Bugün[03 Nisan 2026]
itibarı ile 4.933 başlık/FaRk ile birlikte,
4.933 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(17/21)


- SARIYER DERESİ SOKAK (DEREBOYU CADDESİ/ DEREBOYU SOKAK) :

( Merkez Sarıyer'in en uzun sokağıdır. Ortaçeşmeden başlar, Atatürk Meydanına kadar iner. Dere üzerinde beş köprü bulunuyordu, Derenin üzeri değişik tarihlerde tamamen kapatıldı. )


- SARIYER DERESİ :

( Sarıyer Deresinin coğrafi adı "Mercimek" deresidir. Ancak bu isim kullanılmaz. Sarıyer Deresi; Kılıçpınar Deresi, Arapöldüren Deresinin karışması ile meydana gelen Bekardere'nin devamı olup ilerledikçe Teknecik deresi ve Fincancık deresinden de akış alarak denize ulaşır. Cadde kazanılması ve trafiğin rahatlatılması amacı ile 1967'de derenin kapatılmasına başlandı, mezarlıklara kadar olan kısım 1970'lı yıllarda tamamlandı. Mezarlıktan Hünkâr Suyuna kadar olan bölüm ise 2004/2005 yılları arasında tamamlandı. Böylece Sarıyer deresi gözlerden uzaklaştırıldı. )


- SARIYER DOĞA KOLEJİ :

( Sarıyer, Zekeriyaköy Acar Caddesi Yediveren Sokakta, Acarlar Koru Evleri Sitesi içindedir. )


- SARIYER EDEBİYAT GÜNLERİ :

( Sarıyer Belediyesince her yıl düzenlenen ve gelenek haline gelen "Sarıyer Edebiyat Günleri" "Herkesin Bir Öyküsü Vardır" sloganıyla başlatıldı, Öykü yarışması yapılırken, söyleşi, panel gibi etkinliklerle zenginleştirildi. İlk 2012 yılında yapılamaya başlanan etkinlik Kireçburnu Haydar Eliyev Parkında her yıl Mayıs ayı içinde yapılmaktadır Edebiyat günlerine Sarıyerli yazar ile davetli diğer yazar ve yayınevleri katılmakta olup, halka açıktır. )


- SARIYER EDEBİYATÇILAR PLATFORMU (SEP) (SARIYER, 2019) :

( Sarıyerli edebiyatçılar tarafından dayanışma amacı ile kuruldu. Kurucula: Tuncay Dağlı, Cafer Hergünsel, Av. Rezan Özger, Nurten Ertul, Yaşar İliksiz, Yekta aydın, Betül İstanbullu, Gökten Ulugergerli, Emine Topçu ve İbrahim Balcı. Başkanlığı Cafer Hergünsel yürütüyor, yardımcısı Tuncay Dağlı. )


- SARIYER FOLKLOR VE SPOR KULÜBÜ DERNEĞİ (SARFOLK) :

( Merkez Sarıyer Mahallesi Zümrütevler yerleşim bölgesinde 2015 yılında kuruldu. Kültür ve Spor amaçlı kurulan bir dernektir. Kurucu Başkanı Selim Cihanoğlu olup (Başkanlığı 2019 itibaryle devam ediyor). Kurucula: Selim Cihanoğlu, Tulin Cihanoğlu, Filiz Öztüürk, Didem Duman, Ebru Aktaş Ketenci, Barış Gülünç, Mustafa Çakınca, İsmail Kadir Özkurtlar, Büşra Bakır, Bekir Korkmaz, Yasemin Ketenci ve Rahime Özen'dir. )


- SARIYER GÜREŞ KAPALI SALONU :

( Mersinli Ahmet Spor Kompleksinin içinde olup, stadın batısında ve yanındadır. Bu kapalı solanda sadece güreş milli takımı antrnman yapmaktadır. )


- SARIYER HALKEVİ :

( Halkevleri 1932'de açıldı. Sarıyer Halkevi de Büyükdere'de Rum Vakfına ait büyük binada açıldı. Halkevinde muntazam olarak 1951 yılına kadar; tiyatro, folklar, jimnastik, Türk sanat müziği ve güreş gibi etkinlikler yapıldı. Halkevinde kütüphanesi ve sağlık birimi de bulunuyordu. 11.08.1951'de Demokrat Parti İktidarı tarafından halkevleri kapatılınca Sarıyer Halkevi de sona ermiş oldu. )


- SARIYER HAMAMI :

( Merkez Sarıyer Mahallesinin en önemli tarihi eserlerindendir. Hamamı Çelebi Müfti adı ile meşhur Şeyhülislam Hocazade Mehmet Efendi yaptırmış ve Zekeriyaköy Camiinin ihtiyaçlarının karşılanması için vakfetmiştir. Şeyhülislam Hocazade Mehmet Efendi (1615) öldüğüne göre, hamamın 16. yy. veya 17. yy. başlarında yapıldığı anlaşılır. Vakfedilen hamamın uzun süreli kiralamalar sonucunda ve belki de takipsizlik nedeni ile Hamamcıoğlu ailesinin mülkiyetine geçtiği akla gelir. Sarıyer hamamı İstanbul'un sayılı hamamlarından biriydi. Halk arasında bir ismi de "Sevgililere Sarıyer Hamamı" idi. Hamamdaki iki halvet yerinden birinin ismi Kara Baba, diğerinin ismi de Sarı Baba halvet yeridir. )


- SARIYER İLÇESİ TURİZM TANITMA DERNEĞİ :

( Büyükdere'de faaliyet gösteren dernek sosyal içerikli çalışmalarla bir süre yararlı işler yaptı. Tanıtma amaçlı olmak üzere Sarıyer ve Büyükdere adlı iki kitapçık çıkardı. Fakat devamı gelmedi. )


- SARIYER İLÇESİ YOKSULLARI KORUMA YURDU :

( 10.3.1933 İğneadalı lakaplı Haydar Doğ tarafından kuruldu. Kurucular heyeti Haydar Doğ'un başkanlığında Kazım Esen, Fahri Hamiş, Şakir Şatır, İzzet Ağatan'dan meydana geliyordu. Yoksulları Koruma Yurdu Merkezi Sarıyer/Yenimahalle'de, bugünkü muhtarlığın karşısında ve Gazino bahçesindeki bir küçük binada idi. Yoksulları Koruma Yurdu 1965 yılında kapandı. )


- SARIYER İLÇESİ :

( İlçe kuzeyde Karadeniz, doğuda İstanbul Boğazı, Güney'de Beşiktaş, Batıda Şişli ile Eyüp ilçelerinden sınır alır. 151.000 Km²lik alana sahiptir. Bu alanın 8.100 hektarı mücavir alandır. Sarıyer ilçesi önceleri Makriköy'e (Bakırköy) bağlı iken 15.05.1930'da İlçe oldu. İlçenin 31 mahallesi, 8 köyü var. 2008'de çıkan bir yasa ile Sarıyer'in tek belde belediyesi olan Bahçeköy'ün belediyeliği kaldırıldı. Böylece Bahçeköy Beldesine ait olan üç muhtarlıkla merkez ilçe sayısına eklendi. )


- SARIYER İMAM HATİP LİSESİ :

( Sarıyer İmam Hatip Lisesi 1975/1976 ders yılında İstinye'de kiralık bir binada eğitime başladı. 1976/1977'de yeni binasına taşındı. Okul devamlı büyüme göstermiş ve derslik sayısı 38'e yükselmiştir. Şu an Sarıyer Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi olarak eğitim vermektedir. )


- SARIYER İMAM HÜSEYİN CEM EVİ :

( Cumhuriyet Mahallesi Araba Yolu Caddesi üzerinde olup mimari Gökan Zeybek'tir. Cemevi 3.120 m²'lik bir alanı kapsamaktadır. 6 katlı cemevi aynı zamanda kültür merkezidir. Cemevinde konferans salonu, yemekhane, cenaze hizmet birimi, kütüphane, kurs sınıfları, yönetim birimi odaları, sosyal dayanışma ve hizmet birimleri var. Cemevinin temeli 10.09.2013 atıldı, 10.06.2015'te hizmete açıldı. )


- SARIYER İSMAİL AKGÜN DEVLET HASTANESİ :

( Merkez Sarıyer'de Bürümcük Sokakta 1948'de "Sarıyer İsmail Akgün Dispanseri" olarak açıldı. İhtiyaçlara yanıt vermeyince çarşı içindeki şimdiki yerinde yapılan binasına taşındı. 1960'da yeni binasında hizmete giren dispanser, setin ihtiyacının karşılanabilmesi için hastaneye dönüştürüldü. Hastanenin devamlı büyütülmesi gayretleri sonunda 2.400 m²'lik alan üzerine dört katlı hastane yapıldı. Hastane 1985'te "Sarıyer İsmail Akgün Devlet Hastanesi" adıyla hizmete açıldı. Hastanenin bu gün gelmesinde, dispanserin kurulmasını sağlayan ve kurulan derneğin başkanı olarak dispanseri hastaneye dönüştüren, hayırsever İsmail Akgün, Uzun yıllardan beri Başhekim olarak görev yapan Dr. Mehmet Salman ve hayırseverlerden Hacı Ömer Üzger'in büyük katkıları oldu. )


- SARIYER KAPALI SPOR SALONU :

( Stadın yanındadır. 800 seyirci kapasitesi vardır. Voleybol ve basketbol maçları için yapılmasına karşın bu sporlar için yeterli görülmedi ve boks, karate, tekvando gibi sporlara tahnsis edildi. )


- SARIYER KARAKOL BİNASI (ORDU EVİ) :

( Merkez Sarıyer'de Mesarburnu caddesi üzerinde ve deniz kenarındadır. Sadrazam İbrahim Paşa zamanında ve (1327,1911) yılında yaptırılmıştır. Kitabesinde "Bu mebnada yapıldı bu karakolhane - i bala" yazmaktadır. Yenimahalle Pazarbaşı'nda, Büyükdere ve Yeniköy'de (Askerlik Şubesi) eşi vardır. Karakol ve Gümrük binası olarak kullanılan bu tarihi bina bilahare Askeri Mahfel yani Ordu Evi olarak kullanılmaya başlandı. Bina korunmasına karşın çevresine müştemilat yapıldı. )


- SARIYER KARAKÖY BÖREKÇİSİ :

( Tarihi Sarıyer - Karaköy börekçisi 1895'te Mehmet Ali Efendi tarafından açıldı. Bir süre sonra fırını Makedonya göçmenlerinden Kozmo Efendi devretti. Fırını önce Kozmo Efendi sonra da oğlu Dimitri Efendi çalıştırdılar. Bilahare fırın tekrar sahibi Mehmet Ali Efendi'ye geçti ve uzun yıllar çalıştırıldı. Mehmet Ali Efendi'den sonra oğlu Ahmet Bey börekçiliği devam ettirdi. Sonraları iki damadı sırasıyla çalıştırmayı başardılar. Genç nesilden olanlar değişik yerlerde beş altı şube açmalarına karşın başarılı olamadılar. Neticede 2007 yılında Sarıyer'in dünyaca ünlü Sarıyer - Karaköy fırını işleticini iflası üzerine elden çıktı. Fırın yine çalışmakta fakat sahibi değişti. )


- SARIYER KAYMAKAMLIĞI :

( Sarıyer 15 Mayıs 1930'da ilçe oldu. Kaymakamlık Büyükdere'deki Beyazcıyan yalısında 1967 yılına kadar faaliyet gösterdikten sonra merkez Sarıyer'deki yeni binasına daha sonra 2013 yılında da Ferahevler Mahallesine taşındı. )


- SARIYER KAZASI İLKOKULLARDA YOKSUL ÇOCUKLARA YARDIM CEMİYETİ :

( 23.01.1940 tarihinde İlkokul öğrencilerine yardım amacı ile kuruldu. Merkezi Sarıyer CHP binasında bulunuyordu. Salih Özden başkandı. Devam ettirilemedi ve kapandı. )


- SARIYER KAZASI LOZAN MÜBADİLLERİ DERNEĞİ :

( Sarıyer köylerinde Bahçeköy'de 2008 yılı içinde; Hüsnü Yazıcı, Murat Yazıcı, Saim Karaman, Abdullah Şen, Mehmet Dalkıran, Doğan Altıntaş ve Ahmet Özdemir tarafından kurulan Derneğin kurucu Başkanı Hüsnü Yazıcı'dır. )


- SARIYER KİRAZI :

( Sarıyer'in kirazı meşhurdur. Sarıyer ve Çırçır vadisi ile Zekeriyaköy'de yetişen kiraza "Lal Kirazı" denir ve çok meşhurdur. Evliye Çelebi seyahatnamesinde şöyle yazar: La'l - gûn kirz - ı âbdar'ı (Sulu Kırmızı kirazı) meşhurdu ve her bir kirazdan 100 damla su çıkardı" İstanbullular 17. yy. da kiraz mevsimi gelince Sarıyer'e kiraz yemeğe giderlerdi. IV. Murat (1623 - 1640) ve IV. Murad (1648 - 1687)'de Sarıyer'deki Çelebi Solak Bahçesinde (Spor kompleksinin bulunduğu alan) "Kiraz faslı" düzenlenmekteydi. )


- SARIYER KIZ MESLEK LİSESİ :

( Okul 1945 yılında Sarıyer Akşam Kız Sanat Okulu adıyla Büyükdere'de Uzun Fıstık sokaktaki binasında eğitime başladı. 1969'da İtalyan Kilisesinden satın alınan Azatlı Sokaktaki bugünkü binasına taşındı. 1973'te okulun adı Sarıyer Pratik Kız Sanat Okulu oldu. Bu okulun içinde 1980/1981 öğretim yılında Sarıyer Kız Meslek Lisesi faaliyete geçti. Okul, Pratik Kız Sanat Okulunu da bünyesine alarak eğitime devam etmektedir. Bu okulun içinde Sarıyer Şükran Ülgezen Anadolu Kız Meslek Lisesi eğitim ve öğretime başladı. Okul 1993/1994'te İstinye'deki binasına taşındı. )


- SARIYER KONAKLARI :

( Sarıyer Şifa Suyu Konaklarını kuzey - doğu tarafında bulunuyor. Şifa Suyu Mesiresi ve üst kısmı ile Çırçır Mesiresinin üst kısımları imara açılınca sitelerle yapılarak alan derlendirildi. Buralardaki en önemli sitelerden biri Sarıyer Konaklarıdır. )


- SARIYER KÖPRÜLERİ :

( Sarıyer Merkez Mahallesini ortadan bölün Sarıyer deresi üzerinde yedi köprü bulunuyordu. Köprüler Hünkarsuyu mesiresi önünden başlar denize kadar inen dere üzerinde bulunuyordu. Birinci köprü Hünkâr Suyu mesiresi önünde idi halen buradadır. İkinci köprü Orta Çeşme'de olup, Teknecik Deresinin Sarıyer Deresi ile birleştiği yerdedir. Üçüncü dere Eski Pertevniyal İlkokulu şimdiki Belediye Kültür Merkezinin önünde idi. Dördüncü Köprü Sırrı Bey sokak ile Kudretullah Efendi Sokağını birbirine bağlıyordu. Beşinci köprü Yalçınkaya Sokak ile Kekik Sokağı, altıncı körpe Av. Aziz Özgür Sokak ile Türbe Çeşme Sokağı birbirine bağlıyordu. Son köprü ise Sarıyer Yenimahalle Caddesi üzerinde, Yapı Kredi ile İş Bankası; Sarıyer Muhallebicisi ile karşısındaki kebapçı arasında bulunuyordu. )


- SARIYER MANŞET GAZETESİ :

( 2008 yılında imtiyaz sahibi Ömer Zeki Canıbeyaz tarafından yayın hayatına kazandırılan Sarıyer'in yerel gazetelerinden biridir. Aylık çıkmakta olup yayın hayatını devam ettirmektedir. )


- SARIYER MEHMET AKİF ERSOY PARKI :

( Sarıyer mekez mahallesinde Sarıyer vapur iskelesi ile İDO vapur iskelesi arasındadadır. Büyük bir alan içinde kurulmuştur. Çeşitli türde ağaçlar, çocuk oyun grubu, çeşme ve Mehmet Akif Ersoy'un bir büstü bulunuyor. Muhtarlık ofisi bu parkın içindedir. )


- SARIYER MERKEZ AİLE SAĞLIĞI MERKEZİ :

( Merkez Sarıyer Sefir Sokak üzerinde, eski kaymakamlık binası, hnalen Sarıyer Müftülügü binasının alt katında hizmet vermektedir. )


- SARIYER MERKEZ KIZ KUR\'AN KURSU :

( Zümrütevler Tatariler Camii altındaki yerleşkesinde Kız Kur'an kursu eğitimi verilmektedir. Kurs Diyanet Başkanlığına bağlıdır. )


- SARIYER MERKEZ MAHALLESİ :

( İlçenin deniz sahili mahallelerindendir. Yenimahalle, Rumelikavağı, Zekeriyaköy, Kocataş, Maden ve Büyükdere'den sınır almaktadır. Antik çağda ismi Simas'tı ve "Kutsal Ana", "Kutlu/Güzel - Akarsu" veya "Kutlu/Güzel - Su - Irmağı" anlamlarını veriyordu. Bizans öncesi ve Bizanslar döneminde "Saron" da denilmesine karşın, deresinin ismi olan "Skletrinas" da semtin ismi olarak kabul görüyordu. Sonraları "Mesarburnu" olarak da isimlendirildi. Sarıyer'in; Bizansların son dönemleri ile Osmanlılar dönemindeki ismi Sarıyar'dı. Bu ismi kuzeyindeki dağ topraklarının sarı olmasından ve buradan altın madeni çıkarılmasından alıyordu. Sarıyer isminin, çarşı içinde bulunan bir yatırdan aldığı da söylenir. Yatırın mezartaşı kitabesindeki ölüm tarihi 857 (1441) dir ve ismi de "Sarı Er' Baba"dır, Bu yatırın isminin Sarıyer'e verildiği ve böylece Sarı Er'in Sarıyer'e dönüştüğü söylentisi yaygındır. Her üç tez de semtin Sarıyer ismine uygundur. Bir de Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesinde Sarıyer ile ilgili bir bölüm vardır ve şöyle yazmaktadır "Burası ta İskender Zulkarneyn zamanında mamur bir büyük şehir idi. İskender, Karadeniz ile Akdeniz'i birleştirmek için iki denizin arasını kazdırırken, bu yerde altın madeni bulmuş ve denizi biraz ilerden kazdırarak, buraya bir şehir kurdurmuştur. İsmini de Fondıra şehri koymuştur". Bu anlatımda da Altın madeni ön plana çıktığından Sarıyer ismini Sarı yarlarından ve çıkan altın madeninden aldığı söylemi ağırlık kazanır. 1992 nüfus sayımına göre merkez mahallesinin nüfusu 12.282'dir. )


- SARIYER MERKEZ MEYDAN PARKI :

( 4.500,00 m²'lik bir alanı kapsamakta olup 500,00 m²'lik yeşil alanı bulunmaktadır. )


- SARIYER MEZARLIKLARI :

