/||/<> ZİGOTAKSİ[İng. ZYGOTAXIS]

( Eş seçimi, zamanlama ve benzeri farklılıklardan ötürü popülasyonlar arasında zigot daha oluşmadan önce ortaya çıkan izolasyon durumudur. Böylece hibrit zigotlar oluşamaz. "Zigot öncesi bariyer" olarak da bilinir. @@ Türler arası çiftleşme sonucu oluşan hibrit formlarda görülen gelişim bozuklukları ya da kısırlık durumlarından ötürü popülasyon içinde üremeye dayalı izolasyonun oluşması durumudur. "Zigot sonrası bariyer" olarak da bilinir. @@ Dişi ve erkek gametler arasındaki doğal çekim.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

( PREZYGOTIC ISOLATION )

( POSTZYGOTIC ISOLATION )

( ZYGOTAXIS )


- PREIMPLANTATION GENETIC DIAGNOSIS[İng.] ile/değil/yerine/= İMPLANTASYON ÖNCESİ GENETİK TANI

( İmplantasyon (tıpta embriyonun rahime gömülmesidir) ve gebelik öncesinde embriyoda gerçekleştirilecek erken genetik analizi sağlar.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

( PREIMPLANTATION GENETIC DIAGNOSIS )


- MYA (MILLION YEARS AGO)[İng.] ile/değil/yerine/= MYÖ (MİLYON YIL ÖNCE)

( Türlerin yaşadıkları dönemleri ya da jeolojik zamanların günümüzden kaç milyon yıl önce olduğunu anlatmak için kullanılan bir kısaltmadır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

( MYA (MILLION YEARS AGO) )


- ALİVRE[Fr. < À LIVRER] ile/değil/yerine/= ÖNCEDEN SATIŞ

( À LIVRER )


- ANONS[Fr. < ANNONCE] ile/değil/yerine/= SESLİ DUYURU

( ANNONCE )


- ANONSÖR[Fr. < ANNONCEUR] ile/değil/yerine/= SUNUCU

( ANNONCEUR )


- LANSE[Fr. < LANCÉ] ile/değil/yerine/= ÖNCELEME

( LANCÉ )


- KONUŞMADA:
DAHA ÖNCE SÖYLEDİĞİM GİBİ ile/değil/||/<> KONUŞMANIN BAŞINDA SÖYLEDİĞİM GİBİ


- YOĞUNLUK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÖNCELİK


- SONRAKİ ile/değil/yerine/>< ÖNCEKİ


- ANNONCEUR, BONIMENTEUR, BONISSEUR, CHASSEUR-ANNONCEUR, CHASSEUR-ABO-YEUR/COURS[Fr.] ile/değil/yerine/= ÇIĞIRTKAN

( Sinema 1. Panayır sinemalarında izleyici avlamak amacıyla, gösterilen filmi öven kimse. 2. Sessiz sinema döneminde, aynı işi gördükten sonra, ayrıca gösterim sırasında filmi açıklayan kimse. )

( COURS )


- CONCEPTUALIZATION/CONCEPTULISRN/CONCEPTUAL[İng.] ile/değil/yerine/= CONCEPTUALISME[Fr.] ile/değil/yerine/= KONZEPTUALISMUS[Alm.] ile/değil/yerine/= KAVRAM

( Herhangi bir nesne ya da olayın temel öğe ve özelliklerini kapsayan soyut bir düşünü. @@ 1. Bir şey üzerinde birçok ayrı algıları kapsayan genel düşünce. 2. Bir olay, bir nitelik ya da nicelik üzerinde oluşan zihinsel imge. 3. Kaplamı ve içeriği bir im ya da sözle anlatılarak anlam kazandırılan soyut düşünce. @@ Bir nesne, özellikle o nesnenin nitelikleri konusunda edindiğimiz genel düşünce. @@ 1. içlemsel nesne, 2. Bir ad, yüklem ya da işlevin içlemi. @@ Bir olay, nesne, durum ya da koşula, ayrıtsal özelliklerini bireştirerek kavranabilirlik kazandıran düşünsel bütünlük. @@ 1. Nesnelerin ya da olayların ortak özelliklerini kaplayan ve bir ortak ad altında toplayan genel tasarım; tek bir nesnenin (bireysel kavram) ya da bir nesneler sınıfının (genel kavram) özünü belirleyen, birbirleriyle bağlantılı niteliklerin ya da özel belirtilerin (özelliklerin) bir sözcükte düşünülmüş olan birleşimi. 2. (Klasik mantıkta) Yargı ile çıkarımın sonradan üzerinde kurulacağı en yalın, en temel öğe. (Gerçekte ise kavram düşüncenin bir başlangıç noktası olmayıp, düşüncenin kendisini topladığı, yoğunlaştığı bir noktadır; düşüncenin bir bütüne, bir bireşime, bir birliğe dönüşmüş biçimidir.) // Klasik mantık için kavramlar çoğunlukla nesne kavramlarıdır ama bunun yanında ilişki ve görev kavramlarından da söz edilebilir (de, üzerine, eğer, ancak vb.). Nesne kavramları: Bir nesnenin özünü, kurucu özelliklerini düşünce ile belirtip kavramaya çalışan kavramlar. Nesne kavramları bireysel olup tek bir nesneyi (Kızılırmak) göz önünde bulundurabilirler, o zaman bireysel kavramlar adını alırlar. Bir nesne öbeğinin ortak özellikleriyle ilintili olduklarında, bunlara tür kavramları denir (dere, çay, ırmak). Ortak özellikleri olan tür kavramlarından cins kavramı kurulur; her cins kavramı yeniden daha yukarı bir cins kavramının tür kavramı olabilir ve bu, böylece oluşan kavram piramidinin en yukarıdaki en son cins kavramına kadar gider. Bu piramit bir kavramlar dizgesidir. Bu dizgede boyuna daha yukarı, daha genel cins kavramına doğru yükselinir. En son cins kavramında kavramlar dizgesi doruğuna ulaşır ve bundan kavram çözümlenmesiyle (Lat. divisio) tersine olarak daha aşağı cinslere, türlere inilir ve sonunda artık bölünemeyen bireylere ulaşılır. @@ Dünyadaki nesnelerin, durumların, hareketlerin ve tasavvurların dildeki ifadesidir. Kavramın değeri, niteliği aynı dili konuşan kimselerce aşağı yukarı aynıdır: ekmek, su, susuzluk, tembellik, delikanlı, dörtnala, tutumlu vb. @@ Azerbaycan Türkçesi: anlayış, mäfhum; Türkmen Türkçesi: düşünce; Gagauz Türkçesi: öz maana; Özbek Türkçesi: tuşunça; Uygur Türkçesi: uqum; Tatar Türkçesi: töşençä; Başkurt Türkçesi: töşönsä; Kmk: aňlaw; Krç.-Malk.: anılam ~ oyum; Nogay Türkçesi: anlam; Kazak Türkçesi: ugım; Kırgız Türkçesi: tüşünük; Alt::ondomol; Hakas Türkçesi: onnag ~ pîldîrîg; Tuva Türkçesi: pilig; Şor Türkçesi: piliş; Rusça: ponyatiye @@ hlk. Sığır gövde etinde, kavram bölgesi kaslarından yapılan, dikdörtgen biçiminde, 1.0-1.5 kg ağırlığında pastırmalık et parçası ya da bu parçadan yapılan pastırma. )

( CONCEPTUAL )

( CONCEPTUALISME )

( KONZEPTUALISMUS )


- SCONCE[İng.] ile/değil/yerine/= PENDENTIF/BINGI | PANDANTIF[Fr. < PENDENTIF] ile/değil/yerine/= GEWÖLBEZWICKEL[Alm.] ile/değil/yerine/= PANDANTIF

( bk. bingi.@@(Mimarlık) Kemerler üzerine oturtulmuş kubbe ile kemerlerin arasını kapatan üçgen biçimindeki kubbe parçalarından her biri. a. bk. köşe bingisi. )

( PENDENTIF )

( SCONCE )

( GEWÖLBEZWICKEL )


- GELECEK PROGRAM, FRAGMAN ile/||/<> TRAILER, COMING ATTRACTIONS, PROMOTION SPOT[İng.] ile/||/<> BANDE DE LANCEMENT, BANDE-ANNONCE, FİLM-ANNONCE, FRAGMENT (DE FİLM)[Fr.] ile/||/<> VORSCHAU, FILMVORSCHAU, "TRAILER"[Alm.] ile/||/<> TANITMA FİLMİ

( Sinema Bir sinemada sonraki izlencelerde yer alacak filmleri tanıtmak üzere bunlardan seçilmiş örneklerden oluşan kısa film )

( TRAILER, COMING ATTRACTIONS, PROMOTION SPOT )

( BANDE DE LANCEMENT, BANDE-ANNONCE, FILM-ANNONCE, FRAGMENT (DE FILM) )

( VORSCHAU, FILMVORSCHAU, "TRAILER" )


- SABİTLEŞTİRME ile/||/<> DONDURMA ile/||/<> DONDURMAK ile/||/<> CONCESSION, BINDING[İng.] ile/||/<> CONCESSION[Fr.] ile/||/<> ÖDÜN

( Gümrük vergisinin uluslararası antlaşma ve görüşmeler sırasındaki düzeyde tutulması a ödün Beton Çukurören Güdül Ankara Sıcaklığı düşürerek bir sıvının katı duruma değişimini sağlamak Bir ülkenin yaptığı anlaşma ile başka ülke ya da ülkelerin mallarına uygulanacak bildirmelik yönünden tanıdığı ayrıcalık )

( BINDING, CONSOLIDATION | FREEZE | FREEZING )

( CONSOLIDATION )

( CONCESSION, BINDING )

( CONCESSION )


- SUALİ MUKADDERE CEVAP | ÖNCELEME ile/||/<> ÖNCELEME

( Bir bilgisayarın ana işlem birimindeki bekleme sürelerini azaltmak üzere bir komut uygulanmaktayken ana bellekte bunu izleyen komutlara erişip bunları da bu amaç için öngörülmüş özel bir yazmaca önceden getirme tekniği Söz sanatı terimi Hasımdan gelebilecek takışmaları ondan önce gözönüne alıp karşılama ÖNCELEMELİ Proleptique )

( LOOK AHEAD TECHNIQUE )

( ANTICIPATION | PROLEPSE, ANTÉOCCUPATION, ANTICIPATION OU PRÉOCCUPATION )


- RÜÇHAN | RÜÇHANİYET | ÖNCELİK ile/||/<> ÖNCELİK

( 1 Bir bilgisayara verilen görevlerin işleme konma sırasını belirlemede işletim dizgesince göz önünde tutulmak üzere tanımlanan belirteç 2 Dizgeyi oluşturan donanım birimlerinden gelen uyarıları tutarlı biçimde işleyebilmek üzere tanımlanan sıradüzen 1 Bir şeyi ötekine karşı yeğleme üstün tutma 2 Diğer nesnelerden daha üstün tutulan Paris Birliği Anlaşmasına göre bir yıllık kütüğe yazım süresi )

( PRIORITY | PRECEDENCE )

( PRIORITÉ )


- CONCENTRATION[İng.] ile/||/<> DİKKAT TOPLAŞIMI

( Dikkatin sürekli olarak bir nesne ya da konunun belirli bir yönü üzerinde toplanması )

( CONCENTRATION )


- MEFHUMLAŞTIRMA ile/||/<> CONCEPTUALIZATION[İng.] ile/||/<> KAVRAMLAŞTIRMA

( Nesne ve olayların algılanan temel öğelerini örgütleyerek kavram haline getirme )

( CONCEPTUALIZATION )


- İZMAR KABL-EZ-ZİKR ile/||/<> ADIL ÖNCELLEME

( Anlatımda adılı addan önce getirme Ör O da olmuş vatancüda seyyar Ne hazin ağlıyor şu ebri bahar Muallim Naci )


- TEPHİR CİHAZI ile/||/<> EVAPORATOR[İng.] ile/||/<> APPAREIL À CONCENTRER[Fr.] ile/||/<> EINDAMPFER[Alm.] ile/||/<> BUHARLAŞTIRICI

( Sıvıların buharlaştırmasında kullanılan aygıt )

( EVAPORATOR )

( APPAREIL À CONCENTRER )

( EINDAMPFER )


- MEFHUMİYE ile/||/<> CONCEPTULISRN[İng.] ile/||/<> CONCEPTUALISME[Fr.] ile/||/<> KONZEPTUALISMUS[Alm.] ile/||/<> KAVRAMCILIK

( Ortaçağın son dönemindeki adçılık çığırı Tümellerin kendi başına varlıkları olmadığını bunların düşünsel varlıklar olarak yalnızca bilinç tasarımları olduğunu öne süren öğreti )

( CONCEPTULISRN )

( CONCEPTUALISME )

( KONZEPTUALISMUS )


- KONSANTRASYON ile/||/<> CONCENTRATION[İng.] ile/||/<> CONCENTRATION[Fr.] ile/||/<> KONZENTRATION[Alm.] ile/||/<> DERİŞİKLİK

( Bir çözeltinin birim oylumuna düşen ortalama özdecik sayısı )

( CONCENTRATION )

( CONCENTRATION )

( KONZENTRATION )


- MAHFAZA-İ BÜZÛR ile/||/<> CONCEPTABLE[Fr.] ile/||/<> OVOGON DAĞARCIĞI

( botanik )

( CONCEPTABLE )


- PIERRE PONCE[Fr.] ile/||/<> SÜNGER TAŞI

( jeoloji )

( PIERRE PONCE )


- TIME BARGAIN[İng.] ile/||/<> ÖNCEDEN SATIŞ

( Genellikle tarım sektöründe satışa konu olan mal henüz ortada yokken ve ilerideki bir tarihte alıcıya teslim koşuluyla yapılan bir tür vadeli satış işlemi )

( TIME BARGAIN )


- RÜÇHAN HAKKI ile/||/<> ÖNCELİK HAKKI

( öncelik hakkı 1 )


- ŞUFA HAKKI ile/||/<> ÖNCELİK HAKKI

( öncelik hakkı 2 )


- İMTİYAZLI ile/||/<> LICENCEE[İng.] ile/||/<> CONCESSIONNAIRE[Fr.] ile/||/<> AYRICALIKLI

( Ayrıcalık elde eden )

( LICENCEE )

( CONCESSIONNAIRE )


- YOĞUNLAŞMIŞ | KONSANTRE ile/||/<> KONSANTRE[Fr. < CONCENTRÉ]

( CONCENTRÉ )


- KAVRAM | KONSEPT[Fr. < CONCEPT] ile/||/<> ...

( CONCEPT )


- ANNONCE[Fr.] ile/||/<> ANONS[Fr.]

( Duyuru duyurma Bekleniyorsunuz bekleniyorsunuz anonslarına aldırmadan Aysel in peşinden koştu koştu Adalet Ağaoğlu Dar Zamanlar3 Hayır 152 Avukat Ali Osman Taylar gürültünün yatışmayacağını anlayınca sesini yükselterek son olarak büyük halası Beyaz Taylar ın konuşacağını anons etti Buket Uzuner Uzun Beyaz Bulut Gelibolu 269 Anons yapmak otelin prensiplerine aykırı olduğundan elden araştırmaya girilmiş Pınar Kür Bir Cinayet Romanı 230 Anonslar uğultu İnci Aral Taş Ve Ten 32 )

( ANNONCE )

( ANONS )


- KAVRAM/FEHVA[Ar. < FEḤVĀ] ile/||/<> KAVRAMCILIK/KONSEPTÜALİZM[Fr. < CONCEPTUALISME] ile/||/<> KAVRAM/MEFHUM[Ar. < MEFHŪM] ile/||/<> KAVRAM/NOSYON[Fr. < NOTION]

( FEḤVĀ )

( CONCEPTUALISME )

( MEFHŪM )

( NOTION )


- VİYOLONSEL/ÇELLO[İt. < CELLO] ile/||/<> VİYOLONSELCİ/VİYOLONSELİST[Fr. < VIOLONCELLISTE] ile/||/<> VİYOLONSELCİ/ÇELLİST[İng. < CELLIST]

( CELLO )

( VIOLONCELLISTE )

( CELLIST )


- MİLATTAN ÖNCE/KABLELMİLAT[Ar. < ḲABL + MĪLĀD] >< MİLATTAN SONRA/BADELMİLAT[Ar. < BAʿD + MĪLĀD]

( ḲABL + MĪLĀD )

( BAʿD + MĪLĀD )


- ÖNCELİK/TAKADDÜM[Ar. < TAḲADDUM] >< İKİNCİL/TALİ[Ar. < TĀLĪ]

( TAḲADDUM )

( TĀLĪ )


- ALİVRE[Fr. < À LIVRER] ile/değil/yerine/=/||/<> ÖNCEDEN SATIŞ

( À LIVRER )


- KONSEPTÜALİZM[Fr. < CONCEPTUALISME] ile/değil/yerine/=/||/<> KAVRAMCILIK

( CONCEPTUALISME )


- KABLELMİLAT[Ar. < ḲABL + MĪLĀD] ile/değil/yerine/=/||/<> MİLATTAN ÖNCE

( ḲABL + MĪLĀD )


- LANSE[Fr. < LANCÉ] ile/değil/yerine/=/||/<> ÖNCELEME

( LANCÉ )


- SABIK[Ar. < SĀBİḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> ÖNCEKİ

( SĀBİḲ )


- PREHİSTORYA[Lat. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> TARİH ÖNCESİ

( PREHISTORIA cum ... )


- PREKAMBRİYEN[Fr. < PRÉCAMBRIEN] ile/değil/yerine/=/||/<> KAMBRİYEN ÖNCESİ

( PRÉCAMBRIEN )


- TAKADDÜM[Ar. < TAḲADDUM] ile/değil/yerine/=/||/<> ÖNCELİK

( TAḲADDUM )


- VİYOLONSELİST[Fr. < VIOLONCELLISTE] ile/değil/yerine/=/||/<> VİYOLONSELCİ

( VIOLONCELLISTE )


- KONSEPTÜALİST[Fr. < CONCEPTUALISTE] ile/değil/yerine/=/||/<> KAVRAMCI

( CONCEPTUALISTE )


- ÖNCEKİ | ÖNCÜL/MUKADDEM[Ar. < MUḲADDEM] ile/||/<> İLK | ÖNDER | SELEF, ARDIL KARŞITI/ÖNCEL

( önceki öncül )

( MUḲADDEM )


- DÜZEN | YOL | DÜZENEK | DİZGE/SİSTEM[Fr. < SYSTÈME] ile/||/<> SIRALAMA | DÜZEN | DÜZENLEME | DİZGİ/TERTİP[Ar. < TERTĪB] ile/||/<> BİRLEŞTİRME | DÜZEN/KOMBİNASYON[Fr. < COMBINAISON] ile/||/<> KAVRAM | ANLAYIŞ | GÖRÜŞ | TARZ | DÜZEN/KONSEPT[Fr. < CONCEPT]

( metrik sistem ondalık sistem parlamenter sistem raylı sistem açık dolaşım sistemi başkanlık sistemi çoğunluk sistemi denklemler sistemi Güneş sistemi işletim sistemi kaskat sistemi kontenjan sistemi metre sistemi otlatma sistemi rüping sistemi sindirim sistemi sinir sistemi solunum sistemi yazılım sistemi düzen Bir sonuç elde etmeye yarayan yöntemler düzeni yol düzenek Model tip dizge )

( SYSTÈME )

( TERTĪB )

( COMBINAISON )

( CONCEPT )


- ANONS[Fr. < ANNONCE] ile/değil/yerine/=/||/<> DUYURU | SESLİ DUYURU

( anons panosu duyuru sesli duyuru )

( ANNONCE )


- EVVELİ ile/değil/yerine/=/||/<> ÖNCEKİ | ESKİDEN

( önceki eskiden )


- EZELÎ[Ar. < EZELĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> ÖNCESİZ | ESKİ

( ezelî rekabet ezelî takdir öncesiz eski )

( EZELĪ )


- KONSANTRE[Fr. < CONCENTRÉ] ile/değil/yerine/=/||/<> YOĞUN | DERİŞİK

( yoğun derişik )

( CONCENTRÉ )


- MUKADDEM[Ar. < MUḲADDEM] ile/değil/yerine/=/||/<> ÖNCEKİ | ÖNCÜL

( önceki öncül )

( MUḲADDEM )


- ÖNCEL ile/değil/yerine/=/||/<> İLK | ÖNDER | SELEF, ARDIL KARŞITI

( öncel belirleme öncel düzen öncel metin ilk Öncelikli olan Ayrıcalıklı olan önder selef ardıl karşıtı Sonucun çıkarıldığı önerme ya da önermeler Bir sıra bağıntısında bir başkasından hemen önce gelen )


- RÜÇHAN[Ar. < RUCḤĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> ÜSTÜNLÜK | YEĞLİK | ÖNCELİK

( rüçhan hakkı üstünlük yeğlik öncelik )

( RUCḤĀN )


- KONSEPT[Fr. < CONCEPT] ile/değil/yerine/=/||/<> KAVRAM | ANLAYIŞ | GÖRÜŞ | TARZ | DÜZEN

( kavram anlayış görüş tarz düzen )

( CONCEPT )


- DİRHEM/DİRHEM[Ar. < DİRHEM] ile/||/<> DESİGRAM/DECİGRAMME[Fr. < DÉCIGRAMME] ile/||/<> DEKAGRAM/DECAGRAMME[Fr. < DÉCAGRAMME] ile/||/<> HEKTOGRAM/HECTOGRAMME[Fr. < HECTOGRAMME] ile/||/<> GRAM/GRAMME[Fr. < GRAMME] ile/||/<> MİSKAL/MİSKAL[Ar. < MİS̱ḲĀL] ile/||/<> KIRAT/KİRAT[Ar. < ḲĪRĀṬ] ile/||/<> KİLOGRAM/KİLOGRAMME[Fr. < KILOGRAMME] ile/||/<> KİLOTON/KİLOTONNE[Fr. < KILOTONNE] ile/||/<> KENTAL/QUİNTAL[Fr. < QUINTAL] ile/||/<> LİBRE/LİBBRA[İt. < LIBBRA] ile/||/<> ONS/ONCE[Fr. < ONCE] ile/||/<> LASTA/LASTA[Fr. < LASTA] ile/||/<> OKKA/VUKİYYE[Ar. < VUḲİYYE] ile/||/<> SANTİGRAM/CENTİGRAMME[Fr. < CENTIGRAMME] ile/||/<> TON/TONNE[Fr. < TONNE]

( dirhem dirhem bir dirhem Okkanın dört yüzde birine eşit olan gramlık eski bir ağırlık ölçüsü Bir tür gümüş para )

( DİRHEM )

( DÉCIGRAMME )

( DÉCAGRAMME )

( HECTOGRAMME )

( GRAMME )

( MİS̱ḲĀL )

( ḲĪRĀṬ )

( KILOGRAMME )

( KILOTONNE )

( QUINTAL )

( LIBBRA )

( ONCE )

( LASTA )

( VUḲİYYE )

( CENTIGRAMME )

( TONNE )


- GÜL/GUL[Fars. < GUL] ile/||/<> GONCA/GONÇE[Fars. < ĠONÇE]

( gülabdan gülbahar gülbank gülbeşeker gül böceği gül böreği güldeste gülhatmi gül ibik gülibrişim gülistan gülkurusu gül kurusu gül rengi gül suyu gülşen gül yağı karagül yabani gül ayı gülü Çin gülü denizgülü gün gülü Isparta gülü ipek gülü Japon gülü kır gülü menekşe gülü Noel gülü orman gülü rüzgârgülü yaban gülü yayla gülü Gülgillerin örnek bitkisi Rosa Bu bitkinin katmerli genellikle kokulu olan çiçeği )

( GUL )

( ĠONÇE )


- VİYOLA/VİOLA[İt. < VIOLA] ile/||/<> VİYOLONSEL/VİOLONCELLE[Fr. < VIOLONCELLE] ile/||/<> VİYOLO/VİOLO[Fr. < VIOLO]

( Kemana benzer kemandan büyük bir çalgı alto )

( VIOLA )

( VIOLONCELLE )

( VIOLO )


- ANNONCEUR[Fr. < ANNONCEUR] ile/değil/yerine/=/||/<> ANONSÖR

( Herhangi bir duyuruyu anons eden kimse )

( ANNONCEUR )


- GONÇE[Fars. < ĠONÇE] ile/değil/yerine/=/||/<> GONCA

( Henüz açılmamış ya da açılmak üzere olan çiçek tomurcuk )

( ĠONÇE )


- CONCERTO[İt. < CONCERTO] ile/değil/yerine/=/||/<> KONÇERTO

( Bir çalgının teknik özelliklerini ön plana çıkarmak amacıyla yazılmış orkestra eşliğinde seslendirilen sonat formundaki müzik eseri )

( CONCERTO )


- CONCENTRATİON[Fr. < CONCENTRATION] ile/değil/yerine/=/||/<> KONSANTRASYON

( Dikkatin sürekli olarak bir nesne ya da konunun belirli bir yönü üzerinde toplanması dikkat toplaşımı yoğunlaşma Bir ortamda bulunan belirli bir maddenin kütle ya da hacminin içinde bulunduğu ortamın kütle ya da hacmine oranı derişim )

( CONCENTRATION )


- CONCERT[Fr. < CONCERT] ile/değil/yerine/=/||/<> KONSER

( Sanatçıların müzik eserlerini bir topluluk önünde çalması ya da söylemesi Sürekli gürültü )

( CONCERT )


