Bugün[03 Nisan 2026]
itibarı ile 4.933 başlık/FaRk ile birlikte,
4.933 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(16/21)


- PUSAN ve/<> SUVAN ve/<> ECO

( Kore Savaşı'nda, askerlerimizin gönderildiği, sıcak savaşın gerçekleştiği cepheler.
[27 Temmuz 1953'te, 2 yıl, 9 ay, 10 gün süren sıcak savaş bittiğinde, 6360 şehit, 229 tutsak, 5247 de gazimiz olmuştu.] )


- PUSULA ile/ve/||/<> EĞİM PUSULASI


- PUSULA[İt. < BUSSALO] ile/değil/yerine İLETECİK/BETİK/PUSULA[İt.]/TEZKERE[Ar.]

( Üzerinde kuzey-güney doğrultusunu gösteren bir mıknatıs iğnesi bulunan ve yön saptamak için kullanılan kadranlı aygıt. İLE/DEĞİL/YERİNE Küçük bir kâğıda yazılmış kısa mektup. | Üzerinde alacak hesabı yazılmış kâğıt. | Bir iş için izin verildiğini bildiren resmi kâğıt. | Genellikle ozanların yaşamlarıyla koşuklarından söz eden yapıt. )


- PUSULA[İt. < BUSSALO] değil/yerine/= YÖNDEÇ/YÖNEÇ/İLETECİK


- PUTREL/POTREL[Fr.] ile/değil/yerine/= DEMİR KİRİŞ

( Yapılarda, demiryollarında kullanılan demir kiriş. )


- QUITO ve/<> GUAYAQUIL

( Ekvador'un başkenti. VE/<> Ekvador'un en önemli liman kenti ve ticaret merkezi. )


- RAF[Ar. < REFF] ile/ve/||/<>/> REYON[Fr. < RAYON]


- RÂH[Ar.] ile RÂH[Ar.] ile RÂH[Ar.]

( Yol. | Tutulan yol, meslek, yöntem/usûl. İLE Kaygı, keder. | Zan, sanma. İLE Şarap. )


- RAİF BEY CADDESİ :

( Kireçburnu Mahallesi caddelerinden biridir. Bu cadde mahallenin üst kısımlarına kadar ulaşan bir caddedir. Semtin saygın insanlarından biri oylan Raif Bey unutulmamış ve bu caddeye "Raif Bey Caddesi" adı verilmiştir. )


- RAKIM EFENDİ (RUMELİHİSAR/İST. 1835 - 1914) :

( Osmanlı Ulemalarından olup Rumelihisar'lıdır. Es - Seyyit el - Hac Mustafa Rakım Efendi olarak bilinir ve 1835 yılında Rumelihisarında doğdu. İlk tahsilini Fatih'te Fatih ikmal etmiş Fatih dersiamlarından Kasabzade İbrahim Şevki Efendi'den icazet almıştır. Memuriyet görevine İlmiye Maaş Kâtipliği ile başlamış bilahare İlmiye Maaş Memuru olmuştur. Bu arada Ağustos 1869'da Adana ve Haziran 1876 Trablusgarp Mevliyetlerini birer yıl zabt ettiği gibi 1877'de hacca gitti. 1882'de Muhasebe - i İlmiye Mümeyyizi oldu. 1884'te Bağdat Mevleviyetini zabt etti. 1891'de İlmiye Muhasebe Müdürü oldu. 1909'de emekli oldu. )


- RAKIM PAŞA ÇEŞMESİ (İBRAHİM EFENDİ ÇEŞMESİ) :

( Rumelihisarı'nda iskele meydanında Ali Pertek Camii (Hamam Camii) yanındaki bu çeşme klasik tarzda yapılmış, cephe çeşmesidir (H.1128, M.1715). Çeşme kemerinin üzerindeki kitabesinde şöyle yazmaktadır: Hemçü zemzem nûş kıl mâ aynn - ı İbrahim'den". Bu çeşme, Rakım Mehmet Paşa tarafından babası eski defterdar Yoz İbrahim Efendinin ruhu için yaptırılmıştır. )


- RAKÎM ile RÂKIM[< RAKM]

( YAZI YAZACAK LEVHA | YAZI, KİTAP VE SAİRE ile YAZAN, ÇİZEN | KOT, BİR YERİN DENİZDEN OLAN YÜKSEKLİĞİ )


- RAMİ[Malezya dilinden] ile RAMİ

( Isırgangillerden, Çin, Vietnam ve Malezya'da yetişen, değerli bir bitki. | Bu bitkinin dokumacılıkta kullanılan lifi. İLE İstanbul'da bir semt. )


- RANDEVU ile/ve/değil/||/<>/< REZERVASYON


- RASATHANE/OBSERVATUVAR değil/yerine/= GÖZLEMEVİ


- RASATHANE ile/ve MUVAKKITHANE

( Gökyüzünün/uzayın izlendiği gözlem evi. İLE/VE Takvim hazırlamak ve vakit tayin etmek için kullanılan küçük rasathane. )


- RAUF, MEHMET (İST. 1875 - 1931) :

( Bahriye Okulundan deniz subayı olarak mezun oldu. Edebiyatla çocuk yaşta tanıştı ve ilgilenmeye başladı. Çok yakından takip ettiği Halit Ziya'nın eserlerine ve realizm akımı ile ilgilendi. Fransız yazar Paul Bouget'yi okuyarak ondan etkilendi. 1896 yılından itibaren Servet - i Fünun'da yazdı. Romanlarında İstanbul ve çevresinde yaşayan seçkin ailelerin arasında geçen aşk hikâyelerini işledi. Aynı zamanda şiir yazdı. Rumelihisarı'nda ikamet ediyordu. Romanlarının büyük kısmını Yenimahalle'deki Fırıldakbahçe denilen çay bahçesinde yazdığı söylenir. Eserlerini Roman, Hikâye, Düzyazı Şiirleri ve Oyun olarak verdi. Romanları; Eylül, Ferda - ı Garam, Karanfil ve Yasemin, Genç Kız Kalbi, Böğürtlen, Son Yıldız, Tuba, Halas, Ceriha, Kan Damlası, Define. Hikâye kitapları; İhtizar, Son Emel, Aşk Kadını, Eski Aşk Geceleri, İlk Temas, İlk Zevk. Düzyazı Şiirleri; Siyah İnciler. Oyunları; Pençe, Sancar, Cidal, Diken, Evlat Acısı, Pembe Köşk. )


- RAVCI, ALİ (MALATYA, 1973) :

( Balıkesirspor'dan transfer edildi ve üç sezon (1992 - 1995) Sarıyer'de tescilli kaldı. Bu süre içinde 59 lig, 5 kupa ve 1 PAF ligi maçı olmak üzere 65 resmi ve ayrıca 25 özel maçla birlikte toplam olarak 90 maçta oynadı. Lig maçlarında 7, kupa maçlarında 3 ve özel maçlarda 5 olmak üzere takımına 15 gol kazandırdı. Gaziantepspor'a transfer ederek Sarıyer'den ayrıldı. )


- RAVZA[Ar. çoğ. RAVZÂT, RİYÂZ] ile ...

( Ağacı, çayırı, çimeni bol olan yer, bahçe. Bahçe-i Cennet. )


- RECAİZADE EKREM İLKÖĞRETİM OKULU :

( İstinye'de ilk İlkokul 1929 yılında Mahmut Çavuş Camii ahşap binasında eğitim ve öğretime başladı. Bu okul yeterli görülmeyince Körler Okulu olarak kullanılan binaya taşındı. Bu binada da fazla kalmayan okul 1970/1971 ders yılında yeni binaya taşındı. Okula, İstinye'de yaşayan Edebiyatçı ve Devlet Adamı Recaizade M. Ekrem'in ismi verildi. )


- RECAİZADE MAHMUT EKREM (1847 - 1914) :

( İstinye'de ikamet ediyordu. 19. yy. Osmanlı edebiyatının en önemli isimlerinden biridir. Takvimname Nazırı Recai Efendi'nin oğludur. Babasından Farsça ve Arapça öğrendi. 1858'de öğrenimini tamamladı. Özel öğrenim görerek yetişti. Mekteb - i İrfan - ‘ı bitirdikten sonra (1858) girdiği Harbiye İdadisi'ni sağlık sorunları nedeniyle tamamlayamadı. Hariciye Nezareti Mektubi Kaleminde memurluğa başladı (1862). Tanzimat ve Nafia dairelerinde baş muavinlik (1874), Şura - yı Devlet (Danıştay) üyeliği (1877), Mekteb - i Mülkiye ve Galatasaray Sultanisi'nde edebiyat öğretmenliği (1880 - 1888), bir süre Evkaf ve Maarif Nazırlığı (Bakanlığı) (1908), Meclis - i Ayan Üyeliği (1908 - 1914) görevlerinde bulundu. Resmi görevle Trablusgarp'a gönderildi. 1908'de 2. Meşrutiyet'ten sonra kurulan Kamil Paşa kabinesinde Maarif Nazırı oldu. Namık Kemal'le tanışmasından sonra Encümen - i Şuara'ya katıldı. İlk yazıları Tasvir'i Efkâr gazetesinde yayınlandı. Bu gazetede bilahare yöneticilik yaptı. 1870'den sonra kendisini tümü ile yazılarına verdi. Batı edebiyatından çeviriler yaptı. 1870'de ilk oyunu "Afife Anjelik", 1871'de ilk şiir kitabı "Nağme - i Seher" yayınlandı. Eski edebiyatı savunan Muallim Naci ve çevresiyle girdiği edebiyat tartışmalarıyla Edebiyat - ı Cedide akımının doğmasına zemin hazırladı. Başta Tevfik Fikret olmak üzere dönemin genç şairlerini çevresinde topladı. Tanzimat ve batı düşüncesinin yeni kuşağa benimsetilmesinde önemli rol oynadı. "Araba Sevdası" romanı Türk edebiyatında gerçekçiliğin ilk önemli eseridir. En önemli tiyatro eseri olan "Çok Bilen Çok Yanılır" ölümünden sonra yayınlandı. Nağme - i Seher (1871), Yadigar - ı Şebâb ((1873), Zemzeme (3 Cilt, 1883 - 1885), Tefekkür (düzyazı ile karışık, 1888), Pejmürde (düzyazı ile karışık, 1893), Nijad Ekrem (2 Cilt, anılarla birlikte, 1900 - 1910), Nefrin (1914) manzum; Araba Sevdası, roman; Saime (1888), Muhsin Bey Yahut Şairliğin Hazin bir Neticesi (1890), Şemsa (1895) öykü ve Afife Anjelik (1870), Atala Yahut Amerikan Vahşileri (1873), Vuslat Yahut Süreksiz Sevinç (1874), Görev Çağrısı (1914) ve Çok Bilen Çok Yanılır (1916) oyun, kitapları vardır. )


- RECAİZADE MAHMUT EKREM (İST. 1847 - 1914) :

( Edebiyatçı. İstinyeli olarak bilinir. İstinye burnundaki büyük yalı onun olup, adı ile anılır. 19. Yüzyıl Osmanlı döneminin önemli simalarından biri olup "Ağıtlar Şairi" lâkabı ile tanınır. Babasından farsça ve Süryanice öğrendi. Özel eğitim alarak yetişti. Girdiği Harbiye'ye rahatsızlığı nedeni bitiremedi. II. Meşrutiyetten sonra kurulan Kamil Paşa Kabinesinde Maarif Nazırı (Bakanı) olarak görev yaptı. Encümen - i Şura'da bir süre görev yaptı. İlk yazıları Namık Kemal'in yönetimindeki Tavsir - i Efkâr Gazetesinde yayınlandı. 1870'den sonra kendisini bütünü ile yazın hayatına verdi. Batı edebiyatından tercümeler yaptı. Ayan Meclisi üyeliğinde bulunurken vefât etti. Şiir, roman, öykü, oyun, eleştiri, biyografi ve ders kitapları yayınladı. )


- RECAİZADE YALISI :

( İstinye vapur iskelesi yanında bulunan yalı 19. yy. ın ikinci yarısında yapılmıştır. Devlet Şurası kararı ile tarihi bina karakterinden çıkarılan bu bina I. Sınıf bina idi. Ancak 1978 yılında bina tamamen yıkılarak ortadan kalktı. Bu yalıya Hancıoğlu yalısı da denilmektedir. Beykoz Ayakkabı Fabrikası usta başlarından biri olan Pigeon'un yaptırdığı yalıyı Recaizade M. Ekrem satın almış ve yalıya ilaveler yaptırmıştır. Ünlü bir edebiyatçı ve devlet adamı olan Recaizade M. Ekrem Bey ile arkadaşları Servet - i Fünun edebiyatçıları bu binada sık sık bir araya gelmişlerdir. )


- RECEPAGİÇ, İZET (BİHAÇ, YUGOSLAVYA, 1955) :

( N.K. Osiek (Yugosylavya) kulübünden transfer edildi ve bir sezon (1986/87) Sarıyer'de kaldı. Bu süre içinde 24 lig, 3 kupa olmak üzere 27 resmi ve ayrıca 6 özel maçla birlikte 33 kez forma giydi. Lig maçlarında 3, kupa maçlarında 1 ve özel maçlarda 4 olmak üzere takımına 8 gol kazandırdı. )


- REHBER[Ar.] değil/yerine/= KILAVUZ


- REHBER[Fars.] ile REHDÂN[Fars.] ile REHZEN[Fars.]

( Yol gösterici/gösteren, kılavuz. | Derviş olanı, şeyh huzuruna götüren. | Hz. Cebrail. İLE Yol bilen. İLE Yol kesici. )


- REHBER[Ar.] ile/değil TUR ÖNDERİ


- REKLÂM VE GÖRÜNTÜ KİRLİLİĞİ ve GÜRÜLTÜ KİRLİLİĞİ ve SİGARA SORUNU

( )


- REMZİ BEY YALISI :

( Sarıyer'de Mesarburnu Caddesi üzerindedir. İki katlı olan bu yalıya bir kat ilave edilerek yükseltilmiştir. Yalı varislere kalmışsa da 2007 yılında satılmış ve yeni sahibi tarafından dershane olarak kullanılmaya başlanmıştır. )


- REN ile/ve/||/<> MOSEL ile/ve/||/<> KOBLENZ(ALMANYA)


- RENGİGÜL HANIM ÇEŞMESİ :

( Bu çeşmenin Emirgan Camiinin karşısında olduğu ve bir şadırvan gibi çardak örtüsüne alınmış, dört cephesinde birer musluk ile tekne taşı konmuş bulunduğu "İstanbul Çeşmeleri" kitabında kaydedilen çeşme yıkılıp kaybolmuştur (H.1322, M.1904). Çeşmenin kitabesi şöyleymiş: Sahib - ül hayrat vel - hasenat Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa merhumun haremi mümtaz Kadın efendinin kalfalarından Rengigül Hanımın vakfıdır (1324)". )


- RENK/Lİ ile/ve/değil/||/<>/< DERİNLİK/Lİ


- REPETEK ile ...

( Tarım araştırma istasyonu. [Rusya'da.] )


- RE'S/REÎS[Ar.] ile -RES[Ar.]

( Baş/kafa. | Baş, başkan. | Baş, başlangıç. | [coğr.] Burun. | Uc, tepe. | Koyun/keçi gibi canlı hayvan. | Baş. | Tepe. | Bitkilerin kökten en uzak olan noktası. İLE "erişen, yetişen, ulaşan" anlamlarıyla birleşik sözcükler yapar.[NEV-RES: Yeni yetişme.] )


- REŞAT ERKAN YALISI :

( Tarabya'nın tarihi eser yalılarından biridir. 19.yy başında yanarak ortadan kaybolan Petala Oteli ile Teodor Baltacı'ya ait binanın arsası üzerine yapıldı. Yalının son sahibi Reşat Erkan olup, yalı bu isimle tanınmaktadır. )


- RESİF ile TAHİTİ RESİFLERİ

( ... İLE Resiflerin ve balık çeşitliliğinin en etkileyicisidir. )


- REŞİT PAŞA SPOR KULÜBÜ (1990) :

( Sarıyer İlçesinin spor kulüplerinden biri olup Reşit Paşa mahallesinde kuruldu. 1960'lı yıllarda gayri federe olarak kuruldu. Ancak bu isimle devam etmedi. Bilahare Şeytan Spor adı altında gayri federe olarak uzun süre faaliyet gösterdi. Daha sonra Şeytanspor'un birleşmesi ve ismini terk etmesi üzerine Reşitpaşa Spor Kulübü olarak 1990'da resmi kuruluşu tamamlanarak tescili yapıldı. Kulüp; Koray Büyükasar (Kurucu Başkan), Secaattin Bostan, Kemal Ağca, Ömer Aytan, Tahir Büyükasar, Musa İlhan, Kerim Tuncer, Refik Yıldırım, Nurettin Danışman, Yavuz Batman, Aydın Satır, Zeki Bal, Hasan Karahan, Orhan Çay ve Cafer Caner tarafından kuruldu. İstanbul Amatör liglerinde başarılı mücadele veren kulüpte Koray Büyükasar, Serkan Gürbüz ve Mehmet Deniz Başkan olarak görev yaptılar. Kendisine ait tesisi bulunmaktadır. )


- REŞİTPAŞA ÇEŞMESİ :

( Reşit Paşa Mahallesinde Reşit Paşa Camii önündeki meydanda bulunan bu çeşme büyük bir meydan çeşmesidir (H.1277, M.1860). Bu çeşme Reşid Paşa'nın ölümünden sonra yaptırılmış olup kitabesinde şöyle yazmaktadır: Mülk - i fânide idüp sular gibi sarf - ı nükud/ Vakf - ı Sadr - ı esbakı itmektedir evladı şen/ İşte bu ayn oldu dil - cû nev - mahalle çeşmesi/ Ansun ol sadr - ı Reşid - i hayrileâbın içen/ Celb - i rahmet eylesunler rüz - ü şeb ol asafa/ Var idüp cümle mehâdim - i kiramın Zü - l - menen/ Yazdı safvet katre - i kesserle tarihin oku/ Şad ola rûh - i Reşid Pâşâ bu âli çeşmeden (1278)". )


- REŞİTPAŞA MAHALLESİ :

( Emirgan, Fatih Sultan Mehmet, İstinye, Poligon ve Pınar, Beşiktaş Mahalleleri ile Büyükdere Caddesinden sınır alır. Mahalle Mustafa Reşit Paşa'ya ait koruluk üzerine kurulduğu için bu ismi almıştır. Emirgan'a bağlı bir yerleşim bölgesi iken 1963'te ayrılarak ayrı bir muhtarlık oldu. 1992 nüfus sayımına göre mahallenin nüfusu 13.510' dur. )


- REŞİTPAŞA SAĞLIK OCAĞI :

( Sarıyer Sağlık Grup Başkanlığına bağlı Reşit Paşa Sağlık Ocağı sağlık hizmetleri vermektedir. )


- RESMÎ DİNİ BUDİZM OLAN TEK ÜLKE ile ...