( Mezarlığı en çok olan semt Sarıyer'dir. Merkez Sarıyer'de beş Müslüman Mezarlığı ve bir Rum meşatlığı vardı. Eski Sarıyer Mezarlığı çarşı içinde ve İsmail Akgün Devlet hastanesinin bulunduğu yerde idi. Bu alan önce pazaryeri olarak kullanıldı, sonra de mevcut mezarlar söktürülüp atılarak hastane binası yapıldı. Böylece mezarlık ortadan kalktı. Diğer mezarlıklar ise Ortaçeşme mevkiindedir. Burada üç eski ve bir yeni mezar bulunmaktadır. Rum meşatlığı ise Koru Mahallesinin üst kısmında idi. Şimdi bu alanda çocuk parkı var. )


- SARIYER MUHALLEBİCİSİ :

( Arnavutluk'tan Türkiye'ye göçen Göçmen ailesinin büyükleri olan Şakir Göçmen tarafından Sarıyer Yenimahalle Caddesi üzerinde 1928'den beri işletilmektedir. Zamanla tanındı, şöhretli bir yer oldu. Merkez binası aynı yerde bulunmaktadır. Süt ürünleri yanında unlu mamüllere de yöneldiler. Zekeriköy'de müesseseye ait mandra var ve süt kendilerine ait mandradan alınarak tüketilmektedir. Su muhallebisi, Kazandibi, Aşuresi, Ekmek Kadayıfı, Sahlebi ve Dondurması ile şöhretlidir. Müessesenin Zekeriköy'de turizmle ilgili tesisleri de bulunmaktadır. )


- SARIYER MUHTARLAR DERNEĞİ :

( Sarıyerli mahalle muhtarları tarafından 2005 kurulmuştur. Kurucu Başkanı Hüseyin Sarıuçak'tır. )


- SARIYER ÖZEL TIP MERKEZ :

( Merkez Sarıyer'de Dere sokak üzerindedir. 1983 yılından beri hizmet vermektedir. Sahibi Alp Özel Sağlık İşletmeleri, İthalat, İhracat ve İnşaat Şirketidir. )


- SARIYER PANAROMA GAZETESİ :

( Sarıyer ilçesinde 15 günde bir yayımlanan yerel gazetelerden biridir. İmtiyaz Sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni Nigâr Ayyıldız'dır. 2010'da yayın hayatına girdi. Tarabya'da yayınlanmaktadır. )


- SARIYER POSTA GAZETESİ :

( 2008 yılında yayınlanın Sarıyer'in yerel gazetelerinden biridir. Levent Pehlivanoğlu tarafından çıkarılmaktadır. Genel Yayın Yönetmeni Refik Kesektir. Aylık bir gazetedir. )


- SARIYER SENTEZ GAZETESİ :

( 1997'de Marmara Sentez Adı ile yayın hayatına girdi. Yaşar İliksiz tarafından çıkarılan bu yerel gazete o yıllarda Şişli, Beşiktaş ve Sarıyer bölgelerine hitap ediyordu. Bir süre devam ettikten sonra yayın hayatına kısa bir süre ara verildikten sonra bu defa 2002 yılında tekrar yayın hayatına girmiş 2004 yılında ise yayın hayatını sonlandırmıştır. Ayda bir yayınlanan Sarıyer Sentez Sarıyer İlçesinde yayınlanan ilk yerel gazetedir. )


- SARIYER SİNAN ŞAMİL SAM PARKI :

( Sarıyer'de Sarıdağ yerleşim bölgesi Davet Sokakta olup, adeta yeniden inşâ ve tanzim edilerek Profesyonel Ağır Siklet Böksörü Sinan Sami Sam adı ile hizmete açıldı. Parkta oturma alanları, çocuklar için oyun alanları ve hali saha var. Park 1.800 m² üzerinde kurulmuş. Parkta 780 m² yeşil alan, 480 m² halı saha, 90 m² oyun alanı ve 450 m² dinlenme ve yürüyüş parkuru var. )


- SARIYER SPOR DERGİSİ :

( Sarıyer Spor Kulübü'nün yayın organı olarak 1983 yılında ayda bir yayınlandı. 8 sayı çıkan Dergi bir yılını tamamlamadan yayın hayatından çekildi. )


- SARIYER SPOR KULÜBÜ :

( Sarıyer Spor Kulübü'nün gayri federe olarak kuruluşu 1920'li yıllara kadar gider. 1921'de Sarıyer Gençler Cemiyeti altında faaliyet göstermiş 1932'de Sarıyer Gençlik Mahfeli adı ile çalışmalarını devam ettirmiştir. 1940'da ise; Haydar Doğ, Yusuf Yarar, Kemal Yarar, Selahattin Yarar, Kazım Esen, Cahit Durmaz, Fikret Canlı, Reşat Pamir, Salih Dikmen, Fikri Alipaşaoğlu, Fahrettin Özbay, Müfit Güven, İbrahim Bilgin ve Muzaffer Erbaş tarafından kuruldu. Kulüpte; Reşat Pamir, Fahrettin Özbay, Galip Bingöl, Fikri Alipaşaoğlu, Kemal Yarar, Emin Göraç (Vekâleten), Haydar Doğ, Nazım Özbay, Selahattin Yarar, M. Ali Erkan, Numan Uzun, Fikret Canlı, İsmail Kızıltuğ, Nejat Erimtan, Teacettin Tekgül, Turhan Gürsoy, Halim Tezcan, Necdet Erdem, Mehmet Turla, Uğurcan Elmas, Erdal Aksoy, M. İhsan Yalçın, İsmet Acar, Mustafa Yetmişbir, Yusuf Tülün, Salih Acarel (Vekâleten), M. Sedat Öszoy, Adnan Albayrak, Haşmet Mürşit, İbrahim Balcı, Tahir Sarıoğlu ve Mustafa Hepanıl başkanlık yaptılar (Mayıs 2009 itibariyle). Kulüp bekleme süresini tamamladıktan sonra 1943/44 yılında lig maçlarına İstanbul Amatör II. Kümede başladı. 1955/56 sezonu sonunda profesyonelliği kabul etti. İstanbul Profesyonel Mahalli Liginde yer aldı. Bu ligin ismi bilahare İstanbul Profesyonel I. Profesyonel Mahalli Ligi oldu. Sarıyer bu ligde Şampiyon oldu ve yeni kurulan II. Türkiye Ligine yükseldi (1962/63). 1968/69 sezonu sonunda III. Türkiye Ligine düştü. 1970/71 sezonunda şampiyon olarak tekrar II. Türkiye Ligine yükseldi. 1981/82 sezonunda bu ligde şampiyon olarak I. Türkiye Ligine yükseldi. I. Türkiye Liginde 12 sezon mücadele eden Sarıyer 1993/94 sezonunda II. Türkiye Ligine düştü. 1995/96 sezonunda tekrar I. Türkiye Ligine yükselmesine rağmen kalıcı olamadı ve 1996/97 sezonunda tekrar II. Türkiye Ligine düştü. Sarıyer profesyonel takımı halen II. Türkiye Liginde mücadelesine devam etmektedir. Sarıyer; Futbol, Basketbol, Voleybol, Entbol, Boks, Atletizm dallarında faaliyet gösterdi. Spor okulları ile gençlere hizmet verdi. Bilhassa futbol dalında büyük başarılar gösterdi. I. Türkiye Ligin üç kez dördüncü bir kez beşincilik gibi iyi dereceler yaptı. Kulüpler arası Balkan Kupası Şampiyonu olarak 25 yıl sonra Balkan Kupasını Ülkeye taşıdı. Uluslararası Shell Salon Futbol Turnuvasında İkinci olmak başarısını gösterdi. Sarıyer Spor Kulübü pek çok milli sporcu yetiştirdi: Mutlu Çörten (Atletizm), Çiğdem Çemberci (Atletizm) Dalında milli oldular. Fikret Kocabal, Mustafa Yürür, Kaya Girgin, Erdoğan Ertaul, Ender İçden, Cemil Turan, Fethi Türkeş, Turan Oguş, Suphi Soylu, Eyüp Odabaşı, N. Oğuz Aydoğdu, İsmail Kartal, Alpaslan Kocaacar, A. Oktay Çevik, Aykut Kocabal, Mustafa Bukan, Rıdvan Dilmen, Sercan Görgülü, Mustafa Yücedağ, Hamdi Çam, Osman Yıldırım, Esat Bayram, Ali Ravcı, Metin Karaca,. Erkan Ünlü, Hakan Çimen, Engin Erdal, Kerem Çekiş, Tayfun Karadağ Sarıyer takımından yetişen ve çeşitli kategorilerde milli takım formasını giyen futbolcular oldular. Milli olan ve transfer edilen futbolculardan Sarıyer'de oynarken milli olanlar ise; Ali Çoban, Yaşar Yiğit, Saffet Sancaklı, Selçuk Yula, Fikret Demirer, Hakan Kutucuoğlu, Erhan Aslan, Erdal Keser'dır. Selçuk Yula, Milli takım kaptanı olarak görev yaptı. )


- SARIYER ÜRETİCİDEN TÜKETİCİYE KÖYLÜ PAZARI :

( Merkez Sarıyer'de küçük mezarlığın karşısında ve Hüseyin Kalkavan Lisesinin yanındadır. Sarıyer köylüleri pazartesi günleri doğal ürünlerini burada satmaktadırlar. Değişk günlerde antika pazarı gibi etkinlikler yapılıyor. )


- SARIYER VAPUR İSKELESİ :

( Mesarburnu Caddesi üzerinde bulunan Sarıyer vapur iskelesi Boğaziçi'nin en eski iskelelerinden biridir. Önce kayıkhane iskelesi iken Şirket - i Hayriye tarafından 1851'de ahşap olarak dikdörtgen planlı olarak inşâ edildi. İskele 1890'da iskeleler onarım görevlisi Kirkor Efendi ile Yani Kalfa tarafından hem yenilenmiş ve hem de biraz genişletilmiş, üst katı kapatılarak gazino haline getirilmiştir. Bilahare birkaç kez onarım gören iskele 1930'lu yıllardan beri bugünkü görünümünü korumaktadır. )


- SARIYER VAPURU :

( Şirket - i Hayriye tarafından Hasköy tersanesinde 1938'de buharlı gemi olarak inşâ edildi. 76 baca numaralıydı. Bir eşi de Kocataş gemisiydi. Sarıyer gemisine Hidiv Abbas Hilmi Paşa'nın Nimetullah adlı özel yatından çıkarılan iki buhar makinesinden biri yerleştirildi. Gemi 157 grostonluktu. Uzunluğu 33 metre, eni 6,6 m, su kesimi de 2,6 m idi. Makinesi 1913 yapımı 330 beygir gücünde tripil buhar makinesi idi. 373 yolcu kapasiteliydi. Tek uskurlu olup 10 mil hız yapıyordu. 1983 yılında satıldı. Yeni sahibi tarafından yüzer lokanta haline getirildi. İsmi Rainbow olarak değiştirildi, eski makinesi yerine yeni dizel motor yerleştirildi. Son sahibi Çare Turizm ve Ticaret A.Ş. olarak görümlüktedir. )


- SARIYER YAŞAM DERGİSİ :

( Sarıyer'in yerel dergilerinden biridir.2011'de yayın hayatına başladı. Sahibi ve genel yayın yönetmeni Şahin Aydemir'dir. Derginin merkezi Sarıyer Ferahevler'dir. )


- SARIYER YAŞAM GAZETESİ :

( Bu gazete 2003'te Veysel İpek tarafından yayın hayatına girdi. Altı ay kadar devam ettikten sonra el değiştirdi. )


- SARIYER YENİ MERKEZ CAMİİ :

( Ssarıyer hamam sokakta ve Gazi Hacı Suat Uysallar Meydanı Ssarıbaba Parkı yanındadır. 2003'te tekmeli atıldı ve 2010 yılında hizmete açıldı. Osmanlı mimari tarzında inşâ edilen bir camidir. )


- SARIYER YEREL HABER GAZETESİ :

( Ümit Sanlav tarafından 2001'de yayın hayatına girdi. Ayda bir yayınlanan gazete birkaç yıl sonra yayın hayatına son verdi. )


- SARIYER YEREL HABER GAZETESİ :

( 2004 yılında Orhan Sanlav'ın imtiyaz sahibi olduğu bu yerel gazete Ümit - Fatih Sanlav kardeşler tarafından yayın hayatına girdi. Sarıyer'de yayınını devam ettiren gazetelerden biridir. )


- SARIYER YÜZME İHTİSAS KULÜBÜ :

( Sarıyer/Zekeriyaköy Pelikan Evleri Sitesi içindedir. Özel bir kuruluş olup, profesyonel olarak hizmet vermekte burada bulunan tesislerden yaralanıp 3 - 15 ve daha büyük yaş gruplarını eğitmektedir. )


- SARIYER YÜZME VE SUTOPU İHTİSAS KULÜBÜ :

( Sarıyer'de Zekeriyaköy muhtarlığı sınırları içinde faaliyet gösteren bir spor kulübüdür. Yüzme ve sutopu dallarında çocuklara, gençlere ve yaşlılara eğitim vermektedir. )


- SARIYER ZİRAAT ODASI :

( Türkiye Ziraat Odalar Birliğine bağlı olarak 1964'te kuruldu. Ahmet Dayal, Hayrettin Öçalan ve Yaşar Çakıroğlu'nun büyük çabaları olarak kurulan Sarıyer Ziraat Odasının ilk başkanı Ahmet Dayal oldu. Sonra sırasıyla Ali Fethi Barlas, Ali Bahçıvan, Galip Ozan ve Bilgin Çakıroğlu başkanlık yaptılar. Sarıyer köy ve mahalleleri ile Beşiktaş ile Şişli ilçeleri Sarıyer Ziraat Odasının faaliyet alanı içindedir. )


- SARIYER\'İN SESİ GAZETESİ :

( Bekir Batu tarafından 2005'te yayın hayatına başlayan bu gazete 2008'de ise yayın hayatından çekildi. )


- SARIYER'DE BUZLAR :

( Boğaziçi'nde tarihin en eski çağlarından beri don olayı görülür. En son don olayı 24 Şubat 1954'te meydana geldi. Tuna'dan çözülen buzların akıntı ile İstanbul Boğazı'ndan içeri girmesi ve koylarda sıkışması sonucunda Boğaziçi buzlarla kaplandı. Rumeli yakasındaki Garipçe köyden Anadolu yakasındaki Poyraz köye buzlar üzerinden yürüyerek geçenler oldu, Sarıyer vapur iskelesi ile Taşiskelesi arasında, sıkışan ve çok sert zemin oluşturan buzlar üzerinde gençler futbol oynadı. Buzlar Boğazı Rumelifeneri'nden Beşiktaş ve Üsküdar'a kadar kapladı. Şehir hatları vapur seferleri yapılamadı. )


- SARIYERLİ MİLİS BİNBAŞI (ARMUTLU/RİZE, 1885 - 1935) :

( Hacıoğlu Hafız Mehmet Ragıp Bey Armutlu/Rize 1885 doğumludur. Çocuk yaşta Kur'an - ı Kerim talim etmiş ve hafız olarak icazet aldıktan sonra mahalle mektebini ve diğer okulları Rize'de tamamlayarak İstanbul'a gönderilmiştir. Zaman zaman Sarıyer'de zaman zamanda Rumelifener köyünde ikamet etmiştir. Milli mücadele başladığında Milliciler safında yer almış ve M.M. (Müdafaayı Milliye) grubu içinde görev yapmıştır. Anadolu'ya silah ve cephane kaçırılmasında bizzat sahibi olduğu takası ve tayfaları ile devam etmiş birkaç kez yakalanarak hapse atılmıştır. Günlerce hapiste kalan ve işkence görmesine karşın mücadeleden yılmamıştır. Sarıyer'deki görevim bitti diyerek Kırk kişilik ekibi ile Sakarya Cephesine gitmiş ve ordu emrine girmiştir. Çetesi ile Sakarya şehri ve civarındaki yerli Rum ve İstanbul Hükümeti yanlısı çetelerin temizlenmesi ile uğraşmış ve bu iş tamamlandıktan sonra da cephe savaşlarına katılmıştır. Sakarya Savaşı sırasında ve Büyük Taarruzda çete sayısı 800‘e kadar ulaşmış ve çetesi ile milli mücadelenin tüm safhalarında başarı ile hizmet etmiş, Bandırma cephesinde yaralanarak Gazi olmuştur. Savaş sonrasında Milis Binbaşı rütbesi ve İstiklâl Madalyası ile ödüllendirilmiştir. 1935 yılında Sarıyer Mesarburnu Caddesi üzerindeki 59 kapı No.lu yalısında vefât etmiştir. )


- ŞARK ile Şark

( Yön. İLE Özel ad, bölge adı. )


- ŞARKÎ/ŞARKLI değil/yerine/= DOĞULU


- SARUHAN, FUAT (RİZE, 1942 - 1994) :

( Maçka Yüksek Tekniker okulundan mezun oldu. İstanbul, Beşiktaş ve Sarıyer Belediyelerinde çalıştı ve buradan emekli oldu. Emekli olduktan sonra özel bir inşaat şirketinde genel koordinatör olarak görev yaptı. Sarıyer Spor Kulübü'nde 1 dönem yönetim kurulu üyesi olarak hizmet gördü. )


- SARUHAN, ZEKİ (1932 - 1991) :

( Uzun süre ticaretle uğraştı. Bilahare yurtdışına çıktı. Sarıyer Spor Kulübü'nde 2 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. )


- ŞAŞ ile ...

( TAŞKENT )


- ŞAŞIRTICI ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DÜŞÜNDÜRÜCÜ


- ŞAŞKIN BAKKAL ile ...

( Göztepe'dedir. )


- ŞAŞMAZ, RABBANİ (İST. 1942) :

( Ankaragücü'nden transfer edildi ve üç sezon Sarıyer'de tescilli kaldı. Bu süre içinde 100 lig, 8 kupa ve 3 turnuva maçı olmak üzere 111 resmi ve 7 özel maçla birlikte toplam olarak 118 maçta yer aldı. Lig maçlarında takımına 8 gol kazandırdı. Takım kaptanı olarak görev yaptı ve Boluspor'a giderek Sarıyer S. K. den ayrıldı. )


- SATHEN[Ar.] ile SATHÎ[Ar.]

( Dıştan, dış yüzden. İLE Dış yüzeyle ilgili. | [matematikte] Yüzeysel. [İng. SUPERFICIAL, Fr. SUPERFICIEL] | Üstünkörü. )


- SATI ile SATIH[Ar.]

