Mekânlar'daki FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 4.933 başlık/FaRk ile birlikte,
4.933 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(13/21)
- MÂBED ile/ve BELDE
- TAPINAK/MÂBED[Ar.] ile/ve/değil/||/<>/>/< BETİKLİK/KÜTÜPHANE
- MÂBED ile/ve/değil EŞİK
( Mâbed, zamanın aşkınlaştırıldığı "ebedî şimdi"dir. )
- MÂBED ile MESCİD-İ DIRAR
( ... İLE Hz. Muhammed zamanında, münâfıkların, fitne ve fesat yuvası ve de silah deposu olarak kullandıkları, Kuba denilen yerde yaptırdıkları mâbed. )
- MABEYN - İ HÜMAYÜN :
( Maslak Kasırları kampüsü içinde bulunan Mabeyn - i Hümayün binası tek katlı, zarif kâgir bir binadır. Binanın salonundan seraya geçilebiliyor. Seranın kapısı üzerinde A.H. arması vardır. Mabeyn - i Hümayün'de kafeterya hizmeti verilmektedir. )
- MACERA[Ar.]/SERÜVEN[Fars. SERVAN]/SERGÜZEŞT[Fars.]/AVANTÜR[Fr. AVENTURE | İng. ADVENTURE] değil/yerine/= OLAYCA
- MADAM TAKUYİ YALISI/DÜZGİT YALISI :
( Sarıyer, Yenimahalle Pazarbaşı'ndaki sıralı yalılardan biridir. Ahşap ve örnek olacak kadar zarif olan bu yalının 1861 - 1876 yılları arasında inşâ edildiği ve sahibi Madam Takuyi olarak bilinmektedir. Yalı bilahare Takuyi'nin varisleri tarafından Ercan Düzgit'e satılmıştır. Yalı eskisine sadık kalınarak yeniden yapıldı. )
- MADEN DELİ BEKİR AĞA CAMİİ :
( Mahallenin tam ortasında ve dar sokaklar arasındadır. 1900 yılında Delir Bekir Ağa tarafından yaptırılmış olup, 1971 yılında büyük onarım gördü. )
- MADEN İFAKAT SAÇMACI SAĞLIK OCAĞI :
( Bu sağlık ocağı Maden Mahallesi Şifa Suyu mevkiinde olup hayırsever iş adamı Yüksek Mimar Yılmaz Saçmacı tarafından yaptırılarak halkın hizmetine sunuldu. )
- MADEN İŞÇİSİ İÇİN:
YERÜSTÜ değil/ne yazık ki/<>/>< YERALTI
( Açlık var ve kesin. DEĞİL/NE YAZIK Kİ/<>/>< Ölüm var ve olasılık. )
- MADEN MAHALLESİ :
( İlçenin sahil şeridinde olmayan mahallelerinden biridir. Sarıyer, Yenimahalle, Rumelikavak ve Zekeriyaköy'den sınır alır. Maden mahallesi ismini, semtin batı tarafındaki yarlarının toprak renginin sarı olması ve bu alanlardan yabancı firmaların altın madeni çıkarmalarından almıştır. Mahalleye ilk yerleşim 93 harbi (1877 Osmanlı Rus Harbi) nedeni ile meydana Balkanlardan ve Kafkaslardan gelen büyük göçle oldu. Mahallenin göçmenlerden oluşması nedeniyle ilk ismi Muhacirköy'dü. Bu isim tutmadı. Maden köy olarak değil mahalle olarak kaldı. 1992'de yapılan nüfus sayımı sonucunda mahallenin nüfusu 11.595'tir. )
- MADEN OCAKLARI :
( Uskumruköy'e girerken sol taraftaki büyük ağaçlık ve toprağı alınmış alan maden sahasıdır. Buradan yıllarca maden çamuru alınarak işlenmek üzere fabrikalara gönderildi. Alandaki derin çukur doldurulmadığından yapay göl meydana geldi. )
- MADEN SİNEMASI :
( Maden Tepeüstü mevkiindeydi. 1968'de açılmış ve 1971'de faaliyetine son verilmişti. Sahibi Sami Hasbek'ti. )
- MADEN SPOR KULÜBÜ :
( 1956'da Alaattin Atkoşturan, Ahmet Ayten, Ahmet Gülderen, Şeref Tekneciler, Rıfat Atlaş ve Ali Özgül tarafından gayri federe olarak kuruldu. 1981'de tescili yapılarak resmiyet kazanan kulüp futbol dalında faaliyet göstermekte olup İstanbul Amatör Liginde yer almaktadır. )
- MADEN ile/ve/<> ERGENE
( ... İLE/VE/<> Maden yeri. )
- MADENCİ ARİF BEY YALISI :
( Yeniköy, Köybaşı Caddesindeki 15 kapı. No.lu binanın bir adı da Süreyya Bey yalısı olup 19. yy. ortalarında yapılmıştır. )
- MADENCİ SOKAK :
( Maden Mahallesi ile Şifa Suyu mesiresi arasındaki alan sarı toprağı ile dikkat çeker. Osmanlı döneminde bu alandan yıllar yılı altın madeni çıkarıldı. Geliri gideri karşılamadığı zaman da alan kapatıldı. Madenin çıkarılmasını temin eden Maden İşçileri unutulmamış ve adı bu sokağa verilmiştir. )
- MAĞARA ve/> MAĞAZA
- MAĞAZA ile/ve/<> REYON[Fr. < RAYON]
( ... İLE/VE/<> Bir mağazanın yalnız bir tür eşya satılan bölümü. )
- MAGRİB[Ar. < GARB | çoğ. MAGARİB] ile Magrib[Ar.]
( Batı. | Akşam. İLE Batı tarafında olan ülkeler. | [Afrika için] Mısır ötesindeki kuzey bölümü.[İspanya, Portekiz] )
- MAGRİB-İ AKSÂ[Ar.] ile MAGRİB-İ EDNÂ[Ar.] ile MAGRİB-İ ESVÂT[Ar.] ile MAGRİB OCAKLARI[Ar.]
( Fas, Marakeş. İLE Trablus ve Berberiye. İLE Tunus, Cezâyir. İLE Trablus, Tunus ve Cezâyir. )
- MAGRİS[Ar. < GARS | çoğ. MAGARİS] ile MAGRİZ[Ar. çoğ. MAGARİZ]
( Fidanlık, fidan yetiştirilen yer. İLE Bir şeyin dahil edildiği yer, bir şeyin çıktığı, büyüdüğü geliştiği yer, kuyruk dibi. | Büyükayı[Dübb-i Ekber] denilen yıldız takımının dörtgeniyle kuyruğunun birleşme noktasında bulunan, kümenin dördüncü parlak yıldızı. )
( ... cum URSUS MAJORIS )
- MAHAL ile/||/<> MÂFEVK ile/||/<> EMÂKİN ile/||/<> HÂNE ile/||/<> MESKEN ile/||/<> MINTIKA ile/||/<> SÜKNÂ
( Yer. İLE/||/<> Üst mahal. İLE/||/<> Mahaller, mekanlar, mevkiler, yerler. İLE/||/<> Ev. İLE/||/<> Kişinin fiilen oturduğu yer, konut. İLE/||/<> Bölge, yer, mahal. İLE/||/<> Oturma [oturulacak yer]. )
- MAHAL/MEVZİ[Ar.] değil/yerine/= YER/YÖRE
- MAHALL[Ar. < HULÛL | çoğ. MAHÂLL] ile MAHÂLL[Ar. < MAHALL]
( Yer. İLE Yerler. )
- MAHALLE ile/değil/||/<> MAHAL'E
- MAHALLİ[Ar.] değil/yerine/= YÖRESEL/YEREL
- MAHFİL-İ KAZÂ değil/yerine/= ADÂLET MEYDANI
- MAHMUT (II) MEYDAN ÇEŞMESİ :
( Boyacıköy Hekim Ata Caddesi ile Boyacıçeşme sokağının birleştiği yerde üst yanı kesme taştan ön cephesi mermer olan büyük bir meydan çeşmesidir (H.1253, M.1837). Tamamen mermer olan çeşmenin denize bakan cephesinde dört sütun bulunmaktadır. Sütunda ikişerli olarak ayana taşının üstündeki kitabe taşını taşımaktadır. Kitabenin üst kısmında ve kornişin üstünde ve ortada bir madalyon yer almaktadır. Madalyon boru, kılıç ve değişik silahlarla donatılmıştır. Madalyonun içinde Sultan Mahmut (II) nin tuğrası bulunmaktadır. Çeşme, Sarıyer Belediye Başkanlığının işbirliği ile Türkan Sabancı tarafından annesi Pakize Civelek ve babası Mehmet Civelek anısına 25 Aralık 1995'te onarılmıştır. Suyun akışı vardır. )
- MAHMUT ÇAVUŞ MESCİDİ :
( İstinye'de ana cadde üzerinde ve İstinye Devlet Hastanesi yakınındadır. Mahmut Çavuş isimli biri tarafından yaptırılan mescit 1974'te onarım gördü. Son kez 2004'te büyük onarım gören mescit 1930' lu yıllarda ilkokul olarak kullanıldı. )
- MAHMUT HAN (II) ÇEŞMESİ :
( Kireçburnu'ndaki İstanbul Vilayet Evinin hemen yanında bulunmaktadır (H.1230, M.1814). Çeşmenin kitabesi ve ayna taşı mermer olup diğer yanları sıva ile örtülmüştür. Çeşmenin onarım sırasında özelliğini kaybettiği düşünülebilir. Üzerinde Mahmut Han (II) nin, kazınarak bozulmuş tuğrası vardır. Çeşmenin suyu yoktur. )
- MAHMUT HAN (II) ÇEŞMESİ :
( Tarabya Parkının içindeki bu çeşme, örnek sütun çeşmelerdendir (H.1247, M.1831). Çeşme dört köşe mermer bir sütun biçimindedir. Sütun yüksekliği üç metreden fazladır. En tepe kısmında oyma bir süs ve dört cephesinde ise kitabesinin birer beyit yer almaktadır. Tarih düşüren son mısra şöyle bitmektedir: Han Mahmûd âba zibâ çeşme bünyâd eyledi". )
- MAHMUT HAN (II) ÇEŞMESİ :
( Boyacıköy'de Hekim Ata Caddesi ile Boyacı Çeşme sokağının birleştiği yerde bulunan bu çeşmenin yüzü mermerle kaplı olup, çeşmeyi Padişah Mahmut (II), sadrazam Hüsrev Mehmet Paşa'ya babası Abdülhamit (I)'in ruhu için yaptırmıştır (H.1254, M.1838). )
- MAHMUT HAN (II) ÇEŞMESİ :
( İstinye'de bulunduğu (H.1250, M.1834) Ata tarihine atfen "İstanbul Çeşmeleri" ve "İstanbul Çeşmeleri ve Sebilleri" kitaplarında bildirilen bu çeşme ile ilgili başkaca herhangi bir bilgi elde edilememiştir. )
- MAHREK[Ar. < HAREKET] ile MAHREK[Ar.]
( [mat.] Hareketli bir noktanın güttüğü yol. | Bir gök nesnesinin hareketinde, ağırlık merkezinin geometri bakımından yeri, yörünge. [Fr. ORBITE] İLE Yakacak yer. )
- MAHREK[Ar.] değil/yerine/= YÖRÜNGE
( Yürüyen bir noktanın izlediği ya da çizdiği yol. | Bir gökcisminin, devinme süresince aldığı yol. )
- MAHREM[Ar. < HARÂM | çoğ. MAHÂRİM] ile MAHREM[Ar.]
( Haram. Şeriatın yasak ettiği şey. | Nikâh düşmeyen, şeriatçe evlenilmesi yasak edilen. | Şeriatçe, kadının kendinden kaçmadığı erkek. | Biriyle çok samimi, içli-dışlı olan. | Gizli olan, herkese söylenilmeyen. | Herkesçe bilinmemesi gereken. | Tanrı'nın sırlarını öğrenmeye başlayan kişi. İLE İki dağ arasındaki yol. )
- MAHSÛR[Ar.] değil/yerine/= KISIĞ
- MAHSÛR[Ar. < HASR] ile MAHSÛR[Ar.] ile MAHZUR[Ar.]
( Yorulmuş, feri gitmiş göz. İLE Kuşatılmış, muhâsara edilmiş. | Sınırlanmış, belirli edilmiş, hasredilmiş. | Men edilmiş. | Sıkıştırılmış, tazyik edilmiş. İLE Sakınılacak, korkulacak şey. | Engel. | Sakınca. )
- ENGEL/SAKINCA/MAHZUR[Ar.] ile ENGEL/SAKINCA/BEİS[Ar.]
- MA'KAD ile/değil MAK'AD[Ar.]
