Mekânlar'daki FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 4.933 başlık/FaRk ile birlikte,
4.933 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(19/21)
- TELLİ TABYA :
( Yenimahalle ile Rumelikavak arasındaki burun başındadır. Tabya'ya "Deli Tabya" da denilmektedir. Bazı eserlerde Mliton denilen Telli Tabya Sultan Abdülmecid döneminde (1839 - 1861) Fransız Mimar Tavsan'a yaptırılmıştır. Tabya yapıldığından beri savunma amaçlı kullanıldı. II. Dünya Savaşı sırasında (1939 - 1946) Telli Tabya, Anadolukavağı arasında, deniz yüzeyinden deniz dibine doğru, denizaltı mania ağları çekildi. Bu ağlar çeliktendi. Birinci hat Teli Tabya'dan Anadolukavağı'na doğru, ikinci hat Anadolukavağı'ndan Telli Tabya'ya doğru denizin ortasına çekildi. Gemilerin geçmesi için iki hat arasında 60 - 70 metre açık kapı bırakıldı. Liman kontrol cihazlarının gelişmesi üzerine ağlar kaldırıldı. Kontrol amaçlı tesisler terk edildi. )
- TELSEREN, OSMAN (İST. 1914 - 1987) :
( Madenlidir. Uzun süre Maden ve daha sonra da Sarıyer Merkez Mahallesi Muhtarı olarak görev yaptı. )
- TEMÂŞÂ[Fars.] ile MANZARA
( Bakıp izleme. | Gezme[KONTEMPLASYON, İng. CONTEMPLATION] İLE Bakılan, izlenen. )
- TEMERKÜZ[Ar. < MERKEZ] değil/yerine/= MERKEZ TUTMA | TOPLANMA | BİRİKME, YIĞILMA | [kimya] DERİŞME, KOYULAŞMA
- TEMHÎL[Ar. < MEHL | çoğ. TEMHÎLÂT] ile TEMHÎR[Ar. < MÜHR]
( Zaman ve fırsat verme, sonraya bırakma, mühlet, mehil verme, erteleme. İLE Mühürleme. )
- TEMİZ HAVADA YAŞAMALI!
- TEMİZ-PAK/PİR Ü PAK[Fars.]
- TEMİZLİK ile/ve/<> DÜZEN/DÜZENLEME/TERTİP
- TENEZZÜH[< NÜZHET] ile TENEZZÜL[< NÜZÛL]
( Gezinti. İLE Kendine aykırı düşen bir işi ya da durumu kabul etme, alçalma, inma. | Alçakgönüllülük, kibirsizlik. | Fiyatta düşme/inme, indirim. )
- TENHA[Fars. :Yalnız.] değil/yerine/= ISSIZ/ÜCRA[< UCRA], KALABALIK OLMAYAN | YALNIZ, TEK
- TENİS ESKRİM VE DAĞCILIK KULÜBÜ (TED) :
( 1936 yılında Prof. Dr. Muhterem Gökmen, Avni Şaşa, Mecdi Serdengeçti, Memduh Moran, Ali Sermet, Salih Köreairf, Cihat Teğin, Rıza Arseven, Prof. Dr. Orhan Safa, Aydın Arakon, Prof. Dr. İhsan Şükre Aksel, Vedat Abut, Rıza Derviş, Tevfik Ali Çınar ve Neşet Kavdoğan tarafından kuruldu. Dernek; tenis, eskrim, dağcılık, basketbol ve masa tenisi dallarında faaliyet göstermektedir. Dünyanın en popüler zemini olan rebound - ace kaplı 10 açık, 4 kapalı ve kış aylarında kullanılan 5 balon kortu var. 2003 yılında düzenlenen " İST. İstanbul Uluslararası Tenis Turnuvası" (İTF (Uluslararası Tenis Federasyonu) ve ATP (Profesyonel Tenisciler birliği) gözlemcileri, hakemleri ve yabancı sporcuların değerlendirmeleriyle dünyadaki 44 ülkede yapılan 129 Challenger turnuvası arasında birinci seçilerek "2003 Challenger Ödülü" nü aldı. İlhan Şükran Aksel, Prof. Dr. Muhterem Gökmen, Mecdi Serdengeçti, Şefik Yur, Germi Çapa, Erol Simavi, Avni Akman, Medeni Merk, Faruk Ebubekir, Prof. Dr. Behput Cevanşir ve Mehmet Tınaz başkanlık yaptılar. Prof. Dr. Behput Cevanşir Simge Başkan kabul edilmiştir. )
- TEPE ile ARAFAT
( ... İLE Hacıların, Yakınlık/Yakınlaşma[Kurbiyet] Bayramı'nın arife günü toplandıkları, Mekke'nin doğusundaki tepe. )
- TEPE ile DİKMEN
( ... İLE Koni biçiminde tepe. )
- TEPEÜSTÜ CAMİİ :
( Maden mahallesinin üst kısımlarında yapıldığı için bu ismi almıştır. Osmanlı mimarı stilinde yapılan caminin tarihi özelliği yoktur. )
- TEPEÜSTÜ ÇEŞMESİ (ÇAMLIK ÇEŞMESİ) :
( Maden Mahallesinin Tepeüstü mevkiinde, Zekeriyaköy yolunun solundaki sokaktadır. Çeşme 2002'de Sarıyer Belediyesince onarıldı. Uzun yıllar susuz kalan çeşmeye Nalbant Çeşmenin alt kısmındaki kaynak suyu bağlanarak su akışı sağlandı. Çeşmenin mahalle sakinlerince 1970'li yıllarda yapıldığı biliniyor. Mermer kitabesinde şöyle yazıyor: Bismillahirrahmanirrahim/ Biz her canlıya sudan hayat verdik". )
- TEPEYURT, DURSUN (GİRESUN, 1959) :
( Emekli Beden Eğitimi öğretmeni. İlk, orta lise ve yüksek öğrenimini İstanbul'da yaptı. 1981'de Sarıyer Orta Okuluna Beden Eğitimi Öğretmeni olarak atandı. 1983 yılında Sarıyer Spor Kulübü'nde atletizm antrenörlüğüne getirildi. Bu görevi ile birlikte, futbol okulunun da başına getirildi. 1987 yılında Enka Spor Kulübü atletizm antrenörlüğü görevini üstlendi. Enka Spor Kulübü antrenörlüğü görevini yürütürken atletizm milli takım antrenörlüğü ile görevlendirildi ve yıldız, genç ve büyükler atletizm milli takımlarını çalıştırdı. Çalıştırdığı atlerden Avrupa, Dünya ve Olimpiyat şampiyonları çıktı. 2019 itibariyle milli takımlardaki görevi devam ediyor. Sarıyer atletizm takımını çalıştırırken, Mutlu Çörten, Çiğdem Çemberci, Feride Sütçü, Demirhan Çemberci, Hüseyin Kav, Erkan Barlas, Halit Kılıç, Merve Aydın, Aslı Arık gibi pek çok milli sporcuyu Türk atletizmine kazandırdı. Halen Atletizm milli takımı başında antrenör olarak görev yapmaktadır. Uluslararası atletizm hakem olup, pek çok uluslararası panel ve seminerlere katıldı. Sarıyer Belediyesi Gençlik Spor Hizmetleri Spor Müdürlüğü Atletizm Temsilcisi olarak da görev yaptı. Sarıyer'de atletizme sevdiren ve pek çok atlet yetiştiren bir antrenördür. )
- TERAZİ MAHALLESİ :
( Kilyos'ta su terazisinin bulunduğu yerleşim bölgesi. )
- TERCANLI, KEMAL (...) :
( İki dönem Yenimahalle Muhtarı olarak görev yaptı. )
- TERK-İ DÜNYA ile/ve/değil/yerine/||/<>/< TERK-İ DİYÂR
( Ölüm. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Bulunduğun ya da yerleştiğin bölgeden ayrılma/uzaklaşma. )
- TERKİN[Ar.] ile TERKÎN[Ar.]
( Boyama, yazma. İLE Belirli bir yerde ve saatte buluşma sözleşmesi. [MÎKAT: Bir iş için belirtilen zaman ya da yer.] )
- TERKOS (TERKAN) METROPOLİTLİĞİ :
( Tarabya, Terkos (Terkan) Metropolitliğine bağlı bir Rum köyü idi. Metropolitin unvanı da "Terkos ve Neokirion Piskoposu" idi. Terkos yöresinde bulunan Rum sayısı azalınca Metropolitlik Tarabya'ya taşındı. Halen Metropolitlik Tarabya'dadır. )
- TERMAL[Fr.] değil/yerine/= KAPLICA
- TERME ile Terme
( Bir tür yaban turpu. İLE Samsun iline bağlı ilçelerden biri. )
- TERMİNAL[Fr./İng.] ile TERMİNAL[Fr./İng.]
( Otobüs, uçak vb. taşıtların yolcularını ilk aldığı ya da son bıraktığı yer. İLE Bir veri iletişim ortamında, veri giriş çıkışını sağlayan donanım birimi ya da donanım birimleri topluluğu. )
- TERRITORIAL[İng.] ile BÖLGESEL
( Belirli bir bölgeye ait. )
- TERS ile ZIT
( WRONG vs. THE OPPOSITE )
- TERSİNE ÇEVİRME ile YER DEĞİŞTİRME
- TERZİ, İRFAN (SÜRMENE, 1959) :
( Yönetici, Spor yazarı. Sarıyer/Rumelikavaklıdır. İlkokulu Rumelikavak'ta, Sarıyer Ortaokulu ve Sarıyer Lisesini bitirdi. İ.Ü. İktisat Fakültesinden mezun oldu. Meslek olarak spor yazarlığını seçti. Günaydın, Güneş, Fotospor, Tercüman ve Akşam gazetelerinde çalıştı. Çeşitli yerlerde yerel gazetelerin kuruluş çalışmalarına katıldı ve kuruluşlarını gerçekleştirdi. Sarıyer Yerel Haber'e destek olmaya devam etmektedir. Rumelikavak Spor Kulübü, Rumelikavak Güzelleştirme Derneği, Rumelikavak Balıkçılar Kooperatifi, Sarıyer Spor Kulübü, Merter Spor Kulübü, Kırklarelispor Kulübü, İstanbul Su Ürünleri Kooperatifler Birliği üyesidir. Bu kooperatifte Yönetim Kurulu üyeliği yaptı. Merter ve Kırklareli Spor Kulüplerinde yönetim kurullarında yer aldı. Üyesi olduğu Sarıyer Spor Kulübünde üç dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. Sarıyer S. K. Divan Kurulu üyesidir. )
- TESÂDÜF[< SADEF | çoğ. TESÂDÜFÂT] ile/ve/değil/yerine/<> TEVÂFUK[< VEFK | çoğ. TEVÂFUKAT]
( Rastlantı, aramadan bulma. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<> Uyma, uygun gelme. )
- TEŞBİH ile/ve/değil/yerine/||/<>/< TESPİT
- TE'SÎR[Ar. < İSR | çoğ. TE'SÎRÂT] ile/ve TES'ÎR[Ar. < SA'R] ile/ve TESHÎR[Ar. < SİHRİYY] ile/ve TESHÎR[Ar. < SİHR/SEHHAR | çoğ. TESHÎRÂT]
( Alâmet, nişan bırakma. | İşleme, dokunma, içe işleme. | Kederlendirme. İLE/VE Değer/kıymet/narh koyma. | Ateşi yakıp alevlendirme. İLE/VE Zapt ve istila etme, ele geçirme, elde etme. İLE/VE Büyü yapma, büyüleme, aldatma/aldatılma, kendini bağlama. )
- TESRÎB[Ar.] ile TESRÎB[Ar. < SÜRÛB]
( Ayıplama, darılma. | Başa kakma. İLE Yollama, gönderme, gönderilme. )
- TEŞRÎF[< ŞEREF] değil/yerine/= ONURLANDIRMA | GELMESİYLE BİR YERE ONUR VERME | GELME | GİTME
- TEŞRİHHANE[Ar. + Fars.] ile DERSLİK
( Otopsi yapılan yer. | Tıp fakültelerinde anatomi dersi yapılan yer. )
- TEŞRİK[Ar.] ile/ve/||/<> MÜŞTEREK[Ar.]
( Yaptığı bir işe birini ortak etmek. İLE Ortak. | Ortaklaşa, el birliğiyle yapılan/hazırlanan. | Ortaklaşa kullanılan. | Ortaklaşa, birlikte. )
- TESTİ ile/ve KUMKUMA[Ar. < KUMKUME]
( ... İLE/VE Küçük testi. | Kötü, olumsuz bir özelliği kendinde fazlasıyla toplayan kişi, olay, olgu ya da yer. )
- TESTİCİLER SOKAK :
( Çayırbaşı mahallesi sokaklarındandır. Çömlekçiler sokağının arka tarafında bulunan bu sokakta eskiden Testici imalathaneleri bulunuyordu. Bu nedenle bu sokağa da "Testiciler Sokak" adı verilmiştir. )
- TEVFİK FİKRET (İST. 1867) :
( Rumelihisar hayranı olup, burada ikamet etmiştir. Esas adı Mehmet Tevfik'tir. Edebiyat - ı Cedide şairidir. Galatasaray Lisesini birincilikle bitirdi. Mezuniyetten sonra Hariciye Vekâletinde (Dışişleri Bakanlığı) bilahare de Maarif (Milli Eğitim) Kalemi'nde çalıştı. Yüksek Ticaret Okulu'nda Fransızca ve Türkçe dersler verdi. Şiir yarışmalarına katıldı ve birincilikler kazandı. 1894'te Malumat Gazetesi kurucuları arasında yer aldı. Aynı yıl Galatasaray Lisesinde (Mekteb - i Sultani) öğretmenliğe başladı. Okuldan 1895'te ayrıldı fakat bir yıl sonra Robert Kolej'de Türkçe öğretmenliğine atandı. 1896'da Servet - i Fünun Dergisinde görev yapmaya başladı. Servet - i Fünun topluluğunun ve akımının yaratılmasında öncü oldu ve bu hareketin adına Edebiyat - ı Cedide adı verildi. Bu ekolde kendisi ile birlikte; Halit Ziya, Cenap Şahabettin, İsmail Safa, Mehmet Rauf, Samipaşazade Sezai, Hüseyin Cahit, Ahmet Şuayip, Hüseyin Siret gibi isimler bulunuyordu. 1897 Osmanlı –Yunan Savaşı sırasında yurt ve ulus sevgisini işleyen şiirler yazdı. Sultan Abdülhamit'in baskısına karşı çıkar, yazılar ve şiirler yazar, bu nedenle gözaltına alındı ve sürekli izlendi. 1900 yılında ilk kitabı olan Rubab - ı Sikeste (Kırız Saz) yi yayımladı. 1902'de kız kardeşini, 1905'te babasını kaybedince, babasının Aksaray'daki evini satarak Rumelihisarı'nda planlarını kendi yaptığı ve ölene kadar oturduğu Aşiyan isimli köşkü yaptırdı. 1908 Meşrutiyetin ilanında memnun olur ve Tanin Gazetesini arkadaşları ile birlikte çıkarır. Gazete bir süre sonra baskıcı rejim kuran İttihat Terakkinin sözcüsü haline gelince gazeteden ayrıldı. 1909'da Galatasaray Lisesine Müdür oldu. Fakat Maarif Nazırının (Milli Eğitim Bakanının) yetkilerine müdahale etmesi üzerine istifa ederek ayrıldı ve Robert Kolej öğretmenliğe başladı. Balkan ve Trablusgarp savaşlarında yorgun çıkan Osmanlıların Almanya'nın saflarında sava girmesine karşı çıkar. Bu nedenle siyasetçilerle arası açılır. Yazdığı şiirlere Mehmet Akif tarafından karşılık verilir. Tevfik Fikret Mehmet Akif çatışması günümüze kadar yankı yapar. Gençliğinde verem hastalığı ile boğuştu, yaşlılığında da böbreklerinden rahatsızlandı ve ölmeden önce "...Dünyada şimdi ben dahi bir fazla sikletim" mısralarını yazdı ve 19 Ağustos 1915'te öldü. Eyüp'teki aile mezarlığına gömüldü. Vasiyeti üzerine 1961'deki doğum yıldönümünde mezarı Aşiyana taşındı.. İkamet ettiği Aşiyan isimli evi ölümünden sonra müze haline getirildi. Eserleri: Rubab - ı Şikeste, Trih - i Kadim, Haluk'un Defteri, Rubabın Cevabı, Şermin ve Hasta Çocuk'tur. İsimleri sayılan kitaplara girmeyen şiirlerini (Rubabın Cevabı, Tarih - i Kadim, Doksan Beşe Doğru ve diğerleri) Cevdet Kudret tarafından 1952'de yeniden derlenip yayınlandı. )
- TEVKİFHANE[Ar.] değil/yerine/= TUTUKEVİ
- TEZCAN, HALİM (İST. 1926 - 1972) :
( İnşaat müteahhitliği ile iş hayatına atıldı. Pek çok stadın çimlendirilmesi işini üstlendi. 2 dönem Sarıyer Spor Kulübü'nde başkan olarak görev yaptı. )
- TEZCAN, İLHAN (ZEKERİYAKÖY/SARIYER, 1936) :
( Eğitimci. İlkokulu Zekeriyaköy'de okudu. Eğitimine Köy Enstitüsünde okuyarak devam etti. Önce Kepirtepe, sonraları değişik nedenlerle Arife ve Düziçi Köy Enstitülerinde eğitimine devam etti ve öğretmen olarak meslek hayatına atıldı. Siirt Meleton Nahiyesi, İstanbul Rumelifener'i, Maden, Büyükdere Mehmet İpgin İlköğretim okullarında öğretmen olarak görev yaptı. 1977 - 1982 yılları arasında Sarıyer İlçesi İlköğretim Müdürü olarak görev yaptı. 1982 yılında Sarıyer Kaymakamlığına vekâleten baktı ve aynı yıl içinde emekli oldu. )
- TEZGÂH[Fars. < DESTGÂH] ile ISDAR/ISTAR
( Genellikle dükkânlarda satıcıların önündeki uzun masa. | Kahve, meyhane vb.nde müşterilerin üzerinde yiyip içtikleri uzun masa ya da büfe. | Üzerinde genellikle el ya da küçük makinelerle iş görülen yapım aracı. | Tersane. | Genellikle yasal olmayan bir işi yapmak için tutulan uygunsuz yol. İLE Halı, kilim dokunan tezgâh. )
- TEZVEREN DEDE SOKAK :
( Rumelihisar sokaklarından biridir. Tezveren Dede İstanbul'daki yatırlardan biridir. Bu nedenle sokağa "Tezveren Dede Sokak" ismi verilmiştir. )
- TEZYİNAT[Ar.] değil/yerine/= SÜSLER/BEZEKLER
- THEOTOKOS/PANAGİA MANASTIRI :
( Rumelikavağı'nın Mavramolos (Karataş) mevkiinde Hıristiyanlık döneminde Meryem Anaya sunulan Theotokos (Panagia) manastırı yapıldı. Burada Meryem Ana Kilisesinin günü olan 15 Ağustosta büyük panayır kurulurdu. Zamanla kilise yıkıldı. 1617'de iki hücrelik kısmı kaldı. Manastır ve kilise 1690'da yeniden yaptırıldı ise de Osmanlı yönetiminden izin alınmadan yaptırıldıkları için Damat Şehit Ali Paşa tarafından yıktırıldılar. )
- TİBET ile ...