( Satmak, satış. İLE Yüz, yüzey. )


- SATIH/SATHİ[Ar.] değil/yerine/= YÜZEY/SEL


- SATILAMAZ ile/ve/||/<> DEVREDİLEMEZ


- SAVAŞ, CEMİLE (İST. 1977) :

( Sarıyerli yazarlardan olup 1977'de İstanbul'da doğdu. Lise öğrenimini takiben uzun bir süre Açık Hava Reklam sektöründe çalıştı. Bilahare İstanbul Yaşam ve Halkız Biz Gazetelerinde köşe yazarlığı yaptı. Yazın hayatına çocuk yaşta başladı. Şiirlerini "Kalemim Susarsa" isimli kitabında topladı. Gerçek yaşamla ilgili hikâye ve denemelerini ise "Yamalı Hayat" adı altında yayımladı. Şiirlerinden bir kısmı bestelendi. Çalışmalarını "Sokak Şairleri" diye adlandırılan "Şiir Sokakta" grubu ile yürütmekte şiir ve edebiyatın diğer kolları ile ilgili çalışmalar yapmaktadır. Sarıyer Belediye'sin düzenlediği Edebiyat Günlerine katılmakta ve edebiyat etkinliklerinde aktif olarak yer almaktadır. )


- SAVHA VAKFI :

( Reşitpaşa mahallesinde Bulunan bu vakıf önceleri Bahriye Üçok Sağlık ve Kültür Merkezi idi. Sonraları ismi Savha Vakfı olarak değiştirildi. Halen Savha Vakfı Reşitpaşa Diyaliz ve Laboratuar merkezi olarak hizmet vermektedir (bkz. Bahriye Üçok Sağlık ve Kültür Merkezi). )


- SAYAN, YÜKSEL K. (1935 - 1998) :

( Bursa'dan transfer edildi ve iki sezon (1957 - 1959) Sarıyer'de tescilli kaldı. Bu süre içinde 32 lig ve 1 kupa olmak üzere 33 resmi ve 9 özel maçla birlikte 42 maçta Sarıyer forması giydi. Lig maçlarında 4 gol kaydetti. )


- SAYLAN, PROF. DR. TÜRKAN (EMİRGAN/İST. 1935 - 2009) :

( Kandilli İlkokulu (1944 - 1946) ve Kandilli Kız Lisesinden mezun oldu (1946 - 1953). İstanbul Top Fakültesinden mezun oldu (1963). 1964 - 1968 yılları arasında S.S. Nişantaşı Hastanesinde Deri ve Zührevi Hastalıklar Uzmanlığı aldı. 1968'de İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı'nda başasistanlığa başladı. 1971'de İngiltere'de eğitim gördü. 1974'te Fransa, 1976'da yine İngiltere'de kısa süreli çalışmalar yaptı, 1972'de doçent, 1977'de profesör oldu. 1976 yılında cüzam hastalığı ile ilgili çalışmalara başladı ve Cüzamla Savaş Derneği'ni kurdu. 1986'da kendisine Hindistan'da "Uluslar arası Gandhi Ödülü" verildi. 2006 yılına kadar Dünya sağlık Örgütü'nün Lepra konusunda danışmanlığını yaptı. Uluslar arası Lepra Birliği'nin (ILU) kurucu üyesi oldu. Avrupa Dermato Veneroji Akademisi'nin ve Uluslar arası Lepra Derneği'nin de üyeliğini yaptı. 1981 - 2002 yılları arasında 21 yıl süre ile İ.Ü. Tıp Fakültesindeki görevi ile birlikte görülü olarak İstanbul Lepra Hastanesi Başhekimliğini yaptı. 1982 - 1987 yılları arasında İstanbul Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı Başkanlığı, 1981 - 2001 yılları arasında İstanbul Tıp Fakültesi Lepra Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürlüğü yaptı. Ayrıca, Dermatoloji Laboratuarının, Behçet Hastalığı ve Cinsel İlişkiyle Bulaşan Hastalıklar Polikliniklerinin kurulmasına öncülük yaptı, Ulusal Lepra Kontrol Programını koordinatörü olarak proje, planlama ve uygulamalarını gerçekleştirdi. 1989'da bir grup Atatürkçü ile birlikte, devrim yasalarının ve laikliğin korunması amacıyla kurulan Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği'nin (ÇYDD) kurucularından oldu ve Genel Başkanlığına seçildi. 1990'da oluşturulan "Öğretim Üyeleri Derneği" nin kurucularından oldu ve II. Başkanlığını yaptı. 1990'da "İ.Ü. Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi'nin kuruluşunda görev aldı. Müdür Yardımcılığını yaptı, Kadın Sağlık derslerinin koordinatörlüğünü yaptı. 1995'te Kandilli Kız Lisesi Kültür ve Eğitim Vakfı'nın (KANKEV) kurucusu ve başkanlığı, İstanbul Tabip Odası ve Korunmaya Muhtaç Çocuklar Vakfı'nın da üyeliğini yaptı. 2002'de emekli oldu. Gönüllü olarak ÇYDD'nin Genel Başkanlığını, KANKEV Vakfı ile Cüzamla Savaş Derneği Başkanlığını sürdürdü. 2000'de Sosyal Hizmetler Danışma Kurulu üyeliğine seçildi. YÖK üyeliği ile görevlendirildi (2001 - 2007). Başbakanlık İnsan Hakları Danışma Kurulu üyeliği ve İstanbul İl İnsan Hakları Kurulu üyeliklerinde bulundu. 440 yayın yaptı. Bu yayınlardan 50 si yabancı dergilerde yayınlanan tıbbi çalışmaları, 204 ‘ü tıbbi, sosyal ve siyasal içerikli gazete makaleleri, 186'sı ise Türkçe tıbbi dergilerde ve kongre kitaplarında yayınlanan araştırma, derleme ve olgu bildirimlerinden oluşuyor. "I. Basamak Sağlık Hizmetlerinde Deri ve Zührevi Hastalıklar El Kitabı" adlı eseri 5 baskı yaptı. "At Kız" Çocukluk yaşamını anlatan kitabıdır. "Cumhuriyetin Bireyi Olmak" eserleri ile Radyo Cumhuriyet'teki programlarının dökümü olan "Radyo Cumhuriyet'te Çağdaş İnsan Söyleşileri", Mehmet Zaman Saçlıoğlu ile söyleşilerini içeren ve 7 baskı yapan "Güneş Umuttan Şimdi Doğar" ile Zehra İpşiroğlu'nun sorguladığı "Yapıcılığın Gücü" ve son olarak da Şefik Görkey yapılmış "Hekim Olmak" adlı eserleri bulunmaktadır. Değişik tarihlerde ve değişik kurum ve kuruluşlardan 48 önemli ödüle layık görüldü. Ayrıca Boğaziçi Üniversitesi tarafından kendisine cüzam ve eğitim alanındaki çalışmaları nedeni ile "Fahri Doktora" verildi. Eğitim alanında büyük uğraş verdi. Doğu, Güneydoğu ve Orta Anadolu bölgelerinde bulunan ve okuma imkanı bulunmayan, ailelerince önce maddi ve sonra da değişik nedenlerle okutulmayan binlerce öğrenciye "Kardelenler" projesi ile ulaşarak, burs vermek, yurt sağlamak suretiyle okuma imkanı sağladı. Onlarca okul ve öğrenci yurdu açılmasını temin etti. )


- SCHOLA CANTORUM[Fr. CHANTEUR(ŞANTÖR)] -ile

( Erkek şarkıcı./"CHANT" İLE Erkek şarkıcılar okulu. )


- SEB'A[Ar.] ile Sebâ[Ar.] ile SEBBÂH[Ar. < SİBÂHAT]

( Yedi/7. İLE Hz. Süleyman'ın eşi/zevcesi Belkîs'in, Yemen'de, hükmü altında bulundurduğu mâmur olan şehri. İLE Suda yüzen, yüzücü. | Yüzgeç. )


- SEBİL ile SEBİR ile SEBİR

( Kutsal günlerde karşılık beklemeden hayır için dağıtılan içme suyu. | Genellikle camilere bitişik özel bir biçimde yapılmış, karşılık beklemeden hayır için içme suyu dağıtılan taş yapı, sebilhane. | Meyan kökü şerbetini bir hayır için dağıtma. İLE Suret. | Renk. | Asıl. | Heyet. İLE Mekke yakınlarında bir dağ. )


- SECURİTY[İng.] değil/yerine/= GÜVENLİK


- SEDAY, HALUK (İST. 1957) :

( Rizespor'dan transfer edildi ve iki sezon (1979 - 1981) Sarıyer'de tescilli kaldı. Bu süre içinde 21 lig, 2 kupa ve 17 özel maç olmak üzere 40 maçta oynadı. Takımına 2 gol kazandırdı. Urfaspor'a transfer ederek Sarıyer'den ayrıldı. )


- SEFARET SOKAK :

( Büyükdere Mahallesi sokaklarından biridir. Büyükdere'de Rusya ve İspanya Sefareti yazlık binaları bulunuyordu. Bu nedenle İspanyol Sefaret binası yanındaki sokağa "Sefaret Sokak" ismi verilmiştir. )


- SEFER ile/ve SEFERÂN

( Arabî ayların ikincisi.[yılbaşının Muharrem olması itibariyle] İLE Muharrem ve Sefer ayları. )


- ŞEFKÂT ve/=/||/<> BAKIM/ÖZEN(İHTİMAM)


- SEHAKKULİ, DAVİT (...) :

( Büyükderelidir. Türkiye'de eğitim gören İran asıllı bir Ermeni. Ulusal Kurtuluş Savaşında Boğazlardan geçişleri kontrol için görev yapan İngiliz ve Yunanlılara tercüman olarak görevlendirildi. Ancak Türkiye'de büyüyüp, Türkiye'de eğitim aldığı için büyük Türk dostu idi. Bu nedenle Anadolu'ya silah, cephane ve insan kaçıranlara devamlı yardımcı oldu. Millicileri yakalanmaktan korudu ve kurtardı. Ancak zaferden sonra yoktan yere şikayet edilince Boğaziçi'nden takalarla Anadolu'ya silah ve cephane kaçıran Milliciler tarafından Bulgaristan'a kaçırıldı. Epey bir süre burada kaldıktan sonra suçsuz olduğu ve aslında Milli Mücadele için çalıştığı anlaşılınca Türkiye'ye dönmesine izin verildi. 1949 yılında Türkiye'ye gelince Fransızca öğretmenliği ve seyyar fotoğrafçılık yaparak hayatını kazandı. )


- SEHİM/SEHM[Ar.] değil/yerine/= PAY

( Pay/hisse karşılığı/bedeli. | Pay. | Yüksek çelik binaların tepesinin sürekli olarak sağa sola yaylanması. )


- ŞEHİR ve/> ARTI DEĞER


- ŞEHİR ile/değil EYALET


- ŞEHİR ile/ve/<> İNSAN-I KÂMİL


- ŞEHİR/MEDİNE[Ar.] değil/yerine/= KENT[< KAND]

( Kişinin katıldığı, hayatı tüm yönleriyle yaşadığını hissedebildiği yer. | Konutların, araçların birarada bulunduğu yer. )

( YATUK )

( POLİS )

( BURG/BURJUVA )

( TEMEDDÜN: Kentleşme. )

( SEMERKAND: Semer'in kenti. )

( )

( ŞÂR )


- ŞEHİR ve/<> MEDENİYET


- ŞEHİR ile/ve/||/<> ŞİİR


- ŞEHİR ile/ve/<>/< TANRI


- ŞEHİT KOM. ER. TANER YILDIZ DENİZER VE GÜRCAN DEMİRTAŞ ARKADAYLIK PARKI :

( Kısırkaya Mahallesindedir. 385,39 m²'lik bir alanı kapsamakta olup, 70,00 m²'lik yeşil alanı, 90,76 m²'lik çocuk oyun alanı bulunmaktadır. )


- ŞEHİT MİTHAT CADDESİ :

( Sarıyer Merkez Mahallesinin en önemli ve geniş caddesi olup 1950'li yıllarda cadde yapıldı. İsmi Yeni Sular Caddesiydi. Güneydoğuda görev yapan Asteğmen Mithat yılmaz, PKK tarafından şehit edilince, caddenin ismi "Şehit Mithat Yılmaz Caddesi" olarak değiştirildi. )


- ŞEHİT MİTHAT YILMAZ CADDESİ (YENİ YOL) :

( Hacı Ömer (Kumsal) meydanından başlayan cadde Mezarlıkları geçtikten sonra sona erer. Sarıyer deresinin üzeri kapandıktan sonra kapanan kısım Aralık suyu önündeki ışıklardan yukarıya doğru bu caddeye ek yapılınca cadde Sarıyer'in en uzun caddesi oldu. Eskiden Yeni yol olan ismi Sarıyerli gençlerden Astğ. Mithat Yılmaz'ın PKK baskınında şehit olması üzerine değiştirilerek "Şehit Mithat Yılmaz Caddesi" adını aldı. )


- ŞEHİT ÖĞRETMENLER PARKI :

( Ferahevler Mahallesinde Kaymakamlık Bahçesi'ndedir. 423,00 m²'lik bir alanı kapsar, 300,00 m²'lik yeşil alanı bulunmaktadır. )


- ŞEHİT P. UZM. ÇVŞ. TUNAHAN KARTAL PARKI :

( Kocataş Mahallesindedir. 869,51 m²'lik bir alan üzerinde olup, 452,14 m²'lik bir yeşil alanı, 113,46 m² çocuk oyun alanı bulunmaktadır. )


- ŞEHİT POLİS M. EMİN KEPÇE PARKI :

( Cumhuriyet Mahallesindedir. 549,97 m²'lik bir alanı kapsamaktadır. 127,90 m²'lik yeşil alanı, 61,29 m²'lik çocuk oyun alanı ve 16,92 m²lik bir tesisi vardır. )


- ŞEHİT POLİS ZEKERİYA YURDAKUL PARKI :

( Pınar Mahallesinde olup, 392,00 m²'lik bir alanı kapsar, 236,00 m²'lik yeşil alanı, 96,00 m²'lik çocuk oyun alanı ve 60,00 m²'lik de spor alanı bulunmaktadır. )


- ŞEHİT ÜSTEĞMEN ALİ BÜYÜKDİCLE İLKÖĞRETİM OKULU :

( Şehit Üsteğmen Ali Büyükdicle İlköğretim Okulu 1978'de Vakıf Bahçe İlk Okulu olarak ahşap binada eğitim ve öğretime başladı. Bina yeterli olmayınca okula yeni derslikler ilave edildi ve ismi de 1986/1987 ders yılında Şehit Üsteğmen Ali Büyükdicle İlk Okulu olarak değiştirildi. )


- ŞEHİTLİK DERGÂHI :

( Rumelihisarında Şehitlik mevkiindedi. Son şeyhi Şeyh Mahmut Efendi olup Nakşibent tarikatı mensubudur. )


- ŞEHİTLİK MEZARLIĞI :

( Rumelihisarı'nın üst kısımlarında Boğaziçi Üniversitesine yakın bir yerdedir. Şehitlik mezarlığına Nafi Baba Mezarlığı'da denilmektedir. Bu mezarlık da ortadan kaldırıldı. )


- ŞEHİTLİK MEZARLIĞI :

( Uskumruköy Mezarlığının bir adı da "Şehitlik" tir. Halk arasında Şehitlik Mezarlığı denilmektedir. Kilyos yoluna girişte soldadır. Kırım Savaşı (1856) sırasında yaralanan askerlerin, Kilyos kalesine getirilerek tedavi edilmeleri sırasında şehit olanların bu mezarlıkta gömülmeleri nedeniyle bu mezarlık "Şehitlik" adını almıştır. )


- ŞEHİTLİK TEPESİ :

( Rumelihisarı'nda bulunan iki tepeden biridir. Şehit Tepesine bu adın verilmesine neden Rumelihisar kalesinin inşasına mani olmak isteyen bir Bizans müfrezesi ile çarpışan Osmanlı müfrezesinden şehit olan askerlerin burada gömülmesidir. Buraya Şehitlik de denilmektedir. )


- ŞEHİTLİK :

( Bahçeköy, Neşet Suyu piknik yerindedir. Piknik yerinde yapılan kazılarda meydana çıkan şehitlik ve mezar taşında şöyle yazmaktadır: Hassa Nizamiye VI. Alayının III. Taburunun V. Bölüğünde II. Onbaşının III. Neferi Karahisan Yusuf Bin Veli: Ömrün uzun ede Sultanı Azizin Mevla/Bendeganı ola muaffak ala/Geldi Karaburuna mesele - i Sabıkada/Düvel - i müttefika askeri doldu hercai/Askeri hassa dahi geldi sene 71/Burada etti vefât on üçü hükmen şüeda/Gaip olmuş idi bilinmez iken asan heman/Buldu meşhetlerini yaptı Franko Paşa/Vüzeradan mutassafuri Cebelü Lübnan'a/İmmeti klaı cibali fahri vatandır hakka/Pek güzel oldu müsella şüheda makberesi/Okuyup makberine ervahına kıl hayır dua/Sırrı yaz cevheri tarih bu makama layık/Hayr ile kıldı Franko Paşa 1287/Hassa redif VI Alay neferatından Alaiyeli Ahmet/Alayı meskur nefaratından Alaiyeli Süleyman/Alayiyeli meskur nefaratından Mehmet/Alayi meskur nefaratından alaiyeli Mehmet/Alayı meskur nefaratından Alaiyeli Mehmet/Hassa redif VI. Alay nefaratından Alaiyeli Ali/Alayi meskur nefaratından Milaslı Süleyman/Alayi meskur nefaratından Alaiyeli Mehmet/Alayi meskur nefaratından Alaiyeli Abdullah/Alayi meskur nefaratından Alaiyeli Mehmet/Alayi meskur nefaratından Alaiyeli Abdurrahnman. - /Ketebehu elmevlevi Zeki Dede Gufurele". )


- ŞEHREMİNİ ile ŞEHREMÂNETİ

( Belediye başkanı. İLE Belediye, yerel yönetim. | Belediyeciliğin, ilk biçimi. )


- ŞEHRÎ/ŞEHRİYYE[Ar.] ile ŞEHRÎ[Ar.]

( Aylık, ayla ilgili. İLE Şehirli. | İstanbul'lu, İstanbul'da doğup büyüme. | İnce, kibar. )


- SEKİ ile SEKİ/L

( Evlerin önüne, oturmak için taş ve çamurdan yapılan yer. | Oturulacak sedir biçiminde taş ya da set. | Toprak üstündeki yükseklik, doğal set. | Akarsuların iki yakasındaki yamaçlarda, bazı deniz ve göl kıyılarında görülen basamak biçiminde yeryüzü biçimi, set, taraça, teras. İLE Atın ayağında, genellikle bileğe ya da dize kadar çıkan beyazlık. )


- SEKS ODA" değil SEK SODA


- SEKŞIN[İng. < SECTION] değil/yerine/= GRUP


- SEKSİYON[Fr., İng. SECTION] değil/yerine/= BÖLÜM


- SELÂMSIZ ile ...

