Mekânlar'daki FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 4.933 başlık/FaRk ile birlikte,
4.933 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(8/21)
- EYVAN ile/||/<> EYVAN BİÇİMİ TÜRBE
( Üç tarafı ve üstü kapalı, bir tarafı tüm genişliği ile bir avluya ya da başka bir mekâna açılan yapı birimi. İLE/||/<> Gövde bölümü eyvan biçiminde olan bir bölüm Anadolu mezar anıtı. )
- FACEBOOK ile X/TWITTER ile YOUTUBE ile LINKEDIN ile INSTAGRAM["INSTANGRAM" değil!] ile PINTEREST ile BLOG ile FOUR SQUARE
( Kurabiye yemeyi seviyorum. İLE Kurabiye yiyorum. İLE Bakın nasıl da yiyorum kurabiyeyi. İLE Nasıl kurabiye canavarı oldum? İLE Buyurun, kurabiye yerkenki fotoğrafım. İLE Kurabiye tarifimi de paylaşayım. İLE Kurabiye yapma/yeme anılarım. İLE Şurada, kurabiye yiyorum. )
( I like eating cookie. VS. I'm eating cookie. VS. This is how I eat my cookie. VS. My skills include eating cookie. VS. Here's a photo of the cookie I eat. VS. Here's my recipe for the cookie. VS. Here's my cookie eating experience. VS. This is where I am eating the cookie. )
- FACYO RESTAURANT :
( Tarabya, Kireçburnu arasında Araba Yolu Caddesi üzerindedir. Uzun yıllar bilhassa Musevi vatandaşların çok yoğun ilgi gösterdikleri ünlü bir balık restaurantı iken el değiştirerek Urcan Restaurant oldu, bilahare yeniden el değiştirdi. )
- FAHRETTİN ASLAN OKUL YANI PARKI :
( 884,00 m² bir alanı kapsar. 600,00 m²'lik yeşil alanı, 99,00 m²'lik çocuk oyun alanı bulunmaktadır. )
- FAİK BEY VE BEKİR BEY (SİMETRİK) YALILARI :
( Yeniköy'de Köybaşı caddesinde 1890/95 tarihleri arasında inşâ edilmiştir. Yalı Sara Sultan tarafından ikiz kızları için yaptırılmıştır. Zamanla yalı el değiştirmiştir. İlk el değiştirmede simetrik yalılardan birini Faik Kurtoğlu diğerini Bekir Sıtkı Oyal aldığından bu kişilerin ilk isimle yalı ismi olarak anılmaktadır. Ahşap olup önemli tarihi eserlerdendir. )
- FAİK BEY/PAKİZE HANIM YALISI :
( Yeniköy Köybaşı Caddesi üzerindeki 267 kapı No.lu Ahşap tarihi eser yalıdır. "Kabuli Paşa" yalısı olarak da bilinen yalı yıkılmış ve yerine bu yalı 1906 yılında İtalyan mimar Raimondo D‘arenca tarafından inşâ edildi. Yalı Gümüşhane Mutasarrıfı Faik Bey Yalısı olarak bilinmektedir. Yalıya "Simetrik Yalı", "İkiz Yalı" ve "Pakize Hanım Yalısı" da denilmektedir. Yalı 1984'te büyük onarım gördü. 16.955 m²'lik büyük koruluk alanın içinde ve deniz kenarındadır. )
- FAKÜLTE ile/ve/||/<>/> ÜNİVERSİTE
( Bilim dalları. ile/ve/||/<>/> Felsefe. )
- FALİH RIFKI ATAY PİKNİK YERİ :
( Belgrad Ormanı içinde olup Neşet Suyuna bir kilometre uzaklıktadır. Her türlü sosyal ihtiyacı karşılayabilecek kapasitede bir piknik yeridir. Piknik alanı içinde mükemmel içme suyu bulunuyor. Av sahası da piknik yerine yakındır, ayrıca olta balıkçılığı için gelenler hemen yanındaki Kömürcü Bentten yararlanabilir. )
- FARK:
"ÜSTÜNLÜK"/"OLUMSUZLUK"/"YIKICI"
değil
AYRIM/ARTI/EK/ÖZELLİK/YAPICI
- FARK ile/ve MESAFE
( DIFFERENCE vs./and DISTANCE )
- FARK/LI/LIK ile/ve/||/<> ÇEŞİT/Lİ/LİK
- FARUK SEZERER YALISI :
( Yeniköy, Köybaşı Caddesi üzerindeki 169 - 175 kapı No.lu yalı 18. yy. sonlarında inşâ edildi. Bilahare yalıya bazı ilaveler yapıldı. Yalı sahiplerinin Fransız olduğu ve binayı Aslan Sadıkoğlu sattıkları, bu kişiden de Prof. Dr. Burhanettin Sezerer'in satın aldığı bilinmektedir. Muazzez Hanım'ın vefâtı üzerine Faruk Sezerer'e kalan yalı bu kişinin de vefâtı üzerine kızı Behlül Sezerer'e kaldı. Yalı Faruk Sezerer Yalısı olarak bilinmektedir. )
- FATİH İLKÖĞRETİM OKULU :
( Maden mahallesinde ilk defa 1954 yılında Fatih İlkokulu adıyla bir okul açıldı. Okul 1965'te yeni ilavelerle büyütülmüşse de yine yeterli olmayınca 1996'da yeni okul binası yapılarak eğitim ve öğretime devam edildi. Okulun ismi de Maden Fatih İlköğretim Okuluna dönüştürüldü. )
- FATİH SULTAN MEHMET (KÜÇÜK ARMUTLU) CEM EVİ, PİR SULTAN ABDAL KÜLTÜR MERKEZİ :
( Fatih Sultan Mahallesinde (Eski adı ile Ferahevler Mahallesi) Beyaz Sokak üzerindedir. )
- FATİH SULTAN MEHMET CAMİİ :
( Fatih Sultan Mehmet Mahallesinde (Küçük Armutlu) bulunan bir camidir. )
- FATİH SULTAN MEHMET CAMİİ :
( Baltalimanı sınırları içindedir. 1999'da yapılmış olup tarihi özelliği yoktur. )
- FATİH SULTAN MEHMET CAMİİ :
( Nalbantçeşme mevkiinde ve Arap Öldüren mevkiinin batı tarafındaki Boğazkent sitesi içindedir. Osmanlı tarzında yapılan bir cami olup tarihi özelliği yoktur. )
- FATİH SULTAN MEHMET CEM EVİ :
( Fatih Sultan Mehmet Mahallesi adını taşıyan bu Cem evi 2004'te açıldı. )
- FATİH SULTAN MEHMET KÖPRÜSÜ :
( Karadeniz Boğazı üzerinde yapılan ikinci asma köprüdür. Rumelihisarı ile Anadoluhisarı kuzey tarafından iki kıyıyı birleştiren köprü olup bu köprüye 2. köprü de denilmektedir. Türkiye'nin ikinci ve Dünyanın 5. büyük köprüsüdür. 4 Aralık 1985'te temeli atıldı, 3 Temmuz 1988'de trafiğe açıldı. Uzunluğu 1.510 m, orta açıklığı 1.090 m, genişliği 39.4 m ve denizden yüksekliği 64 m dir. )
- FATİH SULTAN MEHMET MAHALLESİ :
( Sarıyer ilçesinin gecekondu mahallelerinden biri olan Fatih Sultan Mehmet Mahallesi; Rumelihisarı, Baltalimanı, Reşitpaşa ve Bebek'ten sınır alır. Önceleri Küçük Armutlu ve Büyük Armutlu isimlerini taşıyan bu yerleşim bölgesi Rumelihisarı'na bağlı idi. 1994'te ayrı bir mahalle olunca ismi de Fatih Sultan Mehmet mahallesi oldu. 1992 nüfus sayımına göre mahallenin nüfusu 12.006' dır. )
- FATMA ATİYE HANIM ÇEŞMESİ :
( Emirgan Muvakkithane Caddesinde bulunan bu çeşme (H.1258, M.1842) zamanla mimari özelliğini kaybetmiştir. Çeşmenin kitabesi şöyledir: Ve sekahüm Rabbühüm şeraben tahura sahibet - ül hayrat vel - hasenat Fatma Atiyye Hanım ruhuna fatiha (1258)". )
- FAZIL BEY ile VECİHİ HÜRKUŞ
( )
( 
Hava Şehitleri, 1935'ten bu yana her yıl 15 Mayıs'ta düzenlenen törenlerle anılıyor. )
- FELÂKET ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< SELÂMET
- FENER ile/ve/||/<>/> AYAKLI FENER/FANUS[Ar.]
( ... İLE/VE/||/<>/> Süslü, ayaklı fener. | Saat, mikroskop vb. araçları tozdan korumak için üzerine kapatılan, yarım küre biçiminde cam kap. | Genellikle silindir biçiminde olan mum, gaz lambası vb. aydınlatma araçlarının çevresini kapatarak rüzgârdan koruyan cam. | Hamam kubbelerinde içeri aydınlık girmesi için bırakılan deliklerin üzerine konan şişkin cam. )
- FENERLİ BOSTAN SOKAK :
( Rumelihisar Mahallesi sokaklarından biridir, R. Hisar'ın üst kısımlarında bulunan bostana (büyük tarlaya) sahibinin gece gündüz fenerli gitmesi nedeni ile sokaklardan birine "Fenerli Bostan Sokak" ismi verilmiştir. )
- FENERLİ TÜRBE SOKAK :
( Rumelihisarı Mahallesi sokaklarından biridir. R. Hisarı mezarlıklarında bulunan türbelerden birinde devamlı fener yandığı için sokaklarından birine "Fenerli Türbe Sokak" adı verilmiştir. )
- FERAH PARK SİNEMASI :
( Sarıyer Mesarburnu Caddesi üzerindeydi. Bülbül Sokağını Sarıyer'e doğru geçtikten sonra ilk binanın yanında bulunan geniş bir alan üzerinde 1934 yılında Sinemacı Enver Şimşek tarafından açıldı. Uzun yıllar yazlık sinema olarak hizmet verdi. Kapalı sinema olan Gezi Sinemasının açılması ile 1960'lı yıllarda Ferah Sineması da tarihe karıştı. )
- FERAH PARK :
( Ferahevler Mahallesindedir. 1.120,00 m²'lik bir alan üzerinde kuruldu. 660,00 m²'lik yeşil alanı, 150,00 m²'lik çocuk oyun alanı bulunmaktadır. )
- FERAH[Ar.] ile FERÂH[Fars.]
( Gönül açıklığı, sevinç, sevinme. İLE Bol, geniş, yayvan, açık. | İç açan, aydınlık. )
- FERAH ile REFAH
- FERAHEVLER CAMİİ :
( Ferah Evler camilerinden biri olup, kaymakamlığın karşısındadır. )
- FERAHEVLER MERKEZ CAMİİ :
( Yavuz Sultan Mahallesindeki merkez camidir ve tarihi bir özelliği yoktur. )
- FERAHEVLER SAĞLIK BİRİMİ :
( Yavuz Sultan Mahallesinde Sarıyer Sağlık Grup Başkanlığına bağlı olarak sağlık hizmeti vermektedir. )
- FETİH ile İSTİLÂ
( Ruhun kalbe sahip olması. İLE Nefsin kalbe sahip olması. )
- FEVK ile/||/<> FEVKÂNÎ ile/||/<> FEVKÂNÎ TAHTÂNÎ
( Üst. İLE/||/<> Binanın üst bölümü, binanın üst katı. İLE/||/<> Altlı üstlü. )
- FEYZİYE MEKTEPLERİ VAKFI ÖZEL AYAZAĞA IŞIK OKULLARI :
( Pınar Mahallesinde bulunan Feyziye Mektepleri Vakfı 1885'te Selanik'te kuruldu. 1911'de İstanbul'da kurulan okul Selanik'teki okula bağlı olarak eğitim verdi. Balkan Savaşları nedeni ile okul bir süre eğitime ara verdikten sonra 1927'de tekrar faaliyete geçti. İstanbul'da önceleri Koska, sonraları Nişantaşı'ndaki Naciye Sultan Konağında eğitime devam etti. 1935'te Atatürk'ün istek ve onayı üzerine okulun ismi Işık olarak değiştirildi. Bu kuruluş 1967'de Vakıf haline getirildi. 1986'da Işık Lisesi Ayazağa kampüsü açıldı. 1988/1989 öğretim yılında ortaokul ve lise bölümleri, 2005'te Işık Üniversitesi açıldı. )
- FIÇICI KERİM SOKAK :
( Yenimahalle ahşap fıçı ve sepet imalatında hayli isim yapmıştı. Balık tuzlayıcıları ile sirke imalatçılarının ihtiyacın Fıçıcı ustası Kerim Efendi karşıladığından imalathanenin bulunduğu bu sokağa "Fıçıcı Kerim Sokak" adı verildi. )
- FİDANLIK ile AĞAÇ PARKI/ARBORETUM[Lat.]
( Ağaç yetiştirilen alan. İLE Çeşitli ağaçların, sergilenme, eğitim ya da bilimsel inceleme amacıyla yetiştirildikleri ya da korundukları geniş bahçe. )
( NURSERY vs. ARBORETUM )
- FİJİ'DE:
VİTU LEVU ile/ve/<> VANAU LEVU
( Fiji takımadalarının en büyüğü.[160 km. uzunluğunda] İLE/VE/<> İkinci büyük adası.
[Halkın %90'ı bu iki büyük adaya yerleşmiş.] )
( Jim Carrey'nin oynadığı "The Truman Show" filminin çekim yapıldığı adalar.