- ONCE[Fr. < ONCE] ile/değil/yerine/=/||/<> ONS

( Genellikle gümüş altın ve platin gibi kıymetli metallerin ya da elmas yakut gibi değerli taşların kütlelerinin ölçülmesi için kullanılan Fransa da g İngiltere de g ağırlığında bir ağırlık ölçüsü birimi )

( ONCE )


- PONCE[Fr. < PONCE] ile/değil/yerine/=/||/<> PONZA

( ponza taşı sünger taşı Bu taştan yapılmış )

( PONCE )


- VİOLONCELLE[Fr. < VIOLONCELLE] ile/değil/yerine/=/||/<> VİYOLONSEL

( Viyoladan büyük kontrbastan küçük dört sürtme telli bir orkestra çalgısı çello )

( VIOLONCELLE )


- SAFÇA ile/||/<> AVANAKÇA ile/||/<> BÖNCE ile/||/<> SAFÇASINA ile/||/<> BÖNCESİNE ile/||/<> SAFDİLLİ ile/||/<> AVANAKÇASINA


- GEÇİRGENLİK | GEÇİT TÖRENİ ile/||/<> GEÇİRİMLİLİK | GEÇİT RESMİ ile/||/<> GEÇİŞ ÜSTÜNLÜĞÜ | GEÇİŞ ÖNCELİĞİ ile/||/<> GEÇİM SIKINTISI | GEÇİM DERDİ | GEÇİM ZORLUĞU


- İLK ÖNCE ile/||/<> İLKTEN


- ÖNCELERİ ile/||/<> İPTİDALARI ile/||/<> EVVELLERİ


- ÖNCELİK ile/||/<> EVVELLİK

( aklıevvellik )


- ÖNCEL METİN ile/||/<> ARAÇ METİN


- ÖNCELLEME SÜRATİ ile/||/<> SEZİNLEME SÜRATİ


- BİR AN EVVEL ile/||/<> BİR AN ÖNCE

( Çok kısa bir süre )


- GEÇİŞ HAKKI ile/||/<> GEÇİŞ ÖNCELİĞİ ile/||/<> GEÇİŞ ÜSTÜNLÜĞÜ ile/||/<> DİKEY GEÇİŞ ile/||/<> ÜST GEÇİŞ ile/||/<> YATAY GEÇİŞ ile/||/<> DENİZ GEÇİŞİ

( Geçmek işi Herhangi bir durumdaki değişme intikal Resimde iki ayrı rengi birbirine bağlayan ara ton Bir parça süresince bir tondan başka bir tona atlama )


- İLK ADIM ile/||/<> İLK AĞIZDA ile/||/<> İLKBAHAR ile/||/<> İLK BAKIŞTA ile/||/<> İLK ÇAĞ ile/||/<> İLK ÇEYREK ile/||/<> İLK DEVRE ile/||/<> İLK DÖRDÜN ile/||/<> İLK ELDEN ile/||/<> İLK GENÇLİK ile/||/<> İLK GÖSTERİ ile/||/<> İLK GÖZ AĞRISI ile/||/<> İLK GÜN ZARFI ile/||/<> İLKGÜZ ile/||/<> İLK KÂNUN ile/||/<> İLK MEKTEP ile/||/<> İLKOKUL ile/||/<> İLKÖĞRENİM ile/||/<> İLKÖĞRETİM ile/||/<> İLK ÖNCE ile/||/<> İLK ÖRNEK ile/||/<> İLK PLANDA ile/||/<> İLK SEZİ ile/||/<> İLK TASARIM ile/||/<> İLK TEŞRİN ile/||/<> İLK YARDIM ile/||/<> İLK YARI ile/||/<> İLKYAZ

( Zaman sıra yer ve önem bakımından ötekilerden önce gelen öncel son karşıtı Herhangi bir şeyin en önde olanı önce geleni Birinci olarak en başta )


- BİR AN ÖNCE ile/||/<> BİR AYAK ÖNCE ile/||/<> BİR GÜN ÖNCE ile/||/<> İLK ÖNCE ile/||/<> MİLATTAN ÖNCE ile/||/<> KAMBRİYEN ÖNCESİ ile/||/<> MANTIK ÖNCESİ ile/||/<> OKUL ÖNCESİ ile/||/<> TARİH ÖNCESİ

( İlk olarak başlangıçta evvel sonra karşıtı İçinde bulunulan ya da söz edilen anın gerisinde kalan bir zamanda evvel Zaman bildiren kelimelerden ya da zaman zarflarından sonra kullanıldığında belirtilen kadar zamanın geçmiş olduğunu gösteren bir söz evvel İçinde bulunulan ya da söz edilen yerden daha önde evvel Bir şeyin geçmişteki bölümü başlangıçta yer alan kısmı evvel Makam değer derece önem vb için sözü edilenden daha önde olan evvel )


- SATIŞ BEDELİ ile/||/<> SATIŞ DEĞERİ ile/||/<> SATIŞ FİYATI ile/||/<> SATIŞ MERKEZİ ile/||/<> SATIŞ MUKAVELESİ ile/||/<> SATIŞ RUHSATI ile/||/<> SATIŞ SARAYI ile/||/<> SATIŞ SÖZLEŞMESİ ile/||/<> SATIŞ ŞARTNAMESİ ile/||/<> SATIŞ YERİ ile/||/<> EFEKTİF SATIŞ ile/||/<> İNDİRİMLİ SATIŞ ile/||/<> KONSİNYE SATIŞ ile/||/<> KREDİLİ SATIŞ ile/||/<> ÖNCEDEN SATIŞ ile/||/<> PEŞİN SATIŞ ile/||/<> TUTULU SATIŞ ile/||/<> VADELİ SATIŞ ile/||/<> TANZİM SATIŞI

( Satmak işi bey II Satıcı ile alıcı arasında yapılan ve bir malın alıcıya verilmesi ve bunun karşılığında bir fiyat bir değer alınması yoluyla yapılan işlem satım )


- BİR GÜN EVVEL ile/||/<> BİR GÜN ÖNCE

( Yirmi dört saatlik zaman dilimi Gelecekte herhangi bir an )


- ÖNCELLEME SÜRATİ ile/||/<> ADIL ÖNCELLEME

( Öncellemek işi )


- BİR AN EVVEL/BİR AN ÖNCE/ACİLEN ile/değil/yerine/= KIPICAK


- BİR AN ÖNCE ile/||/<> BİR AYAK ÜZERİNDE/ÜSTÜNDE

( Hemen, olabildiği kadar ivedi; bir an evvel, bir gün evvel, bir gün önce, bir ayak önce, bir ayak evvel. @@ Çok kısa zamanda. )


- ETTEN DUVAR ÖRMEK ile/||/<> ETTEN ÖNCE ÇÖMLEĞE DÜŞMEK

( Korumak amacıyla çevresinde kalabalık insan birikmek. @@ Bir işte bilgisiz ya da yetkisiz olmasına rağmen herkesten önce ortaya atılmak. )


- EVVELEMİRDE ile/||/<> ÖNCELİKLE ile/||/<> İLKİN

( İlk önce, ilk iş olarak, her şeyden önce. )


- EZEL EBET ile/||/<> ÖNCESİZ SONRASIZ ile/||/<> EBEDİYEN

( Ezelden ebede kadar", "Öncesiz sonrasız bir biçimde )


- İLK AĞIZDA ile/||/<> İLK DÖRDÜN ile/||/<> İLK ELDEN ile/||/<> İLK GÖSTERİ ile/||/<> İLK ÖNCE ile/||/<> İLK ÖRNEK ile/||/<> İLK SEZİ ile/||/<> İLK YARI ile/||/<> İLK ÇEYREK ile/||/<> İLK TASARIM ile/||/<> İLK BAKIŞTA ile/||/<> İLK AĞIZDAN ile/||/<> İLK GÖSTERİM

( İlk iş olarak, her şeyden önce. @@ Ay'ın, yeni ay evresinden bir hafta sonra yarım daire biçiminde göründüğü evre. @@ Baştan başlayarak. Dolaysız, aracısız olarak. @@ Sahneye konulan tiyatro, konser vb.nin ilk temsili; prömiyer. @@ En başta; ilkten. @@ Örneklik eden biçim ya da nesne; prototip. @@ Bir konuda edinilen ilk ve yalın bilgi. @@ Karşılaşmalarda iki devreden ilki; ilk devre. @@ Basketbolda onar dakikalık bölümlerden birincisi. @@ Bir tasarımın hazırlanmış ilk biçimi. @@ Görür görmez. @@ Kaynağından. @@ Yeni çekilmiş bir filmin davetliler ve filmde görev alan sanatçılar tarafından ilk kez bir arada izlenmesi; ön gösterim, gala. )


- KAMBRİYEN ÖNCESİ ile/||/<> PREKAMBRİYEN

( Yeryüzü tarihinde Birinci Çağ'dan daha eski, dağların ve magma olaylarının oluştuğu uzun bir zaman süresi; prekambriyen )


- MANTIK DIŞI ile/||/<> MANTIK ÖNCESİ

( Mantıkla hiçbir ilgisi olmayan, mantığa uymayan. Mantıkla çözümlenemeyen. @@ Mantıksal düşüncesinin henüz oluşmadığı dönem. )


- ÖNCE CAN, SONRA CANAN ile/||/<> ÖNCEKİ ile/||/<> ÖNCELEMEK ile/||/<> ÖNCELERİ ile/||/<> ÖNCELİK ile/||/<> ÖNCELİKLE ile/||/<> ÖNLENİŞ ile/||/<> ÖNLÜKLÜ ile/||/<> ÖNCELLEME SÜRATİ ile/||/<> ÖNCELLEMEK ile/||/<> ÖNLENEBİLMEK

( "İnsanlar bencildir, önce kendilerini, sonra yakınlarını düşünürler" anlamında kullanılan bir söz. @@ Önce olan; evvelki, evveli. İki önceki (gün, hafta, ay, yıl). Bir yerde, bir görevde daha önce çalışmış olan; eski, mukaddem, sabık. @@ Bir şeyi önceden yapmak, geri bırakmamak, öne almak; takdim etmek. Tanıtmak, yönlendirmek amacıyla överek öne çıkarmak; lanse etmek. @@ İlk zamanlarda, başlangıç zamanlarında; evvelleri, iptidaları. @@ Bir şeyin başka bir şeyden ya da şeylerden daha önce olması ya da yapılması durumu; evvellik, rüçhan, takaddüm. Bir şeyin diğerlerinden daha önemli sayılması durumu. @@ Öne alınarak, diğerlerine göre daha önce olarak. Her şeyden önce. @@ Önlenmek işi. @@ Önlük giymiş olan. @@ Oyun akışının, pozisyon değişimi ve gelişiminin, özellikle de rakip oyuncunun hareketinin önceden ya da çok kısa süre içinde saptanabilmesi ile ilgili yeti; sezinleme sürati. @@ Öncelikli duruma getirmek. Ayrıcalıklı duruma getirmek. Öne çıkarmak, önceliğini vurgulamak. Diğer oyuncuya ya da topa göre konum belirleyerek hareket etmek. Yazar edebî eserde olacakları önceden sezdirmek. @@ Önleme imkânı ya da ihtimali bulunmak. )


- ÖNCEL BELİRLEME ile/||/<> ÖNCEL DÜZEN ile/||/<> ÖNCEL METİN

( Tanrı'nın her şeyi önceden bildiği dogmasına dayanılarak her şeyin önceden Tanrı tarafından düzenlenmiş olduğunu anlatan terim. @@ Ruhla beden arasındaki ilişkinin Tanrı tarafından önceden düzenlendiğini ileri süren öğreti. @@ Metinler arasılığa konu olan önceki metin; araç metin. )


- ÖNCELİKLİ ile/||/<> ÖNCELİKLİLİK

( Önceliği olan, öncelik tanınan, önce yapılması gereken. @@ Öncelikli olma durumu. )


- ÖNCESİZ ile/||/<> ÖNCESİZ SONRASIZ

( Zamanda başlangıcı olmayan; ezelî. @@ Başlangıcı ve sonu olmayan. )


- OKUL KAÇAĞI ile/||/<> OKUL KOOPERATİFİ ile/||/<> OKUL ÖNCESİ ile/||/<> OKUL SONRASI ile/||/<> OKUL BAŞARI PUANI ile/||/<> OKUL TAŞITI

( Derslere girmeyip okul dışında vakit geçiren öğrenci; mektep kaçağı. @@ Okulda öğrencilerin kalem, defter, kitap, yiyecek vb. gereksinimlerini karşılayan kuruluş ve satış yeri. @@ Çocuğun okul çağına girmesinden önceki çağı. Bu çağla ilgili, bu çağa özgü. @@ Okul çağından sonraki çağ. Bu çağla ilgili, bu çağa özgü. @@ Ortaokul ve liselerde sınıf seviyesinde alınan yıl sonu başarı puanlarının aritmetik ortalaması. @@ Öğrencileri okula götürüp getiren servis aracı. )


- TARİH ATMAK/KOYMAK ile/||/<> TARİH DÜŞÜRMEK ile/||/<> TARİH ÖNCESİ ile/||/<> TARİH ATLASI ile/||/<> TARİH DEĞİŞTİRME ÇİZGİSİ

( Bir şeyin üzerine tarih yazmak. @@ Doğum, ölüm, savaş vb. yaşanmış önemli bir olayın ya da yeni yapılmış bir eserin yıl olarak tarihini göstermek amacıyla Arap alfabesindeki harflere verilen sayı değerlerini esas alan ebcet hesabıyla bir mısra ya da beyit söyleme. @@ Yazının bulunmasından önceki çağlar. Yazının bulunmasından önceki insan topluluklarının evrimini inceleyen bilim; prehistorya. @@ İçinde ülkelerin ya da bölgelerin tarihî dönemlerine ait haritalarının bulunduğu atlas. @@ Güney Kutbu ile Kuzey Kutbu arasında uzanan, uluslararası gün çizgisi olarak da bilinen, bir takvim gününden bir sonrakine geçişi belirleyen sanal çizgi. Başlangıç meridyeninin 180° doğusunda ya da batısında bulunan meridyen dairesine verilen ad. Bering Boğazı’ndan geçen ve Asya ile Kuzey Amerika’yı birbirinden ayıran çizgi. )


- ÖNCECİ ile/||/<> ÖNCECİLİK

( Bir şeyi ilk olarak ve başkalarından önce yapma ya da ortaya atma; inisiyatif. Önde gelen kişi. @@ Bir şeyi başkalarından önce yapma işi; inisiyatif. Önde gelme işi. )


- ARDIL METİN ile/||/<> ÖNCEL METİN

( Öncel metin ya da metinler aracılığıyla anlamsal, yapısal ve biçimsel yönlerden dönüştürülerek oluşturulmuş metin )


- ABANDON[İng.]/AUFGEBEN[Alm.]/ÇEKİLME/TERK[Osm. Tr.] ile/||/<> SÜNGER ile/||/<> PIERRE PONCE[Fr.]/SÜNGER TAŞI

( Bir yumrukoyuncusunun herhangi bir nedenle karşılaşmayı bırakması, ya da köşesinde bulunan yardımcısının yumruklaşma alanına sünger, havlu atarak oyuncusu adına yenilgiyi kabul etmesi. | Akarsuların en çekik durumu. | Gelgitte kabarma olayının karşıtı, bk. kabarma, çekilme akıntısı. | bk. çekik durum. | bk. denizçekilmesi. | Isıl işlemler sonucunda oluşan soğumayla beliren boyca küçülme olayı. @@ Ayakkabıların üstüne boya sürmek için kullanılan nesne. (*Güdül -Ankara) | Ütüleme sırasında elbise ıslatmakta kullanılan sünger ya da bez parçası. (*Aksaray -Niğde) | Sapan lastiği. (Çaltı *Gelendost -Isparta) | (jeoloji) @@ (jeoloji) )

( ABANDON )

( AUFGEBEN )

( PIERRE PONCE )


- RECORD FILM/RESEARCH FILM[İng.]/FILM DE RECHERCHE[Fr.]/FORSC-HUNGSFILM[Alm.]/ARAŞTIRMA FİLMİ ile/||/<> EXTRA/CROWD (ARTIST/PERSON)/DRESS EXTRA/ATMOSPHERE PERSON/SILENT BIT[İng./Fr./Alm.]/FIGURANT/ACTEUR DE COMPLÉMENT[Fr.]/KOMPARSE/STATIST[Alm.]/FİGÜRAN ile/||/<> TRAILER/COMING ATTRACTIONS/PROMOTION SPOT[İng./Alm.]/BANDE DE LANCEMENT/BANDE-ANNONCE/FILM-ANNONCE/FRAGMENT (DE FILM)[Fr.]/VORSCHAU/FILMVORSCHAU[Alm.]/TANITMA FİLMİ/GELECEK PROGRAM/FRAGMAN[Osm. Tr.] ile/||/<> TELEVISION FILM/(ABD) TELEFILM[İng.]/TÉLÉFILM/FILM DE TÉLÉVISION[Fr.]/FERNSEHFILM/FERNSEHSPIELFILM[Alm.]/TELEVİZYON FİLMİ/TELEFİLM[Osm. Tr.]

( Sinema Herhangi bir bilimsel araştırmada, alıcının bir araştırma aracı olarak kullanılması sonunda elde edilen film. | Herhangi bir bilimsel araştırmanın yapılışını, bu araştırmada baş vurulan yöntemleri ve elde edilen sonuçları olduğu gibi yansıtan film. bk. bilimsel film. @@ Sinema Bir filmin kalabalık görünçlüklerini doldurmakta kullanılan, konuşmaya katılmayan, tanıtma yazılarında adı geçmeyen oyuncu. | Bir oyunun kalabalık sahnelerini doldurmak için kullanılan konuşmaya katılmayan ya da yalnız birkaç sözcük söyleyen kişi. | Bir oyunun kalabalık sahnelerini doldurmak için kullanılan, bazen birkaç söz söyleyen, çoğu kez de konuşmayan kişi. @@ Sinema Bir sinemada, sonraki izlencelerde yer alacak filmleri tanıtmak üzere, bunlardan seçilmiş örneklerden oluşan kısa film. @@ Sinema/TV. Televizyonda gösterilmek üzere özel olarak hazırlanmış film; televizyon özellikleri taşıyan film. | Televizyon yöntemlerinden yararlanılarak gerçekleştirilmiş film. (Bunun için Electronicam, Vidicam, vb. yöntemler kullanılır). )

( RESEARCH FILM )

( FILM DE RECHERCHE )

( FORSC-HUNGSFILM )

( ACTEUR DE COMPLÉMENT )

( STATIST )

( FRAGMENT (DE FILM) )

( FILMVORSCHAU )

( (ABD) TELEFILM )

( FILM DE TÉLÉVISION )

( FERNSEHSPIELFILM )


- ANNONCEUR/BONIMENTEUR/BONISSEUR/CHASSEUR-ANNONCEUR/CHASSEUR-ABO-YEUR[Fr.]/ÇIĞIRTKAN ile/||/<> FİLM/MOTION PICTURE/MOVING PICTURE/MOVIE/CINEMATOGRAPH FILM/CINE-FILM/PIC (A.) SPAGHETTI (A.)/MACARONI (A.)[İng./Alm.]/FILM (CINÉMATOGRAPHIQUE)/FILM-CINÉMA[Fr.]/KINOFILM/FILMBAND/FILMSTREIFEN/STREIFEN[Alm.]/FİLM ile/||/<> SILENCE[İng./Fr.]/RUHE[Alm.]/SESSİZLİK

( Sinema 1. Panayır sinemalarında izleyici avlamak amacıyla, gösterilen filmi öven kimse. | Sessiz sinema döneminde, aynı işi gördükten sonra, ayrıca gösterim sırasında filmi açıklayan kimse. @@ Sinema 1. Sinema filmini gerçekleştirmekte kullanılan, selüloitten, saydam, esnek, bükülebilir, eni ve biçimi ölçünlere göre belirlenmiş kuşak; sinemanın ham özdeği. | Bunun, henüz alıcıda kullanılmamış, duyarkatı etkilenmemiş olanı, boş film. | Aynı kuşağın alıcıda kullanılmış, üzerinde gizli görüntü oluşmuş olanı, dolu film. | (Genel anlamda) Göstericide kullanılmak üzere her şeyi hazır, tamamlanmamış sinema yapıtı. (Filmin siyah-beyaz, renkli, dar, geniş, sesli, sessiz, negatif, pozitif, vb. birçok çeşidi vardır; bunlar kendi maddelerinde ayrı ayrı gösterilmiştir). | ... @@ Sinema/TV. Bir sinema ya da televizyon görünçlüğünde hiç bir sesin yer almaması durumu. Sinema 2. Sessiz sinema döneminde filmler baştan sona sessiz olduğu için bu dönemde değerlendirilemeyen ve kullanılamayan özellik. )

( CHASSEUR-ABO-YEUR )

( FILM-CINÉMA )

( STREIFEN )

( RUHE )


- PREFERENCE[İng.]/PRÉFÉRENCE[Fr.]/YEĞLEME/BİLDİRMELİK YEĞLEMELERİ/RÜÇHAN/TERCİH[Osm. Tr.] ile/||/<> LICENCEE[İng.]/CONCESSIONNAIRE[Fr.]/AYRICALIKLI/İMTİYAZLI[Osm. Tr.]

( Belirli kimi ülke malları için tanınan ve \"en çok kayrılan ulus kuralı\" dışında yalnızca o ülkelere uygulanan bildirmelik indirimi, bağışıklıklığı ya da nicelik kısıtlamalarının dışında tutulma gibi ayrıcalıklar a. bk. bildirmelik yeğlemeleri. | Sözcüklerin türeme ve çekimlerinde konuya hangilerinin daha uygun düşeceğini kestirme. | Üstünlük, kişiyi diğerinden üstün tutma. | Birine ilişkin hakkı diğerininkinden geçerli görme. @@ Ayrıcalık elde eden. )

( PREFERENCE )

( PRÉFÉRENCE )

( LICENCEE )

( CONCESSIONNAIRE )


- ATTENTION[İng.]/DİKKAT ile/||/<> CONCENTRATION[İng.]/DİKKAT TOPLAŞIMI

( İstençli ya da istençsiz olarak bir olayı daha canlı duruma getirmek için tümü ya da bir parçası üzerinde anlık gücünün toplanması durumu. | Duygu ve düşüncenin bir konu ya da sorun üzerinde toplanması, zihnin uyanık bulunması durumu. | ... @@ Dikkatin sürekli olarak bir nesne ya da konunun belirli bir yönü üzerinde toplanması. )

( ATTENTION )

( CONCENTRATION )


- CONCEPT[İng.]/KAVRAM/MEFHUM[Osm. Tr.] ile/||/<> CONCEPTUALIZATION[İng.]/KAVRAMLAŞTIRMA/MEFHUMLAŞTIRMA[Osm. Tr.]

( Herhangi bir nesne ya da olayın temel öğe ve özelliklerini kapsayan soyut bir düşünü. @@ Nesne ve olayların algılanan temel öğelerini, örgütleyerek kavram haline getirme. )

( CONCEPT )

( CONCEPTUALIZATION )


- CONCEIVE[İng.]/CONCEVOIR[Fr.]/KAVRAMAK/FEHM ETMEK[Osm. Tr.] ile/||/<> KAVRAMA/BİRLEŞTİRME/KAVRAMA/BİRLEŞTİRME[Osm. Tr.]

