Mekânlar'daki FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 4.933 başlık/FaRk ile birlikte,
4.933 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(20/21)
- US/AKIL[Ar.]/LOGOS[Yun.] ile/ve/||/<> YER/TOPOS[Yun.]
- USER, EROL (İST. 1960) :
( İ.Ü. İktisat Fakültesi İşletme ve Maliye bölümünden mezun oldu. TOSTOV Vakfı ve Genç Müteşebbisler Derneği Kurucu Üyesidir. Sarıyer Spor Kulübü'nde 1 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptıktan sonra Fenerbahçe Spor Kulübü'nde de yönetim kurulu üyesi olarak görev aldı. )
- USHUAIA ile/değil PUERTO WILLIAMS
( Arjantin'de. İLE/DEĞİL Şili'de. )
( Güney Amerika'nın en ucundaki(/güneyindeki) iki şehir. )
- USKUMRUKÖY CAMİİ :
( Uskumruköy camii Osmanlılar döneminde ve 17. yy. da yapıldığı söylenmektedir. Camiin bazı kısımları tarihi özellikleri ortaya koyarken minarede yapılan onarımlar sırasında tarihi doku bozulmuştur. )
- USKUMRUKÖY HAMAMI :
( Uskumruköy camiinin arka tarafında Bizans döneminden kalma hamamın sadece kalıntıları bulunmaktadır. )
- USKUMRUKÖY İLKÖĞRETİM OKULU :
( Okul 1960'da tek dershaneli olarak açıldı ve 1961'de eğitime başladı. İlkokul öğrencileri beşinci sınıftan sonra Kilyos İlköğretim okuluna gitmektedirler. )
- USKUMRUKÖY KUMULU :
( Uskumruköy kumulu (Kum çölü) Gümüşdere yolu üzerinde idi. Birkaç bin dönümü kapsayan bu büyük kumluk alan çok uzun yıllar Türk filmcilerinin doğal platosu olarak kullanıldı. Alanın imara açılması üzerine Arıköy isimli çok büyük bir yerleşim bölgesi meydana geldi. )
- USKUMRUKÖY MEZARLIĞI :
( Uskumruköy'ün Şehitlik mezarlığı dışında bir mezarlığı daha var. Gömü yapılmayan mezarlık eski bir mezarlık olup, köy muhtarlığınca etrafı çevrilerek koruma altına alınmıştır. )
- USKUMRUKÖY YENİ PARK :
( Uskumruköy Mahallesindedir, 1.900,00 m²'lik bir alan üzenrindedir, 1.00,00 m²'lik yeşil alanı bulunmaktadır. )
- USKUMRUKÖY :
( İlçenin deniz sahili olmayan köylerindendir. Bahçeköy Zekeriyaköy, Gümüşdere, Kilyos, Demirciköy ve Bahçeköy'den sınır alır. Köyün ismi ile ilgili iki efsaneye göre; Bir ermiş kişi atı ile giderken tökezlenip düşmüş. Yardıma gelenlere burası neresidir diye sormuş "Kumru" cevabını alınca "O halde köyün adı Uskumruköy olsun" demiş. Bir diğer söylenceye göre köyün ismi "Us" tan ileri gelmektedir. "Us" akıl olduğuna göre akıllı insanların köyü anlamına Uskumruköy denilmiş. 1992 nüfus sayımına göre köyün nüfusu 1.412'dir. )
- USLU, PROF. DR. SELMAN (İSTANBUL, 1925) :
( Üniversite Öğretim Üyesi. İlk, orta öğrenimini İstanbul'da yaptı. İ.Ü. Orman Fakültesinden 1950'de "Orman Yüksek Mühendisi" olarak mezun oldu. Bir süre Orman Teşkilatından çalıştıktan sonra açılan sınavı kazanarak 1952'de "Ormancılık Yakındoğu Ormancılık Kürsüsüne" asistan oldu. 1956'da "İç Anadolu Steplerinin Antropojen Karakteri Üzerine Araştırmalar" tezi ile "Ormancılık Bilimleri Doktoru" unvanını aldı. 1961'de "Ege Rejyonu ve Özellikle Edremit - Güre Havzasında Toprak Koruması Bakımından Zeytin ve Orman İlişkileri Üzerine Araştırmalar" konulu tezi ile "Üniversite Doçenti" , 1971 yılında "Muhtelif Arazi Kullanma Şekillerinin Yüzeysel Akış ve Toprak Taşınması Üzerine Etkileri" adlı tezi ile de "Profesör Unvanını" aldı. 1972'de ve Prof. Dr. Orhan Yamanlar'ın vefâti üzerine Ormancılık ve Yakın Doğu Ormancılık Kürsüsü Başkanlığına atandı ve emekli olana kadar bu görevini sürdürdü. Kitap ve bilimsel olarak pek çok yayını var. )
- ÜSSÜ[Ar. < USS] ile/||/<> ÜSSÜ[Ar. < USS] ile/||/<> ÜSTÜ[< ÜST]
( [matematikte] Bir sayının üstüne yazılan ve kendiyle kaç kez çarpıldığını gösteren sayı, kuvvet. [62 'de 2 üs, 6 ise taban] İLE/||/<> Esas. | Bazı görevleri yürütebilmek amacıyla kurulan, özel yapıları, donatımları, atölyeleri, onarım yerleri, hizmet alanları olan, sürekli ya da geçici olarak konaklanılan yer. | Bir askerî harekâtta, birliklerin gereksinim duyduğu her türlü gerecin toplandığı, dağıtıldığı bölge. İLE/||/<> Bir nesnenin ya da yerin, yukarı, göğe doğru olan yanı. )
- USTA, ALİ (TRABZON/ÇAYKARA, 1965) :
( Sarıyer Vehbi Koç Vakfı Lisesini bitirdikten sonra, 1987'de Yıldız Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümünden mezun oldu. Özel sektörde bir süre kontrol, saha ve kontrol mühendisi olarak görev yaptı. Siyasete Fazilet Partisi saflarında başladı. Sarıyer Belediye Meclis Üyesi ve Başkan Yardımcılığı, Beyoğlu Belediyesinde Başkan yardımcılığı, İBB. Zabıta Müdürlüğü ve İBB Mesken Müdürlüğü görevlerinde bulundu. Sarıyer Spor Kulübünde yönetim kurulunda Asbaşkan olarak görev aldı. )
- USTA, CEMALETTİN (İST. 1928) :
( Deniz Astsb. Okulunu bitirdi ve değişik yerlerde hizmet yaptıktan sonra emekli oldu. Sarıyer Spor Kulübü'nde 2 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. Kulübün Divan Kurulu Üyesidir. )
- USTAOĞLU, GÜLCİHAN (...) :
( Sarıyer Belediye Spor Kulübü karate takım sporcusu olup; 2004'te Moskova'da yapılan Avrupa karate şampiyonasında birinci; 2004'te Meksika'da yapılan Dünya karate şampiyonasında birinci; 2005'te Hollanda'da yapılan Uluslararası karate şampiyonasında üçüncü; 2004'te Türkiye Kulüplerarası Lig şampiyonasında birinci; 2005'te Amerika'da yapılan Milletlerarası karate şampiyonasında birinci; Uluslararası Boğaziçi karate şampiyonasında üçüncü; 2005 Türkiye Karate şampiyonasında üçüncülük gibi başarılı dereceler yaptı ve şampiyonluklar kazanan takım kadrosunda yer aldı. )
- ÜSTÜN, REFET (İST. 1930) :
( Tarabyalıdır. Tam 9 dönem Tarabya Mahallesi muhtarlığına seçildi. 1964 yılından bu yana görevini devam ettiriyor. Çeşitli sosyal ve kültürel derneklerde üye olup Tabya Spor Kulübünde de yıllarca yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. )
- ÜSTÜNKAYA YALISI :
( Yeniköy, Köybaşı Caddesi üzerindeki 161 kapı No.lu deniz cepheli yazı birkaç kez el değiştirdi. Yalının ne zaman yapıldığı bilinmiyor. 1950'de Hasan Kazma'nın mülkiyetinde olan yalı 1972'de Dr. Mahmut Karaağaç'a ve 1974'te de Mehmet Üstünkaya'ya geçti. Yalı son sahibinin ismi ile anılıyor. )
- ÜSTÜNKAYA, MEHMET (İST. 1935 - 2000) :
( Yeniköylüdür. Galatasaray Lisesini bitirdikten sonra İ.Ü. Hukuk Fakültesinden mezun oldu. Galatasaray S.K. de atletizm yaptı. Beşiktaş J.K de uzun süre yöneticilik yaptıktan sonra 1973'te Başkanlığa seçildi. 1981'de tekrar kulüp başkanlığına seçildi. 1984'te Başkanlık görevini Süleyman Seba'ya devrettikten sonra bir daha aktif görev almadı. )
- ÜTOPYA:
ÜMİT ve/||/<>/> EYLEM
- ÜTOPYA[Yun.] değil/yerine/= DÜŞÜLKÜ
- UY(>< İN) ile/||/<> UYA(> YUVA)
( Çukur. İLE/||/<> Yuva. )
- UYAR, TOMRİS (İST. 1941 - 2003) :
( İlkokulu Taksim'deki Yeni Kolejde, ortaokulu İngiliz High School'da, liseyi Arnavutköy Amerikan Koleji'nde tamamladı. İ.Ü. İktisat Fakültesi Gazetecilik Enstitüsü'nü 1963'te bitirdi. İlk çevirisini Tagore'den "Şeker'den Bebek" kitabı ile yaptı ve Varlık'da yayınlandı. İlk Öykü kitabı ise 1965 yılında Türk Dili'nden yayınlandı. Öykü, deneme, eleştiri, günlük ve çevirileri, Varlık, Dost, Papirus, Yeni Dergi, Soyut, Yeni Edebiyat, Yeni Düşün, Gösteri, Gergedan, Argos, Adam Öykü gibi belli başlı dergilerde yayınlandı. Özellikle 1966'dan sonra Papirüs'te yayınladığı eserleriyle adını duyurdu ve 1969 yılına kadar "R. Tomris" kullandı. 1970'te sonra Türk öykücülüğünün önde gelen isimlerinden biri oldu. Eserleri arasında; "İpek ve Bakır", "Ödeşmeler ve Şahmeran Hikâyesi", "Diz Boyu Pap" Geri Bak", "Yaza Yolculuk", "Sekizinci Günah", "Otuzların Kadını", "İki Yama, İki Üç", "Aramızdaki Şey" ve "Güzel Yazı Defteri" bulunuyor. )
- UYBAŞ, ERKAN (İST. 1948) :
( Sarıyer Halk Eğitim merkezinde güreşe başladı diğer kulüplerin bünyesinde güreş hayatını devam ettirdi. Grekoromen dalında güreşti ve pek çok kez İstanbul ve Türkiye Şampiyonu olduğu gibi Milli takımda da başarılı güreşçiler çıkardı. Ama güreşçi olarak değil daha ziyade güreş hakemi olarak kendisini kanıtladı. 4 kıtada ve 38 ülkede müsabaka yönetti. Seul, Barcelona ve Atlanta Olimpiyatları ile 38 Dünya, 43 Avrupa, 1 Balkan Şampiyonaları ve 2 Akdeniz Oyunları ile 100'e yakın uluslar arası turnuvalarda 22 yılda 5 bini aşkın müsabaka yönetti. Zaman zaman güreş antrenörlüğü yaptı, ayrıca Türkiye Güreş Federasyonu Merkez Hakem Komitesi Üyeliği ve Başkanlığı yaptı. Türkiye Olimpiyat Komitesinden Şeref Diploması ödülü aldı. )
- UYGARLIK/MEDENİYET:
TA'MÎR-İ BİLÂD[Ar.] ve/||/<> TERFÎH-İ İBÂD[Ar.]
( Kentler/beldeler oluşturmak/inşâ etmek. VE/||/<> Bireylerin her türlü gönencini/refâhını sağlamak. )
- UYGUR, NEJAT (KİLİS, 1927 - 2013) :
( İlkokulu Siirt, Ezine ve İntepe'de okudu. Ortaokulu Sarıyer'de, Çanakkale ve Manisa'da tamamladıktan sonra Güzel Sanatlar Akademisin Heykel Bölümüne girdi ise de mezun olamadı. Tiyatroya okul sıralarında müsamerelerde oynayarak tiyatroya başladı. Sarıyer halkevi Tiyatrosunda kendisini geliştirdi. Profesyonel olarak tiyatroya 1949'da "Nejat Uygur Tiyatrosu" ile başladı. Aslında arzusu Pilot olmaktı bunu gerçekleştiremedi. 1943'te Sarıyer halkevinde Boksa başladı. Spora isteği artınca atletizm ve sutopu çalıştı ve yarışmalara katıldı. Tiyatro çalışmaları sırasında 13 yıl süre ile Anadolu turu yaptıktan sonra İstanbul'da kendi tiyatrosunu kurdu. 1998'de Kültür Bakanlığınca verilen Devlet Sanatçısı unvanını aldı. Ayrıca; 1999'da 22. Avni Dilligil Tiyatro Ödülleri "Belkıs Dilligil Onur Ödülü", 2006'da Kemal Sunal Kültür Sanat Ödülü "En İyi Tiyatrocu" ve 2007'de Altın Kelebek TV Yıldızları Yarışması "Tiyatroya Destek Yılı Özel Ödülü" aldı. "Ayar Hamza", "Minti, Minti", "Demirel'e Söylerim", "Cibali Karakolu", "Alo Orası Tımarhane mi?" ve "Âman Özal Duymasın" gibi oyunlarla güldürü oyunlarının ustası olduğunu kanıtladı. )
- UYGUR, RECAİ (İST. 1931) :
( Bir özel firmada uzun süre çalıştıktan sonra Hollanda'ya giderek yerleşti ve kendi işini kurdu. Sarıyer Spor Kulübü'nde 4 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev aldı. Sarıyer Spor Kulübü Divan Kurulu Üyesidir. )
- UYGUR, ZEKİ AYHAN (İST. 1927 - 2012) :
( Deniz kuvvetlerinde hekim olarak göreve başladı. 1952'de "Gaziantep" muhribine üsteğmen rütbesi ile filotilla tabipliği yaparken ABD gidip üç adet mayın gemisinin alınmasında bulundu. 1954 - 57 yılları arasında Gülhane Askeri Tıp Akademisi'nde genel cerrahi uzmanlığı eğitimini tamamladı ve uzman müşavir olarak aynı akademide çalıştı. Prof. Dr Recai Ergüder'in ısrarı ile Beyin ve sinir cerrahisi alanında çalışmak üzere ABD gönderildi ve St. Albans Deniz Hastanesinde eğitim aldı. Ama eğitimini tamamlamadan yurda geri çağrıldı. Ve Gülhane Askeri Tıp Akademisinde göreve başladı.1961'de tekrar ABD gitti ve Iowa Üniversitesinde yarım kalan uzmanlık eğitimini başarı ile tamamladı.1965'te tekrar Türkiye'ye döndü ve Kasımpaşa Deniz Hastanesinde Beyin Cerrahı olarak hizmet verdi. 1969'da Albay rütbesi ile emekli oldu ve tekrar ABD gitti. Kendisine Türk tıbbının küresel arenadaki "gizli markalarından" biri denir. İhtiyacı olan herkese yardım ettiği için "Fakir Babası" ve "Zeki Baba" olarak anılır. Doktorluğu yanında çok iyi bir ressam olup, ABD'de New York'da birçok kişisel sergi açtı. Türk komedi sanatının büyük ustası Nejat Uygur'un ağabeyisidir. "Türk Eğitimine katkıları" nedeni ile Golden Türk Awards Özel Ödülüne layık görüldü. Öldüğünde ABD de Connecticut Eyaletinde toprağa verildi. )
- UYSALLAR, REŞAT (SARIYER, 1922 - 2001) :
( Sarıyerlidir. Sarıyer'den yetişen güreşçilerden biridir. Birçok güreş kulübünde lisanslı olarak güreşti. İstanbul birincilikleri ve Türkiye ikinciliği gibi dereceleri var. Zonguldak Kömür İşletmeleri Güreş takımında güreşçi ve antrenör olarak görev yaptı. Sarıyer Halkevi güreş takımında bulundu, antrenörlük yaptı. Halkevi tiyatro ekibinde de yer aldı. Yurtdışına gitti ve Almanya'da hem güreşti hem de antrenörlük yaptı. )
- UYSALLAR, SUAT (SARIYER, 1936 - 2017) :
( Hava Assb. Okulda okudu. Kıbrıs Barış Harekâtına katıldı (1974) Gazi oldu. Emekli olduktan sonra bir süre özel teşebbüste çalıştı. Uzun yıllar futbol hakemliği yaptı. Türkiye Futbol Federasyonu Gözlemciliği ve Saha Komiserliği yaptı. Sarıyer Spor Kulübü'nde 2 dönem yönetim kurulunda bulundu. Sarıyer Spor Kulübü Divan Kurulu üyesidir. )
- UYUMLULUK ile/ve AKLİMATİZASYON
( ... İLE/VE Çevresel etmendeki bir değişime, fizyolojik olarak kendini uyumlandırma. )
( HARMONIOUSNESS vs./and ACLIMATISING )
- UYUYAN ÇINAR :
( Orman Fakültesine ait olan Bilezikçi Çiftliği içindeki tarihi ağaçlardan biridir. Buradaki anıt ağaçlardan biri olup "Uyuyan Çınar" adı ile anılmaktadır. Sadece İstanbul, Türkiye hatta Dünyada eşi az bulunur veya hiç bulunamayacak kadar görkemli bir ağaçtır. Uyuyan Çınar'ın bir kolu (dalı) yerden bir karış kadar yüksekten 30 - 35 metre yere paralel, sanki uyuyormuş gibi ileri gitmektedir. Ağacın bu dev dalı sanki omuzu ve kolu üzerine yaslınmış uyuyormuş gibi göründüğünden ağaca "Uyuyan Çınar" adı verilmiş. Ağacın yaşının 450 - 500 olduğu tahmin edilmektedir. )
- UZAK?:
MEMLEKET Mİ? ile/ve/||/<> YILDIZLAR MI? ile/ve/||/<> GENÇLİĞİM Mİ?