( Üsküdar'dadır. )


- SELANİKLİ AYŞE HANIM PARKI :

( Bahçeköy'dedir. 984,00 m²'lik bir alanı kapsalaktadır. 492,00 m²'lik yeşil alanı, 75,00 m²'lik çocuk oyun alanı bulunmaktadır. )


- SELÇUK, MÜNİR NURETTİN (SARIYER, 1900 - 1981) :

( Türk sanat müziği beste ve ses sanatçısıdır. Beyazıt İdadisini ve Soğukçeşme Rüştiyesini bitirdi. Kadıköy Sultanisi 10. sınıfta iken tarım eğitimi almak için Macaristan'a gönderildi. Çocuk yaşta sesiniz güzelliği ile dikkat çekti. Rauf Yekta Beyin teşviki ile Hafız Ahmet Efendi ve Hoca Ziya Bey'den usul ve makam dersleri aldı. Kadıköy Darüttalimi Musiki Cemiyetine girdi ve ilk konserini 15 yaşında 1915'te verdi. Bilahare Darülelhan'da (İstanbul Belediye Konservatuarı'na) girdi. Öğrenimini Leon Hancıyan Efendi'den ve Muallim İsmail Hakkı Bey'den dersler alarak sürdürdü. 1918'de Şark Musiki Cemiyeti'nin kurucuları arasında yer aldı. Mütareke yıllarında Musiki Hümayunda görev aldı. 1923 - 1928 yılları arasında Ankara'da Riyaset - i Cumhur Musiki Heyeti'nde çalıştı. 1928'de tekniğini ilerletmek için Paris'e gitti ve bir yıl kalarak, şan, piyano ve solfej dersleri aldı. Bu tarihten sonra devamlı konserler düzenledi. 1953'te İstanbul belediyesi Konservatuarı şefi oldu. İlk bestesini 1920'de yaptı. 400 plak yaptı, eski ve yeni tarzda 150 bestesi var. Atatürk'ün huzurunda şarkı okuyan nadir sanatçılardan biridir. )


- SELÇUKLU TÜRKİYE'Sİ KENTLERİNİN SANLARI/UNVANLARI

( Ahlat: Kubbet ul-hlâm (İslâm'ın kubbesi)
Aksaray: Dâr uz-zafer, Dâr ül-Cihâd ve Dar ur-ribât (II. Kılıç Arslan'ın askerî üssü olduğu ve hayır müesseseleri kurduğu için)
Amasya: Dâr ul-'lzz (İzzet ve şeref şehri)
Ankara: Dâr ul-htsm (Müstahkem belde)
Antalya: Dâr us-sagr (Uc, hudûd şehri)
Bayburt: Dâr ul-celâl (Ululuk şehri)
Denizli(Sâdık): Dâr us-sagr (Uc, hudûd şehri)
Erzincan: Dâr un-nasr (Yardıma mazhar şehir)
Kayseri: Dâr iil-Feth ya da Dâr ül-mülk (birincisi Sultan Alâeddin'in fetihlere burada hazırlandığı, ikincisi Konya'dan sonra paytaht olduğu için bu unvanları almış)
Konya: Dâr ül-mülk (Paytaht)
Malatya: Dâr ur-rifa (Üstünlük ya da asâlet şehri)
Niğde: Dâr ul-pehlevâniyye (Pehlivanlar beldesi)
Samsun: Dâr us-sagr (Uc, hudûd şehri)
Sinop: Lezûet ul-'uşşak (Âşıklar adası)
Sivas: Dâr ul-'alâ (Yücelik beldesi)
Tokat: Dâr ün-rmsret (Yardım şehri) )


- SELEN, FEYYAZ (ANTALYA, 1990) :

( Sivas Belediyespor'dan savunma oyuncusu olarak transfer edildi ve bir sezon (2018/2019) tescilli kaldı. Sarıyer forması altında 31 lig maçı oynadı ve takımına 2 gol kazandırdı. Sezon sonunda serbest bırakıldı. Yol Spor, Atiker Konya, Ank. Demirspor, Nazilli Belediyespor, Konya Anadolu Selçuklu, Adıyamanspor, Van B.Ş. Belediye, Sivas Belediyespor ve Sarıyer'de oynadı. )


- SELİK, CAFER (İST. 1969 - 1996) :

( İ. Ü. Orman Fakültesinde Araştırma Görevlisiyldi. İlk ve ortaöğrenimini Sinop'ta (1973 - 1983), lise öğrenimini 1986 yılında Denizli Cumhuriyet lisesinde tamamladı. İ. Ü. Orman Fakültesi Orman Mühendisliği Bölümünden 1990 yılında mezun oldu. 1993 yılında "Ormancılıkta Uzaktan Algılama" adlı yüksek lisans tezini ve sınavlarını başarıyla tamamlayarak Orman Yüksek Mühendisi ünvanıyla mezun oldu. İ.Ü. Orman Fakültesi Orman İnşaatı ve Transforu Anabilim Dalı'nda açılan sınavı kazanarak Ardaştırma görevlisi olarak işe başladı. "Orman ve Yol Şebekeler inin Planlanmasında Coğrafi Bilgi Sistemleri" konulu doktora tezini harlamaktayken 13.08.1996 tarihinde vefât etti. )


- SELİK, PROF. DR. MUZAFFER (AYDIN/SÖKE, 1926) :

( Üniversite Öğretim Üyesi. İlk ve orta eğitimini Aldın ve İzmir'de tamamladı. 1944'te İzmir İnönü Lisesinden, 1948'de İ.Ü. Orman Fakültesinden mezun oldu. Bir süre Orman teşkilatında çalıştıktan sonra 1953'te İ.Ü. Orman Fakültesi Orman Botaniği Kürsüsüne asistan atandı. "Kızılçam (Pinus bruta Ten.)'in Botanik Özellikleri Üzerine Araştırmalar ve Bunların Bilhassa Halep Çamı (Pinus hale pensis Mili.) Vasıfları ile Mukayesesi" tezi ile 1957'de "Ormancılım Bilimleri Doktoru" unvanı aldı. "Kızılçam (Pinus bruta Ten.) de Reçinenin Teşekkülü, Salgılanması ve Bunlara Tesir Eden İç ve Dış Faktörler" adlı tezi ile 1964'te "Orman Botaniği ve Ormancılık Fitopatolojisi" bilim dallarında "Üniversite Doçenti" unvanını aldı. 1972'de "Türkiye Odunsu Bitkileri, Özellikle Orman Ağaçlarında Hastalık Amili ve Odun Tahripçisi Mantarlar" adlı tezini takdim ederek profesörlüğe yükseltildi. Yaptığı çalışmalar sonucunda 1990'da Avusturya Cumhurbaşkanı Dr. Kurt Waldheim tarafından "Avusturya 1. Sınıf Bilim ve Sanat Nişanı" ile ödüllendirildi. 1993'te emekli olan Muzaffer Selik'in 7 kitabı va 40 makalesi (6 sı yurt dışında bilimsel dergilerde yayınlandı) 7 adet çeviri ve 3 sempozyum bildirisi bulunmaktadır. )


- SELİM SABİT EFENDİ (VİZE, 1829 - 1910); İLK ÇAĞ EĞİTİM BİLİMİCİSİ, OSMANLI\'DA EĞİTİMİN MODERNLEŞMESİ İÇİN ÇOK BÜYÜK UĞRAŞLAR VEREN BİR BİLİM ADAMI, EĞİTİMCİ, ÖĞRETMEN. VİZE/EDİRNE\'DE DOĞDU. EĞİTİM İÇİN İSTANBUL\'A GÖNDERİLDİ. GAZANFER AĞA SONRA DA FATİH MEDRESESİNDE OKUDU. 1851\'DE DARÜLFUNUNA KAYDOLDU, 1854\'TE BURADAN MEZUN OLDU. PARİS\'TEKİ TÜRKLERİ EĞİTMEK ÜZERE FRANSA\'YA GÖNDERİLDİ :

( Paris'te kaldığı sürece Mekteb - i Osmani ve diğer okullarda Osmanlı Türkçesi dersi verdi. Ayrıca öğrenime devam etti ve Fransızca hesap, cebir, hendese, müsellasat cerr - i eshal, hey'et ve hikmet - i tabiye derslerinden sertifika aldı. 1861'de İstanbul'a döndü. İstanbul ve diğer Osmanlı şehirlerinde başlayan "Usul - i cedide" yani çağdaş pedagojinin öncüsü oldu. Süleymaniye de Numune Mektebini açtı. Bu okula getirdiği yenilikler yüzünden tepki gördü ve görevinden alınıp Galatasaray Mekteb - i Sultanisi İkinci Müdürlüğüne getirildi. Sultan Abdülaziz ölümü ile ilgili yazısı nedeni ile azledildi (1888). Sarıyer'de ikamet eden Selim Sabit Efendi'nin bazı eserleri: Miyarü'l - kelam, Tahvil - i Mikyas Levhaları, Muhtasar Hesap Risalesi, Muhtasar Tarih - i Osmanı, Elifbâ - yı Osmanî, Muhtasar Coğrafya Risaleleri, Nahv - ı Osmani ve Rehnüma - yı Muallim kitaplarıdır. )


- SELLA/CELLA ile/||/<> APSİS ile/||/<> TRANSEPT ile/||/<> ÇAN KULESİ ile/||/<> PİETA

( Eski Yunan ve Roma'da içinde kült heykelinin korunduğu, tapınağın en kutsal bölümü. İLE/||/<> Kiliselerde korunun arkasında bulunan ve camilerdeki mihrap bölümünün karşılığı olan, tonoz ya da kubbe ile örtülü bölüm. İLE/||/<> Örtü sisteminde nefleri dik açı ile kesen ve altyapıya da yansıyan birim. Kiliselerde apsisin önünde nefleri dik olarak kesen uzun mekân. Kilisenin planını bir haç biçimine sokan bu mekânda kral galerisi ve kilise orgu da yer alır. Bazı kiliselerde haç biçimli planın doğusunda da ek bir transept bulunur. İLE/||/<> Kilise çanının bulunduğu yapı. Başlı başına bir mimari yapı sayılabilecek örneklerine de rastlanır. İLE/||/<> İsa'nın betimleniş türlerinden biri.[Ölü İsa'nın gövdesi annesinin kucağında ya da kolları arasındadır.][Kökeni XIV. yüzyıl Almanya'sına dayanır. Daha çok resim sanatında rastlanır. Heykel alanında da bilinen örnekleri vardır.] )


- SEMANİYE ve/||/<>/> SÜLEYMANİYE


- SEMERKANT ile/= MARAKANDA

( Semiz/bereketli anlamınadır. İLE/= Sogdiane devletinin başkenti olduğu, M.Ö. IV. yüzyıldaki adı. )


- ŞEMSİYE ile/ve/||/<>/> GÖLGE


- SEMT ile/ve MAHALLE

( Coğrafyası/topografisi belirler. İLE/VE Mescid belirler. )


- ŞEN, MUSTAFA (BAHÇEKÖY, 1934) :

( Ticaretle uğraşır. Bahçeköy Muhtarlığı ve 1992 - 1994 döneminde Bahçeköy Belediye Meclisinde DYP üyesi olarak görev yaptı. )


- ŞEN, NURETTİN :

( Demokratik Sol Partide siyaset yaptı ve 1994/1999 yerel seçimlerinde DSP listesinden Sarıyer Belediye Meclisine üye seçildi. )


- ŞEN, YUSUF (RİZE, 1952) :

( Terzi dir, Sarıyer'de ikamet eder. 3 dönem (2002 - 2009) THK. Sarıyer Şubesi Başkanlığı, 3 dönem Sarıyer Kaymakamlık Derneği Başkanlığı, 3 dönemde Kzılay Sarıyer Şubesi Başkanlığı yaptı. Sarıyerliler Derneği ve Sarıyer Spor Kulübü üyesi olup, Sarıyer Spor Kulübü Divan üyesidir. )


- SENAR, MÜZEYYEN (BURSA, 1919) :

( Rumelihisarlıdır. Müzik eğitimine Anadolu Müsiki Cemiyetinde başladı. Kemençe Üstadı Kemal Niyazi Seyhun ve udi Hayriye Hanım, Saadettin Kaynak, Lemi Atlı ve Nafiz Irmak'tan ders aldı. 1933'te profesyonel olarak sahneye çıktı, gazinolarda okumaya başladı. Mustafa Kemal Atatürk'ün huzurunda şarkı okudu. 1938'de Ankara Radyosunun ilk yayınına katıldı ve 1941 yılına kadar devam etti. Pek çok plak yaptı. Son sahne konserini 1983 yılında İstanbul'da Bebek Gazinosunda verdi. Bu tarihten sonra özel müzik toplantılarına katıldı. 1998'de Devlet Sanatçısı seçildi. )


- SENCER, SADULLAH (İST. 1924 - 1980) :

( Lise tahsili gördü. İş hayatına sinema işletmecisi olarak atıldı. Sarıyer Spor Kulübü'nde üç dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. )


- SENED-İ HÂKANÎ ile ...

( Tapu senedi. )


- ŞENESEVLER ile ŞEN ESENEVLER


- ŞENEVLER CAMİİ :

( Tarabya'da Şenevler yerleşim bölgesinde bulunan bu camii bulunduğu semtin adını almış olup tarihi özelliği yoktur. )


- ŞENGÜL, SEDAT (İST. 1942) :

( İthalat ve ihracat işleri yapan bir şirketin sahibidir. Sarıyer Spor Kulübü'nde 1 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. )


- ŞENGÜN, EYÜP (İST. 1944) :

( Zincirlikuyu Sanat Okulunu bitirdikten sonra İETT'de memuriyet hayatına başladı ve bu kurumdan emekli oldu. Futbola Sarıyer altyapısından başladı. İETT kulübüne transfer ettikten bir süre sonra tekrar geri alındı. 6 Sezon (1969 - 1975) profesyonel olarak tescilli kaldığı Sarıyer S. K. de 151 lig, 3 amatör lig, 1 kupa maçı olmak üzere 155 resmi ve 40 özel maçla birlikte 196 müsabaka oynadı. Lig maçlarında takımına 3 gol kazandırdı. Üyesi olduğu Sarıyer S. K. de 9 dönem yönetim kurulu üyesi ve genel kaptan olarak görev yaptı. 1940 Sarıyerli Sporcular Derneği kurucu üyesidir. Bu dernekte de yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. "Büyük Eyüp" olarak tanınır. )


- SENİ, SENDEN EDEN ile/değil/yerine SENİ, SEN EDEN


- ŞENKAN, ENGİN (İST. 1944) :

( Sarıyerli olup tiyatro ve sinema sanatçısıdır. Ankara Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümünden mezun oldu ve Yüksek lisans yaptı. Tanrı, Fırtına, Kuvvayi Milliye, İvan İvanoviç Varmıydı Yokmuydu, Üç Kuruşluk ve İzin günü gibi pek çok oyunda oynadı. Ayrıca; Baba Ocağı, Hatırla Sevgili, Azap Yolu, Son Osmanlı Yandım Ali, Misi, Büyük Umutlar, Serseri, Kumsaldaki İzler, Kınalı Kar, Koltuk Sevdası, Bizim Çocuklar Ah Bir Zengin Olsam, Eltiler, Yazlıkçılar, Bizimkiler, Kaçamak, Yalnızlar gibi pek çok sinema filmde rol aldı. )


- ŞENKAN, ENGİN (İST. 1944) :

( Sarıyerli sinema ve tiyatro sanatçısı. Çocukluğu Sarıyer'de geçti. Halen Tarabya'da ikamet etmektedir. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesinde okurken, Ankara Cebeci Devlet Konservatuarı sınavlarını kazandı ve buradan 1970'de mezun oldu. Mezun olduğu okulda masterini yaptı. 1978'de İstanbul'a döndü. İstanbul Devlet Tiyatrosunda görev aldı ve buradan emekli oldu. Elliden fazla tiyatroda ve yüze yakın filmde oynadı. Filmlerinden bazıları "Bizimkiler", Yazlıkçılar ve Kelebeğin Rüyası". )


- ŞENOL, İBRAHİM (İST. 1953) :

( Sarıyerli, inşaat mühendisi. Siyasete Anavatan saflarında atıldı. 1999 - 2004 ve 2004/2009 yerel seçimlerinde olmak üzere iki dönem Sarıyer Belediye Meclis üyesi olarak seçildi. Belediye Başkan Yardımcısı olarak görev yaptı. Sarıyerliler Derneği ‘SA - DER) üyesi olup Yönetim Kurulunda bulundu. Aynı zamanda Sarıyer Spor kulübü üyesidir. )


- ŞENTÜRK, AYDIN (ORDU, 1966) :

( Pınar mahallelidir, Ortaokulu bitirdikten sonra iş hayatına atıldı, ticaretle uğraşıyor. Kurucularından olduğu Pınarspor Kulübü başkanıdır. (2019) )


- SEPETÇİLER SOKAK :

( Büyükdere Mahallesi sokaklarından biridir. Eskiden sepet, küfe ve çavalye yapan ustaların bir arada ikamet etmeleri nedeni ile sokağa "Sepetçiler Sokak" ismi verilmiştir. )


- SERAMİK ile/||/<> LAKABİ

( ... On ikinci yüzyılda Selçuklular döneminde İran'ın Kaşan kentinde üretilen bir tür seramik. )


- SERAPİON TAPINAĞI :

( Rumelikavağı'nın Mavramolos (Karataş) mevkiinde putperestlik döneminde Serapion tapınağı ve cümle putların anası Rea'nın mabedi bulunuyordu. )


- SERDARLI, NİLÜFER (ŞİŞLİ, 1951) :

( İş hayatına bankacı olarak atıldı ve 1990'da Garanti Banksından emekli oldu. Sosyal çalışmalara ağırlık verdi ve 1989 yılında kurulan ÇYDD'e üye oldu ve Sarıyer Şubesinde görev aldı. 2000'de ÇYDD Zekeriyaköy Şubesin kurucu üyesi olarak görev aldı. Resim çalışmalarını İstasyon Sanat Evi Seabri Berkel atolyesinde başladı. Sarıyer Halk Eğitim merkezi, Pera Sanat Evi, Arzu Başyaran Atölyesi, Galip Nahit Noyan ve Sarıyer Sanat Evi'de devam ettirdi. Halen Sarıyerliler Derneği'nde Muhip Süeltürk atölyesinde çalışmalarını sürdürmektedir. 1994 ve 1995 Shem 1. ve 2. Yıl Karma Sergisi, 1995 Karaköy ve Bayrampaşa Rotary Kulüpleri İşitme Engellilere Destek Karma Sergisi, 2000 ÇYDD Zekeriyaköy Şubesi Kuruluşuna Katkı Karma Sergisi, 2002 ÇYDD Genel Merkez Resim, Heykel ve Seramik Sergisi, 2007 Galeri Art - İst Sarıyer Sanat Evi Karma Resim Sergilerine katıldı. 2007 Biz Kaç Kişiyiz platformu İlçe yapılanmasını sağladı. 2008'de Memleket Sevdalıları Derneği Kurucu Başkanı olarak dernek kuruluşunu gerçekleştirdi. Sarıyerliler Derneği (SADER) bünyesinde çalışmalarını sürdürmektedir. )


- SERDAROĞLU, FAHRETTİN (KOZLUK - KOCAALİ/SAKARYA; 1950) :

( İlkokulu Kozluk (1961), Ortaokulu Karasu (1965)'da bitirdi. Bolu Öğretmen Okulundan 1967 - 1968'de ilkokul öğretmeni olarak mezun oldu. Karasu Hürriyet Köyünde iki yıl görev yaptıktan sonra askerlik görevini Manisa'da Ali Okulunda yaparak tamamladı. 1971 yılında tayinle gittiği Bolu/Akçakoca İlçesi Yenice köyünde öğretmen olarak görev yaptı ve aynı yıl evlendi. Akyazı ilçesinin Taşburun köyünde dört yıl süre ile öğretmen olarak görev yaptıktan sonra, Sarıyer/Kireçburnu Şükrü Naili Paşa İlkokuluna atandı.1996 yılında emekli oldu.1965 yılında öğretmen okulunda öğrenci hareketlerine katıldı. 1969 yılında TÖS (Türkiye Öğretmenler Sendikası)'na üye oldu ve yönetim kuruluna seçildi. 12 Mart 1971'de TÖS kapatıldı. Aynı yıl içinde TÖB - DER'e üye oldu.1980'de TÖB - DER kapatıldı. 1975'te Akyazı Halkevine, 1983'te EĞİT - DER'e üye oldu. 1990'da Türkiye'de ilk kez kurulan Eğitim İş Sendikası kurucusu ve Sarıyer İlçesi Şube Başkanlığını yaptı. Emekli olduktan sonra CHP'ye üye oldu. Aynı yıl Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Sarıyer Şubesi Kurucusu ve başkanı oldu. Başkanlık görevini 2015 itibariyle devam ettirmekte olup, aynı zaman Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) ve Emekli - Sen üyesidir. )