( TANRI EVİ )
- TİDU = MARDİN
- TIKILIP KALMAK ile SIKIŞMAK
- TİMBUKTU < TİN-BUKTU
( Mali'nin bir kenti. < [: Su kaynağının göbeği.] )
- TİMURCUOĞLU, NAİL U. (TRABZON, 1970) :
( Kartal S.K. den transfer edildi ve 5 sezon (1997 - 2002) Sarıyer'de tescilli kaldı. Bu süre içinde 136 lig, 5 kupa, 2 turnuva olmak üzere 143 resmi ve 48 özel maçla birlikte toplam olarak 191 maçta oynadı. Lig maçlarında 65, kupa maçlarında 1, turnuva maçlarında 1 ve özel maçlarda 19 olmak üzere toplam olarak takımına 86 gol kazandırdı. )
- TINMAZ, HÜSEYİN (1942) :
( Rumelikavaklı işadamı. Rumelikavak Spor Kulübü Üyesidir. Bu kulüpte uzun süre Yönetici ve bir dönem de Başkan olarak görev yaptı. Rumelikavak Güzelleştirme Derneği ve Sarıyer Spor Kulübü üyesidir. )
- TİRE[Ar.] ile Tire[Ar.] ile TIRE[Fr. < TIRET] ile TIRE[İng. < TIRE]
( Dikişte kullanılan pamuk ipliği. | Pamuk ipliğinden yapılmış olan. İLE İzmir iline bağlı ilçelerden biri. İLE Kısa çizgi. | Uzun çizgi. İLE Tekerlek çemberi ya da lastiği. )
( ... vs. ... vs. HYPEN )
- TİRYAKİOĞLU, ALP (İST. 1943) :
( İşadamı. Ünivenbsi öğrenimini tamamladıktan sonra sanayici olarak iş hayatına atıldı. Üyesi olduğu Sarıyer Spor kulübünde bir dönem (1990 - 1991) Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yaptı. )
- TITICACA GÖLÜ[GÜNEYBATI]:
"HUINAMARCA GÖLÜ" ile/ve/<> "PEQUENO GÖLÜ"
( Bolivya'lıların, gölün güneybatısında kalan, kendi taraflarında bulunan %40'lık bölümüne verdikleri ad. VE/<> Bolivya tarafındaki, gölün bu aynı küçük bölümüne, Peru'luların verdikleri ad.[Tiquina adlı dar bir boğazla ayrılmaktadır.] )
- TITICACA GÖLÜ:
GÜNEYBATI ile/ve/<> KUZEYBATI
( %40'nın bulunduğu Bolivya'daki bölümü. İLE/VE/<> %60'ının bulunduğu Peru'daki bölümü. [Tiquina adlı dar bir boğazla ayrılmaktadır.] )
( Dünyanın en yüksek [3810 m.] gölüdür ve Maracaibo Gölü'nden sonra, Güney Amerika'nın ikinci büyük gölüdür. [8287 km²] )
( Ortalama derinliği, 122 - 183 m. arasında değişmektedir. [Bolivya kıyısına doğru derinlik birden artmaktadır.][Soto Adası açıklarında 280 m.'yi bulmaktadır.] )
( Gölün suyu, berrak ve az tuzludur. )
( Yüzeyde 14 °C olan ortalama su ısısı, 20 m. derinlikte 11 °C'ye düşmektedir. )
( Sadece dört çeşit [ufak cins] balık bulunmaktadır. )
( Göl üzerinde, yoğun nüfuslu 41 ada bulunmaktadır.[Buralarda yaşayan yerli halk, çoğunlukla dış dünyadan kopuk, ellerindekilerle yetinmektedir.] )
( Bolivya sınırları içinde bulunan adalarında yaşayan yerli halk, eski bir yerli dili olan Aymara dilini kullanmaktadır. İLE/VE/<> Peru'da bulunan bölümünde, İnka'lardan kalma Quechua dili konuşulmaktadır. )
- TITICACA GÖLÜ[KUZEYBATI]:
"CHUCUITO GÖLÜ" ile/ve/<> "GRANDE GÖLÜ"
( Bolivya'lıların, gölün kuzeybatısında ve Peru tarafında bulunan %60'lık bölümüne verdikleri ad. İLE/VE/<> Peru'luların, gölün kendi tarafında bulunan bölüme verdikleri ad.[Tiquina adlı dar bir boğazla ayrılmaktadır.] )
- TİTİZ/LİK ile/ve/||/<>/> PİMPİRİK/LİK / PİMPİRMEK
( ... @@ Gereksiz yere titizlik gösteren. | Kuşkucu. | Çok yaşlı ve güçsüz kişi. | Harap, bozuk, virâne. )
- TİYATRO ile PARADİ
( Tiyatroda üst kat galerisi. )
- TODORİ, ALEKSANDROS (1833 - 1906) :
( Türkiye'de ilk tıp okulunu kuran ve uzun yıllar rektörlüğünü yapan Stefanos (Kara) Todori'nin oğludur. Daha ziyade "Karatodori" olarak tanınır. Esas ismi Alekandros Todori'dir. "Kara" lakabı olup, ikinci ismi ile birleştirilmiş ve "Karkatodori" olarak kabul görmüştür. İstanbul'da doğdu ve Paris'te hukuk eğitimi aldı. Girit İhtilalinde (1866) Sadrazam Ali Paşa'nın mahiyetinde Girit'e giderek isyanın bastırılmasında en büyük amil oldu. Roma elçiliğine atandı (1874), Hariciye Müsteşarlığına getirildi (1876). Türk - Rus Savaşı sonrası Berlin Muahedesinde Türkiye'nin baş delegesi olarak görev yaptı (1878). Aynı yıl içinde Hariciye Bakanı oldu ve kendisine Paşa unvanı verildi. Büyük Nazır Hayrettin Paşa ile birlikte Türkiye'de liberal inkılâpların gerçekleşmesi için uğraş verdi. II. Abdülhamit tarafından çalışma ve yaptığı tavsiyeler uygun görülmeyince bakanlıktan istifaya mecbur oldu. Ama gözden çıkarılmadı ve Kıbrıs Genel Valiliğine tayin edildi. Serbestlik verilmesi önerisi kabul edilmeyince istifa itti. 1906'da İstanbul'da öldü. Yeniköy'deki kilise bahçesine gömüldü. )
- TODOROV, NİKOLAİ (BALTCHİK, BULGARİSTAN, 1964) :
( Bulgaristan'ın Sofya Leviski kulübünden transfer edildi ve bir sezon (1996 - 1997) tescilli kaldığı Sarıyer S.K. da 21 lig ve 2 kupa maçı olmak üzere 23 resmi ve ayrıca 7 özel maçla birlikte toplam olarak 30 maçta oynadı. Lig maçlarında takımına 3 gol kazandırdı. Lig sonunda ülkesine dönerek Sarıyer'den ayrıldı. )
- TOGAY, EROL (İST. 1950 - 2012) :
( Rumelihisar Spor Kulübünde futbola başladı. Buradan Vefa'ya, bu kulüpten de Altay'a transfer oldu. Altay'da çok başarılı grafik çizdi ve 1978 yılında Fenerbahçe'ye geçti. Defans oyuncusu olarak çok başarılı oldu ve 1 kez U - 21 ve 14 kez de A Milli takım formasını giydi. Bir süre antrenör ve teknik direktörlük olarak görev yaptı. 1991 yılında Guus Hiddink'in ayrılması üzerine bir süre Fenerbahçe teknik direktörlüğü yaptı ve hastalığı nedeniyle genç yaşta sahalardan uzaklaştı. )
- TOK, MUSTAFA (TİREBOLU, 1956) :
( İlk, orta ve lise öğrenimini Tirebolu'da tamamladı 1978'de Kocaeli Meslek Yüksek Okulu Makine, 1985'te de İ.Ü. Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümünden mezun oldu. 1988'de Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Bölümünde master yaptı, 1995'te aynı okul ve bölümde doktora eğitimini tamamladı. 1979 - 2001 yılları arasında Petrol Ofisi A.Ş. nin çeşitli kademelerinde görev yaptı. 2001 - 2007 yılları arasında çeşitli akaryakıt dağıtım şirketlerinde Marmara Bölge müdürü olarak çalıştı. 2008 yerel seçimlerinde CHP'den Sarıyer Belediye meclisine üye seçildi. Bel. Bşk. Yardımcısı olarak görev yaptı. )
- TOKAT ile Tokat ile !TOKAT
( ... İLE Karadeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri. İLE İnsana el içi ile vuruş. )
- TOKATLI, FAZIL (İST. 1953) :
( Üniversite öğrenimini mühendis olarak tamamladı ve iş hayatına tekstil sanayici ve ihracatçısı olarak atıldı. Sarıyer Spor Kulübü'nde 1 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. Fenerbahçe Spor Kulübü'nde de yönetim kurullarında görev aldı. )
- TOKMAKBURNU YALILARI :
( Tokmakburnu'nda Alay Köşkünden sonra İstinye'ye doğru sıralanan birkaç yalı daha var. Muhlis Erdener, Sevatini, Sadıklar ve Cavit Çağlar yalıları tarihi değilseler de göz alıcı yalılardır. )
- TOKMAKBURNU :
( İstinye'den Emirgan'a giderken denize çıkıntı veren buruna Tokmakburnu denilmektedir. Tokmakburnu İstinye koyunun son noktası ve Emirgan İstinye arasındaki sınırdır. )
- TOKMANOĞLU, PROF. DR. TAHSİN (TRB.1922) :
( İlk ve Orta öğrenimini tamamladıktan sonra 1947 Haziranında İ.Ü.Orman Fakültesi'nden mezun olmuştur. 1955 yılında İ.Ü.Orman Fakültesi Orman İnşaatı, Geodezi ve Fotogrametri Anabilim Dalı'na Asistan olarak girmiş, 1967'de "Doçent" ve 1974 yılında da "Profesör" unvanlarını almıştır. 1989 yılında emekliye ayrılan hocamızın 13 kitabı ve 268 makalesi yayınlanmıştır. )
- TOKONOMA ile/ve/||/<> SHOJİ ile/ve/||/<> FUSUMA ile/ve/||/<> DOMA ile/ve/||/<> AMADO ile/ve/||/<> RANMA
(
Tokonoma (床の間)
Tanım: Zaşiki odasında yer alan, süs eşyalarının ya da sanat yapıtlarının sergilendiği dekoratif niştir.
- Rulo resim[kakejiku], ikebana[çiçek düzeni9 ya da kaligrafi yapıtları yer alır.
- Konuklara saygının ve estetik anlayışın göstergesidir.
- Odada genellikle en onurlu köşede yer alır.
Shoji (障子)
Tanım: Ahşap iskelet üzerine yerleştirilmiş yarı saydam kâğıttan oluşan sürgü kapı ya da pencere panelleridir.
- Gün ışığını yumuşatarak içeri alır.
- Odalar arasında ışık geçişini sağlar ama görüşü sınırlar.
- Doğayla geçirgen bir sınır oluşturur; engava ve zaşiki ile sık ilişkilidir.
Fusuma (襖)
Tanım: Opak, kalın kâğıtla kaplı, ahşap çerçeveli sürgü kapılardır. Odaları birbirinden ayırmakta kullanılır.
- Shoji'den farkı, ışık geçirmemesidir.
- İç mekân esnekliğini sağlar; duvar yerine geçebilir.
- Genellikle zarif manzara ya da motifli çizimlerle süslenir.
Doma (土間)
Tanım: Toprak ya da taş zeminli, ayakkabıyla girilebilen iç alan. Geleneksel evlerde mutfak ya da çalışma alanı olabilir.
- Genkan'a bağlı olabilir ya da onun devamı sayılır.
- Yarı iç mekân işlevi görür.
- Kırsal evlerde sık görülür; bazen ocak[irori] ile bütünleşir.
Amado (雨戸)
Tanım: Ahşap ya da metalden yapılmış, genellikle pencere ya da sürgü kapıların dışına yerleştirilen koruyucu panjurlardır.
- Gece kapatılarak güvenlik sağlar.
- Fırtına, yel ve dış etkenlere karşı koruma sunar.
- Engava çevresinde kullanımı yaygındır.
Ranma (欄間)
Tanım: Oda bölmeleri üzerinde yer alan dekoratif ve havalandırmaya izin veren ahşap oymalı panellerdir.
- Işık ve hava geçişini sağlar.
- Oymacılık sanatının ince örnekleriyle süslenebilir.
- Zaşiki ya da öteki odalar arasında bulunur.
- TOKONOMA ile/ve/||/<> TOKOVAKİ ile/ve/||/<> ZAŞİKİ ile/ve/||/<> OŞİİRE
(
Tokonoma [ 床の間 ]
Tanım: Geleneksel Japon odalarında[washitsu] bulunan, zeminden hafifçe yüksek, dekoratif bir niş ya da alandır.
Özellikleri:
- Genellikle bir kakemono[asılı resim/hat] ya da ikebana[çiçek düzenleme9 sergilenir.
- Alt bölümünde shikkui[sıva] ya da ahşap bir zemin bulunur.
- Konukların onur konuğu ["kamiza" tarafı9 tokonomaya bakacak biçimde oturur.
İlişki: Japon estetiğinde "ma"[boşluk] ve sadelikle bağlantılıdır.
Tokovaki [ 床脇 ]
Tanım: Tokonoma'nın yanında bulunan ikincil niş ya da depolama alanıdır.
Özellikleri:
- Genellikle chigaidana[asılı raflar] ya da tsukeshoin[yazı masası] içerir.
- Tokonoma'nın aksine daha işlevsel amaçlıdır [kitap, çay seti vb. koymak için].
Fark: Tokonoma dekoratifken, tokovaki uygulamalı kullanım içindir.
Zaşiki [ 座敷 ]
Tanım: Geleneksel Japon tarzında döşenmiş, tatami kaplı ana oturma odasıdır.
Özellikleri:
- Tokonoma ve tokovaki genellikle bu odada bulunur.
- Konuk ağırlama, çay törenleri ya da dinlenme için kullanılır.
İlişki: Tokonoma, zaşiki'nin bir parçasıdır.
Oşiire [ 押入 ]
Tanım: Geleneksel Japon evlerinde tatami odalarında bulunan, fusuma[sürme kapılı] depolama alanıdır.
Özellikleri:
- Yatak[futon], yorgan ya da eşya saklanır.
- Modern dolabın Japon biçimidir.
Fark: Tokonoma, sergileme amaçlıyken; oşiire, tamamen depolama içindir.
Tokonoma, Tokovaki, Zaşiki ve Oşiire arasındaki FaRkLaR...
| Terim | İşlev | Konum | Dekoratif mi? |
|---|---|---|---|
| Tokonoma | Sergi [sanat/çiçek] | Zaşiki içinde | Evet |
| Tokovaki | Depolama/yardımcı alan | Tokonoma'nın yanı | Kısmen |
| Zaşiki | Oturma odası | Ana oda | Hayır [mekânın kendi] |
| Oşiire | Depolama [eşya/futon] | Duvar içi | Hayır |
- Tokonoma ve tokovaki, sukiya-zukuri[çay evi mimarisi] ile popülerleşmiştir.
- Oşiire, modern wardrobe'un atası sayılırken; tokonoma, Batı'daki "şömine nişi"ne benzer simgesel bir rol üstlenir.
- Japon estetiğinde bu alanlar, wabi-sabi[mükemmelsizlikteki güzellik] ve yohaku no bi[boşluğun güzelliği] gibi kavramlarla da ilişkilidir.
- TOKYO[Jp.] ile Tokyo
( Genellikle plastikten yapılmış bir terlik türü. İLE Japonya'nın başkenti. )
- TOLTEK ile/ve AZTEK ile/ve İNKA ile/ve MAYA
- TOLUA ile ...
( Upolu'da yüksek bir dağ. [Polinezya Adaları] )
- TOLUNGÜÇ, SONER (İSKENDERUN, 1964) :
( Zeytinburnuspor Kulübünden transfer edildi ve iki sezon (1991 - 1993) Sarıyer'de tescilli kaldı. Bu süre içinde 29 lig, 6 kupa ve 3 turnuva maçı olmak üzere 38 resmi ve ayrıca 13 özel maçla birlikte toplam olarak 51 maçta Sarıyer forması giydi. Lig maçlarında 3, turnuva maçlarında 1 ve özel maçlarda 2 olmak üzere takımına 6 gol kazandırdı. İkinci sezon (1992/93) ortasında Trabzonspor'a kiralandı. Sezon sonunda ise Galatasaray'a transfer ederek Sarıyer'den ayrıldı. Türk Futbol Federasyonu bünyesinde teknik eleman olarak görev yapmaktadır. )
- TOMAOĞLU ERLİN (BÜYÜKDERE, ...) :
( Büyükdereli Ermeni asıllı ses sanatçısı. İlk, orta ve lise öğrenimini Ermeni okullarında yaptı. Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Müzik Bölümünden mezun oldu. Klasik gitar eğitimi aldı İlk singılını "Senden Sonra" 2011 yılında çıkardı. Türkçe, Ermenice, İngilizce, İtalyanca, Fransızca, İtalyanca, İbranice ve Rumca şarkılar söyleyen Erlin Tomaoğlu müzik öğretmenliği yapmakta ve Ermeni müziğini yaşatmak için uğraş vermektedir. )
- TOMBA, HAMİT (İSTANBUL, 1939 - 2017) :
( Büyükderelidir. Sultan Selim İlkokulu ve Vefa Lisesinden mezun olduktan sonra iş hayatına atıldı. Kurduğu Butoni Denizcilik firması ile Armatör olarak Türk denizciliğine hizmet verdi. Butoni Denizcilik Yönetim Kurulu Başkanı, Armatörler Kooperatifi Yöneticiliği, Armatörler Birliği Yöneticiliği ve Deniz Ticaret Odası Meclis Üyeliği gibi önemli görevlerde bulundu. Büyükdere Spor Kulübü'nde amatör, Galata Spor Kulübü'nde profesyonel olarak futbol oynadı. Üyesi bulunduğu kulüplerden Galata Spor Kulübü, Sarıyer Spor Kulübü (3 dönem) ve Kastamonuspor Kulüplerinde yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. Sarıyer Spor Kulübün Divan Kurulu Üyesidir. Mesleki, sosyal ve kültürel amaçlı pek çok dernekte üyedir. )
- TOMBA, NİYAZİ (İST. 1973) :
( Büyükderelidir. Kalamış İlkokulu, Galatasaray Lisesini okuduktan sonra Nothingam Trent Üniversitesi Southhampton İnstitüsü Denizcilik İşletme Mühendisliğinden mezun olarak işinin başına döndü. Tomba Tersane İşletmecilik ve Butoni Denizcilik Şirketi yöneticisi olup Deniz Ticaret Odası Meclis Üyesi, Armatörler Kooperatifi Üyeliği, Armatörler Birliği Üyeliği, CHP Sarıyer Belediye Meclis Üyeliği, Kastamonu İş Adamları Derneği (KASİAD) üyesidir. KASİAD'da yönetici olarak görev yaptı. )
- TOMRUK ile FİLENK[Yun.]
( Kesilmiş ağacın, silindir biçimindeki gövdesi. | İşlenmek ya da biçilmek üzere hazırlanmış taş kütlesi. | Tomurcuk. | Tutukevi. İLE Ağır nesneleri bir yerden, bir yere kaydırmak ve özellikle tekneleri karaya çekmek için bunların altına sürülen yuvarlak ağaç. )
- TONOZ[Yun.] ile/||/<> KUBBE[Ar.]