( KALMUKYA )


- RESULOĞLU, DR. RUKNETTİN, (İST. 1906 - ?) :

( Tıp Fakültesini bitirerek doktor olarak hayata atıldı. Demakrat Parti saflarında siyaset yaptı. Üyesi olduğu Sarıyer Spor Kulübünde bir dönem (1948 - 1949) Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yaptı. )


- REVİR[Alm.] değil/yerine/= SAĞLIK OCAĞI

( Kurum ve kuruluşlarda, sağlık hizmeti verilmek üzere ve sayrılar için ayrılmış bölüm. )


- REYKJAVİK:
REYKJA ve/<> VİK

( [Dumanlı koy] Dumanlı. VE/<> Koy. )

( İzlanda'nın başkenti. )


- REZİDANS[Fr.] değil/yerine/= KONUT

( Yüksek devlet görevlileri, elçiler vb.'nin oturmalarına ayrılan konut. İLE ... )


- RİBÂ[Ar.] ile RİBÂ'[Ar. < REB]

( Bir şeyin artması/çoğalması. | Tartısı ve ölçüsü olan bir malı, aynı cinsten daha fazla olan bir mal ile bir karşılığı olmaksızın, peşin olarak ya da veresiye değiştirmek. | Tefecilikle alınan fâhiş faiz. İLE Evler[bahçeleriyle birlikte], bahar evleri. | Barınılan yerler. | Araziler. | Yaz yağmurları. )


- RİBAT ile/ve/||/<>/> KERVANSARAY


- RİBAT ile/ve/||/<> KULE


- RİBAT ile/ve/||/<>/> KÜTÜPHANELİ RİBAT


- RİBAT ile/ve/||/<>/> MESCİD


- RİBAT ile/ve/||/<>/> RİBAT-I MELİK/SULTANLAR RİBATI


- RİBAT ile/ve/||/<>/> RİBAT-I NİSÂ


- RİBAT ile/ve/||/<>/> ŞEHİR


- RİBAT ile/ve/||/<>/> ŞEHİR KULE


- RIFAT EFENDİ :

( Cumhuriyet öncesinde Büyükdere'de Muhtarlık yaptı. )


- RİM/RİMM/RİMME[Ar.] ile RÎM[Ar.]

( Çürümüş kemik. İLE İrin. | Roma'nın bir adı. )


- RIO DE JANERIO ile ...

( Ocak Nehri. )


- RIO NEGRO ile RIO PLATA


- RIO SOLIMOES ile ...

( AMAZON )


- ROBERT KOLEJ BİNALARI :

( Rumelihisarı'nın üst taraflarında olan Robert Kolej için Cyrus Hamlin tarafından yaptırılan ilk binalar (1862 - 1868) ve sonraki binalar 1873, 1904, 1906, 1913, 1914, 1929 ve 1932 tarihlerinde yapıldı. Bilhassa ilk binalar tarihi eser binalardır. )


- ROBERT KOLEJ\'İN İLK TÜRK MEZUNU :

( Robert Kolejin ilk Türk mezun öğrencisi Nafi Baba Tekkesi Şeyhi olan Nafi Baba'nın torunu Hüseyin Pektaş'tır. )


- ROBERT KOLEJ :

( Robert Kolej Rumelihisarı'nın üst kısımlarındadır (R. Hisarüstü). Okulun ilk binası olan Hamlin Hall kurucusu olan Cryus Hamlin'in ismini taşır. Bu binanın yapımına 1868'de başlandı, 1871'de öğretim ve eğitime açıldı. Zamanla Robert Koleje yeni binalar eklendi. 1873'te yalpan bina 1906'da ortadan kaldırıldı. Binanın yeterli olmadığı görülünce yeni binalarla Robert Kolej büyütüldü. Arka arkaya Albert Long Hall, Theodorus Hall, Dodge Hall (1904), Washburn Hall (1906), Anderson Hall (1913), Gates Hall (1913), Social Hall (1914), Social Hall (1914), John Sloane Hastane binası (1914), San Millingen Hall (1932) binaları yapılarak hizmete açıldı. Robert Kolej 1971 de Arnavutköy kampüsüne taşınınca bu binalarda, kolejin yüksek öğretim bölümünün devamı olması nedeni ile Boğaziçi Üniversitesine geçti (bkz. Boğaziçi Üniv.). )


- ROMANTİK ile/değil DUYGUSAL/LIK


- ROSSO LEVANTO MERMERİ ile VİŞNE MERMERİ

( İtalya'da. İLE Elazığ'da. )


- RÖTAR[Fr./İng. < RETARD] değil/yerine/= SARKMA/GECİKME


- RUKİYE SABİHA SULTAN (İST. ORTAKÖY 1894 – 1971) :

( Kısaca Sabiha Sultan olarak bilinir. Sabiha Sultan Osmanlı Devletinin son Padişahı Sultan VI. Mehmet Vahdettin'in kızıdır. Rukiye Sabiha Sultan1894'te Ortaköy doğdu. Saraylarda büyüdü. Padişahın kızı olması nedeni ile o günün şartlarında iyi bir hayat yaşadı ama devam etmedi bu yaşamı. R. Sabiha Sultan'ı Mustafa Kemal Atatürk'e yakıştırdılar. Hatta pek çok kişi Atatürk'ün R. Sabiha Sultan'ı istediğini yazar ve ilave ederler. Mustafa Kemal Padişah'a damat olmak ve için R. Sabiha Sultan'ı eş almak istiyor... Oysa Saray çevresi R. Sabiha Sultan'ı Mustafa Kemal'e yakıştırırlar. Öyle ya Padişah kızı sıradan insanla evlenir mi? Ona münasip bir eş bulmak gerek. Bu düşüncelerle Mustafa Kemal'i uygun görürler ve durumu Mustafa Kemal'e anlatırlar. Mustafa Kemal "Buluşalım, konuşalım" der. Bu imkânsızdır. Hiç Padişah kızı taliplisi ile her hangi bir yerde görüşür mü? Bu düpedüz öneriyi reddetmek demektir. Yıllar sonra Sabiha Sultan'a durum sorulduğunda "Evet böyle bir görüşme olması istendi ama ben Ömer Faruk Efendi'yi seviyordum" der. Ömer Faruk Efendi, son Osmanlı Halifesi Abdülmecit Efendi'nin oğludur. Bu kişi ile evlendirilir. Cumhuriyet'in kurulması ve Osmanlı Hanedanı mensuplarının sürgüne gönderilmesi üzerine 1924 yılında yurtdışına gitti. İsviçre ve Fransa da bir süre kaldıktan sonra Mısır'a geçti. R. Sabiha Sultan 1948'de Mısır'da iken eşi Ömer Faruk Efendi'den boşandı. 1952'de Osmanlı hanedanı kadınlarının yurda gelebileceği yasasından yararlanarak yurda döndü ve Yeniköy'deki yalısına yerleşti. 1971 yılına kadar burada yaşadı ve son nefesini Yeniköy'de verdi. Aşiyan mezarlığına defnedildi. )


- RUMELİ YAKASI :

( Boğaziçi'nin Avrupa tarafında bulunan ve Boğaziçi'nin Batı tarafından yer alan kıyılara Rumeli yakası denir. )


- RUMELİFENER DERE MAHALLESİ MESCİDİ :

( Rumelifeneri Dere Mahallesi yerleşim bölgesindedir. )


- RUMELİFENER HAMAMI :

( Eskiden kilise olan ve sonradan camiye çevrilen yeni camiin batı tarafında ve köşe başındadır. Osmanlı dönemi hamamlarından olup II. Dünya Savaşı sonlarına kadar kullanıldı. Bu tarihten sonra mağaza ve depo alarak kullanılan bu bina şimdi viran haldedir. )


- RUMELİFENER KALESİ :

( Köyün en önemli tarihi eserlerinden biridir. Cenevizliler tarafından yaptırıldığı söyleniyorsa da kalenin mimari yapısı itibariyle Osmanlılar döneminde ve 1769'da Anadolufeneri kalesi ile eş zamanlı yapıldığı kabul edilmektedir. Her iki kalenin Sultan III. Mustafa (1757 - 1774) tarafından 1768 ve 1789 yıllarında yapıldığı bazı eserlerde belirtilmektedir. Kale köyden biraz uzakta ve denize en uç noktada kayalıklar üzerinde yapılmıştır. Kale duvarlarının kalınlığı 2.70 metredir. Kalede 26 top yuvası vardır. Kale kapısı genişliği 4,50 metre olup dıştan çevresi yaklaşık olarak 260 metredir. Kale içinde sarnıç bulunmaktadır. Kale dışındaki bina kalıntılarının subay, erbaş lojmanı ve hastane binası kalıntıları olduğu kabul edilmektedir. Kale mükemmel yapısı ile hala kullanılabilir haldedir. Çok uzun yıllar Türk sinemasının film seti olarak kullanılmıştır, kullanılmaya da devam edilmektedir. )


- RUMELİFENER KÖYÜ :

( Sarıyer ilçesinin Karadeniz'e bakan en uç noktası olup Garipçe, Demirciköy ve Zekeriyaköy'den sınır alır. Kayalıklar üzerine kurulan köyün antik çağdaki isme Panyum veya Panium iken sonraları Fanaraki ve Fanariyan denilmiştir. Fanaraki ve Fanariyan (Avrupa Feneri" ya da "Küçük Fener" anlamını vermektedir. Köyün Rumeli yakasında olması nedeni ile isminin Rumelifeneri olduğu muhakkaktır. Fakat isimler değiştirilirken köye "Türkeli" ismi verilmişse de bu isim halk tarafından benimsenmediği için Rumelifener ismi kullanılmaya devam edildi. 1992 nüfus sayımına göre köyün nüfusu 1.486‘dır. )


- RUMELİFENER MEZARLIĞI :

( Rumelifeneri köyünde eski ve yeni mezarlık olmak üzere iki mezarlık bulunmaktadır. Ramazan Ağa camiinin ilerisindeki yeni mezarlıkta gömü yapılıyor. Limanın üzerindeki eski mezarlıkta ise gömü yapılmıyor. )


- RUMELİFENER NAKİYE ELGÜN PARKI :

( Rumelifener Dere Mahallesindededir.472,63 m²lik bir alanı kapsamaktadır. 248,56 m²lik yeşil alanı, 121,76 m² çocuk oyun parkı bulunmaktadır. )


- RUMELİFENER RAMAZAN AĞA CAMİİ :

( Rumelifener mahallesinde (Eskiden köy), Limanın üst ksmında yer alan bu cami 1815 yılında Ramazan Ağa isimli bir kişi tarafından yaptırılmıştır. )


- RUMELİFENER SAVAŞI :

( Rumelifeneri Savaşı olarak bilinen savaş 1352'de Cenevizlilerle Venedikliler arasında geçti. Rumelifener önünde devam eden savaşı Cenevizliler kazandı. )


- RUMELİFENER SİNEMASI :

( Kolcfu'nun Fevzi tarafından 1970/1971 yıllarında R. Fener'de yazlık sinema açıldı ve 1978 yılında faaliyetine son verdi. )


- RUMELİFENER YENİ CAMİ :

( Rumelifener Mahallesinde (Eskiden köy) çarşı içindedir. Eski Rum klisesi üzerinde yeniden inşâ edilmiştir. )


- RUMELİFENERİ İLKÖĞRETİM OKULU :

( Ramazan Ağa Camii yanında olan okul, 1945'te köylüler tarafından yaptırılan binaya taşınmış, eski bina ise cami lojmanı olmuştur. Uzun bir zamandan beri Garipçe Köyü öğrencileri de bu okulda eğitim görmektedir. )


- RUMELİFENERİ KÖYÜ İLKÖĞRETİM OKULU KORUMA DERNEĞİ :

( Okulun ihtiyaçlarını karşılaması, veli - öğretmen ilişkisini devam ettirmek amacıyla kurulan bir dernektir, faaliyetine devam etmektedir. )


- RUMELİFENERİ SAĞLIK OCAĞI :

( Sarıyer Sağlık Grup Başkanlığına bağlı olarak hizmet veren bu birim 1993 yılından beri sağlık hizmeti vermektedir. )


- RUMELİFENERİ TAHLİSİYE MÜZESİ :

( Türkiye'de ilk kez açılan 2007 yılında açılan Rumelifener Mahallesindeki Tahlisiye Müzesi, tahlisiyenin kuruluşundan günümüze kadar kullanılan alet - edavat, giysi, cihat, kayıtlar ve sair belgelerin sergilendiği bir müzedir. )


- RUMELİFENERİ YANGINI :

( Rumelifeneri Köyü birkaç kez yangın felaketi geçirdi. En etkili olanı 1899'da meydana gelen yangındı ve bu yangında 70 bina yanıp kül oldu. )


- RUMELİFENERİ :

( Rumelifeneri Köyünün en önemli tarihi eserlerinden biri olan Rumelifenerinin inşaatına 1855'te başladı, 15.05.1856'da hizmete açıldı. Bu fenere resmi olarak "Türkeli Feneri" denilmiş ve kullanılmakta olsa da halk arasında Rumelifeneri olarak kabul görmüştür. Bu fenerin bir eşi Anadolufeneri köyündedir. Halk arasındaki söylenceye göre fener yapılırken iki üç kez yıkılmış. Yıkılmasına neden, "Saltuk Dede" nin mezarı üzerine inşâ edilmesi gösterilmiştir. Bu söylentilerin üzerine "Saltuk Dede" türbesi fener inşaatının içine alınmış ve inşaat bu biçimde tamamlanmıştır. Fener'in yerden kule yüksekliği 30 metre, denizden yüksekliği ise 58 metredir. Fenerde eskiden yunus yağı kullanılırken, şimdi 500 watlık ampul kullanılmaktadır. Fenerin son onarım tarihi 1944'tür. Antik çağ ve sonraki dönemlerde olmak üzere Rumelifeneri'nde her zaman olmuştur. Evliya Çelebi seyahatnamesinde şöyle der: Karadeniz'de yüzen gemiler karanlık gecede –Boğaz ağzıdır - diye karaya düşmemesi için geceleri asla ateş yakmazlar. Ancak karşı Rumeli tarafında göklere baş kaldırmış bir yüksek kalenin tepesinde bir büyük fener içinde yunus balığı yağı yakarlar. Bütün gemiler ona bakıp karanlık gece de boğazdan içeri girip selamete erişir, kurban keserler, sadaka verirler". )


- RUMELİHİSARI HAMAMI :

( Hamam 1509'da yapılmış olup Ali Pertek Sokağı üzerinde idi. İstanbul Hamamları sayılırken "Hisarlıya Hisar Hamamı" deniliyordu. Sultan Beyazıt Vakfında olan hamam zamanla yıkılıp yok oldu. )


- RUMELİHİSARI KALE ÇEŞMESİ :

( Rumelihisarı kalesinin denize bakan cephesinde ve kale duvarına bitişik olan çeşme ismini kaleden almıştır. Kim tarafından hangi tarihte yapıldığı hususunda bir bilgi yoktur. Kalenin yapımı sırsında inşâ edildiği de düşünülebilir. )


- RUMELİHİSARI KORUMA VE GÜZELLEŞTİRME DERNEĞİ :

( Rumelihisar'ında 2002 yılında; Sibel Eryüksel, Turhan Sir, Takvor Teodorosyan, Aytekin Güzel, H. Tülay Ladik, Ruhi Dengizman, Fatma Yavuz İsmailoğlu, Banu Çokşen Salur, Cem Satıcı, Kemal Akif Bursalı, Cenk Özdemir, Nesrin Karaer, Zafer Karaer ve Yıldıray Yıldırım tarafından kuruldu. )


- RUMELİHİSARI MAHALLESİ :

( Sahil şeridinde yer alan, Baltalimanı, Fatih Sultan Mehmet (Armutlu) ve Bebek'ten sınır alan bir mahalledir. Rumelihisarı Boğaziçi'nin ilk Türk köyüdür. Sınırları çok geniş olan Rumelihisarı durumunu 1940'lı yıllara kadar korumuş sonra yeni yerleşim yerlerinin oluşması üzerine sınırları daralmıştır. 1950'den sonra Levent, Akatlar, Etiler, Eski Maslak Yolu ve Baltalimanı'nın bir kısmı Rumelihisarı'ndan ayrıldı. Levent, Akatlar, Etiler Beşiktaş ilçesine bağlanırken, daha sonraları ayrılan Baltalimanı ile Fatih Sultan Mehmet yerleşim bölgeleri Sarıyer ilçesinin yeni mahalleleri oldular. Semt ismini Hisardan (Kale) aldı. Osmanlılar döneminde Rumelihisarı'na; Boğazkesen, Boğazkesen Hisarı, Yenicehisar ve Yenihisar da deniliyordu. 1992 nüfus sayımına göre mahallenin nüfusu 10.420'dir. )


- RUMELİHİSARI MESCİDİ :

( Rumelihisarı Kalesi içinde Osmanlı Şeyhülislamı Molla Şemseddin Fenari (1350 - 1432)'nin yaptırdığı bir mescid olup zanla yıkıldı, sadece minaresinin bir bölümü ayakta kaldı. Mescid 15. yy. eseridir ve "Fenari Mescidi" olarak bilinir. )


- RUMELİHİSARI MÜZESİ :

( Rumelihisarı kalesinin Saruca Kulesi müze olarak açılmış olup, Osmanlı'dan günümüze kadar top, tüfek, bayrak, ok, yay, kama, pala, kiler, kandil, alem, kalenin kilit ve anahtarları ile savaş planları müzede sergilenmektedir. )


- RUMELİHİSARI RESTAURANTLARI :

( Rumelihisarı'nda ana cadde üzerindeki Hisar, Karaca ve Çapa restaurantları ilgi çeken restaurantlardandır. )


- RUMELİHİSARI SPOR KULÜBÜ SOSYAL TESİSLERİ :

( Semtin önemli sosyal tesislerinden biridir. Kulüp yönetim binası, lokal, restaurant ve çay bahçesi ile hizmet vermektedir. )


- RUMELİHİSARI SPOR KULÜBÜ :