( Akd edilecek, sözleşilecek yer. İLE/DEĞİL Oturulacak yer, minder. | Oturak yeri, geri, kıç. )
- MAKAM ile/ve KİŞİ
- MAKAM ile/ve TAHT
( ... ile/ve ERÂİK[< ERÎKE] )
- MAKARACIYAN/KAVALOĞLU KONAĞI :
( Yenimahalle Haydar Doğ sokağının solunda mükemmel bir konaktır. Makaracıyan'ın konağına Tevfik Kavaloğlu sahip olunca, konak eskisine sadık kalınarak yenilendi. )
- MAKRİSO, İSRAİL (İST. 1941) :
( Lise eğitiminden sonra iş hayatına atıldı. Çeşitli işlerde çalıştıktan sonra kendi ithalat ve ihracat firmasını kurdu. Sarıyer Spor Kulübü'nde 3 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. )
- MALAWI(MORI-BUANCI) =/< NYASALİND
( Ülkenin bugünkü adı. =/< Önceki adı. )
- MALDİV ve/<> ADALARI
( 1196 adadan oluşur ve toplam yüzölçümü 298 km²'dir. Başkenti Male'dir. )
( Delikanlı, hırsızlık olayının çok nadir olduğu Maldiv'in ünlü bir plajına vardığında, yine de giysilerinin çalınmasını nasıl engelleyebileceğini düşündü. Denize girmeden önce giysilerinin üzerine, "Bu giysiler, dünya ağır sıklet şampiyonunundur!" diye bir bilgi bıraktı.
Bir süre sonra denizden çıkan delikanlı, giysilerinin çalınmış olduğunu gördü. Yerine ise şöyle bir bilgi bırakılmıştı.
"Bu giysileri çalan, dünya maraton şampiyonudur!" )
( MALODIIP[: Çiçek hevengi.]
[HEVENK[< Fars.]: Bir ipe geçirilmiş ya da birbirine bağlanmış, yaş yemiş ya da sebze bağı.] )
( DİVEHİ: Maldiv dili. )
- MALEZYA BAYRAĞI'NDA:
AY ve/<> YILDIZ ve/<> MAVİ ve/<> SARI
( İslâm'ı simgeler. VE/<> Eyaletleri simgeler. VE/<> Birlik'i simgeler. VE/<> Kraliyeti simgeler. )
( Malezya'yı oluşturan 13 eyalet, Malezya bayrağı ile birlikte kendi eyalet bayrağını kullanmaktadır. )
- MALEZYA ve/<> KUALA LUMPUR
( ... VE/<> Malezya'nın başkenti. )
( ... VE/<> Malayca'da, "Çamurlu Irmağın Ağzı"[< Kuala: Ağız. | Lumpu: Çamur] anlamına gelmektedir. )
- MALEZYA'DA:
KENT değil/yerine KÖY
( Malezya halkı, (daha çok) yerleşim ve yaşamak için kent yerine köyleri tercih etmektedir. )
- MALİ ve/<> BAMAKO
( ... VE/<> Mali'nin başkenti. [: Timsah havuzu.] )
- MÂLÎ[Ar.] ile MÂLÎ[Ar.] ile MALİ[Ar.] ile MÂLİH[Ar.]
( Malla, parayla ilgili. | Devlet, gelir ve giderlerinin yönetimine ait. İLE Çok fazla. | Dolu. İLE Afrika'da bir ülke. İLE Tuzlu. )
- MALİ'DE:
CENNE ile/ve/<> TİMBUKTU ile/ve/<> BANDIAGARA FALEZİ ile/ve/<> ASKİA MEZARI
( Mali'nin, UNESCO Dünya Mirası dizininde bulunan, görülmeye değer dört önemli mekânı. )
- MALKOÇ, MENDERES (...) :
( Belediye Spor Kulübü kurulduğundan bu yana karate takımının antrenörüdür. Sporculuk döneminde pek çok kez şampiyonluklar kazandı. )
- MALTIZ DERE MAHALLESİ :
( Büyükdere, Sarıyer İtfaiyesi ile Sarıyer Belediye Başkanlığı Hesap İşleri Müdürlüğünün bulunduğu alana Maltızdere Mahallesi denir ve yukarılara doğru uzar. Bu yerleşim alanına Osmanlı döneminde Malta'dan getirilen esirler iskan edildiği için bu mahalle Maltızdere Mahallesi denilmiştir. Yakın zamana kadar burada oturanların büyük çoğunluğu Rum ve Ermenilerdi. )
- MALTIZ[< Malta Adası] ile Maltız
( Çoğunlukla yemek pişirmekte kullanılan, içinde ızgarası bulunan, ayaklı ve taşınır ocak. İLE Malta Adası halkından olan kişi. )
- MALTIZDERE SOKAK :
( Büyükdere Mahallesi sokaklarından biridir. Sokağın ortasından küçük bir dere geçiyordu, derenin etrafında da Maltız yapan esnaf bulunduğu için sokağa "Maltızdere Sokak" adı verilmiştir. )
- MALTIZDERE :
( Büyükdere'de Sarıyer İtfaiyesi ile Sarıyer Belediyesi Hesap İşleri binasının bulunduğu Maltız Deresi sokak, bu sokaktan geçen Maltız Dere'nin ismini almıştır. Dere çok eskiden hayli akış alıyordu ama zamanla yapılaşma nedeni ile su akışı kayboldu, dere kapatılarak sokak yapıldı. )
- MAN KIŞLAG/MAN QIŞLAG ile MAN KEND
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Oğuz ülkesinde bir yer adı. İLE Eskiden Kaşgar yakınlarında olan bir kentin adı.[Şimdi harap durumdadır.] )
- MAN, İBRAHİM (BAHÇEKÖY, 1938) :
( Taşımacılık ve ticaret yapmaktadır. 1994 - 2004 döneminde DYP den Bahçeköy Belediye Meclisi üyesi olarak görev yaptı. )
- MANAT/MANET ile ...
( Rus parası, ruble. )
- MANDIRA MEVKİİ :
( Kısırkaya Plajı ve Mezarlığı ile maden hafriyatı yapılan alanın üst taraflarında bulunuyor. Eskiden burası Kısırkaya Köyü sakinlerinin yerleşim bölgesi idi. Sonraları köy deniz sahiline yakın yere taşındı. Mandıra mevkiinde hayvancılık ve bahçecilik yapılmaktadır. )
- MANER, İLHAN (İST. 1903 - 1977) :
( Rumelikavaklıdır. Genç yaşta pilotluğa heves etti. Fransa'ya giderek Caudron Havacılık Okuluna kaydoldu. Okulunu tamamladıktan sonra 1925'te pilotluk brovesini aldı. Bir süre Fransa'da çalıştı. Davet edilmesi üzerine Türkiye'ye döndü ve Eskişehir Hava Okulunun 7. Bölüğüne baş makinist oldu. Askerliğini havacı olarak yaptı. Almanya'ya giderek Brunswick Yüksek Hava Ticaret Okulunu bitirerek Uluslar arası hava kaptanı diplomasını aldı, Türkiye'ye dönünce Eskişehir Hava Okulunda öğretim üyesi olarak çalıştı. Zamanında her türlü ucağı pilot olarak kullandı. 1937'de DHY'nın ilk yurtdışı seferini gerçekleştirdi. Gözüpekliği, tez canlılığı ve cesareti nedeni ile kendisine "Deli Pilot" denildi. İlhan Maner "Türk Sivil Havacılık Tarihi" isimli bir kitap yayımladı. )
- MANEVRA[Fr.] değil/yerine/= DÖNÜŞ/HAREKET
( Bir aygıtın işleyişini düzenleme, yönetme eylemi ya da biçimi. | Geminin bir yere yanaşmak ya da bir yerden çıkmak için yaptığı hareket. | Lokomotifin, katar katmak ya da katar dağıtmak için ileri geri giderek hattan hasa geçmesi. | Hareket, gidiş-geliş. | Asker birliklerini, savaşa hazırlamak amacıyla, arazi üzerinde yapılan geniş ölçüde savaş denemesi, tatbikat. | İstenilen amaca ulaşmak için tutulması gereken yol. )
- MANHATTAN ile/değil SANHATTAN
( ... İLE/DEĞİL Şili'nin başkenti Santiago'da, yüksek binaların bulunduğu bölgeye verdikleri ad. )
(
İLE/DEĞİL
)
- MÂNİ[Ar.]/ENGEL[Fars. :Parazit.] değil/yerine/= ENGEL
- MANTIK ve/||/<>/> FİZİK ve/||/<>/> ETİK
( Bahçenin sınırı/duvarı/çiti. VE/||/<>/> Bahçedeki ağaç. VE/||/<>/> Bahçedeki ağacın meyvesi. )
( )
- MARAZLI AHMET EFENDİ :
( Rumelikavağında muhtar olarak görev yaptı. )
- MARCOS:
MARGARITAS ve/||/<> ALTAMIRANO ve/||/<> RANCHONUEVO ve/||/<> COMITAN ve/||/<> OCOSINGO ve/||/<> SAN CRISTOBAL
( Zapatist Ulusal Kurtuluş Örgütü'nün, altı kentin başharflerinden oluşan Meksika yerlilerinin önderi. )
- MARGA ile ...
( Yol. )
- MARKET KARŞISI PARKI :
( Ayazağa Mahallesindedir. 298,57 m² bir alanı kapsar, 162,30 m² yleşil alanı bulunmaktadır. )
- MARMANCIK KOYU :
( Rumelifener Köyü sınırları içinde şirin bir koydur. Koy önceleri tamamen balıkçılar tarafından kullanılıyordu. Son yıllarda İstanbul'un önemli eğlence yerlerinden biri oldu. Marmancık'ta çok değişik etkinlikler için tesisler bulunmaktadır. )
- MARMARA SENTEZ GAZETESİ :
( Aylık siyasi gazete olarak 1997'de yayın hayatına başladı. Devam etmedi ve bir yıl sonra kapandı. İkinci kez Sentez ismi ile 2002'de Yaşar İliksiz tarafından yeniden yayınlanmaya başlandı. Üç yıl muntazam yayınlandıktan sonra yayın hayatından çekildi. )
- MARMARA VA BOĞAZLAR SAHİL GÜVENLİK BÖLGE K. LIĞI BİNASI :
( Bu bina Büyükdere hava alanının içinde bulunan idare binasıdır. 1924'te İtalyanlar tarafından yapıldı veya yaptırıldı. Binanın tarihi özellikleri korunarak Marmara ve Boğazlar Sahil Güvenlik Bölge Komutanlığı binası olarak kullanılmaktadır. Bu büyük çayırlık alan üzerinde Türkiye'nin ilk hava taşımacılığı yapılan uçak alanı, Büyükdere Fidanlığı, Fidanlık Lojmanları yapıldı. Zamanla daha da gelişti çok sayıda gazino ve çay bahçesi kuruldu. I. Haçlı Ordusuna kumanda eden Godefroy Bouillon ordusunu bu alanda toplayarak ordugah kurmuştur (1096). Tarihe Kabakçı olayı olarak geçen Kabakçı isyanı, yeniçerilerin çayırda toplanarak başladı (1807) ve III. Selim'in düşürülmesiyle sona erdi. Bu alan Osmanlılar döneminde bayram alanı olarak da kullanıldı. Büyük Sarıyer yangını sırasında (05 Ekim 1923 Cuma günü), çayırda tulumbacılar (itfaiye) yarışları yapılması nedeni ile Sarıyer'in büyük bir kısmı yanıp kül oldu. )
- MARMARACIK DERESİ :
( Halkın deyimi ile Marmancık deresi aynı ismi taşıyan koya akar. )
- MAROVO LAGÜNÜ ile/ve/||/<> EAST RENNELL GÖLÜ
( Dünyanın en büyük tuzlu su lagünü Marovo, Solomon Adaları'nın New Georgia adasında bulunmaktadır. İLE Dünyanın en yüksek seviyedeki gölü, Solomon Adaları'nın East Rennell Adası'nda bulunmaktadır. )
- MARTİN ile/ve/||/<> MARDİN
- MASÂD[Ar.] ile MAS'AD[Ar. çoğ. MASÂİD] ile MASAT[Ar. MİŞHAZ]
( Dağ yamacının yüksek bir bölümü. | Yüksek ve sarp kıyı. İLE Yukarı çıkacak yer. | Merdiven. | Aşama, rütbe. İLE Bıçak bileyici. Bıçak, orak, tırpan vb. bilemeye yarayan, çelikten yapılmış araç. )
- MASADA ile/ve/değil/yerine YERDE
( Daha çok yenilir. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Yeterince, gerektiği kadarı yenilir. )
- MASAFF[Ar. çoğ. MASÂFF] ile MASÂFF[Ar. çoğ. MASAFF]
( Saf, taburun toplandığı yer. İLE Savaş. )
- MASLAK KASIRLARI :
( Maslak Kasırları 170 bin m² gibi çok geniş bir an içendedir. Kasırların bulunduğu alanda ilk yapılaşma Sultan II. Mahmut döneminde (1808 - 1839) başladı. Maslak kasırlarının bulunduğu alan Sultan II. Abdülhamid'in (1876 - 1909) veliahtlığı döneminde av ve dinlenme alanı olarak kullanıldı. Alana maslak kasırları adının verilmesinin nedeni burada: Kasr - ı Hümayün, Mabeyn - i Hümayün, Çadır Köşkü, Paşalar Dairesi ve Limonluk binalarıdır. Maslak kasırlarının kesin yapılış tarihi bilinmemekle beraber, büyük kısmının Sultan Abdülaziz döneminde (1861 - 1876) yaptırıldığı sanılmaktadır. )
- MASLAK MAHALLESİ :
( 1930 yılında ilçe olan Sarıyer'e bağlı olan Maslak 1954 yılında Şişli'nin yeni bir ilçe olarak kurulması nedeni ile Sarıyer'den alınarak Şişli'ye bağlandı. Şişliye bağlılığı 2012 yılına kadar devam etti. 2012'de "Belediyeler Birliği Kararnamesi" ile Şişli'den alınarak Sarıyer'e bağlandı. Maslak gökdelenlerin yer aldığı önemli bir yerleşim bölgesidir. )
- MASLAK SOKAK :
( Rumelikavak'taki Yusuf Ağa Çeşmesinin yanında su tevzi yeri yani Maslak bulunması nedeni ile sokağa "Maslak Sokak" denilmiştir. )
- MASLAK SUBAY LOJMANLARI PARK ALANI :
( Maslak Mahallesinde olup 427,00 m²'lik bir alan üzerindedir, 222,00 m²'lik çocuk oyun alanına sahiptir. )
- MASLAK :
( Şişli İlçesine bağlıdır. Doğu tarafı Sarıyer sınırları içindedir. Beşiktaş ilçesi ile de sınırı olup, Büyükdere Caddesi üzerinde, İstinye ile Ayazağaköy yol ayrımında bulunan alandır. Belgrad Ormanındaki bentlerden getirilen suların dağıtım ve denetimi buradan yapıldığı için bu ismi almıştır. Yeni bir yerleşim bölgesidir. Ayazağa tarafında gökdelenlerin meydana getirdiği büyük işyerleri, İstinye tarafında ise İ.T.Ü. Kampüsü ve Harp Akademileri Komutanlığı yerleşkesi bulunmaktadır. Buradaki en uzun ve büyük gökdelen 38 katlı Sun Plazadır. (MASLAK SARIYER'E BAĞLANDI BİNALAR DAHA DA YÜKSELDİ. MESELA MASLAK 42 DİYE BİR RESİDANCE VAR... )
- MASLAK ile/ve MAKSEM[<> TAKSİM <> KISIM]
( Sürekli su akan boru. | Su yolu üzerindeki su haznesi. | Büyük yalak. İLE Suyu dağıtma noktası/alanı. )
- MÂT[Fars.] ile MAT[Fr.] ile MAT[İng.] ile MAT.