- UZAK ile/değil/yerine AŞKIN
- UZAK ile BÜYÜK
( FAR/DISTANT vs. BIG )
- UZAK ile İLERİ
( DISTANT vs. ADVANCED )
- UZAK ile KÜÇÜK
( FAR/DISTANT vs. SMALL )
- UZAK ile/ve/||/<>/> TUZAK
- UZAM/DÜZLEM/HAYYİZ/VÜSAT[Ar.] ile VÜS'AT[Ar. < VÂSİ/VÂSİA]
( Belirli noktalar toplamı. İLE Geniş, engin, açık, enli, bol. )
- UZAM/DÜZLEM/HAYYİZ/VÜSAT[Ar.] ile/ve/değil/yerine/||/<>/> UZAY
( Belirli noktalar toplamı. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/|||/<>/> Tüm noktalar toplamı. )
( Tanımla(n)mayla. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/|||/<>/> ... )
( Dışta. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/|||/<>/> İçte. )
( İçte yok. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/|||/<>/> Dışta yok. )
( [not] PLANE vs./and/but/||/<>/> SPACE
SPACE instead of PLANE )
- UZAM ile/ve/||/<> YAYILIM
- UZAMAK ile/değil UZAKLAŞMAK
( Argoda ve/ya da günlük düşük dilde. İLE/DEĞİL ... )
- UZAY ile/ve/||/<>/> UZAM/MEKÂN
(
| Kavram | Açıklama | Örnek Kullanım |
|---|---|---|
| SPACE | Fiziksel ya da kavramsal boşluk. Devim, düşünme ve etkileşim olanağı sunar. | Sınıfların düzenlenişi öğrencilere daha fazla uzay[space] sunmalıdır. |
| PLACE | Fiziksel mekânın kimlik, anlam ve aidiyetle yüklenmiş durumu. Yalnızca konum değil ilişkisel bir bağdır. | Okul, sadece bir bina değil öğrenciler için bir uzam[place] durumuna gelmelidir. |
| PLACE and SPACE | Mekânın anlamlı duruma gelmesi için fiziksel alanın[space] toplumsal, ekinsel ve duygusal boyutlarla ilişkilendirilmesi gerekir [place]. | Bir kenti yaşanabilir kılan, yalnızca uzay[space] değil bireylerin onunla kurduğu uzam[place] ilişkisidir. |
(
| Başlık | KHŌRA (χώρα) | TOPOS (τόπος) |
|---|---|---|
| Köken | Antik Yunanca | Antik Yunanca |
| Temel anlam | Yer açan alan, alıcı zemin, barındırıcı boşluk | Yer, konum, mevki |
| Felsefi bağlam | Platon - Timaeos | Aristoteles - Fizik, Mantık |
| Ontolojik statü | Var olan olmayan, aracı ilke | Var olana ait somut konum |
| Belirlilik | Belirsiz, tanımlanamaz | Belirli, tanımlanabilir |
| Ölçülebilirlik | Ölçülemez | Ölçülebilir |
| Biçim ile ilişkisi | Biçimsizdir; biçimleri yalnızca kabul eder | Biçimli var olanların yeridir |
| İşlev | Yer verme, olanaklı kılma | Konum belirleme |
| Zamansallık | Önsel (önceden varsayılan) | Sonradan belirlenen |
| Nesne ile ilişki | Nesneden bağımsız bir olanak alanı | Nesneye doğrudan bağlı |
| Kavramsal karşılık | Koşul | Sonuç |
| Kısa tanım | Bir şeyin yer alabilmesini olanaklı kılan, fakat kendi yer olmayan alan | Bir şeyin devinerek bulunduğu, sınırları belirli yer |
( SPACE vs. PLACE )
( KHORA ile TOPOS )
- UZEL, ERBİL (KIRKLARELİ, 1974) :
( Karşıyaka'dan transfer edildi ve üç sezon (1996 - 1999) tescilli kaldığı Sarıyer'di 90 lig, 4 kupa ve 1 turnuva maçı olmak üzere 95 resmi ve ayrıca 29 özel maçla birlikte toplam olarak 124 maçta forma giydi. Lig maçlarında 6 ve özel maçlarda 3 olmak üzere takımına 9 gol kazandırdı. 1 kez A Milli takım formasını giydi ve Adanaspor'a transfer ederek Sarıyer'den ayrıldı. )
- ÜZENGİ AĞA SOKAK VE ÜZENGİ AĞA BAYIRI SOKAK :
( Yenimahalle'nin üst sınırlarını kapsayan çok geniş bir arazi parçasının Üzengi Ağa Arazisi olarak kaydı bulunmaktadır. Bu büyük arazi sonraları bölünerek yeni yeni yerleşim bölgeleri meydana geldi. Üzengi binek hayvanlarında kullanılır. Şöhreti dilden dile gezen üzengi ustası, yaptığı iş karşılığında çok kazanınca bu büyük alanın sahibi olur ve yaptığı iş dikkate alınarak kendisine Üzengi Ağa denir. Bu alan üzerinde bulunan iki sokaktan birine "Üzengi Ağa Bayırı Sokak" diğerine de "Üzengi Bayırı Sokak" adı verilir. Bu sokakların bir batı ve kuzey taraflarının bir kısmı Sarıyer Merkez Mahallesi sınırları içindedir. )
- UZGER, HACI ÖMER (1912 - 1995) :
( Sarıyerlidir. "Bel çeken Hacı Ömer" olarak tanınır. Hayırseverliği ile bilinir. Mesleği balıkçılık olmasına karşın bu işi yapmamış ve bel çekme işini devam ettirmiştir. Ustasından el almış ve bel ağrısı çekenlerin belini çekmek suretiyle şifa dağıtması ile şöhrete erişti. TV de haber konusu oldu, tanındı, bu nedenle rekor denecek kadar çok hasta derdi için kendisine geldi. Yaptığı iş sağlıkçılar tarafından uygun bulunmadığı için devamlı şikâyet edilmesine karşın hastaları eksilmediği gibi, üniversite profesörlerinden gelip de bel çektiren olmuştur. Bel çekme işini para için değil hayır için yapıyordu. Ya hiç para almıyor veya aldığı küçük ücreti de makbuzla alıyordu. Pek çok camii minaresi yaptırdı. Yeni inşâ edilen camilere maddi yardım etti. Okullara yardımda bulundu. En çok da Sarıyer İsmail Akgün Devlet Hastanesine yeni mekân kazandırmak, eksiklerinin giderilmesini temin için mücadele edip durdu. İyilikseverliği nedeni ile Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel tarafından kendisine 1995'te plâket (Ödül) verilmesi öngörüldü. Plaketi Kasım 1996'da verilince ömrü yetmedi ve ödülü yeğenine verildi. Sarıyer Kumsal Meydanın ismi "Hacı Ömer Meydanı" olarak değiştirilerek isminin yaşatılması sağlandı. )
- UZGÜR, ERSEL (BURSA, 1967) :
( Bursaspor kulübünden transfer edildi ve dört sezon (1996 - 2000) tescilli kaldığı Sarıyer S. K. de 115 lig, 7 kupa, 2 turnuva maçı olmak üzere 124 resmi ve ayrıca 46 özel maçla birlikte toplam olarak 170 müsabaka oynadı. Lig maçlarında 10, kupa maçlarında 2 ve özel maçlarda 2 olmak üzere takımına 14 gol kazandırdı. 4 kez Ümit Milli, 43 kez B Milli takım formasını giydi. )
- UZUN, ECEM (SARIYER, 1992) :
( Sinema sanatçısı. Sarıyer'de doğdu, ilköğretim, ortaöğretim ve Liseyi Sarıyer Hüseyin Kalkavan Lisesinde okudu. Okuluna devam ederken oyunculuğa başlandı. Önce Ülker reklamlarında oynadı sonra da Aliye dizisindeki rolü ile çocuk yaşta şöhreti yakaladı. Sırasıyle, Aliye, Geniş Zamanlar, Pulsar, Gönül Salıncağı, Ah kalbim ve Küçük Sırlar dizilerinde oynadı. 2014 yılında Yapı Kredi Afife Jale Tiyatro ödüllerinden "Yılın en başarılı Genç Kuşak Sanatçısı" Ödülüne layık görüldü. )
- UZUN, KÖKSAL (TRAZON. 1970) :
( İlk ve orta öğretimin ardından Spor Akademisini Trabzon'da tamamladı. Gaziantep Yunus Emre Lisesi, Ülgen Konukoğlu Lisesi, Adapazarı Arifiye Dostluk İlköğretim Okulu ve Sarıyer Hüseyin Kalkavan Lisesinden Beden Eğitimi Öğretmeni olarak görev yaptı. Sarıyer Hüseyin Kalkavan Lisesinde Vekâleten Müdür olarak da bir süre görev aldı. Trabzon'da İdmanocağı, İdmanyurdu, Gençlerbirliği, Köy Hizmetleri kulüplerinde amatör olarak futbol oynadı. Trabzon İdman Ocağı, Gaziantep Sanko ve Sarıyer Spor Kulübü alt yapısında öğretici ve eğitici olarak (antrenör) görev yaptı. )
- UZUN, NUMAN (SARIYER, 1923 - 2008) :
( İ.Ü. İktisat Fakültesini yarım bırakarak iş hayatına atıldı. Sarıyer ilk takımında futbol oynadı. Fenerbahçe'ye transfer olduktan bir süre sonra tekrar Sarıyer'e transfer oldu ve burada futbol yaşamını noktaladı. Sarıyer Spor Kulübü'nde 1 dönem başkanlık ve ayrıca 14 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev aldı. Demokrat Partisi Sarıyer İlçe Başkanı iken 27 Mayıs 1960 İhtilali ile tutuklandıysa da kısa sürede aklanarak kurtuldu. Bilahare siyasi çalışmaların başlaması ile Adalet Partisi Saflarında siyasete atıldı. Adalet Partisinin uzun süre İl Başkanlığını yaptı. İstanbul İl Genel Meclisinde bulundu ve 6 dönem (1963 - 1968) Daimi Encümen Üyesi olarak hizmet verdi. Siyasi haşatına her kademede devam etti ve İstanbul Belediye Meclisi Üyesi ve İstanbul Milletvekili olarak TBMM de görev yaptı. )
- UZUNÇARŞILI SAHİLHANESİ :
( Büyükdere, Piyasa caddesi üzerindedir. 1887'de inşâ edilmiştir. Ahşap olup mimarisi ve süslemeleri göze batan bir tarihi eser binadır. )
- UZUNÇARŞILI, AV. OKTAY (İST. 1925) :
( İ. Ü. Huku Fakültesinden mezun oldu. Serbest avukatlığa başladı. Avukatlık yaparken sosyal aktivitelerin içinde olmaktan geri kalmadı. Büyükdere Yüzme İhtisas Kulübünün kurucuları arasında yer aldı ve bu spor kulübünde yıllarnca yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. CHP de siyasete atıldı ve çok uzun yıllar Sarıyer İlçe Yönetim Kurulu üyesi ve Sarıyer CHP İlçe Başkanı olarak görev yaptı. )
- UZUNÇARŞILI, ORD. PROF. DR. İSMAİL HAKKI (İST. 1888 - 1977) :
( Büyükderelidir. Türk tarihçilerinin en büyüklerinden biridir. İlköğrenimini Nişanca Mahalle Mektebi ile Bahariye‘deki İplikhane Mektebinde tamamladı. Soğukçeşme Askeri Rüştiye Mektebine girdi. Bu okulu bitirdiği 1904'te Mercan Lisesine, 1910'da eski adı İstanbul Darülfünunu olan İstanbul Üniversitesine devam etti ve burayı bitirdikten sonra Kütahya Lisesine Tarih Öğretmenliğine atandı. Yunun Kuvvetleri Kütahya'yı işgal edene kadar göreve devam etti. Milli Mücadele başlarında Kuvayi Seyyarede "Fahri Raportör" olarak görev yaptı, 1922'de Kastamonu Lisesi tarih öğretmenliği görev üstlendi. Aynı yıl Balıkesir'e tayin edildi. 1924'te Balıkesir Milli Eğitim Müdürü oldu. 1925'te Milli Eğitim Bakanlığı İlköğretim Genel müdürlüğü görevine atandı. 19.10.1927 Milletvekili seçimlerinde Balıkesir Milletvekili seçildi ve milletvekili olarak 1950 yılına kadar TBMM de görev yaptı. Mustafa Kemal Atatürk'ün yakın arkadaşları arasında yerini aldı ve Atatürk'ün isteği ve direktifleri üzerine tarih araştırmaları üzerinde çalıştı. Kütahya ve Balıkesir Belediyelerinden "Fahri Hemşerilik" beratı aldı. Milletvekili olmasına rağmen akademik çalışmalarını aksatmadı ve Ord. Profesörlüğe yükseltildi. Milletvekilliğini bıraktıktan sonra da tarih araştırmalarını Topkapı Sarayı Kütüphanesinde devam ettirdi. 89 yaşında çalışma masası başında kalbi rahatsızlandı ve hastaneye götürülürken taksinin içinde vefât etti. Arşivlere girerek araştırma yapan ilk tarihçi olarak tanınır. Yüzden fazla, her biri kitap hacminde makalesi ve yirmiden fazla kitabı vardır. Kitaplarından bazıları şunlardır. Karesi Salnamesi, Karesi Meşahiri, Kitabeler I, Kitabeler II, Sivas Şehri, Osmanlı Devlet Teşkilatında Madhat, Osmanlı Devlet Teşkilatında Kapı Kulu Ocakları I - II, Osmanlı Saray Teşkilatı, Osmanlı Merkez ve Bahriye Teşkilatı, Osmanlı İlmiye Teykilatı, Anadolu Beylikleri, Osmanlı Tarihi 8 Cilt, Mithat Paşa ve Yıldız Mahkemesi, Mithat ve Rüştü Paşalar'ın Tevkiflerine Dair Vesikalar. Mithat Paşa Taif Mahkumları, Mekke - i Mükerreme Emirleri ve Çandarlı Vezir Ailesi. )
- UZUNSOY, PROF. DR. ORHAN (ADANA 1922 - 1988) :