( Tuğla ve harçla örülmüş, alttan obruk, yarım silindir biçiminde tavan örtüsü. | Bir kemerin aralıksız devam etmesiyle oluşan örtü biçimi. | Kemerin uzatılmasıyla oluşan, mekânı doğrusal olarak örten bir örtü. İLE/||/<> Yarım küre biçiminde olan ve yapıyı örten dam. | Merkezli bir mekânı örten küresel bir üst örtü. )
- TOPAL, SUDİ (İNEBOLU, 1949) :
( Üniversite öğrenimini tamamladıktan sonra sanayici olarak iş hayatına atıldı. Çağlar Boya Fabrikasını kurdu. Uzun süre Türkiye Boks Federasyonu üyeliğinde bulundu. Sarıyer Spor Kulübü'nde 2 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. )
- TOPALTI ile/ve/||/<>/> TOPALTI
( Kale toplarının koruması altındaki yer. İLE Kale ile korunan bir kentin yakın çevresi. )
- TOPBAŞI MEVKİİ :
( II. Dünya Savaşı sırasında Kısırkaya Köyü girişinde ve köybaşı denilen mevkide savunma amaçlı yapılan çakılı top korganının bulunduğu yere Topbaşı Mevkii deniliyor. )
- TOPÇAM CAMİİ :
( Tarabya'daki yeni yapılan camilerden biridir ve tarihi bir özelliğe sahip değildir. )
- TOPÇU KARAKOL SOKAK :
( Büyükdere Mahallesi sokaklarından biridir. Topçu Karakolu binası Büyükdere'nin üst kısımlarında ve yamaçtadır. Osmanlı devletinin son zamanlarında karakol olarak yaptırılan tarihi bir eserdir. Bu okul Cumhuriyetin ilk yılların Millet Mektebi, sonraları Karakol ve okul olarak da kullanıldı. Bu bina nedeni ile sokağa "Topçu Karakol Sokak" adı verildi. )
- TOPÇU, A. RIZA :
( Rumelkavak'ta dört dönem muhtarlık yaptı. )
- TOPÇU, MEHMET ALİ (SARIYER, 1955) :
( Rumelikavaklı işadamı. "Şah Mehmet" olarak tanınır. Rumelikavak Spor Kulübünde yöneticilik va ayrıca bir dönem kulüp başkanı olarak görev yaptı. Sarıyer Spor Kulübü üyesidir. )
- TOPÇU, OSMAN :
( Zekeriyaköy'lüdür. Askeri Yönetim tarafından muhtarlığa getirildi ve 1960 - 1964 yılları arasında görev yaptı. )
- TOPÇU, YUSUF (SÜRMENE (1923 - 1964 :
( Lise öğrenimini tamamladıktan sonra bir süre üniversiteye gittiyse de tamamlayamadı. Askerliğini yedek subay olarak yaptı. Büyükdere Spor Kulübünün kurulması çalışmalarına katıldı. Üyesi olduğu Sarıyer Spor kulübünde bir dönem (1957 - 1958) Yönetim Kurulu üyesi olarak görev yaptı. )
- TOPÇUOĞLU YALISI :
( Büyükdere, Çayırbaşı Caddesi üzerinde olup deniz cephelidir. Yalının sahiplerinin soyadı ile anılmaktadır. Yalı 1990'lı yıllarda sahip değiştirdiği gibi büyük onarım gördü ve eskisine sadık kalınarak yenilendi. )
- TOPÇUOĞLU YALISI :
( Garipçeköyü deniz sahilinde bulunan bu yalı 19, yy. sonları veya 20. yy. başlarında yapıldı. Köyün en önemli ahşap binası ve tarihi eserlerinden biridir. Topçuoğlu ailesinin mülkiyetinde olan yalı el değiştirdi ve Kamburoğlu ailesine geçti. )
- TOPHANE MÜŞİRİ M. ZEKİ PAŞA (1849 - 1914) :
( Harbiye'yi Erkan - ı Harp Yüzbaşısı olarak 1872'de tamamladı. Saray yaveri oldu. 1882'de Livalığa yükseldi ve Askeri Okullar Nazırı oldu. Tophane Müşirliği de yapan Zeki Paşanın II. Meşrutiyetle rütbesi geri alındı. Aynı zamanda yazar olman Tophane Müşiri M. Zeki Paşa'nın yayımlanmış eserleri var. )
- TOPHANE MÜŞİRİ ZEKİ PAŞA YALISI :
( Sadece Rumelihisarı'nın ve İstanbul'un değil Türkiye'nin en önemli tarihi eser yalılarından biridir. İkinci Boğaz Köprüsü (Fatih Sultan Mehmet Köprüsü) ayağı altındaki bu yalı 19. yy. sonlarında (1889) yaptırılmış, şato tipli örnek bir yapıdır. Yalı beş katlı olup yalıda 23 oda ve 8 banyo bulunuyor. Toplam 2 bin 489 metrekare kapalı olan yalının 110 metrelik rıhtımı ve 4 bin metre karelik bahçesi var. Yalı Fransız mimar Alexander Vallaurny tarafından yapılmıştır. Tophane Müşiri Zeki Paşa bu yalının inşası nedeni ile mali zorluklar karşılaşmış, yalıyı borç harç bitirmiş ama ömrünün son yıllarını yokluk içerisinde geçirmiştir. Tophane Müşiri Zeki Paşa'nın damadı Sultan Vahdettin dönemi bakanlarından Ali Kemal burada yaşamıştır. Ali Kemal İngiltere'nin başbakanlarından Boris Johnson'un dedesidir. Bu tarihi önemi büyük yalı 550 milyon fiyatla satışa sunulmuştur. Bu durumu ile bu Tophane Müşiri Zeki Paşa Yalısı dünyanın en pahalı 10 evinden biridir. )
- TOPHANE ile Tophane
( Top yapılan, top dökülen yer. | Topçu askerinin eğitildiği yer. İLE İstanbul'da, Karaköy'den sonra gelen semtin adı. )
- TOPKAPI SARAYI'NDA:
ALAY MEYDANI ile/ve/||/<>/> BÂB-I ÂLÎ ile/ve/||/<>/> BÂB-I HÜMÂYÜN ile/ve/||/<>/> BÂB-I SELÂM ile/ve/||/<>/> BÂB-I SAADE
( Topkapı Sarayı'nın ilk bahçesi. İLE/VE/||/<>/> Yüksek kapı. | Sadrazamlık. [Osmanlı hükümeti XVIII. yüzyıldan itibaren bu adı almıştır.] İLE/VE/||/<>/> Topkapı Sarayı'nın yazılarla süslü ilk büyük kapısı. Saltanat kapısı. İLE/VE/||/<>/> Topkapı Sarayı'nda Fatih Sultam Mehmet'in yaptırdığı tuğralı ikinci kapı. Orta kapı adıyla tanınır. İLE/VE/||/<>/> Topkapı sarayı'nın üçüncü kapısı. [Harem ve taht kapısı olarak da bilinir.] )
- TOPLANMA ile/ve/||/<> MERKEZLEŞME
- TOPLANTI SALONU ile/ve/||/<> FUAYE[Fr.]
( ... İLE/VE/||/<> Bir gösteri ya da toplantı salonunda, sunum ya da toplantı aralarında kullanılan dinlenme yeri. )
- TOPLU "TAŞIM" değil TOPLU TAŞIMA
- TOPLUM ARACI değil TOPLU ULAŞIM ARACI
- TOPLUM ile/ve/||/<>/< TOPRAK
( SOCIETY vs./and/||/<>/< SOIL/EARTH )
- TOPLUMSAL İNSANBİLİM/ANTROPOLOJİ ile/ve FİZİK İNSANBİLİM/ANTROPOLOJİ
( İstanbul'da. İLE/VE Ankara'da. )
- TOPRAK ile KUM
( Toprak, herşeyi, hem iyiyi, hem de kötüyü içinde barındırır. )
( * hâk-dân-ı fenâ(fânilik toprağı): DÜNYÂ
* hâk-i beden: GÖVDE TOPRAĞI
* hâk-i beyâbân: ÇÖLÜN TOPRAĞI
* hâk-i bîmâr(hasta toprak): (mecaz) KIRMIZI ALTIN
* hâk-i kadem: AYAK TOPRAĞI
* hâk-i mezâr: MEZAR TOPRAĞI
* hâk-i mezellet: HORLUK, DÜŞKÜNLÜK TOPRAĞI
* hâk-i mürde(ölmüş toprak): VERİMSİZ TOPRAK
* hâk-i pâk: TEMİZ TOPRAK
* hâk-i pây: AYAK TOPRAĞI/TOZU
* hâk-i râh(yolun toprağı): UĞUR, KADEM
* hâk-i târîk(karanlık toprak): (mecaz) İNSAN CESEDİ
* hâk-i teng: MEZAR, KABİR, SİN
* hâk-i tîre(karanlık, siyah toprak): MEZAR, SİN
* hâk-i vatan: VATAN TOPRAĞI
* hâk-i zaîf: İNSAN )
( Yer kabuğunun, toz durumuna gelmiş türlü kütle kırıntılarıyla, çürümüş organik nesnelerden oluşan ve canlılara yaşama ortamı sağlayan yüzey bölümü. | Yer kabuğunun bu bölümünden yapılmış. | Arazi, tarla. | Memleketli. | Kara. | Ülke. İLE Silisli kütlelerin, kayaların, doğal etkenlerle parçalanarak ufalanmasından oluşan, deniz kıyısı, dere yatağı vb. yerlerde çok bulunan, ufak, sert tanecikler. | Armut, ayva vb. meyvelerin etli bölümlerindeki sert tanecikler. | Gövdedeki bezlerin, özellikle böbreğin ürettiği ince ve katı tanecikler. )
( SOIL vs. SAND )
- TOPRAK ile/ve/||/<>/> SINIR
( MERZ[Fars.]: Toprak, yer. | Sınır, hudut. | Parmak ucuyla çimdiklemek ve tırmalamak. )
- TOPRAKİŞ, CAVİT (BURSA, 1934) :
( İş hayatına Tekel Kibrit Fabrikasında başladı. Bu fabrikada uzun süre sendika işçi temsilciliği yaptı. Futbol Büyükdere Spor Kulübü'nde başladı ve bu kulüpte futbolu bıraktı. Antrenörlük kurslarını tamamladı. Sarıyer Spor Kulübü Alt yapısında ve değişik kulüplerde antrenör olarak çalıştı. Tekel Kibrit Fabrikasından emekli olduktan sonra Sarıyer Spor Kulübü sekreteryasında görev aldı, kulüp müdürü olarak çalıştı. Sarıyer Spor Kulübü Divan Kurulu üyesidir. )
- TOPSER TUĞLA FABRİKASI :
( Çayırbaşı'nda bulunan büyük sanayi kuruluşlarından biriydi. Eskiden Çayırbaşı'nda bulunan onbir adet tuğla ocağı yıktırılarak 1955'te yerine yüzlerce işçi çalışan modern Topser Tuğla Fabrikası kuruldu. Bir süre faaliyetine devam eden Topser Tuğla Fabrikası bilahare Ekmekçioğlu Tuğla Fabrikası olarak faaliyet gösterdikten sonra faaliyetine son verildi. )
- TOPUZLU BEND (MAHMUD I BENDİ) :
( Sultan I. Mahmut (1696 - 1754) döneminde yapıldığı (1732) için Mahmut I. Bendi de denilmektedir. Ayrıca Bu bende Eski Bend, Bahçeköy Bendi de deniliyor. Halk arasında ise Viran Bend olarak da anılmaktadır. Uzunluğu 66,30 m, yüksekliği 13,84 m'dir. Brüt su kapasitesi 160.000 m³'tür. )
- TORLAK DEDE MESCİDİ :
( Rumelihisarı'nda Ali Dede tarafından yaptırılan Torlak Dede Mescidi yıkılıp kayboldu. )
- TORLAK SOKAK :
( Rumelihisar Mahallesi sokaklarından biridir. Mahallenin hatırı sayılır insanlarından biri olduğu için, isminin unutulmaması amacı ile bir sokağa "Torlak Sokak" adı verilmiştir. )
- TORLAK; İLYAS (POYRAZKÖY/BEYKOZ, 1959) :
( Balıkçı reisi ve kooperatifçi. Sarıyer'e 1960'da geldi ailesi. İlk ve Ortaokulu Sarıyer'de okudu. Sarıyer lisesini ikinci sınıftan terk ederek baba mesleği olan balıkçılığa başladı. Çocuk yaşta başladığı mesleği Reis olarak tamamladı ve emekli oldu. İstanbul Balık Üreticiler Su Ürünleri Kooperatifi üyesi olup 2006 yılında kooperatifte yöneticiliğe başladı. 4 dönemden beri bu kooperatifin başkanlığını yapmakta ve balık üreticileri her türlü, kurum ve kuruluş önünde temsil etmektedir. )
- TORUN, AHMET (GÖRELE, 1958) :
( Öğrenimini tamamladıktan sonra eğitim alanında görev aldı ve öğretim görevlisi olarak hizmet verirken AKP'de siyaset yapmaya başladı ve 2004/2009 döneminde Sarıyer Belediye Mieclisi üyesi olarak görev yaptı. )
- TORUN, METİN (ERZİNCAN, 1947) :
( İlköğrenimini tamamladıktan sonra ticaret hayatına atıldı. Sarıyer, Yeniköy ve Maden Spor kulüplerinde yönetim kurullarında bulundu. Sarıyer Spor Kulübü'nde 2 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. )
- TORUN, ŞEREF (KEMAH, 1930 - 2003) :
( Sarıyer'de uzun yıllar ticaretle uğraştı. 1963 - 1974 yılları arasında Sarıyer Mahalle muhtarlığı, ayrıca 6. Ve 7. Dönem İl Genel Meclisi olarak görev yaptı. Üyesi olduğu Sarıyer Spor Kulübünde 6 dönem yönetim kurulu ve Divan Kurulu üyesi olarak görev yaptı. Çeşitli sivil toplum kuruluşlarında üye olarak bulundu. )
- TOY ile TOY ile TOY ile TOY ile TOY[İng.]
( Gençliği nedeniyle görgüsüz ve beceriksiz olan. İLE İLE Devlet işlerinin görüşüldüğü kurultay[meclis], büyük ziyafet, şölen ya da şenlik. İLE Kızıl tüylü bir kuş.[Lat. OTIS TARDA] İLE Tuz Gölü yakınında, Kütahya ve Doğu Anadolu'da bulunur. İLE Oyuncak. )
- TOZ ve/||/<> TOPRAK
( Zamanı simgeler. VE/||/<> Mekânı simgeler. )
( Tarihi simgeler.[Ne yazık ki, bazı/çoğu şeyi bilmeyenler, değerini bilmiyor.] VE/||/<> Coğrafyayı simgeler.["Korumayı" "biliyoruz."] )
( Ardardalığı, derinliği simgeler. VE/||/<> Birlikteliği, yanyanalığı simgeler. )
( Tini simgeler. VE/||/<> Gövdeyi simgeler. )
( DUST and/||/<> SOIL/EARTH )
- TOZLANMA ile/değil/||/<> TUZLANMA
- TRABLUS ile/||/<> TRABLUS
(
Trablus (Libya)
- Resmî adı: Tripoli (İngilizce), طرابلس الغرب (Ṭarābulus al-Gharb)
- Ülke: Libya
- Tarihsel köken: Fenike, Roma ve Bizans dönemlerinde Tripolitania bölgesinin merkeziydi. Ad, üç antik kentten türemiştir: Oea, Sabratha, Leptis Magna.
- Dil: Arapça
- Osmanlı dönemi adı: Trablusgarp
Trablus (Lübnan)
- Resmî adı: Tripoli (İngilizce), طرابلس (Ṭarābulus)
- Ülke: Lübnan
- Tarihsel köken: Fenikelilerce kurulmuştur. Yunanlar döneminde Tripolis adını almıştır; Tyre, Sidon ve Arados koloni birliğini simgeler.
- Dil: Arapça
- Osmanlı dönemi adı: Trablusşam
Tripoli (Yunanistan)
- Resmî adı: Tripoli (Τρίπολη)
- Ülke: Yunanistan (Peloponez)
- Köken: Antik Yunanca "Tripolis" (üç şehir) anlamındadır. Arapça Trablus biçimine dönüşmemiştir.
Öteki Tarihi Tripolis Yerleşimleri
Antik çağda Tripolis adını taşıyan bazı bölgeler şuralarda da bulunur...
- Likaonya (Anadolu)
- Mısır’da küçük bir yerleşim
- Suriye ve Anadolu'nun bazı bölümleri
Ortak Noktalar – Dilsel ve Tarihsel Köken
| Özellik | Açıklama |
|---|---|
| Köken | Trablus, Yunanca “Tripolis” (üç şehir) kökenlidir. Arapça'ya Ṭarâbulus biçiminde geçmiştir. |
| Tarihsel Etki | Antik Yunan, Roma ve Bizans etkisinin ardından Arap fetihleriyle adı Arapçalaşmıştır. |
| Osmanlı Etkisi | Trablusgarp (Batı Trablus – Libya) ve Trablusşam[Şam Trablusu – Lübnan] adlandırmaları yapılmıştır. |
| Dil | Arapça ve Osmanlı Türkçesi'nde benzer biçimlerde anılmıştır. |
| Benzerlik | İkisinde de Akdeniz kıyısı, tarihsel liman kenti olma, eski uygarlık etkisi vardır. |
- TRAFİK AYNASI :
( Tarabya burnu, Yani Tarabya Büyük Oteli önü çok virajlı olduğu için vasıtalardın bir birine çarpmaması için virajın denize doğru çıkan en uç noktasına konulan büyük bir trafik aynası idi zamanla kaldırıldı. )
- TRAFİK KURALLARI ve/<> PSİKİYATRİ
- TRAMVA/YA değil TRAVMA/YA
- [ne yazık ki]
"TRENİ/OTOBÜSÜ KAÇIRMAK" ile/ve/değil/||/<>/< DOĞRU DURAKTA VE ZAMANINDA BULUNMAMAK
- TRİAJ[Fr.] değil/yerine/= İLK TANI/BAKI
- TRİBÜN[Fr. < TRIBUNE] ile TÜRBİN[Fr. < TURBINE]
( Spor salonu, stadyum, hipodrom vb. yarışma ve gösteri yapılan yerlerde izleyicilerin oturduğu koltuklu ya da basamaklı bölüm, sekilik. | Burada oturan izleyiciler. İLE Su, buhar, gaz gibi herhangi bir akışkanın hareket enerjisiyle ve bazı özel düzenler yardımıyla dönerek çalışan araç. )
- TRİUMVİRA ile ...
( Üç kişilik kurul tarafından yönetilen hükümet biçimi. [Pompée, Cesar ve Crassus'un iktidar olmak için kurdukları siyasi birliğe verdikleri ad.] [Cesar öldürülünce Octavius, Antoine~Lepidus yeni bir triumvira kurmuşlardı] )
- TRİYAJ değil/yerine/= AYIRMA/ÜÇLÜ ALAN
- TROLEYBÜS HATTINDA:
AKMESCİT ve/<> YALTA
( Dünyanın en uzun troleybüs hattıdır.[Kırım'da.] )
- TROPİK PARK ile ...
( Rusya'nın en büyük botanik bahçesi. )
- TROPİKLER ile ...