( Oyunlarda, taraflardan birinin yenilgisi. İLE Parlak olmayan, donuk. İLE Keçe, hasır. Üzerinde yatmaya/yer hareketleri yapmaya yarayan sağlam ve yumuşaklaştırıcı nesne. İLE Matematiğin kısaltması. )
- MAT ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ŞİŞME YATAK
- MATÂİN[Ar. < MATÎN] ile MATÂİN[Ar. < MAT'AN] ile MATÂÎN[Ar. < MIT'ÂN]
( Balçıkla sıvanmış yerler. İLE Ta'n edilecek, sövülecek yerler. İLE Mızrakla vurmakta becerikli olan. )
- MATBAADA:
ÇİN ile/ve/||/<>/> UYGURLAR ile/ve/||/<>/> MOĞOLLAR
( ... İLE/VE/||/<>/> ... İLE/VE/||/<>/> Altınorda üzerinden, Batı'ya doğru. )
- MATHARE ile MATARA
( GUSÜLHÂNE, İÇİNDE YIKANILIP TEMİZLENİLECEK YER | SU KABI, MATARA )
- MATMA'/MATMAA[Ar.] ile MATMAH[Ar. çoğ. MATÂMİH]
( İstenilecek, tamah edilecek şey. İLE Göz dikilen şey, göz konulan yer. )
- MATRÛK[Ar.] ile METRÛK[Ar. < TERK]
( Gevşek, sölpük kişi/adam. | Kuruduktan sonra yağmurun tazelediği/tarâvetlendirdiği yer. İLE Terk edilmiş, bırakılmış, kullanılmaktan vazgeçilmiş, battal. )
- MÂVERÂÜNNEHR:
SEYHUN/SİRİDERYA ile/ve/||/<> CEYHUN/AMUDERYA
- MAZLUM KALENDER OKUL PARKI :
( Kireçburnu Mahallesinde olup, 459,00 m²'lik bir alanı kapsamakta olup, 200,00 m²'lik yeşil, 37.00 m²'lik çocuk oyun alanı bulunmaktadır. )
- MAZLUM SOKAK PARKI :
( Derbent (Çalıtepe) Mahallesindedir. 534,00 m²'lik bir alanı kapsamakta olup, 120,00 m²'si çocuk oyun parkıdır. )
- MECELLE[Ar.] ile MECENNE[Ar.] ile MECERRE[Ar.]
( Kitap, dergi. | Tanzîmat'tan sonra, 1869-1876 yılları arasında, fıkıh ilminin, uygulamaya özgü olan bölümüyle ilgili olarak yayımlanmış ünlü eser. İLE Delilik, divânelik. | Kalkan, siper. İLE Samanyolu. )
- MECİ, MAZHAR (ADAPAZARI, 1929 - 2016) :
( Öğrenimini tamamladıktan sonra girdiği iş yerinde uzun süre ticaret ve finans müdürlüğü yaptı. Bilahare kendi işyerini açtı. Çağaloğlu Lions Kulübü, Türk Kültür Cemiyeti, Göz Nurunu Koruma Vakfı ve Sarıyer Spor Kulübü üyesidir. Sarıyer Spor Kulübünde bir dönem (1981 - 1982) Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yaptı. II. Türkiye Ligi şampiyonu olarak I. Türkiye ligine yükselmeyi sağlayan Yönetim Kurulunda bulundu. Sarıyer Spor Kulübünün Divan Kurulu Üyesiydi. )
- MECMÂ'[Ar. çoğ. MECÂMÎ'] ile MECMAA/MECMÛA[Ar.]
( Toplanılacak yer. | Kavuşulan yer, nokta. İLE Toplanılıp biriktirilmiş, düzenlenmiş şeyler. | Seçilmiş yazılardan oluşturulmuş yazma kitap. | Dergi. )
- MECMÂ[Ar.] değil/yerine/= YIĞINAK
( Bir şeyin biriktiği yer. | Bir şeyin, bir yerde çokça birikmesi, tecemmu, tahaşşüt. | Birgözeli bitkilerin biraraya gelerek oluşturdukları küme. )
- MECRÂ ile/ve/<> MACERA
- MECRÂ[Ar.] ile/değil MERCÎ[Ar.]
- MEDÂİN/MEDÂYİN[Ar. < MEDÎNE] ile MEDÂYÎN[Ar. < MİDYÂN] ile Medâin[Ar.]
( İller/kentler. [BÜLDÂN < BELD/BELDE] İLE Borca saplanmış, sürekli borç alan kişiler. İLE Eski İran'da, Dicle etrafında, yedi kentin adı olup, İslâm fetihleri sırasında, başkent konumundaydı. )
- GEL-GİT/MED-CEZİR:
DÜNYADA ile/ve/<> GÜNEY ÇİN DENİZİ'NDE
( ... İLE/VE/<> Her 6 saatte bir gerçekleşmektedir. Borneo Adası'ndaki, Malezya'nın Sarawak eyaletindeki Sarawak Irmağı'nın akış yönünün bile değişmesine neden olmaktadır. )
- MEDİNE ile/ve/<> MEDİNTA
( Mahkemenin olduğu yer. İLE/VE/<> Kaleyle korunmuş yer. )
- MEDİNELİ HACI OSMAN EFENDİ CAMİİ :
( Cumhuriyet Mahallesi'ndeki bu cami 2003'te Osmanlı mimarı tarzında yapılmıştır. Tarihi özelliği yoktur. Camiin alt katı çok amaçlı olarak kullanılmaktadır. Bu camiye Mekke camide denilmektedir. )
- MEDRESE ile/||/<> AÇIK MEDRESE ile/||/<> KUBBELİ MEDRESE ile/||/<> RASATHANE
( Yüksek düzeyde öğretim kurumu. Bu amaçla yaptırılmış mimarlık eserleri Anadolu önünde genellikle açık avlulu, Anadolu'da ise avlusunun üstü açık ve kapalı olmak üzere iki tipte gelişmiştir. Kaynağında IX - XI. yüzyıl Horasan bölgesi mimarisinin bulunması olasıdır. İLE/||/<> İç avlusunun üstü açık olan medreseler için kullanılan bir tanımlama biçimi. İLE/||/<> İç avlusunun üstü örtülü olan medreseler. İLE/||/<> Gözlemevi. Gökbilimi için kullanılan medrese türü. )
- MEDRESE ile/ve/değil/||/<>/> KÜLLİYE
( İlk medrese: NİZÂMİYE MEDRESESİ [1066] )
( OSMANLI MEDRESELERİ - CAHİT BALTACI kitabını okumanızı salık veririz. )
( Genellikle İslâm dini kurallarına uygun bilimlerin okutulduğu, müslüman ülkelerde orta ve yüksek öğretimin yapıldığı eğitim kurumlarının genel adı. Medrese sözcüğü, "ders" kökünden gelir. [Ders verenlere müderris, yardımcılarına muid, okuyanlara danışmend, sohta ya da talebe adı verilir] | Kendine özgü bir mimarisi olan, üstü açık ya da kapalı geniş bir avlu çevresinde talebelerin yatıp kalkması, ders çalışması için inşâ edilmiş odalardan oluşan yapı. | Fakülte. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> Bir caminin çevresinde, cami ile birlikte kurulmuş medrese, imâret, sebil, kütüphane, hastane gibi yapıların tümü. )
- MEDRESE ile/ve/<> MAHDARA
( ... İLE/VE/<> Moritanya'da, medreselere verilen ad.[Ülkenin milli kültür ve dilinin korunmasında önemli bir rol oynamaktadır.] )
- MEDRÛK[Ar.] ile METRÛK[Ar. < TERK]
( Anlaşılmış, derk olunmuş. İLE Terk edilmiş, bırakılmış, kullanılmasından vazgeçilmiş. Battal. )
- MEFRÛZ[Ar. çoğ. MEFRÛZÂT] ile MEFRÛZ[Ar. < FARZ]
( Ayrılmış, bölünmüş, ifrâz olunmuş. İLE Farz kılınmış. | Varsayılan, farz olunan. )
- MEFSÛL[Ar. < FASL] ile MEFZÛL[Ar.]
( Ayrılmış, ayrışık, fasl olunmuş. İLE Fazla gelmiş olan, üstün gelen. )
- MEFSÛL[Ar. < FASL] ile MEFRÛZ[Ar. çoğ. MEFRÛZÂT]
( Ayrılmış, ayrışık, fasl olunmuş. İLE Ayrılmış, bölünmüş, ifrâz olunmuş. )
- MEGALİT ile/||/<> KÜLLİYE
( Prehistorik çağlardan itibaren Ege çevresinde uygulanmış, kısa tarafından giriş bulunan ön olan dehliz ve dikdörtgen bir odadan oluşan ev biçimi. Yunan tapınağının ilk örneği. İLE/||/<> Değişik işlevli yapılardan oluşan yapılar topluluğuna verilen ad. )
- MEHL[Ar.] ile MEHÎL[Ar.] ile MEHÎR[Ar.] ile MEHÎN[Ar.]