( Üniversite öğretim üyesi. ilköğrenimini değişik kentlerde yapmıştır. 1939 yılında Ankara Atatürk Lisesini bitirmiş, aynı yıl Yüksek Ziraat Enstitüsü Orman Fakültesine girmiş, 1943 yılında bu fakülteden mezun olmuştur. Askerlik görevinden sonra, 30.03.1946 tarihinde Orman Fakültesi Orman İşletme İnşaatı Kürsüsüne asistan olarak atanmıştır 1951 yılında "Karadeniz Boğazı Mıntıkasında Toprak Taşınmasının Sebepleri ve Bu Taşınmayı Önleyecek İdari, Teknik ve Kültürel Tedbirlerin Araştırılması" adlı doktora tezi ile Doktor unvanını almıştır. 1956 yılında "Ankara Çevrelerinde Toprak Erozyonunun Şürnulü ve Çıplak Yamaçların Yeşillendirilmesi Üzerine Araştırmalar" konulu çalışmasını tamamlayarak Doçent unvanını kazanmıştır. 1960 - 1961 ve 1964 - 1965 yıllarında Almanya ve Avusturya'da incelemelerde bulunmuştur. 1967 yılında Profesör olan UZUNSOY, Prof. Dr. Orhan, İst.1969 - 1970 yılları arasında, İstanbul Cağaloğlu Mühendislik ve Mimarlık Özel Yüksek Okulu Müdürlüğü görevini üstlenmiş ve bu okulda öğretim üyeliği yapmıştır. 1971 - 1972 yılları arasında da Karadeniz Teknik Üniversitesi Orman Fakültesi Dekanlığı yapmıştır. UZUNSOY, emekliliğine kısa bir süre kala 08.09.1988 tarihinde vefât etmiştir. )
- UZUNYA DALYANI :
( Uzunya koyunda kurulan beri bu dalyan uzun bir zamandan beri kurulmuyor. )
- UZUNYA DERESİ :
( Demirciköy'ün doğu tarafından çıkar ve denize kadar ulaşır. Yaz kış su akarı bulunmaktadır. )
- UZUNYA KOYU :
( Demirciköy'ün deniz sahilindeki tek koyudur. Koydan uzun yıllar kum alınması nedeni ile koy içerilere doğru biraz daha büyüme göstermiştir. )
- UZUNYA PLAJI :
( Demirciköy sınırları içinde ve Uzunya koyunu boydan boya kaplayan ilçenin önemli plajlarından biridir. Koy boydan boya plaj ve dilence yeri olarak kullanılmaktadır. Plajda her türlü ihtiyacı karşılayan tesis bulunuyor. Ayrıca çadır kurularak kamp yapılacak alan da bulunmaktadır. )
- VAAZ KÜRSÜSÜ ile/||/<> SON CEMAAT YERİ ile/||/<> SAKIF ile/||/<> HÜNKÂR MAHFİLİ
( Belirli gün ve saatlerde, imamın vaaz vermek için çıktığı, koltuk ya da küçük balkon biçimindeki bölüm. İLE/||/<> XIV. yüzyıldan itibaren cami ve mescitlerde yaygın olarak kullanılan, ana mekânın dışında yarı açık hazırlık bölümü. İLE/||/<> Camilerde son cemaat yerinin dışında ek bir bölüm. Özellikle iç avlusu olan yapılarda, cemaatin hava şartlarından korunması amacına yöneliktir. İLE/||/<> Camilerde hükümdara ayrılan bölüm.[Bazen galerinin bir bölümü, bazen ayrı bir daire biçimindedir.] )
- VAGZAL değil/yerine/= DURAK
( )
- VAKIF MEMBA SUYU (YERLİ SU) :
( Sarıyer'in çok kullanılan memba sularındandır. Kocataş dağ silsilesinin altından çıkar. Suyu galeride toplanır ve Ortaçeşmeden Sarıyer'deki 7 çeşme ve hamama tevzi edilir. Suyun sertlik derecesi 8'dir. )
- VAKIF[Ar. < VAKF: Duruş, durma.]/TESİS ile DERNEK/CEMİYET
( Bir mülkü kamu yararına -satılmamak kaydıyla- sonsuz olarak tahsis etmek. İLE Çıkarlarını savunmak, belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere kurulan yasal topluluk. )
( FOUNDATION vs./and ASSOCIATION )
- VALDE SULTAN BENDİ :
( Belgrad ormanı içindedir. Acı Elma Deresinin bir kolu üzerindedir. Bend, Sultan III. Selim'in (1761 - 1808) annesi Mihrişah Sultan (ö. 1805) tarafından Mimar Kirkor Amira Balyan'a (1764 - 1831) yaptırılmıştır. 70,30 m uzunluğunda, 11,50 m yüksekliğinde olup 255.000 m³ su kapasitelidir. Bu bende Mihrişah Sultan Bendi de denilmektedir. )
- VALİDE ADLE KURAN KURSU :
( Maden Mahallesinde Kilyos Caddesi üzerinde olup 2005'te öğretime açıldı. )
- VALİDE BENDİ YANINDAKİ ÇEŞME :
( Valide Bendin yanında olup küçük meydan çeşmesi hüviyetindedir. Kim tarafından ve hangi tarihte yapıldığı bilinmiyor. )
- VANLI, MUSTAFA (RİZE, 1934) :
( Petrol işletmeciliği yaptı. Sarıyer Spor Kulübü'nde 1 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. )
- VAR ile VAR[Macarca]
( ... )
( Kale, hisar. )
- VARDAR, BARBAROS (PAZAR, 1952) :
( Armatör. Vardar Denizcilik Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı. Rumelikavak ve Sarıyer Spor Kulübü üyesi. Rumelikavak Spor Kulübünde bir dönem Başkan olarak görev yaptı. )
- VARDARLIOĞLU, TEVFİK (KIPRIL, 1920 - ?...) :
( İşadamı. Marangoz olarak iş hayatına atıldı. Üyesi olduğu Sarıyer Spor kulübünde bir dönem (1958 - 1959) Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yaptı. )
- VARGIN, KUZEY (İST. 1940) :
( Uzun yıllar Sarıyer'de bulundu, ticaret hayatını sinema ve sahne hayatı ile birlikte devam ettirdi. Yeşilçam'da 1960'lı yıllarda jön olarak başladığı kariyerini ilerleyen dönemlerde ağırlıklı olarak kötü adamların oluşturduğu karakter rolleri ile devam ettiriyor. Yasak Sokaklar, Çılgın Gençlik, Ağlayan Kadın gibi pek çok filmde rol aldı. Bir Dağ Masalı, Seni Sevmek Kaderim gibi televizyonda gösterilen filmlerde rol aldı. )
- VARILAN/VARILACAK:
MEKÂN/MAHAL ile/ve/<> HAL(RIDVAN)
- VARMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< YOLCULUK
- VARMIŞER, FARİS (İST. 1906 – 1986) :
( Yeniköy muhtarı olarak 30 yıl kadar görev yaptı. Yenköy'de yemeni/yazma işleri yapan bir atölyesi vardı, bu işini uzun yıllar devam ettirdi. Gençliğinde yağlı görüş yaptı. Sosyal çalışmaları ile tanınan bir kişiydi. )
- VAROŞ ile/<> FAVELA
( Gecekondu mahallelerinde yaşayanlar. İLE/<> Rio de Janeiro - Brezilya gecekondu mahallelerinde yaşayanlar. )
- VATAN:
MEZAR ve/||/<> İNSAN ve/||/<> DİL ve/||/<> DÜZEN/NİZAM ve/||/<> TARİH ve/||/<> DESTAN/LAR ve/||/<> GAZÂVATNÂME ve/||/<> TÜRKÜ VE AĞIT ve/||/<> NİNE VE NİNNİ ve/||/<> ROMAN ve/||/<> HATIRAT
- VATAN ve/=/||/<> YÂR
- VATİKAN ile ...
( 1929 yılında Papa ve Mussolini arasında imzalanan Latran Antlaşması ile egemenliği resmileşmiş din devleti. [Katolikliğin merkezidir.] [Burada yasa Papa'nın iradesidir.] [44 hektarlık bir alandır]. )
- VATNAJÖKULL ile/ve/<> LANGJÖKULL ile/ve/<> HOFSJÖKULL
( Kuzey Kutbu'nda ve İzlanda yakınlarındaki üç büyük buzul. )
- VAZDA, NERMİN (VİSEGRAD, YUGOSLAVYA, 1967) :
( Sarajevo (Yugoslavya) kulübünden transfer edildi ve iki sezon (1993 - 1995) Sarıyer'de tescilli kaldı.. Bu süre içinde 35 lig ve 5 kupa olmak üzere 40 resmi ve ayrıca 25 özel maçla birlikte toplam olarak 65 maçta Sarıyer forması giydi. Lig maçlarında 6, kupa maçlarında 1 ve özel maçlarda 13 olmak üzere takımına 20 gol kazandırdı. )
- VECHE[aslı VİCHE] değil/yerine/= YAN, TARAF, SEMT | YÜZ
- VEREM[Ar.]/SİLL[Ar.]/ÇIBAN/AKARSU ile AKARCA/FİSTÜL[Fr.]
( ... İLE Kemik veremi. | Sürekli işleyen çıban. | Küçük akarsu. | Kaplıca. )
- VEREV ile ...
( Bir köşeden, karşı köşeye doğru kesilmiş, katlanmış ya da konulmuş olan. )
- VERGİLİ, ERHAN (ALMANYA, 1977) :
( Rumelihisarlı'dır. AKP Rumelihisar Mahalle Kurucu Başkanlığında bulundu. Ferahevler Spor kulübü yönetim kurulu üyesidir. AKP'den 2011 milletvekili seçimlerinde aday oldu. Otomotiv sektöründe faaliyet gösteren bir firmanın işletmeciliğini yapıyor. )
- VERGİLİ, M. CUDİ (RUMELİKAVAK, 1946) :
( Kireçburnu Spor Kulübünden transfer edildi ve aralıklı olarak 4 sezon (1964 - 1967 ve 1968 - 1969) tescilli kaldı. Bu süre içinde 39 lig, 9 kupa ve 4 turnuva maçı olmak üzere 52 resmi ve ayrıca 11 özel maçla birlikte toplam olarak 63 kez Sarıyer tıkımında yer aldı. Göztepe Spor Kulübüne transfer ederek Sarıyer'den ayrıldı. )
- VESİLESİYLE ile/ve/değil/yerine/||/<> ÜZERİNDEN
- VETERİNERLİK FAKÜLTESİ(ANKARA ÜNV.) <>/< YÜKSEK ZİRAAT OKULU
- VEYSEL VARDAR ÇEŞMESİ :
( Kilyos yolu üzerindedir. 1998 yılında Kilyos Görme Engelliler Okulu kurucusu Veysel Vardar adına çocukları tarafından evlerinin bahçe duvarına yapılmıştır. )
- VEYSEL VARDAR GÖRME ENGELLİLER OKULU VAKFI :
( Veysel Vardar Görme Engelliler Okulu bünyesinde, Veysel Vardar ve aile bireyleri tarafından kuruldu. )
- VEYSEL VARDAR GÖRME ENGELLİLER OKULU :
( Hayırsever armatör Veysel Vardar tarafından 1986'da Kilyos'da yaptırılan okula taşınan İstinye Körler Okulunun adı 1995'te Veysel Vardar Görme Engelliler İlköğretim Okulu oldu (bkz. İstinye Körler Okulu). )
- VİCHNEVSKİ, İVAN (BASKİESKA, RUSYA, 1957 - 1995) :
( Fenerbahçe'den transfer edildi ve iki sezon (1990 - 1992) Sarıyer'de tescilli kaldı. Bu süre içinde 40 lig, 5 kupa ve 1 turnuva maçı olmak üzere 46 resmi ve ayrıca 15 özel maçla birlikte toplam olarak 61 maçta Sarıyer takımında oynadı. 1991/92 sezonunda sakatlanarak futbolu bıraktı, 1995'te vefât etti. )
- VICTORIA GÖLÜ ve/||/<> MALAWI GÖLÜ
( Afrika'nın en büyük, dünyanın ikinci büyük tatlı su kaynağıdır. VE/||/<> Dünya üzerindeki öteki tatlı su düzeninde bulunmayan canlılara ev sahipliği yapmaktadır. )
- VİETNAM'IN:
ADALARI ve/<> HA LONG BAY
( [Vietnam'ın] Doğal güzelliği ile Tayland, Malezya ya da Filipinler ile rekabet edecek durumda 3000 adası bulunmaktadır.[Ancak 1600'ünün adı bulunmaktadır.] VE/<> Etkileyecilikleri çok yüksek olan turistik adaları. )
- VİKTORYA ÇAĞLAYANLARI değil/< GÜRLEYEN DUMANLAR ÇAĞLAYANI
( Dünyanın en geniş şelâlesi.[1700 m.][Debisi, en yağışlı dönemde 500 milyon litre][Ort. 100 m.'den dökülmektedir] )
( 1855 yılında, Dr. Livingstone, Mokololo kabilesine, hasta olarak bir hafta zorunlu konuk olduktan sonra 13 gün süren bir yolculuk sonunda kşefetmiş ve dönemin İngiltere kraliçesinin adını vermiştir.[Kraliçe Viktorya, kendi adını taşıyan bu şelâleyi hiçbir zaman görememiştir.] )
( Zimbabwe ve Zambiya doğal sınırını da oluşturmaktadır. Zimbabwe tarafında yer alan bıçak ağzı noktası[knife edge point] olarak anılan kayalıkların üstünden dökülür. )
( ... değil/< MOSİ OA TUNYA )
- VİLÂYÂT-I SELÂSE[Ar.] ile VİLÂYÂT-I SİTTE[Ar.]
( 3 ŞEHİR ile 6 ŞEHİR )
( Selânik, Manastır, Kosova'ya verilen ortak ad. İLE Erzurum, Van, Harput[Mâmûretülazîz]/Elazığ, Sivas, Bitlis ve Diyarbakır'a verilen ortak ad. )
- VİLAYETLEREVİ SOSYAL TESİSLERİ :
( İstanbul Valiliğine ait Vilayetler Evi Araba Yolu Caddesi üzerinde, deniz cephelidir. )
- VİLAYETLEREVİ :
( İstanbul Özel İdaresi bünyesindedir. Kireçburnu ile Tarabya arasında ve Tarabya sınırları içinde bulunan deniz cepheli sosyal tesislerdir. )
- VINICUNCA ile ZHANGYE DANXIA
( Peru'da. İLE Çin'de. )
(
ile
)
- VİTRİN ile CAMEKÂN
( İlk vitrin, Paris'te kullanılmıştır. )
- VİZYONA GİRMEK değil/yerine/= GÖSTERİME GİRMEK
- VLATAVA ile/= MOLDAV
( Çek dilinde. İLE/= Almanca'da. )
- VOLKAN ile/değil ERİŞİLEBİLİR VOLKAN
( ... İLE/DEĞİL Dünyanın erişilebilir en etkin volkanı, Vanuatu'nun, Tanna Adası'ndaki, Yasu'dur. )
- VOROTOVİÇ, ZORAN (GOD, ZORAN (GOD, YUGOSLAVYA, 1957) :
( Kızılyıldız (Yugoslavya) kulübünden transfer edildi ve üç sezon (1987 - 1990) Sarıyer Spor Kulübünde tescilli kaldı. Bu süre içinde 68 lig, 11 kupa maçı olmak üzere 79 resmi ve ayrıca 26 özel maçla birlikte toplam olarak 105 maçta Sarıyer forması giydi. Takımına 2 gol kazandırdı. )
- VÜRUT[Ar.] değil/yerine/= GELİŞ/GELME
- WAI:
TEŞEKKÜR EDİYORUM ile/ve/||/<> MERHABA ile/ve/||/<> HOŞÇAKAL
- WALTER, A.V. (1880 - 1973) :
( Mobil Şirketi Balkanlar Genel Müdürü olarak Türkiye'de görev yaptı. 39 yıl süre ile Yeniköy'de kendi adını taşıyan yalıda oturdu. )
- WTER ile/ve/<> GAICHA ile/ve/<> LOSSI
( Yeni Kaledonya'nın üç önemli adasından biri olan Lifou'da yaşayan 3 kabile.