( Karşılaşılan sorunları, yeni durumları ve düşünceleri zihinde oluşturmak. | Düşünmek. | Anlamak. | Orakla biçmek. (-Amasya) | bk. yakalamak @@ bk. birleştirme | otomobil: Motor anamili ile hız kutusunu birbirine bağlayıp ayıran, motordan gelen devinimi sarsıntısız olarak öteki aktarma öğelerine ileten düzen. | Bu düzeni işletmeye yarayan ayaklık. | (I) bk. gavrama | (II) Bodur ekini kesme. (Güllüce *Gümüşhacıköy -Amasya) )

( CONCEIVE )

( CONCEVOIR )


- ADIL ÖNCELLEME/İZMAR KABL-EZ-ZİKR[Osm. Tr.] ile/||/<> PERSONNAGE[Fr.]/KİŞİ

( Anlatımda, adılı addan önce getirme. Ör. O da olmuş vatan-cüda seyyar; Ne hazin ağlıyor şu ebr-i bahar. (Muallim Naci) @@ Bir yazın yapıtında başından olay geçen ya da olaya karışan kimse. | ... | (Lat. Persona = tiyatroda oyuncunun oyunu gereği yüzüne taktığı maske; sonradan oyuncunun üzerine aldığı rol, daha sonra da insanın öz niteliği, öz çizgileri anlamını almış.) : (Skolastik felsefede klasik tanımını Boethius vermiştir:) Ussal varlığın bölünmez tözü. | (Görüngübilimde) Tinsel edimler özeği (M. Scheler). | Oluşumunu özgürlüğe dayatan, kendini kendisi kuran bireysel öz. | Yaşamın gidişi içinde tek beni kuran birlik. | Kendini "sen"in karşısında bir "ben" olarak yaşayan öz; ya da bir "sen" olarak "ben" in karşısına çıkabilen öz. | Başkalarına olan davranışlarında ortaya çıkan ben (Jung). ahlaksal kişi: Sorumlu ve hesap verme yeteneği olan ben. tüzel kişi: Doğal kişi olmaksızın, hak ve ödevlerin bağımsız taşıyıcısı sayılan kişi (yasalara göre kurulmuş birlikler, dernekler, ortaklıklar, kamusal örgütler). | Çekimli eylemlerde ve adıllarda, konuşan, dinleyen, hakkında konuşulan: Geldim (geldi-m) , ben (1. kişi tekil) ; gel, geldin (geldi-n) , sen (2. kişi tekil) ; gelsin (gel-sin) , geldi, o (3. kişi tekil) ; geldik (geldi-k) , gelelim (gel-e-lim) , biz (I. kişi çoğul) ; gelin (gel-in) , geliniz (gel-in-iz) , siz (2. kişi çoğul) ; gelsinler (gel-sin-ler) , geldiler (geldi-ler) , onlar (3. kişi çoğul) vb. | Konuşanın kendisinden, kendisine söz söylediği kimseden ya da başkasından bahsettiğine göre zamirlere ve fiillere verileri şekil, ki sirasiyle BİRİNCİ KİŞİ (Mütehellim, Première personne) İKİNCİ KİŞİ (Muhatap, Deuxième personne) ve ÜÇÜNCÜ KİŞİ (Gaip, Troisième personne) adını alır. )

( PERSONNAGE )


- OPEN SENTENCE/OPEN CONDITION[İng.]/ÉNONCÉ OUVERT[Fr.]/OFFENE AUSSAGE[Alm.]/AÇIK ÖNERME/ÖNERMELİ İŞLEV ile/||/<> OPEN PATH[İng.]/AÇIK YOL

( bk. önermeli işlev. | Bir önermede geçen bir ya da birden çok sayıda adın yerine bağsız olacak biçimde birer değişken koymakla elde edilen deyim: | n-li açık önerme (...) biçiminde gösterilir. Anl. açık tamdeyim. Krş.. tek düzenli birli açık önerme, özelleme, gerçekleme. Örn. '2+2=4' önermesinde '2' sayı adı yerine 'x' değişkeni koymakla 'x+x=4' birli açık önermesi elde edilir. | Değişkenler içeren ve bu değişkenlere belirli değerler verildiğinde önerme olan ifade. @@ Çözümleyici çizelgede, hiç bir çelişmeyi kapsamayıp, ortak doğrulayıcı yorumu olan önermelerden oluşan bir yol. )

( OPEN CONDITION )

( ÉNONCÉ OUVERT )

( OFFENE AUSSAGE )

( OPEN PATH )


- COMPOUND PROPOSITION[İng.]/ÉNONCÉ COMPOSÉ[Fr.]/ZUSAMMENGESETZTE AUSSAGE[Alm.]/BİLEŞİK ÖNERME/MÜREKKEP KAZİYE[Osm. Tr.] ile/||/<> PROPOSITION[Fr.]/PROPOSITIO[Lat.]/BEHAUPTUNG/SATZ[Alm.]/ÖNERME/SAV/KAZİYE[Osm. Tr.] ile/||/<> COMPOSITE/COMPOUND[İng.]/BİLEŞİK ile/||/<> FRACTION COMPOSÉE[Fr.]/BİLEŞİK KESİR/KESRİ MÜREKKEB[Osm. Tr.]

( İki ya da daha çok sayıda önermenin bağlaçlarla birbirlerine bağlanmasıyla oluşan önerme. | Bir ya da birden çok önermeden eklem yardımıyla oluşturulan önerme, bir ya da birden çok anabileşeni olan önerme. | Birden çok önermeden oluşan ve olanaklı doğruluk değerleri çıkarım kalıplarına göre saptanan önerme, bk. biçimsel mantık. ' @@ bk. sav. | Kaıntlanımı ile bir sav ya da çözümü ile birlikte bir sorun. | Ya doğru ya da yanlış olan bir sav öne süren bildirim, | Bir mantık dizgesine göre çeşitli doğruluk değerleri alabilen dilsel deyişler. | (Klasik mantıkta). | Yargının sözlerle dile gelişi; doğru ya da yanlış olabilen bir anlatım. // Modern mantıkçılar doğru ya da yanlış olabilen anlatım yanında belirsiz kalan bir anlatım da bulunduğuna dikkati çekmişlerdir. Önerme mantıksal terim olarak temel anlamını modern mantıkta kazanmıştır. B. Russell önermeden "İlk planda bir şeyi ya doğru olarak ya da yanlış olarak dile getiren sözler kuruluşu."nu anlar; örneğin: 2x2=4 de 2x2=5 de birer önermedir; "Sokrates bir insandır." "Sokrates bir insan değildir." de birer önermedirler; önemli olan önermeden önerme görevini ayırmaktır. Önerme görevi bir anlatımda bu anlatımı kuran bir ya da daha çok belirsiz parçayı, bu parçalara değer yüklendiğinde bir önerme kılacak olan anlatımdır. Ör. "X bir insandır." X belirsiz kaldığı sürece bu önerme ne doğrudur ne yanlış; X e bir değer verilirse bundan doğru ya da yanlış bir önerme çıkar. | Bir yargı içeren, doğru ya da yanlış olabilen sav. | (matematik) @@ Bir bileşimi oluşturan öğelerden her biri ya da bileştirme sürecinin ürünü. @@ (matematik) | Payı paydasından küçük olmayan kesir. )

( COMPOUND PROPOSITION )

( ÉNONCÉ COMPOSÉ )

( ZUSAMMENGESETZTE AUSSAGE )

( PROPOSITION )

( PROPOSITIO )

( SATZ )

( COMPOUND )

( FRACTION COMPOSÉE )


- EXISTENTIAL SENTENCE/PARTICULAR SENTENCE[İng.]/ÉNONCÉ EXISTENTIEL/ÉNONCÉ PARTICULIER[Fr.]/EXISTEN-ZIALE AUSSAGE/PARTIKULARE AUSSAGE[Alm.]/TİKEL ÖNERME/CÜZÎ KAZİYE[Osm. Tr.] ile/||/<> PROPOSITION FONDAMENTALE[Fr.]/TEMEL ÖNERME/BELİT/ESAS KAZİYE[Osm. Tr.]

( Anayöneteni bir tikel niceleyici olan önerme. | Tikel niceleyici önerme ( ) biçimindedir. Anl. varlıksal önerme. Krş.. genel önerme, tümel önerme. | Konunun kapsamına giren bütün bireyler için değil de bazıları için belirli bir şey bildiren önerme. Formülü: Bazı S ler P dir. Karşıtı bk. tikel önerme @@ Kendisinden başka önermelerin çıkarıldığı, kendisi daha fazla geri götürelemeyen önerme, bk. belit )

( PARTICULAR SENTENCE )

( ÉNONCÉ PARTICULIER )

( PARTIKULARE AUSSAGE )

( PROPOSITION FONDAMENTALE )


- UNIVERSAL SENTENCE[İng.]/ÉNONCÉ UNIVERSEL[Fr.]/ALLGEMEINE AUSSAGE[Alm.]/TÜMEL ÖNERME/KÜLLÎ KAZİYE[Osm. Tr.] ile/||/<> TÜMEL KAVRAM/TİKEL KAVRAM

( Anayöneteni bir tümel niceleyici olan önerme: ( ) Krş.. genel önerme, tikel önerme, | Konunun kapsamına giren bütün bireyler için belirli bir şey bildiren önerme. Formülü: Bütün S ler P dir. Karşıtı bk. tikel önerme @@ Kapsamına aldığı bütün nesneleri gösteren kavram (bütün insanlar, bütün aslanlar). Karşıtı bk. tikel kavram )

( UNIVERSAL SENTENCE )

( ÉNONCÉ UNIVERSEL )

( ALLGEMEINE AUSSAGE )


- SCUTCHEON[İng.]/PANONCEAU[Fr.]/WAPPENSCHILD[Alm.]/BELGİ ile/||/<> BELLİK/BELGİ/NİŞANE[Osm. Tr.]

( (Süsleme) Eskiden dükkan ve mağazaların kapıları üstünde, o dükkan ya da mağazanın nişanı olarak asılan, demirden yapılmış, üslüplaştırılmış hayvan biçimlerindeki süs. | Bir yanıtlayıcının soru çizinliğinde yanıtını dile getirmek üzere yaptığı belirtim ya da kimliğini belirtmek üzere kullandığı simge. | bk. belirlik. | bk. kesit @@ bk. belgi. | mimarlık, yerbilim: Bir doğrultu, düzey ya da yüksekliği belirlemek, yeniden bulmak için bir duvar, dikmelik, yerey üzerine konan im. )

( SCUTCHEON )

( PANONCEAU )

( WAPPENSCHILD )


- SCONCE[İng.]/PENDENTIF[Fr.]/GEWÖLBEZWICKEL[Alm.]/BİNGİ/KÖŞE BİNGİSİ ile/||/<> PANDANTİF/BİNGİ

( (Mimarlık) Kemerler üzerine oturtulmuş kubbe ile kemerlerin arasını kapatan üçgen biçimindeki kubbe parçalarından her biri. a. bk. köşe bingisi. @@ bk. bingi. )

( SCONCE )

( PENDENTIF )

( GEWÖLBEZWICKEL )


- CONSEQUENT[İng.]/CONSÉQUENT[Fr.]/CONSEQUENS[Lat.]/KONSEQUENT[Alm.]/ARDIL/ÖNCEL/TALİ KAZİYE[Osm. Tr.] ile/||/<> ANTECEDENT[İng./Alm.]/ANTÉCÉDENT[Fr.]/ANTECEDENS[Lat.]/ÖNCEL/ARDIL/MUKADDEM[Osm. Tr.]

( (Mantıkta) Bir çıkarımda varılan sonuç. | (Nedensel açıklamada) Etki. Karşıtı (ve bağlılaşık kavramı) bk. öncel @@ (Lat. antecedens = önde giden) : (Mantıkta) Sonucun çıkarıldığı önerme ya da önermeler. (Ör. tasımda: büyük ve küçük önerme.) // Her içermede içeren terim önceldir, içerilmiş olan -> ardıldır. Varsayımsal bir yargıda koşulu bildiren önermeye (A doğru ise) öncel, koşullanmış önermeye de (B de doğrudur) ardıl denir. bk. ardıl )

( CONSEQUENT )

( CONSÉQUENT )

( CONSEQUENS )

( KONSEQUENT )

( ANTÉCÉDENT )

( ANTECEDENS )


- OPTION[İng./Fr.]/SEÇME HAKKI/HAKKI-I HIYAR[Osm. Tr.] ile/||/<> AT CHOICE[İng.]/AU CHOIX[Fr.]/SEÇMECE ile/||/<> OPSİYON/SEÇME YETKİSİ ile/||/<> RIGHT OF RECOURCE[İng.]/RÜCU HAKKI ile/||/<> RÜÇHAN HAKKI/ÖNCELİK HAKKI ile/||/<> ŞUFA HAKKI/ÖNCELİK HAKKI

( Borsaya ilişkin süreli işlemlerde özen payı ödeyerek işlemden cayma ya da işleme bağlanma biçimlerinden birisini yeğleme. | bk. seçme yetkisi @@ Üstün görme, beğenme, yeğleme, seçme yoluyla yapılan ayırımlı alım. @@ bk. seçme yetkisi @@ Özellikle müteselsil borç ilişkilerinde, başkalarını da ilgilendiren bir borcu ödeyen kişinin, diğer kişilerin hesabına düşen kısmın, kendisine geri ödenmesini isteme hakkı. @@ bk. öncelik hakkı 1 @@ bk. öncelik hakkı 2 )

( AT CHOICE )

( AU CHOIX )

( RIGHT OF RECOURCE )


- SENTENCE[İng.]/PHRASE[Fr.]/SATZ[Alm.]/TÜMCE/CÜMLE[Osm. Tr.] ile/||/<> ENONCÉ[Fr.]/SÖYLEM/İFADE[Osm. Tr.]

( (Derleme.. hükümleme) Bir yargı bildirmek üzere tek başına çekimli bir eylem ya da çekimli bir eylemle birlikte kullanılan sözcük dizisi: Gel; Tren geçiyor; Ali sinemaya gitmeyecek; Ahmet'in yazdığı kitap birincilik kozanmış; insan kendi memleketinden uzaklaşıp da böyle başka ırklarla meskûn ayrı isimli yerlere gitti mi, bilmediği, görmediği acayip vakalarla karşılaşmak, birtakım sergüzeştler geçirmek ister vb. | Yalın cümlelere tümce ( BAĞIMSIZ TÜMCE Pr. indépendante ) denildiği gibi karmaşık cümleleri meydana getiren ve tam birer düşüne anlatan söz öbekleri de tümce admı alır. Ayrıca uyrumlu ( bk. Uyrumlu ) bir tümcesi bulunan tümceye BAŞTÜMCE ( Pr. principale ou subordonnée ) denir: Akşam olduğu için ( UYRUMLU ya da BAĞIMLI TÜMCE /Pr. dépendante/ ) ben eve gidiyorum ( Baştümce ). Baştümce bazı dillerde en çoğu cümlenin bag tarafında bulunduğu için buna ÖN TÜMCE ( Pr. antérieure, antécédente ), ötekine de ART TÜMCE ( Pr. postérieure ou conséquente ) dendiği vardır.Şarth cümlelerde uyrumluya ŞART KOŞUCU ya da ŞARTLIYAN ( Conditionnante ou conditionnelle ), öbürüne de ŞARTLANAN ( Conditionnée ) denir. Uyrumlu tümceler baştümceye bir bağlaç ya da bir ilgilik ile bağlı olduklarına göre BAĞLAÇLI ( Conjonctive ou con-jonctionnelle ) ve İLGİLİKLİ ( Relative ) adını alırlar; tümcedeki fiilin gramatikal şeklinegöre de MASTARLI ( Infinitive ), ORTAÇ LI ( Participale ) çeşitleri de vardır. Bundan başka cümle içindeki ADLIK ( Substantive: Onun söylediklerini ben biliyorum ), SIFATLK ( Adjective: Onun söylediği fikirler ), ZARFLIK ( Adverbiale: O söyledikte ), SEBEPLİK ( Causale : O söylediği için ), ÖLÇÜŞTÜRMELÎ ( Comparative: Onun söylediği kadar ), AMAÇLIK ( Finale: Onu söylemesi için ), SONUÇLU ( Consécutive: Onu söyletinceye kadar zorladılar ), ŞARTLIYAN ( Conditionnelle: O söylerse ), BIRAKIMLI ( Consessive: O söylerse de ), YEREL ( Locale: O söylediği yerde ) ve İÇ TÜMCE ( incidente ou incise: Arkadaşımız, Allahselâmet versin, hoş adamdır ) durumunda da olurlar. bk. Tümleyici tümce. | bk. söylem | ... | ... @@ Bir şey bildirirken konuşanın ağzından çıkan sözlerin bütünü. | ... )

( SENTENCE )

( PHRASE )

( SATZ )

( ENONCÉ )


- CONSIGN/CONSIGNATIONS/SALE BY CONSIGNEMENT/SALE ON CONSIGNEMENT[İng.]/KONSİNYE SATIŞ ile/||/<> SALE ON ACCOUNT[İng.]/KREDİLİ SATIŞ ile/||/<> TIME BARGAIN[İng.]/ÖNCEDEN SATIŞ ile/||/<> FORWARD SALE[İng.]/VADELİ SATIŞ

( Kesin satışı daha sonra yapılmak üzere mal gönderilmesi biçiminde gerçekleştirilen, mal bedelinin sonradan ödendiği ve tamamen güvene dayalı bir satış ve ödeme yöntemi. @@ Belirlenen vade sonunda mal bedelinin ödenmesi biçiminde yapılan satış. @@ Genellikle tarım sektöründe, satışa konu olan mal henüz ortada yokken ve ilerideki bir tarihte alıcıya teslim koşuluyla yapılan bir tür vadeli satış işlemi. @@ Satış bedelinin belirlenmiş bir tarihte alınması ya da satılan malın belirli bir tarihte teslim edilmesi yoluyla yapılan satış. )

( SALE ON CONSIGNEMENT )

( SALE ON ACCOUNT )

( TIME BARGAIN )

( FORWARD SALE )


- ANNONCEUR/BONIMENTEUR/BONISSEUR/CHASSEUR-ANNONCEUR/CHASSEUR-ABO-YEUR[Fr.]/ÇIĞIRTKAN ile/||/<> SPEAKER/ANNOUNCER/NEWS ANNOUNCER (READER/CASTER) | PRESENTER/ANCHORMAN/LINKMAN (A.)[İng.]/ANNONCEUR/SPEAKER(-INE)/TÉLÉSPEAKER(-INE)/PRÉSENTATEUR(-TRICE)/LEC-TEUR(-TRICE) | ANFMATEUR(-TRİCE)/PRÉSENTATEUR(-TRICÉ) (DE PROGRAMME)[Fr.]/SPRECHER (-IN)/ANSAGER(-IN)/FERNSEHANSAGER(-IN)/FERNSEHSP-RECHER(-IN)/NACHRICHTENSPRECHER(-IN)/TAGESCHAUSPRECHER(-IN) | ANSAGER(-IN)/PRÄSENTATOR/MODERATOR[Alm.]/SUNUCU/SPIKER/TELEVIZYON SPIKERI/HABER SPIKERI | TAKDIMCI/PROGRAM TAKDİMCİSİ[Osm. Tr.] ile/||/<> SPEAKER[İng.]/KONUŞMACI

( Sinema 1. Panayır sinemalarında izleyici avlamak amacıyla, gösterilen filmi öven kimse. | Sessiz sinema döneminde, aynı işi gördükten sonra, ayrıca gösterim sırasında filmi açıklayan kimse. @@ TV. Televizyon haberlerini, haber izlencesini okuyan, sunan kimse. | Televizyon yayınlarında bir izlenceyi, genellikle eğlence izlencesini sunan, izlenceyi yorumlayan, izleyici önünde gerçekleştirilen izlencelerde izleyicilere seslenen kimse. | Sanatçıları ve gösterileri seyirciye tanıtan görevli. . | ... @@ ... )

( CHASSEUR-ABO-YEUR )

( LINKMAN (A.) )

( PRÉSENTATEUR(-TRICÉ) (DE PROGRAMME) )

( MODERATOR )

( SPEAKER )


- CONCESSION/BINDING[İng./Fr.]/ÖDÜN/TAVİZ[Osm. Tr.] ile/||/<> CONCESSION[İng./Fr.]/VORZUG/VORRECHT[Alm.]/AYRICALIK/İMTİYAZ[Osm. Tr.]

( Bir ülkenin yaptığı anlaşma ile, başka ülke ya da ülkelerin mallarına uygulanacak bildirmelik yönünden tanıdığı ayrıcalık. @@ Belirli kamu işgörülerinin görülmesi amacıyla, kent yönetimince belirli kişi, kuruluş ya da ortaklıklara verilen özel olur. | Bir devletin yabancı bir devlete ya da çok kez olduğu gibi bir ortaklığa, bir madeni arama, işletme ya da herhangi bir hizmeti görme konusunda belirli bir bölgede, belirli süre ve koşullarla tanıdığı özel izin. | Yurt içinde büyük çapta yapılacak bazı araştırma, inşaat ve kurulacak işletmeler için yabancı ortaklıklara verilen ayrıcalık. Özel ve tüzel kişilere verilen haklar. | Kimi durumlarda bazı kişilere tanınan özel haklar. | ... | İktisadi ve siyasal gücün eşitsiz dağılımından dolayı kimi birey ve toplumsal kesimlerin elde ettiği; yasa ya da töreyle yaptırıma bağlanan ya da bağlanmayan üstünlük durumu. | Herhangi bir konuda, bir kişiye ya da kişilere belirli koşullarla tanınan hak. | ... )

( VORRECHT )


- CONCEPTION[İng./Fr.]/KAVRAYIŞ/TELÂKKİ[Osm. Tr.] ile/||/<> CONCEPTION/NOTION[İng./Fr.]/CONCEPT[Fr.]/CONCEPTUS/NOTIA[Lat.]/BEGRIFF[Alm.]/KAVRAM/MEFHUM[Osm. Tr.]

( Kavrama, anlama yetisi. | Görüş, anlayış. | Bir algı içeriğinin doğrudan doğruya kavranması. | (Kant'ta) Algı türlerinin bir tasarım olarak birleşmesi, salt görüde bir araya konması. @@ Nesnelerin ya da olayların ortak özelliklerini kaplayan ve bir ortak ad altında toplayan genel tasarım; tek bir nesnenin (bireysel kavram) ya da bir nesneler sınıfının (genel kavram) özünü belirleyen, birbirleriyle bağlantılı niteliklerin ya da özel belirtilerin (özelliklerin) bir sözcükte düşünülmüş olan birleşimi. | (Klasik mantıkta) Yargı ile çıkarımın sonradan üzerinde kurulacağı en yalın, en temel öğe. (Gerçekte ise kavram düşüncenin bir başlangıç noktası olmayıp, düşüncenin kendisini topladığı, yoğunlaştığı bir noktadır; düşüncenin bir bütüne, bir bireşime, bir birliğe dönüşmüş biçimidir.) // Klasik mantık için kavramlar çoğunlukla nesne kavramlarıdır ama bunun yanında ilişki ve görev kavramlarından da söz edilebilir (de, üzerine, eğer, ancak vb.). Nesne kavramları: Bir nesnenin özünü, kurucu özelliklerini düşünce ile belirtip kavramaya çalışan kavramlar. Nesne kavramları bireysel olup tek bir nesneyi (Kızılırmak) göz önünde bulundurabilirler, o zaman bireysel kavramlar adını alırlar. Bir nesne öbeğinin ortak özellikleriyle ilintili olduklarında, bunlara tür kavramları denir (dere, çay, ırmak). Ortak özellikleri olan tür kavramlarından cins kavramı kurulur; her cins kavramı yeniden daha yukarı bir cins kavramının tür kavramı olabilir ve bu, böylece oluşan kavram piramidinin en yukarıdaki en son cins kavramına kadar gider. Bu piramit bir kavramlar dizgesidir. Bu dizgede boyuna daha yukarı, daha genel cins kavramına doğru yükselinir. En son cins kavramında kavramlar dizgesi doruğuna ulaşır ve bundan kavram çözümlenmesiyle (Lat. divisio) tersine olarak daha aşağı cinslere, türlere inilir ve sonunda artık bölünemeyen bireylere ulaşılır. )

( CONCEPT )

( NOTIA )

( BEGRIFF )


- ENFONCEMENT[İng.]/LEITEN[Alm.]/YÜRÜTME ile/||/<> EXECUTION[İng.]/EXÉCUTION[Fr.]/YÜRÜTME/İCRA[Osm. Tr.]

( Yargıcılar kurulunun karşılaşma alanındaki yaptırma yetkisini uygulaması. @@ Bir izlenceyi oluşturan komutların bilgisayar donanımınca uygulanması, izlencenin işletilmesi. )

( ENFONCEMENT )

( LEITEN )

( EXECUTION )

( EXÉCUTION )


- RENUNCIATION[İng.]/RENONCIATION/RENONCEMENT[Fr.]/CAYMA/VAZGEÇME[Osm. Tr.] ile/||/<> RÉTRACTION[Fr.]/CAYMA/RÜCU[Osm. Tr.] ile/||/<> APART FROM[İng.]/ABSTRACTION FAITE DE[Fr.]/CAYMA/SARFINAZAR[Osm. Tr.]

( Verilmiş bir sözden, yapılmış bir anlaşmadan vazgeçme. @@ ... @@ Bir yöne bırakma, üzerinde durmama, sayışmama. )

( RENUNCIATION )

( RENONCEMENT )

( RÉTRACTION )

( APART FROM )

( ABSTRACTION FAITE DE )


- ENDING/DÉNOUEMENT[İng./Fr./Alm.]/LÖSUNG (DES KNOTENS)[Alm.]/ÇÖZÜM/ÇÖZÜLÜŞ[Osm. Tr.] ile/||/<> DÉNONCEMENT[Fr.]/ÇÖZÜM/ÇÖZÜLMÜŞ/HAL[Osm. Tr.] ile/||/<> SOLUTION[İng./Fr.]/SOLUTIO[Lat.]/LÖSUNG[Alm.]/ÇÖZÜM/HALTE[Osm. Tr.] ile/||/<> ÇÖZÜM/ÇÖZME ile/||/<> ENDING/DENOUMENT[İng.]/DÉNOUEMENT[Fr.]/LÖSUNG[Alm.]/ÇÖZÜM

( Sinema/TV. Bir öykülü filmde, bir televizyon oyununda, olguların bir noktada düğümlenen birikimini, olayların doğal akışı içinde sonuca ulaştıran bölüm. @@ Bir sorunun, bir düğümün çözülmesi, bundan elde edilen sonuç: Bir bilmecenin çözümü. | Bir yazın yapıtında düğümün akçıklığa kavuşması, bk. çözülmüş. @@ Bir denklemin ya da bir denklemler dizgesinin tüm köklerinin ya da bilinmeyenlerinin saptanan değerleri. @@ bk. çözme. @@ Bir oyunun gelişimi içinde düğümlerin çözülmeye başladığı kesim. )

( LÖSUNG (DES KNOTENS) )

( DÉNONCEMENT )

( SOLUTIO )

( LÖSUNG )

( DENOUMENT )

( DÉNOUEMENT )


- SPEAKER/ANNOUNCER/NEWS ANNOUNCER (READER/CASTER) | PRESENTER/ANCHORMAN/LINKMAN (A.)[İng.]/ANNONCEUR/SPEAKER(-INE)/TÉLÉSPEAKER(-INE)/PRÉSENTATEUR(-TRICE)/LEC-TEUR(-TRICE) | ANFMATEUR(-TRİCE)/PRÉSENTATEUR(-TRICÉ) (DE PROGRAMME)[Fr.]/SPRECHER (-IN)/ANSAGER(-IN)/FERNSEHANSAGER(-IN)/FERNSEHSP-RECHER(-IN)/NACHRICHTENSPRECHER(-IN)/TAGESCHAUSPRECHER(-IN) | ANSAGER(-IN)/PRÄSENTATOR/MODERATOR[Alm.]/SUNUCU/SPIKER/TELEVIZYON SPIKERI/HABER SPIKERI | TAKDIMCI/PROGRAM TAKDİMCİSİ[Osm. Tr.] ile/||/<> ANNOUNCER[İng.]/PRÉSENTATEUR[Fr.]/ANSAGER[Alm.]/SUNUCU/TAKDİMCİ[Osm. Tr.] ile/||/<> SERVER[İng.]/SUNUCU

( TV. Televizyon haberlerini, haber izlencesini okuyan, sunan kimse. | Televizyon yayınlarında bir izlenceyi, genellikle eğlence izlencesini sunan, izlenceyi yorumlayan, izleyici önünde gerçekleştirilen izlencelerde izleyicilere seslenen kimse. @@ Sanatçıları ve gösterileri seyirciye tanıtan görevli. . @@ ... )

( LINKMAN (A.) )

( PRÉSENTATEUR(-TRICÉ) (DE PROGRAMME) )

( MODERATOR )

( ANNOUNCER )

( PRÉSENTATEUR )

( ANSAGER )

( SERVER )


- CONCENTRATION[İng./Fr.]/KONZENTRATION[Alm.]/DERİŞME/TEKÂSÜF[Osm. Tr.] ile/||/<> CONCENTRATION[İng./Fr.]/DERİŞME/KONSANTRASYON[Osm. Tr.] ile/||/<> CONCENTRATION[Fr.]/DERİŞME/TEMERKÜZ[Osm. Tr.]