( Vâde, zaman tanıma, vakit verme, bir işi belirli bir zamana kadar bırakma. İLE Korkunç yer. İLE [astr.] Ay. İLE Hor, hakir. Zaif[: Zayıf, güçsüz/kuvvetsiz, tâkatsız, kansız, arık. | Gevşek. | Tembel.] )
- MEHMET AKİF ERSOY PARKI :
( Sarıyer mekez mahallesinde Sarıyer vapur iskelesi ile İDO vapur iskelesi arasındadadır. Büyük bir alan içinde kurulmuştur. Çeşitli türde ağaçlar, çocuk oyun grubu, çeşme ve Mehmet Akif Ersoy'un bir büstü bulunuyor. Muhtarlık ofisi bu parkın içindedir. )
- MEHMET AKİF ERSOY PİKNİK YERİ :
( Bahçeköy Caddesi üzerindedir ve Bahçeköy Kemerine yakındır. Şehre yakınlığı, toplu taşıma araçlarının alana girmesinin kolaylığı, alanının temizliği ve ihtiyaçlara yanıt verecek kadar komplike olduğu için tercih edilmektedir. Sportif çalışmalara uygundur. Futbol, basketbol ve voleybol oynanacak tesisleri bulunmaktadır. İ.Ü. Orman Fakültesi tarafından işletilmektedir. )
- MEHMET AKİF İLKÖĞRETİM OKULU :
( Pınar Mahallesi İlk Okulu olarak 1972'de dört derslikli olarak eğitim ve öğretime başladı ve 1985 yılına kadar öğretime devam etti. 1988'de yeni binasına taşınan okulun ismi 1990'da Mehmet Akif İlköğretim okulu olarak değiştirildi. )
- MEHMET ALI PAŞA YALISI :
( Aslında Mehmet Ali Paşa'nın Sarayı olarak bilinir ve bulunduğu sokağa Saray Arkası Sokağı denilmektedir. 25 odalı büyük bir ahşap binadır. 19. yy'ın ortalarında yapıldığı sanılıyor. Yalı zamanla el değiştirdi ve üçe bölündü. Sarıyer tarafındaki bölmeye Mazotçu Ömer Aslan, orta bölme Cemil Ezgü ve Yenimahalle tarafındaki bölme de Dr. Necdet Zeren sahip oldular. Saray bakıma muhtaç haldedir. )
- MEHMET BEY CAMİİ :
( Kireçburnu'nda ana cadde üzerinde Ağaçaltı bahçesi yanındadır. Mehmet Bey tarafından 1882'de yaptırılmış olan Camiine Gümrükçü İshak Ağa Camii de denilmektedir. )
- MEHMET PAŞA YALISI :
( Sarıyer, Yenimahalle Caddesi üzerinde bulunan bu ahşap yalı tümden yıkılarak yerlerine beş katlı beton bir bina yapılmıştır. )
- MEHMET PAŞA YALISI :
( Yenimahalle'den Pazarbaşı'na giderken köşe başında ve denizle iç içedir. Bahriye Nazırı Mehmet Paşa'ya ait olan bu yalı el değiştirdi. Yeni sahibi Suzan Levi tarafından bütünü ile yıkılıp eskisine sadık kalınarak yeniden inşâ edildi. )
- MEHMET RAŞİT EFENDİ (İST. Ö. 1914) :
( Aile şeceresinden anlaşıldığına göre H. 1260'da Suudi Arabistan'dan Balkanlara göç eden ve sonraları İstanbul'a gelip Sarıyer'e yerleşen bir ailenin oğludur. Tophane ve Kadıköy kadılıklarında bulunduktan sonra İstanbul'un ilk Türk Baro Başkanı (1886 - 1908) olarak görev yaptı. )
- MEHMET ŞAM ANADOLU TİCARET VE TİCARET MESLEK LİSESİ :
( 1979'da inşâ edilen bina Zübeyde Hanım İlkokulu olarak eğitime başlandı. 1991'de Ticaret Lisesine dönüştürüldü ve 1996'ya kadar hizmet verdi. 1966'da okulun ismi Mehmet Şam olarak değiştirildi ve genel lise haline getirildi. 1998/1999 ders yılından itibaren Mehmet Şam Ticaret Meslek Lisesi olarak eğitim ve öğretim vermeye başlayan okul 2008'de Sarıyer Şifasuyu mesiresi ile Çırçırsuyu mesiresinin üst kısımlarında yapılan yeni binasına taşındı. )
- MEHMET ŞAM TİCARET MESLEK LİSESİ :
( 1979'da inşâ edilen bina Zübeyde Hanım İlkokulu olarak eğitime başlandı. 1991'de Ticaret Lisesine dönüştürüldü ve 1996'ya kadar hizmet verdi. 1966'da okulun ismi Mehmet Şam olarak değiştirildi ve genel lise haline getirildi. 1998/1999 ders yılından itibaren Mehmet Şam Ticaret Meslek Lisesi olarak eğitim ve öğretim vermeye başlayan okul 2008'de Sarıyer Şifasuyu mesiresi ile Çırçırsuyu mesiresinin üst kısımlarında yapılan yeni binasına taşındı. )
- MEHMETÇİK ÇEŞMESİ :
( Yenimahalle Pazarbaşı Caddesi üzerindeki Jandarma Karakolunun ön cephe duvarındaydı. 1998 yılında Jandarma Karakolunun bahçe duvarları onarılırken, uzun bir zamandır suyu akmayan çeşme kaldırıldı. Buna karşın, karakolun arka bahçesine yeni bir çeşme yapıldı. Bu halka açık olmayan ve sadece askeri birliğin ihtiyacını karşılayan çeşmenin her hangi bir özelliği yok. Kitabesinde şöyle yazıyor: Mehmetçik Çeşmesi: Yerleri, gökleri yaratan Allah/ Mal verme, mülk verme, han verme bana/ Mehmedim doğuda şehit olurken/ Yatakta çıkacak can verme bana" (30.8.1998). )
- MEHMETÇİK İLKÖĞRETİM OKULU :
( Yeniköy'de bulunan Mehmetçik İlköğretim Okulu 1989/1990'da eğitim ve öğretime açıldı. 1997/1998 öğretim yılında İlköğretim statüsüne alındı. )
- MEHVEŞ[Ar. çoğ. MEHÂVİŞ] ile MEH-VEŞ[Ar.]
( Karışık ve kalabalık yer. İLE Ay gibi. )
- MEKÂN ANLAYIŞI ile/ve MUTLAK MEKÂN ANLAYIŞI
( Thomas Hobbes [1588-1679] ve/> Descartes[Kavramsallaştırılması/Kuramsallaştırılması] )
- MEKÂN:
BÖLÜNEBİLİYORSA ile/ve BÖLÜNEMİYORSA
( Nesne. İLE/VE Atom. )
- MEKÂN:
BOŞLUK ile/ve/<> İÇ İÇE GEÇMİŞLİK
( Platon. İLE/VE/||/<>/> Aristoteles. )
( TO KENON ile/ve TOPOS/KHORA )
- MEKÂN[Ar. < KEVN | çoğ. EMÂKİN, EMKİNE] ile/ve/< MESKEN[Ar. < SÜKÛN | çoğ. MESÂKİN]
( Yer, mahal. | Ev, oturulan yer. | Uzay. İLE/VE Sakin olunacak, oturulacak yer, oturulan ev. )
- MEKÂN SÜREKLİLİĞİ ve KÜLTÜREL BÜTÜNLÜK
- MEKÂN ile/ve/||/<>/> DİL
- MEKÂN ve/<> GEZİ/NTİ
( BERÂY-İ TENEZZÜH[Fars.]: Gezinti için. )
- MEKÂN ile/ve HAREKET
( HAREKET: GEÇMİŞ-ŞİMDİ-GELECEK'İN BÜTÜNLÜĞÜ )
( TOPOS/KHORA İLE/VE ... )
- MEKÂN ile/ve HAYYİZ(TEHAYYÜZ)(YER KAPLAYAN)
( DİL ile/ve ... )
- MEKÂN ile/ve HAYYİZ/MÜTEHAYYİZ
( Evrenin içi. İLE/VE Evrenin içinde yer kaplayan. )
( TOPOS/KHORA )
- MEKÂN ile/ve/<> KİŞİ/İNSAN
( Bir binayı, ayakta tutan, payandaları değil insan soluğudur. )
( Bir yerin şerefi, orada yaşayanlarladır. [ŞEREF'ÜL MEKÂN BİL MEKÎN] )
( Yerim yanındır, yerin yanımdır! )
( Ne ev sahibisin, ne kiracı. Sadece bir ömürlük misafir! )
( İNSAN: Mekândan, zamana geçmiş varolan. )
- MEKÂN[Ar.] ile MADDE[Ar.]
- MEKÂN ile/ve/değil MAHAL["MEAL" değil!]
( ... İLE/VE/DEĞİL Söz ve halin buluşmasında bulunan/oluşan. )
- MEKÂN ile/ve/||/<>/> MAHFİL
- MEKÂN ile/ve/<> MAKAM
- MEKÂN ile/ve ORTAM
- MEKÂN ile/ve/< VATAN
- MEKÂNDA BULUNMAK ile ... İÇİNDE OLMAK
- MEKÎN[< MEKÂN] değil/yerine/= OTURAN, YERLEŞEN | VAKARLI, TEMKİNLİ | SAĞLAM OTURAKLI KARARGÂH
- MEKKE NUR CAMİİ :
( Cumhuriyet mahallesinde Osmanlı tarzındea inşâ edilen bir camidir. )
- MEKKE ile ...
( Hicaz'da, Hz. Muhammed'in doğduğu ve Kâbe'nin bulunduğu kent. )
- MEKKE ile/ve MEDÎNE
( BESSÂSE: Mekke-i Mükereme. )
( ... İLE Mahkemenin olduğu yer. )
- MEKNÛZ[< KENZ] değil/yerine/= YERE GÖMÜLÜ, HAZİNEDE SAKLI
- MEKRÛH[Ar. < KERH] ile/ve/değil/||/<>/< METRUK
( İğrenç. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Terk edilmiş. )
- MEKTEP SOKAK :
( Rum kilisesinin üst kısmında bulunan sokakta Rum İlkokulu olması nedeni ile sokağa Mektep Sokak adı verilmiştir. Zamanla Rum ilkokul 1930 yılların sonunda yandı, okul kilisenin içinde eğitime devam etti bir süre. Okul zamanla yıkılıp gitti, arsası üzerinde Yenimahalle Spor Kulübü binası var. )
- MELİHA AVNİ SAHİLHANESİ :
( Sarıyer Mehmet Akif Ersoy Parkı karşısındadır. 19. yy. sonunda yapılan bir sahilhanedir. Meliha Avni Sözen'e aittir. )
- MEMDUH PAŞA YALISI :
( Tarabya Kireçburnu arasında ve deniz cepheli olup bahçe içindedir. Bu yalıya Nazlı Tılabar Yalısı ve Şinasi Bilgin Sahilhanesi de denilmektedir. İnşa tarihi 1900'dır. Yalı birkaç kez el değiştirdi. Önce Nazlı Tılabar'a daha sonra da Bilgin ailesine geçti. Tarihi eser bir yalıdır (bkz. Memduh Paşa). )
- MEMDUH PAŞA :
( Memduh Paşa (1839 - 1925), II. Sultan Abdülhamid (1876 - 1909) döneminde 13 yıl Dâhiliye Nazırlığı yapmıştır. 1893'te Ankara valisi iken vezir oldu ve 1895'te Dâhiliye Nazırlığına getirildi. 1908 inkılâbından sonra jurnalcilik ve rüşvetçilik suçlanarak birçok adamı ile birlikte Sakız'a sürüldü. Umumi af üzerine İstanbul'a döndü. Boğaziçi'nde Kireçburnu'nda uzun müddet yaşadıktan sonra 86 yaşında öldü. "Avsad - ı Sudur" ismini taşıyan bir divanı vardır. )
- ÖYKÜLER:
MEMLEKET ile/ve/||/<> GURBET
- MEMLEKET ile/ve YÖRE
- MEMLEKET[Ar. çoğ. MEMÂLİK] değil/yerine/= YURT/ELİ
- MENÂÎ[Ar. < MEN'Â] ile MENÂÎH[Ar. < MENÂHE]
( Ölüm haberleri, kara haberler. İLE Ölü için ağlanacak yerler. )
- MENEKŞE ÇEŞMESİ :
( Rumilefeneri'nde ve mezarlık yolu üzerinde yapılmış bir hayrat çeşmedir. 2008'de Nuri Menekşe tarafından yapılıp hayrat edildiği için bu ismi almıştır. )
- MENEKŞE, FERHAN (YENİMAHALLE/SARIYER, 1950) :
( Makine Mühendisi işadamı. Ticaretle uğraşmaktadır. Sarıyer Yeni Merkez Camii, Sarıyer Ali Kethüda Camii ve Yenimahalle Camii üyesidir. Yenimahalle ve Sarıyer yeni Merkez Camii yönetim kurullarında uzun süreler görev yaptı. )
- MENEKŞE, KEREM (İST. 1979) :
( Sarıyer altyapısında iken Beşiktaş'a gitti. Bu kulüpten geri alındı. Yaş gruplarında oynadıktan sonra profesyonel kadroya alındı ve 7 sezon (1997 - 2004) profesyonel kadroda kaldı. Bu süre içinde 116 lig, 2 kupa, 1 turnuva, 33 PAF - Ümit, 15 Amatör lig maçı olmak üzere 167 resmi ve 42 özel maçla birlikte toplam olarak 209 maçta oynadı. Lig maçlarında 2 ve özel maçlarda da 2 olmak üzere 4 gol attı. Bu gollerden birini kendi kalesine attı. )
- MENEMEN["MELEMEN" değil!] ile Menemen
( Domates, soğan ve yeşil biber ile yapılan bir yemek. İLE İzmir iline bağlı ilçelerden biri. )
- MENFA[Ar.] değil/yerine/= SÜRGÜN YERİ
- MENÎ[Ar.] ile MENÎ'[Ar.] ile MENÎ[Ar.] ile MENHÎ[Ar. | çoğ. MENÂHÎ]
( Ersuyu. İLE Sarp, erişmesi/ulaşması zor yer. İLE Benlik. İLE Haram olmuş, yapılması şer'an yasaklanmış şey. )
- MENŞÛR[< NEŞR]/NEŞREDİLMİŞ değil/yerine/= AÇILMIŞ, YAYILMIŞ, DAĞITILMIŞ | PRİZMA
- MENZİL[< NÜZÛL] ile ...