[Lifou'nun başkentinin adı ise "We"dir.] )
- WUHAN'DAN[ - ÇİN], (BAZI) HAYVANLARLA OLAN YAKIN İLİŞKİLERİNDEN DOLAYI ÇIKAN HASTALIKLAR:
SUÇİÇEĞİ ve/||/<>/> VEBÂ ve/||/<>/> KORONA
(
)
- XENIA[Yun.] ile/ve/||/<> IMAGO
( [İmge:] Yunan'da. İLE/VE/||/<> Roma'da. )
- XOCHIMILCO ve/||/<> TRAJINERA
( Meksika'da, "Çiçeklerin yetiştiği yer" anlamına gelen su kanalı. VE/||/<> Geleneksel Meksika tekneleri. )
(
)
- YABAN HAYVANLAR MÜZESİ :
( Poligan mahallesinde bulunan atış poligonu yerleşkesi içinde bir adet yaban hayvanlar müzesi bulunuyor. )
- YABANCI/LAŞTIRMA ile/ve/değil/||/<>/< TAŞRALI/LAŞTIRMA
- YADİGAR EJDER PARKI :
( Maden Mahallesindedir. 1.299,00 m²'lik bir alan üzerinde kurulmuştur. 400,00 m²'lik yeşil alanı, 127,00 m²'lik çocuk oun alanı ve 328,00 m²'lik spor alanı bulunmaktadır. )
- YAĞCI, ÇOŞKUN (İST. 1945) :
( Öğrenimini takiben aile şirketi olan Yağcı Denizcilik Şirketinde işe başladı. Sarıyer Spor Kulübü'nde 1 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. )
- YAĞIZ, SAMİM (İST. 1950 - ) :
( Kocaelispor'dan transfer edildi bir sezon (1978/1979) lacivert - beyazlı formayı giydi. Bu süre içinde 14 lig, 5 B takımlar ligi, 4 kupa maçı olmak üzere 23 resmi ve ayrıca 16 özel maçla birlikte toplam olarak 39 maçta Sarıyer formasını giydi. Lig maçlarında 2. özel maçlarda 1 olmak üzere 3 gol attı. 3 kez de Ümit Milli akımda oynadı. )
- YAĞMUR ile GÜZLEK
( ... İLE Güz yağmuru. | Güz mevsiminin geçirildiği yer. )
- YAĞMURCA ile YAĞMURCA ile YAĞMURCA
( Geyik. İLE Dağkeçisi. İLE Uzunköprü-Edirne ve Giresun'un bir köyü. )
- YAKIN HEDEF ile/ve UZAK HEDEF
- YAKIN ile/ve UZAK
( NEAR vs./and FAR/DISTANT )
- YAKINLIK:
SIKICI ile/ve/değil/||/<>/< BOĞUCU
( Kavuşmada[vuslatta], bıkma/sıkılma[gına] vardır. )
- YAKIN/LIK ile SICAK/LIK
( CLOSENESS vs. WARMTH )
- YAKLAŞMAK ile/ve/değil/<>/> YAKINLAŞMAK
( [not] TO GET CLOSE vs./and/but/<>/> TO GET CLOSER )
- YAKUP KAPTAN TOPÇULA PARKI :
( Yenimahalle'nin Havantepe yerleşim bölgesinin üst tarafındaki parktır. 2.003.91 m²'lik bir alanı kapsamaktadır. 988,69 m²'lik yeşil alanı, 293,81 m²'lik çocuk oyun alanı ve 213,68 m²'lik spor alanı bulunmaktadır. )
- YAKUT[Ar.]/KIZILTAŞ/ALTAŞ ile YAKUT
( Pembe ya da erguvan tonları ile karışık, koyu kırmızı renkte, saydam bir korindon türü olan değerli taş. | Yakuttan yapılmış ya da yakutla süslenmiş olan. İLE Kuzeydoğu Sibirya'da yaşayan bir Türk topluluğu ya da bu topluluktan olan kişi. | Bu topluluğa özgü olan, bu toplulukla ilgili. )
- YAKUTİSTAN'IN İKİ RESMİ DİLİ:
YAKUTÇA ile/ve/<> RUSÇA
( Yakutça, Türk dilinin kuzey grubundan S kolu olarak kabul ediliyor.[YAZ=SAS, YOL=SOL] )
- YALÇIN, DR. M. İHSAN (AKŞEHİR, 1938) :
( A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesinden mezun oldu. Maiyet Memurluğu, Ilgaz - Belören Nahiye Müdürlüğü, Ayaş, Çay, Gerede, Yenimahalle, Yığılca, Ahlat Bismil kaymakamlıkları yaptı. İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Şube Müdür Müdürü, Genel Müdür Yardımcılığı, daha sonra Ankara Vali Yardımcılıklarında bulundu, Siirt Vali Vekilliğinden sonra İstanbul Vali Yardımcılığı görevlerini yaptı. Emekli olduktan sonra yerel seçimlerde Sarıyer Belediye Başkanlığına seçildi. Sarıyer Spor Kulübü'nde 5 dönem başkan olarak görev yaptı. Futbol Adamları Derneğinde uzun süreden beri yönetim kurulu üyesi olarak görev yapmaktadır. Pek çok mesleki ve sosyal, sportif amaçlı dernekte üyedir. )
- YALÇIN, SÜLEYMAN (RUMELİKAVAK, 1957) :
( Rumelyikavaklı, profeszyonel futbolcu ve antrenör. Rumelikavak'ta yetişti. Bu takımda oynadıktan sonra amatör ve profesyonel olarak Davutpaşa, Beykoz, Çor u, Polatlı, Hatay, Tokat kulüplerinde oynadı. TFF tarafından açılan kursu tamamlayarak antrenörlük diploması sahibi oldu. Öğretici olarak görev yapmaktadır. )
- YALÇIN ile YALMAN ile YALPAK ile YALPI ile YALPIK ile YALPILI
( Düz, sarp. | Düz, kaygan. İLE Eğik, eğinik. | Sarp, dik. | Kesici ve batıcı araçların, kesen ya da batan bölümü. İLE Sokulgan, cana yakın. | Yüze gülücü, dalkavuk. | Sarp yer, uçurum. İLE Eğimli yüzey, yamaç. | İki tepe arasındaki düzlük. İLE Derinliği az ve geniş olan, yayvan. İLE Bir yanı, öbüründen yüksek ya da kalın. )
- YALÇINKAYA SOKAK :
( Merkez Sarıyer'de Kocataş dağ silsilesinin eteğinde ve Kayadibi Sokağın az ilerisindedir. Bu alanda eski yıllarca taş ocağı olduğundan, bu sokağa taşı çağrıştıran Yalçınkaya Sokak adı verilmiştir. )
- YALÇINKAYA, MACİT (SARIYER, 1951) :
( İ.Ü. İktisat Fakültesinden mezun olduktan sonra ticaret hayatına atıldı. Sarıyer Spor Kulübü'nde 3 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. )
- YALI, FAZLI (ÇANKIRI, 1941 -) :
( İthalat ve ihracatçı olarak iş hayatına atıldı. Sarıyer Spor Kulübü'nde 1 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. Kulübün Divan Kurulu Üyesidir. )
- YALTIRIK, PROF. DR. FAİK (EREĞLİ/ZONGULDAK, 1930) :
( İ.Ü. Orman Fakültesi öğretim üyelerinden. İlk ve orta öğrenimini İstanbul Beşiktaş'ta yaptı, Kabataş Lisesinden mezun oldu (1947). İ.Ü. Orman Fakültesini 1952 yılında birincilikle bitirdi. 1957 yılında Orman Fakültesi, Orman Botaniği Kürsüsüne Asistan olarak atandı ve 1963 de "Belgrad Ormanı Vejetasyonunun Floristik Analizi ve Ana Meşçere Tiplerinin Kompozisyonu Üzerine Araştırmalar" konulu tezi ile Ormancılık Bilimleri Doktoru unvanını aldı, 1968 yılında "Yerli Akçaağaç (Acer L.) türleri Üzerinde Morfolojik ve Anatomik Araştırmalar" konulu tezi ile Üniversite Doçenti oldu. 1976yılında da Profesörlüğe yükseltildi. Türkiye'nin orman ağaçları ve otsu bitkiler üzerinde araştırmalarda bulundu, ülkemizde yetiştiği bilinmeyen çok sayıda ağaç türü ve varyetelerini ortaya çıkardı ve bunlara yeni isimler verdi. Edinburg Üniversitesinde büyük bir ekip tarafından hazırlanan Kraliyet Botanik Bahçesi herbaryumunda yazımı tamamlanan ve basılan 10 ciltlik "Flora of Turkey and the Aegean Island" adlı büyük eser için yılları alan çalışma ile odunsu bitkilere ait çok sayıda familya, cins ve türlerin revizyonlarını yaptı, ülkemizde yetiştiği bilinmeyen 2 yeni tür, 5 yeni alttür, 6 yeni varyete saptadı ve 12 yeni taksonomik kademe düzeltmesi yaptı. Bir kısmı yabancı dergi ve florada yayınlanan 160'ı aşkın makalebi, 10 adet araştırma ve ders kitabı vardır. Örneğin; "Belgrad Ormanı Vejetasyonunun Floristik Analizi ve Ana Meşçere Tiplerinin Komipozisyonu Üzerine Araştırmalar (1966)", "Yerli Akçaağaç (Acer L.) Türleri üzerinde Morfolojik ve Anatomik Araştırmalar (1971)", "Türkiye'deki Doğal Oleaceae Taksonlarının Sistematik Revizyonu, 1978 (Profesörlük Tezi)", Dendroloji - I Orman ve Parklarımızdaki Bazı Yapraklı Ağaç ve Çalıların Kışın Tanınması, 1981 (Yardımcı ders kitabı)"Türkiye Orman Yan Ürünleri (Y. Bozkurt ve M. Özdönmez ile müşterek), 1982", "Türkiye Meşeleri Teşhis Kılavuzu, 1984", "Dendroloji Ders Kitabı I (Açık Tohumlular) 1988", "Dendroloji Ders Kitabı II (Kapalı Tohumlular), 1988", Otsu Bitkiler Sistematiği Ders Kitabı 1989", "İstanbul Adalarının Doğal ve Ekzotik Bitkileri (A. Efe ve A. Uzun ile müşterek), 1993" , "Süs Bitkileri: Ağaç ve Çalılar (M. Öztürk ve E. Yücel ile müşterek), 1995","Tarih Boyunca İstanbul'un Park, Bahçe ve Koruları, Egzotik Ağaç ve Çalıları (A. Efe ve A. Uzun ile müşterek), 1997" ve ayrıca pek çok bilimsel makale yayınladı. OPTİMA (Akdeniz Bölgesi Bitki Sistematiği Araştırmaları Organizasyonu; Uluslararası Dendroloji Derneği ve Uluslararası Meşe Derneği, A.B.D. Türkiye Ormancılar Cemiyeti; T.M.M.O.B. Orman Mühendisleri Odası, Türkiye Tabiatını Koruma Derneği, Türkiye Yeşillendirme ve Çevre Koruma Kurumu. Ayrıca İstanbul Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu'na dört yıl süre ile YÖK tarafından üye seçildi. Ayrıca dört yıl süre ile İstanbul Belediye Başkanlığı Danışma Kurulu Üyeliği yaptı. 1973 yılında TÜBİTAK tarafından "50. Yıl Cumhuriyet Ödülü" ile ödüllendirildi. İtalyan Ormancılık Bilimleri Akademisine de üye olan Yaltırık, 1981 - 1986 ylılları arasında İ.Ü. Orman Fakültesi Dekan Yardımcılığı görevinde bulundu. )
- YALVAÇ =/< MANAR ANT-OK-YASI
( Isparta'nın ilçesi. =/< Isparta'nın, Yalvaç ilçesinin, kadîm dönemlerdeki "Öncü kahramanın yemin birliği diyarı" anlamına gelen ön-Türkçe adı. )
- YALVAÇ ile YALVAÇ
( Isparta'nın ilçesi. İLE Kitap getirmiş peygamber. )
- YAMAN, MURAT (İST. 1974) :
( Küçükköy S. K. den transfer edildi. Sarıyer Spor Kulübünde 6 sezon (1998 - 2004) tescilli kaldı. Bu süre içinde 61 lig, 4 kupa, 2 turnuva maçı olmak üzere 67 resmi ve ayrıca 46 özel maçla birlikte toplam olarak 112 maçta oynadı. Lig maçlarında 2 ve özel maçlarda 1 olmak üzere takımına 3 gol kazandırdı. )
- YAMANLAR, PROF. DR. ORHAN (İZMİR. 1918 - 1970) :
( Üniversite Öğretim Üyesi. İlk, orta ve Lise öğrenimini İzmir'de tamamladı. 1942'de Ankara Yüksek Ziraat Enstitüleri Orman Fakültesinden mezun oldu. Bir süre Orman Teşkilatında çalıştıktan sonra 1945 açılan sınavı kazanarak Geodezi Kürsüsüne asistan olarak atandı. 1950'de "Orman İşletme İnşaatı Kürsüsünde hazırlamış olduğu "Kağıthane ve Alibey Derelerinde Toprak Taşınmaları ve Haliç'in Dolmasını Önleyecek Teknik ve Kültürel Tedbirler Üzerine Araştırmalar" isimli tezi ile "Doctor Artiium Foresterium" unvanı aldı."Marmara Havzası ve Bilhassa Yalova Mıntıkası için Arazi Tasnifinin Erozyon Kontrolü üzerine Yapacağı Tedbirler" tezi ile 1953'te "Üniversite Doçenti" unvanını aldı ve Ormancılık Coğrafyası ve Yakın Şark Ormancılığı Kürsüsüne tayin oldu. 1962'de profesör oldu ve Orman Coğrafyası ve Yakın Şark Ormancılığı Kürsüsüne atandı. 26 telif ve 10 tercüme yayınlanmış eseri bulunmaktadır. Ayrıca iki ders kitabı (Roto Not) bulunmaktadır. )
- YAMYAM("İNSAN YİYEN İNSAN") ile/değil/yerine/>< İNSAN
( )
- YAN MASAMDA ile YANMASAM DA
- YAN YANA/LIK ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< BİRLİKTE/LİK
- YAN ile YÖN
( NEZT ile ... )
- YAN ile/ve/||/<>/> YÖN
- YANAVENKO, EVGUANİ (KAZAKİSTAN, 1962) :
( Rusya'nın Duinyaper kulübünden transfer edildi ve iki sezon (1003 - 1995) Sarıyer'de tescilli kaldı. Bu süre içinde 34 lig, 5 kupa maçı olmak üzere 39 resmi ve ayrıca 20 özel maçla birlikte toplam olarak 59 maçta Sarıyer forması giydi. Sakatlığı nedeniyle ülkesine döndü. )
- YANINDA ile/ve/<>/< YAKININDA
- YANKI ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SELEN/SES
( AKSİSEDÂ, BİNT-ÜL-CEBEL[ )
( Yankı değil ses ol! )
( [not] ECHO vs./and/but/||/<>/< VOICE
VOICE instead of ECHO )
- YANLIŞ YERDE/ZAMANDA/KOŞULLARDA:
KALMAK değil/yerine KALKMAK
- YANSIMA ile/ve/||/<> BAKIŞIM/SİMETRİ
- YANYANA ile/ve/<> KARŞILIKLI
- YAN YANA/LIK ile/ve ART ARDA/ARDIŞIK/LIK/MÜTERÂDİF[Ar. < RİDF]
( Uzay/mekân. İLE/VE Zaman. )
( SIDE BY SIDE vs./and ONE AFTER ANOTHER )
- YAN YANALIK ile/ve DIŞTALIK
( (TO BE) SIDE BY SIDE vs./and (TO BE) OUTER )
- YAPI ile/ve/||/<> KAPASİTE
- YAPISAL DÖNÜŞÜM ile/ve/değil/||/<>/< KENTSEL DÖNÜŞÜM
( )
- YAR ile/||/<> YER
( Yarmak. İLE/||/<> Yarmak. )
- YARALIYOR ile/değil YER ALIYOR
- YARAR, HALUK (SARIYER, 1947) :
( Lise öğreniminden sonra iş hayatına Yarar ailesine ait kabzımallık şirketinde başladı. Sarıyer Spor Kulübünde 6 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. )
- YARAR, KEMAL (İST. 1916 - ?) :
( Elektrik Yüksek Mühendisi olarak iş hayatına atıldı. Ancak baba mesleği olan Balık Kabzımallığında diş hayatına devam etti. Sarıyer Spor Kulübü'nün (1940) 14 kurucusundan biri olup iki dönem başkanlık yaptı. Vefa Spor Kulübü'nde de yöneticilik yaptı. Ayrıca İstanbul Balıkçılar Cemiyeti, İstanbul Esnaf Hastanesi Derneği Başkanlığı görevlerinde bulundu. Ayrıca Meslek kuruluşlarında görev aldı. İstanbul Ticaret Odası Meclis Başkanı olarak da görev yaptı. )