( 23-5º kuzey ve güney enlemleri arasındaki bölge. )
- TRPKOVİÇ, STAVRO (RULİ) (İST. 1943) :
( İstanbul Boğaziçi Kulübünden transfer edildi ve Sarıyer S.K. de üç sezon (1964 - 1967) tescilli kaldı ve bu süre içinde 70 lig, 21 kupa olmak üzere 91 resmi ve ayrıca 11 özel maçla birlikte toplam olarak 102 müsabaka oynadı. Lig maçlarında 23 ve kupa maçlarında 11 olmak üzere resmi maçlarda 34 ve özel maçlarda attığı 8 golle birlikte toplam olarak takımına 42 gol kazandırdı. Takım kaptanı olarak görev yaptı ve Feriköy'e transfer ederek Sarıyer'den ayrıldı. )
- TUFAN, ENGİN (KARAMURAT, 1966) :
( Tekirdağspor'dan kaleci olarak transfer edildi ve yedi sezon (1992 - 1999) Sarıyer'de tescilli kaldı. Bu süre içinde 121 lig, 6 kupa, 2 turnuva maçı olmak üzere 129 resmi ve 75 özel maçla birlikte toplam olarak 204 maçta Sarıyer forması giydi. Lig maçlarında 146, kupa maçlarında 12, turnuva maçlarında 2 olmak üzere resmi maçlarda 160, özel maçlarda da 32 olmak üzere toplam olarak 192 gol yedi. Altıntepsi kulübüne transfer ederek Sarıyer'den ayrıldı. )
- TÜFEKÇİ, ŞEMSİ (SARIYER, 1942) :
( Sarıyerli. Rize kökenli bir ailenin üçüncü çocuğu olarak Sarıyer'de doğdu. Sarıyer Pertevniyal İlkokulu ve Sarıyer ortaokulunda okudu. Zincirlikuyu Yapı Sanat Enstitüsünden mezun oldu. Sarıyer Halk Eğitim Merkezinde bir süre tiyatro çalışmalarında bulundu ve bu işini bir süre askerliğini takiben devam ettirdikten sonra iş hayatına atıldı. Kendilerine ait Uluslar arası Nakliye Şirketinin Yönetim Kurulu üyeliğini ve sonraları da yönetim kurulu başkanlığını yaptı. Emekliliğini takiben ilk kitabı olan "Şaziye"'yi (2014) yazdı. )
- TULÂNÎ[Ar.] değil/yerine/= UZUNLAMASINA
- TÜLÜN, YUSUF (TEKİRDAĞ/ÇERKEZKÖY, 1953) :
( İstanbul Yeni Levent lisesini bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Basın Yayın Yüksek Okulu'ndan mezun oldu. Özel sektörde üst düzey yöneticilik yaptı. Siyasete Refah Partisi saflarında başladı. Üç dönem Refah Partisi Sarıyer İlçe Başkanlığı, Refah Partisi İl Başkan Yardımcılığı görevlerinde bulundu. 1991 Kısmı Ara Seçimde Bağcılar ve İstanbul Büyük Şehir Belediyesi Meclis Üyeliğine seçildi. Aynı zamanda Bağcılar Belediye Başkan yardımcılığı yaptı. 27 Mart 1994 Yerel Seçimlerinde Sarıyer Belediye Başkanlığına seçildi. Belediye Başkanlığı görevi bittikten sonra bir süre İstanbul Büyük Şehir Belediyesi ve Saraylar ve Müzeler Müdürlüğü bünyesinde görev yaptıktan sonra 2004'te ikinci kez Sarıyer Belediye Başkanlığına seçildi (2004 - 2009). Sarıyer Spor Kulübünde bir dönem (1998/1999) Kulüp başkanı olarak görev yaptı. )
- TULYA KURTULAN ATLI SPOR KULÜBÜ DERNEĞİ :
( Gümüşdere Köyünde bulunan bu dernek faaliyetleri arasında atıcılık ve binicilik eğitimi verilmektedir. )
- TULYA KURTULAN BİNİCİLİK AKADEMİSİ (THE PONY CLUP) :
( Gümüşdere Köyü sınırları içindeki bu kuruluş üyelerine binicilik eğitimi vermektedir. )
- TÜM ÜLKELER ile/ve/değil AFRİKA
( 6400 km. İLE/VE/DEĞİL 7200 km. )
(
)
(
)
- NOKTA KOYMAK:
TÜMCENİN SONUNDA ile/ve/değil/yerine/||/<>/< İKİRCİKTE
- TÜMER, BEDİİ (İST. 1929) :
( Siyasal Bilgiler Fakültesini bitirdikten sonra Müfettiş olarak İş Bankasında uzun yıllar çalıştı. Daha sonra Anadolu Sigorta Genel Müdürü olarak görev yaptı. Anadolu Hayat Sigorta yönetim kurulu başkanı olarak da vazife gördü. Sarıyer Spor Kulübü'nde üç dönem Yönetim Kurulu üyesi olarak görev yaptı. )
- TUN[Fars.] değil/yerine/= GİZLİ YER, KÖŞE BUCAK
- TUNA, MEHMET (İST. 1954 - 2017) :
( Lise öğrenimini takiben turizm işletmecisi olarak iş hayına atıldı. Etiler Şamdan'ın sahibi ve Memos Gece Kulübünün ortaklarındandır, Anadolu Kulübü, Büyük Kulüp, Levent Tenis Kulübü ve Sarıyer Spor Kulübü üyesidir. Sarıyer Spor Kulübünde 4 dönem (1983 - 1987) Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yaptı. )
- TUNCAY ARTUN İMKB DOĞANLAR İLKÖĞRETİM OKULU :
( Doğanevler İlkokulu 1975'te öğretim ve eğitime başladı. 1993'te ilköğretime dönüştürüldü. Okul binası yeterli omayınca1995'te İMKB tarafından yeni bir okul yapıldı. Okulun adı da İMKB Doğanevler İlköğretim Okulu oldu. 1997'de İMKB Başkanı Tuncay Artun'un ölmesi üzerine okulun ismi Tuncay Artun İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İKMB) Doğanevler İlköğretim Okulu olarak değiştirildi. )
- TUNCAY ARTUN PARKI :
( Reşitpaşa Mahallesindedir. 1.010,05 m²'lik bir alan üzerindedir. 379,50 m²'lik yeşil alanı, 98,23 m²'lik çocuk oyun alanı bulunmaktadır. )
- TUNCER, KENAN (GÜMÜŞHANE, 1955) :
( Lise tahsili yaptı. Tuncerler Maden Sanayi Ltd. Şti.'nde iş hayatına atıldı. Hürriyet Spor Kulübü'nde, Gümüşhane Doğanspor'da yönetici olarak görev yaptı. Ayrıca Sarıyer Spor Kulübü'nde 1 dönem yönetim kurulu üyesi olarak vazife aldı. )
- TUPITUARANI ile ...
( Brezilya'da kullanılan yerli dili. )
- TÜR, GÜRBÜZ (İST. 1936) :
( Vefa'dan transfer edildi ve beş sezon (1957 - 1962) Sarıyer'de tescilli kaldı. Bu süre içinde 72 lig, 1 kupa olmak üzere 73 resmi ve 13 özel maçla birlikte toplam olarak 86 maçta oynadı. Lig maçlarında 10 ve özel maçlarda 6 olmak üzere takımına 16 gol kazandırdı. Almanya'ya giderek Sarıyer'den ayrıldı. )
- TUR[İng./Fr.] ile TURNE[Fr.]
( Dolaşma. | Bir sonuca ulaşıncaya kadar yapılan iş. | Başladığı noktada biten, bir ya da daha fazla yere önceden belirlenmiş bir programa göre yapılan yolculuk. İLE Bulunduğu yerden başka yerlere gösteri yapmak amacıyla giden tiyatro, gösteri ya da müzik sanatçılarının gezisi. )
- TURA ile TURA ile TUĞRA
( Metal paranın resimli yüzü. | Halat gibi örülmüş iplik çilesi. | Kıvrılarak sıkıştırılmış iplik çilesi. | Bazı oyunlarda, vurmak için kullanılan düğümlenmiş mendil. | Ucu düğümlenmiş bir mendil aracılığıyla yanan ya da yanılanların ebe tarafından cezalandırıldığı bir tür çocuk oyunu. İLE Ev duvarlarını dış etkenlerden korumak için üzerlerine çakılan tahta perde. | Bahçe kapısını korumak için beşik örtüsü biçiminde tahtadan yapılan örtü. | Kadınların başlarına taktığı küçük altın dizisi. | Çatı. | Çatı arası. | Odalardan başka evdeki öteki bölümler. | Sergen. | Düğünlerde oynanan bir çeşit oyun. | Karşı. | Topuz. İLE Osmanlı sultanlarının imza yerine kullandığı, özel bir biçimi olan simgeleşmiş im. )
- TURAN -ile
( Türklerin yurdu. )
- TURAN, ALİ (SİVAS, 1959) :
( İşadamı, siyasetçi. Sarıyer'de ikamet etmektedir. )
- TURAN, CEMİL (RUMELİKAVAK, 1947) :
( Sarıyer altyapısından yetişti ve profesyonel takım kadrosuna alındı. Üç sezon da (1965 - 1968) Sarıyer takımında 64 lig, 9 kupa ve 3 turnuva olmak üzere 76 resmi ve ayrıca 8 özel maçla birlikte toplam olarak 84 maçta Sarıyer forması giydi. Lig maçlarında 25, kupa maçlarında 3 ve özel maçlarda 4 olmak üzere toplam olarak takımına 32 gol kazandırdı. 44 A Milli, 5 Ümit Milli ve 2 kez de A Genç Milli olmak üzere toplam olarak 51 defa Türk Milli takım forması giydi. Milli takımda kaptan olarak görev yaptı. İstanbulspor'a transfer ederek Sarıyer'den ayrıldı, bilahare Fenerbahçe'ye transfer etti. Fenerbahçe'de kaptan olarak futbolu bıraktı. Kursları tamamlayarak antrenörlük lisansı aldı. Fenerbahçe Kulübünde futbol sorumlusu, menejer ve alt yapı ve tesis sorumlusu gibi görevler üstlendi. )
- TURAN, GENÇER (UĞURCA, 1939) :
( Samsun Yolspor'dan transfer edildi ve üç sezon (1965 - 1968) Sarıyer'de tescilli kaldı. 21 lig, 6 kupa olmak üzere 27 resmi ve 8 özel maçla birlikte toplam olarak 35 maçta oynadı. Karagümrük Kulübüne transfer ederek Sarıyer'den ayrıldı. )
- TURAN, YAŞAR (İST. ?) :
( Beykozludur. Evlenmek suretiyle Sarıyer'e geldi. İlk Evliliğini Ömer Erzurumluoğlu ile yaptı. Kocasının ölmesi üzerine yeni evlilik yaptı. İkinci kocasının da ölmesi nedeniyle tekrar evlendi ve evliliklerinin sayısı altı yediyi buldu. Kızlık soyadı "Dalyancı" dır. İlk evlilik soyladı Erzurumlugil; son evlilik soyladı ise "Turan" dır. Sarıyer'in en aktif insanlarından biri idi. Bilhassa sosyal derneklerde görev aldı ve görevini yıllarca devam ettirdi. Sarıyer Yardımsevenler Derneği ve Sarıyer Naile Sağlam Verem Savaş Derneği'nde unutulmaz hizmetler verdi. Sarıyer Naile Sağlam Verem Savaş Derneğinin ölene kadar 52 yıl Başkanlığını yaptı. Bilhassa fakir ve kimsesizlerle ilgilendiği için çok sevilir ve sayılırdı. )
- TÜRBE ÇEŞME (SALİH PAŞA ÇEŞMESİ) :
( Dursun Fakih Sokakta ve Sarıyer İsmail Akgün Devlet Hastanesinin yanındadır (H.1238, M.1822). Çeşmeyi Sadrazam Hacı Salih Paşa yaptırdığı için bu isimle de bilinir. Hastanenin bulunduğu alan eskiden mezarlıktı ve bu mezarlıkta bu sokağa bakan duvar dibinde Salih Paşa'nın Türbesi olduğu için hem ön sokağa Türbe Sokak adını verdiler, hem de çeşmeye "Türbe Çeşmesi" denildi. Çeşmenin kitabesinde "Sahib - ül hayrat vel - hasenat elhac Salih Paşa Sadr - ı Ali hala" (1238) yazılıdır. )
- TÜRBE ÇEŞME SOKAK :
( Sarıyer Merkez Mahallesi sokaklarındandır. Sarıyer İsmail Akgün Devlet Hastanesi ön cephesindeki sokaktır. Sokağa hem Sarıyer Deresi Sokaktan hem de Ortaçeşme Caddesinden girilir. Hastanenin olduğu alan eskiden mezarlıktı. Bu mezarlıkta Hacı Salih Paşa'nın türbesi vardı. Mezarlığın sokağa bakan köşesinde ve türbenin yanında bulunan çeşmeyi yaptıran Hacı Salih Paşa olması nedeni ile sokağa "Türbe Çeşme Sokak" denilmiştir. )
- TÜRBE ile/||/<> HAZÎRE
( Gövde (ziyaret) bölümü ve örtüsü bulunan mezar anıtı. İLE/||/<> Camilerin kıble tarafında bulunan küçük mezarlık. )
- TURGUT AKAN İLKÖĞRETİM OKULU :
( Kazım Karabekir Paşa Mahallesinde 1994/1995 öğretim yılında Dağevleri İlköğretim Okulu adı ile açılan bu okulun adı 1995'te Turgut Akan İlköğretim Okulu olarak değiştirildi. )
- TURGUTLU, SERDAR (FERİKÖY, 1948) :
( Kilyos'ludur. Kurtuluş İlkokulu ve Şişli Ortaokulunu bitirdi. Askeri okulda okudu. Denizci olarak, Gölçük'te Muhriplerde, İstanbul Umuryeri Avcı botlarında, İstanbul Boğazı Komutanlığı Kısım Amirliği, Çanakkalede Boğaz Komutanlığı Hizmet Bölük Komutalığı gibi değişik görevlerde bulundu. 1974'te Kıbrıs Barış harekâtına katılarak Gazi oldu. 1992'de kendi isteği ile Kıdemli Yüzbaşı olarak emekli oldu. Sivil hayata atıldıktan sonra Hakanlar Otomotiv şirketinde 8 yıl finans müdürlüğü yaptıktan sonra 2014'te Kumköy (Kilyos) muhtarlığına seçildi bu görevi 2019 yılına kadar devam ettüirdi. )
- TÜRK MİLİ ile/<> FRANSIZ MİLİ ile/<> ALMAN MİLİ ile/<> RUS MİLİ ile/<> YUNAN MİLİ ile/<> DENİZ MİLİ
( 1895 m. İLE/<> 1852 m. İLE/<> 7500 m. İLE/<> 7467 m. İLE/<> 10000 m. İLE/<> 1852 m. )
- TÜRK ONKOLOJİ VAKFI :
( Yeniköy Askerlik Şubesi karşısındadır. Nuran Kocabıyık Kanser Araştırma ve Türk Onkoloji Vakfı Yeniköy Şubesine bağlı olarak 1993 yılından beri sağlık hizmeti vermektedir. )
- TÜRKÇE ile/ve/||/<> MOĞOLCA'DA ORTAK BAZI ADLAR VE SÖZCÜKLER
( Su İLE/VE/=/||/<> Us
Ot İLE/VE/=/||/<> Od
Arı İLE/VE/=/||/<> Arig
Elma İLE/VE/=/||/<> Alim
İncir İLE/VE/=/||/<> İnjir
İnci İLE/VE/=/||/<> Jinci
Üzüm İLE/VE/=/||/<> Usem
Çiçek İLE/VE/=/||/<> Çeçek
Nar İLE/VE/=/||/<> Anar
Erik İLE/VE/=/||/<> Erüg
Kayısı İLE/VE/=/||/<> Küilesun
Sarı İLE/VE/=/||/<> Shar
Kara İLE/VE/=/||/<> Khar
Gök İLE/VE/=/||/<> Khök
Alaca İLE/VE/=/||/<> Alak
Sürü İLE/VE/=/||/<> Sürüg
Boğa İLE/VE/=/||/<> Buga
Teke İLE/VE/=/||/<> Teke
Koç İLE/VE/=/||/<> Kuçe
Koyun İLE/VE/=/||/<> Gogin
İnek İLE/VE/=/||/<> Ünee
Deve İLE/VE/=/||/<> Teme
Öküz İLE/VE/=/||/<> Ökher
Buzağı İLE/VE/=/||/<> Biragu
Aygır İLE/VE/=/||/<> Ajirga
Aslan İLE/VE/=/||/<> Arslan
Sansar İLE/VE/=/||/<> Susar
Tavuk İLE/VE/=/||/<> Tagavut
Tosbağa İLE/VE/=/||/<> Tosbuga
Güvercin İLE/VE/=/||/<> Kegürcigen
Saksağan İLE/VE/=/||/<> Şagacagay
Karga İLE/VE/=/||/<> Karuga
Yüce İLE/VE/=/||/<> Yeke
Yüksek İLE/VE/=/||/<> Ügsügü
Yumruk İLE/VE/=/||/<> Yudruk
Yıl İLE/VE/=/||/<> Cıl
Yol İLE/VE/=/||/<> Col
Yolcu İLE/VE/=/||/<> Coçi
Çağ İLE/VE/=/||/<> Cag
Çöl İLE/VE/=/||/<> Çöl
Toz İLE/VE/=/||/<> Toos
Tuz İLE/VE/=/||/<> Duvus
Kum İLE/VE/=/||/<> Kumaq
Dağ İLE/VE/=/||/<> Tag
Bağ İLE/VE/=/||/<> Bag
Tarla İLE/VE/=/||/<> Talbar
Toprak İLE/VE/=/||/<> Tobarag
Tomruk İLE/VE/=/||/<> Tomura
Tırmık İLE/VE/=/||/<> Tarmugur
Tekerlek İLE/VE/=/||/<> Tögürig
Değirmen İLE/VE/=/||/<> Tegerme
Buğday İLE/VE/=/||/<> Buudai
Saman İLE/VE/=/||/<> Saban
Arpa İLE/VE/=/||/<> Arva
Sarımsak İLE/VE/=/||/<> Sarmis
Soğan İLE/VE/=/||/<> Songin
Arık İLE/VE/=/||/<> Arug
Bayır İLE/VE/=/||/<> Baguri
Katı İLE/VE/=/||/<> Khatu
Kuru İLE/VE/=/||/<> Khurai
Kurut İLE/VE/=/||/<> Kuurud
Kuduz İLE/VE/=/||/<> Kutuq
Kaburga İLE/VE/=/||/<> Taburga
Karanlık İLE/VE/=/||/<> Kharankhui
Kargaşa İLE/VE/=/||/<> Karguça
Karman çorman İLE/VE/=/||/<> Harman çirman
Boğmak İLE/VE/=/||/<> Bogu
Bütün İLE/VE/=/||/<> Büten
Bulanık İLE/VE/=/||/<> Bulangir
Bayram İLE/VE/=/||/<> Bayar
Büyücü İLE/VE/=/||/<> Bögeçi
Tümen İLE/VE/=/||/<> Tumen
Boz İLE/VE/=/||/<> Börte
Er İLE/VE/=/||/<> Ere
Döl İLE/VE/=/||/<> Töl
Genç İLE/VE/=/||/<> Kence
Türemek İLE/VE/=/||/<> Törük
Ant İLE/VE/=/||/<> Andagay
Çizik İLE/VE/=/||/<> Cirüg
Çeri İLE/VE/=/||/<> Çereg
Subay İLE/VE/=/||/<> Subay
Kurşun İLE/VE/=/||/<> Gurquljin
Noyan İLE/VE/=/||/<> Noyan
Nöker İLE/VE/=/||/<> Nöger
Nokoy İLE/VE/=/||/<> Nokoi
Tuğ İLE/VE/=/||/<> Tuğ
Ece İLE/VE/=/||/<> Ece
Elçi İLE/VE/=/||/<> Elchin
Erken İLE/VE/=/||/<> Erten
Ercilasun İLE/VE/=/||/<> Ercilasun
Bıyık İLE/VE/=/||/<> Budigi
Beden İLE/VE/=/||/<> Beyen
Yıldız İLE/VE/=/||/<> Ultuz
Bohça İLE/VE/=/||/<> Bagça
Erk İLE/VE/=/||/<> Erka
Kir İLE/VE/=/||/<>Hokir
İkiz İLE/VE/=/||/<> İkere
Yaka İLE/VE/=/||/<> Caga
Cep İLE/VE/=/||/<> Cebe
Açık İLE/VE/=/||/<> Açug
Adım İLE/VE/=/||/<> Adam
Narin İLE/VE/=/||/<> Narin
Ürkek İLE/VE/=/||/<> Ürqeh
Yürek İLE/VE/=/||/<> Cirüge
Yarlık İLE/VE/=/||/<> Carlıq
Böğür İLE/VE/=/||/<> Jigüür
Öğle İLE/VE/=/||/<> Üüde
Kan İLE/VE/=/||/<>Kanu
Kalkan İLE/VE/=/||/<> Kalka
Belge İLE/VE/=/||/<> Belge
Balta İLE/VE/=/||/<> Balta
Şölen İLE/VE/=/||/<> Şilün
İnanç İLE/VE/=/||/<> Ünençi
Gökyüzü İLE/VE/=/||/<> Kök Yoli
Bahadır İLE/VE/=/||/<> Bagaatır
Sadak İLE/VE/=/||/<> Sağadak
Sağır İLE/VE/=/||/<> Sagara
Serin İLE/VE/=/||/<> Serüün
Sakal İLE/VE/=/||/<> Sahal
Karakol İLE/VE/=/||/<> Karagul
Tümen İLE/VE/=/||/<> Tumen
Tasma İLE/VE/=/||/<> Tasama
Güç İLE/VE/=/||/<> Khüch
Ordu İLE/VE/=/||/<> Orda
Çerçi İLE/VE/=/||/<> Carci
Çomak İLE/VE/=/||/<> Çokumaq
Gömlek İLE/VE/=/||/<> Gümliq
Çolpan İLE/VE/=/||/<> Tsolban
Çağan İLE/VE/=/||/<> Chaggan
Celayir İLE/VE/=/||/<> Jalair
Oymak İLE/VE/=/||/<> Amag