( Yollardaki konak yeri. | Ev. | Bir günlük yol. | Mesafe. )
- MENZİL[Ar.] değil/yerine/= ERİM
- MERÂH[Ar.] ile MERAH[Ar. çoğ. MERAHÂN]
( Rahat edilecek yer. | Yer, mekân. | Arapça nahv cümlesinden ünlü yapıt. İLE Çok aşırı sevinme. )
- MERAL OKAY SENARİSTLER PARKI :
( Kefeliköy'de bulunmakta olup 344,00 m²'lik bir alan üzerindedir.30,00 m²'lik yeşil alanı, 80,00 m²'lik çocuk oyun alanı vardır. )
- MERÂVÎH[Ar. < MİRVAHA] ile MERÂVİH[Ar. < MİRVAHA]
( Ovalar, çöller. | Etrafı açık ve rüzgârlı yerler. İLE Yelpâzeler. )
- MERCİMEK ile DHAL
( ... İLE Sulu mercimek yemeği.[Nepal'de] )
- MERGEN, ERGİN (ÇORLU, 1935) :
( Siyasal Bilgiler Fakültesinden mezun oldu. Maliye Bakanlığı bünyesinde hesap uzmanı olarak çalıştı. Bilahare özel teşebbüste çalıştı. Taksim Otelcilik A.Ş. in Genel Müdürlüğü görevinde bulundu. Sarıyer Spor Kulübü'nde 1 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. )
- MERİDYEN[Fr. < MERIDIÉN] ile/ve/||/<> KOŞUT/MÜVÂZİ/MÜTEVÂZİ/PARALEL[Fr. < PARALLÈLE]
( Ekvatoru dik olarak kestiği ve iki kutup noktasından geçerek dünyayı çevrelediği varsayılan daire. İLE/VE/||/<> Aynı düzlem içinde ikişer ikişer bulunan ve kesişmeyen. | Başlangıç meridyenine birer derecelik açılarla çizilen, Ekvator’a koşut ve arasında 111 km’lik uzaklık bulunduğu varsayılan çemberlerden her biri. | Aynı zaman içinde gelişen ya da aynı özellikleri gösteren olay, düşünce vb. )
( 180 ile/ve/||/<> 360 )
- MERKEZ CAMİİ :
( Cumhuriyet Mahallesindeki Merkez Camii 1999'da yapılmış olup tarihi özelliği yoktur. )
- MERKEZ (OLMAK) ile MERKEZDE (OLMAK)
- MERKEZ ile/ve/değil BAŞKENT
- MERKEZ ile EŞİT ile ORTA
- MERKEZ ile/ve/<> EV
( HESTIA: Yuva/ocak tanrıçası. )
- MERKEZ ile/ve/<>/değil SEMTLER/İLÇELER
- MERKEZ[Ar.] ile/ve/||/<>/< TAŞRA
- MERMERCİ AÇIK HAVA TİYATROSU :
( Reşitpaşa Mahallesinde Değirmentepe mevkiinde bulunmaktadır. )
- MERSİNLİ AHMET KAMP TESİSİ :
( Spor kompleksinin ana tesisidir. Milli takımlar için kamp yeri olarak kullanılmaktadır. Kafeteryası, salonları, restaurantı, toplantı salonları vardır. )
- MERSİNLİ AHMET SPOR TESİSLERİ :
( Merkez Sarıyer Mahallesinde çağlayan mevkiindedir. Alan özel mülkiyet iken Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü tarafından satın alınarak spor kompleksi yapıldı. Alanda içinde futbol sahası, iki kapalı spor salonu ve bir de kamp tesisi var. )
- MERT, METİN (DETLEF MÜLLER) (DUİSBURG, ALMANYA. 1965) :
( Almanya'nın Westfelia Herne 04 kulübünden kaleci olarak transfer edildi ve 7 sezon (1988 - 1995) Sarıyer'de tescilli kaldı. Bu süre içinde 139 lig, 19 kupa, 3 turnuva maçı olmak üzere 161 resmi ve ayrıca 50 özel maçla birlikte toplam olarak 211 maçta oynadı. Lig maçlarında 166, kupa maçlarında 29, turnuva maçlarında 7 olmak üzere resmi maçlarda 202, özel maçlarda 31 olmak üzere toplam olarak 233 gol yedi. Sarıyer'de oynarken hem Türk vatandaşı, hem de Müslüman oldu. Trabzonspor'a transfer ederek Sarıyer'den ayrıldı. Kaleci antrenörü olarak görev yapıyor. )
- MERTEBE ile/ve/değil/||/<> BASAMAK
- MERV
( Herşey, Merv'de başladı. )
- MERV ve/<> MERAGA ve/<> TEBRÎZ
- MERYEM ve/||/<>/< İTİKÂF
( Ayrılıp kenara çekilen. VE/||/<>/< Bir yere kapanıp ibadetle zaman geçirme.[özellikle, Ramazan'ın son on gününde, camide, maksûrede kapanarak] )
- MESÂFE[Ar. çoğ. MESÂFÂT, MÜSÂF] ile KAT'-I MESÂFE
( Ara, uzaklık. İLE Yol alma. | [jeod.] Bir tür arazi ölçme ve hesaplama yöntemi. )
- MESAFE[Ar.] değil/yerine/= ARALIK
( [not] DISTANCE vs./and/but ... )
- MESAFE ile GENİŞLİK
( DISTANCE vs. WIDTH )
- MESAFE ile YÖN
( DISTANCE vs. DIRECTION )
- MEŞÂHİR[Ar. < MEŞHER] ile MEŞÂHÎR[Ar. < MEŞHÛR]
( Sergiler, sergilenecek, teşhir olunacak yerler. İLE Ünlü kişiler. )
- MEŞÂİL[Ar. < MEŞ'AL/E] ile MEŞÂİR[Ar. < MEŞ'AR]
( Meş'aleler. İLE Hacı olmadan önce durulması gereken önemli yerler. | Duyular, hasseler. )
- MESARBURNU CADDESİ :
( Büyükdere'den başlayan Piyasa Caddesinin Bülbül Sokağı başında sona ermesi ile Mesarburnu Caddesi başlar ve Sarıyer'in Kumsal (Hacı Ömer) meydanına kadar gelir. )
- MESARBURNU DALYANI :
( Sarıyer Vapur İskelesinin batısında ve Sarıyer Vehbi Koç Vakfı Lisesi önünde kuruluyordu. Çok uzun yıllardan beri kurulmamaktadır. )
- MESARBURNU SİNEMASI :
( Mesarburnu Caddesi üzerindeki Orduevi'nin karşısındaki Benzin İstasyonunun bulunduğu alandaydı. 1940 yılında açılan bu sinema 1944 yılında faaliyetine son verdi. )
- MESARBURNU TABYASI :
( Bu tabya Sarıyer'de Mesarburnu'nda (Vapur iskelesi karşısında üstte) bir belge de tabyanın 1821'de yeniden inşâ edildiği, Tabyaya Tophane'den verilecek mühimmatın kaydı vardır. Tabla 1864'te yıkılmış olduğundan arsanın yola bırakılan kısımları haricindeki bölümleri satılmıştır. )
- MESARBURNU :
( Sarıyer Vehbi Kaç Vakfı Lisesinden Sarıyer Vapur İskelesine kadar olan alan Mesarburnu'dur. Kocataş dağ silsilesi buradan başlar. Kocataş dağı yamaçlarına eski dönemlerde mezarlıkların bulunması nedeni ile bu ismi almıştır. Mesarburnu'nun en uç çıkıntısına Orduevi (Mahfel) ve Vapur İskelesi var. )
- MEŞATLIK :
( Sarıyer'in Koru Mahallesinin üst kısımlarında ve en tepe noktada idi. Daha doğrusu Koru ile Yenimahalle arasındaki yükseltide idi. Çok eski tarihi bir meşatlıktı. Burada Bizans dönemi lahit ve mezar taşları bulunuyordu. 1960'dan sonra burada gömü yapılmadığı gibi 1985'ten sonra da bu meşatlık çocuk parkı yapıldı. (Bkz. Kocayemiş Parkı) )
- MEŞE, METİN (GİRESUN, 1942) :
( Bafraspor'dan (Samsun) transfer edildi ve altı sezon (1955 - 1972) Sarıyer'de tescilli kaldı. Bu süre içinde 143 lig, 6 B takımlar ligi, 7 Kupa ve 4 turnuva maçı olmak üzere 160 resmi ve 15 özel maçla birlikte toplam olarak 175 maçta oynadı. Lig maçlarında 4, kupa maçlarında 1 ve turnuva maçlarında 1 olmak üzere takımına 6 gol kazandırdı. Sarıyer'de futbol yaşamını noktaladı. )
- MEŞE ile MEŞE[Fars. :Çalılık.]
( Misket. İLE Kayıngillerden, üçyüz kadar türü arasında, yaz-kış yapraklarını dökmeyenleri de bulunan, kerstesi dayanıklı bir orman ağacı. | Bu ağaçtan yapılmış olan. )
( Türkiye'de, 18 meşe türü vardır. )
( ... cum QUERCUS )
- MESÎL[Ar.] ile MESÎL[Ar. < SEYELÂN] ile MESÎR/E[Ar. < SEYR]
( Benzer. İLE Suyun aktığı, geçtiği yer. İLE Seyir edilecek, gezilecek yer, gezinti yeri. )
- MESİRE[Ar.] değil/yerine/= GEZİNTİ/DİNLENME YERİ
- MESKENET[Ar.] ile MÂZERET[Ar.]
( "Meskenet, mâzeret teşkil eder mi?" )
- MESREBE[Ar. < MESÂRİB] ile MEŞREBE[Ar. < MİŞREBE][Ar. çoğ. MEŞÂRİB]
( Çayır, mera, otlak. | Göğüsten, karına kadar uzanan kıllı bölge. İLE Maşrapa. )
- MESUT AĞA ÇEŞMESİ :
( Merkez Sarıyer'de Yenimahalle caddesi ile Orta Çeşme caddesinin kesiştiği köşe başında ve Sarıyer Ali Kethüda Camii karşısındadır. Çeşmeye Üç Lüleli Çeşme ve Abbas'ın Çeşmesi de denilmektedir. Çeşme Mesut Ağa tarafından H. 1055, M.1639'da yapıldı. Üç Lüleli Çeşme Vakıf memba suyundan akış almakta idi. Çeşmenin ilk kitabesinde "Mesut Ağa Çeşmesi cudi 1055 ihya edildi" ibaresi vardır. Çeşme 1947'de Fırıncı Abbas Okumuşoğlu tarafından onarıldı, akışına ikinci bir su bağlandı. Onarımı yaptıran suyu getirten Abbas Okumuşoğlu kitabeyi de değiştirdi (Eski kitabesi hazne içinde korunuyor). Yeni kitabesinde şu dörtlük yer almaktadır: Halkı kurtarmak için nihayet susuzluktan/Tertemiz güzel sular akıttı şu musluktan/Yaptırdı sevabına yepyeni bir suyolu/Sarıyer'de Furuncu Abbas Okumuşoğlu". )
- META[Yun.] ile METÂ'[Ar. < EMTİA]
( Öte. İLE Satılacak mal/eşya. | Elde bulunan var olan, anamal/sermaye. )
( QUAND, QUANDO avec ... )
- METÂBİ'[Ar. < MATBAA] ile METÂBİH[Ar. < MATBAH]
( Basımevleri, matbaalar. İLE Mutfaklar. )
- METAL[Fr. < Yun.] ile METHAL[Ar. < MEDHAL]
( Çok yüksek elektrik ve ısı iletkenliği, kendine özgü parlaklığı olan, oksijenli birleşimiyle çoğunlukla bazik oksitler veren nesne; maden. | Bu nesneden yapılmış olan. | Dizgi makinelerinde satırları oluşturmak için eritilen antimon ve kurşun alaşımı. İLE Giriş yeri, giriş. | Bir binâ ya da binâ bölümünde ilk girilen ve asıl bölüme geçişi sağlayan yer, giriş. | Boğaz, körfez, tünel, geçit, sokak gibi yerlerin girişi, ağız. | Bir kitabın başında ayrıca yer alan, yapıtı ve içindeki konuları açıklayıcı bölüm, başlangıç, giriş, takdim, girizgâh. | Bir ilme başlangıç ya da hazırlık amacıyla yazılmış kısa ve özlü yapıt, risâle. | Bir işe karışma, parmağı olma, etkisi bulunma. | Türk mûsikîsinde fasıl başlarında peşrev yerini tutan, peşrevden daha kısa ve çok daha serbest olan beste. )
- METİN OKTAY SPOR SALONU :
( Yavuz Sultan Selim mahallesinde olan bu spor salonu çok amaçlı olarak Gençlik Spor İl Müdürlüğünün sorumluluğu altında hizmet vermektedir. )
- METİN OKTAY SPOR TESİSLERİ :
( Ferahevler Mahallesindedir. 1989'da açılışı yapıldı. Ancak Metin Oktay ismi, bilahare verildi. Çok amaçlı bir kapalı salon olup, İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanlığının kullanımındadır. )
- METİN SABANCI BALTALİMANI KEMİK HASTALIKLARI EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ :
( Baltalimanı Mahalle sınırları içindeki Baltalimanı Kemik ve Mafsal Veremi Hastanesi 1944'te 85 yataklı olarak açıldı. 1960'da hastanenin ismi Kemik Hastalıkları Hastanesi oldu. 2000'de Sağlık Bakanlığı ile Hacı Ömer Sabancı Vakfı arasında yapılan protokol gereğince çok büyük onarım gördü. Antlaşma gereği ismi de Metin Sabancı Baltalimanı Kemik Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi oldu. )
- METO, İSMAİL (İST. ?) :
( Kilyosludur. Kilyos'ta muhtarlık yaptı, sonraları Yenimahalle'de kahvehane ve gazino işletmeciliği yaptı. Milli mücadele sırasında Müdafayı Milliye (M.M.Grubu) içinde ye aldı. Anadolu'ya silah ve cephane kaçırılması işlerinde çalıştı. )
- METRE[Fr./İng.] ile/ve/||/<>/> TELEMETRE[Fr./İng.]