[Brooke Shields'in oynadığı "Mavi Göl" filmi de, Fiji takımadalarında bulunan Kaplumbaga Adası[Turtle Island]'nda çekilmiştir.] )
- FİL ile ZÜCCACİYE DÜKKANI
- FİLİKA[İt. < FELUCA] ile ÇATANA[Çetene kasabasının adından]/İSTİMBOT[İng. < STEAMBOAT]
( Cankurtaran sandalı. İLE Filika büyüklüğünde, islimle işleyen deniz teknesi, küçük vapur. [Tuna kıyısındaki Çetene kentinden] )
- FİLİZ RESTAURANT :
( Tarabya koyunda ana cadde üzerinde olan ünlü restaurantlardan biri olup, en iyi balık yenilen on restaurant arasında gösterilmektedir. )
- FİLYOS, HAKKI (İST. 1918 - 2001) :
( Sarıyerli futbolcu olup, Sarıyer Gençlik Mahfelinde oynarken Güneşspor kulübüne transfer edildi ve bu kulüpte oynadı. Güneşspor faaliyetini tatil ettikten bir süre sonra Sarıyer S. K. kuruldu ve bu takımda futbol oynadı. Bir maçta hakemi dövdüğü için sürekli hak mahrumiyeti aldı. Sarıyer'de oynarken hak mahrumiyeti alan ilk futbolcudur. )
- FİNCANCIK DERESİ :
( Hidayetinbağı'nın köşesinden Zümrütevler'e giden ana yol, aslında dere idi. Derenin coğrafi ismi de Fincancık deresiydi. Derenin akarı Havantepe'nin alt taraflarından çıkıyor, ayrıca Hidayetinbağı'nın arka kısım ve Kalaycıların bağından çıkan sudan akış alıyordu. Kış aylarında iyi akış yaparken, suyunda yazın azalma oluyordu. Bu derenin suyu Sarıyer (Mercimek) Deresi ile birleşiyordu. Ne var ki dere kanalizasyona bağlanarak ortadan kaldırıldı. )
- FINDIK GEÇİDİ :
( Kilyos futbol sahasının karşısında ve Demirciköy'e sınır olan alandır. )
- FINDIK SUYU ÇEŞMESİ :
( Sarıyer'de memba sularının yoğun bulunduğu bir yerde, Kocataş tepesinin alt kısımlarında; Hünkar ve Kestane Suyu yakınında bulunuyordu (H.1289, M.1872). Zamanla bu çeşme yok olup gitti. Çeşmenin kitabesinde şöyle bir dörtlük yazılı olduğunu Mehmet Raif'in Mirat - ı İstanbul kitabından anlaşılıyor: Ne hünkâr ve ne Kestane değil böyle bir ma/Cümle sular tahtında bulunmuştur mücedded iş bu ma/Şûrb olunca taamı mahv idüp sadra şifa/İsmi poste şürbi doste sahibi El - hac Mustafa". Bu dörtlükten anlaşıldığına göre Çeşme Hacı Mustafa Efendi tarafından yaptırılmıştır. )
- FINDIKSUYU MESİRESİ :
( Hünkar Suyu mesiresinin alt tarafında ve Sarıyer deresinin Hünkar Suyu yamacı alt kısmında idi. 20 yy. ilk çeyreğine kadar çok ilgi gören bir mesire idi. Tiyatro oynanan ve konserle düzenlenen bu mesire bilhassa Sarıyer dışından gelenlerin çok ilgi gösterdikleri bir mesire idi. Zamanla bu mesirenin yerini Hünkâr Suyu fabrikası aldı. )
- FINDIKSUYU :
( Fındıksuyu mesiresi içinde aynı ismi taşıyan bir memba suyu idi. Sertlik derecesi 5,5 idi. )
- FIRAT, PROF. DR. ÖMER FEHİM (ERZİNCAN, 1908 - 1980) :
( Üniversite öğretim üyesi. Erzincan'da Mahalle Mektebini bitirdikten sonra Mecidiye Mektebine girdi. Fakat Rus işgali nedeni ile Erzincan'dan ayrıldıkları için okulu bitiremedi. Kayseri'de İttihat ve Terakki okuluna kaydoldu ama Rus İşgali kalkınca Erzincan'a döndü ve diğer sınıfları burada okudu.1923'te İdadiyi bitirince yeni açılan Ziraat Mektebine girdi. Bu okulu üç yılda Pekiyi derece ile bitirdi ve Halkalı Ziraat Mektebine girdi. Buradan 1927'de sınıfca İktisat Vekaleti Âli Orman Mektebine nakledildi. Bu okuldan Pekiyi derece ile mezun oldu ve memuriyet görevine Edremit Orman Mühendisliği ile başladı. Kısa bir süre sonda aynı yıl içinde Yüksek Orman Mektebi Orman Amenajman Kürsüsünde asistan olarak atandı. Fransa'ya gönderildi ve burada iki yıllık tahsilden sonra 1934'te "Diplome d'Ingenieurd Civil des Eaux et Forets" diplomasını aldı. Bu arada Almanya'da ihtisas ve doktora yapması istendiğinden tahsil süresi uzatılınca Almanya'da gitti. 1937'de tezini tamamlayıp sınavlarını verip "Doktor Ingeniers der Forestwissenschaft (Dr. Fırest) oldu. Yurda dönünce Ankara Yüksek Ziraat Enstitüleri Orman Mektebi Hasılat Bilgisi ve İşletme İktisadı Enstitüsüne Başasistan tayin edildi. Askerlik görevini tamamladıktan sonra 1939'da Fakültedeki Enstitüsünde Başasistan tayin edildi. 1940'de ikinci askerlik görevine gitti. 1942'de İkinci sınıf Doçentlik unvanını aldı ve laboratuvar şefliğine atandı. 1942'de Dekan Katipliği ile görevlendirildi. 1944'te Orman Hasılatı ve İşletme İktisadı Enstitüsü Direktörlüğüne atandı. Aynı yıl içinde üçüncü askerlik görevine gitti. 1944 Ziraat Vekaleti tarafından Dekan Vekilliğine atandı. 1945'te Profesörlük unvanını aldı. Ankara Yüksek Ziraat Enstitüsünün lağvedilmesi ve Orman Fakültesinin İstanbul Üniversitesine bağlanması üzerine, Orman Hasılatı ve İşletme İktisadı Enstitüsü ve Kürsü Başkanı olarak görevine devam etti. 1951'de İstanbul Üniversitesi Senatosuna Orman Fakültesi Senatörü olarak seçildi. 1952'de Orman Fakültesi Dekanlığına seçildi ve bu görevini iki yıl sürdürdü. 28.07.1955'te İstanbul Üniversitesi Rektörlüğüne seçildi. O tarihe kadar, rektör Fakültelerden sıra ile seçilirdi. İlk kez kural değişti ve Orman Fakültesinin sırası gelmeden Prof. Dr. Fehim Fırat rektör seçildi. Görevi bittikten sonra rektör olarak iki yıl daha görev yaptı, 1960'da İstanbul Üniversitesi Senatosuna Orman Fakültesi temsilcisi olarak Senatör seçildi. 1960 Devriminden sonra demokratik rejime geçilmesi için teşkil edilen Kurucu Meclisin Temsilciler Meclisi kanadına İstanbul Üniversitesinden seçilen dört temsilciden biri olarak görev yaptı. 1963'te kurulan TUBİTAK (Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu Tarım ve Ormancılık Araştırma Grubu ilk Yürütme Komitesine tek ormancı üye olarak seçildi ve üç yıl görev yaptı. 1975'te üçüncü kez Üniversite Senatosuna Fakülte temsilcisi olarak Senatör seçildi. 13.07.1978 tarihinde emekli oldu. Uzun yıllar. (Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Organizasyonu (F.A.O.) nda üst düzeyde görev aldı. 1953 yılından itibaren Dünya Ormancılık Araştırma Kuruluşları Birliği (IUFRO) Konseyinde Türkiye Temsilcisi olarak görev aldı ve Roma'da yapılan konğreye katıldı. IUFRO ‘nun 1956 yazında Oxford'da yapılan XII. Toplantısında Konsey tarafından Birliğin 25. Seksiyonu Başkanlığına seçildi. 1955'te Milletlerarası Üniversiteler Birliğinin 2. Kongresinde Yönetim Kurulu üyeliğine seçildi bu görevi 7 yıl süre ile yaptı. Fransa'da "Academia d'Agriculture de France" muhabir azalığına, İtalya'da "Academia Italiana de Scienze Forestali" üyeliğine ve "Societdy of American Foresters" in şeref üyeliğine seçildi.1963 yılında Kanada da Quebeç'de Laval Üniversitesinde ders verdi. "Dendrometri 1947", Ormancımlık İşletme İktisadı, 1967", " Ormans Hasılat Bilgisi, 1972"de "Orman Kıymetlerinin Tekdirinde Kullanılan Formüller ve Tatbikatlarına ait Misaller (M. Miraboğlu ile birlikte) 1969" kitaplarını yayımladı, ayrıca pek çok bilimsel makalesi var. )
- FİRDEVS BARAS YALISI :
( Rumelihisarı, Baltalimanı Caddesi üzerinde bulunan önemli tarihi yalılardan biri olup 1900'da inşâ edildi. 1953'te büyük onarım gören yalı 1963 ve 1972'de iki defa gemi çarpması ile hasar gördü. )
- FIRILDAKBAHÇE :
( Yenimahalle Pazarbaşı mevkiinde ve Necip Akar bağının yanında ve bulunan bir mesiredir. Boğaza tepeden bakan bu mesire daha ziyade edebiyatçı ve sanatçıların çok ilgi gösterdikleri bir yerdi. İçimi çok iyi olan bir de memba suyu vardı ama 1960 sonrası mesire kapatıldı. )
- FISTIK SUYU ÇEŞMESİ :
( Büyükdere'de Fıstık Suyu sokağına girişte sağ baştadır (H.1096, M.1680). Çeşme eski hüviyetini tamamıyla kaybetmiştir. Çeşmenin suyu Fıstık Suyu adıyla anılan kendi kaynak suyudur. Kitabesinde şöyle yazmaktadır: İstedi bu çeşmeyi Bünta bey/Ma - i car ile oldu hayru şebi/ Hemden lillah bi ruhi paki Hüseyn/Godu dünyada çünkü böyle eser/ Gelmez ehl - i sebil ihvandan/Edüp icra - yı hak sergiden/Diday içüp şahadet - i tarih/Ayn - ı zab - ı numune - i Kevser." )
- FISTIK SUYU MESİRESİ :
( Sarıyer'in ilgi gören mesirelerinden biriydi. Mesire Hünkar suyu yamaçlarında bulunuyordu. )
- FISTIK SUYU MESİRESİ :
( Yenimahalle'de Havantepe yolu üzerinde bulunan Fıstıksuyu mesiresi ismini, mesire içindeki dev fıstık ağacından almıştır. Mesire 1960'lı yıllardan sonra, gecekondulaşmanın başlaması ile birlikte mesire olma özelliğini kaybetti. Alan bilahare el değiştirdi ve alan üzerine Bala Hatun İlköğretim Okulu inşâ edildi. )
- FISTIK SUYU :
( Büyükdere'nin üst kısmından ve Bilezikçi Çiftliğinin alt yamaçlarından çıkar. Fıstık Suyu mesiresinde olun bu su, Fıstık Suyu sokaktaki çeşme ile akış yapar. )
- FISTIK SUYU :
( Fıstık Suyu mesiresi (Sarıyer) içinde bulunan memba suyu idi. Zamanla terk edildi. )
- FISTIKSUYU :
( Yenimahalle'de Havantepe yolu üzerinde bulunan ve aynı ismi taşıyan mesire içinde bulunan bu memba suyunun sertlik derecesi 10'du. Gecekondulaşma ile birlikte su kayboldu. )
- FİZYOLOJİK GEREKSİNİMLER ile/ve/<> PSİKOLOJİK GEREKSİNİMLER
( Yerleşim dışında. İLE/VE/<> Yerleşim merkezlerinde. )
( PHYSIOLOGICAL NEEDS vs./and/<> PSYCHOLOGICAL NEEDS )
- FOTO SÜREYYA KÖŞKÜ :
( Yenimahalle'nin üst taraflarında olup, bağ içindedir. 20. yy. başlarında yapılan köşk, güzel köşklerden biridir. )
- FOTOĞRAF:
ÇEKİLEN ile/ve/değil/||/<>/> SEÇİLEN
- FOTOĞRAFTA:
KAÇKARLAR ile/ve HİNDİSTAN
- FRANSIZ BAHÇESİ ile İNGİLİZ BAHÇESİ
- FRİG:
"VADİSİ" değil VADİLERİ
( )
- FUAYE değil/yerine/= DİNLENMELİK
- FURGAÇ, SÜHEYL (...) :
( Eğitimini ABD de tamamladı ve Yüksek Makine Mühendisi olarak Türkiye'ye döndü. Büyükdere Tekel Kibrit Fabrikasında uzun yıllar Müdür olarak görev yaptı. )
- G NOKTASI ile/değil G NOKTASI
( İnsanda olduğu "kabul/iddia edilen". İLE/DEĞİL Mali'nin başkenti Bamako'da bulunan bir tepenin adı. )
- G.23. SOKAK PARKI (211. SOK. PARKI) :
( Ayazağa Mahallesindedir. 496,25 m²'lik bir alanı kapsar, 193,45 m² yeşil alanı, 97,71 m² çocuk oyun alanı var. )
- G.24. SOKAK PARKI (125 SOK. PARKI) :
( Ayazağa Mahallesindedir. 512,98 m²'lik bir alanı kapsar, 108,83 m² kare yeşil aylan, 66,98 m² çocuk oyun alanı bulunmaktadır. )
- G.27. SOKAK PARKI (ŞEHİT ORHAN PARKI) :
( Ayazağa Mahallesindedir. 590,00 m²'lik bir alanı kapsamaktadır. 250 m²'lik yeşil alanı vardır. )
- G.62. SOKAK PARKI (162. SK. PARKI) :
( Ayazağa Mahallesindedir. 575,00 m²'lik bir alanı kapsar. 150 m² yeşil alanı bulunmaktadır. )
- GAFUR BEY :
( Emekli Albaydı ve 1960 ihtilalinde bir süre Büyükdere Mahallesinde muhtar olarak görev yaptı. )
- GARAJ[Fr. < GARAGE] değil/yerine/= ARABALIK
( Otomobil vb. taşıtların konulduğu üstü örtülü yer, arabalık. | Otomobillerin bakım ve onarımının yapıldığı yer. | Toplu taşıma ve aktarım araçlarına hareket ve varış noktası olarak belediyelerce ayrılan yer. )
- GARAJ RESTAURANT :
( Tarabya koyundadır. Uzun yıllardan beri restaurant olarak hizmet vermektedir. )
- GAR[GA uzun okunur] -ile
( MAĞARA, İN )
- GARİH, ÜZEYİR DR. (İST. 1929 - 2001) :
( İ.T.Ü. Makine Fakültesinden Mühendis olarak mezun oldu. Konusu ile ilgili doktora yaparak doktor unvanını aldı. İş hayatına atıldı. Pek çok şirket kurduktan sonra, ortağı ile birlikte şirketleri Alarko Şirketler Topluluğu altında birleştirdi. Alarko Spor Kulübü'nde bu topluluk içinde bulunuyor. Filipinler Cumhuriyeti Fahri Konsolosluğu görevini yürüttü. Pek çok derneğin kurucu üyesidir. Sarıyer Spor Kulübü'nde 2 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. )
- GARİPÇE BURNU :
( Çalı burnundan sonra gelen çıkıntıdır. Garipçe koyundan çıkışta Rumelifeneri tarafındaki çıkıntıdır. Çıkıntının uç noktasında Garipçe kalesi yer almaktadır. )
- GARİPÇE DERESİ :
( Garipçe köyü tepelerinden çıkar ve köy ortasından akış alarak denize ulaşan derenin yakın zamanda üzeri kapatıldı. )
- GARİPÇE KALE CAMİİ :
( Köyün ismini taşıyan cami Garipçe kalesinin arenasında idi. Tarihi bir cami olmasına karşın yıkılıp gitti. )
- GARİPÇE KALESİ :
( Garipçe burnundaki kale Garipçe kalesidir. Bu kale Sultan III. Mustafa (1557 - 1574) tarafından Macar asıllı Mimar François Tott'a yaptırıldı. Boğazın kontrolü ve savunma amacı ile yaptırılan bu kale II. Dünya Savaşı sonlarına kadar kullanıldı. Bu savaştan sonra ise kaderine terk edildi. Bu kalenin bir eşi de Poyraz Köyde Burun başındadır. Kale hala sapasağlam ayaktadır. )
- GARİPÇE KOYU :
( Garipçe burnu ile Garipçe kalesi arasındaki küçük koydur. )
- GARİPÇE KÖYÜ :
( İlçesinin sahil şeridinde olan bir köydür. Rumelikavağı, Rumelifeneri'nden sınır alır. Antik çağda kente lanetlenmiş kral Phineas yaşıyordu. Köy çok taşlık ve kayalıktı. Kayalıklarda kartal ve akbabalarının yuva yapması nedeniyle köye "Akbabalar Şehri" anlamına gelen "Gyropolis" deniliyordu. Tarihçi Hemeros'a göre köyün bir adı da Kharybdis'ti. Bir başka söylem ise köy adının "Yakın, yakında olan, yer ve zamana yakın, soyca yakın" "Garib" kelimesinden alındığı ve "Garipçe" ye dönüştüğüdür. Garipçe köyün isti tek değil. Antalya'nın Korkuteli ilçesinde bir köyün adı Garipçe'dir. Ayrıca Afyon'da bir meydanın adı da "Garipçe Meydanı'dır. 1992 nüfus sayımına göre köyün nüfusu 312'dir. Bu sayı ile de ilçenin en az nüfuslu köyüdür. )
- GARİPÇE MEZARLIKLARI :
( Garipçe köyde iki mezarlık var. Biri sahile yakın ve camiin batı tarafında bulunmaktadır. Bu eski mezarlık olup burada gömü yapılmamaktadır. Diğer mezarlık köy girişinde tepede doğu tarafında olup denize hâkim bir tepe üzerindedir. )
- GARNİZON[Fr. < GARNISON] değil/yerine/= ASKERÎ BİRLİKLERİN BULUNDUĞU YER/KENT/BÖLGE/ALAN
( Bir kenti savunan ya da yalnız orada bulunan askerî birlikler. )
- GAYYA ile/ve/||/<>/> GAYYA KUYUSU
( Cehennemde bulunduğu varsayılan bir kuyunun ya da derenin adı. İLE/VE/||/<>/> İçine düşüldüğünde kolay çıkılamayan dertli, belâlı yer ya da durum. )
- GAZANFER ÖZCAN PARKI :
( Darüşşafaka Mahallesinde Pelin sokakta olup 3562,00 m²'lik bir alanı kapsamaktadır, 180,00 m²'lik yeşil alanı, 40,00 m²'lik çocuk oyun alanı bulunmaktadır. )
- GAZİ EKREM HASAN PAŞA ÇEŞMESİ :
( Rumelifeneri İskele Caddesinden limana inerken yolun sağ tarafında bulunan bir duvar çeşmesidir (H.1191, M.1775). Bir ismi de "Liman Çeşmesi'dir". Su akışı vardır. Kitabesinde şöyle yazmaktadır: Hak budur Gâzî Ekrem şeçi Hasan Paşa velî kıldı bu çeşme - sâr - ı ber - resm - i bîhîn tarz'ı". )
- GAZİ EKREM HASAN PAŞA ÇEŞMESİ :
( Rumelifeneri köy içindeki parkın içindedir (H.1191, M.1745) Bir ismi de "Park çeşmesi" dir. Bu çeşme kitabesinden anlaşılacağı gibi Gazi Ekrem Hasan Paşa tarafından yaptırılmıştır. Çeşme kitabesinde şöyle yazmaktadır: Hak budur Gâzî Ekrem Seçi Hasan Paşa velî kıldı bu çeşme - sâr - ı ber - resm - i bîhîn tarz'ı mu'allayı". )
- GAZİ HACI SUAT UYSALLAR MEYDANI :
( Sarıyer çarşı içindedir. Ortaçeşme Caddesi, Türbe çeşme ve Hamam Sokağa bakar. Bir yanı ile de Sarıyer Yeni Merkez Camii ön tarafıdır. Meydanın cami tarafı Sarıbaba Parkıdır. )
- GEÇ TANIMA/ANLAMA! değil/yerine GENÇKEN TANI/ANLA!