Otağ İLE/VE/=/||/<> Utaga
Oba İLE/VE/=/||/<> Obuğ
Cebe İLE/VE/=/||/<> Cebe
Yurt İLE/VE/=/||/<> Yurd
Ulus İLE/VE/=/||/<> Uls
Ülke İLE/VE/=/||/<> Ülige
Yasa İLE/VE/=/||/<> Yassa
Yasak İLE/VE/=/||/<> Yasaq
Yargı İLE/VE/=/||/<> Yargu
Yargıç İLE/VE/=/||/<> Yarguci
Altın İLE/VE/=/||/<> Altan
Altay İLE/VE/=/||/<> Altai
Deniz İLE/VE/=/||/<> Tengis
Dalga İLE/VE/=/||/<> Dabalga
Erdem İLE/VE/=/||/<> Erdem
Ceren İLE/VE/=/||/<> Ceren
Bayan İLE/VE/=/||/<> Bayan
Hatun İLE/VE/=/||/<> Khatun
Sayın İLE/VE/=/||/<> Sayin
Yeğen İLE/VE/=/||/<> Cige
Ağa İLE/VE/=/||/<> Aka
Ana İLE/VE/=/||/<> Eke
Amca İLE/VE/=/||/<> Amaga
Bacı İLE/VE/=/||/<> Bacuka
Baldız İLE/VE/=/||/<> Balçir
Bacanak İLE/VE/=/||/<> Baca
Bürümcük İLE/VE/=/||/<> Bürüncek
Sakağı İLE/VE/=/||/<> Sakagu
Sarışın İLE/VE/=/||/<> Sıragçın
Seyrek İLE/VE/=/||/<> Seyreq
Sırık İLE/VE/=/||/<> Sirug
Pısırık İLE/VE/=/||/<> Besereg
Soru İLE/VE/=/||/<> Surag
Sürmek İLE/VE/=/||/<> Sürçi
Kuyu İLE/VE/=/||/<> Kudug
Solak İLE/VE/=/||/<> Solugay
Dağarcık İLE/VE/=/||/<> Tagarçuq
Damga İLE/VE/=/||/<> Tamaga
Damar İLE/VE/=/||/<> Tamır
Demir İLE/VE/=/||/<> Temir
Bilgi İLE/VE/=/||/<> Bilig
Bitik İLE/VE/=/||/<> Bitig
Barak İLE/VE/=/||/<> Barak
Büyük İLE/VE/=/||/<> Bedük
Küçük İLE/VE/=/||/<> Çüçig
Bayat İLE/VE/=/||/<> Bayaud
Bayındır İLE/VE/=/||/<> Bayandur
Kepenek İLE/VE/=/||/<> Kebenek
Tulum İLE/VE/=/||/<> Tulum
Kalkan İLE/VE/=/||/<> Kalgan
Tolga İLE/VE/=/||/<> Duulga
Tayga İLE/VE/=/||/<> Taiga
Tuğrul İLE/VE/=/||/<> Touril
Tarkan İLE/VE/=/||/<> Darkhan
Kağan İLE/VE/=/||/<> Kagaan
Kurultay İLE/VE/=/||/<> Krultai
Teñgri İLE/VE/=/||/<> Tenger
Tanrıdağı İLE/VE/=/||/<> Tengritahkt
Timuçin İLE/VE/=/||/<> Temujhi
Cengiz İLE/VE/=/||/<> Chingis
Hülagü İLE/VE/=/||/<> Uulagui
Kubilay İLE/VE/=/||/<> Khublaai
Subutay İLE/VE/=/||/<> Subedai
Tolunay İLE/VE/=/||/<> Tulanai
Ogeday İLE/VE/=/||/<> Oggedai
Çağatay İLE/VE/=/||/<> Jaggatai
Cerkutay İLE/VE/=/||/<> Jargutai
Bengütay İLE/VE/=/||/<> Möngeudai
Urankay İLE/VE/=/||/<> Uurankai
Olcay İLE/VE/=/||/<> Uulcay
Bori Tigin İLE/VE/=/||/<> Börjigid
Börteçine İLE/VE/=/||/<> Börtechino
Ergenekon İLE/VE/=/||/<> Eregene'khun )
- TÜRKER, ORHAN (İST. 1949) :
( Marmara kolejinden sonra Gazetecilik Yüksek Okulunu bitirdi. İngilizce ve Yunanca bilen ve tercüman Rehber olarak Turizm alanında çalışmaktadır. Araştırmacı yazar olup yayımlanmış altı eserinden biri "Nihori'den Yeniköy'e" ismini taşımaktadır. )
- TÜRKER, PROF. DR. AHMET (KERKÜK, 1948) :
( KTÜ (Karadeniz Teknik Üniversitesi) Orman Mühendisliği Bölümünden 1977 yılında mezun oldu. 1979 - 1983 yılları arasında TÜBİTAK tarafından desteklenen doktora çalışmasını 1986 yılında tamamladı. 1989 yılında İ.Ü.İktisat Fakültesi Ekonomletri Bölümünden ikinci Lisans diplomasını aldı. 1992 yılında Doçent, 2001 yılında ise Profesör oldu. İngiltere'de Oxford University, Oxford Forestry İnstitute'de, FAO bursiyeti olarak "Rural Development Forestry" kursuna katıldı. İ.Ü. Orman Fakültesi yanında İsparta, Bartın ve Düzce'deki Orman Fakülteleri ile İ.Ü. Tütün Eksperleri Yüksekokulunda Muhasebe, Ekonomi, Ormancılıak İşletme Ekonomisi, Sosyal Ormancılık ve Orman Değerlerinin Belirlenmesi isimli dersleri verdi. Fakülte ve Yönetim Kurulu Üyelikleri ile Bölüm Başkan Yardımcılığı görevlerinde bulunduktan sonra 2006 - 2015 döneminde Ormancılık Ekonomisi Anabilim Dalı Başkanlığı yaptı. )
- TÜRKEŞ, FETHİ (BURSA, 1942) :
( Yedikule S. K. den transfer edildi aralıklı olarak iki sezon (1962 - 1963 ve 1964 - 1965) Sarıyer'de oynadı. Bu süre içinde 22 lig, 2 kupa maçı olmak üzere 24 resmi ve 7 özel maçla birlikte toplam olarak 31 maçta oynadı. Lig maçlarında 11 ve özel maçlarda 3 olmak üzere takımına 14 gol kazandırdı. Beşiktaş'a transfer olarak Sarıyer'den ayrıldı. 4 kez Ümit Milli ve 2 kez Ordu Milli takım formasını giydi. )
- TÜRKİSTAN ile ...
( HÂREZM | SOĞD BÖLGESİ/SOGHDIANA )
- TÜRKİYE'DE, BÖLGESEL FaRkLaR
( Türkiye'de Bölgesel FaRkLaR yazısını okumak için burayı tıklayınız... )
- DÜŞÜNEN ADAM HEYKELİ:
TÜRKİYE'DE ile/>< DÜNYADA
( [ne yazık ki]
"Bakırköy akıl hastahanesinde". İLE/>< Üniversitelerde. )
- TÜRKİYE'DEKİ EN BÜYÜK ÇINAR ile ...
( İznik'tedir. [Çapı 20 m.] )
- TÜRKİYE'NİN EN TEHLİKELİ YOLLARI ile/değil/yerine/>< DÜNYANIN EN GÜZEL YOLLARI
( Görmek için burayı tıklayınız... İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Görmek için burayı tıklayınız... )
- TÜRKMEN, CEMALETTİN (POYRAZ, 1930 - 2006) :
( İ.Ü. Fen Fakültesi'nden Jeofizik ve Jeoloji Yüksek Mühendisi olarak mezun oldu. Etibank (Murgul) ve özel Verdi Şirketi'nde çalıştı. Emekli olduktan sonra yer altı suyu uzmanı olarak çalıştı. Sarıyer Spor Kulübü'nde 4 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. Sarıyer Spor kulübü Divan Kurulu üyesiydi. )
- TURLA, MEHMET G. (SARIYER, 1929) :
( Robert Kolejden mezun oldu. Askerlik görevini Kore Türk Tugay'ın yaptı. Uzun yıllar üst düzeyde yönetici olarak çalıştı. Sarıyer Spor Kulübünde 1 dönem başkan, 4 dönem yönetici olarak görev yaptı. Sarıyer Spor Kulübü Divan Kurulu Üyesidir. )
- TUŞ[Fr. < TOUCHE] ile TUŞ ile TUŞ
( Piyano, org vb. müzik aletleriyle daktilo, hesap makinesi, bilgisayar ve telefon gibi makinelerde parmak vurulan yerlerin adı. | Yağlı boya ressamlığında fırçadaki boyanın tuvale sürülüş biçimi. | Eskrimde kılıcın ucunun karşı oyuncunun göğüs ve karın bölgesini koruyan özel giysinin bir bölümüne değmesi. İLE Taraf, yön, cihet, rast gelme, karşısında duran. | Benzer, denk, eş. İLE Güreşte oyun sırasında iki omzun aynı anda yere değmesiyle oluşan yenilgi. )
- TUTAK ile Tutak
( Bir şeyin tutulacak yeri. | Tutacak. | Kabza. | Maşa, kerpeten vb. araçların tutmaya yarayan kanatlarından her biri. | Rehine. İLE Ağrı iline bağlı ilçelerden biri. )
- TÜTÜNCÜ SÜLEYMAN EFENDİ :
( Cumhuriyet öncesinde Büyükdere'de muhtarlık yaptı. )
- TUVALET:
OTURARAK değil/yerine ÇÖMELEREK
( http://www.squattypotty.com )
( ALAFRANGA değil/yerine ALATURKA )
- TUVALET ile/ve/<> KUM ODASI
( Malawi'de, tuvaletler, kum odaları biçiminde oluşturuluyor. Bir blok dolunca, bir kolla, kum odaları değiştiriliyor. Kullanılan kum blokları, kurutulup gübre olarak kullanılıyor. Zorunluluktan ve olanaksızlıklardan da olsa önemli bir çevresel ve doğal çözüm sunuyor. )
- TUZ GÖLÜ ile LÛT GÖLÜ ile LA'NGA CO GÖLÜ ile SALT LAKE CITY
( Ankara ile Konya arasında bulunan göl. İLE Ürdün ile İsrail sınırındadır. [Normal denizlerden 10 kat daha tuzludur.] [24 farklı mineral içeren bu gölden, Potasyum minerali elde edilmektedir.] İLE Tibet'tedir. İLE Amerika'nın, Utah eyaletindedir.[Batı yarıküresinin en büyük tuzlu su kütlesi ve dünyadaki tuzluluk oranı en yüksek iç su kütlelerinden biridir.] [Tuz gölleri, balık ve bitkiden yoksundur.] )
( ... ile ... ile
ile ... )
- ÜÇ FİDAN PARKI :
( Uskumruköy Mahallesindedir. 3.596,70 m²'lik bir alan üzerindedir. 2.950,00 m²'lik yeşil alana sahiptir, 225,00 m²'lik çocuk oyun alanı ve 60,00 m²'lik spor alanı bulunmaktadır. )
- UC ile İBİK
( ... İLE Horoz, hindi vb.'nin tepesinde bulunan, kırmızı deri uzantısı. | Kimi kemiklerde bulunan ve kaslara tutunmasına yarayan, çizgi durumunda, pürtüklü çıkıntı. | Emzik. | Köşe, kenar, uc. )
- UÇ ile/||/<>/> UÇ BEYLİĞİ
( Sınır boyları. İLE/||/<> Ortaçağda Hıristiyan ile İslâm dünyasının arasındaki müslüman sınır bölgeleri için kullanılan bir tanım.[Uç Beyliği'nin Hıristiyan tarafındaki karşılığı, Akron[Yun.] olarak adlandırılırdı. Sınır bölgelerinde kendi topraklarını savunmakla yükümlü kişilere Bizans tarafında Akriti[Yun.], müslüman tarafta ise "Gazi" denirdi.] )
- UÇAK HANGARLARI :
( Türkiye'de ilk defa hava taşımacılığı Büyükdere hava alanından yapıldı. Uçak alanı Büyükdere (Çayırbaşı) çayırında idi. Halen Sahil Güvenlik Komutanlık binasının arkasında iki hangar inşâ edildi. Bu hangarlar hala duruyor ancak bazı değişiklikler yapılmış durumda. Binaların yapılış tarihi ise 1924'dür. )
- UÇAK KOLTUKLARI'NDA
- UÇAL, SİBEL (SARIYER, 1963) :
( Sarıyerli, Hüsnü Hat sanatçısı. İlkokulu Sarıyer Pertevniyal ilkokulunda. Ortaokulu Sarıyer Ortaokulunda ve Lise öğrenimini Sarıyer Vehbi Kaç Vakfı Lisesinde tamamladı. İ.Ü. Tarih Bölümünden lisans ve bilahare İ.Ü. Kültürel Miras ve Turizm önlisans eğitimi aldı. Sanat hayatına Sarıyer Halk Eğitim Merkezinde başladı ve klasik sanatlardan Hüsnü Hat ve Ebru sanatı eğitim programlarına katılarak (2008), Milli Saraylara bağlı klasik Türk Sanatları Merkezinde Hüsnü Hat Sanatına devam etti (2008 - 2009), Milli Eğitim Bakanlığından Çıraklık ve Yaygın Eğitim sertifitkaları aldı. Klasik Türk Sanatları Merkezinde Ebru Sanatına devam etti (2012 - 2013). Milli Eğitim Bakanlığından Hayat Boyu Öğrenme Ebru Sanatı (El Sanatları Teknolojisi) alanında sertifika aldı. Sanat ve Tasarım alanında resim, guaj, boyama, karakalem tekniği programlarına katılarak sertifika aldı (2010 - 2012). Klasik Türk Sanatlar Vakfı "15 Sergi - 15 Seminer" İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Programlarına katıldı (2011), TBMM' ne bağlı olarak "Ustaların İzinde" Dolmabahçe Sanat Galerisinde açılan Klasik Türk Sanatları sergisine Hüsnü Hat eseri ile katıldı (2012), Klasik Türk Sanatları Merkezinin geleneksel yılsonu karma sergisine ebru eseri ile katıldı (2013. Üyesi olduğu Rekreasyon Derneğinin tertiplediği "Genç Bakış", "İlahi Aşk" "10 Kasım Atatürk'ü Anma ve 24 Kasım Öğretmenler Günü" kapsamında düzenlenen "Kasım Rüzgarları" sergisine Karakalem çalışmaları ile katıldı ‘2016). Okul öncesi çocuklara Suda Dans, Ebru Atölyesinde Atölye Çalışmaları ve Esbru Sanat Eğitimi verdi (2017 - 2018). Erken Yaşta Sanat Eğitimi Konulu, okul öncesi çocukların velilerine ve öğretmenlere sempozyumlar verdi (2018). Hctsi Hamburg ve Çevresi Türk Ssanatçıları İnsiyatifi Seçki Dergisirde Türkiye'den misafir sanatçı olarak iki eseri (Akkase, Ebru ve Hüsnü Hat yayınlandı (2019). )
- UÇAR, ŞAKİR (HACILAR, 1959) :
( İTÜ İnşaat Fakültesinden mezun oldu. Uçar Oyuncak San. ve Tic. Şti.'ni kurdu. Feriköy Spor Kulübü'nden başka bir dönem de Sarıyer Spor Kulübü'nde yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. )
- ÜÇER, AHMET (İST. SARIYER, 1950) :
( Esnaf, Sarıyer ilkokulunu Bitirdikten sonra iş hayatına atıldı. Önce yorgancılık yaptı, sonradan mobilya işine atıldı. Sarıyer Yeni Merkez Camii ve Sarıyer Ali Kethüda Camii, Sarıyer Spor Kulübü üyesidir. Sarıye Yeni Merkez Camii Yönetim Kurulunda uzun yıllardan beri görev yapmaktadır. Sarıyer Spor Kulübü Divan Kurulu üyesidir. )
- ÜÇGEN ile REULEAUX ÜÇGENİ
(
)
( İlgili yazıyı okumak için burayı tıklayınız... )
- UCSUZ-BUCAKSIZ (DİYARLAR, TOPRAKLAR)
- UCSUZ-BUCAKSIZ
- UCU-BUCAĞI (GÖRÜNMEMEK)
- UÇURUM ile ŞARAMPOL[Macarca < SOROMPO] ile
( ... İLE Kara yollarının kenarında, yol düzeyinden aşağıda kalan bölüm. )
- UDE ile/ve SELENGA
( Buryat ülkesine ve başkenti Ulan-Ude'ye akan iki önemli ırmak. Selenga, Baykal Gölü'ne dökülür.[200 km2'lik geniş bir delta oluşturur.][Aynı zamanda, önemli bir kuş cennetidir.] )
- UFUK ve/<> AN
- UFUK[Ar.] değil/yerine/= ÇEVREN/GÖZERİMİ
- UFUK ile/ve/||/<> EŞİK
- UGANDA BAYRAĞINDA:
SİYAH ile/ve SARI ile/ve KIRMIZI
( Siyah olan halkı simgeler. İLE/VE Ekvator güneşini simgeler. İLE/VE Tüm dünya ile olan "kan kardeşliği"ni simgeler. )
- UĞRAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< DURAK
- UĞRAK ile/ve/değil/||/<>/< SÜREÇ
- UĞUR MUMCU PARKI :
( PTT Evleri Mahallesindedir. 1.846,00 m²lik bir alan üzerinde kurulmuştur. 955,00 m²'lik yeşil alanı, 121,00 m²'lik çocuk oyun alanı ve 220,00 m²'lik spor alanı vardır. )
- UĞUR TAŞÇI PARKI VE SPOR KOMPLEKSİ :
( 2016 yılında Şırnak Cizre'de şehit düşen Sarıyerli Üsteğmen Uğur Taşçı'nın anısına Ferahevler'de yapılan Park ve spor kompleksi 10 bin metre kare alanı kapsıyor. Komplek içinde bir park, basketbol ve futbol sahaları, jimnastik aletleri, seyir terası, yürüyüş parkuru, sosyal donatı alanı ile 7 - 14 yaş arasındaki çocukların yararlanması için Sarıyer Belediyesi Gençlik Eğitim Merkezi Şubesi ve 3 - 6 yaş arası çocukların eğitim aydığı Gündüz Bakımevi bulunuyor. )
- UĞUR TAŞÇI PARKI :
( Ferahevler Mahallesindedir. 8.758,00 m²'lik bir alanı kapsamaktadır. 5.000,00 m²'lik yeşil alanı, 330,00 m²'lik çocuk oyun alanı, 2.208,00 m²'lik spor alanı ve 440,00 m²'lik bir de kreş bulunmaktadır. )
- UĞURCAN BALIK LOKANTASI :
( Merkez Sarıyer'de ve Ali Kethüda Camiinin solunda deniz cepheli olan büyük bir balık lokantası idi. Burada hiç müzik yapılmadı. İstanbul'un en şöhretli balık lokantası olarak ünü yurt dışına taştı. Dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen iş adamları, bilim, siyaset, devlet adamları ile sanaatkarlar ve turistlerin çok sık uğradıkları bir yerdi. Ailesi arasında çıkan bir anlaşmazlık sonunda bu ünlü lokanta Sarıyer belediyesine devredildikten sonra yıktırıldı ve ön kısmı park yapıldı. Ana bina ailenin mülkiyetinde bulunmaktadır. )
- UĞURLU, TULUYHAN (İST. 1965) :
( Rumelihisarlı'dır. Piyano çalmaya küçücük yaşta başlamış ve dört yaşında keşfedilmiştir. Dört yaşında İstanbul Belediyesi Konservatuarı Piyano Bölümüne kabul edildi. 7 yaşında devlet tarafından açılan "Harika Çocuklar Sınavı"nı kazanarak yurt dışına müzik eğitimi almaya gitti. Lise ve konservatuarın ardından Viyana'da Müzik Akademisi'ni bitirdi. Bu Akademiden master lisansını aldı. Klasikleri bıraktı ve kendi eserlerini seslendirmeye başladı. Canlı konser kayıtlarından oluşan "Go With God" ve "Kutsal Kitaplardan Ayetler "isimli iki albümü var. Birçok filmin müziğini yaptı. "Mustafa Kemal Atatürk ve Güneşin Askerleri"; büyük depremin ardından "Şehrin Gözyaşları" isimli eserlerini besteledi ve bunları albüm yaptı. Son eserlerini "Beyazıt'ta Zaman" isimli albümde topladı. İlk senfonisi olan "Senfoni Türk" ü tamamladı. Bu eserin orkestrasında mehter takımı ile Türk müziği enstrümanlarını kullanarak bir ilke imza attı. 2003'ten beri kapalı alanlarda konser vermiyor. Konserlerini; Nemrut Dağı, Sirkeci Garı, Hattuşya, Truva, Tuşba antik kentleri, Dolmabahçe, Yıldız, Çırağan ve Beylerbeyi Saraylarında ve Çimenlik Kalesi gibi mekânlarda verdi. 26 Ağustos 2005'te sabah saat 05.30' da piyanosunu 1753 metrede Kocatepe'ye çıkararak Atatürk ve Şehitler için çaldı. 2005'te İstanbul Tanıtım filminin müziklerini yaptı. )
- UHURU ile ...