( Yoğunluğun ya da bolluğun artması. @@ fizik, kimya: Bir özdeğin, bileşimindeki suyu yitirmesiyle yoğunlaşıp koyulaşması olayı. | metalbilim: Bir öğe, evre ya da özdeğin, bir ötekisi içinde bulunma yüzdesi ya da oranı. @@ (kimya) )

( KONZENTRATION )

( CONCENTRATION )


- AGGLOMERATE[İng.]/AGGLOMÉRAT[Fr.]/AGGLOMERAT[Alm.]/YIĞIŞIM ile/||/<> AGGREGATE[İng.]/AGRÉGAT[Fr.]/AGGREGAT[Alm.]/YIĞIŞIM/AGREGAT[Osm. Tr.] ile/||/<> CONCENTRATION[İng./Fr.]/BALLUNG[Alm.]/YIĞIŞIM/TEMERKÜZ[Osm. Tr.] ile/||/<> YIĞIŞIM/ÇAKILKAYAÇ ile/||/<> YIĞIŞIM/KONGLOMERA ile/||/<> AGGLOMERATE[İng.]/AGGLOMÉRAT[Fr.]/AGGLOMERAT[Alm.]/YIĞIŞIM

( Yanardağın püsküren özeğinden fırlatılmış ya da köşeli lav ve komşu tortul parçalarından bileşik, genel olarak koni üzerinde ya da yakınlarında bulunan çimentolanmış kayaç. @@ Katı özdeklerin bir bölgede gelişigüzel kümelenmesi. @@ Nüfusun ve ekonomik etkinliklerin belirli yerleşim yerlerinde ya da kent özeklerinde toplanması süreci. @@ bk. çakılkayaç. @@ bk. konglomera. @@ ... )

( AGGLOMERATE )

( AGGLOMÉRAT )

( AGGLOMERAT )

( AGGREGATE )

( AGRÉGAT )

( AGGREGAT )

( BALLUNG )


- ÉTENDRE[Fr.]/GERİLME/(BAL.)[Osm. Tr.] ile/||/<> STRATCHING[İng.]/TENSION/(CONCENTRATION)[Fr.]/SPANNUNG[Alm.]/GERİLME ile/||/<> ÉTENDRE[İng./Fr./Alm.]/GERİLME ile/||/<> TENSILE[İng.]/GERİLME ile/||/<> TENSION[İng./Fr.]/SPANNUNG[Alm.]/GERİLME ile/||/<> TENSILE[İng.]/GERİLME

( Yedi tür dans hareketlerinden biri. @@ Gevşemenin karşıtı; | Kasların son uzama gücü ile vücudun bütün bölümlerinde oluşan gergin durum. @@ Klasik balede yedi tür dans hareketinden biri. @@ Uygulanan bir güce karşı güç yönünde gösterilen direnç. @@ Bir sesin tek başına boğumlanması sırasında konuşma organlarının o sesin çıkmasına yarayacak duruma gelmesi; bir sesin boğumlanması için konuşma cihazının girdiği "hazırlık", "oluşum" ve "çözülme" basamaklarından ilki. @@ ... )

( ÉTENDRE )

( STRATCHING )

( (CONCENTRATION) )

( SPANNUNG )

( TENSILE )


- LOOK AHEAD TECHNIQUE[İng.]/ANTICIPATION[Fr.]/ÖNCELEME ile/||/<> PROLEPSE/ANTÉOCCUPATION/ANTICIPATION OU PRÉOCCUPATION[Fr.]/ÖNCELEME/SUALİ MUKADDERE CEVAP[Osm. Tr.]

( Bir bilgisayarın ana işlem birimindeki bekleme sürelerini azaltmak üzere, bir komut uygulanmaktayken ana bellekte bunu izleyen komutlara erişip, bunları da, bu amaç için öngörülmüş özel bir yazmaca önceden getirme tekniği. @@ (Söz sanatı terimi) Hasımdan gelebilecek takışmaları ondan önce gözönüne alıp karşılama (ÖNCELEMELİ, Proleptique). )

( LOOK AHEAD TECHNIQUE )

( ANTICIPATION )

( ANTICIPATION OU PRÉOCCUPATION )


- PRIORITY[İng.]/PRIORITÉ[Fr.]/ÖNCELİK ile/||/<> PRIORITY[İng.]/PRIORITÉ[Fr.]/ÖNCELİK/RÜÇHAN[Osm. Tr.] ile/||/<> PRIORITY[İng.]/PRIORITÉ[Fr.]/ÖNCELİK/RÜÇHANİYET[Osm. Tr.] ile/||/<> PRECEDENCE[İng.]/ÖNCELİK ile/||/<> PRIORITY[İng.]/ÖNCELİK

( Bir bilgisayara verilen görevlerin işleme konma sırasını belirlemede işletim dizgesince göz önünde tutulmak üzere tanımlanan belirteç. | Dizgeyi oluşturan donanım birimlerinden gelen uyarıları tutarlı biçimde işleyebilmek üzere tanımlanan sıradüzen. @@ Bir şeyi ötekine karşı yeğleme, üstün tutma. | Diğer nesnelerden daha üstün tutulan. @@ Paris Birliği Anlaşması'na göre, bir yıllık kütüğe yazım süresi. @@ ... @@ ... )

( PRIORITY )

( PRIORITÉ )

( PRECEDENCE )


- COUNSELING[İng.]/DANIŞMA/İSTİŞARE[Osm. Tr.] ile/||/<> CUONCELING[İng.]/CONSULTATION[Fr.]/DANIŞMA/İSTİŞARE[Osm. Tr.] ile/||/<> CONSULTING[İng.]/DANIŞMA/İSTİŞARE[Osm. Tr.] ile/||/<> CONCULTATION[İng.]/DANIŞMA

( Eğitim, öğretim ya da uyum sorunlarının çözümü için ilgili uzmanla yapılan konuşma. @@ Bir öğrenciye, gücü oranında en iyi uyumu gerçekleştirebilmesi için, danışmanın okul ve çevre kaynaklarından yararlanarak yaptığı bireysel ve kişisel yardım. | Bir öğrencinin karşılaştığı güçlüklerin nedenlerini tanımlama yolunu seçerek ya da seçmeden ona yapılan iyileştirici yardımın kişisel yönü. @@ Oturum kümeleri yordamında, bireylerin özçözümlemelerine dayanan bir gözlem koşulunda görüşmeciye bir danışman işlevi yükleyen görüşme. @@ Konsültasyon. )

( COUNSELING )

( CUONCELING )

( CONSULTATION )

( CONSULTING )

( CONCULTATION )


- OPINION[İng.]/GÖRÜŞ/NOKTA-İ NAZAR[Osm. Tr.] ile/||/<> CONCEPTION[İng./Fr.]/GÖRÜŞ ile/||/<> VIEW[İng.]/GÖRÜŞ/NOKTAİ NAZAR[Osm. Tr.] ile/||/<> SIGHT[İng.]/GÖRÜŞ ile/||/<> VISION[İng.]/GÖRÜŞ

( Herhangi bir konu üzerinde kişinin inancı. @@ Olaylar, düşünceler ya da nesneler üzerinde geliştirilen anlayış, değer ve yargı. @@ Bireyin belirli bir konudaki bakış açısı ve anlayış biçimi. @@ ... @@ ... )

( OPINION )

( VIEW )

( SIGHT )

( VISION )


- CONCEIVE[İng.]/CONCEVOIR[Fr.]/KAVRAMAK/FEHM ETMEK[Osm. Tr.] ile/||/<> KAVRAMAK ile/||/<> KAVRAMAK/YAKALAMAK

( Karşılaşılan sorunları, yeni durumları ve düşünceleri zihinde oluşturmak. | Düşünmek. | Anlamak. @@ Orakla biçmek. (-Amasya) @@ bk. yakalamak )

( CONCEIVE )

( CONCEVOIR )


- CONCEPTION[İng./Fr.]/KAVRAYIŞ/TELÂKKİ[Osm. Tr.] ile/||/<> APPREHENSION[İng./Alm.]/APPRÉHENSION[Fr.]/APPREHENSIO[Lat.]/KAVRAYIŞ/TASAVVUR-I SAZEC[Osm. Tr.]

( Kavrama, anlama yetisi. | Görüş, anlayış. @@ Bir algı içeriğinin doğrudan doğruya kavranması. | (Kant'ta) Algı türlerinin bir tasarım olarak birleşmesi, salt görüde bir araya konması. )

( APPRÉHENSION )

( APPREHENSIO )


- OPEN SENTENCE/OPEN CONDITION[İng.]/ÉNONCÉ OUVERT[Fr.]/OFFENE AUSSAGE[Alm.]/AÇIK ÖNERME/ÖNERMELİ İŞLEV ile/||/<> OPEN SENTENCE/PROPOSITIONAL FUNCTION[İng.]/ÉNONCÉ OUVERT/FONCTION PROPOSITIONNELLE[Fr.]/OFFENE AUSSAGE/AUSSAGENFUNKTION[Alm.]/AÇIK ÖNERME/KAZİYE FONKSİYONU[Osm. Tr.] ile/||/<> OPEN SENTENCE[İng.]/PROPOSITION OUVERTE[Fr.]/OFFENER SATZ[Alm.]/AÇIK ÖNERME

( bk. önermeli işlev. @@ Bir önermede geçen bir ya da birden çok sayıda adın yerine bağsız olacak biçimde birer değişken koymakla elde edilen deyim: | n-li açık önerme (...) biçiminde gösterilir. Anl. açık tamdeyim. Krş.. tek düzenli birli açık önerme, özelleme, gerçekleme. Örn. '2+2=4' önermesinde '2' sayı adı yerine 'x' değişkeni koymakla 'x+x=4' birli açık önermesi elde edilir. @@ Değişkenler içeren ve bu değişkenlere belirli değerler verildiğinde önerme olan ifade. )

( OPEN CONDITION )

( ÉNONCÉ OUVERT )

( OFFENE AUSSAGE )

( PROPOSITIONAL FUNCTION )

( FONCTION PROPOSITIONNELLE )

( AUSSAGENFUNKTION )

( OPEN SENTENCE )

( PROPOSITION OUVERTE )

( OFFENER SATZ )


- COMPOUND PROPOSITION[İng.]/ÉNONCÉ COMPOSÉ[Fr.]/ZUSAMMENGESETZTE AUSSAGE[Alm.]/BİLEŞİK ÖNERME/MÜREKKEP KAZİYE[Osm. Tr.] ile/||/<> COMPOUND SENTENCE/MOLECULAR SENTENCE[İng.]/ÉNONCÉ COMPOSÉ[Fr.]/ZUSAMMENGESETZTE AUSSAGE[Alm.]/BİLEŞİK ÖNERME/MÜREKKEP KAZİYE[Osm. Tr.] ile/||/<> COMPOUND SENTENCE[İng.]/BİLEŞİK ÖNERME/BİÇİMSEL MANTIK/MÜREKKEP KAZİYE[Osm. Tr.]

( İki ya da daha çok sayıda önermenin bağlaçlarla birbirlerine bağlanmasıyla oluşan önerme. @@ Bir ya da birden çok önermeden eklem yardımıyla oluşturulan önerme, bir ya da birden çok anabileşeni olan önerme. @@ Birden çok önermeden oluşan ve olanaklı doğruluk değerleri çıkarım kalıplarına göre saptanan önerme, bk. biçimsel mantık. ' )

( COMPOUND PROPOSITION )

( ÉNONCÉ COMPOSÉ )

( ZUSAMMENGESETZTE AUSSAGE )

( MOLECULAR SENTENCE )

( COMPOUND SENTENCE )


- EXISTENTIAL SENTENCE/PARTICULAR SENTENCE[İng.]/ÉNONCÉ EXISTENTIEL/ÉNONCÉ PARTICULIER[Fr.]/EXISTEN-ZIALE AUSSAGE/PARTIKULARE AUSSAGE[Alm.]/TİKEL ÖNERME/CÜZÎ KAZİYE[Osm. Tr.] ile/||/<> TİKEL ÖNERME

( Anayöneteni bir tikel niceleyici olan önerme. | Tikel niceleyici önerme ( ) biçimindedir. Anl. varlıksal önerme. Krş.. genel önerme, tümel önerme. @@ Konunun kapsamına giren bütün bireyler için değil de bazıları için belirli bir şey bildiren önerme. Formülü: Bazı S ler P dir. Karşıtı bk. tikel önerme )

( PARTICULAR SENTENCE )

( ÉNONCÉ PARTICULIER )

( PARTIKULARE AUSSAGE )


- UNIVERSAL SENTENCE[İng.]/ÉNONCÉ UNIVERSEL[Fr.]/ALLGEMEINE AUSSAGE[Alm.]/TÜMEL ÖNERME/KÜLLÎ KAZİYE[Osm. Tr.] ile/||/<> PROPOSITION UNIVERSELLE[Fr.]/TÜMEL ÖNERME/TİKEL ÖNERME/KÜLLİ KAZİYE[Osm. Tr.]

( Anayöneteni bir tümel niceleyici olan önerme: ( ) Krş.. genel önerme, tikel önerme, @@ Konunun kapsamına giren bütün bireyler için belirli bir şey bildiren önerme. Formülü: Bütün S ler P dir. Karşıtı bk. tikel önerme )

( UNIVERSAL SENTENCE )

( ÉNONCÉ UNIVERSEL )

( ALLGEMEINE AUSSAGE )

( PROPOSITION UNIVERSELLE )


- SANCAK/LİVA[Osm. Tr.] ile/||/<> SCUTCHEON[İng.]/PANONCEAU[Fr.]/WAPPENSCHILD[Alm.]/SANCAK ile/||/<> SANCAK ile/||/<> SANCAK ile/||/<> STARBOARD SIDE[İng.]/SANCAK

( Belirti olarak kullanılan, özellikle yazı işlemeli ve kenarları saçaklı bayrak. | Osmanlı yönetim örgütünde il ile ilçe arasında yer alan yönetim bölgesi. @@ Üzerine bir armanın çizili olduğu maden ya da kumaş. @@ (I) Çocuk salıncağı. (Yeniköy, İnönü -Eskişehir) @@ (II) Çengelliiğne. (Köllük *Iğdır -Kars) @@ Geminin sağ yanı. )

( SCUTCHEON )

( PANONCEAU )

( WAPPENSCHILD )

( STARBOARD SIDE )


- SCUTCHEON[İng.]/PANONCEAU[Fr.]/WAPPENSCHILD[Alm.]/BELGİ ile/||/<> SIGN[İng.]/BELGİ/İMZA[Osm. Tr.] ile/||/<> BELGİ/BELLİK/NİŞANE[Osm. Tr.] ile/||/<> BELGİ/KESİT

( (Süsleme) Eskiden dükkan ve mağazaların kapıları üstünde, o dükkan ya da mağazanın nişanı olarak asılan, demirden yapılmış, üslüplaştırılmış hayvan biçimlerindeki süs. @@ Bir yanıtlayıcının soru çizinliğinde yanıtını dile getirmek üzere yaptığı belirtim ya da kimliğini belirtmek üzere kullandığı simge. @@ bk. belirlik. @@ bk. kesit )

( SCUTCHEON )

( PANONCEAU )

( WAPPENSCHILD )

( SIGN )


- CONCENTRATED[İng.]/CONCENTRÉ[Fr.]/KONZENTRIERT[Alm.]/DERİŞİK/KESİF[Osm. Tr.] ile/||/<> CONCENTRATED[İng.]/CONCENTRÉ[Fr.]/DERİŞİK/KONSANTRE[Osm. Tr.] ile/||/<> CONCENTRATED[İng.]/CONCENTRÉ[Fr.]/KONZENTRIERT[Alm.]/DERİŞİK/KONSANTRE[Osm. Tr.] ile/||/<> CONCENTRÉ[Fr.]/DERİŞİK/KESİF[Osm. Tr.] ile/||/<> CONCENTRATED[İng.]/CONCENTRÉ[Fr.]/KONZENTRIERT[Alm.]/DERİŞİK/KONSANTRE[Osm. Tr.]

( Birim çözelti oylumunda çözünme oranı çok olan (özdek). @@ kimya: İçindeki su oranı azalarak koyulaşmış, yoğunlaşmış olan (sıvı, eriyik). @@ Birim çözelti niceliği içinde çözünmüş özdeşi çok olan. @@ (kimya) @@ Derişimi yüksek olan. )

( CONCENTRATED )

( CONCENTRÉ )

( KONZENTRIERT )


- CONCENTRATION[İng./Fr.]/KONZENTRATION[Alm.]/DERİŞİM/KONSANTRASYON[Osm. Tr.] ile/||/<> CONCENTRATION[İng./Fr.]/KONZENTRATION[Alm.]/DERİŞİM/KONSANTRASYON[Osm. Tr.] ile/||/<> CONCENTRATION[İng./Fr.]/KONZENTRATION[Alm.]/DERİŞİM/KONSANTRASYON[Osm. Tr.]

( Birim oylumdaki mol ya da eşdeğer ağırlık sayısı türünden çözünenin ağırlık ya da oylumca yüzdesi. @@ Belirli bir oylumdaki ya da belirli ağırlıktaki çözeltide çözünen özdek tutarı. @@ Bir element, faz ya da özdeğin, bir ötekisi içinde bulunma yüzdesi ya da oranı. )

( KONZENTRATION )


- EXTRACT[İng.]/EXTRAIT[Fr.]/EXTRAKT[Alm.]/ÖZÜT/ESKSTRAT/HULASA[Osm. Tr.] ile/||/<> EXTRACT[İng.]/EXTRAIT[Fr.]/ÖZÜT/EKSTRE/HULASA[Osm. Tr.] ile/||/<> EXTRAIT[Fr.]/ÖZÜT/HÜLÂSA[Osm. Tr.] ile/||/<> EXTRACT[İng.]/EXTRAIT[Fr.]/EXTRA: DIŞARDA[Lat.]/EXTRAKT[Alm.]/ÖZÜT/HÜLÂSA[Osm. Tr.] ile/||/<> EXTRACT[İng./Alm.]/EXTRAIT[Fr.]/ÖZÜT ile/||/<> EXTRACT[İng.]/ÖZÜT ile/||/<> CONCENTRATE[İng.]/ÖZÜT

( Sıkıştırma, parçalama, çözme vb. yöntemlerle bulunduğu ortamdan ayrılan sıvı özdek. @@ metalbilim: Özel süreçlerle töz ayrıştırılmış öğe. @@ (hulâsa) (kimya) @@ Herhangi bir organ ve dokunun mekanik olarak parçalanmasıyla (homojenizasyon) elde edilen yapı. Ekstrakt. @@ Özütleme süreçleri ile, filizlerinden özütlenmiş olan element. @@ Bir maddenin özünü çıkarma, özünü elde etme, ekstrakt. @@ Azotsuz öz madde. )

( EXTRACT )

( EXTRAIT )

( EXTRAKT )

( CONCENTRATE )


- CONCESSION[İng./Fr.]/VORZUG/VORRECHT[Alm.]/AYRICALIK/İMTİYAZ[Osm. Tr.] ile/||/<> CONCESSION[İng./Fr.]/KONZESSION[Alm.]/AYRICALIK/İMTİYAZ[Osm. Tr.] ile/||/<> CONCESSION[İng./Fr.]/AYRICALIK/İMTİYAZ[Osm. Tr.] ile/||/<> CONCESSION[İng./Fr.]/KONZESSION[Alm.]/AYRICALIK/İMTİYAZ[Osm. Tr.] ile/||/<> PRIVILEGE[İng.]/AYRICALIK ile/||/<> ROYALTY/PRIVILEGE[İng.]/CONCESSION/PRIVILÈGE[Fr.]/AYRICALIK/İMTİYAZ[Osm. Tr.] ile/||/<> PRIVILEGE[İng.]/AYRICALIK

( Belirli kamu işgörülerinin görülmesi amacıyla, kent yönetimince belirli kişi, kuruluş ya da ortaklıklara verilen özel olur. @@ Bir devletin yabancı bir devlete ya da çok kez olduğu gibi bir ortaklığa, bir madeni arama, işletme ya da herhangi bir hizmeti görme konusunda belirli bir bölgede, belirli süre ve koşullarla tanıdığı özel izin. @@ Yurt içinde büyük çapta yapılacak bazı araştırma, inşaat ve kurulacak işletmeler için yabancı ortaklıklara verilen ayrıcalık. Özel ve tüzel kişilere verilen haklar. | Kimi durumlarda bazı kişilere tanınan özel haklar. @@ ... @@ İktisadi ve siyasal gücün eşitsiz dağılımından dolayı kimi birey ve toplumsal kesimlerin elde ettiği; yasa ya da töreyle yaptırıma bağlanan ya da bağlanmayan üstünlük durumu. @@ Herhangi bir konuda, bir kişiye ya da kişilere belirli koşullarla tanınan hak. @@ ... )

( VORRECHT )

( KONZESSION )

( PRIVILEGE )

( PRIVILÈGE )


- AHUDUDU ile/||/<> RASPBERRY/FRAMBOISE[İng.]/FRAMBOISIER/RONCE FRAMBOISIER[Fr.]/RUBUS IDAEUS[Lat.]/ECHTER HIMBEERSTRAUCH[Alm.]/AHUDUDU

( [boş] @@ Gülgiller (Rosaceae) familyasından, 100 cm kadar boylanabilen, beyaz çiçekli, dikenli gövdeli, tüylü ve kırmızı renkli meyveleri olan, meyveleri taze yenen ya da reçeli yapılan çok yıllık, çalı şeklindeki bir bitki. Moruh, totuk. )

( FRAMBOISE )

( RONCE FRAMBOISIER )

( RUBUS IDAEUS )

( ECHTER HIMBEERSTRAUCH )


- BÖĞÜRTLEN ile/||/<> RONCE[Fr.]/RUBUS[Lat.]/BÖĞÜRTLEN ile/||/<> BLACKBERRY[İng.]/MÛRE/MÛRE SAUVAGE[Fr.]/RUBUS[Lat.]/BROMBEERE[Alm.]/BÖĞÜRTLEN ile/||/<> JET BERRY BUSH[İng.]/BÖĞÜRTLEN

( [boş] @@ (botanik) @@ Gülgiller (Rosaceae) familyasından, meyveleri yalancı agregat tipte olan ve yenen, gövdeleri dikenli çalı şeklinde bir cins. @@ Yapısında sambunigrin gibi siyanojenik glikozit bulunan ve tiyamin noksanlığına yol açabilen bir bitki. )

( RONCE )

( RUBUS )

( BLACKBERRY )

( MÛRE SAUVAGE )

( BROMBEERE )

( JET BERRY BUSH )


- DEPOSITION[İng.]/DÉPOSITION[Fr.]/BIRAKIM/DEPOZİSYON[Osm. Tr.] ile/||/<> CONCESSION[Fr.]/BIRAKIM ile/||/<> DEBLOCKAGE[İng.]/BIRAKIM/DURDURUM ile/||/<> DEPOSITION[İng.]/DÉPOSITION[Fr.]/BIRAKIM/DEPOZİSYON[Osm. Tr.]

( metalbilim: Örtme, kaplama işlemi ile, bir metal yüzey üzerine başka bir metal ya da alaşımını bırakma olayı. @@ (Söz sanatı terimi) İddiasında birçok bakımdan haklı olduğunu göstermek için bu bakımların birini ya da bir kısmını, ötekilere geçmek üzere, bir kenara bırakma. Hadi onu görmedi diyelim, sesini de mi duymadı gibi. @@ Durduruma konu olan bir değerin kullanılabilir hale gelmesi için yapılan işlem. krş. durdurum @@ Örtme ya da kaplama işlemi ile, bir metal yüzey üzerine, başka bir metali ya da alaşımı bırakma olayı. )

( DEPOSITION )

( DÉPOSITION )

( CONCESSION )

( DEBLOCKAGE )


- INTRUSION[İng./Fr.]/GİRİNTİ/İNTRÜZYON[Osm. Tr.] ile/||/<> ENFONCEMENT[Fr.]/GİRİNTİ ile/||/<> INTRUSION[İng./Fr.]/GİRİNTİ/İNTRÜZYON[Osm. Tr.] ile/||/<> INDENT[İng.]/GİRİNTİ

( metalbilim: Metal yüzeylerde çukurlaşmış pürüz olarak beliren yüzey özürü. @@ (coğrafya) @@ Metal yüzeylerde, çukurlaşmış pürüz olarak beliren yüzey kusuru. @@ ... )

( ENFONCEMENT )

( INDENT )


- KONSANTRASYON/DERİŞME ile/||/<> CONCENTRATION[İng.]/KONSANTRASYON ile/||/<> CONCENTRATION[İng.]/KONSANTRASYON ile/||/<> KONSANTRASYON/YOĞUNLAŞMA ile/||/<> KONSANTRASYON/DERİŞİM

( bk. derişme. @@ Çözünen madde miktarının çözen madde miktarına oranı. @@ Bir çözücüdeki çözünen madde miktarını belirtmede kullanılan bir terim. | Yoğunluk. @@ ... @@ ... )

( CONCENTRATION )


- ENONCÉ[Fr.]/SÖYLEM/İFADE[Osm. Tr.] ile/||/<> STATEMENT[İng.]/SÖYLEM

( Bir şey bildirirken konuşanın ağzından çıkan sözlerin bütünü. @@ ... )

( ENONCÉ )

( STATEMENT )


- DESIGN[İng.] ile/değil/yerine/= CONCEPTION[Fr.] ile/değil/yerine/= TASARIM/DİZAYN[Osm. Tr.]