- GECE ve/||/<> ÇÖL
( İç. VE Dış. )
- GEÇE ile GEÇE ile GECE
( Herhangi bir saat başını geçerek/geçerken. İLE Karşılıklı iki yandan/yakadan her biri. İLE Güneşin batmasıyla oluşan karanlık. [>< GÜNDÜZ] )
- GECEKONDU ile FAVELA
( Brezilya'ya özgü gecekondu. )
- GEÇİM, İSMAİL ( İST. 1973) :
( Sarıyer Spor Kulübü'nde futbol oynadı. Bir dönem kulüp yönetim kurulunda görev yaptı. İş hayatına emlakçı olarak atıldı ve işini geliştirdi. İşlerini genişleten ve Century 21 Türkiye Gayrimenkul Danışmanlığı yaptı. Century 21 Türkiye bünyesindeki 6 danışman ve 4 ofisin 2008 yılı performansları ile üstün başarı gösterdi ve Centurion ödüllerinin en önemlisi olan "Grand Centurion" ödülünü kazanan ilk Century 21 Türkiye gayrimenkul danışmanı oldu. )
- GEÇİŞ ile/ve/||/<> KIRILIM
- GEÇİT ile AŞIT
( ... İLE Siper, kuytu yer. | Aşılacak yer. | Dağ geçidi. )
- GEÇİT ile/ve/değil EŞİK
- GEÇMEK/GEÇKİN ile/ve/||/<> AŞMAK/AŞKIN
- GEDİZ ile/değil GÖRDES
- GEL-GİT ile/ve/||/<> GİT-GEL
- GELEN ile/ve/||/<> GEÇEN
- GELGEÇ, TEVFİK (SARIYER, 1957) :
( Sarıyer altyapısından yetişti, yaş gruplarında oynadıktan sonra profesyonel kadroya alındı. Dört sezon (1974 - 1977 ve 1976 - 1977) da 17 lig, 48 amatör lig, 2 kupa ve 2 turnuva maçı olmak üzere 69 resmi ve 17 özel maçla birlikte 86 maçta Sarıyer formasını giydi ve takımına 5 gol kazandırdı. )
- GELİŞ ile/ve/||/<> DOĞUŞ
- GELİŞMİŞ ÜLKE:
YOKSULLARIN BİLE ARABAYA BİNDİĞİ ÜLKE
değil/yerine/><
VARSILLARIN BİLE OTOBÜSE BİNDİĞİ ÜLKE
- GEN ile -GEN ile GEN[Yun. < GENESIS] / -JEN/JENİK/JENETİK
( Geniş. | Üçgen, dörtgen gibi geometri terimlerinde, "kenarlı" anlamıyla kullanılan ek sözcük. | İşlenmemiş, boş bırakılmış tarla. İLE Olan/olma, var olan/mevcud, varlık, sahip olma. [-gen ekinin kökeni kesin olarak bilinmemekle birlikte, Orhun Yazıtları'nda da bulunan "-gän" ekinin türevi olduğu düşünülmektedir.] İLE İçinde bulunduğu göze ya da organizmada özel bir etkisi olan, kuşaktan kuşağa ve gözeden gözeye geçen kalıtımsal öğe. )
- GENÇ, ALİ RIZA (SİVAS, 1926 - ) :
( Çayırbaşılı, Tekel Kibrit Fabrikasında işçi olarak çalışırken, Demokrat Parti ve bilahare Adalet Partisinde siyaset yaptı. İstanbul İl Genel ve Belediye Meclisinde Sarıyer temsilcisi olarak bir dönem görev yaptı. )
- GENÇ, HALİL (GİRESUN/ŞEBİNKARAHİSAR, 1956) :
( Edebiyatçı, yazar, eğitimci. Lise öğrenimini Behçet Kemal Çağlar Lisesi'nde tamamladı. ODTÜ Fizik Bölümünden mezun oldu. ODTÜ ÖTK (Öğrenci Temsilciler konseyi) öğrenci temsilcisi olarak görev aldı. Gençliğin yükselen akademik - demokratik hak mücadelesi doğrultusunda çalışmalarda bulundu ve Mamak cezaevine düştü. Cezaevinde bir edebiyat - okuma ve tiyatro grubu oluşturdu. Müzik çalışmalarına ağırlık verdi. Bağlama ve Kemençe ile çalışmalarını devam ettiriyor. Düşler ve Öyküler, Adam Öykü, İmge Öyküler, Notos, Kül Öykü ve Üçüncü Öyküler gibi edebiyat ve öykü dergilerinde öyküleri, birçok dergide karikatür ve desenleri yayınlandı. Fizik öğretmeni olarak pek çok fizik kitabına imza attı, öğrenciler yetiştirdi. "Koyabilmek Adını" isimli romanı (1988) yayınlandı. "Heranuş", "Kızıma Bir Yağmur Bulmalıyım" ve "Damlalar" isim öykü kitapları yayınlandı. "Kızıma Bir Yağmur Bulmalıyım" adlı eseriyle 2015 Orhan Kemal Öykü Ödülü'ne layık görüldü. Uluslararası Öykü Günleri Derneği'nin kuruluşunda ve çalışmalarında inisiyatif aldı, yöneticilik yaptı. Türkiye'de edebi tür olarak önemli bir yer tutan öykünün gelişimini etkileyen pek çok etkinliğe katkı da bulundu. Dünyanın Öyküsü Dergisine yazılar yazdı. 2012 de başlayarak devam etmekte olan Sarıyer'de Edebiyat Günleri etkinliklerinin hazırlanmasına önemli katkı verdi. Sarıyer Belediyesinin yayını olan Yeşil Martı Dergisinin yayın kurulunda yer aldı. )
- GENÇ, HALİL (İST. 1956) :
( Rumelihisarlıdır. İlkokul, ortaokul ve lise öğretimini İstanbul'da tamamladı. ODTÜ Fizik Bölümünden mezun oldu. Yazın hayatına genç yaşta atıldı. Hikayeler yazdı, resim ve karikatür çizdi. Çizimleri kartpostal olarak yayımlandı. Fizikle ilgili yazdığı 9 kitabı var. Öykülerini Bahçe, Kül Öykü, Yaba Öyküsü, Düşler ve Öyküler, Üçüncü Öyküler, Adam Öykü, İmge Öyküler, Notos Edebiyat ve Dünyanın Öyküsü Dergilerinde yayınlandı. Çalışmalarını Uluslararası Ankara Öykü Günleri Derneğinde sürdürüyor. Son Öykü kitabı "Kızıma Bir Yağmur Bulmalıyım" dır. Ankara'da yaşamakta ve eğitimle ilgilenmektedir. )
- GENÇ, ŞÜKRÜ (ŞEBİNKARAHİSAR. 1954) :
( Rumelihisarlıdır. İlköğrenimini Rumelihisarı Şair Nigar İlkokulunda (1965). Orta öğrenimini Emirgan Ortaokulunda (1969), Lise öğrenimini Kabataş Erkek Lisesinde (1973) tamamladı. Boğaziçi Üniversitesi Temel Bilimler Fakültesi Fizik Bölümü'ne devam etti (1973 - 1975). Bilahare İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi'nden İnşaat Yüksek Mühendisi olarak mezun oldu. Öğrenimi boyunca Boğaziçi Üniversitesinde çalıştı. Libya'da iki yıl çalıştıktan sonra askerlik görevini yaptı. Askerlik görevinden sonra Irak'ta bir inşaat firmasında şantiye şefi ve proje müdürlüğü yaptı (1985 - 1987). 1987'de Türkiye'ye döndü ve profesyonel yönetici olarak çalışmaya başladı. 1989'da kendi şirketini kurdu. Türkiye'de ve yurt dışında çeşitli inşaat işleri yaptı. İş hayatı süresince Tez - Büro - İş Sendikası'nda (1977 - 1983) sendika işyeri temsilciliği, il şube yöneticiliği görevlerini yürüttü. Siyasete 1988'de Sosyal Demokrat Halkçı Parti'de (SHP) başladı. Bilahare Cumhuriyet Halk Partisine (CHP) geçti ve bu partide değişik görevler üstlendi. 1994 - 1999 yıllarında Sarıyer Belediye Meclis Üyeliği ve iki dönem İmar Komisyonu Başkanlığı görevlerinde bulundu. 2009 Yerel seçimlerinde da CHP den Sarıyer Belediye Başkanlığına seçildi (2009 - 2014). Şükrü Genç 2014 yerel seçimlerinde aday oldu ve ikinci Sarıyer Belediye Başkanlığına seçildi (2014 - 2019). Sarıyer'de (2019 - 2024) seçimlerini de tekrar kazanarak üçüncü kez üst üste Belediye Başkanlığına seçilen tek isim olmayı bildi. )
- GENELME ile GENELEME ile GENELLEME
( Genişleme. İLE Bir düşüncenin, farklı sözlerle, yeniden/tekrar anlatılması. İLE Bir ya da birkaç özel/tekil veriyi/durumu, herşeyi/herkesi katarak ve tek bir şeye indirgeyerek açıklamaya çalışma "iddiası"/zayıflığı.[Tüm genellemeler, yanlıştır! Bu bile!] )
( ... ile ... ile TAMİM )
- GENERAL YUSUF ZİYA EKİNCİ :
( 1887'de Erzurum'da doğdu. Askerlik mesleğini seçti. Milli Mücadele'de Kurmay Binbaşı rütbesiyle Büyük Taarruzda 4. Kolordu Kurmay Başkanlığı görevini yaptı. Sarıyer Yenimahalle'de ikamet ediyordu. 1949'da vefât etti. )
- GENEZ ile/ve/||/<> GENEZE
( Kolay. İLE/VE/||/<> Gizlenerek beklenilen yer. )
- GENKAN ile/ve/||/<> ZAŞİKİ ile/ve/||/<> ENGAVA
(
Genkan [ 玄関 ]
Tanım: Japon evlerinin giriş kısmı olan genkan, dış mekân ile iç mekân arasında yer alan geçiş alanıdır.
- Ayakkabılar burada çıkarılır ve getabako adlı ayakkabılığa konur.
- Zemin seviyesi evin içinden daha düşüktür.
- Konuklar burada karşılanır, içeri alınmadan önce değerlendirilir.
Zaşiki [ 座敷 ]
Tanım: Tatami kaplı, genellikle konukların ağırlandığı ve törenlerin düzenlendiği geleneksel oturma odasıdır.
- Tatami döşemelidir ve fusuma ya da shoji ile çevrili olabilir.
- Tokonoma[süs nişi] bulunur.
- Çay seremonisi gibi törensel işlevlere sahiptir.
Engava [ 縁側 ]
Tanım: Japon evlerinde iç mekân ile bahçe arasında yer alan ahşap döşemeli geçiş alanıdır; bir tür yarı açık galeri/veranda işlevi görür.
- Genellikle tatami içermez; ahşap zemindir.
- Ev ile dış dünya arasında yumuşak bir sınır oluşturur.
- Doğayı izlemek, dinlenmek, mevsimi deneyimlemek için kullanılır.
- Sessizlik ve sadeliğe dayalı Japon estetiğini yansıtır.
Genkan, Zaşiki ve Engava arasındaki FaRkLaR...
| Özellik | Genkan | Zaşiki | Engava |
|---|---|---|---|
| İşlev | Giriş ve karşılama alanı | Konuk ağırlama ve tören mekânı | Dış mekânla görsel ve fiziksel bağlantı |
| Zemin | Düşük, ayakkabılı | Tatami ile kaplı | Ahşap döşeme |
| Konum | Ev girişinde | Ev içi, merkezi konumda | Bahçeye bakan dış kenarda |
| Mimari Unsurlar | Getabako (ayakkabılık), basamak | Tokonoma, fusuma, shoji | Ahşap zemin, açık ya da yarı açık yapı |
| Kültürel İşlev | Ziyaretçi karşılamak ve geçiş hazırlığı | Toplumsal durum gösterimi ve tören | Doğayla etkileşim ve dinginlik |
- GEOMETRİ ve/||/<> RİTİM
- GERARDUS MERCATOR ve/||/<> JODOCUS HONDIUS
( 1512 - 1594 ve/||/<> 1563 - 1612 )
- GERAY, PROF. DR. A. UÇKUN (ANK. 1939 - 2009) :
( İ.Ü. Orman Fakültesinden 1964 yılında iyi derece ile mezun oldu. Fakültede henüz öğrenciyken Fransızca dilini geliştirmek için 1963 yılında bir yıl süre ile Belçika'ya giderek ve maden işçisi olarak çalıştı. 1967 yılında İ.Ü Orman Fakültesi Orman Hasılatı ve İşletme İktisadı Kürsüsünde, asistanlığa atandı."Ormancılıkta Gerçek Tarife Bedeli ve Bunun İşletmenin Tayini Hususunda Bir Kriter Olarak Kullanılması Üzerine Araştırmalar" tezi ile "Ormancılık Bilimleri Doktoru" unvanını aldı. Aynı İ.Ü. İktisat Fakültesinden mezun oldu. 1967'de Üniversite Asistanları Derneği (ÜNAS) İstanbul Şubesi kurucularından biri ve asistan temsilcisi oldu.1976 yılında beş ay süreyle TÜBİTAK Gebze Araştırma Enstitüsü‘nde Yöneylem Araştırması kurslarına katıldı. "Ormancılıkta Planlamanın Hazırlık Aşamasında Çok Boyutlu Analizler (Akdeniz Bölgesi Örneği)" adlı tezi ile "Üniversite Doçenti" unvanını aldı. 1979'dan itibaren İ. Ü. Or. Fakültesinde ve Tütün Eksperleri Yüksek Okulunda Lisans düzeyinde ve İ.Ü. Fen Bilimleri Enstitüsünde Lisansüstü düzeyde Ekonomi. Yatırım Planlaması, Orman Kaynakları Ekonomisi ve Planlama projelendirme dersleri verdi. 1988'de Profesörlüğe yükseltildi. Fakülte Yönetim Kurulu Üyeliği ve Döner Sermaye Müdürlüğü görevlerini yürüttü. Ormancılık İktisadı ve Sosyal Çalışma Grubu (ORMİS) ‘n kurulmasına öncülük etti ve vefâtına kadar bu kurulun başkanlığını yürüttü. 2002'de Türkiye Ormancılar Derneği tarafından "Yılın Ormancısı" seçildi. 1993'te Orman Ekonomisi Anabilim Dalı üçe ayrılınca Ormancılık Ekonomisi Anabilim Dalı Başkanlığına getirildi bu görevi emekli olana kadar devam ettirdi. Pek çok komisyon ve jüride yer aldı. Ergenekon Sanığı gösterilerek tutuklandı, uzun bir süre yattıktan sonra beraat ettiyse de yakalandığı hastalıktan kurtulamadı ve 2009'da vefât etti. Kitapla: 1) Ormancılıkta Gerçek Tarife Bedeli ve Bunun İşletmenin Endüstrisini Tayini Hususunda Kullanılması üzerine Araştırmalar. İst. 1978. 2) Orman Köylülerinin Kentleşmesi ve Orman Köy İlişkileri (Safranbolu Örneği) İst. 1980. 3) Ormancılık Planlaması Hazırlık Aşamasında Çok Boyutlu Analizler (Akdeniz Bölgesi Örneği) İst. 1982. 4) Ekonomi, İst. 1991. 5) Orman Kaynaklarının Yönetim, Ank. 1998 isimli kitapları ve pek çok ilmi makale ve gazete köşe yazısı yayınlandı. )
- GERÇEK KUZEY ile/ve/<> GRİD KUZEYİ ile/ve/<> MANYETİK KUZEY
( Coğrafi kuzey. İLE/VE/<> Haritanın kuzeyi. İLE/VE/<> Pusula kuzeyi. )
- GERÇEK, RECEP (R. FENERİ, 1925 - 1980) :
( Balıkçı Reisi olarak iş hayatına atıldı. Sarıyer Spor Kulübü'nde 1 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. )
- GERÇEKTEN ile/ve/değil/||/<>/< GEREKTİĞİ GİBİ/KADAR
- GERİ ile ARKA
( TO BACK vs. THE BACK )
- GERİ ile GERİ
( Arka, bir şeyin, sonra gelen bölümü. | Geçmiş. | Hayvanların boşaltım örgenlerinin dışı. | Eksik gösteren. [saat vs.] | Geriye doğru. İLE Araba üzerine gerilerek, kenarları, arabanın korkuluğuna tutturulan ve içine saman ya da tahıl doldurulan büyük kıl çuval. )
- GERKUŞ, ÖZCAN (BANDIRMA, 1931...) :
( Emekli Hava Başçavuşudur. Sarıyer Merkez Mahallesinde üç dönem (1984/89; 1989/94; 1994/99) muhtar olarak muhtar olarak görev yaptı. )
- GERMEN ile GERMEN[Lat.] ile CERMEN
( Kale, kermen, kirman. İLE Canlılarda, gametlere dayanan ve gametlerle taşınan üreme öğelerinin tümü. İLE Eskiden, bugünkü Almanya'yı, Bohemya ve Polonya'nın batı bölümünü kapsayan Cermanya'da oturan halk ya da bu halktan olan kişi. )
- GETTO[İbr.] ile VAROŞ[Macarca]
( Bir kentin kendiliğinden herhangi bir azınlık kümesince yerleşilen bölümü. | Yahudi'lerin gönüllü olarak ya da zorlanarak yerleştikleri kent dışındaki yer. [Adını/yerleşikliğini, Venedik'teki baruthaneden alır.] İLE Kent ya da kasabada dış mahalle. )
- GEYİK ÜRETİM SAHASI :
( Belgrad Ormanı içinde bulunmaktadır. Orman Genel Müdürlüğünde tefrik ve tesis edilmiş olan av üretim sahasında geyik ve karaca bulunmakta ve üretimi yapılmaktadır. Üretim geyikler yurdun çeşitli av üretim sahalarına gönderilmektedir. )
- TURİST[İng.]/GEZEN ile/değil/yerine GEZGİN
( Gezen tilki, yatan aslandan evlâdır. )
( Evliyâ Çelebi, [o zamanın koşullarında] 257 şehir, 7600 kale gezmiştir. )
( 









)
( [not] TOURIST vs./and/but TRAVELLER
TRAVELLER instead of TOURIST )
- GEZİ DÖNEMLERİ'Nİ
- GEZİ:
"İHYÂ" değil İNŞÂ ["isteğiydi"]
- GEZİ SİNEMASI :
( Sarıyer'de Mesarburnu Caddesi üzerindedir. Av. İzzet Sencer tarafından 1948 yılında hizmete açıldı ve yaz kış kapalı sinema olarak hizmet verdi. Tüm Sarıyer'in en modern sineması idi. Sinema 1974'te büyük bir yangın geçirdi. Yeniden faaliyete geçti ise de 1973 yılında kapatıldı. İşletmecisi Sadullah ve Yalkın Sencer kardeşlerdi. )
- GEZİ[Ar.] ile GEZÎ[Ar.]
( Ülkeler ya da kentler arasında yapılan uzun yolculuk. | Gezilip hava alınacak yer. | Gezinti yeri. İLE Pamukla karışık, dokunmuş hâreli, arşınlık enli kumaş. | Bu kumaştan yapılmış olan. )
- gezi ile/ve/değil/<> Gezi
( ... İLE/VE/DEĞİL/<> Türkiye'mizin/İstanbul'umuzun, Taksim'deki, akıl, değerler ve diriliş simgesi olan parkımız. )
- GEZİP-TOZMAK/TOZAN
- GEZİYE ÇIKARKEN:
GİYSİLERİNİZ ve/||/<> PARANIZ
( Hazırladıklarının yarısını yanına al! VE/||/<> Bütçenin iki katını yanına al! )
- GHOOM MANASTIRI(YİGA CHOELING) ile/ve/<> ZANG DHOK MANASTIRI
( Sıkkım'da: Sarı tarikatın manastırıdır. İLE Kırmızı şapkalı tarikatı[Phodans] manastırıdır. )
- GİBİ (")DURUYOR(") ile/ve/değil/||/<>/< GİBİ GÖRÜNÜYOR
- GICIR, A. KADİR (SAMSUN, 1934 - ) :
( Deniz Astsubaylığından emekli oldu. Sarıyer Spor Kulübü'nde 1 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı )
- GİLGAL -ile
( REENKARNASYON [Geleneksel Kabala'da] )
- GİRESUN ile/ve KİRAZ
( ... İLE/VE Giresun'da, dağlık bir bölgeye verilen ad. )
- GİRGİN, KAYA (İST. 1953) :
( Fenerbahçe'den transfer edildi (1957) Üç sezon (1957 - 1958 ve 1963 - 1965) Sarıyer'de tescilli kaldı. Bu süre içinde 34 lig, 1 kupa maçı olmak üzere 35 resmi ve 11 özel maçla birlikte 46 maçta Sarıyer formasını giydi. Lig maçlarında 11 ve özel maçlarda 6 olmak üzere takımına 17 gol kazandırdı. 1 kez A Genç Milli takımda yer aldı. )
- GİRİNTİ-ÇIKINTI
- GİRİP-ÇIKMAK
- GİRİŞİK/LİK ile/ve/değil/||/<>/> YAPIŞIK/LIK
- GİRİT ve/<> IRAKLION(KANDİYE)
( ... VE/<> Girit adasının başkenti. )
( Girit adası, Roma, Helen, Mısır, Arap ve Osmanlı uygarlıklarının tarih zenginliğinin buluşma noktasıdır. )
- GİRİTLİ OĞLU NECDET KAPTAN ÇEŞMESİ :
( Rumelifeneri'nde mezarlık yolu üzerinde yapılan yeni çeşmelerden olup. Yaptıranın ismini almıştır. )
- GİT!(") ile/ve/değil/||/<>/< KALMA!
- GİTMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< UNUTMAK
( Eylem. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Devrim. )
- GİYSİ ile SALWAR KAMEEZ
( ... İLE Güney Asya'ya özgü, geleneksel giysi. )
- GÖBEKLİTEPE ile/ve EŞİK
- GÖBEKLİTEPE ve/||/<>/>/< JERF AL AHMAR
( Tapınak. VE/||/<>/>/< Yerleşim alanı/merkezi. )
- GOBELYAN, YERVANT (R. HİSARİ, 1923) :
( İlk ve orta öğretimini Tatesyan ve Taksim'deki Eseyan okulunda yaptı. İş hayatına atıldı. Bakkal çıraklığı, oto tamirciliği, marangozluk, nikelajcılık gibi işlerde çalıştı. Edebiyatla ilgilendi ve kendini bu işe verdi. Carakayt Gazetesinde çalıştı Luys (Işık) adıyla haftalık gazete yayınladı ama devam ettiremedi. Tebi Luys (Işığa Doğru) haftalık gazetesini çıkardı bunu da mali imkânsızlık nedeni ile devam ettiremedi. Yurtdışına giderek gazeteciliğini devam ettirdi. 1957'de tekrar İstanbul'a geldi ve gazeteciliğe başladı, başyazar olarak yazılar yazdı. Portsank (Bela) isimli haftalık mizah dergisi yayımladı. Bilahare Zaman ve Marmara gazetelerinde görev yaptı. Keşke isimli bir şiir kitabı ile Yengeç isimli ayrı bir kitabı vardır. )
- GÖÇ ile GÖÇÜM
( ... İLE Bazı kimyasal maddelerin ya da ışık, ısı, elektrik gibi güçlerin etkisiyle protoplazmanın, yanaşma ya da uzaklaşma biçiminde olan yer değiştirmesi. )
( ... avec TAKSİ )
- GÖÇ ve/<>/< GÜÇ
( Göç, "gücünü", elde edebileceği "güçten" alır. )
- GÖÇME ile/<> (")GÖÇME(")
( Mekânlarda/"insanda"[bölge/yer değiştirme]. İLE/VE/<> Nesnelerde/"insanda[yaşlanma, sağlığını kaybetme].". )
- GÖÇMEN ÇİFTLİĞİ :
( Zekeriyaköy ile Koza Evleri arasında ve Flora Evlerinin alt kısmındadır. İsminde hara olduğu gibi, çeşitli etkinlikler yapılan tesisler de bulunmaktadır. )
- GÖÇMEN RANÇ (BİNİCİLİK) TESİSLERİ :
( Zekeriyaköy'de Göçmen çiftliği içinde olup ilgililere binicilik eğitimli verilmekte, harasında at yarışları için tay yetiştirilmektedir. )
- GÖÇMEN, RESAİ (SARIYER, 1937 - 2010) :
( Sarıyerli işadamı. Sarıyer Pertevniyal ilkokulunu bitirdi. Ailesine ait işyerinde iş hayatına atıldı. 1928'den beri "Meşhur Sarıyer muhallebicisi" olarak işlerini yürütmektedir. Babası Şakir Efendi ve kardeşi Kemal ile birlikte müsseselerini geliştirdiler ve dalında bir numara haline getirdiler. Zamanla süt ürünlerini un ürünlerini de ilave ettiler ve börekçi olarak da hizmet vermeye başladılar. Zekeriköy'deki turistik tesisleri de örnek tesislerdir. )
- GÖÇMEN, ŞAKİR (1896 - 1988) :
( Arnavutluk'tan göçen bir ailedir. Sarıyer'e gelip yerleşmişler ve 1928'de merkez Sarıyer'de açtıkları "Sarıyer Muhallebicisi dükkânı ile iş hayatına atıldılar ve "Meşhur Sarıyer Muhallebicisi" müessesini meydana getirdiler. )
- GÖK ve/<> YER ve/<> YERALTI
( [Ar..] SEMÂ ve/<> .... ve/<> ... )
( ÂSMÂN ve/<> .... ve/<> ... )
- GÖKALP, ÖZDEN () :
( Sarıyer Belediyesi Karate Takımı sporcusu olup; 2004'te Türkiye Kulüplerarası Karate Şampiyonasında birinci ve Uluslararası Karate Şampiyonasında üçüncü oldu. Takım birincilikleri kazanan takım kadrosunda yer aldı. )
- GÖKÇAY, CEMAL (EDİRNE, 1915) :
( Tıp Fakültesini bitirdi ve çeşitli yerlerde doktor olarak görev yaptı. Gençliğinde İstanbulspor'da futbol oynadı. Üyesi olduğu Sarıyer Spor Kulübünde uzun yıllar kulüp doktorluğu yaptığı gibi üç dönem (1955/56, 1956/57 ve 1957/58) yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. )
- GÖKÇEK, HAMZA ( SİVAS, 1950 - 2011) :
( Büyükdereli'dir. Sarıyer Belediye Meclisi üyesi (CHP) ve (ANAP) olarak görev yaptı. Anavatan Partisi Sarıyer İlçesi Başkanı ve Sivaslılar Derneği Sarıyer Şubesi Başkanı olarak görev yaptı. )
- GÖKÇEK, İSMAİL (SİVAS, 1963) :
( İstanbulspor'dan transfer edildi ve üç sezon (1995 - 1998) Sarıyer kulübünde tescilli kaldı. Bu süre içinde 56 lig ve 2 kupa olmak üzere 58 resmi ve ayrıca 27 özel maçla birlikte toplam olarak 85 maçta Sarıyer formasını giydi. Lig maçlarında 7 ve özel maçlarda 1 olmak üzere takımına 8 gol kazandırdı. Güngören Belediyespor'a transfer ederek Sarıyer'den ayrıldı. )
- GÖKDEL, YILMAZ (İST. 1940) :
( Süleymaniye S. K. den transfer edildi ve iki sezon (1958 - 1959 Sarıyer'de tescilli kaldı. 27 lig ve 2 kupa maçı olmak üzere 29 resmi ve ayrıca 5 özel maçla birlikte toplam olarak 34 maçta Sarıyer formasını giydi. Lig maçlarında 11 ve özel maçlarda 2 olmak üzere takımına 13 gol kazandırdı. 5 kez A Milli ve 4 kez Ümit Milli olmak üzere 9 kez Türk Milli takım formasını giydi. Teknik direktör lisansına sahip olup pek çok kulüpte antrenör ve teknik direktör olarak görev yaptı. )
- GÖKSEL, PROF. DR. EROL (MUDANYA, 1943) :
( Üniversite Öğretim Üyesi. İlk, orta ve Lise'yi Bursa'da okudu. 1962 - 64 yılları arasında askerlik görevini yaptı. İ.Ü. Orman Fakültesinden 1970'de Yüksek Orman Mühendisi olarak mezun oldu. Yapılan asistanlık sınavını kazanarak İ.Ü. Orman Fakültesi Orman ürünleri Kimyası ve Teknolojisi Kürsüsüne asistan olarak atandı. Hazırladığı "Kızılcahamam Lig Morfolojisi ve Odununda Sülfat Selülozu Elde Etme Olanakları" adlı tezi ile 1979'da "Doktor" unvanını aldı. Bir süre yurtdışında araştırmalarda bulundu, 1982'de Yrd. Doçent ve 1987 yılında "Doçent" unvan ve yetkisini aldı. 1994 yılında Profesörlüğe yükseltildi. Orman Fakültesi Ürünleri Kimyası ve Teknolojisi Anabilim Dalında Öğretim üyesi olarak görev yaptı. )
- GÖKSOY, TİMUR (İST. 1979) :
( Reklamcı ve siyasetçi. Lise öğrenimini FMV Özel Işık Lisesinde tamamladı. Marmara Üniversitesi Turizm Otelcilik Bölümünü bitirdi. Ticaretle uğraşmaktadır. CHP den Sarıyer belediye Meclisine üye seçildi (2009). Aynı zamanda İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclis üyesidir. )
- GÖL ile ARJANTİN GÖLÜ
( 1560 km² alanı ve 27 km. uzunluğu ile Güney Amerika'nın en büyük 3. gölü. )
- GÖL ile/ve/değil/<> İRKİNTİ
( ... İLE/VE/DEĞİL/<> Su birikintisi. )
- GÖL ile MOREN SET GÖLÜ
- GÖLGE ile EĞLEK
( ... İLE Öğle sıcağında, sürünün dinlendiği gölgelik. | Yolcuların, geceyi geçirdiği yer, han, konak. )
- GÖLGE ile KÖŞİGE
( ... İLE Zayıf gölge. )
- GÖLGE ile/ve KUZ
( ... İLE/VE Gölgede kalan yan. )
- GÖLGE/LİK ile/ve/değil/||/<>/< BİLGE/LİK
- GÖLLER MAHALLESİ :
( Kilyos'ta Çukurdeniz'in üst kısmı ile Kilyos kalesinin kuzey tarafındaki yerleşim bölgesi. )
- GÖLYAKA ile/ve/||/<> GÖLKONAK
( HOYRAN ile/ve/||/<> MUMA )
- GONDOLUN:
SANCAĞI ile/ve/||/<> İSKELESİ
( Gondolların sağ tarafı olan sancakları ile sol tarafı olan iskeleleri arasındaki fark 24 cm.'dir. )
( 20 farklı ağaç kullanılarak yapılırlar. )
( Gondolların önünde altı dişli, bir tarağı andıran gümüş simge, Venedik'teki altı büyük mahalleyi simgeler. Tarak benzeri bu biçimin en altındaki ters çıkıntı, San Marco Adası'ndan (Venedik), tarihte ilk gondolu yapan Cüdeka Ada'sındakilere bir gönderme olarak konulmuştur: "En iyi gondolu, San Marco'lular yapar". İlk )
- GÖNENÇ, EROL (A. KAVAK, 1937) :
( Sarıyerli gazeteci. Sarıyer Pertevniyal İlkokulu ve Sarıyer Ortaokulundan mezun olduktan sonra Fındıkzade'deki Gazetecilik Ticaret Okuluna devam etti ve buradan mezun olarak gazetecilik mesleğine başlamış oldu. Sarıyer Ortaokulunda ileride gazeteci olan arkadaşları Abidin Behpur Tapaner ve Necdet İşler ile birlikte "Boğaziçi" adı ile duvar gazetesi çıkardılar. Akşam, Ulus, Hürriyet, Dünya gibi gazetelerinde ve ayrıca Devir Dergisinde (İzmir'de) meslek hayatını devam ettirdi. Çalıştığı gazetelerde değişik görevler üstlendiği gibi Gazeteciler Sendikasında ve Gazeteciler Cemiyeti üyesi olup bu cemiyette de çeşitli görevler aldı. )
- GÖNENÇ, NEJAT (SARIYER, 1927 - 1986) :
( Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümünden mezun oldu. Faal Ajansta Müdür olarak çalıştı. Fay kutusu için hazırladığı "Fayla temizlenir" resim ve logo ile tanındı. )
- GOOGLE HARİTASININ:
ÖNCESİ ile/değil/yerine/> SONRASI
( Google Maps, çevremizi daha iyi anlamamız için masaüstü, Android ve iOS’ta kullanıma hazır birkaç görsel değişiklik ve ek özellik ile yenilendi. Yeni Google Maps, daha temiz ve sade bir görünüm, ilgi alanları ve daha dengeli bir renk şeması ile öne çıkıyor. )
(
)
- GÖRAÇ, EMİN (?) :
( İşadamı. Koç Grubunun ortaklarından biriydi. Üyesi olduğu Sarıyer Spor Kulübünde bir dönem (1949 - l950) Başkan olarak görev yaptı. )
- GÖRCELİOĞLU, PROF. DR. ERTUĞRUL (DENİZLİ, 1939) :
( İ.Ü. Orman Fakültesi öğretim üyesidir. İlk ve ortaokulu Denizli'de tamamladı. İ.Ü. Orman Fakültesinden 1965 yılında mezun oldu. Öğrencilik yıllarında Türkiye Milli Talebe Federasyonu ve Türk Folklar Kurumunun üyesi olarak çeşitli vesililerle İtalya, İsviçre, Avusturya, Almanya, Fransa ve Hollanda da bulundu. Ayrıca IAESTE kanalıyla İsveç'te ormancılık stajı yaptı. İki yıllık yedek subaylık (1966 - 1968) görevinden önce ve sonra Or. Gen. Müd. Hizmetinde Or. Yük. Mühendisi olarak Ankara ve İstanbul'da görev yaptı. Bu görevi sırasında Orman Genel Müdürlüğü adına Or. Fakültesi Orman İşletme İnşaatı Kürsüsünde (Orman İnşaatı ve Transportu Anabilim Dalı) Teknik Asistan olarak görevlendirildi. Bilahare Orman Fakültesi Orman İşletme İnşaatı Kürsüsüne asistan oldu. 1975'te "Batı Toros Göller Bölgesinde Özellikle Burdur Gölü Çevresindeki Sedimentasyon Yaygınlığı, Önemi ve Alınması Gereken Havzı Islahı Önlemleri" isimli araştırması ile "Ormancılık Bilimleri Doktoru" oldu. 1981 yılında "Türkiye'de Akarsu Havzalarının Sediment Verimlerini Etkileyen Başlıca İklim, Havza ve Akım Özellikleri Üzerine Araştırmalar" adlı tezi ile "Üniversite Doçenti" ünvanını aldı. 1988 yılında Profesörlüğe yükseltildi. 1988 - 1998 yılları arasında İ.Ü. Orman Fakültesi Orman Mühendisliği Bölüm Başkanlığı ve İ.Ü. Fen Bilimleri Enstitüsü Yönetim Kurulu Üyeliği yaptı. 2000 - 2005 tarihleri arasında İ.Ü. Basın ve Yayınevi Müdürlüğü görevini yürüttü. 2002 - 2005 yılları arasında İ.Ü. Orman Fakültesi Dekan Yardımcılığı görevini yürüttü, TMMOB Orman Mühendisleri Odası, Türkiye Ormancılar Derneği, Türkiye Tabiatını Koruma Derneği ve Uluslararası Ormancılık Araştırma Kurumları Birliği (IUPRO) nin üyesidir. İki dönem Uluslararası Konsey Üyesi olarak görev yaptı. 42 yıl süre ile Türk folklarına amatörce hizmet vermiş ve Folklar Kurumunun kurucularındandır. Görcelioğlu'nun doktora ve doçentlik tezi dışındaki kitapları: Türkiye'de Ormancılık Öğretiminin Gelişimi ve İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Öğretim Birimlerinin Kuruluş ve Çalışmaları (Prof. Dr. N. Çepel ve Doç. Dr.S. Özhan ile birlikte) 1984", "Havza Islahında Temel İlke ve Uygulamalar (Prof. Dr. O. Uzunsoy ile birlikte) 1985", "Çevre ve İnsan A.Ü. Açıköğretim Fakültesi İlköğretim Öğretmenliği Lisans Tamamlama Programı. Ünite 7, 1998", "Batı Karadeniz Seli: Nedenleri, Alınması Gereken Önlemler ve Öneriler (Bilim Kurulu Raporu) 1999", "Teknik Resim (Doç. Dr, Hüseyin E. Çelik ile birlikte) 2000", "Peyzaj Onarım Tekniği, 2002", "Finlandiya Ormancılığı İçin Yeni Çevre Programı (Çeviri), 2003", "Sel ve Çığ Kontrolü, 2003", "Orman Yolları - Erozyon İlişkileri, 2004", Ormancılığın Güncel Sorunları - I, (Editör Prof. Dr. E. Görcelioğlu) 2004", "Ormancılığın Güncel Sorunları - II (Editör Prof. Dr. E. Görcelioğlu) 2004", "Biyoteknik Yapılar. 2004", Sel ve Çığ Kontrolü Yapıları, 2005". Ayrıca pek çok bilimsel makale ve tebliği var. )
- GÖRGÜLÜ, SERCAN (HIZIRŞAH/DATÇA, 1960) :
( Zonguldakspor'dan transfer edildi. On sezon (1985 - 1995) Sarıyer Spor Kulübünde tescilli kaldı, uzun yıllar kaptan olarak görev yaptı. 1990/91 sezonu ortasında Fenerbahçe'ye transfer oldu, sezon sonu tekrar Sarıyer'e geri döndü. Bu süre içinde Sarıyer forması altında 251 lig, 19 kupa, 4 turnuva maçı olmak üzere 274 resmi ve 86 özel maçla birlikte toplam olarak 360 maçta Sarıyer formasını giydi. Sarıyer S.K. de en çok maç oynayan futbolcular arasında ilk on sırada bulunmaktadır. Lig maçlarında 69, kupa maçlarında 8. turnuva maçlarında 1 olmak üzere resmi maçlarda 78 ve özel maçlarda 42 gol olmak üzere toplam olarak takımına 120 gol kazandırdı. Teknik eleman olarak Sarıyer ve değişik kulüplerde görev yapmaktadır. 2 A Milli, 2 Ümit Milli ve 1 kez de Olimpik milli takım formasını giydi. )
- GÖRKEM:
BAKILANDA ile/ve/değil/||/<>/< BAKIŞTA
- GÖRMÜŞ, NUMAN N. :
( Sarıyer altyapısından yetişti profesyonel takım kadrosuna alındı. Dört sezon (1974 - 1978) kadroda kaldı. Bu süre içinde 24 lig, 3 kupa, 3 turnuva ve 57 amatör lig maçı olmak üzere 87 resmi ve 27 özel maçla birlikte toplam olarak 114 maçta Sarıyer formasını giydi. Takıma 5 gol kazandırdı. Anadoluhisarı İdman Yurdu kulübüne transfer ederek Sarıyer'den ayrıldı. )
- GÖVDE ve/||/<> EV ve/||/<> EVREN
( Bilinç. VE/||/<> Kişi. VE/||/<> Yaşam. )
( Tohum. VE/||/<> Ağaç. VE/||/<> Meyve. )
- GÖYNÜK ile GÖYÜK
( Yanık. | Güneşte yanmış. | İyice olmuş yemiş/meyve. | Acısı olan, elemli. İLE Yanık, yanmış. | Sayrılık ateşi, humma. )
- GÖZE, ŞEREF (İST. 1942) :
( Ortaköy S. K. den kaleci olarak transfer edildi ve üç sezon (1966 - 1969) Sarıyer'de tescilli kaldı. Bu süre içinde 96 lig, 7 kupa, 3 turnuva maçı olmak üzere 106 resmi ve 9 özel maçla birlikte 115 maçta Sarıyer'de formasını giydi. Lig maçlarında 75, kupa maçlarında 5, turnuva maçlarında 3 olmak üzere resmi maçlarda 83 ve özel maçlarda yediği 17 golle birlikte toplam olarak 100 gol yedi. Kütahyaspor'a transfer ederek Sarıyer'den ayrıldı. )
- GÖZETLEME KULESİ :
( Garipçe köyün batı tarafında ve en yüksek tepenin üzerindedir. Kale tipindedir ve kim tarafından hangi tarihte yaptırıldığı hakkında bir bilgi yoktur. )
- GRAND KANYON'DA:
KUZEY YAKASI ile/ve/||/<> GÜNEY YAKASI ile/ve/||/<> BATI YAKASI
( NORTH RIM vs./and/||/<> SOUTH RIM vs./and/||/<> WEST RIM )
- GRAVİTİ/GRAVITY[İng.] değil/yerine/= KÜTLE/YER ÇEKİMİ
- GREEN CARD ile/ve/||/<>/> E2 (VİZESİ)
- GREENWICH MEAN TIME(GMT) ile/ve/değil/yerine/||/<>/> UNIVERSAL TIME COORDINATE(UTC)[İng.]/COORDINATED UNIVERSAL TIME(CUT)/TEMPS UNIVERSEL COORDONNE(TUC)[Fr.]