- YARAR, SELAHATTİN (İST. 1922 – 2005) :
( İ.Ü. Yüksek Ekonomi ve Ticaret Okulundan mezun oldu. Sarıyer Spor Kulübü'nün 14 kurucusundan biri olup, aynı zamanda futbolcusu ve takım kaptanı idi. Gençliğinde voleybol ve Sarıyer Spor Kulübünde futbol oynadı. Sarıyer Spor Kulübü'nde 8 dönem başkanlık 6 dönem yöneticilik görevi üstlendi. Yarar Ailesinin sahip olduğu Balık Kabzımallığı Şirketi yönetiminde bulundu. Ölene kadar Sarıyer Spor Kulübü Divan Başkanı ve Onursal Başkanı olarak görev yaptı. )
- YARDIMCILAR, HACI MÜEZZİN MEHMET RACİ (SARIYER, 1880 - 1938) :
( Sarıyerlidir. Sarıyer merkez mahallesinin bilinen ilk muhtarı olup ölene kadar muhtar olarak görev yaptı. )
- YARIMADA ile/ve/<> KISTAK/BERZAH
( Yalnız bir yanından anakaraya bağlı, öbür yanları denizle çevrili kara parçası. İLE/VE/<> Bir yarımadayı karaya bağlayan, iki yanı su, dar kara parçası. )
- YARIMI KADAR değil YARISI KADAR
- YASAK ile/ve/değil/||/<>/< TEHLİKELİ
( "Yasak" sözcüğünün kullanımı, çoğunlukla bir şeyin engellenmiş olmasından dolayı değil bilgi ve deneyime dayalı olarak tehlike olasılığından dolayıdır. )
- YAŞAM ALANI ile/ve/değil HAREKET ALANI
( Bazı düşünürlerin/sanatçıların, [turistlerin ya da turist gibi yaşayanların vb.] her hareket alanlarının, yaşam alanı olmadığı gibi. )
( [not] LIFE FIELD vs./and/but MOTION/ACTIVITY FIELD )
- YAŞAR DEDEMAN İHL CAMİİ :
( Ferahevler Mahallesinde Hakim Evleri sitesinin yanında bulunmaktadır. )
- YAŞAR DEDEMAN LİSESİ :
( Yavuz Sultan Selim mahallesinde hayırseverlerden Yaşar Dedeman'ın yardımları ile yaptırılan ve yaptıranın adını taşıyan lise 1978/1979'da Hürriyet İlkokulu bünyesinde eğitime başladı. 1985/1986 ders yılında yeni binasına taşındı. Kemal Dedeman tarafından Milli Eğitim Bakanlığına devredilen binada 1992/1993 ders yılına kadar Ortaokul olarak hizmet verildi. Aynı ders yılı içinde lise statüsüne alındı. (İMAM HATİP LİSESİ OLDU!!!!!) )
- YAŞAR KEMAL KÜLTÜR MERKEZİ PARKI :
( Derbent (Çamlıtepe) mahallesindedir. 1.360,00 m²'lik bir alan üzerindedir. Tamamı yeşil alandır. )
- YATAK ODASI değil/yerine UYKU/UYUMA ODASI
- YATAK ile BEŞİK
( ... İLE Bebekleri yatırmaya ve sallayarak uyutmaya yarayan, tahta ya da demirden yapılmış sallanır bir tür küçük karyola. | Ambalajlanacak malın biçimine uygun olarak alta konulan parça ya da parçaların tümü. | Bir şeyin doğup geliştiği yer. | Yüzüstü yatışta, geriye bükülü ayak bileklerini ellerle kavrayarak karın üzerinde baş ve ayak yönünde sallanma. )
- YATAK/MECRÂ ile EKENEK/MEZRÂ
( [coğrafya] Yatak. | Bir işin gidişi, bir olayın doğrultusu. İLE Ekilen yer. Ekime elverişli, ekilecek tarla ya da yer. | Kırsalda, birkaç evden oluşan, en küçük yerleşim birimi. )
- YATAK ile/ve/||/<>/> YASAK
- YATAY ile/ve DİKEY/DÜŞEY
( UFKÎ ile/ve ŞÂKULÎ["ku" uzun okunur] )
( HORIZONTAL vs./and VERTICAL )
( HORIZONTAL avec/et VERTICAL )
- YATAY/UFKÎ ile/ve/değil YASSI
( Durgun bir su yüzeyine koşut, düşey doğrultusuna dikey olan. İLE/VE/DEĞİL Yayvan ve düz. )
- YAVUZ SULTAN SELİM MAHALLESİ :
( İlçenin gecekondu mahallelerinden biridir. Ferahevler olarak bilinen bu yerleşim bölgesi 1988'de ayrı bir mahalle olunca ismi de Yavuz Sultan Selim Mahallesi oldu. Yavuz Sultan Selim Mahallesi; Tarabya, Çamlıtepe (Derbent), İstinye ve Yeniköy mahallelerinden sınır alır. 1992 nüfus sayımında göre mahallenin nüfusu 12.229'dur. )
- YAVUZ SULTAN SELİM(FERAH EVLER) SPOR KULÜBÜ :
( Ferahevler Spor Kulübü adı ile 1977'de Mehmet Polat, Hicabi Güven, Tarık Şahin ve Kadir Akarsu tarafından kuruldu. 1979 yılında tescil edilerek resmiyet kazandı. Futbol dalında faaliyet göstermektedir. )
- YAVUZ, ALİ (DENİZKAYA, 1966) :
( İ. Ü. Orman Fakültesini bitirdi. Orman Mühendisi olarak bir süre çalıştıktan sonra kendi şirketini kurdu. Park - peyzaj ve müteahhitlik hizmeti yapmaktadır. Üyesi olduğu Sarıyer Spor Kulübü'nde bir dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. )
- YAVUZ, ALİ (KÖ, 1949) :
( Kireçburnu Spor Kulübünden orta saha elemanı olarak transfer edildi ve bir sezon (1968/69) Sarıyer'de tescilli kaldı. Bu süre içinde 5 lig, 5 özel olmak üzere 10 maçta Sarıyer forması giydi ve özel maçlarda 1 gol kaydetti. Sezon sonunda Balıkesirspor'a transfer ederek Sarıyer'den ayrılan Ali futbol yaşamını noktaladıktan sonra antrenör kurslarını tamamladı ve çeşitli kulüplerde antrenör olarak görev yaptı. Sarıyer Spor Kulübü, Büyükdere Spor Kulübü, Sarıyerli Profesyonel Futbolcular Derneği üyesi olan Ali, Kireçburnu, Sarıyer, Balıkesir, Trabzon ve Büyükdere Spor kulüplerinde futbol oynadı. )
- YAVUZ, MUHARREM (DORTMUND/ALMANYA, 1979) :
( Almanya doğumlu olup, yurda dönüp Emirgan'da ikamet etti ve 2014 yerel seçimlerinde Emirgan Muhtarı olarak seçildi (2014 - 2019). )
- YAYAYA: ZİL ÇALMAK değil YAVAŞLAMAK/DURAKLAMAK
( Yayalara, hiçbir koşulda, ne korna, ne de zil çalınır! Araç sahibi sensin, sen durup bekleyeceksin! Senin rahatın yerinde, o ise yaya olarak bir yerlere ulaşmaya çalışıyor. Öncelik, her zaman ve koşulda yayalarındır! )
- YAYILMAK ile "KURULMAK"
- YAYLALI, OYA (İST. 1958 - 2019) :
( TV Spikeri, Sarıyer Lisesinden mezun oldu. İş hayatına TRT İstanbul'da başladı. Uzun yıllar devam etti. Sarı Basın Kartı sahibiydi. )
- YAZ GÜNÜ ile/ve/||/<>/> GEZ GÜNÜ
- YAZICI, ALİ (MAÇKA/TRABZON, 1969) :
( Büyükderelidir. İlköğretimden sonra Minibüs işletmeciliği yaptı. Yerel seçimlerde ikinci kez (2014 - 2019 ve 2019 - 2024) Büyükdere Mahallesi muhtarı seçildi. Bu görevini devam ettirmektedir. )
- YAZICI, HÜSNÜ (BAHÇEKÖY, 1964) :
( İlkokulu Bahçeköy'de ortaokulu ve liseyi Sarıyer Lisesinde okudu. Ticaret ile ilgilenmektedir. Bahçeköy Spor Kulübüne Başkanlık, Sarıyer Spor Kulübünde yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. DYP Bahçeköy Belde İlçe Başkanlığı ve 1992 - 1994 ve 1994 - 1999 dönemlerinde Bahçeköy Belde Belediye Meclisi üyesi olarak görev yaptı. DYP Belde Teşkilatı Başkanlığı, ISMAR Marketçiler Kurucu Üyeliği, Sarıyer Lozan Mübadiller Derneği Kurucu Üyeliği ve Başkanlığı yaptı. Pek Çok sosyal amaçlı dernekte üyedir ve halen Sarıyer Spor Kulübü Divan Kurulu üyesidir. )
- YAZICI, M. OKTAY (BAHÇEKÖY, 1966) :
( Bahçeköy'de bakkaliye ve sonra da Sarıyer'de Yazıcı Marketi açarak ticari hayata atıldı. Bahçeköy Spor Kulübü'nden başka, Sarıyer Spor Kulübü'nde 2 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. )
- YAZICI, ZEKİ (KEMERBURGAZ, 1943) :
( Sarıyer altyapısından yetişti ve kaleci olarak profesyonel takım kadrosuna alındı (1962). Askerliğini takiben Malatyaspor'a transfer etti, sonra tekrar Kulübüne geri döndü. Sarıyer Spor Kulübü kadrosunda aralıklı olarak 8 sezon kaldı. Bu süre içinde 162 lig, 7 B takımlar ligi, 2 kupa, 3 turnuva maçı olmak üzere 174 resmi ve ayrıca 48 özel maçla birlikte toplam olarak 222 maçta Sarıyer forması giydi. Lig maçlarında 93, B takımlar ligi maçlarında 6, kupa maçlarında 1 ve turnuva maçlarında 1 olmak üzere resmi maçlarda 101 ve ayrıca özel maçlarda 60 olmak üzere toplam olarak 161 gol yedi. Sarıyer kulübünde takım kaptanı olarak görev yaptı. Beykoz Spor Kulübüne transfer ederek Sarıyer'den ayrıldı. Bilahare Sarıyer altyapısında antrenör olarak görev yaptı. Bahçeköy Spor Kulübünde yönetim kurulu üyesi ve Kulüp Başkanı olarak da görevler üstlendi. Üyesi bulunduğu Sarıyer Spor Kulübünde Divan Kurulu üyesidir. )
- YAZICILARIN:
BULUNDUĞUNUZ ORTAMDA değil/yerine AYRI BİR (HAVALANDIRMALI) ODADA BULUNDURULMASI
- 7 DORUK/ZİRVE[Ar.]
( * ACONCAGUA: Arjantin, Güney Amerika, Yükseklik: 6959 m.
* ELBRUZ: Rusya, Avrupa, Yükseklik: 5642 m.
* EVEREST: Nepal, Tibet, Yükseklik: 8848 m.
* KILIMANJARO: Tanzanya, Afrika, Yükseklik: 5895 m.
* KOSCIUSKO: Avustralya, Yükseklik: 2228 m.
* Mc. KINLEY: Alaska, Kuzey Amerika, Yükseklik: 6194 m.
* VINSON: Antarktika, yükseklik: 4897 m. )
- YEDİ SEKİZ HASAN PAŞA KÖŞKÜ :
( Sarıyer'de Gazi Hasan Paşa sokağında bulunan köşk Yedi Sekiz Hasan Paşa Köşkü olarak tanınır. Yedi Sekiz Hasan Paşa Osmanlı dönemi paşalarındandır. 19. yy. başlarında yapıldığı sanılan köşk, 1950'li yıllara kadar değişik amaçlı kullanıldı. Köşk 1920 - 1922 yılları arasında "Orman Mekteb - i Alisi" (Yüksek Orman Mektebi) yani şimdiki adıyla Orman Fakültesi olarak kullanıldı. II. Dünya Savaşı sırasında ise ordu emrine verildi ve 16. Alay buraya konuşlandı komutanlık binası olarak kullanıldı. Askeri birlik buradan ayrıldıktan sonra köşk kaderine terk edildi. Bilahare de Çiller ailesine satıldı. )
- YEDİKARDEŞLER ÇINARI :
( Büyükdere çayırında (Şimdiki Çayırbaşında ve fidanlığın bulunduğu alanda) bulunan çınar ağacı, kökten çıkan yedi gövdeden oluştuğu için "Yedikardeşler" adı ile anılıyordu. Godrey de Bouillon komutasındaki I. Haçlı Ordusu 1096'da bu çınarın altında konaklamıştı. Çınarın çevresinin 32 m boyunun 60 m olduğu çeşitli eserlerde yer alır. Bu büyük çınara "Kırkağaç" da deniliyordu. Bir söyleme göre bu ağaç düşen bir yıldırım sonucu yanmış, bir başka söyleme göre de gövdesi kovuktu ve bu kovuk olan yerde bir kahve ocağı vardı. Çay ocağının tutuşması üzerine büyük çınar yanıp kül olmuş. İstanbul Ansiklopedisi ise 1930'da Çayırbaşı'nda kurulan Meyve Islah Enstitüsü yerleşim alanı temin için kesildiğini yazmaktadır. )
- YEDİKULE ile/ve YEDİKULE
( Zeytinburnu. İLE/VE Selânik.[adı geçen Yedikule Zindanları, Selânik'tekidir!] )
- YEĞİN, CEMAL (ZARA, 1954) :
( İlk. Orta ve lise öğrenimini İstanbul'da tamamladı. 1976'da bir yıl A.İ.T.İ. Akademisine devam etti. 1983'te M.Ü. İktisat Fakültesinden mezun oldu. 1985 - 1995 arası Kavala Şirketler Grubunda 10 yıl Mali İşler Müdürü ve Gen. Müdür Yardımcılığı yaptı. 1995 - 2001'de Türkmen Holding Şirketlerinde Mali İşler Müdürlüğü yaptı. CHP İlçe yönetim kurulu üyeliği yaptı. Sarıyer Belediyesi ve İstanbul B.Ş. Belediyesi Meclis üyesi olarak görev yaptı. )
- YELDEĞİRMENİ :
( Reşitpaşa Mahallesinin en çok rüzgâr alan yerinde yapılan yeldeğirmeninin kalıntıları mevcuttur, ancak kim tarafından hangi tarihte yapıldığı bilinmiyor (bkz. Değirmentepe). )
- YELDEĞİRMENİ :
( Tarabya'nın kuzey rüzgârlarına açık olması nedeni ile Tarabya Tepesinde yaptırılan Yeldeğirmeni de zaman içinde yıkılıp gitti, kalıntıları bile korunamadı. )
- YELKENCİ, CEYHUN (TRABZON, 1983) :
( Sarıyer altyapısından yetişti. Beş sezon (2000 - 2005) tescilli kaldığı Sarıyer'de 65 lig, 3 kupa maçı olmak üzere 68 resmi ve 33 özel maçla birlikte toplam olarak 101 maçta forma giydi. Lig maçlarında 3, kupa maçında 2 ve özel maçlarda 3 olmak üzere takımına 8 gol kazandırdı. Türk Telekom takımına transfer ederek Sarıyer'den ayrıldı. )
- YELKENCİLER KÖŞKÜ :
( Sarıyer'de Dursun Fakih Sokakta bahçe içindedir. Bu köşkün ne zaman ve kimler tarafından yapıldığı bilinmiyor. Köşk Karagöz ailesinin mülkiyetindedir. Harap vaziyettedir. )
- YEMEN ile/ve/||/<> ŞAM
(
)
- YEMÎN ile/||/<> YEMÎNİ ile/||/<> YESÂRİ ile/||/<> YEMÎN Ü YESÂR
( Sağ. İLE/||/<> Sağ taraf. İLE/||/<> Sol taraf. İLE/||/<> Sağ ve sol. )
- YENER, GÖKER PROF. DR.(İST. 1937 - 2018) :