( DESIGN )

( CONCEPTION )


- CONCEPT[Fr.] ile/değil/yerine/= KAVRAM/MEFHUM[Osm. Tr.]

( CONCEPT )


- CONCEPT[İng.] ile/değil/yerine/= CONCEPT[Fr.] ile/değil/yerine/= BEGRIFF[Alm.] ile/değil/yerine/= KAVRAM/MEFHUM[Osm. Tr.]

( CONCEPT )

( CONCEPT )

( BEGRIFF )


- EVAPORATOR[İng.] ile/değil/yerine/= APPAREIL À CONCENTRER[Fr.] ile/değil/yerine/= EINDAMPFER[Alm.] ile/değil/yerine/= BUHARLAŞTIRICI/TEPHİR CİHAZI[Osm. Tr.]

( EVAPORATOR )

( APPAREIL À CONCENTRER )

( EINDAMPFER )


- CONCEALMENT[İng.] ile/değil/yerine/= GİZLEME

( CONCEALMENT )


- CONCEPT[İng.] ile/değil/yerine/= KAVRAM/MEFHUM[Osm. Tr.]

( CONCEPT )


- CONCENTRATION[İng.] ile/değil/yerine/= YOĞUNLAŞMA/KESAFET[Osm. Tr.]

( CONCENTRATION )


- CONCEPTULISRN[İng.] ile/değil/yerine/= CONCEPTUALISME[Fr.] ile/değil/yerine/= KONZEPTUALISMUS[Alm.] ile/değil/yerine/= KAVRAMCILIK/MEFHUMİYE[Osm. Tr.]

( CONCEPTULISRN )

( CONCEPTUALISME )

( KONZEPTUALISMUS )


- CONCEPTABLE[Fr.] ile/değil/yerine/= OVOGON DAĞARCIĞI/MAHFAZA-İ BÜZÛR[Osm. Tr.]

( CONCEPTABLE )


- TAS/MONCEAU[Fr.] ile/değil/yerine/= YIĞIN

( MONCEAU )


- CONCENTRATION[İng.] ile/değil/yerine/= YOĞUNLAŞMA

( CONCENTRATION )


- CONCEPT/NOTION[İng.] ile/değil/yerine/= CONCEPT/NOTION[Fr.] ile/değil/yerine/= BEGRIFF[Alm.] ile/değil/yerine/= KAVRAM

( NOTION )

( NOTION )

( BEGRIFF )


- CONCEPTUAL[İng.] ile/değil/yerine/= KAVRAMSAL

( CONCEPTUAL )


- PREVIOUS[İng.] ile/değil/yerine/= ÖNCEKİ

( PREVIOUS )


- ANNONCE[Fr.] ile/değil/yerine/= ANONS

( annonce Bir şeyi radyo hoparlör araçlarla duyurma îlân etme Anons etmek Duyurmak îlân etmek )

( ANNONCE )


- CONCENTRATION[Fr.] ile/değil/yerine/= KONSANTRASYON

( concentration 1 Dikkati bir konu üzerinde toplama Son günlerde kendinizde unutkanlık yorgunluk konsantrasyon güçlüğü depresyon belirtileri nefes darlığı ve çarpıntı gibi belirtileri bir arada görmeye başladıysanız B12 deponuzun boşaldığından şüphe edebilirsiniz Formsante 2 Bir eriyikteki eriticinin buharlaşıp azalarak maddenin koyulaşması erimiş maddenin oranının yükselmesi derişme kesâfet koyuluk Asit konsantrasyonu Tuz konsantrasyonu )

( CONCENTRATION )


- CONCENTRÉ[Fr.] ile/değil/yerine/= KONSANTRE

( concentré 1 Sıvı kısmı buharlaştırılarak koyulaştırılmış Konsantre meyve suyu Konsantre asit Geçen yıl 10 milyon dolar yatırımla Eskişehir deki krom konsantre tesisini açan Forbes 2 Zihni dikkatini toplamış konsantrasyon sağlamış Konsantre etmek Meyve suyu vb ni Sıvı kısmını buharlaştırarak koyulaştırmak Konsantre olmak Dikkatini bir şey üzerine toplamak Gürültüden konsantre olamadım ve soruları cevaplayamadım )

( CONCENTRÉ )


- CONCEPT[Fr.] ile/değil/yerine/= KONSEPT

( concept 1 Kavram 2 Görüş düşünce )

( CONCEPT )


- CONCEPTUALISME[Fr.] ile/değil/yerine/= KONSEPTUALİZM

( conceptualisme Kavramcılık mefhûmiye )

( CONCEPTUALISME )


- CONCERT CONCERTO[Fr.] ile/değil/yerine/= KONSER

( concert concerto Dinleyici topluluğu karşısında yapılan müzik icrâsı Konser vermek Dinleyicilere müzik parçaları çalmak ya da söylemek )

( CONCERT CONCERTO )


- ONCE[Fr.] ile/değil/yerine/= ONS

( once Lat Eskiden kullanılan ülkeye göre değeri 24 gramdan 33 grama kadar değişebilen ağırlık birimi Fransız onsu 30 594 gram İngiliz onsu 28 349 gramdır İlâve yatırımla altın üretimi yıllık 400 bin ons kadar artacağı ifâde ediliyor Forbes )

( ONCE )

( once < Lat. )


- PONCE[Fr.] ile/değil/yerine/= PONZA/POMZA

( ponce Temizlik ve ovma işlerinde mermerlerin parlatılmasında kullanılan çok gözenekli ve çok hafif kaya sünger taşı ak sünger Ponza taşı Kirini ve sertliğini gidermek için yıkanırken ayak topuğuna sürtülen gözenekli taş )

( PONCE )


- PRÉMATURÉ VAKTINDEN ÖNCE DOĞMUŞ[Fr.] ile/değil/yerine/= PREMATÜRE

( prématuré Vaktinden önce doğmuş çocuk )

( PRÉMATURÉ VAKTINDEN ÖNCE DOĞMUŞ )

( prématuré Vaktinden önce doğmuş (çocuk )


- VIOLONCELLE[Fr.] ile/değil/yerine/= VİYOLONSEL

( violoncelle Viyoladan büyük kontrbastan küçük bacaklar arasına alınarak çalınan dört telli müzik âleti )

( VIOLONCELLE )


- VIOLONCELLISTE[Fr.] ile/değil/yerine/= VİYOLONSELİST

( violoncelliste Viyolonsel çalan sanatçı )

( VIOLONCELLISTE )


- ÖNCELİK ile/||/<> ÖNCELİKLİ

( )


- GONCEİRÂNÂ[Ar. + Fars.] ile/||/<> RÂNÂ[Ar.] ile/||/<> RUÛNET[Ar.]

( )

( ﺭﻋﻨﺎ/ﻏﻨﺠﻪ ile ﺭﻋﻨﺎ ile ﺭﻋﻮﻧﺖ )

( ﺭﻋﻨﺎ/ﻏﻨﺠﻪ )


- MÎLÂTTAN ÖNCE/MÎLÂTTAN EVVEL ile/||/<> MÎLÂTTAN SONRA

( )


- İLK PEŞİN ile/=/||/<> İLK ÖNCE

( )


- ÖNCEL UYUM ile/=/||/<> EZELÎ ÂHENK

( )


- TÂRİH ÖNCESİ ile/=/||/<> PREHİSTORYA

( )


- ÖNCELİK-SONRALIK ve/değil BİRLİKTELİK


- BİR OLAY/DURUM:
ÖNCESİNDEKİ DÜŞÜNCE/SÖZ/YORUM ile/değil/yerine SONRASINDAKİ DÜŞÜNCE/SÖZ/YORUM


- BAZI ŞEYLERİ ...
ANLADIKTAN SONRA YAŞAMAK ile/ve/<>/değil/yerine YAŞADIKTAN SONRA ANLAMAK


- SONRADAN AKLINA GELMESİ ile GEÇ ANLAMAK

( TO REMIND LATER vs. DELAYED MEANING )


- ÖZ ile/ve/<> SONRADAN OLAN

( Kişiyi özünden uzaklaştıran, kişinin dünyasıdır. )

( ... ile/ve/<> LÂHİK )

( ESSENCE vs./and/<> LATER )


- ÖNCELİK/SONRALIK ile/ve/değil/yerine İÇ İÇELİK


- ÖNCEKİ ile/ve SONRAKİ

( AKDEM[< KADÎM] ile/ve ÂHİR )

( BEFORE vs./and LATER )


- BİR ÖNCEKİ ile/ve BİR SONRAKİ


- TEVEKKÜL ve (SONRASINDA DEĞİL!)


- BİR DURUMA GEREKÇE BULMAK ile/ve GEREKÇE BULDUKTAN SONRA BİR DURUMA DÜŞMEK

( TO FIND A REASON vs./ve TO FALL DOWN TO THE SAME SITUATION AFTER TO FIND A REASON )


- OLAN/HÂDİS ile/>< SONRADAN OLAN

( Öncesinde yokluk olan. İLE/>< Sonra olan. )


- SEÇMEK/YEĞLEMEK VE SONRASINDA GÖRMEK/DENEMEK ile/ve/değil/yerine GÖRMEK/DENEMEK VE SONRASINDA SEÇMEK/YEĞLEMEK

( [not] TO CHOOSE/PREFER AND THEN TO SEE/TRY vs./and/but TO SEE/TRY AND THEN TO CHOOSE/PREFER
TO SEE/TRY AND THEN TO CHOOSE/PREFER instead of TO CHOOSE/PREFER AND THEN TO SEE/TRY )


- YOK OLMADAN ÖNCEKİ YOKLUK ile/ve ORTAYA ÇIKIŞTAN SONRA/Kİ YOKLUK

( NONEXISTENCE BEFORE TO BECOME NOT EXIST vs./and NONEXISTENCE AFTER EXISTENCE )

( PRADHAVAMSA-ABHAVA ile/ve PRAG-ABHAVA )


- BİRAZ SONRA" ile/değil "KISA BİR SÜRE SONRA", "DAHA SONRA"

( Yaşanmış bir şeyin anlatımında "biraz sonra" denilmez! )


- BAZI AYRINTILARI ...:
ÖĞRENDİKTEN SONRA YAŞAMAK ile/ve/<>/değil/yerine YAŞADIKTAN SONRA ÖĞRENMEK

( [not] TO REALIZE SOMETHING BEFORE TO LEARN vs./and/but TO LEARN SOMETHING BEFORE TO REALIZE
TO LEARN SOMETHING BEFORE TO REALIZE instead of TO REALIZE SOMETHING BEFORE TO LEARN )


- SORMAK ile ÖNCE KENDİNE SORDUKTAN SONRA SORMAK

( Sadece sormuş olmak için soru sorulmaz! )

( Bir şey ki, yapmasan da olur. YAPMA! Bir şey ki, söylemesen/sormasan da olur. SÖYLEME/SORMA! )


- ÇALIŞMAK İÇİN DİNLENMEK ile/ve/<>/değil/yerine ÇALIŞTIKTAN SONRA DİNLENMEK


- ÇALIŞMAK ile/ve TEMBELLİK SONRASI ÇALIŞMAK

( ... İLE/VE Olumlu bir yaklaşımla, daha dönüştürücü, üretken bir çalışmaya dönüştürülebilir. )


- DİŞLERİ:
YEMEKTEN HEMEN SONRA/YER-YEMEZ FIRÇALAMAK yerine 10-15 DAKİKA SONRA FIRÇALAMAK


- HASTALIK SONRASI SÜMÜK (TADI) ile BALGAM (TADI)


- KADIN OLMAK değil/yerine ÖNCE ADAM/İNSAN OLMAK SONRA KADIN OLMAK

( Ayrımlar yerine bütünlük üzerine düşünülerek yapılanmak gerek! )


- ERKEK OLMAK değil/yerine ÖNCE ADAM/İNSAN OLMAK, SONRA ERKEK OLMAK

( Ayrımlar yerine bütünlük üzerine düşünülerek yapılanmak gerek! )


- SEVİŞME/DÜZÜŞME ile/ve TARTIŞMA/"KAVGA" SONRASI SEVİŞME/DÜZÜŞME


- UZANMAK (YATMAK) ile BANYODAN/DUŞTAN SONRA UZANMAK (YATMAK)


- OTURMAK ile DIŞKILADIKTAN/SIÇTIKTAN SONRA OTURMAK


- TATLIYI:
YEMEKTEN ÖNCE YEMEK ile/ve/||/<> YEMEKTEN SONRA YEMEK


- SUYU:
YEMEKTE İÇMEK değil/yerine YEMEKTEN 1 SAAT ÖNCE YA DA SONRA İÇMEK

( ÂB-HURDE: Su içen. )


- YEMEK ile/ve SEVİŞME SONRASI YEMEK


- PİŞER-PİŞMEZ YEMEK ile/değil/yerine PİŞTİKTEN SONRA BİRAZ DİNLENDİRİP YEMEK


- LOKMAYI ÇABUK YUTMAK ile/değil/yerine/><
YETERİNCE ÇİĞNEDİKTEN SONRA YUTMAK

( Yemek yerken bir sonraki lokmayı hazırlamak yerine ağızdaki lokmayı iyice çiğnemek, yavaş yemek ve yiyeceğin tadını/zevkini tam olarak almaya çalışmaktır doğru olanı! )

( Yediğini, iç; içtiğini, ye! )


- SIFATIN, ...:
SÖZCÜKTEN ÖNCE KULLANILMASI ile SÖZCÜKTEN SONRA KULLANILMASI


- KÖK ile SONRAKİ KULLANIMI

( ROOT vs. USING FURTHER )


- İLK SÖZLER ile SONRAKİ SÖZLER


- (BİR AÇIKLAMADAN/DURUMDAN SONRA KULLANILAN) "HAYIR ..." yerine İYİ DE/OLABİLİR DE ...


- DÜŞÜNÜNCE (YANITLARIM) ile/ve/değil DÜŞÜNDÜKTEN SONRA (YANITLAYAYIM)


- AZ SONRA ile/değil/yerine DAHA SONRA


- İLERİDE ile SONRA


- [DAHA SONRA] "... UZUN UZUN TARTIŞIRIZ" değil/yerine [DAHA SONRA] "... AYRINTILARIYLA KONUŞURUZ"


- ANLATIMLARDA:
BİRAZ SONRA değil DAHA SONRA, BİR SÜRE SONRA


- ANLATIMDA:
BİRAZ SONRA değil DAHA SONRA


- DAHA SONRA AKLIMA GELMEZ değil DAHA SONRA AKLIMA GELMEZSE/GELMEYEBİLİR


- SONDAN değil SONRADAN


- SONUNU GETİRMEK değil SONRASINI GETİRMEK


- ÖNCESİ-SONRASI:
TEKERLEK ve YELKEN ve YAZI


- BÂKİ'NİN:
25 YAŞ ÖNCESİ ŞİİRLERİ ile/ve 25 YAŞ SONRASI ŞİİRLERİ

( BÂKÎ ['den...]

MÜHEYYÂ OLDU MECLİS SÂKİYÂ PEYMÂNELER DÖNSÜN
BU BEZM-İ RÛH BAHŞUN ŞEVKINA MESTÂNELER DÖNSÜN
DİLÂ CÂM-I ŞARÂB-I AŞK-I YÂRI ŞÖYLE NÛŞ İT KİM
FELEKLER GÜM GÜM ÖTSÜN BAŞINA HUMHÂNELER DÖNSÜN

HAYAL-İ ŞEM'-İ RUHSARIN KO YANSIN HANE-İ DİLDE
PERİN OL ŞEM'A YAKIP ŞEVK İLE PERVÂNELER DÖNSÜN

SEN AĞYÂR İLE DEVR ETDİR ŞEHÂ PEYMÂNEYİ DÂİM
SER-İ KÛYUN DOLAŞIP ÂŞIK-I BÎÇÂRELER DÖNSÜN

BU BEZM-İ DİLKÜŞÂYA MAHREM OLMAZ BÂKİYÂ HERKES
Dİ GELSİN EHL-İ DİLLER GELMESİN BİGÂNELER DÖNSÜN )


- Ana nüsha, aynen kopye edilmelidir. Satır satır, ana nüshaya uygun olarak bu istinsah işi yapılmalıdır. ve/> Sonra ana nüsha öteki nüshalarla yaprak yaprak kontrol edilmeli, farklılıklar çıkarılmalıdır.


- EVRENSELLERİN:
ŞEYLERDEN ÖNCELİĞİ ile/ve ŞEYLERİN İÇİNDELİĞİ ile/ve ŞEYLERDEN SONRALIĞI

( UNIVERSALIS ANTE REM cum/et UNIVERSALIS IN REBUS cum/et UNIVERSALIS POST REM )


- ŞEY'İN:
ŞEYDELİĞİ ile/ve ŞEYDEN ÖNCELİĞİ ile/ve ŞEYDEN SONRALIĞI


- SANAYİ ÖNCESİ ile SANAYİ SONRASI


- 1900 ÖNCESİ ile 1901 SONRASI


- MOTORUN İCADINDAN ÖNCESİ ile MOTORUNDAN İCADINDAN SONRASI


- IMMANUEL KANT'TA:
"ARI USUN ELEŞTİRİSİ" ÖNCESİ ile "ARI USUN ELEŞTİRİSİ" SONRASI


- DUŞU:
YEMEKTEN SONRA, DOLU MİDEYLE YAPMAK değil/yerine YEMEKTEN ÖNCE, BOŞ MİDEYLE YAPMAK


- ELEKTRİKLİ ÜRÜNLERİN KABLOLARINI:
PRİZE TAKTIKTAN SONRA AYGITA BAĞLAMAK değil ÖNCE AYGITA KABLOSUNU TAKIP SONRA PRİZE TAKMAK


- İŞYERİNE, ÖZELLİKLE EVE YENİ GELMİŞ EŞİNİZE/BİRİNE GİRER GİRMEZ BİRŞEY SÖYLEMEK ile/yerine 5-10 DAKİKA SONRA SÖYLEMEK


- TRAMVAY'DA, METRO'DA:
BİNMEYE ÇALIŞMAK değil/yerine İNENENLERE ÖNCELİK TANIYIP DAHA SONRA RAHATÇA BİNMEK


- SUYU KULLANMAK:
MUSLUĞU AÇAR-AÇMAZ ile/yerine BİR MİKTAR SU AKITTIKTAN SONRA


- SORUNLARI ERTELEMEK/DAHA SONRAYA TAŞIMAK yerine SORUNLARI TERK ETMEK


- GAZZÂLÎ ÖNCESİ ile/ve SONRASI

( Meşşaîlerin diliyken, Gazzâlî sonrasında, aklın küllî dili haline geldi. Bu nedenle Kategoriler konusu Mantık'tan çıkartılıp Fizik'e aktarıldı. )


- BİDÂYET ve SONRASI

( Kelime-i Tevhid ile. VE Fatiha-i Şerîfe ile. )


- ÖNCE CÂN, SONRA CÂNAN ile/ve/değil ÖNCE CÂNAN, SONRA CÂN

( "Canım var!" diyen ölüdür. )

( Canından vazgeçen ölüler için ölüm var mı? )

( ÂŞIK OLDUR KİM KILÂR CANIN FEDÂ CÂNÂNINA
MEYL-İ CÂNÂN ETMESİN HER KİM Kİ KIYMAZ CÂNINÂ

CÂNI KİM CÂNÂNI İÇİN SEVE CÂNÂNIN SEVER
CÂNI İÇİN KİM Kİ CÂNÂNIN SEVER CÂNIN SEVER )

( [Ancak] Verirsek canı, alırız cananı. )


- BEŞ HAZRET ile/ve ÖNCESİ/SONRASI

( * LÂHUT ÂLEMİ
* CEBERRUT ÂLEMİ
* MELEKUT ÂLEMİ
* MİSAL ÂLEMİ
* NÂSUT ÂLEMİ )


- DİNİ:
ANLADIKTAN SONRA YAŞAMAK ile/ve/değil/yerine YAŞADIKTAN SONRA ANLAMAK

( [not] RELIGION: LIVING AFTER UNDERSTANDING vs./and/but UNDERSTANDING AFTER LIVING
UNDERSTANDING AFTER LIVING instead of RELIGION: LIVING AFTER UNDERSTANDING )


- VUSLAT'TAN ÖNCEKİ SÖZ ile/ve VUSLAT'TAN SONRAKİ SÖZ

( Eski haline getiremeyeceğin şeyi yapma/söyleme! )


- TÖVBEDEN ÖNCEKİ HİDÂYET ile/ve TÖVBEYE HİDÂYET ile/ve TÖVBEDEN SONRAKİ HİDÂYET


- FARK:
CEM ÖNCESİ ile/ve/değil/yerine CEM ile/ve/değil/yerine CEM SONRASI

( Şirk. İLE/VE Zındıklık. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Tevhid. )


- ŞİRK ile ŞİRKTEN SONRAKİ GÜNAHLAR


- İBÂDETTEN ÖNCEKİ TÖVBE/İSTİĞFAR ile İBÂDETTEN SONRAKİ TÖVBE/İSTİĞFAR


- NAMAZDAN ÖNCE ESTAĞFİRULLAH ile/ve NAMAZDAN SONRA OKUNAN ESTAĞFİRULLAH


- ÖNCESİ - SONRASI


- DİŞLERİ FIRÇALAMAK 10-15 DAKİKA SONRA FIRÇALAMAK[YEMEKTEN HEMEN SONRA/YER-YEMEZ değil!]


- Önce susmayı öğren! sonra KONUŞ!!!


- Olduktan sonra KONUŞ!!!


- Dinlemeyi bil! Sonra KONUŞ!!!


- Önce söz ver sonra KONUŞ!!!


- Vâz-ı yed et sonra KONUŞ!!!


- Ağzından çıktıktan sonra ise sen o sözün/sözcüğün kölesisindir!


- Önce gözlerin konuşsun sonra sen KONUŞ!!!


- İyi dinle sonra KONUŞ!!!


- Önce dinle, sonra nötr ol ve öyle KONUŞ!!! -ve


- Kırkına kadar sus, kırkından sonra KONUŞ!!!


- Metîn ol! sonra KONUŞ!!!


- Kâzım ol! sonra KONUŞ!!!


- Okuduktan sonra KONUŞ!!!


- Öğrendikten sonra KONUŞ!!!


- İşlet fiilin, duysun kulağın! sen sonra KONUŞ!!!


- İşten sonra KONUŞ!!!


- Dersten sonra KONUŞ!!!


- Öncesini-Sonrasını bil de KONUŞ!!!


- (ya) "Git! OL ve gel!" sonra KONUŞ!!! -ve


- Belirsizliği giderecek kadar konuş, sonra SUS!!!


- ÖNCESİ - SONRASI

( BEFORE - AFTER )


- ÖNCESİ - SONRASI OLMAZ!


- DUŞU:
YEMEKTEN/KAHVALTIDAN SONRA, DOLU MİDEYLE YAPMAK değil/>< YEMEKTEN/KAHVALTIDAN ÖNCE, BOŞ MİDEYLE YAPMAK


- TRAMVAY'DA, METRO'DA:
BİNMEYE ÇALIŞMAK değil/>< İNENENLERE ÖNCELİK TANIYIP DAHA SONRA RAHATÇA BİNMEK

( Yanlışı. >< Doğrusu. )


- ÖĞLE VAKTİ ile/ve ÖĞLEDEN ÖNCE ile/ve ÖĞLEDEN SONRA


- ÖNCELİK/SONRALIK ile/ve/değil SIRALAMA


- DOĞA VAROLANI ile/ve/<> SONRA/NIN VAROLANI

( Hayvan. İLE/VE/<> İnsan. )


- SOKRATES:
ÖNCESİ ile/ve/<>/> SONRASI

( THALES: [yaklaşık][M.Ö.] 625 - 546
ANAKSİMANDROS: [yaklaşık][M.Ö.] 610 - 546
ANAKSİMENES: [yaklaşık][M.Ö.] 585 - 525
PYTHAGORAS: [yaklaşık][M.Ö.] 570 - 496
HERAKLEITOS: [yaklaşık][M.Ö.] 540 - 480
PARMENİDES: [yaklaşık][M.Ö.] 515 - 450
EMPEDOKLES: [yaklaşık][M.Ö.] 494 - 434
ANAXAGORAS: [yaklaşık][M.Ö.] 500 - 428
PROTOGORAS: [yaklaşık][M.Ö.] 481 - 420
DEMOKRİTOS: [yaklaşık][M.Ö.] 460 - 360

ile/ve/<>/>

SOKRATES: [yaklaşık][M.Ö.] 470 - 399

PLATON: [yaklaşık][M.Ö.] 427 - 347
ARİSTOTELES: [yaklaşık][M.Ö.] 384 - 322 )

( Sokrates öncesi düşünce, Thales ile başlıyor.
Anaksimandros, Anaksimenes tarafından devam ettiriliyor.
Pythagoras, mistik ve matematiksel yaklaşımı geliştiriyor.
Herakleitos, değişim ve oluşa işaret ediyor.
Parmenides, değişim ve varlık'a işaret ediyor.
Empedokles, dört unsur, iki karşıt kuvvet[sevgi ve nefret]'e işaret ediyor.
Anaxagoras, "şey" sayısı kadar unsur, akıl[nous] olduğuna işaret ediyor.
Protogoras, kişinin, herşeyin ölçüsü olduğuna işaret ediyor.
Atomcular, Leucippus ve Demokritos, niteliğin nicelik ile yer değiştirmesi.