( UTC, atomik olarak hesaplanan bir saattir. İlk olarak 1963 yılında kullanılmaya başlamıştır. Güneş zamanına göre belirlenen GMT ile arasında çok ufak farklar vardır. Gündelik yaşamda iki zaman dilimi de kullanılır. Hangisinin kullanıldığı zaman dilimini etkilemez. )
- (not GROUND) GROUNDS
- GRUNG TAPE[Okunuşu:
Krung Tep] ile LOS ANGELES
( Melekler Şehri. İLE Melekler Şehri. )
( Tayland'ın başkenti. Tayland'ın tek şehridir. [Bangkok'u yabancılar kullanır.] İLE Amerika'nın bir şehri. )
( [Tayca] [Resmi Tam adı] (152 harf ya da 64 hecelik tek bir sözcükle yazılır): KRUNGTHEP MAHANAKHON AMORN RATTANAKOSİN MAHİNTARA YUDTHAYA MAHADİLOK POHP NOPARAT RAJATHANEE BUREEROM UDOMRAJNIVES MAHASATARN AMORN PİMARN AVALTARNSATİT SAKATATTİYA VİSANUKRAM PRASİT )
( Büyük Melekler Şehri, göz kamaştırıcı mücevherlerin büyük hazinesi, fethedilemez büyük toprak, görkemli ve seçkin topraklar, kimyasal değişim göstermeyen dokuz değerli taşın da bulunduğu şirin kraliyet başkenti, en yüksek kraliyet meskeni ve heybetli saray, reenkarnasyon geçirmiş ruhların kutsal barınağı ve yaşadığı yer. )
- GÜÇ[KUVVET] ve/||/<> ALAN
- GÜÇTİMUR, KENAN :
( Emekli Başçavuştu ve ara dönemde (Askeri darbe sırasında) bir süne Büyükdere'de muhtar olarak görev yaptı. )
- GÜCÜYENER, SERDAR (İST. 1954) :
( İETT den transfer edildi. Dört sezon Sarıyer'de tescilli kaldı (1973 - 1975 ve 1979 - 1981). Arada Galatasaray'a, buradan da Vefa'ya geçtikten sonra tekrar Sarıyer'e geldi. Sarıyer forması altında 117 lig, 2 kupa maçı olmak üzere 119 resmi ve 44 özel maçla birlikte 163 maç oynadı. Lig maçlarında 10 ve özel maçlarda 5 olmak üzere takımına 15 gol kazandırdı. Antrenör ve teknik direktör olarak çeşitli kulüplerde görev yaptı. )
- GUEST ile/ve/||/<> GHOST ile/ve/||/<> GEIST
( Konuk. İLE/VE/||/<>/> Hayalet. İLE/VE/||/<>/> Tanrı. )
- GÜHERÇİLE ile/ve/<> ŞİLİ GÜHERÇİLESİ
( ... İLE/VE/<> Şili'nin kuzeyinde, zengin, güherçile yatakları bulunmaktadır. )
( GÜHERÇİLE: İlaç olarak kullanılan, barut gibi patlayıcı maddeler yapımına yarayan, beyaz renkte ve ince billurlar durumunda, bileşik bir madde. Potasyum nitrat[KNO3] )
- GÜL BABA ile/ve GÜL BABA
( Galatasaray'da. İLE/VE Budapeşte - Macaristan'da.[Budin tepesinde, (Macarca) Gül Baba Sok.] )
( II. Bayezid döneminde/n. İLE/VE Kanuni Sultan Süleyman döneminde/n. )
( "Galatasaray Lisesi" olarak geçen okulu, Gül Baba'nın kendi için bir şey istemeyip adına bir okul yapılmasını istemesiyle Sultan II. BAYEZİD tarafından, MEKTEB-İ SULTÂNÎ olarak/adıyla yaptırılmıştır. )
( Galatasaray takımı, renklerini, Gül Baba'nın bahçesinde yetiştirdiği sarı ve kırmızı güllerinden almıştır. )
- GÜL BAHÇESİ ile/ve/değil/yerine ÇİÇEK BAHÇESİ
- GÜL SİNEMASI :
( Sarıyer'de Kaptan sokakta bulunuyordu. Sarıyer'in modern ikinci kapalı sinemasıydı. 1973 yılında hizmete açıldı. 1990 yılında ise kapandı. İşletmecisi Mehmet ve Tacettin Tekgül kardeşlerdi. )
- GÜL SOKAK PARKI :
( Baltalimanı Mahallesindedir. 1.600,00 m²'lik bir alan üzerindedir. 1.300,00 m²'lik yeşil alanı bulunmaktadır, )
- GÜL, ABDÜL (BAHÇEKÖY, 1942) :
( Bahçeköy'lüdür. Ticaret ile uğraşır. 1973 - 1980 yılları arasında iki dönem Bahçeköy Muhtarı olarak görev yaptı. DYP de siyaset yaptı, Sarıyer İlçe Yönetim Kurulu üyesi olarak görev aldı. )
- GÜL, ALİ (BAHÇEKÖY, 1960) :
( Bahçeköylü olup Merkez Bahçeköy mahallesinde üç yıl (2004 - 2007) süre ile muhtarlık yaptı. )
- GÜL ile KARA GÜL
( ... İLE Sadece Halfeti'de(Urfa'da) yetişir. )
- GÜLBAHÇE SİNEMASI :
( Büyükdere Piyasa Caddesi üzerindeki Rus Büyükelçiliği Yazlık Binasının yanında bulunuyordu. Piyasa Caddesi üzerindeki Çıkmaz Sokak'a girildiğinde ilk kapı Gülbahçe Sineması kapısıydı. 1935'te faaliyete başladı 1940 yılında faaliyetine son verildi. Bu Sinemada aynı zamanda tiyatroda yapılıyordu. Sinemanın, Beyaz Park Gazino ve Plajın sahibi Rasim Kayra idi. )
- GÜLÇUR, PROF. DR. FAİK (İST. 1918 - 1988) :
( Ünivesite Öğretim Üyesi. İlk öğrenimini Ankara'da. Orta öğrenimini İstanbul'da tamamlamıştır. 1938 yılında YZE Orman Fakültesine girmiş, 1942 yılında mezun olmuştur. Askerlik görevini bitirdikten sonra, 03.03.1945 tarihinde YZE Orman Fakültesinin Toprak İlmi ve Ekoloji Kürsüsündeki asistanlık görevine başlamıştır. 1951 yılında hazırlamış olduğu "Kuzey Anadolu Ormanlarının Bazı Meşcerelerinde Toprak Humusu Üzerine Araştırmalar" adlı doktora tezi ile Doktor unvanını almıştır. 1954 - 1956 yıllarında İskoçya'daki Aberdeen Toprak Araştırma Enstitüsünde doçentlik çalışmasını sürdürmüştür. "Rize Mıntıkasında Humit Şartlar Altında Gelişmiş Bazı Bakir Toprakların Kil Fraksiyonlarında Kimyasal ve Mineralojik Özellikler Üzerine Araştırmalar" adlı bu çalışmasını 1957 yılında tamamlayarak Doçent unvanını almıştır. 1964 yılında Profesörlüğe yükselti Imiştir. GÜLÇUR, İ.Ü. Senato üyeliği ve KTÜ Orman Fakültesi Dekanlığı görevlerini yürütmüştür. Kendi isteği ile 1978 yılında emekliye ayrılmıştır )
- GÜLEÇ SİNEMASI :
( İstinye'deki Güleç Sineması 1951'de Kumaşçı kardeşler İbrahim Bey ile Muammer Bey tarafından 1951 yılında açıldı. Tersanenin giriş kapısının karşındaki ve cadde üst kısmında bulunan İbrahim Efendi Köşkünün yanındaki arsa üzerinde açılan büyük bir yazlık sinema idi. Bu sinema 10 yıl kadar faaliyet gösterdikten sonra faaliyetine son verildi. )
- GÜLEN, PROF. DR. İLHAN (BURSA, 1925) :
( İ.Ü. Orman Fakültesi öğretim üyesi. İlk, orta ve lise öğrenimini Bursa'da tamamladı, 1943 açılan sınavı kazanarak Yüksek Ziraat Enstitüsü Orman Fakültesine girdi ve 1947'de bu okuldan Orman Yüksek Mühendisi olarak mezun oldu. Aynı yıl Or. Gen. Müd. 3. Amenajman heyetinde çalışmaya başladı. Askerliğini takiben Orman Genel Müdürlüğünde çalışmaya başladı. Katıldığı asistanlık sınavını kazandı ve 1950'da İ.Ü. Or. Fakültesi Orman Hasılatı ve İşletme İktisadı Enstitüsüne tayin edildi. 1954'te "Karaçamda (P. Nigra Arnold) Çap Artımı ile Hacım Artımı Arasındaki Münasebetler Üzerine Araştırmalar" konulu tezi ile Ormancılık İlimleri Doktoru unvanını aldı. 1955'te İ.Ü. İktisat Fakültesine girdi ve 1960'da mezun oldu. 1861'de "Türkiye Kereste Endüstrisi ve Rasyonalizasyonu" konulu tezi ile Üniversite Doçenti unvanını aldı ve 1968'de "Ormancılıkta Maliyet Problemi" tezi ile de Profesörlüğe yükseltildi. 01.11. 1974 tarihinde İ.Ü. Orman Fakültesi Dekanı seçildi, bu görevini 23.06.1975 tarihine kadar sürdürdü. 1982'de Orman Mühendisliği Bölüm Başkanlığına atandı. 1988'de Orman Ekonomisi Ana bilim Dalı Başkanlığına getirildi. 1992'de ise emekli oldu. Ayrıca "Ekonomi Ders Kitabı (Prof. Dr. H. Bayraktaroğlu ile müşterek) 1978", "Orman İdare (Yönetim) Bilgisi (Prof. Dr. M. Özdönmez ile müşterek) 1980", "Muhasebe Ders Kitabı, 1982", "Ormancılık Yönetim Bilgisi (Prof. Dr. M. Özdörmez ile müşterek) 1987" ve "Ormancılık Muhasebesi, 1988) kitapları yayımlandı. )
- GÜLERLER, BAKİ (BÜYÜKDERE, 1936) :
( İlkokulu Büyükdere'de, Ortaokulu Sarıyer ve Liseyi Kabataş Lisesinde okudu. İki yıl devam ettiği İktisat Fakültesini tamamlayamadı. İki yıl süre ile Çatalca'ın Elbasan köyünde ilkokul öğretmenliği yaptıktan iş bankası bünyesinde iş hayatına atıldı ve 27 yıl süre ile görev yaptı. Bankada çalıştığı sırada Ankara Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsünü bitirdi. 1990 yılında İş Bankasının Hürriyet Şubesi Müdürü iken emekli oldu. 1990 - 1999 yılları arasında Demokratik Sol Parti de (DSP) siyaset yaptı. 1994 - 1999 yılları arasında Sarıyer Belediye Meclisi üyesi olarak görev yaptı. Görev süresi içinde 4 yıl daimi encümen üyesi ve meclis 2. başkan vekilliği yaptı. 1970 - 1977 yılları arasında Büyükdere Spor ve Kültür Derneği Başkanlığı görevinde bulundu. )
- GÜLERLER, BAKİ (İST. 1936) :
( Büyükdereli'dir. Büyükdere Güzelleştirme Derneği Üyesi olarak yıllarca sosyal çalışmalar içinde bulundu. DSP de siyasi hayata atıldı ve 1994 - 1999 döneminde Sarıyer belediye Meclis Üyesi olarak görev yaptı. )
- GÜLMEK ve/||/<>/> EĞLENMEK ve/||/<>/> GEZMEK ve/||/<>/> DÜŞÜNMEK ve/||/<>/> ÖNERMEK ve/||/<>/> ÖNEMSEMEK ve/||/<>/> SEVMEK
( 10 yaşındaymış gibi. VE/||/<>/> 20 yaşındaymış gibi. VE/||/<>/> 30 yaşındaymış gibi. VE/||/<>/> 40 yaşındaymış gibi. VE/||/<>/> 50 yaşındaymış gibi. VE/||/<>/> 60 yaşındaymış gibi. VE/||/<>/> 70 yaşındaymış gibi. )
- GÜLMEZ HASAN SOKAK :
( Büyükdere Mahallesi sokaklarından biridir. Hasan Efendi'nin oturduğu bu sokak, bu şahsın hayat boyu gülmemiş olması, mutsuzluğu, ağlayıp sızlaması nedeni ile sokağa "Gülmez Hasan Sokak" ismi verilmiştir. )
- GÜLÜMSER, HÜSEYİN (İST. 1956) :
( Tekel Spor kulübünden transfer edildi ve beş sezon (1978 - 1983) Sarıyer'de tescilli kaldı. Bu süre içinde 72 lig, 13 kupa, 2 turnuva ve 6 amatör lig maçı olmak üzere 93 resmi ve 46 özel maçla birlikte toplam olarak 139 maçta Sarıyer formasını giydi. Kireçburnu Spor Kulübünde yıllarca yönetici olarak görev yaptı. )
- GÜLÜŞTÜR, ÖMER (VAN, 1958) :
( İş hayatına Büyükdere Tekel Kibrit Fabrikasında işçi olarak başladı. Kibrit Fabrikası işçilerinin kurduğu Kooperatif başkanlığını üstlendi. Sarıyer Spor Kulübü'nde 1 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. Bahçeköy ve Van spor Kulüplerinde başkanlık yaptı. )
- GÜMRÜK MUHAFAZA MÜDÜRLÜĞÜ :
( İstanbul Gümrük Muhafaza Başmüdürlüğüne bağlı Sarıyer Gümrük Muhafaza Müdürlüğü Büyükdere'de Çayırbaşı Caddesi üzerinde bulunmaktadır. )
- GÜMÜŞ, MEHMET (ÇAYELİ, 1946) :
( Sarıyerli, maden muhtarı. Maden ilkokulu ile Sarıyer Ortaokulunu bitirdi. Bankada iş hayatına atıldı ve emekli oldu. Anavatan partisi üyesi olarak 10 yıl süre ile İlçe yönetim kurulunda görev yaptı. Aynı partiden Sarıyer Belediye Meclisine iki dönem (1994 - 1999 ve 1999 - 2004) görev yaptı. Maden Spor Kulübü, Sarıyer Spor Kulübü, Maden Deli Bekir Ağa Camii ve Maden Tepeüstü Camii Derneği üyesidir. Maden Spor Kulübünde uzun yıllar yöneticilik ve bir dönemde başkanlık yaptı. Ayrıca Maden Deli Bekir Ağa Camii ve Tepeüstü Camii Dernek başkanlığı yaptı. 2004 yılından beri (2004/2009; 2009/2014: 2014/2019; 2019/2024) Maden Mahallesi Muhtarı olarak görev yapmaktadır. )
- GÜMÜŞDERE CAMİİ :
( Köy içinde olan cami inşaatı 1963'te başlamış, 1969'da tamamlanarak ibadete açılmıştır. Tarihi bir özelliği yoktur. )
- GÜMÜŞDERE İLKÖĞRETİM OKULU :
( Okul 1926'da iki katlı ahşap binada eğitime başladı. 1975'te hayırsever İlkan Atakol tarafından yaptırılarak yeni binasına taşındı. Bu binada eğitime devam edilmektedir. )
- GÜMÜŞDERE JİMNASTİK ALANI :
( Gümüşdere Mahallesindedir. 418,00 m² üzerindedir, 43,45 m²'lik yeşil alanı bulunmaktadır. )
- GÜMÜŞDERE KİLİSESİ :
( Kilise köye girişte solda olup taş binadır. 1923/1924 mübadelesi ile Rumlar köyden gittikten sonra kilise bir süre Cami, okul ve sonra da depo olarak kullanıldı. )
- GÜMÜŞDERE KÖYÜ TARIMSAL VE KALKINDIRMA KOOPERATİFİ :
( Köy sakinlerince 1972 yılında kurulan kooperatif Gümüşdere plajı ve plaj içindeki tesisleri işletmektedir. )
- GÜMÜŞDERE KÖYÜ :
( İlçenin sahil şeridinde de sınırı olan köylerinden biridir. Kısırkaya, Uskumruköy ve Kilyos'dan sınır alır. Köyün ismi Bizanslar döneminde olduğu gibi Osmanlılar döneminde de "Domuzdere" idi. 1867 tarihli ve Berlin baskıyı Constantipolel und der Bosporus haritasında da köyün adının "Domuzdere" olduğu görülüyor. Köye Gümüşdere adının verilmesine neden yörede bulunan ve işletilen ancak bilahare terk edilen gümüş madenlerinden olmasındandır. Köyün nüfusu 1992 sayımına göre 1.291 kişidir. )
- GÜMÜŞDERE MEZARLIKLARI :
( Köy mezarlığıdır ve köy çıkışında Kısırkaya'ya gidiş yolu üzerindedir. )
- GÜMÜŞDERE PLAJI :
( Kilyos ile Kısırkaya arasında birkaç kilometrelik sahil şeridi üzerinde, çok büyük alana yayılan bir halk plajıdır. Tüm ihtiyaçların karşılanabileceği tesislere sahip olan plaj Gümüşdere Köyü Tarımsal ve Kalkınma Kooperatifi tarafından işletilmektedir. Deniz sörfü yapılabilecek plajların en iyi ve önemlilerindendir. )
- GÜMÜŞDERE SAHASI :
( Gümüşdere plajına giderken sol taraftadır. Ancak lig maçı oynamaya elverişli değildir. Son birkaç yoldan beri antrenman yapılabilecek durumu da ortadan kalkmış durumdadır. )
- GÜMÜŞDERE SPOR KULÜBÜ :
( 1990'da Ekrem Berber, İsmail Berber, Kamil Karaca, Hasan Berber, Ali Özkan, Erol Berber ve Ali İhsan Ozan tarafından kuruldu. Kuruluşun Yeşil - Beyaz olan renkleri bilahare Kırmızı - Beyaz - Lacivert olarak değiştirildi. Futbol dalında faaliyet göstermekte ve İstanbul Amatör Liginde yer almaktadır. )
- GÜNBERİ ile/değil GÜNEÇ
( Yer'in, Güneş'e en yakın bulunduğu nokta. İLE/DEĞİL Çok güneş alan yer. )
- GÜNDOĞDU, AHMET (1944 - 1985) :
( Kırıkkalespor'dan transfer edildi. İki sezon (1966 - 1968) Sarıyer'de tescilli kaldı. Bu süre içinde 56 lig, 4 kupa, 5 turnuva olmak üzere 65 resmi ve 8 özel maçla birlikte 73 kez Sarıyer forması giydi. Lig maçlarında 13, kupa maçlarında 1, turnuva maçlarında 1 olmak üzere resmi maçlarda 15 ve özel maçlarda attığı 4 golle birlikte toplam olarak 19 kaydetti. İstanbulspor'a transfer ederek Sarıyer'den ayrıldı. )
- GÜNDOĞDU, AZİZ (ERZİNCAN, 1936 - 1994) :
( Üniversite öğrenimini tamamladıktan sonra ticaret hayatına atıldı. Değişik kulüplerde futbol oynadı. Sarıyer Spor Kulübü'nde 3 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. Kulübün Divan Kurulu Üyesidir. )
- GÜNEL, ALPTEKİN (PROF. DR.) (İZNİK - 1934) :