- SEREZLİLER YALISI/TACİRLER YALISI :

( Yenimahalle'de Karakütük Caddesi üzerindedir. 1901'de yapılan yalı sahiplerinin adı ile anılıyor. Bu yalı da sahip değiştirdi. Tacirler ailesine geçen yalı 1994'te büyük onarım gördü. )


- SERGEN, SEMİH (İST. 1931) :

( Büyükderelidir. İstanbul Erkek Lisesini bitirdi. 1949'da Ankara Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümünü birincilikle bitirdi. Tiyatroya çocuk yaşta Sarıyer Halkevinde başladı. Elli yılı aşkın bir süreden beri Devlet Tiyatroları bünyesinde bulunmakta; oyuncu, yönetmelik, yönetici ve öğretmen olarak görev yapmaktadır. 1976'da Bölge tiyatroları kurulması tasarısı üzerinde çalışmış ve hazırladığı tasarıyı TBMM sundu. Ankara Devlet Konservatuarı, Dokuz Eylül Üniversitesi Tiyatro Bölümü, Anadolu Üniversitesi Televizyon Bölümü, Gazi Üniversitesi. İlahiyat Fakültesi ve Selçuk Üniversitesinde sahne ve darama hocalığı yaptı. 100'den fazla oyunda başrol oynadı, 40'dan fazla oyun sahneye koydu. Oyunlarından; Çınar ile Ihlamur, Erkek ve Kadın, Saz Kafeste Mor Kuşlar, Bir Hilal Uğruna, Bahar Gecikti, Kardeş Kanı, Son Kuşlar ve III. Selim adıyla kitaplarda toplandı. Burçak, Yakarış, Niyaz Dalları, Eskitemedim Gökyüzünü, Ölüm Kalım Savaşı Destanı, Nergisleri Bölüşmek, Gönüller Işığı Mevlana, Kuruyduk Yaş Olduk, Mevlana'dan Aşk Ezgileri, İstanbul Kara Sevda, Balık Kavağa Çıkınca isimlerini taşıyan şiir kitapları var. )


- SERHAT/SERHAD[Fars., Ar.] değil/yerine/= SINIR BOYU


- SERHAZİN SÜLEYMAN AĞA CAMİİ :

( Bu cami Baltalimanı deresinin doğu tarafında olup Emirgan sınırları içinde kalır. Baltalimanı'na adını veren Baltaoğlu Süleyman Bey adına yaptırıldığı için bu adı almıştır. Cami 15. yy. da inşâ edildi. Onarım sırasında (1826/1827) eski hüviyetinden uzaklaştı. 1960'daki onarım sırasında ise bütünü ile tarihi özelliğini kaybetti. )


- ŞERİA ile/ve/||/<> TARİKA ile/ve/||/<>/> MEZHEB ile/ve/||/<> CADDE ile/ve/||/<> NEHEC

( İnanç yolu.[< ŞERİA: Hayvanların suya gidip geldiği geniş yol. > Büyük kalabalıkların yürüdüğü inanç yolu.] İLE/VE/||/<> Doğal olarak oluşmuş ya da ölçülü biçimde oluşturulmuş geniş yol. )


- ŞERİFE BACI PARKI :

( Ayazağa mahallesindedir. 335,00 m² alanı kapsamakta olup, 150 m²'lik yeşil alanı var. )


- ŞERİFLER YALISI :

( Boğaziçi'nin eski yalılarından biri olup 17. yy. ın ilk yarısı içinde yapılan Emirgüneoğlu Yusuf Paşa Yalısı idi. Paşanın Divanhanesi olan yalı 18. yy. da Hazine - i Hümayun Başyazıcısı Feyzizade Mehmet Bey tarafından müstakil yalıya dönüştürüldü. Yalı 19. yy. da el değiştirerek Mekke Şerifi Abdülillah (Abdullah) Paşa'nın malı oldu. Bu nedenle "Şerifler Yalısı" adı ile anılır oldu. Şerifler yalısı 1971'de Sait Çiftçi varislerinden satın alınarak Türk İslam Eserleri müzesine tahsis edildi. )


- SERPUŞ MÜZESİ :

( Rumelihisarı'nın üst kısmında ve Duatepe Parkı içindedir. 12.07.1989'da açıldı. Türk Kültürüne Hizmet Vakfı'nın girişimi ile açılan bu müze Türkiye'deki ilk serpuş (başlık, şapka gibi) müzesidir. Müzede Türkiye'de kullanılan serpuşlar (başlık tipleri) mezar taşları üzerinde yapılan araştırmalar sonucu hazırlandı. Bu müze bilahare kaldırıldı. )


- SERT, AHMET (SARIYER, 1957) :

( Sarıyer altyapısından yetişti ve yaş gruplarında oynadıktan sonra profesyonel takım kadrosuna alındı ve 7 sezon (1976 - 1983) kadroda kaldı. Bu süre içinde 82 lig, 36 amatör lig, 13 kupa ve 4 turnuva olmak üzere 135 resmi ve ayrıca 43 özel maçla birlikte toplam olarak 178 maçta oynadı. Lig maçlarında 14, amatör lig maçlarında 14, kupa maçlarında 8, turnuva maçlarında 1 olmak üzere resmi maçlarda 37 ve özel maçlarda attığı 15 golle birlikte toplam olarak takımına 52 gol kazandırdı. Karagümrük Kulübüne transfer ederek Sarıyer'den ayrıldı. Teknik direktör lisansına sahip olup birçok takım çalıştırdı. Siyasete Anavatan (ANAP) saflarında başladı ve İstanbul İl Genel Meclisi Üyesi olarak görev yaptı. İl Genel Meclisinde bulunduğu beş yıllık dönem için arka arkaya beş dönem Daimi Encümen Üyesi olarak görev yaptı. Sarıyer Spor kulübünde 7 dönem yönetim kurulu üyesi olarak sorumluluklar üstlendi. )


- SERT, MAHMUT (ADANA, 1948) :

( Anadoluhisarı İdman Yurdu kulübünden transfer edildi ve 2 sezon (1976 - 1978) Sarıyer Spor Kulübünde tescilli kaldı. Bu süre içinde 58 lig, 4 kupa maçı olmak üzere 62 resmi ve ayrıca 20 özel maçla birlikte toplam olarak 82 maçta Sarıyer takımında oynadı. Lig maçlarında 4 ve özel maçlarda 1 olmak üzere takımına 5 gol kazandırdı. Beykoz'a transfer ederek Sarıyer'den ayrıldı. )


- SERTER, NAFIZ (MADEN, 1938) :

( Kahveci Nafız olarak tanınır. Muhtar baş azası idi. Muhtar Osman Telseren'in ayrılması üzernine 2 yıl muhtarlık yaptı. İlk yerel seçimde muhtar adayı oldu ve kazandı. 7 dönem seçildi ve toplam 31 yıl Maden Mahallesi Muhtarı olarak görev yaptı. )


- SERVİ ÇİMENZARİ KASRI :

( Sultan II. Selim'in (1566 - 1574) Tarabya'ya gelişinde Sadrazam Sokulu Mehmet Paşa'ya çok beğendiği Tarabya'da bir kasır yaptırmasını emretmiş ve ismini de "Servi Çimenzari" koymuştur. Sultan II. Mahmut (1808 - 1839) 1829 yaz mevsimini Tarabya çayırında ordugâh kurarak geçirmiş, bu kasırlarda kalmıştır. Sonraları Sultan Abdülmecid (1839 - 1861) bu kasırda kalmış olmasına rağmen yıktırılmıştır. Sultan II. Abdülhamid' de (1876 - 1909) kasrın bulunduğu araziyi Almanlara vermiş, kasrın yerine Alman Büyükelçiliği yazlık binaları yapılmıştır. Kırım Savaşı sırasında "Servi Çimenzari Kasrı" hastane olarak kullanılmıştır (Bkz. Almanya Büyükelçiliği yazlığı; Tarabya). )


- SES ile/ve/değil/||/<>/>/< "ES"[< S][ARA (VERMEK)]


- SESİZLİK" değil SESSİZLİK


- SET RESTAURANT :

( Kireçburnu'nunda bulunan ve çok ünlü restaurantlardan biridir. )


- SET[Ar.] ile SET[İng.]

( Toprağın kayıp akmasını ya da suyun yayılmasını önlemek için yapılan kalın duvar. | Bulunulan yerden daha yüksekte kalan düzlük. | Seki. | Ateşli silahlarda, namlunun içindeki helisin çıkıntı bölümü. İLE Oyunlarda, karşılaşmanın her bir bölümü. )


- SETLİÇ[Çekoslavakya'da, Sedlitz köyünün adından] değil/yerine/= MADENSUYU | LİMONATA

( İç sürdürücü bir madensuyu. | Karbonat katılarak köpürtülmüş limonata. )


- SEUL ile ...

( BAŞKENT [Kore dilinde] )


- SEVGİ PARKI :

( Tarabya Mahallesindedir. 408,24 m²'lik bir alanı kapsar, 186,27 m²'lik yeşil alanı ve 60,91 m²'lik çocuk oyun alanı bulunmaktadır. )


- SEVİL, ENİS (İST. 1961) :

( Üniversite öğrenimini tamamladıktan sonra ABD'de mastır yaptı. Tekstil sanayinde iş hayatına atıldı. Korutaş Tekstil'in sahibi ve yönetici olup, Sarıyer Spor Kulübü'nde 1 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. Sarıyer'den sonra Galatasaray Spor Kulübü'nde de yönetici olarak görev aldı. )


- SEVİMLİ SOKAK :

( Büyükdere Mahallesi sokaklarından biridir. Bu sokağın ismi eskiden "Kirkor Sokak" tı. Sonraları sokağın ismi "Sevimli Sokak" olarak değiştirildi. )


- SEVİMLİ, YETER (SAMSUN, 1943 - 1992) :

( Boksör, boks antrenörü. Uzun yıllar Çayırbaşı'nda ikamet etti. İş hayatına polis memuru olarak atıldı. Ancak spor yapmaktan geri kalmadı. Boks dalında üstün başarılar gösterdi ve 9 kez Türkiye birincisi bir Akdeniz Oyunları ve Başkan şampiyonası ikincilikleri var. "Türk mitralyözü" olarak isimlendirilen Yeter 1969 jübile yaparak boksu bıraktı ise de antrenör olarak görev yapmaya devam etti. 1982'de emekli olduktan sonra bir fabrikada güvenlikçi olarak çalıştı. 12.11.1992 günü fabrikayı soymaya gelen 7 soyguncuya mani olmak için mücadele ederken vurularak öldürüldü. Cinayet faili meçhul kaldı. )


- SEVİNÇ, ÜMİT (İST. 1952 - 2012) :

( Sarıyerlidir. Baba mesleği olan aşçılığı meslek olarak seçti ve kendisini çok üst düzeyde bir aşçı olarak yetiştirdi. Kendisini çok iyi yetiştirmiş olmasına karşın yine de ülkeyi baştanbaşa gezerek yemek kültürü ile ilgili araştırmalar yaptı. Uzun süre Bab - ı Ali'de lokanta işletmeciliği yaptı. Uzun yıllardan beri TV de program yapmaktadır. Bildiklerini; Ümit Usta'dan Soğuk Yiyecek ve Mezeler, Ümit Usta'dan Çocuk Yemekleri, Ümit Ustadan Ramazan Yemekleri ve Ümit Usta'dan Halk Yemekleri adı ile kitaplaştırdı. )


- SEVİNMEK ile/ne de/>< YERİNMEK

( [ne] Var olana. İLE/NE DE/>< Yok olana. )


- SEVİYE[Ar.] değil/yerine/= DÜZEY


- SEVİYE ile/değil/yerine FREKANS

( [not] LEVEL vs./but FREQUENCY
FREQUENCY instead of LEVEL )


- SEVR "ANTLAŞMASI" değil/yerine LOZAN ANTLAŞMASI

( 1920 değil/yerine 1923 )

( )


- SEVSAY ÇAY BAHÇESİ :

( Büyükdere'de Piyasa caddesi üzerinde ve Surp Boğos Ermeni Kilisesi yakınında idi. Uzun yıllar ismi çay bahçelerinin en iyisi olarak anıldı. 1980'den sonra üstü kapatılarak restaurant haline getirildi. Köşem ismi ile faaliyetine devam etmektedir. )


- SEYÂHAT[Ar. < SİYAHAT] değil/yerine/= GEZİ/YOLCULUK


- SEYEHAT değil SEYAHAT[Ar. < SİYAHAT]


- SEYFETTİN ÖMER (GÖNEN, 1884 – 1920) :

( Türk edebiyatının önemli isimlerinden biri olan Ömer Seyfettin bilhassa yaz ayları Sarıyer'i tercih eden yazarlardan biriydi. Mahalle mektebini takiben değişik okullarda okuduktan sonra Bursa Mekteb - i Harbiye - i Şahane'ye devam etti. Subay olarak orduya katıldı ve değişik yerlerde görev yaptı, İzmir Jandarma Okulunda görevli iken edebiyatçılarla tanışınca Türkçe ve milli edebiyat üzerine eğildi. Selanik'te yayınlanan Genç Kalemler Dergisine Yeni Lisan ismi ile yazılar yazdı. Askerlikten ayrıldıktan bir süre sonra tekrar göreve çağrıldı. Yanya kuşatmasında esir düştü ve bir yıl esir kaldı. Bu dönemde öykü yazmaya ağırlık verdi. Öyküleri Türk Yurdu'nda yayınlandı. Askerlikten ayrıldıktan sonra öğretmenliğe başladı ve yine yazılar yazmaya devam etti. Kabataş Lisesindeki öğretmenliği ölene kadar devam etti. Öykü ve makaleleri Yeni Mecmua, Şair, Donanma, Büyük Mecmua, Yeni Dünya, Diken, Türk Kadını gibi dergilerde ve Vakit, Zaman ve İfham gazetelerinde yayınlandı. Önemli öykü eserleri: Başını Vermeyen Şehit, Kütük, Ferman, Kızılelma Neresi, Pembe İncili Kaftan; Romanlar; Ashab - ı Kehfimiz, Efruz Bey ve Yalnız Efe'dir. )


- ŞEYH EDEBALİ PARKI :

( Kireçburnu Mahallesindedir. 4.128,52 m²'lik bir alanı kapsamakta olup, 2.000,60 m²'lik yeşil, 339,73 m² spor alanı ve park içinde bir Semt Evi bulunmaktadır. )


- SEYİR[Ar.] ile/değil/yerine GİDİŞAT


- SEYMENAĞZI KOYU :

( Uskumruköy sınırları içindedir. Kilyos Güvenburnu doğusunda küçük bir koydur. Koy istiridye kabuğu kırıklarıyla meydana gelen kumluğu ile tanınır. Koyda yaz ve kış aylarında hizmet veren tesisler bulunmakta olup, Sarıyer ilçesinin çok önemli plajlarından biridir. )


- SEYMENAĞZI :

( Kilyos sınırları içinde bulunan küçük bir koy olup plajı ile ünlüdür. Kırılmış ve incelmiş istiridye kırıklarından meydana gelen kumu ile dikkat çeker. )


- SEYR ile İSRÂ

( Yürüme, yürüyüş, gitme, hareket. | Yolculuk. | Gezme, gezinme. | Eğlenmek üzere bakma. | Uzaktan bakıp karışmama. | Gezilecek, görülecek şey/yer. İLE Gece yürüyüşü. )


- SEYRÂN[Ar.] değil/yerine/= GEZME/GEZİNME/GEZİNTİ


- SEYRANTEPE POLİS LOJMANLARI PARKI :

( Huzur Mahallesindedir. 11.536,46 m²'lik bir alan üzerindedir. 8.13700 m²'lik yeşil alanı, 633,47 m²'lik çocuk oyun alanı ve 386,14 m²'lik de spor alanı bulunmaktadır. )


- SEYR-Ü-SEFER[Ar.]/TRAFİK[Fr., İng.] değil/yerine/= GİDİŞ-GELİŞ


- ŞEYTAN AKINTISI :

( Rumelihisarı vapur iskelesine Baltalimanı'na doğru geçince sıralanan yalılar önü boğazın çok akıntı alan yerlerinden biridir. Arnavutköy akıntısından sonra Rumeli yakasındaki en etkin akıntılı yer burasıdır. Baltalimanı körfezinden gelen akıntı burada çoğalır ve "Şeytan Akıntısı" ismini alır. )


- ŞEYTANDERE :

( Bahçeköy Kemeri'nin batısındaki vadiye Şeytandere denilmektedir. Vadinin en taban noktasındaki derenin de ismidir. Bu dere Ayazağa suyu ile birleşerek Kâğıthane deresine akış yapar. Şeytandere'nin bulunduğu bölge derenin adını almaktadır. )


- SEYYAH[Ar.]/TURİST[İng.] değil/yerine/= GEZGİN


- SEYYAH ile/ve/||/<> SEYYAR


- SEYYÂR[Ar. < SEYR] değil/yerine/= GEZGİN/GEZİCİ

( Belirli bir yeri olmayan. | Kolay taşınabilen, katlanarak taşınabilir olan. )


- SEZER SOKAK PARKI :

( Fatih Sultan Mehmet Mahaüllesindedir. 140,00 m²'lik bir alan üzerindedir, 7,86 m²'lik yeşil alan, 62.66 m² çocuk oyun alanı bulunmaktadır. )


- SEZER, ÖMER (BOSNA, YUGOSLAVYA, 1906 - 1975) :

( Elektrik teknisyeni olarak Tekel Kibrit Fabrikasında işe başladı ve buradan emekli oldu. Karagümrük Spor Kulübü kurucularından biridir ve 10 dönem Sarıyer Spor Kulübü yönetim kurulunda görev yaptı. )


- SEZGİNER, PEYKUNT (İST. 1938 - 2015) :

( Lise tahsilinden sonra serbest muhasebeci olarak iş hayatına atıldı. Sarıyer Spor Kulübü'nde 8 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. Kulübün Divan Kurulu üyesidir. )


- ŞİÂR[Ar. < ŞA'R] ile ŞİÂR[Ar. çoğ. ŞAÂYİR] ile -ŞİÂR[Ar.]