( İlçenin en eski spor kulübü olan 1931 yılında Şevket Dağ, Süleyman Taylan, Yusuf Anter ve Mahmut Atken tarafından Rumelihisarı İdman Birliği adı ile kuruldu. Bilahare kulübün ismi Rumelihisarı Spor Kulübü olarak değiştirildi. Futbol ve basketbol dalında faaliyet gösterilmektedir. Bu kulüpten; Şenes Erzik, Ayhan Bermek, Erol Togay, Ferhan Baras gibi sporcu ve spor yöneticisi yetişmiştir. )


- RUMELİHİSARI VAPUR İSKELESİ :

( Rumelihisarı vapur iskelesi Boğaziçi'nin en eski vapur iskelelerinden biri olup tarihi eser hüviyetindedir. Ancak iskele vapur seferi yapılmadığı için uzun bir zamandan beri kiralanmış olup İskele restaurant adı ile restaurant olarak kullanılmaktadır. )


- RUMELİKAVAĞI ALTINKUM D. K. ÖZEL EĞT. MRK. PİKNİK YERİNDEKİ DOĞU ÇINARI :

( Piknik alanı içinde ve denize yakın yerdedir. Boyu 16.50 m, göğüs çevresi 6,20 m. taban çevresi 10,10 m ve yaşı 420'dir (2009 itibariyle). )


- RUMELİKAVAĞI ÇEVRE GÜZELLEŞTİRME VE ONARMA DERNEĞİ :

( 1959 yılında Ayhan Uluç, Hakkı Civan ve Ömer Çınar tarafından kuruldu. Baki Sirkan, Müslim Koçali, Günay Kurşun, Varol Aydın başkan olarak görev aldılar. )


- RUMELİKAVAĞI GÜNEY KILDIRAN İLKÖĞRETİM OKULU :

( Rumelikavağı'nda ilk kez 1922'de kale meydanında üç sınıflı olarak Yusuf Ağa Mektebi ismi ile açıldı. 1928 yılına kadar değişik binalarda öğretim ve eğitime devam etti. Bu tarihte askeri lojmanların bulunduğu alandaki taş binada Rumelikavağı İlkokulu adıyla eğitime devam edildi. 1945'te yeni binaya taşındı. 1964'te halen I. Kademe eğitim verilen bina yapıldı. 1945'te bina yıktırılarak hayırsever R. Güney Kıldıran tarafından yaptırılan yeni okula, yaptıranın ismi verilerek öğretim ve eğitime başlandı. )


- RUMELİKAVAĞI HAMAMI :

( Rumelikavağı çarşı içinde, İskele Caddesi ile Kavak Hamamı sokağının birleştiği yerde Bezzazistan Kethüdası El - hac Mehmet ağa tarafından yaptırılmıştır - . Ancak zamanla yıkılıp yok olmuştur. Bu hamama "Çaresizler Hamamı" da deniliyordu. )


- RUMELİKAVAĞI KALESİ :

( Rumelikavağı Kalesi, mahallenin üst kısımlarında ve Garipçe - Feneryolunun alt yamaçlarında idi. 12. yy. da Bizans İmparatoru I. Manuel Kommanos tarafından boğazın gümrük noktalarını tutmak amacı ile yaptırıldı. Kale 14. yy. da Cenevizlilerin, 1452'de Osmanlıların eline geçti. Kaleye Bizanslılar döneminde Polikhion Kalesi, Asomaton Kalesi, İmros Kalesi; Osmanlılar döneminde de Cenevizliler Kalesi, Eski Kale deniliyordu. )


- RUMELİKAVAĞI KARAKAŞ MESCİDİ :

( Rumelikavak çarşı içindeki Kavak Hisarına bitişik olarak IV. Sultan Murat döneminde (1923 - 1640) Karakaş Mustafa Çelebi İbnu'l Hac Abdullah Ağa tüarafından onarılarak yenilenen bu mescid büyük Sarıyer selinde yıkılıp gitti. )


- RUMELİKAVAĞI KURAN KURSU :

( Rumelikavağı'nda Diyanet Başkanlığı Sarıyer Müftülüğüne bağlı Kur'an kursu bulunmaktadır. )


- RUMELİKAVAĞI LİMANI :

( Rumelikavağı limanı çok eski yıllardan beri kullanılıyor. Rumelikavağı balıkçı köyü olması, olta ve ağ balıkçılığının asırlardan beri yapılması nedeni ile her zaman limana ihtiyaç duyuldu. Bu nedenledir ki 1950'den sonra iki kez limanın büyütülmesi çalışmaları yapıldı. Liman Otuzbir bayırı başından başlar, askeri lojmanlara kadar gider. )


- RUMELİKAVAĞI MANA TOPÇU PARKI :

( Rumelikavak Spor Kulübü Tesislerinin yanındaki bu park yeniden düzenlenerek parka, bir uçak kazasında hayatını kaybeden Rumelikavaklı Hostes Mana Topçu'nun adı verildi. 3.388,58 m²'lik bir alan üzerindedir. 359,09 m²'lik yeşil alanı, 177,m²'lik çocuk oyun alanı, 2.247.96 m²'lik spor alanı ve tesisler bulunmaktadır. )


- RUMELİKAVAĞI SİNEMALARI :

( Rumelikavak çar şı içindeki kalenin içinde bulunan alanda 1950 yılında açılan sinema yazlık sinema olarak 1970 yılına kadar devam etti. Sinema kalede konuşlanan askeri birlik tarafından işletiliyordu. Rumelikavak'ta ikinci yazlık sinema Yakup Bayraktar tarafından İskele Gazinosunun buylunduğu bahçe içinde açıldı. İşletmeciliğini Yusuf Kocabal yaptı. Bu sinemada birkaç yıl içinde kapandı. )


- RUMELİKAVAĞI SPOR KULÜBÜ :

( Gayrifedere olarak 1930'lu yıllardan beri faaliyet gösteren bu kulüp 1980 yılında resmen tescil edildi. Kulübün kurucuları Nizam Sülün, Aydemir Uyaş, Necil Kıldıran, Kemik Özer, Niyazi ve Güney Kıldıran'dır. Renkleri Kırmızıq - Beyaz'dır.. Rumelikavak Spor Kulübünde Hüseyin tınmaz, Mehmet Topçu, Barbaros H. Vardar, Günay Kurşun, Basri Demirci, Ali Feyyaz Özdelice ve Varol Aydın (2019 itibariyle V. Aydın hala görevde), Rumeli Kavak Spor Kulübü katıldığı lig maçlarında büyük başarılar elde etti. 7 kez Grup Birinciliği ve 1 kez de İstanbul Şampiyonluğu kazanmak başarısını gösterdi. )


- RUMELİKAVAĞI VAPUR İSKELESİ :

( Rumelikavağı vapur iskelesi Boğaziçi'nin en uç noktasındaki ikinci iskeledir. En uçtaki iskele olan Büyükliman iskelesi kaldırıldıktan sonra son iskele Rumelikavak iskelesi oldu. İskele pek çok kez bakım onarım gördü. En son 1986'da restore edildi. Bilahare günün ihtiyaçlarını karşılayacak biçimdi aslına uygun olarak yeniden yapıldı ve 21.12.2002'de hizmete açıldı. )


- RUMELİKAVAĞI YOLCU GEMİSİ :

( Şehir Hatlarına ait 73 baca No. lu Rumelikavağı yolcu gemisi 1927 yılında Almanya, Elbing'de F. Schichau GmbH. Tezgâhlarında yolcu gemisi olarak inşâ edildi. 148 gros ve 64 net tonluk, teknesi çelik saçtandı. Uzunluğu 33,1 metre, genişliği 6.6 metre, su kesimi 2.1 metre idi. Schichau yapımı 350 seygir gücünde tripil (3 silindirli) buhar makinesi vardı ve uskurluydu. 1927'de hizmete girdi, saatte 8 mil yol yapabiliyor, yaz/kış 344 yolcu alabiliyordu. 2 Kasım 1984'te hizmet dışı bırakıldı. Hilton Oteli tarafından satın alındıktan sonra 1984'te tadil edildi ve kazanı, makinesi çıkarılıp dizel motor takıldı ve Şehrazad adıyla yüzer lokanta haline getirildi. )


- RUMELİKAVAĞI :

( Sarıyer ilçesinin sahil şeridi mahallelerinden biri olup, Yenimahalle, Maden, Zekeriyaköy ve Garipçe'den sınır olan eski bir yerleşim bölgesidir. Bizans döneminde ismi Hieoron Romelias idi. Bu ismi Rumelikavağı kalesinin içindeki mabetten alıyordu. Halk arasında çınar ağaçlarına kavak denildiği ve Rumelikavak'ta da fazla miktarda kavak bulunduğu ve Rumeli yakısında bulunması nedeni ile de Rumelikavak ismini aldığı söylemi yaygındır. Rumelikavak 1877'de çıkan "Dersaadet Belediye Yasası" ile Belediye sınarları içine alınmışsa da 1930 yılına kadar köy statüsünde kalmıştır. 1997 nüfus sayımına göre nüfusu 3.340'dır. )


- RUMELİKAVAK ÇARŞI İÇİNDEKİ ÇINAR AĞACI :

( Cami önünde yan yana iki çınar ağacından büyüğünün. Dikim tarihi 1505, çevresi 7.30 ve yaşı 505 dir (2009 itirabiyle). )


- RUMELİKAVAK DERESİ :

( Rumelikavağı Büyük camiin arkasından akarak denize ulaşan dere üzeri kapatılmak suretiyle ortadan kaldırıldı. Derenin yaz kış akışı bulunmaktadır. )


- RUMELİKAVAK HİSAR KAPISI YANINDAKI ÇINAR AĞACI :

( Bu yaşlı çınarın dikimi 1247, buna göre 757 yaşındadır (2009 itibariyle). Ağaç hayli tahrip olmuş, hemen hemen hiç büyük dalı kalmamış içi kovuk olup korunmakta, daha ziyade dış kabuğundan beslenmektedir. )


- RUMİNE ile/||/<> VERSAILLES

( Lozan Antlaşması'nın yapıldığı saray. İLE/||/<> I. Dünya Savaşı sonunda İtilâf Devletlerinin 28 Haziran 1919'da Almanya ile imzaladığı antlaşmanın yapıldığı yer. )


- RÛMÛS[Ar. < REMS] ile RUMÛZ[Ar. < REMZ]

( Mezarlar, sinler, kabirler. İLE İşaretler, remizler, anlamı gizli olan sözler. )


- RUSYA BÜYÜKELÇİLİĞİ YAZLIĞI :

( Büyükdere, Piyasa Caddesi üzerindedir. 19. yy. başlarında inşâ edildi. 17.123 m²lik bir alanı kapsar. Elçilik binası ve müştemilatları ahşap olup önemli tarihi eserlerdendir. Ahşap binaların mimarisi ve kabartma süslemeleri dikkat çeker. Cümle kapısı önündeki çakıl taşlarından yapılan desenli zemin harikuladedir. Elçilik önünde bir de elçiliğe ait denizi hamamı bulunmaktadır. Asırlık ağaçlar ve değişik bitki örtüsü ile kaplı büyük korkuluğu bulunmaktadır. )


- RUSYA HAVAALANLARINDA:
SHEREMETYOVA I / DOMODEDOVA ile/ve SHEREMETYOVA II / VNUKOVA

( İç hatlarda. İLE/VE Dış hatlarda. )


- RUSYA KONSOLOSLUĞU YAZLIK BİNASI :

( Kefeli Caddesinde deniz manzaralı ve caddenin üst kısmında on dönümlük bir bahçe içindeki yalı Rusya Konsolosluğuna aitti. Yalı 18. yy. ikinci yarısında yaptırılmış tarihi bir eserdir. Bina daha önceleri Fransa Büyükelçiliğine aitti. Yalı sonraları Atatürk tarafından Rusya Büyükelçiliğine hediye edilmiş olup, Atatürk bu yalıda dinlenmiştir. )


- RUSYA ile/ve/||/<> ALASKA

( )


- RUSYA'NIN EN BÜYÜK BOTANİK BAHÇESİ ile ...

( TROPİK PARK )


- RÜZGÂRLI SOKAK VE RÜZGAR ÇIKMAZI SOKAK :

( Maden Mahallesi Tepeüstü mevkiinde bulunan iki sokaktır. Burası tepe olması nedeni ile devamlı rüzgâr aldığından iki sokaktan birine "Rüzgârlı Sokak", diğerine de ""Rüzgâr Çıkmazı Sokak" adı verilmiştir. )


- RUZNAMECİ İBRAHİM EFENDİ ÇEŞMESİ :

( Rumelikavağı'nda İskele Caddesi üzerinde ve yıkılıp harap olan hamamın önündedir (H.1044, M.1634). Bu duvar çeşmesi esas biçimini kaybetmiştir. Kaynak suyu ile beslenen çeşmenin kitabesi şöyledir: La ilahe illallah Muhammeden Resullullah/ Bu çeşmeyi bina iden Ruznameci İbrahim Efendidir". )


- Ş. ALAATTİN ELYÜREK PARKI :

( Bahçeköy'dedir, 389,00 m² alan üzerindedir. 85,00 m² yeşil alan, 56,00 m² çocuk oyun alanı, 72,00 m²'lik spor alanı bulunmaktadır. )


- S. S. SARIYER YENİMAHALLE BALIKÇILIK İSTİHSAL VE SATIŞ KOOPERATİFİ (SARIYER MERKEZ SU ÜRÜNLERİ KOOPERATİF)İ :

( 1971 yılında Halit Aslan, Lütfi Bayraktar, İsmail Çınar ve Emir Bayraktar tarafından kuruldu. Uzun süre bu isimle faaliyet gösterdi. Merkez Sarıyer, Büyükdere ve Çayırbaşı'nda kooperatif bulunmadığından yönetim kurulu kararı ile kooperatifin faaliyet alanının genişletilmesi yoluna gidildi ve Tarım Bakanlığına başvuruldu. Bakanlıkça başvuru kabul edildi ve kooperatifin ismi 02.072001'den sonra S.S.Sarıyer Merkez Su Ürünleri Kooperatifi olarak değiştirildi. Kooperatif merkezi Yenimahalle'dedir. (2019 itibariyle) Başkanlığını Bilal Çınar yapmaktadır. )


- S.S. KİREÇBURNU SU ÜRÜNLERİ KOOPERATİFİ :

( Kireçburnu'daki ilk kooperatif S.S. Kireçburnu Su Ürünleri Kooperatifidir. Semtin balıkçıları tarafından kurulmuştur. Kireçburnu balıkçı barınağı (Limanı) kooperatifin kullanımındadır. )


- S.S.RUMELİKAVAK BALIKÇILAR VE SU ÜRÜNLERİ KOOPERATİFİ :

( Bu kooperatif 1971 yılında Ahmet Terzioğlu, Cihan Karadeniz. Alaattin Ayan, Yusuf Aldın, Dursun Çınaroğlu ve Necati Tezioğlu tarafından kuruldu. İlk Başkanı Ahme Terzioğlu'yu takiben Seyfettin Aydın, Mehmet Ayan ve Mert Ayan başkanlık yaptılar. )


- S.S.SORUMLU RUMELİFENERİ SU ÜRÜNLERİ KOOPERATİFİ :

( Rumelifenerli balıkçıların kurduğu bir kooperatif olup faaliyetini devam ettirmektedir. )


- SAADET İŞ OKULU :

( Milli Eğitim Bakanlığına bağlı olarak eğitim vermektedir. Büyükdere, Piyasa Caddesi üzerinde ve Sadberg Hanım Müzesi bitişiğinde ve üst yamaçtaki "Celepçiler Köşkü"n de eğitim vermektedir. )


- SAATÇİOĞLU, PROF. DR. FİKRET (BALIKESİR, 1910) :

( İ. Ü. Orman Fakültesi Öğretim Üyesi. İlk ve ortaokulu Balıkesir'de tamamladı (1926). Aynı yıl Orman Mektebi Âlisi'ne (Yüksek Orman Mektebi) girdi. Buradan 1930 da "Birinci dereceden" diploma alarak mezun oldu. Mezuniyetini takiben bir süre Orman Genel Müdürlüğü teşkilatında çalıştı. 1931'de ögrenim ve ihtisas yapmak üzere Almanya'ya gönderildi. Münih Üniversitebi İktisat Fakültesi Ormancılık Bölümünü 1934'te "Pekiyi" derece ile bitirdi. Münih Üniversitesi Silvikültür Kürsüsünde bilimsel çalışmalarına devam etti. "Ladin ve Kayının karışık meşçeredeki karşılıklı büyüme münasebetleri" adlı doktora tezini tamamladı ve "Magna cum Laude" derecezsi ile "Dr. Oec. Publ" ünvanını kazandı. Yunda döndükten sonra 1935'te Yüksek Ziraat Enstitüsü Orman Fakültesi İstanbul kısmına Başasistan atandı. Bu görevde iken askere gitti. Askerliğini takiben kürsüdeki görevine döndü ve "Belgrad Ormanında Meşenin Silvikültür Bakımından Tabi Olacağı Muamele, Ekolojik Esaslar ve Teknik Teklifler" konusundaki tezi ile "Doçenti" ünvanını aldı. 1944'te üçüncü kez askere giderek görevini ifa etti. 1945'te Profesörlüğe yükseltildi. Orman Fakültesinin İstanbul Üniversitesine katılmasından önce 1948'de kadar Yüksek Ziraat Enstitüsü Orman Fakültesi Dekanı olarak ve İstanbul Üniversitesine katılmasından hemen sonra da İ.Ü. Orman Fakültesi Dekanı olarak 2 defa Dekanlık görevi yaptı. Ayrıca 6 kez 2 şer yıl olmak üzere Senatör olarak Orman Fakültesini İstanbul Üniversitesinde temsil etti. Üniversite tarafından Atatürk Devrimleri Araştırma Enstitüsü üyeliğine ve sonra da Enstitü Genel Kurul tarafından Yönetim Kurulu Üyeliğine seçildi. 1973'te İstanbul Üniversitesi tarafından Türkiye Bilimsel Teknik Araştırma Kurumu Danışma Kuruluna 2 yıl süre ile İ.Ü. Temsilcisi olarak ve yine aynı yıl Ünivesite Senatosu tarafından Unuversitelerarası Kurul üyeliğine seçildi bu görevi Orman Bakanı olan tarihe kadar devam etti.1971 ile 1975 tarihleri arasında Ord. Prof. Dr. Sadı Irmak Kabinesinde Orman Bakanı olarak görev yaptı. Üniversieye döndükten sonra TUBİTAK tarafından 1980 yılı "Hizmet Ödülü" nü aldı. Uluslararası Ormancılık Kurumları Birliği (IUFRO) nin I. Seksiyonu, Türkiye Ormancılar Cemiyeti, Türkiye Orman Mühendisleri Odası, Türkiye Tabiatını Koruma Cemiyeti üyesi ve Türk Biyoloji Derneğinin kurucu üyesi, Türkiye'yi Yeşillendirme Derneği, Sosyal Araştırmalar ve Eğitime Yardım Vakfı üyesidir. Kitapları: Silvikültür I (Silvikültürün biyolojik esasları ve prensipleri, 1969", "Suni Orman Gençleştü - tirmesi ve Ağaçlandırma Tekniği, 1970", "Orman Bakımı (Meşçere yetiştirilmesine ait tedbirler, 1971", "Orman Ağacı Tohumları, Tohum tedariki, saklanması, çimlenme fizyolojisi, kalite kontrolu ile önemli ağaç ve ağaçcık türlerinin tohumu bakımından özellikleri), 1971", "Fidanlık Tekniği, 1976", "Kavak (Populus) Üretme ve Yetiştirme Teakniği, 1948", "Belgrad Ormanına ve Ayancık - Çangal Ormanlarında yapılan tatbikatlar, 1954", "Yirce – Bürmece – Kömürsü ormanlarında yapılan Silvikültür tatbikatı (Ekskürsiyon konLARI), 1962", ""Kavak kitabı (Ord. Prof. Dr. A. Irmak, Prof. Dr. A. Acatay, Prof.Dr. A. Berkel ile birlikte) 1956", "Tarsus – Karabucak mıntıkasında Okaliptüs tesis çalışmalarının 20 yıllık neticeleri üzerine silvikültürel araştırmalar (Doç. Dr. B. Pamay ile birlikte), 1958", ve pek çok sayıda bilimsel inceleme ve makalesi var. )