İLE/VE/<>/>

Sokrates ile antik yunan doğa anlayışı, doğadan, insana yöneliyor.

Plato ve Aristotles, bu iki anlayışı, evreni anlamak için genişletiyor ve derinleştiriyorlar. )

( SOKRATES: Sağlam güç sahibi. )

( image )


- [önce] İÇ YÜZ(Ü) ve/<> [sonra] SON SÖZ(Ü)

( [önce] Öğren/bil. VE/<> [sonra] Söyle. )


- ... ONDAN SONRA ... ile/ve ... DOLAYISIYLA ...


- ÖNCESİ-SONRASILI ile/değil/yerine KARŞILIKLILIK/EYTİŞİM(DİYALEKTİK)


- FARK ÖNCESİNDEKİ CEM ile/değil/yerine FARK SONRASINDAKİ CEM

( Zevktelerdir. İLE/DEĞİL/YERİNE Ancak, zahmette olanlar/olabilenler içindir. )


- CEM'İN:
ÖNCESİ ile/ve SONRASI

( "Musevî'lik". İLE/VE "Muhammedî'lik". )


- AŞK:
KAVUŞMADAN(VUSLATTAN) ÖNCE değil/yerine/<> KAVUŞMADAN(VUSLATTAN) SONRA


- FELSEFE('NİN "KUSURU"):
ÖNCESİ var SONRASI [yok]

( Öncesinin var olup ve fakat sonrasının olmaması. )


- İSTEDİĞİNİ:
ALMAK ile/ve/değil/<> ALDIKTAN SONRA HÂLÂ İSTİYOR OLMAK


- MAMOGRAFİ ÇEKİMİ!:
YILDA BİR KEZ ve/<> ÂDET SONRASINDA

( Kanser durumunda/olasılığında, tedavi süresinin yeterli olabilmesi için 40 yaşından sonra her yıl çekilmesinde yarar vardır.[Kişisel/yetersiz yorum, "ağrı" ya da radyasyon nedeniyle çektirmeme tutumu yersizdir/isabetsizdir.] VE/<> Âdet öncesi ya da süresince çektirmek yerine âdet sonrasında, olası "ağrı/acı" daha azdır ve bu dönem daha uygundur. )


- ÖLÜMDEN SONRA, YAŞAMIN OLUP OLMADIĞI değil/yerine ÖLÜMDEN ÖNCE, SENİN, YAŞAMDA OLUP OLMADIĞIN


- SÖZÜ:
SÖYLEMEDEN ÖNCE ile/ve/||/<> SÖYLEDİKTEN SONRA

( Önünde dur! İLE/VE/||/<> Ardında dur! )


- ZAMANA YAYMAK ile/ve/<> SONRAYA BIRAKMAK


- DOST:
YANLIŞINI DUYURAN/YAYAN değil YANLIŞINDA UYARAN ve/sonra KORUYAN/KOLLAYAN


- EBED ile/değil SONRA


- METİN OKUMALI KONUŞMADA:
"AŞAĞIDA" değil BİRAZ/AZ SONRA


- HARCADIKLARINDAN KALANI BİRİKTİRMEK değil/yerine/>< BİRİKTİRDİKTEN SONRA, KALANI HARCAMAK


- HİZMET:
40'INA KADAR ile/ve/<>/> 40'INDAN SONRA

( Ben, neye/kime? İLE/VE/<>/> Ne/kim, bana? )


- [önce] DÜŞMEYİ BİLMEK ve/<> [sonra] AYAKTA/BİSİKLET ÜSTÜNDE DURMAK/OLMAK


- ÖNCESİZLİK-SONRASIZLIK = EZELİYET-EBEDİYET = ETERNITY[İng.] = ÉTERNITÉ[Fr.] = EWIGKEIT[Alm.] = AETERNITAS[Lat.] = ETERNIDAD[İsp.]

( ETERNITY )

( ÉTERNITÉ )

( EWIGKEIT )

( AETERNITAS )

( ETERNIDAD )


- BİD'AT ile/değil/yerine/= SONRADAN MEYDANA ÇIKAN | PEYGAMBER ZAMANINDAN SONRA DİNDE MEYDANA ÇIKAN


- MUHDESÂT, MUHDESÛN[< MUHDES] ile/değil/yerine/= SONRADAN MEYDANA GELMİŞ, ESKİDEN OLMAYAN, YENİ ŞEYLER, MODERN, İHDÂS EDİLMİŞ


- UHREVÎ[< UHRÂ] = SONRAYA/ÂHİRETE AİT, SONRAYLA/ÂHİRETLE İLGİLİ


- GOOGLE HARİTASININ:
ÖNCESİ ile/değil/yerine/> SONRASI

( Google Maps, çevremizi daha iyi anlamamız için masaüstü, Android ve iOS’ta kullanıma hazır birkaç görsel değişiklik ve ek özellik ile yenilendi. Yeni Google Maps, daha temiz ve sade bir görünüm, ilgi alanları ve daha dengeli bir renk şeması ile öne çıkıyor. )

( )


- İTALYA DEPREMİNİN:
ÖNCESİ ile/ve/> SONRASI


- ÇOK GÜZELSİN! DEMENİN:
ÖNCESİ ile/ve/||/<>/> SONRASI

( )

( "Çok Güzelsin!" Demenin Etkileri... yazısı için burayı tıklayınız... )


- DEĞER/İNİ BİLMEK:
SAHİP OLMADAN ÖNCE ile SAHİP İKEN ile KAYBETTİKTEN SONRA

( )

( )

( )

( )


- MUAHHAR[Ar.] ile/değil/yerine/= SONRAKİ


- YAPALIM/YAZALIM DA...:
"SONRA UNUTURUZ" değil ANIMSA(YA)MAYABİLİRİZ


- SONRA ile/ve/ne yazık ki/||/=/<>/> HİÇBİR ZAMAN


- ÖNÜMÜZDEKİ HAFTA ile/değil BİR SONRAKİ HAFTA


- DAHA UYGUN ile/ve/||/<> SONRAKİ ile/ve/||/<> ÖZEL

( LEX SUPERIOR vs./||/<> LEX POSTERIOR vs./||/<> LEX SPECIALIS )


- SIRADAN ile/ve/||/<> SONRADAN


- BİLİM VE SANAT'TA ÜÇ DÖNEM:
KLASİK ile/ve/||/<>/> MODERN ile/ve/||/<>/> MODERN SONRASI(POSTMODERN)

( 600 - 1600 arası. İLE/VE/||/<>/> 1600 - 1950 arası. İLE/VE/||/<>/> 1950 ve sonrası. )


- [önce] | "GÖRMEMEZLİKTEN GELİRLER"
sonra
"ALAY EDERLER"
sonra
"SAVAŞIRLAR" |
ile/değil/yerine/||/>/><
[sonunda]
KAZANIRSIN


- METAFİZİK:
FİZİK ÖTESİ ile/ve/değil/||/<>/< SONRASI


- TEPEDEN İNME ile/ve/||/<> SONRADAN GÖRME


- KANT'IN, KRİTİK YAZIMI DÖNEMLERİNDE:
YAZIM ÖNCESİ ile/ve/||/<> YAZIMI ile/ve/||/<> YAZIM SONRASI

( 1746 - 1770 ile/ve/||/<> 1781 - 1790 ile/ve/||/<> 1790 - 1804 )


- YAPAY ZEKÂDA:
1972 ile/ve/||/<>/> 1972 - 1980 ARASI ile/ve/||/<>/> 1980 - 2000 ARASI ile/ve/||/<>/> 2000 VE SONRASI

( "İnsan gibi düşünen makina yapabilir miyiz?" düşüncesi/sorusu dönemi. İLE/VE/||/<>/> Kış dönemi.[Margaret Boden] İLE/VE/||/<>/> "Gelişmiş Simge/Düzen[Expert System]" dönemi. İLE/VE/||/<>/> Ticarî dönem. )


- [ne yazık ki]
"ALIŞKANLIK":
ÖNCE HAFİF ve/||/<>/> SONRA GÜÇLÜ

( Duyumsanılamayacak kadar. VE/||/<>/> Kırılamayacak kadar. )


- DOĞRUDAN ile SONRADAN


- VAKFİYE DİLİ:
XIII. yy.'a KADAR ile/ve/||/<>/> XIII. yy.dan SONRA ile/ve/||/<>/> XVI. yy.dan SONRA

( Arapça. İLE/VE/||/<>/> Moğolca, Arapça, Farsça, Osmanlı Türkçe'si. İLE/VE/||/<>/> Osmanlı Türkçe'si ve İran'da, Farsça] )


- ÜSTÜN/LÜK / ALÇAK/LIK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÖNCE/LİK / SONRA/LIK


- MEYVELER:
TOPLANDIKTAN SONRA OLGUNLAŞMAYA ...
DEVAM EDEN ile DEVAM ETMEYEN


- İLK DÜĞME ile/ve/||/<>/> SONRAKİ DÜĞMELER

( İlk ilikleme yanlışsa gerisi de yanlış olacaktır. )


- ÂHİRET[Ar.] ile/değil/yerine/= SONRALIK


- BİLÂHARE[Ar.]["BİLÂHERE" değil!] ile/değil/yerine/= SONRADAN/DAHA SONRA/SONRALARI


- İCÂZET-İ LÂHİKA ile/değil/yerine/= SONRADAN OLURLAMA


- İTİBAREN ile/değil/yerine/= SONRA


- TAKDİM-TEHİR ile/değil/yerine/= ÖNCELEME-SONRALAMA


- TEHİR ETMEK/TECİL ETMEK ile/değil/yerine/= ERTELEMEK/SONRALAMAK


- TEHİR/TECİL ile/değil/yerine/= ERTELEME/SONRALAMA


- DÜŞÜNMEDEN KONUŞMAK ve/ne yazık ki/||/<>/> SONRADAN DÜŞÜNMEK ZORUNDA KALMAK


- ABLEFARİ[Fr.] ile/değil/yerine/= GÖZ KAPAĞININ YOKLUĞU[DOĞUŞTAN/SONRADAN]


- ADVENTICE[Fr.] ile/değil/yerine/= SONRADAN VE DIŞARININ ETKİSİYLE OLUŞAN

( ADVENTICE )


- P.C./POST CİBUM, AFTER MEALS[İng.] ile/değil/yerine/= YEMEKTEN SONRA


- PC/POST CİBUM[İng.] ile/değil/yerine/= YEMEKTEN SONRA


- POSTİKTAL/POSTICTAL[İng.] ile/değil/yerine/= NÖBET SONRASI

( POSTICTAL )


- POSTMORTEM[İng.] ile/değil/yerine/= ÖLÜM SONRASI

( POSTMORTEM )


- POSTOP./POSTPERATIVE[İng.] ile/değil/yerine/= AMELİYAT SONRASI

( POSTPERATIVE )


- POSTOPERATİF/POSTPERATIVE[İng.] ile/değil/yerine/= AMELİYAT SONRASI

( POSTPERATIVE )


- TSİS/POST-TREATMENT MONİTORING SYSTEM[İng.] ile/değil/yerine/= SAĞALTIM SONRASI İZLEM DÜZENİ


- p.c.[Lat. < POST CIBUM] ile/değil/yerine/= YEMEKLERDEN SONRA

( POST CIBUM )


- APREMİDİ[Fr.] ile/değil/yerine/= ÖĞLE SONRASI GİYSİSİ


- [ne yazık ki]
TEMBELLİK ile/ve/değil/||/<>/< "SONRA YAPARIM" (ÖLÇÜSÜZLÜĞÜ)


- SENEYE ile/değil SONRAKİ SENE


- SIFFEYN/SIFFİN SAVAŞI:
KARDEŞ KAVGASI ile/ve/değil/||/<>/>/< DEVRİM KARŞITLARIYLA DEVRİM ÇATIŞMASI ve/sonra tekrar/||/<>/> KARŞI DEVRİM


- SONLULUĞUN(ÖLÜMÜN) SONRASI ile/ve/||/<> SONSUZLUK


- KARATAVUĞUN ÖTÜŞÜ ...:
SABAHA KARŞI ile/ve/ya da/||/<> GÜN BATIMINDAN SONRA


- ...DAN SONRA:
GÖRÜŞÜRÜZ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< GÖRÜŞELİM


- SONA değil SONRA


- YEMEK:
40 YAŞINA KADAR ile/> 40 YAŞINDAN SONRA

( Kişi, yer. İLE/> Kişiyi yer. )


- BİLİM/BİLİMDE/BİLİMSELLİKTE:
(ÖNCELİKLE) VAR OLANIN[MEVCUD/ONTOS] ve/||/<>/> DOĞANIN ve/||/<>/> DOĞAL)
NESNE ve/||/<>/> OLAY ve/||/<>/> OLGU ve/||/<>/> DURUM ve/||/<>/> İLİŞKİLERİN
(VE ANCAK DAHA SONRA) ÜRETİLMİŞ NESNELERİN
(VE EN SON OLARAK) KİŞİLERİN ve/||/<>/> TOPLULUKLARIN ve/||/<>/> TOPLUMUN/TOPLUMLARDA YAŞANMIŞ/YAŞANAN/YAŞANABİLEN
OLAY ve/||/<>/> OLGU ve/||/<>/> DURUM ve/||/<>/> İLİŞKİLERİN
(ÖNCEDEN TANIMLANMIŞ ve/||/<>/> BELİRLENMİŞ BİR YÖNTEM ve/||/<>/> ARACA BAĞLI OLARAK)
(İSTİDLÂLÎ/RASYONEL [AKIL İLE])
ÖLÇÜLÜ ve/||/<>/> ÖLÇÜLEBİLİR/ÖLÇÜMLENEBİLİR
NEDENSEL ve/||/<>/> KAVRAMSAL ve/||/<>/> ELEŞTİREL (OLANAK ve/||/<>/> SINIRLARI İÇİNDE)
KANITLI ve/||/<>/> DÜZENLİ ve/||/<>/> TUTARLI (BİR BİÇİMDE)
KAMUSAL/LIK ve/||/<>/> TEKRARLANABİLİR/LİK ve/||/<>/> DENETLENEBİLİR/LİK ve/||/<>/> PAYLAŞILABİLİR/LİK (KOŞULLARINDA)
TANIM ve/||/<>/> İŞLEV ve/||/<>/> YARARA (KONU OLABİLEN/OLABİLECEK)
VERİ ve/||/<>/> BİLİ ve/||/<>/> BİLGİ/Sİ


- ZİGOT ile/||/<> ZİGOT ÖNCESİ YALITIM/BARİYER/İZOLASYON ile/||/<> ZİGOT SONRASI YALITIM/BARİYER/İZOLASYON ile/||/<> ZİGOTAKSİ ile/||/<> YUMURTA/OVUM

( Bir yumurta ve spermin birleşmesiyle oluşan ilk göze.[Anneden ve babadan birer set olmak üzere iki set kromozom bulundurur. Ancak yumurta ve sperm gözelerinin her biri, mayoz bölünme nedeniyle sadece bir set kromozom içerir. Zigotun bölünmesi ve büyümesiyle embriyo oluşur.] İLE/||/<> Eş seçimi, zamanlama ve benzeri farklardan ötürü popülasyonlar arasında zigot, henüz oluşmadan önce ortaya çıkan yalıtım durumu. Böylece hibrit zigotlar oluşamaz. İLE Türler arası çiftleşme sonucu oluşan hibrit biçimlerde görülen gelişim bozuklukları ya da kısırlık durumlarından ötürü popülasyon içinde üremeye dayalı yalıtımın oluşması. İLE Dişi ve eril gametler arasındaki doğal çekim. İLE/||/<> İnsan fizyolojisinde, bir sperm gözesi ile döllendiğinde yeni bir organizma durumuna gelebilen, dişi üreme örgenlerinin birinden salınan tek göze. )


- (ÖNCELİKLİ/ÖNEMLİ/[ÖNCEKİ] OLMAZSA OLMAZ)
KAVRAM ÇİFTLERİ:

ÖNCELİK ve/||/<>/> SONRALIK
ve/||/<>
VAR OLAN ve/||/<>/> BİLGİ
ve/||/<>
NESNE/TEK ve/||/<>/> ÖTEKİ/LER
ve/||/<>
SÜREÇ ve/||/<>/> SONUÇ
ve/||/<>
YÖNTEM/USÛL ve/||/<>/> İÇERİK/ESAS
ve/||/<>
BAĞLAM ve/||/<>/> ANLAM
ve/||/<>
ÇÖZÜMLEME ve/||/<>/> ÇÖZÜM
ve/||/<>
ÖNCÜL ve/||/<>/> ÖNERME
ve/||/<>
SAYGI ve/||/<>/> SEVGİ
[en az %99 ve/||/<>/> en az %1]
ve/||/<>
US/AKIL ve/||/<>/> ANLIK/ZEKÂ
ve/||/<>
EMİK/BEYİN ve/||/<>/> ANLIK/ZİHİN
ve/||/<>
DİRENÇ/İHTİYÂR ve/||/<>/> İSTENÇ/İRÂDE
ve/||/<>
DEVİM/HAREKET ve/||/<>/> ZAMAN
ve/||/<>
AN ve/||/<>/> ZAMAN

( Düşünme, konuşmak ve yaşamak üzere bilinmesi ve uygulanması gereken öncelikli ve olmazsa olmaz kavram çiftleri... [önceki olmadan sonraki olmaz!] )


- AFTER :/yerine SONRA


- AFTERNOON :/yerine ÖĞLEDEN SONRA


- FOLLOWING :/yerine SONRAKİ


- LATER :/yerine DAHA SONRA


- LATTER :/yerine İKİNCİSİ, SONRAKİ


- NEXT :/yerine SONRAKİ


- PM :/yerine ÖĞLEDEN SONRA


- SHORTLY :/yerine KISA SÜRE SONRA


- THEN :/yerine SONRA, O ZAMAN


- TÜMEL:
ÇOKLUKTAN ÖNCE ile/ve/||/<>/> ÇOKLUKTA ile/ve/||/<>/> ÇOKLUKTAN SONRA


- SONRA(?) ile/ve/||/<> DOLAYISIYLA(?)


- SONDA/Kİ ile/ve/değil/||/<>/< SONRA/Kİ


- SONRADAN ile/ve/değil/||/<> AYRICA


- SELİM SABİT EFENDİ (VİZE, 1829 - 1910); İLK ÇAĞ EĞİTİM BİLİMİCİSİ, OSMANLI\'DA EĞİTİMİN MODERNLEŞMESİ İÇİN ÇOK BÜYÜK UĞRAŞLAR VEREN BİR BİLİM ADAMI, EĞİTİMCİ, ÖĞRETMEN. VİZE/EDİRNE\'DE DOĞDU. EĞİTİM İÇİN İSTANBUL\'A GÖNDERİLDİ. GAZANFER AĞA SONRA DA FATİH MEDRESESİNDE OKUDU. 1851\'DE DARÜLFUNUNA KAYDOLDU, 1854\'TE BURADAN MEZUN OLDU. PARİS\'TEKİ TÜRKLERİ EĞİTMEK ÜZERE FRANSA\'YA GÖNDERİLDİ :

( Paris'te kaldığı sürece Mekteb - i Osmani ve diğer okullarda Osmanlı Türkçesi dersi verdi. Ayrıca öğrenime devam etti ve Fransızca hesap, cebir, hendese, müsellasat cerr - i eshal, hey'et ve hikmet - i tabiye derslerinden sertifika aldı. 1861'de İstanbul'a döndü. İstanbul ve diğer Osmanlı şehirlerinde başlayan "Usul - i cedide" yani çağdaş pedagojinin öncüsü oldu. Süleymaniye de Numune Mektebini açtı. Bu okula getirdiği yenilikler yüzünden tepki gördü ve görevinden alınıp Galatasaray Mekteb - i Sultanisi İkinci Müdürlüğüne getirildi. Sultan Abdülaziz ölümü ile ilgili yazısı nedeni ile azledildi (1888). Sarıyer'de ikamet eden Selim Sabit Efendi'nin bazı eserleri: Miyarü'l - kelam, Tahvil - i Mikyas Levhaları, Muhtasar Hesap Risalesi, Muhtasar Tarih - i Osmanı, Elifbâ - yı Osmanî, Muhtasar Coğrafya Risaleleri, Nahv - ı Osmani ve Rehnüma - yı Muallim kitaplarıdır. )


- ÖNCE/Sİ ile/ve (...) SONRA/SI["SORA/SORNA" değil!]

( BEFORE [...] vs./and AFTER [...] )


- ÖTESİ ile/ve/değil/||/<>/> SONRASI


- ZAMAN ile/ve/değil/||/<>/< ÖNCELİK-SONRALIK


- ZAMAN:
ÖNCELİK ile/ve/||/<> SONRALIK


- [ne yazık ki]
SONRAKİ ÂN'A, SÜRECE "BAKMAK/ODAKLANMAK" ile/ve/||/></< ÂN'I YAŞAMAMAK


- ÜZEN ...
YALAN SÖYLEMESİ ile/ve/değil/> ONA, DAHA SONRASINDA İNANAMAYACAK OLMAK

( Yalan söyleyerek dünyanın öteki ucuna ulaşırsın fakat dönemezsin. )


- İÇİ/NDE ile/ve/||/<>/> SONRASI/NDA


- A ile BİRKAÇ ile ÇOK FAZLA ile BİR AVUÇ ile LA GARCONNE ile BİRAZ ile BİRAZ SONRA ile ÇOK FAZLA ile BİRÇOK ile BİR BÖLÜMÜ ile BİR SÜRE ile BİR SÜRE ÖNCE ile BİR SÜRE SONRA

( A vs. A FEW vs. A GREAT DEAL OF vs. A HANDFUL vs. A LA GARCONNE vs. A LITTLE vs. A LITTLE WHILE LATER vs. A LOT vs. A LOT OF vs. A SECTION OF vs. A WHILE vs. A WHILE AGO vs. A WHILE LATER )

( کمي ile اندکي بعد ile بمقدار زياد ile کلي ile مقدار زيادي ile بسياري ile قشري از ile اندکي ile چندي قبل ile مدتي بعد ile يک دنيا ile يک مشت ile آلاگارسن ile کمکي ile يک )

( KAMY ile ANDAKY BAD ile بمقدار زياد ile KELY ile MOGHDAR ZYADY ile BESYARY ile GHSHARY AZ ile ANDAKY ile CHANDY GHABL ile MADATY BAD ile YK DANYA ile YK MOSHT ile آلاگارسن ile KAMAKY ile YK )


- SONRASINDA ile DAHA SONRASINDA ile DAHA SONRASINDA

( AFTER vs. AFTER THAT vs. AFTERWARDS )

( از پس ile پس از ile پي ile دنبال ile بيادبود ile بعد از ينکه ile به دنبال ile پساز ile پس از ينکه ile بعد ile پس از آن که ile بعد از ile بدنبال آن ile بعد از آن ile سپس ile پسازآن ile بعدا )

( AZ PES ile PES AZ ile PEY ile DANBAL ile بيادبود ile BAD AZ YNAKEH ile BAH DANBAL ile PASAZ ile PES AZ YNAKEH ile BAD ile PES AZ AN KEH ile BAD AZ ile BADANBAL AN ile BAD AZ AN ile SEPS ile PASAZAN ile BAEDA )


- SONRASI ile EN SONUNDA

( AFTERMATH vs. AFTERMOST )

( پسيند ile عقب ترين )

( PESYNAD ile AGHAB TARYNE )


- İTİBAREN ile HAKKINDA ile YUKARIDAN ile HER YERDEN ile ARKADAN ile HER KÖŞEDEN ile İÇERİDEN ile BUNDAN SONRA ile O ANDAN İTİBAREN ile YÖNÜNDEN ile ORTASINDAN ile ORTASINDAN ile ÇOK ESKİ ZAMANLARDAN BERİ ile ZAMAN ZAMAN ile NEREDEN

( FROM vs. FROM ABOUT vs. FROM ABOVE vs. FROM ALL OVER vs. FROM BEHIND vs. FROM EVERY CORNER vs. FROM INSIDE vs. FROM NOW ON vs. FROM THAT TIME ON vs. FROM THE DIRECTION OF vs. FROM THE MIDDLE vs. FROM THE MIDDLE OF vs. FROM TIME IMMEMORIAL vs. FROM TIME TO TIME vs. FROM WHERE )

( از سوي ile از ile از روي ile از حدود ile از سراسر ile از پس ile از گوشه و کنار ile از داخل ile از اين پس ile از آن پس ile از آن به بعد ile از جانب ile از وسط ile از عهد دقيانوس ile بوقت و بيوقت ile از کجا )