( Kıllar. İLE İşaret, iz, alâmet. | Ayırıcı işâret, ayırdedici âdet. | Hacı olmak için Mekke'de yapılann tören/ler. İLE "İyi, üstünlük veren işâret, âdet" anlamlarında gelerek birleşik sözcükler meydana getirir.[MERHAMET-ŞİÂR: Merhametli. | ŞÖHRET-ŞİÂR: Ünlü.] )


- SİBİRYA'DA:
ÖZEL ARAÇ ile/ve/değil/<> TAKSİ


- SICACIK ile SICAKÇA

( Yeterli derecede ve hoşa giden bir sıcaklığı olan. İLE Biraz sıcak, sıcağa yakın. )


- SIÇRAMAK ile GEÇMEK


- SİDAR ÇÖRTEN, MUTLU (...) :

( Sporcu, beden eğitimi öğretmeni. Spor Akademisini bitirdi ve öğretmen olarak göreve başladı. Öğrenciliği sırasında Sarıyer'de Atletizm takımında yıllarca spor yaptı. Pek çok birincilikler kazandı. Sarıyer'den ENKA Spor Kulübüne geçti ve atletizm hayatına devam etti. 100 ve 4x100 de yarıştı ve defalarca Türk Milli takım formasını giydi. Öğretmenlik yaşamına devam etmektedir. )


- SIDKIN SIYRILMASI ile/ve/<> GÖZÜNDEN DÜŞMEK


- ŞİFA CAMİİ :

( Nalbant Çeşme Caddesi üzerinde ve Şifa suyu mesiresine yakın yerdedir. Osmanlı mimarı tarzında yapılmış olup, tarihi bir özelliği yoktur. )


- ŞİFA SUYU BAĞLAR CAMİİ :

( Şifa Suyu mesiresinin üst kısmında ve Bağlar Sokakta olduğu için bu ismi almıştır. Tarihi bir özelliği yoktur. )


- ŞİFA SUYU ÇEŞMESİ :

( Sarıyer'in ünlü Şifa Suyu mesiresinin içinde sağ ve solda olmak üzere iki ayrı çeşmeden Şifa suyu akmaktadır. )


- ŞİFA SUYU KONAKLARI :

( Sarıyer'in önemli ve en eski mesirelerinden biri olan Şifa Suyu mesiresi 1980 yılından sonra eski özelliğini kaybetti. 2000 yılına gelindiğinde ise mesire kapatıldı. Zamanla bu geniş, asırlık ağaçların bulunduğu alan imara açıldı. Büyük bölümü yeşil alan olarak ayrıldı, kalan bölüme de Şifa Suyu mesiresinin sahibi olan SALMAN Ailesi tarafından birkaç villa yapıldı. Alana da Sarıyer Şifa Suyu Konakları ismi verildi. )


- ŞİFA SUYU MESİRESİ :

( Çok eski bir mesire yeridir. Dört asırdan beri mesire yeri olarak kullanılmaktadır. İçinde iki su bulunmaktadır. Kışlık kapalı yeri de vardır. Ne var ki 2008'de mesire kapatılmış ve imara açılarak yeni bir yerleşim bölgesi meydana getirilmiştir. Sarıyer'in bu en eski bu mesiresi olan Şifa Suyu mesire olmaktan çıkarıldı ve siteye dönüştürüldü. )


- SIFIR ile/ve/değil/yerine/||/<> SINIR


- SİGARA İÇİLMEYEN BÖLÜM yerine SİGARA İÇİLEN BÖLÜM

( NONSMOKING AREA instead of SMOKING AREA )


- SIĞINIK ile SIĞINTI

( Başka bir ülkeye ya da yere sığınmış olan kişi. İLE Bulunduğu yerde kalması istenmeyen, varoluşu gereksiz görülen kişi. )


- SIKIŞ-TEPİŞ (OTURMAK)


- SILBO GOMERO (GOMERO ISLIĞI) ile ...

( Kanarya Adaları'ndan Gomera'da, derin vadiler arasında iletişim sağlamak üzere kullanılan ıslıklı bir dil. Bu dili konuşanlar Silbador olarak adlandırılır. [Köken olarak Guanche dilindendir.] )


- ŞİLİ = DANİMARKA - ORTA AFRİKA ARASI

( Şili'nin üst ucunu Danimarka'ya yerleştirseniz, alt ucu, Orta Afrika'yla denk gelir. )


- ŞİLİ ve/<> SANTİAGO

( ... VE/<> Şili'nin başkenti. [543 m. yükseklikte, çevresi dağlar ve tepelerle çevrili, büyük bir çanak biçimindeki düzlükte kurulmuş. Bu yüzden, ufuk çizgisi hiçbir zaman görülemiyor.][Kentin kurulduğu düzlüğün ortasında, 400 m. yüksekliğinde bulunan San Cristobal tepesi, kentin en yüksek noktasıdır.][Tepenin üstünde, Meryem Ana'nın ayakta duran, beyaz bir heykeli vardır. 36 m. yüksekliği olan bu heykelin dikiliş tarihi 1908'dir. Tepeye teleferikle çıkılıyor fakat burada yaşayanlar, tepeye bisikletiyle çıkıyor.] )

( ... İLE/VE/<> Pedro de Valdivia adlı bir İspanyol tarafından, 12 Şubat 1541'de kurulmuştur. )

( - Şili, Kuzey'den Güney'e, 38 enlem derecesi ve 4.620 km.lik uzunluğuyla dünyanın en uzun ülkesidir.
- Şili ve Arjantin'de bulunan Patagonya bölgesi, dünyanın en temiz yerlerinden biridir.
- Ülkede bulunan Atacama Çölü, dünyanın en çorak çölüdür ve arşivlere geçmiş bir damla dahi yağmur suyu yoktur.
- Dünyanın en büyük volkanı olan Neveda Ojos Salado da Şili'dedir. [Ülkede 2000'den fazla volkan vardır.]
- 1960'da, Güney Şili'de oluşan 9.5 büyüklüğündeki depremde, 1500 kişi ölmüş 2000 kişi evsiz kalmıştır. [Bu deprem, 1900'dan bugüne kadar kaydedilmiş dünyanın en büyük depremi olmuştur.]
- Dünyanın en büyük bakır rezervlerine sahip ülke ve dışsatımcısıdır.
- Güney Şili'de bulunan bazı Alerce ağaçlarının 4000 yaşında olduğu söylenilmektedir.
- Museo Arqueológico San Miguel de Azapa, M.Ö. 7200'lik tarihiyle dünyanın en eski mumyalarına ev sahipliği yapmaktadır. - Ülkenin başkenti olan Santiago'da 14 milyonluk nüfusu, ülkenin üçte birlik bölümünü oluşturur.
- Eşlerin farklı soyadı vardır. Aynı soyada sahip kişiler, kardeş olarak kabul edilir. [2005 yılında, dünyada en az boşanma oranı Şili'de olmuştur.]
- Patagonya'ya adını veren Ferdinand Magellan'dır ve Koca Ayak anlamına gelir.
- İskoç denizci Alexander Selkirk, Şili'de bulunan Juan Fernandez Adaları'nda dört yıl boyunca yalnız yaşamıştır.[Daniel Defoe'nin romanı Robinson Crusoe'ye ilham olduğu söylenilir.]
)


- SİLVA, WALLACE MACHADO DA (RİO DE JANERİO, BREZİLYA, 1968) :

( Americo F. C. Kulübünden (Brezilya) transfer edildi ve üç sezon (1988 - 1991) Sarıyer tescilli kaldı. Bu süre içinde 51 lig, 7 kupa ve 2 turnuva maçı olmak üzere 60 resmi ve ayrıca 43 özel maçla birlikte toplam olarak 103 maçta oynadı. Lig maçlarında 19, kupa maçlarında 3 ve turnuva maçlarında 2 olmak üzere resmi maçlarda 24, özel maçlarda attığı 5 golle birlikte toplam olarak takımı adına 69 gol kaydetti. 1991'de ülkesine döndü. )


- SİMETRİ ile SENKRON


- SİMGE:
AÇAN ile/ve/||/<> ÖRTEN/KAPATAN ile/ve/||/<> ÖRTEREK GÖSTEREN/GÖSTERİLEN


- SİMGE:
ANAHTAR ile/ve/||/<> MÜHÜR


- ŞİMŞEK, HAKKI İSMET (ZARA, 1989) :

( Kırklarelispor'dan orta saha elemanı olarak transfer edildi ve bir sezon (2018/2019 ara transfer) tescilli kaldı, takımının 15 lig maçında oynadı. Sezon sonunda serbest kaldı. Dikilitaş, Hadımköy, Avcılar Belediyespor, Beylerbeyi, Bandırmaspor Baltok, Ümraniye, İnegölspor, Kırklarelispor ve Sarıyer'de oynadı. )


- SİN[Türkçe]/KABİR/KABR[Ar.], MEZAR/GÛR[Fars.] ile/ve/||/<> TÜRBE/TOMB/KEŞENE/KESENE

( [kökeni/etimolojisi] MEZAR[< ZİYARET[Ar.]): Anadolu Türkçesi'ne anlam değiştirerek, ölünün gömüldüğü yer olarak geçmiştir. İLE Topraklanmış, toprak örtülmüş. )

( İşlerinizden sıkıldığınızda kabirleri/mezarlıkları, türbeleri ziyaret ediniz. )


- SÎN[Ar.] ile Sîn[Ar.] ile SİN[Ar.] ile SİN/SİNN[Ar. çoğ. ESİNNE, ESNÂN, ESÜNN] ile Sinn[Alm.]

( Osmanlı abecesinin onbeşinci harfi. Ebced hesabında, 60 sayısının karşılığıdır. | Sual sözcüğünün kısaltılmış biçimi. İLE Çin. İLE Mezar. İLE Diş. | Yaş, ömrün derecesi. İLE Algı. )


- SİNANPAŞA KÖŞKÜ / İNCİLİ KÖŞK ile ...

( Ahırkapı - Çatladıkapı arasındaydı. [Ancak kalıntı olarak görülebilmektedir] )


- SİNEK ile ÇEÇE[Fr. < TSE-TSE]

( ... İLE İkikanatlılardan, insana uyku hastalığı aşılayan, sinekten büyük bir cins Güney Afrika böceği. )

( .. cum GLOSSINA )


- SİNGAPUR ile/ve/<> PULAV UBİN ADASI

( ... İLE/VE/<> Singapur'un Changi Havaalanı'nın bulunduğu ada.[Ağaçları, çiçekleri, çağlayanları ile dünyanın en güzel havaalanı unvanını almaktadır.] )


- SİNGAPUR ile/ve/<> SİNGAPUR ile/ve/<> SİNGAPUR

( Ülke. İLE/VE/<> Singapur'un, -aynı adlı- başkenti. İLE/VE/<> Minik kedi. )

( Nüfusun neredeyse tamamına yakını, başkent Singapur'da yaşamaktadır. )

( Ana ada ve etrafındaki 54 adacıktan oluşmaktadır. İLE/VE/<> ... )

( Bağımsızılığına, 1959 yılında kavuşmuştur. )

( ... İLE/VE/<> Ekvatora en yakın konumdaki en büyük Asya kenti. )

( Havası çok nemlidir.[%88] )


- SINIF ile/ve ŞUBE

( CLASS vs./and DEPARTMENT/SECTION )


- SINIF/LAMA ile/ve/||/=/<> SINIR/LAMA

( CLASSIFICATION vs./and/||/=/<> LIMITING )


- SINIFTA KALMAK ile/ve/||/<> SINIFTA KALMAK

( Öğretimde aynı yılı tekrar okumak. İLE Okulun binasındaki sınıfların zorunlu ya da turizm amaçlı, konaklama/geceyi geçirme ortamı olarak kullanılması. )


- SİNİK ile SİNİK/KİNİK[Fr. < Yun.]

( Sinmiş, yılmış, pusmuş. İLE Kinizm yanlısı.[KİNİZM: Kişinin, erdem ve mutluluğa, hiçbir değere bağlı olmadan, tüm gereksinimlerinden sıyrılarak, bağımsız olarak erişebileceğini savunan, Antisthenes'in öğretisi.] )


- SINIR KOYMAK ile/ve HAKİMİYET ALTINDA TUTMAK


- SINIR ile/ve/||/<> ARA


- SINIR ile/ve/<> DİP


- SINIR ile/ve/||/<> KATMAN


- SINIR ile/ve/||/<> KIYI ile/ve/||/<> UFUK ile/ve/||/<> YERYÜZÜ ile/ve/||/<> GÖKYÜZÜ ile/ve/||/<> KÜRE ile/ve/||/<> ARAF ile/ve/||/<> EŞİK ile/ve/||/<> BAĞLAÇ ile/ve/||/<> KURGU

( Önemli eşikler ve sınırlar. )


- SINIR[Yun. < PERAS]/HADD/HUDUT[Ar.] ile KOTA[Fr./İng. < QUOTA]

( İki komşu devletin topraklarını birbirinden ayıran çizgi. | Komşu il, ilçe, köy ya da kişilerin topraklarını birbirinden ayıran çizgi. | Bir şeyin yayılabileceği ya da genişleyebileceği son çizgi, uc. | Bir şeyin nicelik bakımından inebileceği ya da çıkabileceği en alt ve en üst yer. | Değişken bir büyüklüğün istenildiği kadar yaklaşabildiği durağan büyüklük. | Uc, son. İLE Bir ülkede ithal edilecek nesnelerin çeşitlerini, oranlarını ya da miktarlarını gösteren dizin. | Bir ülkede ithal edilecek mallar için getirilen sınırlama. | Kuruluşlarda ya da derneklerde bir öbeğe tanınan sayı. | Bazı ülkelerde, sinemalarda belirli bir süre oynatılması zorunlu olan yerli film sayısının yabancı filmlere oranı. )

( BOUNDARY vs. QUOTA )


- SINIR ile SON

( BORDER/BOUNDARY vs. END )


- SINIRLAMA ile/ve/<> BÖLÜMLEME


- SINIRLI ile/ve KISITLI

( LIMITED vs./and RESTRICTIVE )


- SINIRLI ile/ve/||/<> SINIRLAYICI


- SİOSEPOL KÖPRÜSÜ -ile

( 33 kemerli köprü. )


- SİPAHİ OCAĞI BİNİCİLİK KULÜBÜ :

( 22 Mart 1913 yılında kuruldu. Kulübün kurucula: İbrahim Bey (İstanbul Valisi), Ahmet Rıza Bey (Ayandan), Aristidi Bey(Ziraat ve Ticaret Nazırı), Tevfik Bey (Şehremeni), Cavit Bey (Nafia Nazırı), Talat Bey (Posta Telgraf Nazırı), Osman Bey(İstinaf Mahkemesi Azasından), İsmail Hakkı Paşa (Birinci Kolordu Erkan - ı Harp Reisi), Zeki Paşa (Kolordu Kumandanı) Sait Halim Paşa (Şura - ı Devlet Reisi), Salih Paşa (Seryaverde Şehriyari), Fuat Paşa (Birinci Kolordu Süvari Mefettişi), Mahmut Şevket Paşa (Harbiye Nazırı), Mahmut Muhtar Paşa (Bahriye Nazırı), Nazif Paşa (Süvari Daire Reisi)'dir. Sipahi Ocağı Kulübü merkez binası uzun yıllar Yeniköy'de, Tarabya Yolu üzerinde bulunuyordu. Sipahi Ocağı Binicilik Tesisleri Maslak, Üç Yol mevkiinde, İTÜ Kampüsü karşısındadır. Sipahi Ocağı Binicilik Kulübü İstanbul'un en eski binicilik kulübüdür. )


- SİPER[Fars.]/KAZAMAT[Fr. < CASEMATE] değil/yerine/= KUYTU, DULDA[yerel]

( Yağmur, güneş ve yelin etkileyemediği, gizli, kuytu yer. | Esirgeme, koruma. )

( KAZAMAT: Toplardan, bombalardan korunmak için yerin altına kazılmış siper. )

( Kışın duldasında, yazın gölgesinde. )


- SIR ile/ve SINIR


- SIRÂT[Ar.] değil/yerine/= YOL


- SIRATAŞ BATARYASI :

( Sırataş Bataryası Rumelikavağı ile Mavramoloz bataryası arasındadır. 19. yy ortalarında Boğazın savunması amacı ile yapıldığı anlaşılmaktadır. Batarya ve müştemilatının 1906'da onarım gördüğü, bataryada 2 parça 35 kalibrelik, 2 parça 22 kalibrelik topun bulunduğu kayıtlarda görülmektedir, )


- SIRATAŞ DALYANI :

( Karataş dalyanı ile yan yana kurulan bu dalyan uzun bir süreden beri kurulmamaktadır. )


- SİRER, REŞAT ŞEMSETTİN (SİVAS, 1903 - 2.10.1953) :

( Siyasetçi ve Bürokrat. Sivans'ta doğdu. Sarıyer Piyasa Caddesindeki yalısında ikamet etti. İ.Ü. İktisat Fakültesini bitirdi. Milli Eğitim Bakanlığında Yüksek Öğrenim Genel Müdürlüğü yaptı. 7. 8. Ve 9'cu dönemlerde Türkiye Büyük Millet Mecliste Sivas Milletvekili olarak bulundu. I. Hasan Saka Hükümetinde Milli Eğitim Bakanlığı (5.8.1946 – 9.6.1948) ve 18.Şemsettin Günaltay Hükümetinde (16.1.1949 – 22.5.1950) Çalışma Bakanlığı yaptı. Uzun yıllar eğitimci olarak çalıştı. Köy enstitülerine karşı olan tutumu ile tanınır. Son yıllarında dini içerikli kitaplar yazdı. Adı Sivas'ta bir caddeye verildi. )


- SIRRI BEY SOKAK :

( Sarıyer Merkez Mahallesi sokaklarından biridir. Sefir Zokaktan Kaptan Sokağa gidilirken sol taraftaki bahçe içinde büyük bir ahşap köşk vardı. Bu köşke Sırrı Bey Köşkü deniliyordu. Sırrı Bey Sarıyerli ve Sultan Abdülhamit'in jurnalcilerinden biriydi. Kimse kılına dokunamıyordu. Bu nedenle de işgalcilerle yakın ilişki kurabilmiş ve millicilere kan kusturmuştu. Köşkü, jurnalciliği nedeni ile elde ettiği paralarla yaptırdığı söylentisi yaygındı. Ne var ki. Milli mücadele zaferli sonuçlanınca işler ters döndü. Sarıyerli olması nedeni ile ortadan kaldırılmamış ama gözden uzak da tutulmamıştır. Herkesin nefreti üzerinde olan Sırrı Bey devamlı aşağılanmasının temini için Köşkünün az ilerisindeki sokağa "Sırrı Bey Sokak" ismi verilmiştir. )


- SIRT ile BALIKSIRTI

( Omurgalı ya da omurgasız hayvanlarda boyundan kuyruk sokumuna kadar uzanan üst bölüm. | İnsanda boyundan bele kadar uzanan üst bölüm. | Kesici araçların kesmeyen kenarı. | Dağların ya da tepelerin üst bölümü. | İnsanın üstü. | Bir şeyin üstü, üst bölümü. | Dikilmiş ya da ciltlenmiş kitaplarda dikişin bulunduğu bölüm. İLE Balık iskeleti biçiminde birbirine paralel ve çapraz çizgili kumaş deseni. | Suların toplanmaması için ortası şişkin bir biçimde yapılan yol. | Orta bölümü yüksek olup yanlara doğru alçalan bir biçimde. )


- SIRTLI, KÜRŞAT (MURGUL/BORÇKA, 1972) :

( Orman Mühendisi, dernekçi. Ankara Sarar ve Ulubatlı Hasan İlkodkulu, Trabzon Anadolu Lisesi ve Nişantaşı Anadolu Lisesinden mezun oldu. İ.Ü. Orman Fakültesinde Peyzaj Mimari bölümün bitirdi. Kendi şirketi olan AKS Peyzaj, Proje, Taahhüt ve Danışmanlık Şirketini kurdu. Siyasete MHP de atıldı. 1995'te İstanbul Ülkü Ocakları İl Yönetim Kurulu Üyesi, 2001'de MHP Sarıyer İlçe Teşkilatı Başkan yardımcılığı, 2010 - 2012'de MHP İl Başkan Danışmanlığı, 2012 - 2018'de MHP İstanbul İl Başkan yardımcılığı görevlerinde bulundu. Futbola 1991'de Bahçeköy Spor kulübünde başladı. Büyükdere ve Güngören kulüplerinde oynadı. İ.Ü. Orman Fakültesi takımında yer aldı. Orman Spor Kulübü Başkanlığı, Maden Spor Kulübü, İstanbul Gümüşhane Spor Kulübü ve Sarıyer Spor Kulübü Yönetim Kurulu üayeiliği görevlerinde bulundu. Sarıyer Spor Kulübünde Asbaşkan olarak görev yaptı. Cumhuriyet İlköğretim Okulu, Bahçeköy ve Derbent'teki ilköğretim okullarında İngilizce öğretmeni olarak görev yaptı." Cosmos Engin" adını taşıyan bir kitabı var. )


- SİS ile/değil ÖLÜMCÜL "SİS"

( ... İLE/DEĞİL 1952 yılında Londra’'da oturanlar ısınmak için her zamankinden daha fazla ölçüde kömür yakmıştı. Yine aynı dönemde elektrikli tramvaylar kaldırılmış, yerine benzin ve mazotla çalışan binlerce otobüs alınmıştı.