- SABAH YEMEĞİ ile SABAH VE ÖĞLE YEMEĞİ(BRANÇ[İng. < BRUNCH])

( ÂB-ÇERÂ ile ... )

( BREAKFAST vs. BReakfastlUNCH )


- ŞABAN, İZZETTİN (SARIYER, 1895 - 1975) :

( Sariyer'de doğdu. İlk tahsilini Sarıyer İptidai Mektebinde ve takiben de Mekte - i Tefeyyüz'de yaptı. 1907'de Kumkapı Fransız Mektebinde okudu, lise tahlisini Robert Kolejde tamamladı. 1919'da Darülfünun - u Osman - î'de Tıp eğitimine başlayıp, 1924'te Mekteb - i Tıbbiye'den doktor olarak mezun oldu. 1927 - 1929 yılları arasında Paris'te Akliye ve Asabiye ihtisası sırasında Salpetriere'de Nöroloji, Villejuif Bimarhanesin'de Furus'un yanında Akliye asistanlığı yaptı. Deliliğin Psikolojisi, Psikoanaliz, İlmi Beşer isimli üç Türkçe eseri ayrıca Türk İnkilaplarını tahlil eden Bersam - ı Sa'adet isimli eserini yazdı. "İslam Tıp Tarihi" çevirisini yaptı. Yeni Adam Mecmuasında pek çok makalesi yayınlandı. Tanrı Dağı Mecmuasında yayın heyetinde yer aldı. Toptaşı Tımarhanesi'nde ve sonra da Bakırköy Sinir Hastanesinde altı yıl çalıştıktan sonra Gazi Terbiye Enstitüsünde Muallim, Erzurum ve Zonguldak Numune Hastanelerinde mütehassıs doktor olarak görev yaptı. Milli Eğitim Sağlık Müfettişi son on yıllarda da İstanbul Müzeler ve Kütüphaneler Tabipliği görevinde bulundu ve 1963 yılında kendi isteği ile emekli oldu. Türkiye'de psikanalizin tanıtılmasında öncülük yapmıştı. 1932 yılında Freud'un yayınladığı Imago Dergisinde Merkez Efendi'nin bir rüyasını psikanalitik olarak yorumlayan uzun incelemesi önemli bir yayınlarından biridir. )


- SABİT ile/ve/değil/yerine/||/<> SÂDIK

( [not] CONSTANT/FIXED vs./and/but/||/<> TRUE/TRUTHFUL
TRUE/TRUTHFUL instead of CONSTANT/FIXED )


- SABİT ile ZÂBİT

( Sabitleyen kişi/şey. İLE Tutan, saklayan, zabteden kişi/şey. | Rütbesi, teğmenden, binbaşıya kadar olan asker, subay. | Yönetme gücü olan, dediğini yaptıran. )


- SABRİ ARTAM CAMİİ :

( Hayırsever Sabri Artam tarafından Bahçeköy Beldesi'nin Kemer mahallesinde inşâ edilen ve Osmanlı mimarı tarzında bir cami olup, tarihi özelliği yoktur. )


- SABUNCU İSKELESİ :

( Sarıyer balıkçı barınağının (Taşiskelesi) batı kısmında küçük bir iskele idi. Küçük balıkçı kayıkları ile mangal kömürü taşıyan küçük tekneler bu iskeleye yanaşıyordu. Rıhtım tanzim ve çevre düzenlemesi sırasında 1999'da bu iskele de ortadan kaldırıldı. )


- SAÇ ile/<> LEPİSKA[Leipzig kentinin adından]

( ... İLE/<> Uzun, sarı ve yumuşak saç. )


- SAÇAK ile SAÇAK

( Bazı giyim eşyalarında ya da döşemeliklerde, kumaş kenarlarına dikilen, süslü iplikten püskül. | Kenarlardaki iplik püskülü. İLE Bir yapının herhangi bir bölümünü, güneş ve yağmurdan koruması için, o bölümden dışa taşkın ve altı boşta olarak yapılan örtü. İLE Bir gaz ortama yerleştirilen ve yüksek bir gizilgüç verilen bir nesnenin yüzeyinde oluşan ışık olayı. )


- SADBERG HANIM MÜZESİ :

( Büyükdere, Piyasa Caddesi üzerindeki tarihi Azaryan Yalısı 1954'te Vehbi Koç tarafından satın alınarak karısı Sadberg Hanım'ın adına müze olarak açıldı. Bina eskisine sadık kalınarak yenilendi. Yandaki küçük yalı da alınarak müzeye dahil edildi. Müze iki bölümden oluşuyor. Birinci bölüm (Büyük bina, Azaryan yalısı); ikinci bölüm küçük bina. Büyük binada sanat tarihi; ikinci binada ise arkeolojik eserler sergilenmektedir. )


- SADIK AHMET PARKI :

( Tarabya Mahallesindedir. Tarabya parkına yeni düzenleme yapılmış ve ismi de Dr. Sadık Ahmet Parkı olarak değiştirilmiştir. 2.396,68 m²'lik bir alan üzerindedir. 824,25 m²'lik bir yeşil alanı, 69,76 m²'lik çocuk oyun alanı ve ayrıca tesis bulunmaktadır. )


- SADIK GÜNEY PARKI :

( Bahçeköy'dedir. 650,00 m²'lik bir alanı kapsar, 250,00 m²'lik yeşil alanı, 88,00 m²'lik çocuk oyun alanı ve 50,00 m²'lik spor alanı vardır. )


- SADIK HOCA MAHALLE MEKTEBİ :

( Rumelikavağı'ndaki ilk özel okul Sadık Hoca Mahalle Mektebi idi. Bu okulda yıllarca eğitim verildi. Türk ordusunun iki mareşalinden biri olan M. Fevzi Çakmak, Sadık Hoca'nın Mahalle Mektebinde okudu. )


- SADIK TOMAK PARKI :

( Bahçeköy'dedir. 600,00 m²'lik bir alan üzerinde yapılmıştır. 200,00 m²'lik yeşil alanı, 100,00 m²'lik çocuk oyun alanı bulunmaktadır. )


- SADRİ ALIŞIK HOŞGÖRÜ PARKI :

( Ferahevler Mahallesindedir. 2.177,00 m²'lik bir alanı kapsar, 1.633,00 m² yeşil alan, 230,00 m² çocuk oyun alanı ve 148,00 m² de spor alanı bulunmaktadır. )


- SAFARİ ile SAFARİ

( Afrika'da yapılan doğal yaşam ve hayvanlar gezisi. İLE Kedi. )


- SAFHA[Ar.]/MERHALE[Ar. < RİHLET]/FAZ[Fr. < Yun.] değil/yerine/= EVRE/AŞAMA

( Bir olayda, birbiri ardınca görülen ve/ya da beliren, gelişen değişik durumların her biri. | Menzil, konak, aşama. | İki menzil, konak arası. | Bir günlük yol. )


- SAFİ BABA :

( Horasan'dan İstanbul kuşatmasında bulunmak için gelen Cihat Erlerinden biridir. Ayrıca Çamlıca da İvaz Baba, Beykoz da Yuşa'a Tepesinde Arkam Baba, Eyüp Sultan tepesinde Karyağdı Baba, Sütlücede Kömürcü Evliyası, Yedikule'de Eryek Baba, Merdivenköy de Şahkulu Sultan, Yıldız Baba Yıldız Hamamı mevkiinde, Tezveren Dede, Vezirhanı altında Ali Baba (Fatih Erlerindendir), Ayasofya'da Sancaktar Baba, Ayasofya'daki hamamın dibinde Salcı Baba yine aynı yerde Şücâüddin ve Cihangir'de Sakabaşı cihat erlerindendir. Safi Baba ve diğerleri İstanbul'un fethinden sonra erenlerden sayılmışlar, çoğu Bektaşi efsanelerine geçmiştir. )


- SAĞ-SOL


- SAĞ ile/ve SOL

( Kalbin olduğu taraf soldur. )

( REST ile/ve ÇEP )

( Arkadan biri ittiğinde ilk atılan adım/ayak, hangi tarafta daha yoğun/öncelikli olduğunuzun göstergesi olabilir. [özellikle snowboard'ta]
RIGHT vs./and LEFT )


- SAĞA SOLA (SORMAK, BAKMAK)


- SAĞLAM, CEMİL (...) :

( Bir dönem Yenimahalle muhtarı olarak görev yaptı. )


- SAĞLIK BAKANLIĞI TARABYA AİLE SAĞLIĞI MERKEZİ :

( Tarabya Caddesi bayırı üzerindedir. )


- SAĞLIKLI YAŞAM YÜRÜYÜŞ PARKURU :

( Kireçburnu - Tarabya ve Kireçburnu –Kefeliköy arasındaki sahil boyu sağlıklı yaşam ve yürüyüş parkuru Boğaziçi'nin en iyi parkurlarından biridir. Bu parkur Yeniköy'den Sarıyer Orduevine kadar gitmektedir. )


- SAĞLI-SOLLU


- SAĞYA değil SAĞA


- SÂHA[Ar.]/SEKTÖR[Fr.] ile BÖLÜM/KESİM/ALAN

( SECTOR vs. ZONE/AREA )


- SAHAK MESROP ERMENİ İLKOKULU :

( Yenimahalle Dalyan Sokaktaki Ermeni Sahap Mesrop Ermeni İlkokulu uzun yıllar eğitim verdi. Ermeni cemaat azalınca okulda öğrenim ve eğitim verilemez oldu. Okul kapalı durumdadır. Okul binası ahşap olup tarihi niteliktedir. )


- SAHANLIK değil/yerine/= DÜZLÜK/DÜZALAN


- SAHİBİ OLMAK ile/değil/yerine PARÇASI OLMAK


- ŞÂHİKA[Ar.] ile FERİŞTAH[Fars. FİRİŞTE]

( Doruk, zirve. | En üst derece. İLE En iyi, en üstün. )


- SAHİL "KENARI" değil SAHİL


- SAHİL PARKI :

( İstinye Mahallesindedir. 1.034,93 m²'lik bir alanı kapsar, 185,93 m²'lik yeşil alanı, 46,59 m²'lik çocuk oyun alanı ve park içinde 442 m²'lik tesisi bulunmaktadır. )


- SAHİL ile/ve/değil EŞİK


- SAHİL[Ar.] değil/yerine/= KIYI/YAKA/YALI


- ŞAHİN, ÖZCAN (SARIYER, 1938) :

( Serbest meslek sahibidir. Sarıyer Spor Kulübü'nde 1 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. )


- ŞAHİN ile LAÇİN

( ... İLE Atmaca, doğan. | Çıkılması güç, kayalık yer. )


- ŞAHİNÇİFTÇİ, ERMAN (YALOVA, 1987) :

( Rumelikavaklıdır. Sarıyer Spor Kulübü altyapısında oynamış ve başarılı olarak profesyonel takım karosuna alındı. Sarıyer'de 7 sezon (2004 - 2011) profesyonel takım kadrosunda bulunmuş ve bu süre içinde 84 lig, 5 Türkiye Kupası olmak üzere 89 resmi ve ayrıca 32 özel maçla birlikte 121 lacivert beyazlı formayı giydi. R. Kavağı Spor Kulübü, G. Saray, Sarıyer, Van B.Ş. Belediye, Ofspor, Pazarspor, Kızılcabölükspor, Sultanbeyli Belediye, Arsin Spor ve Artvin Hopa Spor kulüplerinde oynadı. )


- ŞAHİNYAN\'IN YALISI :

( Yehimahalle Karakütük Caddesi üzerinde idi. Bu muhteşem tarihi yalı sahip değiştirdikten sonra yıkılıp yerine beton bina yapıldı. )


- SAHİP OLMADIĞIN ŞEY/DEĞER/OLANAK/KOŞUL ve BULUNMADIĞIN YER

( Vazgeçemeyiz. VE Terk edemeyiz. )


- SAHİPLENME ile/değil/yerine/< AİDİYET

( Kentte. İLE/DEĞİL/YERİNE/< Köyde, doğada. )


- SAHNE TOZU YUTMAK ile/ve/||/<> MÜREKKEP YALAMAK


- SAHNE ve/||/<>/>/< KULİS[fFr. < COULISSE]

( İzleyicilerin kolayca görebilmeleri için genellikle yerden belirli bir ölçüde yüksek yapılan, oyun, müzik vb. gösteri yapmaya uygun yer, oyunluk. | Görüntü. | Tanık olunan, gözlenen olay. | Bir konu ya da çalışma çevresi, çalışma dalı. | Bir oyun ya da filmin başlıca bölümlerinden her biri. VE/||/<>/>/< Sahnenin gerisinde ve yanlarında bulunan bölüm. | Borsa dışında alışveriş yeri. | Bir amaca ulaşabilmek için ilgili kişiler arasında özel çalışma yapılan yer. | Bir işin, bir hareketin gizli hazırlık konuşması. )


- SAHNE ile RAMP[Fr.]

( Tiyatro sahnesinde izleyiciye en yakın yer. )


- SAHNE[Ar. < Yun.] değil/yerine/= KÖRÜNÇ/GÖRÜNÇ, SEKİ


- SAHN-İ ÇEMEN ile SAHN-İ GÜLŞEN ile SAHN-İ LÂLE-ZÂR

( Bahçenin ortası. İLE Gül bahçesinin ortası. İLE Lâle bahçesinin ortası. )


- SAHRA[Ar.] değil/yerine/= KIR | ÇÖL


- SAİD HALİM PAŞA (KAHİRE, 1863 - 1921) ile/ve/||/<>/> SAİD HALİM PAŞA YALISI

( Mısır Hidivi Kavalalı Mehmet Ali Paşa'nın torunu ve Halim Paşa'nın oğludur. Tahsilini İsviçre'de yaptı ve Siyasal Bilgiler okudu. Farsça, Arapça, İngilizce, Fransızca bilen Said Halim Paşa Mısırlı bir prens olmasına karşın ömrünün büyük kısmını İstanbul Yeniköy'de geçirdi. Sultan II. Abdülhamit tarafından 1888'de paşalık unvanı verilerek Şurayı Devlet azası yapıldı. 1908'de İstanbul'a geldi ve Yeniköy Belediye Dairesi Reisliği yaptı. 1912'de Şurayı Devlet başkanı yapıldı. İttihat ve Terakki Cemiyeti Kâtibi Umumisi oldu. 1913'te ikinci defa Şurayı Devlet Başkanı yapıldıktan üç gün sonra Hariciye Nazırı Mahmut Şevket Paşa'nın öldürülmesi üzerine Sadrazamlığa getirildi. I. Dünya Savaşına karşı idi. Bu nedenle savaşa girilince istifa etti. Ancak Sultan Reşat'ın ısrarı ile istifasını geri aldı ve tekrar sadrazamlık görevini üstlendi. 1917'de istifa edince Sadrazamlığa Talat Paşa getirildi. Mondros Mütarekesinden sonra Malta'ya sürüldü (1919). İkinci İnönü zaferinden sonra İngilizlerle yapılan antlaşma gereği Malta sürgünleri serbest bırakıldı. Damat Ferit Hükümetini tasvip etmediği için Türkiye'ye dönmedi ve İsviçre'ye gitti. Bir süre sonra İtalya geçti ve Roma'da bir Ermeni militan tarafından vurularak öldürüldü.