( AZ SOY ile AZ ile AZ ROY ile AZ HADUD ile AZ SARASAR ile AZ PES ile AZ GUSHEH VE KONAR ile AZ DAKHAL ile AZ AYNE PES ile AZ AN PES ile AZ AN BAH BAD ile AZ JANAB ile AZ VAST ile AZ EAD DAGHYANOS ile بوقت و بيوقت ile AZ KOJA )


- KRAL ile KRAL SONRASI ile KRALLARA LAYIK ile KRALLAR ile KRALLIK

( KING vs. KING POST vs. KINGLY vs. KINGS vs. KINGSHIP )

( شاه ile شهريار ile شه ile پادشاه ile سلطان ile شاه تير ile خسروانه ile ملوکانه ile سلاطين ile شاهي ile مقام سلطنت )

( SHAH ile SHEHARYAR ile SHEH ile PADESHAH ile SALTAN ile SHAH TYR ile KHSARVANEH ile MOLOKANEH ile سلاطين ile SHAHY ile MOGHAM SALTANT )


- DAHA SONRA ile DAHA SONRA ile YANAL

( LATER vs. LATER ON vs. LATERAL )

( بعدا ile بعدها ile بعد ile بعد ها ile پهلوئي ile جانبي ile جنبي ile جناحي )

( BAEDA ile BADEHYA ile BAD ile BAD CPEHA ile PPELOYEY ile JANABY ile JONABY ile JENAHY )


- OKULLAŞMAK ile OKULLULAŞMAK ile OKUL ile OKULLU/LUK ile OKUL KAÇAĞI ile OKUL ÇOCUĞU ile OKUL ÖNCESİ ile OKUL SONRASI ile OKULLAR ARASI ile OKUL KOOPERATİFİ


- ÖNCELEMEK ile ÖNCE/LİK ile ÖNCEL ile ÖNCECİ/LİK ile ÖNCESİZ/LİK ile ÖNCELİKLİ/LİK ile ÖNCEL DÜZEN ile ÖNCEL BELİRLEME ile ÖNCESİZ SONRASIZ


- NEDEN ile NEDENLİ ile NEDENSEL/LİK ile NEDENSİZ/LİK ile NEDEN SONRA ile NEDEN BİLİMİ ile NEDEN BİLİMSEL ile NEDENLİ NEDENSİZ ile NEDENSELLİK İLKESİ


- SONRA ile SONRASIZ/LIK


- MİLATTAN ÖNCE ile MİLATTAN SONRA

( Miladi zaman başlangıcından geriye doğru sayılan yıllara göre belirtilen tarih; kablelmilat. @@ Miladi zaman başlangıcından bu yana sayılan yıllara göre belirtilen tarih; badelmilat. )


- SONRADAN ile SONRADAN OLMA ile SONRADAN GÖRME/LİK ile SONRADAN GÖRMÜŞ/LÜK


- AZ ile AZ AZ ile AZ ÇOK ile AZ DAHA ile AZ ALICI ile AZ BUÇUK ile AZ SONRA ile AZ GELİŞMİŞ/LİK


- ÖNCESİ ile SONRASI

( BEFORE vs. AFTER )


- ÂĞYÂRINI CÂMÎ, EFRÂDINI MÂNÎ" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< önce ÂĞYÂRINI MÂNÎ sonra EFRÂDINI CÂMÎ

( Benzetme. [Ölçünün ve tanımın bulunmadığı yerde, ne yazık ki kişisel "görüş/yorum", "dolaylı ilişki" ve "çağrışımların" öne çıktığı/çıkarıldığı ... sözler.] İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Tanım[ın tanımıdır]. [Bir kavramın tüm bireylerini kuşatıp ötekileri dışarıda bıraktığını tanımlar.] )

( "İnsan, düşünen bir canlıdır" tanımı kullanıldığında bu tanımın içinde tüm insan bireylerini içerir. Girmeyen hayvan[behaim], bitki ve nesneyi dışarıda bırakır. )

( [not] ... vs./and/but/||/<>/< GENUS PROXIMUM AND DIFFERENTIA SPECIFICAE GENUS PROXIMUM AND DIFFERENTIA SPECIFICAE instead of ... )


- ÖNCE SEN!" ile/değil/yerine/||/<>/< SENDEN SONRA


- POLİP ile/||/<> BETA YAPRAK[İng. BETA PLEATED SHEET] ile/||/<> ÇEVRİLME SONRASI MODİFİKASYON[İng. POST-TRANSLATIONAL MODIFICATION] ile/||/<> DİSÜLFİT BAĞ[İng. DISULFIDE BOND] ile/||/<> HETERODİMERİK[İng. HETERODIMERIC] ile/||/<> İKİNCİL PROTEİN YAPISI[İng. SECONDARY PROTEIN STRUCTURE] ile/||/<> ÜÇÜNCÜL PROTEİN YAPISI[İng. TERTIARY STRUCTURE]

( Knidliler (Sölenterler) şubesindeki türlerin yaşamları boyunca aldıkları iki formdan birisidir. Diğerine "medusa" denir. Polipler, yaklaşık olarak silindiriktirler ve bir vazoya benzerler. @@ Proteinlerin düzlemsel sekonder yapı elemanı. İki farklı polipeptit zincirindeki omurga atomlarının ya da tek katlanmış bir zincirin kesimleri arasındaki hidrojen bağıyla oluşturulur. @@ Oksidasyon kros-linking, kovalent değişikler, asetilasyon, fosforilasyon, glikozasyon gibi polipeptit zincirindeki aminoasitlerin amino terminal peptid, hidroksilasyon ve bölünme gibi traslasyonel modifikasyonların bazılarıdır. @@ Bir proteinin farklı bölümlerinde ya da iki farklı protein arasında iki sistein kalıntısı arasındaki kovalent bağ. İnsülin (iki polipeptit zincirine sahip küçük bir protein) ve immünoglobülin molekülleri, örneğin, inter ya da intro disülfit bağlarına sahiplerdir. Endotelin ve HLA molekülleri de disülfit bağlara sahiptir. C282Y mutasyonu, HLA sınıfı I benzeri HFE proteinindeki disülfür bağlarından birini kaldırır ve yüzey ekspresyonunu ortadan kaldırır. @@ Proteinin birbirinin aynı olmayan iki polipeptit zincirinden oluşması hali. @@ Proteinin ikincil yapısı, proteinin genel özelliklerini etkileyen ve tekrarlanan kıvrım ya da katlanmalarla tanımlanır. Bu yapı seviyesi, polipeptit omurgasının katlanma yapısını tarif eder ve N-H ve C = O grupları arasındaki hidrojen bağlarıyla sağlamlık kazanır. Çeşitli ikincil yapı türleri keşfedilmiştir, ancak en yaygın olanı, alfa sarmal ve beta yaprak olarak bilinen düzenli yinelenen formlardır. @@ Bu yapı seviyesi, ikincil yapının bölgelerinin nasıl katlandığını, diğer bir deyişle bir alfa sarmalı, beta yapraklarını ve katlanmaları içeren 3D düzenini açıklar. Üçüncül yapı, yan zincirler arasındaki ya da yan zincirler ile polipeptit omurgası arasındaki etkileşimler sonucu oluşur ve bunlar genel olarak zincir halindeyken birbirlerinden uzakta olan yapılardır. Her protein katlanabilme özelliğine sahiptir ve bunlar oldukça karmaşık olabilir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

( BETA PLEATED SHEET )

( POST-TRANSLATIONAL MODIFICATION )

( DISULFIDE BOND )

( HETERODIMERIC )

( SECONDARY PROTEIN STRUCTURE )

( TERTIARY STRUCTURE )


- ZİGOT ÖNCESİ İZOLASYON[İng. PREZYGOTIC ISOLATION] ile/||/<> ZİGOT SONRASI İZOLASYON[İng. POSTZYGOTIC ISOLATION] ile/||/<> ZİGOTAKSİ[İng. ZYGOTAXIS]

( Eş seçimi, zamanlama ve benzeri farklılıklardan ötürü popülasyonlar arasında zigot daha oluşmadan önce ortaya çıkan izolasyon durumudur. Böylece hibrit zigotlar oluşamaz. "Zigot öncesi bariyer" olarak da bilinir. @@ Türler arası çiftleşme sonucu oluşan hibrit formlarda görülen gelişim bozuklukları ya da kısırlık durumlarından ötürü popülasyon içinde üremeye dayalı izolasyonun oluşması durumudur. "Zigot sonrası bariyer" olarak da bilinir. @@ Dişi ve erkek gametler arasındaki doğal çekim.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

( PREZYGOTIC ISOLATION )

( POSTZYGOTIC ISOLATION )

( ZYGOTAXIS )


- PTSD (POST-TRAUMATIC STRESS DISORDER)[İng.] ile/değil/yerine/= TSSB (TRAVMA SONRASI STRES BOZUKLUĞU)

( Cinsel saldırı, savaş, trafik kazaları, çocuk istismarı, aile içi şiddet ya da diğer tehditler gibi travmatik bir olaya maruz kalma nedeniyle gelişebilen bir zihinsel ve davranışsal bozukluktur.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

( PTSD (POST-TRAUMATIC STRESS DISORDER) )


- YELE SIRTI DÖNDÜKTEN SONRA BULUTLAR ...:
SAĞDAN SOLA ile/ve/||/<> SOLDAN SAĞA ile/ve/||/<> ÖNDEN ARKAYA YA DA ARKADAN ÖNE (İSE)

( İyiye gidecektir. @@ Kötüye gidecektir. @@ Bulunulan koşulların devam edeceğini gösterir. )


- ÖNÜMÜZDEKİ YIL ile/değil BİR YIL SONRA


- SONRAKİ ile/değil/yerine/>< ÖNCEKİ


- TEZKİRE-İ ALÎ, (TANZİMATTAN SONRA) TEZKİRE-İ MARUZE | TELHİS ile/||/<> TELHİS[Ar. < TELHİS]

( Sadrazamın bir sorunu kendi düşünceleriyle birlikte özet halinde yazarak padişaha sunduğu kâğıt 1 Bir kitap ya da fikrin özetini veren kitap ya da yazı 2 Sadrazamların padişahlara sundukları günlük olaylar özeti )

( TELHİS )


- SONRAKİ ile/||/<> SONRAKİ

( Bir dilin yükseliş sonrasını anlatmak için kullanılır Klasik Latinceye karşılık olarak sonraki Latince gibi )

( NEXT )

( RÉCENT OU BAS )


- ALTI ile/||/<> BEŞTEN SONRA GELEN SAYININ ADI

( beşten sonra gelen sayının adı Az altı altı altı altı altı altı altı altı Alt Tel Koy Kaça altı aldı alta ulttă ultă ult Ramstedt JSFOu 24 1 16 Formenlehre 64 Türkçe al kökünden geldiğini dile getirmiştir Ona göre altı ve yedi aslen sayı adı olmayıp parmaklara verilen bir addır Räsänen MTS 76 77 V 18a Ramstedte katılmıştır Hartmann KSz 1 155 altıyı altdı olarak açıklamıştır Brockelmann ZDMG 70 214215 Hartmannin yediyi yetdi hat erreicht nämlich das Ende der alten Zahlenreihe diye açıkladığına dayanarak altıyı das darunter bleibende olarak açıklamıştır Schmidte göre MSFOu 67 367 Altay ana ulusu Urfolk birden beşe değin saymasını biliyordu O açıdan Altay dillerinde beşten sonraki sayı adlarında benzerlik görülmez Bu duruma göre Türkçe altı ile Moğolca cirǧuǧan ve Mançuca niŋgun biçimleri arasında yakınlık olmaması doğaldır )

( ALTI[Az.]~ALTI[Tkm.]~ALTI[Tatk.]~ALTI[Bşk.]~ALTI[Nog.]~ALTI[Kklp.]~ALTI[Kzk.]~ALTI[Krg.]~ALDI[Tuv.]~ALTA[Yak.]~ULTTĂ[Çuv.]~ULTĂ[Çuv.]~ULT[Çuv.] )


- BEŞ ile/||/<> DÖRTTEN SONRA GELEN SAYININ ADI

( dörtten sonra gelen sayının adı Az beş bǟş bes biş biş bes bes beş Tar Sart beş Koy Kaça pes Alt Tel peş Bar piş biäs pillĕk pilĕk Türkçe beşin sonundaki şnin Çuvaşçada lye çevrilmesi eski bir kuraldır Çuvaşça pillĕk pilĕk biçiminin sonundaki k bir küçültme ekidir Çuvaşçada buna benzer küçültme ekleri sık sık göze çarpar Eski Türkçeden başlayarak kullanılır Orta Türkçede bēş olarak geçer Eski Kıpçakçada da bēş biçimi kullanılır Yaygın bir inanca göre Avrupa Sanskrit Toharca Farsça dillerinden alınmıştır )

( BEŞ[Az.]~BǞŞ[Tkm.]~BES[Nog.]~BIŞ[Tatk.]~BIŞ[Bşk.]~BES[Kklp.]~BES[Kzk.]~BEŞ[Krg.]~PEŞ[Alt.]~PEŞ[Tel.]~PEŞ[Şor.]~BIÄS[Yak.]~PILLĔK[Çuv.]~PILĔK[Çuv.] )


- DOKUZ ile/||/<> SEKİZDEN SONRA GELEN SAYININ ADI

( sekizden sonra gelen sayının adı Az dogguz dokuz toğız Blk toğuz tokkiz toğız Kazaklar dokuz baş hayvan olarak verilen armağana da toğız adını verirler toğız Kır toğuz Kırgızlar armağan ve özellikle kalın gelin olacak kıza erkeğin verdiği armağan olarak da kullanırlar Bu armağanlar dokuz baş hayvan at deve olarak verilirdi Alt Tel toğus Say toğıs tuğız tuğız toğus tăxăr tăxxăr Sonundaki znin rye çevrilmesi kuraldır Eski Türkçede tokuz tokkuz olarak geçer Orta Türkçede tokuz biçimi kullanılır Kumancada toğuz biçimi göze çarpar Eski Kıpçakçada tokuz tokkuz olarak geçer Armağan olarak Farsçaya da geçmiştir Clauson JRAS 1959 2021 Eski Türkçede ikki ėkki yėtti sekkiz dokkuz tokuz ottuz ellig gibi sayı adlarında ikiz ünsüzler geçtiğini dile getirmiştir Räsänen LTS 141 de sayı adlarında géminationdan söz etmiştir )

( DOGGUZ[Az.]~DOKUZ[Tkm.]~TOĞIZ[Nog.]~TOKKIZ[Özb.]~TOĞIZ[Kzk.]~TOĞIZ[Kklp.]~TOĞUS[Alt.]~TOĞUS[Tel.]~TOĞUS[Şor.]~TOĞUS[Sag.]~TUĞIZ[Tatk.]~TUĞIZ[Bşk.]~TOĞUS[Yak.]~TĂXĂR[Çuv.]~TĂXXĂR[Çuv.] )


- DÖRT ile/||/<> ÜÇTEN SONRA GELEN SAYININ ADI

( üçten sonra gelen sayının adı Az dörd dȫrt dört dürt tört tört tört Tar tört Alt Tel Kaça tört turt tüört tăvattă tăvată Eski çağlardan başlayarak kullanılır Orta Türkçede tört olarak geçer Eski Kıpçakçada tört dört biçimleri göze çarpar Bilimsel yayınlarda sık sık Moğolca dörben biçimiyle birleştirilmiştir Örn Schmidte göre MSFOu 67 366 bu birleştirme kuşkuya yer vermeyecek kadar açıktır Ramstedt KWb 100a Formenlehre 62 SKE 277 Räsänen MTS 77 V 495a Poppe UJb 6 100 Lautlehre 110 Ligeti TörK 312 gibi yazarlar da bu birleştirmeyi dile getirmişlerdir Bu birleştirmeyi Doerfer TMEN 203 KhalMat 307 de olası görmüş Ana Türkçe dȫr biçiminin Moğolca dör ile karşılaştırılabileceğini yazmıştır Ona göre dör biçimi sonradan Moğolca ġurban üç ve harban on sayı adlarına benzeşmek yoluyla ben ekini almıştır Poppenin görüşüne göre dört Türkçede Moğolcadan kalma bir alıntıdır Buna karşılık Doerfer JSFOu 73 9192 TDAY 19751976 119 Moğolcada derben biçiminden yola çıkılması gerektiğini öne sürmüştür Başka bir deyişle birleştirmenin ortadan kaldırılabileceğini yazmıştır Aaltonun dile getirdiği gibi UAJb 41 329 Altay dillerinin sayı sistemlerinde birlik yoktur Türkçe dört tört ile Moğolca dörben arasındaki ilişki üzerinde duran dil uzmanlarının Yakutça tüört ve Çuvaşça tăvattă biçimlerinin tanıklığını değerlendirmedikleri göze çarpıyor )

( DÖRD[Az.]~DȪRT[Tkm.]~DÖRT[Nog.]~DÜRT[Bşk.]~TÖRT[Kklp.]~TÖRT[Kzk.]~TÖRT[Krg.]~TURT[Özb.]~TÜÖRT[Yak.]~TĂVATTĂ[Çuv.]~TĂVATĂ[Çuv.] )


- LİPARİ[Yun.] ile/||/<> ÇİROZLUKTAN SONRA YAĞLANMAYA BAŞLAYAN USKUMRU

( çirozluktan sonra yağlanmaya başlayan uskumru R λιπάρι )

( ΛΙΠΆΡΙ / λιπάρι )


- SEKİZ ile/||/<> YEDİDEN SONRA GELEN SAYININ ADI

( yediden sonra gelen sayının adı Az sǝkkiz sekiz segiz Blk segiz segiz segiz segiz güney ağızlarında sekkiz biçimi de kullanılır sakkiz segis Tel segis sigiz ses ağıs Yakutçada baştaki snin düşmesi kuraldır Türkçe sal Yakutça āl Türkçe söğüt Yakutça üöt örneklerinde olduğu gibi sakăr sakkăr Sondaki znin rye çevrilmesi kuraldır Eski çağlardan başlayarak kullanıldığını biliyoruz Orta Türkçede de sekiz ve sekkiz olarak geçer Eski Kıpçakçada sekiz biçimi yanında sekkiz olarak da kullanılır seksen )

( SƎKKIZ[Az.]~SEKIZ[Tkm.]~SEGIZ[Nog.]~SEGIZ[Kklp.]~SEGIZ[Kzk.]~SEGIZ[Krg.]~SAKKIZ[Özb.]~SEGIS[Şor.]~SEGIS[Tel.]~SIGIZ[Tatk.]~SES[Tuv.]~AĞIS[Yak.]~SAKĂR[Çuv.]~SAKKĂR[Çuv.] )


- YEDİ ile/||/<> ALTIDAN SONRA GELEN SAYININ ADI

( altıdan sonra gelen sayının adı Az yeddi yedi yeti jeti jeti ceti yetti Bar yidi çiti çetti Alt Kuğ Tel Tub yetti çedi sӓttӓ Türkçe ynin Yakutçada sye çevrilmesi kuraldır śiççĕ śiç śiçĕ Eski Türkçeden başlayarak kullanılır Orta Türkçede yeti biçimi geçer Eski Kıpçakçada yeti yetti yedi yeddi olarak kullanılır Clausona göre ortasındaki ünsüzün aslen ikiz olduğu anlaşılıyor yetti yeddi Türkçe iki ikki gibi Ramstedte göre JSFOu 24 1 1617 Formenlehre 66 Türkçe ye kökünden gelir Ona göre yedi ve altı aslen sayı adı olmayıp parmaklara verilen bir addır Essfinger Hartmann KSz 1 155 yediyi yetdi es ist fertig es hat gereicht olarak açıklamıştır Munkácsi KCsA 1 314 de yediyi yet kökünden getirmiştir Hartmannın açıklamasını Räsänen MTS 7778 de benimsemiştir Schmidt MSFOu 67 367 Altay dillerinde altı on arasındaki sayı adlarının farklı olduğunu dile getirmiştir )

( YEDDI[Az.]~YEDI[Tkm.]~YETI[Nog.]~JETI[Kklp.]~JETI[Kzk.]~CETI[Krg.]~YETTI[Özb.]~ÇITI[Hak.]~ÇETTI[Sag.]~ÇEDI[Tuv.]~SӒTTӒ[Yak.]~ŚIÇÇĔ[Çuv.]~ŚIÇ[Çuv.]~ŚIÇĔ[Çuv.] )


- MİLATTAN ÖNCE/KABLELMİLAT[Ar. < ḲABL + MĪLĀD] >< MİLATTAN SONRA/BADELMİLAT[Ar. < BAʿD + MĪLĀD]

( ḲABL + MĪLĀD )

( BAʿD + MĪLĀD )


- BİLAHARE[Ar. < Bİ'L-ĀḪİRE] ile/değil/yerine/=/||/<> SONRA

( Bİ'L-ĀḪİRE )


- MUAHHAREN[Ar. < MUʾAḪḪAREN] ile/değil/yerine/=/||/<> SONRADAN

( MUʾAḪḪAREN )


- BADELMİLAT[Ar. < BAʿD + MĪLĀD] ile/değil/yerine/=/||/<> MİLATTAN SONRA

( BAʿD + MĪLĀD )


- AHİR[Ar. < ĀḪİR] ile/değil/yerine/=/||/<> SONUNDA | SONRA

( ahir ömürde ahir vakit ahir zaman cemaziyelahir evvel ahir Sıralamada sonuncu olan sonunda sonra )

( ĀḪİR )


- SONSUZ | BİTİMSİZ | SONRASIZ ile/||/<> SONSUZLAŞMAK | SONSUZLAŞTIRILMA | SONSUZLAŞTIRILMAK | SONSUZLAŞTIRMA | SONSUZLAŞTIRMAK ile/||/<> BİTİMSİZLEŞMEK | BİTİMSİZLEŞTİRİLME | BİTİMSİZLEŞTİRİLMEK | BİTİMSİZLEŞTİRME | BİTİMSİZLEŞTİRMEK


- SONSUZLUK ile/||/<> NAMÜTENAHİLİK ile/||/<> SONRASIZLIK ile/||/<> PAYANSIZLIK ile/||/<> BİTİMSİZLİK


- SONRADAN GÖRMÜŞLÜK ile/||/<> SONRADAN GÖRMELİK


- AZ ALICI ile/||/<> AZ AZ ile/||/<> AZ BUÇUK ile/||/<> AZ ÇOK ile/||/<> AZ DAHA ile/||/<> AZEL ile/||/<> AZ GELİŞMİŞ ile/||/<> AZ SONRA ile/||/<> AZAR AZAR ile/||/<> EN AZDAN ile/||/<> EN AZINDAN

( Nicelik nitelik güç süre sayı bakımından eksik çok karşıtı Alışılmış olandan umulandan ya da gerekenden eksik olarak )


- GÖRME AÇISI ile/||/<> GÖRME ENGELLİ ile/||/<> GÖRME GÖZESİ ile/||/<> GÖRME HÜCRESİ ile/||/<> ANADAN GÖRME ile/||/<> SONRADAN GÖRME

( Görmek işi rüyet müşahede )


- GÖRMÜŞLÜK DUYGUSU ile/||/<> GÖRMÜŞLÜK HİSSİ ile/||/<> GÜNGÖRMÜŞLÜK ile/||/<> SONRADAN GÖRMÜŞLÜK ile/||/<> UMURGÖRMÜŞLÜK

( Bir şeyi görmüş olma durumu )


- AZ SONRA ile/||/<> MİLATTAN SONRA ile/||/<> NEDEN SONRA ile/||/<> OKUL SONRASI

( Daha ileri bir zamanda bilahare önce karşıtı Daha uzak ve ileri bir yerde Makam sıra değer ve önemde arkada oluşu bildiren bir söz Yoksa aksi hâlde Arkadan gelen bölüm ya da zaman ahir )


- SONRADAN GÖRME ile/||/<> SONRADAN GÖRMÜŞ ile/||/<> SONRADAN OLMA

( Konuşulan zamanın ardından gelen zamanda muahharen )


- DÜŞ GÖRMEK ile/||/<> DÜŞ UYKUDAN SONRA OLUR ile/||/<> DÜŞ KIRIKLIĞI ile/||/<> DÜŞ GÜCÜ ile/||/<> DÜŞ AZMASI

( Rüya görmek. @@ "Bir işin temeli gerçekleşmedikçe ayrıntılarına sıra gelmez" anlamında kullanılan bir söz. @@ 343 Hayal kırıklığı. @@ 343 Hayal gücü. @@ Uykuda cenabet olma; ihtilam. )


- AĞZINI KAPAMAK ile/||/<> AÇIK KAPAMAK ile/||/<> AT ÇALINDIKTAN SONRA AHIRIN KAPISINI KAPAMAK ile/||/<> GÖZÜNÜ/GÖZLERİNİ KAPAMAK ile/||/<> KİTABI KAPAMAK

( Kendine çıkar sağlaması için bir kimseyi susturmak. @@ Bütçenin gider fazlasını, para sağlayarak ortadan kaldırmak. @@ İş işten geçtikten sonra önlem almaya kalkışmak. @@ Ölmek. görmezden gelmek. @@ Herhangi bir konu ile ilgiyi kesmek. )


- BOYNUZ ÇEKMEK ile/||/<> BOYNUZ EĞMEK ile/||/<> BOYNUZ İSTERKEN KULAKTAN OLMAK ile/||/<> BOYNUZ KULAĞI GEÇMEK ile/||/<> BOYNUZ KULAKTAN SONRA ÇIKAR AMA KULAĞI GEÇER ile/||/<> BOYNUZ DİKMEK/TAKMAK YA DA TAKINMAK YA DA TAKTIRMAK