( Babasının memuriyeti nedeniyle ilk, orta ve lise öğrenimini ülkenin değişik yerlerinde yaptı. 1953 yılında Ziya Gökalp Lisesinden mezun oldu. İ.Ü. Orman Fakültesinden 1959 yılında mezun oldu. Yedek Subay olarak askerlik görevini yaptıktan sonra açılan sınavı kazanarak İ.Ü. Orman Fakültesi Orman Hasılatı ve İktisadı Kürsüsüne asistan olarak atandı. 1964'te İ.Ü. Fen Fakültesi Matematik Enstitüsüne öğrenci olarak kaydoldu.1966'da kazandığı bir bursa ABD ne gitti ve 24 aylık programı 20 ayda tamamladıktan sonra ABD'nin bazı üniversite ve araştırma kurumlarında iki ay süre ile incelemelerde bulunduktan sonra Fakültedeki görevine döndü. 1970'de "Ağaç Serveti Envanterinde Kullanılacak Yöntemler" konulu çalışması ile "Bilim Doktoru" oldu. 1974 yılında NATO Scientific Affairs Division'den aldığı bursla "Yöneylem Araştırması" konusunda eğitim görmek üzere Londra'ya gitti. İki yıllık teorik ve uygulamalı bir eğitimden sonra yurda döndü. 1977'de "Tek ağaç ve Meşçerede Artım ve Büyümenin Hesabında Kullanılan Matematik Modeller" konulu çalışması ile "Üniversite Doçenti" oldu. 1983 yılında TÜBİTAK - Tarım ve Ormancılık Grubu Yürütme Komitesine üye olarak atandı. Bu görevi 1987 yılına kadar devam etti. 1983 yılı başında YÖK yasasının 37. Maddesi uyarınca Ankara'daki Ormancılık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğüne atandı. 1983 yılı haziran ayında profesörlüğe yükseltildi. Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Orman Fakültesi Dekanı olarak görevlendirilince Araştırma Enstitüsü Müdürlüğünden ayrıldı. Dekanlık görevi devam eden KTÜ Rektör yardımcılığına getirildi ve Üniversitelerarası Temsilciliğine seçildi. KTÜ den 1993 yılında ayrılarak, Kocaeli Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Enstitüsü Müdürlüğüne, kısa bir süre sonra rektör yardımcılığına getirildi. Kocaeli Üniversitesindeki görevinden 1993 yılında kendi isteği ile emekli oldu. Aynı yıl Doğuş Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinde göreve başladı. 2003 - 2008 yıllarında bu fakültenin dekanı olarak görev yaptı. 2009 yılında, 75 yaşında, yaş haddinden emekli oldu. Prof. Günel'in ana çalışma alanı "Dendrometri" ile "Uygulamalı İstatistik" olup özellikle, çalışmaları İstatistik Deneme Desenleri ve Çok Değişkenli İstatistik Yöntemler üzerine yoğunlaşmıştır. Bu alanda çeşitli yayınları ve kitapları var. Lisans, Yüksek Lisans ve Doktora Programlarında verdiği dersler. İstatistik Yöntemler, Orman Hasılat bilgisi, Bilgisayar Programlama, İstatistik Kalite Kontrol, Çok Değişkenli İstatistik Yöntemler, Yöneylem Araştırması, Bilimsel Araştırma Yöntemleri (Bu dersleri Türkçe ve İngilizce olarak vermiştir). )
- GÜNER, MUHAMMET (İST. 1990) :
( Yenimahallelidir. Fenerbahçe Spor Kulübü boks takımı sporcusudur. 91 kiloda Gençler Türkiye Şampiyonudur. Haliç Üniversitesinde öğrenim görmekte olup 2009 Üniversiteler arası boks şampiyonasında şampiyon oldu. )
- GÜNER, REŞAT (RİZE, 1929 - 2002) :
( Madenlidir. Müteahhitlik hizmetlerinde bulundu. Siyasete CHP saflarında atıldı. Sarıyer İlçe Yönetim kurullarında pek çok kez görev aldı. Sarıyer Belediye Meclis üyesi olarak (1984 - 1989) görev yaptı. Sarıyer Spor Kulübü mensubu ve Divan Kurulu üyesidir. Sosyal ve Kültürel amaçlı pek çok dernekte üye olarak görev yaptı. )
- GÜNEŞ SAATİ ile BASÎTE[Ar.]
( Yalnızca hoş geçen [güneşli/serin/sakin] anları gösteririm.
(Horas non numero nisi serenas.)
[güneş saatleriyle ilişkilendirilmiş bir söz] )
- GÜNEŞ, HASAN (AZDAVAY/KASTAMONU, 1961) :
( Eğitimci/Sporcu/Antrenör. Ankara Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nin Beden Eğitimi ve Spor Bölümünden mezun oldu. Öğrencilik yıllarında Doğuşspor'da futbol ve voleybol oynadı. Ankara Atletizm Kulübünde atletizm yaparken aday hakemlik kursunu tamamlayarak futbol hakemi oldu. Bir yıl sonra C klasmanına yükseldi ve 15 yıl süre ile Milli hakem olarak amatör ve profesyonel lig maçlarında görev yaptı. 2001 de Beden Eğitimi öğretmeni mezun oldu. Askerliğini takiben Beden Eğitimi Öğretmeni olarak Sarıyer Ortaokulunda göreve başladı ve bu görevi 2010 yılına kadar (1987 - 2010) devam ettirdi. Futbol hakemliğini bıraktıktan sonra Enkaspor Kulübü, Sarıyer Spor Kulübü futbol okulu ve atletizm takımında antrenörlük yaptı. Ayrıca Yenimahalle (Sarıyer) Spor Kulübünde altyapı sorumlusu olarak çalıştı. Altınyıldız Spor Kulübü başkanı olarak görev yapmaktadır. )
- GÜNEŞ ile/ve/<> ATEŞ ile/ve/<> OCAK
( Gökte. İLE/VE/<> Yerde. İLE/VE/<> Evde. )
- GÜNEŞ ile/ve/<> BEYAZ GÜNEŞ
( ... İLE/VE/<> Yakutistan bayrağının simgesi. )
- GÜNEY KORE ve/<> SEUL
( ... VE/<> Güney Kore'nin başkenti. )
( ... VE/<> Han Irmağı, kenti, ikiye bölmektedir. )
( Türk Şehitliği, Birleşmiş Milletler bölgesinde, güneydeki liman kenti Pusan'dadır. )
( Budist tapınaklarında, her sabah saat 06:00'da, 10:00'da ve 18:00'de, 4 ayrı davul çalınır. Bunlardan ilk 3'ü, sırası ile hava, su ve karadaki canlılar içindir ve sonuncu vuruş ise tüm evren içindir. )
( Tekvando'nun anavatanıdır. )
- GÜNEY KUTBUNA GİDİŞTEKİ YÜRÜYÜŞ YOLLARI:
AXEL HEIBERG ile/||/<> HERCULES INLET ile/||/<> ROSS ile/||/<> UNION GLACIER ile/||/<> VİNCENT MASİFİ TIRMANIŞI ile/||/<> MESSNER
( 1.400 km. [Ross Buz Sahanlığı'ndan Güney Kutbu'na kadar] İLE/DEĞİL/YERİNE/||/<> 1.130 km.[40-60 gün] İLE/||/<> 1.480 km.[50 - 65 gün] İLE/||/<> 1.000 km.[30 - 40 gün] İLE/||/<> 21 km.[10-14 gün][Vincent Dağı zirvesine kadar] İLE/||/<> 890 km.[35 - 50 gün] )
( [zorluk] Çok yüksek. İLE/||/<> Çok yüksek. İLE/||/<> Çok yüksek. İLE/||/<> Yüksek. İLE/||/<> Yüksek. İLE/||/<> ... )
( Transantarktik Dağları'nı aşarak, 3.000 metreden yükseklikteki dağlık bölgelerden geçer. Bu da oksijen seviyesinin düşük olduğu, oldukça zorlayıcı bir bölüm sunar. [Amundsen'in Güney Kutbu'na ulaşmak için kullandığı buzuldur. Bu bölümde, büyük çatlaklar, dik eğimler ve kar fırtınalarıyla uğraşmak gerekir.] İLE/||/<> Antarktika'nın kıyısındaki Hercules Inlet'ten başlar ve Güney Kutbu'na kadar uzanır. [Çoğunlukla buzlu arazide, sürekli sert yellerle mücadele edilerek yapılır. Kendi yiyeceğinizi ve araçlarınızı kızaklarla taşımak zorunda kalınır.] İLE/||/<> Ernest Shackleton ve Robert Falcon Scott'ın kullandığı tarihi yoldur. [Ross Buz Sahanlığı'ndan başlayıp Beardmore Buzulu boyunca uzanır. Zorlu buzulların, sert hava koşullarının ve yüksekliğin olduğu bir yoldur.] İLE/||/<> Union Glacier'deki bir ana kamptan başlar ve genellikle daha dengeli hava koşulları nedeniyle yeğlenir. [Daha düz arazilerde kızak çekerek yapılan bir yürüyüştür.] İLE/||/<> Antarktika'nın en yüksek doruğu olan Vincent Masifi'ne tırmanmak için kullanılan yoldur. [Dağcılık araçlarıyla yapılan, pek de kolay olmayan bir doruk tırmanışıdır.] İLE/||/<> Reinhold Messner'in izlediği yoldan esinlenilmiştir. [Antarktika'nın iç bölgelerinde daha kısa ama yine de zorlu bir yoldur. Hercules Inlet'ten başlayıp Thiel Dağları'nı geçerek Güney Kutbu'na ulaşılır. Arazisi daha dik olabilir.] )
- GÜNEY RODEZYA ile/ve/<> KUZEY RODEZYA
( Zimbabwe. İLE/VE/<> Malawi ve Zambiya. )
- GÜNEY YERUCU/ANTARTİKA'DA:
AITCHO ADASI ve HALFMOON ADASI ve KING GEORGE ADASI
( En kuzeyindeki ada. VE Aitcho'dan sonraki ada. VE Halfmoon'dan sonraki ada. )
- GÜNEY, CENGİZ (ÇANAKKALE, 1938 - ?) :
( Büyükderelidir, Büyükdere Yüzme İhtisas Kulübünde yüzme sporu yaptı. Yüzmede birincilikler kazandı. Kasımpaşa'da profesyonel olarak futbol oynadı. Bu takımdan sonra Sarıyer Spor Kulübüne transfer oldu. Sarıyer'de ikinci Lig şampiyonluğu ile tanıştı. Futbolda 2 kez genç milli takım formasını giydi. )
- GÜNEY, MEHMET (RİZE, 1949) :
( Ticaretle uğraşır, fırıncılık yapmaktadır. 1992 - 1994, 1994 - 1999 ve 1999 - 2004 dönemlerinde DYP den Bahçeköy Belediye Meclis Üyesi seçildi. Son dönemde DYP den istifa edip AKP ye geçti. )
- GÜNEY, MEHMET OĞUZ (İST. 1961) :
( İşadamı - müteahhit, siyasetçi. İlk, Orta ve Lise öğrenimini Vefa Lisesinde tamamladı. Hacettepe Üniversitesi Elektronik Mühendisliği Bölümünü bitirdi (1982). İ.T.Ü. Fen Bilimleri Enstitüsü, Elektronik ve Haberleşme Bölümünde yüksek lisans eğitimini tamamladı (1985). İ.Ü. İşletme İktisadı gece bölümlüne devam etti. TOBB DEİK (Dış İlişkiler Konseyi) Türkiye Kazakistan ve Türkiye Türkmenistan Yürütme Kurulu Üyeliği ve Başkan Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Türk Amerikan İş Konseyi Üyeliği, birçok iş ve meslek grubu üyelik ve yöneticiliklerinde bulundu. CHP den Sarıyer belediye Meclisine üye olarak seçildi (2009). Aynı zamanda İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi üyesidir. Bir dönem Sarıyer Spor Kulübü yönetim kurulunda bulundu. )
- GÜNGÖR, ADNAN (İST. 1952) :
( Paris'te işletme tahsili yaptıktan sonra yurda dönüp iş hayatına atıldı. Tekstil ve Giyim sanayine ve kadın hazır giyimine yönelik şirketler kurup mağazalar açtı. Sarıyer Spor Kulübü'nde 3 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. )
- GÜNGÖR, MÜCAHİT (SARIYER, 1949) :
( Sarıyerli. Milli güreşçi ve güreş antrenörü. İlk, orta ve lise öğrenimini Sarıyer'de tamamladı. Güreşe çocuk yaşta Sarıyer Halk Eğitim Merkezinde başladı. İlk antrenörü Sarıyerli Sedat Kayalı'dır. Kısa sürede başarılı çalışmaları ile takdir edildi ve Beşiktaş Jimnastik Kulübü güreş takımına lisanyer oldu. Beşiktaş'ta dünya şampiyonu Yaşar Yılmaz'ın öğrencisi oldu. 57 kiloda defalarca (15 - 20) İstanbul birincisi oldu. Türkiye şampiyonasında 3 kez ikincilik aldı. 1969, 1970, 1971 ve 1972 yıllarında Türkiye Birincisi oldu. 1969/70 de Balkan Şampiyonu oldu, 1970'de Kanada Dünya şampiyonasına, 1971'de Avrupa şampiyonasına katıldı. 1971'de İzmir'de yapılan Balkan Olimpiyatlarında 62 kiloda şampiyon oldu. 1973'te İspanya'da yapılan Kulüplerarası Şampiyonada takım birinciliğini kazandılar. 1974 Polonya Katoviçe'de yapılan Dünya Şampiyonasında altıncı oldu. Bu şampiyonada Japonu 30 saniyede, Fransız güreşçiyi 7 saniyede tuşlayarak rekor kırdı. Ayrıca Uluslararası Cumhuriyet ve Vehbi Emre Turnuvalarında defalarca birincilikleri var. Yüzden fazla milli formayı giydi, 1970 Jandarma Gücü antrenörlüğü yaptı ve Silahlı kuvvetler şampiyonluğunu takım olarak kazandılar. Jandarmagücü, İETT Spor Kulübü, İstanbul Güreş İhtisas Kulüplerinde antrenör, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Güreş Kulübünde Teknik direktör olarak görev yaptı. Bu takımı 1997'de Türkiye Birincisi, sonra da Avrupa şampiyonu yaptı. Aynı Yıl Bütün Branşlarda Yılın Teknik Direktörü seçildi. Çeşitli ödüller aldı. Dolu dolu antrenörlük ve teknik direktörlük hayatı oldu. 20 yılı aşkın Güreş Milli takımında büyükler ve gençler takım hocalığı yaptı ve kamp müdürlüğü görevlerinde bulundu. Sarıyer Halk Eğitim Merkezi Güreş takımında fahri olarak güreşirken, Beşiktaş (1966), Altınay Güreş kulübü (1973), İ.E.T.T. Güreş Kulübünde (1980) ve İstanbul Güreş İhtisas Kulübünde (1984) lisanslı olarak güreşti. )
- GÜNGÖR, YAKUP MUTLU (RİZE/KALKANDERE, 1962) :
( İş adamı. İlkokulu Kalkandere'de, ortaokul ve liseyi Araklı ve Sürmene'de bitirdi. İ.Ü. İktisat Fakültesi İktisat Bölümünden mezun oldu. 1985'te iş hayatına atıldı. Bey - Koop Kooperatifiler Birliğinde Muhasebe Müdürü ve Müfettiş olarak 1993 yılına kadar çalıştı. İnşaat sektörüne kendi kurduğu kooperatif ile girdi. İstanbul'un değişik yerlerinde inşaatlar yaptı. 2003'te Emirgan Çay Bahçesini devir alarak yemek sektörüne adım attı. 2004'te siyasete atıldı ve Sarıyer Belediye Meclisinde AKP'yi temsilen 2004 - 2014 yılları arasında Meclis Üyesi olarak 10 yıl süre ile görev yaptı ve çeşitli komisyon üyeliklerinde bulundu. 2008'de Büyükdere'deki Canberra Restarantı aldı bilahare adını Pileki olarak değiştirdi. Sarıyer Spor Kulübü üyesi olup, denetleme kurulunda uzun yıllar görev yaptı. )
- GÜNİNDİ, NEBİ (KONYA/BOZKIR, 1949) :
( Sarıyerlidir. Ticaretle ilgilenir. Siyasi hayata CHP saflarında başladı. Partilerin kapatılması üzerine yeni kurulan SODEP ve takiben SHP de siyaset yaptı. Bilahare ANAP geçti. 1984 - 1989 yılları arasında Sarıyer Belediye Meclisi üyeliği yaptı. Sarıyerliler Derneği (SA - DER), Sarıyer Yeni Cami Yaptırma Derneği'nde yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. Sarıyer Spor Kulübü, Türk Hava Kurumu gibi sosyal, sportif ve kültürel amaçlı derneklerde üyedir. Sarıyer Spor Kulübü Divan Kurul Üyesidir. )
- GÜNSUR, NEDİM (AYVALIK; 1924 - 1994) :
( Büyükdereli'dir. 1948'de İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Bedri Rahmi Atölyesinden mezun oldu. Mezuniyet sonrası burslu olarak Paris'e çalışmalar yaptı. 1954 - 1958 yılları arasında Karadeniz Ereğli'sinde resim öğretmenliği yaptı. Bilahare İstanbul'da çalışmalarına devam etti. "Beş Gerçekçi Türk Ressamı" olarak kabul edilen; Nuri İyem, Nejat Günal, Turgut Zaim ve Cihat Burak ile birlikte beşliği oluşturanlardan biri olarak kabul edildi. Pek çok ulusal ve uluslararası sergide yer aldı. 1954 yılından itibaren madenci resimleri yapmaya başladı ve kendisini madencilerin ressamı olarak kabul ettirdi. Pek çok kişisel sergi açtı. Karışık sergilerde resimleri sergilendi ve pek çok ödül aldı. )
- GÜNÜŞEN, HÜSEYİN EM. ALB. (İST. 1924 - 1996) :
( Sarıyer Madenlidir. Deniz Harp Okulundan mezun oldu. Deniz Kuvvetlerinin çeşitli kademelerinde görev yaptı ve Albay rütbesiyle emekli oldu. Sarıyer Spor kulübünde yönetici olarak görev yaptı. )
- GURBET ile/ve KURBET
ELLER HAVAYA!!!