İLE/VE/||/<>/>

Yeniköy, Köybaşı Caddesinde 117 kapı No. lu muhteşem yalı Sait Halim Paşa Yalısıdır. Yalı deniz kenarında olup, iki köşesinde iki aslan heykeli bulunduğu için yalıya "Aslanlı" yalı da denilmektedir. 1535 m²'lik bir bahçe içinde bulunan yalı Hidiv Abbas Halim Paşa ve kardeşi Sait Halim Paşa tarafından 1890'da yaptırıldı. Yalı Sait Halim Paşa'nın ismi ile anılmaktadır. Paşanın vefâtı ile varislerine kalan yalı Turizm Bankasına geçti ve bir süre yabancılar tarafından kumarhane olarak kullanıldı. Kumarhanenin buradan taşınması üzerine uzun süre boş tutulan yalı daha sonra restaurant ve gece kulübü olarak kullanıldı. Bir süre başbakanlık konutu olarak da kullanılan bina 1980 - 1984 yılları arasında büyük onarım gördü. 1995'te yangın geçiren yalı Turizm Bakanlığınca onarıldı ve 2004'te 49 yıllığına Göçtür Turizm firmasına kiralandı. )


- SAİP ÖZDEN YALISI :

( Yeniköy Köybaşı Caddesi üzerindeki 137 kapı Nolu yalı 1851 yılında inşâ edilmiş köşk tipi ahşap yapılardan bir örnek yapıdır. Yalının son sahibi ise Murat Saner'dir. )


- ŞAİR NİGAR HANIM (İST. 1862 - 1918) :

( Rumelihisar'da oturmuştur. Edebiyatçı olup zamanının önemli hanım şairlerindendir. Edebiyat toplantılarının evde yapılmasını başlatan öncü bir şairdir. )


- ŞAİR NİGAR İLKÖĞRETİM OKULU :

( Rumelihisar'daki Şair Nigar İlköğretim Okulu, Beyoğlu 27. Mektebi olarak Kadın Mektebi Sokakta 1952 yılına kadar hizmet verdi. Okul 1953'te Kışlak sokaktaki yeni binasına taşındı. 1977'de okula yeni ilaveler yapıldı ve 1997/98 ders yılında İlköğretim okuluna dönüştürüldü. )


- SAİT İBRAHİM ESİ /F. SELMAN KABİBAY YALISI :

( Yeniköy Tarabya Yolu üzerindedir. 1885 yılında inşâ edilmiştir. )


- SAİY:
SAFA ve/<> MERVE

( Safa'dan başlayarak, Safa ile Merve arasında, 4 gidiş ve 3 gelişten oluşan Saiy görevi, Hacc'ın başka bir bölümünü oluşturmaktadır. )


- SAK, AHMET (SARIYER, 1939 - 2005) :

( Balık ticareti yapıyordu. Sarıyer Balık Satıcıları Derneği Kurucu Başkanı olarak uzun yıllar görev yaptı. Üyesi olduğu Sarıyer Spor Kulübünde bir dönem (1990 - 1991) Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yaptı. Sarıyer S.K. nün Kulübün Divan Kurulu Üyesidir. )


- SÂKİN[< SÜKÛN] / MUKÎM[< KIYAM] ile/ve ŞÂGİL[< ŞUGL]

( Konutta/meskende yaşayan/oturan, ikâmet eden. İLE/VE Meşgul eden, edici. | Meşgul olmayı gerektiren. | İşgâl eden, tutan. | Bir mülkte oturan. )


- SAKİN/MUKİM/MÜTEMEKKİN[Ar.] değil/yerine/= OTURAN/OTURGAN/YERLEŞİK


- SAKIP SABANCI MÜZESİ (SSM) :

( Emirgan'da, ana cadde üzerinde olup deniz cephelidir. Atlı Köşk olarak bilinen bina ve müştemilatı Sabancı Ailesi tarafından müze olarak düzenlenmesi için Sabancı Üniversitesine verildi. Yapılan çalışmalar sonucunda müzede gerekli düzenleme yapılarak 2002'de ziyarete açıldı. 2005'te ise büyük yenilikler sonucunda Uluslar arası müzelerden biri haline getirildi. Müze çok zengin hat koleksiyonuna sahiptir. Müzede, sergi, konferans, gösteri, konser gibi etkinlikler yapılmaktadır. Müzede çok yönlü müzecilik hizmeti verilmektedir. )


- SAKKARA PİRAMİDİ ile DAHSHUR PİRAMİTLERİ

( Kahire'nin 24 kilometre güneybatısında yer alan, Mısır'ın en eski başkenti Memphis'te yaşayanların defnedildiği bölge olarak kullanılmış Sakkara'da bulunmaktadır. [İnşâ: M.Ö. 2500] İLE Mısır'da, Kahire'nin yaklaşık 40 kilometre güneyinde, Nil'in batı kıyısındaki çölde bulunan bir kraliyet nekropolisidir. Dahshur, içinde bulunan piramitler ile tanınmaktadır ve bu piramitlerden ikisi, Mısır'daki en eski, en büyük ve en iyi korunmuş olanlarıdır. [İnşâ: M.Ö. 2613-2589] )

( Mısır'daki Giza Piramitleri, 165 adettir. )


- SAKLAMAK ile/ve/<> BARINDIRMAK


- SAKLIKENT ile SAKLIKENT

( Fethiye'de. İLE Antalya'da. )


- SAL YAYLASI ve POKUT YAYLASI


- SALATALIK ile/||/=/<> DİN KABAK

( ... İLE Kütahya'daki adı. )


- SALÂTÎN CAMİLERİ ile ...

( SULTAN CAMİLERİ )


- SALEPÇİOĞLU, MUSTAFA (İST. 1960) :

( İETT Kulübünden transfer edildi ve iki sezon (1980 - 1982) Sarıyer S.K. de tescilli kaldı. Bu süre içinde 38 lig, 3 kupa olmak üzere 41 resmi ve ayrıca 16 özel maçla birlikte toplam olarak 57 maçta oynadı. Lig maçlarında 5 ve özel maçlarda 1 olmak üzere takımına 6 gol kazandırdı. Malatyaspor'a transfer ederek Sarıyer'den ayrıldı. Sarıyer Spor Kulübü üyesi olup, 2017/2018 sezonunda yönetim kuruluna seçildi ve genel kaptan olarak görev yaptı. )


- SALİHOĞLU, TAHSİN (İSKEÇE/YUNANİSTAN, 1941) :

( Gümülcine Celal Bayar Lisesinden mezun oldu. İstanbul'a gelerek İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Fakültesinden Makine Yüksek Mühendisi olarak mezun oldu. 1971'de kendi şirketini kurdu. Isıtma, havalandırma ve klima işleri yaptı. Kendini Batı Trakya Türklerinin haklarını aramaya adadı. Bu çalışmaları sırasında bir dönem Batı Trakya Türkleri Derneği Başkanlığı görevini üstlendi. 1992'de Anavatan Partisinden Avcılar Belediye Başkanlığına seçildi ve bu görevi 1999'a kadar devam ettirdi. )


- SALLANTI ile ÇALKANTI


- SALLANTI ile SARSINTI


- SALMAN, DR. MEHMET G. (İST. 1946) :

( İ.Ü.Çapa Tıp Fakültesinden mezun oldu. Şişli Etfal Hastanesinde ihtisasını yaptı ve aynı yerde çalıştı. Bilahare Sarıyer İsmail Akgün Devlet Hastanesinde Başhekim olarak görev yaptıktan sonra İstanbul İl Sağlam Müdürü olarak çalıştı. Güreş ve Boks Federasyonlarının sağlık kurullarında bulundu. Boks ve Güreş Milli takımlar doktorluğu yaptı. İstanbul Hıfzı Sıhha Kurulu üyeliği de yaptı. Sarıyer Spor Kulübü'nde 7 dönem yönetim kurulu üyesi ve 15 yıldan fazla kulüp doktoru olarak görev yaptı. Sarıyer İsmail Akgün Devlet Hastanesi Başhekimliği görevini uzun süre yaptıktan sonra emekli oldu. )


- SALTUK DEDE TÜRBESİ :

( Türbe Rumelifener Köyünde ve Tahlisiye Feneri'nin içindedir. Mezar taşındaki kitabesinden ölüm tarihinin 1788/1789 olduğu anlaşılmaktadır. Bu yatıra "Saltuk Dede" denildiği gibi "Saltuk Baba" ve "Sarı Saltuk" da denilmektedir. Sarı Saltuk'un esas adı Ebu Hayr Muhammed Buhari'dir. 1300'de öldüğü kabul görür. Sarı Saltuk ile ilgili hikayeler değişiklik gösterir. Türkiye'nin birkaç yerinde Saltuk Dede, Saltuk Baba veya Sarı Saltuk türbesi olduğu gibi Balkan ülkelerinde de (Arnavutluk, Yugoslavya, Bulgaristan, Moldovya ve Romanya'da da) bulunmaktadır. Köy balıkçıları balığa giderken türbe önünden geçmeyi ve yatırın ruhu için dua etmeyi alışkanlık haline getirmişlerdir. )


- ŞAM değil ŞAM-I ŞERÎF


- SAMANLIK ile/ve/||/<>/> SEYRÂN

( İki kişi(/zihin/"gönül") [sevdâ] bir araya gelirse samanlık bile seyrân "olur[< olabilir]". )


- SANAL MÜZELER I, II


- SANCAKLI, SAFFET (TUTİN, YUGOSLAVYA, 1966) :

( Beşiktaş'tan kiralandı (1990). Sarıyer forması altında 11 lig, 2 kupa ve 3 turnuva maçı olmak üzere 16 resmi ve 2 özel maçla birlikte toplam olarak 18 maçta oynadı. Turnuva maçlarında 1 gol attı. 20 kez A Milli, 1 kez Ümit Milli 2 kez de Ordu Milli olmak üzere 23 kez Milli Takım formasını giydi. Beşiktaş, Galatasaray, Fenerbahçe, Kocaeli spor, Eskişehir spor ve Konyaspor, Gaziosmanpaşa, Vefa gibi takımlarda oynadı. Siyasete MHP de başladı ve TBMM de Kocaeli Milletvekili olarak görev yaptı (2014 - 2018, 2018 - 2022). )


- SANDALCIYAN SAHİLHANESİ :

( Büyükdere, Piyasa Caddesi üzerindedir. Sultan Abdülhamid döneminde sarayın kuyumcubaşısı Sandalcıyan tarafından inşâ edilmiştir. Sonraları sahilhane Karlo Tokater tarafından satın alınıyor. 1990 yılında ise sahilhane Özer Uzunhasan ve ortakları tarafından satın alınarak yıktırılmış ve eskisi durumu dikkate alınarak aynen yenilenmiştir. )


- SANDIKÇI, ALİ (İST. 1948) :

( Maden'lidir. İstanbul Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisinden Makine Mühendisi olarak mezun oldu. Memuriyet hayatına Devlet Deniz Yolları İstinye Tersanesinde başladı. 1984 - 1989 yılları arasında Sarıyer Belediye Başkanlığına seçildi ve Sarıyer'in ilk Belediye Başkanı oldu. Başkanlığı sona erdikten sonra kendi inşaat firmasını kurdu ve birçok projenin yürütülmesinde görev yaptı. )


- SANDOZ YALISI :

( Yeniköy'de Köybaşı Caddesi üzerindedir. Sandoz Yalısı olarak bilinen bu yalı sahibi Mösyö Pardoe'den Fuat ve Feriha İrel satın almıştır. )


- ŞANİ IRMAĞI'NIN:
BİR YAKASI ile/ve/<> ÖTEKİ YAKASI

( Çad. İLE/VE/<> Kamerun. )


- SANLAV, ÜMİT (SARIYER, 1973) :

( İlk ve ortaokulu Sarıyer'de okudu, Şişli Endüstri Meslek Lisesi Telekomünasyon Bölümünü bitirdi. Anadolu Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümünden mezun oldu. Genç yaşta iş hayatına atıldı, mesleği ile ilgili çalışmalar yaparken, bir yandan da Sarıyer'de "Sarıyer Haber Gazetesi"ni (2001) çıkardı. Değişik basın organlarında yazar, fotoğraf sanatçısı, yapımcı ve yönetmen olarak görev yaptı. Yıldız Teknik Üniversitesi Basından Sorumlu Rektör Danışmanlığı, özel bir kolejde kurumsal iletişim müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şirketlerinde Medya ve PR Danışmanlığı, Ortadoğu Holding Kurumsal İletişim Direktörlüğü, İbn Haldun Üniversitesi Kurumsal iletişim Müdürlüğü yaptı. İnternet ve sosyal medyanın tarihi ve gelişimi ile etkin kullanımının değerlendirildiği, alanında ilk kitap olan "Sosyal Medya Savaşları" kitabı yazdı. Ümit Sanlav, bu kitapta sosyal medyanın önemi ile sosyal medyanın sınırsız ve sonsuz faydalarının yanı sıra, yanlış kullanıldığında oluşabilecek zarar ve tehditlere de değindi. Uluslararası Sosyal Medya Derneği (USMED) kurucu başkan yardımcısı olan Ümit Sanlav, YTÜ'de başlayıp, sivil platform olarak devam eden Eğitim Teknolojileri Zirvelerinin tamamında Medya Koordinatörlüğü yaptı, Eğitim - Medya oturumları düzenledi. Ayrıca MEB tarafından düzenlenen tüm MEB Fatih ETZ'lere de davet edilen Sanlav, "Medya ve Eğitim" konulu oturumların Moderatörlüğünü ve sunumlar yaptı. Yıldız Teknik Üniversitesi Prestij Yayın grubunda yer alan "Yıldızlar Dergisi" Genel Yayın Yönetmenliği, Yıldız Teknik Üniversitesi TV Genel Yayın Yönetmenliği, Gebze Teknik Üniversitesi Rektör Danışmanlığı gibi alanlarda da çalışmalar yapan Sanlav, Teknoloji, İnternet ve Sosyal Medya Konularında sık sık TV ve Gazetelerin görüşüne müracaat ettiği isim oldu. )


- ŞANLI, ALİ (TUNCELİ, 1924 - 1995) :

( Nakliye işleriyle uğraştı. Sarıyer Spor Kulübü'nde 1 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. )


- ŞANLI, HAYDAR (İST. 1938 - 2009) :

( Yeni Kolejden mezun oldu. Bir süre hukuk tahsil etti ise de okulu yarım bıraktı ve kısa bir öğretmenlik yaptı. CHP de üyesi oldu İlçe Gençlik Kol Başkanlığı görevinde bulundu ve bir dönem (1968 - 1973) İl Genel Meclis üyesi olarak görev yaptı. )


- ŞANLI, PROF. DR. İSMET (MARDİN, 1937) :

( Üniversite Öğretim Üyesi. İlk, orta öğrenimini Mardin'de tamamladı. İstanbul Davutpaşa Lisesinden mezun oldu ve girdiği İ.Ü. Orman Fakültesinden 1965 yılında Yüksek Orman mühendisi olarak mezun oldu. Bir süre Orman Genel Müdürlüğü teşkilatında çalıştıktan sonra askerlik görevini yaptı ve takiben 1970 yılına kadar yine Orman F - Genel müdürlüğü teşkilatında çalıştı. Açılan sınavı kazanarak İ.Ü.Orman Fakültesi Orman Botaniği Kürsüsüne asistan olarak atandı. Bir süre Fransa'da bilimsel çalışmalar yaptı. 1976'da "Doğu Kayını (Fagus orientalis Lipsky) ‘nin Türkiye'de Çeşitli Yörelerde Oluşan Odunları Üzerinde Araştırmalar" adlı tezi ile "Ormancılık Bilimleri Doktoru" unvanını aldı. "Türkiye'nin Tersiyer Florası Üzerinde Ksikolojik Araştırmalar" adlı tezi ile 1982'de "Üniversite Doçenti" unvan ve yetkisini aldı ve 1988'de profesörlüğe yükseltildi, bilahare kendi isteği ile emekli oldu. )


- ŞANLI, SEVİM (İST. 1936) :

( Fındıklı İnönü ilk ve ortaokulunu bitirdikten sonra Beyoğlu Olgunlaşma Enstitüsünden mezun oldu. 1963 yılında Büyükdere Akşam Kız Sanat Okulunda İdari İşler Amiri olarak memuriyet hayatına başladı. 1983 yıında emekli oldu. Sosyal çalışmalardan ayrı kalmadı. 1955 ve 1957 yılları arasında CHP Büyükdere Ocak Gençlik Kolu Başkanlığı, CHP İlçesi Kadırnlar Kolu Yönetim Kurulu Üyesi ve sekreterliğini 17 yıl süre ile yaptı. 1962'de Sarıyer Kızılay Şübesine üye oldu ve 27 yıl Şube Yönetimde görev aldı, madalya ile ödüllendirildi, 1989'da SODEP (Sosyal Demokrasi Partisi)' ten Sarıyer Belediye Meclis Üyesi seçildi ve Divan Kâtibi olarak görev yaptı. Büyükdere Kız Akşam Sanat Okulu Aile Derneği kuruluşunda görev aldı. Büyükdere Mehmet İpgin İlokulu Aile Birliğu Derneği, Sarıyer Vehbi Koç Vakfı Aile Birliği Derneği ve Sarıyer İnsan Hakları Komisyonu Koruma Derneği üyesidir. Sarıyer Vehbi Koç Vakfı Lisesi Aile Birliği Derneğinde 20 yıl süre ile Başkanlık ve ayrıca Sarıyer İnsan Hakları Derneği'nde başkanlık üstlendi. )


- ŞANLITÜRK, HASAN (ADANA 1935 - İST. 2015) :

( Sarıyerli bestekar Hasan Şanlıtürk Sultanahmet İktisadi ve Ticari İlimler Akademisinde eğitimini tamamladı. Ayrıca İstanbul Belediyesi Konservatuarından mezun oldu. İş hayatına Türkiye Denizcilik İşletmelerinde başladı ve buradan emekli oldu. İş hayatı ile sanatını birlikte yürüttü. Pek çok grupta şef olarak görev aldı, sayısız öğrenci yetiştirdi. Udi Hasan olarak da bilinir. Pekçok bestesi bulunuyor. Bestelerinden bazıları: Geçti aylar geçti Yıllar", "Peşinden Koşarlar","Özlüyorum", "Hoş geldin", "Gözlerimin nuru, gönlümün sururu", "Gönlümü sarmış ahu zar", "Gelin gidelim Allah Yoluna" (İlahi), "Hoş geldin şehr - i ramazan" (İlahi), "Merhaba şehr - i Ramazan" (İlahi), "Başımda esmiyor sevdanın yeli", "Ruhumda çoşan nağmelerin", "Öbrümün baharında gönlüme giren", "Yıllar yılı mutluluğu yaşarken", "Feryad mı edeyim", "Yahya Çavuş", "Hayatın zümrüt bahçelerinden". )


- ŞANSAL, MEHMET (İST. 1950) :

( Beşiktaş'tan kiralandı, sonra da transfer edildi. Beş sezon (1977 - 1982) Sarıyer'de tescilli kaldı. 106 lig, 3 B takımlar ligi, 13 kupa ve 2 turnuva maçı olmak üzere 124 resmi ve 58 özel maçla birlikte toplam olarak 182 kez Sarıyer forması giydi. Spor Akademisini bitirdi. Teknik direktör lisansına sahip olup Sarıyer dahil pek çok kulüpte teknik direktör olarak görev yaptı. Sarıyerli Profesyonel Futbolcular Derneği kurucu üyelerindendir. )


- ŞANSAL, NUSRET (URFA, 1945) :

( Beykoz S. K. den transfer edildi ve iki sezon (1974 - 1976) Sarıyer'de tescilli kaldı. Bu süre içinde 26 lig ve 2 kupa maçı olmak üzere 28 resmi ve ayrıca 19 özel maçla birlikte toplam olarak 47 müsabaka oynadı. Lig maçlarında 1 gol attı. )


- SANTA MARİA KİLİSESİ :

( Büyükdere Latin Kilisesi olarak bilinen Santa Maria isimli İtalyan Katolik Kilisesi çocuk parkının karşısında olup 1866'da inşâ edildi. Kilisenin bir bölümü (İdare kısmı) bir süre Sarıyer belediyesi tarafından kullanıldı. Kilise ibadete açık olup, bakımı yapılmakta ve tarihi özelliğini korumaktadır. )