( Boynuz kullanarak kan çekmek, hacamat etmek. @@ İstemeyerek uymak, karşı tarafın gücünü kabul etmek. @@ Daha iyisini, mükemmelini ararken mevcut olanı yitirmek. @@ Bir konuda daha sonra yetişenler yetenek ve başarı bakımından eskileri geçmek. @@ "Bir konu üzerinde sonradan yetiştikleri hâlde kendilerinden önce yetişmiş olanları geçenler vardır" anlamında kullanılan bir söz. @@ Başkalarıyla ilişki kurarak eşini, sevgilisini aldatmak. )


- DEVEYE BİNDİKTEN SONRA ÇALI ARDINA GİZLENİLMEZ ile/||/<> DEVEYE BURÇ GEREK OLURSA BOYNUNU UZATIR ile/||/<> DEVEYE HENDEK ATLATMAK

( "Herkesin gözü önündeki bir olayı şöyle böyle yorumlarla gizlemeye çalışmak boşunadır" anlamında kullanılan bir söz. @@ "Kişi kendine gerek olan şeyi elde etmek için yorgunluğa katlanmalıdır" anlamında kullanılan bir söz. @@ Birine yapılması çok zor, hemen hemen imkânsız olan işleri yaptırabilmek. )


- EVVELA CAN, SONRA CANAN ile/||/<> GÖMLEK KAFTANDAN YAKINDIR

( "insanlar bencildir, önce kendilerini, sonra yakınlarını düşünürler" anlamında kullanılan bir söz )


- EZEL EBET ile/||/<> ÖNCESİZ SONRASIZ ile/||/<> EBEDİYEN

( Ezelden ebede kadar", "Öncesiz sonrasız bir biçimde )


- HAVA OYUNU ile/||/<> KARAMAN'IN KOYUNU SONRA ÇIKAR OYUNU ile/||/<> ALİCENGİZ OYUNU

( Bir mal fiyatının yükseleceği umuduyla o maldan, sözde ileride teslim alınmak üzere, bir parti satın almak ve vakti geldiğinde bu malın değerine göre fiyat farkını satıcıdan almak ya da ödemek şeklinde girişilen bir oyun türü. @@ Bir şeye tam güvenmeyip ileride ne olacağı konusunda bilgi sahibi olunamadığı durumlarda kullanılan bir söz. @@ Kurnazca ve haince hazırlanmış hile, düzen. )


- KIRKINDAN SONRA AT OLUP DA KUYRUK MU SALLAYACAK ile/||/<> KIRKINDAN SONRA AZANI TENEŞİR PAKLAR ile/||/<> KIRKINDAN SONRA AZMAK ile/||/<> KIRKINDAN SONRA SAZ ÇALMAK ile/||/<> KIRKINDAN SONRA SAZA BAŞLAYAN KIYAMETTE ÇALAR

( "Vakti geçmiş, artık işe yaramayacak durumda" anlamında kullanılan bir söz. @@ "Yaşlandıklarında ahlakları bozulanlar artık düzelemezler" anlamında kullanılan bir söz. @@ Yaşlandıktan sonra yaşına uymayan davranışlarda bulunmak. @@ Yaşlandıktan sonra uzun ve güç bir işe girişmek. @@ "Yaşlandıktan sonra bir şey öğrenmeye, yeni bir iş yapmaya başlayan kimsenin bunu başarmaya ömrü yetmez" anlamında kullanılan bir söz. )


- KESEYE DANIŞ, PAZARLIĞA SONRA GİRİŞ ile/||/<> KESEYE DAVRANMAK

( "Ödeyecek paranız yoksa bir şey satın almaya girişmeyin" anlamında kullanılan bir söz. @@ Ödemek istemek. )


- ÖNCE CAN, SONRA CANAN ile/||/<> ÖNCEKİ ile/||/<> ÖNCELEMEK ile/||/<> ÖNCELERİ ile/||/<> ÖNCELİK ile/||/<> ÖNCELİKLE ile/||/<> ÖNLENİŞ ile/||/<> ÖNLÜKLÜ ile/||/<> ÖNCELLEME SÜRATİ ile/||/<> ÖNCELLEMEK ile/||/<> ÖNLENEBİLMEK

( "İnsanlar bencildir, önce kendilerini, sonra yakınlarını düşünürler" anlamında kullanılan bir söz. @@ Önce olan; evvelki, evveli. İki önceki (gün, hafta, ay, yıl). Bir yerde, bir görevde daha önce çalışmış olan; eski, mukaddem, sabık. @@ Bir şeyi önceden yapmak, geri bırakmamak, öne almak; takdim etmek. Tanıtmak, yönlendirmek amacıyla överek öne çıkarmak; lanse etmek. @@ İlk zamanlarda, başlangıç zamanlarında; evvelleri, iptidaları. @@ Bir şeyin başka bir şeyden ya da şeylerden daha önce olması ya da yapılması durumu; evvellik, rüçhan, takaddüm. Bir şeyin diğerlerinden daha önemli sayılması durumu. @@ Öne alınarak, diğerlerine göre daha önce olarak. Her şeyden önce. @@ Önlenmek işi. @@ Önlük giymiş olan. @@ Oyun akışının, pozisyon değişimi ve gelişiminin, özellikle de rakip oyuncunun hareketinin önceden ya da çok kısa süre içinde saptanabilmesi ile ilgili yeti; sezinleme sürati. @@ Öncelikli duruma getirmek. Ayrıcalıklı duruma getirmek. Öne çıkarmak, önceliğini vurgulamak. Diğer oyuncuya ya da topa göre konum belirleyerek hareket etmek. Yazar edebî eserde olacakları önceden sezdirmek. @@ Önleme imkânı ya da ihtimali bulunmak. )


- ÖNCESİZ ile/||/<> ÖNCESİZ SONRASIZ

( Zamanda başlangıcı olmayan; ezelî. @@ Başlangıcı ve sonu olmayan. )


- NEDEN OLMAK ile/||/<> NEDEN BİLİMİ ile/||/<> NEDEN SONRA ile/||/<> NEDEN BİLİMSEL

( Sebep olmak. @@ Olgulara yol açan sebeplerin bütünü; sebep bilimi, etiyoloji. Hastalık sebeplerini araştıran tıp dalı; sebep bilimi, etiyoloji. @@ Aradan bir hayli zaman geçince. İş işten geçtikten sonra. @@ Neden bilimi ile ilgili; sebep bilimsel, etiyolojik. )


- OKUL KAÇAĞI ile/||/<> OKUL KOOPERATİFİ ile/||/<> OKUL ÖNCESİ ile/||/<> OKUL SONRASI ile/||/<> OKUL BAŞARI PUANI ile/||/<> OKUL TAŞITI

( Derslere girmeyip okul dışında vakit geçiren öğrenci; mektep kaçağı. @@ Okulda öğrencilerin kalem, defter, kitap, yiyecek vb. gereksinimlerini karşılayan kuruluş ve satış yeri. @@ Çocuğun okul çağına girmesinden önceki çağı. Bu çağla ilgili, bu çağa özgü. @@ Okul çağından sonraki çağ. Bu çağla ilgili, bu çağa özgü. @@ Ortaokul ve liselerde sınıf seviyesinde alınan yıl sonu başarı puanlarının aritmetik ortalaması. @@ Öğrencileri okula götürüp getiren servis aracı. )


- SEVDA ÇEKMEK ile/||/<> SEVDA GEÇER YALAN OLUR, SONRA SOKAR YILAN OLUR

( Birine tutkun olmak, aşk tutkusu içinde olmak. @@ “Başta insanı mutlu eden duygusal ilişkiler zamanla körelir ve sonuçta acı veren birer anıya dönüşür” anlamında kullanılan bir söz. )


- SONRADAN GELEN DEVLET DEVLET DEĞİLDİR ile/||/<> SONRADAN GÖRME, GÂVURDAN DÖNME ile/||/<> SONRADAN OLMA

( "Kişi yaşlandıktan sonra gelen zenginlik işe yaramaz" anlamında kullanılan bir söz. @@ "Sonradan görme olan kişiler fazla iyi niteliklere sahip değildir" anlamında kullanılan bir söz. @@ Diğerlerine kıyasla yeni olan, yeni ortaya çıkan. )


- SONRADAN GÖRMÜŞ ile/||/<> SONRADAN GÖRMÜŞLÜK

( Sonradan zenginleşerek gösteriş, övünme vb. yersiz davranışlarda bulunan; sonradan görme. @@ Sonradan zenginleşerek gösteriş, övünme vb. yersiz davranışlarda bulunma; sonradan görmelik. )


- TEKERLEK ile/||/<> TEKERLEK KIRILDIKTAN SONRA YOL GÖSTEREN ÇOK OLUR ile/||/<> TEKERLEK PABUCU

( Merkezde bulunan, bir eksenin çevresinde dönebilen çember; teker. Bu biçimde olan. @@ "Sonucu kötü çıktıktan sonra bir davranış üzerine akıl öğreten çok bulunur" anlamında kullanılan bir söz. @@ Arabaların, yokuş inerken hızlanmalarını önlemek amacıyla tekerlek altına sürülen ve arabaya zincirle bağlı bulunan demir parçası. )


- ÇOK GEÇMEDEN ile/||/<> AZ SONRA ile/||/<> BİRAZDAN

( Kısa bir süre sonra )


- AKŞAMDAN ile/||/<> AKŞAMDAN AKŞAMA ile/||/<> AKŞAMDAN KALMIŞ/KALMA ile/||/<> AKŞAMDAN KAVUR, SABAHA SAVUR ile/||/<> AKŞAMDAN SONRA MERHABA

( Henüz akşam iken. @@ Her akşam üst üste. Yalnız akşamları. @@ Geceki sarhoşluğun mahmurluğunu taşıyan. @@ Kazandığını günü gününe harcayan tutumsuz kişilerin durumunu anlatmak için kullanılan bir söz. söylediği sözü tutmayan kişiler için kullanılan bir söz. @@ İş işten geçtikten, olan olduktan sonra gösterilen ilginin yararlı olmayacağını belirten bir söz. )


- AZ SONRA ile/||/<> BİRAZDAN

( Kısa bir süre sonra; birazdan )


- TELHİS/TEZKİRE-İ ALÎ/(TANZİMATTAN SONRA) TEZKİRE-İ MARUZE[Osm. Tr.] ile/||/<> TELHİS

( Sadrazamın, bir sorunu kendi düşünceleriyle birlikte özet halinde yazarak padişaha sunduğu kâğıt. @@ Bir kitap ya da fikrin özetini veren kitap ya da yazı. | Sadrazamların padişahlara sundukları günlük olaylar özeti. )


- RÉCENT OU BAS[Fr.]/SONRAKİ ile/||/<> NEXT[İng.]/SONRAKİ

( Bir dilin yükseliş sonrasını anlatmak için kullanılır. Klasik Latinceye karşılık olarak sonraki Latince gibi. @@ ... )

( RÉCENT OU BAS )

( NEXT )


- MÎLÂTTAN ÖNCE/MÎLÂTTAN EVVEL ile/||/<> MÎLÂTTAN SONRA

( )


- EVVELKİ ile/>< SONRAKİ

( )


- NEV-DEVLET ile/=/||/<> SONRADAN GÖRME

( )


- SÜMME[Ar.] ile/=/||/<> SONRA

( )

( Ar. < ѕümme )


- BÜTÜN" BUNLARDAN SONRA değil TÜM BUNLARDAN SONRA





BULUŞ
( INVENTION )

YARATIM
( CREATION )

"(O) ELMA"
( "(THAT) APPLE" )

TARIM
( AGRICULTURE )

11.000 [YENİ/NEOLİTİK ÇAĞ]
( 11.000 [NEW/NEOLITHIC AGE] )

M.Ö. 3200
( YAZININ İCÂDI )
( B.C. 3200 )
( INVENTION OF WRITING )

YAZI
( WRITING )

ABECE
( TURKISH ALPHABET )

KEŞİFLER
( DISCOVERS )

ŞEKİL
( MORPH )

ÇİZİM
( DRAW )

İŞARET
( SIGN )

TEKERLEK
( WHEEL )

YELKEN
( SAIL )

SATRANÇ
( CHESS )

MOTOR
( MOTOR/ENGINE )

SANAYİ
( INDUSTRY )

M.S. 1900
( A.D. 1900 )

M.S. 1923
( A.D. 1923 )

M.S. 960
( A.D. 960 )

@ M.S. 1215
( MAGNA CARTA )
( A.D. 1215 )

M.S. 1453
( A.D. 1453 )

M.S. 1482
( HİNT/ARAP RAKAMLARININ YAYGIN OLARAK KULLANIMI )
( A.D. 1482 )
( COMMON USING OF INDIAN/ARABIC NUMBERS )

SINIRSIZ EVREN TASAVVURU
( )

M.S. 1635
( A.D. 1635 )

M.S. 1650
( ONDALIK SAYILARIN KULLANIMI, ASTRONOMİ )
( A.D. 1650 )
( USING OF DECIMAL NUMBERS, ASTRONOMY )

M.S. 1660
( BİLİM KURUMU )
( A.D. 1660 )
( COUNCIL OF SCIENCE )

M.S. 1670
( IŞIK BİLGİSİ, OPTİK )
( A.D. 1670 )
( OPTICS )

M.S. 1687
( A.D. 1687 )

M.S. 1726
( A.D. 1726 )

1730-EULER
( HAREKETİN NİCELLEŞTİRİLMESİNİN KALKÜLÜS HESABA GÖRE İNŞA EDİLMESİ )
( 1730-EULER )
( BUILDING THE QUALIFYING OF MOVEMENT ACCORDING TO CALCULUS )

M.S. 1744
( BİR DEVLETİN (FRANSA) BİR BİLİM SİSTEMİNİ KABUL ETMESİ )
( A.D. 1744 )
( ONE GOVERNMENT'S ACCEPTION OF A SCIENCE SYSTEM (WHICH IS FRANCE) )

1784-LAGRANGE
( MEKANİK BİLİMİNİN MÜKEMMELLEŞMESİ )
( 1784-LAGRANGE )
( OPTICS )

M.S. 1789
( A.D. 1789 )

M.S. 1830
( TARIM )
( A.D. 1830 )
( AGRICULTURE )

M.S. 1872
( "EN ESKİ KİTAP" PARADİGMASININ DEĞİŞİMİ (TUFAN METNİ) )
( A.D. 1872 )
( CHANGING OF THE PARADIGM WHICH IS "THE OLDEST BOOK" (THE DELUGE/FLOOD TEXT) )

M.S. 1882
( KOPERNİK SİSTEMİNİN KABULÜ )
( A.D. 1882 )
( ACCEPTION OF COPERNICUS' SYSTEM )

TELESKOP
( TELESCOPE )

MİKROSKOP
( MICROSCOPE )

MATBAA
( PRINTING )

BARUT
( GUNPOWDER )

MIKNATIS
( MAGNET )

TERMOMETRE
( THERMOMETER )

BAROMETRE
( BAROMETER )

UÇAK
( PLANE )

AY'A GİDİŞ
( FIRST STEP IN THE MOON )

ELEKTRİK
( ELECTRICITY )

VENEDİK TÜZÜĞÜ

GÖSTERGE
( INTERNET )

TELEFON
( TELEPHONE )

RADYO
( RADIO )

TELEVİZYON
( TELEVISION )

BİLGİSAYAR
( COMPUTER )

BUZDOLABI
( REFRIGERATOR )

LINUX

WINDOWS

KİŞİ/İNSAN
( PERSON/HUMAN )

ERGENLİK
( ADOLESCENCE )

İLK
( FIRST )

İLGİ
( INTEREST )

İLİŞKİ
( RELATIONSHIP )

OLAY
( EVENT/OCCURRENCE )

TANIŞMA
( TO MEET )

DÜZEN
( REGULARITY )

DERS
( LESSON/EXAMPLE )

SOHBET
( CHAT )

YEMEK
( Duş/yıkanma sonrası olmalıdır! )
( MEAL )
( Must be after shower! )

AŞK
( FALL IN LOVE )

GÖRÜNTÜ
( APPEARANCE )

SES
( SOUND )

YELLENME/OSURMA
( TO FART )

ADIM
( STEP )

GÜN
( THE DAY )

AN
( THE MOMENT )

OKUMA
( TO READ )

DUYMA
( TO HEAR )

YÖNETİCİ
( MANAGER )

ÖNDER
( LEADER )

BİLGİ
( KNOWLEDGE )

SORUN
( PROBLEM )

SONUÇ
( RESULT/CONSEQUENCE )

BAŞLANGIÇ
( BEGINNING )

VAROLAN
( EXIST )

HASTALIK
( DISEASE )

ENGEL
( HANDICAP/BARRIER )

MATBAA
( PRINTING HOUSE )

KİTAP
( BOOK )

BİRLEŞME
( UNIFICATION/COITUS )

SOLUK
( BREATH )

ZEN
TASAVVUF
( SUFISM )

HERMENEUTİK
( HERMENEUTICS )

FARKINDALIK
( AWARENESS )

KAYIP
( LOST )

KAZANÇ
( GAIN )

DİSİPLİN
( DISCIPLINE )

CEZA
( PUNISHMENT )

KORKU
( FEAR )

KAYGI
( ANXIETY/CONCERN )

GÜLÜMSEME :)
( TO SMILE :) )

SELÂM
( SALUTATION )

BAKIŞ
( GLANCE/LOOK )

SÖZ
( WORD/LOGIC )

ETKİLEŞİM
( INTERACTION )

DİL
( LANGUAGE )

SORU
( QUESTION )

KAVUŞMA/VUSLAT
( COITUS )

GERDEK/ZİFAF
( WEDDING NIGHT )

DOKUNMA
( TO TOUCH )

BOŞALMA
( EJACULATION )

FaRkLaR KILAVUZU/"SÖZLÜĞÜ"
( DiFfeReNCeS GUIDE/"DICTIONARY" )

19 TEMMUZ 2009

( Sigara kısıtlamasının tam olarak uygulanmaya başlanması. )

19 MAYIS 2008
( Sigara kısıtlamasının kapalı alanlarda, işyerlerinde ve bazı açık hava mekânlarında geçerli olmak üzere uygulanmaya başlanması. )

07 KASIM 1996
( Türkiye'de ilk sigara kısıtlamasının yürürlüğe girmesi ve uygulanmaya başlanması. )

 
BUDA
( BUDDHA )

KONFÜÇYÜS
( CONFUCIUS/K'UNG-FU-TZU )

HZ. MUSA
( PROPHET MOSES )

LOKMAN HEKİM
( LOCMAN )

THALES

SOKRATES

ARİSTOTELES (Biyolojide!)
( ARISTOTLE ( IN BIOLOGY) )

PEYGAMBER
( PROPHET )

HIDIRELLEZ[< HIZIRİLYAS]

( Yazın başlangıcı olarak kutlanır. )
( HIZIR ve İLYAS Peygamber'in buluşması. )

HZ. İSA
( JESUS )

MİLÂD
( NEXUS )

HZ. MUHAMMED
( PROPHET MUHAMMED )

MUHYİDDİN b. ARABÎ

GAZZÂLÎ

FAHREDDİN RÂZİ

ALİ KUŞÇU

FATİH SULTAN MEHMET

ATATÜRK

BODDHIDHARMA

SIR ISAAC NEWTON

GALILEO GALILE

NICOLAS COPERNICUS

RENÉ DESCARTES

IMMANUEL KANT

GEORG WILHELM FRIEDRICH HEGEL

SEBASTIAN BACH

-@ CARL POPPER

SIGMUND FREUD (1895 ve 1896 ve 1897)

ALBERT EINSTEIN

FRIEDRICH WILHELM NIETZSCHE

LUDWIG WITTGENSTEIN

FERDINAND DE SAUSSURE

CHARLES DARWIN

DILTHEY

BARACK OBAMA

MAHATMA GANDHI

SRI NISARGADATTA MAHARAJ

BEN

SEN

O


 
ÖNCESİ - SONRASI OLMAZ!
( TEMELDE/HER ZAMAN!)(HEP VARDI, HEP VAROLUYOR, HEP VAROLACAK, 'HEP VAROLMALI' )
( OLMAZSA OLMAZ )
( NON BEFORE-AFTER )

SEVGİ
( LOVE )

DİL
( LANGUAGE )

DÜZEN
( REGULARITY )

DEĞİŞİM
( ALTERATION )

GELİŞİM
( DEVELOPMENT )

ÖZGÜRLÜK
( FREEDOM )

ENERJİ
( ENERGY )

FARKINDALIK
( AWARENESS )

UYUM
( HARMONY )

BÜTÜNLÜK
( INTEGRITY )

DOĞA
( NATURE )

DOĞALLIK
( NATURALNESS )

FELSEFE
( PHILOSOPHY )

BİLİM
( SCIENCE )

KAVRAM
( CONCEPT )

TARİH
( HISTORY )

SANAT
( ART )

BAŞLANGIÇ
( BEGINNING )

HZ. ÂDEM
( PROPHET ADAM )

DİN
( RELIGION )

OLGU
( FACT )

VARLIK
( BEING )

SOLUK
( BREATH )

AN
( MOMENT )

TANRI/ALLAH
( THE GOD )

(1/2)


- 07 KASIM 1996


- 11.000 [YENİ/NEOLİTİK ÇAĞ]


- 1730-EULER

( BUILDING THE QUALIFYING OF MOVEMENT ACCORDING TO CALCULUS )


- 19 MAYIS 2008


- 19 TEMMUZ 2009

( Sigara sınırlamasının tam olarak uygulanılmaya başlanılması. )


- ADIM


- ALİ KUŞÇU


- ARİSTOTELES (Biyolojide!)


- BAKIŞ


- BARACK OBAMA


- BAROMETRE


- BARUT

( GUNPOWDER )


- BASIMEVİ/MATBAA

( PRINTING )


- BAŞLANGIÇ

( BEGINNING )


- BEN


- BİLGİ

( KNOWLEDGE )


- BİLGİSAYAR

( COMPUTER )


- BİLİM TERİMİ/KAVRAMINDA:
1924 ve/<>/< 1837

( Kuvantum kuramının ortaya çıkmasıyla, artık, bilim, önü açık, önceden kestirilemeyen bir düşünme tarzı olarak görülmeye başlamıştır. [Burada, büyük oranda, kast edilen, doğa bilimleri, özellikle de fiziktir.] VE/<>/< "Deneysel Bilimlerin Tarihi"(Bilimsel History of Experimental Science) [William Whewels] kitabının yayımlanmasıyla, science[bugünkü anlamdaki bilim] terimi, tarihsel gelişimi de dikkate alınarak artık ayrı bir bilme yöntemi, tarzı olarak tanımlanmış ve kullanılmaya başlanmıştır. )


- BİRLEŞME


- BODDHIDHARMA


- BUDA

( BUDDHA )


- BULUŞ

( INVENTION )


- BÜTÜNLÜK

( INTEGRITY )


- BUZDOLABI


- CEZA


- CHARLES DARWIN


- ÇİZİM

( DRAW )


- ÇOK GÜZELSİN! DEMENİN:
ÖNCESİ ile/ve/||/<>/> SONRASI

( )

( "Çok Güzelsin!" Demenin Etkileri... yazısı için burayı tıklayınız... )


- DEĞİŞİM

( ALTERATION )


- DERS

( LESSON/EXAMPLE )


- DILTHEY


- DİN

( RELIGION )


- DİSİPLİN

( DISCIPLINE )


- DOĞA

( NATURE )


- DOĞALLIK


- DOKUNMA


- DUYMA

( TO HEAR )


- DÜZEN

( REGULARITY )


- ELEKTRİK

( ELECTRICITY )


- ENERJİ

( ENERGY )


- ENGEL

( HANDICAP/BARRIER )


- ETKİLEŞİM


- FAHREDDİN RÂZİ


- FARKINDALIK

( AWARENESS )


- FATİH SULTAN MEHMET


- FERDINAND DE SAUSSURE


- FRIEDRICH WILHELM NIETZSCHE


- GALILEO GALILE


- GAZZÂLÎ


- GAZZÂLÎ ÖNCESİ ile/ve SONRASI

( Meşşaîlerin diliyken, Gazzâlî sonrasında, aklın küllî dili haline geldi. Bu nedenle Kategoriler konusu Mantık'tan çıkartılıp Fizik'e aktarıldı. )


- GELİŞİM

( DEVELOPMENT )


- GERDEK/ZİFAF

( WEDDING NIGHT )


- GÖRÜNTÜ


- HERMENEUTİK

( HERMENEUTICS )


- HZ. ÂDEM

( PROPHET ADAM )


- HZ. İSA

( JESUS )


- HZ. MUHAMMED

( PROPHET MUHAMMED )


- HZ. MUSA

( PROPHET MOSES )


- İLGİ

( INTEREST )


- İLİŞKİ

( RELATIONSHIP )


- İLK

( FIRST )


- IMMANUEL KANT


- İŞARET

( SIGN )


- İTALYA DEPREMİNİN:
ÖNCESİ ile/ve/> SONRASI


- KARL POPPER

( )


- KAVUŞMA/VUSLAT

( COITUS )


- KOLOMB ÖNCESİ UYGARLIKLAR MÜZESİ

( Şili'nin başkenti, Santiago'da bulunmaktadır. )

( MUSCO de ARTE PRECOLOMBIANO )


- KONFÜÇYÜS

( CONFUCIUS/K'UNG-FU-TZU )


- KÖPEK ile KUTUP AYISI

( ... İLE Başlı başına, yürüyen burun gibi bir canlı. Koku alma duyusu en gelişkin canlı. )

( ... İLE Solaklardır. )

( ... İLE Bir yavru kutup ayısı, doğduğunda, sadece 450 gram ağırlığındadır. Yetişkin olduklarında ise ağırlığıkları 750 kilogramı bulabilir.
)



(1/2)

FaRkLaR'ın devamı için burayı tıklayınız...
( Click here to see further differences!... )