( Klimanjaro Dağı'nın yerli dilindeki adı. )
- UHUT CAMİİ :
( Reşitpaşa Mahallesinde inşâ edilen yeni camilerden olup her hangi bir tarihi özelliği yoktur. )
- UKRANYA değil UKRAYNA
- ULAŞ/IM ile/ve/değil/<>/ne yazık ki BULAŞ/IM
- ÜLGEN, HAYRİ (ŞANLIURFA, 1956) :
( Fenerbahçe'den transfer edildi ve üç sezon (1980 - 1981) Sarıyer'de oynadı. Bu süre içinde 86 lig, 10 kupa ve 8 turnuva maçı olmak üzere 104 resmi ve ayrıca 18 özel maçla birlikte toplam olarak 122 maçta 1ormayı gidi. Lig maçlarında 24, kupa maçlarında 7, turnuva maçlarında 5 olmak üzere resmi maçlarda 36 ve özel maçlarda attığı 8 golle birlikte takımına 44 gol kazandırdı. Bir süre ticaret yaptıktan sonra, spor yazarlığı ve TV de futbol yorumculuğu yapmaya devam etmektedir. Üyesi bulunduğu Sarıyer spor kulübünde kısa aralıkla iki dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. )
- ÜLGEZEN, NACİ (İST. 1919 - ) :
( Lise öğrenimi gördükten sonra iş hayatına atıldı ve 12 yıl süre ile Milli Reasürans sigorta şirketinde çalıştı. 1950'den sonra serbest iş hayatına atıldı. İnşaat müteahhitliği ve taşocağı işletmeciliği yaptı. İstinye'de Şükran Ülgezen Anadolu Meslek Lisesi ve Yedikule'de Göğüs Hastalıkları hastanesinin cerrahi kısmına üç katlı bina yaptırarak hayırsever bir insan olarak tanındı. )
- ÜLKE (ADI KULLANMAK) ile/değil/yerine/||/<> KENT/ŞEHİR/EYALET/BÖLGE (ADI KULLANMAK)
- ÜLKE ile/değil COĞRAFYA
- ÜLKE ile/ve/||/<> DEVLET
- ÜLKE ile/değil EYALET
- ÜLKE ile/ve/||/<>/> UZAY ÜLKESİ(ASGARDIA)
( ... İLE/VE/||/<>/> Önümüzdeki 25 yıl içinde kurulması planlanan ilk uzay ülkesidir. 200.000 nüfuslu olacak bu uzay ülkesi, Dünya'nın yörüngesinde bulunacaktır. Bağımsız bir ülke olacak olan Asgardia'nın temel amacı, Uzay'da barış ve Dünya'nın çatışmalarının uzaya aktarılmasını engellemek. Asgardia'nın ana hedefinin başında Dünya'yı, uzay tehditlerinden korumak ve Dünya yörüngesinde yaşanılabilir ortamlar yaratmaya çalışmaktır. Asgardia'nın ideal hedefi ise vatandaşların, doğduğu ülkenin kişisel refahı ne olursa olsun, tüm insanlığa hizmet etmeyi amaçlaması. )
- ÜLKE ile/ve/değil VATAN
- ÜLKELER ile/ve/<> DİKDÖRTGENLİKLERİ
( Ülkeleri görmek için burayı tıklayınız... | Click here to see... )
( COUNTRIES vs./and/<> THE RECTANGULARNESS OF COUNTRIES )
- ÜLKER, ENGİN (BARTIN, 1961) :
( Sarıyer altyapısından yetişti ve yaş gruplarında oynadıktan sonra profesyonel kadroya alındı. Aralıklı olarak 14 sezon (1979 - 1991 ve 1993 - 1995) takım kadrosunda yer aldı. Bu süre içinde 222 lig, 24 kupa, 15 turnuva, 13 amatör lig maçı olmak üzere 274 resmi ve ayrıca 103 özel maçla birlikte toplam olarak 377 maçta Sarıyer forması giydi. Lig maçlarında 17, kupa maçlarında 7, turnuva maçlarında 6, amatör lig maçlarında 3 olmak üzere resmi maçlarda 33 ve özel maçlarda attığı 30 golle birlikte toplam olarak takımına 63 gol kazandırdı. Sarıyer'de oynarken Rizespor'a kiralandı, bir sezon da Nazillispor'a transfer ettikten sonra tekrar geri alındı. Sarıyer'den sonra Buca, Yıldırdım Bosna, Alibeyköy ve Maden Spor gibi takımlarda futbol oynadı. Sarıyer Spor Kulübü takım kaptanı olarak da görev yapan Engin, antrenör diplomasına sahip bulunmaktadır. )
- ÜLKER, UFUK (İST. 1965) :
( Sarıyer altyapısından yetişti ve yaş gruplarında oynadıktan sonra profesyonel takım kadrosuna alındı. Üç sezon kaldığı Sarıyer'in 31, lig, 17 amatör lig, 21 PAF ligi, 3 Kupa ve 3 turnuva maçı olmak üzere 75 resmi ve ayrıca 13 öz el maçla birlikte toplam olarak 88 maçında oynadı. Amatör lig maçlarında 2 ve özel maçlarda 8 olmak üzere takımına 10 gol kazandırdı. Muğlaspor'a transfer ederek Sarıyer'den ayrıldı. )
- ULU CAMİ :
( Rumelikavağı meydanındadır. Eski küçük mescit yıktırılarak yerine inşâ edildi (1979). Osmanlı mimarı tarafından yapılan camiin tarihi özelliği yoktur. )
- ULU ORTA (KONUŞMAK) -ile
- ULUÇ HASAN PAŞA CAMİİ :
( Kefeliköy'de Kaptan - ı Derya Uluç Hasan Paşa tarafından 16. yy. yaptırılan mescide sonraları Damat Abdülhayr Mehmet Efendi tarafından bir minber yaptırılarak cami haline getirildi. Bu cami ve civardaki evlerin bir kısmı büyük Sarıyer selinde (1907 veya 1912)'de yıkılarak denize sürüklenmek suretiyle ortadan kalktı. )
- ULUDAĞ =/< KEŞİŞ DAĞI
( )
- ULUGERGERLİ, GÖKTEN () :
( Gazeteci - yazar - şair'dir. İlköğretimini Şanlıurfa'da bitirdi ve İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akademisinden mezun oldu. Çalışma hayatına Denizcilik Bankası Türk Anonim Ortaklığında Müfettiş olarak başladı. Teftiş Kurul Başkanlığı, Başkan Yardımcılığı, Etüt Plan ve Organizasyon, Eğitim, Haberleşme ve benzeri bölümlerde üst düzeyde yönetici olarak görev yaptı. Denizcilik Bankasının Ziraat Bankası ile birleşmesi üzerine Marmaris Şubesinden bankacılık hayatını noktaladı. Pek çok vakıf ve dernekte başkan ve başkan yardımcılığı gibi görevler üstlendi. Pek çok kurumca düzenlenen kurs, seminer ve diğer organizasyonlara katıldı. Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavir diplomasına sahip olan Ulugergerli, hızlandırılmış Siyaset Akademisi bölümünü de bitirmiştir. Emekliliğini takiben bir süre siyasetle ilgilenmiş olup Sarı basın kartı sahibidir. )
- ULUOCAK, PROF. DR . NİHAT (SİVAS, 1928) :
( İlkokulu Suşehri, ortaokulu Bolu ve Liseyi İstanbul Haydapaşa Lisesinde tamamladı ve girdiği İ,Ü. Orman Fakültesinden 1953 yılında Orman Yüksek Mühendisi olarak mezun oldu. Orman Teşkilatında bir süre çalıştıktan sonra açılan sınavı kazanarak Ormancılık Coğrafyası ve Yakınşark Ormancılığı Enstitüsü ve Kürsüsünde asistan olarak atandı. 1961'de "Sarıyar Barajı Rezervuarının Dolmasını Önlemek İçin Kirmir Havzasında Mera Amenajmanı ile ilgili Araştırmalar" tezi ile "Ormancılık Bilimleri Doktoru" unvanını aldı. 1971'de İ.Ü. Orman Fakültesinde açılan sınavı kazandı ve aynı Anabilim Dalına Dr. Asistan olarak atandı. 1974'te Kırklareli Yöresi Orman İçi Mera Vejetasyonunun Nitelikleri ve Bazı Kantitatif Özellikleri" adı altında hazırladığı tezi ile "Doçentlik Unvanı" nı kazandı. 1982'de "Toprak Koruması ve Ye Niteliği Bakımından Türkiye'nin Önemli Doğal Mera Bitkileri "Buğdaygiller" adlı tezi ile Profesörlüğe yükseltildi. İ.Ü. Or. Fakültesi Havza Amenajmanı Anabilim Dalı Başkanlığı görevini yürütürken 1995'te emekli oldu. Ders kitabı ve pek çok bilimsel yayını var. )
- ULURU ile/ve NAZCA ile/ve TRAXIEN ile/ve VALCOMANICA ile/ve GOZO
( Avustralya'da. İLE/VE Peru'da. İLE/VE Malta'da. İLE/VE İtalya'da. İLE/VE Malta'da. )
- ULUSAVAŞ, ŞENOL (ESKİŞEHİR, 1962) :
( Fenerbahçe'den transfer edildi ve üç sezon (1992 - 1995) tescilli kaldı. Bu süre içinde 17 lig, 1 kupa ve 2 turnuva maçı olmak üzere 20 resmi ve ayrıca 22 özel maçla birlikte 42 kez Sarıyer formasını giydi. Lig maçlarında 2 ve özel maçlarda 10 olmak üzere takımına 12 gol kazandırdı. Ad. Demirspor'a transfer ederek Sarıyer'den ayrıldı. )
- ULUSOY, HALUK (TRABZON, 1958) :
( Yeniköylüdür. Ulusoy Holding ve Yönetim Kurulu Üyeliği ve Ulusoy Turizm A.Ş. Yönetim Kurulu başkanıdır. Spor yöneticiliğine çok genç yaşta başladı. İşleri ile birlikte spor yöneticiliğini de devam ettirdi. Yeniköy Spor Kulübü Başkanlığı, Yeşilköy Spor Kulübü Başkanlığı (1976), Mersin İdman Yurdu Başkanlığı (1983 - 1987), Mersin Polis Gücü kurucusu ve Başkanı (İki Dönem), Kuşadası Spor Kulübü Başkanı, Söke Spor Kulübü Başkanı, Karşıyaka Spor Kulübü Asbaşkanı, Denizlispor Kulübü Asbaşkanı olarak görev yaptı. Türkiye Futbol Federasyonu Başkanlığından önce sekiz dönem Yönetim Kurulu Üyeliği, Asbaşkanlık, İcra Kurulu Başkanlığı, Milli Takımlar Kurulu Başkanlığı, Yurtdışı Teşkilatlandırma Kurulu Başkanlığı, Yurtiçi Teşkilatlandırma Kurulu Başkanlığı, Tesisler Kurulu Başkanlığı, Türkiye Futbol Vakfı Başkanlığı yaptı. 7,5 yıl Futbol Federasyonunda Başkanlık yaptıktan sonra 2004'te başkanlıktan ayrıldı. Bir süre sonra yapılan seçimde tekrar Federasyon Başkanlığına seçildi. 2008'de Başkanlık görevini Hasan Doğan'a devretti. )
- UMA ile/||/<> UMA
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Ana.[Tibet dilinde][Arapça'dan geçmişe benziyor.] İLE Eve gelen konuk. )
- ÜMİT/UMUT BURNU ile/ve/değil ANGULUS
( Afrika'nın en uc noktası, Ümit Burnu değil Angulus'tur. Angulus'a ulaşım kolay olmadığından Ümit Burnu ün kazanmıştır. )
- UMMÂN[Ar.] ile Ummân[Ar.]
( Derinliğine. | Deniz. İLE Arap Yarımadası'nın güneydoğu köşesi olan geniş kıta ve bu kıtanın kıyısından Hind kıyılarına ve güneye doğru uzanan açık deniz. )
- ÜNAL, ÇETİN (İST. 1937) :
( Fenerbahçe'den transfer edildi ve iki sezon (1957 - 1959) Sarıyer'de tescilli kaldı. Bu süre içinde 35 lig, 2 kupa maçı olmak üzere 37 resmi ve ayrıca 6 özel maçla birlikte toplam olarak 43 maçta oynadı. Lig maçlarında 3 ve özel maçlarda 3 olmak üzere takımına 6 gol kazandırdı. Vefa'ya transfer ederek Sarıyer'den ayrıldı. )
- ÜNAL, DİLEK (İST. 1962) :
( Mimar - Yazar. Çocukluğu Beyoğlu'nda geçti. Nişantaşı Kız Lisesinden mezun oldu. Yıldız Teknik Üniversite Mimarlık Fakültesinde okudu ve mimar olarak iş hayatına atıldı. "Yazın hayatıma çok şeyler kattı" dediği mimarlık İşi ile yazarlığını birlikte yürüttü. "Derin Derin" (2009) "Düne Ne oldu", Dehliz Güneşi, " ve son olarak "Kâniye" (2015) isimli kitaplarını yazdı. Sarıyer'de yaşamaktadır. )
- ÜNAL, ŞEBNEM PROF. DR. (BÜYÜKDERE, 1962) :
( Büyükdereli akademisyen. Büyükdere Mehmet İpgin İlkokulundan sonra Galatasaray Lisesini bitirdi. Boğaziçi Üniversitesi Felsefe ve Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesinde opera eğitimi aldı. Doktorasını İst. Üniversitesi Devlet Konservatuarında yaptı. 2009'da Doçent, bilahare profesör oldu. )
- ÜNAL, ZEKİ (1927 - 1984) :
( Müdür olarak çalıştığı İstanbul Değirmencilik Şirketinden emekli oldu. Sarıyer Spor Kulübü'nde 1 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. )
- UNAN, ALTAY (İST. 1961) :
( Sarıyer altyapısından yetişti. Yaş gruplarında oynadıktan sonra profesyonel kadroya alındı. Profesyonel kadroda kaldığı 9 sezon (1978 - 1987) içinde 101 lig, 13 kupa, 9 Ümit, 8 turnuva ve 74 amatör lig maçı olmak üzere 205 resmi ve ayrıca 60 özel maçla birlikte 265 maçta forma giydi. Amatör lig maçlarında 21, Ümit maçlarında 1 ve özel maçlarda 6 olmak üzere takımına 28 gol kazandırdı. Eyüpspor kulübüne transfer ederek Sarıyer'den ayrıldı. Spor Akademisi mezunu olup, teknik direktör lisansına sahiptir. Özel bir Okulda Beden Eğitimi Öğretmeni ve Sarıyer Spor Kulübü altyapısında antrenör olarak görev yapmaktadır. )
- UNGAN, OKTAY (İST. 1939) :
( Fenerbahçe'den transfer edildi ve aralıklı olarak (1956 - 1957 ve 1959 - 1966) 8 sezon Sarıyer'de oynadı. Bu süre içinde 147 lig, 15 kupa ve 2 turnuva maçı olmak üzere 154 resmi ve ayrıca 28 özel maçla birlikte toplam olarak 192 maçta oynadı. Lig maçlarında takımına 2 gol kazandırdı. Kocaelispor'a transfer ederek Sarıyer'den ayrıldı. )
- UNKAN, EMİN (İST. 1925...?..) :
( Üniversiteden Yüksek Kimya Mühendisi olarak mezun oldub. Eczacı olarak iş hayata atıldı. Davutpaşa Spor Kulübü ile Sarıyer Spor kulübü üyesiydi. Sarıyer S.K. de bir dönem (1957 - 1958) Yönetim Kurulu üyesi olarak görev yaptı. )
- ÜNKARACALAR, NAFİA (...) :
( Sarıyer Belediyesi Tekvando sporcusu. Özbekistan'ın Taşkent şehrinde yapılan 5. Dünya Tekvando Şampiyonasında 3. Oldu. )
- ÜNLİGİL, PROF. DR. HALUK H.(EDİRNE, 1930) :
( İ.Ü. Orman Fakültesi Öğretim Üyesi. İlk ve Ortaokulu Edirne'de, Liseyi İstanbul Haydarpaşa Lisesinde bitirdi (1947). İ.Ü. Orman Fakültesine girdi ve buradan 1982'de Orman Yüsek Mühendisi olarak mezun oldu. Askerlik görevini tamamladıktan sonra bir süre Orman Genel Müdürlüğü teşkilatında görev yaptı bilahare İ.Ü. Orman Fakültesi Botanik Kürsüsünde asistan oldu. 1957 - 1960 yılları arasında Almanya'da bulundu ve hazırladığı "Untersuchengen über die Pilzresisüenz ungeschützer und geschützer Hölzer" adlı doktora tezi ile "Doktor" ünvanını aldı. Doktor ünvanını aldıktan sonra yurda döndü ve 1962 yılına kadar görev yaptı. 1963'te Kanada'ya giderek bilimsel inceleme ve araştırmalarda bulundu ve danışmanlık hizmeti verdi. Bilahare Türkiye'ye döndü ve Orman Mühendisliği Bölümü, Orman Endüstrisi Makinaları ve İşletme Anabilim Dalı'nda Doçent olarak çalışmaya başladı ve 1996'da profesörlüğe yükseltildi. 1997'de de emekli oldu. )
- URAL, CEVDET (ÇAYKARA, 1929) :
( Ticaret lisesini bitirdikten sonra nakliyatçılık alanında iş hayatına atıldı. Uluslararası Nakliyatçılar Derneği Üyesi Kurucu üyesi olup, Sarıyer Spor Kulübü'nde 1 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. )
- URAN, M. İSMET (1949 - 1992) :
( Üniversite öğrenimini tamamlayarak Yüksek Mühendis olarak iş hayatına atıldı. Müteahhitlik ve Turizm alanında yatırım yapan Uran Holding'i kurdu. Sarıyer Spor Kulübü'nde 3 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. )
- URAS, PROF. DR. GÜNGÖR (DÜZCE; 19233 - 2018) :
( Yeniköy/Sarıyer'de ikamet eden iktisat ve ekonomi profesörüdür. İlkokulu Anadolu'nun değişik şehirlerinde okudu. Ankara Kolejini ve Mülkiyeyi bitirdi. Devlet Planlama Teşkilatında 1962 - l974 yıllarında uzman olarak çalıştı. Kuruluşundan sonra TÜSİAD'ın ilk genel sekreteri olarak yayın ve araştırma faaliyetini başlattı.1980 - 2001 yılları arasında Aksigorta Yönetim Kurulu Başkanı olarak Sabancı Grubunda çalıştı. Siyasal Bilgiler Fakültesinde başladığı doktorasını İ.Ü İktisat Fakültesinde tamamladı. Doçentlik sınavını Boğaziçi Üniversitesi'nde verdi. Marmara Üniversitesi'nde Profesör oldu. Köşe yazılarına l968 yılında Türkiye İktisat Gazetesinde başladı. Ekonomi Gazetesi Rapor'da günlük, Güneş Gazetesinde de ekonomi yazdı. l982 yılından 2018 yılına kadar Dünya Gazetesinde köşe yazılarını Tevfik Güngör ismi ile yazdı. Sabah Gazetesinde Ali Rıza Kardüz adı ile başlattığı günlük köşe yazılarını gerçek adı olan Güngör Uras olarak Milliyet de devam ettirdi. Daha önce TRT 2 de Olayların içinden adı ile yaptığı ekonomi söyleşilerini bilahare CNN Türk de Akıl Defterinde devam ettirdi. Sedat Simavi Gazetecilik Ödülü sahibidir. )
- URBAN ile URBANİZM
( Çöl arapları, bedevî. İLE Mimarlığın, şehir düzeniyle uğraşan kolu. [URBANİST] )
- ÜRDÜN ile/ve/<> AMMAN
( ... İLE/VE/<> Ürdün'ün başkenti. )
( ... İLE/VE/<> Tarihi, 5500 yıl önceye uzanan Amman [eski adıyla Rabbat Ammon], Filistin'de uzun süre yarı göçebe yaşayan bir Sami halkı olan Amman Oğulları'nın, M.Ö. XII. yy.'da, Maab'ın kuzeyinde, yedi tepe üstünde kurdukları krallığın da başkentiydi. Sonraları, Asur, Bâbil ve Pers egemenliği altına girmiştir. Ardından da İskender ve Roma devirlerini yaşamıştır. 2000 yıl önce, Philedelphia olarak da adlandırılmıştır. )
- URGANCIOĞLU, PROF. DR. İRFAN (İST. 1924 - 1999) :
( İ.Ü. Tıp Fakültesinden 1948'de mezun oldu. ABD çeşitli üniversite hastanelerinde çalıştı, eğitim aldı (1950 - 1955). İ.Ü. Tıp Fakültesi Tedavi Kliniğinde asistan oldu (1955), İç hastalıkları uzmanı oldu (1956). İ.Ü. Tıp Fakültesi Tedavi Kliniğinde Doçent unvanını aldı (1961) ve aynı klinikte Profesör oldu (1968). Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Nükleer Tıp Enstitüsü Başkanı (1971 - 1993), aynı fakültede Nükleer Tıp Anabilim Dalı Başkanı (1982 - 1993) Başkanı oldu. Yayınlanmış kitapları ve pek çok ilmi makalesi vardır. )
- ÜRGENÇ, PROF. DR. SUAT (İSTANBUL, 1926 - 2009) :
( Üniversite Öğretim Üyesi. İlk, orta ve lise öğrenimini İstanbul'da tamamladı. 1943'te İ.Ü. Orman Fakültesine girdi ve 1947'de Orman Yüksek Mühendisi olarak mezun oldu. Bir süre Ormancılık teşkilatında çalıştıktan sonra 1956'da İ.Ü. Orman Fakültesi Silvikültür Kürsüsüne asistan olarak atandı. 1960'da "Doğu Ladini (Picea orientalis Lk. Carr.) Kozalak ve Tohumu Üzerine Araştırmalar" adlı tezi ile "Ormancılık Bilimleri Doktoru" unvanını aldı. 1965'te "Türkiye Çam Türlerinde Tohum Tedarikine Esas Teşkil Eden Problemlere Ait Araştırmalar" tezi ile "Üniversite Doçenti" unvanını kazandı. 1972'de "Hızlı Gelişen Bazı Ekzotik (yabancı) İğne Yapraklı Ağaç Türlerinin Türkiye'ye İthali ve Yetiştirilmesi İmkânları Üzerine Araştırmalar" konulu tezi ile Profesörlüğe yükseltildi. Fakültedeki dersleri dışında Yıldız Üniversitesi ve İstanbul teknik Üniversitesinde Peyzaj Planlama Yüksek Lisans Programlarında "Plantasyon Tekniği" ve "Kırsal Peyzaj", Tütün Eksperleri Yüksek Okulunda "Bitki Yetiştirme" derslerini verdi.1974 - 1975 yılları arasında İ.Ü. Orman Fakültesinde Dekan Yardımcılığı ve Üniversite Senatörü olarak hizmet verdi. 1992'de Silvikültür Anabilim Dalı Başkanlığına seçildi ve bu görevini emekliliğine kadar devam ettirdi. Yayınlanmış, bir kısmı anonim 15 kitabı ve pek çok bilimsel makalesi var. )
- URUGUAY ile ...