Sen! Yalnız adam!Duy sesimizi!
Paran yetmez,
Yıkmaya direncimizi!
Çek git yakamızdan, çek git ülkene!
Uç uç, bu dünyadan bir daha gelme!
Eller, eller, eller, eller, eller havaya!
Bergama'dan çıktık yola, Akkuyu'ya!
Eller, eller, eller, eller, eller havaya!
Gerekirse yürümeli, Ankara'ya!
Politik söylemleriniz, parasal güçleriniz,
Kuruyan nehirler, göller sizin eseriniz!
Bu köylü, bu toprak, bu ağaç bizim!
Benim ülkem çöplük değil!
Çektirin gidin!
Eller, eller, eller, eller, eller havaya!
Bergama'dan çıktık yola, Akkuyu'ya!
Eller, eller, eller, eller, eller havaya!
Gerekirse yürümeli, Ankara'ya!
Eller, eller, eller, eller, eller havaya!
Bergama'dan çıktık yola, Akkuyu'ya!
Eller, eller, eller, eller, eller havaya!
Gerekirse yürümeli, Ankara'ya!
Teşekkürler! Sevgili, Haluk LEVENT!
Rio de Janerio: Yaklaşık 400 yaşındaki kentin yaslandığı tepelerden Corcovado dağında bulunan, 30 metre yüksekliğindeki ve dünyanın en geniş heykellerinden biri olan ''Christ the Redeemer'', karnavallarıyla ünlü Rio'yu ve halkını her türlü kötülüklere karşı koruyor. Brezilya'nın 10 milyon nüfuslu bu ikinci büyük kenti, koloni dönemindeki Afrikalı, Avrupalı ve Güney Amerikalı toplumların birlikte yaşamalarıyla ve hatta aralarında yaptıkları evliliklerle şimdiki kültürel yapısına kavuştuğundan, aynı heykel ''tüm ataların ve anaların'' da ortak simgesi...
Brüksel: Kentin tanıtımında en ünlü simge olan ''İşeyen Çocuk Çeşmesi'' nin de siyasi ya da dinsel tarihle hiçbir ilgisi yok. 1619 yılında Jerome Duquesnoy tarafından yapılan çeşme, Belçikalıların eski bir kent söylencesine ait... Zengin bir Brükselli, ulusal şenlikler sırasında tek ve biricik oğlunu kaybeder. Çocuk beş gün sonra Rue de l'Etuve denen ve ''soyluların'' oturdukları sokağın köşesine ''işerken'' bulunur. Sonra da aynı köşeye, bu çocuksu cesareti ''kent belleğine'' taşımak için bronz bir heykeli dikilir.
Londra: Bizde, örneğin Galata Köprüsü yerine Boğaziçi Köprüsü'nü İstanbul'un simgesi sayan ''muhafazakâr'lar ile İngiliz muhafazakârlığı arasındaki farkın en çarpıcı göstergesi, Londralıların aynı konuda tarihi 'Tower Bridge'i yeğlemeleri...
New York: Kentle birlikte ABD'yi de simgeleyen 45 metrelik ''Özgürlük Anıtı'' 28 Ekim 1886 tarihinde açıldı. Amerika'nın siyasal özgürlüğünü kutlamak ve bunu da 'Fırsatlar Şehri'ne armağan etmek amacıyla 1865'te yapımına karar verildikten 21 yıl sonra tamamlanabilen anıt-heykelin seyir katına 354 basamak çıkıyor...
Paris: Adını, tasarımcısı Gustave Eiffel' den alan ve 1930'a kadar dünyanın en yüksek yapısı olan Eyfel Kulesi (320 m.), 19. yüzyılın çelik sanayisini de anıtlaştırmıştır. Paris'in en güzel bu kuleden görünmesinin nedeni olarak; ''Çünkü Eyfel'en bakınca kendisini göremezsiniz'' denilmesi de ''zarifliğiyle'' ünlü kent halkının çelikten ''simgelerine'' yönelik nazik eleştirisidir...
Sydney: Bu kenti de bir ''mimarlık gösterisi'' simgelemekte; Opera Binası... Yelkene benzeyen çatısıyla ün yapan binayı mimar Jorn Utzon tasarladı ve 1959-1973 yılları arasında inşa edildi. Ne var ki Utzon, kendi tasarımına tümüyle uyulmadığı için 1966 yılında projeden ayrıldı. Binayı daha sonra Avustralyalı bir grup tamamladı. Sydney'in hemen tüm kartpostallarında Opera Binası yer almakta...
Kopenhag: Kuzey Avrupa'nın soğuk denizlerinde gemicilerin düşü olan ''denizkızı'' bu kentin simgesi. Danimarkalı yazar Andersen' in dünyaca ünlü öykülerinden esinlenilerek limana yapılan küçük heykel, âşık olduğu prensle ancak kıyıya çıkarak görüşebilen denizkızını anlatıyor...
YUNANİSTAN
II. Mahmut'tan Yunan İsyanına DestekNisan 1821, Fener Patrikhanesi
Alemdar Mustafa Paşa Rumeli askeriyle Topkapı Sarayı'nın kapısına dayandığında padişah IV. Mustafa hem III. Selim'in, hem de II. Mahmut'un öldürülmesi emrini vermişti. Selim öldürüldü ama Mahmut haremdeki kadınların yardımıyla kurtuldu ve ardından tahta geçti. Napolyon'un çağdaşı olan II. Mahmut, Fransız imparatorunun Rusya'nın üzerine yürümesinden memnundu.
Napolyon'un başarıları yüzyıllardır Ruslarla savaşmakta olan Osmanlıların işine geliyordu. Dolayısıyla Fransızlarla Osmanlıların ilişkileri bu dönemde hayli gelişecekti. Avrupa ve Rusya Napolyon'la uğraşırken II. Mahmut da Osmanlı İmparatorluğunda bazı reformlar yapma olanağını bulacaktı.
Ancak Fransa sadece Avrupa ve Rusya'nın başına bela olacak bir Napolyon'u çıkarmakla kalmamıştı, aynı zamanda 1789 devrimini de gerçekleştirmiş ve bu devrimin rüzgarı Osmanlının egemenliği altındaki topraklara kadar ulaşmıştı. Fransız devriminin yaydığı fikirler, başta Balkanlar olmak üzere, Osmanlıların da canının sıkılmasına neden olan milliyetçi akımları birçok yerde güçlendirecekti. Bunlardan biri de Yunanistan'dı. Ortodoks dininin egemen olduğu Balkanları kendi hegemonya alanı olarak gören Rusların, Sırbistan ve Yunanistan'ın bağımsızlığı için uğraşmaları anlaşılır bir şeydi.
Nitekim 1814'de, Rusya'daki Yunan tüccarları tarafından Odesa'da kurulan "Philiki Hetairia" örgütü Yunan bağımsızlığı için önemli bir adım olacaktı. Bir süre sonra Osmanlılardan bağımsızlık kazanmak için Balkanlarda başlatılmak istenen savaş hemen sonuçlarını vermeyecekti ama artık fitil de tutuşturulmuş oluyordu.
Aslında kendilerini Bizans İmparatorluğunun varisi olarak gören Rumların Osmanlı egemenliği altında hayli ayrıcalıklı bir statüsü vardı. Başkent İstanbul'un nüfusunun önemli bir kesimini oluşturan Rumlar dış ilişkiler başta olmak üzere Osmanlı devletinin birçok önemli mevkisini işgal ediyordu. Osmanlı devletinin Avrupa ülkeleriyle diplomatik ilişkilerinde kullandığı dil esas olarak Yunancaydı. Tabii en önemlisi de Fener Patrikhanesi'nin İstanbul'da bulunmasıydı. Ortodoks kilisesinin merkezinin İstanbul'da olması ve varlıklı Fener aristokrasisinin Osmanlı sultanlarıyla iyi geçinmeyi temel alan ilişkileri Osmanlının Yunan/Rum tebaasıyla olan ilişkileri açısından da belirleyici bir öneme sahipti.
Ama ne olursa olsun, sonuçta Yunanistan yüzlerce yıldır Osmanlı'nın egemenliği altındaydı ve artık çağ ulusal esaslara göre yeni devletlerin mantar gibi fışkırdığı, ulus-devlet modelinin evrenselleşmeye başladığı bir çağdı. Dolayısıyla Yunanistan'ın da kendi bağımsızlığı için ayaklanması ve savaşmaya başlaması doğaldı. Uzunca bir zamandan beri Yunanistan ve Arnavutluk'un bir bölümünde fiilen hükümranlık kurmuş Tepedelenli Ali Paşa'nın II. Mahmut'un orduları tarafından tepelenmeye çalışılmasını fırsat bilen Yunan milliyetçileri Mart 1821'de ayaklandılar.
Asıl destek adalardaki tüccarlardan, orta sınıftan ve köylülerden geliyordu. Özellikle deniz ticaretiyle uğraşan Yunan adaları hem zenginleşmiş, hem de başta Marsilya olmak üzere Fransa ile olan yoğun ilişkileri çerçevesinde milliyetçi fikirlere açık hale gelmişti. Bir yandan Tepedelenli Ali Paşa, diğer yandan da İran'la savaş halinde olan Osmanlı orduları ilk aşamada isyanı bastırmakta güçlük çektiler.
Böyle bir ayaklanmayı pek beklemeyen II. Mahmut büyük bir öfkeye ve paniğe kapıldı. Paniklemişti, çünkü Rumlar hep birlikte ayaklandıklarında İstanbul'u, en azından Galata ve Beyoğlu'nu ele geçirirler diye korkuyordu. Nitekim gizli bir emir vererek İstanbul'daki Müslüman ahalinin böyle bir Rum ayaklanmasına karşı koymak üzere silahlanmasını istedi. Yeniçeri kışlalarına da gerektiğinde sivil halka dağıtılmak üzere yeteri kadar silah bulundurmalarını emretti.
Öfkesini ise Fener Patrikhanesi'nden çıkaracaktı. Evet, yüzlerce yıldır ataları da her türlü başkaldırıyı kan dökerek, şiddetle bastırmıştı ve atalarından bildiği yolu izlemesi şaşırtıcı değildi. Ayrıca o sıralarda aşınmış olan merkezi otoriteyi, yani kendi otoritesini güçlendirmek için yerel otoritelerin ve ayaklanmaların üzerine şiddetle giderek despotlukta bir hayli ün de kazanmıştı. Ama yine de öyle akılsızca hareket edecekti ki, karşısındaki güçleri birleştirmekle kalmayacak, durduk yerde bir din şehidi yaratacak ve kendisine karşı mücadele edenlere etkili bir bayrak armağan edecekti.
Dönemine göre bir "aydın" olduğu söylenebilecek padişahın "aydın despotluğunu" annesi "Fransız Sultan"dan aldığı ileri sürülmüştü. Ve kan dökmeye alışık bu "aydın" Sultan, Yunan ayaklanmasının arkasında Ortodoks kilisesinin olduğuna inanıyordu. Öyleyse önce kilisenin önde gelenlerini cezalandırarak işe başlamak gerekir, diye düşünüyordu. Oysa Fener Patrikhanesinin patlak veren ayaklanmanın arkasında olduğu kanıtlanamazdı. Evet, kimi yoksul papazlar ve din görevlileri isyancılarla beraber olabilirdi, ama Fener yöneticileri, patrik ve piskoposlar bu hareketten rahatsızdılar ve kendi konumlarını da tehlikeye attığının bilincindeydiler.
Nitekim Mora'da ayaklanma başladıktan sonra Fener Patrikhanesi Ortodoks Kilisesi adına resmi bir açıklama yapacak ve ayaklanmayı kınarken Sultan'a bağlılığını bir kez daha vurgulayacaktı. Ancak II. Mahmut açısından bunların hepsi oyundu. Fener Patrikhanesi hem ayaklanmayı gizlice destekliyor, hem de kendisini kurtarmak için bu tür açıklamalar yapıyordu. Oysa durum böyle olsa bile, bu açıklamanın ayaklanan güçleri bölmek için bir silah olarak kullanılması mümkünken öfkesinin esiri olan padişah budalaca hareket edecekti.
İşte böylece, Mora'daki ayaklanmanın başlamasından birkaç hafta sonra, 22 Nisan 1821'de yaklaşan Paskalya için ayin yapılırken silahlı askerler Haliç'in kıyısındaki Fener Patrikhanesi'ne daldılar. Ayinin bitmesini sabırsızca beklemeyi nasıl akıl ettiler Allah bilir, ama ayin biter bitmez tören cüppeleri içindeki Patrik Gregorius ve beraberindeki piskoposlarla papazları yakaladılar. Bir anda ortaya çıkan cellatlar kementlerini Patrikle diğerlerinin boynuna dolayıverdiler. Sürüklenerek Patrikhanenin kapısına getirilen Gregorius buradaki bir çengele asılıverdi. Tüm Rumlara gözdağı vermek için Patriğin cesedi üç gün boyunca orada asılı kalırken, diğer piskoposlar da İstanbul'un çeşitli semtlerinde aynı şekilde asılarak günlerce teşhir edildi. Sultan Mahmut bu katliamın ardından Rumların tepki gösterebileceğini de düşünmüş ve İstanbul'a dışarıdan askeri birlikler getirtmeyi ihmal etmemişti.
Ayrıca Müslüman halk da Rumlara ve Hıristiyanlara karşı silahlandırılıp, kışkırtıldı. Gözü dönmüş topluluklar günlerce İstanbul'un altını üstüne getirerek terör estirdiler; insanları öldürdüler, kiliseleri yağmaladılar, hatta Patriğin tahtını bile parçaladılar.
Bu arada Sultan Mahmut'un da öfkesi dinmek bilmiyordu. İyice çileden çıkmış olan Padişah, Ortodoks Hıristiyanları daha da aşağılamak ve küçük düşürmek için Patriğin cesedinin Yahudilere verilmesini ve bir pazar yerinde Yahudiler tarafından ayağından sürüklendikten sonra bir taşa bağlanıp Haliç'e atılmasını emredecekti.
Böylece Osmanlı Sultanı İstanbul'daki Rumların herhangi bir harekete kalkışmasını belki önlemişti ama bir anda imparatorluk topraklarında yaşayanların dörtte birini, sadece Rumları değil bütün Ortodoks Hıristiyanları kendisine düşman etmeyi başarmıştı.