- SANTUKND (SURP) ERMENİ KİLİSESİ :

( Rumelihisarı Durmuş Dede sokağındaki bu kilise küçük bir kiliseydi. Ahşap kilise 1816'da onarıldı. Bilahare yıkıldı ve yeniden daha büyük olarak inşâ edildi. Kiliseye aziz Bakire Santuknd Kilisesi denilmektedir. 1972'de yanan kilise 1973'te yeniden inşâ edildi. Kilise bahçesinde bir okul bir de mezarlık bulunuyordu (bkz. Tateosyon Okulu). )


- SAO TOME ve/<> PRINCIPE

( Afrika'nın en küçük ülkesi. )


- SAPA ile SAPAK

( Gidilen yol üzerinde olmayan, sapılarak varılan. İLE Bir anayoldan ayrılan yolun, başlangıç noktası. )


- SARAÇ, SÜREYYA (RİZE, 1938) :

( Rize Gençlik Kulübünden transfer edildi. Aralıklı olarak iki sezon (1959 - 1960 ve 1961 - 1962) Sarıyer'de tescilli kaldı. Bu süre içinde 36 lig ve 4 özel olmak üzere 40 maçta forma giydi. Lig maçlarında 15 ve özel maçlarda 1 olmak üzere takımına 16 gol kazandırdı. Sarıyer S.K. tarihinde bir maçta en çok gol atan futbolcudur. Sarıyer'in Davutpaşa'yı (9 - 0) yendiği lig maçında takımının 5 golünü kaydetti. )


- ŞARAPHANE SOKAK :

( Büyükdere Mahallesi sokaklarından biridir. Bu sokakta şarap imalathaneleri bulunduğundan sokağa "Şaraphane Sokak" adı verildiği söylenir. )


- SARAWAK ve/<> KUCHING

( ... VE/<> Malezya'nın bir eyaleti olan ve Borneo Adası'nda bulunan, Sarawak'ın başkenti. )


- SARAY ARKASI SOKAK :

( Sarıyer Merkezdeki sokaklardan biridir. Ali Kethüda camiinden Taşiskeleye (Denize) giderken soldaki ilk sokaktır. Bu sokak sahile iner ve yalılarla kucaklaşır. İsmini de denizle iç içe olan Mehmet Ali Paşa Sarayından almıştır. Bu sokağın önemli ismi Kaptan - ı Derya Barbaros Hayrettin Paşa'nın soyundan olan Celadet, Siret ve Recai kardeşlerdir. Celadet Barbarosoğlu Tekel Genel Müdürü, DanıştayÜyesi olarak görev yaptı. Çok önemli bir şair ve bestekârdı. )


- SARAY ARKASI :

( Sarıyer Ali Kethüda (Merkez) Camii'nin Yenimahalle tarafında ve camiin yan tarafındaki kapısının karşısındaki sokaktır. Bu sokakta ve deniz kenarında bulunan Avcı Mehmet Paşa'ya ait Saray tipi yalı nedeni ile sokağa Saray Arkası Sokak denilmiştir. Saray'ın önü balıkçılar için voli yeridir. )


- SARAY ile/ve/değil/yerine/<> ÇAYIR-BAYIR


- SARFİT HUZUR SPOR KOMPLEKSİ :

( Sarıyer Belediesi tarafından yapılan, çok amaçlı ve modern bir spor kompleksidir. Futbol, voleybol ve tenis alanları, yüzme havuzu ile donanımlı olup, yanında Ayşen Gruda ismini taşyan bir park bulunuyor. Tesis Huzur Mahallesi Cumhuriyet ve Demokrasi Caddesi üzerindedir. apı No. Su 10'dur. )


- SARI BABA TEKKESİ :

( Merkez Sarıyer'de Hamam Arkası Sokak ile Hamam Sokak arasında bulunuyordu. 1963 yılında tarihi Sarı Baba Tekkesi kaldırıldı ve yerine Sarıyer Ali Kethüda Camii için lojman binası yapıldı (1965). Sarı Baba Tekkesi bahçesinde gömülü bulunan Sarı Baba'nın mezarı Hamam Sokak tarafında ve yol kenarında yeniden tanzim ve ihya edildi. Sarı Baba Tekkesinin ayin günleri Pazar günleriydi. )


- SARI BABA :

( Sarı Baba olarak bilinen ve merkez Sarıyer'de hamam sokakta türbesi bulunan zatın mezar taşındaki ismi "Sarıer" dir. Ölüm tarihi 857 (1441) olarak görülmektedir. Bazı kayıtlarda Fatih Sultan Mehmet dönemi erlerinden olduğu kaydı vardır. Süheyl Ünver İstanbul Risaleleri eserinin 5. cildinde "Sarıer" den şöyle bahseder: Sarıyer'de, orada bulunan 14. İlkokulda yatar. Yukarısı mahrut, üstüvani mezar taşı kitabesinde şöyle yazılıdır:"Merhum ve mağfur el - muhtaç ila rahmeti Rabbibi'l Gafur Sarı Er ruhuna Fatiha sene 857". "Sarıer" ismi zamanla SarI Baba'ya dönüştü ve öyle kaldı. Mezarı da Sarıyer cami lojmanı yapılırken, İlkokulun bahçesinden alınıp bugünkü yerine konuldu. Buradaki Sarı Baba Dergâhı bahçesindeki mezar da ise "Kara Baba" isimli bir bulunduğu söylenmektedir. Sarı Baba isminin, zamanla Sarıyer'e dönüştüğü ve semtin bu ismi aldığı söylentisi yaygındır. )


- SARI SALTUK DEDE ÇEŞMESİ :

( Rumelifeneri'nde Limana inerken solda bulunan Fenerin etrafını çevreleyen duvara bitişik basit bir duvar çeşmesidir (1969). Çeşme 2001'de onarıldı. Balıkçılar avlanmaya giderlerken bu çeşme başında toplanıp bol bereket için dua ederler. )


- SARIBABA PARKI (YENİ CAMİ YANI) :

( Sarıyer Merkez mahallesindedir. 420,00 m²'lik bir alanı kapsamaktadır. 50,00 m²'lik yeşil alanı bulunmaktadır. )


- SARIDAĞ TEPE ÜSTÜ CAMİİ :

( Sarıyer'in Sarıdağ Tepeüstü yerleşim bölgesinde 1973'te inşâ edilien bir camidir. İlk açılışında ismi Hacı Ömer Camii idi, sonraları bu isim değiştirildi. )


- SARIER, HÜSEYİN ŞEFİK :

( Bir dönem Yenimahalle muhtarı olarak gönev yaptı. Sarıyer'de Balık Satış memurluğundan emekli oldu. )


- SARIGÖL, ERDAL (AMASYA, 1964) :

( İlk, orta ve lise tahsilini Amasya'da tamamladı. 1981'de Sarıyer'e yerleşti. İTÜ Mimarlık Fakültesinden 1986'da mezun oldu. Mimarlık ve müteahhitlik yapmaktadır. Siyasete CHP de başladı. İlçe yönetim kurulu üyeliği yaptı. Sarıyer Belediye Meclis Üyesi olarak görev yapmaktadır (2004 - 2009). Sarıyerliler Derneği (SA - DER) Üyesi olup bir dönem yönetim kurulunda görev yaptı. Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) üyesi, Mimarlık Vakfı Kurucu Üyesi ve Sarıyer Briç ve Satranç Derneği Başkanı olarak görev yaptı. )


- SARIGÜL, ERDOĞAN (İST. 1951) :

( Büyükdere'lidir. İlk, Orta ve lise öğrenimini Sarıyer Lisesinde tamamladı. İ. Ü. Edebiyat Fakültesi Türkoloji Bölümünü bitirdi. Öğretmen ve eğitici olarak çeşitli okullarda görev yaptı. Öğrencilik yıllarında Sarıyer Spor Kulübü voleybol takımında oynadı. Özel okullarda da görev yapan Sarıgül edebiyatın hemen her dalındı eserler verdi. Kurtlar Sofrası, Boşluk, Işık, Uzaklardan Gelen Adam, Dördüncü Maymun isimli tiyatro yapıtları bulunuyor. Eserleri çeşitli tiyatrolarda sahnelendi. Umar adlı bir romanı, Evrenin Kürtaj Masası ve Öte Bir Kent isimli şiir kitapları bulunuyor. )


- SARIOĞLU, TAHİR (İST. 1952 - 2018) :

( İşadamı armatör, yönetici. Emirgan'lıdır. Yüksek Denizcilik oktulunu bitirdi. İş hayatına zabit olarak başladı ve deniz hizmetinde ikinci kaptan, kaptan, çeşitli limanlarda ve Türk Boğazlarında kılavuz kaptan olarak çalıştı. 1995'te denizciliğin değişik dallarında faaliyet gösteren Sarıoğlu Denizcilik Şirketini kurdu. İstanbul, Marmara, Ege, Akdeniz, Karadeniz (MEAK) Deniz Ticarnet Odası Meclis Başkanvekili ve Denizcilik Fakültesi Vakfı (DEFAV) Yönetim Kurulu Başkanlığı yaptı. 2015'te üyesi olduğu Fenerbahçe Spor Kulübünde Yönetim Kurulu üyesi Asbaşkan; yine üyesi bulunduğu Sarıyer Spor Kulübünde 2006/2007 döneminde Yönetim Kurulu Üyesi ve 2007/2008 döneminde de Sarıyer Spor Kulübü Başkanı olarak görev yaptı. Ayrıca Türkiye Futbol Federasyonunda (TFF) çeşitli görevler üstlendi. 2018'de vefât evtti. )


- SARIPLATFORM DERNEĞİ :

( Dernek kuruşu 2010 yılında Mustafa Bakır (Kurucu Başkan), Hakkı Turan, Akın, Soyak, Gürsel Berberoğlu, Aydın Aksu, Ayşe Ünlü, Adem Yutmaz, Ali Şaban Seydioğlu, Hasan Cemil Sarı, M. Cemal Beşkardeş, Ali Öztürk, Seval Balcı, Güner Şahin, Ömer Faruk Beşkardeş, Ahmet Kurtuluş, Seyhan Ovalı, Ayten Banaz, Necip Sitil, Yasin Akın, Serdar Avcı ve Necati Yıldırım tarafından kuruldu. Sarıyer'in tanıtımı, çevre temizliği ve doğallığı koruma, ilçe sorunlarını gündemde tutma ve sorunların üzerine gitme, sosyal, kültürel ve eğitici çalışmalar yapmayı kabul ve bu yolda faaliyet göstermektedir. )


- SARIYER AKTÜEL DERGİSİ :

( Sarıyer'de yeni yayın hayatına atılan bir dergi (Ocak 2019 itibariyle). Sahibi Simas Ajans Turizm Reklam ve Grafik Tasarım Hizmetleri, Genel yayın Müdürü Nursel Küçük. )


- SARIYER AVCILIK VE ATICILIK KULÜBÜ :

( Merkez Sarıyer'de kurulan bir kulüp olup, Kılıçpınar mesiresindeki tesislerinde faaliyet göstermektedir. )


- SARIYER AYLIK SPOR DERGİSİ :

( Sarıyer Spor Kulübü'nün yayın organı olarak Oktay Duran'ın büyük gayret ve yardımları ile 1983'te yayın hayatına başladı. Çok ciddi ve içeriği güzel olan bir dergi olmasına karşın yeterli ilgiyi görmediği için sekiz ay sonra yayın hayatına son verildi. )


- SARIYER BELEDİYE BAŞKANLIĞI YENİ HİZMET BİNASI :

( Sarıyer Belediye Başykanlığı Yeni Hizmet Binası Pınar Mahallesinde inşâ edildi. 2014'te temeli atıldı açılışı 2017'de yapıldı. Belediyenin tüm birimleri 33 yıl sonra tek çatı altında toplandı. Büyüklüğü bakımından Avrupa'nın ilk akıllı yerel yönetim binası niteliğindeki Hizmet Binası ve Kültür Merkezi, enerjisinin yüzde onunu kendi üretiyor, su güneş enerjisi ile ısıtılıyor. Yağmur suları 800 bin litrelik depolarda arıtılarak kullanılıyor. İnsan sağlığı ve doğal çevre üzerindeki olumsuz etkilerini en aza indirecek biçimde tasarlanan yeni bina sürdürülebilir arazi planlaması, su ve enerji, ekolojik malzeme kullanımı, hava kalitesi, atıkların kontrolü gibi özellikleriyle, benzerlerine göre yüzde otuz tasarruf sağlıyor. )


- SARIYER BELEDİYESİ BAHÇEKÖY KIZ KONUK EVİ :

( Bahçeköy Kız Konuk Evi, Bahçeköy meydanında olup 6 katlı ve 122 kişilik kapasite ile kız öğrencilere hizmet vermektedir. Öğrencilerin günlük ihtilyaçlarını karşılayabilecek bölümler, etüt odalarının yanı sıra bilgisayar odası da bulunmaktadır. )


- SARIYER BELEDİYESİ BOĞAZİÇİ KÜLTÜN SANAT MERKEZİ (BKSM) :

( Pınar Mahallesindeki Sarıyer Belediyesi ana Hizmet binasının hemen yanında bulunuyor. 650 koltum kapasiteli salonu. Büyük otoparkı, 300 m² fuaye alanı ile tiyatro, konferans, panel, canlı performanslar gibi pek çok etkinliğıin yapıldığı bir sanat merkezidir. )


- SARIYER BELEDİYESİ DEMİRTAŞ CEYHUN KÜTÜPHANESİ :

( Sarıyer Belediyesi tarafından Çayırbaşı'nda deniz kıyısındaki Spor kompleksi yanında yapılarak 2013 yılında hizmete açıldı. Kütüphane büyük bir alan üzerindedir. Demirtaş Ceyhun kendi özel kütüphanesini bağışladığı için ismi kütüphaneye verilmiştir. Vatandaşların sağışları ile de zenginleştirilen kütüphane her gün insanlara hizmet vermektedir. Kütüphanede görme engelliler için bilgisayar ve 2 bin 500 sesli kitap yer alıyor. Kütüphanedeki kitap sayısı 5 binin üzerindedir. Kütüphane Pazar günü hariç her gün 10.00 ila 19.00 arası hizmet vermektedir. )


- SARIYER BELEDİYESİ DERBENT GÜNDÜZ BAKIMEVİ :

( Sarıyer Belediyesi bünyesinde Gündüz Bakımevleri çocuklara hizmet vermektedir. 3 - 6 yaş arasındaki çocuklara uzman kişiler tarafından eğitim verilmektedir. Çayırbaşı Çocuk Gündüz Bakımevi, Bahçeköy Mehmet Sönmez Çocuk Gündüz Bakımevi, Maden Yunus Emre Çocuk Bakımeve, Ferahevler Çocuk Gündüz Bakımevei, Ayazağa Lotus Çiçeği Çocuk Gündüz Bakımevi, Kasapçayırı Dilek Terimer Çocuk Gündüs Bakımevie ve Derbent Sümeyye Boyacı Çocuk Gündüz Bakımevei olmak üzere 7 şube ile hizmet vermektedir. )


- SARIYER BELEDİYESİ ENGELLİ KOORDİNASYON MERKEZİ (SEKOM) :

( Sarıyer Beledilesi bünyesinoe olup engelli vatandaşları hizmet vermektedir. )


- SARIYER BELEDİYESİ GENÇLİK EĞİTİM MERKEZİ (SAGEM) :

( Sarıyer Belediyesi Gençlik Eğitim Merkezi (SAGEM) 2009 yılında, Sarıyer bölgesinde yaşayan çocuklar ve ailelere eğitsel ve sosyal alanlarda destek sağlamak amacıyla kurulmuştur. İlçe dâhilinde Ayazağa, Bahçeköy, Kazım Karabekir, İstinye, Sarıyer Merkez, Pınar, Ferahevler, Cumhuriyet, Bağlar (Yeniköy), Fatih Sultan Mehmet ve Reşitpaşa mahallelerinde olmak üzere 11 adet şubesi vardır. )


- SARIYER BELEDİYESİ RAUF DENKTAŞ KÜLTÜR MERKEZİ (RDKM) :

( Ayazağa Mahallesinin 2014'te Sarıyer'e bağlanmasından sonra Şişli Belediyesine ait olan Rauf Denktaş Kültür Merkezi Sarıyer Belediyesine devredildi. Sergi alanları, tiyatro ve konserlere uygun büyük sahnesi bulunan yenilenerek hizmete devam etmektedir. )


- SARIYER BELEDİYESİ RIFAT ILGAZ KÜLTÜR MERKEZİ (RKM) :

( Sultan II. Mahmut'un eşi Pertevniyal Sultan'ın yaptırdığı bina uzun yıllar eğitime hizmet verdi. Osmanlılar döneminde okuldu, Cumhuriyetin ilk yıllarında Orman Mektebi Alîsi (Yüksek Orman Mektebi) olarak hizmet verdi. Bilahare Sarıyer 14. İlkokulu ve daha sonra da Pertevniyal İlkokulu olarak kullanıldı. 1961 yılında Halk Eğitim merkezine dönüştürüldü. Halk Eğitim Merkezi yeni binasına taşınınca bina kaderine terk edildi. Bina tapu kayıtlarında Pertevniyal Sultan Vakfına ait görünüyordu. Bina Mahkeme kararı ile İstanbul İli Özel İdareye devrediliyor (1954) küçük bir hissede Belediyeyle bırakılıyordu. 1989 ve sonraki yıllarda Sarıyer Belediyesi bu hisseden yola çıkarak Binayı sahiplendi, yıkarak yeniden inşâ etti ve Sarıyer Belediyesi Kültürn Merkezi olarak hizmete açtı. Binada yeni düzenlemeler yapıldı ismi de Rıfat Ilgaz Kültür Merkezi (RKM) olarak değiştirildi. Bina çok amaçlı olarak kullanılmaktadır. )


- SARIYER BELEDİYESİ SEMT EVLERİ :

( Sarıyer Belediye Başkanlığı tarafından uygun görülen mahallelerde, mahallelerin sorunlarının yerinde tespit amacı ile yapıldılar Semt Evlerinde sağlık seminerleri, yabancı lisan kursları, tüketici bilinçlendirme toplantıları, sosyal aktiviteler yapılmaktadır. Bahçeköş, Kazım Karabekir, Kireçburnu, Rumelikavağı, PTT Evleri ve Hisarüstü Mahallelerinde olmak üzere 6 semt evi bulunmaktadır. )


- SARIYER BELEDİYESİ SOKAK HAYVANLARI BAKIM EVİ :