( Kuşları barındıran ırmak. )
- URUGUAY ve/<> MONTEVIDEO
( URUGUAY: Kuşları barındıran ırmak. VE/<> "Bir dağ gördüm[Macellan'ın gemisindeki denizcilerden birinin, sahile yaklaşırken bağırarak söylediği söz.][Uruguay'ın başkenti.] )
- URUGUAY ile PARAGUAY
( URUGUAY: Kuşları barındıran ırmak. İLE ... )
- URUK ŞEHRİ ile ...
( İlk sur inşa edilen yer. )
- URUNÇ, DR. CÜNEYT (İST. 1926 - 2013) :
( İstanbul Tıp Fakültesini bitirdi. Bir süre serbest olarak çalıştıktan sonra Almanya'ya giderek ihtisas yaptı ve orada kaldı. Sarıyer Spor Kulübünde (1946 - 1948) futbol oynadı. Bilahare üyesi olduğu Sarıyyer Spor Kulübünde 2 dönem (1962/63 ve 1963/64) yönetim kurulu üylesi olarak görev yaptı. Sarıyer Spor Kulübünün ilk büyük şampiyonluğu olan Profesyonel İstanbul Mahalli I. Lig Şampiyonluğunu kazanan yönetim kurulunda bulundu. )
- US ve/||/<> SU
( REASON/MIND and/||/<> WATER )
- ÜS- ile ÜS ile ÜS
( Üst sıfatının kısaltılmışı. Eklendiği sözcüğün, daha yukarı derecelisini anlatan, yeni sözcükler oluşturmaya yarayan ön ek. [Üsteğmen, üssubay vb.] İLE Bir kuvvete yükseltilmiş bir sayının üzerine yazılan ve kaçıncı kuvvete yükseltildiğini gösteren sayı. İLE Kök, asıl, temel, esas. | Bazı görevleri yürütebilmek amacıyla kurulan, özel yapıları, donatımları, işlikleri, onarım yerleri, servis alanları olan, sürekli ya da geçici olarak konaklanılan yer. | Harekatın yürütülebilmesi için gerekli birliklerin, her türlü gereçlerin tamamlandığı, donatıların toplandığı, dağıtıldığı bölge. )
- UŞAK[< URŞAK] ile AYVAZ
( Hizmet eden erkek. | Çocuk. İLE Büyük konaklarda, mutfak ve yemek hizmetlerinde çalıştırılan uşak. | Koca, erkek, eş. | Karşılık, bedel. )
- UŞAK/VALE[İt. < VALET] ile UŞAK ile UŞAK
( Özel, eril hizmetçi, hizmet eden. İLE Karadeniz bölgesinde, çocuğa verilen genel ad/sesleniş. İLE Türkiye'nin, Kütahya, Manisa, Afyon ve Denizli arasında bulunan bir Ege bölgesi ili. )
ELLER HAVAYA!!!
Sen! Yalnız adam!Duy sesimizi!
Paran yetmez,
Yıkmaya direncimizi!
Çek git yakamızdan, çek git ülkene!
Uç uç, bu dünyadan bir daha gelme!
Eller, eller, eller, eller, eller havaya!
Bergama'dan çıktık yola, Akkuyu'ya!
Eller, eller, eller, eller, eller havaya!
Gerekirse yürümeli, Ankara'ya!
Politik söylemleriniz, parasal güçleriniz,
Kuruyan nehirler, göller sizin eseriniz!
Bu köylü, bu toprak, bu ağaç bizim!
Benim ülkem çöplük değil!
Çektirin gidin!
Eller, eller, eller, eller, eller havaya!
Bergama'dan çıktık yola, Akkuyu'ya!
Eller, eller, eller, eller, eller havaya!
Gerekirse yürümeli, Ankara'ya!
Eller, eller, eller, eller, eller havaya!
Bergama'dan çıktık yola, Akkuyu'ya!
Eller, eller, eller, eller, eller havaya!
Gerekirse yürümeli, Ankara'ya!
Teşekkürler! Sevgili, Haluk LEVENT!
Rio de Janerio: Yaklaşık 400 yaşındaki kentin yaslandığı tepelerden Corcovado dağında bulunan, 30 metre yüksekliğindeki ve dünyanın en geniş heykellerinden biri olan ''Christ the Redeemer'', karnavallarıyla ünlü Rio'yu ve halkını her türlü kötülüklere karşı koruyor. Brezilya'nın 10 milyon nüfuslu bu ikinci büyük kenti, koloni dönemindeki Afrikalı, Avrupalı ve Güney Amerikalı toplumların birlikte yaşamalarıyla ve hatta aralarında yaptıkları evliliklerle şimdiki kültürel yapısına kavuştuğundan, aynı heykel ''tüm ataların ve anaların'' da ortak simgesi...
Brüksel: Kentin tanıtımında en ünlü simge olan ''İşeyen Çocuk Çeşmesi'' nin de siyasi ya da dinsel tarihle hiçbir ilgisi yok. 1619 yılında Jerome Duquesnoy tarafından yapılan çeşme, Belçikalıların eski bir kent söylencesine ait... Zengin bir Brükselli, ulusal şenlikler sırasında tek ve biricik oğlunu kaybeder. Çocuk beş gün sonra Rue de l'Etuve denen ve ''soyluların'' oturdukları sokağın köşesine ''işerken'' bulunur. Sonra da aynı köşeye, bu çocuksu cesareti ''kent belleğine'' taşımak için bronz bir heykeli dikilir.
Londra: Bizde, örneğin Galata Köprüsü yerine Boğaziçi Köprüsü'nü İstanbul'un simgesi sayan ''muhafazakâr'lar ile İngiliz muhafazakârlığı arasındaki farkın en çarpıcı göstergesi, Londralıların aynı konuda tarihi 'Tower Bridge'i yeğlemeleri...
New York: Kentle birlikte ABD'yi de simgeleyen 45 metrelik ''Özgürlük Anıtı'' 28 Ekim 1886 tarihinde açıldı. Amerika'nın siyasal özgürlüğünü kutlamak ve bunu da 'Fırsatlar Şehri'ne armağan etmek amacıyla 1865'te yapımına karar verildikten 21 yıl sonra tamamlanabilen anıt-heykelin seyir katına 354 basamak çıkıyor...
Paris: Adını, tasarımcısı Gustave Eiffel' den alan ve 1930'a kadar dünyanın en yüksek yapısı olan Eyfel Kulesi (320 m.), 19. yüzyılın çelik sanayisini de anıtlaştırmıştır. Paris'in en güzel bu kuleden görünmesinin nedeni olarak; ''Çünkü Eyfel'en bakınca kendisini göremezsiniz'' denilmesi de ''zarifliğiyle'' ünlü kent halkının çelikten ''simgelerine'' yönelik nazik eleştirisidir...
Sydney: Bu kenti de bir ''mimarlık gösterisi'' simgelemekte; Opera Binası... Yelkene benzeyen çatısıyla ün yapan binayı mimar Jorn Utzon tasarladı ve 1959-1973 yılları arasında inşa edildi. Ne var ki Utzon, kendi tasarımına tümüyle uyulmadığı için 1966 yılında projeden ayrıldı. Binayı daha sonra Avustralyalı bir grup tamamladı. Sydney'in hemen tüm kartpostallarında Opera Binası yer almakta...
Kopenhag: Kuzey Avrupa'nın soğuk denizlerinde gemicilerin düşü olan ''denizkızı'' bu kentin simgesi. Danimarkalı yazar Andersen' in dünyaca ünlü öykülerinden esinlenilerek limana yapılan küçük heykel, âşık olduğu prensle ancak kıyıya çıkarak görüşebilen denizkızını anlatıyor...
YUNANİSTAN
II. Mahmut'tan Yunan İsyanına DestekNisan 1821, Fener Patrikhanesi
Alemdar Mustafa Paşa Rumeli askeriyle Topkapı Sarayı'nın kapısına dayandığında padişah IV. Mustafa hem III. Selim'in, hem de II. Mahmut'un öldürülmesi emrini vermişti. Selim öldürüldü ama Mahmut haremdeki kadınların yardımıyla kurtuldu ve ardından tahta geçti. Napolyon'un çağdaşı olan II. Mahmut, Fransız imparatorunun Rusya'nın üzerine yürümesinden memnundu.
Napolyon'un başarıları yüzyıllardır Ruslarla savaşmakta olan Osmanlıların işine geliyordu. Dolayısıyla Fransızlarla Osmanlıların ilişkileri bu dönemde hayli gelişecekti. Avrupa ve Rusya Napolyon'la uğraşırken II. Mahmut da Osmanlı İmparatorluğunda bazı reformlar yapma olanağını bulacaktı.
Ancak Fransa sadece Avrupa ve Rusya'nın başına bela olacak bir Napolyon'u çıkarmakla kalmamıştı, aynı zamanda 1789 devrimini de gerçekleştirmiş ve bu devrimin rüzgarı Osmanlının egemenliği altındaki topraklara kadar ulaşmıştı. Fransız devriminin yaydığı fikirler, başta Balkanlar olmak üzere, Osmanlıların da canının sıkılmasına neden olan milliyetçi akımları birçok yerde güçlendirecekti. Bunlardan biri de Yunanistan'dı. Ortodoks dininin egemen olduğu Balkanları kendi hegemonya alanı olarak gören Rusların, Sırbistan ve Yunanistan'ın bağımsızlığı için uğraşmaları anlaşılır bir şeydi.
Nitekim 1814'de, Rusya'daki Yunan tüccarları tarafından Odesa'da kurulan "Philiki Hetairia" örgütü Yunan bağımsızlığı için önemli bir adım olacaktı. Bir süre sonra Osmanlılardan bağımsızlık kazanmak için Balkanlarda başlatılmak istenen savaş hemen sonuçlarını vermeyecekti ama artık fitil de tutuşturulmuş oluyordu.
Aslında kendilerini Bizans İmparatorluğunun varisi olarak gören Rumların Osmanlı egemenliği altında hayli ayrıcalıklı bir statüsü vardı. Başkent İstanbul'un nüfusunun önemli bir kesimini oluşturan Rumlar dış ilişkiler başta olmak üzere Osmanlı devletinin birçok önemli mevkisini işgal ediyordu. Osmanlı devletinin Avrupa ülkeleriyle diplomatik ilişkilerinde kullandığı dil esas olarak Yunancaydı. Tabii en önemlisi de Fener Patrikhanesi'nin İstanbul'da bulunmasıydı. Ortodoks kilisesinin merkezinin İstanbul'da olması ve varlıklı Fener aristokrasisinin Osmanlı sultanlarıyla iyi geçinmeyi temel alan ilişkileri Osmanlının Yunan/Rum tebaasıyla olan ilişkileri açısından da belirleyici bir öneme sahipti.
Ama ne olursa olsun, sonuçta Yunanistan yüzlerce yıldır Osmanlı'nın egemenliği altındaydı ve artık çağ ulusal esaslara göre yeni devletlerin mantar gibi fışkırdığı, ulus-devlet modelinin evrenselleşmeye başladığı bir çağdı. Dolayısıyla Yunanistan'ın da kendi bağımsızlığı için ayaklanması ve savaşmaya başlaması doğaldı. Uzunca bir zamandan beri Yunanistan ve Arnavutluk'un bir bölümünde fiilen hükümranlık kurmuş Tepedelenli Ali Paşa'nın II. Mahmut'un orduları tarafından tepelenmeye çalışılmasını fırsat bilen Yunan milliyetçileri Mart 1821'de ayaklandılar.
Asıl destek adalardaki tüccarlardan, orta sınıftan ve köylülerden geliyordu. Özellikle deniz ticaretiyle uğraşan Yunan adaları hem zenginleşmiş, hem de başta Marsilya olmak üzere Fransa ile olan yoğun ilişkileri çerçevesinde milliyetçi fikirlere açık hale gelmişti. Bir yandan Tepedelenli Ali Paşa, diğer yandan da İran'la savaş halinde olan Osmanlı orduları ilk aşamada isyanı bastırmakta güçlük çektiler.
Böyle bir ayaklanmayı pek beklemeyen II. Mahmut büyük bir öfkeye ve paniğe kapıldı. Paniklemişti, çünkü Rumlar hep birlikte ayaklandıklarında İstanbul'u, en azından Galata ve Beyoğlu'nu ele geçirirler diye korkuyordu. Nitekim gizli bir emir vererek İstanbul'daki Müslüman ahalinin böyle bir Rum ayaklanmasına karşı koymak üzere silahlanmasını istedi. Yeniçeri kışlalarına da gerektiğinde sivil halka dağıtılmak üzere yeteri kadar silah bulundurmalarını emretti.
Öfkesini ise Fener Patrikhanesi'nden çıkaracaktı. Evet, yüzlerce yıldır ataları da her türlü başkaldırıyı kan dökerek, şiddetle bastırmıştı ve atalarından bildiği yolu izlemesi şaşırtıcı değildi. Ayrıca o sıralarda aşınmış olan merkezi otoriteyi, yani kendi otoritesini güçlendirmek için yerel otoritelerin ve ayaklanmaların üzerine şiddetle giderek despotlukta bir hayli ün de kazanmıştı. Ama yine de öyle akılsızca hareket edecekti ki, karşısındaki güçleri birleştirmekle kalmayacak, durduk yerde bir din şehidi yaratacak ve kendisine karşı mücadele edenlere etkili bir bayrak armağan edecekti.
Dönemine göre bir "aydın" olduğu söylenebilecek padişahın "aydın despotluğunu" annesi "Fransız Sultan"dan aldığı ileri sürülmüştü. Ve kan dökmeye alışık bu "aydın" Sultan, Yunan ayaklanmasının arkasında Ortodoks kilisesinin olduğuna inanıyordu. Öyleyse önce kilisenin önde gelenlerini cezalandırarak işe başlamak gerekir, diye düşünüyordu. Oysa Fener Patrikhanesinin patlak veren ayaklanmanın arkasında olduğu kanıtlanamazdı. Evet, kimi yoksul papazlar ve din görevlileri isyancılarla beraber olabilirdi, ama Fener yöneticileri, patrik ve piskoposlar bu hareketten rahatsızdılar ve kendi konumlarını da tehlikeye attığının bilincindeydiler.
Nitekim Mora'da ayaklanma başladıktan sonra Fener Patrikhanesi Ortodoks Kilisesi adına resmi bir açıklama yapacak ve ayaklanmayı kınarken Sultan'a bağlılığını bir kez daha vurgulayacaktı. Ancak II. Mahmut açısından bunların hepsi oyundu. Fener Patrikhanesi hem ayaklanmayı gizlice destekliyor, hem de kendisini kurtarmak için bu tür açıklamalar yapıyordu. Oysa durum böyle olsa bile, bu açıklamanın ayaklanan güçleri bölmek için bir silah olarak kullanılması mümkünken öfkesinin esiri olan padişah budalaca hareket edecekti.