Tüm bunlara yel akışının azlığı da eklenince ciddi bir hava kirliliği oluştu.

Kentin üstünü dumanlı sis bulutu kapladı ve bir haftadan fazla sürdü. Yüksek ozon seviyesi, kalp atışlarında düzensizliklere neden oldu; soluk alma güçlüğü yüzünden pek çok kişi hastahanelere başvurdu.

Günde 135 olan ölü sayısı, ikinci gün 500'e çıktı ve üç hafta boyunca günlük ölü sayısı 200 kişinin altına düşmedi.

İngiliz hükümeti, başlangıçta ölümlerin kirlilik yüzünden oluştuğunu kabul etmek istemedi. Ancak halkın baskısı ve bilimsel kanıtların ortaya çıkması sonucunda, hava kirliliği konusunda ciddi önlemler almak zorunda kaldı.

Bu olay tüm dünyanın hava kirliliğine bakış açısını değiştirdi. O güne kadar bireyler, hava kirliliği ile öyle ya da böyle yaşamaya alışmış ve kabullenmisti fakat bu olay ile birlikte havayı kirleten endüstriyel kuruluşlara birçok sınırlama getirildi. )


- ŞİŞMAN, İHSAN :

( Anavatan Partisi saflarında siyasete başladı ve 1994/1999 döneminde Anmavatan Partisi listesinden yerel seçimlere girdi ve Belediye Meclisine seçilerek görev yaptı. )


- ŞİŞMANOĞLU, MEHMET AKİF (İST. 1963) :

( Yeniköy'de ikamet etmektedir. Marmara Üniversitesi İşletme Fakültesinden mezun oldu. Aynı zamanda İ.Ü. İşletme İktisadı Enstitüsü Uluslar arası İşletmecilik Programını İngilizce olarak tamamladı. 1987'de demir - çelik sektöründe iş hayatına atıldı, halen aynı sektörde faaliyet gösteren bir şirketin ortağıdır. Siyasete Adalet Kalkınma Partisi'nin (AKP) kurulması ile bu parti saflarında başladı. İstanbul İl Yönetim Kurulu Kurucu Üyesidir. Altı yıl İstanbul İl Yönetim Kurulu Üyeliği, İl Başkan Yardımcılığı, Sarıyer İlçesi Sorumluluğu görevlerinde bulundu. 2007 genel seçimlerinde İstanbul 2. Bölgeden Milletvekili aday adayı oldu. 29 Mart 2009 yerel seçimlerde AKP den Sarıyer Belediye Başkanlığına adaylığını koydu fakat seçilemedi. )


- SİTE[Fr. < Yun.] ile POLİS[Fr. < Yun.]

( Daha çok, belirli meslek bireyi için yapılmış ya da belirli amaçlarla kurulmuş konutlar topluluğu. | İlkçağda, kendi yasalarıyla yönetilen, bir ya da birkaç kentten oluşan devlet. | Kent. İLE Kent. | Kent düzenini sağlayan yetkilendirilmiş güç. )


- SİTELER KATILIM PARKI :

( Reşitpaşa Mahallesindedir, 96,81 m²'lik bir alanı kapsar, 3,10 m²'lik yeşil alanı, 93,71 m² çocuk oyun alanı bulunmaktadır. )


- SİVRİSİNEK ile/ve/değil/yerine/||/<> BATAKLIK


- ÇİZİNÇLERDE/HARİTALARDA:
SİYASİ ile/ve FİZİKİ


- SIYÂS/Î[Ar. < SIYSA] ile SİYÂSÎ[Ar.]

( Kaleler. | Köşkler. | Sığınılacak yerler. İLE Siyâset gereği olan. | Diplomatça olan, politik. | Siyâsetle uğraşan. )


- SKLETRİNAS :

( Sarıyer deresinin antik çağdaki ismidir. Simas ve Saron ile birlikte Sarıyer mahallesinin ismi olarak da kullanıldı. Skletrinas deresinin coğrafi ismi Mercimek deresidir (bkz. Sarıyer Mah.). )

ELLER HAVAYA!!!

Sen! Yalnız adam!
Duy sesimizi!
Paran yetmez,
Yıkmaya direncimizi!

Çek git yakamızdan, çek git ülkene!
Uç uç, bu dünyadan bir daha gelme!

Eller, eller, eller, eller, eller havaya!
Bergama'dan çıktık yola, Akkuyu'ya!
Eller, eller, eller, eller, eller havaya!
Gerekirse yürümeli, Ankara'ya!

Politik söylemleriniz, parasal güçleriniz,
Kuruyan nehirler, göller sizin eseriniz!
Bu köylü, bu toprak, bu ağaç bizim!
Benim ülkem çöplük değil!
Çektirin gidin!

Eller, eller, eller, eller, eller havaya!
Bergama'dan çıktık yola, Akkuyu'ya!
Eller, eller, eller, eller, eller havaya!
Gerekirse yürümeli, Ankara'ya!

Eller, eller, eller, eller, eller havaya!
Bergama'dan çıktık yola, Akkuyu'ya!
Eller, eller, eller, eller, eller havaya!
Gerekirse yürümeli, Ankara'ya!

Teşekkürler! Sevgili, Haluk LEVENT!


Rio de Janerio: Yaklaşık 400 yaşındaki kentin yaslandığı tepelerden Corcovado dağında bulunan, 30 metre yüksekliğindeki ve dünyanın en geniş heykellerinden biri olan ''Christ the Redeemer'', karnavallarıyla ünlü Rio'yu ve halkını her türlü kötülüklere karşı koruyor. Brezilya'nın 10 milyon nüfuslu bu ikinci büyük kenti, koloni dönemindeki Afrikalı, Avrupalı ve Güney Amerikalı toplumların birlikte yaşamalarıyla ve hatta aralarında yaptıkları evliliklerle şimdiki kültürel yapısına kavuştuğundan, aynı heykel ''tüm ataların ve anaların'' da ortak simgesi...



Brüksel: Kentin tanıtımında en ünlü simge olan ''İşeyen Çocuk Çeşmesi'' nin de siyasi ya da dinsel tarihle hiçbir ilgisi yok. 1619 yılında Jerome Duquesnoy tarafından yapılan çeşme, Belçikalıların eski bir kent söylencesine ait... Zengin bir Brükselli, ulusal şenlikler sırasında tek ve biricik oğlunu kaybeder. Çocuk beş gün sonra Rue de l'Etuve denen ve ''soyluların'' oturdukları sokağın köşesine ''işerken'' bulunur. Sonra da aynı köşeye, bu çocuksu cesareti ''kent belleğine'' taşımak için bronz bir heykeli dikilir.



Londra: Bizde, örneğin Galata Köprüsü yerine Boğaziçi Köprüsü'nü İstanbul'un simgesi sayan ''muhafazakâr'lar ile İngiliz muhafazakârlığı arasındaki farkın en çarpıcı göstergesi, Londralıların aynı konuda tarihi 'Tower Bridge'i yeğlemeleri...



New York: Kentle birlikte ABD'yi de simgeleyen 45 metrelik ''Özgürlük Anıtı'' 28 Ekim 1886 tarihinde açıldı. Amerika'nın siyasal özgürlüğünü kutlamak ve bunu da 'Fırsatlar Şehri'ne armağan etmek amacıyla 1865'te yapımına karar verildikten 21 yıl sonra tamamlanabilen anıt-heykelin seyir katına 354 basamak çıkıyor...



Paris: Adını, tasarımcısı Gustave Eiffel' den alan ve 1930'a kadar dünyanın en yüksek yapısı olan Eyfel Kulesi (320 m.), 19. yüzyılın çelik sanayisini de anıtlaştırmıştır. Paris'in en güzel bu kuleden görünmesinin nedeni olarak; ''Çünkü Eyfel'en bakınca kendisini göremezsiniz'' denilmesi de ''zarifliğiyle'' ünlü kent halkının çelikten ''simgelerine'' yönelik nazik eleştirisidir...



Sydney: Bu kenti de bir ''mimarlık gösterisi'' simgelemekte; Opera Binası... Yelkene benzeyen çatısıyla ün yapan binayı mimar Jorn Utzon tasarladı ve 1959-1973 yılları arasında inşa edildi. Ne var ki Utzon, kendi tasarımına tümüyle uyulmadığı için 1966 yılında projeden ayrıldı. Binayı daha sonra Avustralyalı bir grup tamamladı. Sydney'in hemen tüm kartpostallarında Opera Binası yer almakta...



Kopenhag: Kuzey Avrupa'nın soğuk denizlerinde gemicilerin düşü olan ''denizkızı'' bu kentin simgesi. Danimarkalı yazar Andersen' in dünyaca ünlü öykülerinden esinlenilerek limana yapılan küçük heykel, âşık olduğu prensle ancak kıyıya çıkarak görüşebilen denizkızını anlatıyor...




YUNANİSTAN

II. Mahmut'tan Yunan İsyanına Destek
Nisan 1821, Fener Patrikhanesi


Alemdar Mustafa Paşa Rumeli askeriyle Topkapı Sarayı'nın kapısına dayandığında padişah IV. Mustafa hem III. Selim'in, hem de II. Mahmut'un öldürülmesi emrini vermişti. Selim öldürüldü ama Mahmut haremdeki kadınların yardımıyla kurtuldu ve ardından tahta geçti. Napolyon'un çağdaşı olan II. Mahmut, Fransız imparatorunun Rusya'nın üzerine yürümesinden memnundu.

Napolyon'un başarıları yüzyıllardır Ruslarla savaşmakta olan Osmanlıların işine geliyordu. Dolayısıyla Fransızlarla Osmanlıların ilişkileri bu dönemde hayli gelişecekti. Avrupa ve Rusya Napolyon'la uğraşırken II. Mahmut da Osmanlı İmparatorluğunda bazı reformlar yapma olanağını bulacaktı.

Ancak Fransa sadece Avrupa ve Rusya'nın başına bela olacak bir Napolyon'u çıkarmakla kalmamıştı, aynı zamanda 1789 devrimini de gerçekleştirmiş ve bu devrimin rüzgarı Osmanlının egemenliği altındaki topraklara kadar ulaşmıştı. Fransız devriminin yaydığı fikirler, başta Balkanlar olmak üzere, Osmanlıların da canının sıkılmasına neden olan milliyetçi akımları birçok yerde güçlendirecekti. Bunlardan biri de Yunanistan'dı. Ortodoks dininin egemen olduğu Balkanları kendi hegemonya alanı olarak gören Rusların, Sırbistan ve Yunanistan'ın bağımsızlığı için uğraşmaları anlaşılır bir şeydi.

Nitekim 1814'de, Rusya'daki Yunan tüccarları tarafından Odesa'da kurulan "Philiki Hetairia" örgütü Yunan bağımsızlığı için önemli bir adım olacaktı. Bir süre sonra Osmanlılardan bağımsızlık kazanmak için Balkanlarda başlatılmak istenen savaş hemen sonuçlarını vermeyecekti ama artık fitil de tutuşturulmuş oluyordu.

Aslında kendilerini Bizans İmparatorluğunun varisi olarak gören Rumların Osmanlı egemenliği altında hayli ayrıcalıklı bir statüsü vardı. Başkent İstanbul'un nüfusunun önemli bir kesimini oluşturan Rumlar dış ilişkiler başta olmak üzere Osmanlı devletinin birçok önemli mevkisini işgal ediyordu. Osmanlı devletinin Avrupa ülkeleriyle diplomatik ilişkilerinde kullandığı dil esas olarak Yunancaydı. Tabii en önemlisi de Fener Patrikhanesi'nin İstanbul'da bulunmasıydı. Ortodoks kilisesinin merkezinin İstanbul'da olması ve varlıklı Fener aristokrasisinin Osmanlı sultanlarıyla iyi geçinmeyi temel alan ilişkileri Osmanlının Yunan/Rum tebaasıyla olan ilişkileri açısından da belirleyici bir öneme sahipti.

Ama ne olursa olsun, sonuçta Yunanistan yüzlerce yıldır Osmanlı'nın egemenliği altındaydı ve artık çağ ulusal esaslara göre yeni devletlerin mantar gibi fışkırdığı, ulus-devlet modelinin evrenselleşmeye başladığı bir çağdı. Dolayısıyla Yunanistan'ın da kendi bağımsızlığı için ayaklanması ve savaşmaya başlaması doğaldı. Uzunca bir zamandan beri Yunanistan ve Arnavutluk'un bir bölümünde fiilen hükümranlık kurmuş Tepedelenli Ali Paşa'nın II. Mahmut'un orduları tarafından tepelenmeye çalışılmasını fırsat bilen Yunan milliyetçileri Mart 1821'de ayaklandılar.

Asıl destek adalardaki tüccarlardan, orta sınıftan ve köylülerden geliyordu. Özellikle deniz ticaretiyle uğraşan Yunan adaları hem zenginleşmiş, hem de başta Marsilya olmak üzere Fransa ile olan yoğun ilişkileri çerçevesinde milliyetçi fikirlere açık hale gelmişti. Bir yandan Tepedelenli Ali Paşa, diğer yandan da İran'la savaş halinde olan Osmanlı orduları ilk aşamada isyanı bastırmakta güçlük çektiler.

Böyle bir ayaklanmayı pek beklemeyen II. Mahmut büyük bir öfkeye ve paniğe kapıldı. Paniklemişti, çünkü Rumlar hep birlikte ayaklandıklarında İstanbul'u, en azından Galata ve Beyoğlu'nu ele geçirirler diye korkuyordu. Nitekim gizli bir emir vererek İstanbul'daki Müslüman ahalinin böyle bir Rum ayaklanmasına karşı koymak üzere silahlanmasını istedi. Yeniçeri kışlalarına da gerektiğinde sivil halka dağıtılmak üzere yeteri kadar silah bulundurmalarını emretti.

Öfkesini ise Fener Patrikhanesi'nden çıkaracaktı. Evet, yüzlerce yıldır ataları da her türlü başkaldırıyı kan dökerek, şiddetle bastırmıştı ve atalarından bildiği yolu izlemesi şaşırtıcı değildi. Ayrıca o sıralarda aşınmış olan merkezi otoriteyi, yani kendi otoritesini güçlendirmek için yerel otoritelerin ve ayaklanmaların üzerine şiddetle giderek despotlukta bir hayli ün de kazanmıştı. Ama yine de öyle akılsızca hareket edecekti ki, karşısındaki güçleri birleştirmekle kalmayacak, durduk yerde bir din şehidi yaratacak ve kendisine karşı mücadele edenlere etkili bir bayrak armağan edecekti.

Dönemine göre bir "aydın" olduğu söylenebilecek padişahın "aydın despotluğunu" annesi "Fransız Sultan"dan aldığı ileri sürülmüştü. Ve kan dökmeye alışık bu "aydın" Sultan, Yunan ayaklanmasının arkasında Ortodoks kilisesinin olduğuna inanıyordu. Öyleyse önce kilisenin önde gelenlerini cezalandırarak işe başlamak gerekir, diye düşünüyordu. Oysa Fener Patrikhanesinin patlak veren ayaklanmanın arkasında olduğu kanıtlanamazdı. Evet, kimi yoksul papazlar ve din görevlileri isyancılarla beraber olabilirdi, ama Fener yöneticileri, patrik ve piskoposlar bu hareketten rahatsızdılar ve kendi konumlarını da tehlikeye attığının bilincindeydiler.

Nitekim Mora'da ayaklanma başladıktan sonra Fener Patrikhanesi Ortodoks Kilisesi adına resmi bir açıklama yapacak ve ayaklanmayı kınarken Sultan'a bağlılığını bir kez daha vurgulayacaktı. Ancak II. Mahmut açısından bunların hepsi oyundu. Fener Patrikhanesi hem ayaklanmayı gizlice destekliyor, hem de kendisini kurtarmak için bu tür açıklamalar yapıyordu. Oysa durum böyle olsa bile, bu açıklamanın ayaklanan güçleri bölmek için bir silah olarak kullanılması mümkünken öfkesinin esiri olan padişah budalaca hareket edecekti.

İşte böylece, Mora'daki ayaklanmanın başlamasından birkaç hafta sonra, 22 Nisan 1821'de yaklaşan Paskalya için ayin yapılırken silahlı askerler Haliç'in kıyısındaki Fener Patrikhanesi'ne daldılar. Ayinin bitmesini sabırsızca beklemeyi nasıl akıl ettiler Allah bilir, ama ayin biter bitmez tören cüppeleri içindeki Patrik Gregorius ve beraberindeki piskoposlarla papazları yakaladılar. Bir anda ortaya çıkan cellatlar kementlerini Patrikle diğerlerinin boynuna dolayıverdiler. Sürüklenerek Patrikhanenin kapısına getirilen Gregorius buradaki bir çengele asılıverdi. Tüm Rumlara gözdağı vermek için Patriğin cesedi üç gün boyunca orada asılı kalırken, diğer piskoposlar da İstanbul'un çeşitli semtlerinde aynı şekilde asılarak günlerce teşhir edildi. Sultan Mahmut bu katliamın ardından Rumların tepki gösterebileceğini de düşünmüş ve İstanbul'a dışarıdan askeri birlikler getirtmeyi ihmal etmemişti.