( Yer meridyen çemberinin kırk milyonda biri olarak kabul edilen, 100 cm'lik temel uzunluk ölçüsü birimi. | Genellikle desimetre, santimetre, milimetrelere bölünmüş ölçü aracı. İLE/VE/||/<>/> İki nokta arasındaki uzaklığı ölçmeye yarayan gereç. | Uzaklık gösteren değerlerin aktarılmasına yarayan araç. | Fotoğraf makinelerinde, çekimi yapılacak nesneye olan uzaklığı belirterek bunun ayarını yapan düzen. )
- METRİK GEOMETRİ ile KONUM GEOMETRİSİ
- METROBÜSLERDE:
BULAŞIM değil/yerine ULAŞIM
- METROPOLİT[Fr. < Yun.] değil/yerine/= ...
( Ortodoksların Patrik'ten sonra gelen ve bir bölgenin din işleriyle uğraşan din adamı. )
- METROPOL/MEGAPOL[Fr., İng.] ile/ve ANAKENT/BÜYÜKŞEHİR
- METRÛK ile BATTAL
( Terk edilmiş, bırakılmış, kullanılmasından vazgeçilmiş. İLE İşe yaramaz, kullanılmaz. | Alışılmış olandan büyük. )
- MEVÂKIT[Ar. < MEVKIT] ile MEVÂKİT[Ar. < MÎKAT]
( Önceden belirtilmiş zamanlar. İLE Bir iş için belirlenen vakitler. | Hacıların, ehrâma büründükleri yerler. )
- MEVÂLİD[Ar. < MEVLİD] ile MEVÂLÎD[Ar. < MEVLÛD]
( Doğulan yerler, mevlitler. İLE Yeni doğmuş bebekler. | Mevcutlar. )
- MEVÂTÎ[Ar. < MEVTÎ] ile MEVÂTÎ[Ar.]
( Ayak basılan yerler. İLE Cansız şeye özgü, cansızlarla ilgili. | İşlenmemiş toprağa özgü. )
- MEVCÛD ve/||/<>/> İCÂD
( Varolanlar olmadan, türetme[/icâd] olmaz. )
( İnsan. VE/||/<>/> Ürettikleri/üretilenler. )
- MEVHİBE İNÖNÜ PARKI (953/8 ADA) :
( Pınar mahallesindeki bu park, 1.364 m² alan üzerine inşâ edildi. [850,00 m²'lik yeşil alanı bulunmaktadır.] Parkın içinde basketbol sahası, oyun ve jimnastik alanı bulunuyor. )
- MEVLANA PARKI :
( İstinye Mahallesindedir. 7.795,00 m²'lik bir alan üzerindedir. 4.8813 m² yeşil alanı bulunmaktadır. )
- MEVLİD[Ar. < VELÂDET | çoğ. MEVÂLİD] ile MEVRİD[Ar. < VÜRÛD | çoğ. MEVÂRİD]
( Kişinin doğduğu yer. | Doğma, dünyaya gelme. | Doğulan zaman. | Hz. Muhammed'in doğumunu anlatan manzum eser.[en yaygın olanı, Süleyman Çelebi'nin yazdığı kitaptır.] İLE Varılacak yer/yol. )
- MEVLİT, HÜSEYİN (KIBRIS, 1937) :
( Kıbrıs'tan transfer edildi ve iki sezon (1957 - 1959) Sarıyer'de tescilli kaldı. Bu süre içinde 33 lig, 1 kupa maçı olmak üzere 34 resmi ve 7 özel maçla birlikte 41 maçta oyandı. Lig maçlarında 12 ve özel maçlarda 1 olmak üzere 13 kaydetti. Feriköy'e transfer ederek Sarıyer'den ayrıldı. )
- MEVTÂ[Ar. < MEYT, MEYYİT]["MEFTA" değil!] ile MEVTÂ'[Ar.]
( Ölüler, ölmüşler. İLE Ayağın bastığı yer. )
- MEVTÎ[Ar. çoğ. MEVÂTÎ] ile MEVKÎ
( Ayak basılan yerler. )
- MEVZİ'[Ar. < VAZ | çoğ. MEVÂZİ'] ile MEVZİÎ[Ar.]
( Bir şey konulacak yer. İLE Bir yere özgü, bir yerde olan, sınırı dar, yayılmamış, mahallî. )
- MEYAN ile MEYAN/MEYANKÖKÜ ile MEYAN[Fars. < MIYAN/MİYAN]
( Şarkıların üçüncü dizesi. İLE Fasulyegillerden, tatlı olan toprakaltı bölümleri tıpta kullanılan, çok yıllık, otsu bir bitki. İLE Ara, orta. )
( ... cum GLYCYRRHIZA GLABRA cum ... )
- MEYDAN MAHALLESİ MEZARLIĞI :
( Rumelihisarı'nda bulunan bu mezarlıkta zamanla terk edilerek ortadan kaldırıldı. )
- MEYDAN VERMEMEK ile/ve MEYDAN BIRAKMAMAK
- MEYDAN ile/ve/değil ALAN/SAHA
( FORUM: Büyük meydan. )
- MEYDAN ile/ve CAMİ/KÜLLİYE
( Batıda/Avrupa'da. İLE/VE Anadolu'da/Osmanlı'da/İslâm'da. )
- MEYDÂN[Ar.] ile MEY-DÂN[Ar.]
( Geniş, açık, düz yer/alan. | Yarışma/karşılaşma yeri. | Ortaklık. | Âyin yeri. | Fırsat, olanak. İLE Şarap kabı. )
- MEYDAN ile/ve/||/<> PAZAR
( Büyük pazarların kurulduğu yer. İLE/VE/||/<> Küçük pazarlar. )
- MEYHÂNE ile/ve/||/<> BOZAHÂNE[Fars. < BÛZEHÂNE(BİRAHÂNE)] ile/ve/||/<> KAHVEHÂNE
- MEYHÂNE ile KABARE
( ... İLE Çeşitli gösterilerin yapıldığı eğlence yeri. | Meyhane. )
- MEYHÂNE[Fars.] ile TAVERNA[İt.]
( ... İLE Çalgılı meyhane. )
- MEYİL[Ar.] değil/yerine/= EĞİM/EĞİKLİK/AKINTI
- MEYL[Ar.] ile/ve/||/<>/> MERAK[Ar.]
- MEYVEHOŞ[Ar.] değil/yerine/= KURUYEMİŞ
( Kuruyemiş. | Yemiş çarşısı. )
- MEYYÂL[Ar. < MEYL] ile EĞİLİMLİ/EĞİMLİ
( EĞİLEN | ÇOK İSTEKLİ, DÜŞKÜN )
- MEZÂBİL[Ar. < MEZBELE] ile MEZÂBİR[Ar. < MEZBER]
( Süprüntülükler, süprüntü dökülen yerler. İLE Kamışlar, kalemler. )
- MEZÂHİR[Ar. < MİZHER] ile MEZÂHİR/MAZÂHİR[Ar. < MAZHAR]
( Utlar. | Çiçekli yerler. İLE Bir şeyin göründüğü, çıktığı yerler. Nâil olmalar, onurlanmalar/şereflenmeler. )
- MEZAR/MASTAVA ile/ve/>/değil APINK
ELLER HAVAYA!!!
Sen! Yalnız adam!Duy sesimizi!
Paran yetmez,
Yıkmaya direncimizi!
Çek git yakamızdan, çek git ülkene!
Uç uç, bu dünyadan bir daha gelme!
Eller, eller, eller, eller, eller havaya!
Bergama'dan çıktık yola, Akkuyu'ya!
Eller, eller, eller, eller, eller havaya!
Gerekirse yürümeli, Ankara'ya!
Politik söylemleriniz, parasal güçleriniz,
Kuruyan nehirler, göller sizin eseriniz!
Bu köylü, bu toprak, bu ağaç bizim!
Benim ülkem çöplük değil!
Çektirin gidin!
Eller, eller, eller, eller, eller havaya!
Bergama'dan çıktık yola, Akkuyu'ya!
Eller, eller, eller, eller, eller havaya!
Gerekirse yürümeli, Ankara'ya!
Eller, eller, eller, eller, eller havaya!
Bergama'dan çıktık yola, Akkuyu'ya!
Eller, eller, eller, eller, eller havaya!
Gerekirse yürümeli, Ankara'ya!
Teşekkürler! Sevgili, Haluk LEVENT!
Rio de Janerio: Yaklaşık 400 yaşındaki kentin yaslandığı tepelerden Corcovado dağında bulunan, 30 metre yüksekliğindeki ve dünyanın en geniş heykellerinden biri olan ''Christ the Redeemer'', karnavallarıyla ünlü Rio'yu ve halkını her türlü kötülüklere karşı koruyor. Brezilya'nın 10 milyon nüfuslu bu ikinci büyük kenti, koloni dönemindeki Afrikalı, Avrupalı ve Güney Amerikalı toplumların birlikte yaşamalarıyla ve hatta aralarında yaptıkları evliliklerle şimdiki kültürel yapısına kavuştuğundan, aynı heykel ''tüm ataların ve anaların'' da ortak simgesi...
Brüksel: Kentin tanıtımında en ünlü simge olan ''İşeyen Çocuk Çeşmesi'' nin de siyasi ya da dinsel tarihle hiçbir ilgisi yok. 1619 yılında Jerome Duquesnoy tarafından yapılan çeşme, Belçikalıların eski bir kent söylencesine ait... Zengin bir Brükselli, ulusal şenlikler sırasında tek ve biricik oğlunu kaybeder. Çocuk beş gün sonra Rue de l'Etuve denen ve ''soyluların'' oturdukları sokağın köşesine ''işerken'' bulunur. Sonra da aynı köşeye, bu çocuksu cesareti ''kent belleğine'' taşımak için bronz bir heykeli dikilir.
Londra: Bizde, örneğin Galata Köprüsü yerine Boğaziçi Köprüsü'nü İstanbul'un simgesi sayan ''muhafazakâr'lar ile İngiliz muhafazakârlığı arasındaki farkın en çarpıcı göstergesi, Londralıların aynı konuda tarihi 'Tower Bridge'i yeğlemeleri...
New York: Kentle birlikte ABD'yi de simgeleyen 45 metrelik ''Özgürlük Anıtı'' 28 Ekim 1886 tarihinde açıldı. Amerika'nın siyasal özgürlüğünü kutlamak ve bunu da 'Fırsatlar Şehri'ne armağan etmek amacıyla 1865'te yapımına karar verildikten 21 yıl sonra tamamlanabilen anıt-heykelin seyir katına 354 basamak çıkıyor...
Paris: Adını, tasarımcısı Gustave Eiffel' den alan ve 1930'a kadar dünyanın en yüksek yapısı olan Eyfel Kulesi (320 m.), 19. yüzyılın çelik sanayisini de anıtlaştırmıştır. Paris'in en güzel bu kuleden görünmesinin nedeni olarak; ''Çünkü Eyfel'en bakınca kendisini göremezsiniz'' denilmesi de ''zarifliğiyle'' ünlü kent halkının çelikten ''simgelerine'' yönelik nazik eleştirisidir...
Sydney: Bu kenti de bir ''mimarlık gösterisi'' simgelemekte; Opera Binası... Yelkene benzeyen çatısıyla ün yapan binayı mimar Jorn Utzon tasarladı ve 1959-1973 yılları arasında inşa edildi. Ne var ki Utzon, kendi tasarımına tümüyle uyulmadığı için 1966 yılında projeden ayrıldı. Binayı daha sonra Avustralyalı bir grup tamamladı. Sydney'in hemen tüm kartpostallarında Opera Binası yer almakta...
Kopenhag: Kuzey Avrupa'nın soğuk denizlerinde gemicilerin düşü olan ''denizkızı'' bu kentin simgesi. Danimarkalı yazar Andersen' in dünyaca ünlü öykülerinden esinlenilerek limana yapılan küçük heykel, âşık olduğu prensle ancak kıyıya çıkarak görüşebilen denizkızını anlatıyor...
YUNANİSTAN
II. Mahmut'tan Yunan İsyanına DestekNisan 1821, Fener Patrikhanesi
Alemdar Mustafa Paşa Rumeli askeriyle Topkapı Sarayı'nın kapısına dayandığında padişah IV. Mustafa hem III. Selim'in, hem de II. Mahmut'un öldürülmesi emrini vermişti. Selim öldürüldü ama Mahmut haremdeki kadınların yardımıyla kurtuldu ve ardından tahta geçti. Napolyon'un çağdaşı olan II. Mahmut, Fransız imparatorunun Rusya'nın üzerine yürümesinden memnundu.
Napolyon'un başarıları yüzyıllardır Ruslarla savaşmakta olan Osmanlıların işine geliyordu. Dolayısıyla Fransızlarla Osmanlıların ilişkileri bu dönemde hayli gelişecekti. Avrupa ve Rusya Napolyon'la uğraşırken II. Mahmut da Osmanlı İmparatorluğunda bazı reformlar yapma olanağını bulacaktı.