( Kısırkaya mahallesinde Sarıyer Belediyesi tarafından halkında desteği ile kurulan sokak hayvanları bakımevi yeni gerekli cihazlarla yenilenerek tam teşekküllü hale getirildi ve hizmete açıldı. Sokak hayvanlarının bakımı çağdaş bir biçimde yapılıyor. )


- SARIYER BELEDİYESİ SPOR KULÜBÜ :

( Belediye Başkanı M. İhsan Yalçın'ın Belediye Başkanlığı döneminde 1990'da kuruldu. Futbol, basketbol, voleybol, karate, atletizm dallarında faaliyet gösterirken 1994'ten sonra boks, tekvando ve daha sonra da judo, kürek ve kano dallarında faaliyet göstermeye başladı. Yüzlerce gence spor yapma imkarı sağladı ve faaliyetine devam etmektedir. Bilhassa karete ve judo dallarında İstanbul, Türkiye ve Uluslar arası yarışmalarda bireysel ve takım şampiyonlukları kazandı. Futbol dalında A takım Grubunda Şampiyon olarak Süper Amatör İstanbul I. Ligine yükseldi. Karate takımı 1999'da Paris'te yapılan Avrupa Kulüplerarası şampiyonada tüm rakiplerini yenerek Avrupa Şampiyonu; 2000'de İsrail/Telaviv'de Avrupa Kulüplerarası karate şampiyonasında ikinci; 2000'de Berlin/Almanya Uluslarası Şampiyonasında tüm rakiplerini yenerek Şampiyon; 2001'de İstanbul'da Avrupa Kulüplerarası Şampiyonada üçüncü; 2001'de Londra'da tüm rakiplerini yenerek Şampiyon; 2003'te İspanya'da ikinci; 2004'te Rusya/Moskova'da Avrupa Şampiyonu; 2004'te Meksika'da Şampiyon; 2005'te Amerika/Les Vegas'da milletlerarası şampiyonada ikinci ve Bayanlar Avrupa Şampiyonu olarak çok büyük başarılar elde etti. Ayrıca bayan karate takımı 13 kez düzenlenen New York Open turnuvasında tüm ferdi müsabakaları kazanarak 16 kupa elde etti. Voleybol takımı en alt kümeden lig maçlarına başladı ve arka arkaya şampiyonluklar alarak Deplasmanlı Türkiye Ligine yükseldi. Bilahare küme düştü ve halen ikinci deplasmanlı Ligde oynamaktadır. )


- SARIYER BELEDİYESİ YAŞAR KEMAL KÜLTÜR MERKEZİ VE EVLENDİRME DAİRESİ :

( Çamlıtepe (Derbent) Mahallesindedir. 5 bin 435 s²'lik bir alan üzerinde inşâ edilmiştir. Çok amaçlı bir kültür merkezidir. Önceleri bir süre Belediye Başkanlığı Hizmet Binası olarak kullanıldı ama yeni bina yapılınca tamamıyla kültür hizmetlerine bırakıldı. 365 koltuk kapasiteli Nikah Salonu, geniş fuaye alanı, 1000 kişilik balo salonı, Evlendirme Odaları ve geniş otoparkı bulunan binanın alt katında Sarıyer Akademi hizmet vermektedir. )


- SARIYER BELEDİYESİ, SARIYER AİLE DANIŞMA VE EĞİTİM MERKEZİ (SADEM) :

( Sarıyer Belediylesi bünyesinde olmak üzere Cumhuriyet ve Büyükdere mahallelerinde olmak üzere iki merkez hizmet vermektedir. )


- SARIYER BELEDİYESİ, SARIYER AKADEMİSİ :

( Sarıyer Belediyesi tarafından 2015 yılında Çamlıtepe (Derbent) de Yaşar Kemal Kültür Merkezi'nde kuruldu. Sarıyer Akademi LGS (TEOG), YGS, LYS. Rehberlik çalışmaları, yapılmakta öğretmenlerin nezaretinde ücretsiz eğitim hizmeti verilmektedir. )


- SARIYER BELEDİYLESİ KİLYOS SOSYAL TESİSLERİ :

( Kilyos'taki bu tesis önceleri Turizm Bakanlığına bağlı Turban Tesisleriydi. Bu tesisler Sarıyer Belediyesine devredildi. Uzun yıllardan beri Kilyos Tesisleri Sarıyer Belediyesine ait Sosyal Tesis olarak hizmet vermektedir. Bu tesisten başarılı öğrenciler, engelliler, ilçede düzenlenen sosyal amaçlı etkinlikler, uluslararası konferanslar, seminerlerde görev alanlar yararlanmaktadır. )

ELLER HAVAYA!!!

Sen! Yalnız adam!
Duy sesimizi!
Paran yetmez,
Yıkmaya direncimizi!

Çek git yakamızdan, çek git ülkene!
Uç uç, bu dünyadan bir daha gelme!

Eller, eller, eller, eller, eller havaya!
Bergama'dan çıktık yola, Akkuyu'ya!
Eller, eller, eller, eller, eller havaya!
Gerekirse yürümeli, Ankara'ya!

Politik söylemleriniz, parasal güçleriniz,
Kuruyan nehirler, göller sizin eseriniz!
Bu köylü, bu toprak, bu ağaç bizim!
Benim ülkem çöplük değil!
Çektirin gidin!

Eller, eller, eller, eller, eller havaya!
Bergama'dan çıktık yola, Akkuyu'ya!
Eller, eller, eller, eller, eller havaya!
Gerekirse yürümeli, Ankara'ya!

Eller, eller, eller, eller, eller havaya!
Bergama'dan çıktık yola, Akkuyu'ya!
Eller, eller, eller, eller, eller havaya!
Gerekirse yürümeli, Ankara'ya!

Teşekkürler! Sevgili, Haluk LEVENT!


Rio de Janerio: Yaklaşık 400 yaşındaki kentin yaslandığı tepelerden Corcovado dağında bulunan, 30 metre yüksekliğindeki ve dünyanın en geniş heykellerinden biri olan ''Christ the Redeemer'', karnavallarıyla ünlü Rio'yu ve halkını her türlü kötülüklere karşı koruyor. Brezilya'nın 10 milyon nüfuslu bu ikinci büyük kenti, koloni dönemindeki Afrikalı, Avrupalı ve Güney Amerikalı toplumların birlikte yaşamalarıyla ve hatta aralarında yaptıkları evliliklerle şimdiki kültürel yapısına kavuştuğundan, aynı heykel ''tüm ataların ve anaların'' da ortak simgesi...



Brüksel: Kentin tanıtımında en ünlü simge olan ''İşeyen Çocuk Çeşmesi'' nin de siyasi ya da dinsel tarihle hiçbir ilgisi yok. 1619 yılında Jerome Duquesnoy tarafından yapılan çeşme, Belçikalıların eski bir kent söylencesine ait... Zengin bir Brükselli, ulusal şenlikler sırasında tek ve biricik oğlunu kaybeder. Çocuk beş gün sonra Rue de l'Etuve denen ve ''soyluların'' oturdukları sokağın köşesine ''işerken'' bulunur. Sonra da aynı köşeye, bu çocuksu cesareti ''kent belleğine'' taşımak için bronz bir heykeli dikilir.



Londra: Bizde, örneğin Galata Köprüsü yerine Boğaziçi Köprüsü'nü İstanbul'un simgesi sayan ''muhafazakâr'lar ile İngiliz muhafazakârlığı arasındaki farkın en çarpıcı göstergesi, Londralıların aynı konuda tarihi 'Tower Bridge'i yeğlemeleri...



New York: Kentle birlikte ABD'yi de simgeleyen 45 metrelik ''Özgürlük Anıtı'' 28 Ekim 1886 tarihinde açıldı. Amerika'nın siyasal özgürlüğünü kutlamak ve bunu da 'Fırsatlar Şehri'ne armağan etmek amacıyla 1865'te yapımına karar verildikten 21 yıl sonra tamamlanabilen anıt-heykelin seyir katına 354 basamak çıkıyor...



Paris: Adını, tasarımcısı Gustave Eiffel' den alan ve 1930'a kadar dünyanın en yüksek yapısı olan Eyfel Kulesi (320 m.), 19. yüzyılın çelik sanayisini de anıtlaştırmıştır. Paris'in en güzel bu kuleden görünmesinin nedeni olarak; ''Çünkü Eyfel'en bakınca kendisini göremezsiniz'' denilmesi de ''zarifliğiyle'' ünlü kent halkının çelikten ''simgelerine'' yönelik nazik eleştirisidir...



Sydney: Bu kenti de bir ''mimarlık gösterisi'' simgelemekte; Opera Binası... Yelkene benzeyen çatısıyla ün yapan binayı mimar Jorn Utzon tasarladı ve 1959-1973 yılları arasında inşa edildi. Ne var ki Utzon, kendi tasarımına tümüyle uyulmadığı için 1966 yılında projeden ayrıldı. Binayı daha sonra Avustralyalı bir grup tamamladı. Sydney'in hemen tüm kartpostallarında Opera Binası yer almakta...



Kopenhag: Kuzey Avrupa'nın soğuk denizlerinde gemicilerin düşü olan ''denizkızı'' bu kentin simgesi. Danimarkalı yazar Andersen' in dünyaca ünlü öykülerinden esinlenilerek limana yapılan küçük heykel, âşık olduğu prensle ancak kıyıya çıkarak görüşebilen denizkızını anlatıyor...




YUNANİSTAN

II. Mahmut'tan Yunan İsyanına Destek
Nisan 1821, Fener Patrikhanesi


Alemdar Mustafa Paşa Rumeli askeriyle Topkapı Sarayı'nın kapısına dayandığında padişah IV. Mustafa hem III. Selim'in, hem de II. Mahmut'un öldürülmesi emrini vermişti. Selim öldürüldü ama Mahmut haremdeki kadınların yardımıyla kurtuldu ve ardından tahta geçti. Napolyon'un çağdaşı olan II. Mahmut, Fransız imparatorunun Rusya'nın üzerine yürümesinden memnundu.

Napolyon'un başarıları yüzyıllardır Ruslarla savaşmakta olan Osmanlıların işine geliyordu. Dolayısıyla Fransızlarla Osmanlıların ilişkileri bu dönemde hayli gelişecekti. Avrupa ve Rusya Napolyon'la uğraşırken II. Mahmut da Osmanlı İmparatorluğunda bazı reformlar yapma olanağını bulacaktı.

Ancak Fransa sadece Avrupa ve Rusya'nın başına bela olacak bir Napolyon'u çıkarmakla kalmamıştı, aynı zamanda 1789 devrimini de gerçekleştirmiş ve bu devrimin rüzgarı Osmanlının egemenliği altındaki topraklara kadar ulaşmıştı. Fransız devriminin yaydığı fikirler, başta Balkanlar olmak üzere, Osmanlıların da canının sıkılmasına neden olan milliyetçi akımları birçok yerde güçlendirecekti. Bunlardan biri de Yunanistan'dı. Ortodoks dininin egemen olduğu Balkanları kendi hegemonya alanı olarak gören Rusların, Sırbistan ve Yunanistan'ın bağımsızlığı için uğraşmaları anlaşılır bir şeydi.

Nitekim 1814'de, Rusya'daki Yunan tüccarları tarafından Odesa'da kurulan "Philiki Hetairia" örgütü Yunan bağımsızlığı için önemli bir adım olacaktı. Bir süre sonra Osmanlılardan bağımsızlık kazanmak için Balkanlarda başlatılmak istenen savaş hemen sonuçlarını vermeyecekti ama artık fitil de tutuşturulmuş oluyordu.

Aslında kendilerini Bizans İmparatorluğunun varisi olarak gören Rumların Osmanlı egemenliği altında hayli ayrıcalıklı bir statüsü vardı. Başkent İstanbul'un nüfusunun önemli bir kesimini oluşturan Rumlar dış ilişkiler başta olmak üzere Osmanlı devletinin birçok önemli mevkisini işgal ediyordu. Osmanlı devletinin Avrupa ülkeleriyle diplomatik ilişkilerinde kullandığı dil esas olarak Yunancaydı. Tabii en önemlisi de Fener Patrikhanesi'nin İstanbul'da bulunmasıydı. Ortodoks kilisesinin merkezinin İstanbul'da olması ve varlıklı Fener aristokrasisinin Osmanlı sultanlarıyla iyi geçinmeyi temel alan ilişkileri Osmanlının Yunan/Rum tebaasıyla olan ilişkileri açısından da belirleyici bir öneme sahipti.

Ama ne olursa olsun, sonuçta Yunanistan yüzlerce yıldır Osmanlı'nın egemenliği altındaydı ve artık çağ ulusal esaslara göre yeni devletlerin mantar gibi fışkırdığı, ulus-devlet modelinin evrenselleşmeye başladığı bir çağdı. Dolayısıyla Yunanistan'ın da kendi bağımsızlığı için ayaklanması ve savaşmaya başlaması doğaldı. Uzunca bir zamandan beri Yunanistan ve Arnavutluk'un bir bölümünde fiilen hükümranlık kurmuş Tepedelenli Ali Paşa'nın II. Mahmut'un orduları tarafından tepelenmeye çalışılmasını fırsat bilen Yunan milliyetçileri Mart 1821'de ayaklandılar.

Asıl destek adalardaki tüccarlardan, orta sınıftan ve köylülerden geliyordu. Özellikle deniz ticaretiyle uğraşan Yunan adaları hem zenginleşmiş, hem de başta Marsilya olmak üzere Fransa ile olan yoğun ilişkileri çerçevesinde milliyetçi fikirlere açık hale gelmişti. Bir yandan Tepedelenli Ali Paşa, diğer yandan da İran'la savaş halinde olan Osmanlı orduları ilk aşamada isyanı bastırmakta güçlük çektiler.

Böyle bir ayaklanmayı pek beklemeyen II. Mahmut büyük bir öfkeye ve paniğe kapıldı. Paniklemişti, çünkü Rumlar hep birlikte ayaklandıklarında İstanbul'u, en azından Galata ve Beyoğlu'nu ele geçirirler diye korkuyordu. Nitekim gizli bir emir vererek İstanbul'daki Müslüman ahalinin böyle bir Rum ayaklanmasına karşı koymak üzere silahlanmasını istedi. Yeniçeri kışlalarına da gerektiğinde sivil halka dağıtılmak üzere yeteri kadar silah bulundurmalarını emretti.

Öfkesini ise Fener Patrikhanesi'nden çıkaracaktı. Evet, yüzlerce yıldır ataları da her türlü başkaldırıyı kan dökerek, şiddetle bastırmıştı ve atalarından bildiği yolu izlemesi şaşırtıcı değildi. Ayrıca o sıralarda aşınmış olan merkezi otoriteyi, yani kendi otoritesini güçlendirmek için yerel otoritelerin ve ayaklanmaların üzerine şiddetle giderek despotlukta bir hayli ün de kazanmıştı. Ama yine de öyle akılsızca hareket edecekti ki, karşısındaki güçleri birleştirmekle kalmayacak, durduk yerde bir din şehidi yaratacak ve kendisine karşı mücadele edenlere etkili bir bayrak armağan edecekti.

Dönemine göre bir "aydın" olduğu söylenebilecek padişahın "aydın despotluğunu" annesi "Fransız Sultan"dan aldığı ileri sürülmüştü. Ve kan dökmeye alışık bu "aydın" Sultan, Yunan ayaklanmasının arkasında Ortodoks kilisesinin olduğuna inanıyordu. Öyleyse önce kilisenin önde gelenlerini cezalandırarak işe başlamak gerekir, diye düşünüyordu. Oysa Fener Patrikhanesinin patlak veren ayaklanmanın arkasında olduğu kanıtlanamazdı. Evet, kimi yoksul papazlar ve din görevlileri isyancılarla beraber olabilirdi, ama Fener yöneticileri, patrik ve piskoposlar bu hareketten rahatsızdılar ve kendi konumlarını da tehlikeye attığının bilincindeydiler.

Nitekim Mora'da ayaklanma başladıktan sonra Fener Patrikhanesi Ortodoks Kilisesi adına resmi bir açıklama yapacak ve ayaklanmayı kınarken Sultan'a bağlılığını bir kez daha vurgulayacaktı. Ancak II. Mahmut açısından bunların hepsi oyundu. Fener Patrikhanesi hem ayaklanmayı gizlice destekliyor, hem de kendisini kurtarmak için bu tür açıklamalar yapıyordu. Oysa durum böyle olsa bile, bu açıklamanın ayaklanan güçleri bölmek için bir silah olarak kullanılması mümkünken öfkesinin esiri olan padişah budalaca hareket edecekti.

İşte böylece, Mora'daki ayaklanmanın başlamasından birkaç hafta sonra, 22 Nisan 1821'de yaklaşan Paskalya için ayin yapılırken silahlı askerler Haliç'in kıyısındaki Fener Patrikhanesi'ne daldılar. Ayinin bitmesini sabırsızca beklemeyi nasıl akıl ettiler Allah bilir, ama ayin biter bitmez tören cüppeleri içindeki Patrik Gregorius ve beraberindeki piskoposlarla papazları yakaladılar. Bir anda ortaya çıkan cellatlar kementlerini Patrikle diğerlerinin boynuna dolayıverdiler. Sürüklenerek Patrikhanenin kapısına getirilen Gregorius buradaki bir çengele asılıverdi. Tüm Rumlara gözdağı vermek için Patriğin cesedi üç gün boyunca orada asılı kalırken, diğer piskoposlar da İstanbul'un çeşitli semtlerinde aynı şekilde asılarak günlerce teşhir edildi. Sultan Mahmut bu katliamın ardından Rumların tepki gösterebileceğini de düşünmüş ve İstanbul'a dışarıdan askeri birlikler getirtmeyi ihmal etmemişti.

Ayrıca Müslüman halk da Rumlara ve Hıristiyanlara karşı silahlandırılıp, kışkırtıldı. Gözü dönmüş topluluklar günlerce İstanbul'un altını üstüne getirerek terör estirdiler; insanları öldürdüler, kiliseleri yağmaladılar, hatta Patriğin tahtını bile parçaladılar.

Bu arada Sultan Mahmut'un da öfkesi dinmek bilmiyordu. İyice çileden çıkmış olan Padişah, Ortodoks Hıristiyanları daha da aşağılamak ve küçük düşürmek için Patriğin cesedinin Yahudilere verilmesini ve bir pazar yerinde Yahudiler tarafından ayağından sürüklendikten sonra bir taşa bağlanıp Haliç'e atılmasını emredecekti.