Olanlara kayıtsız kalmayan Avrupa devletleri Osmanlı devleti üzerinde ağır bir baskı kurdu. Bu arada zaten geleneksel olarak eski Yunan uygarlığından gelen hayranlık ve bağlılık duygulan artık tüm Avrupa'da Yunanistan'ın bağımsızlık savaşının daha büyük ölçüde desteklenmesini getirecekti. "Barbar Türkler" "Uygar Yunanlıları" böylesine vahşice katlederken Avrupa'nın hareketsiz kalması mümkün değildi. Ve sonuçta çok geçmeden Yunanistan tam da bu destek sayesinde, Avrupa'nın Hıristiyan devletlerinin eliyle bağımsızlığını kazanacaktı.
Yunanistan'daki ayaklanmalar Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa'nın oğlu İbrahim Paşa'nın ordusuyla bastırılacaktı ama Rusya ve diğer büyük devletler yapılanları unutmayacak ve Yunan davasının zafere ulaşmasını sağlayacaklardı. 1827'de Navarin'de Osmanlı-Mısır donanması ağır bir yenilgiye uğratıldıktan ve Ruslar yine Balkanlara indikten sonra Eylül 1827'de Edirne'de yapılan anlaşma ile Yunanistan'ın bağımsızlığı resmen tanınacaktı.
Öte yandan cesedi Haliç'in sularına atılan Gregorius'un hikayesi orada bitmedi. Bağlandığı taştan kurtularak suyun yüzeyine çıkan ceset Rusya'ya tahıl götüren bir Rum gemisi tarafından bulundu. Bunun "din şehidi" Patrik için ilahi bir mesaj olarak algılanması kadar doğal bir şey olamazdı. Gemi Odesa'ya ulaştığında Gregorius dini ve vatanı uğruna şehit olmuş kutsal bir kişi, bir "aziz" olarak büyük bir törenle toprağa verildi. Aslında Osmanlıya bağlı olan ve ayaklanmacılara karşı çıkan talihsiz adam artık bağımsızlık mücadelesi verenlerin elinde bir meşale olacak ve hep öyle kalacaktı. Yarım yüzyıl sonra Ruslar Ortodoks kiliseleri arasındaki ilişkileri geliştirmek için Patriğin kemiklerini anavatanı Yunanistan'a gönderdiler. Atina'daki Metropol katedralinin girişine defnedilen Patriğin mezarı o gün bugündür dindar Yunanlılarca bir türbe gibi ziyaret ediliyor.
DİKENLİ TELLER
Madenlerden tel ekme tekniğini bulmakla yetinmeyen insan, bu icadından çeşitli sanat ve sanayi dalları yarattı. Kafes ve kümes telinden, gelin ve telgraf teline uzanan tel türlerinden birisi de dikenli teldir. Kadayıf telinden çok devedikenine benzeyen dikenli tele "teldikeni" de denebilirmiş ama, adı konmuş bir kere, değişmesi zor. Bozkırda sığır güden kovboylar için üretilen dikenli tel, savaşlarda toplama kamplarında kullanılmış. Kimi ülkeler telin üretimini, kimi ticaretini yasaklamış; ötekiler de tüketimi. Ülkemizde dikenli telle ilgili yasal kısıtlamalar olup olmadığı kesin bilinmiyor. Ancak nerede "yasak" levhası varsa onun yakınında dikenli tel örgü bulunması yabancı konuklarımızın hemen dikkatini çekiyor. Çünkü, yasak ya da tehlikeli bölge simgesi olan dikenli telin tüketim düzeyi, ülkenin kültür düzeyi ile yapısal ve açısal sorunlarını gösteriyor. Filtreli sigara ve Calcium(kuvvet) iğnesi türünden Frenk icatlarına fazlaca düşkün olan milletlerin dikenli tel tüketme eğiliminin giderek yükseldiği saptanmış. Yakın geleceğin üst düzey devlet yöneticiliğine aday olan sevgili evlatlarımıza karşı dikenli telin saldırganca kullanıldığı da anlaşılmış. Üstelik, eskiçağlarda "dikendutu" olarak bilinen böğürtlen çitleri yerine, günümüzde dikenli telörgüler kullanılması da çocuklarımızı hiç mutlu etmiyormuş. Nüfusunun yüzde elli oranında şehirli, yüzde yetmiş oranında okuryazar olmasıyla övünen Türkiye'deki dikenli tel tüketimi, plancılarla iktisatçıların tüylerini diken diken eden bir artış hızına ulaşmış. Kesin olmayan ilk hesaplamalara göre yıllık yüzde yüzyirmisekiz dolayındaki tüketim artışı, resmi enflasyon rakamlarını üçe katlayabilen tek tüketim kalemidir.Bu denemede, dikenli telin şehir halkı ile topluma etkileri üzerinde durulmakta, güncelleşen milli soruna medeni bir çözüm yolu aranmaktadır.
Dikenli telin güvenilir tarihçesi ne yazık ki hâlâ yazılmamış. Tüm bildiklerimiz, yabancı dillerdeki ünlü ansiklopedilerden aktarılıyor. İlk üretim patenti 1874 yılında alınmış. Amerikalı mucit, madeni tele diken takmanın teknik kolayını (aletini) bulmuş. Erkeksi görüntüsünü vurgulamak için, bu yeni icada "sakallı tel" adı verilmiş. Çoğu sakallı olan yiğitlerimiz, Birinci Dünya Savaşı sırasında Mısır'da tanıştıkları yeni silaha "dikenli tel" adını koymuşlar. Sakalın traş çaresi var da dikeninki yok. Dikenli tel örgüler, o gün bugündür, düşmanlara, kaçakçılara, hırsızlara, savaş esirlerine tutuklulara, gözaltına alınanlara karşı bir güvenlik önlemi (aracı) olarak, inşaat şantiyelerinde, Hazine'den tahsisli resmi konutlarda, spor-eğitim ve turizm tesislerinde, yasak ve hassas bölgelerde, saray, köşk, müze ve çocuk bahçelerinde kullanılıyor. Kendi ülkelerinde dikenli teli belki hiç görmemiş olan kimi diplomatlar, bizdeki yaygın kullanıma özenerek, Kançılarya ve Rezidansların bahçe duvarlarını dikenli tellerle takviye etmeye başlamışlar. Bilinen çoğu örnek olaylar, dikenli tel çitlerin, aslında etkili olmadığını ve sadece "yasak" anlamında kullanıldığını ortaya koyuyormuş.
Genellikle güvenilir kaynaklardan alınan derlenen doğrulanmamış bilgilere göre, 1890'da 2000 ton olan dünya dikenli tel üretimi, 1930'da yaklaşık 200.000 tona, 1980'de 22.888.900 metrik tona ulaşmış. Avrupa, Akdeniz ve İslam ülkeleri arasındaki tüketim hızı artışında Türkiye yıllardır ilk sıraları koruyormuş. BM istatistikleri, sanayi ülkelerinde üretilen üstün kaliteli dikenli tellerin daha çok gelişmekte olan ülkelerde tüketildiğini gösteriyormuş. Sivil amaçlı projelerde, DT-7-ASA 9000 TSE standardına uygun (galvanizli çelikten yapılmış) piyasada "Kirpi" mal diye bilinen ithal mallar ihracatında adı geçen ülkeler, dikenli tel kullanılmasını tümden yasaklamışlar. Hatta, et ve süt paketleri üzerinde "Dikenli telsiz çiftliklerde üretilmiştir" damgası vuruluyormuş. Afrika İnsan Hakları Derneği'nin 1986 tarihli araştırması da, dikenli telin hayvanlardan çok yurttaşlara ve şehirlilere karşı kullanıldığı gerçeğini ortaya koymuş.
İlk "Dikenli Tel Yasası" 1894'te İngiltere'de yürürlüğe girmiş. Yasa, dikenli telin insanlara ve hayvanlara zarar verecek şekilde kullanılmasını yasaklamış. Meskûn yerlerde ve yol kenarında kurulu tel örgüler kaldırılmış, yasaya uymayan kişi ve kurumlara ağır cezalar kesilmiş. Yasa başarılı olmuş. Medeni ülkelere sokulmayan dikenli teller, günümüzde artık medeniyet merkezi sayılan şehirlerde görülüyor. "Gülü seven dikenine katlanır" sözü uyarınca, dikenl tel, en çok da, anıt ve sanat yapıları, okullar, luna-parklar ile çocuk bahçelerinde "yasak" (girilmez/geçilmez/dokunulmaz) anlamında kullanılıyor. Kime karşı, neden yasak? Malı mı koruduğu yoksa canı mı sakındığı? belirsiz olan yasağın kendisi, tehlikesinden büyük bir simge! "Dikkat Köpek Var!" ihbarı gibi, "Dikkat Dikenli Tel" diye uyarmak gerekir hemşerileri.
Dikenli telden korunmak için neler yapılabilir? Telin dikenlerini traşlayan elektriklitraş makine patenti 1974'te alınmışsa da, yapılan pazar araştırmaları sonunda, talep azlığı nedeniyle üretime geçilememiş. Uluslararası Hayvanları Koruma Derneği'nin dergisine göre, en basit ve ucuzundan bir tel makası ve iki kalifiye işçi ile yaklaşık 200.000 metrelik tel örgünün üç günde kesilip kaldırılacağı; diken-traş makinelerine hiç ihtiyaç bulunmadığı anlaşılmış. Bu yüzden diken traşlama makinesi yerine, çim-biçme makineleri alınması tavsiye ediliyor.
En kolay ve etkili çözümü Türk çocukları bulmuş. Dikenli telleri, birer yay teli gibi gerip birbirine bağlayarak tel örgülerde 40-50 santimetrelik pencereler açmayı öğrenmişler. Çok büyük değil ama geçmeye yetiyor. Gönüller şen olsun! Büyüklerce tasarlanan tel engellerin çocuklara karşı etkili olmadığı görülüyor. Uzun sözün kısası, dikenli tel, öyle aşılmaz, geçilmez, sağlam ya da dayanıklı bir engel değildir. Tırmalar, yaralar, belki sakatlar ama kararlı kişileri durduramaz. Hele bizim mahalle çocuklarını asla!
Dikenli telle yıllardır içli-dışlı yaşamaya alışmış bir toplumdaki dikenli tel alışkanlığı nasıl giderilebilir? Günlük hayatımızın parçası olan tellerden vazgeçilebilir mi? Şili, Peru ve Uruguay'daki ilk denemeler, yasağın karaborsaya yol açtığı ve milli standarda uymayan malların piyasaya sürüldüğünü göstermiş. Halkın taklitlerden sakınması güçleşmiş. Ayrca, "Dikenli tel kullanmak yasaktır" levhalarının dikenli telle çevrilmesi de -resmi tüketimin artmasına yol açarken- muhalefet basınında çıkan karikatürlere konu olmuş.
Dikenli telin sakıncası yalnızca ele-göze batmasından, gelip geçen vatandaşların elbise ve eteklerini yırtmasından, her ay yüzler ve binlerce çocuğa yok yere tetanoz serumu yapılmasından ibaret değildir. Asıl üzerinde durulması gereken sorun, dikenli telin gelişigüzel kullanımından doğan duygusal tepki ve manevi yıkıntılardır. AT ülkeleri, Belediyeler Biriği Genel Kurulu, dikenli telle korunmuş kent mekânlarının, hemşeriye hakaret, çocuklara saldırı, milli onura saygısızlık, kamu yararına "muzır" olduğuna karar vermiş.
Güney Amerika'da 1985'te yapılan bir kamuoyu yoklamasına göre, dikenli telli şehirlerde yetişen çocukların, küçüklerini sevmediği, büyüklerini saymadığı, vatandaşlık görevlerini yerine getirmediği görülmüş.* Yakın Doğu'nun Sincan özerk yöresinde at koşturan soydaşlarımızla geçen yaz yapılan bilimsel söyleşide, Uygurlar'ın dikenli tel örgüleri hiç bilmedikleri anlaşılmış. New York Belediyesi de, Batı Yakası'nın Öyküsü filminden sonra okul bahçeleri çevresindeki tel örgüleri tümden kaldırmaya karar vermiş. Çünkü bu okullarda yetişmiş çocukların 2-3 katlı binalara merdivensiz tırmandıkları görülmüş.
Dikenli telden yapılmış en ünlü engel, Birinci Savaş'ta Avusturya (Alp) Cephesi'nde savaşan ve zafer kazanan İtalyan piyadelerinin "Konçertino" (Küçük Konçerto) adını verdikleri istihkam (savaş) aracıdır. Akordiyon körüğü gibi açılıp kapanabilen, rüzgarlı kış gecelerinde, memleket ezgilerini anımsatan özlem dolu sesler çıkaran dikenli kangallar bir dönem Napoliten serenadlar kadar ün kazanmış. İtalyan savaşçılarn kara mizahı, medeniyet yolunda ilerleyen insanlık onuru için görkemli bir esin kaynağı olabilir mi? diye düşünüyorum.
Fantastik çözüm yolları geliyor insanların aklına. Önce, dikenli tel örgülerin önünde ya da arkasına yerleştirilecek sanayi tipi, kuvvetli hava üfüren vantilatörlerle, dikenli tellerin müzik yapma gücü kanıtlanabilir ve amatör müzikseverlerin bu telleri dev akordiyonlar gibi çalması sağlanabilir. İkinci ve daha etkili çözüm yolu olarak şehir merkezi (Centrum) çevresinden sökülecek dikenli tellerden yapılacak Santurlar, Belediye konservatuvar öğrencilerine parasız dağıtılabilir. Hele bir düşünün, değerli dostlarım: "Konser ya da Konçerto alanı: Giriş Serbesttir! Alışageldiğimiz, dikenli yasaklar yerine kulağa ne kadar hoş geliyor, değil mi?
Yasaklar konusunu işleyip de, dikenli tel örgülere yer vermeyen kimi usta sanatçılarımıza buradan kişisel bir çağrıda bulunmak istiyorum. Yaşar Kemal gibi yazarlar dikenli tel yasaklarına karşı bir kampanya açabilirler. Kampanyanın koordinatörlüğünü belirlemek üzere uluslararası yarışmalar da düzenlenebilr. Belediye Başkanlığı, İl Eğitim Müdürlüğü ile İlçe Zabıta Amirliği'nin açılacak yarışmaya danışman olarak katılması sağlanabilir. En çok (kilo veya kilometre) dikenli teli en kısa zamanda söküp kaldıran yerel örgüte, çocuk ve yaşlı hemşerilerden kurulu yarışma jürisi tarafından Büyük Belde Belediyeler Birliği (BBBB)'nin Başarı Beratı (BB) verilebilir. Yarışmayı kazanan örgüt bandosu ile Konservatuvar Santur Heyeti'nin şehir merkezinde konserler vermesi de düşünülebilir. Tanıtma Vakıflarımız, yeni spor dalının, Akdeniz ve Balkan Oyunları ile Olimpiyat programına alınması için harekete geçirilebilir. Uluslararası yarışmalardaki ulusal başarılara yıllardır özlem duyan ülkemiz, bir yandan altın madalyaları toplarken, barışcı çabalarındaki başarısından dolayı Nobel'e aday da olabilir. Belki hayal denecek ama dikenli tel örgülerimizin kaldırılabileceğini ve şehir merkezlerinin dikensiz, toplu-taşıma raylar ile örülebileceğini sanıyorum. Dikensiz şehir merkezlerinde yetişen kuşakların güllere karşı daha duyarlı ve saygılı olacaklarını da hayal ediyorum.
Dikenli tel, ekili tarlaları, başıboş sürülere karşı başarıyla korumuştur. Endüstrileşen ülkelerde bostana giren danalar tasarım önlemleriyle durduruldu. Zamana ayak uyduramayan ve geri kalmış ülkelerde, şehirlerin konut, eğitim, sağlık, üretim, ulaşım, dinlenme ve savunma bölgeleri birbirine karışınca, tel örgülü yasaklar kaçınılmaz olmuş. Çağdaş Belediyeler, savaşı anımsatan yasakları yaşatmak yerine dikensiz mekanlar yaratmak yolunu seçti. Kent bölgeleri yasalarla belirlenince dikenli tel yasaklara gerek kalmamış. Parklarda, hipodromda, Hisarda, stadyumda, okulda ve otoyoldaki dikenli "yasak"ların yerini biz de deneyebiliriz. Halk dilinde "köşeyi dönmek" başarmak anlamına gelir. Oysa Hemşeri, köşeleri değil, kestirmelerin dikkenarlardan yaklaşık, üçte-bir oranında daha kısa ve kârlı olduğunu keşfetmiştir. Dikdörtgen prizmanın köşegenleri yaya trafiğe açılınca, köşeleri bekleyen dikenler işlevsiz kalır. Böylece, uygar davranışa duyarlı şehir tasarımı, dikenli telin kullanma gerekçesini ortadan kaldırır. Dikenli tele çözüm bulan Belediye (Başkanı), "Gidemediğin yer senin değildir." sözüyle ünlü Sivas Valisi Halil Rıfat Paşa gibi, tarihe geçebilir. Gidilen her yer belediyenin, vatandaşın malı olur, vatan olur. Bu öneri de, kuşkusuz, biraz hayal-kurgudur ama gerçek-üstü kuruntu değildir.
Vatandaşımıza, "Girebildiğin her yer senindir. Bu vatan senindir" diyebilmeliyiz.
* Manuel Scorza, Dikenli Tel adlı belgesel romanında (Türkçesi 1975), dikenli teli bir silah gibi kullanan sömürgecilere yenik düşen ve tüm otlaklarını yitiren Peru'lu köylülerin öyküsünü anlatır. Köyün rahibi, dikenli tel örgüyü "Şeytanla top oynayan kişinin işine", Yerli-köylülerse, "Tanrı'nın Gazabına" benzetmişler, Tanrı'ya yalvarmışlarsa da sonuç hiç değişmemiş!
Sayın Bozkurt Güvenç'in, İnsan ve Kültür adlı kitabından...
Evliya ÇELEBİ'ye, İbn Battuta'ya, STRABON'a...
sözlük ve yayınlarından yararlandığımız yazarlara, paylaşımları/katkıları için çok teşekkür ederiz.
(1996'dan beri)