Ancak Fransa sadece Avrupa ve Rusya'nın başına bela olacak bir Napolyon'u çıkarmakla kalmamıştı, aynı zamanda 1789 devrimini de gerçekleştirmiş ve bu devrimin rüzgarı Osmanlının egemenliği altındaki topraklara kadar ulaşmıştı. Fransız devriminin yaydığı fikirler, başta Balkanlar olmak üzere, Osmanlıların da canının sıkılmasına neden olan milliyetçi akımları birçok yerde güçlendirecekti. Bunlardan biri de Yunanistan'dı. Ortodoks dininin egemen olduğu Balkanları kendi hegemonya alanı olarak gören Rusların, Sırbistan ve Yunanistan'ın bağımsızlığı için uğraşmaları anlaşılır bir şeydi.
Nitekim 1814'de, Rusya'daki Yunan tüccarları tarafından Odesa'da kurulan "Philiki Hetairia" örgütü Yunan bağımsızlığı için önemli bir adım olacaktı. Bir süre sonra Osmanlılardan bağımsızlık kazanmak için Balkanlarda başlatılmak istenen savaş hemen sonuçlarını vermeyecekti ama artık fitil de tutuşturulmuş oluyordu.
Aslında kendilerini Bizans İmparatorluğunun varisi olarak gören Rumların Osmanlı egemenliği altında hayli ayrıcalıklı bir statüsü vardı. Başkent İstanbul'un nüfusunun önemli bir kesimini oluşturan Rumlar dış ilişkiler başta olmak üzere Osmanlı devletinin birçok önemli mevkisini işgal ediyordu. Osmanlı devletinin Avrupa ülkeleriyle diplomatik ilişkilerinde kullandığı dil esas olarak Yunancaydı. Tabii en önemlisi de Fener Patrikhanesi'nin İstanbul'da bulunmasıydı. Ortodoks kilisesinin merkezinin İstanbul'da olması ve varlıklı Fener aristokrasisinin Osmanlı sultanlarıyla iyi geçinmeyi temel alan ilişkileri Osmanlının Yunan/Rum tebaasıyla olan ilişkileri açısından da belirleyici bir öneme sahipti.
Ama ne olursa olsun, sonuçta Yunanistan yüzlerce yıldır Osmanlı'nın egemenliği altındaydı ve artık çağ ulusal esaslara göre yeni devletlerin mantar gibi fışkırdığı, ulus-devlet modelinin evrenselleşmeye başladığı bir çağdı. Dolayısıyla Yunanistan'ın da kendi bağımsızlığı için ayaklanması ve savaşmaya başlaması doğaldı. Uzunca bir zamandan beri Yunanistan ve Arnavutluk'un bir bölümünde fiilen hükümranlık kurmuş Tepedelenli Ali Paşa'nın II. Mahmut'un orduları tarafından tepelenmeye çalışılmasını fırsat bilen Yunan milliyetçileri Mart 1821'de ayaklandılar.
Asıl destek adalardaki tüccarlardan, orta sınıftan ve köylülerden geliyordu. Özellikle deniz ticaretiyle uğraşan Yunan adaları hem zenginleşmiş, hem de başta Marsilya olmak üzere Fransa ile olan yoğun ilişkileri çerçevesinde milliyetçi fikirlere açık hale gelmişti. Bir yandan Tepedelenli Ali Paşa, diğer yandan da İran'la savaş halinde olan Osmanlı orduları ilk aşamada isyanı bastırmakta güçlük çektiler.
Böyle bir ayaklanmayı pek beklemeyen II. Mahmut büyük bir öfkeye ve paniğe kapıldı. Paniklemişti, çünkü Rumlar hep birlikte ayaklandıklarında İstanbul'u, en azından Galata ve Beyoğlu'nu ele geçirirler diye korkuyordu. Nitekim gizli bir emir vererek İstanbul'daki Müslüman ahalinin böyle bir Rum ayaklanmasına karşı koymak üzere silahlanmasını istedi. Yeniçeri kışlalarına da gerektiğinde sivil halka dağıtılmak üzere yeteri kadar silah bulundurmalarını emretti.
Öfkesini ise Fener Patrikhanesi'nden çıkaracaktı. Evet, yüzlerce yıldır ataları da her türlü başkaldırıyı kan dökerek, şiddetle bastırmıştı ve atalarından bildiği yolu izlemesi şaşırtıcı değildi. Ayrıca o sıralarda aşınmış olan merkezi otoriteyi, yani kendi otoritesini güçlendirmek için yerel otoritelerin ve ayaklanmaların üzerine şiddetle giderek despotlukta bir hayli ün de kazanmıştı. Ama yine de öyle akılsızca hareket edecekti ki, karşısındaki güçleri birleştirmekle kalmayacak, durduk yerde bir din şehidi yaratacak ve kendisine karşı mücadele edenlere etkili bir bayrak armağan edecekti.
Dönemine göre bir "aydın" olduğu söylenebilecek padişahın "aydın despotluğunu" annesi "Fransız Sultan"dan aldığı ileri sürülmüştü. Ve kan dökmeye alışık bu "aydın" Sultan, Yunan ayaklanmasının arkasında Ortodoks kilisesinin olduğuna inanıyordu. Öyleyse önce kilisenin önde gelenlerini cezalandırarak işe başlamak gerekir, diye düşünüyordu. Oysa Fener Patrikhanesinin patlak veren ayaklanmanın arkasında olduğu kanıtlanamazdı. Evet, kimi yoksul papazlar ve din görevlileri isyancılarla beraber olabilirdi, ama Fener yöneticileri, patrik ve piskoposlar bu hareketten rahatsızdılar ve kendi konumlarını da tehlikeye attığının bilincindeydiler.
Nitekim Mora'da ayaklanma başladıktan sonra Fener Patrikhanesi Ortodoks Kilisesi adına resmi bir açıklama yapacak ve ayaklanmayı kınarken Sultan'a bağlılığını bir kez daha vurgulayacaktı. Ancak II. Mahmut açısından bunların hepsi oyundu. Fener Patrikhanesi hem ayaklanmayı gizlice destekliyor, hem de kendisini kurtarmak için bu tür açıklamalar yapıyordu. Oysa durum böyle olsa bile, bu açıklamanın ayaklanan güçleri bölmek için bir silah olarak kullanılması mümkünken öfkesinin esiri olan padişah budalaca hareket edecekti.
İşte böylece, Mora'daki ayaklanmanın başlamasından birkaç hafta sonra, 22 Nisan 1821'de yaklaşan Paskalya için ayin yapılırken silahlı askerler Haliç'in kıyısındaki Fener Patrikhanesi'ne daldılar. Ayinin bitmesini sabırsızca beklemeyi nasıl akıl ettiler Allah bilir, ama ayin biter bitmez tören cüppeleri içindeki Patrik Gregorius ve beraberindeki piskoposlarla papazları yakaladılar. Bir anda ortaya çıkan cellatlar kementlerini Patrikle diğerlerinin boynuna dolayıverdiler. Sürüklenerek Patrikhanenin kapısına getirilen Gregorius buradaki bir çengele asılıverdi. Tüm Rumlara gözdağı vermek için Patriğin cesedi üç gün boyunca orada asılı kalırken, diğer piskoposlar da İstanbul'un çeşitli semtlerinde aynı şekilde asılarak günlerce teşhir edildi. Sultan Mahmut bu katliamın ardından Rumların tepki gösterebileceğini de düşünmüş ve İstanbul'a dışarıdan askeri birlikler getirtmeyi ihmal etmemişti.
Ayrıca Müslüman halk da Rumlara ve Hıristiyanlara karşı silahlandırılıp, kışkırtıldı. Gözü dönmüş topluluklar günlerce İstanbul'un altını üstüne getirerek terör estirdiler; insanları öldürdüler, kiliseleri yağmaladılar, hatta Patriğin tahtını bile parçaladılar.
Bu arada Sultan Mahmut'un da öfkesi dinmek bilmiyordu. İyice çileden çıkmış olan Padişah, Ortodoks Hıristiyanları daha da aşağılamak ve küçük düşürmek için Patriğin cesedinin Yahudilere verilmesini ve bir pazar yerinde Yahudiler tarafından ayağından sürüklendikten sonra bir taşa bağlanıp Haliç'e atılmasını emredecekti.
Böylece Osmanlı Sultanı İstanbul'daki Rumların herhangi bir harekete kalkışmasını belki önlemişti ama bir anda imparatorluk topraklarında yaşayanların dörtte birini, sadece Rumları değil bütün Ortodoks Hıristiyanları kendisine düşman etmeyi başarmıştı.
Olanlara kayıtsız kalmayan Avrupa devletleri Osmanlı devleti üzerinde ağır bir baskı kurdu. Bu arada zaten geleneksel olarak eski Yunan uygarlığından gelen hayranlık ve bağlılık duygulan artık tüm Avrupa'da Yunanistan'ın bağımsızlık savaşının daha büyük ölçüde desteklenmesini getirecekti. "Barbar Türkler" "Uygar Yunanlıları" böylesine vahşice katlederken Avrupa'nın hareketsiz kalması mümkün değildi. Ve sonuçta çok geçmeden Yunanistan tam da bu destek sayesinde, Avrupa'nın Hıristiyan devletlerinin eliyle bağımsızlığını kazanacaktı.
Yunanistan'daki ayaklanmalar Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa'nın oğlu İbrahim Paşa'nın ordusuyla bastırılacaktı ama Rusya ve diğer büyük devletler yapılanları unutmayacak ve Yunan davasının zafere ulaşmasını sağlayacaklardı. 1827'de Navarin'de Osmanlı-Mısır donanması ağır bir yenilgiye uğratıldıktan ve Ruslar yine Balkanlara indikten sonra Eylül 1827'de Edirne'de yapılan anlaşma ile Yunanistan'ın bağımsızlığı resmen tanınacaktı.
Öte yandan cesedi Haliç'in sularına atılan Gregorius'un hikayesi orada bitmedi. Bağlandığı taştan kurtularak suyun yüzeyine çıkan ceset Rusya'ya tahıl götüren bir Rum gemisi tarafından bulundu. Bunun "din şehidi" Patrik için ilahi bir mesaj olarak algılanması kadar doğal bir şey olamazdı. Gemi Odesa'ya ulaştığında Gregorius dini ve vatanı uğruna şehit olmuş kutsal bir kişi, bir "aziz" olarak büyük bir törenle toprağa verildi. Aslında Osmanlıya bağlı olan ve ayaklanmacılara karşı çıkan talihsiz adam artık bağımsızlık mücadelesi verenlerin elinde bir meşale olacak ve hep öyle kalacaktı. Yarım yüzyıl sonra Ruslar Ortodoks kiliseleri arasındaki ilişkileri geliştirmek için Patriğin kemiklerini anavatanı Yunanistan'a gönderdiler. Atina'daki Metropol katedralinin girişine defnedilen Patriğin mezarı o gün bugündür dindar Yunanlılarca bir türbe gibi ziyaret ediliyor.
DİKENLİ TELLER
Madenlerden tel ekme tekniğini bulmakla yetinmeyen insan, bu icadından çeşitli sanat ve sanayi dalları yarattı. Kafes ve kümes telinden, gelin ve telgraf teline uzanan tel türlerinden birisi de dikenli teldir. Kadayıf telinden çok devedikenine benzeyen dikenli tele "teldikeni" de denebilirmiş ama, adı konmuş bir kere, değişmesi zor. Bozkırda sığır güden kovboylar için üretilen dikenli tel, savaşlarda toplama kamplarında kullanılmış. Kimi ülkeler telin üretimini, kimi ticaretini yasaklamış; ötekiler de tüketimi. Ülkemizde dikenli telle ilgili yasal kısıtlamalar olup olmadığı kesin bilinmiyor. Ancak nerede "yasak" levhası varsa onun yakınında dikenli tel örgü bulunması yabancı konuklarımızın hemen dikkatini çekiyor. Çünkü, yasak ya da tehlikeli bölge simgesi olan dikenli telin tüketim düzeyi, ülkenin kültür düzeyi ile yapısal ve açısal sorunlarını gösteriyor. Filtreli sigara ve Calcium(kuvvet) iğnesi türünden Frenk icatlarına fazlaca düşkün olan milletlerin dikenli tel tüketme eğiliminin giderek yükseldiği saptanmış. Yakın geleceğin üst düzey devlet yöneticiliğine aday olan sevgili evlatlarımıza karşı dikenli telin saldırganca kullanıldığı da anlaşılmış. Üstelik, eskiçağlarda "dikendutu" olarak bilinen böğürtlen çitleri yerine, günümüzde dikenli telörgüler kullanılması da çocuklarımızı hiç mutlu etmiyormuş. Nüfusunun yüzde elli oranında şehirli, yüzde yetmiş oranında okuryazar olmasıyla övünen Türkiye'deki dikenli tel tüketimi, plancılarla iktisatçıların tüylerini diken diken eden bir artış hızına ulaşmış. Kesin olmayan ilk hesaplamalara göre yıllık yüzde yüzyirmisekiz dolayındaki tüketim artışı, resmi enflasyon rakamlarını üçe katlayabilen tek tüketim kalemidir.Bu denemede, dikenli telin şehir halkı ile topluma etkileri üzerinde durulmakta, güncelleşen milli soruna medeni bir çözüm yolu aranmaktadır.