Böylece Osmanlı Sultanı İstanbul'daki Rumların herhangi bir harekete kalkışmasını belki önlemişti ama bir anda imparatorluk topraklarında yaşayanların dörtte birini, sadece Rumları değil bütün Ortodoks Hıristiyanları kendisine düşman etmeyi başarmıştı.

Olanlara kayıtsız kalmayan Avrupa devletleri Osmanlı devleti üzerinde ağır bir baskı kurdu. Bu arada zaten geleneksel olarak eski Yunan uygarlığından gelen hayranlık ve bağlılık duygulan artık tüm Avrupa'da Yunanistan'ın bağımsızlık savaşının daha büyük ölçüde desteklenmesini getirecekti. "Barbar Türkler" "Uygar Yunanlıları" böylesine vahşice katlederken Avrupa'nın hareketsiz kalması mümkün değildi. Ve sonuçta çok geçmeden Yunanistan tam da bu destek sayesinde, Avrupa'nın Hıristiyan devletlerinin eliyle bağımsızlığını kazanacaktı.

Yunanistan'daki ayaklanmalar Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa'nın oğlu İbrahim Paşa'nın ordusuyla bastırılacaktı ama Rusya ve diğer büyük devletler yapılanları unutmayacak ve Yunan davasının zafere ulaşmasını sağlayacaklardı. 1827'de Navarin'de Osmanlı-Mısır donanması ağır bir yenilgiye uğratıldıktan ve Ruslar yine Balkanlara indikten sonra Eylül 1827'de Edirne'de yapılan anlaşma ile Yunanistan'ın bağımsızlığı resmen tanınacaktı.

Öte yandan cesedi Haliç'in sularına atılan Gregorius'un hikayesi orada bitmedi. Bağlandığı taştan kurtularak suyun yüzeyine çıkan ceset Rusya'ya tahıl götüren bir Rum gemisi tarafından bulundu. Bunun "din şehidi" Patrik için ilahi bir mesaj olarak algılanması kadar doğal bir şey olamazdı. Gemi Odesa'ya ulaştığında Gregorius dini ve vatanı uğruna şehit olmuş kutsal bir kişi, bir "aziz" olarak büyük bir törenle toprağa verildi. Aslında Osmanlıya bağlı olan ve ayaklanmacılara karşı çıkan talihsiz adam artık bağımsızlık mücadelesi verenlerin elinde bir meşale olacak ve hep öyle kalacaktı. Yarım yüzyıl sonra Ruslar Ortodoks kiliseleri arasındaki ilişkileri geliştirmek için Patriğin kemiklerini anavatanı Yunanistan'a gönderdiler. Atina'daki Metropol katedralinin girişine defnedilen Patriğin mezarı o gün bugündür dindar Yunanlılarca bir türbe gibi ziyaret ediliyor.




DİKENLİ TELLER

Madenlerden tel ekme tekniğini bulmakla yetinmeyen insan, bu icadından çeşitli sanat ve sanayi dalları yarattı. Kafes ve kümes telinden, gelin ve telgraf teline uzanan tel türlerinden birisi de dikenli teldir. Kadayıf telinden çok devedikenine benzeyen dikenli tele "teldikeni" de denebilirmiş ama, adı konmuş bir kere, değişmesi zor. Bozkırda sığır güden kovboylar için üretilen dikenli tel, savaşlarda toplama kamplarında kullanılmış. Kimi ülkeler telin üretimini, kimi ticaretini yasaklamış; ötekiler de tüketimi. Ülkemizde dikenli telle ilgili yasal kısıtlamalar olup olmadığı kesin bilinmiyor. Ancak nerede "yasak" levhası varsa onun yakınında dikenli tel örgü bulunması yabancı konuklarımızın hemen dikkatini çekiyor. Çünkü, yasak ya da tehlikeli bölge simgesi olan dikenli telin tüketim düzeyi, ülkenin kültür düzeyi ile yapısal ve açısal sorunlarını gösteriyor. Filtreli sigara ve Calcium(kuvvet) iğnesi türünden Frenk icatlarına fazlaca düşkün olan milletlerin dikenli tel tüketme eğiliminin giderek yükseldiği saptanmış. Yakın geleceğin üst düzey devlet yöneticiliğine aday olan sevgili evlatlarımıza karşı dikenli telin saldırganca kullanıldığı da anlaşılmış. Üstelik, eskiçağlarda "dikendutu" olarak bilinen böğürtlen çitleri yerine, günümüzde dikenli telörgüler kullanılması da çocuklarımızı hiç mutlu etmiyormuş. Nüfusunun yüzde elli oranında şehirli, yüzde yetmiş oranında okuryazar olmasıyla övünen Türkiye'deki dikenli tel tüketimi, plancılarla iktisatçıların tüylerini diken diken eden bir artış hızına ulaşmış. Kesin olmayan ilk hesaplamalara göre yıllık yüzde yüzyirmisekiz dolayındaki tüketim artışı, resmi enflasyon rakamlarını üçe katlayabilen tek tüketim kalemidir.

Bu denemede, dikenli telin şehir halkı ile topluma etkileri üzerinde durulmakta, güncelleşen milli soruna medeni bir çözüm yolu aranmaktadır.

Dikenli telin güvenilir tarihçesi ne yazık ki hâlâ yazılmamış. Tüm bildiklerimiz, yabancı dillerdeki ünlü ansiklopedilerden aktarılıyor. İlk üretim patenti 1874 yılında alınmış. Amerikalı mucit, madeni tele diken takmanın teknik kolayını (aletini) bulmuş. Erkeksi görüntüsünü vurgulamak için, bu yeni icada "sakallı tel" adı verilmiş. Çoğu sakallı olan yiğitlerimiz, Birinci Dünya Savaşı sırasında Mısır'da tanıştıkları yeni silaha "dikenli tel" adını koymuşlar. Sakalın traş çaresi var da dikeninki yok. Dikenli tel örgüler, o gün bugündür, düşmanlara, kaçakçılara, hırsızlara, savaş esirlerine tutuklulara, gözaltına alınanlara karşı bir güvenlik önlemi (aracı) olarak, inşaat şantiyelerinde, Hazine'den tahsisli resmi konutlarda, spor-eğitim ve turizm tesislerinde, yasak ve hassas bölgelerde, saray, köşk, müze ve çocuk bahçelerinde kullanılıyor. Kendi ülkelerinde dikenli teli belki hiç görmemiş olan kimi diplomatlar, bizdeki yaygın kullanıma özenerek, Kançılarya ve Rezidansların bahçe duvarlarını dikenli tellerle takviye etmeye başlamışlar. Bilinen çoğu örnek olaylar, dikenli tel çitlerin, aslında etkili olmadığını ve sadece "yasak" anlamında kullanıldığını ortaya koyuyormuş.

Genellikle güvenilir kaynaklardan alınan derlenen doğrulanmamış bilgilere göre, 1890'da 2000 ton olan dünya dikenli tel üretimi, 1930'da yaklaşık 200.000 tona, 1980'de 22.888.900 metrik tona ulaşmış. Avrupa, Akdeniz ve İslam ülkeleri arasındaki tüketim hızı artışında Türkiye yıllardır ilk sıraları koruyormuş. BM istatistikleri, sanayi ülkelerinde üretilen üstün kaliteli dikenli tellerin daha çok gelişmekte olan ülkelerde tüketildiğini gösteriyormuş. Sivil amaçlı projelerde, DT-7-ASA 9000 TSE standardına uygun (galvanizli çelikten yapılmış) piyasada "Kirpi" mal diye bilinen ithal mallar ihracatında adı geçen ülkeler, dikenli tel kullanılmasını tümden yasaklamışlar. Hatta, et ve süt paketleri üzerinde "Dikenli telsiz çiftliklerde üretilmiştir" damgası vuruluyormuş. Afrika İnsan Hakları Derneği'nin 1986 tarihli araştırması da, dikenli telin hayvanlardan çok yurttaşlara ve şehirlilere karşı kullanıldığı gerçeğini ortaya koymuş.

İlk "Dikenli Tel Yasası" 1894'te İngiltere'de yürürlüğe girmiş. Yasa, dikenli telin insanlara ve hayvanlara zarar verecek şekilde kullanılmasını yasaklamış. Meskûn yerlerde ve yol kenarında kurulu tel örgüler kaldırılmış, yasaya uymayan kişi ve kurumlara ağır cezalar kesilmiş. Yasa başarılı olmuş. Medeni ülkelere sokulmayan dikenli teller, günümüzde artık medeniyet merkezi sayılan şehirlerde görülüyor. "Gülü seven dikenine katlanır" sözü uyarınca, dikenl tel, en çok da, anıt ve sanat yapıları, okullar, luna-parklar ile çocuk bahçelerinde "yasak" (girilmez/geçilmez/dokunulmaz) anlamında kullanılıyor. Kime karşı, neden yasak? Malı mı koruduğu yoksa canı mı sakındığı? belirsiz olan yasağın kendisi, tehlikesinden büyük bir simge! "Dikkat Köpek Var!" ihbarı gibi, "Dikkat Dikenli Tel" diye uyarmak gerekir hemşerileri.

Dikenli telden korunmak için neler yapılabilir? Telin dikenlerini traşlayan elektriklitraş makine patenti 1974'te alınmışsa da, yapılan pazar araştırmaları sonunda, talep azlığı nedeniyle üretime geçilememiş. Uluslararası Hayvanları Koruma Derneği'nin dergisine göre, en basit ve ucuzundan bir tel makası ve iki kalifiye işçi ile yaklaşık 200.000 metrelik tel örgünün üç günde kesilip kaldırılacağı; diken-traş makinelerine hiç ihtiyaç bulunmadığı anlaşılmış. Bu yüzden diken traşlama makinesi yerine, çim-biçme makineleri alınması tavsiye ediliyor.

En kolay ve etkili çözümü Türk çocukları bulmuş. Dikenli telleri, birer yay teli gibi gerip birbirine bağlayarak tel örgülerde 40-50 santimetrelik pencereler açmayı öğrenmişler. Çok büyük değil ama geçmeye yetiyor. Gönüller şen olsun! Büyüklerce tasarlanan tel engellerin çocuklara karşı etkili olmadığı görülüyor. Uzun sözün kısası, dikenli tel, öyle aşılmaz, geçilmez, sağlam ya da dayanıklı bir engel değildir. Tırmalar, yaralar, belki sakatlar ama kararlı kişileri durduramaz. Hele bizim mahalle çocuklarını asla!

Dikenli telle yıllardır içli-dışlı yaşamaya alışmış bir toplumdaki dikenli tel alışkanlığı nasıl giderilebilir? Günlük hayatımızın parçası olan tellerden vazgeçilebilir mi? Şili, Peru ve Uruguay'daki ilk denemeler, yasağın karaborsaya yol açtığı ve milli standarda uymayan malların piyasaya sürüldüğünü göstermiş. Halkın taklitlerden sakınması güçleşmiş. Ayrca, "Dikenli tel kullanmak yasaktır" levhalarının dikenli telle çevrilmesi de -resmi tüketimin artmasına yol açarken- muhalefet basınında çıkan karikatürlere konu olmuş.

Dikenli telin sakıncası yalnızca ele-göze batmasından, gelip geçen vatandaşların elbise ve eteklerini yırtmasından, her ay yüzler ve binlerce çocuğa yok yere tetanoz serumu yapılmasından ibaret değildir. Asıl üzerinde durulması gereken sorun, dikenli telin gelişigüzel kullanımından doğan duygusal tepki ve manevi yıkıntılardır. AT ülkeleri, Belediyeler Biriği Genel Kurulu, dikenli telle korunmuş kent mekânlarının, hemşeriye hakaret, çocuklara saldırı, milli onura saygısızlık, kamu yararına "muzır" olduğuna karar vermiş.

Güney Amerika'da 1985'te yapılan bir kamuoyu yoklamasına göre, dikenli telli şehirlerde yetişen çocukların, küçüklerini sevmediği, büyüklerini saymadığı, vatandaşlık görevlerini yerine getirmediği görülmüş.* Yakın Doğu'nun Sincan özerk yöresinde at koşturan soydaşlarımızla geçen yaz yapılan bilimsel söyleşide, Uygurlar'ın dikenli tel örgüleri hiç bilmedikleri anlaşılmış. New York Belediyesi de, Batı Yakası'nın Öyküsü filminden sonra okul bahçeleri çevresindeki tel örgüleri tümden kaldırmaya karar vermiş. Çünkü bu okullarda yetişmiş çocukların 2-3 katlı binalara merdivensiz tırmandıkları görülmüş.

Dikenli telden yapılmış en ünlü engel, Birinci Savaş'ta Avusturya (Alp) Cephesi'nde savaşan ve zafer kazanan İtalyan piyadelerinin "Konçertino" (Küçük Konçerto) adını verdikleri istihkam (savaş) aracıdır. Akordiyon körüğü gibi açılıp kapanabilen, rüzgarlı kış gecelerinde, memleket ezgilerini anımsatan özlem dolu sesler çıkaran dikenli kangallar bir dönem Napoliten serenadlar kadar ün kazanmış. İtalyan savaşçılarn kara mizahı, medeniyet yolunda ilerleyen insanlık onuru için görkemli bir esin kaynağı olabilir mi? diye düşünüyorum.

Fantastik çözüm yolları geliyor insanların aklına. Önce, dikenli tel örgülerin önünde ya da arkasına yerleştirilecek sanayi tipi, kuvvetli hava üfüren vantilatörlerle, dikenli tellerin müzik yapma gücü kanıtlanabilir ve amatör müzikseverlerin bu telleri dev akordiyonlar gibi çalması sağlanabilir. İkinci ve daha etkili çözüm yolu olarak şehir merkezi (Centrum) çevresinden sökülecek dikenli tellerden yapılacak Santurlar, Belediye konservatuvar öğrencilerine parasız dağıtılabilir. Hele bir düşünün, değerli dostlarım: "Konser ya da Konçerto alanı: Giriş Serbesttir! Alışageldiğimiz, dikenli yasaklar yerine kulağa ne kadar hoş geliyor, değil mi?

Yasaklar konusunu işleyip de, dikenli tel örgülere yer vermeyen kimi usta sanatçılarımıza buradan kişisel bir çağrıda bulunmak istiyorum. Yaşar Kemal gibi yazarlar dikenli tel yasaklarına karşı bir kampanya açabilirler. Kampanyanın koordinatörlüğünü belirlemek üzere uluslararası yarışmalar da düzenlenebilr. Belediye Başkanlığı, İl Eğitim Müdürlüğü ile İlçe Zabıta Amirliği'nin açılacak yarışmaya danışman olarak katılması sağlanabilir. En çok (kilo veya kilometre) dikenli teli en kısa zamanda söküp kaldıran yerel örgüte, çocuk ve yaşlı hemşerilerden kurulu yarışma jürisi tarafından Büyük Belde Belediyeler Birliği (BBBB)'nin Başarı Beratı (BB) verilebilir. Yarışmayı kazanan örgüt bandosu ile Konservatuvar Santur Heyeti'nin şehir merkezinde konserler vermesi de düşünülebilir. Tanıtma Vakıflarımız, yeni spor dalının, Akdeniz ve Balkan Oyunları ile Olimpiyat programına alınması için harekete geçirilebilir. Uluslararası yarışmalardaki ulusal başarılara yıllardır özlem duyan ülkemiz, bir yandan altın madalyaları toplarken, barışcı çabalarındaki başarısından dolayı Nobel'e aday da olabilir. Belki hayal denecek ama dikenli tel örgülerimizin kaldırılabileceğini ve şehir merkezlerinin dikensiz, toplu-taşıma raylar ile örülebileceğini sanıyorum. Dikensiz şehir merkezlerinde yetişen kuşakların güllere karşı daha duyarlı ve saygılı olacaklarını da hayal ediyorum.

Dikenli tel, ekili tarlaları, başıboş sürülere karşı başarıyla korumuştur. Endüstrileşen ülkelerde bostana giren danalar tasarım önlemleriyle durduruldu. Zamana ayak uyduramayan ve geri kalmış ülkelerde, şehirlerin konut, eğitim, sağlık, üretim, ulaşım, dinlenme ve savunma bölgeleri birbirine karışınca, tel örgülü yasaklar kaçınılmaz olmuş. Çağdaş Belediyeler, savaşı anımsatan yasakları yaşatmak yerine dikensiz mekanlar yaratmak yolunu seçti. Kent bölgeleri yasalarla belirlenince dikenli tel yasaklara gerek kalmamış. Parklarda, hipodromda, Hisarda, stadyumda, okulda ve otoyoldaki dikenli "yasak"ların yerini biz de deneyebiliriz. Halk dilinde "köşeyi dönmek" başarmak anlamına gelir. Oysa Hemşeri, köşeleri değil, kestirmelerin dikkenarlardan yaklaşık, üçte-bir oranında daha kısa ve kârlı olduğunu keşfetmiştir. Dikdörtgen prizmanın köşegenleri yaya trafiğe açılınca, köşeleri bekleyen dikenler işlevsiz kalır. Böylece, uygar davranışa duyarlı şehir tasarımı, dikenli telin kullanma gerekçesini ortadan kaldırır. Dikenli tele çözüm bulan Belediye (Başkanı), "Gidemediğin yer senin değildir." sözüyle ünlü Sivas Valisi Halil Rıfat Paşa gibi, tarihe geçebilir. Gidilen her yer belediyenin, vatandaşın malı olur, vatan olur. Bu öneri de, kuşkusuz, biraz hayal-kurgudur ama gerçek-üstü kuruntu değildir.

Vatandaşımıza, "Girebildiğin her yer senindir. Bu vatan senindir" diyebilmeliyiz.

* Manuel Scorza, Dikenli Tel adlı belgesel romanında (Türkçesi 1975), dikenli teli bir silah gibi kullanan sömürgecilere yenik düşen ve tüm otlaklarını yitiren Peru'lu köylülerin öyküsünü anlatır. Köyün rahibi, dikenli tel örgüyü "Şeytanla top oynayan kişinin işine", Yerli-köylülerse, "Tanrı'nın Gazabına" benzetmişler, Tanrı'ya yalvarmışlarsa da sonuç hiç değişmemiş!

Sayın Bozkurt Güvenç'in, İnsan ve Kültür adlı kitabından...




Sayın İhsan FAZLIOĞLU'na, İlber ORTAYLI'ya, Orhan KURAL'a, Gezginler Kulübü'ne, Sunay AKIN'a, Doğan HASOL'a...
Evliya ÇELEBİ'ye, İbn Battuta'ya, STRABON'a...
sözlük ve yayınlarından yararlandığımız yazarlara, paylaşımları/katkıları için çok teşekkür ederiz.