( Büyükderelidir. İlk ve orta öğrenimini burada tamamladı. 1960'da İ.Ü. Orman Fakültesinden mezun oldu. Düzce Orman İşletmelerinde çalıştıktan sonra askerlik görevini yaptı. 1963'te İ.Ü. Orman Fakültesi Orman Ürünlerinden Faydalanma Kürsüsüne asistan olarak atandı. 1969'da hazırladığı "Dursunbey ve Elekdağı Karaçamlarının Fizikselce Mekanik Özellikleri, Kullanış Yerleri Hakkında Araştırmalar" adlı tezi ile Doktor unvanını aldı. 1970 - 1971'da İngiltere'de Aylesburyş - Bucks'ta "Orman Ürünleri Araştırma Laboratuarı"nda araştırma ve incelemelerde bulundu. 1975 yılında tamamladığı "Türkiye'de Kontrplak, Kontrtabla ve Yonga Levhaları Sanayi, Gelişme Olanakları, Bu Malzemelerin Teknolojik Özellikleri Hakkında Araştırmalar" konulu tezi ile Doçent unvanını kazandı. 1982'de profesörlüğe yükseltildi. 1992 - 1995 yılları arasında İ.Ü. Orman Fakültesi Dekan Yardımcılığı yaptı. İstanbul Üniversitesi Senatosunda İ.Ü. Orman Fakültesi üyesi olarak bulundu. 2004'te yaş haddinden emekli oldu. )
- YENİ BEND YOLUNDAKİ ÇEŞME :
( Bahçeköy'de Yenibend'e giderken sol taraftadır. Kaynak suyu vardır. Çeşmenin kitabesinde şu ayet yer almaktadır: Kalellahu tealâ fi kitabihil kerim" (Tamiri: 1955, Sular İdaresi). )
- YENİ CAMİ :
( Bahçeköy'de harman yeri yanında bulunan kilise mübadeleden sonra uzun süre değişik amaçlar için kullanıldıktan sonra 1977'de camiye dönüştürüldü. )
- YENİ CAMİ :
( Garipçe Köyü yeni cami köy içinde olup 1941 yılında inşâ edilmiştir. Sonuncusu 2007/2008'de olmak üzere İki kez büyük onarım gördü. Tarihi bir özelliği yoktur. )
- YENİ CAMİ :
( Pınar Mahallesi yeni cami çarşı içinde olup tarihi özelliği yoktur. )
- YENİ CAMİ :
( Yavuz Sultan Selim Mahallesindeki bu cami ismi gibi yeni inşâ edilen camilerden olup tarihi özelliği yoktur. )
- YENİ CAMİ :
( Yeniköy askerlik şubesi karşısındaki bu cami 1966 yılında yapılmış olup tarihi bir özelliği yoktur. )
- YENİ ÇEŞMELER :
( Rumelikavağı Muhtarlığı ile Rumelikavağı Güzelleştirme ve Çevre Koruma Derneği'nin gayretleri ile Rumelikavağı'nda 13 yeni çeşme yapılmıştır. Bu çeşmelerden bir kısmı yeni, bir kısmı ise eski fakat herhangi bir özelliği olmayan çeşmelerin yenilenmesi biçiminde olmuştur. Memba suyundan akış alıyorlar. )
- YENİ ile GERİ (GELMEK)
- YENİ HİBE PARK (DEDEMAN) :
( Ferahevler Mahallesindedir. 700,00 m²'lik yeşil alanı bulunmaktadır. )
- YENİ KİLYOS CAMİİ :
( Köy içinde ve büyük meydanlık alan üzerinde olup Osmanlı mimarı tarzındadır ve 2004'te hizmete açıldı. )
- YENİ KÖY VAPUR İSKELESİ :
( Boğaziçi'nin en önemli iskelelerinden biridir. İlk iskele Yeni Kahve mevkii önündeydi. 1889'da bu iskeleye bir memur odası ilave edildi. 1908'de ise bu iskele yıktırılıp yerine yeni inşâ edildi. İskele Boğaziçi'nin merkezi bir yerinde olduğu için aktarmalar buradan yapılırdı. Beykoz, Paşabahçe, Çubuklu ve diğer Anadolu yakası iskelelerine gidecek yolcular buradan aktarma yaparak giderlerdi. Halen Yeniköy - Beykoz arasındaki seferler buradan yapılmaktadır. Aktarma sisteminde iskelede yığılmalar olduğu için yakınmalarda olurdu. Nihayet 1950'li yıllarda bu sistemden vazgeçildi. İskele kazık sisteminde yapılmıştır. Hemen yanı başında deniz taşıma motorlarına ait iskele mevcuttur. Yeniköy vapur iskelesi halen kullanılmaktadır. )
- YENİ YILDIZ KOLEJİ :
( Bu kolej 1989 yılında Bebek'teki anaokulu ve ilkokulu binasında öğretim ve eğitime başladı. 19891/1992 ders yılında Yavuz Sultan Selim Mahallesindeki yeni binasına taşındı. )
- YENİ YUNUS EMRE CAMİİ :
( Ferahevler Mmahallesinde bulunan camilerden biridir. )
- YENİ ZELANDA'NIN İKİ TEMEL SİMGESİ:
KİVİ KUŞU ve/+/||/<> EĞRELTİ OTU
- YENİDÜNYA ile Yenidünya
( Maltaeriği. | Renkli ya a sırlı sırçadan yapılan, süs olarak asılan top. İLE Amerika anakarası. )
- YENİKAPI MEVLEVİHANESİ ile ÖTEKİ MEVLEVİHANELER
( Itrî'nin, Dede Efendi'nin ve Şeyh Galib'in yetiştiği yerdir. İLE ... )
- YENİKÖY BALIKÇI BARINAĞI :
( Yeniköy balıkçı barınağı Tarabya'dan Yeniköy'e girişte ve parkın karşısındadır. Küçük sandallar için bir barınaktır. Barınak Yeniköy S.S. Su Ürünleri Kooperatifinin kullanımındadır. )
- YENİKÖY CAMİ PARKI :
( Yeniköy'de çarşı içindedir. Yeniköy Yeni Cami bu büyük parkın içindedir. )
- YENİKÖY CAMİİ :
( Yeniköy çarşısı üzerinde ve Vapur İskelesinin karşısındaki Parkın içindedir. Modern mimari yapısı ile dikkat çeker ama tarihi özelliği yoktur ve yeni camilerdendir. )
- YENİKÖY GÜZELCE KÖŞKLER YAZLIK SİNEMASI :
( Yeniköy'de Güzelce Köşkler Sokağında bulunuyordu. Yazlık sinema idi. 1968 yılında açıldı 1976 yılında kapandı. Mekan Rum Kilisesine aitti. Buruda halen Yeniköy Çamaşırhanesi faaliyet gösteriyor. )
- YENİKÖY İLKÖĞRETİM OKULU :
( Yeniköy İlköğretim Okulu 1923'te küçük bir barakada Yeniköy 33. İlkokulu olarak hizmete açıldı. Bir süre sonra biraz daha büyük bir binaya taşınan okul, 1933'te halen kullanılan büyük binasında hizmet vermeye başladı. Okul 1997/1998 öğretim yılında İlköğretim statüsüne alındı. )
- YENİKÖY MAHALLESİ :
( Sarıyer İlçesinin sahil şeridinde yer alan mahallelerinden biri olup; Tarabya, İstinye ve Ferahevler mahallelerinden sınır alır. Yeniköy'ün kuruluşu, Kanuni Sultan Süleyman'ın (1520 - 1566) fermanı ile Karadeniz, özellikle; Trabzon ve Rize bölgesinden getirilen, Rum ve Türk ailelerin iskan edilmesi ile oldu. Türkler semte Yeniköy derken, Rumlar da "Niohorion" (Neokhorion) diyorlardı. Zamanla Neohorion kelimesi biraz kısaltılarak "Nihori" dönüşmüştür. Nihori'nin Türkçe karşılığı da "Yeniköy"dür. 1992 nüfus sayımına göre mahallenin nüfusu 15.034'dür. )
- YENİKÖY MEZARLIĞI :
( Yeniköy'ün üst kısımlarında olup, hala gömü yapılmaktadır. Bu mezarlıkta I. Dünya Savışı sırasında şehit olan 6 Tunuslu askerin gömülü olduğu için mezarlığın alt kısmına şehitlik denildi. 1960'da askeri yönetim mezarlığı kapadı ama bilahare açtı. )
- YENİKÖY NAHİYESİ :
( Sarıyer İlçesinin tek nahiyesi idi. Nahiyelik durumuna 15 Ocak 1972'de son verildi ve mahalle durumuna getirildi. Yeniköy'de Nahiye Belediye Başkanlığı Dairesi vardı. )
- YENİKÖY PARKI :
( Bu park Yeniköy'e girişte, küçük liman karşısındadır. Yeniköy'ün eski parkıdır. )
- YENİKÖY PARKINDAKİ ÇINAR AĞACI :
( Balıkçı limanı karşısındaki parkta bulunan bu çınarın dipten çevresi 9.85 m, göğüs hizasından ise 5.0 m dir. Tahminen 350 - 400 yaşlarındadır. )
- YENİKÖY PLAJ PARKI :
( Yeniköy Köybaşı Caddesi üzerindedir. 4.465,64 m2 üzerinde kurulu çok amaçlı bir parktır. Bu parka muhtarlık parkı da denilmektedir. )
- YENİKÖY S. S. SU ÜRÜNLERİ KOOPERATİFİ :
( Yeniköylü balıkçılar tarafından kurulan Su Ürünleri Kooperatifi Balıkçı barınağını kontrolü altında tutmaktadır. )
- YENİKÖY ŞEHİTLİĞİ :
( Yeniköy'ün üst kısımlarında olan Türk mezarlığının deniz tarafında bulunmaktadır. I. Dünya Savaşı sırasında şehit olan 6 Tunuslu asker bu mezarlığa gömüldüğü için buraya şehitlik denildi. 1960 askeri yönetim zamanında şehitlik nedeni ile mezarlık bir süre kapatıldı ise de sonra tekrar açıldı. )
- YENİKÖY SİNAGOGU :
( Yeniköy'de askerlik şubesi karşısındadır. Musevilere ait sinagog Musevi banker Kamonda ailesinin desteği ile 1870'li yıllarda inşâ edilmiştir. )
- YENİKÖY SİNEMASI :
( Bu sinema çarşı içinde ve vapur iskelesine giden sokağın karısındaki Kilisenin arkasında bulunuyordu. Yazlık ve kışlık olarak faaliyet gösteren sinemanın sahibi Yeniköy Muhtarı Faris Varmışer'di. Yer ise Rum Kilisesi Vakfınındı. 1960'da açılan bu sinema 1970'de kapandı. )
- YENİKÖY SPOR KULÜBÜ BİNASI :
( Yeniköy, Köybaşı Caddesi üzerinde ve halı sahanın yanındadır. Kulüp yönetim kurulu burada toplanmakta olup, binanın ön kısmı kulüp lokalidir. )
- YENİKÖY SPOR KULÜBÜ HALI SAHASI :
( Yeniköy Spor Kulübü halı sahası, Yeniköy Köybaşı Caddesi üzerindedir. )
- YENİKÖY SPOR KULÜBÜ TESİSLERİ :
( Yeniköy Spor Kulübü sosyal tesisleri Askerlik Şubesinin yanında ve Parkın deniz kıyısındadır. Tesis içinde kafeterya, restaurant, plaj bulunmaktadır. )
- YENİKÖY SPOR KULÜBÜ :
( Yeniköy Spor Kulübü 1973 yılında kuruldu. Necati Özas, Avni Baydar, Aydın Baydar, İbrahim Döner, Ali Baydar, Yücel Anlayan, Münir Maçınlar, Çetin Yedigünler, Şakir Övünç, İbrahim Maçinler, Nurettin Akdağ ve Ziya Algan tarafından kuruldu. Uzun süre gayri federe olarak faaliyet gösterdikten sonra tescili yapılarak Beden Terbiyesi Teşkilatına dâhil edildi. Amatör III. Kümeden lig maçlarına başlayan Yeniköy önce II. Kümeye sonra I. Kümeye yükselme başarısını gösterdi. İstanbul Şampiyon da olan Yeniköy bir sezon III. Türkiye Liginde yer aldı. Halen İstanbul Süper Amatör Liginde maçlarına devam etmektedir. Yeniköy ayrıca Voleybol dalında da faaliyet göstermektedir. Voleybolda da başarılı olmuş ve deplasmanlı lige yükselmek başarısını göstermiştir. Kulübün Başkanlığını Ali Düşmez yapmaktadır. )
- YENİKÖY VLAHERHA AYAZMASI :
( Yeniköy, İstinye arasında ve tepede olan bu ayazma, birkaç basamakla inilen bir bodrumun içindeydi ve 1960'lı yıllara kadar ziyaret ediliyordu. )
- YENİKÖY YENİ CAMİ ÇEŞMESİ :
( Yeniköy Yeni Cami bahçesi içinde bulunan tipik bir cami çeşmesidir (M. 1966). Cami bahçesine girişte soldaki duvara bitişiktir. )
- YENİKÖY YENİ CAMİ YANINDAKİ ÇEŞME :
( Yeniköy Yeni Caminin kıble duvarının sol tarafında bulunan bu çeşme büyük duvar çeşmesidir. Çeşmenin kitabesi yok. Ne zaman kim tarafından yapıldığı bilinmiyor. )
- YENİKÖY ZEKİ MÜREN PARKI :
( Yenköy'de Alb. Osman Sokak üzerinde yapılan bir park Sanatçi Zeki Müren'in ismi ile açıldı. Park 1.385 m² alanda kuruldu. 80 m² oyun, 679 m² dinlenme alanı, 82 m² fitness ve 444 m² de yeşil alanı var. )
- YENİKÖY ZOGRAFYON KIZ İLKOKULU :
( Zografyon Kız İlkokulu 1872 yılında banker Hristakis Zografos tarafından yaptırılmıştır. Mimarı, Kostantinos Dimadistir. Mükemmel mimarisi ile dikkat çeker. Bu okul 1970 yılına kadar eğitim verdi. Bu tarihte öğrenci yokluğu nedeni ile kapandı. )
- YENİKÖY\'DEKİ RUM MEZARLIKLARI :
( Yeniköy'deki Rum meşatlıkları (mezarlıkları) Panayia Kumariotisa Kilisesi, Ayios Yeorgios Kilisesi ve Ayios Nikolaos Kilisesi bahçesinde bulunmaktadır. )
- YENİKÖYBURNU :
( Yeniköy Balıkçı barınağının Tarabya tarafındaki çıkıntıya Yeniköyburnu denilmektedir. )
- YENİMAHALLE CADDESİ :
( Hacı Ömer (Kumsal) meydanından başlayarak Yenimahalle'nin girişine kadar devam eder. Deniz Apartmandan sonra ve Yürek Yakan Sokak başında son bulur. )
- YENİMAHALLE CAMİİ :
( Yenimahalle Cami Osmanlı mimarı tarzında yapılan bir cami olup mimari bir özelliği yoktur. Cami 1959'da ibadete açıldı. )
- YENİMAHALLE PARKI (MUHTARLIK ALTI) :
( Bahçeköy'dedir. 575,00 m²'lik bir alan üzerindedir. 105,00 m²'lik yeşil alanı, 89,00 m² çocuk oyun alanı bulunmaktadır. )
- YENİMAHALLE RUM İLKOKULU :
( Yenimahalle Kilisesinin arka sokağındaki bu Rum ilkokulu çok uzun yıllar hizmet verdi. Yenimahalle'de çıkan bir yangın sırasında okulda yanınca, Rum cemaat yeni bir okul daha açtıysa da uzun ömürlü olmadı ve cemaatin azalması üzerine bu okul kapandı. )
- YENİMAHALLE VAPUR İSKELESİ :
( Boğaziçi'nin eski iskelelerinden biriydi. Koyda olduğundan yolcu gemilerinin konakladıkları iskelelerdendi. Motorlu taşıt vasıtalarının çıkması ve yöre halkının göç vermesi nedeniyle yolcu sayısında büyük düşüş olunca iskele 1982'den sonra kapatıldı ve sonra da yerinden söküldü. )
- YENİMAHALLE :
( İlçenin deniz sahil şeridinde yer alır. Rumelikavağı, Sarıyer ve Maden mahallelerinden sınır alır. Yenimahalle Boğaziçi'nin en eski yerleşim yerlerinden biridir. Antik çağdaki ismi adı Neopolis'ti. Bu sözcüğün anlamı da Yenikent/Yenimahalle idi. Antik çağda bu semte Amieton, Bizans döneminde ise Anilton da deniliyordu. 1992 nüfus sayımına göre mahallenin nüfusu 3.558'dir. )
- YER DEĞİŞTİRMEK ile/ve/<> BİÇİM DEĞİŞTİRMEK
- YER KAPLAYAN ile/ve/||/=/<> ARAZLARI TAŞIYAN
- YER (TUTMAK) ile/ve/<>/> YURT (TUTMAK)
- YER VERMEK ile/ve/değil/||/<>/< GEÇİT VERMEK
- YER-YURT
- YER ile DOĞAL YER
( LOCATION )
- YER" ile/||/<> "KULAK"
( "Yerin kulağı var." )
- YER ile/ve/değil/>< NEMO NOKTASI
( ... İLE Karaya en uzak nokta.[Pasifik Okyanusu'nun güneyindedir.] )
ELLER HAVAYA!!!