İşte böylece, Mora'daki ayaklanmanın başlamasından birkaç hafta sonra, 22 Nisan 1821'de yaklaşan Paskalya için ayin yapılırken silahlı askerler Haliç'in kıyısındaki Fener Patrikhanesi'ne daldılar. Ayinin bitmesini sabırsızca beklemeyi nasıl akıl ettiler Allah bilir, ama ayin biter bitmez tören cüppeleri içindeki Patrik Gregorius ve beraberindeki piskoposlarla papazları yakaladılar. Bir anda ortaya çıkan cellatlar kementlerini Patrikle diğerlerinin boynuna dolayıverdiler. Sürüklenerek Patrikhanenin kapısına getirilen Gregorius buradaki bir çengele asılıverdi. Tüm Rumlara gözdağı vermek için Patriğin cesedi üç gün boyunca orada asılı kalırken, diğer piskoposlar da İstanbul'un çeşitli semtlerinde aynı şekilde asılarak günlerce teşhir edildi. Sultan Mahmut bu katliamın ardından Rumların tepki gösterebileceğini de düşünmüş ve İstanbul'a dışarıdan askeri birlikler getirtmeyi ihmal etmemişti.
Ayrıca Müslüman halk da Rumlara ve Hıristiyanlara karşı silahlandırılıp, kışkırtıldı. Gözü dönmüş topluluklar günlerce İstanbul'un altını üstüne getirerek terör estirdiler; insanları öldürdüler, kiliseleri yağmaladılar, hatta Patriğin tahtını bile parçaladılar.
Bu arada Sultan Mahmut'un da öfkesi dinmek bilmiyordu. İyice çileden çıkmış olan Padişah, Ortodoks Hıristiyanları daha da aşağılamak ve küçük düşürmek için Patriğin cesedinin Yahudilere verilmesini ve bir pazar yerinde Yahudiler tarafından ayağından sürüklendikten sonra bir taşa bağlanıp Haliç'e atılmasını emredecekti.
Böylece Osmanlı Sultanı İstanbul'daki Rumların herhangi bir harekete kalkışmasını belki önlemişti ama bir anda imparatorluk topraklarında yaşayanların dörtte birini, sadece Rumları değil bütün Ortodoks Hıristiyanları kendisine düşman etmeyi başarmıştı.
Olanlara kayıtsız kalmayan Avrupa devletleri Osmanlı devleti üzerinde ağır bir baskı kurdu. Bu arada zaten geleneksel olarak eski Yunan uygarlığından gelen hayranlık ve bağlılık duygulan artık tüm Avrupa'da Yunanistan'ın bağımsızlık savaşının daha büyük ölçüde desteklenmesini getirecekti. "Barbar Türkler" "Uygar Yunanlıları" böylesine vahşice katlederken Avrupa'nın hareketsiz kalması mümkün değildi. Ve sonuçta çok geçmeden Yunanistan tam da bu destek sayesinde, Avrupa'nın Hıristiyan devletlerinin eliyle bağımsızlığını kazanacaktı.
Yunanistan'daki ayaklanmalar Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa'nın oğlu İbrahim Paşa'nın ordusuyla bastırılacaktı ama Rusya ve diğer büyük devletler yapılanları unutmayacak ve Yunan davasının zafere ulaşmasını sağlayacaklardı. 1827'de Navarin'de Osmanlı-Mısır donanması ağır bir yenilgiye uğratıldıktan ve Ruslar yine Balkanlara indikten sonra Eylül 1827'de Edirne'de yapılan anlaşma ile Yunanistan'ın bağımsızlığı resmen tanınacaktı.
Öte yandan cesedi Haliç'in sularına atılan Gregorius'un hikayesi orada bitmedi. Bağlandığı taştan kurtularak suyun yüzeyine çıkan ceset Rusya'ya tahıl götüren bir Rum gemisi tarafından bulundu. Bunun "din şehidi" Patrik için ilahi bir mesaj olarak algılanması kadar doğal bir şey olamazdı. Gemi Odesa'ya ulaştığında Gregorius dini ve vatanı uğruna şehit olmuş kutsal bir kişi, bir "aziz" olarak büyük bir törenle toprağa verildi. Aslında Osmanlıya bağlı olan ve ayaklanmacılara karşı çıkan talihsiz adam artık bağımsızlık mücadelesi verenlerin elinde bir meşale olacak ve hep öyle kalacaktı. Yarım yüzyıl sonra Ruslar Ortodoks kiliseleri arasındaki ilişkileri geliştirmek için Patriğin kemiklerini anavatanı Yunanistan'a gönderdiler. Atina'daki Metropol katedralinin girişine defnedilen Patriğin mezarı o gün bugündür dindar Yunanlılarca bir türbe gibi ziyaret ediliyor.
DİKENLİ TELLER
Madenlerden tel ekme tekniğini bulmakla yetinmeyen insan, bu icadından çeşitli sanat ve sanayi dalları yarattı. Kafes ve kümes telinden, gelin ve telgraf teline uzanan tel türlerinden birisi de dikenli teldir. Kadayıf telinden çok devedikenine benzeyen dikenli tele "teldikeni" de denebilirmiş ama, adı konmuş bir kere, değişmesi zor. Bozkırda sığır güden kovboylar için üretilen dikenli tel, savaşlarda toplama kamplarında kullanılmış. Kimi ülkeler telin üretimini, kimi ticaretini yasaklamış; ötekiler de tüketimi. Ülkemizde dikenli telle ilgili yasal kısıtlamalar olup olmadığı kesin bilinmiyor. Ancak nerede "yasak" levhası varsa onun yakınında dikenli tel örgü bulunması yabancı konuklarımızın hemen dikkatini çekiyor. Çünkü, yasak ya da tehlikeli bölge simgesi olan dikenli telin tüketim düzeyi, ülkenin kültür düzeyi ile yapısal ve açısal sorunlarını gösteriyor. Filtreli sigara ve Calcium(kuvvet) iğnesi türünden Frenk icatlarına fazlaca düşkün olan milletlerin dikenli tel tüketme eğiliminin giderek yükseldiği saptanmış. Yakın geleceğin üst düzey devlet yöneticiliğine aday olan sevgili evlatlarımıza karşı dikenli telin saldırganca kullanıldığı da anlaşılmış. Üstelik, eskiçağlarda "dikendutu" olarak bilinen böğürtlen çitleri yerine, günümüzde dikenli telörgüler kullanılması da çocuklarımızı hiç mutlu etmiyormuş. Nüfusunun yüzde elli oranında şehirli, yüzde yetmiş oranında okuryazar olmasıyla övünen Türkiye'deki dikenli tel tüketimi, plancılarla iktisatçıların tüylerini diken diken eden bir artış hızına ulaşmış. Kesin olmayan ilk hesaplamalara göre yıllık yüzde yüzyirmisekiz dolayındaki tüketim artışı, resmi enflasyon rakamlarını üçe katlayabilen tek tüketim kalemidir.Bu denemede, dikenli telin şehir halkı ile topluma etkileri üzerinde durulmakta, güncelleşen milli soruna medeni bir çözüm yolu aranmaktadır.
Dikenli telin güvenilir tarihçesi ne yazık ki hâlâ yazılmamış. Tüm bildiklerimiz, yabancı dillerdeki ünlü ansiklopedilerden aktarılıyor. İlk üretim patenti 1874 yılında alınmış. Amerikalı mucit, madeni tele diken takmanın teknik kolayını (aletini) bulmuş. Erkeksi görüntüsünü vurgulamak için, bu yeni icada "sakallı tel" adı verilmiş. Çoğu sakallı olan yiğitlerimiz, Birinci Dünya Savaşı sırasında Mısır'da tanıştıkları yeni silaha "dikenli tel" adını koymuşlar. Sakalın traş çaresi var da dikeninki yok. Dikenli tel örgüler, o gün bugündür, düşmanlara, kaçakçılara, hırsızlara, savaş esirlerine tutuklulara, gözaltına alınanlara karşı bir güvenlik önlemi (aracı) olarak, inşaat şantiyelerinde, Hazine'den tahsisli resmi konutlarda, spor-eğitim ve turizm tesislerinde, yasak ve hassas bölgelerde, saray, köşk, müze ve çocuk bahçelerinde kullanılıyor. Kendi ülkelerinde dikenli teli belki hiç görmemiş olan kimi diplomatlar, bizdeki yaygın kullanıma özenerek, Kançılarya ve Rezidansların bahçe duvarlarını dikenli tellerle takviye etmeye başlamışlar. Bilinen çoğu örnek olaylar, dikenli tel çitlerin, aslında etkili olmadığını ve sadece "yasak" anlamında kullanıldığını ortaya koyuyormuş.
Genellikle güvenilir kaynaklardan alınan derlenen doğrulanmamış bilgilere göre, 1890'da 2000 ton olan dünya dikenli tel üretimi, 1930'da yaklaşık 200.000 tona, 1980'de 22.888.900 metrik tona ulaşmış. Avrupa, Akdeniz ve İslam ülkeleri arasındaki tüketim hızı artışında Türkiye yıllardır ilk sıraları koruyormuş. BM istatistikleri, sanayi ülkelerinde üretilen üstün kaliteli dikenli tellerin daha çok gelişmekte olan ülkelerde tüketildiğini gösteriyormuş. Sivil amaçlı projelerde, DT-7-ASA 9000 TSE standardına uygun (galvanizli çelikten yapılmış) piyasada "Kirpi" mal diye bilinen ithal mallar ihracatında adı geçen ülkeler, dikenli tel kullanılmasını tümden yasaklamışlar. Hatta, et ve süt paketleri üzerinde "Dikenli telsiz çiftliklerde üretilmiştir" damgası vuruluyormuş. Afrika İnsan Hakları Derneği'nin 1986 tarihli araştırması da, dikenli telin hayvanlardan çok yurttaşlara ve şehirlilere karşı kullanıldığı gerçeğini ortaya koymuş.
İlk "Dikenli Tel Yasası" 1894'te İngiltere'de yürürlüğe girmiş. Yasa, dikenli telin insanlara ve hayvanlara zarar verecek şekilde kullanılmasını yasaklamış. Meskûn yerlerde ve yol kenarında kurulu tel örgüler kaldırılmış, yasaya uymayan kişi ve kurumlara ağır cezalar kesilmiş. Yasa başarılı olmuş. Medeni ülkelere sokulmayan dikenli teller, günümüzde artık medeniyet merkezi sayılan şehirlerde görülüyor. "Gülü seven dikenine katlanır" sözü uyarınca, dikenl tel, en çok da, anıt ve sanat yapıları, okullar, luna-parklar ile çocuk bahçelerinde "yasak" (girilmez/geçilmez/dokunulmaz) anlamında kullanılıyor. Kime karşı, neden yasak? Malı mı koruduğu yoksa canı mı sakındığı? belirsiz olan yasağın kendisi, tehlikesinden büyük bir simge! "Dikkat Köpek Var!" ihbarı gibi, "Dikkat Dikenli Tel" diye uyarmak gerekir hemşerileri.
Dikenli telden korunmak için neler yapılabilir? Telin dikenlerini traşlayan elektriklitraş makine patenti 1974'te alınmışsa da, yapılan pazar araştırmaları sonunda, talep azlığı nedeniyle üretime geçilememiş. Uluslararası Hayvanları Koruma Derneği'nin dergisine göre, en basit ve ucuzundan bir tel makası ve iki kalifiye işçi ile yaklaşık 200.000 metrelik tel örgünün üç günde kesilip kaldırılacağı; diken-traş makinelerine hiç ihtiyaç bulunmadığı anlaşılmış. Bu yüzden diken traşlama makinesi yerine, çim-biçme makineleri alınması tavsiye ediliyor.
En kolay ve etkili çözümü Türk çocukları bulmuş. Dikenli telleri, birer yay teli gibi gerip birbirine bağlayarak tel örgülerde 40-50 santimetrelik pencereler açmayı öğrenmişler. Çok büyük değil ama geçmeye yetiyor. Gönüller şen olsun! Büyüklerce tasarlanan tel engellerin çocuklara karşı etkili olmadığı görülüyor. Uzun sözün kısası, dikenli tel, öyle aşılmaz, geçilmez, sağlam ya da dayanıklı bir engel değildir. Tırmalar, yaralar, belki sakatlar ama kararlı kişileri durduramaz. Hele bizim mahalle çocuklarını asla!
Dikenli telle yıllardır içli-dışlı yaşamaya alışmış bir toplumdaki dikenli tel alışkanlığı nasıl giderilebilir? Günlük hayatımızın parçası olan tellerden vazgeçilebilir mi? Şili, Peru ve Uruguay'daki ilk denemeler, yasağın karaborsaya yol açtığı ve milli standarda uymayan malların piyasaya sürüldüğünü göstermiş. Halkın taklitlerden sakınması güçleşmiş. Ayrca, "Dikenli tel kullanmak yasaktır" levhalarının dikenli telle çevrilmesi de -resmi tüketimin artmasına yol açarken- muhalefet basınında çıkan karikatürlere konu olmuş.
Dikenli telin sakıncası yalnızca ele-göze batmasından, gelip geçen vatandaşların elbise ve eteklerini yırtmasından, her ay yüzler ve binlerce çocuğa yok yere tetanoz serumu yapılmasından ibaret değildir. Asıl üzerinde durulması gereken sorun, dikenli telin gelişigüzel kullanımından doğan duygusal tepki ve manevi yıkıntılardır. AT ülkeleri, Belediyeler Biriği Genel Kurulu, dikenli telle korunmuş kent mekânlarının, hemşeriye hakaret, çocuklara saldırı, milli onura saygısızlık, kamu yararına "muzır" olduğuna karar vermiş.
Güney Amerika'da 1985'te yapılan bir kamuoyu yoklamasına göre, dikenli telli şehirlerde yetişen çocukların, küçüklerini sevmediği, büyüklerini saymadığı, vatandaşlık görevlerini yerine getirmediği görülmüş.* Yakın Doğu'nun Sincan özerk yöresinde at koşturan soydaşlarımızla geçen yaz yapılan bilimsel söyleşide, Uygurlar'ın dikenli tel örgüleri hiç bilmedikleri anlaşılmış. New York Belediyesi de, Batı Yakası'nın Öyküsü filminden sonra okul bahçeleri çevresindeki tel örgüleri tümden kaldırmaya karar vermiş. Çünkü bu okullarda yetişmiş çocukların 2-3 katlı binalara merdivensiz tırmandıkları görülmüş.
Dikenli telden yapılmış en ünlü engel, Birinci Savaş'ta Avusturya (Alp) Cephesi'nde savaşan ve zafer kazanan İtalyan piyadelerinin "Konçertino" (Küçük Konçerto) adını verdikleri istihkam (savaş) aracıdır. Akordiyon körüğü gibi açılıp kapanabilen, rüzgarlı kış gecelerinde, memleket ezgilerini anımsatan özlem dolu sesler çıkaran dikenli kangallar bir dönem Napoliten serenadlar kadar ün kazanmış. İtalyan savaşçılarn kara mizahı, medeniyet yolunda ilerleyen insanlık onuru için görkemli bir esin kaynağı olabilir mi? diye düşünüyorum.
Fantastik çözüm yolları geliyor insanların aklına. Önce, dikenli tel örgülerin önünde ya da arkasına yerleştirilecek sanayi tipi, kuvvetli hava üfüren vantilatörlerle, dikenli tellerin müzik yapma gücü kanıtlanabilir ve amatör müzikseverlerin bu telleri dev akordiyonlar gibi çalması sağlanabilir. İkinci ve daha etkili çözüm yolu olarak şehir merkezi (Centrum) çevresinden sökülecek dikenli tellerden yapılacak Santurlar, Belediye konservatuvar öğrencilerine parasız dağıtılabilir. Hele bir düşünün, değerli dostlarım: "Konser ya da Konçerto alanı: Giriş Serbesttir! Alışageldiğimiz, dikenli yasaklar yerine kulağa ne kadar hoş geliyor, değil mi?
Yasaklar konusunu işleyip de, dikenli tel örgülere yer vermeyen kimi usta sanatçılarımıza buradan kişisel bir çağrıda bulunmak istiyorum. Yaşar Kemal gibi yazarlar dikenli tel yasaklarına karşı bir kampanya açabilirler. Kampanyanın koordinatörlüğünü belirlemek üzere uluslararası yarışmalar da düzenlenebilr. Belediye Başkanlığı, İl Eğitim Müdürlüğü ile İlçe Zabıta Amirliği'nin açılacak yarışmaya danışman olarak katılması sağlanabilir. En çok (kilo veya kilometre) dikenli teli en kısa zamanda söküp kaldıran yerel örgüte, çocuk ve yaşlı hemşerilerden kurulu yarışma jürisi tarafından Büyük Belde Belediyeler Birliği (BBBB)'nin Başarı Beratı (BB) verilebilir. Yarışmayı kazanan örgüt bandosu ile Konservatuvar Santur Heyeti'nin şehir merkezinde konserler vermesi de düşünülebilir. Tanıtma Vakıflarımız, yeni spor dalının, Akdeniz ve Balkan Oyunları ile Olimpiyat programına alınması için harekete geçirilebilir. Uluslararası yarışmalardaki ulusal başarılara yıllardır özlem duyan ülkemiz, bir yandan altın madalyaları toplarken, barışcı çabalarındaki başarısından dolayı Nobel'e aday da olabilir. Belki hayal denecek ama dikenli tel örgülerimizin kaldırılabileceğini ve şehir merkezlerinin dikensiz, toplu-taşıma raylar ile örülebileceğini sanıyorum. Dikensiz şehir merkezlerinde yetişen kuşakların güllere karşı daha duyarlı ve saygılı olacaklarını da hayal ediyorum.
Dikenli tel, ekili tarlaları, başıboş sürülere karşı başarıyla korumuştur. Endüstrileşen ülkelerde bostana giren danalar tasarım önlemleriyle durduruldu. Zamana ayak uyduramayan ve geri kalmış ülkelerde, şehirlerin konut, eğitim, sağlık, üretim, ulaşım, dinlenme ve savunma bölgeleri birbirine karışınca, tel örgülü yasaklar kaçınılmaz olmuş. Çağdaş Belediyeler, savaşı anımsatan yasakları yaşatmak yerine dikensiz mekanlar yaratmak yolunu seçti. Kent bölgeleri yasalarla belirlenince dikenli tel yasaklara gerek kalmamış. Parklarda, hipodromda, Hisarda, stadyumda, okulda ve otoyoldaki dikenli "yasak"ların yerini biz de deneyebiliriz. Halk dilinde "köşeyi dönmek" başarmak anlamına gelir. Oysa Hemşeri, köşeleri değil, kestirmelerin dikkenarlardan yaklaşık, üçte-bir oranında daha kısa ve kârlı olduğunu keşfetmiştir. Dikdörtgen prizmanın köşegenleri yaya trafiğe açılınca, köşeleri bekleyen dikenler işlevsiz kalır. Böylece, uygar davranışa duyarlı şehir tasarımı, dikenli telin kullanma gerekçesini ortadan kaldırır. Dikenli tele çözüm bulan Belediye (Başkanı), "Gidemediğin yer senin değildir." sözüyle ünlü Sivas Valisi Halil Rıfat Paşa gibi, tarihe geçebilir. Gidilen her yer belediyenin, vatandaşın malı olur, vatan olur. Bu öneri de, kuşkusuz, biraz hayal-kurgudur ama gerçek-üstü kuruntu değildir.
Vatandaşımıza, "Girebildiğin her yer senindir. Bu vatan senindir" diyebilmeliyiz.
* Manuel Scorza, Dikenli Tel adlı belgesel romanında (Türkçesi 1975), dikenli teli bir silah gibi kullanan sömürgecilere yenik düşen ve tüm otlaklarını yitiren Peru'lu köylülerin öyküsünü anlatır. Köyün rahibi, dikenli tel örgüyü "Şeytanla top oynayan kişinin işine", Yerli-köylülerse, "Tanrı'nın Gazabına" benzetmişler, Tanrı'ya yalvarmışlarsa da sonuç hiç değişmemiş!
Sayın Bozkurt Güvenç'in, İnsan ve Kültür adlı kitabından...
Evliya ÇELEBİ'ye, İbn Battuta'ya, STRABON'a...
sözlük ve yayınlarından yararlandığımız yazarlara, paylaşımları/katkıları için çok teşekkür ederiz.
(1996'dan beri)