Dikenli telin güvenilir tarihçesi ne yazık ki hâlâ yazılmamış. Tüm bildiklerimiz, yabancı dillerdeki ünlü ansiklopedilerden aktarılıyor. İlk üretim patenti 1874 yılında alınmış. Amerikalı mucit, madeni tele diken takmanın teknik kolayını (aletini) bulmuş. Erkeksi görüntüsünü vurgulamak için, bu yeni icada "sakallı tel" adı verilmiş. Çoğu sakallı olan yiğitlerimiz, Birinci Dünya Savaşı sırasında Mısır'da tanıştıkları yeni silaha "dikenli tel" adını koymuşlar. Sakalın traş çaresi var da dikeninki yok. Dikenli tel örgüler, o gün bugündür, düşmanlara, kaçakçılara, hırsızlara, savaş esirlerine tutuklulara, gözaltına alınanlara karşı bir güvenlik önlemi (aracı) olarak, inşaat şantiyelerinde, Hazine'den tahsisli resmi konutlarda, spor-eğitim ve turizm tesislerinde, yasak ve hassas bölgelerde, saray, köşk, müze ve çocuk bahçelerinde kullanılıyor. Kendi ülkelerinde dikenli teli belki hiç görmemiş olan kimi diplomatlar, bizdeki yaygın kullanıma özenerek, Kançılarya ve Rezidansların bahçe duvarlarını dikenli tellerle takviye etmeye başlamışlar. Bilinen çoğu örnek olaylar, dikenli tel çitlerin, aslında etkili olmadığını ve sadece "yasak" anlamında kullanıldığını ortaya koyuyormuş.
Genellikle güvenilir kaynaklardan alınan derlenen doğrulanmamış bilgilere göre, 1890'da 2000 ton olan dünya dikenli tel üretimi, 1930'da yaklaşık 200.000 tona, 1980'de 22.888.900 metrik tona ulaşmış. Avrupa, Akdeniz ve İslam ülkeleri arasındaki tüketim hızı artışında Türkiye yıllardır ilk sıraları koruyormuş. BM istatistikleri, sanayi ülkelerinde üretilen üstün kaliteli dikenli tellerin daha çok gelişmekte olan ülkelerde tüketildiğini gösteriyormuş. Sivil amaçlı projelerde, DT-7-ASA 9000 TSE standardına uygun (galvanizli çelikten yapılmış) piyasada "Kirpi" mal diye bilinen ithal mallar ihracatında adı geçen ülkeler, dikenli tel kullanılmasını tümden yasaklamışlar. Hatta, et ve süt paketleri üzerinde "Dikenli telsiz çiftliklerde üretilmiştir" damgası vuruluyormuş. Afrika İnsan Hakları Derneği'nin 1986 tarihli araştırması da, dikenli telin hayvanlardan çok yurttaşlara ve şehirlilere karşı kullanıldığı gerçeğini ortaya koymuş.
İlk "Dikenli Tel Yasası" 1894'te İngiltere'de yürürlüğe girmiş. Yasa, dikenli telin insanlara ve hayvanlara zarar verecek şekilde kullanılmasını yasaklamış. Meskûn yerlerde ve yol kenarında kurulu tel örgüler kaldırılmış, yasaya uymayan kişi ve kurumlara ağır cezalar kesilmiş. Yasa başarılı olmuş. Medeni ülkelere sokulmayan dikenli teller, günümüzde artık medeniyet merkezi sayılan şehirlerde görülüyor. "Gülü seven dikenine katlanır" sözü uyarınca, dikenl tel, en çok da, anıt ve sanat yapıları, okullar, luna-parklar ile çocuk bahçelerinde "yasak" (girilmez/geçilmez/dokunulmaz) anlamında kullanılıyor. Kime karşı, neden yasak? Malı mı koruduğu yoksa canı mı sakındığı? belirsiz olan yasağın kendisi, tehlikesinden büyük bir simge! "Dikkat Köpek Var!" ihbarı gibi, "Dikkat Dikenli Tel" diye uyarmak gerekir hemşerileri.
Dikenli telden korunmak için neler yapılabilir? Telin dikenlerini traşlayan elektriklitraş makine patenti 1974'te alınmışsa da, yapılan pazar araştırmaları sonunda, talep azlığı nedeniyle üretime geçilememiş. Uluslararası Hayvanları Koruma Derneği'nin dergisine göre, en basit ve ucuzundan bir tel makası ve iki kalifiye işçi ile yaklaşık 200.000 metrelik tel örgünün üç günde kesilip kaldırılacağı; diken-traş makinelerine hiç ihtiyaç bulunmadığı anlaşılmış. Bu yüzden diken traşlama makinesi yerine, çim-biçme makineleri alınması tavsiye ediliyor.
En kolay ve etkili çözümü Türk çocukları bulmuş. Dikenli telleri, birer yay teli gibi gerip birbirine bağlayarak tel örgülerde 40-50 santimetrelik pencereler açmayı öğrenmişler. Çok büyük değil ama geçmeye yetiyor. Gönüller şen olsun! Büyüklerce tasarlanan tel engellerin çocuklara karşı etkili olmadığı görülüyor. Uzun sözün kısası, dikenli tel, öyle aşılmaz, geçilmez, sağlam ya da dayanıklı bir engel değildir. Tırmalar, yaralar, belki sakatlar ama kararlı kişileri durduramaz. Hele bizim mahalle çocuklarını asla!
Dikenli telle yıllardır içli-dışlı yaşamaya alışmış bir toplumdaki dikenli tel alışkanlığı nasıl giderilebilir? Günlük hayatımızın parçası olan tellerden vazgeçilebilir mi? Şili, Peru ve Uruguay'daki ilk denemeler, yasağın karaborsaya yol açtığı ve milli standarda uymayan malların piyasaya sürüldüğünü göstermiş. Halkın taklitlerden sakınması güçleşmiş. Ayrca, "Dikenli tel kullanmak yasaktır" levhalarının dikenli telle çevrilmesi de -resmi tüketimin artmasına yol açarken- muhalefet basınında çıkan karikatürlere konu olmuş.
Dikenli telin sakıncası yalnızca ele-göze batmasından, gelip geçen vatandaşların elbise ve eteklerini yırtmasından, her ay yüzler ve binlerce çocuğa yok yere tetanoz serumu yapılmasından ibaret değildir. Asıl üzerinde durulması gereken sorun, dikenli telin gelişigüzel kullanımından doğan duygusal tepki ve manevi yıkıntılardır. AT ülkeleri, Belediyeler Biriği Genel Kurulu, dikenli telle korunmuş kent mekânlarının, hemşeriye hakaret, çocuklara saldırı, milli onura saygısızlık, kamu yararına "muzır" olduğuna karar vermiş.
Güney Amerika'da 1985'te yapılan bir kamuoyu yoklamasına göre, dikenli telli şehirlerde yetişen çocukların, küçüklerini sevmediği, büyüklerini saymadığı, vatandaşlık görevlerini yerine getirmediği görülmüş.* Yakın Doğu'nun Sincan özerk yöresinde at koşturan soydaşlarımızla geçen yaz yapılan bilimsel söyleşide, Uygurlar'ın dikenli tel örgüleri hiç bilmedikleri anlaşılmış. New York Belediyesi de, Batı Yakası'nın Öyküsü filminden sonra okul bahçeleri çevresindeki tel örgüleri tümden kaldırmaya karar vermiş. Çünkü bu okullarda yetişmiş çocukların 2-3 katlı binalara merdivensiz tırmandıkları görülmüş.
Dikenli telden yapılmış en ünlü engel, Birinci Savaş'ta Avusturya (Alp) Cephesi'nde savaşan ve zafer kazanan İtalyan piyadelerinin "Konçertino" (Küçük Konçerto) adını verdikleri istihkam (savaş) aracıdır. Akordiyon körüğü gibi açılıp kapanabilen, rüzgarlı kış gecelerinde, memleket ezgilerini anımsatan özlem dolu sesler çıkaran dikenli kangallar bir dönem Napoliten serenadlar kadar ün kazanmış. İtalyan savaşçılarn kara mizahı, medeniyet yolunda ilerleyen insanlık onuru için görkemli bir esin kaynağı olabilir mi? diye düşünüyorum.
Fantastik çözüm yolları geliyor insanların aklına. Önce, dikenli tel örgülerin önünde ya da arkasına yerleştirilecek sanayi tipi, kuvvetli hava üfüren vantilatörlerle, dikenli tellerin müzik yapma gücü kanıtlanabilir ve amatör müzikseverlerin bu telleri dev akordiyonlar gibi çalması sağlanabilir. İkinci ve daha etkili çözüm yolu olarak şehir merkezi (Centrum) çevresinden sökülecek dikenli tellerden yapılacak Santurlar, Belediye konservatuvar öğrencilerine parasız dağıtılabilir. Hele bir düşünün, değerli dostlarım: "Konser ya da Konçerto alanı: Giriş Serbesttir! Alışageldiğimiz, dikenli yasaklar yerine kulağa ne kadar hoş geliyor, değil mi?
Yasaklar konusunu işleyip de, dikenli tel örgülere yer vermeyen kimi usta sanatçılarımıza buradan kişisel bir çağrıda bulunmak istiyorum. Yaşar Kemal gibi yazarlar dikenli tel yasaklarına karşı bir kampanya açabilirler. Kampanyanın koordinatörlüğünü belirlemek üzere uluslararası yarışmalar da düzenlenebilr. Belediye Başkanlığı, İl Eğitim Müdürlüğü ile İlçe Zabıta Amirliği'nin açılacak yarışmaya danışman olarak katılması sağlanabilir. En çok (kilo veya kilometre) dikenli teli en kısa zamanda söküp kaldıran yerel örgüte, çocuk ve yaşlı hemşerilerden kurulu yarışma jürisi tarafından Büyük Belde Belediyeler Birliği (BBBB)'nin Başarı Beratı (BB) verilebilir. Yarışmayı kazanan örgüt bandosu ile Konservatuvar Santur Heyeti'nin şehir merkezinde konserler vermesi de düşünülebilir. Tanıtma Vakıflarımız, yeni spor dalının, Akdeniz ve Balkan Oyunları ile Olimpiyat programına alınması için harekete geçirilebilir. Uluslararası yarışmalardaki ulusal başarılara yıllardır özlem duyan ülkemiz, bir yandan altın madalyaları toplarken, barışcı çabalarındaki başarısından dolayı Nobel'e aday da olabilir. Belki hayal denecek ama dikenli tel örgülerimizin kaldırılabileceğini ve şehir merkezlerinin dikensiz, toplu-taşıma raylar ile örülebileceğini sanıyorum. Dikensiz şehir merkezlerinde yetişen kuşakların güllere karşı daha duyarlı ve saygılı olacaklarını da hayal ediyorum.
Dikenli tel, ekili tarlaları, başıboş sürülere karşı başarıyla korumuştur. Endüstrileşen ülkelerde bostana giren danalar tasarım önlemleriyle durduruldu. Zamana ayak uyduramayan ve geri kalmış ülkelerde, şehirlerin konut, eğitim, sağlık, üretim, ulaşım, dinlenme ve savunma bölgeleri birbirine karışınca, tel örgülü yasaklar kaçınılmaz olmuş. Çağdaş Belediyeler, savaşı anımsatan yasakları yaşatmak yerine dikensiz mekanlar yaratmak yolunu seçti. Kent bölgeleri yasalarla belirlenince dikenli tel yasaklara gerek kalmamış. Parklarda, hipodromda, Hisarda, stadyumda, okulda ve otoyoldaki dikenli "yasak"ların yerini biz de deneyebiliriz. Halk dilinde "köşeyi dönmek" başarmak anlamına gelir. Oysa Hemşeri, köşeleri değil, kestirmelerin dikkenarlardan yaklaşık, üçte-bir oranında daha kısa ve kârlı olduğunu keşfetmiştir. Dikdörtgen prizmanın köşegenleri yaya trafiğe açılınca, köşeleri bekleyen dikenler işlevsiz kalır. Böylece, uygar davranışa duyarlı şehir tasarımı, dikenli telin kullanma gerekçesini ortadan kaldırır. Dikenli tele çözüm bulan Belediye (Başkanı), "Gidemediğin yer senin değildir." sözüyle ünlü Sivas Valisi Halil Rıfat Paşa gibi, tarihe geçebilir. Gidilen her yer belediyenin, vatandaşın malı olur, vatan olur. Bu öneri de, kuşkusuz, biraz hayal-kurgudur ama gerçek-üstü kuruntu değildir.
Vatandaşımıza, "Girebildiğin her yer senindir. Bu vatan senindir" diyebilmeliyiz.
* Manuel Scorza, Dikenli Tel adlı belgesel romanında (Türkçesi 1975), dikenli teli bir silah gibi kullanan sömürgecilere yenik düşen ve tüm otlaklarını yitiren Peru'lu köylülerin öyküsünü anlatır. Köyün rahibi, dikenli tel örgüyü "Şeytanla top oynayan kişinin işine", Yerli-köylülerse, "Tanrı'nın Gazabına" benzetmişler, Tanrı'ya yalvarmışlarsa da sonuç hiç değişmemiş!
Sayın Bozkurt Güvenç'in, İnsan ve Kültür adlı kitabından...
Evliya ÇELEBİ'ye, İbn Battuta'ya, STRABON'a...
sözlük ve yayınlarından yararlandığımız yazarlara, paylaşımları/katkıları için çok teşekkür ederiz.
(1996'dan beri)