Sen! Yalnız adam!Duy sesimizi!
Paran yetmez,
Yıkmaya direncimizi!
Çek git yakamızdan, çek git ülkene!
Uç uç, bu dünyadan bir daha gelme!
Eller, eller, eller, eller, eller havaya!
Bergama'dan çıktık yola, Akkuyu'ya!
Eller, eller, eller, eller, eller havaya!
Gerekirse yürümeli, Ankara'ya!
Politik söylemleriniz, parasal güçleriniz,
Kuruyan nehirler, göller sizin eseriniz!
Bu köylü, bu toprak, bu ağaç bizim!
Benim ülkem çöplük değil!
Çektirin gidin!
Eller, eller, eller, eller, eller havaya!
Bergama'dan çıktık yola, Akkuyu'ya!
Eller, eller, eller, eller, eller havaya!
Gerekirse yürümeli, Ankara'ya!
Eller, eller, eller, eller, eller havaya!
Bergama'dan çıktık yola, Akkuyu'ya!
Eller, eller, eller, eller, eller havaya!
Gerekirse yürümeli, Ankara'ya!
Teşekkürler! Sevgili, Haluk LEVENT!
Rio de Janerio: Yaklaşık 400 yaşındaki kentin yaslandığı tepelerden Corcovado dağında bulunan, 30 metre yüksekliğindeki ve dünyanın en geniş heykellerinden biri olan ''Christ the Redeemer'', karnavallarıyla ünlü Rio'yu ve halkını her türlü kötülüklere karşı koruyor. Brezilya'nın 10 milyon nüfuslu bu ikinci büyük kenti, koloni dönemindeki Afrikalı, Avrupalı ve Güney Amerikalı toplumların birlikte yaşamalarıyla ve hatta aralarında yaptıkları evliliklerle şimdiki kültürel yapısına kavuştuğundan, aynı heykel ''tüm ataların ve anaların'' da ortak simgesi...
Brüksel: Kentin tanıtımında en ünlü simge olan ''İşeyen Çocuk Çeşmesi'' nin de siyasi ya da dinsel tarihle hiçbir ilgisi yok. 1619 yılında Jerome Duquesnoy tarafından yapılan çeşme, Belçikalıların eski bir kent söylencesine ait... Zengin bir Brükselli, ulusal şenlikler sırasında tek ve biricik oğlunu kaybeder. Çocuk beş gün sonra Rue de l'Etuve denen ve ''soyluların'' oturdukları sokağın köşesine ''işerken'' bulunur. Sonra da aynı köşeye, bu çocuksu cesareti ''kent belleğine'' taşımak için bronz bir heykeli dikilir.
Londra: Bizde, örneğin Galata Köprüsü yerine Boğaziçi Köprüsü'nü İstanbul'un simgesi sayan ''muhafazakâr'lar ile İngiliz muhafazakârlığı arasındaki farkın en çarpıcı göstergesi, Londralıların aynı konuda tarihi 'Tower Bridge'i yeğlemeleri...
New York: Kentle birlikte ABD'yi de simgeleyen 45 metrelik ''Özgürlük Anıtı'' 28 Ekim 1886 tarihinde açıldı. Amerika'nın siyasal özgürlüğünü kutlamak ve bunu da 'Fırsatlar Şehri'ne armağan etmek amacıyla 1865'te yapımına karar verildikten 21 yıl sonra tamamlanabilen anıt-heykelin seyir katına 354 basamak çıkıyor...
Paris: Adını, tasarımcısı Gustave Eiffel' den alan ve 1930'a kadar dünyanın en yüksek yapısı olan Eyfel Kulesi (320 m.), 19. yüzyılın çelik sanayisini de anıtlaştırmıştır. Paris'in en güzel bu kuleden görünmesinin nedeni olarak; ''Çünkü Eyfel'en bakınca kendisini göremezsiniz'' denilmesi de ''zarifliğiyle'' ünlü kent halkının çelikten ''simgelerine'' yönelik nazik eleştirisidir...
Sydney: Bu kenti de bir ''mimarlık gösterisi'' simgelemekte; Opera Binası... Yelkene benzeyen çatısıyla ün yapan binayı mimar Jorn Utzon tasarladı ve 1959-1973 yılları arasında inşa edildi. Ne var ki Utzon, kendi tasarımına tümüyle uyulmadığı için 1966 yılında projeden ayrıldı. Binayı daha sonra Avustralyalı bir grup tamamladı. Sydney'in hemen tüm kartpostallarında Opera Binası yer almakta...
Kopenhag: Kuzey Avrupa'nın soğuk denizlerinde gemicilerin düşü olan ''denizkızı'' bu kentin simgesi. Danimarkalı yazar Andersen' in dünyaca ünlü öykülerinden esinlenilerek limana yapılan küçük heykel, âşık olduğu prensle ancak kıyıya çıkarak görüşebilen denizkızını anlatıyor...
YUNANİSTAN
II. Mahmut'tan Yunan İsyanına DestekNisan 1821, Fener Patrikhanesi
Alemdar Mustafa Paşa Rumeli askeriyle Topkapı Sarayı'nın kapısına dayandığında padişah IV. Mustafa hem III. Selim'in, hem de II. Mahmut'un öldürülmesi emrini vermişti. Selim öldürüldü ama Mahmut haremdeki kadınların yardımıyla kurtuldu ve ardından tahta geçti. Napolyon'un çağdaşı olan II. Mahmut, Fransız imparatorunun Rusya'nın üzerine yürümesinden memnundu.
Napolyon'un başarıları yüzyıllardır Ruslarla savaşmakta olan Osmanlıların işine geliyordu. Dolayısıyla Fransızlarla Osmanlıların ilişkileri bu dönemde hayli gelişecekti. Avrupa ve Rusya Napolyon'la uğraşırken II. Mahmut da Osmanlı İmparatorluğunda bazı reformlar yapma olanağını bulacaktı.
Ancak Fransa sadece Avrupa ve Rusya'nın başına bela olacak bir Napolyon'u çıkarmakla kalmamıştı, aynı zamanda 1789 devrimini de gerçekleştirmiş ve bu devrimin rüzgarı Osmanlının egemenliği altındaki topraklara kadar ulaşmıştı. Fransız devriminin yaydığı fikirler, başta Balkanlar olmak üzere, Osmanlıların da canının sıkılmasına neden olan milliyetçi akımları birçok yerde güçlendirecekti. Bunlardan biri de Yunanistan'dı. Ortodoks dininin egemen olduğu Balkanları kendi hegemonya alanı olarak gören Rusların, Sırbistan ve Yunanistan'ın bağımsızlığı için uğraşmaları anlaşılır bir şeydi.
Nitekim 1814'de, Rusya'daki Yunan tüccarları tarafından Odesa'da kurulan "Philiki Hetairia" örgütü Yunan bağımsızlığı için önemli bir adım olacaktı. Bir süre sonra Osmanlılardan bağımsızlık kazanmak için Balkanlarda başlatılmak istenen savaş hemen sonuçlarını vermeyecekti ama artık fitil de tutuşturulmuş oluyordu.
Aslında kendilerini Bizans İmparatorluğunun varisi olarak gören Rumların Osmanlı egemenliği altında hayli ayrıcalıklı bir statüsü vardı. Başkent İstanbul'un nüfusunun önemli bir kesimini oluşturan Rumlar dış ilişkiler başta olmak üzere Osmanlı devletinin birçok önemli mevkisini işgal ediyordu. Osmanlı devletinin Avrupa ülkeleriyle diplomatik ilişkilerinde kullandığı dil esas olarak Yunancaydı. Tabii en önemlisi de Fener Patrikhanesi'nin İstanbul'da bulunmasıydı. Ortodoks kilisesinin merkezinin İstanbul'da olması ve varlıklı Fener aristokrasisinin Osmanlı sultanlarıyla iyi geçinmeyi temel alan ilişkileri Osmanlının Yunan/Rum tebaasıyla olan ilişkileri açısından da belirleyici bir öneme sahipti.
Ama ne olursa olsun, sonuçta Yunanistan yüzlerce yıldır Osmanlı'nın egemenliği altındaydı ve artık çağ ulusal esaslara göre yeni devletlerin mantar gibi fışkırdığı, ulus-devlet modelinin evrenselleşmeye başladığı bir çağdı. Dolayısıyla Yunanistan'ın da kendi bağımsızlığı için ayaklanması ve savaşmaya başlaması doğaldı. Uzunca bir zamandan beri Yunanistan ve Arnavutluk'un bir bölümünde fiilen hükümranlık kurmuş Tepedelenli Ali Paşa'nın II. Mahmut'un orduları tarafından tepelenmeye çalışılmasını fırsat bilen Yunan milliyetçileri Mart 1821'de ayaklandılar.
Asıl destek adalardaki tüccarlardan, orta sınıftan ve köylülerden geliyordu. Özellikle deniz ticaretiyle uğraşan Yunan adaları hem zenginleşmiş, hem de başta Marsilya olmak üzere Fransa ile olan yoğun ilişkileri çerçevesinde milliyetçi fikirlere açık hale gelmişti. Bir yandan Tepedelenli Ali Paşa, diğer yandan da İran'la savaş halinde olan Osmanlı orduları ilk aşamada isyanı bastırmakta güçlük çektiler.
Böyle bir ayaklanmayı pek beklemeyen II. Mahmut büyük bir öfkeye ve paniğe kapıldı. Paniklemişti, çünkü Rumlar hep birlikte ayaklandıklarında İstanbul'u, en azından Galata ve Beyoğlu'nu ele geçirirler diye korkuyordu. Nitekim gizli bir emir vererek İstanbul'daki Müslüman ahalinin böyle bir Rum ayaklanmasına karşı koymak üzere silahlanmasını istedi. Yeniçeri kışlalarına da gerektiğinde sivil halka dağıtılmak üzere yeteri kadar silah bulundurmalarını emretti.
Öfkesini ise Fener Patrikhanesi'nden çıkaracaktı. Evet, yüzlerce yıldır ataları da her türlü başkaldırıyı kan dökerek, şiddetle bastırmıştı ve atalarından bildiği yolu izlemesi şaşırtıcı değildi. Ayrıca o sıralarda aşınmış olan merkezi otoriteyi, yani kendi otoritesini güçlendirmek için yerel otoritelerin ve ayaklanmaların üzerine şiddetle giderek despotlukta bir hayli ün de kazanmıştı. Ama yine de öyle akılsızca hareket edecekti ki, karşısındaki güçleri birleştirmekle kalmayacak, durduk yerde bir din şehidi yaratacak ve kendisine karşı mücadele edenlere etkili bir bayrak armağan edecekti.
Dönemine göre bir "aydın" olduğu söylenebilecek padişahın "aydın despotluğunu" annesi "Fransız Sultan"dan aldığı ileri sürülmüştü. Ve kan dökmeye alışık bu "aydın" Sultan, Yunan ayaklanmasının arkasında Ortodoks kilisesinin olduğuna inanıyordu. Öyleyse önce kilisenin önde gelenlerini cezalandırarak işe başlamak gerekir, diye düşünüyordu. Oysa Fener Patrikhanesinin patlak veren ayaklanmanın arkasında olduğu kanıtlanamazdı. Evet, kimi yoksul papazlar ve din görevlileri isyancılarla beraber olabilirdi, ama Fener yöneticileri, patrik ve piskoposlar bu hareketten rahatsızdılar ve kendi konumlarını da tehlikeye attığının bilincindeydiler.
Nitekim Mora'da ayaklanma başladıktan sonra Fener Patrikhanesi Ortodoks Kilisesi adına resmi bir açıklama yapacak ve ayaklanmayı kınarken Sultan'a bağlılığını bir kez daha vurgulayacaktı. Ancak II. Mahmut açısından bunların hepsi oyundu. Fener Patrikhanesi hem ayaklanmayı gizlice destekliyor, hem de kendisini kurtarmak için bu tür açıklamalar yapıyordu. Oysa durum böyle olsa bile, bu açıklamanın ayaklanan güçleri bölmek için bir silah olarak kullanılması mümkünken öfkesinin esiri olan padişah budalaca hareket edecekti.
İşte böylece, Mora'daki ayaklanmanın başlamasından birkaç hafta sonra, 22 Nisan 1821'de yaklaşan Paskalya için ayin yapılırken silahlı askerler Haliç'in kıyısındaki Fener Patrikhanesi'ne daldılar. Ayinin bitmesini sabırsızca beklemeyi nasıl akıl ettiler Allah bilir, ama ayin biter bitmez tören cüppeleri içindeki Patrik Gregorius ve beraberindeki piskoposlarla papazları yakaladılar. Bir anda ortaya çıkan cellatlar kementlerini Patrikle diğerlerinin boynuna dolayıverdiler. Sürüklenerek Patrikhanenin kapısına getirilen Gregorius buradaki bir çengele asılıverdi. Tüm Rumlara gözdağı vermek için Patriğin cesedi üç gün boyunca orada asılı kalırken, diğer piskoposlar da İstanbul'un çeşitli semtlerinde aynı şekilde asılarak günlerce teşhir edildi. Sultan Mahmut bu katliamın ardından Rumların tepki gösterebileceğini de düşünmüş ve İstanbul'a dışarıdan askeri birlikler getirtmeyi ihmal etmemişti.
Ayrıca Müslüman halk da Rumlara ve Hıristiyanlara karşı silahlandırılıp, kışkırtıldı. Gözü dönmüş topluluklar günlerce İstanbul'un altını üstüne getirerek terör estirdiler; insanları öldürdüler, kiliseleri yağmaladılar, hatta Patriğin tahtını bile parçaladılar.
Bu arada Sultan Mahmut'un da öfkesi dinmek bilmiyordu. İyice çileden çıkmış olan Padişah, Ortodoks Hıristiyanları daha da aşağılamak ve küçük düşürmek için Patriğin cesedinin Yahudilere verilmesini ve bir pazar yerinde Yahudiler tarafından ayağından sürüklendikten sonra bir taşa bağlanıp Haliç'e atılmasını emredecekti.
Böylece Osmanlı Sultanı İstanbul'daki Rumların herhangi bir harekete kalkışmasını belki önlemişti ama bir anda imparatorluk topraklarında yaşayanların dörtte birini, sadece Rumları değil bütün Ortodoks Hıristiyanları kendisine düşman etmeyi başarmıştı.
Olanlara kayıtsız kalmayan Avrupa devletleri Osmanlı devleti üzerinde ağır bir baskı kurdu. Bu arada zaten geleneksel olarak eski Yunan uygarlığından gelen hayranlık ve bağlılık duygulan artık tüm Avrupa'da Yunanistan'ın bağımsızlık savaşının daha büyük ölçüde desteklenmesini getirecekti. "Barbar Türkler" "Uygar Yunanlıları" böylesine vahşice katlederken Avrupa'nın hareketsiz kalması mümkün değildi. Ve sonuçta çok geçmeden Yunanistan tam da bu destek sayesinde, Avrupa'nın Hıristiyan devletlerinin eliyle bağımsızlığını kazanacaktı.
Yunanistan'daki ayaklanmalar Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa'nın oğlu İbrahim Paşa'nın ordusuyla bastırılacaktı ama Rusya ve diğer büyük devletler yapılanları unutmayacak ve Yunan davasının zafere ulaşmasını sağlayacaklardı. 1827'de Navarin'de Osmanlı-Mısır donanması ağır bir yenilgiye uğratıldıktan ve Ruslar yine Balkanlara indikten sonra Eylül 1827'de Edirne'de yapılan anlaşma ile Yunanistan'ın bağımsızlığı resmen tanınacaktı.