Ayrıca Müslüman halk da Rumlara ve Hıristiyanlara karşı silahlandırılıp, kışkırtıldı. Gözü dönmüş topluluklar günlerce İstanbul'un altını üstüne getirerek terör estirdiler; insanları öldürdüler, kiliseleri yağmaladılar, hatta Patriğin tahtını bile parçaladılar.

Bu arada Sultan Mahmut'un da öfkesi dinmek bilmiyordu. İyice çileden çıkmış olan Padişah, Ortodoks Hıristiyanları daha da aşağılamak ve küçük düşürmek için Patriğin cesedinin Yahudilere verilmesini ve bir pazar yerinde Yahudiler tarafından ayağından sürüklendikten sonra bir taşa bağlanıp Haliç'e atılmasını emredecekti.

Böylece Osmanlı Sultanı İstanbul'daki Rumların herhangi bir harekete kalkışmasını belki önlemişti ama bir anda imparatorluk topraklarında yaşayanların dörtte birini, sadece Rumları değil bütün Ortodoks Hıristiyanları kendisine düşman etmeyi başarmıştı.

Olanlara kayıtsız kalmayan Avrupa devletleri Osmanlı devleti üzerinde ağır bir baskı kurdu. Bu arada zaten geleneksel olarak eski Yunan uygarlığından gelen hayranlık ve bağlılık duygulan artık tüm Avrupa'da Yunanistan'ın bağımsızlık savaşının daha büyük ölçüde desteklenmesini getirecekti. "Barbar Türkler" "Uygar Yunanlıları" böylesine vahşice katlederken Avrupa'nın hareketsiz kalması mümkün değildi. Ve sonuçta çok geçmeden Yunanistan tam da bu destek sayesinde, Avrupa'nın Hıristiyan devletlerinin eliyle bağımsızlığını kazanacaktı.

Yunanistan'daki ayaklanmalar Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa'nın oğlu İbrahim Paşa'nın ordusuyla bastırılacaktı ama Rusya ve diğer büyük devletler yapılanları unutmayacak ve Yunan davasının zafere ulaşmasını sağlayacaklardı. 1827'de Navarin'de Osmanlı-Mısır donanması ağır bir yenilgiye uğratıldıktan ve Ruslar yine Balkanlara indikten sonra Eylül 1827'de Edirne'de yapılan anlaşma ile Yunanistan'ın bağımsızlığı resmen tanınacaktı.

Öte yandan cesedi Haliç'in sularına atılan Gregorius'un hikayesi orada bitmedi. Bağlandığı taştan kurtularak suyun yüzeyine çıkan ceset Rusya'ya tahıl götüren bir Rum gemisi tarafından bulundu. Bunun "din şehidi" Patrik için ilahi bir mesaj olarak algılanması kadar doğal bir şey olamazdı. Gemi Odesa'ya ulaştığında Gregorius dini ve vatanı uğruna şehit olmuş kutsal bir kişi, bir "aziz" olarak büyük bir törenle toprağa verildi. Aslında Osmanlıya bağlı olan ve ayaklanmacılara karşı çıkan talihsiz adam artık bağımsızlık mücadelesi verenlerin elinde bir meşale olacak ve hep öyle kalacaktı. Yarım yüzyıl sonra Ruslar Ortodoks kiliseleri arasındaki ilişkileri geliştirmek için Patriğin kemiklerini anavatanı Yunanistan'a gönderdiler. Atina'daki Metropol katedralinin girişine defnedilen Patriğin mezarı o gün bugündür dindar Yunanlılarca bir türbe gibi ziyaret ediliyor.




DİKENLİ TELLER

Madenlerden tel ekme tekniğini bulmakla yetinmeyen insan, bu icadından çeşitli sanat ve sanayi dalları yarattı. Kafes ve kümes telinden, gelin ve telgraf teline uzanan tel türlerinden birisi de dikenli teldir. Kadayıf telinden çok devedikenine benzeyen dikenli tele "teldikeni" de denebilirmiş ama, adı konmuş bir kere, değişmesi zor. Bozkırda sığır güden kovboylar için üretilen dikenli tel, savaşlarda toplama kamplarında kullanılmış. Kimi ülkeler telin üretimini, kimi ticaretini yasaklamış; ötekiler de tüketimi. Ülkemizde dikenli telle ilgili yasal kısıtlamalar olup olmadığı kesin bilinmiyor. Ancak nerede "yasak" levhası varsa onun yakınında dikenli tel örgü bulunması yabancı konuklarımızın hemen dikkatini çekiyor. Çünkü, yasak ya da tehlikeli bölge simgesi olan dikenli telin tüketim düzeyi, ülkenin kültür düzeyi ile yapısal ve açısal sorunlarını gösteriyor. Filtreli sigara ve Calcium(kuvvet) iğnesi türünden Frenk icatlarına fazlaca düşkün olan milletlerin dikenli tel tüketme eğiliminin giderek yükseldiği saptanmış. Yakın geleceğin üst düzey devlet yöneticiliğine aday olan sevgili evlatlarımıza karşı dikenli telin saldırganca kullanıldığı da anlaşılmış. Üstelik, eskiçağlarda "dikendutu" olarak bilinen böğürtlen çitleri yerine, günümüzde dikenli telörgüler kullanılması da çocuklarımızı hiç mutlu etmiyormuş. Nüfusunun yüzde elli oranında şehirli, yüzde yetmiş oranında okuryazar olmasıyla övünen Türkiye'deki dikenli tel tüketimi, plancılarla iktisatçıların tüylerini diken diken eden bir artış hızına ulaşmış. Kesin olmayan ilk hesaplamalara göre yıllık yüzde yüzyirmisekiz dolayındaki tüketim artışı, resmi enflasyon rakamlarını üçe katlayabilen tek tüketim kalemidir.

Bu denemede, dikenli telin şehir halkı ile topluma etkileri üzerinde durulmakta, güncelleşen milli soruna medeni bir çözüm yolu aranmaktadır.

Dikenli telin güvenilir tarihçesi ne yazık ki hâlâ yazılmamış. Tüm bildiklerimiz, yabancı dillerdeki ünlü ansiklopedilerden aktarılıyor. İlk üretim patenti 1874 yılında alınmış. Amerikalı mucit, madeni tele diken takmanın teknik kolayını (aletini) bulmuş. Erkeksi görüntüsünü vurgulamak için, bu yeni icada "sakallı tel" adı verilmiş. Çoğu sakallı olan yiğitlerimiz, Birinci Dünya Savaşı sırasında Mısır'da tanıştıkları yeni silaha "dikenli tel" adını koymuşlar. Sakalın traş çaresi var da dikeninki yok. Dikenli tel örgüler, o gün bugündür, düşmanlara, kaçakçılara, hırsızlara, savaş esirlerine tutuklulara, gözaltına alınanlara karşı bir güvenlik önlemi (aracı) olarak, inşaat şantiyelerinde, Hazine'den tahsisli resmi konutlarda, spor-eğitim ve turizm tesislerinde, yasak ve hassas bölgelerde, saray, köşk, müze ve çocuk bahçelerinde kullanılıyor. Kendi ülkelerinde dikenli teli belki hiç görmemiş olan kimi diplomatlar, bizdeki yaygın kullanıma özenerek, Kançılarya ve Rezidansların bahçe duvarlarını dikenli tellerle takviye etmeye başlamışlar. Bilinen çoğu örnek olaylar, dikenli tel çitlerin, aslında etkili olmadığını ve sadece "yasak" anlamında kullanıldığını ortaya koyuyormuş.

Genellikle güvenilir kaynaklardan alınan derlenen doğrulanmamış bilgilere göre, 1890'da 2000 ton olan dünya dikenli tel üretimi, 1930'da yaklaşık 200.000 tona, 1980'de 22.888.900 metrik tona ulaşmış. Avrupa, Akdeniz ve İslam ülkeleri arasındaki tüketim hızı artışında Türkiye yıllardır ilk sıraları koruyormuş. BM istatistikleri, sanayi ülkelerinde üretilen üstün kaliteli dikenli tellerin daha çok gelişmekte olan ülkelerde tüketildiğini gösteriyormuş. Sivil amaçlı projelerde, DT-7-ASA 9000 TSE standardına uygun (galvanizli çelikten yapılmış) piyasada "Kirpi" mal diye bilinen ithal mallar ihracatında adı geçen ülkeler, dikenli tel kullanılmasını tümden yasaklamışlar. Hatta, et ve süt paketleri üzerinde "Dikenli telsiz çiftliklerde üretilmiştir" damgası vuruluyormuş. Afrika İnsan Hakları Derneği'nin 1986 tarihli araştırması da, dikenli telin hayvanlardan çok yurttaşlara ve şehirlilere karşı kullanıldığı gerçeğini ortaya koymuş.

İlk "Dikenli Tel Yasası" 1894'te İngiltere'de yürürlüğe girmiş. Yasa, dikenli telin insanlara ve hayvanlara zarar verecek şekilde kullanılmasını yasaklamış. Meskûn yerlerde ve yol kenarında kurulu tel örgüler kaldırılmış, yasaya uymayan kişi ve kurumlara ağır cezalar kesilmiş. Yasa başarılı olmuş. Medeni ülkelere sokulmayan dikenli teller, günümüzde artık medeniyet merkezi sayılan şehirlerde görülüyor. "Gülü seven dikenine katlanır" sözü uyarınca, dikenl tel, en çok da, anıt ve sanat yapıları, okullar, luna-parklar ile çocuk bahçelerinde "yasak" (girilmez/geçilmez/dokunulmaz) anlamında kullanılıyor. Kime karşı, neden yasak? Malı mı koruduğu yoksa canı mı sakındığı? belirsiz olan yasağın kendisi, tehlikesinden büyük bir simge! "Dikkat Köpek Var!" ihbarı gibi, "Dikkat Dikenli Tel" diye uyarmak gerekir hemşerileri.

Dikenli telden korunmak için neler yapılabilir? Telin dikenlerini traşlayan elektriklitraş makine patenti 1974'te alınmışsa da, yapılan pazar araştırmaları sonunda, talep azlığı nedeniyle üretime geçilememiş. Uluslararası Hayvanları Koruma Derneği'nin dergisine göre, en basit ve ucuzundan bir tel makası ve iki kalifiye işçi ile yaklaşık 200.000 metrelik tel örgünün üç günde kesilip kaldırılacağı; diken-traş makinelerine hiç ihtiyaç bulunmadığı anlaşılmış. Bu yüzden diken traşlama makinesi yerine, çim-biçme makineleri alınması tavsiye ediliyor.

En kolay ve etkili çözümü Türk çocukları bulmuş. Dikenli telleri, birer yay teli gibi gerip birbirine bağlayarak tel örgülerde 40-50 santimetrelik pencereler açmayı öğrenmişler. Çok büyük değil ama geçmeye yetiyor. Gönüller şen olsun! Büyüklerce tasarlanan tel engellerin çocuklara karşı etkili olmadığı görülüyor. Uzun sözün kısası, dikenli tel, öyle aşılmaz, geçilmez, sağlam ya da dayanıklı bir engel değildir. Tırmalar, yaralar, belki sakatlar ama kararlı kişileri durduramaz. Hele bizim mahalle çocuklarını asla!

Dikenli telle yıllardır içli-dışlı yaşamaya alışmış bir toplumdaki dikenli tel alışkanlığı nasıl giderilebilir? Günlük hayatımızın parçası olan tellerden vazgeçilebilir mi? Şili, Peru ve Uruguay'daki ilk denemeler, yasağın karaborsaya yol açtığı ve milli standarda uymayan malların piyasaya sürüldüğünü göstermiş. Halkın taklitlerden sakınması güçleşmiş. Ayrca, "Dikenli tel kullanmak yasaktır" levhalarının dikenli telle çevrilmesi de -resmi tüketimin artmasına yol açarken- muhalefet basınında çıkan karikatürlere konu olmuş.

Dikenli telin sakıncası yalnızca ele-göze batmasından, gelip geçen vatandaşların elbise ve eteklerini yırtmasından, her ay yüzler ve binlerce çocuğa yok yere tetanoz serumu yapılmasından ibaret değildir. Asıl üzerinde durulması gereken sorun, dikenli telin gelişigüzel kullanımından doğan duygusal tepki ve manevi yıkıntılardır. AT ülkeleri, Belediyeler Biriği Genel Kurulu, dikenli telle korunmuş kent mekânlarının, hemşeriye hakaret, çocuklara saldırı, milli onura saygısızlık, kamu yararına "muzır" olduğuna karar vermiş.

Güney Amerika'da 1985'te yapılan bir kamuoyu yoklamasına göre, dikenli telli şehirlerde yetişen çocukların, küçüklerini sevmediği, büyüklerini saymadığı, vatandaşlık görevlerini yerine getirmediği görülmüş.* Yakın Doğu'nun Sincan özerk yöresinde at koşturan soydaşlarımızla geçen yaz yapılan bilimsel söyleşide, Uygurlar'ın dikenli tel örgüleri hiç bilmedikleri anlaşılmış. New York Belediyesi de, Batı Yakası'nın Öyküsü filminden sonra okul bahçeleri çevresindeki tel örgüleri tümden kaldırmaya karar vermiş. Çünkü bu okullarda yetişmiş çocukların 2-3 katlı binalara merdivensiz tırmandıkları görülmüş.

Dikenli telden yapılmış en ünlü engel, Birinci Savaş'ta Avusturya (Alp) Cephesi'nde savaşan ve zafer kazanan İtalyan piyadelerinin "Konçertino" (Küçük Konçerto) adını verdikleri istihkam (savaş) aracıdır. Akordiyon körüğü gibi açılıp kapanabilen, rüzgarlı kış gecelerinde, memleket ezgilerini anımsatan özlem dolu sesler çıkaran dikenli kangallar bir dönem Napoliten serenadlar kadar ün kazanmış. İtalyan savaşçılarn kara mizahı, medeniyet yolunda ilerleyen insanlık onuru için görkemli bir esin kaynağı olabilir mi? diye düşünüyorum.

Fantastik çözüm yolları geliyor insanların aklına. Önce, dikenli tel örgülerin önünde ya da arkasına yerleştirilecek sanayi tipi, kuvvetli hava üfüren vantilatörlerle, dikenli tellerin müzik yapma gücü kanıtlanabilir ve amatör müzikseverlerin bu telleri dev akordiyonlar gibi çalması sağlanabilir. İkinci ve daha etkili çözüm yolu olarak şehir merkezi (Centrum) çevresinden sökülecek dikenli tellerden yapılacak Santurlar, Belediye konservatuvar öğrencilerine parasız dağıtılabilir. Hele bir düşünün, değerli dostlarım: "Konser ya da Konçerto alanı: Giriş Serbesttir! Alışageldiğimiz, dikenli yasaklar yerine kulağa ne kadar hoş geliyor, değil mi?

Yasaklar konusunu işleyip de, dikenli tel örgülere yer vermeyen kimi usta sanatçılarımıza buradan kişisel bir çağrıda bulunmak istiyorum. Yaşar Kemal gibi yazarlar dikenli tel yasaklarına karşı bir kampanya açabilirler. Kampanyanın koordinatörlüğünü belirlemek üzere uluslararası yarışmalar da düzenlenebilr. Belediye Başkanlığı, İl Eğitim Müdürlüğü ile İlçe Zabıta Amirliği'nin açılacak yarışmaya danışman olarak katılması sağlanabilir. En çok (kilo veya kilometre) dikenli teli en kısa zamanda söküp kaldıran yerel örgüte, çocuk ve yaşlı hemşerilerden kurulu yarışma jürisi tarafından Büyük Belde Belediyeler Birliği (BBBB)'nin Başarı Beratı (BB) verilebilir. Yarışmayı kazanan örgüt bandosu ile Konservatuvar Santur Heyeti'nin şehir merkezinde konserler vermesi de düşünülebilir. Tanıtma Vakıflarımız, yeni spor dalının, Akdeniz ve Balkan Oyunları ile Olimpiyat programına alınması için harekete geçirilebilir. Uluslararası yarışmalardaki ulusal başarılara yıllardır özlem duyan ülkemiz, bir yandan altın madalyaları toplarken, barışcı çabalarındaki başarısından dolayı Nobel'e aday da olabilir. Belki hayal denecek ama dikenli tel örgülerimizin kaldırılabileceğini ve şehir merkezlerinin dikensiz, toplu-taşıma raylar ile örülebileceğini sanıyorum. Dikensiz şehir merkezlerinde yetişen kuşakların güllere karşı daha duyarlı ve saygılı olacaklarını da hayal ediyorum.

Dikenli tel, ekili tarlaları, başıboş sürülere karşı başarıyla korumuştur. Endüstrileşen ülkelerde bostana giren danalar tasarım önlemleriyle durduruldu. Zamana ayak uyduramayan ve geri kalmış ülkelerde, şehirlerin konut, eğitim, sağlık, üretim, ulaşım, dinlenme ve savunma bölgeleri birbirine karışınca, tel örgülü yasaklar kaçınılmaz olmuş. Çağdaş Belediyeler, savaşı anımsatan yasakları yaşatmak yerine dikensiz mekanlar yaratmak yolunu seçti. Kent bölgeleri yasalarla belirlenince dikenli tel yasaklara gerek kalmamış. Parklarda, hipodromda, Hisarda, stadyumda, okulda ve otoyoldaki dikenli "yasak"ların yerini biz de deneyebiliriz. Halk dilinde "köşeyi dönmek" başarmak anlamına gelir. Oysa Hemşeri, köşeleri değil, kestirmelerin dikkenarlardan yaklaşık, üçte-bir oranında daha kısa ve kârlı olduğunu keşfetmiştir. Dikdörtgen prizmanın köşegenleri yaya trafiğe açılınca, köşeleri bekleyen dikenler işlevsiz kalır. Böylece, uygar davranışa duyarlı şehir tasarımı, dikenli telin kullanma gerekçesini ortadan kaldırır. Dikenli tele çözüm bulan Belediye (Başkanı), "Gidemediğin yer senin değildir." sözüyle ünlü Sivas Valisi Halil Rıfat Paşa gibi, tarihe geçebilir. Gidilen her yer belediyenin, vatandaşın malı olur, vatan olur. Bu öneri de, kuşkusuz, biraz hayal-kurgudur ama gerçek-üstü kuruntu değildir.

Vatandaşımıza, "Girebildiğin her yer senindir. Bu vatan senindir" diyebilmeliyiz.

* Manuel Scorza, Dikenli Tel adlı belgesel romanında (Türkçesi 1975), dikenli teli bir silah gibi kullanan sömürgecilere yenik düşen ve tüm otlaklarını yitiren Peru'lu köylülerin öyküsünü anlatır. Köyün rahibi, dikenli tel örgüyü "Şeytanla top oynayan kişinin işine", Yerli-köylülerse, "Tanrı'nın Gazabına" benzetmişler, Tanrı'ya yalvarmışlarsa da sonuç hiç değişmemiş!

Sayın Bozkurt Güvenç'in, İnsan ve Kültür adlı kitabından...




Sayın İhsan FAZLIOĞLU'na, İlber ORTAYLI'ya, Orhan KURAL'a, Gezginler Kulübü'ne, Sunay AKIN'a, Doğan HASOL'a...
Evliya ÇELEBİ'ye, İbn Battuta'ya, STRABON'a...
sözlük ve yayınlarından yararlandığımız yazarlara, paylaşımları/katkıları için çok teşekkür ederiz.