Öte yandan cesedi Haliç'in sularına atılan Gregorius'un hikayesi orada bitmedi. Bağlandığı taştan kurtularak suyun yüzeyine çıkan ceset Rusya'ya tahıl götüren bir Rum gemisi tarafından bulundu. Bunun "din şehidi" Patrik için ilahi bir mesaj olarak algılanması kadar doğal bir şey olamazdı. Gemi Odesa'ya ulaştığında Gregorius dini ve vatanı uğruna şehit olmuş kutsal bir kişi, bir "aziz" olarak büyük bir törenle toprağa verildi. Aslında Osmanlıya bağlı olan ve ayaklanmacılara karşı çıkan talihsiz adam artık bağımsızlık mücadelesi verenlerin elinde bir meşale olacak ve hep öyle kalacaktı. Yarım yüzyıl sonra Ruslar Ortodoks kiliseleri arasındaki ilişkileri geliştirmek için Patriğin kemiklerini anavatanı Yunanistan'a gönderdiler. Atina'daki Metropol katedralinin girişine defnedilen Patriğin mezarı o gün bugündür dindar Yunanlılarca bir türbe gibi ziyaret ediliyor.
DİKENLİ TELLER
Madenlerden tel ekme tekniğini bulmakla yetinmeyen insan, bu icadından çeşitli sanat ve sanayi dalları yarattı. Kafes ve kümes telinden, gelin ve telgraf teline uzanan tel türlerinden birisi de dikenli teldir. Kadayıf telinden çok devedikenine benzeyen dikenli tele "teldikeni" de denebilirmiş ama, adı konmuş bir kere, değişmesi zor. Bozkırda sığır güden kovboylar için üretilen dikenli tel, savaşlarda toplama kamplarında kullanılmış. Kimi ülkeler telin üretimini, kimi ticaretini yasaklamış; ötekiler de tüketimi. Ülkemizde dikenli telle ilgili yasal kısıtlamalar olup olmadığı kesin bilinmiyor. Ancak nerede "yasak" levhası varsa onun yakınında dikenli tel örgü bulunması yabancı konuklarımızın hemen dikkatini çekiyor. Çünkü, yasak ya da tehlikeli bölge simgesi olan dikenli telin tüketim düzeyi, ülkenin kültür düzeyi ile yapısal ve açısal sorunlarını gösteriyor. Filtreli sigara ve Calcium(kuvvet) iğnesi türünden Frenk icatlarına fazlaca düşkün olan milletlerin dikenli tel tüketme eğiliminin giderek yükseldiği saptanmış. Yakın geleceğin üst düzey devlet yöneticiliğine aday olan sevgili evlatlarımıza karşı dikenli telin saldırganca kullanıldığı da anlaşılmış. Üstelik, eskiçağlarda "dikendutu" olarak bilinen böğürtlen çitleri yerine, günümüzde dikenli telörgüler kullanılması da çocuklarımızı hiç mutlu etmiyormuş. Nüfusunun yüzde elli oranında şehirli, yüzde yetmiş oranında okuryazar olmasıyla övünen Türkiye'deki dikenli tel tüketimi, plancılarla iktisatçıların tüylerini diken diken eden bir artış hızına ulaşmış. Kesin olmayan ilk hesaplamalara göre yıllık yüzde yüzyirmisekiz dolayındaki tüketim artışı, resmi enflasyon rakamlarını üçe katlayabilen tek tüketim kalemidir.Bu denemede, dikenli telin şehir halkı ile topluma etkileri üzerinde durulmakta, güncelleşen milli soruna medeni bir çözüm yolu aranmaktadır.
Dikenli telin güvenilir tarihçesi ne yazık ki hâlâ yazılmamış. Tüm bildiklerimiz, yabancı dillerdeki ünlü ansiklopedilerden aktarılıyor. İlk üretim patenti 1874 yılında alınmış. Amerikalı mucit, madeni tele diken takmanın teknik kolayını (aletini) bulmuş. Erkeksi görüntüsünü vurgulamak için, bu yeni icada "sakallı tel" adı verilmiş. Çoğu sakallı olan yiğitlerimiz, Birinci Dünya Savaşı sırasında Mısır'da tanıştıkları yeni silaha "dikenli tel" adını koymuşlar. Sakalın traş çaresi var da dikeninki yok. Dikenli tel örgüler, o gün bugündür, düşmanlara, kaçakçılara, hırsızlara, savaş esirlerine tutuklulara, gözaltına alınanlara karşı bir güvenlik önlemi (aracı) olarak, inşaat şantiyelerinde, Hazine'den tahsisli resmi konutlarda, spor-eğitim ve turizm tesislerinde, yasak ve hassas bölgelerde, saray, köşk, müze ve çocuk bahçelerinde kullanılıyor. Kendi ülkelerinde dikenli teli belki hiç görmemiş olan kimi diplomatlar, bizdeki yaygın kullanıma özenerek, Kançılarya ve Rezidansların bahçe duvarlarını dikenli tellerle takviye etmeye başlamışlar. Bilinen çoğu örnek olaylar, dikenli tel çitlerin, aslında etkili olmadığını ve sadece "yasak" anlamında kullanıldığını ortaya koyuyormuş.
Genellikle güvenilir kaynaklardan alınan derlenen doğrulanmamış bilgilere göre, 1890'da 2000 ton olan dünya dikenli tel üretimi, 1930'da yaklaşık 200.000 tona, 1980'de 22.888.900 metrik tona ulaşmış. Avrupa, Akdeniz ve İslam ülkeleri arasındaki tüketim hızı artışında Türkiye yıllardır ilk sıraları koruyormuş. BM istatistikleri, sanayi ülkelerinde üretilen üstün kaliteli dikenli tellerin daha çok gelişmekte olan ülkelerde tüketildiğini gösteriyormuş. Sivil amaçlı projelerde, DT-7-ASA 9000 TSE standardına uygun (galvanizli çelikten yapılmış) piyasada "Kirpi" mal diye bilinen ithal mallar ihracatında adı geçen ülkeler, dikenli tel kullanılmasını tümden yasaklamışlar. Hatta, et ve süt paketleri üzerinde "Dikenli telsiz çiftliklerde üretilmiştir" damgası vuruluyormuş. Afrika İnsan Hakları Derneği'nin 1986 tarihli araştırması da, dikenli telin hayvanlardan çok yurttaşlara ve şehirlilere karşı kullanıldığı gerçeğini ortaya koymuş.
İlk "Dikenli Tel Yasası" 1894'te İngiltere'de yürürlüğe girmiş. Yasa, dikenli telin insanlara ve hayvanlara zarar verecek şekilde kullanılmasını yasaklamış. Meskûn yerlerde ve yol kenarında kurulu tel örgüler kaldırılmış, yasaya uymayan kişi ve kurumlara ağır cezalar kesilmiş. Yasa başarılı olmuş. Medeni ülkelere sokulmayan dikenli teller, günümüzde artık medeniyet merkezi sayılan şehirlerde görülüyor. "Gülü seven dikenine katlanır" sözü uyarınca, dikenl tel, en çok da, anıt ve sanat yapıları, okullar, luna-parklar ile çocuk bahçelerinde "yasak" (girilmez/geçilmez/dokunulmaz) anlamında kullanılıyor. Kime karşı, neden yasak? Malı mı koruduğu yoksa canı mı sakındığı? belirsiz olan yasağın kendisi, tehlikesinden büyük bir simge! "Dikkat Köpek Var!" ihbarı gibi, "Dikkat Dikenli Tel" diye uyarmak gerekir hemşerileri.
Dikenli telden korunmak için neler yapılabilir? Telin dikenlerini traşlayan elektriklitraş makine patenti 1974'te alınmışsa da, yapılan pazar araştırmaları sonunda, talep azlığı nedeniyle üretime geçilememiş. Uluslararası Hayvanları Koruma Derneği'nin dergisine göre, en basit ve ucuzundan bir tel makası ve iki kalifiye işçi ile yaklaşık 200.000 metrelik tel örgünün üç günde kesilip kaldırılacağı; diken-traş makinelerine hiç ihtiyaç bulunmadığı anlaşılmış. Bu yüzden diken traşlama makinesi yerine, çim-biçme makineleri alınması tavsiye ediliyor.
En kolay ve etkili çözümü Türk çocukları bulmuş. Dikenli telleri, birer yay teli gibi gerip birbirine bağlayarak tel örgülerde 40-50 santimetrelik pencereler açmayı öğrenmişler. Çok büyük değil ama geçmeye yetiyor. Gönüller şen olsun! Büyüklerce tasarlanan tel engellerin çocuklara karşı etkili olmadığı görülüyor. Uzun sözün kısası, dikenli tel, öyle aşılmaz, geçilmez, sağlam ya da dayanıklı bir engel değildir. Tırmalar, yaralar, belki sakatlar ama kararlı kişileri durduramaz. Hele bizim mahalle çocuklarını asla!
Dikenli telle yıllardır içli-dışlı yaşamaya alışmış bir toplumdaki dikenli tel alışkanlığı nasıl giderilebilir? Günlük hayatımızın parçası olan tellerden vazgeçilebilir mi? Şili, Peru ve Uruguay'daki ilk denemeler, yasağın karaborsaya yol açtığı ve milli standarda uymayan malların piyasaya sürüldüğünü göstermiş. Halkın taklitlerden sakınması güçleşmiş. Ayrca, "Dikenli tel kullanmak yasaktır" levhalarının dikenli telle çevrilmesi de -resmi tüketimin artmasına yol açarken- muhalefet basınında çıkan karikatürlere konu olmuş.
Dikenli telin sakıncası yalnızca ele-göze batmasından, gelip geçen vatandaşların elbise ve eteklerini yırtmasından, her ay yüzler ve binlerce çocuğa yok yere tetanoz serumu yapılmasından ibaret değildir. Asıl üzerinde durulması gereken sorun, dikenli telin gelişigüzel kullanımından doğan duygusal tepki ve manevi yıkıntılardır. AT ülkeleri, Belediyeler Biriği Genel Kurulu, dikenli telle korunmuş kent mekânlarının, hemşeriye hakaret, çocuklara saldırı, milli onura saygısızlık, kamu yararına "muzır" olduğuna karar vermiş.
Güney Amerika'da 1985'te yapılan bir kamuoyu yoklamasına göre, dikenli telli şehirlerde yetişen çocukların, küçüklerini sevmediği, büyüklerini saymadığı, vatandaşlık görevlerini yerine getirmediği görülmüş.* Yakın Doğu'nun Sincan özerk yöresinde at koşturan soydaşlarımızla geçen yaz yapılan bilimsel söyleşide, Uygurlar'ın dikenli tel örgüleri hiç bilmedikleri anlaşılmış. New York Belediyesi de, Batı Yakası'nın Öyküsü filminden sonra okul bahçeleri çevresindeki tel örgüleri tümden kaldırmaya karar vermiş. Çünkü bu okullarda yetişmiş çocukların 2-3 katlı binalara merdivensiz tırmandıkları görülmüş.
Dikenli telden yapılmış en ünlü engel, Birinci Savaş'ta Avusturya (Alp) Cephesi'nde savaşan ve zafer kazanan İtalyan piyadelerinin "Konçertino" (Küçük Konçerto) adını verdikleri istihkam (savaş) aracıdır. Akordiyon körüğü gibi açılıp kapanabilen, rüzgarlı kış gecelerinde, memleket ezgilerini anımsatan özlem dolu sesler çıkaran dikenli kangallar bir dönem Napoliten serenadlar kadar ün kazanmış. İtalyan savaşçılarn kara mizahı, medeniyet yolunda ilerleyen insanlık onuru için görkemli bir esin kaynağı olabilir mi? diye düşünüyorum.
Fantastik çözüm yolları geliyor insanların aklına. Önce, dikenli tel örgülerin önünde ya da arkasına yerleştirilecek sanayi tipi, kuvvetli hava üfüren vantilatörlerle, dikenli tellerin müzik yapma gücü kanıtlanabilir ve amatör müzikseverlerin bu telleri dev akordiyonlar gibi çalması sağlanabilir. İkinci ve daha etkili çözüm yolu olarak şehir merkezi (Centrum) çevresinden sökülecek dikenli tellerden yapılacak Santurlar, Belediye konservatuvar öğrencilerine parasız dağıtılabilir. Hele bir düşünün, değerli dostlarım: "Konser ya da Konçerto alanı: Giriş Serbesttir! Alışageldiğimiz, dikenli yasaklar yerine kulağa ne kadar hoş geliyor, değil mi?
Yasaklar konusunu işleyip de, dikenli tel örgülere yer vermeyen kimi usta sanatçılarımıza buradan kişisel bir çağrıda bulunmak istiyorum. Yaşar Kemal gibi yazarlar dikenli tel yasaklarına karşı bir kampanya açabilirler. Kampanyanın koordinatörlüğünü belirlemek üzere uluslararası yarışmalar da düzenlenebilr. Belediye Başkanlığı, İl Eğitim Müdürlüğü ile İlçe Zabıta Amirliği'nin açılacak yarışmaya danışman olarak katılması sağlanabilir. En çok (kilo veya kilometre) dikenli teli en kısa zamanda söküp kaldıran yerel örgüte, çocuk ve yaşlı hemşerilerden kurulu yarışma jürisi tarafından Büyük Belde Belediyeler Birliği (BBBB)'nin Başarı Beratı (BB) verilebilir. Yarışmayı kazanan örgüt bandosu ile Konservatuvar Santur Heyeti'nin şehir merkezinde konserler vermesi de düşünülebilir. Tanıtma Vakıflarımız, yeni spor dalının, Akdeniz ve Balkan Oyunları ile Olimpiyat programına alınması için harekete geçirilebilir. Uluslararası yarışmalardaki ulusal başarılara yıllardır özlem duyan ülkemiz, bir yandan altın madalyaları toplarken, barışcı çabalarındaki başarısından dolayı Nobel'e aday da olabilir. Belki hayal denecek ama dikenli tel örgülerimizin kaldırılabileceğini ve şehir merkezlerinin dikensiz, toplu-taşıma raylar ile örülebileceğini sanıyorum. Dikensiz şehir merkezlerinde yetişen kuşakların güllere karşı daha duyarlı ve saygılı olacaklarını da hayal ediyorum.
Dikenli tel, ekili tarlaları, başıboş sürülere karşı başarıyla korumuştur. Endüstrileşen ülkelerde bostana giren danalar tasarım önlemleriyle durduruldu. Zamana ayak uyduramayan ve geri kalmış ülkelerde, şehirlerin konut, eğitim, sağlık, üretim, ulaşım, dinlenme ve savunma bölgeleri birbirine karışınca, tel örgülü yasaklar kaçınılmaz olmuş. Çağdaş Belediyeler, savaşı anımsatan yasakları yaşatmak yerine dikensiz mekanlar yaratmak yolunu seçti. Kent bölgeleri yasalarla belirlenince dikenli tel yasaklara gerek kalmamış. Parklarda, hipodromda, Hisarda, stadyumda, okulda ve otoyoldaki dikenli "yasak"ların yerini biz de deneyebiliriz. Halk dilinde "köşeyi dönmek" başarmak anlamına gelir. Oysa Hemşeri, köşeleri değil, kestirmelerin dikkenarlardan yaklaşık, üçte-bir oranında daha kısa ve kârlı olduğunu keşfetmiştir. Dikdörtgen prizmanın köşegenleri yaya trafiğe açılınca, köşeleri bekleyen dikenler işlevsiz kalır. Böylece, uygar davranışa duyarlı şehir tasarımı, dikenli telin kullanma gerekçesini ortadan kaldırır. Dikenli tele çözüm bulan Belediye (Başkanı), "Gidemediğin yer senin değildir." sözüyle ünlü Sivas Valisi Halil Rıfat Paşa gibi, tarihe geçebilir. Gidilen her yer belediyenin, vatandaşın malı olur, vatan olur. Bu öneri de, kuşkusuz, biraz hayal-kurgudur ama gerçek-üstü kuruntu değildir.
Vatandaşımıza, "Girebildiğin her yer senindir. Bu vatan senindir" diyebilmeliyiz.
* Manuel Scorza, Dikenli Tel adlı belgesel romanında (Türkçesi 1975), dikenli teli bir silah gibi kullanan sömürgecilere yenik düşen ve tüm otlaklarını yitiren Peru'lu köylülerin öyküsünü anlatır. Köyün rahibi, dikenli tel örgüyü "Şeytanla top oynayan kişinin işine", Yerli-köylülerse, "Tanrı'nın Gazabına" benzetmişler, Tanrı'ya yalvarmışlarsa da sonuç hiç değişmemiş!
Sayın Bozkurt Güvenç'in, İnsan ve Kültür adlı kitabından...
Evliya ÇELEBİ'ye, İbn Battuta'ya, STRABON'a...
sözlük ve yayınlarından yararlandığımız yazarlara, paylaşımları/katkıları için çok teşekkür ederiz.
(1996'dan beri)